GENEL
Mitsubishi Electric, Akıllı ve Yüksek Verimli İklimlendirme Çözümleriyle Dönüşüme Odaklanıyor
Yayınlandı
1 ay önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Mitsubishi Electric Türkiye Klima Sistemleri Ürün ve Pazarlama Birim Müdürü Dr. Murat Hoşgör
100 yılı aşkın teknoloji ve mühendislik birikimiyle iklimlendirme sektöründe faaliyet gösteren Mitsubishi Electric, enerji verimliliği, dijitalleşme ve bütünsel sistem yönetimini odağına alıyor.
- Öncelikle firmanızı ve iklimlendirme sektöründeki faaliyet alanlarınızı kısaca tanıtabilir misiniz? 2026 yılının ilk yarısı özelinde sektörün mevcut görünümünü ve sektördeki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Mitsubishi Electric, 100 yılı aşkın geçmişiyle bugün 120’den fazla ülkede faaliyet gösteren, dünya genelinde yaklaşık 150 bin çalışanı bulunan küresel bir teknoloji şirketi. Enerji sistemlerinden fabrika otomasyonuna, ulaşım teknolojilerinden yarı iletkenlere, bina sistemlerinden iklimlendirme çözümlerine kadar oldukça geniş bir alanda faaliyet gösteriyoruz.
Mitsubishi Electric Türkiye Klima Sistemleri olarak konutlardan ticari yapılara, kamu binalarından endüstriyel tesislere kadar farklı ihtiyaçlara yönelik iklimlendirme çözümleri sunuyoruz. Split klima, VRF, ısı pompası, chiller, klima santrali, havalandırma ve sistem kontrol çözümleri faaliyet alanlarımızın önemli bölümünü oluşturuyor.
2026 yılının ilk yarısında iklimlendirme sektörünü şekillendiren temel başlıkların artan soğutma ihtiyacı, enerji maliyetleri, iklim değişikliğinin etkileri ve enerji verimliliğine yönelik beklentiler olduğunu görüyoruz. Türkiye’de split klima pazarı 2 milyon adedin üzerine ulaşmış durumda. Ülkemiz aynı zamanda Avrupa’nın en büyük split klima üreticilerinden ve VRF alanında Avrupa’nın önde gelen pazarlarından biri konumunda.
Klima artık yalnızca sıcak havalarda kullanılan bir soğutma cihazı olarak değerlendirilmiyor. Kullanıcılar enerji tasarrufu, hava kalitesi, sessiz çalışma, akıllı kontrol ve dört mevsim yaşam konforunu birlikte sunan sistemler talep ediyor. Biz de yüksek verimlilik, uzun ürün ömrü, mühendislik kalitesi ve bütünsel müşteri deneyimini odağımıza alan “Mükemmellik Dengesi” yaklaşımımızla sektörde konumlanıyoruz.
- Dijitalleşme iklimlendirme sistemlerinde rekabet koşullarını nasıl değiştirdi? Veri yönetimi ve gerçek zamanlı analiz, karar alma süreçlerinizde nasıl bir rol oynuyor?
Dijitalleşme, iklimlendirme sektöründe rekabetin odağını cihaz özelliklerinden sistem performansına ve kullanıcı deneyimine taşıdı. Bugün bir iklimlendirme çözümünün yalnızca hedeflenen sıcaklığı sağlaması yeterli görülmüyor. Sistemin tüketimini takip edebilmesi, değişen koşullara uyum sağlaması, uzaktan yönetilebilmesi ve olası sorunlar ortaya çıkmadan önce kullanıcıyı bilgilendirebilmesi bekleniyor. Inverter, nesnelerin interneti ve akıllı enerji yönetimi teknolojileri bu dönüşümün temelini oluşturuyor. Inverter teknolojisi sistemin ihtiyaç kadar çalışmasını sağlayarak enerji dönüşümündeki kayıpların azaltılmasına yardımcı oluyor. IoT destekli çözümler ise cihazlardan ve sensörlerden elde edilen gerçek zamanlı verilerin izlenmesini ve değerlendirilmesini mümkün kılıyor.
Mitsubishi Electric’in otomasyon ve SCADA alanındaki uzmanlığını iklimlendirme sistemlerine de taşıyoruz. SCADA teknolojisiyle desteklenen yapılarda klima santralleri, chiller, VRF ve havalandırma sistemlerinin performansı anlık olarak takip edilebiliyor. Sistem davranışları analiz edilerek olası arızaların önceden tespit edilmesi ve önleyici bakım planlarının oluşturulması mümkün hale geliyor.
Bu yapı işletmelerin enerji tüketimi, bakım ihtiyacı ve operasyonel performans konusunda daha hızlı ve veriye dayalı kararlar almasını sağlıyor. Böylece dijitalleşme hem enerji yönetimini hem kullanıcı konforunu hem de sistemlerin uzun dönemli verimliliğini destekleyen stratejik bir unsur haline geliyor.
- Isı pompalarının son dönemdeki teknolojik gelişimi hakkında bilgi alabilir miyiz? Bu sistemlerin kullanım alanları ve pazar potansiyeli önümüzdeki dönemde nasıl şekillenecek?
Isı pompaları, iklimlendirme sektöründeki enerji dönüşümünün en önemli teknolojilerinden biri haline geliyor. Bu sistemler tek bir yapı üzerinden ısıtma ve soğutma ihtiyacına yanıt verebildikleri için dört mevsim kullanılabilen, yüksek verimli iklimlendirme çözümleri sunuyor.
Isı pompalarına yönelik ilginin artmasında enerji maliyetleri, karbon emisyonlarının azaltılması hedefleri ve fosil yakıtlara bağımlılığın düşürülmesine yönelik çalışmalar etkili oluyor. Inverter teknolojileri sayesinde sistemler tam kapasiteyle sürekli çalışmak yerine ortamın ihtiyacına göre performansını ayarlayabiliyor. Bu da enerji tüketiminin kontrol edilmesine ve daha dengeli bir iç ortam oluşturulmasına katkı sağlıyor.
Geçmişte inverter teknolojilerinde yaşanan dönüşümün benzerini bugün ısı pompalarında görüyoruz. Kullanıcılar yalnızca soğutma sağlayan cihazlardan, tek sistemle verimli ısıtma, soğutma ve kullanım sıcak suyu gibi farklı ihtiyaçlara yanıt verebilen bütünsel çözümlere yöneliyor. Önümüzdeki dönemde ısı pompalarının konut projelerinin yanı sıra oteller, ofisler, eğitim yapıları, kamu binaları ve farklı ticari yapılarda daha yaygın kullanılması bekleniyor. Binaların elektrifikasyonu, yenilenebilir enerji sistemleriyle entegrasyon ve enerji verimliliği hedefleri de pazarın gelişimini destekleyecek başlıca unsurlar arasında yer alıyor.
- VRF sistemlerin enerji verimliliği, esnek kullanım ve işletme maliyetleri açısından öne çıkan avantajlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Büyük ölçekli yapılarda çözüm tasarlanırken hangi kriterler ön plana çıkıyor?
VRF sistemler, farklı kullanım alanlarının birbirinden bağımsız biçimde iklimlendirilebilmesine olanak tanıyan esnek yapılarıyla özellikle büyük ve çok bölümlü yapılarda öne çıkıyor. Ofisler, alışveriş merkezleri, oteller, kamu yapıları ve karma kullanımlı binalarda her alanın sıcaklık ihtiyacı farklı olabiliyor. VRF teknolojileri, sistem kapasitesini bu değişken ihtiyaçlara göre yönetebiliyor. Inverter kontrollü çalışma yapısı, sistemin yalnızca ihtiyaç duyulan kapasite kadar çalışmasını sağlıyor. Bu özellik enerji tüketiminin kontrol edilmesine ve kısmi yüklerde yüksek verimlilik elde edilmesine yardımcı oluyor. Isı geri kazanımlı sistemler ise aynı bina içerisinde farklı sıcaklık beklentileri bulunan alanlara eş zamanlı olarak ısıtma ve soğutma hizmeti sunabiliyor. Bir alandan alınan ısının başka bir alanda değerlendirilmesi, enerji kaynaklarının daha etkin kullanılmasına katkı sağlıyor.
Büyük ölçekli projelerde çözüm tasarlanırken binanın kullanım amacı, çalışma saatleri, iç ve dış ortam yükleri, farklı mahallerin ihtiyaçları, ilk yatırım maliyeti ve toplam sahip olma maliyeti birlikte değerlendirilmeli. Enerji verimliliğinin yanı sıra sistemin kontrol edilebilirliği, bakım kolaylığı, servis altyapısı, doğru kapasite seçimi ve uygulama kalitesi de uzun dönemli performans açısından kritik önem taşıyor.
- Sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşmada dijital teknolojiler nasıl bir katkı sağlıyor? Dijitalleşme, karbon emisyonlarının azaltılması ve kaynak yönetimi açısından nasıl bir rol üstleniyor?
İklimlendirme sistemlerinin binalardaki enerji tüketimi içerisindeki payı oldukça yüksek. Türkiye’de toplam enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 30-35’i binalarda gerçekleşirken, bina tüketiminin yaklaşık yüzde 40-50’sinin iklimlendirme sistemleriyle ilişkili olduğu değerlendiriliyor. Bu nedenle iklimlendirme sistemlerinde sağlanacak her verimlilik artışı, enerji tüketiminin ve kullanım kaynaklı karbon emisyonlarının azaltılması açısından önemli bir potansiyel taşıyor.
Dijital teknolojiler, sistemlerin ne zaman, ne kadar ve hangi koşullarda enerji tükettiğini görünür hale getiriyor. Gerçek zamanlı izleme, otomatik kontrol ve performans analizi sayesinde gereksiz tüketim alanları belirlenebiliyor ve sistemlerin ihtiyaç doğrultusunda çalışması sağlanabiliyor.
Inverter teknolojileri sistemlerin değişken yüklere daha verimli biçimde yanıt vermesine yardımcı olurken, IoT destekli sistemler tüketim ve talep dalgalanmalarının yönetilmesini kolaylaştırıyor. SCADA çözümleriyle de sistem performansının izlenmesi, enerji tüketiminin analiz edilmesi ve bakım süreçlerinin planlanması mümkün oluyor.
Akıllı enerji yönetimi yapıları, iklimlendirme sistemlerinin yenilenebilir enerji kaynakları ve bina yönetim sistemleriyle birlikte çalışmasını da destekliyor. Böylece sürdürülebilirlik hedefleri yalnızca daha verimli cihazlar geliştirmekle sınırlı kalmıyor; cihazın kullanım ömrü boyunca nasıl işletildiğini ve yönetildiğini kapsayan bütünsel bir sürece dönüşüyor.
- Avrupa Birliği’nin çevre politikaları, F-Gaz düzenlemeleri ve yeni nesil soğutucu akışkanlara yönelik dönüşüm hakkında görüşleriniz nelerdir? Bu süreç teknoloji yatırımlarınızı ve ürün geliştirme çalışmalarınızı nasıl etkiliyor?
F-Gaz düzenlemeleri, iklimlendirme sektörünün önümüzdeki dönemdeki teknolojik dönüşümünü belirleyen en önemli başlıklardan biri. Düzenlemeler, çevresel etkisi yüksek soğutucu akışkanların kullanımının kademeli olarak azaltılmasını ve daha düşük çevresel etkiye sahip alternatiflerin yaygınlaştırılmasını hedefliyor. Bu dönüşüm, yalnızca kullanılan soğutucu akışkanın değiştirilmesi anlamına gelmiyor. Ürün tasarımından üretime, lojistikten montaja, bakım süreçlerinden kullanım ömrü sonunda gazın geri kazanılmasına kadar bütün değer zincirinin yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor. Yeni nesil soğutucu akışkanlarla birlikte güvenlik, sistem tasarımı, sızdırmazlık, servis yetkinliği ve doğru gaz yönetimi daha da önemli hale geliyor. Özellikle montaj sırasında sistemin doğru biçimde vakumlanması, kaçak kontrollerinin gerçekleştirilmesi ve soğutucu akışkanın çevreye salınmasının önlenmesi hem sistem verimliliği hem de çevresel sorumluluk açısından kritik önem taşıyor.
Mitsubishi Electric açısından bu süreç yüksek verimli sistemlerin geliştirilmesi, düşük karbonlu teknolojilere geçiş, yeni nesil soğutucu akışkanlara uygun ürün tasarımları ve servis ekiplerinin teknik yetkinliklerinin geliştirilmesi gibi farklı yatırım alanlarını beraberinde getiriyor. Sektörde enerji verimliliği ile soğutucu akışkan dönüşümünü birbirinden bağımsız değerlendirmek mümkün değil. Daha düşük çevresel etkiye sahip bir akışkanın, yüksek verimli ve doğru tasarlanmış bir sistem içerisinde kullanılması gerekiyor. Bu nedenle ürünlerin tüm yaşam döngüsünü dikkate alan bir teknoloji yaklaşımı giderek daha fazla önem kazanıyor.
- Önümüzdeki beş yıllık süreçte iklimlendirme sektörünü şekillendirecek en önemli teknolojik gelişmelerin neler olacağını düşünüyorsunuz? Firmanız bu geleceğe nasıl hazırlanıyor?
Önümüzdeki beş yılda iklimlendirme sektörünü enerji verimliliği, elektrifikasyon, ısı pompaları, yeni nesil soğutucu akışkanlar, yapay zekâ, IoT ve gelişmiş sistem kontrol teknolojilerinin şekillendireceğini düşünüyoruz. İklim değişikliği ve mevsimsel dalgalanmalar, yıl boyunca esnek biçimde kullanılabilen sistemlere yönelik ihtiyacı artıracak. Bu nedenle yalnızca soğutma sağlayan cihazlardan; ısıtma, soğutma, nem kontrolü, hava kalitesi ve enerji yönetimini birlikte gerçekleştirebilen sistemlere geçiş hızlanacak. Yapay zekâ destekli sistemlerin kullanıcı alışkanlıklarını, ortam koşullarını ve enerji tüketimini analiz ederek çalışma biçimini otomatik olarak uyarlaması bekleniyor. Arıza tahmini, önleyici bakım, tüketim optimizasyonu ve kişiselleştirilmiş konfor yapay zekânın sektörde yaygınlaşacağı başlıca alanlar olacak. Isı pompaları binaların elektrifikasyonunda daha güçlü bir rol üstlenirken, F-Gaz düzenlemeleri yeni nesil soğutucu akışkanlara geçişi hızlandıracak. Akıllı bina sistemleri, yenilenebilir enerji kaynakları ve iklimlendirme çözümleri arasındaki entegrasyon da giderek derinleşecek.
Mitsubishi Electric olarak bu geleceğe inverter ve yarı iletken teknolojilerindeki mühendislik gücümüzü, otomasyon ve SCADA uzmanlığımızı, yüksek verimli iklimlendirme çözümlerimizi ve uzun vadeli ürün geliştirme yaklaşımımızı bir araya getirerek hazırlanıyoruz. Hedefimiz, yaşam konforunu yükseltirken enerji kaynaklarının daha verimli kullanılmasına ve kullanım sürecindeki karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlayan çözümler geliştirmeyi sürdürmek.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
Legrand Türkiye Grubu’nun Yeni CFO’su Dilek Şan Oldu
Yayınlandı
24 dakika önce-
Eylül 14, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
GENEL
Mitsubishi Heavy Diamond Serisi ZSX, Mevsim Geçişlerinde Çalışma Kapasitesini İhtiyaca Göre Ayarlıyor
Yayınlandı
3 saat önce-
Eylül 14, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
GENEL
Siemens Türkiye, COP31 İklim Değişikliği Zirvesi’nin ‘İklim Destekçisi’ oldu
Yayınlandı
3 saat önce-
Eylül 14, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
170 yıldır Türkiye’nin teknolojik dönüşümüne katkı sunan Siemens Türkiye, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda düzenlenecek COP31 2026 Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi kapsamında Yeşil Bölge’de İklim Destekçisi olarak Teknoloji, İnovasyon ve Bilgi Hub’ında yer alacak. Şirket, enerji dönüşümü, sanayinin karbonsuzlaşması, enerji ve kaynak verimliliği ve iklime dayanıklı altyapı dijital dönüşüm alanlarındaki teknoloji ve uygulamalarını ziyaretçilerle buluşturacak.
Siemens Türkiye, sürdürülebilir bir gelecek için teknolojinin sunduğu olanakları somut sonuçlarla ortaya koyduğu çalışmalarını COP31 kapsamında paylaşacak. Yeşil Bölge’de gerçekleştirilecek etkinliklerde şirketin kendi operasyonlarındaki karbonsuzlaşma ve kaynak verimliliği uygulamalarının yanı sıra müşterileriyle gerçekleştirdiği enerji verimliliği, dijitalleşme ve sürdürülebilir altyapı projelerinden örnekler aktarılacak. 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31’de elektrifikasyon, temiz enerji dönüşümü, yeşil sanayileşme, iklime dayanıklı şehirler ve döngüsellik gibi başlıklar öne çıkarken, Siemens Türkiye de bu alanlardaki teknoloji ve çözüm portföyünü paylaşacak.
Siemens Türkiye, operasyonlarında emisyonlarını yüzde 70 azalttı
Siemens Türkiye, 2025 yılında operasyonlarından kaynaklanan karbon ayak izini 2019 yılına kıyasla yüzde 70 azaltarak 4.500 ton CO₂ eşdeğeri seviyesine indirdi. Şirket, 2030 Net Sıfır emisyon hedefi doğrultusunda tüm lokasyonlarında yüzde 100 yeşil elektrik kullanırken, 2022-2025 döneminde enerji tüketimini yüzde 13 azalttı. Gebze fabrikasındaki güneş enerjisi sistemi de tesisin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 10’unu karşılıyor.
Operasyonlardan müşterilere uzanan ölçülebilir etki
Siemens Türkiye, enerji verimliliği çözümleriyle dört ülkede 22 müşteriye hizmet verirken, 448 enerji tasarrufu önleminin uygulanmasına destek oldu. Bu çalışmalar kapsamında müşteriler için 21,72 milyon avro tasarruf potansiyeli oluşturulurken, projelerin toplamında yaklaşık 148 bin ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına katkı sağlandı.
Siemens Türkiye, COP31 kapsamında farklı sektörlerden müşterileriyle hayata geçirdiği sürdürülebilirlik projelerinden örnekleri de ziyaretçilerle buluşturacak. Enerji verimliliği, dijitalleşme, sürdürülebilir üretim ve altyapı alanlarındaki projeler aracılığıyla teknolojinin kaynakların daha verimli kullanılması, enerji tüketiminin azaltılması ve emisyonların düşürülmesine sağladığı katkı somut örneklerle paylaşılacak.
Gebze fabrikasında düşük karbonlu üretim dönüşümü
Siemens Türkiye’nin Gebze Üretim Tesisi’nde yürüttüğü BOLD (Building Our Low-carbon Destination) programı, düşük karbonlu üretime geçiş yaklaşımının somut örneklerinden birini oluşturuyor.
2021-2024 dönemindeki BOLD Faz 1 kapsamında güneş enerjisi, yüksek verimli LED aydınlatma, LEED Gold sertifikalı sürdürülebilir bina yaklaşımı ve yeşil enerji kullanımı hayata geçirildi. Tesisin enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 8-10’u sahadaki güneş enerjisi sistemlerinden karşılanırken, yıllık yaklaşık 1,3 GWh yenilenebilir enerji üretildi.
LEED Gold tasarımı sayesinde enerji ve su tüketiminde sırasıyla yüzde 30 ve yüzde 50 tasarruf sağlanırken, inşaat atıklarının yüzde 75’i geri kazanıldı. Tesisin elektrik tüketimi ise yüzde 100 yeşil enerji kaynaklarından karşılanıyor.
2026-2027 dönemini kapsayan BOLD Faz 2 kapsamında yeni nesil ısı pompası sistemleri, ısıtma ve soğutma altyapısının yenilenmesi, otomatik havalandırma yönetimi, kompresörlerden atık ısı geri kazanımı ve yapay zekâ destekli bina otomasyon sistemleri gibi uygulamaların hayata geçirilmesi planlanıyor. Bu çalışmalarla 2027 yılında karbon emisyonlarında yaklaşık yüzde 93, enerji, doğal gaz ve su kullanımında ise yaklaşık yüzde 54 azalma hedefleniyor.
Kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi
Siemens Türkiye’nin sürdürülebilirlik çalışmalarında kaynakların verimli kullanılması ve döngüsel ekonomi uygulamaları da önemli bir yer tutuyor. Gebze tesisinde tek kullanımlık plastik kullanımını yüzde 70 azaltan şirket, 2020’den bu yana 29,4 ton plastiğin kullanımını ortadan kaldırdı. Tesis, “Zero Waste to Landfill” başarısına ulaşırken atık geri kazanım oranı yüzde 99,6 seviyesine yükseldi.
Su güvenliğine dayanıklı altyapı desteği
Siemens’in katkı sunduğu diğer örnek bir proje ise Fırat-Gaziantep OSB Su İletim Hattı Projesi. Günlük 80 bin ila 120 bin metreküp su taşıma kapasitesiyle bölgenin su ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlıyor. Fırat Nehri’nden sağlanan suyun sanayi kullanımına yönlendirilmesi yeraltı su kaynaklarının korunmasına destek olurken Siemens’in enerji otomasyonu ve şebeke yönetimi teknolojileri projenin altyapısını destekliyor. Projede kullanılan gaz yalıtımlı enerji dağıtım sistemleriyle işletme ve bakım maliyetlerinde yaklaşık 500 bin avro tasarruf sağlanması hedefleniyor.
Siemens AG’den önümüzdeki üç yıl içinde yapay zekâ alanına global ölçekte 1 milyar avroluk yatırım
Siemens, büyümenin bir sonraki aşamasını desteklemek amacıyla dünya çapında ONE Tech Company programını hayata geçirdi. Programla operasyonları daha yalın ve verimli hale getirirken müşteri etkileşimini güçlendirmeyi, veri, teknoloji ve satış altyapısını daha entegre bir yapıda sunmayı hedefliyor.
ONE Tech Company programı, inovasyonu hızlandırmayı ve kârlı büyümeyi desteklemeyi hedefliyor. Bu doğrultuda Siemens, 2030 yılına kadar dijital iş gelirlerini iki katına çıkarmayı ve önümüzdeki üç yıl içinde yapay zekâ alanına 1 milyar avro yatırım yapmayı hedefliyor.
COP31’de gençlere yönelik sosyal sorumluluk projesi
Siemens Türkiye, COP31 odağında gençleri de bu dönüşümün odağına alan bir sosyal sorumluluk projesi hayata geçirecek. Young Guru Academy (YGA) iş birliğiyle projeye katılan gençler, yapay zekâ alanında eğitimlerle desteklenecek ve iklimle alakalı çözümler üretecek. Katılımcılar geliştirdikleri projeleri COP31’de paylaşma fırsatı da bulacak.
Hüseyin Gelis: “Sürdürülebilirliği uzun vadeli değer yaratma yaklaşımımızın ayrılmaz parçası olarak görüyoruz”
Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Gelis, Siemens’in sürdürülebilirlik yaklaşımına ve COP31’e ilişkin şunları söyledi: “Siemens Türkiye olarak, sürdürülebilirliği iş yapış biçimimizin ve uzun vadeli değer yaratma yaklaşımımızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Dekarbonizasyon, enerji ve kaynak verimliliği, dijitalleşme ve sorumlu iş anlayışını faaliyetlerimize entegre ediyoruz. Operasyonlarımızda hayata geçirdiğimiz dönüşüm çalışmalarının yanı sıra, müşterilerimizle gerçekleştirdiğimiz projeler de teknolojinin enerji verimliliği, kaynakların etkin kullanımı ve emisyonların azaltılmasına sağladığı katkıyı ortaya koyuyor. COP31 kapsamında teknoloji, inovasyon ve bilgi paylaşımı aracılığıyla sürdürülebilir dönüşüm alanındaki deneyimlerimizi ve farklı sektörlerden müşterilerimizle hayata geçirdiğimiz projeleri paylaşmayı önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde de teknolojinin sunduğu olanaklardan yararlanarak sürdürülebilir dönüşümü hızlandırmaya, Siemens’in gelecek vizyonu doğrultusunda uzun vadeli değer yaratmaya odaklanacağız.”
Thomas Kolbinger: “Sürdürülebilirlik uzun vadeli değer yaratma yaklaşımımızın bir parçası”

Siemens Türkiye Finans Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Thomas Kolbingerise COP31 kapsamında gerçekleştirilecek çalışmalarla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Dünyada ve Türkiye’de enerji sistemlerinden üretim süreçlerine, şehir altyapılarından kaynak yönetimine kadar birçok alanda önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Siemens Türkiye olarak teknolojinin bu dönüşümün hızlanmasındaki rolüne inanıyor ve geliştirdiğimiz çözümleri somut sonuçlarla ortaya koyuyoruz. Kendi operasyonlarımızda 2019 yılına kıyasla karbon emisyonlarımızı yüzde 70 azaltırken, müşterilerimize sunduğumuz enerji verimliliği çözümleriyle yaklaşık 148 bin ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına katkı sağladık. COP31 kapsamında Yeşil Bölge’de İklim Destekçisi olarak yer alarak enerji dönüşümü, sanayinin karbonsuzlaşması, kaynak verimliliği ve dayanıklı altyapılar alanındaki çalışmalarımızı paylaşmaktan memnuniyet duyuyoruz. Bunun yanı sıra gençleri dönüşümün odağına alan Young Guru Academy (YGA) iş birliğimizle yapay zekâ ve iklim çözümlerini bir araya getirmeyi önemsiyoruz.”
Son Yazılar
- Legrand Türkiye Grubu’nun Yeni CFO’su Dilek Şan Oldu Eylül 14, 2026
- Mitsubishi Heavy Diamond Serisi ZSX, Mevsim Geçişlerinde Çalışma Kapasitesini İhtiyaca Göre Ayarlıyor Eylül 14, 2026
- Siemens Türkiye, COP31 İklim Değişikliği Zirvesi’nin ‘İklim Destekçisi’ oldu Eylül 14, 2026
- Alarko 2025 GRI Raporunu Sürdürülebilirlik Sözlüğü Formatında Yayımladı Eylül 14, 2026
- Hibrit İklimlendirme Çözümü: Aden-2 Ballıkpınarı Villaları Projesi Eylül 11, 2026
- Creavit’ten Banyolara Estetik Ve Teknoloji Katan Gömme Rezervuar Çözümleri Eylül 11, 2026
- Yunanistan’ın En Yüksek Binasının Su Depolama Sistemlerindeki Tercihi Ekomaxi Oldu Eylül 11, 2026
- ALIK KONUT ARZI, KİRA PİYASASININ DENGELENMESİ AÇISINDAN BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR Eylül 10, 2026
- Güçlü Yapıların Temelinde Saint-Gobain Yapı Kimyasalları Güvencesi: PREPRUFE Eylül 10, 2026
- “INTERCEM 2026” İSTANBUL’DA BAŞLADI Eylül 9, 2026
- Bosch Home Comfort’tan Multi Split Sistemlere Yeni İç Ünite: Bosch Climate 5000iM 1W Eylül 9, 2026
- SERAMİK ONARIM HAREKETİ: KENT PİKSEL, SOKAKTA BAŞLAYAN DÖNÜŞÜMÜ FULYA’DA BULUŞTURDU Eylül 9, 2026
- Legrand Plexo, Dış Mekanlarda Güvenli ve Dayanıklı Elektrik Altyapısı Sunuyor Eylül 9, 2026
- Volvo Trucks, ADES Uluslararası Nakliyat’a 30 adet Volvo FH 500 Teslim Etti! Eylül 9, 2026
- Gözde Grubu’ndan 10 yılda 10 Bin Konutluk Yatırım Hamlesi Eylül 9, 2026
Trendler
GENEL2 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL2 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak










