RÖPORTAJ
70 Yılı Aşkın Entegre Güç: Çuhadaroğlu’nun Alüminyumda Uçtan Uca Uzmanlığı
Yayınlandı
5 ay önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Çuhadaroğlu Metal Sanayi ve Pazarlama A.Ş. Satış ve Pazarlama Müdürü Ali Tuna Şenatlı
Çuhadaroğlu, alüminyum mimari sistemlerden endüstriyel çözümlere uzanan geniş faaliyet alanını; tasarım, Ar-Ge, üretim ve uygulamayı tek çatı altında toplayan entegre yapısıyla yönetiyor. Halka açık ilk ve tek alüminyum üreticisi olmasının yanı sıra, dökümden montaja kadar tüm süreçleri kendi bünyesinde yürüten bu yapı, firmayı yalnızca bir üretici değil, yüksek katma değerli mühendislik ve teknoloji ortağı olarak ayrıştırıyor.
- Şirketinizin faaliyet gösterdiği ana iş kollarını ve marka yapılanmanızı, bugün geldiğiniz nokta itibarıyla nasıl tanımlarsınız? Bu yapı içinde sizi rakiplerinizden ayrıştıran temel unsurlar nelerdir?
Çuhadaroğlu, alüminyum mimari sistemler ve ileri mühendislik çözümleri alanında faaliyet gösteren, tasarımdan üretime ve uygulamaya kadar tüm süreçleri entegre şekilde yürüten, 1954 senesinde kurulmuş ve 70 yaşını geçmiş firmalar arasına katılan köklü bir sanayi kuruluşudur. Ana iş kollarımız; alüminyum doğrama sistemleri, giydirme cephe çözümleri, kapı–pencere ve sürme sistemleri ile yüksek güvenlikli, enerji verimli ve özel performans gerektiren mimari sistemlerden oluşmaktadır. Bunun yanında otomotiv, savunma sanayi, havacılık, raylı sistemler, beyaz eşya ve makine sektörlerine yönelik endüstriyel alüminyum profil üretimi de faaliyet alanlarımız arasında yer almaktadır.
Bu çok yönlü yapı, interal, interax, interwall, intersecure ve interdigi markalarımız altında yapılandırılmıştır. interal mimari alüminyum sistemleriyle, interax otomatik ve cam sistemleriyle, interwall ofis bölme çözümleriyle, intersecure yangına, kurşuna ve patlamaya dayanıklı yüksek güvenlikli sistemleriyle, interdigi ise dijitalleşme ve BIM tabanlı çözümlerle farklı ihtiyaçlara odaklanmaktadır.
Çuhadaroğlu’nu rakiplerinden ayıran en temel unsur, öncelikle Borsa İstanbul’ a kote olarak halka açık ilk ve tek alüminyum üreticisi olmasının yanında; Türkiye’de dökümden ekstrüzyona, yüzey işlemden montaja kadar tüm üretim ve uygulama süreçlerini kendi bünyesinde gerçekleştiren ilk ve tek firma olmasıdır. Bu entegre yapı; kalite kontrol, süreklilik, esneklik ve proje bazlı özel çözümler üretme kabiliyetini beraberinde getirmektedir. Ayrıca Ar-Ge ve Tasarım Merkezi bünyesinde geliştirilen, uluslararası sertifikalara sahip enerji verimli ve sürdürülebilir ürünler, firmayı yalnızca üretici değil, aynı zamanda teknoloji ve çözüm ortağı konumuna taşımaktadır.
- 2025 yılını hem sektörünüz hem de şirketiniz özelinde nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu dönemde karşılaştığınız başlıca fırsatlar ve zorluklar neler oldu?
2025 yılı, global alüminyum sektörü açısından belirsizliklerin yüksek seyrettiği, talebin birçok pazarda dalgalı ve zayıf kaldığı bir yıl olarak öne çıktı. Jeopolitik riskler, ticaret gerilimleri, artan maliyet baskıları ve yatırım kararlarını etkileyen kırılgan makroekonomik ortam, sektör genelinde daha temkinli bir satın alma yaklaşımını beraberinde getirdi. Bu dönemde alüminyum talebinin ana sürükleyicileri yine ulaşım, inşaat, ambalaj ve elektrik/enerji altyapısı gibi alanlar oldu.
2025’in dikkat çeken başlıklarından biri de regülasyon ve sürdürülebilirlik ekseninde yükselen maliyetlerdi. Özellikle Avrupa Birliği’nin CBAM sürecinin 2026 itibarıyla kesin uygulamaya geçecek olması, AB’ye ihracat yapan veya AB tedarik zincirinde yer alan şirketlerde karbon maliyeti ve izlenebilirlik gündemini daha stratejik bir noktaya taşıdı.
Türkiye tarafında ise 2025, hem iç pazar dinamiklerinin hem de ihracat pazarlarındaki rekabetin yoğun hissedildiği bir yıl oldu. Döviz, finansmana erişim, maliyet yapıları ve Avrupa’daki talep görünümü gibi başlıklar, fiyat hassasiyetini artırırken; müşteri beklentilerinde hız, kalite ve esneklik ön plana çıktı. Bu atmosferde alüminyum sektöründe rekabet daha da “katma değerli ürün ve teknoloji odaklı üretim yetkinliği” üzerinden şekillendi.
Çuhadaroğlu özelinde 2025; zorlu makro koşullara rağmen pazarda güçlü kalma refleksiyle, hem ticari hem stratejik açıdan yüksek tempolu ve verimli bir yıl olarak değerlendirilebilir. Şirketin yaklaşımı; belirsizlikleri yalnızca risk olarak değil, aynı zamanda “oyunu yeniden kurma” fırsatı olarak okuma anlayışıyla şekillenmiştir. Bu bakış açısı, hem rekabet gücünü artırma hem de kriz sonrası döneme hazırlık perspektifiyle örtüşmektedir.
Özellikle 2025 boyunca satış ve pazarlama tarafında ABD’den Azerbaycan’a, Almanya’dan Kuzey Irak’a uzanan geniş bir coğrafyada 12 fuara ve çok sayıda etkinliğe katılım sağlanması; marka bilinirliği, yeni müşteri temasları ve yeni pazar penetrasyonu açısından önemli bir çıktı üretmiştir.
- Sektörde yaşanan güncel dönüşümler ışığında, 2026 yılına dair öngörülerinizi paylaşır mısınız? Belirlediğiniz stratejik hedefler doğrultusunda hangi alanlarda daha yoğun çalışmalar yürütmeyi planlıyorsunuz?
2026 senesi için küresel boyutta inşaat sektöründe %3-%4 seviyelerinde az da olsa büyüme trendine girilmesi bekleniyor. Avrupa’ da da kademeli şekilde bir toparlanma olabilir ama yine de genel beklenti Türkiye pazarındaki gibi yatay seyirde kalacağı yönde.
Sektörün en çok iş yapma potansiyeli olduğu bölgeler maalesef ki savaş sonrası yeniden yapılanmaya girecek olan / girmiş olan ülkelerden oluşuyor. Kuzey Irak, Suriye, Ukrayna, Libya, vb ülkelerdeki gelişmeler inşaat piyasasını doğrudan etkileyecek gibi görünüyor.
Çuhadaroğlu 2026 senesinde yeni pazarlara hem de iş yapma potansiyeli yüksek ülkelere giriş yaparak ihracatını arttırmaya ve inşaat sektörü dışındaki otomotiv, savunma sanayi, havacılık, raylı taşımacılık, beyaz eşya, makine, vb sektörlerde de faal olarak çalışmak için 2025 senesi süresince yatırımlarına devam etti ve Kırklareli – Evrensekiz beldesindeki yeni yatırım ile 2026’ ya bu yeni yatırım ve hedefler ile girdi.
2026 başında devreye giren bu yeni yatırımın yalnızca kapasite artışı değil; daha hızlı, kaliteli ve rekabetçi üretim altyapısı hedefiyle konumlandırılması, 2025’in en kritik stratejik hamlelerinden biri idi. Bu yatırım, mevcut pazar şartlarına rağmen uzun vadede şirketin katma değerli, teknolojik, verimli ve sürdürülebilirlik beklentilerine uyum sağlayacak bir adım olarak değerlendirilebilir.
- 2026 yılı için ihracat tarafında odaklandığınız yeni coğrafyalar ve pazarlar hangileri olacak? Mevcut pazarlarda izlemeyi planladığınız yeni büyüme ve konumlanma stratejileriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu kapsamda, ihracata yönelik ürün geliştirme ve yatırım planlarınız bulunuyor mu?
2026 yılı için ihracat stratejimizi, iş yapma potansiyeli yüksek yeni coğrafyalara açılırken mevcut pazarlardaki konumumuzu derinleştirme yaklaşımı üzerine kurguluyoruz. Bu kapsamda, başta ABD ve Avrupa pazarları olmak üzere, Orta Doğu, Azerbaycan, Kuzey Irak ve savaş sonrası yeniden yapılanma sürecine girmesi beklenen bölgeler öncelikli odak alanlarımız arasında yer alıyor. Aynı zamanda Afrika, Güney Amerika ve Orta Asya gibi yükselen pazarlarda daha etkin bir varlık oluşturmayı hedefliyoruz.
Mevcut pazarlarda ise fiyat rekabetinden ziyade katma değerli ürün, teknoloji odaklı üretim ve sürdürülebilirlik uyumlu çözümler ile konumlanmayı planlıyoruz. IATF 16949 gibi sertifikasyon süreçlerini tamamlayarak otomotiv sektörüne hizmet etmeye başladık. Avrupa Birliği başta olmak üzere birçok pazarda karbon ayak izi, izlenebilirlik ve regülasyon uyumu giderek daha belirleyici hale gelirken; Çuhadaroğlu olarak CBAM, EPD ve sürdürülebilirlik raporlamaları ile bu beklentilere uyum sağlayan bir üretim ve ihracat modeli benimsiyoruz. Bu yaklaşım, bizi yalnızca ürün tedarikçisi değil, uzun vadeli çözüm ortağı konumuna taşıyor.
İhracata yönelik ürün geliştirme tarafında, yüksek performanslı, enerji verimli ve özel pazar gereksinimlerine göre uyarlanmış sistemler önceliklidir. ABD pazarı için geliştirilen kasırgaya dayanıklı sistemler ve Avrupa pazarı için Passive House sertifikalı ürünler bu yaklaşımın somut örnekleridir.
Yatırım tarafında ise, Kırklareli–Evrensekiz’de devreye alınan yeni üretim tesisi, yalnızca kapasite artışı değil; daha hızlı, kaliteli, rekabetçi ve sürdürülebilir bir üretim altyapısı hedefiyle konumlandırılmıştır. Bu yatırım, 2026 ve sonrasında ihracat odaklı büyüme stratejimizin en önemli yapı taşlarından biridir.
- Sürdürülebilirlik ve çevre politikaları şirketinizin uzun vadeli vizyonunda nasıl bir yere sahip? Bugüne kadar hayata geçirdiğiniz sosyal sorumluluk projeleriniz ile önümüzdeki dönemde planladığınız yeni çevresel ve sürdürülebilirlik odaklı projelerinizden bahsedebilir misiniz?
Çuhadaroğlu, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir sorumluluk alanı olarak değil; iş modelinin, üretim anlayışının ve uzun vadeli büyüme stratejisinin merkezinde konumlandırmaktadır. Sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı; bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek nesillerin kaynaklarını korumayı, çevresel etkileri en aza indirirken ekonomik ve sosyal katma değer yaratmayı hedeflemektedir. Bu doğrultuda Çuhadaroğlu, iş modelinden ürün geliştirmeye, üretim süreçlerinden sunduğu hizmetlere kadar tüm aşamalarda sürdürülebilir çözümler üretmektedir.
Firmanın en önemli avantajlarından biri, ana hammaddesi olan alüminyumun %99,9 oranında geri dönüştürülebilir olmasıdır. Tam entegre üretim tesislerinde, geri dönüşüm ve enerji verimliliğine yönelik birçok uygulama hayata geçirilmiştir. Alüminyum ekstrüzyon sürecinde fırın bacalarından çıkan sıcak gazların geri kazanılması sayesinde %8–10 oranında enerji tasarrufu sağlanmış; yağmur suyu depolama sistemleri ve elektromanyetik karıştırma teknolojileri ile hem doğal kaynak kullanımı hem de karbon ayak izi azaltılmıştır.
Çuhadaroğlu, karbon ayak izinin azaltılmasına yönelik stratejilerini Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı, SKDM (CBAM) ve Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ile uyumlu şekilde yürütmektedir. Alüminyum sektörünün SKDM kapsamındaki kritik konumu göz önünde bulundurularak, iş ortakları için düzenli CBAM raporlamaları yapılmakta ve karbon salımını azaltacak aksiyonlar planlı biçimde devreye alınmaktadır.
Ar-Ge ve Tasarım Merkezi’nde geliştirilen ürünlerde enerji verimliliği temel kriterlerden biridir. Passive House sertifikasına sahip DS90 Yüksek Isı Yalıtımlı Doğrama Sistemi gibi ürünler, binalarda enerji kayıplarını azaltarak uzun vadeli çevresel ve ekonomik fayda sağlamaktadır. Ayrıca ürünlerin BIM datalarının oluşturulmasıyla dijitalleşme desteklenmekte, kağıt tüketimi azaltılarak süreç verimliliği artırılmaktadır.
Sosyal sürdürülebilirlik alanında ise Çuhadaroğlu, 20 yılı aşkın süredir düzenlediği Öğrenci Proje Yarışması ile genç mimarları yenilikçi ve sürdürülebilir tasarımlar üretmeye teşvik etmekte; üniversite–sanayi iş birlikleriyle sektörel gelişime katkı sağlamaktadır.
- Son olarak, iletmek istediğiniz ve ya özellikle altını çizmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı?
Sürdürülebilirlik, regülasyon uyumu ve teknoloji odaklı dönüşümün artık tercihten çok zorunluluk haline geldiği bir dönemde, Çuhadaroğlu olarak bu süreci söylemle değil somut yatırımlar ve uzun vadeli stratejilerle yönetiyoruz. Kırklareli–Evrensekiz’de devreye aldığımız yeni üretim yatırımımız, kapasite artışının ötesinde; daha verimli, rekabetçi ve sürdürülebilir bir üretim altyapısı hedefimizin önemli bir göstergesidir. Aynı zamanda, interdigi markamız altında yürüttüğümüz dijitalleşme çalışmaları ve BIM tabanlı çözümlerle müşterilerimize daha dijital ve katma değerli hizmetler sunmayı sürdüreceğiz.
Bunları da Beğenebilirsin
RÖPORTAJ
Enerji Verimliliğinden Yaşayan Ekosistemlere: Katma Değerli Teknolojiler ve İnsan Sağlığı
Yayınlandı
4 hafta önce-
Haziran 22, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Selçuk Akmaz Türkiye Sağlık Vakfı Genel Sekreteri
Saygıdeğer Yapı Malzeme Dergisi okurları ve İnşaat Zirvesi Türkiye 2026’nın kıymetli katılımcıları,
Türkiye Sağlık Vakfı olarak, insan sağlığının yalnızca hastane koridorlarında korunan bir olgu olmadığına; aksine ömrümüzün büyük bir kısmını geçirdiğimiz yaşam alanlarında, evlerimizde ve ofislerimizde şekillendiğine inanıyoruz. Sektörün en değerli buluşma noktalarından biri olan Construction Summit Türkiye (CST) vesilesiyle sizlere seslenirken, “koruyucu hekimlik” anlayışının binalarımızın temelinden, duvarlarındaki yalıtıma ve kullanılan enerji modeline kadar uzanan bütüncül bir vizyon gerektirdiğini vurgulamak isterim.
Bugün dünya, sadece binaları inşa etmeyi değil, onları “nasıl daha verimli ve sağlıklı yaşatabileceğimizi” tartışıyor. Bu yılın özel dosya konusu olan “Enerji Verimliliği Kapsamında Yeni Nesil Ürünler ve Yenilikçi Teknolojiler”, tam da bu noktada insan sağlığı ile çevre ekosistemini birbirine bağlayan köprü niteliğindedir. Gerçek katma değerli çözümler, sadece faturayı düşüren değil; içinde yaşayan insanın biyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarına proaktif olarak yanıt veren çözümlerdir.
Sürdürülebilirlik ve Enerji Verimliliği: Sağlığın Yeni Temeli
Yapı sektörümüzün, ekolojik ayak izini küçültmek adına döngüsel ekonomi prensiplerini benimsemesi ve geri dönüşümlü malzemelere yönelmesi harika bir başlangıçtır. Ancak “katma değerli çözüm” vizyonu, bunun bir adım ötesine geçmeyi zorunlu kılıyor.
Yeni nesil projelerde enerji verimliliği; karbon emisyonunu azaltırken, iç mekân hava kalitesini ve yaşam konforunu maksimize eden bir optimizasyon süreci olarak ele alınmalıdır. Enerjiyi verimli kullanırken insanı hapseden değil, nefes alan ve tazeleyen yapılar inşa etmek, geleceğin müteahhitlik vizyonunun en temel sorumluluğudur.
Duvarların Ötesi: Enerji Tasarruflu Sensör Ağları ve Yaşayan Evler
Geleceğin akıllı yeşil binalarında verimlilik ve sağlık, gelişen nanoteknoloji ve sensör ağları sayesinde tek bir potada eriyor. Artık akıllı sistemleri kaba elektronik kutular olarak görmüyoruz.
- Boya Seviyesinde Akıllı Sensörler: Duvar yüzeylerine mikron düzeyinde uygulanan yeni nesil nano-sensörler; ısı, nem, ışık ve havadaki zararlı gaz seviyelerini anlık olarak ölçebiliyor.
- Akıllı Havalandırma ve Enerji Optimizasyonu: Bu sensör ağı, evdeki iklimlendirme sistemleriyle entegre çalışarak sadece ihtiyaç anında devreye giriyor. Örneğin, odadaki karbondioksit veya nem oranı (küf riski) yükseldiğinde havalandırmayı lokal olarak çalıştırıyor; ideal seviyeye ulaşıldığında ise sistemi durdurarak devasa bir enerji tasarrufu sağlıyor.
- Koruyucu Sağlık Etkisi: Bu otonom yönetim, astım, alerji ve solunum yolu hastalıklarını tetikleyen unsurları daha oluşmadan engellerken, gereksiz enerji tüketiminin de önüne geçiyor.
Sektörün Ufkunu Genişletecek “Sağlık ve Verimlilik” Odaklı Malzemeler
İnşaat sektörünün radarında hızla yükselen, hem enerji verimliliğine doğrudan hizmet eden hem de insan sağlığını maksimum seviyede koruyan yenilikçi teknolojilere dikkatinizi çekmek isterim:
- Faz Değiştiren Malzemeler (PCM): Geleneksel yalıtımın ötesine geçen bu malzemeler, ortam sıcaklığı arttığında ısıyı emerek erir, düştüğünde ise ısıyı yayarak katılaşır. Bu pasif iklimlendirme özelliği, klima ve kalorifer kullanımını minimuma indirerek ciddi bir enerji verimliliği sağlarken, ani ısı değişimlerinin bağışıklık sistemi üzerindeki negatif etkilerini ortadan kaldırır.
- Fotokatalitik Yüzeyler ve Boyalar: İç mekân veya güneş ışığıyla reaksiyona girerek havadaki bakteri, virüs ve uçucu organik bileşikleri (VOC) parçalayan bu materyaller, binaları adeta kendi kendini temizleyen birer hava filtresine dönüştürür.
- Biyolojik Kendi Kendini Onaran Beton: İçindeki özel bakteriler sayesinde mikro çatlakları suyla temas anında kalsiyum karbonat üreterek kapatan bu teknoloji, binanın yapısal ömrünü uzatır. En büyük sağlık faydası ise; sızıntıları önleyerek, “Hasta Bina Sendromu”nun (Sick Building Syndrome) en büyük tetikleyicisi olan gizli küf ve mantar oluşumunu kökten engellemesidir.
- Misel (Mantar) Bazlı Organik Biyomalzemeler: Kusursuz bir ısı ve ses yalıtımı sunan bu tamamen organik materyaller, geleneksel sentetik köpüklerin yaydığı mikroplastik ve kimyasal gaz salınımını sıfıra indirir.
Geleceği Birlikte İnşa Edelim
Saygıdeğer sektör profesyonelleri ve değerli müteahhitlerimiz; inşa ettiğiniz her yapı, tasarladığınız her yalıtım sistemi ve tercih ettiğiniz her yeni nesil teknoloji aslında toplum sağlığına yazılmış birer reçetedir.
Türkiye Müteahhitler Birliği ana partnerliğinde gerçekleşen bu değerli zirvede de görüyoruz ki; teknoloji ve vizyon birleştiğinde hem doğayı korumak hem de insanı iyileştiren alanlar yaratmak mümkündür. Türkiye Sağlık Vakfı olarak, enerji verimliliğini ve insan sağlığını odağına alan bu akıllı dönüşüm yolculuğunda sizlerle iş birliği yapmaktan ve “katma değerli, önce sağlık” diyen her yenilikçi projeyi desteklemekten büyük memnuniyet duyacağız.
Sağlıkla, verimlilikle ve güvenle inşa edilen yarınlara…
Selçuk Akmaz
Türkiye Sağlık Vakfı Genel Sekreteri
RÖPORTAJ
Form Endüstri Tesisleri Enerji Verimliliğinde Sistem Bütünlüğüne Dikkat Çekiyor
Yayınlandı
4 hafta önce-
Haziran 22, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Form Endüstri Ürünleri Genel Müdürü Toni Timirci
İklimlendirme sektöründe enerji verimliliği artık yalnızca cihaz verimiyle değil, sistem bütünlüğü, akıllı kontrol teknolojileri ve ısı geri kazanımıyla birlikte değerlendiriliyor. Uzmanlara göre düşük karbonlu bina hedeflerinde ısı pompası çözümleri ve yenilenebilir enerji entegrasyonu belirleyici rol oynuyor.
- Türkiye’de yeni yapı projelerinde iklimlendirme sistemlerinin enerji verimliliği kriterleri belirlenirken hangi ulusal ve uluslararası standartlar öncelikli olarak dikkate alınıyor? Mevcut yönetmeliklerin uygulamadaki etkinliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’de yeni yapı projelerinde iklimlendirme sistemlerinin enerji verimliliği kriterleri belirlenirken hem ulusal mevzuat hem de uluslararası standartlar birlikte değerlendiriliyor. Özellikle son yıllarda Avrupa Birliği’nin “Yeşil Mutabakat” hedefleri ve karbon azaltım politikaları, Türkiye’deki düzenlemeleri de doğrudan etkiliyor. Öncelikli ulusal düzenlemelerin başında Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği geliyor. Bu yönetmelik; bina kabuğu, HVAC sistemleri, otomasyon, yenilenebilir enerji entegrasyonu ve enerji kimlik belgesi süreçlerini tanımlayan temel çerçeve niteliğinde. Ruhsat aşamasında kullanılan BEP-TR hesaplama sistemi de bu yönetmeliğe dayanıyor.
Bunun yanında özellikle şu standartlar sektör açısından belirleyici durumda:
TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları: Türkiye’de enerji verimliliğinin temelini oluşturan standartlardan biri. Isı kayıp-kazanç hesapları, iklim bölgeleri ve bina kabuğu performansı açısından kritik rol oynuyor.
ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi: Özellikle büyük ticari yapılar, oteller, hastaneler ve endüstriyel tesislerde enerji yönetimi yaklaşımını sistematik hale getiriyor. Türkiye’de de giderek daha fazla referans alınmaya başlandı.
ASHRAE Standards: Özellikle uluslararası yatırımcıların bulunduğu projelerde ASHRAE 90.1 (enerji verimliliği), ASHRAE 62.1 (iç hava kalitesi ve havalandırma) ve ASHRAE 55 (termal konfor) çok yaygın kullanılıyor.
EN 378 Refrigerating Systems and Heat Pumps: Isı pompaları ve soğutucu akışkan güvenliği açısından Avrupa normlarında önemli bir referans.
Eurovent Certification Programmes: Özellikle cihaz performans doğrulaması ve gerçek kapasite/verim güvenilirliği açısından yatırımcıların önem verdiği bir sistem haline geldi.
LEED Green Building Rating System ve BREEAM: Her ne kadar doğrudan mevzuat olmasa da premium ofis, otel ve karma kullanım projelerinde HVAC enerji performansı kriterlerini ciddi şekilde yönlendiren sertifikasyon sistemleri olarak öne çıkıyor.
Uygulamadaki etkinlik açısından bakıldığında ise Türkiye’nin mevzuat altyapısının aslında oldukça gelişmiş olduğu söylenebilir.
- Ürün portföyünüzde öne çıkan enerji verimli çözümler nelerdir? Isı pompaları, akıllı kontrol sistemleri, yenilenebilir enerji entegrasyonları ve hibrit çözümler açısından hangi ürünleriniz farklılaşıyor?
Bugün iklimlendirme sektöründe enerji verimliliği artık yalnızca cihaz verimiyle değil; sistem bütünlüğü, akıllı kontrol, karbon azaltımı ve sürdürülebilir işletme yaklaşımıyla değerlendiriliyor. Bu doğrultuda ürün portföyümüzde özellikle yüksek sezonsal verimlilik sağlayan, düşük karbonlu ve akıllı bina altyapılarına entegre olabilen çözümler öne çıkıyor. Ürün gamımızda olan soğutma grupları, ısı pompaları, klima santralleri (AHU), fancoil üniteleri, ısı geri kazanım cihazları, paket klima sistemleri ve soğutma kulelerinin tamamını yüksek verimlilik odağıyla çalışıyoruz.
Özellikle ısı pompası teknolojileri tarafında Form, Türkiye’de sektörün öncü firmalarından biri olarak uzun yıllardır önemli projelere imza atıyor. Hava kaynaklı, su kaynaklı ve toprak kaynaklı ısı pompası çözümlerinde sahip olduğumuz mühendislik altyapısı, uygulama deneyimi ve geniş referans portföyü sayesinde; otellerden hastanelere, ticari binalardan endüstriyel tesislere kadar birçok farklı yapıda yüksek verimli sistemler hayata geçiriyoruz. Özellikle su kaynaklı ve toprak kaynaklı ısı pompası uygulamalarında Türkiye’de gerçekleştirilen ilk öncü projeler arasında yer alan çok sayıda referansımız bulunuyor. Bu projeler, hem enerji verimliliği hem de sürdürülebilir bina yaklaşımı açısından sektörde önemli örnekler oluşturdu. Deniz suyu, yeraltı suyu ve toprak kaynaklarının kullanıldığı sistemlerle fosil yakıt tüketiminin azaltılması, düşük karbonlu bina hedeflerinin desteklenmesi ve işletme maliyetlerinin minimize edilmesi sağlandı. Bunun yanında 4 borulu ve ısı geri kazanımlı ısı pompası çözümleri, enerji verimliliği açısından öne çıkan teknolojiler arasında yer alıyor. Oteller, karma kullanım projeleri, AVM’ler, hastaneler, ofisler ve endüstriyel tesisler gibi yapılarda aynı anda bağımsız ısıtma ve soğutma ihtiyacının oluştuğu senaryolarda bu sistemler önemli avantaj sağlıyor. 4 borulu ve ısı geri kazanımlı sistemler sayesinde eş zamanlı ısıtma ve soğutma istenen mahal gruplarında %100’e yakın ısı geri kazanımı mümkün hale gelirken toplam enerji tüketimi ve işletme maliyetleri önemli ölçüde düşürülebiliyor. Özellikle otel projelerinde kullanım sıcak suyu üretimi ile oda soğutmasının aynı anda yapılabilmesi, ticari binalarda farklı cephelerin bağımsız yük ihtiyaçlarının karşılanabilmesi ve endüstriyel tesislerde proses kaynaklı atık enerjinin yeniden kullanılabilmesi bu sistemlerin en önemli avantajları arasında bulunuyor. Yüksek sezonsal verimlilik değerleri, inverter kontrollü çalışma yapısı, gelişmiş otomasyon altyapısı ve yenilenebilir enerji entegrasyonuna uygun yapısıyla ısı geri kazanımlı ısı pompası sistemleri bugün düşük karbonlu ve sürdürülebilir bina tasarımlarının en önemli bileşenlerinden biri haline geliyor.
- Türkiye’de mevcut yapı stokunun iklimlendirme altyapısını enerji performansı açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Kentsel dönüşüm, renovasyon ve ticari bina modernizasyon süreçlerinde enerji verimli iklimlendirme sistemleri ve ısı pompaları ne ölçüde öncelik kazanıyor?
Türkiye’de mevcut yapı stokuna baktığımızda iklimlendirme altyapısının önemli bir bölümünün enerji verimliliği açısından güncel standartların gerisinde kaldığını görüyoruz. Özellikle eski binalarda sabit hızlı, düşük verimli sistemler ve fosil yakıt temelli çözümler yaygın olduğu için enerji tüketimi yüksek seviyelerde kalıyor. Bu da hem işletme maliyetlerini artırıyor hem de karbon emisyonlarını yükseltiyor. Kentsel dönüşüm ve renovasyon süreçleri bu açıdan önemli bir fırsat alanı yaratıyor. Yeni yapılan projelerde enerji performansı artık daha fazla dikkate alınıyor ve yüksek verimli iklimlendirme sistemleri daha erken aşamada tasarıma dahil ediliyor. Ancak mevcut yapıların dönüşümünde en kritik konu, yatırım maliyeti ile işletme tasarrufu arasındaki denge oluyor. Bu noktada ısı pompaları ve enerji verimli iklimlendirme çözümleri giderek daha fazla öncelik kazanıyor. Özellikle doğal gaz ve geleneksel kazan sistemlerinin yerine geçen ısı pompaları hem ısıtma hem soğutma ihtiyacını tek sistemle karşılayarak önemli bir avantaj sağlıyor. Enerji fiyatlarının artması ve sürdürülebilirlik hedeflerinin daha görünür hale gelmesi de bu dönüşümü hızlandırıyor.
Ticari bina modernizasyonlarında ise bina otomasyon sistemleriyle entegre çalışan akıllı iklimlendirme çözümleri öne çıkıyor. Bu sistemler, mevcut altyapıya entegre edilerek enerji tüketimini optimize ediyor ve kısa-orta vadede geri dönüş sağlayan yatırımlar haline geliyor. Genel olarak bakıldığında, enerji verimli iklimlendirme sistemleri artık bir tercih olmaktan çıkıp dönüşüm projelerinde giderek daha fazla zorunluluk haline geliyor. Özellikle pandemi sonrası dönemde enerji verimliliği ile iç hava kalitesinin birlikte değerlendirilmesi, yüksek verimli havalandırma sistemlerine olan ilgiyi daha da artırdı. Bununla birlikte Türkiye’de hala dönüşüm hızının olması gereken seviyenin altında olduğunu söylemek mümkün. Finansman modelleri, enerji performans teşvikleri, karbon regülasyonları ve teknik bilinç düzeyi arttıkça renovasyon projelerinde yüksek verimli HVAC sistemlerinin ve ısı pompalarının çok daha hızlı yaygınlaşacağını düşünüyoruz. Önümüzdeki dönemde özellikle düşük karbonlu bina yaklaşımı, elektrifikasyon, yenilenebilir enerji entegrasyonu ve net sıfır bina hedefleri doğrultusunda mevcut yapı stokunun dönüşümünde enerji verimli iklimlendirme sistemleri çok daha stratejik bir rol üstlenecek.
- Şirketinizin iklimlendirme sektöründeki konumunu ve rekabet avantajlarını nasıl tanımlarsınız? Son bir yıl içerisinde hangi stratejik yatırımlar, teknolojik dönüşümler veya yeni ürün gruplarıyla büyüme sağladınız?
Bu soruya kurumsal bir bakışla yanıt verdiğimizde, iklimlendirme sektöründeki konumumuzu “sistem çözüm sağlayıcısı ve mühendislik odaklı teknoloji firması” olarak tanımlamak daha doğru olur. Yalnızca ürün tedarik eden bir yapıdan ziyade; proje tasarımı, doğru ürün seçimi, sistem optimizasyonu, devreye alma, üretim ve işletme verimliliği dahil olmak üzere uçtan uca çözüm sunan entegre bir yapıdan bahsediyoruz. Bu noktada en önemli rekabet avantajlarımızdan biri, üretim kabiliyetimizin şirket bünyesinde yer almasıdır. İzmir’de bulunan üretim tesisimiz sayesinde birçok ürün grubunu yerli imkanlarla tasarlayıp üretebiliyor, Ar-ge departmanımızla özel çözümler geliştiriyor ve kalite kontrol süreçlerini doğrudan yönetebiliyoruz. Bu yerli üretim yapısı hem tedarik sürekliliği hem de esneklik açısından önemli bir avantaj sağlarken, aynı zamanda maliyet ve lojistik yönetiminde de güçlü bir kontrol imkanı sunuyor. Rekabet avantajımızın temelinde üç ana unsur bulunuyor: uzmanlık, geniş ürün portföyü ve üretim gücü ile desteklenen güçlü referans ağı.
- Yurt içi ve yurt dışı pazarlarda büyüme stratejiniz nasıl şekilleniyor? Özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı, karbon nötr hedefler ve enerji dönüşümü süreçleri ihracat stratejinizi nasıl etkiliyor?
Form Endüstri Ürünleri olarak büyüme stratejimizi hem yurt içinde hem de yurt dışında yüksek verimli ve entegre iklimlendirme çözümleri sunma yaklaşımı üzerine kuruyoruz. Bugün Form Grup olarak 40’tan fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Eurovent sertifikalı Form AHU ve Form Fancoil cihazlarımızın yanı sıra, yüksek verimli WSHP- Su Kaynaklı Isı Pompaları ve Form FHR serisi ısı geri kazanım cihazlarımızla farklı pazarlarda aktif olarak yer alıyoruz. Ayrıca hijyen standartlarının kritik önem taşıdığı projeler için geliştirdiğimiz, TÜV sertifikalı Form Hijyenik klima santrallerimizle de sağlık ve temiz oda uygulamalarına yönelik çözümler sunuyoruz. Bununla birlikte, Eurovent ve CTI sertifikasyon süreçlerini tamamladığımız Form Freva marka; TAY Serisi Açık Tip ve TY-SON Serisi Kapalı Tip Soğutma Kulelerimiz ile Ecodesign kriterlerine uyumlu, Eurovent sertifikalı ve Lennox lisansıyla İzmir fabrikamızda Form güvencesiyle üretilen Rooftop, paket klima çözümlerimizle oldukça geniş bir ürün gamına sahibiz. Tüm bu ürün ve çözümlerimizle farklı coğrafyalarda iş ortaklarımıza yalnızca ürün değil, aynı zamanda uzun vadeli çözüm ortaklığı sunuyoruz. Öncelikli ihracat pazarlarımız arasında Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ile CIS ve Türki Cumhuriyetler yer alıyor. Özellikle Avrupa pazarı; yüksek enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve sertifikasyon gereklilikleri nedeniyle ürün geliştirme ve yatırım stratejilerimizi doğrudan şekillendiriyor. Bu doğrultuda Eurovent, CTI ve TÜV SÜD gibi uluslararası sertifikasyon süreçlerine sürekli yatırım yapıyor, ürünlerimizi global standartlara tam uyumlu hale getiriyoruz.
Avrupa Yeşil Mutabakatı ve karbon nötr hedefler ise ihracat stratejimizin merkezinde konumlanıyor. Günümüzde yalnızca ürün performansı değil; enerji verimliliği, karbon ayak izi ve ürünlerin yaşam döngüsü boyunca çevresel etkileri de karar süreçlerinde belirleyici hale geliyor. Bu nedenle düşük GWP’li çözümler, ısı pompaları, ısı geri kazanım sistemleri ve yüksek verimli HVAC ürünlerini portföyümüzde daha güçlü şekilde konumlandırıyoruz. Bu yaklaşım doğrultusunda Form Endüstri Ürünleri olarak, Türkiye’nin iklimlendirme alanındaki küresel rekabet gücünü daha ileri taşımayı ve stratejik olarak belirlediğimiz pazarlarda sürdürülebilir ihracat büyümesini sağlamayı hedefliyoruz. 2030 karbon nötr hedefimiz kapsamında ise üretim süreçlerimizin yenilenebilir enerji ile desteklenmesi, enerji verimliliğinin artırılması ve çevre dostu ürün portföyümüzün daha da genişletilmesi yönünde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
- Türkiye’de iklimlendirme sektörünün geleceğinde hangi teknolojilerin öne çıkacağını düşünüyorsunuz? Isı pompaları, hidrojen destekli sistemler, enerji depolama entegrasyonları veya farklı alternatifler konusunda öngörüleriniz nelerdir?
Türkiye’de iklimlendirme sektörünün geleceğinde en güçlü eğilimin enerji verimliliği, sistem entegrasyonu ve elektrifikasyon ekseninde şekillendiğini görüyoruz. Bu çerçevede ısı pompaları en kritik teknolojilerden biri olarak öne çıkıyor. Hem ısıtma hem soğutma ihtiyacını tek sistem üzerinden karşılayabilmeleri, yenilenebilir enerjiyle uyumlu yapıları ve düşük karbon salımıyla birlikte sektörün dönüşümünde merkezi bir rol üstleniyorlar.
Buna paralel olarak bina otomasyon sistemleri ve yapay zeka destekli kontrol altyapıları daha da önem kazanıyor. Sistemlerin gerçek zamanlı veriye göre yönetilmesi, enerji tüketimini optimize ederken işletme maliyetlerini düşürüyor ve konfor seviyesini artırıyor. Özellikle büyük ölçekli ticari yapılarda bu dijital kontrol katmanı artık standart hale gelmeye başlıyor. Enerji depolama entegrasyonları da giderek daha fazla gündeme geliyor. Güneş ve diğer yenilenebilir kaynaklarla birlikte çalışan HVAC sistemlerinde depolama çözümleri, enerji sürekliliğini ve verimliliği destekleyen önemli bir tamamlayıcı haline geliyor. Bu yaklaşım, özellikle değişken enerji üretiminin olduğu yapılarda sistem stabilitesi açısından kritik rol oynuyor. Hidrojen destekli sistemler ise daha çok uzun vadeli bir teknoloji olarak değerlendirilebilir. Altyapı, maliyet ve yaygın kullanım açısından gelişim sürecine ihtiyaç duysa da enerji dönüşümünün bir parçası olarak gelecekte daha fazla gündeme gelmesi bekleniyor.
- Son olarak, sektöre, yatırımcılara ve okuyucularımıza enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve yeni nesil iklimlendirme çözümleri konusunda vermek istediğiniz mesaj nedir?
Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik artık çevresel bir tercihin ötesinde, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluk haline geldi. İklimlendirme sektörü de bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Bugün alınan her karar hem işletme maliyetlerini hem de karbon ayak izini doğrudan etkiliyor. Bu noktada ısı pompası teknolojileri, yüksek verimli sistemler ve akıllı kontrol çözümleri sektörün geleceğini belirliyor. Enerjiyi daha verimli kullanan, yenilenebilir kaynaklarla entegre çalışabilen ve dijital olarak optimize edilen sistemler hem yatırım geri dönüşünü hızlandırıyor hem de uzun vadeli sürdürülebilirlik sağlıyor. Sektöre ve yatırımcılara en önemli mesajımız şu olur: artık “en düşük ilk yatırım maliyeti” yaklaşımı yerine “toplam sahip olma maliyeti ve enerji performansı” odağıyla hareket etmek gerekiyor. Doğru tasarlanmış ve doğru seçilmiş sistemler, uzun vadede çok daha yüksek ekonomik ve çevresel fayda sağlıyor. Son kullanıcılar açısından enerji verimliliği yüksek sistemlere yönelmek, bireysel tasarruf sağlamanın yanı sıra daha sürdürülebilir bir gelecek için doğrudan katkı anlamına geliyor. İklimlendirme sektörünün geleceği, daha az enerji tüketen, daha akıllı ve daha çevreci çözümlerle şekilleniyor.
RÖPORTAJ
Baymak’tan Enerji Dönüşümüne Güçlü Katkı: “Geleceğin İklimlendirme Çözümlerini Geliştiriyoruz”
Yayınlandı
4 hafta önce-
Haziran 22, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Ülkü Özcan Baymak Genel Müdürü
Sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve dijitalleşmeyi büyüme stratejisinin merkezine alan Baymak, ısı pompası teknolojileri başta olmak üzere çevreci ürün yatırımlarını hızlandırıyor.
- Sektördeki konumunuzu ve rekabet avantajlarınızı nasıl tanımlarsınız? Markanızın son bir yıl içerisindeki stratejik gelişim alanları neler oldu? Yurt içi ve yurt dışı pazarlarda büyüme stratejiniz nasıl şekilleniyor? Önümüzdeki döneme ilişkin öncelikli hedefleriniz nelerdir?
Baymak olarak iklimlendirme sektöründe köklü geçmişimiz, güçlü mühendislik altyapımız ve müşteri odaklı yaklaşımımızla Türkiye’nin lider markaları arasında yer alıyoruz. Sektördeki rekabet avantajımızı; enerji verimliliği yüksek ürün portföyümüz, sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımımız, yaygın satış ve servis ağımız ile uluslararası tecrübemiz oluşturuyor. Özellikle değişen tüketici beklentilerine hızlı adapte olabilen yapımız ve yenilikçi teknolojilere yaptığımız yatırımlar, bizi farklılaştıran temel unsurlar arasında bulunuyor.
Son bir yıl içerisinde stratejik olarak özellikle sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve dijitalleşme alanlarına odaklandık. Isı pompası teknolojileri başta olmak üzere çevre dostu ürün gruplarımızı güçlendirirken, operasyonel süreçlerimizde dijital dönüşüm projelerine hız verdik. Müşteri deneyimini geliştirmeye yönelik yatırımlarımızı artırırken, ürün ve hizmet kalitemizi sürekli ileri taşımaya devam ettik.
Yurt içi pazarda büyüme stratejimizi; yüksek verimli ve çevreci ürünlere yönelik artan talebi karşılamak, bayi ve servis ağımızı daha da güçlendirmek ve tüketicilerimize yenilikçi çözümler sunmak üzerine şekillendiriyoruz. Yurt dışında ise BDR Thermea Group’un global gücünden aldığımız sinerjiyle mevcut pazarlardaki konumumuzu güçlendirirken, yeni pazarlarda büyüme fırsatlarını değerlendiriyoruz. Özellikle enerji dönüşümünün hız kazandığı bölgelerde sürdürülebilir iklimlendirme çözümlerimizle daha güçlü bir varlık göstermeyi hedefliyoruz.
Önümüzdeki dönemde önceliğimiz, sürdürülebilir büyümeyi destekleyen yenilikçi ürün ve teknolojilere yatırım yapmaya devam etmek olacak. Karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlayan çözümler geliştirmek, enerji verimliliği yüksek ürünlerimizi daha geniş kitlelerle buluşturmak ve müşteri memnuniyetini en üst seviyede tutmak temel hedeflerimiz arasında yer alıyor. Baymak olarak; hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda değer yaratan, sektöre, enerji dönüşümüne yön veren ve geleceğin iklimlendirme çözümlerini geliştiren bir marka olma vizyonumuz doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
- Ürün portföyünüzde öne çıkan enerji verimli çözümler hangileri? Yapılarda doğru ürün ve sistem seçimi yapılırken hangi teknik ve ekonomik kriterler göz önünde bulundurulmalı? Projelerde tercih edilen ürünlerinizin, kullanıcıya sağladığı uzun vadeli avantajlar nelerdir? Satış sonrası hizmetlerinizin müşteri memnuniyetine etkisini nasıl ölçümlüyorsunuz?
Enerji verimliliğini ve sürdürülebilirliği ürün geliştirme stratejimizin merkezine konumlandırıyoruz. Bu kapsamda özellikle ısı pompası sistemlerimiz, yoğuşmalı kombilerimiz, yüksek verimli kazan çözümlerimiz ve yenilenebilir enerji sistemleriyle entegre çalışabilen ürün gruplarımız öne çıkıyor. Düşük enerji tüketimiyle yüksek performans sağlayan bu çözümler hem bireysel kullanıcıların hem de ticari yapıların enerji maliyetlerini azaltmalarına katkı sağlıyor.
Yapılarda doğru ürün ve sistem seçimi yapılırken öncelikle binanın kullanım amacı, iklim koşulları, enerji ihtiyacı, yalıtım seviyesi ve yaşam döngüsü maliyetleri gibi teknik kriterlerin detaylı şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. Bunun yanında ilk yatırım maliyetinin yanı sıra işletme giderleri, bakım ihtiyacı, enerji tasarruf potansiyeli ve sistemin uzun vadeli verimliliği de göz önünde bulundurulmalı. Günümüzde yalnızca satın alma maliyetine odaklanan yaklaşımlar yerine toplam sahip olma maliyetini esas alan çözümler daha fazla önem kazanıyor.
Projelerde tercih edilen ürünlerimiz kullanıcılarımıza uzun vadede birçok avantaj sunuyor. Yüksek enerji verimliliği sayesinde işletme maliyetlerinin düşürülmesi, çevresel etkilerin azaltılması, uzun ömürlü kullanım, güvenilir performans ve yüksek konfor seviyesi bunların başında geliyor. Ayrıca gelişmiş kontrol sistemleri ve akıllı teknolojiler sayesinde kullanıcılar enerji tüketimlerini daha etkin şekilde yönetebiliyor ve sistem performansını optimize edebiliyor.
Satış sonrası hizmetler ise müşteri deneyiminin en kritik unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor. Baymak olarak yaygın yetkili servis ağımız ve müşteri odaklı hizmet anlayışımızla kullanıcılarımızın ihtiyaçlarına hızlı ve etkin çözümler sunuyoruz. Müşteri memnuniyetini düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz geri bildirim çalışmaları, hizmet kalite değerlendirmeleri, çağrı merkezi performans analizleri ve müşteri memnuniyeti skorları üzerinden ölçümlüyoruz. Elde ettiğimiz verileri sürekli iyileştirme süreçlerimize dahil ederek hizmet kalitemizi ve müşteri deneyimini daha da ileri taşımayı hedefliyoruz.
- Sürdürülebilirlik stratejinizin temel yapı taşları nelerdir? 2025 ve sonrası için sürdürülebilirlik vizyonunuz nasıl şekilleniyor? Karbon ayak izi azaltımı ve döngüsel ekonomi konularında ne tür çalışmalar yürütüyorsunuz? Bugüne kadar hayata geçirdiğiniz çevresel ve sosyal sorumluluk projelerinden öne çıkanlar hangileri? Bu kapsamda başarı hikâyelerinizden birini bizimle paylaşır mısınız?
Sürdürülebilirliği çevresel bir sorumluluğun ötesinde iş yapış biçimimizin odağı olarak görüyoruz. Sürdürülebilirlik stratejimiz; enerji verimliliği yüksek ürünler geliştirmek, karbon emisyonlarını azaltmak, kaynakların verimli kullanımını teşvik etmek ve toplumsal fayda yaratmak olmak üzere dört temel yapı taşı üzerine kurulu. İklimlendirme sektörünün enerji dönüşümündeki kritik rolünün bilinciyle hem kendi operasyonlarımızda hem de müşterilerimize sunduğumuz çözümlerde sürdürülebilirlik odağını güçlendiriyoruz.
2025 ve sonrasında sürdürülebilirlik vizyonumuz, düşük karbonlu ekonomiye geçişi destekleyen teknolojilere yatırım yapmak ve enerji dönüşümüne katkı sağlayan ürünlerimizin yaygınlaşmasını hızlandırmak üzerine şekilleniyor. Özellikle fosil yakıtlara bağımlılığı azaltan ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla uyumlu çalışan ısı pompası teknolojilerinin yaygınlaştırılmasını stratejik önceliklerimiz arasında görüyoruz. Bununla birlikte operasyonel süreçlerimizde enerji verimliliğini artırmaya, dijitalleşme uygulamalarını yaygınlaştırmaya ve çevresel etkilerimizi daha etkin şekilde yönetmeye devam ediyoruz.
Karbon ayak izinin azaltılması konusunda üretim ve operasyon süreçlerimizde enerji verimliliği odaklı uygulamaları hayata geçirirken, ürün portföyümüzde de daha düşük emisyon değerlerine sahip teknolojilere ağırlık veriyoruz. Döngüsel ekonomi yaklaşımı kapsamında ise kaynak kullanımını optimize etmeye, atık oluşumunu azaltmaya ve geri dönüşüm süreçlerini destekleyen uygulamaları yaygınlaştırmaya yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Ürünlerin yaşam döngüsü boyunca çevresel etkilerini azaltacak tasarım ve geliştirme süreçlerine yatırım yapmayı sürdürüyoruz.
Sosyal sorumluluk alanında ise eğitim, bilinçlendirme ve toplumsal gelişimi destekleyen projeleri önceliklendiriyoruz. Sektörün geleceğine katkı sunacak teknik eğitim çalışmaları, mesleki gelişim programları ve enerji verimliliği farkındalığını artırmaya yönelik projeler bu kapsamda öne çıkıyor. Aynı zamanda çalışanlarımızın gönüllülük faaliyetlerine katılımını teşvik ederek sürdürülebilirlik kültürünün kurum içinde ve dışında yaygınlaşmasına katkı sağlıyoruz.
Bu alandaki önemli başarı hikayelerimizden biri, enerji verimliliği ve düşük karbonlu dönüşümü destekleyen ısı pompası çözümlerimizin yaygınlaşması oldu. Son yıllarda bu alana yaptığımız yatırımlar sayesinde hem bireysel kullanıcıların hem de ticari işletmelerin daha düşük enerji tüketimiyle daha yüksek verim elde etmelerine katkı sağladık. Böylece kullanıcılarımızın enerji maliyetlerini azaltırken, karbon emisyonlarının düşürülmesine de somut katkı sunduk. Baymak olarak sürdürülebilir büyüme yaklaşımımız doğrultusunda çevresel ve toplumsal değer yaratmaya devam edeceğiz.
Son Yazılar
- Bosch Condens 1200W Ailesi Genişliyor: Küçük Ölçülerde Yüksek Kapasite ve Tasarruf Bir Arada Temmuz 17, 2026
- E.C.A. EMAR A.Ş.’DEN GENÇ İKLİMLENDİRMECİLERE KARİYER REHBERLİĞİ Temmuz 17, 2026
- Ravago Bina Çözümleri, Bitümex Samba ile su yalıtımında yeni bir standart oluşturuyor Temmuz 17, 2026
- Akçansa Yeni Yönetimi, Gelecek Dönem Stratejisini Yatırımcılarla Paylaştı Temmuz 17, 2026
- Yaz aylarında artan gürültü, yaşam alanlarında akustik konfor ihtiyacını öne çıkarıyor Temmuz 16, 2026
- Hisense Türkiye’nin Büyüme Yolculuğuna Güçlü Atama: Ticari Direktörlük Görevine Ekin Doğan Çomak Getirildi Temmuz 16, 2026
- Geleceğin şehirlerini görünmeyen altyapılar şekillendirecek Temmuz 16, 2026
- Türk Ytong’un 5 fabrikası enerjisini güneşten alacak Temmuz 16, 2026
- Dünyanın En Büyük Panel Radyatör Tesisinden 50’den Fazla Ülkeye İhracat Temmuz 16, 2026
- Türkiye’nin ilk Yap-İşlet-Devret enerji depolama projesi için imzalar atıldı Temmuz 16, 2026
- Üçay Mühendislik, Toplam Bedeli 1,34 Milyar TL’yi Aşan İki Sözleşmeye İmza Attı Temmuz 16, 2026
- Türkiye’deki üretim gücünü artıran Çimsa, CAC kapasitesini son 2 yılda 3 katına çıkardı Temmuz 16, 2026
- Geleceğin Liderlerine Alarko İmzası: Alarko MBA ve Yenibirlider Programları Yeni Mezunlarını Verdi Temmuz 14, 2026
- Mental Design Works, World Architecture Festival (WAF) 2026’da Üç Kategoride Finalist Oldu! Temmuz 14, 2026
- Ağ Altyapılarında Verimlilik, Legrand LCS3 Bakır Kablolar ile Yükseliyor Temmuz 14, 2026
Trendler
GENEL2 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL2 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak









