“Daikin Olarak 2050 Yılına Kadar Karbon Nötr Şirket Olma Hedefiyle Hareket Ediyoruz “ - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

RÖPORTAJ

“Daikin Olarak 2050 Yılına Kadar Karbon Nötr Şirket Olma Hedefiyle Hareket Ediyoruz “

Yayınlandı

-

Daikin Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Olcay AVCI: “Sürdürülebilirliği odağına almış bir şirket olarak, iklim krizi ve çevre konusundaki farkındalıkları artıracak projeler hayata geçirmeyi de önemsiyoruz.“

  1. Markanız/Firmanız tarafında son bir yılda ne tür gelişmeler oldu, kısaca bahsedebilir misiniz?

Daikin Türkiye olarak geçtiğimiz yıl içerisinde pazara hem verimliliği yüksek yenilikçi ürünler sunduk hem de AR-GE merkezimiz ile birlikte çeşitli ürün geliştirmeleri gerçekleştirdik. Bildiğiniz üzere iklimlendirme sektöründe 100 yıllık geçmişe sahip köklü bir şirket olarak Daikin Industries Ltd.’nin bir parçasıyız. Sektöre birçok yeniliği sunmuş bir şirketin parçası olarak, biz de AR-GE ve inovasyona çok önem veriyoruz. 2023 mali yılımız içerisinde; otel, rezidans, ofis ve hastane gibi geniş alanların iklimlendirmesinde tercih edilen fancoil cihazını çok daha efektif özelliklerle donatarak FWE-F cihazını tasarladık. Türkiye ve CIS pazarında en çok satılan model olan FWA-A ürününün geliştirilerek FWE-F model ürünün oluşturulmasında Daikin Türkiye AR-GE mühendislerinin önemli bir rolü olduğunu belirtmek isterim. 

Bununla birlikte; Daikin Europe N.V. tarafından yürütülen “Loop By Daikin” soğutucu akışkan programını Şubat 2023 itibariyle hayata geçirdik. Loop by Daikin projesiyle; Avrupa’ya ihraç edilmek üzere Hendek fabrikamızdada üretilen R410A soğutucu akışkanına sahip VRV dış üniteler için yeni soğutucu akışkan kullanmak yerine dönüşümden kazanılmış soğutucu akışkanları kullanıyoruz.

2023 yılı içerisinde pazara sunduğumuz öne çıkan ürünlerden biri ise Stylish klimamız. Yeni nesil soğutucu akışkan R32 ile çalışan Daikin Stylish, düşük GWP (Küresel Isınma Potansiyeli) değeri ve daha yüksek enerji verimliliği potansiyeli sayesinde daha düşük bir çevresel etkiye sahip bir ürün olarak dikkat çekiyor. Havayı temizleyen, alerjenleri filtreleyen yüksek verimli bir klima olmasının yanı sıra az enerji tüketerek tasarruf da sağlıyor. Stylish klimanın hem ısıtmada hem soğutmada A+++’a varan verimlilik değerleri ile sektörün en yüksek verimlilik sunan ürünleri arasında yer aldığını belirtmek isterim. 

Daikin olarak 2050 yılına kadar karbon nötr şirket olma hedefiyle hareket ediyoruz. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz ürünlerden her türlü faaliyete kadar bu hedef doğrultusunda hareket ediyoruz. Sürdürülebilirliği odağına almış bir şirket olarak, iklim krizi ve çevre konusundaki farkındalıkları artıracak projeler hayata geçirmeyi de önemsiyoruz. Şimdiye kadar bu amaca hizmet eden, 5-12 yaş arası çocuklara çevre konusunda farkındalık kazandırmayı amaçlayan Temiz Hava Elçileri projemiz kapsamında 1840 Temiz Hava Elçisi’ne ulaştık. Bunun yanı sıra; İstanbul Bilgi Üniversitesi Travma ve Afet Çalışmaları Uygulamalı Ruh Sağlığı Yüksek Lisans Programı Koordinatörü Prof. Dr. Tamer Aker’in iklim krizinin olumsuz etkilerine dikkat çekmek amacıyla hayata geçirdiği MaratHOME projesinin sponsorluğunu üstlendik. Şimdi olduğu gibi, önümüzdeki dönemde de çevre ve iklim farkındalığı adına çalışmalarımıza devam edeceğiz. 

Daikin Türkiye olarak 2023 yılında hem ihracat başarılarımız ödüllendirildi hem de jürisinin halk olduğu tüketici ödüllerine de layık görüldük. Öne çıkanlarından bahsetmem gerekirse; İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği (İSİB) tarafından verilen, “2023 İhracatın Liderleri” ödüllerinde “En Çok Split Klima İhracatı Yapan Firma” kategorisinde bu yıl da birinci olarak 9’uncu kez şampiyon olduk. Aynı zamanda “En Çok İhracat Yapan Firma” kategorisinde de 6. kez ödül alarak sektördeki başarımızı bir kez daha gösterdik. Müşteri deneyimini en iyi yaşatan markaların ödüllendirildiği “Şikayetvar A.C.E. Awards” kombi kategorisinde bu yılın birincisi olduk. Yılın İtibarlıları’nın seçildiği The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri’nde soğutma kategorisinde birincilik ödülünü aldık. Marketing Türkiye’nin düzenlediği ALFA Awards 2023’te de Soğutma Kategorisi’nde üç yıl üst üste birincilik ödülünün sahibi olduk.

  1. Enerji kaynakları kısıtlı olan bir ülke olarak Türkiye’de Enerji Verimliliği kapsamında VRF Sistemleri ve Isı Pompaları kullanımı için neler söylemek istersiniz?

Günümüzde çevreci enerji kaynaklarına yönelinmesi ve artan enerji maliyetleri, ısı pompalarını her geçen gün daha da tercih edilir kılıyor. Bu cihazlar tükettikleri enerjinin yaklaşık yüzde 80’ini ortam havasından veya jeotermal enerjiden elde ediyor ve sadece yüzde 20 elektrik kullanıyor, bu nedenle fosil yakıt kullanan sistemlerin yerini alabilecek, çevre dostu bir alternatif olarak görülüyor. Ayrıca bu çalışma sistemi sayesinde enerji faturalarına yansıyacak uzun vadeli tasarruf, tüketici açısından da ısı pompasının öncelikli avantajı olarak karşımıza çıkıyor. Avrupa’da 2025 yılına kadar her yıl en az 3,5 milyon ısı pompasının kurulması ve yıllık yüzde 30’dan fazla bir büyüme oranına ulaşılması bekleniyor. Bugün birçok projede iklimlendirme çözümü olarak tercih edilen ısı pompaları; müstakil bir evin veya bir villanın iklimlendirilmesi için de kullanılabilecek en verimli ve en temiz teknoloji olarak kullanılıyor.

  1. VRF Sistemleri ve Isı Pompaları hakkında kısaca bilgi alabilir miyiz? Çevre Dostu teknolojiler olarak ürünlerinizin çalışma sistemleri ve sistemin prensipleri hakkında neler söylemek istersiniz?

Isı pompaları tükettikleri enerjinin yaklaşık yüzde 80’ini ortam havasından veya jeotermal enerjiden elde eden ve sadece yüzde 20 elektrik kullanan bir teknoloji. Bu nedenle fosil yakıt kullanılan sistemlerin yerini alabilecek çevreci bir çözüm olarak da dünyada kabul görüyor ve hatta birçok ülkede kullanıcıların ısı pompası ile iklimlendirme yapmaları verilen nakdi teşviklerle destekleniyor. 2050 yılına kadar tüm faaliyetlerinde, sattığı ürün ve çözümlerinde sera gazı emisyonlarını net sıfıra indirme hedefi ile ilerliyoruz, bu alanda konutlardan ticari yapılara kadar pek çok bina için geniş yelpazede çözümler sunuyoruz. Örnek olarak bahsetmek gerekirse; ısı pompası sistemi ile bir villanın hem ısıtma hem soğutma hem de kullanım sıcak su ihtiyacı tek bir sistemle karşılanabiliyor. Özellikle doğalgazın olmadığı bölgelerdeki müstakil evlerin veya villaların iklimlendirme sorununa en efektif çözüm olarak ısı pompaları öne çıkıyor. 

VRV ya da bir diğer adıyla VRF klima sistemleri, ısıtma ve soğutmayı tek bir sistemden sağlayan merkezi iklimlendirme sistemleridir. Montaj, kullanım kolaylığı ve enerji verimliliği sayesinde VRV sistemleri; oteller, restoranlar gibi alanların yanı sıra farklı büyüklüklerdeki birçok projede de tercih edilmektedir. Daikin olarak daha düşük karbon emisyonuna sahip R32 soğutucu akışkana sahip çözümlerimizle bugün birçok çapta projede çözüm ortağı olarak yer alabiliyoruz.  

  1. VRF Sistemlerinde ve Isı Pompalarında hangi ürünlere/markalara sahipsiniz? Projelerde tercih edilen ürün ve hizmetlerinizin ilgili müşterilerinize sağladığı avantajlar/katma değerler hakkında neler söylemek istersiniz?

İklimlendirme sektörünün öncü markası olarak, mucidi olduğumuz havadan suya ısı pompası sistemleri ve R-32 soğutucu akışkanını birleştirerek, kullanıcılarımıza bu alanda çevreci ve avantajlı ürün seçeneği sunuyoruz. Isı pompaları ile hem ısıtma hem soğutma hem de kullanım sıcak su ihtiyacı tek bir sistemle karşılanabiliyor. 

Altherma ürünümüz hava kaynaklı ısı pompaları; segmentinin en verimli ürünü. Daikin Altherma, elektrikli ısıtıcılara göre 4,7 kata, LPG ve mazota göre 4,3 kata kadar, ithal kömüre göre 2 kata kadar daha ekonomik bir işletim sunuyor. Daikin Altherma yüzde 20 elektrikle çalıştığı için, ortama atık gaz yaymayan bu sistem, bacaya da gereksinim duymuyor. Ek olarak yakıt depolama gibi bir ihtiyacı ve bunun maliyetlerini de ortadan kaldırıyor. Son derece güvenli olan ısı pompaları, sürdürülebilirlik açısından da tercih sebebi oluyor. Yüksek teknolojiyle donatılan ısı pompaları; uzaktan online kontrol, saatlik planlama, dış hava sıcaklığına göre ev sıcaklığı değişimi gibi birçok detaylı kontrol ekipmanlarına sahip olduğu için akıllı ev sistemlerine ek bir ekipman kullanmadan bağlanabiliyor. Özellikle Türkiye’nin ılıman iklim koşulları göz önüne alındığında; ısıtmadaki sezonluk verimlilik kat sayısı (SCOP) çok yüksek değerlere çıktığından verimlilik kat sayısı da yükseliyor. Bu da hem elektrik faturalarının düşük olmasını hem de elektrik tüketiminin azalmasına bağlı olarak karbon salımının azalmasına, dolayısıyla daha çevreci hale gelmesini sağlıyor.

Buna ek olarak hibrit ısı pompası çözümlerimiz ile de pazarda fark yaratıyoruz. Daikin Altherma hibrit ısı pompası, diğer hibrit sistemlerin tamamıyla kombi moduna geçtiği durumların aksine, özgün ‘Hibrit Kontrol Mantığı’ ile ısı pompası ve gaz kazanını aynı anda etkin bir şekilde kullanarak maliyet verimliliğini maksimize ediyor. Bu özel kontrol mekanizması sayesinde, enerji kullanımını optimize ederek her iki sistemden de en uygun koşullarda faydalanılmasını sağlıyor.

Gelecek dönemde; satın alım aşamasında daha maliyetli olmasına rağmen bunu kısa sürede kompanse/amorti ettiği ve orta vadede daha kazançlı ve verimli olduğu anlaşıldığında; ısı pompalarına daha fazla rağbet olacağını düşünüyorum. Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan hibrit ısı pompası ile çalışmalarımız bir adım öteye taşınmış oluyor. Bu sistemde; yaşadığımız alanda bir kombi, aynı zamanda split ısı pompası iç ünitesi ve dış ünitesi bulunuyor. Kombinin iç ünitesiyle split ısı pompasının iç ünitesi ayrı bir şekilde evde dururken; yekpare ve eş zamanlı şekilde çalışabiliyor. Belli bir sıcaklık aralığında ısı pompasıyla kombiyi eşzamanlı çalışacak şekilde ayarlayabiliyoruz. Belirli bir sıcaklığın üstünde de ısı pompası COP değerleri (performans katsayısı) çok verimliyse tüketim az olacağı için sadece ısı pompasının çalışması yönünde sistemi optimize edebiliyoruz. Hibrit ısı pompasının farkı ve avantajını özet olarak bu şekilde aktarabilirim. 

Daikin VRV sistemleri bir binanın hassas sıcaklık kontrolü, havalandırma, sıcak su gibi tüm ihtiyaçlarını tek bir merkezden karşılar. Bizim bu alanda VRV IV+ Serisi, sahada hızlı ayar yapılması, hataların kolayca okunması ve temel işlevlerin kontrol edilmesini sağlayan dış ünite ekranına sahip olmasıyla öne çıkıyor diyebilirim. Isı pompası teknolojisine sahip VRV IV S serisi ürünümüz mini VRV model dış ünitesi ile esnek montaj için yerden tasarruf sağlayan gövde tasarımı ile öne çıkıyor. Yüksek güç talebinin olduğu dönemlerde pik enerji tüketimini yüzde 30 ila 80 arasında sınırlama imkanını da beraberinde sunuyor. Ticari binalarda açık alana montajın mümkün olmadığı durumlar için invisible VRV IV i serisi dış üniteyi de geliştirerek pazara sunduk. Burada dış ünite iki parçaya ayrılabiliyor, dışarıdan sadece menfezinin görünmesi nedeniyle her türlü alana sorunsuz uyum sağlıyor, çatıya veya arka avluya montaj gerektirmiyor. Bu özellikleriyle tarihi binalar ve restorasyon alanının kısıtlı olduğu projeler için özel çözüm sunan bir ürünümüz olarak öne çıkıyor.

İlk kez 42 yıl önce Daikin’in geliştirdiği VRV teknolojisine, üstün özelliklere ve daha düşük GWP (küresel ısınma potansiyeli)’ne sahip olan R32 soğutucu akışkanlı VRV 5 Isı Geri Kazanımlı Dış Ünite’yi de ekledik. 2022 yılının Aralık ayında pazarda yerini alan ve yeni bir çözüm olarak öne çıkan VRV 5 Isı Geri Kazanımlı Dış Ünite, önceki nesil cihazlara göre sezonsal verimlilikte yüzde 13’lük bir artış gösteriyor. Sistem, bu oranla pazarda sezonsal verimliliğin lideri konumuna ulaşıyor. Aynı zamanda farklı binalar ve farklı kurulum alanları için gerekli esnekliği gösterecek biçimde tasarlanmış olması sistemin en önemli avantajları arasında yer alıyor.

  1. Markanızın/Firmanızın Türkiye İklimlendirme Pazarındaki konumu ile ilgili bilgi alabilir miyiz? Bu kapsamda öngördüğünüz hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?

İSKİD 2023 sektör istatistik verilerine göre; ısı pompası sistemlerinde son 5 yılda ithalat %570, yurtiçi 

satış ise %265 seviyelerinde arttı. 2023 yılında ise havadan suya ısı pompalarının ithalatında ve iç 

pazar satışlarında geçen yıla oranla %45’in üzerinde bir artış gerçekleştiği; artan bakır boru 

maliyetleri nedeniyle monoblok tip ısı pompasına yönelim olduğu ve satış oranının 2023 yılında 

önceki yıla göre %50 seviyelerine ulaştığı da kaydediliyor. 

Günümüzde çevreci enerji kaynaklarına yönelinmesi ve artan enerji maliyetleri ısı pompalarını her 

geçen gün daha da tercih edilir kılıyor. Özellikle doğalgazın olmadığı mahallerin iklimlendirme 

sorununa en efektif çözüm olarak ısı pompaları öne çıkıyor. Biz de Daikin olarak Altherma 

ürünümüzün yanı sıra, hibrit çözümlerimizle de bu alanda her türlü çözümü sağlıyoruz. 

Önümüzdeki dönemde de sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda daha düşük karbon 

emisyonlu ürünlerimizle hizmet vermeye devam edeceğiz.  

  1. İklimlendirme sektörünün gelişimi için büyük bütçeler ayırdığınızı da takip ediyoruz, emek yoğun AR-GE çalışmalarınız ile ilgili neler söylemek istersiniz? Önümüzdeki dönemde özellikle konuşacağımız yeni ürünlerinizle ya da yeni hizmet modellerinizle ilgili de kısaca bilgi alabilir miyiz?

Daikin olarak, 2050 Çevre Vizyonumuz doğrultusunda ürün ve hizmetlerimizi geliştirmeye devam ediyoruz. Isı pompası ürün gamında R290 soğutucu akışkanı ile belirli ürün modellerini piyasaya sunmayı planlıyoruz. Böylece daha düşük karbon ayak izine sahip çözümlerimizi pazara sunmuş olacağız.  

Aynı zamanda üniversite işbirliklerine de önem veriyoruz. Bu bağlamda Sakarya Üniversitesi ile yüzde 100 hidrojen destekli kombi geliştirmek adına çalışma yapıyoruz. NDJ, CSU ve NDJ Smart model kombilerimiz; doğalgazda yüzde 20 oranında kullanılması gündemde olan ‘yeşil hidrojen’e uyumlu modellerimiz. Bunu bir adım ileriye götürerek; yüzde 100 hidrojene uyumlu kombiler için de Sakarya Üniversitesi ile çalışıyoruz. Devam eden “Yüzde 100 Hidrojen Yakıtlı Kombi Tasarımı ve Prototip İmalatı” projemizin, TÜBİTAK tarafından desteklenmeye uygun bulunduğunu da belirtmek isterim. 

  1. Ürünlerinizin tercihinde satış sonrası servis ve müşteri hizmetleri niçin önemlidir? Markanız için satış sonrası hizmetler tarafında ne gibi destekler sunuyorsunuz?

Daikin müşteri hizmetleri 7/24 hizmet sunuyor. Hem müşteri hizmetlerimiz hem de teknisyenlerimiz düzenli eğitimlerden geçerek, zamanlama, teknik destek ve danışmanlık konularında tam yetkiyle hizmet veriyorlar. Daikin Akademi eğitimleriyle sürekli güncel bilgilerle serviste olan teknisyenlerimiz hızlı çözümleriyle de fark yaratıyor.  Bildiğiniz üzere Daikin olarak üniversiteden hastahaneye, konut projelerinden AVM projelerine kadar her türlü projede iklimlendirme çözüm ortağı olarak yer alıyoruz. Ticari ürün gamımızda, verimliliği yüksek çevreci ürünler sunmamızın yanı sıra, geniş servis ağına sahip olmamızın da projelerde tercih sebebi olduğunu belirtmek isterim. 

  1. Ürünlerinizin üretim süreçleri ve müşterilerinizin ürünlerinizi kullanımları dolayısıyla çevresel etkileri düşünüldüğünde, Sürdürülebilir/Yenilenebilir Odaklı olması ve Kurumsal Karbon Ayak İzi konularında da görüşlerinizi alabilir miyiz?

2050 yılına kadar net sıfır karbon emisyonu hedefimiz var ve daha sağlıklı iç hava ve minimum çevresel etkiye sahip bir dünya yaratmaya yardımcı olmak için paydaşlarımızla birlikte çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ürünlerimizde üretim aşamasından itibaren sürdürülebilirliği göz önüne alarak ilerliyoruz. İklimlendirme sektörünün öncü bir kuruluşu olarak doğal kaynakları etkin bir şekilde kullanma ve çevresel etkimizi azaltma konusunda büyük bir sorumluluğumuz var. Bu doğrultuda, sürdürülebilirliği işimizin temel taşlarından biri olarak benimsiyoruz. Tedarik zincirinden lojistiğe, Ar-Ge merkezimizden su ve atık yönetimine kadar bütün iş süreçlerimizde bu vizyon doğrultusunda hareket ediyoruz. 

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RÖPORTAJ

Deprem Güçlendirmede Hafif Ama Güçlü: Kompozit Teknolojiler

Yayınlandı

-

Sika Türkiye Teknik Departman ve Pazarlama Grup Müdürü Korkut Bozkurt


Sika’nın karbon, cam ve bazalt gibi ileri malzemelerden üretilen kompozit sistemleri; yapıları ağırlaştırmadan güçlendiriyor. Hızlı uygulanabilir bu çözümler, deprem riskine karşı pratik ve etkili bir koruma sunuyor.

Yapıların güçlendirilmesinde kullandığınız kompozit malzemeler nelerdir ve bu sistemlerin sağladığı avantajlar neler?

Sika olarak yapıların güçlendirilmesi için çok hafif kompozit malzemeler tedarik etmekteyiz. Bu ürün ve sistemlerimiz 1999 depreminden sonra etkin ve yaygın şekilde sektörün hizmetine sunuldu. Bu ürünler karbon, cam, aramid, bazalt gibi malzemelerden üretilmiş, kumaşlar, plakalar, halatlar, çubuklardan oluşmaktadır. Özel reçineler ve uzmanlık gerektiren uygulamalar ile pratik ve hızlı bir çözüm sağlayan sistemlerdir.

Depreme dayanıklı yapı üretiminde betonun kalitesini artıran özel katkılarımız, su yalıtımında kullanılan ürünlerimiz, betonarme yapıyı korumak için kullanılan kaplamalarımız ile yapıların uzun ömürlü ve dayanıklı olmasına katkı sağlıyoruz.

Ürünlerimiz CE standartlarına uygun üretilmekte, üretim, kalite, çevre, iş güvenliği ile ilgili tüm belge ve sertifikalara sahiptir.

Kentsel dönüşüm projelerinde sunduğunuz ürün yelpazesi ve sağladığınız temel avantajlar nelerdir?

Kentsel dönüşüm sürecinde yenilenen yapılarda temelden çatıya kadar çözümler sunduğumuz çok geniş bir ürün yelpazemiz mevcut. Bunlar arasında; temel izolasyon ürünleri, tamir harçları, beton katkıları, seramik yapıştırıcıları, zemin kaplamaları, teras ve çatı izolasyon ürünleri bulunmaktadır. Bu ürün gamımızla; hızlı, güvenilir ve uzun ömürlü çözümler sunmaktayız. Özellikle renovasyon ve güçlendirme projelerinde; kompozit malzemelerimiz, tamir harçlarımız, koruyucu kaplamalarımız mevcuttur.

Sürdürülebilirlik konusunda ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz ve sektöre nasıl bir katkı sağlıyorsunuz?

Sürdürülebilir ürünler konusunda firmamız öncülük etmektedir. Global bir firma olmamız nedeniyle bu konuda bir adım daha önden gitmekteyiz. Bu anlamda da sektörü yönlendirip liderlik ediyoruz. Birçok ürünümüzde geri dönüşüm girdileri kullanıyoruz.

 2030 ve sonrasında yapı sektöründe nasıl bir dönüşüm öngörüyorsunuz?

2030 ve sonrası sektörümüz daha çevreci ürünler ile hizmet verecektir. Deprem olasılığının daha da artması ile dönüşüm ve güçlendirme uygulamaları son derece hız kazanmış olacak. Bu yönde talepler artacaktır.

Küresel ekonomik ve siyasi gelişmelerin yapı sektörü ve kentsel dönüşüm süreçlerine etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dünyadaki ekonomik ve siyasi gelişmeler halihazırda tüm sektörleri etkilediği gibi yapı sektörünü de etkilemektedir. Bu durum da kentsel dönüşüm ve güçlendirme projelerinin yavaşlamasına neden olmaktadır. Bir an önce her alanda istikrar sağlanması ekonomimizin ve sektörümüzün düzelmesine ve gelişmesine olanak sağlayacaktır.

Okumaya Devam Et

RÖPORTAJ

Depreme Karşı Sadece Bina Değil, Zemin de Güçlenmeli

Yayınlandı

-

İstanbul Teknik İnşaat A.Ş. Geosentetik Ürünler Satış Müdürü Deniz Cındık


Deprem dayanımı sadece taşıyıcı sistemle sınırlı değil. İstanbul Teknik’in geliştirdiği geosentetik çözümler, zemini güçlendirerek yapının temel davranışını iyileştiriyor; daha güvenli, ekonomik ve hızlı uygulanabilir projelerin önünü açıyor.

Türkiye’nin deprem gerçeği göz önüne alındığında; mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi için geliştirdiğiniz ekonomik ve hızlı uygulanabilir çözümler var mı?


İstanbul Teknik olarak, 30 yıla yaklaşan deneyimimizle hem altyapı hem de üstyapı projelerinde güvenli, ekonomik ve uygulanabilir çözümler geliştiriyoruz. Türkiye’nin deprem gerçeği düşünüldüğünde, yapı güvenliğinin yalnızca taşıyıcı sistemle değil, yapının oturduğu zeminin davranışıyla birlikte ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Bu noktada geosentetik çözümlerimiz, özellikle zemin stabilizasyonu ve güçlendirilmesi açısından önemli katkılar sunuyor.

Geosentetik ürünlerimiz, zeminin taşıma gücünü artırmaya, oturmaları azaltmaya ve yüklerin daha dengeli yayılmasını sağlamaya yardımcı olur. Zayıf veya problemli zeminlerde uygulanan zemin iyileştirme çözümleri, temelin daha kararlı çalışmasına katkı sağlar. Bu da konutlar, sanayi yapıları, yol ve diğer mühendislik yapılarında deprem etkileri altında daha güvenli bir zemin-temel davranışı elde edilmesine destek olur. Özellikle diferansiyel oturmaların azaltılması ve zeminin bütüncül performansının iyileştirilmesi, depreme karşı dayanıklılık açısından kritik öneme sahiptir.

Ayrıca bu çözümler, klasik yöntemlere göre daha hızlı uygulanabilmeleri ve çoğu projede daha ekonomik alternatifler sunmaları açısından da öne çıkmaktadır. Sahada uygulama kolaylığı, daha kısa inşaat süreleri ve uzun dönem performans avantajı sayesinde, hem yeni projelerde hem de iyileştirme gerektiren alanlarda etkili sonuçlar alınabilmektedir.

İstanbul Teknik olarak yaklaşımımız, doğru ürün ve doğru mühendislik çözümünü bir araya getirerek, deprem riskine karşı daha dayanıklı ve sürdürülebilir yapılar oluşturulmasına katkı sağlamaktır.

Depreme dayanıklı yapı üretiminde ürünlerinizin sağladığı teknik üstünlükler nelerdir?

Depreme dayanıklı yapı üretiminde en önemli unsurlardan biri, yapının zeminle birlikte güvenli ve dengeli çalışmasını sağlamaktır. İstanbul Teknik olarak geliştirdiğimiz geosentetik çözümler bu noktada önemli avantajlar sunar.

Özellikle geogrid ürünlerimiz, zemin içerisinde donatı görevi görerek zeminin taşıma kapasitesini artırır ve yüklerin daha geniş bir alana yayılmasına yardımcı olur. Bu sayede temeller altında oluşabilecek diferansiyel oturmalar azaltılır ve yapılar daha kararlı bir zemin üzerinde çalışır.

Ayrıca geosentetik çözümlerimizin hafif, hızlı uygulanabilir ve uzun ömürlü olması, projelerde hem teknik hem de ekonomik açıdan önemli avantajlar sağlar. Bu özellikler sayesinde hem yeni projelerde hem de zemin iyileştirme gerektiren uygulamalarda güvenilir çözümler sunulmaktadır.

Ulusal ve uluslararası hangi standartlara uygun üretim yapıyorsunuz? Sahip olduğunuz sertifikalar nelerdir?

İstanbul Teknik olarak üretimimizi ulusal ve uluslararası kalite standartlarına uygun şekilde gerçekleştiriyoruz. Ürünlerimiz ISO kalite yönetim sistemleri, CE işareti ve IVG sertifikaları kapsamında üretilmektedir.

Bunun yanı sıra kaliteyi yalnızca sertifikalarla sınırlı görmüyor; üretim sürecinin her aşamasını kontrol altında tutuyoruz. Hammaddeden başlayarak nihai ürüne kadar tüm üretim aşamaları, fabrikamız bünyesindeki son teknolojiye sahip test laboratuvarımızda düzenli olarak test edilmekte ve performans değerleri doğrulanmaktadır. 

Bu yaklaşım sayesinde projelerde kullanılan ürünlerin sürekliliğini, dayanımını ve uzun vadeli performansını güvence altına almayı hedefliyoruz.

Kentsel dönüşüm projelerinde sağladığınız teknik ve ekonomik avantajlar nelerdir?

Kentsel dönüşüm projelerinde en önemli konuların başında güvenli yapı üretiminin yanı sıra hızlı uygulama ve maliyet etkin çözümler yer alıyor. İstanbul Teknik olarak sunduğumuz geosentetik çözümler, zemin iyileştirme ve stabilizasyon uygulamalarında projelere hem teknik hem de ekonomik avantajlar sağlamaktadır.

Geosentetik ürünlerimiz, zeminin taşıma kapasitesini artırarak temellerin daha dengeli çalışmasına yardımcı olur ve olası oturmaların kontrol altına alınmasına katkı sağlar. Bunun yanında hafif ve hızlı uygulanabilir olmaları sayesinde şantiye sürelerini kısaltır ve proje maliyetlerinin daha verimli yönetilmesine destek olur.

Bu çözümler, özellikle geniş ölçekli konut projelerinde önemli avantajlar sunmaktadır. Nitekim kentsel dönüşüm projelerinin yanı sıra TOKİ ve EMLAK GYO tarafından yürütülen büyük ölçekli konut projelerinde ve deprem sonrası inşa edilen yerleşim alanlarında da geosentetik çözümler etkin şekilde tercih edilmektedir.

İstanbul Teknik olarak hedefimiz, doğru mühendislik yaklaşımı ve güvenilir ürünlerle, güvenli ve sürdürülebilir yerleşim alanlarının oluşturulmasına katkı sağlamaktır.

Bu projelerde en çok tercih edilen ürünleriniz hangileridir?

Bu tür projelerde en çok tercih edilen ürünlerimizin başında, Fortex markasıyla ürettiğimiz geogrid ürünlerimiz gelmektedir. Geogridler, zemin stabilizasyonu ve güçlendirme uygulamalarında zeminin taşıma kapasitesini artırarak temellerin daha dengeli çalışmasına katkı sağlar ve oturmaların kontrol altına alınmasına yardımcı olur.

İstanbul Teknik olarak Türkiye’nin ilk ve en büyük geogrid üreticisi konumundayız. Fortex markamızla geliştirdiğimiz ürünler, altyapı ve üstyapı projelerinde yüksek performanslı zemin güçlendirme çözümleri sunmaktadır. Ayrıca 2025 yılında devreye aldığımız yeni üretim hattı ile üretim kapasitemizi önemli ölçüde artırarak, hem iç pazardaki projelere hem de uluslararası taleplere daha güçlü şekilde yanıt verebilir hale geldik.

Bunun yanında özellikle zemin iyileştirme uygulamalarında geotekstil ile entegre üretilen kompozit geogrid çözümlerimiz de sıklıkla tercih edilmektedir. Bu ürünler, geogridin donatı özelliğini geotekstilin ayırma ve filtrasyon özellikleriyle birleştirerek zemin performansını daha da artıran bütüncül bir çözüm sunar.

İstanbul Teknik olarak güçlü üretim altyapımız, mühendislik tecrübemiz ve Geosentetik ürün portföyümüz ile kentsel dönüşüm, deprem konutları ve diğer konut projelerinde güvenilir ve uzun ömürlü çözümler sunmaya devam ediyoruz.

Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik kriterleri kapsamında ürünleriniz neler sağlıyor?


Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik açısından geosentetik çözümler önemli avantajlar sunmaktadır. İstanbul Teknik olarak geliştirdiğimiz geosentetik ürünler, projelerde doğal kaynak kullanımını azaltarak daha verimli mühendislik çözümleri oluşturulmasına katkı sağlar.

Geosentetik uygulamalar sayesinde şantiyelerde kullanılan dolgu malzemesi miktarı azaltılabilir, inşaat süreçleri daha hızlı ilerler ve makine kullanımı önemli ölçüde düşürülebilir. Bu durum hem enerji tüketiminin hem de proje maliyetlerinin azaltılmasına katkı sağlarken projelerin karbon ayak izinin azaltılmasını sağlar.

Ayrıca geosentetik ürünlerin sağladığı zemin stabilizasyonu ve dayanım artışı sayesinde yapıların ve altyapı sistemlerinin servis ömrü uzar. Böylece bakım ve yenileme ihtiyacı azalırken projelerin uzun vadeli sürdürülebilirliği de desteklenmiş olur.

2030 ve sonrası için sektörün evrimi nasıl olacak?

2030 ve sonrasında inşaat ve altyapı sektörünün, daha sürdürülebilir, dayanıklı ve verimli mühendislik çözümlerine yönelmesi bekleniyor. Artan kentleşme, iklim değişikliği ve doğal afet riskleri, özellikle zemin mühendisliği ve altyapı çözümlerinde daha yenilikçi teknolojilerin kullanımını gerekli kılıyor.

Bu noktada geosentetik ürünlerin kullanımının hem Türkiye’de hem de dünyada daha da yaygınlaşacağını öngörüyoruz. Geosentetik çözümler; daha az doğal kaynak kullanımı, daha hızlı inşaat süreçleri ve uzun ömürlü performans avantajları sayesinde modern mühendislik projelerinin önemli bir parçası haline geliyor.

Önümüzdeki dönemde özellikle büyük ölçekli altyapı projeleri, kentsel dönüşüm çalışmaları ve afet sonrası hızlı yapılaşma süreçlerinde geosentetik teknolojilerin daha fazla tercih edileceğini düşünüyoruz. İstanbul Teknik olarak biz de üretim gücümüz, Ar-Ge çalışmalarımız ve mühendislik birikimimizle bu dönüşümün önemli aktörlerinden biri olmaya devam etmeyi hedefliyoruz.

Son olarak iletmek istediğiniz mesaj veya duyurunuz var mı?


Öncelikle bu önemli konuya yer verdiğiniz ve bizlere de görüşlerimizi paylaşma fırsatı verdiğiniz için sizlere teşekkür ederiz. Bugüne kadar ülkemizin yaşadığı depremlerde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, başta yakınları olmak üzere tüm milletimize bir kez daha başsağlığı diliyoruz.

Bizler geosentetik teknolojilerinin sağladığı avantajların daha geniş kitleler tarafından bilinmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle İstanbul Teknik olarak yalnızca üretim yapmakla yetinmiyor, aynı zamanda sektörde farkındalık oluşturmayı da önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu kapsamda üniversitelerle iş birlikleri gerçekleştiriyor, teknik seminerler ve eğitimler düzenleyerek genç mühendislerin ve sektör profesyonellerinin geosentetik çözümler hakkında daha fazla bilgi sahibi olmasına katkı sağlamaya çalışıyoruz.

Deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülke olarak, dayanıklı yapı kavramının yalnızca konutlarla sınırlı olmadığını da vurgulamak isteriz. Yolların, köprülerin, havalimanlarının ve istinat yapılarının da deprem anında güvenli şekilde hizmet vermeye devam etmesi büyük önem taşımaktadır.

Bu konuda önemli örneklerden biri de Gaziantep’te yer alan projelerimizdir. Gaziantep TAG Otoyolu Organize Sanayi Bölgesi Kavşağı’nda hat uzunluğu yaklaşık 4200 metre, maksimum yüksekliği 25 metreye ulaşan ve 6 farklı tipte toplam 19 adet GeoArme geogrid donatılı duvar bulunmaktadır. Deprem sonrası yapılan incelemelerde, depremin yoğun şekilde hissedildiği bölgelerden birinde yer almasına rağmen bu yapıların çok iyi performans gösterdiği ve yalnızca hafif deformasyonlar oluştuğu gözlemlenmiştir.

Bu tür örnekler, doğru mühendislik tasarımı ve kaliteli geosentetik ürünlerin afetlere karşı dayanıklı altyapı çözümleri oluşturmadaki önemini açıkça ortaya koymaktadır.

Okumaya Devam Et

RÖPORTAJ

Depreme Dayanıklı, Sürdürülebilir ve Yüksek Performanslı Yapılar İçin Baumit Çözümleri

Yayınlandı

-

Meltem Bayraktar San Baumit Türkiye Teknik Müdürü


Baumit, Türkiye’nin deprem gerçeğini dikkate alarak ısı yalıtımı ve cephe çözümleriyle yapıların uzun ömürlü dayanıklılığını ve enerji verimliliğini artırıyor. Yüksek performanslı, çevreci ve sertifikalı ürünleri; kentsel dönüşüm, renovasyon ve güçlendirme projelerinde hem maliyet hem de zaman avantajı sağlıyor.

  1. Türkiye’nin deprem gerçeği göz önüne alındığında; mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi için geliştirdiğiniz ekonomik ve hızlı uygulanabilir çözümler var mı? Depreme dayanıklı yapı üretiminde ürünlerinizin sağladığı teknik üstünlükler nelerdir? Nasıl bir fark oluşturuyorsunuz? Ulusal ve uluslararası hangi standartlara uygun üretim yapıyorsunuz? Sahip olduğunuz sertifikalar hakkında da bilgi alabilir miyiz?

Türkiye’nin deprem gerçeği, yapı güvenliğini bütüncül bir performans yaklaşımıyla ele almayı gerektiriyor. Bir binanın deprem anındaki davranışı, yapıların zaman içinde maruz kaldığı çevresel etkiler, sıcaklık farkları ve malzeme yıpranması da bu performansı doğrudan etkiliyor. Bu noktada ısı yalıtımı, yapıların uzun vadeli dayanıklılığı açısından kritik bir rol üstleniyor. Yalıtım bulunmayan binalarda iç yüzeylerde yoğuşma oluşur. Bu durum betonarme elemanların içinde sürekli nemli bir ortam meydana getirir. Sürekli nem ise donatıların karbonatlaşma ve klor etkisiyle korozyona uğramasına neden olur. Zaman içinde donatı kesitinde kayıplar oluşur ve taşıyıcı sistemin dayanımı azalır. Aynı şekilde sıcaklık farklarından kaynaklanan çatlaklar su ve karbondioksitin yapı içine girmesine yol açarak betonun mekanik özelliklerini zayıflatır.

Standartlara uygun şekilde uygulanan ısı yalıtım sistemleri ise termal gerilmeleri azaltarak çatlak oluşumunu sınırlar, betonun mekanik özelliklerinin korunmasına katkı sağlar ve deprem mühendisliğinde kritik öneme sahip olan malzeme sürekliliğini destekler. Ayrıca cephe bütünlüğünü güçlendirerek deprem sırasında parça kopması ve düşme gibi ikincil riskleri de azaltır. İZODER ve İTÜ tarafından gerçekleştirilen çalışmalar da doğru uygulanan mantolama sistemlerinin yapı statiğine zarar vermediğini, aksine cephe bütünlüğüne katkı sunduğunu ortaya koyuyor. Baumit olarak geliştirdiğimiz ısı yalıtım çözümleriyle yapı ömrünü uzatmayı, taşıyıcı sistemlerin zaman içindeki yıpranmasını azaltmayı ve yapıların deprem performansının uzun yıllar korunmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz.

  1. Kentsel dönüşüm sürecinde zaman ve maliyet optimizasyonu büyük önem taşıyor. Kentsel dönüşüm projelerinde yüksek performanslı ürünlerinizle sağladığınız teknik ve ekonomik avantajlar nelerdir? Bu projelerde en çok tercih edilen ürün gruplarınız hangileridir? Özellikle renovasyon ve güçlendirme projelerinde öne çıkan ürünleriniz hangileridir?

Türkiye’de yaklaşık 19 milyon konut bulunuyor ve bu yapıların önemli bir bölümünün afet riski açısından değerlendirilmesi gerekiyor. Yapı stokunun yaklaşık yüzde 40’ının yenilenmesi veya güçlendirilmesi ihtiyacı, kentsel dönüşüm sürecinde hız ve maliyet yönetimini kritik hale getiriyor.

Bu süreçte yüksek performanslı yapı malzemeleri projelerin uygulama hızını ve uzun vadeli dayanıklılığını doğrudan etkiliyor. Baumit olarak geliştirdiğimiz ısı yalıtım sistemleri ve cephe çözümleri, uygulama kolaylığı ve uzun ömürlü performansları sayesinde kentsel dönüşüm projelerinde önemli avantajlar sağlıyor. Doğru tasarlanmış sistemler enerji verimliliğini artırırken yapıların kullanım ömrünü de uzatıyor. Özellikle renovasyon ve güçlendirme projelerinde ısı yalıtım sistemleri, dış cephe kaplama çözümleri ve performans odaklı yapı kimyasalları öne çıkan ürün gruplarımız arasında yer alıyor. Bu sistemler mevcut yapıların cephe performansını iyileştirirken, taşıyıcı sistemin zaman içinde maruz kaldığı yıpranmayı da sınırlandırmaya katkı sağlıyor.

  1. Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik kriterleri artık dönüşüm projelerinde zorunlu hale geliyor. Bu kapsamda çevreci ve düşük karbon ayak izine sahip ürünlerinizden bahsedebilir misiniz? Yeşil bina sertifikasyon süreçlerine (LEED, BREEAM vb.) katkı sağlayan ürünleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Günümüzde yapı sektörü enerji verimli ve düşük karbon ayak izine sahip çözümler üretmek zorunda. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan Türkiye Bina Sektörü Karbonsuzlaşma Yol Haritası da bu dönüşümü açık biçimde ortaya koyuyor. Türkiye’de toplam enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 31’i ve sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 30’u bina sektöründen kaynaklanıyor. Bu tablo, binalarda enerji verimliliğinin artırılmasının karbon emisyonlarının azaltılmasında kilit bir rol oynadığını gösteriyor. Isı yalıtımı bu dönüşümün en etkili araçlarından biri olarak öne çıkıyor. Doğru yalıtım uygulamaları sayesinde enerji tüketimi düşerken yapıların iklim değişikliğine uyumu da güçleniyor.

Baumit olarak bu alanda Go2morrow projemizi hayata geçirdik. Proje kapsamında ısı yalıtım harçlarımızın reçetelerini daha çevreci hale getirerek karbon emisyonlarını ilk etapta yüzde 41 oranında azalttık. 2030 yılına kadar global ölçekte karbon emisyonlarımızı yüzde 20 oranında azaltmayı hedefliyoruz. Bunun yanı sıra üretim süreçlerinde yenilenebilir enerji kullanımını artırmayı ve ürün başına enerji tüketimini yüzde 10 düşürmeyi amaçlıyoruz. Yüksek performanslı yalıtım sistemlerimiz enerji verimliliği kriterleri sayesinde LEED ve BREEAM gibi uluslararası yeşil bina sertifikasyon süreçlerine de katkı sunuyor.

Baumit olarak sürdürülebilirliği odağımıza alarak geliştirdiğimiz ALL IN Beton ürünümüz ise reçete optimizasyonunun çevresel ve operasyonel faydasını en net gösteren çözümlerimizden biri. Baumit ALL IN Beton, çevre dostu yapısıyla ve pratik kullanım özellikleriyle dikkat çekiyor. Geleneksel hazır beton ürünlerinin neden olduğu ambalaj atığı, yüksek toz salımı ve zorlu uygulama süreçleri gibi sorunlara etkili bir alternatif sunuyor. Torbası harç içinde çözüldüğü için ambalaj atığı oluşmuyor, bu da sıfır atık hedefine katkı sağlıyor. Kullanıcılar ürünü torbayı açmadan, doğrudan su ekleyerek karıştırabiliyor. Ürün ambalajı karıştırma işlemi sırasında beton harcının bir parçası haline geliyor, doğal elyaf katkısı sayesinde C16/20 sınıfı yüksek dayanımlı beton elde edilmesi ise sürdürülebilirliği yapısal güvenlikle birleştirdiğimizin en somut göstergesi.

  1. 2030 ve sonrası için deprem güvenliği ve kentsel dönüşüm perspektifinde sektörün evrimini nasıl öngörüyorsunuz?

Önümüzdeki dönemde yapı sektörünün iki temel eksende ilerleyeceğini öngörüyoruz: deprem güvenliği ve sürdürülebilirlik. Dayanıklı, enerji verimli ve düşük karbon ayak izine sahip yapılar sektörün temel hedefi haline geliyor. Bu süreçte Ar-Ge yatırımları belirleyici bir rol üstlenecek. Baumit olarak veri temelli araştırmalara büyük önem veriyoruz. Avrupa’nın en büyük yapı malzemesi araştırma merkezlerinden biri olan Baumit Viva Park bu yaklaşımımızın önemli bir göstergesi. Burada farklı yapı malzemeleriyle inşa edilmiş model evlerde kullanıcı davranışları simüle edilerek her yıl 1,5 milyondan fazla veri toplanıyor. Bu çalışmalar yapı malzemelerinin enerji verimliliği, dayanıklılık ve yaşam konforu üzerindeki etkilerini bilimsel verilerle analiz etmemizi sağlıyor.

  1. Son olarak, iletmek istediğiniz veya özellikle altını çizmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı?

Türkiye’nin deprem gerçeği, yapı güvenliğinin yapıların tüm kullanım ömrü boyunca korunması gereken bir özellik olduğunu gösteriyor. Bu nedenle yapıların zaman içinde maruz kaldığı çevresel etkileri ve malzeme yıpranmasını dikkate alan bütüncül bir yaklaşım büyük önem taşıyor. Baumit olarak daha sağlıklı, daha dayanıklı ve daha sürdürülebilir yaşam alanlarının oluşmasına katkı sunmayı hedefliyoruz. Her yıl yaklaşık 45 milyon metrekare alanın mantolanmasını sağlayacak ürün üretimi gerçekleştiriyoruz. Bu üretim sayesinde yılda yaklaşık 1 milyon ton karbon azaltımına katkı sağlıyoruz. Kuruluşumuzdan bugüne kadar sağlanan toplam karbon tasarrufu 800 milyon tona ulaştı. Bu rakam yaklaşık 10 milyon otomobilin atmosfere yaydığı karbon miktarına ya da 300 bin kez aya yolculuğa eşdeğer bir etki yaratıyor.

Okumaya Devam Et

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye