Enerji ve Kaynak Teknolojilerinde Global Güç: Fronius’un Sürdürülebilir Gelecek Vizyonu - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Enerji ve Kaynak Teknolojilerinde Global Güç: Fronius’un Sürdürülebilir Gelecek Vizyonu

Yayınlandı

-

Nusret Bilen Fronius Türkiye Genel Müdürü


Kaynak teknolojilerinden güneş enerjisine uzanan geniş çözüm portföyüyle Fronius, enerji verimliliği, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımıyla hem sanayide hem de enerji sektöründe geleceğin dönüşümüne yön veriyor.

  1. Öncelikle Fronius’u daha yakından tanıyabilir miyiz? Şirketin global faaliyet alanları, temel teknoloji odakları ve Türkiye’deki yapılanması hakkında bilgi verebilir misiniz?

1945 yılında Avusturya’da kurulan Fronius, elektrik enerjisinin üretilmesi, dönüştürülmesi ve verimli şekilde kullanılması alanlarında dünya çapında faaliyet gösteren bir teknoloji şirketi. Kuruluşumuzdan bu yana inovasyon odaklı bir yaklaşım benimsiyor ve faaliyetlerimizi Fronius Welding ile Solar & Energy olmak üzere iki stratejik iş segmenti etrafında şekillendiriyoruz.

Fronius Welding iş segmenti kapsamında endüstriyel üretime yönelik yüksek hassasiyetli, verimli ve güvenilir kaynak teknolojileri geliştiriyoruz. Enerji verimliliği yüksek kaynak sistemlerimiz, proses optimizasyonu sayesinde hatalı üretim oranlarını düşürerek malzeme ve enerji israfını azaltıyor. Bu çözümler otomotivden ağır sanayiye kadar birçok sektörde üretim kalitesini ve verimliliği artırmaya katkı sağlıyor.

Solar & Energy tarafında ise inverter teknolojileri, enerji depolama sistemleri ve dijital enerji yönetim çözümleriyle bireysel, ticari ve endüstriyel kullanıcıların sürdürülebilir enerjiye geçişini destekliyoruz. Bugün yaklaşık 7 bin çalışanımız, dünya genelindeki 37 iştirakimiz ve 60’tan fazla ülkede yaygın servis ve partner ağımızla faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Türkiye’de ise güçlü bir organizasyon yapımız bulunuyor. Satış, servis, teknik destek ve eğitim ekiplerimizin yanı sıra geniş iş ortağı ve servis ağımız sayesinde hem sanayi hem de enerji sektöründe müşterilerimize hızlı ve güvenilir çözümler sunuyoruz. Türkiye pazarı Fronius için stratejik öneme sahip ve uzun yıllardır burada güçlü bir teknoloji partneri olarak konumlanıyoruz.

  1. Günümüzde sürdürülebilirlik, sanayi ve teknoloji şirketlerinin stratejik gündeminde önemli bir yer tutuyor. Fronius’un kurumsal sürdürülebilirlik yaklaşımını ve bu alandaki önceliklerini nasıl tanımlarsınız?

Sürdürülebilirlik bizim için uzun vadeli gelişim stratejisinin temel unsurlarından biri. Enerji verimliliği, kaynakların sorumlu kullanımı ve uzun ömürlü teknolojiler geliştirmek, tüm faaliyetlerimizin merkezinde yer alıyor. Bu yaklaşımı çevresel sorumluluk, ekonomik sürdürülebilirlik ve toplumsal katkı başlıkları altında ele alıyoruz. Solar & Energy iş segmentimizde geliştirdiğimiz inverter teknolojileri ve enerji yönetim çözümleri, yenilenebilir enerjinin daha verimli kullanılmasına katkı sağlıyor. Fronius Welding tarafında ise sürdürülebilirliği üretim süreçlerinin verimliliği üzerinden ele alıyoruz. Enerji tasarrufu sağlayan kaynak teknolojileri, sıfır hata ve minimum atık yaklaşımıyla üretim hatlarında hem enerji tüketimini hem de malzeme kaybını azaltıyor. Uzun ömürlü ve tamir edilebilir ürün yapımız da ekipmanların kullanım süresini uzatarak kaynak tüketiminin azaltılmasına katkı sağlıyor.

  1. Enerji dönüşümü küresel ölçekte hız kazanırken şirketlerin enerji yönetimi ve verimlilik konularındaki sorumlulukları da artıyor. Fronius bu dönüşüm sürecine hangi çözümleri ve teknolojileriyle katkı sunuyor?

Yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaşmasıyla birlikte enerji üretimi, tüketimi ve yönetimi konusunda daha bağlantılı ve veri odaklı sistemlere ihtiyaç duyuluyor. Fronius olarak bu dönüşüme özellikle Solar & Energy iş segmentimiz kapsamında geliştirdiğimiz teknolojilerle katkı sağlıyoruz. Geliştirdiğimiz inverter teknolojileri güneş enerjisinin verimli şekilde kullanılmasını mümkün kılarken Solar.web platformu sayesinde kullanıcılar enerji üretim ve tüketim verilerini gerçek zamanlı olarak izleyebiliyor. Bu sayede enerji yönetimi daha şeffaf ve daha verimli hale geliyor. Bu yaklaşımı “Güneşin gücüyle, 24 saat kesintisiz bağlantı” anlayışıyla ifade ediyoruz. Öte yandan Fronius Welding tarafında da üretim süreçlerinde enerji verimliliğini artıran teknolojiler geliştiriyoruz. Modern kaynak sistemlerimiz daha düşük enerji tüketimiyle yüksek performans sunarken proses stabilitesi sayesinde yeniden işleme ve hurda oranlarını azaltıyor. Bu da sanayide sürdürülebilir üretime doğrudan katkı sağlıyor.

  1. Solar & Energy alanındaki çözümleriniz enerji üretimi ve tüketimi konusundaki dönüşüm sürecinde nasıl bir rol üstleniyor?

Yenilenebilir enerji sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte enerji üretimi daha dağıtık ve daha esnek bir yapıya dönüşüyor. Bu yeni enerji ekosisteminde enerjinin doğru şekilde yönetilmesi ve tüketimle dengelenmesi büyük önem taşıyor. Solar & Energy çözümlerimiz bu dönüşümde önemli bir rol üstleniyor. Geliştirdiğimiz inverter teknolojileri sayesinde güneş enerjisinden maksimum verim elde edilmesini sağlıyoruz. Ayrıca Fronius teknolojilerinin önemli bir özelliği de Avrupa’da üretim anlayışına dayanmasıdır. “Powered by Europe” yaklaşımıyla geliştirilen sistemlerimiz Avusturya mühendislik standartlarını yansıtırken aynı zamanda krizlere dayanıklı ve güvenilir bir tedarik zinciri yapısına sahip. Bu sayede müşterilerimize uzun vadeli, güvenilir ve yüksek performanslı enerji sistemleri sunabiliyoruz.

  1. Sürdürülebilirlik günümüzde üretim süreçleri, ürün yaşam döngüsü ve kurumsal operasyonlar gibi birçok başlığı kapsıyor. Fronius bu alanlarda nasıl bir yaklaşım benimsiyor?

Sürdürülebilirlik yalnızca enerji üretimiyle sınırlı bir başlık değil; ürün tasarımından üretim süreçlerine kadar geniş bir perspektifi kapsıyor. Bu nedenle Fronius olarak ürünlerimizi mümkün olan en uzun ömürlü olacak şekilde tasarlamaya büyük önem veriyoruz. Ürünlerimizin tamir edilebilir yapıda olması bu yaklaşımın önemli bir parçası. Birçok sektörde ekipmanlar arıza durumunda tamamen değiştirilirken, Fronius teknolojilerinde parça bazlı tamir ve bakım mümkün. Bu sayede hem ürün ömrü uzuyor hem de kaynak tüketimi azalıyor.

Aynı zamanda Fronius Welding segmentinde geliştirdiğimiz yüksek verimli kaynak sistemleri, üretim hatlarında hata oranlarını düşürerek malzeme kaybını azaltıyor. Solar & Energy tarafında ise enerji verimliliği yüksek inverter teknolojileri ve dijital enerji yönetimi çözümleri sayesinde daha sürdürülebilir bir enerji kullanımına katkı sağlıyoruz.

  1. Fronius’un dijital çözümleri ve teknolojik altyapısı sürdürülebilir üretim hedeflerini nasıl destekliyor?

Dijitalleşme günümüzde üretim ve enerji yönetimi süreçlerinde önemli bir dönüşüm yaratıyor. Veri analitiği ve bağlantılı sistemler sayesinde performansın daha yakından izlenmesi ve optimize edilmesi mümkün hale geliyor. Solar & Energy tarafında Solar.web platformumuz kullanıcıların sistemlerini gerçek zamanlı olarak izlemesine olanak tanıyor. Enerji üretimi, tüketimi ve depolama verileri tek bir platform üzerinden analiz edilebiliyor. Bu yaklaşım enerji verimliliğini artırırken kullanıcıların daha bilinçli enerji yönetimi kararları almasına yardımcı oluyor. Fronius Welding tarafında ise dijital kaynak çözümleri üretim hatlarında süreç verilerini analiz ederek kaliteyi ve verimliliği artırıyor. Bu sayede hem enerji tüketimi hem de malzeme kaybı azalıyor.

  1. Önümüzdeki yıllarda enerji ve sanayi alanlarında sürdürülebilirlik açısından nasıl bir dönüşüm öngörüyorsunuz? Fronius’un bu dönüşümdeki rolü sizce nasıl şekillenecek?

Önümüzdeki yıllarda yenilenebilir enerji kaynaklarının payı artarken enerji depolama, dijital enerji yönetimi ve akıllı şebeke çözümleri bu dönüşümün önemli parçaları olacak. Fronius olarak bu dönüşümün aktif bir parçası olmayı hedefliyoruz. Solar & Energy tarafında güneş enerjisi sistemlerinin daha bağlantılı ve daha akıllı hale gelmesini sağlayan teknolojiler geliştirmeye devam edeceğiz. Solar.web gibi dijital platformlar sayesinde kullanıcıların enerji üretimlerini daha etkin şekilde yönetebildiği bir ekosistem oluşacağını öngörüyoruz. Sanayi tarafında ise Fronius Welding teknolojileri üretim süreçlerinde enerji verimliliğini artıran ve hatalı üretimi minimize eden çözümler sunmaya devam edecek. “Powered by Europe” yaklaşımıyla geliştirilen, uzun ömürlü ve tamir edilebilir ürünlerimiz sayesinde hem sürdürülebilir üretime hem de güvenilir teknoloji altyapısına katkı sağlamayı sürdüreceğiz.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Kastamonu Entegre Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın Üçüncü Durağı İzmir Oldu

Yayınlandı

-

 

Kastamonu Entegre’nin iş ortakları ve sektör paydaşlarıyla bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncü durağı İzmir oldu. Ankara ve Kayseri’nin ardından İzmir’de sektör profesyonelleriyle bir araya gelen Kastamonu Entegre bölgenin ihtiyaçlarını ve sektöre yön veren yeni yaklaşımları birlikte değerlendirdi.

Ahşap bazlı panel sektöründe Türkiye’nin lideri, Avrupa’nın üçüncü, dünyanın dördüncü büyük üreticisi Kastamonu Entegre, sektörle daha güçlü bir iletişim kurmak ve iş ortaklarıyla bilgi paylaşımını artırmak amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncüsünü 6 Ekim’de İzmir’de gerçekleştirdi. Ankara ve Kayseri’nin ardından düzenlenen buluşmada şirket, Ege Bölgesi’ndeki iş ortakları ve sektör profesyonelleriyle bir araya geldi.

Üretim, tasarım ve uygulama süreçlerinde rol alan iş ortaklarını bir araya getiren Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları, sektörün ihtiyaçlarını farklı uzmanlıkların bakış açısıyla ele alma fırsatı sunuyor. İzmir buluşmasında bayiler, mimarlar, iç mimarlar, uygulamacılar ve üreticiler; değişen müşteri beklentilerini, bölgedeki pazar dinamiklerini ve bunların ürün seçimi ile uygulama süreçlerine yansımalarını birlikte değerlendirdi.

Ege Bölgesi’nin üretim, ticaret ve tasarım ekosisteminin önemli merkezlerinden İzmir’de gerçekleştirilen etkinlikte, Kastamonu Entegre’nin dekoratif panelden zemin çözümlerine uzanan geniş ürün portföyü sektör profesyonelleriyle buluştu. Etkinlik kapsamında oluşturulan showroom alanında ürünlerin farklı kullanım alanları, tasarım yaklaşımları ve kullanıcıya sunduğu avantajlar aktarılırken katılımcılar, Kastamonu Entegre’nin yenilikçi çözümlerini yakından inceleme fırsatı buldu.

Kastamonu Entegre Global Ürün Yönetimi Grup Müdürü Hande Okul Yılmaz, İzmir buluşmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Ankara ve Kayseri’nin ardından Bölgesel İş Ortakları Buluşmalarımızın üçüncü durağı olan İzmir’de, Ege Bölgesi’ndeki iş ortaklarımızla bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyduk. İzmir buluşmamızda da diğer buluşmalarımızda olduğu gibi ürünlerimizi yakından inceleyebilecekleri, renk, doku ve yüzey seçeneklerini bir arada görebilecekleri bir deneyim alanı oluşturduk. Eylül ayında gerçekleşen INTERMOB’da sergilediğimiz yenilikleri de bu alana taşıyarak iş ortaklarımıza yeni ürünlerimizi ve sundukları tasarım olanaklarını kendi bölgelerinde yakından tanıma fırsatı sunduk. Ürünlerimizin farklı tasarım ve uygulama ihtiyaçlarına nasıl karşılık verdiğini birlikte değerlendirmek ve iş ortaklarımızın görüşlerini doğrudan dinlemek, ürün yönetimi çalışmalarımız açısından da değerli. Bu buluşmalarla, ürünlerimiz etrafında kurduğumuz iletişimi güçlendirmeyi ve bölgesel ihtiyaçları daha yakından anlamayı hedefliyoruz.”

Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları İstanbul’da Devam Edecek

Kastamonu Entegre, Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları ile bilgi birikimini, sektör vizyonunu ve iş ortaklarıyla kurduğu uzun soluklu iş birliklerini Türkiye’nin farklı bölgelerine taşımayı sürdürüyor. Ankara, Kayseri ve İzmir’de gerçekleştirilen buluşmalarla yerel dinamikleri yakından takip eden şirket, sektör paydaşlarıyla ortak gelişim alanları oluşturmayı ve sektörün geleceğine birlikte yön vermeyi amaçlıyor. Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın bir sonraki durağı İstanbul olacak.

Okumaya Devam Et

GENEL

Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimi Türk İş Dünyasıyla Küresel Arenaya Taşınacak

Yayınlandı

-

Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) arasında imzalanan iş birliği protokolüyle, Türk özel sektöründe sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılması, sürdürülebilirlik alanındaki uygulamaların güçlendirilmesi ve Türkiye’nin bu alandaki deneyiminin uluslararası iş dünyasına taşınması hedefleniyor.

Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin vizyonuyla Türkiye’den dünyaya yayılan Sıfır Atık yaklaşımı, iş dünyasında da yeni iş birlikleriyle güçleniyor.

Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik ve sıfır atık alanındaki dönüşümünü hızlandırmak amacıyla iş birliğine gitti. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş ile DEİK Başkanı Nail Olpak tarafından imzalanan protokolle, DEİK üyesi kuruluşlar ve İş Konseyleri nezdinde sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılmasına yönelik ortak çalışmalar yürütülmesinin önü açıldı.

Samed Ağırbaş: “Önemli Bir İş Birliğini Hayata Geçiriyoruz”

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik dönüşümü açısından önemli bir iş birliğini hayata geçirmenin memnuniyetini yaşadıklarını belirterek, “Sıfır Atık Hareketi’nin küresel bir vizyona dönüşmesine öncülük eden, ‘Dünya Ortak Evimiz’ anlayışını Türkiye’den dünyaya taşıyan Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyonu özellikle ifade etmek isterim. 2017 yılında başlayan Sıfır Atık Hareketi bugün; atığın yönetilmesinin ötesinde, kaynakların korunmasını, verimliliği, döngüsel ekonomiyi ve sürdürülebilir kalkınmayı birlikte ele alan kapsamlı bir dönüşüm modeline ulaşmıştır. Bu vizyonun ülkemizin çevre ve iklim politikalarına güçlü biçimde yansımasında, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çevre ve iklim alanındaki iradesi ile Sayın Murat Kurum’un kararlı uygulama yaklaşımı önemli bir yere sahiptir” dedi.

“DEİK’in Güçlü Uluslararası İş Ağı Büyük Bir Fırsat Sunuyor”

Sıfır atığın yalnızca bir çevre politikası değil; üretim, yatırım, rekabetçilik ve ekonomik kalkınma meselesi olduğunu belirten Ağırbaş, “DEİK’in İş Konseyleri ve üye kuruluşları aracılığıyla sahip olduğu güçlü uluslararası iş ağı, Türkiye’nin sıfır atık ve döngüsel ekonomi deneyimini küresel iş dünyasına taşımamız açısından büyük bir fırsat sunuyor. Bu vizyonun uluslararası ölçekteki karşılığını, Haziran ayında ikincisini gerçekleştirdiğimiz Sıfır Atık Forumu’nda da gördük. 183 ülkeden katılımın sağlandığı Forum, sıfır atığın artık sadece çevre politikalarının değil; iklim eyleminin, ekonomik dönüşümün ve uluslararası iş birliğinin de önemli bir unsuru olduğunu ortaya koydu” ifadelerini kullandı.

“Hedefimiz Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimini Dünyaya Uygulama ve İş Birliği Modeli Olarak Sunan Bir Ülke Olması”

İş birliği için DEİK Başkanı Nail Olpak’a ve DEİK’in yönetimine teşekkür eden Ağırbaş, “Hedefimiz Türkiye’nin sıfır atık deneyimini dünyaya uygulama ve iş birliği modeli ile sunan bir ülke olmasıdır. COP31 sürecinde de bu yaklaşımı güçlendireceğiz. İklim gündemini yalnızca taahhütler üzerinden değil; yatırımlar, teknolojiler, finansman ve sahadaki somut uygulamalar üzerinden ele alacağız” dedi.

Nail Olpak: “DEİK Olarak, Ticari Diplomasi Faaliyetlerimize İklim Diplomasisi Kavramını da Dahil Edeceğiz”

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, “Ülkemizin ev sahipliğinde düzenlenecek olan COP31’e çok az bir süre kaldı ve DEİK olarak biz de bu süreçte iş dünyası olarak verebileceğimiz katma değeri ortaya koyabilmeye çalışıyoruz. COP toplantıları ilk ortaya çıktığı zaman, sadece hükümetler arası iklim müzakerelerinin görüşüldüğü bir platformdu. Ancak günümüzde, iklim konuları aynı zamanda ekonomi ve iş dünyasının da ana gündem maddelerinden birisi oldu. Yeşil ekonomiye geçiş, döngüsel ekonomi, yeşil finansman gibi birçok alt başlıkta ve yeniden düzenlenen küresel ticarette iş dünyasının da kaçınılmaz ve önemli bir rolü bulunuyor. Bu çerçevede biz de DEİK olarak iklim diplomasisini ticari diplomasi faaliyetlerimizin ana unsuru olarak görüyor ve COP31 öncesi ve sonrası da dahil olmak üzere atılacak adımlarda iş dünyamızla birlikte hareket etmeye devam ediyoruz. İş dünyası olarak en önemli önceliğimiz öngörülebilirlik. Bugün hayatımıza çok daha önemli yeni bir rekabet alanı eklendi: güven rekabeti. Güven hem iş dünyasının hem de devletlerin en fazla önem verdiği başlık haline geldi ve böyle olmaya da devam edecek” dedi.

“Sıfır Atık Vakfı ile Yakın İş Birliği İçindeyiz”

“COP31 gibi çok taraflı ve katmanlı bir sürece girerken, iş dünyası örgütleri ve sivil toplum kurumları da kendilerine güvenli ortak arayışı içerisinde” diyen Olpak, şöyle devam etti:

“DEİK olarak, bu süreçte uzun zamandır Sıfır Atık Vakfı ile yakın bir iş birliği içerisindeyiz. Uluslararası Sıfır Atık Zirvesi kapsamında, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Liderler Toplantısı’nı bizim düzenlememizi arzu ettiler. DEİK de yürüttüğü ticari diplomasi faaliyetlerine iklim diplomasisi kavramını da dahil ederek, her zaman olduğu gibi iş dünyası ile kamu arasında bir arayüz vazifesi görüyor. DEİK ailemiz ile Sıfır Atık Vakfı arasında bugün imzaladığımız iş birliği protokolüyle, mevcut iş birliğimizi daha üst seviyeye çıkararak, başta döngüsel ekonomi ve sıfır atık yaklaşımı olmak üzere, sürdürülebilirlik alanında daha etkin bir koordinasyon merkezi kuracağız.”

İmza töreninin ardından, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı, iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilerek sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomi alanlarında özel sektörün rolü ve küresel sürdürülebilirlik gündemine katkı sağlayacak iş birliği alanları ele alındı.

Sıfır Atık Yaklaşımı İş Dünyasının Uluslararası Faaliyetlerine Taşınacak

İş birliğiyle, sürdürülebilirlik ilkelerinin dış ticaret ve uluslararası iş birliği faaliyetlerinde daha güçlü şekilde ele alınması ve Türk özel sektörünün uluslararası arenada sıfır atık ve sürdürülebilirlik alanında öncü konuma taşınmasına katkı sağlanması amaçlanıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Hisense, Türkiye Pazarına Özel bir Lansman ile Giriş Yaptı

Yayınlandı

-

 

Dünya genelinde tüketici elektroniği ve ev teknolojilerinin lider markalarından Hisense, Türkiye pazarına özel bir lansmanla adım attı. “İçindeki Işığı Hisset” temasıyla gerçekleştirilen lansmanda katılımcılar, yüksek teknoloji ürünü Hisense ürünlerini deneyimleme fırsatı buldu.
 
Küresel tüketici elektroniği ve ev teknolojilerinin liderler  markalarından Hisense, Türkiye operasyonlarını özel bir lansmanla başlattı. “İçindeki Işığı Hisset” temasıyla düzenlenen ve Hisense’in yüksek teknolojili ürünlerinin deneyimlendiği lansman; iş ortakları, sektör temsilcileri ve teknoloji sektörünün yoğun katılımıyla gerçekleşti.

 

Kullanıcı odaklı inovasyon anlayışı ve küresel mühendislik birikimini paylaşma hedefiyle sektöre adım atan Hisense, ilk aşamada yaşam alanlarına sinematik konfor sunan yüksek teknoloji ürünü televizyonları ve üstün iklimlendirme performansı sağlayan akıllı klima modelleriyle Türkiye’deki tüketicilerle buluştu.

Hisense Teknoloji Ekosistemi İlk Kez Bir Arada Deneyimlendi
Lansmanın öne çıkan ürünlerinden biri, Hisense’in RGB MiniLED teknolojisini 116 inç dev ekranla buluşturan 116UXQ modeli oldu. Davetliler, RGB MiniLED ailesinin UR8 ve UR9 modellerinin yanı sıra Türkiye’de satışta bulunan ULED MiniLED ve Hi-QLED serilerini de yakından inceleme fırsatı buldu. 65 inçten 116 inçe uzanan farklı ekran boyutlarındaki Hisense televizyonlar; görüntü kalitesi, renk performansı, ekran büyüklüğü ve akıcı görüntü deneyimiyle etkinlik boyunca ziyaretçilerin deneyimine sunuldu.

 

Televizyonların yanı sıra Hisense’in Türkiye’deki Hi-Smart, Max Comfort ve Energy Pro X klima serileri ile Air Master modeli de lansmanda sergilendi. Marka, mevcut ürün gamının ötesindeki global ürün ekosistemini ise “Hisense ile Geleceğin Evi” konseptiyle ziyaretçilere tanıttı. Henüz Türkiye’de satışa sunulmayan beyaz eşya ve küçük ev aletlerinin de yer aldığı deneyim alanı, Hisense’in akıllı yaşam vizyonunu ve gelecekte Türkiye’ye taşımayı planladığı daha geniş ürün dünyasını bir arada görme imkanı sundu.

 

“Türkiye’ye Uzun Vadeli Bir Vizyonla Geldik”

 

Lansmanda Türkiye pazarının stratejik önemine vurgu yapan  Hisense Europe CEO’su Hanson Han şu değerlendirmelerde bulundu: ” Hisense olarak yarım asrı aşan teknoloji ve inovasyon deneyimimizin merkezinde çok temel bir vizyon  var: Biz teknolojinin insanlara hizmet etmesi ve günlük hayatı daha iyi hale getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu anlayış global yolculuğumuza yön verdiği gibi, Türkiye’de kuracağımız geleceğe de pusula görevi görüyor.. Türkiye pazarının  yüksek potansiyeline inanıyoruz. Bu nedenle bu pazara  uzun vadeli bir vizyonla giriş yaptık. Türkiye’deki hikayemiz daha yeni başlıyor ve önümüzdeki yıllarda birlikte inşa edeceğimiz yolculuk için büyük bir heyecan duyuyoruz.”

 

“Spor, Teknoloji ve Tüketici Deneyimini Bir Araya Getiriyoruz”
Lansmanda spor sponsorlukları üzerine bir sunum gerçekleştiren Hisense Avrupa Pazarlama Direktörü ve Hisense Avrupa Yönetim Komitesi Üyesi Alenka Potočnik Anžič ise şunları kaydetti: “Hisense’in global büyümesinde yalnızca teknolojiye değil, insanlarla güçlü ve uzun vadeli bağlar kurmaya da yatırım yapıyoruz. Spor da bu yaklaşımın en önemli platformlarından biri. 2016’dan bu yana sürdürdüğümüz FIFA ve UEFA iş birlikleriyle marka görünürlüğünün ötesine geçerek teknolojiyi, futbolu ve taraftar deneyimini bir araya getiriyoruz. Bu uzun vadeli yaklaşım, Hisense’in global bilinirliğini ve tüketici güvenini güçlendirirken perakende iş ortaklarımız için de yeni fırsatlar yaratıyor. Türkiye’de de global marka gücümüzü yerel tüketici deneyimleriyle buluşturarak Hisense’i insanların hayatının doğal bir parçası haline getirmeyi hedefliyoruz.”

 

“Hisense’in Işığını Türkiye’de İş Ortaklarımızla Birlikte Yayacağız”

Hisense Doğu Avrupa Satış Direktörü ve Türkiye Genel Müdürü Boštjan Vodeb, “Türkiye, Hisense için uzun vadeli potansiyeline inandığımız önemli bir pazar. Bu nedenle önceliğimiz yalnızca ürünlerimizi satışa sunmak değil, yerel ekibimiz, güçlü satış ve dağıtım iş ortaklarımız ve güvenilir satış sonrası hizmet ağımızla doğru temelleri oluşturmak oldu. TV ve klima ile başlayan yolculuğumuzu 2027’den itibaren yeni ürün kategorileriyle kademeli olarak büyütmeyi planlıyoruz. Bu yolculuğun merkezinde ‘Ulaşılabilir Lüks’ yaklaşımımız var. İleri teknolojinin, güçlü tasarımın ve üstün deneyimin yalnızca belirli bir kesime değil, çok daha fazla insana ulaşması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye’deki hikayemizi de tek başımıza değil, iş ortaklarımız ve tüketicilerimizle birlikte yazmak istiyoruz. Global hikayemiz 1969’da başladı, bugün ise Türkiye’de yeni bir bölüm açıyoruz. Gelin, Hisense’in ışığını Türkiye’de birlikte yayalım.” dedi.

“Teknolojiyi Hayatın Önünde Değil, Hayatın İçinde Konumlandırıyoruz”

Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü Ekin Doğan Çomak ise  “Hisense olarak inovasyonu yalnızca daha yeni, daha hızlı veya daha gelişmiş teknoloji üretmek olarak görmüyoruz. Asıl değer, teknolojinin insanların hayatına dokunduğunda neyi değiştirdiği, neyi kolaylaştırdığı ve insana ne hissettirdiğiyle ortaya çıkıyor. Biz teknolojiyi hayatın önünde değil, hayatın içinde konumlandırıyoruz. İleri teknolojiyi, kaliteli tasarımı ve premium deneyimi daha fazla insan için erişilebilir kılarken Türkiye’de uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Tüketicinin Hisense ile ilk karşılaşmasından ürün deneyimine ve satış sonrası hizmetlere kadar her noktada aynı kaliteyi ve güveni sunmak istiyoruz.” diye konuştu.
Hisense,  ilk aşamada satışa sunduğu 55, 65 ve 75 inç boyutlarında  Hi-QLED ve ULED MiniLED TV serisinin yanı sıra küresel pazar liderliğini elinde bulundurduğu 100 inç ve üzeri TV serilerini 2027 itibariyle Türkiye’ye taşıyacak. Ayrıca giriş segmentinden premium segmente uzanan geniş bir yelpazede Hi Smart, Max Comfort, Energy Pro X klima serileriyle farklı ihtiyaç ve beklentilere yanıt veriyor.
 
Futbol Heyecanı Hisense Ekranlarına Taşındı
Lansman, basın toplantısının ardından, teknoloji ve futbolu bir araya getiren özel bir deneyimle devam etti. Eski milli futbolcular Volkan Demirel ve Caner Erkin, Hisense RGB MiniLED ekranlarında konsol üzerinden karşı karşıya geldi. Keyifli rekabete sahne olan aktivite, davetlilere Hisense televizyonların geniş ekran deneyimini, görüntü kalitesini ve hareketli sahnelerdeki akıcılığını doğrudan deneyimleme fırsatı sundu.
“İçindeki Işığı Hisset” teması etrafında teknoloji, spor ve eğlenceyi bir araya getiren gece, ürün deneyimlerinin ardından Ezgi Alaş’ın sahne performansıyla devam etti. Davetlilerin Hisense’in farklı teknoloji ve yaşam kategorilerini yakından keşfettiği lansman, müzik performansıyla sona erdi.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye