GENEL
DORÇE, MÜSİAD EXPO 2026’da modüler yapı çözümlerini tanıttı
Yayınlandı
4 saat önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Prefabrik modüler çelik yapı sektörünün önde gelen üreticilerinden DORÇE Prefabrik ve İnşaat, 23–26 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen MÜSİAD EXPO 2026’ya katıldı. Şirket, fuar kapsamında üretim gücü, mühendislik kabiliyetleri ve farklı sektörlere yönelik anahtar teslim yapı çözümlerini yerli ve yabancı sektör temsilcileriyle buluşturdu.
DORÇE Prefabrik ve İnşaat, iş dünyasının farklı sektörlerinden üretici, yatırımcı, satın almacı ve profesyonelleri bir araya getiren MÜSİAD EXPO 2026’da yerini aldı. İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen organizasyonda DORÇE, prefabrik modüler çelik yapı sistemlerinin yanı sıra mühendislik, üretim ve anahtar teslim EPC proje kabiliyetlerini ziyaretçilere sundu. Hall 2, 2E-102 numaralı stantta sektör profesyonelleri, yatırımcılar ve uluslararası iş ortaklarıyla bir araya gelen şirket, farklı coğrafya ve sektörlerde geliştirdiği yapı çözümleri hakkında bilgi paylaşımında bulundu.
Yeni nesil çözümleri katılımcılardan yoğun ilgi gördü
Fuarda DORÇE’nin yeni nesil Battery Energy Storage Systems (BESS) ve Modular Data Center çözümleri ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi gördü.. Enerji depolama ve dijital altyapı yatırımlarına yönelik geliştirilen bu çözümler, modüler yapıları, ölçeklenebilir mimarileri, kontrollü fabrika üretimi ve hızlı devreye alma avantajlarıyla yatırımcılar ve sektör profesyonelleri tarafından ilgiyleincelendi.
Üretimden anahtar teslim projelere entegre çözüm
40 yılı aşkın sektör tecrübesine sahip DORÇE, Ankara’daki üretim tesislerinde prefabrik modüler çelik yapılar başta olmak üzere farklı yapı sistemlerinin tasarım ve üretimini gerçekleştiriyor. Şirket, tasarım ve mühendislikten satın almaya, üretimden lojistiğe, saha montajından elektromekanik işlere, test ve devreye almaya kadar geniş bir kapsamda entegre hizmet sunuyor. Avrupa’nın en büyük prefabrik modüler çelik yapı üretim tesislerinden birine sahip olan DORÇE, dünyanın önde gelen müteahhitlerinin sıralandığı ENR Top 250 listesinde de “Prefabrik Modüler Çelik Yapılar” iş modeliyle listeye giren tek şirket olarak bu konumunu 14 yıldır sürdürüyor.DORÇE’nin çözümleri, enerji, savunma, madencilik, petrol ve gaz, sağlık, eğitim, konut, endüstriyel tesisler, işçi ve yaşam kampları ile acil durum ve afet sonrası yapılaşma gibi birçok farklı alanda kullanılıyor.
Şirket, bugüne kadar 60’tan fazla ülkede gerçekleştirdiği projelerden edindiği uluslararası tecrübeyi, modern üretim yöntemleri ve mühendislik kabiliyetleriyle bir araya getirerek farklı iklim ve coğrafi koşullara uygun yapı çözümleri geliştiriyor. DORÇE, Sibirya’da -50 dereceden Afrika’da +50 dereceye kadar farklı koşullarda projeler hayata geçirdi.
Uluslararası iş birliği fırsatları değerlendirildi
MÜSİAD EXPO 2026 boyunca DORÇE standında gerçekleştirilen görüşmelerde, mevcut ve potansiyel projelerin yanı sıra yeni pazarlardaki iş birliği fırsatları da ele alındı. Şirket yetkilileri, özellikle hızlı üretim ve kurulum gerektiren projelerde prefabrikasyon ve modüler yapı teknolojilerinin sağladığı avantajlara ilişkin ziyaretçilere bilgi verdi.
DORÇE, fuar katılımıyla Türkiye’nin mühendislik ve üretim kabiliyetlerini uluslararası ziyaretçilere aktarırken, farklı sektör ve coğrafyalardaki yeni iş birliği olanaklarını değerlendirme fırsatı buldu.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
Schneider Electric, sıvı ve hava soğutmasını bir araya getiren ve veri merkezi kurulumlarında daha fazla esneklik sağlayan yeni Motivair soğutma sıvısı dağıtım ünitesini tanıttı
Yayınlandı
5 saat önce-
Eylül 29, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
- Yeni soğutma sıvısı dağıtım ünitesi WCDU, farklı kurulum seçeneklerine uyum sağlayacak şekilde tasarlandı ve teknik koridor yerleşimli, yüksek kapasiteli soğutma mimarilerinin gereksinimlerini karşılamak üzere optimize edildi.
- Hava soğutma sistemleriyle sorunsuz entegrasyon ve farklı kurulum seçenekleri, veri merkezi işletmecilerine daha fazla esneklik sunuyor.
- Tek bir WCDU, 3,5 MW’a kadar soğutma kapasitesi sağlıyor. Erişilebilir tasarımı, alanın sınırlı olduğu ortamlarda yüksek yoğunluklu kurulumları kolaylaştırıyor.
- 2 °C’ye kadar düşebilen yaklaşım sıcaklık farkı, tüm soğutma sisteminde güç kullanım etkinliğini (PUE) iyileştirmeye ve işletme giderlerini azaltmaya yardımcı oluyor.
Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, yüksek yoğunluklu yapay zekâ veri merkezlerinde hibrit hava ve sıvı soğutma mimarilerini desteklemek üzere geliştirdiği yeni WCDU soğutma sıvısı dağıtım ünitesini (CDU) tanıttı. Farklı kurulum seçeneklerine uygun olan ünite, fan duvarı hava soğutma sistemleriyle sorunsuz biçimde entegre çalışabiliyor. Böylece işletmeciler, veri salonunu baştan tasarlamadan sıvı ve hava soğutması arasındaki dengeyi değiştirebiliyor. Bu esneklik, iş yükleri netleştikçe soğutma altyapısının ihtiyaca göre şekillendirilmesine olanak tanıyor ve gereğinden büyük altyapı yatırımları ile atıl kapasitenin önüne geçmeye yardımcı oluyor.
Yeni WCDU, sıvı soğutma teknolojisindeki gelişime ve yapay zekâ çağında değişen altyapı kurulumlarına yanıt veriyor. Büyük veri merkezi işletmecileri, servis ve bakım işlemlerini kolaylaştırmak için soğutma sıvısı dağıtım ünitelerini giderek daha fazla beyaz alanın dışına, teknik koridorlara yerleştiriyor. Teknik koridor kullanımı için optimize edilen WCDU, üstten bağlantıları sayesinde kurulumu sadeleştiriyor ve beyaz alanda yer kaplamıyor. Bu yerleşim, servis erişimini de rahatlatıyor.
Schneider Electric Soğutma İş Birimi Kıdemli Başkan Yardımcısı Andrew Bradner, “Sıvı ve hava soğutmasını tek bir çözümde buluşturan pazardaki yegâne soğutma sıvısı dağıtım ünitesiyle, sektörün daha önce görmediği bir esneklik sunuyoruz. Bu yaklaşım, işletmecilerin kurulumları daha verimli gerçekleştirmesine, daha geniş bir yelpazedeki sıvı soğutma altyapısı yapılandırmalarını desteklemesine ve devreye alma süresini önemli ölçüde kısaltmasına olanak tanıyor” dedi.
Yeni ürün, Motivair by Schneider Electric sıvı soğutma çözümleri serisini tamamlıyor, genişletiyor ve güçlendiriyor. Seri, sıra bazlı ve koridor bazlı sistemler dâhil farklı kurulum mimarilerine uygun soğutma sıvısı dağıtım ünitelerinden oluşuyor.
WCDU’nun diğer özellikleri ve avantajları
Pompaları, ısı eşanjörlerini ve diğer temel bileşenleri tek bir çelik şaside birleştiren WCDU’nun bütünleşik tasarımı kurulumu kolaylaştırıyor. Ölçeklenebilir ve çok modlu mimarisi sayesinde farklı kurulum seçenekleri sunan ünite, fan duvarlarıyla entegre çalışabildiği gibi bağımsız olarak da kullanılabiliyor. Böylece mevcut soğutma altyapısında fan duvarı kullanan işletmecilerin tesislerini yeni teknolojiye uyarlaması kolaylaşıyor. Yan taraflarında boşluk gerektirmeyen tasarımı da mevcut ve yeni veri salonlarında alanın daha verimli kullanılmasını sağlıyor. WCDU ayrıca şu özellikleri sunuyor:
- Yüksek soğutma kapasitesi: WCDU, Motivair by Schneider Electric soğutma sıvısı dağıtım ünitesi serisindeki en yüksek tek ünite kapasitesine sahip. Bir WCDU, kW başına dakikada 1,5 litre akış hızında 3,5 MW’a, kW başına dakikada 2,0 litre akış hızında ise 2,5 MW’a kadar soğutma kapasitesi sağlayabiliyor. Grup modunda 20’ye kadar WCDU eşgüdüm içinde çalışabiliyor. Bu ölçek, günümüzde 30 ila 40 MW kapasiteye ulaşan veri salonlarının ihtiyaçlarını destekliyor.
- Daha yüksek verimlilik: WCDU, tesis su sisteminde daha yüksek sıcaklıklarda çalışmayı ve 2 °C’ye kadar düşen yaklaşım sıcaklık farkını destekliyor. Bu çalışma koşulları, güç kullanım etkinliğini (PUE) ve tüm soğutma altyapısının enerji verimliliğini iyileştirerek toplam işletme maliyetlerinin düşürülmesine katkı sağlıyor. Sistem, operasyonel sürekliliği desteklemek üzere çalışırken değiştirilebilen pompalar, basınçtan bağımsız kontrol vanaları (PICV), 25 mikron filtreler ve 15 inç dokunmatik insan-makine arayüzü (HMI) içeriyor.
- Operasyonel süreklilik: 2,5 MW’a kadar olan kurulumlarda WCDU, ek bir süreklilik seçeneği olarak N+1 yedeklilikle yapılandırılabiliyor. Yedek pompa ve vanalar, bakım sırasında veya bir bileşenin beklenmedik biçimde devre dışı kalması durumunda soğutmanın sürdürülmesine yardımcı oluyor.
WCDU’nun eklenmesiyle Schneider Electric’in uçtan uca sıvı soğutma portföyündeki soğutma sıvısı dağıtım üniteleri 105 kW ile 3,5 MW arasında kapasite sunarak bugünün ve geleceğin performans gereksinimlerini karşılıyor.
GENEL
Zorlu Agrega Koşullarında Beton Performansını Destekleyen Çözüm: Quad® 500
Yayınlandı
5 saat önce-
Eylül 29, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Saint-Gobain Yapı Kimyasalları’nın lokomotif markalarından Chryso, hazır beton üretiminde ince malzeme eksikliği ve agrega kaynaklı değişkenliklerin yol açabileceği performans sorunlarına Quad® 500 Serisi ile çözüm sunuyor. Seri, düşük ince malzeme içeriğine sahip karışımlarda taze betonun stabilitesini ve homojenliğini destekleyerek kusma ve segregasyon gibi problemlerin kontrolüne katkı sağlıyor.
Hazır beton üretiminde agrega kaynaklarının ve ince malzeme içeriğinin değişkenlik göstermesi, üretim süreçlerinde betonun performansının ve işlenebilirliğinin kontrolünü zorlaştırabiliyor. Özellikle ince malzeme eksikliği, taze betonun kohezyonunu ve stabilitesini etkileyerek üretimden pompalama ve yerleştirmeye kadar farklı aşamalarda sorunlara neden olabiliyor. Chryso’nun Quad® 500 Serisi ise bu değişken koşullarda beton karışımlarının daha dengeli ve kontrollü şekilde yönetilmesine destek oluyor.
Quad® 500 Serisi ile Stabilite ve Homojenlik
Chryso’nun Quad® 500 Serisi, özellikle düşük ince malzeme içeren agregalarla hazırlanan beton karışımlarında taze betonun stabilitesini desteklemek üzere geliştirildi. Seri, karışımın kohezyonunu ve homojenliğini desteklerken kusma ve segregasyon eğiliminin azaltılmasına katkı sağlıyor. Bu özellik, betonun üretim, pompalama ve yerleştirme aşamalarında daha kontrollü şekilde yönetilmesine yardımcı oluyor.
Quad® 500 Serisi’nin sunduğu yaklaşım, farklı agrega kaynaklarının mineralojik, fiziksel ve yüzey özelliklerinden kaynaklanan performans değişkenliklerinin yönetilmesine de katkı sağlıyor. Bu sayede üreticiler, kullanılan hammaddelerin karakteristiklerine bağlı olarak beton karışım tasarımlarını daha esnek şekilde optimize edebiliyor.
Bu esneklik, hammadde seçiminde de alternatiflerin değerlendirilmesine olanak sağlıyor. Farklı agrega kaynaklarının üretim süreçlerine dahil edilebilmesi, mevcut kaynakların daha etkin kullanılmasına katkı sunarken betonun hedeflenen performans özelliklerinin korunmasına yönelik seçenekler sağlıyor.
GENEL
Projelerin sürdürülebilirliğe katkısı, yatırımcıların yüzde 88’inin dikkatini çekiyor
Yayınlandı
6 saat önce-
Eylül 29, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik, akıllı bina teknolojileri ve küresel standartlara uyum, 2026’da yatırımcıların gayrimenkul tercihlerinde öne çıkan üç temel kriteri oluşturuyor. Avrupa’daki yatırımcıların yüzde 88’i projelerin sürdürülebilirliğe katkısını dikkate alırken, yüzde 72’si yeşil binaların daha yüksek kira getirdiğini belirtiyor. Bu projelerin daha yüksek satış fiyatına ulaştığını ifade edenlerin oranı ise yüzde 63’e çıkıyor. Hise Global Kurucu Ortağı Ebru Öz, enerji tüketimi, işletme maliyetleri, dijital altyapı ve gelecekteki regülasyonlara uyumun gayrimenkulün uzun vadeli değerini belirleyen temel kriterler arasına girdiğine dikkat çekerek “Enerji tüketimini azaltan, bakım ihtiyacını öngören, arızaları erken tespit eden ve bina performansını verilerle ortaya koyan sistemler önümüzdeki dönemde yatırımcı tercihlerinde daha da ağırlık kazanacak” dedi.
Gayrimenkul sektöründe proje değerini belirleyen faktörler gün geçtikçe değişiyor. Lokasyon, metrekare ve yapı kalitesi önemini korurken; enerji tüketimi, işletme maliyetleri, dijital altyapı, veri üretme kabiliyeti, iklim ve regülasyon riskleri yatırım kararlarında daha fazla ağırlık kazanıyor. Bu değişim, “iyi proje” tanımını da yeniden şekillendiriyor. Düşük enerji tüketen, performansı ölçülebilen, işletme maliyetlerini kontrol altında tutan, teknoloji altyapısı güncellenebilen ve gelecekte ihtiyaç duyulabilecek dönüşüm yatırımlarını azaltan projeler yatırımcı açısından daha güçlü bir konuma geliyor.
“Sürdürülebilirlik gayrimenkul değerini doğrudan etkileyen bir kriter haline geldi”
Sürdürülebilirlik performansının artık doğrudan yatırım kararlarının bir parçası haline geldiğini belirten Hise Global Kurucu Ortağı Ebru Öz, “2026’da yatırımcı kararlarında üç kriterin ağırlığının belirgin biçimde arttığını görüyoruz. Bunların başında enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik performansı geliyor. Bunu, binanın işletme verisini ölçebilen ve optimize edebilen dijital altyapı ile varlığın gelecekteki regülasyonlara, kullanıcı beklentilerine ve finansman koşullarına dayanıklılığı izliyor. CBRE’nin 2026 Avrupa Yatırımcı Niyetleri Araştırması’na göre yatırımcıların yüzde 88’i sürdürülebilirlik girişimlerini yatırım kararlarında dikkate alıyor. Yaklaşık dört yatırımcıdan biri ise sürdürülebilirlik performansı zayıf varlıklarda iskonto talep ediyor. Bu tablo, sürdürülebilirliğin gayrimenkulün değerlemesini doğrudan etkileyen bir kriter haline geldiğini gösteriyor” değerlendirmesinde bulunuyor.
Araştırmalar yeşil binaların daha yüksek kira getirdiğini gösteriyor
Sürdürülebilirlik performansının kira ve satış değerlerine de yansıdığını ifade eden Öz, “RICS’in Avrupa araştırmasında katılımcıların yüzde 72’si yeşil binaların daha yüksek kira elde ettiğini, yüzde 63’ü ise daha yüksek satış fiyatlarına ulaşabildiğini belirtiyor. Enerji verimli yapılar işletme maliyetlerini düşürürken güçlü sürdürülebilirlik performansı kurumsal kiracı talebini, doluluk oranlarını ve kiralama performansını da destekleyebiliyor. Buna karşılık yüksek enerji tüketen ve ilerleyen yıllarda önemli yenileme yatırımlarına ihtiyaç duyacak varlıklarda değer kaybı riski oluşuyor” ifadelerini kullanıyor.
Yüzde 53, akıllı enerji teknolojileri için daha fazla prim ödemeye hazır
Dijitalleşme ve akıllı bina teknolojilerinin proje değerindeki etkisine de değinen Öz, “Bir binanın enerji, su, iklimlendirme, bakım, doluluk ve kullanıcı verilerini merkezi olarak izleyebilmesi, işletme performansının ölçülmesini ve yönetilmesini sağlıyor. CBRE’nin küresel ESG araştırmasına göre katılımcıların yüzde 53’ü enerji kullanımını izleyen ve ayarlayan akıllı teknolojiler için prim ödemeye istekli olduğunu belirtirken, yüzde 84’ü enerji tüketimini azaltan özelliklerin gayrimenkul kararlarında etkili olduğunu ifade ediyor. Avrupa’daki sürdürülebilirlik sertifikalı ofislerde yaklaşık yüzde 5,5 seviyesine ulaşan kira primleri de teknoloji, enerji performansı ve sertifikasyonun birlikte yarattığı değere işaret ediyor” diyor.
YeS-TR sertifikalı yapılarda yüzde 30 enerji tasarrufu hedefleniyor
Türkiye’de büyük ölçekli, uluslararası yatırımcıya ya da kurumsal kiracıya hitap eden projelerin küresel standartlara uyum konusunda güçlü bir teknik kapasiteye sahip olduğunu belirten Öz, “LEED ve BREEAM gibi uluslararası sertifikasyon sistemleri Türkiye’deki nitelikli projelerde uzun süredir uygulanıyor. Bunun yanında ulusal yeşil bina sistemi YeS-TR de enerji ve su verimliliğinden çevresel etkiye ve kullanıcı sağlığına kadar geniş bir çerçeve sunuyor. T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın YeS-TR / YeS-INT çalışmaları kapsamında, sertifikalı yapılarda yaklaşık yüzde 30 enerji, yüzde 40 su tasarrufu ve yüzde 35 karbon emisyonu azaltımı hedefleniyor. Önümüzdeki dönemde, bu kriterler projeye son aşamada eklenen özellikler olmaktan çıkıp, fizibilite ve konsept tasarım aşamasında dahil edilecek. Bu da yatırım kararlarında çok daha ciddi bir fark yaratacaktır” değerlendirmesinde bulunuyor.
Son Yazılar
- DORÇE, MÜSİAD EXPO 2026’da modüler yapı çözümlerini tanıttı Eylül 29, 2026
- Schneider Electric, sıvı ve hava soğutmasını bir araya getiren ve veri merkezi kurulumlarında daha fazla esneklik sağlayan yeni Motivair soğutma sıvısı dağıtım ünitesini tanıttı Eylül 29, 2026
- Zorlu Agrega Koşullarında Beton Performansını Destekleyen Çözüm: Quad® 500 Eylül 29, 2026
- Projelerin sürdürülebilirliğe katkısı, yatırımcıların yüzde 88’inin dikkatini çekiyor Eylül 29, 2026
- Bosch Home Comfort Group İş Ortaklarını Elektrikli Sistem Çözümleri Eğitimlerinde Bir Araya Getiriyor Eylül 29, 2026
- Şişecam, GlassBuild America Fuarı’na Katıldı Eylül 29, 2026
- Yapıchem Kimya’dan Yapı Kimyasallarında Döngüsel Ekonomiye Yeni Nesil Çözüm: Yapıteks 100 Eylül 29, 2026
- Kastamonu Entegre, FDI 2026’da tasarım dünyasıyla buluştu Eylül 29, 2026
- Marubeni Dağıtım ve Servis’in Hendek Operasyon Merkezi Açıldı Eylül 29, 2026
- Legrand P17 Tempra Pro ile Güvenli Bağlantı, Kolay Montaj ve Yüksek Dayanıklılık Bir Arada Eylül 29, 2026
- YURTBAY SERAMİK YENİ KOLEKSİYONLARIYLA CERSAIE 2026’NIN YILDIZI OLDU! Eylül 29, 2026
- LG PuriCare™ AeroHit: Az Yer Kaplayan Temiz Hava Çözümü Eylül 28, 2026
- Yapay zekâ çağında veri merkezlerinin geleceği Danfoss Data Center Day’de ele alındı Eylül 28, 2026
- Çukurova Isı, 35. Yılında Bayileriyle Geleceğe Yön Verdi Eylül 28, 2026
- 30 dakikalık kapı yaklaşık 15 dakikada başarısız oldu Yangın Kapılarında Sahte Sertifika Riski Eylül 28, 2026
Trendler
GENEL2 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL2 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak














