Mercedes-Benz Türk’ten, “EML’miz Geleceğin Yıldızı” programı ile 5 bine yakın gence eğitim desteği  - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Mercedes-Benz Türk’ten, “EML’miz Geleceğin Yıldızı” programı ile 5 bine yakın gence eğitim desteği 

Yayınlandı

-

Mercedes-Benz Türk, 2014 yılında Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğiyle hayata geçirdiği “EML’miz Geleceğin Yıldızı” programı aracılığıyla gençlerin eğitim hayatlarını desteklemeyi sürdürüyor. Bugüne kadar 5 bine yakın genci uygulamalı eğitimle buluşturan proje kapsamında; Şanlıurfa Karaköprü GAP Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde açılan Mercedes-Benz Laboratuvarı ile birlikte, desteklenen okul sayısı 30 ilde 34’e ulaştı.

Nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesini sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından biri olarak gören Mercedes-Benz Türk; Milli Eğitim Bakanlığı, Mercedes-Benz Bayi ve Yetkili Servisleri işbirliği ile hayata geçirdiği “EML’miz Geleceğin Yıldızı” programıyla mesleki eğitime olan desteğini sürdürüyor. Şirket, 2014 yılında başlatılan bu projeyle Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri’nde “Mercedes-Benz Laboratuvarları” kurarak öğrencilerin sektörün ihtiyaç duyduğu yetkinliklerle donatılmalarını hedefliyor. Bu kapsamda kurulan laboratuvardan bir yenisi Şanlıurfa Karaköprü GAP Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğrencilerin hizmetine sunuldu. Teknolojik eğitim için özel ekipmanlar ile donatılan ve her okula üzerinde uygulamalı eğitim gerçekleştirilecek kamyon bağışı yapılan Mercedes-Benz Laboratuvarları ile eğitimin desteklenmesi, otomotiv sanayinin servis ve bakım hizmetlerinde ihtiyaç duyduğu kalifiye teknisyenlerin yetiştirilmesi amaçlanıyor. Ayrıca okul yöneticileri ve alan öğretmenleri, Mercedes-Benz Türk A.Ş.‘nin yüksek teknoloji ile üretilen modelleri ve kalite sistemleri konusunda bilgilendiriliyor.

“EML’miz Geleceğin Yıldızı” programında, bu yıl 18 kız öğrencimiz eğitim görüyor”

“İşin Cinsiyeti Yok” mottosuyla eğitimden üretim sahasına, yenilikçi fikirlerin hayata geçirilmesinden teknolojiye, sosyal faydadan yönetime kadar her alanda kadınların varlığını ve gücünü görünür kılmayı amaçladıklarını söyleyen Mercedes-Benz Türk Bayi Yönetimi Eğitim Grup Müdürü Barış Sever, “EML’miz Geleceğin Yıldızı” programında, bu yıl 18 kız öğrencimiz eğitim görüyor. Amacımız, mezun olduklarında endüstrinin ihtiyaç duyduğu donanımlı, yetkin ve nitelikli teknik insan kaynağını yetiştirmek. Öğrencilerimiz, bayi ve yetkili servislerimizde staj yapmanın yanı sıra, Bayi Satış Sonrası Hizmetler müdürlerimizden koçluk almaya devam ediyor. Geçtiğimiz yıl 12. sınıf öğrencilerimizin yüzde %82’si bayi ve yetkili servislerimizde staj yapma imkânı buldu. Mezun olan öğrencilerimizin %22’si Mercedes-Benz Türk bayi ve yetkili servislerimizde istihdam ediliyor. Bugüne kadar 30 ilde, 34 okulumuzda Mercedes-Benz Laboratuvarlarımızı kurduk, kamyon hibe ettik. Şimdiye dek 5 bine yakın öğrenciyi uygulamalı eğitimle buluşturduk. Önce eğitimde, sonra istihdamda “İşin Cinsiyeti Yok” demeye ve bu vizyonumuzu eğitim ve istihdam programlarımızla kararlılıkla desteklemeye devam edeceğiz” dedi.

Kız öğrencilerden fabrika ziyareti

“EML’miz Geleceğin Yıldızı” programına dahil olan öğrenciler oryantasyon programları ile destekleniyor. Öğrencilerin yıl içinde yapılan teknik eğitimler ile teorik ve pratik becerilerini geliştirmelerine katkı sağlıyor. Bu kapsamda Aksaray Kamyon Fabrikası ve İstanbul Hoşdere Otobüs Fabrikası’nda düzenli olarak teknik geziler organize ediliyor. Bu yıl programa katılan kız öğrenciler İstanbul Hoşdere Otobüs Fabrikası’na yaptığı ziyarette üretim süreçlerini yerinde gözlemleme fırsatı buldu.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Açık Alan Konforu, Kafe ve Restoranlara Rekabet Avantajı Sağlıyor

Yayınlandı

-

Akşamüstü bir kafenin terasında oturduğunuzu düşünün… Hafif bir esinti eşliğinde çayınızı yudumlarken güneş yavaş yavaş batıyor ve hava serinlemeye başlıyor. Tam da bu noktada devreye giren elektrikli ve radyant ısıtıcılar, açık alan konforunuzu kesintisiz hale getiriyor.                                     

Bahar aylarında açık alan konforunun işletmeler için önemli bir rekabet unsuru haline geldiğini belirten Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman Ünlü, konfor şartlarının müşteri tercihleri üzerinde belirleyici rol oynadığına dikkat çekti.

 

 

Serin akşamlarda sıcak ve keyifli deneyim 

Havalar ısınsa da akşam saatlerinde düşen sıcaklıklar nedeniyle kafe ve restoranların açık alanlarında ısıtma sistemlerine ihtiyaç duyuluyor. Kullanıcı konforunu artıran elektrikli ve radyant ısıtıcılar, mekân sahiplerine ekonomik ve konforlu bir kullanım sağlarken, misafirlere de bahar akşamlarının keyfini çıkarma imkânı sunuyor.

Kafe ve restoran tercihinde açık alan konforunun tüketici kararları üzerinde önemli bir etkisi olduğunu belirten Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman Ünlü şunları söyledi:

“Günümüzde tüketiciler, kafe ve restoranlarda yalnızca zengin ve lezzetli menü seçenekleri değil, aynı zamanda konforlu ve keyifli bir deneyim de bekliyor. Özellikle kafe ve restoranların açık alanlarında sunulan konfor şartları, mekân tercihinde belirleyici unsurlar arasında yer alıyor. Müşterilerine konforlu ortamlar sunabilen işletmeler, rekabette bir adım öne çıkıyor. Ancak müşteri konforundan ödün vermeden verimli çözümler sunabilmek de stratejik bir yatırım gerektiriyor. Çünkü her radyant ısıtıcı veya her elektrikli ısıtıcı aynı performansı sunmuyor. Doğru ürün seçimi; enerji tüketimi, işletme maliyetleri ve kullanıcı konforu açısından büyük önem taşıyor. Bu nedenle işletmelerin, yüksek verimlilik sağlayan ve enerji tüketimini optimize eden sistemlere yönelmeleri gerekiyor.”

 

Yüksek verim, düşük enerji tüketimi

Çukurova Isı, Goldsun markasının; Supra, Supra Plus, Aqua, Aqua Plus, Nova ve Nova Plus serisi elektrikli ısıtıcılarıyla kafe ve restoranların açık alanlarını verimli ve konforlu bir şekilde ısıtıyor. Yüksek yoğunluklu halojen ampul teknolojisine sahip Goldsun ısıtıcılar, standart rezistanslı ürünlere kıyasla %40 daha verimli ısıtma sağlayarak enerji tüketimini azaltıyor.

Goldsun elektrikli ısıtıcıların ‘Plus’ serilerinde yer alan entegre kumanda modülü sayesinde cihazlar 5 farklı kademede çalıştırılabiliyor. Bu özellik sayesinde hem gereksiz enerji sarfiyatı önleniyor hem de ihtiyaç duyulan konfor seviyesi kolaylıkla ayarlanabiliyor.

Hızlı ısıtma, sürdürülebilir konfor

Goldsun Elite seramik plakalı radyant ısıtıcılar da açık alanlarda yüksek performanslı bir çözüm sunuyor. Goldsun Elite’in üç kademeli yakma sistemi sayesinde istenen konfor şartları kolayca oluşturulurken, özel reflektör sistemi %40 daha verimli ve hızlı ısıtma sağlıyor. Böylece kafe ve restoran işletmeleri, bahar akşamlarında misafirlerine konforlu bir deneyim sunarken enerji verimliliğini artırıp, işletme maliyetlerini kontrol altında tutabiliyor.”

Okumaya Devam Et

GENEL

Form Endüstri Tesisleri, Ümit Bisiklet Üretim Tesisinde Güvenli Üretim Altyapısını Güçlendirdi

Yayınlandı

-

Form Endüstri Tesisleri’nden Ümit Bisiklet’e Mühendislik Odaklı Çatı Çözümü
 
Türkiye’de bisiklet üretiminin güçlü temsilcilerinden Ümit Bisiklet, üretim tesisinde yangın güvenliğini daha ileri bir noktaya taşımak amacıyla Form Endüstri Tesisleri’nin sunduğu Lamilux F100W duman ve ısı tahliye sistemlerini tercih etti. EN 12101-2 sertifikalı sistemler, olası bir yangın senaryosunda etkin duman kontrolü sağlamanın yanı sıra, doğal ışık ve enerji performansına da katkı sunuyor.
 
Form Endüstri Tesisleri, sanayi yapılarında güvenli, sürdürülebilir ve uzun ömürlü çözümler geliştirmeye devam ediyor. Bu doğrultuda Ümit Bisiklet üretim tesisinde devreye alınan Lamilux F100W sistemi, yangın anında oluşan dumanın kontrollü biçimde dışarı atılmasını sağlayacak şekilde projelendirildi. EN 12101-2 standart gerekliliklerini karşılayan Smoke Lift F100 W modeli, tesisin güvenlik altyapısını destekleyen önemli bir bileşen olarak konumlandırıldı. Uygulama ile birlikte hem çalışan güvenliği hem de operasyonel süreklilik açısından güçlü bir yapı oluşturuldu.
 
Mühendislik Gücüyle Maksimum Koruma
 
Lamilux F100W, termal köprülerden tamamen arındırılmış tasarımı sayesinde optimum U değerleri sunarak ısı kayıplarını minimize ediyor ve yoğuşma riskini azaltıyor. Bu mühendislik yaklaşımı, üretim tesislerinde hem enerji performansını hem de yapı sağlığını uzun vadede destekleyen bir çözüm ortaya koyuyor. Önleyici yangın koruması kapsamında DIN 18234 standardına uygun olarak geliştirilen sistem, çatılarda yangının yayılmasını engellemek için ek bir önleme ihtiyaç duymadan güvenli bir yapı sunuyor. Geometrik formu yalnızca yüksek dayanım sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda kendi kendini temizleyen özel yapısıyla bakım ihtiyacını azaltarak operasyonel sürekliliğe katkıda bulunuyor. Şeffaf kubbe tasarımı ise gün ışığını dengeli biçimde iç mekâna ileterek üretim alanlarında doğal aydınlatmayı destekliyor. Bu bütüncül yapı; ısı performansı, yangın güvenliği ve kullanım konforunu tek bir sistemde bir araya getiriyor.

 

Çatı Tasarımında Modern ve Entegre Çözüm
 
Lamilux F100W’nin modern tasarım dili, çatı yüzeyine entegre bir görünüm kazandırarak yapının mimari karakteriyle uyumlu bir bütünlük oluşturuyor. İç mekânda ferah ve dengeli bir atmosfer sağlarken, dış cephede düzenli ve estetik bir çatı silueti elde edilmesine katkıda bulunuyor. Ümit Bisiklet üretim tesisinde hayata geçirilen bu uygulama, Form Endüstri Tesisleri’nin mühendislik yaklaşımını ve uygulama yetkinliğini yansıtırken, sanayi yapılarında güvenlik, performans ve mimari uyumu aynı çerçevede ele alan çözüm anlayışını da ortaya koyuyor.

 

Okumaya Devam Et

GENEL

DASK’ın düzenlediği 9. Depreme Dayanıklı Bina Tasarımı Yarışması tamamlandı

Yayınlandı

-

Depreme dayanıklı geleceğin genç mühendisleri ödüllendirildi
Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun düzenlediği 9. Depreme Dayanıklı Bina Tasarımı Yarışması, üç günlük final programıyla tamamlandı. Bu sene “Güveni mühendislikte, gücü dayanışmada buluyoruz” temasıyla düzenlenen yarışmanın finaline katılmaya hak kazanan Türkiye’den 21 ve yurt dışından 4 üniversite takımı projelerini jüriye sundu; maketler sarsma masasında test edildi. İlk kez onur konuşması ve panel etkinliğini de içeren programda, birincilik ödülünü İstanbul Teknik Üniversitesi takımı kazandı.

 

Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun (DASK) dokuz yıldır üniversite öğrencileri arasında deprem güvenliği bilincini güçlendirmek amacıyla düzenlediği Depreme Dayanıklı Bina Tasarımı Yarışması’nın üç gün süren final programı tamamlandı.

 

İstanbul’da T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi Külliyesi’nde gerçekleşen ödül törenine İstanbul Vali Yardımcısı Cengiz Karabulut, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) Başkan Yardımcısı Ali Burak Kurtulan, Doğal Afet Sigortaları Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Hande Akın ve Üyeleri, Türk Reasürans Yönetim Kurulu ve İcra Kurulu Üyeleri, Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar ve Genel Sekreteri Özgür Obalı ile TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi üyeleri katıldı. Yarışmada birinciliği İstanbul Teknik Üniversitesi kazandı. İkincilik ödülü MEF Üniversitesi’ne, üçüncülük ödülü ise Ondokuz Mayıs Üniversitesi’ne verildi.

 

“Güveni mühendislikte, gücü dayanışmada buluyoruz” temasıyla düzenlenen yarışmanın finalinde, Türkiye’den ve yurt dışından finale kalan üniversite takımları, depreme dayanıklı yapı tasarımı alanındaki projeleriyle jüri karşısına çıktı. Bu yıl yarışmaya 30 üniversiteden 38 takım başvurdu. Yapılan değerlendirmelerin ardından Türkiye’den 21, yurt dışından 4 üniversite olmak üzere toplam 25 takım final etabına kaldı.

 

Üç gün süren final programında öğrenciler, aylar boyunca üzerinde çalıştıkları projelerini, mühendislik yaklaşımlarını ve depreme dayanıklı yapı tasarımına ilişkin çözüm önerilerini jüri üyelerine sundu. Ardından takımların büyük emekle hazırladığı maketler, sarsma masalarında farklı deprem senaryoları altında test edildi. Böylece projelerin yalnızca tasarım yaklaşımı değil, deprem etkisi altındaki gerçek performansı da değerlendirilmiş oldu.

 

Yarışma uluslararası katılımla güçlendi
Geçtiğimiz yıl başlatılan uluslararası vizyon, bu yıl daha da güçlenerek devam etti. Final etabında Türkiye’den üniversitelerin yanı sıra Azerbaycan’dan Azerbaijan University of Architecture and Construction, Yunanistan’dan Democritus University of Thrace, Romanya’dan Technical University of Civil Engineering Bucharest ve Kosova’dan University of Prishtina yarıştı. Farklı ülkelerden üniversitelerin aynı platformda buluşması, yarışmanın uluslararası ölçekte teknik ve akademik bir iş birliği zeminine dönüştüğünü ortaya koydu.

 

Bu yılın teması olan “Güveni mühendislikte, gücü dayanışmada buluyoruz” yaklaşımı, yarışmanın üç günlük programına da yansıdı. Öğrenciler, akademisyenler, jüri üyeleri, Teknik Danışma Kurulu üyeleri ve sektör temsilcileri; deprem güvenliği, mühendislik kalitesi ve afetlere karşı ortak sorumluluk başlıklarında bir araya geldi.
 
“Deprem güvenliği, ortak bilgi üretimiyle güçlenir”
Yarışma Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erdik, farklı ülkelerden öğrencilerin aynı platformda buluşmasının yarışmanın en kıymetli yönlerinden biri olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Deprem yalnızca belirli bir coğrafyanın değil, geniş bir bölgenin ortak gerçeği. Bu nedenle mühendislik bilgisi de deneyim de çözüm arayışı da ortak bir zeminde gelişmek durumunda. Bu yarışmada öğrenciler yalnızca proje üretmiyor; tasarladıkları yapıların deprem etkisi altındaki davranışını sorgulamayı ve mühendislik kararlarının sonuçlarını değerlendirmeyi öğreniyor.”
“Yarışma artık ortak aklı güçlendiren bir platform”
DASK Genel Sekreteri Balkır Demirkan ise yarışmanın artık yalnızca teknik bir öğrenci organizasyonu olmadığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Deprem risk yönetimi artık yalnızca mühendislik perspektifiyle ele alınabilecek bir alan değil. Kamu kurumlarının, akademinin, sigorta sektörünün ve teknik insan kaynağının birlikte hareket etmesi gerekiyor. Bu yıl yarışmamıza dahil ettiğimiz panel ve onur konuşmalarıyla birlikte organizasyonumuz; bilgi paylaşımını, disiplinler arası iş birliğini ve uluslararası akademik dayanışmayı güçlendiren bir etkileşim platformuna dönüştü.”
“Dayanıklı şehirler bilgi ve nitelikli insan kaynağıyla inşa edilir”
DASK’ın 6 yıldır teknik işleticiliğini yürüten Türk Reasürans Genel Müdür Vekili Özgür Bülent Koç, yarışmanın Türkiye’nin afet dayanıklılığı açısından uzun vadeli bir insan kaynağı yatırımı olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Genç mühendis adaylarımız burada yalnızca proje üretmiyor; problem çözmeyi, risk okumayı, doğru karar vermeyi ve mühendislik sorumluluğunu deneyimliyor. Türkiye’nin depreme karşı daha dirençli hale gelmesinde yetişmiş teknik insan kaynağı kritik öneme sahip. Çünkü geleceğin dayanıklı şehirleri yalnızca betonla değil; bilgiyle, bilimle ve nitelikli insan kaynağıyla inşa edilir.”
“Deprem dayanıklılığı çok boyutlu bir hazırlık gerektiriyor”
DASK Yönetim Kurulu Başkanı Hande Akın ise deprem risk yönetiminin yalnızca afet sonrası süreçlerle sınırlı değerlendirilemeyeceğini vurgulayarak şunları söyledi:
“Bugün asıl önemli olan; riskleri önceden analiz edebilen, olası senaryolara hazırlık yapabilen ve kriz anında birlikte hareket edebilen istikrarlı sistemler oluşturabilmektir. Güçlü bir sigorta sistemi, gelişmiş teknik kapasite ve kurumlar arası koordinasyon birlikte güçlendikçe Türkiye’nin deprem dayanıklılığı da daha ileri seviyeye taşınacaktır.”
Yarışma kapsamında ilk kez onur konuşması ve panel düzenlendi
Bu yıl yarışma programında ilk kez bir onur konuşmacısı da yer aldı. Deprem mühendisliği, yapı güvenliği ve risk azaltma alanındaki çalışmalarıyla tanınan İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alper İlki, final programında onur konuşmasını gerçekleştirdi.

 

Yarışma kapsamında ayrıca ilk kez bir panel düzenlendi. “Deprem Risk Yönetiminde Entegre Yaklaşım: Kurumlar Arası İş Birliği ve Gelecek Perspektifi” başlıklı panelde; afet dayanıklılığı, risk yönetimi, güvenli şehirler, dayanıklı yapılar, sigortacılık sistemi, finansal dayanıklılık ve kurumlar arası koordinasyon konuları ele alındı.

 

DASK Genel Sekreteri Balkır Demirkan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde; AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar, SEDDK Grup Başkanı Müge Güleç, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mekânsal Planlama Genel Müdürü Yavuz Erdal Kayapınar ve Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri Özgür Obalı değerlendirmelerini paylaştı.
 
Ödüller sahiplerini buldu
Jüri üyeleri ve Teknik Danışma Kurulu’nun değerlendirmeleri sonucunda DASK 9. Depreme Dayanıklı Bina Tasarımı Yarışması’nda dereceye giren ilk üç takım belirlendi. Yarışmada birincilik ödülünü İstanbul Teknik Üniversitesi, ikincilik ödülünü MEF Üniversitesi, üçüncülük ödülünü ise Ondokuz Mayıs Üniversitesikazandı.

 

Yarışmada ayrıca özel ödüller de sahiplerini buldu. En İyi Mimari Özel Ödülü Sakarya Üniversitesi’ne, En İyi Deprem Performansı Özel Ödülü ile yarışmaya katılan okulların oylarıyla belirlenen En İyi Yarışma Ruhu Özel Ödülü Kosova University of Prishtina’ya, En İyi İletişim Becerisi ve Sunum Özel Ödülü Ankara Üniversitesi’ne verildi. Türk Reasürans Özel Ödülü’nün sahibi ise Azerbaijan University of Architecture and Construction oldu.

 

Finale kalan tüm takımların, öğrencilerin ve akademisyenlerin katkılarıyla tamamlanan yarışma, genç mühendis adaylarının deprem güvenliği alanındaki bilgi ve deneyimlerini geliştirmelerine önemli katkı sağladı. DASK Depreme Dayanıklı Bina Tasarımı Yarışması’nın, önümüzdeki yıllarda daha geniş bir uluslararası teknik ve akademik iş birliği ağına dönüşmesi hedefleniyor.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye