Enerji Dönüşümünde Güçlü Adım: Baymak’tan Sürdürülebilir Büyüme Hamlesi - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

RÖPORTAJ

Enerji Dönüşümünde Güçlü Adım: Baymak’tan Sürdürülebilir Büyüme Hamlesi

Yayınlandı

-

BAYMAK / BDR Thermea Group Genel Müdürü Ülkü ÖZCAN


2025 yılında yüzde 25’in üzerinde büyüme yakalayan Baymak, üretim yatırımları, ısı pompası atılımları ve global entegrasyon stratejisiyle Türkiye’yi enerji dönüşümünün merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefliyor.

  1. Son bir yıl içerisinde markanız/şirketiniz bünyesinde öne çıkan yatırımlar, organizasyonel dönüşümler, yeni iş birlikleri veya ürün lansmanları neler oldu? Bunun şirketinizin stratejik yol haritasına nasıl katkı sağladığını paylaşır mısınız?

Baymak olarak, 2025 yılında sürdürülebilir büyüme stratejisi doğrultusunda güçlü bir finansal performans sergileyerek tamamladık. Bir önceki yıla göre %25,2 oranında büyüme kaydederek istikrarlı yükselişini sürdürdük. Yıl boyunca ana faaliyet alanlarında elde edilen başarılı sonuçlar, şirketimizin hem iç pazardaki etkin konumunu güçlendirdi hem de küresel ölçekte rekabet gücünü artırdı. Operasyonel verimlilik, ürün gamındaki stratejik konumlanma ve yaygın satış ağı sayesinde tüm kategorilerde dengeli ve sağlıklı bir büyüme performansı ortaya koyduk. İhracat tarafında da istikrarlı bir ivme yakaladık. Son bir yılda finansal olarak büyümenin yanı sıra aynı zamanda stratejik olarak konumumuzu güçlendirdiğimiz bir dönem oldu. Bünyesinde yer aldığımız BDR Thermea Group’un global enerji dönüşümü vizyonunu, Türkiye’deki güçlü üretim altyapımızla birleştirdik. Özellikle yeni devreye aldığımız boyler üretim hattımıza yaptığımız yatırım, bizi grup içinde “Mükemmellik Merkezi” konumuna taşıdı. Tuzla’daki 60 bin metrekarelik fabrikamız artık yalnızca iç pazara değil, Avrupa pazarlarına da hizmet veren stratejik bir üretim üssü niteliğinde. Bununla birlikte ısı pompası segmentinde gerçekleştirdiğimiz ürün lansmanları ve kapasite artışları sayesinde bu kategoride yüzde 90’ın üzerinde gelir artışı yakaladık. Organizasyonel olarak da 2030 orta vadeli stratejimizi tüm departmanlara entegre ederek dönüşüm sürecimizi kurumsal bir çerçeveye oturttuk.

  1. Çevre dostu ve enerji verimli teknolojiler, iklimlendirme sektöründe artık temel bir gereklilik haline geldi. Ürünlerinizin çalışma prensipleri, enerji performansı ve sürdürülebilirlik yaklaşımı açısından hangi yenilikçi çözümleri sunduğunu anlatabilir misiniz? 

İklimlendirme sektöründe çevre dostu ve enerji verimli teknolojiler artık bir farklılaşma unsuru değil, temel gereklilik. Bu bilinçle geliştirdiğimiz ısı pompası sistemleri, yenilenebilir enerji entegrasyonuna uygun yapıları, yüksek verimlilik katsayıları ve düşük karbon salımıyla öne çıkıyor. Inverter tabanlı akıllı kontrol altyapıları sayesinde enerji tüketimini optimize ederken, farklı iklim bölgelerine uyum sağlayan mühendislik çözümlerimizle geniş bir kullanıcı kitlesine hitap ediyoruz. Ürünlerimizi Avrupa standartlarına ve Yeşil Mutabakat kriterlerine uyumlu biçimde tasarlıyor; üretim tarafında ise geri dönüştürülmüş hammadde kullanımını artırarak karbon ayak izimizi azaltıyoruz. Üretim tarafında ise yenilenebilir enerji kullanılan yeni boyler hattımız, geri dönüştürülmüş hammadde uygulamalarımız ve karbon emisyonunu azaltmaya yönelik yatırımlarımız sürdürülebilirliği sadece ürün olarak görmediğimizin, bütünsel bir yaklaşımla ele aldığımızın göstergesi.

  1. Projelerde tercih edilen ürün ve hizmetleriniz; yatırımcı, proje geliştirici ve son kullanıcı açısından ne gibi avantajlar sağlıyor? Enerji tasarrufu, işletme maliyetleri, uzun ömürlülük ve konfor kriterleri açısından yarattığınız katma değeri nasıl tanımlarsınız?

Projelerde tercih edilmemizin temel nedeni, ürünün yanında bütüncül çözüm sunmamızdan kaynaklanıyor. Yüksek enerji verimliliğine sahip sistemlerimiz yatırımcılara düşük işletme maliyeti ve hızlı geri dönüş imkânı sağlıyor. Uzun ömürlü ve Avrupa standartlarında üretilen ekipmanlarımız, proje geliştiriciler için güvenilirlik ve kalite avantajı yaratıyor. Son kullanıcı açısından bakıldığında ise düşük enerji faturası, sessiz çalışma, yüksek konfor ve güçlü servis ağı önemli bir fark oluşturuyor. Biz konforu sadece sıcaklık kontrolü olarak görmüyoruz. Ekonomik, çevresel ve teknik sürdürülebilirliğin birleşimi olarak tanımlıyoruz.

  1. Türkiye iklimlendirme pazarındaki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz? Pazar payı, segment odakları ve bölgesel yaygınlık açısından güçlü yönleriniz nelerdir? Önümüzdeki döneme ilişkin büyüme ve yatırım hedeflerinizi de paylaşır mısınız?

Türkiye iklimlendirme pazarında güçlü bir bayi ve servis yapılanmasına sahibiz. 500’ün üzerinde bayi, 2100’den fazla satış noktası ve 300’ün üzerinde yetkili servis ağımızla geniş bir erişim gücüne sahibiz. 550 çalışanımızla 2025 yılını 200 milyon Euro’nun üzerinde ciroyla ve yüzde 25,2 büyüme oranıyla tamamladık. İhracat tarafında da istikrarlı bir ivme yakalayan, export satışlarının toplam satışlar içindeki payını %5,8 seviyesine taşıdık. Küresel pazarlardaki dalgalanmalara rağmen elde ettiğimiz bu sonuçlar, şirketimizin uluslararası pazarlardaki varlığını güçlendirme hedefiyle uyumlu bir tablo ortaya koydu.  Isı pompası kategorisinde liderliğimizi güçlendirirken, klima ve yoğuşmalı kazan segmentlerinde de dengeli bir büyüme performansı sergiledik. İhracat tarafında Avrupa başta olmak üzere mevcut pazarlardaki derinliğimizi artırmayı ve Türkiye’yi grubumuzun enerji dönüşüm üssü konumuna taşımayı hedefliyoruz.

  1. AR-GE yatırımlarınızın sektörel gelişime katkısı hakkında neler söylemek istersiniz? Özellikle dijitalleşme, akıllı sistem entegrasyonları ve yüksek verimlilik odağında yürüttüğünüz çalışmalar nelerdir? Yakın vadede piyasaya sunmayı planladığınız yeni ürün veya hizmet modelleri hakkında ipuçları verebilir misiniz?

AR-GE yatırımlarımızda yüksek verimlilik, dijitalleşme ve alternatif enerji çözümleri temel önceliklerimiz arasında yer alıyor. Akıllı kontrol sistemleri, uzaktan izleme ve sistem optimizasyonuna yönelik dijital altyapılar üzerinde çalışıyoruz. Elektrifikasyon odağında yeni nesil ısı pompaları geliştirirken, hibrit ve hidrojen uyumlu sistemler konusunda da grubumuzla birlikte çalışmalar yürütüyoruz. Amacımız, bugünün ve geleceğin enerji ihtiyaçlarına da yanıt verebilen çözümler üretmek.

  1. İklimlendirme sistemlerinde satış sonrası hizmetlerin rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Servis ağı, teknik destek, bakım sözleşmeleri ve müşteri deneyimi süreçleri açısından sunduğunuz hizmetler markanızın güvenilirliğine nasıl katkı sağlıyor?

Satış sonrası hizmetler bizim için markanın en kritik temas noktasıdır. Ürün kalitesi, doğru servis deneyimiyle tamamlanmadığı sürece gerçek değer yaratmaz. Bu nedenle servis yapılanmamızı “best in class” seviyesine taşımayı hedefliyoruz. 7/24 erişilebilirlik, tek seferde tam ve mutlak çözüm anlayışı, dijital destekli proaktif servis modeli ve yetkin teknik ekiplerimizle müşteri memnuniyetini sürdürülebilir bir güven unsuruna dönüştürüyoruz. 7/24 erişilebilirlik, hızlı ve doğru çözüm, tek seferde tam müdahale ve dijital destekli proaktif hizmet modeli 2026 ajandamızın merkezinde yer alıyor. Güçlü servis altyapımız, müşteri bağlılığını ve marka güvenini doğrudan pekiştiriyor.

  1. Üretim süreçlerinizden ürünlerin kullanım ömrüne kadar uzanan çevresel etki perspektifinde sürdürülebilirlik yaklaşımınızı nasıl şekillendiriyorsunuz? Yenilenebilir enerji kullanımı, karbon ayak izi azaltım hedefleri ve döngüsel ekonomi uygulamaları konusunda şirketinizin vizyonunu paylaşır mısınız?

Sürdürülebilirlik yaklaşımımız üretimden ürünün kullanım ömrüne kadar uzanan bütünsel bir perspektife dayanıyor. Yeni boyler hattımızda yüzde 100 yenilenebilir elektrik kullanıyoruz, doğalgaz tüketimimizi azaltarak CO₂ emisyonumuzu düşürüyoruz ve geri dönüştürülmüş hammadde kullanımını artırıyoruz. Üretim süreçlerimizde geri dönüştürülmüş hammaddelerin payını artırıyor, düşük karbonlu üretim altyapısını yaygınlaştırıyoruz. 2026 yılında DIN SPEC 91436 standardına göre “Sıfır Atık Belgesi” almayı hedefliyoruz. Türkiye’de üretilen, Avrupa standartlarında düşük karbonlu ürünlerle hem ülke ekonomisine hem de çevresel dönüşüme katkı sağlamayı amaçlıyoruz.

  1. Şirketinizin ilk kadın genel müdürü olarak göreve başlamış bulunuyorsunuz. Bu deneyim, liderlik yaklaşımınızı ve şirket stratejilerini şekillendirme biçiminizi nasıl etkiliyor? Ayrıca, iklimlendirme sektöründe kadın liderliğinin artması konusunda gözlemleriniz ve teşvik ettiğiniz inisiyatifler nelerdir?

Şirketimizin ilk kadın genel müdürü olarak bu görevi üstlenmek benim için önemli bir sorumluluk. Liderlik anlayışım kapsayıcılık, ekip ruhu ve şeffaf iletişim üzerine kurulu. İklimlendirme sektörü geleneksel olarak erkek ağırlıklı bir alan olsa da kadın mühendislerin ve yöneticilerin sektörde giderek daha fazla yer aldığını görmek sevindirici. Baymak’ta çeşitliliği ve fırsat eşitliğini destekleyen bir kurum kültürü oluşturmayı önemsiyoruz. Çünkü farklı bakış açıları inovasyonu güçlendirir. İklimlendirme sektöründe kadın liderliğinin ve teknik alanlarda kadın istihdamının artmasını son derece değerli buluyorum. Genç kadın mühendislerin ve profesyonellerin sektöre katılımını destekleyen bir kurum kültürü oluşturmayı önemsiyoruz.

  1. Son olarak, iletmek istediğiniz veya özellikle altını çizmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı?

Son olarak şunu vurgulamak isterim ki enerji dönüşümü artık bugünün gerçeği. Baymak olarak hedefimiz; yerli üretim gücümüzü küresel rekabetçilikle birleştirerek yüksek verimli, sürdürülebilir ve güvenilir çözümler sunmaya devam etmek. 2026’yı kalıcı dönüşümün temellerini daha da sağlamlaştırdığımız ve müşteri deneyiminde fark yarattığımız bir yıl olarak görüyoruz.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RÖPORTAJ

Kentsel Dönüşümde Hız ve Performans: Aynı Anda Mümkün

Yayınlandı

-

Bostik Türkiye Teknik Müdürü Ece HAN


Zamanla yarışılan dönüşüm projelerinde hata payına yer yok. Bostik’in hızlı kürlenen, yüksek yapışma gücüne sahip ürünleri; uygulama süresini kısaltırken maliyetleri düşürüyor, projelere hem hız hem güven katıyor.

1-Türkiye’nin deprem gerçeği göz önüne alındığında; mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi için geliştirdiğiniz ekonomik ve hızlı uygulanabilir çözümler var mı? Depreme dayanıklı yapı üretiminde ürünlerinizin sağladığı teknik üstünlükler nelerdir? Nasıl bir fark oluşturuyorsunuz? Ulusal ve uluslararası hangi standartlara uygun üretim yapıyorsunuz? Sahip olduğunuz sertifikalar hakkında da bilgi alabilir miyiz? 

Uzun ömürlü ve güvenli yapıların en önemli adımlarından biri su yalıtımıdır. Deprem dayanımı çoğu zaman yalnızca taşıyıcı sistem üzerinden değerlendirilse de yapının zaman içerisindeki performansını belirleyen en kritik unsurlardan biri sudur. Suya maruz kalan yapılarda donatı korozyonu başlar, betonun iç yapısı zayıflar ve bu durum doğrudan taşıyıcı sistemin dayanımını düşürür. Bu nedenle temel altı su yalıtımı, perde duvarlar, çatı ve ıslak hacim uygulamaları; yalnızca konfor değil, doğrudan yapı güvenliği ile ilişkilidir. Yapıyı sudan korumak, deprem performansını korumaktır.

Bostik olarak biz su yalıtımı ve sızdırmazlık çözümlerimizi bu bakış açısıyla geliştiriyoruz. Çatlak köprüleme kabiliyeti yüksek, elastik ve zorlu saha koşullarına uyum sağlayabilen ürünlerimiz; hem yeni yapılarda hem de renovasyon ve güçlendirme projelerinde güvenilir çözümler sunar. Uygulama kolaylığı ve hızlı kürlenme avantajı sayesinde ise projelerde zaman ve maliyet optimizasyonu sağlar.

Sızdırmazlık ve yapıştırıcı grubundaki hibrit ve silikon teknolojilerimiz de yapı elemanları arasındaki birleşim noktalarında kalıcı performans sunarak sistem bütünlüğünü destekler.

Ürünlerimiz ilgili EN normları ve CE işaretlemesi kapsamında geliştirilmekte olup; EPD (Environmental Product Declaration), EMICODE gibi düşük emisyon sertifikaları ve ISEGA gibi uluslararası uygunluk belgeleri ile de çevresel ve sağlık kriterleri açısından desteklenmektedir. Bu sayede hem teknik performansı yüksek hem de sürdürülebilir çözümler sunuyoruz.

2-Kentsel dönüşüm sürecinde zaman ve maliyet optimizasyonu büyük önem taşıyor. Kentsel dönüşüm projelerinde yüksek performanslı ürünlerinizle sağladığınız teknik ve ekonomik avantajlar nelerdir? Bu projelerde en çok tercih edilen ürün gruplarınız hangileridir? Özellikle renovasyon ve güçlendirme projelerinde öne çıkan ürünleriniz hangileridir? 

Kentsel dönüşüm projelerinde en kritik denge; hızlı uygulama ile uzun vadeli performansı birlikte sağlayabilmektir.

Bostik olarak hızlı kürlenen, kolay uygulanan ve farklı yüzeylere yüksek yapışma sağlayan ürünlerimizle uygulama süresini kısaltırken işçilik hatası riskini de azaltıyoruz. Bu da projelerde hem zaman hem maliyet avantajı yaratıyor. Bu süreçte en çok tercih edilen ürün gruplarımız; su yalıtım sistemleri, zemin çözümleri, yapıştırıcılar ve sızdırmazlık ürünleridir. Özellikle renovasyon projelerinde hızlı tamir harçları ve nemli yüzeylerde dahi güçlü yapışma sunan hibrit teknolojimiz sayesinde, zaman kaybetmeden güvenli uygulama ve etkin yalıtım imkânı sağlanır.

 3-Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik kriterleri artık dönüşüm projelerinde zorunlu hale geliyor. Bu kapsamda çevreci ve düşük karbon ayak izine sahip ürünlerinizden bahsedebilir misiniz? Yeşil bina sertifikasyon süreçlerine (LEED, BREEAM vb.) katkı sağlayan ürünleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? 

Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, yapı sektörünün temel gerekliliklerinden biri haline geldi. Bostik’in Avrupa menşeili bir marka olması, bu konuda yüksek standartlarla hareket etmemizi ve ürün geliştirme süreçlerinde çevresel etkileri önceliklendirmemizi sağlıyor.

Düşük VOC emisyonuna sahip, solvent ve zararlı bileşen içermeyen “yeşil” ürünlerimiz; iç mekân hava kalitesine katkı sağlarken daha sağlıklı yaşam alanları oluşturulmasına destek verir. Aynı zamanda uzun ömürlü ve dayanıklı çözümlerimiz, yapıların bakım ihtiyacını azaltarak karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sağlar.

EPD, EMICODE ve ISEGA gibi uluslararası sertifikalarla desteklenen ürünlerimiz, LEED ve BREEAM gibi yeşil bina sertifikasyon süreçlerine katkı sağlayacak şekilde konumlandırılmıştır.

 4-2030 ve sonrası için deprem güvenliği ve kentsel dönüşüm perspektifinde sektörün evrimini nasıl öngörüyorsunuz? 

Türkiye’de mevcut yapı stokunun önemli bir kısmının güçlendirme ihtiyacı taşıdığı bilinen bir gerçek. Bu durum, kentsel dönüşüm sürecinin uzun soluklu ve çok boyutlu bir şekilde ele alınmasını zorunlu kılıyor. Dolayısıyla bu dönüşümün kısa vadede tamamlanabilecek bir süreçten ziyade, planlı ve sürdürülebilir bir yaklaşımla ilerlemesi gerektiğini düşünüyoruz.

2030 ve sonrasında yapı sektörünün odağında; dayanıklılık, sürdürülebilirlik ve hız üçlüsünün daha da ön plana çıkacağını öngörüyoruz.

Deprem gerçeğiyle birlikte yalnızca yeni yapı üretimi değil, mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi ve uzun ömürlü hale getirilmesi öncelik olmaya devam edecek. Bu süreçte malzeme teknolojilerinin daha yüksek performans, daha hızlı uygulama ve daha düşük çevresel etki sağlayacak şekilde gelişeceğini düşünüyoruz.

Aynı zamanda sistem çözümlerinin ve entegre yaklaşımların daha fazla önem kazanacağı bir döneme giriyoruz. Tekil ürünlerden ziyade, yapının tümünü kapsayan, uyumlu ve güvenilir sistemler tercih edilecek.

 5-Son olarak, iletmek istediğiniz veya özellikle altını çizmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı?

Son olarak tekrar vurgulamak isterim ki, yapı güvenliği söz konusu olduğunda gündemin yalnızca taşıyıcı sistemlerle sınırlı kalmaması gerekiyor. Bu sistemleri uzun ömürlü hale getirecek koruma çözümleri, özellikle su yalıtımı, yapı güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmalıdır.

Su yalıtımının doğru tasarlanmadığı ve uygulanmadığı yapılarda zamanla oluşan hasarlar, doğrudan taşıyıcı sistem performansını etkileyebilmektedir. Bu nedenle su yalıtım sistemlerinin hem proje aşamasında hem de uygulama süreçlerinde daha fazla önceliklendirilmesi ve standart bir gereklilik olarak ele alınması gerektiğine inanıyoruz.

Önümüzdeki dönemde bu alanda farkındalığın artmasının yanı sıra, su yalıtımı uygulamalarının daha etkin şekilde denetlenmesi ve belirli standartlar çerçevesinde zorunlu hale getirilmesi, yapı kalitesini ve güvenliğini doğrudan etkileyen kritik bir adım olacaktır.

Bostik olarak, su yalıtımı ve sızdırmazlık çözümlerimiz ile yapıların yalnızca bugününü değil, uzun yıllar boyunca dayanıklılığını koruyarak güvenle ayakta kalmasını desteklemeyi hedefliyoruz.

Okumaya Devam Et

RÖPORTAJ

Enerji Verimliliğiyle Geleceğin Yapılarını İnşa Ediyor

Yayınlandı

-


Gelişmiş inverter teknolojisi ve akıllı otomasyon sistemleri sayesinde enerji tüketimini minimuma indiren Mitsubishi Electric, LEED ve BREEAM gibi yeşil bina sertifikasyon süreçlerine katkı sağlayan sürdürülebilir çözümler sunuyor.

  1. Türkiye’nin deprem gerçeği göz önüne alındığında; mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi için geliştirdiğiniz ekonomik ve hızlı uygulanabilir çözümler var mı? Depreme dayanıklı yapı üretiminde ürünlerinizin sağladığı teknik üstünlükler nelerdir? Nasıl bir fark oluşturuyorsunuz? Ulusal ve uluslararası hangi standartlara uygun üretim yapıyorsunuz? Sahip olduğunuz sertifikalar hakkında da bilgi alabilir miyiz?

Japonya merkezli bir şirket olarak deprem gerçeği bizim kurumsal refleksimizin önemli bir parçasını oluşturuyor. Dünyanın en aktif deprem kuşaklarından birinde faaliyet gösteren bir ülkenin mühendislik birikimiyle hareket ediyoruz. Türkiye’de yürüttüğümüz faaliyetlerde de deprem güvenliği konusunu titizlikle ele alıyoruz.

Mitsubishi Electric Klima Sistemleri olarak sürdürülebilir şehirler ve güvenli yapılar için inovatif teknolojiler geliştirmeye ve sektöre değer katmaya odaklanıyoruz. Türkiye’nin deprem gerçeği göz önüne alındığında yapıların taşıyıcı sistemlerinin, mekanik ve iklimlendirme altyapılarının deprem güvenliği açısından doğru şekilde tasarlanması gerektiğine inanıyoruz. Özellikle büyük ölçekli yapılarda kullanılan iklimlendirme sistemlerinin deprem koşullarına uygun mühendislik çözümleriyle tasarlanması kritik önem taşıyor. Bu noktada geliştirdiğimiz sistemler; hafif ve modüler yapıları, kolay montaj ve hızlı devreye alma avantajları sayesinde hem yeni projelerde hem de mevcut yapıların güçlendirme çalışmalarında hızlı ve ekonomik çözümler sunabiliyor. Merkezi sistemlere alternatif olarak kullanılan VRF klima sistemleri, hava kanalı yerine soğutucu akışkan boruları kullandığı için daha az mekanik yük oluşturmaları ve esnek borulama altyapıları sayesinde deprem riskinin fazla olduğu bölgelerde daha fazla tercih edilebiliyor.

Depreme dayanıklı yapılarda kullanılan mekanik sistemlerin dayanıklı, esnek ve uzun ömürlü olması önem taşıyor. Enerji verimliliği sağlayan inverter teknolojimiz, modüler VRF sistem mimarimiz, gelişmiş titreşim kontrolü, düşük gürültü seviyesi ve dayanıklı komponent tasarımlarımız sayesinde sistem performansı açısından sürdürülebilir çözümler sunabiliyoruz. Ayrıca akıllı bina otomasyon sistemleriyle entegrasyon imkânı da sistemlerimizin önemli avantajları arasında.

Ürünlerimiz uluslararası kalite ve güvenlik standartlarına uygun şekilde üretiliyor. ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi, ISO 27001 Veri Güvenliği Sertifikasyonu, CE ve Eurovent sertifikaları başlıca sahip olduğumuz sertifikasyonlar arasında bulunuyor. Öte yandan ürünlerimiz Avrupa Birliği’nin enerji verimliliği yönetmelikleri ve çevre standartlarıyla da tam uyumludur.

  1. Kentsel dönüşüm sürecinde zaman ve maliyet optimizasyonu büyük önem taşıyor. Kentsel dönüşüm projelerinde yüksek performanslı ürünlerinizle sağladığınız teknik ve ekonomik avantajlar nelerdir? Bu projelerde en çok tercih edilen ürün gruplarınız hangileridir? Özellikle renovasyon ve güçlendirme projelerinde öne çıkan ürünleriniz hangileridir?

Kentsel dönüşüm projelerinde zaman, maliyet ve enerji verimliliği en kritik başlıklar arasında yer alıyor. Mitsubishi Electric Klima Sistemleri olarak bu projelerde yatırımcıların ve kullanıcıların ihtiyaçlarına yanıt veren esnek ve verimli çözümler sunmaya odaklanıyoruz. Sunduğumuz sistemler daha kısa kurulum süreleri, düşük işletme maliyetleri, esnek sistem tasarımı ve alan tasarrufu gibi faydalar sağlıyor. Böylece kentsel dönüşüm projelerinde sürdürülebilir ve ekonomik bir yapı ekosisteminin oluşmasına destek oluyoruz.

Projelerde en çok tercih edilen ürün gruplarımız arasında VRF klima sistemleri, ısı pompası çözümleri, split klima sistemleri ve merkezi klima otomasyon çözümleri yer alıyor. Özellikle renovasyon ve güçlendirme projelerinde kompakt VRF dış üniteleri, düşük montaj alanı gerektiren split sistemler ve enerji verimli ısı pompası çözümlerimiz öne çıkıyor. 

  1. Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik kriterleri artık dönüşüm projelerinde zorunlu hale geliyor. Bu kapsamda çevreci ve düşük karbon ayak izine sahip ürünlerinizden bahsedebilir misiniz? Yeşil bina sertifikasyon süreçlerine (LEED, BREEAM vb.) katkı sağlayan ürünleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik artık yapı sektörünün temel öncelikleri arasında. Mitsubishi Electric, yalnızca üretim süreçlerinden kaynaklanan emisyonları azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda ürünlerinin kullanım ömrü boyunca ortaya çıkan karbon emisyonlarını azaltmaya odaklanıyor. Türkiye’de enerji tüketiminin önemli bir kısmı binalarda, özellikle de ısıtma ve soğutma süreçlerinde gerçekleştiği için, sektör olarak daha az enerjiyle daha yüksek konfor sunan çözümler geliştirmek zorundayız. 

Mitsubishi Electric Klima Sistemleri olarak geliştirdiğimiz gelişmiş inverter teknolojimiz ve ısı pompası çözümlerimiz sayesinde sistemler yalnızca ihtiyaç duyulan kadar enerji tüketiyor. Akıllı kontrol ve bina otomasyon sistemleriyle uyumlu çalışabilen ürünlerimiz, yapıların enerji performansının daha verimli şekilde yönetilmesine destek oluyor. Bu özellikler sayesinde çözümlerimiz projelerin sürdürülebilirlik hedeflerini destekleyerek, LEED (Leadership in Energy and Environmental Design) ve BREEAM (Building Research Establishment Environmental Assessment Method) gibi yeşil bina sertifikasyon süreçlerine katkı sağlayabilecek nitelikte çözümler sunuyor.

  1. 2030 ve sonrası için deprem güvenliği ve kentsel dönüşüm perspektifinde sektörün evrimini nasıl öngörüyorsunuz?

2030 ve sonrasında yapı sektöründe üç temel dönüşümün öne çıkmasını bekliyoruz. Deprem güvenliğine odaklanan mühendislik çözümleri, karbon nötr binalar ve akıllı bina teknolojileri bu dönüşümün öne çıkan unsurları olacak. Öte yandan enerji verimli, dijital olarak yönetilebilen ve çevre dostu sistemlerin sektörün yeni standardı haline geleceğini düşünüyoruz.

Okumaya Devam Et

RÖPORTAJ

Kentsel Dönüşümde Güvenli ve Sürdürülebilir Yapılar: Su, Isı ve Yangın Yalıtımında Yeni Standartlar

Yayınlandı

-


Türkiye’nin deprem riski yüksek bölgelerinde, yapı güvenliğini sadece taşıyıcı sistemlerle sınırlamayan bütüncül yaklaşımlar ön plana çıkıyor. Su, ısı ve yangın yalıtımını entegre eden yenilikçi ürünlerimiz, hızlı uygulanabilir, uzun ömürlü ve enerji verimli çözümler sunarak kentsel dönüşüm projelerinde hem teknik hem de ekonomik avantaj sağlıyor.

  1. Türkiye’nin deprem gerçeği göz önüne alındığında; mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi için geliştirdiğiniz ekonomik ve hızlı uygulanabilir çözümler var mı? Depreme dayanıklı yapı üretiminde ürünlerinizin sağladığı teknik üstünlükler nelerdir? Nasıl bir fark oluşturuyorsunuz? Ulusal ve uluslararası hangi standartlara uygun üretim yapıyorsunuz? Sahip olduğunuz sertifikalar hakkında da bilgi alabilir miyiz?

Türkiye gibi deprem riski yüksek bir ülkede yapı güvenliği, yalnızca taşıyıcı sistemlerle sınırlı bir konu olarak ele alınamaz. Yapının uzun ömürlü ve güvenli kalabilmesi için su, ısı ve yangın yalıtımının birlikte değerlendirildiği bütüncül bir yapı performansı yaklaşımı büyük önem taşır.

Özellikle su yalıtımı, betonarme yapı elemanlarını korozyondan koruyarak taşıyıcı sistemin dayanımını doğrudan etkileyen kritik bir unsurdur. Su yalıtımı bulunmayan yapılarda donatıların zamanla suya maruz kaldığı ve bunun yapıların taşıma kapasitesinde ciddi kayıplara yol açtığı bilinmektedir. Bu nedenle doğru yalıtım çözümleri, deprem güvenliğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz yeni nesil polimer bitümlü su yalıtım membranları, özellikle temel ve çatı uygulamalarında hızlı uygulanabilen ve uzun ömürlü koruma sağlayan çözümler sunmaktadır. Yüksek esneklik kabiliyeti sayesinde yapısal hareketlere uyum sağlayan bu ürünler, uygulama yüzeyine güçlü şekilde tutunarak su basıncına karşı yüksek dayanım gösterir. Tek katta kalıcı çözüm sunabilen bu sistemler, uygulama sürelerini kısaltırken şantiyelerde önemli verimlilik avantajı sağlar. Ürünlerimiz, ulusal ve uluslararası kalite standartlarına uygun olarak geliştirilmekte; üretim süreçlerimiz ise kalite ve sürdürülebilirlik odaklı yönetim sistemleri ile desteklenmektedir.

  1. Kentsel dönüşüm sürecinde zaman ve maliyet optimizasyonu büyük önem taşıyor. Kentsel dönüşüm projelerinde yüksek performanslı ürünlerinizle sağladığınız teknik ve ekonomik avantajlar nelerdir? Bu projelerde en çok tercih edilen ürün gruplarınız hangileridir? Özellikle renovasyon ve güçlendirme projelerinde öne çıkan ürünleriniz hangileridir?

Kentsel dönüşüm projelerinde hız, maliyet kontrolü ve uzun vadeli yapı performansı birlikte değerlendirilir. Bu kapsamda tercih edilen ürünlerin yalnızca uygulama kolaylığı sağlaması yeterli değildir; aynı zamanda yapı ömrünü uzatan ve bakım ihtiyacını minimize eden bir performans sunması beklenir. Bu noktada yüksek performanslı yalıtım çözümleri önemli bir avantaj sağlar. Projelerde en yoğun talep gören ürün gruplarımız arasında su yalıtım membranları, taş yünü ürünleri ve seramik yünü çözümleri öne çıkmaktadır.

Bitümlü su yalıtım membranlarımız, yapıların su ve nem etkilerine karşı korunmasını sağlayarak betonarme elemanların dayanımını korur ve yapı ömrünü uzatır. Taş yünü ürünlerimiz, yüksek yangın dayanımı ile birlikte güçlü ısı ve ses yalıtımı performansı sunarak konutlardan endüstriyel tesislere kadar geniş bir kullanım alanı bulur. Yüksek sıcaklık dayanımıyla öne çıkan seramik yünü çözümlerimiz ise özellikle teknik ve endüstriyel uygulamalarda tercih edilmektedir. Renovasyon ve güçlendirme projelerinde hızlı uygulanabilen ve uzun süreli performans sunan bu çözümler, hem uygulama sürecini hızlandırmakta hem de projelerin ekonomik sürdürülebilirliğine katkı sağlamaktadır.

  1. Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik kriterleri artık dönüşüm projelerinde zorunlu hale geliyor. Bu kapsamda çevreci ve düşük karbon ayak izine sahip ürünlerinizden bahsedebilir misiniz? Yeşil bina sertifikasyon süreçlerine (LEED, BREEAM vb.) katkı sağlayan ürünleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Enerji verimliliği ve çevresel sürdürülebilirlik, yapı sektöründe karar alma süreçlerinin merkezinde yer almaktadır. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz yalıtım çözümleri, enerji tüketimini azaltan ve yapıların karbon ayak izini düşüren bir performans sunmaktadır. Isı yalıtımının doğru şekilde uygulanması, binaların ısıtma ve soğutma kaynaklı enerji ihtiyacını önemli ölçüde azaltarak hem ekonomik hem de çevresel kazanımlar sağlar. Üretim süreçlerimizde enerji verimliliğini artırmaya yönelik yatırımlar gerçekleştirmekte, geri dönüşüm uygulamalarını iş süreçlerimizin ayrılmaz bir parçası haline getirmekteyiz. Aynı zamanda düşük çevresel etkiye sahip hammaddelerin tercih edilmesi ve kaynak kullanımının optimize edilmesi sürdürülebilirlik yaklaşımımızın temelini oluşturmaktadır. Yüksek performanslı yalıtım ürünlerimiz, enerji verimliliği kriterleri doğrultusunda yeşil bina sertifikasyon süreçlerine katkı sağlayabilecek teknik özellikler sunmaktadır. Bu sayede hem çevresel hedeflere hem de kullanıcı konforuna katkı sağlayan bütüncül bir yapı performansı mümkün hale gelmektedir.

  1. 2030 ve sonrası için deprem güvenliği ve kentsel dönüşüm perspektifinde sektörün evrimini nasıl öngörüyorsunuz?

Önümüzdeki dönemde yapı sektöründe öne çıkacak temel kavramlar; dayanıklılık, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik olacaktır. Kentsel dönüşüm projelerinde yalnızca yeni yapı üretimi değil, aynı zamanda uzun ömürlü ve yüksek performanslı yapıların inşa edilmesi öncelik kazanacaktır. Bu süreçte standartların ve mevzuatın geliştirilmesi kritik rol oynamaktadır. TS 825 standardındaki güncellemelerle birlikte binaların hem ısıtma hem de soğutma ihtiyaçlarının proje aşamasında dikkate alınması, enerji verimliliğini önemli ölçüde artırmaktadır.

Benzer şekilde, su yalıtımına yönelik teknik düzenlemelerin netleşmesi, yapı güvenliğini güçlendiren önemli bir adım olarak öne çıkmaktadır. Önümüzdeki yıllarda sektörün, bütüncül bina performansını esas alan bir yaklaşım doğrultusunda daha yüksek kalite standartlarına doğru evrilmesi beklenmektedir.

  1. Son olarak, iletmek istediğiniz veya özellikle altını çizmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı?

Yapı sektöründe kaliteyi sürdürülebilir şekilde artırmanın yolu, güçlü üretim altyapısı ve sürekli gelişim yaklaşımından geçmektedir. Bu doğrultuda Kartepe’deki üretim tesisimizde hayata geçirdiğimiz yeni yatırımla membran üretim kapasitemizi önemli ölçüde artırıyoruz. Bu yatırım kapsamında üretim hatlarımızın tamamında ileri teknolojiye dayalı kapsamlı bir modernizasyon gerçekleştiriyoruz. Bu sayede hem üretim verimliliğimizi artırıyor hem de farklı pazarlara yönelik özel ürün geliştirme kabiliyetimizi güçlendiriyoruz. Yeni yatırımla birlikte Avrupa pazarında talep gören özel membran ürünlerinin üretimine de başlamayı hedefliyoruz. Amacımız yalnızca üretim kapasitesini artırmak değil; aynı zamanda inovasyon ve Ar-Ge gücümüzle sektörün kalite standartlarını yukarı taşımaktır. Yapı güvenliğinin ve sürdürülebilir kentleşmenin güçlü yalıtım çözümleriyle mümkün olduğuna inanıyor, bu alandaki çalışmalarımızla sektörün dönüşümüne katkı sunmaya devam ediyoruz.

Okumaya Devam Et

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye