“Daikin Olarak 2050 Yılına Kadar Karbon Nötr Şirket Olma Hedefiyle Hareket Ediyoruz “ - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

RÖPORTAJ

“Daikin Olarak 2050 Yılına Kadar Karbon Nötr Şirket Olma Hedefiyle Hareket Ediyoruz “

Yayınlandı

-

Daikin Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Olcay AVCI: “Sürdürülebilirliği odağına almış bir şirket olarak, iklim krizi ve çevre konusundaki farkındalıkları artıracak projeler hayata geçirmeyi de önemsiyoruz.“

  1. Markanız/Firmanız tarafında son bir yılda ne tür gelişmeler oldu, kısaca bahsedebilir misiniz?

Daikin Türkiye olarak geçtiğimiz yıl içerisinde pazara hem verimliliği yüksek yenilikçi ürünler sunduk hem de AR-GE merkezimiz ile birlikte çeşitli ürün geliştirmeleri gerçekleştirdik. Bildiğiniz üzere iklimlendirme sektöründe 100 yıllık geçmişe sahip köklü bir şirket olarak Daikin Industries Ltd.’nin bir parçasıyız. Sektöre birçok yeniliği sunmuş bir şirketin parçası olarak, biz de AR-GE ve inovasyona çok önem veriyoruz. 2023 mali yılımız içerisinde; otel, rezidans, ofis ve hastane gibi geniş alanların iklimlendirmesinde tercih edilen fancoil cihazını çok daha efektif özelliklerle donatarak FWE-F cihazını tasarladık. Türkiye ve CIS pazarında en çok satılan model olan FWA-A ürününün geliştirilerek FWE-F model ürünün oluşturulmasında Daikin Türkiye AR-GE mühendislerinin önemli bir rolü olduğunu belirtmek isterim. 

Bununla birlikte; Daikin Europe N.V. tarafından yürütülen “Loop By Daikin” soğutucu akışkan programını Şubat 2023 itibariyle hayata geçirdik. Loop by Daikin projesiyle; Avrupa’ya ihraç edilmek üzere Hendek fabrikamızdada üretilen R410A soğutucu akışkanına sahip VRV dış üniteler için yeni soğutucu akışkan kullanmak yerine dönüşümden kazanılmış soğutucu akışkanları kullanıyoruz.

2023 yılı içerisinde pazara sunduğumuz öne çıkan ürünlerden biri ise Stylish klimamız. Yeni nesil soğutucu akışkan R32 ile çalışan Daikin Stylish, düşük GWP (Küresel Isınma Potansiyeli) değeri ve daha yüksek enerji verimliliği potansiyeli sayesinde daha düşük bir çevresel etkiye sahip bir ürün olarak dikkat çekiyor. Havayı temizleyen, alerjenleri filtreleyen yüksek verimli bir klima olmasının yanı sıra az enerji tüketerek tasarruf da sağlıyor. Stylish klimanın hem ısıtmada hem soğutmada A+++’a varan verimlilik değerleri ile sektörün en yüksek verimlilik sunan ürünleri arasında yer aldığını belirtmek isterim. 

Daikin olarak 2050 yılına kadar karbon nötr şirket olma hedefiyle hareket ediyoruz. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz ürünlerden her türlü faaliyete kadar bu hedef doğrultusunda hareket ediyoruz. Sürdürülebilirliği odağına almış bir şirket olarak, iklim krizi ve çevre konusundaki farkındalıkları artıracak projeler hayata geçirmeyi de önemsiyoruz. Şimdiye kadar bu amaca hizmet eden, 5-12 yaş arası çocuklara çevre konusunda farkındalık kazandırmayı amaçlayan Temiz Hava Elçileri projemiz kapsamında 1840 Temiz Hava Elçisi’ne ulaştık. Bunun yanı sıra; İstanbul Bilgi Üniversitesi Travma ve Afet Çalışmaları Uygulamalı Ruh Sağlığı Yüksek Lisans Programı Koordinatörü Prof. Dr. Tamer Aker’in iklim krizinin olumsuz etkilerine dikkat çekmek amacıyla hayata geçirdiği MaratHOME projesinin sponsorluğunu üstlendik. Şimdi olduğu gibi, önümüzdeki dönemde de çevre ve iklim farkındalığı adına çalışmalarımıza devam edeceğiz. 

Daikin Türkiye olarak 2023 yılında hem ihracat başarılarımız ödüllendirildi hem de jürisinin halk olduğu tüketici ödüllerine de layık görüldük. Öne çıkanlarından bahsetmem gerekirse; İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği (İSİB) tarafından verilen, “2023 İhracatın Liderleri” ödüllerinde “En Çok Split Klima İhracatı Yapan Firma” kategorisinde bu yıl da birinci olarak 9’uncu kez şampiyon olduk. Aynı zamanda “En Çok İhracat Yapan Firma” kategorisinde de 6. kez ödül alarak sektördeki başarımızı bir kez daha gösterdik. Müşteri deneyimini en iyi yaşatan markaların ödüllendirildiği “Şikayetvar A.C.E. Awards” kombi kategorisinde bu yılın birincisi olduk. Yılın İtibarlıları’nın seçildiği The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri’nde soğutma kategorisinde birincilik ödülünü aldık. Marketing Türkiye’nin düzenlediği ALFA Awards 2023’te de Soğutma Kategorisi’nde üç yıl üst üste birincilik ödülünün sahibi olduk.

  1. Enerji kaynakları kısıtlı olan bir ülke olarak Türkiye’de Enerji Verimliliği kapsamında VRF Sistemleri ve Isı Pompaları kullanımı için neler söylemek istersiniz?

Günümüzde çevreci enerji kaynaklarına yönelinmesi ve artan enerji maliyetleri, ısı pompalarını her geçen gün daha da tercih edilir kılıyor. Bu cihazlar tükettikleri enerjinin yaklaşık yüzde 80’ini ortam havasından veya jeotermal enerjiden elde ediyor ve sadece yüzde 20 elektrik kullanıyor, bu nedenle fosil yakıt kullanan sistemlerin yerini alabilecek, çevre dostu bir alternatif olarak görülüyor. Ayrıca bu çalışma sistemi sayesinde enerji faturalarına yansıyacak uzun vadeli tasarruf, tüketici açısından da ısı pompasının öncelikli avantajı olarak karşımıza çıkıyor. Avrupa’da 2025 yılına kadar her yıl en az 3,5 milyon ısı pompasının kurulması ve yıllık yüzde 30’dan fazla bir büyüme oranına ulaşılması bekleniyor. Bugün birçok projede iklimlendirme çözümü olarak tercih edilen ısı pompaları; müstakil bir evin veya bir villanın iklimlendirilmesi için de kullanılabilecek en verimli ve en temiz teknoloji olarak kullanılıyor.

  1. VRF Sistemleri ve Isı Pompaları hakkında kısaca bilgi alabilir miyiz? Çevre Dostu teknolojiler olarak ürünlerinizin çalışma sistemleri ve sistemin prensipleri hakkında neler söylemek istersiniz?

Isı pompaları tükettikleri enerjinin yaklaşık yüzde 80’ini ortam havasından veya jeotermal enerjiden elde eden ve sadece yüzde 20 elektrik kullanan bir teknoloji. Bu nedenle fosil yakıt kullanılan sistemlerin yerini alabilecek çevreci bir çözüm olarak da dünyada kabul görüyor ve hatta birçok ülkede kullanıcıların ısı pompası ile iklimlendirme yapmaları verilen nakdi teşviklerle destekleniyor. 2050 yılına kadar tüm faaliyetlerinde, sattığı ürün ve çözümlerinde sera gazı emisyonlarını net sıfıra indirme hedefi ile ilerliyoruz, bu alanda konutlardan ticari yapılara kadar pek çok bina için geniş yelpazede çözümler sunuyoruz. Örnek olarak bahsetmek gerekirse; ısı pompası sistemi ile bir villanın hem ısıtma hem soğutma hem de kullanım sıcak su ihtiyacı tek bir sistemle karşılanabiliyor. Özellikle doğalgazın olmadığı bölgelerdeki müstakil evlerin veya villaların iklimlendirme sorununa en efektif çözüm olarak ısı pompaları öne çıkıyor. 

VRV ya da bir diğer adıyla VRF klima sistemleri, ısıtma ve soğutmayı tek bir sistemden sağlayan merkezi iklimlendirme sistemleridir. Montaj, kullanım kolaylığı ve enerji verimliliği sayesinde VRV sistemleri; oteller, restoranlar gibi alanların yanı sıra farklı büyüklüklerdeki birçok projede de tercih edilmektedir. Daikin olarak daha düşük karbon emisyonuna sahip R32 soğutucu akışkana sahip çözümlerimizle bugün birçok çapta projede çözüm ortağı olarak yer alabiliyoruz.  

  1. VRF Sistemlerinde ve Isı Pompalarında hangi ürünlere/markalara sahipsiniz? Projelerde tercih edilen ürün ve hizmetlerinizin ilgili müşterilerinize sağladığı avantajlar/katma değerler hakkında neler söylemek istersiniz?

İklimlendirme sektörünün öncü markası olarak, mucidi olduğumuz havadan suya ısı pompası sistemleri ve R-32 soğutucu akışkanını birleştirerek, kullanıcılarımıza bu alanda çevreci ve avantajlı ürün seçeneği sunuyoruz. Isı pompaları ile hem ısıtma hem soğutma hem de kullanım sıcak su ihtiyacı tek bir sistemle karşılanabiliyor. 

Altherma ürünümüz hava kaynaklı ısı pompaları; segmentinin en verimli ürünü. Daikin Altherma, elektrikli ısıtıcılara göre 4,7 kata, LPG ve mazota göre 4,3 kata kadar, ithal kömüre göre 2 kata kadar daha ekonomik bir işletim sunuyor. Daikin Altherma yüzde 20 elektrikle çalıştığı için, ortama atık gaz yaymayan bu sistem, bacaya da gereksinim duymuyor. Ek olarak yakıt depolama gibi bir ihtiyacı ve bunun maliyetlerini de ortadan kaldırıyor. Son derece güvenli olan ısı pompaları, sürdürülebilirlik açısından da tercih sebebi oluyor. Yüksek teknolojiyle donatılan ısı pompaları; uzaktan online kontrol, saatlik planlama, dış hava sıcaklığına göre ev sıcaklığı değişimi gibi birçok detaylı kontrol ekipmanlarına sahip olduğu için akıllı ev sistemlerine ek bir ekipman kullanmadan bağlanabiliyor. Özellikle Türkiye’nin ılıman iklim koşulları göz önüne alındığında; ısıtmadaki sezonluk verimlilik kat sayısı (SCOP) çok yüksek değerlere çıktığından verimlilik kat sayısı da yükseliyor. Bu da hem elektrik faturalarının düşük olmasını hem de elektrik tüketiminin azalmasına bağlı olarak karbon salımının azalmasına, dolayısıyla daha çevreci hale gelmesini sağlıyor.

Buna ek olarak hibrit ısı pompası çözümlerimiz ile de pazarda fark yaratıyoruz. Daikin Altherma hibrit ısı pompası, diğer hibrit sistemlerin tamamıyla kombi moduna geçtiği durumların aksine, özgün ‘Hibrit Kontrol Mantığı’ ile ısı pompası ve gaz kazanını aynı anda etkin bir şekilde kullanarak maliyet verimliliğini maksimize ediyor. Bu özel kontrol mekanizması sayesinde, enerji kullanımını optimize ederek her iki sistemden de en uygun koşullarda faydalanılmasını sağlıyor.

Gelecek dönemde; satın alım aşamasında daha maliyetli olmasına rağmen bunu kısa sürede kompanse/amorti ettiği ve orta vadede daha kazançlı ve verimli olduğu anlaşıldığında; ısı pompalarına daha fazla rağbet olacağını düşünüyorum. Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan hibrit ısı pompası ile çalışmalarımız bir adım öteye taşınmış oluyor. Bu sistemde; yaşadığımız alanda bir kombi, aynı zamanda split ısı pompası iç ünitesi ve dış ünitesi bulunuyor. Kombinin iç ünitesiyle split ısı pompasının iç ünitesi ayrı bir şekilde evde dururken; yekpare ve eş zamanlı şekilde çalışabiliyor. Belli bir sıcaklık aralığında ısı pompasıyla kombiyi eşzamanlı çalışacak şekilde ayarlayabiliyoruz. Belirli bir sıcaklığın üstünde de ısı pompası COP değerleri (performans katsayısı) çok verimliyse tüketim az olacağı için sadece ısı pompasının çalışması yönünde sistemi optimize edebiliyoruz. Hibrit ısı pompasının farkı ve avantajını özet olarak bu şekilde aktarabilirim. 

Daikin VRV sistemleri bir binanın hassas sıcaklık kontrolü, havalandırma, sıcak su gibi tüm ihtiyaçlarını tek bir merkezden karşılar. Bizim bu alanda VRV IV+ Serisi, sahada hızlı ayar yapılması, hataların kolayca okunması ve temel işlevlerin kontrol edilmesini sağlayan dış ünite ekranına sahip olmasıyla öne çıkıyor diyebilirim. Isı pompası teknolojisine sahip VRV IV S serisi ürünümüz mini VRV model dış ünitesi ile esnek montaj için yerden tasarruf sağlayan gövde tasarımı ile öne çıkıyor. Yüksek güç talebinin olduğu dönemlerde pik enerji tüketimini yüzde 30 ila 80 arasında sınırlama imkanını da beraberinde sunuyor. Ticari binalarda açık alana montajın mümkün olmadığı durumlar için invisible VRV IV i serisi dış üniteyi de geliştirerek pazara sunduk. Burada dış ünite iki parçaya ayrılabiliyor, dışarıdan sadece menfezinin görünmesi nedeniyle her türlü alana sorunsuz uyum sağlıyor, çatıya veya arka avluya montaj gerektirmiyor. Bu özellikleriyle tarihi binalar ve restorasyon alanının kısıtlı olduğu projeler için özel çözüm sunan bir ürünümüz olarak öne çıkıyor.

İlk kez 42 yıl önce Daikin’in geliştirdiği VRV teknolojisine, üstün özelliklere ve daha düşük GWP (küresel ısınma potansiyeli)’ne sahip olan R32 soğutucu akışkanlı VRV 5 Isı Geri Kazanımlı Dış Ünite’yi de ekledik. 2022 yılının Aralık ayında pazarda yerini alan ve yeni bir çözüm olarak öne çıkan VRV 5 Isı Geri Kazanımlı Dış Ünite, önceki nesil cihazlara göre sezonsal verimlilikte yüzde 13’lük bir artış gösteriyor. Sistem, bu oranla pazarda sezonsal verimliliğin lideri konumuna ulaşıyor. Aynı zamanda farklı binalar ve farklı kurulum alanları için gerekli esnekliği gösterecek biçimde tasarlanmış olması sistemin en önemli avantajları arasında yer alıyor.

  1. Markanızın/Firmanızın Türkiye İklimlendirme Pazarındaki konumu ile ilgili bilgi alabilir miyiz? Bu kapsamda öngördüğünüz hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?

İSKİD 2023 sektör istatistik verilerine göre; ısı pompası sistemlerinde son 5 yılda ithalat %570, yurtiçi 

satış ise %265 seviyelerinde arttı. 2023 yılında ise havadan suya ısı pompalarının ithalatında ve iç 

pazar satışlarında geçen yıla oranla %45’in üzerinde bir artış gerçekleştiği; artan bakır boru 

maliyetleri nedeniyle monoblok tip ısı pompasına yönelim olduğu ve satış oranının 2023 yılında 

önceki yıla göre %50 seviyelerine ulaştığı da kaydediliyor. 

Günümüzde çevreci enerji kaynaklarına yönelinmesi ve artan enerji maliyetleri ısı pompalarını her 

geçen gün daha da tercih edilir kılıyor. Özellikle doğalgazın olmadığı mahallerin iklimlendirme 

sorununa en efektif çözüm olarak ısı pompaları öne çıkıyor. Biz de Daikin olarak Altherma 

ürünümüzün yanı sıra, hibrit çözümlerimizle de bu alanda her türlü çözümü sağlıyoruz. 

Önümüzdeki dönemde de sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda daha düşük karbon 

emisyonlu ürünlerimizle hizmet vermeye devam edeceğiz.  

  1. İklimlendirme sektörünün gelişimi için büyük bütçeler ayırdığınızı da takip ediyoruz, emek yoğun AR-GE çalışmalarınız ile ilgili neler söylemek istersiniz? Önümüzdeki dönemde özellikle konuşacağımız yeni ürünlerinizle ya da yeni hizmet modellerinizle ilgili de kısaca bilgi alabilir miyiz?

Daikin olarak, 2050 Çevre Vizyonumuz doğrultusunda ürün ve hizmetlerimizi geliştirmeye devam ediyoruz. Isı pompası ürün gamında R290 soğutucu akışkanı ile belirli ürün modellerini piyasaya sunmayı planlıyoruz. Böylece daha düşük karbon ayak izine sahip çözümlerimizi pazara sunmuş olacağız.  

Aynı zamanda üniversite işbirliklerine de önem veriyoruz. Bu bağlamda Sakarya Üniversitesi ile yüzde 100 hidrojen destekli kombi geliştirmek adına çalışma yapıyoruz. NDJ, CSU ve NDJ Smart model kombilerimiz; doğalgazda yüzde 20 oranında kullanılması gündemde olan ‘yeşil hidrojen’e uyumlu modellerimiz. Bunu bir adım ileriye götürerek; yüzde 100 hidrojene uyumlu kombiler için de Sakarya Üniversitesi ile çalışıyoruz. Devam eden “Yüzde 100 Hidrojen Yakıtlı Kombi Tasarımı ve Prototip İmalatı” projemizin, TÜBİTAK tarafından desteklenmeye uygun bulunduğunu da belirtmek isterim. 

  1. Ürünlerinizin tercihinde satış sonrası servis ve müşteri hizmetleri niçin önemlidir? Markanız için satış sonrası hizmetler tarafında ne gibi destekler sunuyorsunuz?

Daikin müşteri hizmetleri 7/24 hizmet sunuyor. Hem müşteri hizmetlerimiz hem de teknisyenlerimiz düzenli eğitimlerden geçerek, zamanlama, teknik destek ve danışmanlık konularında tam yetkiyle hizmet veriyorlar. Daikin Akademi eğitimleriyle sürekli güncel bilgilerle serviste olan teknisyenlerimiz hızlı çözümleriyle de fark yaratıyor.  Bildiğiniz üzere Daikin olarak üniversiteden hastahaneye, konut projelerinden AVM projelerine kadar her türlü projede iklimlendirme çözüm ortağı olarak yer alıyoruz. Ticari ürün gamımızda, verimliliği yüksek çevreci ürünler sunmamızın yanı sıra, geniş servis ağına sahip olmamızın da projelerde tercih sebebi olduğunu belirtmek isterim. 

  1. Ürünlerinizin üretim süreçleri ve müşterilerinizin ürünlerinizi kullanımları dolayısıyla çevresel etkileri düşünüldüğünde, Sürdürülebilir/Yenilenebilir Odaklı olması ve Kurumsal Karbon Ayak İzi konularında da görüşlerinizi alabilir miyiz?

2050 yılına kadar net sıfır karbon emisyonu hedefimiz var ve daha sağlıklı iç hava ve minimum çevresel etkiye sahip bir dünya yaratmaya yardımcı olmak için paydaşlarımızla birlikte çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ürünlerimizde üretim aşamasından itibaren sürdürülebilirliği göz önüne alarak ilerliyoruz. İklimlendirme sektörünün öncü bir kuruluşu olarak doğal kaynakları etkin bir şekilde kullanma ve çevresel etkimizi azaltma konusunda büyük bir sorumluluğumuz var. Bu doğrultuda, sürdürülebilirliği işimizin temel taşlarından biri olarak benimsiyoruz. Tedarik zincirinden lojistiğe, Ar-Ge merkezimizden su ve atık yönetimine kadar bütün iş süreçlerimizde bu vizyon doğrultusunda hareket ediyoruz. 

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Masdaf, Akıllı Pompa Sistemleriyle Verimlilik ve Dijital Dönüşüme Odaklanıyor 

Yayınlandı

-

Erhan Özdemir   Masdaf CEO’su

1977’den bu yana yüzde 100 yerli sermaye ile akışkan teknolojileri alanında faaliyet gösteren Masdaf, yüksek verimli pompa sistemleri, veri odaklı üretim ve dijitalleşme yatırımlarıyla sektörün dönüşümüne katkı sunuyor. 

 

Öncelikle, firmanızı ve faaliyet alanlarınızı kısaca tanıtabilir misiniz? 2026 yılının ilk yarısı özelinde sektörün mevcut görünümünü ve sektördeki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Masdaf olarak 1977 yılında, suyun ve enerjinin etkin kullanılması ve yaşam kaynaklarının korunması ilkesiyle, yüzde 100 yerli sermaye ile faaliyetlerimize başladık. Bugün 40 bin metrekare alan üzerine kurulu Düzce tesislerimizde; uçtan emişli, inline, axial ayrılabilir, yangın, kademeli, proses, dalgıç, kolonlu, kendinden emişli ve dişli pompaların yanı sıra hidrofor ve genleşme tankları da dahil olmak üzere geniş bir ürün yelpazesinde üretim gerçekleştiriyoruz. Akışkan teknolojileri alanındaki çözümlerimizi bina teknolojileri, endüstri, yangın güvenliği, tarım, altyapı ve enerji başta olmak üzere birçok sektöre sunuyor, ERP direktiflerine uygun olarak geliştirdiğimiz yüksek verimli pompa sistemlerini 100’den fazla ülkeye ihraç ediyoruz. 4 binin üzerinde farklı ürün üretiyor olmamız da farklı sektörlerin ve pazarların ihtiyaçlarına yönelik geniş bir çözüm kapasitesine sahip olduğumuzu gösteriyor.

 

Pompa sektöründe Türkiye, son yıllarda güçlü bir teknolojik dönüşüm sürecinden geçiyor. Artık yalnızca suyun taşınması değil, bunun minimum enerjiyle, maksimum verimlilikte ve sistem bütünlüğü içinde yapılması hedefleniyor. Bu yaklaşım, sektörü daha akıllı, entegre ve yüksek standartlı çözümlere yönlendiriyor. Yerli üreticiler, yüksek verimli pompa sistemleri, frekans kontrollü sürücüler (VFD), sistem optimizasyonu ve akıllı kontrol çözümleri gibi ileri teknolojileri kendi bünyelerinde geliştirebilir hale geldi. Bu da Türkiye’yi sadece ürün üretiminde değil, mühendislik ve teknoloji geliştirme alanında da rekabetçi bir konuma taşıyor.  

 

Dijitalleşme rekabet koşullarınızı nasıl değiştirdi? Veri yönetimi ve gerçek zamanlı analiz, karar alma süreçlerinizde nasıl bir rol oynuyor?

Dijitalleşmeyi müşteri deneyimini geliştiren uzun vadeli bir dönüşüm alanı olarak ele alıyoruz. Bilgi Teknolojileri ve Dijitalleşme Departmanız ile tüm dijital dönüşüm çalışmalarımızı tek çatı altında topladık ve veri odaklı bir yapıya geçiş sürecini başlattık. Gelişmiş analitik uygulamaları ve yapay zekâ kullanımını süreçlerimize kademeli olarak entegre etmek üzere projeler geliştiriyoruz. Gerçek zamanlı veri ve sensör teknolojileri sayesinde sistem performansını daha yakından izlemeyi, müşteri ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt verebilmeyi ve kullanım süreçlerini daha öngörülebilir hale getirmeyi amaçlıyoruz. Bu doğrultuda hedefimiz yalnızca operasyonel verimlilik sağlamak değil, müşterilerimizin enerji tüketimini optimize eden, bakım süreçlerini kolaylaştıran ve karar alma süreçlerini güçlendiren akıllı sistemler geliştirmek.

 

Son dönemde üretim tesislerinizde hayata geçirdiğiniz otomasyon, akıllı üretim veya Endüstri 4.0 uygulamalarından öne çıkan örnekleri paylaşabilir misiniz?

Üretim tesislerimizde MES sistemimiz var. Üretimden gerçek zamanlı verileri alıp analiz ediyor, bunu da üretim süreçlerimizin iyileştirilmesi için kullanıyoruz. Önümüzdeki süreçte üretimimizin daha da dijital olması için çalışmalar yapıyoruz. Amacımız, kısa bir süre içinde tüm operasyonel süreçlerin dijitale taşındığı bir yapıya dönüşmek. 

 

BIM, dijital ikiz, artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) veya nesnelerin interneti (IoT) gibi teknolojiler ürün geliştirme ya da proje süreçlerinizde nasıl yer buluyor? Yapay zekâ destekli sistemlerin önümüzdeki yıllarda yapı malzemeleri ve inşaat sektöründe hangi alanlarda yaygınlaşacağını öngörüyorsunuz?

Bu konular pompa sektörü için nispeten yeni konular. IoT, uzaktan izleme, dijital ikiz, dijital öğrenme gibi konularda ilgili departmanlarımızın çalışmaları devam ediyor. Önümüzdeki dönemde bu çalışmaların meyvelerini hep beraber görme şansına sahip olacağız.

 

Dijital gelişiminiz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ürünleriniz ve hizmetleriniz ilgili bilgi alabilir miyiz? Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün çeşitliliğine sahipsiniz? Ürünlerinizin çalışma prensipleri ile müşterilerinize sunduğunuz avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir?

Uzaktan izleme ve enerji optimizasyonu ile ilgili ülkemizin önemli bir kuruluşu ile ortak proje yürütüyoruz. Bu projenin hedeflerine ulaşması ile birlikte diğer müşterilerimize de tasarladığımız sistemleri sunma şansına sahip olacağız.  

Haziran ayında yeni ıslak rotorlu sirkülasyon pompamız olan Omnia serisi pompalarımızın lansmanını yaptık. Bu pompalar, entegre frekans kontrol ünitesi ve özel yazılımı ile tüm tesisat uygulamalarının zorlu şartlarına tam uyum sağlıyor. 

Ürün geliştirme vizyonumuzu enerji verimliliği, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillendiriyoruz. Pompa sistemlerinin dünya elektrik tüketimindeki önemli payı nedeniyle, geliştirdiğimiz her yeni üründe yüksek verimli motorlar, frekans kontrollü sürücüler ve akıllı kontrol teknolojilerine odaklanıyoruz. 

 

Sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşmada dijital teknolojiler nasıl bir katkı sağlıyor? Dijitalleşme, karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda; kaynak yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?

Sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği, üretim anlayışımızın merkezinde yer alıyor. Ürünlerimizi geri dönüştürülebilir malzemelerle tasarlıyor, kullanım ömürlerini tamamladıklarında tekrar sisteme kazandırılabilir şekilde üretiyoruz. Pompalar, dünya genelindeki elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 22’sinin gerçekleşmesinde rol oynuyor. Bu nedenle yalnızca ürün bazında değil, sistem verimliliği üzerinden de enerji tüketimini azaltmaya odaklanıyoruz. Yeni ürünler geliştirirken mevcut ürün portföyümüzün enerji verimliliğini artırmak da önceliklerimiz arasında yer alıyor. Üretim süreçlerimizi de bu yaklaşımla şekillendiriyoruz. Düzce’deki üretim tesisimizde güneş enerjisi sistemine yatırım yaptık ve yıllık ortalamada tesisimizde tüketilen elektriğin yüzde 60’ını güneş enerjisinden sağlıyoruz. İlave GES kapasitesi ile ilgili de onay süreçlerini tamamladık. En kısa sürede bunu da hayata geçirip “elektrik pozitif” olmayı amaçlıyoruz.

 

Son olarak, önümüzdeki 5 yıllık perspektifte dijital dönüşüm yatırımlarınızın odağında hangi teknolojiler yer alacak? Sektörün geleceğine ilişkin beklentilerinizi paylaşır mısınız?

2030 hedeflerimiz doğrultusunda tüm ürün portföyümüzü akıllı sistemlerle entegre hale getirmeyi, uzaktan izlenebilir ve yönetilebilir pompa teknolojileri geliştirmeyi amaçlıyoruz. Bu doğrultuda dijital sensörler, gelişmiş analitik uygulamalar, yapay zekâ destekli sistemler ve uzaktan izleme teknolojileri dijital dönüşüm çalışmalarımızın odağında yer alıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

İstanbul Teknik, Üretim Gücünü Ar-Ge ve İzlenebilirlik Çözümleriyle Pekiştiriyor 

Yayınlandı

-

Cemil Aytaç Fabrika Müdürü İstanbul Teknik İnşaat A.Ş.

 

Türkiye’nin ilk ve en büyük geogrid üreticisi İstanbul Teknik, geosentetiklerden yalıtım ve yeşil çatı sistemlerine uzanan geniş ürün yelpazesini mühendislik, Ar-Ge ve uygulama deneyimiyle destekliyor. 

 

  • Öncelikle, firmanızı ve faaliyet alanlarınızı kısaca tanıtabilir misiniz? 2026 yılının ilk yarısı özelinde sektörün mevcut görünümünü ve sektördeki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Öncelikle bu sayınızda görüşlerimize yer verdiğiniz için sizlere teşekkür ederim. 

İstanbul Teknik’i, yapı malzemeleri alanındaki üretim gücünü mühendislik, Ar-Ge ve uygulama deneyimiyle bir araya getiren güçlü bir çözüm ortağı olarak tanımlayabilirim. Geosentetiklerden yalıtım ve yeşil çatı sistemlerine, asfalt katkılarından mermer güçlendirme çözümlerine uzanan geniş bir alanda faaliyet gösteriyoruz.

Türkiye’nin ilk ve en büyük geogrid üreticisi olarak yalnızca ürün sunmuyor; uzman kadromuzla projelerin ihtiyaçlarına özel çözümler de geliştiriyoruz. Ar-Ge Merkezimizde üniversiteler ve uluslararası araştırma kuruluşlarıyla yürüttüğümüz çalışmalar sayesinde ürünlerimizi ve üretim süreçlerimizi sürekli geliştirirken ülkemizin bu alanlardaki yurt dışı bağımlılığını azaltmaya yönelik çalışmalar da gerçekleştiriyoruz.

Bugün güçlü üretim altyapımız, geniş satış ağımız ve uluslararası pazarlardaki deneyimimizle Türkiye’de ve dünyanın farklı bölgelerindeki önemli projelerde yer alıyoruz. Bizi sektörde farklılaştıran temel yaklaşımın; üretim gücünü, bilimsel araştırmaları ve mühendislik deneyimini aynı yapı altında buluşturmamız olduğunu düşünüyorum.

 

  • Dijitalleşme rekabet koşullarınızı nasıl değiştirdi? Veri yönetimi ve gerçek zamanlı analiz, karar alma süreçlerinizde nasıl bir rol oynuyor?

Dijitalleşme, rekabeti yalnızca hız ve verimlilik üzerinden değil; kalite, şeffaflık, izlenebilirlik ve değişen ihtiyaçlara hızlı yanıt verebilme kabiliyeti üzerinden de yeniden şekillendiriyor.

Fabrikamızda üretim, kalite kontrol, stok ve sevkiyat süreçlerinden elde ettiğimiz verileri dijital sistemler üzerinden takip ediyoruz. Bu sayede üretim süreçlerimizi daha doğru planlayabiliyor, olası aksaklıkları daha hızlı tespit edebiliyor ve kararlarımızı güncel verilere dayanarak alabiliyoruz. Kullandığımız sistemleri gelişen teknolojilere ve ihtiyaçlarımıza uygun şekilde sürekli güncelliyor ve geliştiriyoruz.

Dijitalleşmenin sağladığı veri bütünlüğü, departmanlar arasındaki bilgi akışını da güçlendiriyor. Böylece hem kaynaklarımızı daha verimli yönetiyor hem de kalite sürekliliğini ve üretimde izlenebilirliği destekliyoruz.

 

  • Son dönemde üretim tesislerinizde hayata geçirdiğiniz otomasyon, akıllı üretim veya Endüstri 4.0 uygulamalarından öne çıkan örnekleri paylaşabilir misiniz?

 

Üretim ve dijitalleşme alanında yakın dönemde öne çıkan iki önemli gelişmemiz bulunuyor.

Bunlardan ilki, fabrikamızda kapsamlı bir yaklaşımla yürüttüğümüz dijital dönüşüm süreci. Bu süreçte çalışanlarımız dijital dönüşüm alanındaki eğitimlere katılarak süreçlerinin büyük bir kısmını dijitale taşıdı. Ardından işletmelerin dijitalleşme seviyesini ölçen ve gelecek çalışmalara yönelik bir yol haritası sunan Dijital Dönüşüm Değerlendirme Modeli (DDX) raporumuzu aldık. Böylece fabrikamızın dijital dönüşümdeki sonuçlarını değerlendirirken atacağımız yeni adımları da daha sistemli biçimde planlama imkânı elde ettik.

Hayata geçirdiğimiz uygulamalar sonucunda üretim verimliliğimizi yüzde 25 artırırken veri girişlerine ayrılan süreyi üçte bir oranında azalttık ve kurumsal hafızamızı güçlendirecek dijital arşivimizi oluşturmaya başladık. Bu çalışmalar iş kazalarının azalmasına da katkı sağladı. Bu çalışmalarımız, Bolu Ticaret ve Sanayi Odası tarafından “Dijital Dönüşüm Farkındalık Ödülü”ne layık görüldü. Bu ödül bizim için büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı olurken gelecekte atacağımız adımlar için de bize cesaret verdi ve motivasyonumuzu artırdı.

İkinci önemli gelişmemiz ise yakın dönemde hayata geçirdiğimiz “Kaliteme Güveniyorum” sistemi. Sektör liderliğimizin getirdiği sorumlulukla geliştirdiğimiz, ülkemizde ilk ve tek, dünyada ise benzerine rastlanmayan bu sistemle ürettiğimiz her bir ürünün hammaddeden başlayan üretim yolculuğuna ait verileri, üretim öncesinde ve sonrasında gerçekleştirilen testlerin sonuçlarını ve Ar-Ge Merkezi laboratuvarımızda hazırlanan analiz raporlarını, ürünlerimizin üzerine yerleştirdiğimiz QR kod aracılığıyla müşterilerimizle paylaşıyoruz.

Bu sistemle müşterilerimiz genel veya örnek bir teknik dokümana değil; doğrudan satın aldıkları ürüne ait hammadde analizlerine, üretim bilgilerine, kalite kontrol sonuçlarına ve teknik verilere ulaşabiliyor.

Elbette müşterimizin karşısında bir QR kod olarak görünen sistemin arkasında oldukça kapsamlı bir yazılım altyapısı ve birbiriyle bağlantılı dijital süreçler bulunuyor. Süreç, hammaddenin satın alınması ve kontrol edilmesiyle başlıyor; uygun bulunan hammaddenin üretime alınması, üretim, kalite kontrol ve sevkiyat aşamalarına kadar devam ediyor. Tüm bu adımların atlanmadan, gözden kaçırılmadan ve sürdürülebilir biçimde yürütülmesi yazılım tarafından kontrol ediliyor.

Bu sistemle kaliteyi yalnızca beyan etmiyor; üretimin her aşamasında denetliyor, kayıt altına alıyor ve müşterilerimizin kontrolüne sunuyoruz. Özellikle farklı zamanlarda ve partiler hâlinde teslimat yapılan büyük projelerde ürünlerin aynı kalite ve teknik özellikleri taşıdığının izlenebilmesini sağlıyoruz.

Kaliteme Güveniyorum” sistemini yazılımı, üretim süreçlerini, laboratuvar çalışmalarını, sevkiyatı ve teknik desteği aynı yapı içinde buluşturan bütüncül bir dijital dönüşüm projesi olarak değerlendiriyoruz. Sistemin vaadini de oldukça açık ifade ediyoruz: “Kaliteme güveniyorum ve bunu kanıtlıyorum.”

  • Dijital gelişiminiz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ürünleriniz ve hizmetleriniz ilgili bilgi alabilir miyiz? Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün çeşitliliğine sahipsiniz? Ürünlerinizin çalışma prensipleri ile müşterilerinize sunduğunuz avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir?

Geosentetik ürünlerimiz karayolları, demiryolları, havaalanları, maden sahaları, atık depolama tesisleri, barajlar ve istinat yapıları gibi büyük ölçekli altyapı projelerinde ve konut projelerinde kullanılıyor. Zemin güçlendirme, ayırma, filtrasyon, drenaj, erozyon kontrolü ve sızdırmazlık gibi farklı mühendislik işlevlerine yönelik çözümler geliştiriyoruz.

Konut ve ticari yapılarda ise su ve ısı yalıtımı, drenaj, yeşil çatı ve peyzaj sistemleri konusunda ürün ve çözüm sunuyoruz. 

Ürünlerimizin kullanıldığı projelerin uzun ömürlü, sürdürülebilir ve güvenli biçimde hizmet verebilmesinde kalitenin belirleyici bir rol taşıdığını biliyoruz. Bu nedenle yüksek teknik performansı, kalite sürekliliğini ve projeye özel ihtiyaçları ürün geliştirme çalışmalarımızın merkezinde tutuyoruz. Ar-Ge gücümüzle geliştirdiğimiz çözümlerde dayanıklılığın yanı sıra kaynakların verimli kullanılması ve çevresel etkilerin azaltılmasını da önceliklendiriyoruz.

  • Sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşmada dijital teknolojiler nasıl bir katkı sağlıyor? Dijitalleşme, karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda; kaynak yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?

Dijital teknolojiler, sürdürülebilirlik çalışmalarının ölçülebilir ve yönetilebilir hâle gelmesini sağlıyor. Üretim, kalite, stok ve sevkiyat verilerinin takip edilmesi; kaynak kullanımının daha doğru planlanmasına, gereksiz üretimin ve ürün kayıplarının azaltılmasına katkı sunuyor. Kalite sürekliliğinin izlenmesi de hatalı üretim ve tekrar iş yapma ihtimalini azaltarak kaynak verimliliğini destekliyor.

Dijital doküman kullanımıyla basılı materyal ihtiyacını azaltıyor; ürünlere ait teknik belgeleri, test sonuçlarını ve uygulama bilgilerini dijital kanallar üzerinden erişilebilir hâle getiriyoruz. “Kaliteme Güveniyorum” sistemi de bu yaklaşımın bir parçası. Ürüne ilişkin güncel bilgi ve belgelerin QR kod üzerinden paylaşılması hem bilgiye erişimi kolaylaştırıyor hem de dokümantasyon süreçlerini daha verimli hâle getiriyor.

Aynı zamanda geliştirdiğimiz çözümler; yapıların ve altyapıların kullanım ömrünü uzatmaya, bakım ve yenileme ihtiyacını azaltmaya ve doğal kaynakların daha verimli kullanılmasına katkı sağlıyor. Dijital veriler ise bu ürünlerin üretimden uygulamaya kadar daha doğru yönetilmesini destekliyor.

Sürdürülebilirlik yaklaşımımızın önemli bir boyutunu da yenilenebilir enerji kullanımı oluşturuyor. Bu doğrultuda fabrikamızda hayata geçirdiğimiz güneş enerjisi yatırımıyla elektrik ihtiyacımızın önemli bir bölümünü yenilenebilir kaynaklardan karşılamaya başladık. Dijital sistemler aracılığıyla enerji üretimimizi ve tüketimimizi takip ederek kaynaklarımızı daha verimli yönetiyor, sürdürülebilirlik çalışmalarımızı ölçülebilir verilerle destekliyoruz.

  • Son olarak, önümüzdeki 5 yıllık perspektifte dijital dönüşüm yatırımlarınızın odağında hangi teknolojiler yer alacak? Sektörün geleceğine ilişkin beklentilerinizi paylaşır mısınız?

Teknoloji sürekli gelişirken iş yapış biçimleri ve müşteri beklentileri de değişiyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde de yeni teknolojileri yakından takip etmeye, ihtiyaçlarımıza uygun sistemleri mevcut süreçlerimize entegre etmeye ve dijital altyapımızı sürekli geliştirmeye devam edeceğiz.

Amacımız, yalnızca güncel teknolojilere uyum sağlamak değil; bu teknolojileri üretim kalitemizi, operasyonel verimliliğimizi ve müşterilerimize sunduğumuz hizmeti ileriye taşıyacak şekilde kullanmak. Fabrikamızdaki süreçleri gelişen teknolojilere uygun şekilde sürekli güncellemeye, çalışanlarımızın yetkinliklerini geliştirmeye ve üretimimizi daha verimli, güvenli ve izlenebilir hâle getirecek uygulamaları hayata geçirmeye devam edeceğiz.

Okumaya Devam Et

GENEL

Form MHI Klima Sistemleri, Güçlü Bayi Ağı ve Yeni Nesil Çözümleriyle Büyümesini Sürdürüyor 

Yayınlandı

-

Form MHI Klima Sistemleri – VRF Sistemler Genel Müdür Yardımcısı Uğur Bayülgen

 

Mitsubishi Heavy Industries ile 2011 yılından bu yana sürdürdüğü iş birliğini 2019’da ortaklığa taşıyan Form MHI Klima Sistemleri; split, multi-split, VRF ve ısı pompası çözümleriyle iklimlendirme sektöründeki konumunu güçlendiriyor. 

 

  1. Öncelikle, firmanızı ve iklimlendirme sektöründeki faaliyet alanlarınızı kısaca tanıtabilir misiniz? 2026 yılının ilk yarısı özelinde sektörün mevcut görünümünü ve sektördeki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz? 

 

Japon teknoloji devi Mitsubishi Heavy Industries ile 2011 yılından bu yana başarılı şekilde devam eden ve 2019 yılında ortaklığa dönüşen bir iş birliğimiz bulunuyor. Bu iş birliği kapsamında kurulan Form MHI Klima Sistemleri firmamız; split klimalar, multi-split klimalar, profesyonel klimalar, ısı pompaları ve VRF sistemlerin yer aldığı ürün gamını kullanıcılarla buluşturuyor.

 

Tecrübeli mühendis kadromuzla projelere ve dizayn ofislerine verdiğimiz mühendislik desteğinin yanı sıra, split, multi-split, profesyonel seri klimalar ve konut tipi ısı pompalarını Türkiye genelindeki 120 mağazamız aracılığıyla son tüketiciye ulaştırıyoruz. Hava kaynaklı konut tipi ısı pompaları konusunda hem Japon Mitsubishi Heavy hem de İtalyan Clivet markalarımızla müşterilerimize hizmet veriyoruz. Her iki ürün de Form MHI Klima bayilerinde kullanıcılarımızla buluşuyor. Halihazırda 120’yi aşan bayi sayımızı, 2026’da da yüzde 20 oranında artırmayı hedefliyoruz. VRF sistemleri konusunda ise uzun yıllardır Türkiye’nin en büyük 2 firmasından biri konumundayız. 

 

İhracat tarafında ise MHI yapılanması kapsamında sorumluluğumuzda bulunan Türki Cumhuriyetler, Kıbrıs, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da büyümeye devam ediyoruz. Kısa vadede Tunus, Cezayir, Fas ve Güney Afrika pazarlarında da faaliyet göstermeyi hedefliyoruz.

 

  1. Dijitalleşme iklimlendirme sistemlerinde rekabet koşullarınızı nasıl değiştirdi? Veri yönetimi ve gerçek zamanlı analiz, karar alma süreçlerinizde nasıl bir rol oynuyor? Son dönemde üretim tesislerinizde hayata geçirdiğiniz otomasyon, akıllı üretim veya Endüstri 4.0 uygulamalarından öne çıkan örnekleri paylaşabilir misiniz?

 

Dijitalleşme, iklimlendirme sektöründe rekabetin odağını yalnızca ürün performansından, veri odaklı hizmet anlayışına taşıdı. Günümüzde müşteriler; enerji tüketimi takip edilebilen, uzaktan izlenebilen ve akıllı otomasyon sistemleriyle entegre çalışabilen çözümleri tercih ediyor. Bu nedenle veri yönetimi ve gerçek zamanlı analizler hem operasyonel verimlilik hem de müşteri memnuniyeti açısından büyük önem taşıyor.

 

Özellikle büyük ölçekli projelerde sistem performansının izlenmesi, enerji tüketiminin takip edilmesi ve bakım süreçlerinin daha planlı yürütülmesi müşteri memnuniyetini doğrudan etkiliyor.

 

Üretim tarafında ise otomasyon ve Endüstri 4.0 uygulamaları kaliteyi artırırken üretim süreçlerini daha verimli hale getiriyor. Sensör teknolojileri, robotik otomasyon ve dijital üretim takip sistemleri sayesinde hem kalite standartları yükseliyor hem de bakım süreçleri daha proaktif yönetilebiliyor.

 

  1. BIM, dijital ikiz, artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) veya nesnelerin interneti (IoT) gibi teknolojiler ürün geliştirme ya da proje süreçlerinizde nasıl yer buluyor? Yapay zekâ destekli sistemlerin önümüzdeki yıllarda iklimlendirme sektöründe hangi alanlarda yaygınlaşacağını öngörüyorsunuz?

 

BIM, dijital ikiz ve IoT teknolojileri özellikle büyük ölçekli projelerde tasarım, uygulama ve işletme süreçlerini önemli ölçüde iyileştiriyor. Bu teknolojiler sayesinde projeler daha doğru planlanıyor, enerji performansı izlenebiliyor ve bakım süreçleri daha verimli yönetiliyor. AR ve VR ise teknik eğitimlerde ve proje sunumlarında giderek daha fazla kullanılmaya başladı.

 

Önümüzdeki yıllarda yapay zekânın en büyük etkisini enerji optimizasyonu, öngörüsel bakım ve akıllı bina yönetim sistemlerinde göreceğimizi düşünüyorum. Yapay zekâ, sistemlerin kullanıcı alışkanlıklarını ve çevresel koşulları analiz ederek enerji tüketimini otomatik olarak optimize eden yaygın bir teknoloji haline gelecek.

 

  1. Isı pompaları daha yayın olarak konut projelerinde tercih ediliyor ve son yıllarda en çok konuşulan sistemler arasında yer alıyor. Isı Pompalarının son dönemdeki teknolojik gelişimi hakkında bilgi alabilir miyiz? Sizce bu sistemlerin kullanım alanları ve pazar potansiyeli önümüzdeki dönemde nasıl şekillenecek?

 

Isı pompaları, enerji verimliliği ve düşük karbon emisyonu hedefleri doğrultusunda son yılların en hızlı gelişen teknolojilerinden biri oldu. Daha yüksek verimlilik sağlayan inverter teknolojileri, düşük sıcaklıklarda çalışma kabiliyetinin artması ve çevre dostu yeni nesil soğutucu akışkanlar bu gelişimin temel unsurları arasında yer alıyor.

 

Önümüzdeki dönemde sadece konutlarda değil; oteller, ofisler, hastaneler ve ticari yapılarda da kullanımının hızla artacağını öngörüyoruz. Yenilenebilir enerji sistemleriyle birlikte çalışabilmesi de ısı pompalarını geleceğin en önemli iklimlendirme çözümlerinden biri haline getiriyor.

 

  1. VRF sistemler de özellikle büyük ölçekli projelerde tercih ediliyor. Bu sistemlerin enerji verimliliği, esnek kullanım ve işletme maliyetleri açısından öne çıkan avantajlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu kapsamda, ticari binalar ve alışveriş merkezleri ile endüstriyel tesisler ve kamu yapılarında iklimlendirme çözümleri tasarlanırken en çok hangi kriterler ön plana çıkıyor?

 

VRF sistemleri, yüksek enerji verimliliği, bağımsız zon kontrolü ve esnek tasarım imkânı sayesinde büyük ölçekli projelerde en çok tercih edilen çözümler arasında yer alıyor. Aynı anda farklı mahallerde farklı sıcaklık ihtiyaçlarını karşılayabilmesi hem kullanıcı konforunu hem de işletme verimliliğini artırıyor.

 

Ticari ve kamu projelerinde yatırım maliyeti kadar yaşam döngüsü maliyeti, enerji tüketimi, servis altyapısı, sistem güvenilirliği ve bina otomasyon sistemleriyle entegrasyon kabiliyeti de karar sürecinde belirleyici kriterler haline gelmiş durumda.

 

  1. İç hava kalitesi, hijyen ve kullanıcı konforu, özellikle son yıllarda daha fazla önem kazandı.

Bu alanda geliştirdiğiniz çözümlerden bahsedebilir misiniz?

 

Pandemi sonrası dönemde iç hava kalitesi kullanıcılar açısından çok daha önemli hale geldi. Artık yalnızca sıcaklık kontrolü değil; temiz hava, doğru nem seviyesi ve hijyenik ortam sağlanması da iklimlendirme sistemlerinden beklenen temel özellikler arasında yer alıyor.

 

Bu doğrultuda gelişmiş filtrasyon sistemleri, taze hava çözümleri, ısı geri kazanım sistemleri ve akıllı sensörlerle çalışan otomasyon teknolojileri sayesinde hem enerji verimliliği hem de sağlıklı yaşam alanları oluşturulmasına katkı sağlıyoruz.

 

  1. Sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşmada dijital teknolojiler nasıl bir katkı sağlıyor? Dijitalleşme, karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda; kaynak yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?

 

Dijital teknolojiler sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada en önemli araçlardan biri haline geldi. Gerçek zamanlı enerji izleme sistemleri ve veri analitiği sayesinde enerji tüketimi sürekli takip edilerek gereksiz kaynak kullanımı azaltılabiliyor.

 

Bunun yanında üretim süreçlerinde otomasyon, kaynak verimliliğini artırırken atık miktarını da azaltıyor. Yenilenebilir enerjiyle uyumlu sistemlerin geliştirilmesi ve yüksek verimli ürünlerin yaygınlaştırılması da karbon emisyonlarının azaltılmasına önemli katkı sağlıyor.

 

Biz de yüksek verimli ürünlerin yaygınlaştırılması, ısı pompası gibi düşük karbonlu çözümlerin daha geniş kullanım alanı bulması ve dijital izleme teknolojilerinin projelere daha fazla entegre edilmesiyle karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sunmayı hedefliyoruz.

 

  1. Avrupa Birliği’nin çevre politikaları, F-Gaz düzenlemeleri ve yeni nesil soğutucu akışkanlara yönelik dönüşüm hakkında görüşleriniz nelerdir? Bu süreç firmanızın teknoloji yatırımlarını nasıl etkiliyor? Enerji verimliliği ve karbon emisyonlarının azaltılması hedefleri doğrultusunda iklimlendirme sektöründe nasıl bir dönüşüm yaşanıyor? Bu değişimin ürün geliştirme süreçlerinize etkileri nelerdir?

 

Avrupa Birliği’nin F-Gaz düzenlemeleri, sektörümüzün daha çevreci teknolojilere yönelmesini hızlandıran önemli bir dönüşüm süreci başlattı. Düşük GWP değerine sahip yeni nesil soğutucu akışkanlar artık ürün geliştirme süreçlerinin temel odak noktalarından biri haline geldi.

 

Bu dönüşüm yalnızca çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda enerji verimliliğini artıran önemli bir fırsat olarak görülmeli. Önümüzdeki yıllarda yüksek verimli ve çevre dostu sistemlerin sektör standardı haline geleceğini düşünüyoruz. Biz de bu dönüşümü, ürün gamımızı ve teknoloji yatırımlarımızı şekillendiren temel başlıklardan biri olarak görüyoruz.

 

  1. Son olarak, önümüzdeki 5 yıllık süreçte iklimlendirme sektörünü şekillendirecek en önemli teknolojik gelişmelerin neler olacağını düşünüyorsunuz? Firmanız bu geleceğe nasıl hazırlanıyor?

 

Önümüzdeki dönemde yapay zekâ, IoT, akıllı bina sistemleri, dijital ikiz uygulamaları ve düşük karbonlu iklimlendirme teknolojileri sektörün gelişimine yön verecek. Sistemler artık sadece çalışan cihazlar değil, kendi performansını analiz eden ve optimize edebilen akıllı platformlara dönüşecek.

 

Biz de bu dönüşüme; dijital altyapımızı güçlendirerek, enerji verimliliği yüksek ürünlere yatırım yaparak ve çalışanlarımızın teknik yetkinliklerini sürekli geliştirerek hazırlanıyoruz. Dijitalleşmenin gelecekte rekabet avantajı sağlayan en önemli unsurlardan biri olmaya devam edeceğine inanıyoruz.

Okumaya Devam Et

Trendler