RÖPORTAJ
“VRF Alanında Türkiye Pazarındaki En Büyük 3 Tedarikçiden Biri Konumundayız”
Yayınlandı
2 yıl önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Form MHI Klima Sistemleri VRF Sistemler Genel Müdür Yardımcısı Uğur Bayülgen: “VRF Sistemler tarafındaki güçlü bilgi birikimimizin yanı sıra, split ve multi split klima alanında Türkiye genelinde 100’ü aşkın konsept mağazamızla son tüketiciye de hitap ediyoruz.“

- MHI Klima Sistemleri tarafından ve önümüzdeki 1 yıllık sürece ilişkin hedeflerinizden bahseder misiniz?
Form Şirketler Grubu çatısı altında Japon devi Mitsubishi Heavy Industries ile 2011 yılından bu yana VRF klima cihazları, merkezi sistemler ve endüstriyel çözümler konusunda temsilcilik, imalat ve satış sonrası hizmet faaliyetlerini yürütüyoruz. 2019 yılında imzalanan anlaşma ile kurulan ortak firmamız Form MHI Klima Sistemleri ile ürün gamımızda bulunan split, multi-split, profesyonel klimalar; VRF sistemler ve ısı pompaları ile tüketicilerimizin ihtiyaçlarına yanıt veren yenilikçi çözümler sunuyoruz.
Sektör tecrübemiz ve Ar-Ge çalışmalarımızın sonucu olarak VRF alanında Türkiye pazarındaki en büyük 3 tedarikçiden biri konumundayız. VRF Sistemler tarafındaki güçlü bilgi birikimimizin yanı sıra, split ve multi split klima alanında Türkiye genelinde 100’ü aşkın konsept mağazamızla son tüketiciye de hitap ediyoruz.
2024 yılına bayi sayımızı %20 oranında artırma hedefiyle başladık. İlk 5 ayın sonunda hedefimizin önemli bir kısmını tamamladığımızı söyleyebilirim. Mayıs ayı itibariyle orta-üst segmentte Euroform markalı yeni split serilerimizi de satışa sunmaya başladık. Yeni ürünlerimize yoğun bir ilgi söz konusu.
Şirketimizin ciro hacminin %70’ini oluşturan VRF sistemlerinde ise uzun yıllardır pazar payı açısından Türkiye’nin en büyük 2 firmasından biri konumundayız. Bu alanda güçlü stok yapımızla müşterilerimize en uygun çözümleri sunmaya devam edeceğiz.
İhracatta ise halihazırda hizmet verdiğimiz Türki cumhuriyetler, Kıbrıs, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da Pazar paylarımızı büyütmeye, henüz hizmet vermeye başlamadığımız bazı Avrupa ülkelerinde ise yapılanma sürecimize devam ediyoruz.
- VRF alanındaki son teknoloji ürünlerinizden ve öne çıkan özelliklerinden bahseder misiniz?
VRF alanında sağladığımız ürünlerimizden söz edecek olursak, Heat Pump ve Heat Recovery sistemlerimizle öne çıkıyoruz. 2 borulu sistem olarak bilinen KXZ 2 Heat Pump VRF Sistem, aynı anda yalnızca ısıtma veya soğutma yapabilen bir prensip ile çalışıyor. Gelişmiş inverter kontrol teknolojisi ile birbirinden bağımsız ortamların iklimlendirmesinin ayrı ayrı kontrol edilebilmesinin yanı sıra sadece ihtiyaç olan alanlar için de iklimlendirme sağlayabiliyor. KXZR Heat Recovery ise sahip olduğu ısı geri kazanımlı sistemi ile eş zamanlı ısıtma ve soğutma yapabiliyor ve böylece enerji verimliliği yüksek bir iklimlendirme sunuyor. Cihaz dış ünitesi sayesinde her bir iç ünitenin bağımsız olarak iç ortam şartlarına ve ihtiyaçlarına göre çalışmasını sağlayarak farklı alanların ihtiyacına uygun iklimlendirme hizmeti verebiliyor.
Hem Heat Pump hem de Heat Recovery sistemlerimizde standart olarak bulunan patentli CHCC yani ‘Sürekli Isıtma Kapasitesi Kontrol Özelliği’ sayesinde sürekli ısıtma sağlıyor ve dış ortam de-frost koşullarını devamlı kontrol ederek serpantindeki buzlanma durumunu kontrol altında tutuyor. Bununla birlikte Full Inverter kompresörlere sahip olan KXZ 2 serisi cihazlarımız VTCC özelliği ile değişken üfleme sıcaklığı kontrolü ile ısıtma ve soğutma modunda yüzde 34’e varan enerji tasarrufu sağlıyor. Ayrıca, üçlü kombinasyonla tek sistemde 168 kW (60 HP) enerji kapasitesine ulaşabiliyor.
- Sizin VRF ürünlerinizi diğer markalardan ayıran, öne çıkaran özelliklerin neler olduğunu düşünüyorsunuz?
İklimlendirme sektöründe yer alan ve teknolojik gelişmeleri yakından takip eden neredeyse tüm markalar VRF alanında hizmet veriyor. Bu zorlu rekabet ortamında Form olarak birçok güçlü yanımız olduğunu söylemek mümkün. Özellikle Mitsubishi Heavy ile olan ortaklığımız ve yakın iş birliğimiz; üstün Japon teknolojisini, 59 yıllık sektör tecrübemize entegre etmemize imkân tanıyor.
Ülkemizde neredeyse tüm sektörlerde ürün taleplerine hızlı cevap verilmesi gerekiyor. Bu durumu göz önünde bulundurarak tedarik zincirlerindeki kırılmaların ve ürünlerin teslimindeki gecikmelerin önüne geçmek adına ürün stok seviyemizi yüzde 25 oranında arttırdık. İleriki dönemde de stoklarımızı arttırarak pazardan gelen talepleri zamanında ve eksiksiz karşılamaya devam ediyor olacağız. Bunlara ek olarak titizlikle ele aldığımız satış sonrası hizmetler de başarımızın arkasındaki en önemli etkenler arasında sayılabilir.
Bu bilgilere ilave olarak; bu yıl yeşil teknolojilerle donatılmış, yüksek verimli ve çevre dostu yeni nesil R32 gazı ile geliştirilmiş Mitsubishi Heavy markalı 3. nesil KXZ 3 VRF çoklu merkezi klima sistemlerimizin satışına başlayacağız. Bu yeni seri R32 gazı ile tek soğutkan devresinde sektördeki en yüksek kapasiteye çıkabilen ilk ürün olacak.
- VRF sistemlerin uygulandığı projelerde, işletmelere sağladığı avantajlardan bahseder misiniz?
Mitsubishi Heavy markalı VRF cihazlarımızın, uygulandığı işletmelere birçok avantaj sağladığını söyleyebiliriz. Bir tesisteki enerji sarfiyatının önemli bir kısmının iklimlendirme cihazlarından kaynaklandığını düşündüğümüzde, cihazların enerji sarfiyat seviyeleri, tesislerin işletme maliyetleri açısından çok önemli hale geliyor. Yüksek teknolojisiyle sektörün en verimli VRF çözümlerini üreten Mitsubishi Heavy markamızla, en verimli sistemleri kurmaya gayret ediyoruz.
Bunun yanısıra, satış sonrası hizmetler alanındaki gücümüzle de müşterilerimize kesintisiz konfor sağlamaya devam ediyoruz. Ülke genelindeki 230’dan fazla yetkili servisimizle birlikte, müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu anlarda en hızlı şekilde çözüm üretmeyi sürdüreceğiz.
- Eskiden daha çok Ege Bölge’sinde tercih edilen ısı pompalarının, farkındalığın ve bilincin artmasına paralel tüm ülkede daha fazla uygulandığını görüyoruz. Sizce ısı pompaları önümüzdeki 5 yılda nasıl bir gelişme gösterir?
Isı pompalarının yakın gelecekte Avrupa’da olduğu gibi, bir seçenek olmaktan çıkıp, düşük enerji tüketimi ile tüm konut ve binalarda kullanılması zorunlu bir sistem haline geleceğine inanıyoruz. İklimlendirme sektöründe öncü bir marka olarak biz de, çevreye duyarlı ısı pompalarının tercih edilmesine özen gösteriyoruz.
Isı pompaları gelişen teknoloji ile 78-80 °C gibi yüksek sıcaklıkta su üretebildiğinden, önümüzdeki dönemde mevcut tesisat ve radyatörler değiştirilmeden kombilerin yerini alacağı ve daha yüksek sıcaklığa ihtiyaç duyulan endüstriyel uygulamalarda da bu sistemin yaygınlaşacağı öngörülüyor.
- Mitsubishi Heavy satış sonrası hizmetler tarafında ne gibi destekler sunuyor?
Satış sonrası hizmetlerimizin pazardaki konumumuzu güçlendirmede çok önemli bir role sahip olduğunu düşünüyoruz. Çünkü tüketiciler için ürünün kalitesi kadar, satış sonrasındaki servis ve hizmetleri de oldukça önemli. Doğru servis hizmetini alamadığınızda, elinizdeki cihazın kalitesinin de bir önemi kalmıyor. Bu nedenle doğru servis ağı olan bir firma ile çalışmak çok önemli. Mitsubishi Heavy Klima Sistemleri aracılığıyla Türkiye genelinde 230‘dan fazla servis noktamız var. Yıllar içerisinde kemikleşen ve iftiharla bahsettiğimiz bu güçlü servis ağımız sayesinde de müşterilerimize kesintisiz konfor sağlamaya devam ediyoruz.
- Mitsubishi Heavy markanız kapsamında yenilenebilir & sürdürülebilir enerjide nasıl bir yol izlediğinizden bahseder misiniz?
Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik uzun zamandır odağımızda olan ve Ar-Ge çalışmalarımızın temelini oluşturan konular arasında yer alıyor. İklimlendirme sistemleri alanında çıkan son teknolojileri oldukça yakından takip ediyor ve üretim süreçlerimize hızla adapte ediyoruz. Ürün gamımızda üstün teknolojilere sahip, yüksek enerji verimliliği sağlayan birçok ürünümüz mevcut. Değişen iklim koşullarıyla mücadele edilebilecek önemli adımlar arasında enerji verimliliği yüksek ürünlerin kullanımının artması yer alıyor.
Son yıllarda artan bilinç düzeyi ile birlikte birçok projede enerji verimliliği yüksek ürünlerin tercih edilme oranlarının arttığını gözlemliyoruz. Form Şirketler Grubu olarak, doğal kaynak kullanımıyla enerji tasarrufu sağlayan toprak ve su kaynaklı ısı pompalarımız, yüksek verimli soğutma gruplarımız, Eurovent sertifikalı klima santrallerimiz ve projelere esnek çözümler sunan VRF sistemlerimizle de minimum yatırım maliyeti ile maksimum verim değerine ulaşan sistemler tasarlamaya gayret ettiğimizi söyleyebilirim.
- Önümüzdeki döneme ilişkin planlanan çalışmalarınız nelerdir?
Mitsubishi Heavy olarak, her geçen yıl farklı ürün ve hizmetlerimizi müşterilerimize sunuyoruz. VRF alanındaki gücümüzü de sürekli ve düzenli olarak katlayarak ilerliyoruz. Sektör tecrübemiz ve Ar-Ge çalışmalarımızın meyvesi olarak VRF alanında uzun yıllardır Türkiye pazarındaki en büyük üç tedarikçiden biri olmanın gururunu yaşıyoruz.
Önümüzdeki dönemde özellikle mevcut ihracat ağımızı genişletmek ve ihracat satış hacmini artırmak istiyoruz. Satış ağımızda bulunan Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Gürcistan, Kazakistan, Irak, İsrail, Libya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi ülkelere gerçekleştirdiğimiz ihracatın hacmini arttırmak; kuzey ve kıyı Afrika’da ihracat yaptığımız ülkelere yenilerini eklemek gibi hedeflerimiz bulunuyor.
Bunları da Beğenebilirsin
RÖPORTAJ
Global Bilgi, Yerel Uzmanlık: Doka’nın Proje Yönetim Modeli
Yayınlandı
25 dakika önce-
Nisan 21, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
DOKA TÜRKİYE Genel Müdürü Can Ali GÜVEN
Onlarca yıllık global deneyimini Türkiye’nin saha gerçekliğiyle birleştiren Doka, mühendislik odaklı ekip yapısı ve esnek çözüm üretme kapasitesiyle altyapı ve üstyapı projelerinde fark yaratıyor.
- “Müşteriyi Tam Dikkatle Dinlemek” — Bu Yaklaşım Sahadaki Projelere Nasıl Yansıyor?
Projeler genellikle müşteriden gelen belirli bir çözüm talebiyle başlar. Önce dinleriz. Ancak talebi olduğu gibi kabul etmekle kalmayız; kendi tecrübemizi de ekleyerek, “Bu çözüm mümkün; ancak şu noktalarda şu alternatif daha verimli olabilir” şeklinde geri bildirimde bulunuruz. Çoğu durumda bu yaklaşım, müşterinin ilk talebinin evrilmesini sağlar.
Doka’nın onlarca yıllık deneyimi, her projeyle büyüyen ve sistematik olarak arşivlenen güçlü bir bilgi birikimine dayanır. Avusturya’daki uzmanlık merkezlerimizde; baraj, köprü, enerji, yüksek yapı, tünel ve ulaşım projeleri için ayrı uzman ekipler bulunmaktadır. Ülkelerde uygulanan tüm çözümler Doka’nın bilgi havuzuna aktarılır. Bu sayede herhangi bir Doka organizasyonuyla çalışmak, yalnızca o ülkenin değil, tüm global ağın uzmanlığından faydalanmak anlamına gelir.
- Türkiye’de Farklı Bir Yaklaşım: Yerel Dinamikleri Anlamak
Global projeler ile Türkiye’deki projeleri karşılaştırdığımızda, inşaat ve yapı kültürümüzden kaynaklı olarak kalıp-iskele çözümlerinde önemli farklılıklar görüyoruz. Bunu doğru yönetebilmek için satış, teknik ve saha ekiplerimizi tamamen inşaat mühendisliği altyapısına ve saha tecrübesine sahip profesyonellerden oluşturuyoruz. Böylece müşteri taleplerini kelime kelime değil, teknik bağlamıyla anlayabiliyoruz.
Alışkanlıklar ve yerel beklentiler belirleyicidir. Her bölgenin kendine özgü uygulama refleksleri vardır. Bizim avantajımız, global bilgiyi yerel uzmanlıkla birleştirebilmemizdir. Başarı, bu iki unsuru doğru entegre etmeye bağlıdır.
- 1868’den Bugüne: Bir Aile Şirketi Yönetim Felsefesi
Doka’nın kökeni, aile şirketi olarak marangozluğa dayanır. Şirketin temelleri bir marangoz atölyesinde atılmış, aile tarafından elde edilen gelir sürekli olarak işe yeniden yatırılmıştır. Kalıp üretimiyle başlayan süreç, bu alandaki uzmanlığı artıran yatırımlarla devam etmiş ve Doka zamanla global ölçekte büyümüştür.
Bu “işe gönülden sahip çıkma” kültürü, bilgi birikiminin korunması ve geliştirilmesiyle birleştiğinde güçlü bir yapı oluşturur. Elde edilen uzmanlık sistematik olarak korunur, sürekli geliştirilir ve gelecek nesillere aktarılır.
- “Dünyaya Müşterinin Gözünden Bakmak”: Altyapı Projelerinde Avantaj
İş yaklaşımımızdaki en kritik nokta, dünyaya müşterinin gözünden bakabilmektir. Bu da o sektörü gerçekten yaşamış insanlarla çalışmayı gerektirir. Satış ve teknik ofis ekiplerimizin tamamı inşaat mühendisliği altyapısına ve saha deneyimine sahip profesyonellerden oluşur.
İnşaat sektörünün kendine özgü hızlı bir temposu vardır. Şantiye programı katıdır ve kesintisiz ilerlemek zorundadır. Bu sistem içinde kendi dinamiklerimizi bozmadan çözüm üretebilmek şirketimizin temel hedeflerinden biridir.
Bu nedenle Doka’nın en güçlü olduğu alanlardan biri, bu tempoya ayak uydurmayı sağlayan hızlı ve yüksek hacimli mühendislik çözümü üretme kapasitesidir. Beklenmeyen revizyonlar olur ve kısa sürede yeni çözümler geliştirilmesi gerekir. Yerel ofisin kapasitesinin yetersiz kaldığı durumlarda global mühendislik ağımızı devreye alırız. Farklı ülkelerdeki teknik ofislerle iletişime geçerek geçici proje ekipleri oluştururuz. Mühendisler belirli sürelerle projeye destek verir; çoğu zaman fiziksel olarak sahada bulunmaları gerekmez, online araçlarla entegre olabilirler. Bu sayede beklenmeyen durumlarda şantiyenin kesintisiz devamı sağlanır.
- İdeal Çözüm Kriterleri: Zaman, Bütçe, Güvenli Uygulama
İdeal çözüm; zamanında, uygun bütçeyle ve güvenli şekilde uygulanabilen çözümdür. İlk bakışta yatırım maliyetimizin rakiplerimize göre daha yüksek olduğu düşünülebilir; ancak proje bütünsel olarak değerlendirildiğinde tablo değişir. Malzemelerin uzun ömürlü olması, kalıp yatırımının proje amortisman maliyetini düşürür.
Sahaya kalıp eğitmenleriyle destek verdiğimizde ve dijital planlamayı kalıp sistemleriyle entegre ettiğimizde projeyi daha erken tamamlamak mümkün olur. Projenin planlanandan erken bitirilmesinin ekonomik faydası, kalıp maliyetine kıyasla çok daha büyüktür: daha az işçi, daha düşük çalışma süresi maliyeti, daha az makine maliyeti, daha erken işletmeye alma ve daha düşük finansman maliyetleri.
- Pazar Dinamikleri: Maliyet Rekabeti ve Portföy Optimizasyonu
Bu pazarın temel başlığı maliyet etkinliğidir. Düşük kaliteli ürünlerin yoğun olduğu bir ortamda, sürekli kendimizi optimize ediyor ve ortalama piyasa fiyatlarından sapmamaya çalışıyoruz. Fiyat politikamız; hammadde ve üretim verimliliğini artırarak ürün kalitesini korurken, Türk müşterilerimize piyasa bütçesine uygun ürünler sunmaktır.
Bu nedenle şirketimizin her pazara ve farklı segmentlere uyarlanabilen geniş bir kataloğu bulunmaktadır. Bu portföyü bölgenin ihtiyaçlarına ve rekabet koşullarına göre uyarlamazsanız, o pazarda sürdürülebilir olmak zorlaşır. Bizim yaklaşımımız bu dengeyi doğru kurmaya dayanır.
- Büyük Projelerde Rekabet Avantajı: Tırmanır Kalıp Sistemleri
Yüksek yapı projelerinde en kritik çözüm tırmanır kalıp sistemleridir. Bu tür projelerde iş programı doğrudan kule tamamlanma süresiyle ilişkilidir. En kritik faktör, kat döngüsünün hızlı ve güvenli ilerlemesidir. Beton dökümü, dayanım kazanımı ve sistemin bir üst kata tırmanabilmesi, projenin genel hızını belirler.
Doka’nın bu alandaki portföyü geniş ve güçlüdür. Yüksek yapılarda bu tür çözümler için projeye özel çalışma gereklidir. Yapının duvar ölçüleri, çekirdek yapısı, rüzgâr yükleri ve inşaat metodolojisi birlikte değerlendirilerek doğru kalıp sistemi uygulanır.
Bu seviyede tırmanma sürecini hızlandırmak için kalıp sistemlerimize sensörler entegre ediyoruz. Bu sensörler beton yüzey sıcaklığını ölçer ve anlık dayanım hesapları yapar. Fark şu: ölçüm laboratuvar numunelerinde değil, sahada yapılır. Veriler gerçek uygulama koşullarında toplanır. Bu da daha hassas ve hızlı karar almayı sağlar.
Sensör ünitesindeki SIM kart, gerekli dayanım sağlandığında saha yöneticilerine otomatik SMS ve e-posta gönderir: “Gerekli dayanım sağlandı, kalıp alınabilir.” Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası projesi, bu uygulamanın kullanıldığı ve kalıp tırmanma sürelerinin ciddi şekilde optimize edildiği bir projedir.
Doka’nın bu projeye özel çözümlerde sunduğu hizmetlerin benzersiz olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Geniş ürün gamımız ve mühendislik tecrübemizle projeye en uygun çözümü oluşturma konusunda dünyadaki en etkili desteği sağlıyoruz. Bunun kanıtı, dünya genelinde birçok ikonik yüksek yapıda Doka imzasının bulunmasıdır. Türkiye’de ise 100’den fazla yüksek yapıya çözüm sunduk.
- En Çok Talep Gören Sistemler ve Dönemsel Değişimler
Sektör dönemsel olarak farklı alanlara yönelebilir. Yoğun altyapı projelerinin olduğu dönemlerde ağır yük iskele sistemlerinin, yüksek yapı projelerinin yoğun olduğu dönemlerde ise hidrolik tırmanır sistemlerin daha fazla kullanıldığını söyleyebilirim.
Son dönemde yüksek faiz ortamında büyük ölçekli özel yatırımlar azalmış, kamu yatırımları ise stratejik projelerle sınırlı kalmıştır. Bu dönemlerde konut projeleri öne çıkar. Dolayısıyla konut projelerine yönelik hafif sistemlerin ağırlığının arttığını söylemek yanlış olmaz.
Diğer yandan enerji sektöründe ciddi bir tasarım ve planlama süreci yürütülüyor; bu projeler sahaya indiğinde enerji yapıları için özel çözümler yeniden ön plana çıkacaktır.
Bizim avantajımız tek bir segmente bağlı olmamamızdır. Konut, yüksek yapı, altyapı, köprü, enerji, endüstriyel tesisler—her proje tipine çözüm üretebiliyoruz. Dönemin öne çıkardığı yatırım alanı, portföyümüzde doğal olarak daha görünür hale gelir. Belirli bir proje tipine bağımlı değiliz; piyasa yönüne göre esneyebilen bir yapıya sahibiz. Bu esneklik, geniş ürün portföyümüz ve çeşitli mühendislik altyapımızın sonucudur.
- Sürdürülebilirlik: Güncel Pazar Etkisi
Doka için Net Zero girişimimiz, işimizi geleceğe taşımayı hedefleyen stratejik bir çerçevedir. Pazarın nasıl değiştiğini açıkça görüyoruz. Büyük uluslararası inşaat firmaları kendi karbon azaltım hedeflerini belirlemiş durumda ve tedarikçilerden giderek daha fazla emisyon verisi ve somut azaltım planları talep ediyorlar. Bu durum, sektörümüzde bilinçli ve sürdürülebilir şekilde liderlik üstlenme kararlılığımızı güçlendiriyor.
RÖPORTAJ
Enerji Dönüşümünde Güçlü Adım: Baymak’tan Sürdürülebilir Büyüme Hamlesi
Yayınlandı
4 gün önce-
Nisan 17, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
BAYMAK / BDR Thermea Group Genel Müdürü Ülkü ÖZCAN
2025 yılında yüzde 25’in üzerinde büyüme yakalayan Baymak, üretim yatırımları, ısı pompası atılımları ve global entegrasyon stratejisiyle Türkiye’yi enerji dönüşümünün merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefliyor.
- Son bir yıl içerisinde markanız/şirketiniz bünyesinde öne çıkan yatırımlar, organizasyonel dönüşümler, yeni iş birlikleri veya ürün lansmanları neler oldu? Bunun şirketinizin stratejik yol haritasına nasıl katkı sağladığını paylaşır mısınız?
Baymak olarak, 2025 yılında sürdürülebilir büyüme stratejisi doğrultusunda güçlü bir finansal performans sergileyerek tamamladık. Bir önceki yıla göre %25,2 oranında büyüme kaydederek istikrarlı yükselişini sürdürdük. Yıl boyunca ana faaliyet alanlarında elde edilen başarılı sonuçlar, şirketimizin hem iç pazardaki etkin konumunu güçlendirdi hem de küresel ölçekte rekabet gücünü artırdı. Operasyonel verimlilik, ürün gamındaki stratejik konumlanma ve yaygın satış ağı sayesinde tüm kategorilerde dengeli ve sağlıklı bir büyüme performansı ortaya koyduk. İhracat tarafında da istikrarlı bir ivme yakaladık. Son bir yılda finansal olarak büyümenin yanı sıra aynı zamanda stratejik olarak konumumuzu güçlendirdiğimiz bir dönem oldu. Bünyesinde yer aldığımız BDR Thermea Group’un global enerji dönüşümü vizyonunu, Türkiye’deki güçlü üretim altyapımızla birleştirdik. Özellikle yeni devreye aldığımız boyler üretim hattımıza yaptığımız yatırım, bizi grup içinde “Mükemmellik Merkezi” konumuna taşıdı. Tuzla’daki 60 bin metrekarelik fabrikamız artık yalnızca iç pazara değil, Avrupa pazarlarına da hizmet veren stratejik bir üretim üssü niteliğinde. Bununla birlikte ısı pompası segmentinde gerçekleştirdiğimiz ürün lansmanları ve kapasite artışları sayesinde bu kategoride yüzde 90’ın üzerinde gelir artışı yakaladık. Organizasyonel olarak da 2030 orta vadeli stratejimizi tüm departmanlara entegre ederek dönüşüm sürecimizi kurumsal bir çerçeveye oturttuk.
- Çevre dostu ve enerji verimli teknolojiler, iklimlendirme sektöründe artık temel bir gereklilik haline geldi. Ürünlerinizin çalışma prensipleri, enerji performansı ve sürdürülebilirlik yaklaşımı açısından hangi yenilikçi çözümleri sunduğunu anlatabilir misiniz?
İklimlendirme sektöründe çevre dostu ve enerji verimli teknolojiler artık bir farklılaşma unsuru değil, temel gereklilik. Bu bilinçle geliştirdiğimiz ısı pompası sistemleri, yenilenebilir enerji entegrasyonuna uygun yapıları, yüksek verimlilik katsayıları ve düşük karbon salımıyla öne çıkıyor. Inverter tabanlı akıllı kontrol altyapıları sayesinde enerji tüketimini optimize ederken, farklı iklim bölgelerine uyum sağlayan mühendislik çözümlerimizle geniş bir kullanıcı kitlesine hitap ediyoruz. Ürünlerimizi Avrupa standartlarına ve Yeşil Mutabakat kriterlerine uyumlu biçimde tasarlıyor; üretim tarafında ise geri dönüştürülmüş hammadde kullanımını artırarak karbon ayak izimizi azaltıyoruz. Üretim tarafında ise yenilenebilir enerji kullanılan yeni boyler hattımız, geri dönüştürülmüş hammadde uygulamalarımız ve karbon emisyonunu azaltmaya yönelik yatırımlarımız sürdürülebilirliği sadece ürün olarak görmediğimizin, bütünsel bir yaklaşımla ele aldığımızın göstergesi.
- Projelerde tercih edilen ürün ve hizmetleriniz; yatırımcı, proje geliştirici ve son kullanıcı açısından ne gibi avantajlar sağlıyor? Enerji tasarrufu, işletme maliyetleri, uzun ömürlülük ve konfor kriterleri açısından yarattığınız katma değeri nasıl tanımlarsınız?
Projelerde tercih edilmemizin temel nedeni, ürünün yanında bütüncül çözüm sunmamızdan kaynaklanıyor. Yüksek enerji verimliliğine sahip sistemlerimiz yatırımcılara düşük işletme maliyeti ve hızlı geri dönüş imkânı sağlıyor. Uzun ömürlü ve Avrupa standartlarında üretilen ekipmanlarımız, proje geliştiriciler için güvenilirlik ve kalite avantajı yaratıyor. Son kullanıcı açısından bakıldığında ise düşük enerji faturası, sessiz çalışma, yüksek konfor ve güçlü servis ağı önemli bir fark oluşturuyor. Biz konforu sadece sıcaklık kontrolü olarak görmüyoruz. Ekonomik, çevresel ve teknik sürdürülebilirliğin birleşimi olarak tanımlıyoruz.
- Türkiye iklimlendirme pazarındaki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz? Pazar payı, segment odakları ve bölgesel yaygınlık açısından güçlü yönleriniz nelerdir? Önümüzdeki döneme ilişkin büyüme ve yatırım hedeflerinizi de paylaşır mısınız?
Türkiye iklimlendirme pazarında güçlü bir bayi ve servis yapılanmasına sahibiz. 500’ün üzerinde bayi, 2100’den fazla satış noktası ve 300’ün üzerinde yetkili servis ağımızla geniş bir erişim gücüne sahibiz. 550 çalışanımızla 2025 yılını 200 milyon Euro’nun üzerinde ciroyla ve yüzde 25,2 büyüme oranıyla tamamladık. İhracat tarafında da istikrarlı bir ivme yakalayan, export satışlarının toplam satışlar içindeki payını %5,8 seviyesine taşıdık. Küresel pazarlardaki dalgalanmalara rağmen elde ettiğimiz bu sonuçlar, şirketimizin uluslararası pazarlardaki varlığını güçlendirme hedefiyle uyumlu bir tablo ortaya koydu. Isı pompası kategorisinde liderliğimizi güçlendirirken, klima ve yoğuşmalı kazan segmentlerinde de dengeli bir büyüme performansı sergiledik. İhracat tarafında Avrupa başta olmak üzere mevcut pazarlardaki derinliğimizi artırmayı ve Türkiye’yi grubumuzun enerji dönüşüm üssü konumuna taşımayı hedefliyoruz.
- AR-GE yatırımlarınızın sektörel gelişime katkısı hakkında neler söylemek istersiniz? Özellikle dijitalleşme, akıllı sistem entegrasyonları ve yüksek verimlilik odağında yürüttüğünüz çalışmalar nelerdir? Yakın vadede piyasaya sunmayı planladığınız yeni ürün veya hizmet modelleri hakkında ipuçları verebilir misiniz?
AR-GE yatırımlarımızda yüksek verimlilik, dijitalleşme ve alternatif enerji çözümleri temel önceliklerimiz arasında yer alıyor. Akıllı kontrol sistemleri, uzaktan izleme ve sistem optimizasyonuna yönelik dijital altyapılar üzerinde çalışıyoruz. Elektrifikasyon odağında yeni nesil ısı pompaları geliştirirken, hibrit ve hidrojen uyumlu sistemler konusunda da grubumuzla birlikte çalışmalar yürütüyoruz. Amacımız, bugünün ve geleceğin enerji ihtiyaçlarına da yanıt verebilen çözümler üretmek.
- İklimlendirme sistemlerinde satış sonrası hizmetlerin rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Servis ağı, teknik destek, bakım sözleşmeleri ve müşteri deneyimi süreçleri açısından sunduğunuz hizmetler markanızın güvenilirliğine nasıl katkı sağlıyor?
Satış sonrası hizmetler bizim için markanın en kritik temas noktasıdır. Ürün kalitesi, doğru servis deneyimiyle tamamlanmadığı sürece gerçek değer yaratmaz. Bu nedenle servis yapılanmamızı “best in class” seviyesine taşımayı hedefliyoruz. 7/24 erişilebilirlik, tek seferde tam ve mutlak çözüm anlayışı, dijital destekli proaktif servis modeli ve yetkin teknik ekiplerimizle müşteri memnuniyetini sürdürülebilir bir güven unsuruna dönüştürüyoruz. 7/24 erişilebilirlik, hızlı ve doğru çözüm, tek seferde tam müdahale ve dijital destekli proaktif hizmet modeli 2026 ajandamızın merkezinde yer alıyor. Güçlü servis altyapımız, müşteri bağlılığını ve marka güvenini doğrudan pekiştiriyor.
- Üretim süreçlerinizden ürünlerin kullanım ömrüne kadar uzanan çevresel etki perspektifinde sürdürülebilirlik yaklaşımınızı nasıl şekillendiriyorsunuz? Yenilenebilir enerji kullanımı, karbon ayak izi azaltım hedefleri ve döngüsel ekonomi uygulamaları konusunda şirketinizin vizyonunu paylaşır mısınız?
Sürdürülebilirlik yaklaşımımız üretimden ürünün kullanım ömrüne kadar uzanan bütünsel bir perspektife dayanıyor. Yeni boyler hattımızda yüzde 100 yenilenebilir elektrik kullanıyoruz, doğalgaz tüketimimizi azaltarak CO₂ emisyonumuzu düşürüyoruz ve geri dönüştürülmüş hammadde kullanımını artırıyoruz. Üretim süreçlerimizde geri dönüştürülmüş hammaddelerin payını artırıyor, düşük karbonlu üretim altyapısını yaygınlaştırıyoruz. 2026 yılında DIN SPEC 91436 standardına göre “Sıfır Atık Belgesi” almayı hedefliyoruz. Türkiye’de üretilen, Avrupa standartlarında düşük karbonlu ürünlerle hem ülke ekonomisine hem de çevresel dönüşüme katkı sağlamayı amaçlıyoruz.
- Şirketinizin ilk kadın genel müdürü olarak göreve başlamış bulunuyorsunuz. Bu deneyim, liderlik yaklaşımınızı ve şirket stratejilerini şekillendirme biçiminizi nasıl etkiliyor? Ayrıca, iklimlendirme sektöründe kadın liderliğinin artması konusunda gözlemleriniz ve teşvik ettiğiniz inisiyatifler nelerdir?
Şirketimizin ilk kadın genel müdürü olarak bu görevi üstlenmek benim için önemli bir sorumluluk. Liderlik anlayışım kapsayıcılık, ekip ruhu ve şeffaf iletişim üzerine kurulu. İklimlendirme sektörü geleneksel olarak erkek ağırlıklı bir alan olsa da kadın mühendislerin ve yöneticilerin sektörde giderek daha fazla yer aldığını görmek sevindirici. Baymak’ta çeşitliliği ve fırsat eşitliğini destekleyen bir kurum kültürü oluşturmayı önemsiyoruz. Çünkü farklı bakış açıları inovasyonu güçlendirir. İklimlendirme sektöründe kadın liderliğinin ve teknik alanlarda kadın istihdamının artmasını son derece değerli buluyorum. Genç kadın mühendislerin ve profesyonellerin sektöre katılımını destekleyen bir kurum kültürü oluşturmayı önemsiyoruz.
- Son olarak, iletmek istediğiniz veya özellikle altını çizmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı?
Son olarak şunu vurgulamak isterim ki enerji dönüşümü artık bugünün gerçeği. Baymak olarak hedefimiz; yerli üretim gücümüzü küresel rekabetçilikle birleştirerek yüksek verimli, sürdürülebilir ve güvenilir çözümler sunmaya devam etmek. 2026’yı kalıcı dönüşümün temellerini daha da sağlamlaştırdığımız ve müşteri deneyiminde fark yarattığımız bir yıl olarak görüyoruz.
RÖPORTAJ
Kentsel Dönüşümde Hız ve Performans: Aynı Anda Mümkün
Yayınlandı
4 gün önce-
Nisan 17, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Bostik Türkiye Teknik Müdürü Ece HAN
Zamanla yarışılan dönüşüm projelerinde hata payına yer yok. Bostik’in hızlı kürlenen, yüksek yapışma gücüne sahip ürünleri; uygulama süresini kısaltırken maliyetleri düşürüyor, projelere hem hız hem güven katıyor.
1-Türkiye’nin deprem gerçeği göz önüne alındığında; mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi için geliştirdiğiniz ekonomik ve hızlı uygulanabilir çözümler var mı? Depreme dayanıklı yapı üretiminde ürünlerinizin sağladığı teknik üstünlükler nelerdir? Nasıl bir fark oluşturuyorsunuz? Ulusal ve uluslararası hangi standartlara uygun üretim yapıyorsunuz? Sahip olduğunuz sertifikalar hakkında da bilgi alabilir miyiz?
Uzun ömürlü ve güvenli yapıların en önemli adımlarından biri su yalıtımıdır. Deprem dayanımı çoğu zaman yalnızca taşıyıcı sistem üzerinden değerlendirilse de yapının zaman içerisindeki performansını belirleyen en kritik unsurlardan biri sudur. Suya maruz kalan yapılarda donatı korozyonu başlar, betonun iç yapısı zayıflar ve bu durum doğrudan taşıyıcı sistemin dayanımını düşürür. Bu nedenle temel altı su yalıtımı, perde duvarlar, çatı ve ıslak hacim uygulamaları; yalnızca konfor değil, doğrudan yapı güvenliği ile ilişkilidir. Yapıyı sudan korumak, deprem performansını korumaktır.
Bostik olarak biz su yalıtımı ve sızdırmazlık çözümlerimizi bu bakış açısıyla geliştiriyoruz. Çatlak köprüleme kabiliyeti yüksek, elastik ve zorlu saha koşullarına uyum sağlayabilen ürünlerimiz; hem yeni yapılarda hem de renovasyon ve güçlendirme projelerinde güvenilir çözümler sunar. Uygulama kolaylığı ve hızlı kürlenme avantajı sayesinde ise projelerde zaman ve maliyet optimizasyonu sağlar.
Sızdırmazlık ve yapıştırıcı grubundaki hibrit ve silikon teknolojilerimiz de yapı elemanları arasındaki birleşim noktalarında kalıcı performans sunarak sistem bütünlüğünü destekler.
Ürünlerimiz ilgili EN normları ve CE işaretlemesi kapsamında geliştirilmekte olup; EPD (Environmental Product Declaration), EMICODE gibi düşük emisyon sertifikaları ve ISEGA gibi uluslararası uygunluk belgeleri ile de çevresel ve sağlık kriterleri açısından desteklenmektedir. Bu sayede hem teknik performansı yüksek hem de sürdürülebilir çözümler sunuyoruz.
2-Kentsel dönüşüm sürecinde zaman ve maliyet optimizasyonu büyük önem taşıyor. Kentsel dönüşüm projelerinde yüksek performanslı ürünlerinizle sağladığınız teknik ve ekonomik avantajlar nelerdir? Bu projelerde en çok tercih edilen ürün gruplarınız hangileridir? Özellikle renovasyon ve güçlendirme projelerinde öne çıkan ürünleriniz hangileridir?
Kentsel dönüşüm projelerinde en kritik denge; hızlı uygulama ile uzun vadeli performansı birlikte sağlayabilmektir.
Bostik olarak hızlı kürlenen, kolay uygulanan ve farklı yüzeylere yüksek yapışma sağlayan ürünlerimizle uygulama süresini kısaltırken işçilik hatası riskini de azaltıyoruz. Bu da projelerde hem zaman hem maliyet avantajı yaratıyor. Bu süreçte en çok tercih edilen ürün gruplarımız; su yalıtım sistemleri, zemin çözümleri, yapıştırıcılar ve sızdırmazlık ürünleridir. Özellikle renovasyon projelerinde hızlı tamir harçları ve nemli yüzeylerde dahi güçlü yapışma sunan hibrit teknolojimiz sayesinde, zaman kaybetmeden güvenli uygulama ve etkin yalıtım imkânı sağlanır.
3-Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik kriterleri artık dönüşüm projelerinde zorunlu hale geliyor. Bu kapsamda çevreci ve düşük karbon ayak izine sahip ürünlerinizden bahsedebilir misiniz? Yeşil bina sertifikasyon süreçlerine (LEED, BREEAM vb.) katkı sağlayan ürünleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, yapı sektörünün temel gerekliliklerinden biri haline geldi. Bostik’in Avrupa menşeili bir marka olması, bu konuda yüksek standartlarla hareket etmemizi ve ürün geliştirme süreçlerinde çevresel etkileri önceliklendirmemizi sağlıyor.
Düşük VOC emisyonuna sahip, solvent ve zararlı bileşen içermeyen “yeşil” ürünlerimiz; iç mekân hava kalitesine katkı sağlarken daha sağlıklı yaşam alanları oluşturulmasına destek verir. Aynı zamanda uzun ömürlü ve dayanıklı çözümlerimiz, yapıların bakım ihtiyacını azaltarak karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sağlar.
EPD, EMICODE ve ISEGA gibi uluslararası sertifikalarla desteklenen ürünlerimiz, LEED ve BREEAM gibi yeşil bina sertifikasyon süreçlerine katkı sağlayacak şekilde konumlandırılmıştır.
4-2030 ve sonrası için deprem güvenliği ve kentsel dönüşüm perspektifinde sektörün evrimini nasıl öngörüyorsunuz?
Türkiye’de mevcut yapı stokunun önemli bir kısmının güçlendirme ihtiyacı taşıdığı bilinen bir gerçek. Bu durum, kentsel dönüşüm sürecinin uzun soluklu ve çok boyutlu bir şekilde ele alınmasını zorunlu kılıyor. Dolayısıyla bu dönüşümün kısa vadede tamamlanabilecek bir süreçten ziyade, planlı ve sürdürülebilir bir yaklaşımla ilerlemesi gerektiğini düşünüyoruz.
2030 ve sonrasında yapı sektörünün odağında; dayanıklılık, sürdürülebilirlik ve hız üçlüsünün daha da ön plana çıkacağını öngörüyoruz.
Deprem gerçeğiyle birlikte yalnızca yeni yapı üretimi değil, mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi ve uzun ömürlü hale getirilmesi öncelik olmaya devam edecek. Bu süreçte malzeme teknolojilerinin daha yüksek performans, daha hızlı uygulama ve daha düşük çevresel etki sağlayacak şekilde gelişeceğini düşünüyoruz.
Aynı zamanda sistem çözümlerinin ve entegre yaklaşımların daha fazla önem kazanacağı bir döneme giriyoruz. Tekil ürünlerden ziyade, yapının tümünü kapsayan, uyumlu ve güvenilir sistemler tercih edilecek.
5-Son olarak, iletmek istediğiniz veya özellikle altını çizmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı?
Son olarak tekrar vurgulamak isterim ki, yapı güvenliği söz konusu olduğunda gündemin yalnızca taşıyıcı sistemlerle sınırlı kalmaması gerekiyor. Bu sistemleri uzun ömürlü hale getirecek koruma çözümleri, özellikle su yalıtımı, yapı güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmalıdır.
Su yalıtımının doğru tasarlanmadığı ve uygulanmadığı yapılarda zamanla oluşan hasarlar, doğrudan taşıyıcı sistem performansını etkileyebilmektedir. Bu nedenle su yalıtım sistemlerinin hem proje aşamasında hem de uygulama süreçlerinde daha fazla önceliklendirilmesi ve standart bir gereklilik olarak ele alınması gerektiğine inanıyoruz.
Önümüzdeki dönemde bu alanda farkındalığın artmasının yanı sıra, su yalıtımı uygulamalarının daha etkin şekilde denetlenmesi ve belirli standartlar çerçevesinde zorunlu hale getirilmesi, yapı kalitesini ve güvenliğini doğrudan etkileyen kritik bir adım olacaktır.
Bostik olarak, su yalıtımı ve sızdırmazlık çözümlerimiz ile yapıların yalnızca bugününü değil, uzun yıllar boyunca dayanıklılığını koruyarak güvenle ayakta kalmasını desteklemeyi hedefliyoruz.
Son Yazılar
- Global Bilgi, Yerel Uzmanlık: Doka’nın Proje Yönetim Modeli Nisan 21, 2026
- Siemens, Hannover Messe 2026’da Endüstriyel Yapay Zekayı Sahneye Taşıyor Nisan 20, 2026
- BORUSAN CAT, MARBLE İZMİR ULUSLARARASI DOĞAL TAŞ VE TEKNOLOJİLERİ FUARI’NA KATILDI Nisan 20, 2026
- Geleceği Şekillendiren Güç: Kadın Emeği Nisan 20, 2026
- ASAŞ, PVC Sistemlerinde Yalıtım Standardını INOVA Orta Contalı Sistem ile Yükseltiyor Nisan 20, 2026
- Heidelberg Materials AG, Akçansa’da bulunanSabancı hisselerine ilişkin ön alım hakkını kullandı Nisan 20, 2026
- Luxera GYO Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Taş: Savaş Gündemine Rağmen Konut En Güvenli Liman Nisan 20, 2026
- Form Grup 7 Milyar TL’lik Performansın Ardından 2026’nın İlk Çeyreğinde Gücünü Pekiştirdi Nisan 20, 2026
- BİZİM EVLER 12’NİN YAPAY ZEKA TEKNOLOJİSİYLE ÜRETİLEN REKLAM FİLMİ YAYINDA Nisan 20, 2026
- Enerji Dönüşümünde Güçlü Adım: Baymak’tan Sürdürülebilir Büyüme Hamlesi Nisan 17, 2026
- Kentsel Dönüşümde Hız ve Performans: Aynı Anda Mümkün Nisan 17, 2026
- Enerji Verimliliğiyle Geleceğin Yapılarını İnşa Ediyor Nisan 17, 2026
- Kentsel Dönüşümde Güvenli ve Sürdürülebilir Yapılar: Su, Isı ve Yangın Yalıtımında Yeni Standartlar Nisan 17, 2026
- Çatı ve Cephe Sistemlerinde Yeni Dönem: Güvenlik, Performans ve Sürdürülebilirlik Nisan 17, 2026
- Dış Cephede Bahar Mesaisi Başladı: Binanızı Nucleus ile Geleceğin İklimine Hazırlayın! Nisan 17, 2026
Trendler
GENEL1 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL1 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak










