“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz” - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

RÖPORTAJ

“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”

Yayınlandı

-

Samsung Electronics Türkiye Klima Sistemleri Direktörü Ekin Tezeren: “Geçtiğimiz yıllarda çıkardığımız teknolojik ve inovatif ürünler ile iklimlendirme sektörüne ivme kazandırdık. Geldiğimiz noktada artık diğer ürün gruplarımız gibi iklimlendirme sektörüne de yön veren lider markalardan birine dönüştük”

Markanız/Firmanız tarafında son bir yılda ne tür gelişmeler oldu, kısaca bahsedebilir misiniz?

Samsung Electronics dünyanın her yerinde insanlar için yeni olanaklar sunan, küresel teknoloji liderlerinden biridir. Aralıksız inovasyonlarımızla iklimlendirme sistemlerinden TV dünyasına, akıllı telefonlardan giyilebilir cihazlara uzanan oldukça geniş ürün portföyümüz ile tüketicilerin yaşamlarına dokunuyoruz. Teknoloji alanındaki uzmanlığımız ile insanların daha konforlu bir hayat yaşayabilmeleri için sağlık hizmetlerine, servislerine ve çözümlerine rahatça ulaşabilmelerini hedefliyoruz. Samsung olarak tüm ürünlerimizi insanların konforunu düşünerek üretiyoruz. Bu konuda en hassas olduğumuz ürünlerden biri de ürettiğimiz iklimlendirme sistemleri.  Öncelikle, havadaki kirleticileri filtre üzerinde tutan Tri-Care Filtre, SPI iyonizer ve PM 1.0 teknolojilerine değinmek isterim. Bu filtre teknolojilerimiz ortamdaki havayı temiz tutmaya yardımcı oluyor ve büyük toz parçacıklarını, lifleri ve hayvan tüylerini tutan yüksek yoğunluklu bir filtreleme sağlıyor. Klima kapatıldığındaysa klimanın Otomatik Temizleme işlevi devreye giriyor. Aynı zamanda tasarımıyla ön plana çıkan 360 Kaset Klimayı sektörle tanıştırdık. Kare ve dikdörtgen tasarımdaki kaset klimalardaki üfleme kanatlarını ortadan kaldırarak ortama 360 derece hava üfleyen bir cihaz geliştirmiş olduk. Bu cihaz homojen bir şekilde havayı dağıtarak ortamın homojen olarak iklimlendirilmesini sağlıyor. Bunların dışında WindFree™ Rüzgârsız Serinlik Teknolojisini geliştirdik. WindFree™ teknolojisi hava hızını 0,15 m/s’nin altına düşürerek ASHREA standartlarına göre ortamda hava hareketi olmadan ortamın serin tutulmasını sağlıyor. Samsung’un ileri teknolojisini gösteren ürünlerden biri olan WindFree™ Klima, rahatsız edici bir rüzgâr oluşturmadan konforlu bir serinlik düzeyi sağlıyor. Hava, yumuşak bir şekilde klima üzerinde yer alan binlerce mikro hava deliğinden dağılıyor. Özellikle bebek/çocuk odalarında da rahatça klima kullanmamızı sağlayan Samsung’un rüzgârsız serinlik teknolojisi, klima nedeniyle oluşan esinti kaynaklı şikayetlerden tüketicileri kurtarıyor. Böylece rahatsız edici hava akımlarından uzak, kullanıcıları rahatsız etmeden konforlu bir iç mekân elde edilmesini sağlıyor. Yeni split klimalarımızda yapay zekâ teknolojisinin de özellikle üzerinde durmak isterim. Klimanız kullanım alışkanlıklarınızı öğrenerek iç ortam sıcaklığı, dış hava sıcaklığı, kullanım alışkanlıklarınızı anlık olarak ölçümleyerek klimanızı sizin yerinize kontrol ediyor. Bu sayede klimanız konforunuzu sizin için düşünerek elektrik tüketiminizi önemli ölçüde düşürebiliyor. Klimalarımız Wi-Fi erişimi ile Samsung’un sağladığı SmartThings uygulaması üzerinden her yerden kontrol edilebiliyor. Böylelikle kullanıcılar kolaylıkla taşınabilir akıllı ürünleri üzerinden ortam sıcaklığını değiştirebiliyor, klima ayarlarını yapabiliyor, performansa ve günlük enerji kullanımına ilişkin gerçek zamanlı güncellemeleri ya da gerektiğinde tamir/bakım işlemleri için çözüm önerilerini alabiliyor.

Enerji kaynakları kısıtlı olan bir ülke olarak Türkiye’de Enerji Verimliliği kapsamında VRF Sistemleri ve Isı Pompaları kullanımı için neler söylemek istersiniz?

Sürdürebilir bir çevre için klimalarımızı yüksek enerji verimlilik değerleriyle tasarlayıp kullanıcılarımıza sunmaya çalışıyoruz. Örneğin WindFree™ Rüzgârsız Serinlik Teknolojisi ile yüzde 77’ye varan enerji tasarrufu sağlamanıza yardımcı oluyoruz. Akıllı göz teknolojisi sayesinde odanızda olsanız da olmasanız da odanızı verimli soğutabiliyoruz. Akıllı göz teknolojisi odada herhangi bir hareket olup olmadığını tespit eder ve enerji tasarrufu sağlamak için otomatik olarak WindFree™ moduna geçer ve böylelikle enerji tasarrufu sağlıyor. Yapay Zekâ Soğutma iç ortam, dış hava sıcaklığını ve kullanım alışkanlıklarınızı öğrenerek set sıcaklığınıza göre çeşitli kullanım modlarını sizin için otomatik olarak seçer. 

Aynı zamanda VRF sistemlerimizde kullandığımız Hidro Üniteler sayesinde atmosfere transfer edilecek fazla enerjiyi suya aktararak klimanızdan kullanım için sıcak su ihtiyacınızı ekstra bir enerji harcamadan elde edebilirsiniz. Bu uygulamayı özellikle ısı geri kazanımlı VRF sistemlerinde çok öneriyoruz. Hidro ünitelerimizi kombinasyon halinde projelendirerek yüksek kapasitelere çıkıyoruz ve bir nevi Isı pompası sistemini kendimiz tasarlayabiliyoruz. Bu sistem sıcak su elde edebilmek için projelerde esneklik sağlayabiliyor.

VRF Sistemleri ve Isı Pompaları hakkında kısaca bilgi alabilir miyiz?

Isı pompası pazarı Avrupa’ da olduğu gibi ülkemizde de artış içerisinde. Özellikle fosil yakıt kullanımının düşürülmesi için en optimum çözüm olarak görüyoruz ve bu yönde ürünlerimizi geliştirmeye devam ediyoruz. Özellikle son 2 yılda ürün gamımızda ciddi bir genişleme oldu. Split tip ürünlerin yanına Mono tip ürün ekleyerek pazarda daha rekabetçi hale geldik. Aynı zamanda yüksek sıcaklıklı tip ve dahili su tanklı sistemler ile çözümlerimizi geliştirme fırsatı oldu. Samsung’ un inovasyon gücünü kullanarak ürettiği opsiyonel Wi-Fi kit sayesinde cep telefonunuzdaki SmartThings uygulamasından Isı pompasını kullanıcılarımız uzaktan kontrol edebiliyorlar. Isı pompası alanında da hem ürün çeşitliliği ve kalite bakımından hem de satış sonrası hizmetlerimiz ile pazarda önümüzdeki dönemde fark yaratacağız.

Markanızın/Firmanızın Türkiye İklimlendirme Pazarındaki konumu ile ilgili bilgi alabilir miyiz? Bu kapsamda öngördüğünüz hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?

Türkiye; Orta Doğu, Asya, Avrupa ve Kuzey Afrika piyasalarının hepsini ilgilendiren çok önemli bir piyasa konumunda bulunuyor. Samsung da ülkemizin potansiyelini bilerek ülkemize bu bölgedeki bir merkez olarak bakıyor. Türkiye sahip olduğu genç, dinamik nüfusu ve teknolojik ürünler konusundaki hızlı adaptasyonu sayesinde dünyadaki önemli büyüklükteki pazarlardan biri konumunda bulunuyor. Türkiye, MENA bölgesindeki en büyük ve en önemli pazar. Samsung olarak Türkiye’nin potansiyeline inanıyor ve yatırımlarımıza devam ediyoruz Samsung olarak, Türkiye iklimlendirme sektöründe aracısız, doğrudan hizmet vermeye başlayarak çok kuvvetli bir yapı kurduk. Sektörde olmayan yeni ürünleri pazara sunduk ve kullanıcılarımıza özel hizmetler ürettik. Son 4-5 yılda her yıl çift haneli rakamlarla büyüyerek ilerledik. İklimlendirme sektöründe Türkiye’deki başarılı firmalar içerisinde olduğumuzu da burada belirtmek isterim.

İklimlendirme sektörünün gelişimi için büyük bütçeler ayırdığınızı da takip ediyoruz, emek yoğun AR-GE çalışmalarınız ile ilgili neler söylemek istersiniz? Önümüzdeki dönemde özellikle konuşacağımız yeni ürünlerinizle ya da yeni hizmet modellerinizle ilgili de kısaca bilgi alabilir miyiz?

Samsung Electronics, global ölçekte büyük Ar-Ge yatırımları yapan bir firma. Şirket aynı yüksek bütçeli yatırımları son 15 yıldır İklimlendirme sektöründe de yapmaya başladı. Geleceği bugünden şekillendiren bir teknoloji devi olarak, önümüzdeki yıllarda iklimlendirme sektöründe inovatif ürün ve hizmetlerimizle çığır açmaya devam edeceğiz. Özellikle nesnelerin interneti ve yapay zekâ alanındaki teknolojik gelişmelerin ve inovasyonların önemli rol oynayacağı gelecekte bu teknolojiler odağında şimdiden çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Yapay zekâ ve nesnelerin internetinin de etkisi ile günümüzde artık evler bir ev olmanın da ötesine geçerek akıllı evlere dönüşüyor ve yeni yaşam alanları olarak konumlandırılıyor. Akıllı cihazlarla ortaya çıkan bu deneyim çağında özellikle yapay zekâ aracılığı ile evlerimiz bizi tanıyor ve bizlere konfor ve zaman tasarrufu sağlayacak kararlar alıyor. Buzdolabından çamaşır makinesine, klimadan televizyona kadar bu yaklaşımla geliştirdiğimiz birçok ürünümüz de bulunuyor. Nesnelerin bağlantılı olduğu bu yeni konut konseptinde tek dokunuşla istediğiniz yerden klimanıza evinizi istediğiniz sıcaklığa getirmesi komutunu verebiliyorsunuz. 

Yine Wi-Fi erişimi olan Klimalarımız, Samsung’un sağladığı SmartThings uygulaması ile her yerden kontrol edilebiliyor. Böylelikle kullanıcılar kolaylıkla sıcaklığı düzenleyebiliyor, ayarları yapabiliyor, performansa ve günlük enerji kullanımına ilişkin gerçek zamanlı güncellemeleri ya da gerektiğinde tamir ve bakım işlemleri için çözüm önerilerini alabiliyor. Ayrıca split klima ürünlerimiz ev otomasyon çözümümüz SmartThings ile uyumlu çalışıyor ve yapay zekâ özelliğiyle dikkat çekiyor. Yapay zekâ kullanıcının klima kullanım tercihlerini öğrenerek ideal oda sıcaklığı ve kullanıcının konforunu minimum enerji tüketimi ile otomatik olarak sağlıyor. Akıllı göz teknolojisi ise havayı odada bulunduğunuz alana göre üfleme alternatiflerini seçmenize yardımcı oluyor ve odada bulunmadığınız zamanlarda WindFree™ modunda çalışarak enerji tasarrufu sağlıyor.

Ürünlerinizin tercihinde satış sonrası servis ve müşteri hizmetleri niçin önemlidir? Markanız için satış sonrası hizmetler tarafında ne gibi destekler sunuyorsunuz?

Türkiye’deki başarımızda bayi ağımızın performansı kadar satış sonrası teknik hizmetlerimizin de payı büyük.  Kurduğumuz bu güçlü yapı sayesinde artık Türkiye’nin her yerine ulaşan geniş bir servis ağımız bulunuyor. Split klimalardan, ısı pompalarına ve VRF sistemlerine kadar çok geniş bir ürün gamıyla iklimlendirme sektöründe hizmet veriyoruz. Satış sonrasında hizmet kalitemizi düzenli takip ederek yüksek bir başarı oranı ile müşterilerimizin destek taleplerine geniş servis ağımız sayesinde en hızlı şekilde müdahale ediyoruz. Her zaman maksadımız servis kalitesini en üst düzeye taşıyıp müşteri memnuniyetini artırmak. Bu anlamda sürekli olarak verdiğimiz eğitimlerden de bahsetmek isterim. İstanbul’da inovasyon merkezimizde her ay farklı eğitimler yapıyoruz. Örneğin son olarak 7 farklı şehirde servislerimiz ile bir araya geldik. Toplamda 200’ün üzerinde servis çalışanımıza teorik eğitimler verip uygulamalı olarak klima montajları yaptırdık. Teorik ve uygulamalı eğitimler sonunda başarı gösteren firmaların montaj yetkilerini yeni sertifikaları ile uzattık. Profesyonel servis alt yapımız sayesinde arızalara 1 iş günü içerisinde müdahale edip bu arızayı çözme hedefimiz var. Bu hedefi de %90 üzerinde tutturuyoruz.

Röportajımızın sonuna eklemek istediğiniz mesajlar ve duyurular var mıdır?

Geçtiğimiz yıllarda çıkardığımız teknolojik ve inovatif ürünler ile iklimlendirme sektörüne ivme kazandırdık. Geldiğimiz noktada artık diğer ürün gruplarımız gibi iklimlendirme sektörüne de yön veren lider markalardan birine dönüştük. Araştırma ekiplerimiz, kullanıcıların ihtiyaçlarını anlayarak teknoloji ve inovasyona yön veriyor. Kullanıcılarımıza ve iş ortaklarımıza satış öncesinde ve sonrasında farklı hizmetler üretiyoruz. Bu vizyon ile iklimlendirme sektöründe kullanıcıların daha iyi bir yaşam sürmelerine yardımcı olacak yeniliklere öncülük etmeyi sürdürüyor olacağız.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RÖPORTAJ

Seramiksan’dan Entegre Güç ve Stratejik Büyüme Vizyonu

Yayınlandı

-

Seramiksan Direktörü M. Süreyya Çağlar

Seramik porselen karo, vitrifiye ve yapı kimyasalları alanlarında entegre üretim gücüyle konumlanan Seramiksan; 2025’in zorlu koşullarını güçlü finansal yapısı ve yaygın bayi ağıyla yönetirken, 2026’da markalaşma, dijitalleşme ve katma değerli ihracat stratejileriyle dengeli ve sürdürülebilir büyümeyi hedefliyor.

Şirketinizin faaliyet gösterdiği ana iş kollarını ve marka yapılanmanızı, bugün geldiğiniz nokta itibarıyla nasıl tanımlarsınız? Bu yapı içinde sizi rakiplerinizden ayrıştıran temel unsurlar nelerdir?

Seramiksan bugün; seramik porselen karo, yapı kimyasalları ve vitrifiye ana iş kollarında, geniş ürün gamı, güçlü üretim altyapısı ve yaygın satış ağıyla faaliyet gösteren entegre bir yapı olarak konumlanmaktadır. Türkiye genelinde 200’ün üzerindeki ana bayi ve 800’ü aşkın tali bayi ağımızın yanı sıra, dijital sipariş altyapımız ve 62 ülkeye ulaşan ihracat ağımızla hem iç pazarda hem de uluslararası arenada güçlü bir marka yapılanmasına sahibiz.

Bizi rakiplerimizden ayrıştıran en temel unsurların başında; üretim gücümüzü yalnızca kapasiteyle değil, tasarım, kalite, süreklilik ve tedarik güvenliği ile destekleyen bütüncül yaklaşımımız geliyor. Özellikle vitrifiye ürün grubunda son yıllarda yaptığımız yatırımlar, markamızı bu alanda daha güçlü ve stratejik bir noktaya taşıdı.

Bunun yanı sıra, pazar dinamiklerini yakından takip eden esnek organizasyon yapımız ve trend odaklı ürün geliştirme anlayışımız, rekabetçi avantajlarımız arasında yer alıyor. Seramiksan’ı rakiplerinden ayıran en önemli özelliklerden bir tanesi de seramik, vitrifiye, banyo mobilyaları ve yapı kimyasalları grubunda; yani ıslak hacim olarak adlandırdığımız alanlardaki tüm ürün gruplarında bir marka konsepti ile hareket etmesi, ürünlerin birbiriyle birebir uyumlu olması markayı öne çıkaran en önemli özelliklerinden bir tanesi.


2025 yılını hem sektörünüz hem de şirketiniz özelinde nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu dönemde karşılaştığınız başlıca fırsatlar ve zorluklar neler oldu?

2025 yılı, seramik sektörü açısından oldukça zorlu ve dengelerin yeniden şekillendiği bir yıl oldu. Yüksek enflasyon, faiz oranları ve maliyet baskıları; hem üretim hem de talep tarafında sektörü önemli ölçüde etkiledi. İhracatta uygulanan kur politikaları ve artan işçilik maliyetleri, uluslararası rekabet gücünü zayıflatırken, birçok üretici iç pazara yönelmek durumunda kaldı ve bu da yoğun bir rekabet ortamı yarattı.

Seramiksan özelinde ise bu süreci, güçlü finansal yapımız, yaygın bayi ağımız ve tedarik gücümüz sayesinde kontrollü bir şekilde yönettik. Zor bir yıl olmasına rağmen üretim sürekliliğimizi koruduk, vitrifiye üretimindeki kapasite artışlarımızla portföyümüzü güçlendirdik ve pazardaki konumumuzu muhafaza ettik.

Bu dönemi, daha verimli, daha seçici ve daha stratejik kararların alındığı bir geçiş süreci olarak değerlendiriyoruz.


Sektörde yaşanan güncel dönüşümler ışığında, 2026 yılına dair öngörülerinizi paylaşır mısınız? Belirlediğiniz stratejik hedefler doğrultusunda hangi alanlarda daha yoğun çalışmalar yürütmeyi planlıyorsunuz?

2026 yılını sektör açısından bir denge ve yeniden yapılanma dönemi olarak görüyoruz. İç piyasada, faiz politikaları ve konut kredilerinde yaşanması muhtemel iyileşmelerle birlikte kademeli bir toparlanma bekliyoruz. Konut talebinin yeniden canlanması, hem iç pazarda hareketlilik yaratacak hem de üretici firmalar üzerindeki maliyet baskısını bir nebze azaltacaktır.

Bu doğrultuda Seramiksan olarak; markalaşma, dijitalleşme, ürün farklılaştırma ve katma değerli üretim alanlarında daha yoğun çalışmalar yürütmeyi hedefliyoruz. Büyük ebatlı karolar, sıcak ve doğal renk paletleri, ahşap ve tuğla görünümlü ürün grupları gibi trend odaklı koleksiyonlarımızla hem mimari projelerde hem de bireysel kullanıcılarda güçlü bir karşılık bulmayı amaçlıyoruz.


2026 yılı için ihracat tarafında odaklandığınız yeni coğrafyalar ve pazarlar hangileri olacak? Mevcut pazarlarda izlemeyi planladığınız yeni büyüme ve konumlanma stratejileriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu kapsamda, ihracata yönelik ürün geliştirme ve yatırım planlarınız bulunuyor mu?

İhracatta önümüzdeki dönemde; mevcut güçlü olduğumuz pazarlarda derinleşmeyi, aynı zamanda yeni ve potansiyeli yüksek coğrafyalarda daha seçici bir büyüme stratejisi izlemeyi planlıyoruz. Özellikle Orta Doğu, Kuzey Afrika ve bazı Avrupa pazarlarında; proje bazlı satışlar, vitrifiye ve özel ürün gruplarıyla daha katma değerli bir konumlanma hedefliyoruz.

Bu kapsamda, ihracata yönelik ürün geliştirme çalışmalarımız devam ediyor. Pazarların beklentilerine uygun ölçü, renk, yüzey ve tasarım alternatifleriyle; standart ürün ihracatının ötesine geçerek, markalı ve fark yaratan koleksiyonlarla rekabet etmeyi amaçlıyoruz. Vitrifiye ürün grubunda yaptığımız yatırımlar da bu stratejinin önemli bir parçasını oluşturuyor.


Sürdürülebilirlik ve çevre politikaları şirketinizin uzun vadeli vizyonunda nasıl bir yere sahip? Bugüne kadar hayata geçirdiğiniz sosyal sorumluluk projeleriniz ile önümüzdeki dönemde planladığınız yeni çevresel ve sürdürülebilirlik odaklı projelerinizden bahsedebilir misiniz?

Sürdürülebilirlik, Seramiksan’ın uzun vadeli vizyonunun temel yapı taşlarından biridir. Üretim süreçlerimizde enerji verimliliğini arttırmaya, doğal kaynak kullanımını minimize etmeye ve çevresel etkileri azaltmaya yönelik yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Atık yönetimi, geri dönüşüm ve çevre dostu üretim uygulamaları bu yaklaşımın önemli başlıkları arasında yer alıyor.

Bunun yanı sıra, sosyal sorumluluk projeleriyle de bulunduğumuz coğrafyaya ve topluma değer katmayı önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde; çevresel sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve daha düşük karbon ayak izi hedefleri doğrultusunda yeni projeleri hayata geçirmeyi planlıyoruz. Sürdürülebilirliği yalnızca bir zorunluluk değil, markamızın geleceğini şekillendiren stratejik bir yatırım alanı olarak görüyoruz.

Okumaya Devam Et

RÖPORTAJ

Legrand Türkiye: Entegre Sistemlerle Akıllı ve Sürdürülebilir Yapıların Mimarı

Yayınlandı

-

Legrand Türkiye Grubu CMO’su – Gül Sevinç Selçuk


Legrand Türkiye Grubu; Legrand, İnform, Estap ve Bticino markalarıyla bina, elektrik ve dijital altyapılar alanında uçtan uca çözümler sunan güçlü bir ekosistem oluşturuyor. Enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve kullanıcı güvenliğini odağına alan bu entegre yapı, projelerin tüm yaşam döngüsüne değer katarak Legrand’ı yalnızca ürün sağlayıcısı değil, geleceğin akıllı yapılarını şekillendiren bir çözüm ortağı olarak ayrıştırıyor.

1. Şirketinizin faaliyet gösterdiği ana iş kollarını ve marka yapılanmanızı, bugün geldiğiniz nokta itibarıyla nasıl tanımlarsınız? Bu yapı içinde sizi rakiplerinizden ayrıştıran temel unsurlar nelerdir? 

Legrand Türkiye Grubu olarak, bina, elektrik ve dijital altyapılar alanında geliştirdiğimiz ürün ve sistemlerle küresel ölçekte güçlü bir uzmanlığa sahibiz. Bünyemizde yer alan Legrand, İnform, Estap ve Bticino gibi markalarımızla, konutlardan ticari yapılara, endüstriyel tesislerden kritik altyapı projelerine kadar farklı ölçek ve ihtiyaçlara yönelik kapsamlı çözümler sunuyoruz. Farklı kullanım senaryolarına uyum sağlayabilen geniş ürün portföyümüz ve birbiriyle entegre çalışan sistemlerimiz sayesinde, projelerin tasarım aşamasından uygulama ve işletme süreçlerine kadar uçtan uca değer üretiyoruz. Enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve kullanıcı güvenliğini odağımıza alırken akıllı, esnek ve geleceğe uyumlu yaşam alanları oluşturmayı hedefliyoruz. Bu yaklaşımımızla yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, hızla dönüşen yapı teknolojilerinin yarının beklentilerine de yanıt veren çözümler geliştiriyoruz.

2. 2025 yılını hem sektörünüz hem de şirketiniz özelinde nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu dönemde karşılaştığınız başlıca fırsatlar ve zorluklar neler oldu? 

2025 yılı, şirketimiz adına stratejik yatırımların meyvesini topladığımız oldukça verimli bir yıldı. Gebze tesislerimizde tamamladığımız 13 milyon Euro’luk yatırımla altyapımızı güçlendirerek tam otomasyonlu üretim hatlarına geçiş yaptık. Bu yatırım, yeni nesil modüler ürünlerimizi ve yerli üretim otomatik sigortalarımızı pazara sunmamız için büyük bir fırsat yarattı. Sektör genelinde artan enerji maliyetleri ve sürdürülebilirlik baskısı zorlayıcı olsa da biz bu süreci enerji verimliliği sağlayan yenilikçi çözümlerimizle hem kendimiz hem de müşterilerimiz için bir avantaja dönüştürmeyi başardık.

3. Sektörde yaşanan güncel dönüşümler ışığında, 2026 yılına dair öngörülerinizi paylaşır mısınız? Belirlediğiniz stratejik hedefler doğrultusunda hangi alanlarda daha yoğun çalışmalar yürütmeyi planlıyorsunuz? 

2026 yılında sektörümüzün ana gündemini, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik eksenindeki dönüşümün belirlemeye devam edeceğini öngörüyoruz. Özellikle enerji verimliliği, karbon salımının azaltılması ve binaların daha akıllı hale gelmesi hem regülasyonlar hem de kullanıcı beklentileri doğrultusunda öncelikli konular arasında yer alacak. Legrand Türkiye olarak stratejik yaklaşımımızı, Legrand Global’in “Hedef 2030” vizyonu ile tam uyum içinde kurguluyoruz. Bu kapsamda önümüzdeki dönemde, binaların karbon ayak izini azaltan, enerji yönetimini daha etkin ve ölçülebilir hale getiren akıllı sistemlere; çevresel etkileri tasarım aşamasından itibaren dikkate alan eko-tasarım odaklı ürünlere yatırımlarımızı artırmayı planlıyoruz. Dijitalleşmeyi yalnızca ürün ve çözümlerimizle sınırlı tutmayıp, üretim süreçlerinden proje yönetimine, satış sonrası hizmetlerden son kullanıcı deneyimine kadar tüm değer zincirine yaymayı hedefliyoruz. Böylece daha bağlantılı, daha verimli ve sürdürülebilir yaşam alanlarının oluşturulmasına katkı sağlarken, iş ortaklarımız ve müşterilerimiz için uzun vadeli değer yaratan çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz.

4. 2026 yılı için ihracat tarafında odaklandığınız yeni coğrafyalar ve pazarlar hangileri olacak?
Mevcut pazarlarda izlemeyi planladığınız yeni büyüme ve konumlanma stratejileriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu kapsamda, ihracata yönelik ürün geliştirme ve yatırım planlarınız bulunuyor mu? 

Türkiye, Legrand Grubu’nun küresel organizasyonu içinde stratejik öneme sahip pazarlardan biri olmanın ötesinde, aynı zamanda Avrupa Bölgesi’nin en güçlü üretim ve lojistik üslerinden biri konumunda yer alıyor. 1990 yılından bu yana Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz yatırımlar ve satın almalarla bugün geldiğimiz noktada, Gebze’de bulunan ve diğer Legrand tesisleri için de örnek teşkil eden iki üretim tesisimizle hem yerel pazara hem de küresel pazarlara üretim yapıyoruz. 2026 ve sonrasına yönelik ihracat stratejimizin merkezinde, Türkiye’de ürettiğimiz yüksek katma değerli, teknolojik ve sürdürülebilir ürünlerin global pazarlardaki payını artırmak bulunuyor. Ar-Ge merkezimizde geliştirilen yenilikçi çözümler ve güç kaynağı teknolojileri başta olmak üzere, yerli üretim gücümüzü uluslararası kalite ve standartlarla buluşturmayı sürdürüyoruz. Türkiye’ye ve Türk ekibimize duyduğumuz güveni, önümüzdeki dönemde de yeni yatırımlar ve ürün geliştirme projeleriyle pekiştirerek, Türkiye’yi Legrand’ın küresel büyüme yolculuğunda daha da güçlü bir konuma taşımayı amaçlıyoruz.

5. Sürdürülebilirlik ve çevre politikaları şirketinizin uzun vadeli vizyonunda nasıl bir yere sahip? Bugüne kadar hayata geçirdiğiniz sosyal sorumluluk projeleriniz ile önümüzdeki dönemde planladığınız yeni çevresel ve sürdürülebilirlik odaklı projelerinizden bahsedebilir misiniz? 

Sürdürülebilirlik, Legrand Türkiye Grubu’nun uzun vadeli vizyonunun ve iş yapış biçiminin temel yapı taşlarından birini oluşturuyor. Çevresel sorumluluk, sosyal etki ve etik yönetişimi bir bütün olarak ele alıyor, bu yaklaşımı hem operasyonlarımıza hem de kurumsal kültürümüze entegre ediyoruz. Çevresel sürdürülebilirlik tarafında, enerji verimliliğini artıran, karbon ayak izini azaltan ve döngüsel ekonomi prensiplerini destekleyen ürün ve çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Aynı zamanda üretim süreçlerimizde kaynak kullanımını optimize eden, çevresel etkiyi azaltan uygulamaları hayata geçiriyor; bu alandaki hedeflerimizi Legrand Global’in sürdürülebilirlik vizyonu ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile uyumlu şekilde belirliyoruz. Sosyal sorumluluk alanında ise özellikle toplumsal cinsiyet eşitliği ve kapsayıcılık odağında uzun soluklu projeler yürütüyoruz. 2018 yılında hayata geçirdiğimiz “ellegrand (Legrand’ta Kadın)” platformu aracılığıyla, elektrik sektöründe kadın istihdamını artırmaya yönelik çalışmalar yürütüyor; kız çocuklarının mühendislik alanlarına yönelmesini destekleyen eğitim iş birlikleri ve farkındalık programları gerçekleştiriyoruz. Bu çalışmalarımızın bir sonucu olarak, 2024 yılı başında Avrupa ve Uluslararası Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Standardı (GEEIS) tarafından sertifikalandırılarak, bu sertifikayı Türkiye’de alan ilk üretim şirketi olmanın gururunu yaşadık. Çeşitlilik ve kapsayıcılığı yalnızca kadın çalışanlarla sınırlı görmüyor; gençler, engelliler ve farklı sosyal gruplar için de eşit fırsatlar yaratmayı önceliklendiriyoruz. Kadın dostu uygulamalarımızın yanı sıra babalık izninin 12 güne çıkarılması gibi politikalarla kapsayıcı bir çalışma kültürü oluşturmayı hedefliyoruz. Gençlere yönelik olarak ise 2023’te hayata geçirdiğimiz Genç Kurul ve 2024 itibarıyla başlattığımız Yönetici Aday Programı (YAP) ile, hem Legrand içinde hem de sektör genelinde genç yeteneklerin gelişimine katkı sağlıyoruz.

Bu yaklaşımımızın en güncel yansıması, 2025–2027 dönemine yönelik duyurduğumuz 6. Kurumsal Sosyal Sorumluluk yol haritamız oldu. Yeni yol haritamız; çeşitlilik ve kapsayıcılığı teşvik etmek, iklim değişikliğiyle mücadele etmek, döngüsel ekonomi yaklaşımını güçlendirmek, müşterilerimiz için değer yaratmak ve sorumlu bir işletme olmak üzere beş temel taahhüt etrafında şekilleniyor. Bu kapsamda, yönetim pozisyonlarında kadın temsilinin artırılması, tüm çalışanlarımız için kapsayıcı bir organizasyon kültürünün güçlendirilmesi, kariyerinin başındaki bireylere her yıl binlerce yeni fırsat sunulması ve sürdürülebilirlik odağını paylaşan tedarikçilerle yeni iş alanlarının geliştirilmesi gibi somut hedefler belirledik. Legrand Türkiye Grubu olarak, yalnızca kendi operasyonlarımızda değil, içinde yer aldığımız ekosistemin tamamında daha sürdürülebilir, daha adil ve daha kapsayıcı bir gelecek inşa etmeyi amaçlıyoruz.

6. Son olarak, iletmek istediğiniz veya özellikle altını çizmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı? 

Legrand Türkiye Grubu olarak, önümüzdeki dönemde de sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve kapsayıcılık odağında değer yaratan çözümler geliştirmeye devam edeceğiz. Türkiye’yi yalnızca önemli bir pazar değil, aynı zamanda küresel ölçekte stratejik bir üretim, inovasyon ve yetkinlik merkezi olarak konumlandırma hedefimiz doğrultusunda yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Güçlü markalarımız, yetkin insan kaynağımız ve uzun vadeli vizyonumuzla; müşterilerimiz, iş ortaklarımız ve tüm paydaşlarımız için kalıcı değer üretirken, sektörümüzün dönüşümüne yön veren bir rol üstlenmeyi amaçlıyoruz.

Okumaya Devam Et

RÖPORTAJ

Tasarımı Fikirden Mekâna Taşıyan Bütüncül Bir Mimarlık Pratiği: BAB ARCHITECTS 

Yayınlandı

-

BAB Architects Kurucu Ortağı İç Mimar Hüseyin Beş


Mimarlık ve iç mimarlığı ayrıştıran sınırlar yerine, tasarımı baştan sona bütüncül bir süreç olarak ele alan BAB; medya yapıları ve yayın stüdyoları başta olmak üzere, teknik uzmanlık ile sanatsal bakış açısını bir araya getiren yaklaşımıyla 2025’i ve 2026 öngörülerini değerlendiriyor.

  • Şirketinizin faaliyet gösterdiği ana iş kollarını ve marka yapılanmanızı, bugün geldiğiniz nokta itibarıyla nasıl tanımlarsınız? Bu yapı içinde sizi rakiplerinizden ayrıştıran temel unsurlar nelerdir?

BAB, öncelikle bir tasarım ve mimarlık pratiği. Mimarlık ve iç mimarlık disiplinlerini birbirinden ayıran kalın sınırlar yerine, tasarımı fikirden uygulamaya uzanan bütüncül bir süreç olarak ele alıyoruz. Geliştirdiğimiz projelerin önemli bir bölümünde, tasarımın yanı sıra uygulama ve üretim süreçlerini de üstleniyor, bu sayede kararlarımızın mekânda birebir karşılık bulmasını önemsiyoruz. 

Kendimizi belirli bir yapı tipine ya da ölçeğe göre kategorize etmiyoruz. Mesleğin matematiğine ve teknik altyapısına hâkimiyetimizin, farklı programlara ve karmaşık ihtiyaçlara aynı açıklıkla yaklaşabilmemizi sağladığına inanıyoruz. Bu yaklaşım, farklı nitelikteki yapıları hem tasarlama hem de hayata geçirme konusunda bize esneklik ve süreklilik kazandırıyor.

Bugün geldiğimiz noktada ise, yürüttüğümüz projeler ve bu alanda biriken deneyim doğrultusunda; özellikle medya yapıları, yayın stüdyoları, ofis yapıları ve karma kullanımlı projeler üzerine yoğunlaşan bir tasarım pratiği diyebiliriz. Ancak bu, bir uzmanlık alanı kadar, doğal bir birikimin sonucu.

Bizi rakiplerimizden ayıran temel noktalardan biri, güzel sanatlar temelli bir eğitimden geliyor olmamız. Küçük yaşlardan itibaren tasarımla kurduğumuz ilişkinin, bugün yaptığımız işe doğrudan yansıdığını düşünüyoruz. Bu bakış açısı, bizim için sadece bireysel bir arka plan değil; ekibi oluştururken de önem verdiğimiz ortak bir zemin. Birlikte çalıştığımız insanların, kendilerini sektörde konumlandırdıkları yer bu anlamda belirleyici oluyor.

Sanat eğitimi temeli, ölçek ya da programdan bağımsız olarak konuyu hızlıca kavrayabilmemizi sağlıyor. Bazen bu bir obje tasarımı oluyor, bazen bir bina; bazen de ekran arayüzünden stüdyo dekoruna kadar uzanan daha teknik işler. Özellikle teknik yoğunluğu yüksek yapılarda, mimari dil ile mühendislik gereklilikleri arasında denge kurmak bizim için önemli. Bu denge sayesinde; esnek, sürdürülebilir, modüler ve zamana uyum sağlayabilen çözümleri daha hızlı ve doğru biçimde senaryolaştırabiliyoruz.

  • 2025 yılını hem sektörünüz hem de şirketiniz özelinde nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu dönemde karşılaştığınız başlıca fırsatlar ve zorluklar neler oldu?

2025 yılı, sektör genelinde belirsizliklerin ve eş zamanlı dönüşümlerin yoğun olarak hissedildiği bir dönemdi. Artan maliyetler, tedarik zincirindeki dalgalanmalar ve yatırım kararlarının daha temkinli alınması, proje süreçlerini doğrudan etkiledi.

Bizim açımızdan ise bu yıl, uzmanlık alanlarımızın daha görünür hâle geldiği bir dönem oldu. Özellikle yayın ve medya yapıları konusundaki deneyimimizin, uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu gözlemledik. Zorluklar, daha rasyonel ve esnek çözümler üretmemizi zorunlu kılıyor tabii; bu durum aynı zamanda tasarım kalitesini koruyarak farklı ölçeklerde iş üretme becerimizi güçlendirdi diyebiliriz.

  • Sektörde yaşanan güncel dönüşümler ışığında, 2026 yılına dair öngörülerinizi paylaşır mısınız? Belirlediğiniz stratejik hedefler doğrultusunda hangi alanlarda daha yoğun çalışmalar yürütmeyi planlıyorsunuz?

2026 yılında sektörde; esneklik, adaptasyon ve çok disiplinli çalışma kavramlarının daha da belirleyici olacağını düşünüyoruz. Özellikle yayın ve medya tasarımı alanında yaşanan hızlı teknolojik gelişmelerin, yalnızca teknik altyapıyı değil, mekânsal kurguları da doğrudan dönüştürdüğü bir döneme giriyoruz. Yayın teknolojilerinin daha kompakt, mobil ve değişken hâle gelmesi; sabit programlara sahip yapılar yerine, zaman içinde farklı ihtiyaçlara cevap verebilen dönüşebilir mekânları öne çıkarıyor.

Bu dönüşümle paralel olarak, yapı ve mekân tasarımında sürdürülebilir çözümler üretme konusunda daha mücadeleci bir yaklaşım benimsiyoruz. Mevcut yapıların yeniden işlevlendirilmesi, uzun ömürlü mekânsal çözümler ve daha az müdahaleyle daha fazla esneklik sağlayan tasarım stratejileri, önümüzdeki dönemde yoğunlaşmayı planladığımız başlıklar arasında.

  • 2026 yılı için ihracat tarafında odaklandığınız yeni coğrafyalar ve pazarlar hangileri olacak?

Mevcut pazarlarda izlemeyi planladığınız yeni büyüme ve konumlanma stratejileriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu kapsamda, ihracata yönelik ürün geliştirme ve yatırım planlarınız bulunuyor mu?

2026 yılı için ihracat tarafında, coğrafi başlıklardan çok proje tipleri ve uzmanlık gerektiren işlere odaklanıyoruz. Bu pazarlarda, tasarım kalitesi ile teknik uzmanlığı birlikte sunabilen ofislerin daha fazla tercih edildiğini gözlemledik, kendi deneyimlerimizden de, açıkcası. 

Mevcut süreçte ürün bazlı bir ihracat yaklaşımı çok fazla bize göre değil. Proje bazlı ve yerel ihtiyaçlara uyarlanabilen tasarım çözümleri geliştirmeye odaklanıyoruz. Bu kapsamda, farklı bağlamlara ve kullanıcı alışkanlıklarına uyum sağlayabilecek esnek tasarım sistemleri üzerine çalışmalarımız sürüyor.

  • Sürdürülebilirlik ve çevre politikaları şirketinizin uzun vadeli vizyonunda nasıl bir yere sahip?

Bugüne kadar hayata geçirdiğiniz sosyal sorumluluk projeleriniz ile önümüzdeki dönemde planladığınız yeni çevresel ve sürdürülebilirlik odaklı projelerinizden bahsedebilir misiniz?

Sürdürülebilirlik ve çevre konuları, proje ölçeğinden bağımsız olarak tasarım sürecinin doğal bir parçası. Doğru kurgulanmış bir mekânın, zaman içinde daha az müdahaleye ihtiyaç duyduğunu ve kaynak kullanımını azalttığını sahada net bir şekilde görüyoruz.

Doğal ışık, malzeme seçimi ve enerji verimliliği gibi başlıklar projelerin başından itibaren dikkate alınıyor. Aynı zamanda mekânın sosyal kullanımını destekleyen, etkileşimi artıran çözümler öncelik kazanıyor. Önümüzdeki dönemde de bu yaklaşımın, özellikle kamusal ve yarı kamusal projelerde karşılığını daha fazla bulacağını düşünüyoruz.

  • Son olarak, iletmek istediğiniz veya özellikle altını çizmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı?

Mimarlığın, hazır çözümlerden çok doğru sorular sormayı gerektiren bir alan olduğuna inanıyoruz. 

BAB, her projede bu soruları yeniden sormaya ve bağlama özgü cevaplar üretmeye devam edecek. Önümüzdeki dönemde, bu yaklaşımımızı uluslararası platformlarda daha fazla paylaşmayı ve farklı ölçeklerde yeni iş birlikleri geliştirmeyi hedefliyoruz.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye