DASK’ın düzenlediği 9. Depreme Dayanıklı Bina Tasarımı Yarışması tamamlandı - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

DASK’ın düzenlediği 9. Depreme Dayanıklı Bina Tasarımı Yarışması tamamlandı

Yayınlandı

-

Depreme dayanıklı geleceğin genç mühendisleri ödüllendirildi
Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun düzenlediği 9. Depreme Dayanıklı Bina Tasarımı Yarışması, üç günlük final programıyla tamamlandı. Bu sene “Güveni mühendislikte, gücü dayanışmada buluyoruz” temasıyla düzenlenen yarışmanın finaline katılmaya hak kazanan Türkiye’den 21 ve yurt dışından 4 üniversite takımı projelerini jüriye sundu; maketler sarsma masasında test edildi. İlk kez onur konuşması ve panel etkinliğini de içeren programda, birincilik ödülünü İstanbul Teknik Üniversitesi takımı kazandı.

 

Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun (DASK) dokuz yıldır üniversite öğrencileri arasında deprem güvenliği bilincini güçlendirmek amacıyla düzenlediği Depreme Dayanıklı Bina Tasarımı Yarışması’nın üç gün süren final programı tamamlandı.

 

İstanbul’da T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi Külliyesi’nde gerçekleşen ödül törenine İstanbul Vali Yardımcısı Cengiz Karabulut, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) Başkan Yardımcısı Ali Burak Kurtulan, Doğal Afet Sigortaları Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Hande Akın ve Üyeleri, Türk Reasürans Yönetim Kurulu ve İcra Kurulu Üyeleri, Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar ve Genel Sekreteri Özgür Obalı ile TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi üyeleri katıldı. Yarışmada birinciliği İstanbul Teknik Üniversitesi kazandı. İkincilik ödülü MEF Üniversitesi’ne, üçüncülük ödülü ise Ondokuz Mayıs Üniversitesi’ne verildi.

 

“Güveni mühendislikte, gücü dayanışmada buluyoruz” temasıyla düzenlenen yarışmanın finalinde, Türkiye’den ve yurt dışından finale kalan üniversite takımları, depreme dayanıklı yapı tasarımı alanındaki projeleriyle jüri karşısına çıktı. Bu yıl yarışmaya 30 üniversiteden 38 takım başvurdu. Yapılan değerlendirmelerin ardından Türkiye’den 21, yurt dışından 4 üniversite olmak üzere toplam 25 takım final etabına kaldı.

 

Üç gün süren final programında öğrenciler, aylar boyunca üzerinde çalıştıkları projelerini, mühendislik yaklaşımlarını ve depreme dayanıklı yapı tasarımına ilişkin çözüm önerilerini jüri üyelerine sundu. Ardından takımların büyük emekle hazırladığı maketler, sarsma masalarında farklı deprem senaryoları altında test edildi. Böylece projelerin yalnızca tasarım yaklaşımı değil, deprem etkisi altındaki gerçek performansı da değerlendirilmiş oldu.

 

Yarışma uluslararası katılımla güçlendi
Geçtiğimiz yıl başlatılan uluslararası vizyon, bu yıl daha da güçlenerek devam etti. Final etabında Türkiye’den üniversitelerin yanı sıra Azerbaycan’dan Azerbaijan University of Architecture and Construction, Yunanistan’dan Democritus University of Thrace, Romanya’dan Technical University of Civil Engineering Bucharest ve Kosova’dan University of Prishtina yarıştı. Farklı ülkelerden üniversitelerin aynı platformda buluşması, yarışmanın uluslararası ölçekte teknik ve akademik bir iş birliği zeminine dönüştüğünü ortaya koydu.

 

Bu yılın teması olan “Güveni mühendislikte, gücü dayanışmada buluyoruz” yaklaşımı, yarışmanın üç günlük programına da yansıdı. Öğrenciler, akademisyenler, jüri üyeleri, Teknik Danışma Kurulu üyeleri ve sektör temsilcileri; deprem güvenliği, mühendislik kalitesi ve afetlere karşı ortak sorumluluk başlıklarında bir araya geldi.
 
“Deprem güvenliği, ortak bilgi üretimiyle güçlenir”
Yarışma Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erdik, farklı ülkelerden öğrencilerin aynı platformda buluşmasının yarışmanın en kıymetli yönlerinden biri olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Deprem yalnızca belirli bir coğrafyanın değil, geniş bir bölgenin ortak gerçeği. Bu nedenle mühendislik bilgisi de deneyim de çözüm arayışı da ortak bir zeminde gelişmek durumunda. Bu yarışmada öğrenciler yalnızca proje üretmiyor; tasarladıkları yapıların deprem etkisi altındaki davranışını sorgulamayı ve mühendislik kararlarının sonuçlarını değerlendirmeyi öğreniyor.”
“Yarışma artık ortak aklı güçlendiren bir platform”
DASK Genel Sekreteri Balkır Demirkan ise yarışmanın artık yalnızca teknik bir öğrenci organizasyonu olmadığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Deprem risk yönetimi artık yalnızca mühendislik perspektifiyle ele alınabilecek bir alan değil. Kamu kurumlarının, akademinin, sigorta sektörünün ve teknik insan kaynağının birlikte hareket etmesi gerekiyor. Bu yıl yarışmamıza dahil ettiğimiz panel ve onur konuşmalarıyla birlikte organizasyonumuz; bilgi paylaşımını, disiplinler arası iş birliğini ve uluslararası akademik dayanışmayı güçlendiren bir etkileşim platformuna dönüştü.”
“Dayanıklı şehirler bilgi ve nitelikli insan kaynağıyla inşa edilir”
DASK’ın 6 yıldır teknik işleticiliğini yürüten Türk Reasürans Genel Müdür Vekili Özgür Bülent Koç, yarışmanın Türkiye’nin afet dayanıklılığı açısından uzun vadeli bir insan kaynağı yatırımı olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Genç mühendis adaylarımız burada yalnızca proje üretmiyor; problem çözmeyi, risk okumayı, doğru karar vermeyi ve mühendislik sorumluluğunu deneyimliyor. Türkiye’nin depreme karşı daha dirençli hale gelmesinde yetişmiş teknik insan kaynağı kritik öneme sahip. Çünkü geleceğin dayanıklı şehirleri yalnızca betonla değil; bilgiyle, bilimle ve nitelikli insan kaynağıyla inşa edilir.”
“Deprem dayanıklılığı çok boyutlu bir hazırlık gerektiriyor”
DASK Yönetim Kurulu Başkanı Hande Akın ise deprem risk yönetiminin yalnızca afet sonrası süreçlerle sınırlı değerlendirilemeyeceğini vurgulayarak şunları söyledi:
“Bugün asıl önemli olan; riskleri önceden analiz edebilen, olası senaryolara hazırlık yapabilen ve kriz anında birlikte hareket edebilen istikrarlı sistemler oluşturabilmektir. Güçlü bir sigorta sistemi, gelişmiş teknik kapasite ve kurumlar arası koordinasyon birlikte güçlendikçe Türkiye’nin deprem dayanıklılığı da daha ileri seviyeye taşınacaktır.”
Yarışma kapsamında ilk kez onur konuşması ve panel düzenlendi
Bu yıl yarışma programında ilk kez bir onur konuşmacısı da yer aldı. Deprem mühendisliği, yapı güvenliği ve risk azaltma alanındaki çalışmalarıyla tanınan İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alper İlki, final programında onur konuşmasını gerçekleştirdi.

 

Yarışma kapsamında ayrıca ilk kez bir panel düzenlendi. “Deprem Risk Yönetiminde Entegre Yaklaşım: Kurumlar Arası İş Birliği ve Gelecek Perspektifi” başlıklı panelde; afet dayanıklılığı, risk yönetimi, güvenli şehirler, dayanıklı yapılar, sigortacılık sistemi, finansal dayanıklılık ve kurumlar arası koordinasyon konuları ele alındı.

 

DASK Genel Sekreteri Balkır Demirkan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde; AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar, SEDDK Grup Başkanı Müge Güleç, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mekânsal Planlama Genel Müdürü Yavuz Erdal Kayapınar ve Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri Özgür Obalı değerlendirmelerini paylaştı.
 
Ödüller sahiplerini buldu
Jüri üyeleri ve Teknik Danışma Kurulu’nun değerlendirmeleri sonucunda DASK 9. Depreme Dayanıklı Bina Tasarımı Yarışması’nda dereceye giren ilk üç takım belirlendi. Yarışmada birincilik ödülünü İstanbul Teknik Üniversitesi, ikincilik ödülünü MEF Üniversitesi, üçüncülük ödülünü ise Ondokuz Mayıs Üniversitesikazandı.

 

Yarışmada ayrıca özel ödüller de sahiplerini buldu. En İyi Mimari Özel Ödülü Sakarya Üniversitesi’ne, En İyi Deprem Performansı Özel Ödülü ile yarışmaya katılan okulların oylarıyla belirlenen En İyi Yarışma Ruhu Özel Ödülü Kosova University of Prishtina’ya, En İyi İletişim Becerisi ve Sunum Özel Ödülü Ankara Üniversitesi’ne verildi. Türk Reasürans Özel Ödülü’nün sahibi ise Azerbaijan University of Architecture and Construction oldu.

 

Finale kalan tüm takımların, öğrencilerin ve akademisyenlerin katkılarıyla tamamlanan yarışma, genç mühendis adaylarının deprem güvenliği alanındaki bilgi ve deneyimlerini geliştirmelerine önemli katkı sağladı. DASK Depreme Dayanıklı Bina Tasarımı Yarışması’nın, önümüzdeki yıllarda daha geniş bir uluslararası teknik ve akademik iş birliği ağına dönüşmesi hedefleniyor.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Qua Granite ile Bologna’nın Kalbinde Tarih ve Tasarım Buluşması

Yayınlandı

-

Türkiye’nin önde gelen teknik granit üreticilerinden Qua Granite, Cersaie fuarıyla aynı hafta fuar alanının dışına çıkarak Bologna’nın tarihine ve kültürüne dokunan sıra dışı bir deneyime imza attı.

Bologna’nın simge yapılarından Palazzo Re Enzo, Qua Granite’in tasarım, inovasyon ve üretim gücünü dünyaya anlatan özel bir sahneye dönüştü. Qua Granite, 22 Eylül 2026’da Bologna’nın tarihi Palazzo Re Enzo Sarayı’nda sektör profesyonellerini özel bir organizasyonda ağırladı.

Gündüz saatlerinde, dünyanın farklı pazarlarından gelen sektör profesyonelleriyle yeni projeler ve iş fırsatları üzerine görüşmeler gerçekleştirildi. Tarihi yapının dokusuyla çağdaş yüzey tasarımının bir araya geldiği sergi alanlarında, ürünlerin özgün yüzey karakteri ve tasarım detayları ön plana çıktı.

Gecenin Teması: Rebloom

Gün batımıyla birlikte Palazzo Re Enzo bambaşka bir atmosfere büründü. Qua Granite’in gelenekselleşen gala gecesinin bu yıl altıncısı, “Rebloom” temasıyla gerçekleştirildi. Tarihin içinde yeniden doğuş fikrinden ilham alan gece; gastronomi, müzik, tasarım ve deneyimi aynı atmosferde buluşturdu.

Bologna’nın tarihi kalbinde, farklı ülkelerden gelen davetlilerin ve sektör profesyonellerinin bir araya geldiği gecede, Qua Granite’in uluslararası vizyonu ve Türkiye’den dünyaya uzanan marka yolculuğu da güçlü bir şekilde ortaya kondu. Qua Granite’in Bologna’daki organizasyonu, geçmiş ile geleceğin, mimari ile tasarımın, gelenek ile inovasyonun aynı sahnede buluştuğu özel bir deneyime dönüştü.

Fuar alanı yerine şehrin kendisini bir iletişim alanına dönüştüren Qua Granite, ürünlerini yalnızca sergilemekle kalmadı; markanın uluslararası ölçekteki iddiasını Bologna’nın merkezi noktalarına taşıdı. Şehrin merkezi noktalarında gerçekleştirilen billboard çalışmalarıyla Qua Granite’in Bologna’daki marka iletişimi desteklendi.

Qua Granite, bu organizasyonla uluslararası marka iletişimini desteklerken, ürünlerini farklı ülkelerden sektör profesyonelleriyle buluşturdu.

Okumaya Devam Et

GENEL

Aksa Enerji kurulu gücünü 6.200 MW’a, FAVÖK’ünü   841 milyon ABD dolarına taşımayı hedefliyor

Yayınlandı

-

 

Aksa Enerji’den 2027 yılının net karından temettü müjdesi!

Aksa Enerji, 2026 Analist Toplantısı’nda global büyüme stratejisini, yatırım programını ve 2029 hedeflerini paylaştı. Toplantıda, Aksa Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Kazancı, şirketin 30 yıllık yolculuğunda değişmeyen tek şeyin büyüme iradesi olduğunu vurgulayarak, bugün de aynı kararlılıkla yatırımlarını sürdürdüklerini belirtti. Aksa Enerji CEO’su ve İcra Kurulu Başkanı Naci Ağbal, devam eden yatırım programının tamamlanmasıyla şirketin, kurulu gücünü 3.700 MW’tan 6.200 MW’a, FAVÖK’ünü ise 841 milyon ABD dolarına taşımayı hedeflediğini belirtti. Ağbal ayrıca, Aksa Enerji’nin 2027 yılının net karından temettü dağıtmayı planladığını açıkladı. 

8 ülkedeki 15 aktif santral operasyonu ve 3.700 MW kurulu gücüyle global bir enerji şirketi konumuna ulaşan Aksa Enerji, üst yönetiminin katılımıyla düzenlediği 2026 Analist Toplantısı’nda yatırımcı ve analistlerle bir araya geldi. Toplantıda şirketin yeni yatırım dönemi, Afrika ve Orta Asya’daki büyüme programı, Türkiye’deki depolamalı yenilenebilir enerji yatırımlarıyla finansal performansı ve hedefleri paylaşıldı.

2026 yılını “ticari işletmeye geçiş yılı” olarak tanımlayan Aksa Enerji, Kazakistan’daki 264 MW kapasiteli Kızılorda Santrali’ni devreye alarak Orta Asya’daki toplam kurulu gücünü 1.484 MW’a yükseltti. Şirket, Afrika’da Gana Kumasi Santrali’nin 179 MW kurulu güce sahip ilk fazının kombine çevrim dönüşümünü tamamladı. Türkiye’de ise 58 MW kapasiteli Gaziantep Pamuk Depolamalı GES ile 50 MW kapasiteli Şanlıurfa RASA Müstakil Elektrik Depolama Tesisi’ni ticari işletmeye aldı. Aksa Enerji, Senegal ve Gabon yatırımlarını da yıl sonuna kadar devreye almaya hazırlanırken, Türkiye’deki depolamalı yenilenebilir enerji portföyünü yeni projelerle büyütmeyi sürdürüyor.

Toplantıda konuşan Aksa Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Kazancı, yaptığı açıklamada, “Aksa Enerji, bugün 3.700 MW kurulu gücü, 8 ülkedeki varlığı ve 15 enerji santraliyle büyümeye devam ediyor. Bu ölçeğin arkasında 30 yılı aşan enerji sektörü deneyimimiz bulunuyor. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’tan Orta Asya ve Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyada; jeopolitik gelişmelerin, enerji arz güvenliğinin, emtia fiyatlarının ve finansman koşullarının sektörümüzü doğrudan etkilediği oldukça zorlu bir dönemde faaliyet gösteriyoruz.

Son dönemde Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz hattındaki gelişmelerin lojistik süreçlerimize etkilerini de yakından yaşadık. Aksa Enerji’nin 30 yıllık yolculuğunda ekonomik dalgalanmalar, pandemi ve tedarik zinciri krizleri dâhil çok farklı dönemlerden geçtik; ancak değişmeyen tek şey büyüme irademiz oldu. Bugün de aynı kararlılıkla yatırımlarımızı sürdürüyoruz” dedi.

“Büyüme Hedeflerimizi Hayata Geçiriyoruz”

Aksa Enerji CEO’su ve İcra Kurulu Başkanı Naci Ağbal, şirketin yeni büyüme dönemine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

“Son üç yılda büyüme stratejimizi somut yatırımlarla ortaya koyduk. 2024-2026 döneminde 8’i termik, 7’si depolamalı yenilenebilir olmak üzere toplam 15 yatırım projesi yürütürken 1,7 milyar ABD doları yatırım gerçekleştirdik. 2026, yatırımlarımızın devreye girdiği ve büyüme hedeflerimizin gerçekleştiği önemli bir yıl oldu. Bir yandan yatırımlarımızı devreye alırken diğer yandan yeni büyüme adımları atıyoruz. Burkina Faso’da 119 MW büyüklüğündeki santralimizi 2027 yılında devreye alacağız. Gana’da hayata geçireceğimiz 825 MW kapasiteli Takoradi Santrali ise bugüne kadarki en büyük yatırımlarımızdan biri olacak.

Önümüzdeki dönemde büyümemizi yalnızca kurulu güç artışı üzerinden değil, öngörülebilir gelir yapısını güçlendiren dengeli bir portföy yaklaşımıyla sürdüreceğiz. Bu doğrultuda planladığımız yaklaşık 2.500 MW’lık kapasite artışının 1.500 MW’ı yurt dışındaki gelir garantili projelerden, 1.000 MW’ı Türkiye’deki YEKDEM destekli yenilenebilir enerji yatırımlarımızdan gelecek. Bu yatırım programının tamamlanmasıyla 2029 yılında kurulu gücümüzü 6.200 MW’a, 5 yılda FAVÖK’ümüzü 4 kat artırarak 841 milyon ABD dolarına taşımayı hedefliyoruz. Ayrıca 2027 yılının net karından temettü dağıtmayı da planlıyoruz. Bu büyümeyi disiplinli sermaye yönetimi ve operasyonel mükemmellikle desteklenen sürdürülebilir bir değer modeliyle gerçekleştiriyoruz.”

Gana’da 825 MW’lık Yeni Yatırım: Takoradi

Aksa Enerji, Gana’daki büyümesinin yeni adımı olarak 825 MW kapasiteli Takoradi Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’ni yatırım portföyüne ekledi. Şirketin bugüne kadarki en büyük yatırımlarından biri olacak proje, 20 yıl süreli ABD doları bazlı garantili enerji satış anlaşmasına dayanıyor. Takoradi’nin tamamlanmasıyla Aksa Enerji’nin Gana’daki toplam kurulu gücü 1.545 MW’a, Senegal, Gabon ve Burkina Faso yatırımlarının da katkısıyla Afrika’daki toplam kurulu gücü 2.240 MW’a ulaşacak.

Depolamalı Yenilenebilir Enerjide 1.000 MW’lık Büyüme 

Türkiye’de yaklaşık 1.000 MW’lık depolamalı yenilenebilir enerji portföyünü hayata geçiren Aksa Enerji, 2026 yılında bu alandaki ilk yatırımlarını ticari işletmeye aldı. 58 MW kapasiteli Gaziantep Pamuk Depolamalı GES, şirketin faaliyete geçen ilk depolamalı yenilenebilir enerji yatırımı olurken; 50 MW kapasiteli Şanlıurfa RASA Müstakil Elektrik Depolama Tesisi ile Türkiye’de müstakil depolama alanında önemli bir ilk gerçekleştirildi. Aksa Enerji, Kırşehir, Mersin, Kayseri ve Manisa’daki projeleriyle depolamalı yenilenebilir enerji yatırımlarını büyütmeye devam ediyor.

Şirket, devam eden yatırımların katkısıyla yenilenebilir enerjinin üretim portföyündeki ağırlığını yaklaşık yüzde 20 seviyesine yükseltecek.

841 Milyon ABD Doları FAVÖK Hedefi 

Aksa Enerji, 2026 yılının ilk yarısında yaklaşık 20 milyar TL ciro, 7,3 milyar TL FAVÖK ve 1,2 milyar TL net dönem kârı elde ederken, FAVÖK marjını yüzde 36 ile tarihî yüksek seviyeye taşıdı. Şirket, yatırım döngüsünün tamamlanmasıyla 2029 yılında 841 milyon ABD doları FAVÖK ve yüzde 42 FAVÖK marjına ulaşmayı, Net Borç/FAVÖK oranını ise 1,7 seviyesine indirmeyi hedefliyor.

Finansmanda Çeşitlilik ve Uzun Vadeli Kaynak Hedefleniyor

Aksa Enerji, büyüme programını farklı coğrafyalardan ve garanti mekanizmalarından sağladığı uzun vadeli kaynaklarla destekliyor. Şirketin Africa Finance Corporation aracılığıyla Afrika yatırımları için sağladığı toplam finansman 450 milyon ABD dolarına ulaştı. Senegal projesi için SERV garantisi altında 10 yıl vadeli 65 milyon dolar, Mersin Depolamalı RES için Sinosure garantili 12 yıl vadeli 124 milyon ABD doları kaynak sağlandı. Türkiye’deki yenilenebilir enerji ve depolama yatırımları için Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’ndan (TSKB) temin edilen 11 yıl vadeli kredilerin toplamı ise 92 milyon ABD dolarına ulaştı.

Okumaya Devam Et

GENEL

Polat Gayrimenkul, EXPO REAL 2026’da Uluslararası Yapılanmasını ve Global Vizyonunu Güçlendirecek

Yayınlandı

-

 
Türkiye ve Avrupa’daki yatırımlarıyla faaliyetlerini sürdüren Polat Gayrimenkul, uluslararası pazardaki güçlü ve çok yönlü yapısıyla gayrimenkul sektörünün önemli buluşmalarından EXPO REAL 2026’da yerini alıyor. Macaristan ve Yunanistan başta olmak üzere yurt dışındaki çalışmalarını güçlendiren Polat, farklı sektörlerdeki yatırımlarıyla global ölçekteki varlığını pekiştiriyor.

 

Polat Gayrimenkul, dünyanın önde gelen gayrimenkul buluşmalarından EXPO REAL 2026’da uluslararası yatırımcılar ve sektör profesyonelleriyle bir araya gelmeye hazırlanıyor. 5-7 Ekim 2026 tarihlerinde Münih’te düzenlenecek organizasyon, dünyanın farklı bölgelerinden gayrimenkul yatırımcılarını ve sektör temsilcilerini buluşturacak. Polat, fuarda gayrimenkul projelerinin yanı sıra yurt dışındaki faaliyetlerini, farklı sektörlerdeki yatırımlarını ve Avrupa’daki büyüme vizyonunu uluslararası yatırım dünyasıyla paylaşacak.

 

Polat Gayrimenkul‘ün Avrupa’daki Yapılanmasında Macaristan Öne Çıkıyor
Polat’ın EXPO REAL 2026’da Macaristan Pavilyonu’nda yer alması, başta Macaristan olmak üzere Avrupa’daki güçlü varlığını da  ortaya koyuyor. Polat, APD Real Estate, PD Real Estate ve Pearl Real Estate aracılığıyla Macaristan’da gayrimenkul yatırımlarını sürdürürken; kentsel dönüşüm ve karma kullanım projeleriyle bölgedeki varlığını güçlendiriyor ve değer yaratmaya devam ediyor. Duna Pearl, City Pearl ve Seven Pearl projeleri, Polat’ın ülkedeki öne çıkan yatırımları arasında yer alırken, şirketin Macaristan’daki uzun vadeli büyüme stratejisinin önemli bir parçasını oluşturuyor.

 

Gayrimenkul’ün yanı sıra enerji ve dış ticaret alanlarında da Avrupa’daki faaliyetlerini büyüten Polat, Amsterdam merkezli HBRE Investment ve HSWE Investment yapılanmaları aracılığıyla Polat Energy Europe çatısı altında, başta Avrupa olmak üzere yenilenebilir enerji projeleri geliştiriyor. Sektördeki öncü konumunu uluslararası pazarlara taşıyan Polat, yurt dışında özellikle güneş enerjisi yatırımlarıyla enerji portföyünü güçlendirirken, uluslararası ölçekte sürdürülebilir bir büyüme modeli oluşturuyor.

 

Polat, gayrimenkul, enerji ve dış ticaret alanlarındaki uluslararası yatırım ve iş geliştirme faaliyetleriyle Avrupa’daki çok sektörlü yapısını güçlendirerek büyümeye devam ediyor.
Polat Gayrimenkul, Global Varlığını Uluslararası Platformlarda Güçlendiriyor
Polat Gayrimenkul, EXPO REAL 2026’da uluslararası yatırımcılar ve sektör profesyonelleriyle bir araya gelerek çok sektörlü yapısını, yurt dışındaki deneyimini ve Avrupa’daki büyüme vizyonunu paylaşacak. Macaristan’da hayata geçirdiği projelerle Avrupa’daki varlığını güçlendiren Polat Gayrimenkul, uluslararası büyüme stratejisi doğrultusunda şimdi de Yunanistan’a adım attı. Bu kapsamda, Yunanistan’daki gayrimenkul faaliyetlerini yürütmek üzere Polat Development Greece şirketi kuruldu. Böylece şirket, Macaristan’ın ardından Yunanistan’ı da Avrupa’daki büyüme rotasına dahil ederek bölgedeki yatırım ve proje geliştirme faaliyetlerini genişletmeyi hedefliyor.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye