Modüler inşaat nedir, modüler inşaatın avantajları - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Modüler inşaat nedir, modüler inşaatın avantajları

Yayınlandı

-

Melih Şimşek // Consera Kurucusu ve Türk Yapısal Çelik Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Modüler inşaat, geleneksel yöntemlerden farklı olarak, 2 veya 3 boyutlu modüllerin fabrikalarda üretilip şantiyede birleştirilmesini içeriyor. Bu yöntem, inşaat sürecini hızlandırırken iş gücü ihtiyacını da azaltıyor. Modüler teknikler, inşaatın planlama, tasarım ve montaj aşamalarını eş zamanlı yürüterek, geleneksel yöntemlere göre süreci yüzde 40’a varan oranda kısaltıyor.

Endüstriyel ve modüler yapı sistemlerinin sağladığı birçok avantaj var. Bu sistemler sayesinde; beklenmeyen maliyet artışları önlendiği gibi, çoğu işin fabrikada gerçekleştirilmesi nedeniyle iklim gibi olumsuz durumların yaratacağı gecikmeler ve sürpriz harcamaların da önüne geçiliyor. Ayrıca bu tipteki yapılar geleneksel inşaata göre 4.5 kat daha hafif olduklarından deprem yükünü bu oranda daha az alıyorlar ve yine geleneksel yöntemlerle inşa edilmiş yapılara göre 4 kat daha az deprem kuvvetine maruz kalıyorlar. 

Üretimin fabrikada yapılarak alanda birleştirildiği “off-site construction”, sahadaki inşaatlarda karşılaşılabilecek insan hatalarını ortadan kaldırıyor. Bu yöntemle inşaatta hem işler hem de maliyet daha kontrollü gerçekleştiriliyor. 

Tüm dünyada olduğu gibi bizim ülkemizde de işçi ve usta kısıtı yapılaşmamızda büyük bir engel teşkil etmeye başladı. İnşaat sahasında her koşulda vardiyalı çalışmak mümkün değil, buna karşın modüler yapılar 7/24 fabrika ortamında üretilebiliyor. 

Modüler yapıların yapı fiziğine olumlu katkılarının başında gelen enerji verimliliğini de unutmamak gerekiyor. Bu teknikle, enerji tasarruflu yapılar inşa etmek çok daha mümkün ve ekonomik. Çelik ve geleneksel yapıların maliyetleri kâğıt üstünde aynı olsa da çelik yapılar, zaman ve kazanılan alanlardan dolayı her zaman daha ekonomik oluyor. Özellikle tekrarlı projelerde bu ekonomi çok daha artıyor. 

Binalar ve inşaat endüstrisi toplam karbon emisyonunun yüzde 38’ine neden olacak kadar büyük bir paya sahipken, çelik yapılar karbon salınımını en aza indiren inşaat yöntemi olarak öne çıkıyor. Bu yapılar, düşük karbon salınımıyla iklim değişikliği mücadelesine destek oluyor ve enerji ihtiyacının düşmesinden kaynaklı doğal kaynakların korunmasına katkı sağlıyor. Minimum su tüketimiyle tasarruf sağlayan çelik yapılar, su kaynakları ve yer altı sularının kirlenme riskini de azaltıyor. 

Yapılan araştırmalar modüler inşaat sektörünün dünyada 2040 yılına kadar yüzde 6’yla yüzde 10 arasında yıllık büyümeyle 1,1 trilyon dolarlık bir pazar büyüklüğüne ulaşabileceğini gösteriyor. Ülke olarak çelik yapı endüstrisini kurarsak depreme karşı dirençli, hızlı, ekonomik ve sürdürülebilir bir yapım yöntemine sahip olurken sadece inşaat yapan değil, ihraç eden bir ülke de olabiliriz.

Modüler teknikler hem çevre hem de deprem açısından güvenli bir çözüm sunuyor

İstanbul başta olmak üzere tüm şehirlerimizin hızla olası depremlere hazırlanması gerekiyor. Bunun için dünyada ortaya konulmuş formül ise niteliksiz yapıların yıkılıp yerlerine deprem dirençli yapıların inşa edilmesini amaçlayan ‘Kentsel Dönüşüm’. 

Konut ihtiyacının kısa vadede karşılanmasının önünü açacak modüler çelik konut yapımı; inşaat yapıcıları ile çelik yapı üreticilerinin el ele vererek sektöre canlılık getirecekleri çok önemli bir konu. 

Resmî açıklamalara göre; İstanbul’da 1,5 milyon riskli bina bulunuyor ve bu yapıların yüzde 30’unun acilen dönüştürülmesi gerektiğinin altı çiziliyor. Kentsel dönüşüm süreçlerinin hızlandırılmasıyla yaklaşan deprem tehlikesine karşı önlem almak ve 3 yılda 1 milyon konut üretmek mümkün. 

Bir senede 300 bin konut üretebilmek için 2 milyon ton yapısal çelik gerekiyor. Ülkemizin kapasitesi ise 50 milyon ton. Bu üretim için 72 bin adet insan gücüne ihtiyaç var. Bu da büyük miktarda bir istihdam yaratmak anlamına geliyor. Çelik yapıların gelişip yaygınlaşması için kamuya da büyük iş düşüyor. Kamu, çelik yapıların gelişimi ve kullanımı teşvik ederek bu konuya destek olabilir.

İstanbul’da 2000 öncesi konut sayısı 4 milyon 500 bindi, şu anda 6 milyon 384 bin. Bakanlık verisine göre, bugüne dek kentsel dönüşüm yöntemiyle sadece 695 bin konutun dönüşümü sağlandı yani 2000 öncesi yapıların yüzde 16’sı yeni yönetmeliklere göre inşa edildi. 2000 sonrası inşa edilen tüm yapıların deprem dirençli olduğunu varsayarsak, İstanbul’da hâlâ yüksek sayıda deprem riski taşıyan konut var demektir. 

Dünya Çelik Birliği (WSA) verilerine göre Türkiye 2020’de dünyanın yedinci, Avrupa’nın ise birinci büyük çelik üreticisi. Fakat bu hacim ülkemizde inşa edilen çelik yapılara maalesef bugüne dek yansımış değil. Türkiye’de endüstriyel yapılarda çelik kullanımının 20 yılda yüzde 1’den 5’lere geldiğini görüyoruz.  Ancak ne yazık ki bu konuda konutlar için yeterli bir artış yaşanmadı. Geçtiğimiz dönemde çelik yapıların toplam binalara oranı konutlarda yaklaşık yüzde 0,5 artış ile yüzde 1,5’e ulaştı. 

Amerika ve İngiltere’de yapıların yaklaşık yüzde 50’si, Almanya ve Fransa’da yüzde 30’u, İran’da ise yüzde 50’sinden fazlası çelik taşıyıcı sistemle inşa ediliyor. 

Consera’nın modüler inşaat çözümleri

Consera; “konut, otel, okul, yurt ve hastane” gibi farklı yapı türleri için modüler inşaat çözümleri sunuyor. Off-site üretim sayesinde süreçler daha kontrollü hale geliyor, inşaat süresi kısalırken kalite standartları en üst seviyeye çıkıyor. Esnek tasarım ve ölçeklenebilir projelerle farklı ihtiyaçlara uygun güvenli ve sürdürülebilir yapılar oluşturuluyor. Off-site üretim yöntemi, inşaat sürecini hızlandırırken hata payını da en aza indiriyor.

Bu çözümlerle, depreme dayanıklı yapıların proje yönetimi tüm detaylarıyla titizlikle çalışılıyor.  Ayrıca, sahada çalışmanın maliyetli ve zor olduğu lokasyonlarda, modüler yapım tekniği, zaman ve iş gücü tasarrufu sağlayarak projelerin daha verimli ve ekonomik bir şekilde tamamlanmasına olanak tanıyor. Tüm bakım hizmetleri eksiksiz bir şekilde sunulurken; modüler inşaat çözümleri, güvenli, yüksek kaliteli ve sürdürülebilir yapısıyla dikkat çekiyor. 

Modüler inşaat ve yapay zeka çözümleri

Yapay zeka, son dönemde her sektörde olduğu gibi inşaat sektörünün de dinamiklerini değiştirecek yenilikler sunuyor. Proje yönetiminden tasarım aşamasına, inşaat süreçlerinin her aşamasında yenilikçi fırsatlar sunan yapay zeka çözümlerinin kullanılacağı alanların başında ise yapıların dijital ikizlerinin oluşturulması geliyor. Özellikle BIM (Building Information Modeling: Yapı Bilgi Modellemesi) bu sürecin başlangıç noktası kabul ediliyor. 

İnşaatın tüm aşamalarında görev alan kişilerin proje süreciyle ilgili güncel bilgilere ve detaylara kolayca ulaşmasını sağlayan BIM, daha verimli bir tasarım yönetimi sağlarken üretim süreçlerindeki maliyetleri düşürmeye yardımcı olacak çözümler de sunuyor.

Diğer yandan; dijital ikiz teknolojisi de işletmelerin kaynakları en efektif şekilde kullanabilmelerini sağlarken çalışan güvenliği risklerinin de ortadan kaldırılmasına destek oluyor. Gerçek alanların, nesnelerin, binaların ve altyapı tesislerinin sanal bir kopyasının çıkartılması olarak tanımlanabilecek dijital ikiz teknolojisi, gelişmiş simülasyon ve analiz yetenekleriyle inşaat sürecindeki potansiyel zorlukları ve çeşitli senaryoları simüle ediyor.

Türkiye’nin “off-site construction” yani “saha dışı yapı üretimi/ modüler inşaat” alanının öncülerinden biri olan Consera da proje aşamasında tüm tasarım ve üretim süreçlerinde BIM ve dijital ikiz teknolojilerini kullanıyor. Modülerleştirme ile standardizasyon yaklaşımını benimseyen şirket, bu teknikleri kullanarak tasarım, fabrika ve şantiye süreçlerini birbirine entegre ederek montaj ve genel proje süresinin kısaltılmasını sağlıyor.

Yeni nesil evler

Consera, Homera ile gayrimenkul sektörüne yenilikçi bir iş modeli sunuyor. Bu model, müşterilerin önce arsayı edinmesine ve ardından seçtikleri arazi üzerine konumlandırılacak ön tasarımlı konutlar arasından seçim yapmasına olanak tanıyor. Genellikle “paket ev” olarak adlandırılan bu yaklaşım, arsa ve konutu tek bir çözümde birleştiriyor. Arsa ve konutun ayrı satın alınması, müşterilere konut için daha uzun ödeme vadeleri sunarken; tasarım, teslim süresi ve fiyatlandırma konusunda net beklentiler sağlıyor. Endüstriyel konut üretimi, üretim süresi, maliyet ve kalite açısından hata payını önemli ölçüde azaltarak daha güvenilir ve verimli bir süreç sağlıyor. 

Diğer yandan; Melih Şimşek, “Türkiye ve Avrupa’da ev sahibi olma geleneğinde yeni bir seçenek yaratan modüler konut markamız Homera’yla bu sene Avrupa’ya modüler konut ihracatlarımızın başlayacağını öngörmekteyiz. Homera’nın tasarımcı ve mühendislerden oluşan multidisipliner kadrosuyla hem son kullanıcı hem de yatırımcılara paket hizmet sağlamaktayız. Homera evleri birkaç kez yenilenebilir, yeniden kullanılabilir ve taşınabilir yapılarıyla iyi bir yatırım seçeneği olarak öne çıkıyor diyebilirim.” diyor.

Consera hakkında

Consera, Türkiye’nin “off-site construction” yani “saha dışı yapı üretimi/ modüler inşaat” alanının öncülerinden biri. Çelik yapı sektöründeki benzersiz geçmişinden ve 2,5 milyon metrekarelik deneyiminden güç alan Consera, yalın ve verimli yöntemlerle daha iyi binalar üretmeyi hedefliyor. 

Özellikle deprem bölgesinde bulunan ülkemizde güvenli yapılar inşa ederken, sürdürülebilirliğe uygun yapı sistemlerini yaygınlaştırmayı amaçlayan firma; yarım asırlık bilgi birikimiyle aralarında Dominik, Belçika, Venezuela, Bulgaristan, Hollanda, Irak’ın da bulunduğu 32 ülkeye çelik yapı ihraç ediyor. 

Fikri Şimşek tarafından 1971 yılında geleneksel bir inşaat şirketi olarak kurulan Akşan Yapı; 2001’de Melih, Mert ve Müge Şimşek kardeşler tarafından hayata geçirilen, Türkiye’nin ilk ve hafif çelik konusunda deneyimli fabrikası Akkon Çelik ve 90 günde anahtar teslimi yapılabilen, Türkiye’de ve Avrupa’da ev sahibi olma geleneğinde yeni bir seçenek yaratan modüler konut markası Homera ile birlikte ülke yapı sektörüne birçok yenilik kazandırıyor. Consera, fabrika ortamında yapı üretiminin Türkiye’deki öncülerinden biri olarak sektörü yönlendiriyor. 

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Polisan Holding Grup CFO’su Tolga Üzümcü, Türkiye’nin“En Etkin 50 CFO” listesinde yer aldı

Yayınlandı

-

Türkiye’nin finans dünyasındaki en etkili liderlerinin belirlendiği ve bu yıl 10’uncusu gerçekleştirilen “En Etkin 50 CFO” araştırmasının sonuçları açıklandı. DataExpert Exceptional Leadership Solutions iş birliğiyle BMI Business School İstanbul tarafından gerçekleştirilen araştırmada, finanstan perakendeye, enerjiden gıdaya kadar birçok sektörde faaliyet gösteren 1000’i aşkın şirketin finans liderleri değerlendirildi. Polisan Holding Grup CFO’su Tolga Üzümcü de listeye giren isimler arasında yer aldı.

Tolga Üzümcü, Polisan Holding’in geçtiğimiz yıl başlattığı yeniden yapılanma sürecinde üstlendiği stratejik projelerle dikkat çekti. Boya faaliyetlerinin kısmi bölünme yöntemiyle ayrıştırılması ve Polisan Hellas’ın satış sürecinin başarıyla tamamlanması gibi kritik adımlarda önemli rol oynayan Üzümcü; finansal performans, liderlik etkisi ve inovatif uygulamalardaki başarısıyla değerlendirilerek “Türkiye’nin En Etkin 50 CFO’su” listesine seçildi. Kariyeri boyunca TAV Havalimanları Holding ve Deloitte gibi önemli kurumlarda görev alan Tolga Üzümcü, ödülünü 16 Haziran’da “Redefining Balance” temasıyla gerçekleştirilecek CFO Summit kapsamında alacak.

Tolga Üzümcü değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’nin En Etkin 50 CFO’su 2026 listesinde yer almak, kariyerim açısından son derece değerli ve anlamlı bir takdir oldu. Bu başarıda emeği bulunan başta Polisan Holding olmak üzere tüm çalışma arkadaşlarıma, yöneticilerimize ve danışmanlarımıza teşekkür ediyorum.”

Okumaya Devam Et

GENEL

Bticino Light Now Serisi ile Yaşam Alanlarında Sürdürülebilir Estetik ve Akıllı Dönem

Yayınlandı

-

 

Bticino Light Now, Minimalist Estetiği Akıllı Yaşam Deneyimiyle Yeniden Tanımlıyor

Bina elektrik ve dijital altyapı çözümlerinde uzman Legrand Türkiye Grubu markalarından Bticino, ev yönetim deneyimini yeniden tanımlayan yeni serisi Light Now’ı tanıttı. Tasarım dünyasının en prestijli ödüllerinden iF Design Award 2024 ile başarısını tescilleyen bu yeni seri, zamansız minimalist estetiği en son teknolojilerle bir araya getiriyor. Light Now hem geleneksel kurulum sistemleri hem de modern akıllı ev çözümleriyle tam uyum sağlayarak yaşam alanlarına erişilebilir lüksü taşıyor.

Legrand Türkiye Grubu bünyesinde yer alan Bticino, Light Now ile ekolojik ayak izini azaltmak adına yeşil ve geri dönüştürülmüş malzemeler kullanarak sürdürülebilirliğe öncelik veriyor. Ürün paketlerinde “sıfır plastik” ilkesini benimseyen marka, karbon ayak izini minimize ederek sürdürülebilir bir geleceğe odaklanıyor. Gelişmiş teknolojiyi şık tasarımla buluşturan Bticino, Light Now serisiyle yaşam alanlarının ihtiyaçlarını bütünsel bir yaklaşımla karşılamaya devam ediyor. Serinin öne çıkan yüzey koleksiyonları arasında Döngüsel koleksiyonu, viskoz elyaflar ve geri dönüştürülmüş ABS malzemenin yenilikçi birleşimiyle çevre etiği ve estetiği bir araya getiriyor. Taş koleksiyonu, geri dönüştürülmüş malzemeler ve biyokütle bazlı içeriklerle geliştirilerek çevresel sorumluluğu estetikle buluşturuyor ve dokunsal bir deneyim sunuyor. Patina koleksiyonu, doğal yüzey efektleriyle kullanıcıya sofistike bir estetik sağlıyor. Modern mimarinin ruhunu yansıtan seri, hafif kavisli yüzeyleri ve merkezi LED aydınlatmasıyla mekanlara dokunsal ve görsel bir zenginlik katıyor.

Zamansız Tasarım ve Kusursuz Uyum

Light Now, sade ve zamansız tasarımıyla farklı iç mekan projelerine uyum sağlayacak şekilde geliştirildi. Mat dokunuştan taneli yüzeylere uzanan sofistike seçenekleri ve beyaz, siyah ve taş mekanizma renkleriyle uyumlu 9 farklı zarif çerçeve alternatifi sunan seri, estetik çeşitliliği ön plana çıkarıyor.

Arka yapısında yer alan esnek ve hareketli “Yüzer Çerçeve” sistemi, duvar yüzeyi pürüzsüz olmasa dahi ürünün duvarda düzgün ve dengeli durmasına yardımcı oluyor. Ayrıca, seride kullanılan geliştirilmiş kilitlenme sistemine sahip kaide yapısı, mekanizmanın duvar üzerinde sabit ve sağlam bir şekilde konumlanmasını destekleyerek hizalama performansını üst seviyeye taşıyor. İnce formu, dengeli oranları ve yumuşak hatları ile hem görsel hem de dokunsal açıdan rafine bir deneyim sunan Light Now, modern mimariyle doğal bir bütünlük oluşturuyor.

Modüler yapısı sayesinde farklı proje ihtiyaçlarına kolayca adapte olan seri; yatay ve dikey montaj seçenekleri, geniş ürün gamı ve alet gerektirmeyen kurulumu ile uygulama süreçlerini hızlandırarak profesyonellere sahada önemli avantajlar sağlıyor. Merkezi LED detayı ve karakteristik tasarım çizgisi ise kullanıcı deneyimini hem estetik hem de ergonomik açıdan güçlendiriyor.

Teknolojiyle Bütünleşen Akıllı Kontrol 

Light Now yalnızca bir tasarım serisi değil, aynı zamanda kapsamlı bir akıllı yaşam çözümüdür. Geleneksel kablolu sistemlerden akıllı ev teknolojilerine kadar geniş bir ürün yelpazesi sunan seri; Apple Siri, Google Assistant ve Amazon Alexa gibi sesli asistanlarla uyumlu çalışarak kullanıcıya maksimum kontrol imkanı sunuyor.

Home+Control uygulaması üzerinden enerji tüketimi takibi, sıcaklık yönetimi ve senaryo oluşturma gibi özellikler sunan sistem; konfor, verimlilik ve kontrolü bir araya getiriyor. Ayrıca BTicino MyHome ve KNX ile uyumlu yapısı sayesinde hem konut hem de profesyonel bina projelerinde entegre çözümler sunuyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Ravago Bina Çözümleri, inovatif çözümüyle su yalıtımında sahadaki dengeleri değiştiriyor

Yayınlandı

-

Bitümex Samba Serisi İle Perde Duvar ve Teraslarda Üstün Koruma

Yapıların uzun ömürlü performansında kritik rol oynayan su yalıtımı, yeni nesil ürün çözümleriyle daha güçlü bir seviyeye taşınıyor. Ravago Bina Çözümleri tarafından geliştirilen Bitümex Samba serisi; yüksek polimer katkılı yapısı, gelişmiş sıcak-soğuk dayanımı ve eksi 10 dereceye kadar esneme kabiliyetiyle perde duvar ve teras uygulamalarında uzun süreli güvence sunuyor. Uygulama hızını artıran pratik yapısıyla öne çıkan seri, sahadaki profesyoneller için verimlilik ve dayanımı aynı noktada buluşturuyor.

Yapı güvenliği ve servis ömrünün korunmasında su yalıtımı, en temel performans başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Sektöre yenilikçi ürün ve sistem çözümleri kazandırmayı sürdüren Ravago Bina Çözümleri, Bitümex Samba serisi ile su yalıtımı uygulamalarında güçlü bir alternatif sunuyor. Türkiye genelindeki bayi ağında satışa sunulan ürün serisi; perde duvar ve teras uygulamalarında yüksek aderans gücü, kolay uygulama avantajı ve optimize edilmiş teknik yapısıyla projelerde güvenilir sonuçlar sağlıyor. Geliştirilmiş formülü sayesinde farklı iklim koşullarında performans sürekliliği sunan seri, sahadaki uygulama kalitesine de doğrudan katkı sağlıyor.,

Su yalıtımında dayanıklılığı yeni bir seviyeye taşıyor

Özel formülasyonu ile sıcaklık değişimlerine karşı yüksek direnç sunan Bitümex Samba serisi, yoğun kullanım alanlarında ayak izi oluşumuna karşı güçlü performans gösteriyor. Eksi 10 dereceye kadar esneme kabiliyeti sayesinde düşük sıcaklıklarda esnekliğini koruyan ürün, sıcak ve soğuk hava geçişlerinin yoğun olduğu bölgelerde uzun ömürlü koruma sağlıyor. Yüksek polimer oranı ile güçlendirilen yapısı, yaşlanma etkilerine karşı direnci artırırken membranın servis ömrünü de destekliyor. Zorlu çevresel koşullarda dahi yapıları su kaynaklı risklere karşı güvence altına alan seri, dayanıklılık ve uygulama konforunu aynı potada birleştiriyor. Ravago Bina Çözümleri’nin teknik uzmanlığıyla geliştirilen Bitümex Samba, su yalıtımında kalite çıtasını yukarı taşıyan yenilikçi ürünler arasında konumlanıyor.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye