Warmhaus’tan 2026 Vizyonu: Sürdürülebilir Teknoloji ve Akıllı Isıtma Çözümleri - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Warmhaus’tan 2026 Vizyonu: Sürdürülebilir Teknoloji ve Akıllı Isıtma Çözümleri

Yayınlandı

-

WARMHAUS Genel Müdürü Şebnem Güner


Yeni genel müdürlük döneminde büyüme ve dönüşüm hedeflerini netleştiren Warmhaus, enerji verimli ürünler, H2 Ready teknolojisi ve dijital çözümleriyle iklimlendirme sektöründe güçlü bir gelecek inşa ediyor.

  1. Geçen yılın sonlarına doğru şirketinizde bir üst yönetim organizasyon değişikliği olarak genel müdür olarak atandınız. Öncelikle sizi yeni pozisyonunuzdan dolayı tebrik eder, başarılar dileriz. Warmhaus için 2026 yılında gerçekleştirmeyi planladığınız çalışmalar konusunda sizden bilgi alabilir miyiz?

Öncelikle güzel temennileriniz için teşekkür ederim. Warmhaus’ta uzun yıllar Finans ve Mali İşler alanlarında sürdürdüğüm görevlerimin ardından, Ekim 2025 itibarıyla Genel Müdürlük görevini devraldım. Warmhaus’un inovatif ve teknolojik çözümler yaratarak ürettiği faydayı maksimum değerlere taşımak ve sektörüne liderlik etme hedefi doğrultusunda oluşturduğu vizyonuna katkı sağlayacak projeler gündemimizde yer alıyor. Ekibimiz ile birlikte stratejilerimizi vizyonumuza katkı sağlayacak projeler üzerine oluşturuyoruz. Bu yılın yurtiçi pazarlarda yeni açıklanan konut projeleri ile birlikte hareketli bir yıl olacağını düşünüyoruz. Projelerde sunduğumuz çözüm odaklı yaklaşımız ve ürünlerimiz ile projelerin içinde aktif olarak yer almayı hedefliyoruz. Doğal gazın yeni ulaştığı yerleşimlerde, yetkili satıcı ve servis ağımızı güçlendirmek için çalışmalarımız sürüyor. Yurtdışı pazarlar için elektrikli kombi projemiz sürüyor. Ayrıca yılın son çeyreğinde ısı pompasını ürün gamımıza eklemeyi planlıyoruz.

2. Çevre dostu ve enerji verimli teknolojiler, iklimlendirme sektöründe artık temel bir gereklilik haline geldi. Ürünlerinizin çalışma prensipleri, enerji performansı ve sürdürülebilirlik yaklaşımı açısından hangi yenilikçi çözümleri sunduğunu anlatabilir misiniz?

Ürünlerimizin geliştirme ve çalışma prensiplerinin temelinde üç ana unsur yer alıyor: Çevreye duyarlılık, yüksek enerji verimliliği ve kullanıcıya sağlanan maksimum tasarruf. Tüm Ar-Ge ve üretim süreçlerimizi bu üç öncelik doğrultusunda şekillendiriyoruz.

Bu yaklaşımımızın somut çıktılarından biri olan Gaz Adaptif Sistemli kombilerimiz, yakıt tüketimini optimize ederek enerji kullanımını minimum seviyede tutuyor. Bununla birlikte, ürünlerimizde kullanılan gelişmiş izolasyon teknolojileri sayesinde ısı kaybı en aza indiriliyor; böylece hem gereksiz enerji tüketiminin hem de çevresel etkinin önüne geçiliyor.

Ayrıca kombilerimizin NOx Sınıf 6 seviyesinde olması, düşük emisyon değerleriyle çevre dostu bir performans sunmamıza olanak tanıyor. Ürünlerimizde tercih ettiğimiz yüksek kaliteli komponentler ise cihazların uzun ömürlü olmasını sağlayarak kaynak kullanımını azaltıyor ve dolaylı olarak karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sunuyor.

Bunların yanı sıra en son Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında önemli bir adım atarak H2 Ready Sertifikası aldık. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz kombilerimiz, doğal gazla birlikte yüzde 20 oranında hidrojen kullanımına uyumlu olacak şekilde tasarlandı. Bu da geleceğin enerji dönüşümüne bugünden hazır olduğumuzu gösteriyor.

Yakın zamanda üretimine başladığımız yeni nesil eşanjör tasarımımız da sürdürülebilirlik yaklaşımımızın önemli bir parçası. Bu yenilikçi tasarım ile enerji verimliliğini artırmayı, karbon salımını azaltmayı ve kullanıcılarımıza daha uzun ömürlü, yüksek performanslı çözümler sunmayı hedefliyoruz.

Ürünlerimizin en verimli şekilde kullanılmasını destekleyen dijital çözümler de geliştiriyoruz. Bu alandaki öne çıkan uygulamalarımızdan biri olan RecoWa, Wi-Fi Akıllı Oda Termostatı ile entegre çalışarak enerji tüketimini optimize ediyor. Mobil uygulama üzerinden kullanıcıların yaşam alışkanlıklarına göre ısıtma sistemlerini yönetebilmesine olanak tanıyan RecoWa, daha düşük enerji tüketimi ve daha az karbon salımı ile sürdürülebilir bir kullanım deneyimi sunuyor.

3. Projelerde tercih edilen ürün ve hizmetleriniz; yatırımcı, proje geliştirici ve son kullanıcı açısından ne gibi avantajlar sağlıyor?

Enerji tasarrufu, işletme maliyetleri, uzun ömürlülük ve konfor kriterleri açısından yarattığınız katma değeri nasıl tanımlarsınız?

Projelerde kendimizi sadece bir ürün tedarikçisi olarak değil bir çözüm ortağı olarak görüyoruz. Uzman kadromuz ile birlikte projeyi oluşturanlar ile tüm süreçte yer alarak söz konusu proje için en doğru ve en uygun maliyetli ürünü seçmek için çalışıyoruz. Konut projelerine, proje ve inşaat firmalarına çok hızlı ve efektif çözümler sunabiliyoruz. Ürünlerimiz özelinde değerlendirdiğim zaman; duvar tipi çelik eşanjörlü premix yoğuşmalı kazan serimiz kolay kurulumu, yüksek performansı, tasarruflu ve uzun ömürlü olması gibi öne çıkan özellikleri ile konut, üniversite, okul, lojman ve otel gibi büyük projeler tarafından tercih ediliyor. Hızlı ısı yayılımı sağlayan panel radyatörlerimiz yüksek korozyon direnci ve dayanıklı yapısı ile uzun ömürlü kullanım sağlıyor. Panel radyatördeki farklı çeşitlerimiz mekanlara aynı zaman estetik ve konfor da sunuyor. Doğru projelendirilmiş bir panel radyatör sistemi kombi ile birlikte maksimum verim sağlayabiliyor.  

Kombi ve duvar tipi yoğuşmalı kazan ürün gamımızda farklı kapasite seçenekleri var. Bunların hepsinin ortak noktası maksimum verim, düşük gaz tüketimi, kolay kurulum kompakt ve aynı zamanda şık tasarımlara sahip olması. Son kullanıcı açısından tüm bunlar tasarrufa ve konfora dönüşürken, projeciler tarafından da düşük merkezi sistem alt yapı maliyeti sağlıyor. 

4. Türkiye iklimlendirme pazarındaki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Pazar payı, segment odakları ve bölgesel yaygınlık açısından güçlü yönleriniz nelerdir?

Önümüzdeki döneme ilişkin büyüme ve yatırım hedeflerinizi de paylaşır mısınız?

Warmhaus iklimlendirme sektöründeki yolculuğuna 1996 yılında panel radyatör üretimi ile başladı. Şirketimiz 2016 yılının Eylül ayında kombi üretimine başladı. Cihaz tarafında nispeten genç bir marka olsak da ısıtma sektöründe 30 yıllık bir geçmişe sahibiz. Sektörümüzde hızla yaygınlaşan ve büyüyen bir marka olarak hedefimiz hiçbir zaman yalnızca üretmek olmadı. Her zaman odağımızda fark yaratan inovatif ürünler geliştirerek sektörümüze yön vermek yer aldı. Nitekim bu kapsamda da Gaz Adaptif Sistemli kombi, kendi kapasitesinde dünyanın en küçük kombisi gibi örneklerini verebileceğim pek çok ilki de sektörümüze kazandırdık.  Ürünlerimizin ülkemizdeki yaygınlığını ise en iyi şu cümle ile ifade edebilirim; Türkiye’de radyatör kullanılan her 5 evden birini Warmhaus fabrikasında ürettiğimiz ürünler ısıtıyor. Kombi üretiminde her zaman kalite odaklı çalıştık. Tüketicilerin ısınma ihtiyacını tasarruf ederek karşılamasını sağlamak için özellik ve kalitesi ile üst segment olan ürünlerimizi, orta segment fiyatına satıyoruz.

2023 yılının sonlarına doğru TEKNOSAB’daki yeni üretim tesisimize taşınmıştık. Üretim tesisi anlamında uzun vadede yeni bir yatırım planlamıyoruz. Kısa vadeli iş hedeflerimiz arasında soğutma kanalına girmek yer alıyor. Ayrıca üretim tesisimiz bünyesinde bir Ar-Ge Merkezi açmayı planlıyoruz. Yurtiçi pazarlarda, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde doğal gaz altyapısının yeni devreye alındığı yerleşimlerde büyüme potansiyelini yakından takip ediyoruz. Bu bölgelerde artan talebe hızlı ve etkin şekilde yanıt verebilmek adına yetkili satıcı ve servis ağımızı stratejik olarak genişletmeye ve güçlendirmeye yönelik yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.

Yurtdışında ise yeni pazarlara açılmak ve mevcut pazarlardaki konumumuzu daha da sağlamlaştırmak 2026 yılı öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Global ölçekte rekabet gücümüzü artıracak adımlar atarken, sürdürülebilir büyüme stratejimiz doğrultusunda ilerlemeye devam ediyoruz.

5. AR-GE yatırımlarınızın sektörel gelişime katkısı hakkında neler söylemek istersiniz? Özellikle dijitalleşme, akıllı sistem entegrasyonları ve yüksek verimlilik odağında yürüttüğünüz çalışmalar nelerdir?

Yakın vadede piyasaya sunmayı planladığınız yeni ürün veya hizmet modelleri hakkında ipuçları verebilir misiniz? 

Her yaşam alanı için kaliteli, güvenilir ve fark yaratan çözümler bulmak için çalışıyoruz. Pek çok farklı yaşam alanı var. Kullanıcıların yaşam tarzları ihtiyaçları da farklılık gösteriyor. İklimlendirme sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olarak bu değişimi yakalayabilmeniz, ihtiyaçlara çözüm üretebilmeniz için yenilikçi bir bakış açısına sahip olmanız, yeni yaşam standartlarına uygun teknolojik ve dijital çözümler sunmanız gerekiyor. Ayrıca 40’tan fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. Farklı coğrafyaların ihtiyaçlarına cevap verebilecek esneklikte olmaz iseniz rekabet edemezsiniz. Biz tüm bu bahsettiğim konularda avantajlı konumdayız. Çünkü çevik ve dinamik bir Ar-Ge ekibimiz var. Üretim altyapımız ve teknolojik gücümüz sayesinde ürünlerimizin donanım ve yazılımlarını ihtiyaçlara göre hızlı şekilde uyarlayabiliyoruz. Ar-Ge tarafında geliştirdiğimiz ürünlerde ve ürünlerimizde kullandığımız teknolojilerde enerji ve su gibi kaynakların verimli kullanımını sağlamak, kullanıcıya tasarruf sağlayabilmek ve tabi çevreye zarar vermeyecek ürünlerin geliştirilmesi öncelikli konularımız arasında olarak yer alıyor. Ürünlerimizin en verimli şekilde kullanılabilmesi için dijital trendler doğrultusunda çözümler sunuyoruz. Kullanıcıya kolaylık ve konfor sağlayacak mobil cihazlar için özel uygulamalar geliştiriyoruz. 

2026 yılında da yeni ürün ve hizmetler için Ar-Ge Bölümümüz ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bunlara birkaç örnek vermem gerekirse; Mart ayında hali hazırda yurtdışı pazarlar için ürettiğimiz yeni nesil pnömatik kombi Glowa’yı yurtiçi pazarlara da sunduk. Yeni endüstriyel yüz tasarımı, yüksek verim, akıllı modülasyon ve XL seviyesinde sıcak su performansı Glowa’nın öne çıkan özellikleri arasında yer alıyor. Glowa’nın geniş modülasyon özelliği ise kombinin kapasitesinin ihtiyaca göre ayarlanmasına ve bu sayede hem gaz hem de elektrik enerjisinden tasarruf edilmesine olanak veriyor. İlk etapta 24 kW ısıtma kapasitesi ile piyasaya sunduğumuz ürünümüzün ilerleyen dönemde  farklı kapasite seçeneklerini de satışa sunmayı planlıyoruz. Diğer bir projemiz ise yüksek kapasiteli şofben. Mevcut 12 litre kapasiteli modelimize ek olarak, 14 litre kapasiteli yeni bir şofben üzerinde çalışmalarımız devam ediyor.

Çok kısa bir süre önce, kombinin adeta kalbi olarak nitelendirilen eşanjörün üretimine başladık. Sektörümüzde büyük ölçüde ithal edilen bu kritik bileşeni kendi bünyemizde üretebilmek adına teknolojik altyapımıza önemli ve stratejik bir yatırım gerçekleştirdik.Bu seviyede kritik bir parçanın üretimi için Ar-Ge ekibimizle birlikte uzun, titiz ve çok aşamalı bir hazırlık süreci yürüttük. Tasarım, mühendislik analizleri, numune üretimleri ve kapsamlı test süreçlerinin başarıyla tamamlanmasının ardından seri üretime geçtik. Geliştirdiğimiz yeni nesil eşanjör tasarımı sayesinde cihazlarımızda yüzde 98’e varan verimlilik seviyesine ulaştık. Bu başarı, hem mühendislik yetkinliğimizin hem de üretim kabiliyetlerimizin geldiği noktayı açıkça ortaya koyuyor. Yüzde yüz yerli sermaye ile üretim yapan bir firma olarak, böylesine kritik bir bileşeni yerli imkanlarla üretmenin ülke ekonomisine sağladığı katkı ise bizim için ayrı bir gurur kaynağıdır.

6. İklimlendirme sistemlerinde satış sonrası hizmetlerin rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Servis ağı, teknik destek, bakım sözleşmeleri ve müşteri deneyimi süreçleri açısından sunduğunuz hizmetler markanızın güvenilirliğine nasıl katkı sağlıyor?

Panel radyatör, kombi ve kazan gibi ürünler uzun ömürlü yapıları gereği kullanıcı konforu ve enerji verimliliği üzerinde doğrudan belirleyici rol oynar. Bu nedenle müşteri deneyimi açısından satış sonrası hizmetlerin kalitesi, en az ürünün teknik performansı kadar kritik bir unsurdur. Warmhaus olarak en kaliteli malzemeler ile en güvenli, kullanıcının maksimum verimi alacağı ve uzun ömürlü ürünler üretmek için çalışıyoruz. Verimlilik anlayışımız sadece ürün ile kısıtlı değil.  Satış sonrası hizmetler, teknik servis gibi tüm süreçlerin verimliliği de bizim için çok önemli. Türkiye’de, 186 yetkili servis noktamız ile faaliyet gösteriyoruz. Yetkili servislerimiz düzenli olarak teorik ve sahada ihtiyaç duyacakları konularda eğitim veriyoruz. Bu eğitimlerle servislerin bilgi birikimlerini pekiştirmeyi ve satış sonrası hizmet süreçlerinde kaliteyi artırmayı hedefliyoruz. Hiç şüphesiz ki güçlü bir servis organizasyonu markaya olan güven ve sadakatin inşa edilmesinde en önemli unsurlardandır.  Bu bilinçle, satış sonrası hizmetlerimizi stratejik bir değer alanı olarak konumlandırmaya devam ediyoruz. 

7. Üretim süreçlerinizden ürünlerin kullanım ömrüne kadar uzanan çevresel etki perspektifinde sürdürülebilirlik yaklaşımınızı nasıl şekillendiriyorsunuz?

Yenilenebilir enerji kullanımı, karbon ayak izi azaltım hedefleri ve döngüsel ekonomi uygulamaları konusunda şirketinizin vizyonunu paylaşır mısınız?

Özellikle küresel iklim krizi, enerji kaynaklarının kullanımı ve enerji güvenliği gibi konular, daha verimli ve farklı enerji türleri ile çalışabilen yeni ürünlere ciddi bir talep oluşturdu. Gerçekleştirdiğimiz tüketici ve Pazar araştırmalarımızda da enerji ve su gibi önemli kaynakların sorumlu kullanımı konusunda farkındalığın arttığını gördük. İklimlendirme sektöründe faaliyet gösteren bir marka olarak, bu dönüşümün bir parçası olmanın ötesinde, yön verici aktörlerinden biri olmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda sürdürülebilirlik yaklaşımımızı; ürün geliştirmeden üretim süreçlerine, satış sonrası hizmetlerden dijital çözümlere kadar tüm değer zincirimizi kapsayacak şekilde bütüncül bir yapıda ele alıyoruz. Markamızın geliştirdiği ürünlerde ve kullandığı teknolojilerde kaynakların verimli kullanımı önemli özelliklerinin başında geliyor. Kaynakların en verimli şekilde kullanılmasını sağlayan çevreci ürünler geliştiriyoruz. Sadece ürün verimliliği değil aynı zamanda kullanıcılarımıza sunduğumuz satış sonrası hizmetler, dijital uygulamalar gibi tüm süreçleri verimli şekilde inşa etmeye çalışıyoruz.

Üretim süreçlerimizde de sürdürülebilir üretim bizim için çok önemli bir konu. Fabrikamızdaki hatlarımızdaki otomasyon kontrolü ile verimliliğimizi artırarak enerji kullanımını düşüyoruz. Tesis alt yapımızda aynı zamanda enerji verimliğini sağlayan yüksek enerji sınıfına sahip elektrik motorları ve modülasyonlu pompa sistemleri kullanıyoruz.  Ters ozmoz sistemimizde oluşan atık suyun geri kazanımına yönelik de iyileştirme çalışması yürütüyoruz. Bu uygulama ile proses suyu tekrar sisteme kazandırılarak bu sayede yıllık yaklaşık 2.250 m³ su tasarrufu sağlanarak doğal kaynak tüketimi azaltılacaktır.  Önümüzdeki dönemde de yenilenebilir enerji ile uyumlu ürün portföyümüzü genişleterek, karbon ayak izimizi azaltan ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen çözümler geliştirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Kastamonu Entegre Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın Üçüncü Durağı İzmir Oldu

Yayınlandı

-

 

Kastamonu Entegre’nin iş ortakları ve sektör paydaşlarıyla bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncü durağı İzmir oldu. Ankara ve Kayseri’nin ardından İzmir’de sektör profesyonelleriyle bir araya gelen Kastamonu Entegre bölgenin ihtiyaçlarını ve sektöre yön veren yeni yaklaşımları birlikte değerlendirdi.

Ahşap bazlı panel sektöründe Türkiye’nin lideri, Avrupa’nın üçüncü, dünyanın dördüncü büyük üreticisi Kastamonu Entegre, sektörle daha güçlü bir iletişim kurmak ve iş ortaklarıyla bilgi paylaşımını artırmak amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncüsünü 6 Ekim’de İzmir’de gerçekleştirdi. Ankara ve Kayseri’nin ardından düzenlenen buluşmada şirket, Ege Bölgesi’ndeki iş ortakları ve sektör profesyonelleriyle bir araya geldi.

Üretim, tasarım ve uygulama süreçlerinde rol alan iş ortaklarını bir araya getiren Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları, sektörün ihtiyaçlarını farklı uzmanlıkların bakış açısıyla ele alma fırsatı sunuyor. İzmir buluşmasında bayiler, mimarlar, iç mimarlar, uygulamacılar ve üreticiler; değişen müşteri beklentilerini, bölgedeki pazar dinamiklerini ve bunların ürün seçimi ile uygulama süreçlerine yansımalarını birlikte değerlendirdi.

Ege Bölgesi’nin üretim, ticaret ve tasarım ekosisteminin önemli merkezlerinden İzmir’de gerçekleştirilen etkinlikte, Kastamonu Entegre’nin dekoratif panelden zemin çözümlerine uzanan geniş ürün portföyü sektör profesyonelleriyle buluştu. Etkinlik kapsamında oluşturulan showroom alanında ürünlerin farklı kullanım alanları, tasarım yaklaşımları ve kullanıcıya sunduğu avantajlar aktarılırken katılımcılar, Kastamonu Entegre’nin yenilikçi çözümlerini yakından inceleme fırsatı buldu.

Kastamonu Entegre Global Ürün Yönetimi Grup Müdürü Hande Okul Yılmaz, İzmir buluşmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Ankara ve Kayseri’nin ardından Bölgesel İş Ortakları Buluşmalarımızın üçüncü durağı olan İzmir’de, Ege Bölgesi’ndeki iş ortaklarımızla bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyduk. İzmir buluşmamızda da diğer buluşmalarımızda olduğu gibi ürünlerimizi yakından inceleyebilecekleri, renk, doku ve yüzey seçeneklerini bir arada görebilecekleri bir deneyim alanı oluşturduk. Eylül ayında gerçekleşen INTERMOB’da sergilediğimiz yenilikleri de bu alana taşıyarak iş ortaklarımıza yeni ürünlerimizi ve sundukları tasarım olanaklarını kendi bölgelerinde yakından tanıma fırsatı sunduk. Ürünlerimizin farklı tasarım ve uygulama ihtiyaçlarına nasıl karşılık verdiğini birlikte değerlendirmek ve iş ortaklarımızın görüşlerini doğrudan dinlemek, ürün yönetimi çalışmalarımız açısından da değerli. Bu buluşmalarla, ürünlerimiz etrafında kurduğumuz iletişimi güçlendirmeyi ve bölgesel ihtiyaçları daha yakından anlamayı hedefliyoruz.”

Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları İstanbul’da Devam Edecek

Kastamonu Entegre, Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları ile bilgi birikimini, sektör vizyonunu ve iş ortaklarıyla kurduğu uzun soluklu iş birliklerini Türkiye’nin farklı bölgelerine taşımayı sürdürüyor. Ankara, Kayseri ve İzmir’de gerçekleştirilen buluşmalarla yerel dinamikleri yakından takip eden şirket, sektör paydaşlarıyla ortak gelişim alanları oluşturmayı ve sektörün geleceğine birlikte yön vermeyi amaçlıyor. Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın bir sonraki durağı İstanbul olacak.

Okumaya Devam Et

GENEL

Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimi Türk İş Dünyasıyla Küresel Arenaya Taşınacak

Yayınlandı

-

Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) arasında imzalanan iş birliği protokolüyle, Türk özel sektöründe sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılması, sürdürülebilirlik alanındaki uygulamaların güçlendirilmesi ve Türkiye’nin bu alandaki deneyiminin uluslararası iş dünyasına taşınması hedefleniyor.

Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin vizyonuyla Türkiye’den dünyaya yayılan Sıfır Atık yaklaşımı, iş dünyasında da yeni iş birlikleriyle güçleniyor.

Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik ve sıfır atık alanındaki dönüşümünü hızlandırmak amacıyla iş birliğine gitti. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş ile DEİK Başkanı Nail Olpak tarafından imzalanan protokolle, DEİK üyesi kuruluşlar ve İş Konseyleri nezdinde sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılmasına yönelik ortak çalışmalar yürütülmesinin önü açıldı.

Samed Ağırbaş: “Önemli Bir İş Birliğini Hayata Geçiriyoruz”

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik dönüşümü açısından önemli bir iş birliğini hayata geçirmenin memnuniyetini yaşadıklarını belirterek, “Sıfır Atık Hareketi’nin küresel bir vizyona dönüşmesine öncülük eden, ‘Dünya Ortak Evimiz’ anlayışını Türkiye’den dünyaya taşıyan Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyonu özellikle ifade etmek isterim. 2017 yılında başlayan Sıfır Atık Hareketi bugün; atığın yönetilmesinin ötesinde, kaynakların korunmasını, verimliliği, döngüsel ekonomiyi ve sürdürülebilir kalkınmayı birlikte ele alan kapsamlı bir dönüşüm modeline ulaşmıştır. Bu vizyonun ülkemizin çevre ve iklim politikalarına güçlü biçimde yansımasında, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çevre ve iklim alanındaki iradesi ile Sayın Murat Kurum’un kararlı uygulama yaklaşımı önemli bir yere sahiptir” dedi.

“DEİK’in Güçlü Uluslararası İş Ağı Büyük Bir Fırsat Sunuyor”

Sıfır atığın yalnızca bir çevre politikası değil; üretim, yatırım, rekabetçilik ve ekonomik kalkınma meselesi olduğunu belirten Ağırbaş, “DEİK’in İş Konseyleri ve üye kuruluşları aracılığıyla sahip olduğu güçlü uluslararası iş ağı, Türkiye’nin sıfır atık ve döngüsel ekonomi deneyimini küresel iş dünyasına taşımamız açısından büyük bir fırsat sunuyor. Bu vizyonun uluslararası ölçekteki karşılığını, Haziran ayında ikincisini gerçekleştirdiğimiz Sıfır Atık Forumu’nda da gördük. 183 ülkeden katılımın sağlandığı Forum, sıfır atığın artık sadece çevre politikalarının değil; iklim eyleminin, ekonomik dönüşümün ve uluslararası iş birliğinin de önemli bir unsuru olduğunu ortaya koydu” ifadelerini kullandı.

“Hedefimiz Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimini Dünyaya Uygulama ve İş Birliği Modeli Olarak Sunan Bir Ülke Olması”

İş birliği için DEİK Başkanı Nail Olpak’a ve DEİK’in yönetimine teşekkür eden Ağırbaş, “Hedefimiz Türkiye’nin sıfır atık deneyimini dünyaya uygulama ve iş birliği modeli ile sunan bir ülke olmasıdır. COP31 sürecinde de bu yaklaşımı güçlendireceğiz. İklim gündemini yalnızca taahhütler üzerinden değil; yatırımlar, teknolojiler, finansman ve sahadaki somut uygulamalar üzerinden ele alacağız” dedi.

Nail Olpak: “DEİK Olarak, Ticari Diplomasi Faaliyetlerimize İklim Diplomasisi Kavramını da Dahil Edeceğiz”

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, “Ülkemizin ev sahipliğinde düzenlenecek olan COP31’e çok az bir süre kaldı ve DEİK olarak biz de bu süreçte iş dünyası olarak verebileceğimiz katma değeri ortaya koyabilmeye çalışıyoruz. COP toplantıları ilk ortaya çıktığı zaman, sadece hükümetler arası iklim müzakerelerinin görüşüldüğü bir platformdu. Ancak günümüzde, iklim konuları aynı zamanda ekonomi ve iş dünyasının da ana gündem maddelerinden birisi oldu. Yeşil ekonomiye geçiş, döngüsel ekonomi, yeşil finansman gibi birçok alt başlıkta ve yeniden düzenlenen küresel ticarette iş dünyasının da kaçınılmaz ve önemli bir rolü bulunuyor. Bu çerçevede biz de DEİK olarak iklim diplomasisini ticari diplomasi faaliyetlerimizin ana unsuru olarak görüyor ve COP31 öncesi ve sonrası da dahil olmak üzere atılacak adımlarda iş dünyamızla birlikte hareket etmeye devam ediyoruz. İş dünyası olarak en önemli önceliğimiz öngörülebilirlik. Bugün hayatımıza çok daha önemli yeni bir rekabet alanı eklendi: güven rekabeti. Güven hem iş dünyasının hem de devletlerin en fazla önem verdiği başlık haline geldi ve böyle olmaya da devam edecek” dedi.

“Sıfır Atık Vakfı ile Yakın İş Birliği İçindeyiz”

“COP31 gibi çok taraflı ve katmanlı bir sürece girerken, iş dünyası örgütleri ve sivil toplum kurumları da kendilerine güvenli ortak arayışı içerisinde” diyen Olpak, şöyle devam etti:

“DEİK olarak, bu süreçte uzun zamandır Sıfır Atık Vakfı ile yakın bir iş birliği içerisindeyiz. Uluslararası Sıfır Atık Zirvesi kapsamında, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Liderler Toplantısı’nı bizim düzenlememizi arzu ettiler. DEİK de yürüttüğü ticari diplomasi faaliyetlerine iklim diplomasisi kavramını da dahil ederek, her zaman olduğu gibi iş dünyası ile kamu arasında bir arayüz vazifesi görüyor. DEİK ailemiz ile Sıfır Atık Vakfı arasında bugün imzaladığımız iş birliği protokolüyle, mevcut iş birliğimizi daha üst seviyeye çıkararak, başta döngüsel ekonomi ve sıfır atık yaklaşımı olmak üzere, sürdürülebilirlik alanında daha etkin bir koordinasyon merkezi kuracağız.”

İmza töreninin ardından, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı, iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilerek sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomi alanlarında özel sektörün rolü ve küresel sürdürülebilirlik gündemine katkı sağlayacak iş birliği alanları ele alındı.

Sıfır Atık Yaklaşımı İş Dünyasının Uluslararası Faaliyetlerine Taşınacak

İş birliğiyle, sürdürülebilirlik ilkelerinin dış ticaret ve uluslararası iş birliği faaliyetlerinde daha güçlü şekilde ele alınması ve Türk özel sektörünün uluslararası arenada sıfır atık ve sürdürülebilirlik alanında öncü konuma taşınmasına katkı sağlanması amaçlanıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Hisense, Türkiye Pazarına Özel bir Lansman ile Giriş Yaptı

Yayınlandı

-

 

Dünya genelinde tüketici elektroniği ve ev teknolojilerinin lider markalarından Hisense, Türkiye pazarına özel bir lansmanla adım attı. “İçindeki Işığı Hisset” temasıyla gerçekleştirilen lansmanda katılımcılar, yüksek teknoloji ürünü Hisense ürünlerini deneyimleme fırsatı buldu.
 
Küresel tüketici elektroniği ve ev teknolojilerinin liderler  markalarından Hisense, Türkiye operasyonlarını özel bir lansmanla başlattı. “İçindeki Işığı Hisset” temasıyla düzenlenen ve Hisense’in yüksek teknolojili ürünlerinin deneyimlendiği lansman; iş ortakları, sektör temsilcileri ve teknoloji sektörünün yoğun katılımıyla gerçekleşti.

 

Kullanıcı odaklı inovasyon anlayışı ve küresel mühendislik birikimini paylaşma hedefiyle sektöre adım atan Hisense, ilk aşamada yaşam alanlarına sinematik konfor sunan yüksek teknoloji ürünü televizyonları ve üstün iklimlendirme performansı sağlayan akıllı klima modelleriyle Türkiye’deki tüketicilerle buluştu.

Hisense Teknoloji Ekosistemi İlk Kez Bir Arada Deneyimlendi
Lansmanın öne çıkan ürünlerinden biri, Hisense’in RGB MiniLED teknolojisini 116 inç dev ekranla buluşturan 116UXQ modeli oldu. Davetliler, RGB MiniLED ailesinin UR8 ve UR9 modellerinin yanı sıra Türkiye’de satışta bulunan ULED MiniLED ve Hi-QLED serilerini de yakından inceleme fırsatı buldu. 65 inçten 116 inçe uzanan farklı ekran boyutlarındaki Hisense televizyonlar; görüntü kalitesi, renk performansı, ekran büyüklüğü ve akıcı görüntü deneyimiyle etkinlik boyunca ziyaretçilerin deneyimine sunuldu.

 

Televizyonların yanı sıra Hisense’in Türkiye’deki Hi-Smart, Max Comfort ve Energy Pro X klima serileri ile Air Master modeli de lansmanda sergilendi. Marka, mevcut ürün gamının ötesindeki global ürün ekosistemini ise “Hisense ile Geleceğin Evi” konseptiyle ziyaretçilere tanıttı. Henüz Türkiye’de satışa sunulmayan beyaz eşya ve küçük ev aletlerinin de yer aldığı deneyim alanı, Hisense’in akıllı yaşam vizyonunu ve gelecekte Türkiye’ye taşımayı planladığı daha geniş ürün dünyasını bir arada görme imkanı sundu.

 

“Türkiye’ye Uzun Vadeli Bir Vizyonla Geldik”

 

Lansmanda Türkiye pazarının stratejik önemine vurgu yapan  Hisense Europe CEO’su Hanson Han şu değerlendirmelerde bulundu: ” Hisense olarak yarım asrı aşan teknoloji ve inovasyon deneyimimizin merkezinde çok temel bir vizyon  var: Biz teknolojinin insanlara hizmet etmesi ve günlük hayatı daha iyi hale getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu anlayış global yolculuğumuza yön verdiği gibi, Türkiye’de kuracağımız geleceğe de pusula görevi görüyor.. Türkiye pazarının  yüksek potansiyeline inanıyoruz. Bu nedenle bu pazara  uzun vadeli bir vizyonla giriş yaptık. Türkiye’deki hikayemiz daha yeni başlıyor ve önümüzdeki yıllarda birlikte inşa edeceğimiz yolculuk için büyük bir heyecan duyuyoruz.”

 

“Spor, Teknoloji ve Tüketici Deneyimini Bir Araya Getiriyoruz”
Lansmanda spor sponsorlukları üzerine bir sunum gerçekleştiren Hisense Avrupa Pazarlama Direktörü ve Hisense Avrupa Yönetim Komitesi Üyesi Alenka Potočnik Anžič ise şunları kaydetti: “Hisense’in global büyümesinde yalnızca teknolojiye değil, insanlarla güçlü ve uzun vadeli bağlar kurmaya da yatırım yapıyoruz. Spor da bu yaklaşımın en önemli platformlarından biri. 2016’dan bu yana sürdürdüğümüz FIFA ve UEFA iş birlikleriyle marka görünürlüğünün ötesine geçerek teknolojiyi, futbolu ve taraftar deneyimini bir araya getiriyoruz. Bu uzun vadeli yaklaşım, Hisense’in global bilinirliğini ve tüketici güvenini güçlendirirken perakende iş ortaklarımız için de yeni fırsatlar yaratıyor. Türkiye’de de global marka gücümüzü yerel tüketici deneyimleriyle buluşturarak Hisense’i insanların hayatının doğal bir parçası haline getirmeyi hedefliyoruz.”

 

“Hisense’in Işığını Türkiye’de İş Ortaklarımızla Birlikte Yayacağız”

Hisense Doğu Avrupa Satış Direktörü ve Türkiye Genel Müdürü Boštjan Vodeb, “Türkiye, Hisense için uzun vadeli potansiyeline inandığımız önemli bir pazar. Bu nedenle önceliğimiz yalnızca ürünlerimizi satışa sunmak değil, yerel ekibimiz, güçlü satış ve dağıtım iş ortaklarımız ve güvenilir satış sonrası hizmet ağımızla doğru temelleri oluşturmak oldu. TV ve klima ile başlayan yolculuğumuzu 2027’den itibaren yeni ürün kategorileriyle kademeli olarak büyütmeyi planlıyoruz. Bu yolculuğun merkezinde ‘Ulaşılabilir Lüks’ yaklaşımımız var. İleri teknolojinin, güçlü tasarımın ve üstün deneyimin yalnızca belirli bir kesime değil, çok daha fazla insana ulaşması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye’deki hikayemizi de tek başımıza değil, iş ortaklarımız ve tüketicilerimizle birlikte yazmak istiyoruz. Global hikayemiz 1969’da başladı, bugün ise Türkiye’de yeni bir bölüm açıyoruz. Gelin, Hisense’in ışığını Türkiye’de birlikte yayalım.” dedi.

“Teknolojiyi Hayatın Önünde Değil, Hayatın İçinde Konumlandırıyoruz”

Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü Ekin Doğan Çomak ise  “Hisense olarak inovasyonu yalnızca daha yeni, daha hızlı veya daha gelişmiş teknoloji üretmek olarak görmüyoruz. Asıl değer, teknolojinin insanların hayatına dokunduğunda neyi değiştirdiği, neyi kolaylaştırdığı ve insana ne hissettirdiğiyle ortaya çıkıyor. Biz teknolojiyi hayatın önünde değil, hayatın içinde konumlandırıyoruz. İleri teknolojiyi, kaliteli tasarımı ve premium deneyimi daha fazla insan için erişilebilir kılarken Türkiye’de uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Tüketicinin Hisense ile ilk karşılaşmasından ürün deneyimine ve satış sonrası hizmetlere kadar her noktada aynı kaliteyi ve güveni sunmak istiyoruz.” diye konuştu.
Hisense,  ilk aşamada satışa sunduğu 55, 65 ve 75 inç boyutlarında  Hi-QLED ve ULED MiniLED TV serisinin yanı sıra küresel pazar liderliğini elinde bulundurduğu 100 inç ve üzeri TV serilerini 2027 itibariyle Türkiye’ye taşıyacak. Ayrıca giriş segmentinden premium segmente uzanan geniş bir yelpazede Hi Smart, Max Comfort, Energy Pro X klima serileriyle farklı ihtiyaç ve beklentilere yanıt veriyor.
 
Futbol Heyecanı Hisense Ekranlarına Taşındı
Lansman, basın toplantısının ardından, teknoloji ve futbolu bir araya getiren özel bir deneyimle devam etti. Eski milli futbolcular Volkan Demirel ve Caner Erkin, Hisense RGB MiniLED ekranlarında konsol üzerinden karşı karşıya geldi. Keyifli rekabete sahne olan aktivite, davetlilere Hisense televizyonların geniş ekran deneyimini, görüntü kalitesini ve hareketli sahnelerdeki akıcılığını doğrudan deneyimleme fırsatı sundu.
“İçindeki Işığı Hisset” teması etrafında teknoloji, spor ve eğlenceyi bir araya getiren gece, ürün deneyimlerinin ardından Ezgi Alaş’ın sahne performansıyla devam etti. Davetlilerin Hisense’in farklı teknoloji ve yaşam kategorilerini yakından keşfettiği lansman, müzik performansıyla sona erdi.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye