RÖPORTAJ
70 Yılı Aşkın Entegre Güç: Çuhadaroğlu’nun Alüminyumda Uçtan Uca Uzmanlığı
Yayınlandı
7 ay önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Çuhadaroğlu Metal Sanayi ve Pazarlama A.Ş. Satış ve Pazarlama Müdürü Ali Tuna Şenatlı
Çuhadaroğlu, alüminyum mimari sistemlerden endüstriyel çözümlere uzanan geniş faaliyet alanını; tasarım, Ar-Ge, üretim ve uygulamayı tek çatı altında toplayan entegre yapısıyla yönetiyor. Halka açık ilk ve tek alüminyum üreticisi olmasının yanı sıra, dökümden montaja kadar tüm süreçleri kendi bünyesinde yürüten bu yapı, firmayı yalnızca bir üretici değil, yüksek katma değerli mühendislik ve teknoloji ortağı olarak ayrıştırıyor.
- Şirketinizin faaliyet gösterdiği ana iş kollarını ve marka yapılanmanızı, bugün geldiğiniz nokta itibarıyla nasıl tanımlarsınız? Bu yapı içinde sizi rakiplerinizden ayrıştıran temel unsurlar nelerdir?
Çuhadaroğlu, alüminyum mimari sistemler ve ileri mühendislik çözümleri alanında faaliyet gösteren, tasarımdan üretime ve uygulamaya kadar tüm süreçleri entegre şekilde yürüten, 1954 senesinde kurulmuş ve 70 yaşını geçmiş firmalar arasına katılan köklü bir sanayi kuruluşudur. Ana iş kollarımız; alüminyum doğrama sistemleri, giydirme cephe çözümleri, kapı–pencere ve sürme sistemleri ile yüksek güvenlikli, enerji verimli ve özel performans gerektiren mimari sistemlerden oluşmaktadır. Bunun yanında otomotiv, savunma sanayi, havacılık, raylı sistemler, beyaz eşya ve makine sektörlerine yönelik endüstriyel alüminyum profil üretimi de faaliyet alanlarımız arasında yer almaktadır.
Bu çok yönlü yapı, interal, interax, interwall, intersecure ve interdigi markalarımız altında yapılandırılmıştır. interal mimari alüminyum sistemleriyle, interax otomatik ve cam sistemleriyle, interwall ofis bölme çözümleriyle, intersecure yangına, kurşuna ve patlamaya dayanıklı yüksek güvenlikli sistemleriyle, interdigi ise dijitalleşme ve BIM tabanlı çözümlerle farklı ihtiyaçlara odaklanmaktadır.
Çuhadaroğlu’nu rakiplerinden ayıran en temel unsur, öncelikle Borsa İstanbul’ a kote olarak halka açık ilk ve tek alüminyum üreticisi olmasının yanında; Türkiye’de dökümden ekstrüzyona, yüzey işlemden montaja kadar tüm üretim ve uygulama süreçlerini kendi bünyesinde gerçekleştiren ilk ve tek firma olmasıdır. Bu entegre yapı; kalite kontrol, süreklilik, esneklik ve proje bazlı özel çözümler üretme kabiliyetini beraberinde getirmektedir. Ayrıca Ar-Ge ve Tasarım Merkezi bünyesinde geliştirilen, uluslararası sertifikalara sahip enerji verimli ve sürdürülebilir ürünler, firmayı yalnızca üretici değil, aynı zamanda teknoloji ve çözüm ortağı konumuna taşımaktadır.
- 2025 yılını hem sektörünüz hem de şirketiniz özelinde nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu dönemde karşılaştığınız başlıca fırsatlar ve zorluklar neler oldu?
2025 yılı, global alüminyum sektörü açısından belirsizliklerin yüksek seyrettiği, talebin birçok pazarda dalgalı ve zayıf kaldığı bir yıl olarak öne çıktı. Jeopolitik riskler, ticaret gerilimleri, artan maliyet baskıları ve yatırım kararlarını etkileyen kırılgan makroekonomik ortam, sektör genelinde daha temkinli bir satın alma yaklaşımını beraberinde getirdi. Bu dönemde alüminyum talebinin ana sürükleyicileri yine ulaşım, inşaat, ambalaj ve elektrik/enerji altyapısı gibi alanlar oldu.
2025’in dikkat çeken başlıklarından biri de regülasyon ve sürdürülebilirlik ekseninde yükselen maliyetlerdi. Özellikle Avrupa Birliği’nin CBAM sürecinin 2026 itibarıyla kesin uygulamaya geçecek olması, AB’ye ihracat yapan veya AB tedarik zincirinde yer alan şirketlerde karbon maliyeti ve izlenebilirlik gündemini daha stratejik bir noktaya taşıdı.
Türkiye tarafında ise 2025, hem iç pazar dinamiklerinin hem de ihracat pazarlarındaki rekabetin yoğun hissedildiği bir yıl oldu. Döviz, finansmana erişim, maliyet yapıları ve Avrupa’daki talep görünümü gibi başlıklar, fiyat hassasiyetini artırırken; müşteri beklentilerinde hız, kalite ve esneklik ön plana çıktı. Bu atmosferde alüminyum sektöründe rekabet daha da “katma değerli ürün ve teknoloji odaklı üretim yetkinliği” üzerinden şekillendi.
Çuhadaroğlu özelinde 2025; zorlu makro koşullara rağmen pazarda güçlü kalma refleksiyle, hem ticari hem stratejik açıdan yüksek tempolu ve verimli bir yıl olarak değerlendirilebilir. Şirketin yaklaşımı; belirsizlikleri yalnızca risk olarak değil, aynı zamanda “oyunu yeniden kurma” fırsatı olarak okuma anlayışıyla şekillenmiştir. Bu bakış açısı, hem rekabet gücünü artırma hem de kriz sonrası döneme hazırlık perspektifiyle örtüşmektedir.
Özellikle 2025 boyunca satış ve pazarlama tarafında ABD’den Azerbaycan’a, Almanya’dan Kuzey Irak’a uzanan geniş bir coğrafyada 12 fuara ve çok sayıda etkinliğe katılım sağlanması; marka bilinirliği, yeni müşteri temasları ve yeni pazar penetrasyonu açısından önemli bir çıktı üretmiştir.
- Sektörde yaşanan güncel dönüşümler ışığında, 2026 yılına dair öngörülerinizi paylaşır mısınız? Belirlediğiniz stratejik hedefler doğrultusunda hangi alanlarda daha yoğun çalışmalar yürütmeyi planlıyorsunuz?
2026 senesi için küresel boyutta inşaat sektöründe %3-%4 seviyelerinde az da olsa büyüme trendine girilmesi bekleniyor. Avrupa’ da da kademeli şekilde bir toparlanma olabilir ama yine de genel beklenti Türkiye pazarındaki gibi yatay seyirde kalacağı yönde.
Sektörün en çok iş yapma potansiyeli olduğu bölgeler maalesef ki savaş sonrası yeniden yapılanmaya girecek olan / girmiş olan ülkelerden oluşuyor. Kuzey Irak, Suriye, Ukrayna, Libya, vb ülkelerdeki gelişmeler inşaat piyasasını doğrudan etkileyecek gibi görünüyor.
Çuhadaroğlu 2026 senesinde yeni pazarlara hem de iş yapma potansiyeli yüksek ülkelere giriş yaparak ihracatını arttırmaya ve inşaat sektörü dışındaki otomotiv, savunma sanayi, havacılık, raylı taşımacılık, beyaz eşya, makine, vb sektörlerde de faal olarak çalışmak için 2025 senesi süresince yatırımlarına devam etti ve Kırklareli – Evrensekiz beldesindeki yeni yatırım ile 2026’ ya bu yeni yatırım ve hedefler ile girdi.
2026 başında devreye giren bu yeni yatırımın yalnızca kapasite artışı değil; daha hızlı, kaliteli ve rekabetçi üretim altyapısı hedefiyle konumlandırılması, 2025’in en kritik stratejik hamlelerinden biri idi. Bu yatırım, mevcut pazar şartlarına rağmen uzun vadede şirketin katma değerli, teknolojik, verimli ve sürdürülebilirlik beklentilerine uyum sağlayacak bir adım olarak değerlendirilebilir.
- 2026 yılı için ihracat tarafında odaklandığınız yeni coğrafyalar ve pazarlar hangileri olacak? Mevcut pazarlarda izlemeyi planladığınız yeni büyüme ve konumlanma stratejileriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu kapsamda, ihracata yönelik ürün geliştirme ve yatırım planlarınız bulunuyor mu?
2026 yılı için ihracat stratejimizi, iş yapma potansiyeli yüksek yeni coğrafyalara açılırken mevcut pazarlardaki konumumuzu derinleştirme yaklaşımı üzerine kurguluyoruz. Bu kapsamda, başta ABD ve Avrupa pazarları olmak üzere, Orta Doğu, Azerbaycan, Kuzey Irak ve savaş sonrası yeniden yapılanma sürecine girmesi beklenen bölgeler öncelikli odak alanlarımız arasında yer alıyor. Aynı zamanda Afrika, Güney Amerika ve Orta Asya gibi yükselen pazarlarda daha etkin bir varlık oluşturmayı hedefliyoruz.
Mevcut pazarlarda ise fiyat rekabetinden ziyade katma değerli ürün, teknoloji odaklı üretim ve sürdürülebilirlik uyumlu çözümler ile konumlanmayı planlıyoruz. IATF 16949 gibi sertifikasyon süreçlerini tamamlayarak otomotiv sektörüne hizmet etmeye başladık. Avrupa Birliği başta olmak üzere birçok pazarda karbon ayak izi, izlenebilirlik ve regülasyon uyumu giderek daha belirleyici hale gelirken; Çuhadaroğlu olarak CBAM, EPD ve sürdürülebilirlik raporlamaları ile bu beklentilere uyum sağlayan bir üretim ve ihracat modeli benimsiyoruz. Bu yaklaşım, bizi yalnızca ürün tedarikçisi değil, uzun vadeli çözüm ortağı konumuna taşıyor.
İhracata yönelik ürün geliştirme tarafında, yüksek performanslı, enerji verimli ve özel pazar gereksinimlerine göre uyarlanmış sistemler önceliklidir. ABD pazarı için geliştirilen kasırgaya dayanıklı sistemler ve Avrupa pazarı için Passive House sertifikalı ürünler bu yaklaşımın somut örnekleridir.
Yatırım tarafında ise, Kırklareli–Evrensekiz’de devreye alınan yeni üretim tesisi, yalnızca kapasite artışı değil; daha hızlı, kaliteli, rekabetçi ve sürdürülebilir bir üretim altyapısı hedefiyle konumlandırılmıştır. Bu yatırım, 2026 ve sonrasında ihracat odaklı büyüme stratejimizin en önemli yapı taşlarından biridir.
- Sürdürülebilirlik ve çevre politikaları şirketinizin uzun vadeli vizyonunda nasıl bir yere sahip? Bugüne kadar hayata geçirdiğiniz sosyal sorumluluk projeleriniz ile önümüzdeki dönemde planladığınız yeni çevresel ve sürdürülebilirlik odaklı projelerinizden bahsedebilir misiniz?
Çuhadaroğlu, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir sorumluluk alanı olarak değil; iş modelinin, üretim anlayışının ve uzun vadeli büyüme stratejisinin merkezinde konumlandırmaktadır. Sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı; bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek nesillerin kaynaklarını korumayı, çevresel etkileri en aza indirirken ekonomik ve sosyal katma değer yaratmayı hedeflemektedir. Bu doğrultuda Çuhadaroğlu, iş modelinden ürün geliştirmeye, üretim süreçlerinden sunduğu hizmetlere kadar tüm aşamalarda sürdürülebilir çözümler üretmektedir.
Firmanın en önemli avantajlarından biri, ana hammaddesi olan alüminyumun %99,9 oranında geri dönüştürülebilir olmasıdır. Tam entegre üretim tesislerinde, geri dönüşüm ve enerji verimliliğine yönelik birçok uygulama hayata geçirilmiştir. Alüminyum ekstrüzyon sürecinde fırın bacalarından çıkan sıcak gazların geri kazanılması sayesinde %8–10 oranında enerji tasarrufu sağlanmış; yağmur suyu depolama sistemleri ve elektromanyetik karıştırma teknolojileri ile hem doğal kaynak kullanımı hem de karbon ayak izi azaltılmıştır.
Çuhadaroğlu, karbon ayak izinin azaltılmasına yönelik stratejilerini Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı, SKDM (CBAM) ve Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ile uyumlu şekilde yürütmektedir. Alüminyum sektörünün SKDM kapsamındaki kritik konumu göz önünde bulundurularak, iş ortakları için düzenli CBAM raporlamaları yapılmakta ve karbon salımını azaltacak aksiyonlar planlı biçimde devreye alınmaktadır.
Ar-Ge ve Tasarım Merkezi’nde geliştirilen ürünlerde enerji verimliliği temel kriterlerden biridir. Passive House sertifikasına sahip DS90 Yüksek Isı Yalıtımlı Doğrama Sistemi gibi ürünler, binalarda enerji kayıplarını azaltarak uzun vadeli çevresel ve ekonomik fayda sağlamaktadır. Ayrıca ürünlerin BIM datalarının oluşturulmasıyla dijitalleşme desteklenmekte, kağıt tüketimi azaltılarak süreç verimliliği artırılmaktadır.
Sosyal sürdürülebilirlik alanında ise Çuhadaroğlu, 20 yılı aşkın süredir düzenlediği Öğrenci Proje Yarışması ile genç mimarları yenilikçi ve sürdürülebilir tasarımlar üretmeye teşvik etmekte; üniversite–sanayi iş birlikleriyle sektörel gelişime katkı sağlamaktadır.
- Son olarak, iletmek istediğiniz ve ya özellikle altını çizmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı?
Sürdürülebilirlik, regülasyon uyumu ve teknoloji odaklı dönüşümün artık tercihten çok zorunluluk haline geldiği bir dönemde, Çuhadaroğlu olarak bu süreci söylemle değil somut yatırımlar ve uzun vadeli stratejilerle yönetiyoruz. Kırklareli–Evrensekiz’de devreye aldığımız yeni üretim yatırımımız, kapasite artışının ötesinde; daha verimli, rekabetçi ve sürdürülebilir bir üretim altyapısı hedefimizin önemli bir göstergesidir. Aynı zamanda, interdigi markamız altında yürüttüğümüz dijitalleşme çalışmaları ve BIM tabanlı çözümlerle müşterilerimize daha dijital ve katma değerli hizmetler sunmayı sürdüreceğiz.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
Masdaf, Akıllı Pompa Sistemleriyle Verimlilik ve Dijital Dönüşüme Odaklanıyor
Yayınlandı
1 ay önce-
Ağustos 13, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Erhan Özdemir Masdaf CEO’su
1977’den bu yana yüzde 100 yerli sermaye ile akışkan teknolojileri alanında faaliyet gösteren Masdaf, yüksek verimli pompa sistemleri, veri odaklı üretim ve dijitalleşme yatırımlarıyla sektörün dönüşümüne katkı sunuyor.
Öncelikle, firmanızı ve faaliyet alanlarınızı kısaca tanıtabilir misiniz? 2026 yılının ilk yarısı özelinde sektörün mevcut görünümünü ve sektördeki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Masdaf olarak 1977 yılında, suyun ve enerjinin etkin kullanılması ve yaşam kaynaklarının korunması ilkesiyle, yüzde 100 yerli sermaye ile faaliyetlerimize başladık. Bugün 40 bin metrekare alan üzerine kurulu Düzce tesislerimizde; uçtan emişli, inline, axial ayrılabilir, yangın, kademeli, proses, dalgıç, kolonlu, kendinden emişli ve dişli pompaların yanı sıra hidrofor ve genleşme tankları da dahil olmak üzere geniş bir ürün yelpazesinde üretim gerçekleştiriyoruz. Akışkan teknolojileri alanındaki çözümlerimizi bina teknolojileri, endüstri, yangın güvenliği, tarım, altyapı ve enerji başta olmak üzere birçok sektöre sunuyor, ERP direktiflerine uygun olarak geliştirdiğimiz yüksek verimli pompa sistemlerini 100’den fazla ülkeye ihraç ediyoruz. 4 binin üzerinde farklı ürün üretiyor olmamız da farklı sektörlerin ve pazarların ihtiyaçlarına yönelik geniş bir çözüm kapasitesine sahip olduğumuzu gösteriyor.
Pompa sektöründe Türkiye, son yıllarda güçlü bir teknolojik dönüşüm sürecinden geçiyor. Artık yalnızca suyun taşınması değil, bunun minimum enerjiyle, maksimum verimlilikte ve sistem bütünlüğü içinde yapılması hedefleniyor. Bu yaklaşım, sektörü daha akıllı, entegre ve yüksek standartlı çözümlere yönlendiriyor. Yerli üreticiler, yüksek verimli pompa sistemleri, frekans kontrollü sürücüler (VFD), sistem optimizasyonu ve akıllı kontrol çözümleri gibi ileri teknolojileri kendi bünyelerinde geliştirebilir hale geldi. Bu da Türkiye’yi sadece ürün üretiminde değil, mühendislik ve teknoloji geliştirme alanında da rekabetçi bir konuma taşıyor.
Dijitalleşme rekabet koşullarınızı nasıl değiştirdi? Veri yönetimi ve gerçek zamanlı analiz, karar alma süreçlerinizde nasıl bir rol oynuyor?
Dijitalleşmeyi müşteri deneyimini geliştiren uzun vadeli bir dönüşüm alanı olarak ele alıyoruz. Bilgi Teknolojileri ve Dijitalleşme Departmanız ile tüm dijital dönüşüm çalışmalarımızı tek çatı altında topladık ve veri odaklı bir yapıya geçiş sürecini başlattık. Gelişmiş analitik uygulamaları ve yapay zekâ kullanımını süreçlerimize kademeli olarak entegre etmek üzere projeler geliştiriyoruz. Gerçek zamanlı veri ve sensör teknolojileri sayesinde sistem performansını daha yakından izlemeyi, müşteri ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt verebilmeyi ve kullanım süreçlerini daha öngörülebilir hale getirmeyi amaçlıyoruz. Bu doğrultuda hedefimiz yalnızca operasyonel verimlilik sağlamak değil, müşterilerimizin enerji tüketimini optimize eden, bakım süreçlerini kolaylaştıran ve karar alma süreçlerini güçlendiren akıllı sistemler geliştirmek.
Son dönemde üretim tesislerinizde hayata geçirdiğiniz otomasyon, akıllı üretim veya Endüstri 4.0 uygulamalarından öne çıkan örnekleri paylaşabilir misiniz?
Üretim tesislerimizde MES sistemimiz var. Üretimden gerçek zamanlı verileri alıp analiz ediyor, bunu da üretim süreçlerimizin iyileştirilmesi için kullanıyoruz. Önümüzdeki süreçte üretimimizin daha da dijital olması için çalışmalar yapıyoruz. Amacımız, kısa bir süre içinde tüm operasyonel süreçlerin dijitale taşındığı bir yapıya dönüşmek.
BIM, dijital ikiz, artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) veya nesnelerin interneti (IoT) gibi teknolojiler ürün geliştirme ya da proje süreçlerinizde nasıl yer buluyor? Yapay zekâ destekli sistemlerin önümüzdeki yıllarda yapı malzemeleri ve inşaat sektöründe hangi alanlarda yaygınlaşacağını öngörüyorsunuz?
Bu konular pompa sektörü için nispeten yeni konular. IoT, uzaktan izleme, dijital ikiz, dijital öğrenme gibi konularda ilgili departmanlarımızın çalışmaları devam ediyor. Önümüzdeki dönemde bu çalışmaların meyvelerini hep beraber görme şansına sahip olacağız.
Dijital gelişiminiz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ürünleriniz ve hizmetleriniz ilgili bilgi alabilir miyiz? Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün çeşitliliğine sahipsiniz? Ürünlerinizin çalışma prensipleri ile müşterilerinize sunduğunuz avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir?
Uzaktan izleme ve enerji optimizasyonu ile ilgili ülkemizin önemli bir kuruluşu ile ortak proje yürütüyoruz. Bu projenin hedeflerine ulaşması ile birlikte diğer müşterilerimize de tasarladığımız sistemleri sunma şansına sahip olacağız.
Haziran ayında yeni ıslak rotorlu sirkülasyon pompamız olan Omnia serisi pompalarımızın lansmanını yaptık. Bu pompalar, entegre frekans kontrol ünitesi ve özel yazılımı ile tüm tesisat uygulamalarının zorlu şartlarına tam uyum sağlıyor.
Ürün geliştirme vizyonumuzu enerji verimliliği, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillendiriyoruz. Pompa sistemlerinin dünya elektrik tüketimindeki önemli payı nedeniyle, geliştirdiğimiz her yeni üründe yüksek verimli motorlar, frekans kontrollü sürücüler ve akıllı kontrol teknolojilerine odaklanıyoruz.
Sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşmada dijital teknolojiler nasıl bir katkı sağlıyor? Dijitalleşme, karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda; kaynak yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?
Sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği, üretim anlayışımızın merkezinde yer alıyor. Ürünlerimizi geri dönüştürülebilir malzemelerle tasarlıyor, kullanım ömürlerini tamamladıklarında tekrar sisteme kazandırılabilir şekilde üretiyoruz. Pompalar, dünya genelindeki elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 22’sinin gerçekleşmesinde rol oynuyor. Bu nedenle yalnızca ürün bazında değil, sistem verimliliği üzerinden de enerji tüketimini azaltmaya odaklanıyoruz. Yeni ürünler geliştirirken mevcut ürün portföyümüzün enerji verimliliğini artırmak da önceliklerimiz arasında yer alıyor. Üretim süreçlerimizi de bu yaklaşımla şekillendiriyoruz. Düzce’deki üretim tesisimizde güneş enerjisi sistemine yatırım yaptık ve yıllık ortalamada tesisimizde tüketilen elektriğin yüzde 60’ını güneş enerjisinden sağlıyoruz. İlave GES kapasitesi ile ilgili de onay süreçlerini tamamladık. En kısa sürede bunu da hayata geçirip “elektrik pozitif” olmayı amaçlıyoruz.
Son olarak, önümüzdeki 5 yıllık perspektifte dijital dönüşüm yatırımlarınızın odağında hangi teknolojiler yer alacak? Sektörün geleceğine ilişkin beklentilerinizi paylaşır mısınız?
2030 hedeflerimiz doğrultusunda tüm ürün portföyümüzü akıllı sistemlerle entegre hale getirmeyi, uzaktan izlenebilir ve yönetilebilir pompa teknolojileri geliştirmeyi amaçlıyoruz. Bu doğrultuda dijital sensörler, gelişmiş analitik uygulamalar, yapay zekâ destekli sistemler ve uzaktan izleme teknolojileri dijital dönüşüm çalışmalarımızın odağında yer alıyor.
GENEL
İstanbul Teknik, Üretim Gücünü Ar-Ge ve İzlenebilirlik Çözümleriyle Pekiştiriyor
Yayınlandı
1 ay önce-
Ağustos 13, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Cemil Aytaç Fabrika Müdürü İstanbul Teknik İnşaat A.Ş.
Türkiye’nin ilk ve en büyük geogrid üreticisi İstanbul Teknik, geosentetiklerden yalıtım ve yeşil çatı sistemlerine uzanan geniş ürün yelpazesini mühendislik, Ar-Ge ve uygulama deneyimiyle destekliyor.
- Öncelikle, firmanızı ve faaliyet alanlarınızı kısaca tanıtabilir misiniz? 2026 yılının ilk yarısı özelinde sektörün mevcut görünümünü ve sektördeki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Öncelikle bu sayınızda görüşlerimize yer verdiğiniz için sizlere teşekkür ederim.
İstanbul Teknik’i, yapı malzemeleri alanındaki üretim gücünü mühendislik, Ar-Ge ve uygulama deneyimiyle bir araya getiren güçlü bir çözüm ortağı olarak tanımlayabilirim. Geosentetiklerden yalıtım ve yeşil çatı sistemlerine, asfalt katkılarından mermer güçlendirme çözümlerine uzanan geniş bir alanda faaliyet gösteriyoruz.
Türkiye’nin ilk ve en büyük geogrid üreticisi olarak yalnızca ürün sunmuyor; uzman kadromuzla projelerin ihtiyaçlarına özel çözümler de geliştiriyoruz. Ar-Ge Merkezimizde üniversiteler ve uluslararası araştırma kuruluşlarıyla yürüttüğümüz çalışmalar sayesinde ürünlerimizi ve üretim süreçlerimizi sürekli geliştirirken ülkemizin bu alanlardaki yurt dışı bağımlılığını azaltmaya yönelik çalışmalar da gerçekleştiriyoruz.
Bugün güçlü üretim altyapımız, geniş satış ağımız ve uluslararası pazarlardaki deneyimimizle Türkiye’de ve dünyanın farklı bölgelerindeki önemli projelerde yer alıyoruz. Bizi sektörde farklılaştıran temel yaklaşımın; üretim gücünü, bilimsel araştırmaları ve mühendislik deneyimini aynı yapı altında buluşturmamız olduğunu düşünüyorum.
- Dijitalleşme rekabet koşullarınızı nasıl değiştirdi? Veri yönetimi ve gerçek zamanlı analiz, karar alma süreçlerinizde nasıl bir rol oynuyor?
Dijitalleşme, rekabeti yalnızca hız ve verimlilik üzerinden değil; kalite, şeffaflık, izlenebilirlik ve değişen ihtiyaçlara hızlı yanıt verebilme kabiliyeti üzerinden de yeniden şekillendiriyor.
Fabrikamızda üretim, kalite kontrol, stok ve sevkiyat süreçlerinden elde ettiğimiz verileri dijital sistemler üzerinden takip ediyoruz. Bu sayede üretim süreçlerimizi daha doğru planlayabiliyor, olası aksaklıkları daha hızlı tespit edebiliyor ve kararlarımızı güncel verilere dayanarak alabiliyoruz. Kullandığımız sistemleri gelişen teknolojilere ve ihtiyaçlarımıza uygun şekilde sürekli güncelliyor ve geliştiriyoruz.
Dijitalleşmenin sağladığı veri bütünlüğü, departmanlar arasındaki bilgi akışını da güçlendiriyor. Böylece hem kaynaklarımızı daha verimli yönetiyor hem de kalite sürekliliğini ve üretimde izlenebilirliği destekliyoruz.
- Son dönemde üretim tesislerinizde hayata geçirdiğiniz otomasyon, akıllı üretim veya Endüstri 4.0 uygulamalarından öne çıkan örnekleri paylaşabilir misiniz?
Üretim ve dijitalleşme alanında yakın dönemde öne çıkan iki önemli gelişmemiz bulunuyor.
Bunlardan ilki, fabrikamızda kapsamlı bir yaklaşımla yürüttüğümüz dijital dönüşüm süreci. Bu süreçte çalışanlarımız dijital dönüşüm alanındaki eğitimlere katılarak süreçlerinin büyük bir kısmını dijitale taşıdı. Ardından işletmelerin dijitalleşme seviyesini ölçen ve gelecek çalışmalara yönelik bir yol haritası sunan Dijital Dönüşüm Değerlendirme Modeli (DDX) raporumuzu aldık. Böylece fabrikamızın dijital dönüşümdeki sonuçlarını değerlendirirken atacağımız yeni adımları da daha sistemli biçimde planlama imkânı elde ettik.
Hayata geçirdiğimiz uygulamalar sonucunda üretim verimliliğimizi yüzde 25 artırırken veri girişlerine ayrılan süreyi üçte bir oranında azalttık ve kurumsal hafızamızı güçlendirecek dijital arşivimizi oluşturmaya başladık. Bu çalışmalar iş kazalarının azalmasına da katkı sağladı. Bu çalışmalarımız, Bolu Ticaret ve Sanayi Odası tarafından “Dijital Dönüşüm Farkındalık Ödülü”ne layık görüldü. Bu ödül bizim için büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı olurken gelecekte atacağımız adımlar için de bize cesaret verdi ve motivasyonumuzu artırdı.
İkinci önemli gelişmemiz ise yakın dönemde hayata geçirdiğimiz “Kaliteme Güveniyorum” sistemi. Sektör liderliğimizin getirdiği sorumlulukla geliştirdiğimiz, ülkemizde ilk ve tek, dünyada ise benzerine rastlanmayan bu sistemle ürettiğimiz her bir ürünün hammaddeden başlayan üretim yolculuğuna ait verileri, üretim öncesinde ve sonrasında gerçekleştirilen testlerin sonuçlarını ve Ar-Ge Merkezi laboratuvarımızda hazırlanan analiz raporlarını, ürünlerimizin üzerine yerleştirdiğimiz QR kod aracılığıyla müşterilerimizle paylaşıyoruz.
Bu sistemle müşterilerimiz genel veya örnek bir teknik dokümana değil; doğrudan satın aldıkları ürüne ait hammadde analizlerine, üretim bilgilerine, kalite kontrol sonuçlarına ve teknik verilere ulaşabiliyor.
Elbette müşterimizin karşısında bir QR kod olarak görünen sistemin arkasında oldukça kapsamlı bir yazılım altyapısı ve birbiriyle bağlantılı dijital süreçler bulunuyor. Süreç, hammaddenin satın alınması ve kontrol edilmesiyle başlıyor; uygun bulunan hammaddenin üretime alınması, üretim, kalite kontrol ve sevkiyat aşamalarına kadar devam ediyor. Tüm bu adımların atlanmadan, gözden kaçırılmadan ve sürdürülebilir biçimde yürütülmesi yazılım tarafından kontrol ediliyor.
Bu sistemle kaliteyi yalnızca beyan etmiyor; üretimin her aşamasında denetliyor, kayıt altına alıyor ve müşterilerimizin kontrolüne sunuyoruz. Özellikle farklı zamanlarda ve partiler hâlinde teslimat yapılan büyük projelerde ürünlerin aynı kalite ve teknik özellikleri taşıdığının izlenebilmesini sağlıyoruz.
“Kaliteme Güveniyorum” sistemini yazılımı, üretim süreçlerini, laboratuvar çalışmalarını, sevkiyatı ve teknik desteği aynı yapı içinde buluşturan bütüncül bir dijital dönüşüm projesi olarak değerlendiriyoruz. Sistemin vaadini de oldukça açık ifade ediyoruz: “Kaliteme güveniyorum ve bunu kanıtlıyorum.”
- Dijital gelişiminiz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ürünleriniz ve hizmetleriniz ilgili bilgi alabilir miyiz? Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün çeşitliliğine sahipsiniz? Ürünlerinizin çalışma prensipleri ile müşterilerinize sunduğunuz avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir?
Geosentetik ürünlerimiz karayolları, demiryolları, havaalanları, maden sahaları, atık depolama tesisleri, barajlar ve istinat yapıları gibi büyük ölçekli altyapı projelerinde ve konut projelerinde kullanılıyor. Zemin güçlendirme, ayırma, filtrasyon, drenaj, erozyon kontrolü ve sızdırmazlık gibi farklı mühendislik işlevlerine yönelik çözümler geliştiriyoruz.
Konut ve ticari yapılarda ise su ve ısı yalıtımı, drenaj, yeşil çatı ve peyzaj sistemleri konusunda ürün ve çözüm sunuyoruz.
Ürünlerimizin kullanıldığı projelerin uzun ömürlü, sürdürülebilir ve güvenli biçimde hizmet verebilmesinde kalitenin belirleyici bir rol taşıdığını biliyoruz. Bu nedenle yüksek teknik performansı, kalite sürekliliğini ve projeye özel ihtiyaçları ürün geliştirme çalışmalarımızın merkezinde tutuyoruz. Ar-Ge gücümüzle geliştirdiğimiz çözümlerde dayanıklılığın yanı sıra kaynakların verimli kullanılması ve çevresel etkilerin azaltılmasını da önceliklendiriyoruz.
- Sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşmada dijital teknolojiler nasıl bir katkı sağlıyor? Dijitalleşme, karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda; kaynak yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?
Dijital teknolojiler, sürdürülebilirlik çalışmalarının ölçülebilir ve yönetilebilir hâle gelmesini sağlıyor. Üretim, kalite, stok ve sevkiyat verilerinin takip edilmesi; kaynak kullanımının daha doğru planlanmasına, gereksiz üretimin ve ürün kayıplarının azaltılmasına katkı sunuyor. Kalite sürekliliğinin izlenmesi de hatalı üretim ve tekrar iş yapma ihtimalini azaltarak kaynak verimliliğini destekliyor.
Dijital doküman kullanımıyla basılı materyal ihtiyacını azaltıyor; ürünlere ait teknik belgeleri, test sonuçlarını ve uygulama bilgilerini dijital kanallar üzerinden erişilebilir hâle getiriyoruz. “Kaliteme Güveniyorum” sistemi de bu yaklaşımın bir parçası. Ürüne ilişkin güncel bilgi ve belgelerin QR kod üzerinden paylaşılması hem bilgiye erişimi kolaylaştırıyor hem de dokümantasyon süreçlerini daha verimli hâle getiriyor.
Aynı zamanda geliştirdiğimiz çözümler; yapıların ve altyapıların kullanım ömrünü uzatmaya, bakım ve yenileme ihtiyacını azaltmaya ve doğal kaynakların daha verimli kullanılmasına katkı sağlıyor. Dijital veriler ise bu ürünlerin üretimden uygulamaya kadar daha doğru yönetilmesini destekliyor.
Sürdürülebilirlik yaklaşımımızın önemli bir boyutunu da yenilenebilir enerji kullanımı oluşturuyor. Bu doğrultuda fabrikamızda hayata geçirdiğimiz güneş enerjisi yatırımıyla elektrik ihtiyacımızın önemli bir bölümünü yenilenebilir kaynaklardan karşılamaya başladık. Dijital sistemler aracılığıyla enerji üretimimizi ve tüketimimizi takip ederek kaynaklarımızı daha verimli yönetiyor, sürdürülebilirlik çalışmalarımızı ölçülebilir verilerle destekliyoruz.
- Son olarak, önümüzdeki 5 yıllık perspektifte dijital dönüşüm yatırımlarınızın odağında hangi teknolojiler yer alacak? Sektörün geleceğine ilişkin beklentilerinizi paylaşır mısınız?
Teknoloji sürekli gelişirken iş yapış biçimleri ve müşteri beklentileri de değişiyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde de yeni teknolojileri yakından takip etmeye, ihtiyaçlarımıza uygun sistemleri mevcut süreçlerimize entegre etmeye ve dijital altyapımızı sürekli geliştirmeye devam edeceğiz.
Amacımız, yalnızca güncel teknolojilere uyum sağlamak değil; bu teknolojileri üretim kalitemizi, operasyonel verimliliğimizi ve müşterilerimize sunduğumuz hizmeti ileriye taşıyacak şekilde kullanmak. Fabrikamızdaki süreçleri gelişen teknolojilere uygun şekilde sürekli güncellemeye, çalışanlarımızın yetkinliklerini geliştirmeye ve üretimimizi daha verimli, güvenli ve izlenebilir hâle getirecek uygulamaları hayata geçirmeye devam edeceğiz.
GENEL
Form MHI Klima Sistemleri, Güçlü Bayi Ağı ve Yeni Nesil Çözümleriyle Büyümesini Sürdürüyor
Yayınlandı
1 ay önce-
Ağustos 13, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Form MHI Klima Sistemleri – VRF Sistemler Genel Müdür Yardımcısı Uğur Bayülgen
Mitsubishi Heavy Industries ile 2011 yılından bu yana sürdürdüğü iş birliğini 2019’da ortaklığa taşıyan Form MHI Klima Sistemleri; split, multi-split, VRF ve ısı pompası çözümleriyle iklimlendirme sektöründeki konumunu güçlendiriyor.
- Öncelikle, firmanızı ve iklimlendirme sektöründeki faaliyet alanlarınızı kısaca tanıtabilir misiniz? 2026 yılının ilk yarısı özelinde sektörün mevcut görünümünü ve sektördeki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Japon teknoloji devi Mitsubishi Heavy Industries ile 2011 yılından bu yana başarılı şekilde devam eden ve 2019 yılında ortaklığa dönüşen bir iş birliğimiz bulunuyor. Bu iş birliği kapsamında kurulan Form MHI Klima Sistemleri firmamız; split klimalar, multi-split klimalar, profesyonel klimalar, ısı pompaları ve VRF sistemlerin yer aldığı ürün gamını kullanıcılarla buluşturuyor.
Tecrübeli mühendis kadromuzla projelere ve dizayn ofislerine verdiğimiz mühendislik desteğinin yanı sıra, split, multi-split, profesyonel seri klimalar ve konut tipi ısı pompalarını Türkiye genelindeki 120 mağazamız aracılığıyla son tüketiciye ulaştırıyoruz. Hava kaynaklı konut tipi ısı pompaları konusunda hem Japon Mitsubishi Heavy hem de İtalyan Clivet markalarımızla müşterilerimize hizmet veriyoruz. Her iki ürün de Form MHI Klima bayilerinde kullanıcılarımızla buluşuyor. Halihazırda 120’yi aşan bayi sayımızı, 2026’da da yüzde 20 oranında artırmayı hedefliyoruz. VRF sistemleri konusunda ise uzun yıllardır Türkiye’nin en büyük 2 firmasından biri konumundayız.
İhracat tarafında ise MHI yapılanması kapsamında sorumluluğumuzda bulunan Türki Cumhuriyetler, Kıbrıs, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da büyümeye devam ediyoruz. Kısa vadede Tunus, Cezayir, Fas ve Güney Afrika pazarlarında da faaliyet göstermeyi hedefliyoruz.
- Dijitalleşme iklimlendirme sistemlerinde rekabet koşullarınızı nasıl değiştirdi? Veri yönetimi ve gerçek zamanlı analiz, karar alma süreçlerinizde nasıl bir rol oynuyor? Son dönemde üretim tesislerinizde hayata geçirdiğiniz otomasyon, akıllı üretim veya Endüstri 4.0 uygulamalarından öne çıkan örnekleri paylaşabilir misiniz?
Dijitalleşme, iklimlendirme sektöründe rekabetin odağını yalnızca ürün performansından, veri odaklı hizmet anlayışına taşıdı. Günümüzde müşteriler; enerji tüketimi takip edilebilen, uzaktan izlenebilen ve akıllı otomasyon sistemleriyle entegre çalışabilen çözümleri tercih ediyor. Bu nedenle veri yönetimi ve gerçek zamanlı analizler hem operasyonel verimlilik hem de müşteri memnuniyeti açısından büyük önem taşıyor.
Özellikle büyük ölçekli projelerde sistem performansının izlenmesi, enerji tüketiminin takip edilmesi ve bakım süreçlerinin daha planlı yürütülmesi müşteri memnuniyetini doğrudan etkiliyor.
Üretim tarafında ise otomasyon ve Endüstri 4.0 uygulamaları kaliteyi artırırken üretim süreçlerini daha verimli hale getiriyor. Sensör teknolojileri, robotik otomasyon ve dijital üretim takip sistemleri sayesinde hem kalite standartları yükseliyor hem de bakım süreçleri daha proaktif yönetilebiliyor.
- BIM, dijital ikiz, artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) veya nesnelerin interneti (IoT) gibi teknolojiler ürün geliştirme ya da proje süreçlerinizde nasıl yer buluyor? Yapay zekâ destekli sistemlerin önümüzdeki yıllarda iklimlendirme sektöründe hangi alanlarda yaygınlaşacağını öngörüyorsunuz?
BIM, dijital ikiz ve IoT teknolojileri özellikle büyük ölçekli projelerde tasarım, uygulama ve işletme süreçlerini önemli ölçüde iyileştiriyor. Bu teknolojiler sayesinde projeler daha doğru planlanıyor, enerji performansı izlenebiliyor ve bakım süreçleri daha verimli yönetiliyor. AR ve VR ise teknik eğitimlerde ve proje sunumlarında giderek daha fazla kullanılmaya başladı.
Önümüzdeki yıllarda yapay zekânın en büyük etkisini enerji optimizasyonu, öngörüsel bakım ve akıllı bina yönetim sistemlerinde göreceğimizi düşünüyorum. Yapay zekâ, sistemlerin kullanıcı alışkanlıklarını ve çevresel koşulları analiz ederek enerji tüketimini otomatik olarak optimize eden yaygın bir teknoloji haline gelecek.
- Isı pompaları daha yayın olarak konut projelerinde tercih ediliyor ve son yıllarda en çok konuşulan sistemler arasında yer alıyor. Isı Pompalarının son dönemdeki teknolojik gelişimi hakkında bilgi alabilir miyiz? Sizce bu sistemlerin kullanım alanları ve pazar potansiyeli önümüzdeki dönemde nasıl şekillenecek?
Isı pompaları, enerji verimliliği ve düşük karbon emisyonu hedefleri doğrultusunda son yılların en hızlı gelişen teknolojilerinden biri oldu. Daha yüksek verimlilik sağlayan inverter teknolojileri, düşük sıcaklıklarda çalışma kabiliyetinin artması ve çevre dostu yeni nesil soğutucu akışkanlar bu gelişimin temel unsurları arasında yer alıyor.
Önümüzdeki dönemde sadece konutlarda değil; oteller, ofisler, hastaneler ve ticari yapılarda da kullanımının hızla artacağını öngörüyoruz. Yenilenebilir enerji sistemleriyle birlikte çalışabilmesi de ısı pompalarını geleceğin en önemli iklimlendirme çözümlerinden biri haline getiriyor.
- VRF sistemler de özellikle büyük ölçekli projelerde tercih ediliyor. Bu sistemlerin enerji verimliliği, esnek kullanım ve işletme maliyetleri açısından öne çıkan avantajlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu kapsamda, ticari binalar ve alışveriş merkezleri ile endüstriyel tesisler ve kamu yapılarında iklimlendirme çözümleri tasarlanırken en çok hangi kriterler ön plana çıkıyor?
VRF sistemleri, yüksek enerji verimliliği, bağımsız zon kontrolü ve esnek tasarım imkânı sayesinde büyük ölçekli projelerde en çok tercih edilen çözümler arasında yer alıyor. Aynı anda farklı mahallerde farklı sıcaklık ihtiyaçlarını karşılayabilmesi hem kullanıcı konforunu hem de işletme verimliliğini artırıyor.
Ticari ve kamu projelerinde yatırım maliyeti kadar yaşam döngüsü maliyeti, enerji tüketimi, servis altyapısı, sistem güvenilirliği ve bina otomasyon sistemleriyle entegrasyon kabiliyeti de karar sürecinde belirleyici kriterler haline gelmiş durumda.
- İç hava kalitesi, hijyen ve kullanıcı konforu, özellikle son yıllarda daha fazla önem kazandı.
Bu alanda geliştirdiğiniz çözümlerden bahsedebilir misiniz?
Pandemi sonrası dönemde iç hava kalitesi kullanıcılar açısından çok daha önemli hale geldi. Artık yalnızca sıcaklık kontrolü değil; temiz hava, doğru nem seviyesi ve hijyenik ortam sağlanması da iklimlendirme sistemlerinden beklenen temel özellikler arasında yer alıyor.
Bu doğrultuda gelişmiş filtrasyon sistemleri, taze hava çözümleri, ısı geri kazanım sistemleri ve akıllı sensörlerle çalışan otomasyon teknolojileri sayesinde hem enerji verimliliği hem de sağlıklı yaşam alanları oluşturulmasına katkı sağlıyoruz.
- Sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşmada dijital teknolojiler nasıl bir katkı sağlıyor? Dijitalleşme, karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda; kaynak yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?
Dijital teknolojiler sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada en önemli araçlardan biri haline geldi. Gerçek zamanlı enerji izleme sistemleri ve veri analitiği sayesinde enerji tüketimi sürekli takip edilerek gereksiz kaynak kullanımı azaltılabiliyor.
Bunun yanında üretim süreçlerinde otomasyon, kaynak verimliliğini artırırken atık miktarını da azaltıyor. Yenilenebilir enerjiyle uyumlu sistemlerin geliştirilmesi ve yüksek verimli ürünlerin yaygınlaştırılması da karbon emisyonlarının azaltılmasına önemli katkı sağlıyor.
Biz de yüksek verimli ürünlerin yaygınlaştırılması, ısı pompası gibi düşük karbonlu çözümlerin daha geniş kullanım alanı bulması ve dijital izleme teknolojilerinin projelere daha fazla entegre edilmesiyle karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sunmayı hedefliyoruz.
- Avrupa Birliği’nin çevre politikaları, F-Gaz düzenlemeleri ve yeni nesil soğutucu akışkanlara yönelik dönüşüm hakkında görüşleriniz nelerdir? Bu süreç firmanızın teknoloji yatırımlarını nasıl etkiliyor? Enerji verimliliği ve karbon emisyonlarının azaltılması hedefleri doğrultusunda iklimlendirme sektöründe nasıl bir dönüşüm yaşanıyor? Bu değişimin ürün geliştirme süreçlerinize etkileri nelerdir?
Avrupa Birliği’nin F-Gaz düzenlemeleri, sektörümüzün daha çevreci teknolojilere yönelmesini hızlandıran önemli bir dönüşüm süreci başlattı. Düşük GWP değerine sahip yeni nesil soğutucu akışkanlar artık ürün geliştirme süreçlerinin temel odak noktalarından biri haline geldi.
Bu dönüşüm yalnızca çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda enerji verimliliğini artıran önemli bir fırsat olarak görülmeli. Önümüzdeki yıllarda yüksek verimli ve çevre dostu sistemlerin sektör standardı haline geleceğini düşünüyoruz. Biz de bu dönüşümü, ürün gamımızı ve teknoloji yatırımlarımızı şekillendiren temel başlıklardan biri olarak görüyoruz.
- Son olarak, önümüzdeki 5 yıllık süreçte iklimlendirme sektörünü şekillendirecek en önemli teknolojik gelişmelerin neler olacağını düşünüyorsunuz? Firmanız bu geleceğe nasıl hazırlanıyor?
Önümüzdeki dönemde yapay zekâ, IoT, akıllı bina sistemleri, dijital ikiz uygulamaları ve düşük karbonlu iklimlendirme teknolojileri sektörün gelişimine yön verecek. Sistemler artık sadece çalışan cihazlar değil, kendi performansını analiz eden ve optimize edebilen akıllı platformlara dönüşecek.
Biz de bu dönüşüme; dijital altyapımızı güçlendirerek, enerji verimliliği yüksek ürünlere yatırım yaparak ve çalışanlarımızın teknik yetkinliklerini sürekli geliştirerek hazırlanıyoruz. Dijitalleşmenin gelecekte rekabet avantajı sağlayan en önemli unsurlardan biri olmaya devam edeceğine inanıyoruz.
Son Yazılar
- AKYAPI, BUGÜN BAŞLAYAN MÜSİAD EXPO’DA ‘TÜRKİYE’NİN İLK HACİM BAZLI TİCARİ GAYRİMENKUL MODELİNİ’ YERLİ VE YABANCI ÜRETİCİLERE TANITIYOR! Eylül 23, 2026
- Construct Iraq 2026 Kapılarını Açtı: Erbil’de Sektör Profesyonelleri Bir Araya Geliyor Eylül 23, 2026
- Albayrak Beton’dan halka arz sonrası yatırımcı odaklı adım Eylül 23, 2026
- ÇEİS’ten İSG Kültüründe Ödüllendirme ve Tanınmaya Yönelik Yeni Rehber Eylül 23, 2026
- Estap DCMax ve Cloudmax ile Veri Merkezlerinde Performans ve Verimliliği Bir Arada Sunuyor Eylül 23, 2026
- Kastamonu Entegre, Gelecek Dönemin Yeniliklerini INTERMOB 2026’da Sektörle Buluşturdu Eylül 23, 2026
- Yıldız Entegre, Intermob 2026’da “Renklerin ve Dokuların Ritmi”ni Tasarım Deneyimine Dönüştürdü Eylül 22, 2026
- FLOKSER KİMYA’DAN ZEMİN KAPLAMALARINDA PERFORMANSIN ANAHTARI ÜRÜN: FLK 1100 Eylül 22, 2026
- Komatsu’dan Marubeni Dağıtım ve Servis’e Büyük Ödül Eylül 22, 2026
- OYAK Çimento Mardin Fabrikası’ndan İSG’de Gurur Tablosu: Kayıp Zamanlı Kazasız 1000 Gün Eylül 22, 2026
- JENDER, Türk Jeneratör Sanayisini ABD’de Temsil Etti Eylül 22, 2026
- Wilo Türkiye, Gençleri Suyun Geleceğini Tasarlamaya Davet Ediyor Eylül 22, 2026
- Duotec ve Lunatec Ürün Ailesi Yenilikçi Teknolojileriyle Yaşam Alanlarında Konforu Artırıyor Eylül 21, 2026
- Döveç’ten İskele’nin Geleceğine Değer Katan Yatırımlar Eylül 21, 2026
- Schneider Electric, Abu Dhabi’de düzenlenen Innovation Summit Orta Doğu ve Afrika 2026’yı tamamladı, BAE Endüstriyel Yapay Zekâ Araştırması’nı yayımladı Eylül 21, 2026
Trendler
GENEL2 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL2 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak










