RÖPORTAJ
Borusan Cat: Çok Markalı, Uçtan Uca ve Sahaya Dokunan Bir Çözüm Ekosistemi
Yayınlandı
3 hafta önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Borusan Cat Turkiye Ulke Lideri Uğur Tarık Gül
Borusan Cat, Caterpillar distribütörlüğünü merkezine alan; iş ve inşaat makinelerinden güç sistemlerine, satış sonrası hizmetlerden dijital çözümlere uzanan çok disiplinli yapısıyla Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya’da müşterilerine yalnızca ürün değil, kesintisiz operasyon ve sürdürülebilir verimlilik sunan entegre bir çözüm ortağı olarak konumlanıyor.
- Şirketinizin faaliyet gösterdiği ana iş kollarını ve marka yapılanmanızı, bugün geldiğiniz nokta itibarıyla nasıl tanımlarsınız? Bu yapı içinde sizi rakiplerinizden ayrıştıran temel unsurlar nelerdir?
Borusan Cat olarak “Daha İyi Bir Dünya İçin Çözüm Üretiriz” şirket amacıyla, faaliyet alanlarımızı; iş ve inşaat makineleri, güç sistemleri, madencilik çözümleri, satış sonrası hizmetler ve dijital çözümler başlıkları altında tanımlıyoruz.
Caterpillar distribütörlüğümüz ana omurgayı oluştururken; FG Wilson enerji çözümleri ve SITECH Eurasia makine kontrol teknolojileri gibi farklı kollarda bu yapıyı tamamlayan çok markalı ve çok disiplinli bir çözüm ekosistemi sunuyoruz.
Türkiye merkezli bir şirket olarak, operasyonlarımızı Kafkasya ve Orta Asya’ya da taşıyor; inşaat, madencilik, enerji ve ulaşım sektörlerinde uçtan uca çözümler üretiyoruz.
Perakende odaklı stratejilerimiz de bu yaklaşımın sahadaki tamamlayıcı unsurlarından birini oluşturuyor. Farklı ihtiyaçların ön plana çıktığı alanlarda; ürün portföyümüz, sunduğumuz kolay ve hızlı erişilebilir dijital çözümler ve Türkiye geneline yayılan yetkili servis bayii ağımız sayesinde müşterilerimizin ihtiyacına en uygun çözümü doğru noktada sunabiliyoruz. Bu yapı, ürünle başlayan ilişkinin sahada kesintisiz destek ve ulaşılabilirlik ile güçlenmesini sağlıyor. Satış sonrası hizmetleri, yedek parça erişimini, dijital çözümleri ve operasyonel danışmanlığı işin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırıyoruz. Boom360, VisionLink ve Müneccim gibi çözümlerle müşterilerimizin makinelerini daha öngörülebilir, daha verimli ve daha kontrollü şekilde yönetmelerine destek oluyoruz. Bu çok yönlü ve birbirini tamamlayanyapımız bizi rakiplerimizden ayrıştıran temel unsur oluyor.
- 2025 yılını hem sektörünüz hem de şirketiniz özelinde nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu dönemde karşılaştığınız başlıca fırsatlar ve zorluklar neler oldu?
2025 yılı, faaliyet gösterdiğimiz sektörler açısından talebin canlı kaldığı, projelerin devam ettiği ve özellikle altyapı, enerji ve madencilik tarafında yatırım iştahının sürdüğü bir yıl oldu. Sahada iş yapan müşteriler için makineye erişim, iş sürekliliği ve operasyonel verimlilik yine kritik önemdeydi.
Elbette ki tüm sektörlerde olduğu gibi bizim de faaliyet gösteridiğimiz alanlarda maliyet ve zaman baskısı en büyük zorluklar oldu. Ancak biz, fark yaratan hizmetlerimiz ve teknolojik çözümlerimizle bu zorluklardan çözümler yaratmayı iş yapış biçimi olarak konumlandırıyoruz.
Bu yıl da müşterilerle yakın temas kurduğumuz ve çözümlerimizi sunduğumuz bir dönemi tamamladık. Özellikle sahadaki beklentileri çok net okuduğumuz bir yıl geride kaldı.
- Sektörde yaşanan güncel dönüşümler ışığında, 2026 yılına dair öngörülerinizi paylaşır mısınız?
2026 yılına girerken sektördeki dönüşümün daha net ve hızlanmış şekilde devam edeceğini öngörüyoruz. Yatırımların; daha kontrollü, verimlilik odaklı ve geri dönüşü net projeler üzerinden şekilleneceğini düşünüyoruz. Bu da makine satışının tek başına yeterli olmadığı, satış sonrası hizmetler, parça erişimi ve servis hızının karar süreçlerinde belirleyici olduğu bir döneme işaret ediyor.
Önümüzdeki dönemde dijitalleşme, veriyle yönetilen operasyonlar ve iş sürekliliği kavramları sektörde daha fazla öne çıkacak. Müşteriler, makinelerinin ne zaman çalışacağını, ne zaman duracağını ve bu duruşun maliyetini önceden bilmek istiyor. Bu beklenti, öngörülebilirlik ve hız kavramlarını 2026’da çok daha kritik hale getiriyor. Zamanın doğrudan maliyete dönüştüğü bu yapı, servis ve parça süreçlerinde net taahhütleri olan iş modellerini öne çıkaracak.
- Belirlediğiniz stratejik hedefler doğrultusunda hangi alanlarda daha yoğun çalışmalar yürütmeyi planlıyorsunuz?
Belirlediğimiz stratejik hedefler doğrultusunda önümüzdeki dönemde odağımızı özellikle satış sonrası hizmetler, servis süreçleri ve yedek parça erişimi üzerine yoğunlaştırıyoruz. Sahada geçirilen her dakikanın maliyete dönüştüğü bir ortamda, müşterilerimizin makinelerini çalışır durumda tutmak ve duruş sürelerini azaltmak en kritik önceliğimiz.
Bu bakış açısının somut bir yansıması olarak, Caterpillar Müşteri Değer Anlaşmaları kapsamında sunduğumuz servis ve parça taahhütlerini “Vakit Nakittir” yaklaşımıyla daha net ve ölçülebilir hale getirdik. Parça bulunabilirliği, servis müdahale süreleri ve planlı bakım süreçleri, artık yalnızca operasyonel hedefler değil; müşterilerimizle karşılıklı olarak tanımlanmış taahhütler üzerinden yönetiliyor.
Buna paralel olarak dijital çözümler tarafında da mevcut altyapımızın sahadaki karşılığını güçlendirmeye odaklanıyoruz. Boom360, VisionLink ve Müneccim gibi çözümlerle, makinelerin durumunu daha öngörülebilir hale getirmek ve servis kararlarını veriye dayalı şekilde almak bu stratejinin önemli bir parçası. Amacımız yeni başlıklar eklemekten çok, mevcut çözümleri daha etkin, daha yaygın ve daha tutarlı şekilde sahaya yansıtmak.
- Sürdürülebilirlik ve çevre politikaları şirketinizin uzun vadeli vizyonunda nasıl bir yere sahip?
Sürdürülebilirlik, Borusan Cat için gelecekteki varlığımızı ve iş yapış biçimlerimizi şekillendiren stratejik bir unsur. Borusan Holding’in iklim, insan ve inovasyon başlıklarını kapsayan i3 yaklaşımı, sürdürülebilirliği tüm grup şirketleri için, doğrudan işin merkezine yerleştiren bir anlayışı temsil ediyor.
Biz de Borusan Cat olarak, “Daha İyi Bir Dünya İçin Çözüm Üretiriz” şirket amacımız doğrultusunda faaliyetlerimizi Borusan Grubu’nun “Geleceğe İlham” yaklaşımıyla sürdürüyoruz. Sürdürülebilirliği uzun vadeli değer yaratmanın, kurumsal dayanıklılığın ve güven inşa etmenin ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyoruz.
İklim başlığında, karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik projeleri eş zamanlı olarak hayata geçiriyoruz. Ekip arkadaşlarımız bireysel karbon ayak izlerini ölçümlüyor, gelişim alanlarını belirliyor ve bu başlık yıllık KPI’larla takip ediliyor. Adana Bölge Binamıza kurduğumuz güneş enerjisi sistemiyle binamız neredeyse tüm enerji ihtiyacını yenilenebilir kaynaklardan karşılıyor. Bu ve benzeri projelerle 2030 yılı sonuna kadar 950 binin üzerinde ağacın yıllık karbon tutulumuna eşdeğer bir tasarruf sağlamayı hedefliyoruz.
İnsan odağında ise çalışanlarımızın gelişimi, güvenliği ve kapsayıcı bir çalışma ortamı oluşturmak öncelikli konular arasında yer alıyor. Global Öğrenim ve Gelişim departmanımız aracılığıyla faaliyet gösterdiğimiz tüm coğrafyalarda bilgi paylaşımını ve ortak öğrenmeyi destekleyen bir ekosistem kuruyoruz. Yapay zeka uygulamaları ve Robotik Süreç Otomasyonu sayesinde çalışma arkadaşlarımızın üzerindeki rutin iş yükünü azaltıyor, zaman ve efor tasarrufu sağlıyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliği kapsamında kadın iş makinesi operatörlerinin sektöre kazandırılmasına yönelik projeler yürütüyor; bu sürece müşterilerimizi de dahil ediyoruz.
İnovasyon başlığında ise teknolojiyi sahadaki iş akışlarını daha verimli, daha öngörülebilir ve daha sürdürülebilir hale getirmek için konumlandırıyoruz. Boom360 ve Müneccim gibi çözümlerle müşterilerimizi de bu dönüşümün aktif bir parçası haline getiriyor, sahada zaman ve mekân sınırlarını ortadan kaldıran bir iş yapma modeli sunuyoruz.
Tüm bu başlıklar birlikte ele alındığında, sürdürülebilirlik yaklaşımını bir taahhüt olarak görüyor ve uzun vadeli değer yaratma hedefiyle kararlılıkla sürdürüyoruz.
Bunları da Beğenebilirsin
RÖPORTAJ
Seramiksan’dan Entegre Güç ve Stratejik Büyüme Vizyonu
Yayınlandı
3 hafta önce-
Şubat 19, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Seramiksan Direktörü M. Süreyya Çağlar
Seramik porselen karo, vitrifiye ve yapı kimyasalları alanlarında entegre üretim gücüyle konumlanan Seramiksan; 2025’in zorlu koşullarını güçlü finansal yapısı ve yaygın bayi ağıyla yönetirken, 2026’da markalaşma, dijitalleşme ve katma değerli ihracat stratejileriyle dengeli ve sürdürülebilir büyümeyi hedefliyor.
Şirketinizin faaliyet gösterdiği ana iş kollarını ve marka yapılanmanızı, bugün geldiğiniz nokta itibarıyla nasıl tanımlarsınız? Bu yapı içinde sizi rakiplerinizden ayrıştıran temel unsurlar nelerdir?
Seramiksan bugün; seramik porselen karo, yapı kimyasalları ve vitrifiye ana iş kollarında, geniş ürün gamı, güçlü üretim altyapısı ve yaygın satış ağıyla faaliyet gösteren entegre bir yapı olarak konumlanmaktadır. Türkiye genelinde 200’ün üzerindeki ana bayi ve 800’ü aşkın tali bayi ağımızın yanı sıra, dijital sipariş altyapımız ve 62 ülkeye ulaşan ihracat ağımızla hem iç pazarda hem de uluslararası arenada güçlü bir marka yapılanmasına sahibiz.
Bizi rakiplerimizden ayrıştıran en temel unsurların başında; üretim gücümüzü yalnızca kapasiteyle değil, tasarım, kalite, süreklilik ve tedarik güvenliği ile destekleyen bütüncül yaklaşımımız geliyor. Özellikle vitrifiye ürün grubunda son yıllarda yaptığımız yatırımlar, markamızı bu alanda daha güçlü ve stratejik bir noktaya taşıdı.
Bunun yanı sıra, pazar dinamiklerini yakından takip eden esnek organizasyon yapımız ve trend odaklı ürün geliştirme anlayışımız, rekabetçi avantajlarımız arasında yer alıyor. Seramiksan’ı rakiplerinden ayıran en önemli özelliklerden bir tanesi de seramik, vitrifiye, banyo mobilyaları ve yapı kimyasalları grubunda; yani ıslak hacim olarak adlandırdığımız alanlardaki tüm ürün gruplarında bir marka konsepti ile hareket etmesi, ürünlerin birbiriyle birebir uyumlu olması markayı öne çıkaran en önemli özelliklerinden bir tanesi.
2025 yılını hem sektörünüz hem de şirketiniz özelinde nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu dönemde karşılaştığınız başlıca fırsatlar ve zorluklar neler oldu?
2025 yılı, seramik sektörü açısından oldukça zorlu ve dengelerin yeniden şekillendiği bir yıl oldu. Yüksek enflasyon, faiz oranları ve maliyet baskıları; hem üretim hem de talep tarafında sektörü önemli ölçüde etkiledi. İhracatta uygulanan kur politikaları ve artan işçilik maliyetleri, uluslararası rekabet gücünü zayıflatırken, birçok üretici iç pazara yönelmek durumunda kaldı ve bu da yoğun bir rekabet ortamı yarattı.
Seramiksan özelinde ise bu süreci, güçlü finansal yapımız, yaygın bayi ağımız ve tedarik gücümüz sayesinde kontrollü bir şekilde yönettik. Zor bir yıl olmasına rağmen üretim sürekliliğimizi koruduk, vitrifiye üretimindeki kapasite artışlarımızla portföyümüzü güçlendirdik ve pazardaki konumumuzu muhafaza ettik.
Bu dönemi, daha verimli, daha seçici ve daha stratejik kararların alındığı bir geçiş süreci olarak değerlendiriyoruz.
Sektörde yaşanan güncel dönüşümler ışığında, 2026 yılına dair öngörülerinizi paylaşır mısınız? Belirlediğiniz stratejik hedefler doğrultusunda hangi alanlarda daha yoğun çalışmalar yürütmeyi planlıyorsunuz?
2026 yılını sektör açısından bir denge ve yeniden yapılanma dönemi olarak görüyoruz. İç piyasada, faiz politikaları ve konut kredilerinde yaşanması muhtemel iyileşmelerle birlikte kademeli bir toparlanma bekliyoruz. Konut talebinin yeniden canlanması, hem iç pazarda hareketlilik yaratacak hem de üretici firmalar üzerindeki maliyet baskısını bir nebze azaltacaktır.
Bu doğrultuda Seramiksan olarak; markalaşma, dijitalleşme, ürün farklılaştırma ve katma değerli üretim alanlarında daha yoğun çalışmalar yürütmeyi hedefliyoruz. Büyük ebatlı karolar, sıcak ve doğal renk paletleri, ahşap ve tuğla görünümlü ürün grupları gibi trend odaklı koleksiyonlarımızla hem mimari projelerde hem de bireysel kullanıcılarda güçlü bir karşılık bulmayı amaçlıyoruz.
2026 yılı için ihracat tarafında odaklandığınız yeni coğrafyalar ve pazarlar hangileri olacak? Mevcut pazarlarda izlemeyi planladığınız yeni büyüme ve konumlanma stratejileriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu kapsamda, ihracata yönelik ürün geliştirme ve yatırım planlarınız bulunuyor mu?
İhracatta önümüzdeki dönemde; mevcut güçlü olduğumuz pazarlarda derinleşmeyi, aynı zamanda yeni ve potansiyeli yüksek coğrafyalarda daha seçici bir büyüme stratejisi izlemeyi planlıyoruz. Özellikle Orta Doğu, Kuzey Afrika ve bazı Avrupa pazarlarında; proje bazlı satışlar, vitrifiye ve özel ürün gruplarıyla daha katma değerli bir konumlanma hedefliyoruz.
Bu kapsamda, ihracata yönelik ürün geliştirme çalışmalarımız devam ediyor. Pazarların beklentilerine uygun ölçü, renk, yüzey ve tasarım alternatifleriyle; standart ürün ihracatının ötesine geçerek, markalı ve fark yaratan koleksiyonlarla rekabet etmeyi amaçlıyoruz. Vitrifiye ürün grubunda yaptığımız yatırımlar da bu stratejinin önemli bir parçasını oluşturuyor.
Sürdürülebilirlik ve çevre politikaları şirketinizin uzun vadeli vizyonunda nasıl bir yere sahip? Bugüne kadar hayata geçirdiğiniz sosyal sorumluluk projeleriniz ile önümüzdeki dönemde planladığınız yeni çevresel ve sürdürülebilirlik odaklı projelerinizden bahsedebilir misiniz?
Sürdürülebilirlik, Seramiksan’ın uzun vadeli vizyonunun temel yapı taşlarından biridir. Üretim süreçlerimizde enerji verimliliğini arttırmaya, doğal kaynak kullanımını minimize etmeye ve çevresel etkileri azaltmaya yönelik yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Atık yönetimi, geri dönüşüm ve çevre dostu üretim uygulamaları bu yaklaşımın önemli başlıkları arasında yer alıyor.
Bunun yanı sıra, sosyal sorumluluk projeleriyle de bulunduğumuz coğrafyaya ve topluma değer katmayı önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde; çevresel sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve daha düşük karbon ayak izi hedefleri doğrultusunda yeni projeleri hayata geçirmeyi planlıyoruz. Sürdürülebilirliği yalnızca bir zorunluluk değil, markamızın geleceğini şekillendiren stratejik bir yatırım alanı olarak görüyoruz.
RÖPORTAJ
Legrand Türkiye: Entegre Sistemlerle Akıllı ve Sürdürülebilir Yapıların Mimarı
Yayınlandı
3 hafta önce-
Şubat 19, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Legrand Türkiye Grubu CMO’su – Gül Sevinç Selçuk
Legrand Türkiye Grubu; Legrand, İnform, Estap ve Bticino markalarıyla bina, elektrik ve dijital altyapılar alanında uçtan uca çözümler sunan güçlü bir ekosistem oluşturuyor. Enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve kullanıcı güvenliğini odağına alan bu entegre yapı, projelerin tüm yaşam döngüsüne değer katarak Legrand’ı yalnızca ürün sağlayıcısı değil, geleceğin akıllı yapılarını şekillendiren bir çözüm ortağı olarak ayrıştırıyor.
1. Şirketinizin faaliyet gösterdiği ana iş kollarını ve marka yapılanmanızı, bugün geldiğiniz nokta itibarıyla nasıl tanımlarsınız? Bu yapı içinde sizi rakiplerinizden ayrıştıran temel unsurlar nelerdir?
Legrand Türkiye Grubu olarak, bina, elektrik ve dijital altyapılar alanında geliştirdiğimiz ürün ve sistemlerle küresel ölçekte güçlü bir uzmanlığa sahibiz. Bünyemizde yer alan Legrand, İnform, Estap ve Bticino gibi markalarımızla, konutlardan ticari yapılara, endüstriyel tesislerden kritik altyapı projelerine kadar farklı ölçek ve ihtiyaçlara yönelik kapsamlı çözümler sunuyoruz. Farklı kullanım senaryolarına uyum sağlayabilen geniş ürün portföyümüz ve birbiriyle entegre çalışan sistemlerimiz sayesinde, projelerin tasarım aşamasından uygulama ve işletme süreçlerine kadar uçtan uca değer üretiyoruz. Enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve kullanıcı güvenliğini odağımıza alırken akıllı, esnek ve geleceğe uyumlu yaşam alanları oluşturmayı hedefliyoruz. Bu yaklaşımımızla yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, hızla dönüşen yapı teknolojilerinin yarının beklentilerine de yanıt veren çözümler geliştiriyoruz.
2. 2025 yılını hem sektörünüz hem de şirketiniz özelinde nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu dönemde karşılaştığınız başlıca fırsatlar ve zorluklar neler oldu?
2025 yılı, şirketimiz adına stratejik yatırımların meyvesini topladığımız oldukça verimli bir yıldı. Gebze tesislerimizde tamamladığımız 13 milyon Euro’luk yatırımla altyapımızı güçlendirerek tam otomasyonlu üretim hatlarına geçiş yaptık. Bu yatırım, yeni nesil modüler ürünlerimizi ve yerli üretim otomatik sigortalarımızı pazara sunmamız için büyük bir fırsat yarattı. Sektör genelinde artan enerji maliyetleri ve sürdürülebilirlik baskısı zorlayıcı olsa da biz bu süreci enerji verimliliği sağlayan yenilikçi çözümlerimizle hem kendimiz hem de müşterilerimiz için bir avantaja dönüştürmeyi başardık.
3. Sektörde yaşanan güncel dönüşümler ışığında, 2026 yılına dair öngörülerinizi paylaşır mısınız? Belirlediğiniz stratejik hedefler doğrultusunda hangi alanlarda daha yoğun çalışmalar yürütmeyi planlıyorsunuz?
2026 yılında sektörümüzün ana gündemini, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik eksenindeki dönüşümün belirlemeye devam edeceğini öngörüyoruz. Özellikle enerji verimliliği, karbon salımının azaltılması ve binaların daha akıllı hale gelmesi hem regülasyonlar hem de kullanıcı beklentileri doğrultusunda öncelikli konular arasında yer alacak. Legrand Türkiye olarak stratejik yaklaşımımızı, Legrand Global’in “Hedef 2030” vizyonu ile tam uyum içinde kurguluyoruz. Bu kapsamda önümüzdeki dönemde, binaların karbon ayak izini azaltan, enerji yönetimini daha etkin ve ölçülebilir hale getiren akıllı sistemlere; çevresel etkileri tasarım aşamasından itibaren dikkate alan eko-tasarım odaklı ürünlere yatırımlarımızı artırmayı planlıyoruz. Dijitalleşmeyi yalnızca ürün ve çözümlerimizle sınırlı tutmayıp, üretim süreçlerinden proje yönetimine, satış sonrası hizmetlerden son kullanıcı deneyimine kadar tüm değer zincirine yaymayı hedefliyoruz. Böylece daha bağlantılı, daha verimli ve sürdürülebilir yaşam alanlarının oluşturulmasına katkı sağlarken, iş ortaklarımız ve müşterilerimiz için uzun vadeli değer yaratan çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz.
4. 2026 yılı için ihracat tarafında odaklandığınız yeni coğrafyalar ve pazarlar hangileri olacak?
Mevcut pazarlarda izlemeyi planladığınız yeni büyüme ve konumlanma stratejileriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu kapsamda, ihracata yönelik ürün geliştirme ve yatırım planlarınız bulunuyor mu?
Türkiye, Legrand Grubu’nun küresel organizasyonu içinde stratejik öneme sahip pazarlardan biri olmanın ötesinde, aynı zamanda Avrupa Bölgesi’nin en güçlü üretim ve lojistik üslerinden biri konumunda yer alıyor. 1990 yılından bu yana Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz yatırımlar ve satın almalarla bugün geldiğimiz noktada, Gebze’de bulunan ve diğer Legrand tesisleri için de örnek teşkil eden iki üretim tesisimizle hem yerel pazara hem de küresel pazarlara üretim yapıyoruz. 2026 ve sonrasına yönelik ihracat stratejimizin merkezinde, Türkiye’de ürettiğimiz yüksek katma değerli, teknolojik ve sürdürülebilir ürünlerin global pazarlardaki payını artırmak bulunuyor. Ar-Ge merkezimizde geliştirilen yenilikçi çözümler ve güç kaynağı teknolojileri başta olmak üzere, yerli üretim gücümüzü uluslararası kalite ve standartlarla buluşturmayı sürdürüyoruz. Türkiye’ye ve Türk ekibimize duyduğumuz güveni, önümüzdeki dönemde de yeni yatırımlar ve ürün geliştirme projeleriyle pekiştirerek, Türkiye’yi Legrand’ın küresel büyüme yolculuğunda daha da güçlü bir konuma taşımayı amaçlıyoruz.
5. Sürdürülebilirlik ve çevre politikaları şirketinizin uzun vadeli vizyonunda nasıl bir yere sahip? Bugüne kadar hayata geçirdiğiniz sosyal sorumluluk projeleriniz ile önümüzdeki dönemde planladığınız yeni çevresel ve sürdürülebilirlik odaklı projelerinizden bahsedebilir misiniz?
Sürdürülebilirlik, Legrand Türkiye Grubu’nun uzun vadeli vizyonunun ve iş yapış biçiminin temel yapı taşlarından birini oluşturuyor. Çevresel sorumluluk, sosyal etki ve etik yönetişimi bir bütün olarak ele alıyor, bu yaklaşımı hem operasyonlarımıza hem de kurumsal kültürümüze entegre ediyoruz. Çevresel sürdürülebilirlik tarafında, enerji verimliliğini artıran, karbon ayak izini azaltan ve döngüsel ekonomi prensiplerini destekleyen ürün ve çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Aynı zamanda üretim süreçlerimizde kaynak kullanımını optimize eden, çevresel etkiyi azaltan uygulamaları hayata geçiriyor; bu alandaki hedeflerimizi Legrand Global’in sürdürülebilirlik vizyonu ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile uyumlu şekilde belirliyoruz. Sosyal sorumluluk alanında ise özellikle toplumsal cinsiyet eşitliği ve kapsayıcılık odağında uzun soluklu projeler yürütüyoruz. 2018 yılında hayata geçirdiğimiz “ellegrand (Legrand’ta Kadın)” platformu aracılığıyla, elektrik sektöründe kadın istihdamını artırmaya yönelik çalışmalar yürütüyor; kız çocuklarının mühendislik alanlarına yönelmesini destekleyen eğitim iş birlikleri ve farkındalık programları gerçekleştiriyoruz. Bu çalışmalarımızın bir sonucu olarak, 2024 yılı başında Avrupa ve Uluslararası Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Standardı (GEEIS) tarafından sertifikalandırılarak, bu sertifikayı Türkiye’de alan ilk üretim şirketi olmanın gururunu yaşadık. Çeşitlilik ve kapsayıcılığı yalnızca kadın çalışanlarla sınırlı görmüyor; gençler, engelliler ve farklı sosyal gruplar için de eşit fırsatlar yaratmayı önceliklendiriyoruz. Kadın dostu uygulamalarımızın yanı sıra babalık izninin 12 güne çıkarılması gibi politikalarla kapsayıcı bir çalışma kültürü oluşturmayı hedefliyoruz. Gençlere yönelik olarak ise 2023’te hayata geçirdiğimiz Genç Kurul ve 2024 itibarıyla başlattığımız Yönetici Aday Programı (YAP) ile, hem Legrand içinde hem de sektör genelinde genç yeteneklerin gelişimine katkı sağlıyoruz.
Bu yaklaşımımızın en güncel yansıması, 2025–2027 dönemine yönelik duyurduğumuz 6. Kurumsal Sosyal Sorumluluk yol haritamız oldu. Yeni yol haritamız; çeşitlilik ve kapsayıcılığı teşvik etmek, iklim değişikliğiyle mücadele etmek, döngüsel ekonomi yaklaşımını güçlendirmek, müşterilerimiz için değer yaratmak ve sorumlu bir işletme olmak üzere beş temel taahhüt etrafında şekilleniyor. Bu kapsamda, yönetim pozisyonlarında kadın temsilinin artırılması, tüm çalışanlarımız için kapsayıcı bir organizasyon kültürünün güçlendirilmesi, kariyerinin başındaki bireylere her yıl binlerce yeni fırsat sunulması ve sürdürülebilirlik odağını paylaşan tedarikçilerle yeni iş alanlarının geliştirilmesi gibi somut hedefler belirledik. Legrand Türkiye Grubu olarak, yalnızca kendi operasyonlarımızda değil, içinde yer aldığımız ekosistemin tamamında daha sürdürülebilir, daha adil ve daha kapsayıcı bir gelecek inşa etmeyi amaçlıyoruz.
6. Son olarak, iletmek istediğiniz veya özellikle altını çizmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı?
Legrand Türkiye Grubu olarak, önümüzdeki dönemde de sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve kapsayıcılık odağında değer yaratan çözümler geliştirmeye devam edeceğiz. Türkiye’yi yalnızca önemli bir pazar değil, aynı zamanda küresel ölçekte stratejik bir üretim, inovasyon ve yetkinlik merkezi olarak konumlandırma hedefimiz doğrultusunda yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Güçlü markalarımız, yetkin insan kaynağımız ve uzun vadeli vizyonumuzla; müşterilerimiz, iş ortaklarımız ve tüm paydaşlarımız için kalıcı değer üretirken, sektörümüzün dönüşümüne yön veren bir rol üstlenmeyi amaçlıyoruz.
RÖPORTAJ
Tasarımı Fikirden Mekâna Taşıyan Bütüncül Bir Mimarlık Pratiği: BAB ARCHITECTS
Yayınlandı
3 hafta önce-
Şubat 19, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
BAB Architects Kurucu Ortağı İç Mimar Hüseyin Beş
Mimarlık ve iç mimarlığı ayrıştıran sınırlar yerine, tasarımı baştan sona bütüncül bir süreç olarak ele alan BAB; medya yapıları ve yayın stüdyoları başta olmak üzere, teknik uzmanlık ile sanatsal bakış açısını bir araya getiren yaklaşımıyla 2025’i ve 2026 öngörülerini değerlendiriyor.
- Şirketinizin faaliyet gösterdiği ana iş kollarını ve marka yapılanmanızı, bugün geldiğiniz nokta itibarıyla nasıl tanımlarsınız? Bu yapı içinde sizi rakiplerinizden ayrıştıran temel unsurlar nelerdir?
BAB, öncelikle bir tasarım ve mimarlık pratiği. Mimarlık ve iç mimarlık disiplinlerini birbirinden ayıran kalın sınırlar yerine, tasarımı fikirden uygulamaya uzanan bütüncül bir süreç olarak ele alıyoruz. Geliştirdiğimiz projelerin önemli bir bölümünde, tasarımın yanı sıra uygulama ve üretim süreçlerini de üstleniyor, bu sayede kararlarımızın mekânda birebir karşılık bulmasını önemsiyoruz.
Kendimizi belirli bir yapı tipine ya da ölçeğe göre kategorize etmiyoruz. Mesleğin matematiğine ve teknik altyapısına hâkimiyetimizin, farklı programlara ve karmaşık ihtiyaçlara aynı açıklıkla yaklaşabilmemizi sağladığına inanıyoruz. Bu yaklaşım, farklı nitelikteki yapıları hem tasarlama hem de hayata geçirme konusunda bize esneklik ve süreklilik kazandırıyor.
Bugün geldiğimiz noktada ise, yürüttüğümüz projeler ve bu alanda biriken deneyim doğrultusunda; özellikle medya yapıları, yayın stüdyoları, ofis yapıları ve karma kullanımlı projeler üzerine yoğunlaşan bir tasarım pratiği diyebiliriz. Ancak bu, bir uzmanlık alanı kadar, doğal bir birikimin sonucu.
Bizi rakiplerimizden ayıran temel noktalardan biri, güzel sanatlar temelli bir eğitimden geliyor olmamız. Küçük yaşlardan itibaren tasarımla kurduğumuz ilişkinin, bugün yaptığımız işe doğrudan yansıdığını düşünüyoruz. Bu bakış açısı, bizim için sadece bireysel bir arka plan değil; ekibi oluştururken de önem verdiğimiz ortak bir zemin. Birlikte çalıştığımız insanların, kendilerini sektörde konumlandırdıkları yer bu anlamda belirleyici oluyor.
Sanat eğitimi temeli, ölçek ya da programdan bağımsız olarak konuyu hızlıca kavrayabilmemizi sağlıyor. Bazen bu bir obje tasarımı oluyor, bazen bir bina; bazen de ekran arayüzünden stüdyo dekoruna kadar uzanan daha teknik işler. Özellikle teknik yoğunluğu yüksek yapılarda, mimari dil ile mühendislik gereklilikleri arasında denge kurmak bizim için önemli. Bu denge sayesinde; esnek, sürdürülebilir, modüler ve zamana uyum sağlayabilen çözümleri daha hızlı ve doğru biçimde senaryolaştırabiliyoruz.
- 2025 yılını hem sektörünüz hem de şirketiniz özelinde nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu dönemde karşılaştığınız başlıca fırsatlar ve zorluklar neler oldu?
2025 yılı, sektör genelinde belirsizliklerin ve eş zamanlı dönüşümlerin yoğun olarak hissedildiği bir dönemdi. Artan maliyetler, tedarik zincirindeki dalgalanmalar ve yatırım kararlarının daha temkinli alınması, proje süreçlerini doğrudan etkiledi.
Bizim açımızdan ise bu yıl, uzmanlık alanlarımızın daha görünür hâle geldiği bir dönem oldu. Özellikle yayın ve medya yapıları konusundaki deneyimimizin, uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu gözlemledik. Zorluklar, daha rasyonel ve esnek çözümler üretmemizi zorunlu kılıyor tabii; bu durum aynı zamanda tasarım kalitesini koruyarak farklı ölçeklerde iş üretme becerimizi güçlendirdi diyebiliriz.
- Sektörde yaşanan güncel dönüşümler ışığında, 2026 yılına dair öngörülerinizi paylaşır mısınız? Belirlediğiniz stratejik hedefler doğrultusunda hangi alanlarda daha yoğun çalışmalar yürütmeyi planlıyorsunuz?
2026 yılında sektörde; esneklik, adaptasyon ve çok disiplinli çalışma kavramlarının daha da belirleyici olacağını düşünüyoruz. Özellikle yayın ve medya tasarımı alanında yaşanan hızlı teknolojik gelişmelerin, yalnızca teknik altyapıyı değil, mekânsal kurguları da doğrudan dönüştürdüğü bir döneme giriyoruz. Yayın teknolojilerinin daha kompakt, mobil ve değişken hâle gelmesi; sabit programlara sahip yapılar yerine, zaman içinde farklı ihtiyaçlara cevap verebilen dönüşebilir mekânları öne çıkarıyor.
Bu dönüşümle paralel olarak, yapı ve mekân tasarımında sürdürülebilir çözümler üretme konusunda daha mücadeleci bir yaklaşım benimsiyoruz. Mevcut yapıların yeniden işlevlendirilmesi, uzun ömürlü mekânsal çözümler ve daha az müdahaleyle daha fazla esneklik sağlayan tasarım stratejileri, önümüzdeki dönemde yoğunlaşmayı planladığımız başlıklar arasında.
- 2026 yılı için ihracat tarafında odaklandığınız yeni coğrafyalar ve pazarlar hangileri olacak?
Mevcut pazarlarda izlemeyi planladığınız yeni büyüme ve konumlanma stratejileriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu kapsamda, ihracata yönelik ürün geliştirme ve yatırım planlarınız bulunuyor mu?
2026 yılı için ihracat tarafında, coğrafi başlıklardan çok proje tipleri ve uzmanlık gerektiren işlere odaklanıyoruz. Bu pazarlarda, tasarım kalitesi ile teknik uzmanlığı birlikte sunabilen ofislerin daha fazla tercih edildiğini gözlemledik, kendi deneyimlerimizden de, açıkcası.
Mevcut süreçte ürün bazlı bir ihracat yaklaşımı çok fazla bize göre değil. Proje bazlı ve yerel ihtiyaçlara uyarlanabilen tasarım çözümleri geliştirmeye odaklanıyoruz. Bu kapsamda, farklı bağlamlara ve kullanıcı alışkanlıklarına uyum sağlayabilecek esnek tasarım sistemleri üzerine çalışmalarımız sürüyor.
- Sürdürülebilirlik ve çevre politikaları şirketinizin uzun vadeli vizyonunda nasıl bir yere sahip?
Bugüne kadar hayata geçirdiğiniz sosyal sorumluluk projeleriniz ile önümüzdeki dönemde planladığınız yeni çevresel ve sürdürülebilirlik odaklı projelerinizden bahsedebilir misiniz?
Sürdürülebilirlik ve çevre konuları, proje ölçeğinden bağımsız olarak tasarım sürecinin doğal bir parçası. Doğru kurgulanmış bir mekânın, zaman içinde daha az müdahaleye ihtiyaç duyduğunu ve kaynak kullanımını azalttığını sahada net bir şekilde görüyoruz.
Doğal ışık, malzeme seçimi ve enerji verimliliği gibi başlıklar projelerin başından itibaren dikkate alınıyor. Aynı zamanda mekânın sosyal kullanımını destekleyen, etkileşimi artıran çözümler öncelik kazanıyor. Önümüzdeki dönemde de bu yaklaşımın, özellikle kamusal ve yarı kamusal projelerde karşılığını daha fazla bulacağını düşünüyoruz.
- Son olarak, iletmek istediğiniz veya özellikle altını çizmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı?
Mimarlığın, hazır çözümlerden çok doğru sorular sormayı gerektiren bir alan olduğuna inanıyoruz.
BAB, her projede bu soruları yeniden sormaya ve bağlama özgü cevaplar üretmeye devam edecek. Önümüzdeki dönemde, bu yaklaşımımızı uluslararası platformlarda daha fazla paylaşmayı ve farklı ölçeklerde yeni iş birlikleri geliştirmeyi hedefliyoruz.
Son Yazılar
- OYAK Yönetimi, şehit aileleriyle iftar sofrasında bir araya geldi Mart 13, 2026
- Günsan Eqona serisiyle yaşam alanlarında sade tasarımModern çizgiler ve kullanım kolaylığı bir arada Mart 13, 2026
- ASAŞ “Sen de Bir Tohum At” Projesiyle Doğayı Yeniden Yeşertmeye Devam Ediyor Mart 13, 2026
- Türkiye’de Alüminyum Üretiminde Bir İlk: EDGE Sertifikalı Biyet Üretim Tesisi Mart 13, 2026
- Kordsa, JEC World 2026’da malzeme teknolojilerindeki küresel uzmanlığıyla pazara sunduğu çözümlerini sergiledi Mart 13, 2026
- Form Endüstri Tesisleri Yeni Fabrikasıyla Endüstriyel Çatı Sistemlerinde Kapasitesini Artırıyor Mart 13, 2026
- Isıtma Çözümünü Tasarımın Parçasına Dönüştüren Seri: Silüet Mart 13, 2026
- Borusan Ventures, üretim tesisleri için yapay zekâ destekli karar alma sistemi geliştiren Archimetis’e yatırım yaptı Mart 13, 2026
- Roca’dan çağdaş banyolara zamansız tasarım Mart 12, 2026
- DAP’tan yeni nesil kendi kendini ödeyen konut modeli: Peşinatsız, sabit taksitle kira öder gibi! Mart 12, 2026
- Bianca Boya Bursa Hürriyet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Genç Usta Adaylarıyla Buluştu Mart 12, 2026
- Bosch Home Comfort Grup, zorlu pazar ortamında konumunu korudu Mart 11, 2026
- Sungrow Altıncı Kez Dünyanın En Güvenilir İnvertör Markası Seçildi Mart 11, 2026
- Metal ve sandviç panel çatılar için yüksek performanslı renovasyon çözümü: Ravaproof Bondstoper Alüminyum Mart 11, 2026
- Şanlıurfa Karaköprü Deprem Konutlarına Wilo Güvencesi Mart 11, 2026
Trendler
GENEL1 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
GENEL1 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak










