İZODER’DEN DEPREM HAFTASINDA UYARI - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

İZODER’DEN DEPREM HAFTASINDA UYARI

Yayınlandı

-

Su yalıtımı olmayan binalar 24 yılda çürüyor

Türkiye’nin yüzde 90’dan fazla bir bölümü deprem kuşağında yer alıyor ve yine nüfusumuzun yüzde 90’ınından fazlası deprem tehlikesi altında yaşıyor. Pek çok büyük depremde çok sayıda kayıp yaşamış ülkemizde maalesef hala çok sayıda riskli bina bulunuyor. İZODER Başkanı Emrullah Eruslu, 1-7 Mart Deprem Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada ülkemizde güvenli bina sorununun gündemden hiç düşmemesi gerektiğini dile getirdi. Deprem gibi güçlü doğa olaylarının bilim ışığında zarar görmeden atlatılabileceğini söyleyen Emrullah Eruslu, “Binalarımızı doğru malzemeler ve doğru işçilikle, kurallara uygun ve uzun yıllar güvenle ayakta kalacak şekilde inşa etmemiz gerekiyor.  Bir ev alırken ya da kiralarken estetik kaygıların yapı güvenliğinin önüne geçtiğini görüyoruz. Oysa kullanılan malzeme, doğru su ve ısı yalıtımına sahip olup olmadığı gibi özellikleri sorgulamak çoğu kez akıllara gelmiyor. Denetimlerin artırılması ve tüketicilerin artan bilinci, ülkemizde güvenli yapılaşma sorununun çözümünde etkin rol oynayacaktır” dedi.

Depremin yıkıcı sonuçlarını yaşatmayacak ve uzun yıllar boyunca güvenli barınma sağlayacak binalar için zemin etüdünün doğru yapılması, yapının tekniğine uygun olarak tasarlanması, iç ve dış etkenlerden yalıtım ile korunması ve bütün süreçlerin yine tekniğine uygun şekilde denetlenmesi gerekiyor. Bir yapı inşa edilirken binaların en büyük düşmanı olan korozyona karşı kalkan görevi gören su yalıtımının, binaların sağlam şekilde ayakta kalması noktasında hayati öneme sahip olduğunu unutmamak gerekiyor. 

Güvenli binalar için bilimi temel alan bir yaklaşım gerekiyor

Deprem Haftası nedeniyle bir açıklama yapan İZODER Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Eruslu, şunları söyledi: “Güvenli bir bina inşa etmenin temelinde de bilim yatar. Güvenli binalar için doğru bir matematiğe, iyi uygulanmış fizik kurallarına, kimyanın anlattıklarına kulak vermek gerekir. Tüm binaların uzman mimar, mühendis ve müteahhitlerce tasarlanması, kamu yetkililerince denetlenmesi ve işinin ehli ustalarca inşa edilmesi gerekiyor. Türkiye genelinde mevcut bina stokumuzun uzmanlarca incelenip güvenli olup olmadığının tespit edilmesi ilk adım olarak büyük önem taşıyor. Sonrasında güçlendirilerek güvenli hale getirilebilecek binalar ve yıkılıp yeniden yapılması gereken binalar için bir planlama yapılmalı. Yeni inşa edilecek binalarda zeminden malzemeye her detayın mevzuatlara uygun olması ve bu binaların su ve ısı yalıtımıyla korozyona karşı korunması büyük önem taşıyor.”

Suya maruz kalan bir bina donatısı 24 yılda taşıma kapasitesini kaybediyor

Betonarme yapıların sağlıklı bir şekilde, tasarım ömürleri süresince işlevlerini sürdürebilmesi için yapının tamamının standartlara uygun şekilde ısı ve su yalıtımı ile korozyondan korunması gerektiğine dikkat çeken İZODER Başkanı Emrullah Eruslu, “Bilim bize depremde yıkılan binalarda korozyona işaret ediyor. Suyun kolonlar, duvarlar gibi taşıyıcı yapı elemanlarına nüfuz etmesi, betonun içindeki demirin paslanmasına yani korozyona neden oluyor. Korozyon ise yapının yük taşıma kapasitesini azaltıyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şakir Erdoğdu’nun araştırmasına göre; suya maruz kalan bir donatı, 5 yılın sonunda taşıma kapasitesinin yüzde 50’sini, 15 yılın sonunda yüzde 90’ını, 24 yılın sonunda ise tamamını kaybediyor. Yani herhangi bir deprem ya da dış etken olmadan bile sadece donatı korozyonu ile bir yapının çökmesi söz konusu. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hasar Tespit Komisyonu tarafından yapılan incelemeler sonucunda, yüzde 79’u hasarlı bulunan 55 bin 651 konut ve işyerinin yüzde 64’ünde korozyon tespit edilmişti. Tüm bu veriler gösteriyor ki biz fark etmeden korozyon binaları içten içe hızla çürütüyor” dedi.

Kentsel Dönüşüm güvenli yapılaşmada çok önemli 

Türkiye’deki mevcut yapı stokunun ortalama ömrünün sadece 30 yıl olduğunu belirten Emrullah Eruslu, şunları söyledi: “Standartlara uygun yapılmış bir binanın ömrü 80 ila 100 yıl olmalıdır. Ülkemizde binaların kısa ömürlü olmasının en önemli sebeplerinden biri de yalıtımsızlık nedeniyle yaşanan korozyon ve onun olumsuz etkileri diyebiliriz. Türkiye’de 10 milyonun üzerinde bina, 30 milyonu aşan hane var. Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği’nin yürürlüğe girdiği 1 Haziran 2018’den itibaren inşa edilen ve zorunlu olarak su yalıtımı yapılan bina sayısı toplam yapı stokunun sadece yüzde 5-5,5’ini oluşturuyor. Ülke genelinde hız kazanan kentsel dönüşüm hareketi kapsamında, Türkiye yapı stoğunda önemli bir yenilenme ön görülüyor. Türkiye genelinde mevcut bina stokunun incelenmesi, güvenli hale getirilebilecek binaların ve güvenli olmayan binaların tespit edilmesi gerekiyor. Yeterli dayanıma sahip olan güvenli binaların güçlendirilmesi, güvenli olmayan binaların ise kentsel dönüşüme tabi tutulması ve yeniden inşa edilmesi önem taşıyor. Kentsel dönüşümün bir yandan güvenli kentler sağlarken diğer yandan çevreye duyarlı, enerji verimli, konforlu yapılaşma için de büyük bir fırsat barındırdığını unutmamak gerekiyor.” 

Kiralayacağınız ya da satın alacağınız evlerde mutlaka su ve ısı yalıtımı olmalı

Eruslu, yeni bir ev kiralayacak veya satın alacaklara da uyarılarda bulunarak sözlerini şöyle tamamladı: “İlk aşamada binanızın ruhsat durumunu ve tarihini sorgulayın. Ülkemizde yapı ruhsatı alabilmek için 14 Haziran 2000 tarihinden itibaren ısı yalıtımı yapılmasının, 01 Haziran 2018’den itibaren ise su yalıtımı yapılmasının zorunlu olduğunu bilerek binanın yalıtım durumunu sorgulayabilirsiniz. Sadece oturacağınız daireyi kontrol etmeniz yeterli değil. Yapısal çatlakların olup olmadığını ve demirlerin açığa çıkıp çıkmadığını mutlaka takip edin. Kolon, kiriş gibi taşıyıcı elemanlara zarar verilmediğinden emin olun. Yapıya gelecek suyu uzaklaştıracak olan bir drenaj sistemi olup olmadığını, yapının temelinde su yalıtımı yapılıp yapılmadığını sorgulayın. Binanın bodrumunda perde duvar, kiriş ya da kolonlarda su izleri, çatlaklar, su ve nemden kaynaklanan siyah lekeler ya da pamukçuklar yapının temelinde su yalıtım problemi olduğunu gösterir. Sonradan binanın çatısına, tuvalet, banyo gibi suyun kullanıldığı ıslak hacimlerine su yalıtımı, dış cephelerine ise dıştan ısı yalıtımı yapılması mümkündür. Ancak binanın temeline sonradan su yalıtımı yapılarak binanın suyun zararlı etkilerinden korunmasının mümkün olmadığını unutmamak gerekir. Öte yandan binanın ara katlardaki dış duvarlarda su izleri, sıva kabarıklıkları, mantar ve küf oluşumları yapıda ısı yalıtımı eksikliğini gösterir. Kiralayacağınız veya satın alacağınız konutun içini gezerken başta kuzey cepheleri olmak üzere tüm duvarlarını kontrol edin. Eğer çatı katında oturacaksanız tavanları ve tavan ile dış duvar birleşimlerindeki köşelerinde aynı şekilde su izleri, sıva kabarıklıkları ve yapısal çatlak olup olmadığına bakın. Bu problemler ile karşılaşılması yapıda ısı yalıtımı ve/veya su yalıtımı eksikliğine işaret eder.”

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

İmar Davalarında Yeni Dönem

Yayınlandı

-

İmar Yargısında Yeni Sayfa Açılıyor

Resmi Gazete’de yayımlanan kararla imar uyuşmazlıkları için ihtisas mahkemeleri devreye alınıyor. İlk etapta Ankara’da uygulanması beklenen düzenleme, artan dava yükü ve teknik karmaşıklık karşısında yargıda uzmanlaşmayı hedefliyor.  Şehir ve Bölge Plancısı, İmpomes Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Müberra Oflaz Türkiye’de imar davalarının son yıllarda ciddi artış gösterdiğine işaret ederek “Aynı imar planına ilişkin farklı mahkemelerde eş zamanlı davalar açılması, çelişkili karar riskini artırıyor. Bu durum hem yatırımcıyı hem de vatandaşı belirsizlik içinde bırakıyor” dedi.

Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) kararıyla, imar mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde yeni bir döneme giriliyor. Resmi Gazete’de yayımlanan düzenleme ile imar davalarının, bu alanda uzmanlaşmış mahkemelerde görülmesinin önü açıldı. Şehir Plancısı Dr.  Müberra Oflaz’a göre, ihtisas mahkemelerinin açılması, dava sayısının artması nedeniyle uzayan dava süreçlerinin kısalarak bu yöndeki mağduriyetlerin giderilmesini sağlayacak.

Şehir ve Bölge Plancısı, İmpomes Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Müberra Oflaz, Türkiye’de hızlanan kentleşme, artan kentsel dönüşüm projeleri ve yoğun yapılaşma baskısının, imar hukukunu hem teknik hem de hacim olarak yargının en karmaşık alanlarından biri haline getirdiğini, son yıllarda imar davalarının da ciddi şekilde arttığını söyledi. 

Dr. Oflaz “Bugün bir imar planı değişikliği, parselasyon işlemi ya da ruhsat iptali gibi konular; şehir planlama, mimarlık, çevre hukuku ve mülkiyet hakkını aynı anda ilgilendiren çok katmanlı uyuşmazlıklara dönüşebiliyor. Özellikle aynı imar planına ilişkin farklı mahkemelerde eş zamanlı davalar açılması, çelişkili karar riskini artırıyor. Bu durum hem yatırımcıyı hem de vatandaşı belirsizlik içinde bırakıyor. Yargı verilerine göre idare mahkemelerinin iş yükü içinde imar davaları önemli bir paya sahip ve bu davaların sonuçlanma süresi çoğu zaman birkaç yılı bulabiliyor. Bu nedenle öncelikle Ankara’da başlayan İmar İhtisas Mahkemesi işleyişinin dava sayısının çok olduğu diğer büyükşehirlerde de yaygınlaşarak, davaların sonuçlanma süresini kısaltmasını ve bu yöndeki mağduriyetleri gidermesini bekliyoruz” dedi.

İmar İhtisas Mahkemesi Nedir?

İmar ihtisas mahkemeleri, klasik idare mahkemelerinden farklı olarak sadece belirli bir alana yani imar ve şehircilik hukukuna odaklanan özel yetkili mahkemeler olarak tanımlanıyor. Bu mahkemelerde görev yapacak hâkimlerin şehir planlama mevzuatına hâkim olması, teknik bilirkişi süreçlerini daha etkin yönetebilmesi, benzer davalarda içtihat birliği oluşturabilmesi bekleniyor.

Modelin bu yönüyle ticaret ya da fikri mülkiyet mahkemelerine benzer bir “uzmanlaşma” yaklaşımı taşıdığını ifade eden Dr. Müberra Oflaz, “İlk etapta Ankara’da uygulanması beklenen sistemin, dava yoğunluğu yüksek olan İstanbul, İzmir, Bursa gibi büyükşehirlerde de devreye alınması güçlü bir ihtimal olarak görülüyor. Bu, Türkiye’de yargı sisteminde “alan bazlı uzmanlaşma” eğiliminin güçlendiğinin de bir göstergesi” yorumunu yaptı.

Türkiye’nin Neden İhtiyacı Var?

Türkiye’de imar davaları son yıllarda kentsel dönüşüm projelerinin yaygınlaşması, plan değişikliklerine karşı artan itirazlar, büyükşehirlerde arsa değerlerinin yükselmesi ve çevresel hassasiyetlerin güçlenmesi gibi nedenlerle ciddi artış gösterdi. Bu açıdan ihtisas mahkemelerinin devreye girmesiyle birlikte teknik dosyaların uzmanlaşmış hâkimler tarafından ele alınmasının, süreci kısaltabileceğini, aynı konuda farklı mahkemelerden çıkan çelişkili kararların önüne geçilebileceğini dile getiren Dr. Müberra Oflaz “Aynı zamanda öngörülebilir yargı kararları, özellikle gayrimenkul ve inşaat sektöründe yatırım iştahını artırabilir. Planlama, yoğunluk, emsal gibi teknik kavramların daha doğru değerlendirilmesi sağlanabilir.” Değerlendirmesinde bulundu.

İdari Yargıdaki Tablo:

İdare mahkemelerinde görülen toplam dava sayısı: yüz binler seviyesinde Bu davaların önemli bir bölümü imar planı iptali, ruhsat işlemleri, kamulaştırma ve parselasyon davalarını içeriyor. 

Davalar ortalama olarak, ilk derece mahkemesinde 8 ile 18 ay arasında, istinaf süreciyle birlikte: 1,5 ile 3 yıl arasında, Danıştay aşamasıyla 3 yıldan uzun zamanda sonuçlanabilmekte.

En çok dava konusu olan işlemler nazım ve uygulama imar planı değişiklikleri, yapı ruhsatı iptali / verilmemesi, kentsel dönüşüm kararları ve Parselasyon (18. madde) işlemleri olarak belirleniyor.

Sistemin Potansiyel Riskleri

İmar İhtisas Mahkemeleri, işte bu tablodaki olumsuzlukları gidermek üzere hayata geçiyor. Ancak her uzmanlaşma modelinde olduğu gibi bu sistemin de bazı potansiyel riskleri olduğuna değinen Dr. Oflaz sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tüm imar davalarının belirli mahkemelerde toplanması, kısa vadede yeni bir yığılma yaratabilir. Farklı şehirlerin kendine özgü planlama gerçekleri, merkezi bir uzmanlaşma içinde yeterince yansımayabilir… “

Vatandaşlar Nelere Dikkat Etmeli?

Dr. Müberra Oflaz imar uygulamalarına muhatap olan veya mülk alımı düşünen vatandaşlar ve yatırımcıların sonradan mahkemelerde uğraşmaması için başlangıç aşamasında şu noktalara dikkat etmesi uyarısında bulundu:

Plan değişikliklerini yakından takip edin: Askı süreçleri kaçırıldığında hak kaybı yaşanabiliyor.

Ruhsat ve imar durum belgesini sorgulamadan alım yapmayın: Tapu tek başına yeterli güvence değil.

Dava açma sürelerine dikkat edin: İmar davalarında süreler oldukça kısa ve hak düşürücü.

Uzman görüşü almaktan kaçınmayın: Şehir plancısı ve hukukçunun birlikte değerlendirmesi kritik önem taşıyor.

İmpomes olarak yıllardır mülk sahiplerinin bu tür durumlarda hak kaybına uğramaması için hizmet verdiklerini anımsatan Dr. Oflaz “Yatırımcıların özellikle de çok sayıda mülkü varsa, hatta bunlar bazen çok değişik coğrafyalarda yer alıyorsa hepsini takip ve kontrolü zor olabiliyor. Biz yatırımcılar adına mülk dedektifi gibi hizmet verip takiplerini yapıyor, düzenli raporlamalar gerçekleştiriyor, gerekli konulardaki uyarılarımızı gecikmeden yapıyoruz” diye konuştu.

Okumaya Devam Et

GENEL

Çimento Sektöründe Güvenli Üretim Anahtarı: Proses Güvenliği

Yayınlandı

-

Çimento Sektöründe Proses Güvenliği ile İSG’de Yeni Eşik

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından belirlenen “Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü” kapsamında ÇEİS, 2026 yılı temasını “proses güvenliği” olarak ele alıyor. Bu kapsamda üretim süreçlerini bütüncül bir sistem çerçevesinde değerlendiren çalışmalar yürütülürken, geliştirilen hesaplama yazılımı ile patlayıcı ortam risklerinin analiz edilmesine yönelik teknik ve dijital bir altyapı da sektörün kullanımına sunuluyor.

Çimento Endüstrisi İşverenleri Sendikası (ÇEİS), 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü kapsamında yürüttüğü çalışmaların odağına bu yıl proses güvenliğini alıyor. ÇEİS, bu kapsamda üretim süreçlerinde ortaya çıkabilecek riskleri oluşmadan önce tanımlamayı ve yönetmeyi esas alan bir yaklaşımı merkeze alıyor. 

ÇEİS Perspektifiyle Proses Güvenliği ve İSG

Çimento sektöründe uzun yıllardır yürütülen iş sağlığı ve güvenliği çalışmaları, gerçekleştirilen projeler, saha uygulamaları ve eğitimlerle oluşan önemli bir birikime dayanıyor. Bu birikim, bugün daha sistematik bir yapı içinde ele alınarak üretim süreçlerinin tamamına yayılan bir çerçeveye dönüşüyor.

Uluslararası literatürde proses güvenliği; düşük sıklıkla gerçekleşen ancak yüksek etkiler yaratan endüstriyel kazaların önlenmesine odaklanan bir disiplin olarak tanımlanıyor. Büyük ölçekli yangın, patlama ve tehlikeli madde salınımı gibi olayların önemli bir bölümü, süreçlerdeki sistemsel zafiyetlerle ilişkilendiriliyor. Bu nedenle güncel güvenlik anlayışı, gerçekleşen kazaların takibinden çok, potansiyel risklerin önceden tespit edilmesine ve veri ile yönetilmesine dayanıyor.

Çimento sektöründe uzun süredir uygulanan risk yönetimi ve süreç odaklı çalışmalar, bu çerçeve altında daha bütüncül bir yapı içinde ele alınıyor. ÇEİS tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında edinilen saha deneyimi, geliştirilen teknik kılavuzlar ve eğitim içerikleri bu dönüşüm için güçlü bir altyapı oluşturuyor. Üretim süreçlerinin analiz edilmesi, potansiyel risklerin erken aşamada belirlenmesi ve bu risklere karşı önlemlerin sistematik biçimde geliştirilmesi, güvenlik performansının sürdürülebilir şekilde yönetilmesini mümkün kılıyor. 

“Güvenlik, Tasarım Aşamasında Başlayan Bir Süreçtir”

ÇEİS Genel Sekreteri Dr. H. Serdar Şardan, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “İş sağlığı ve güvenliği, üretim süreçlerinde alınan kararlarla doğrudan şekilleniyor. Süreç tasarımında yapılan tercihlerin, sahadaki riskleri nasıl etkilediğini çok net görüyoruz. Bu yıl proses güvenliğini tema olarak ele alırken, konuyu eğitimler, teknik kılavuzlar, saha deneyimleri ve yürüttüğümüz projeler üzerinden bütünlüklü bir şekilde değerlendirdik. Bu yaklaşımı somut bir katkıya dönüştürmek amacıyla da sektöre doğrudan kullanılabilir bir araç sunuyoruz. ÇEİS olarak TMS Danışmanlık ile birlikte yürüttüğümüz Proses Güvenliği Geliştirme Projesi kapsamında geliştirdiğimiz, uluslararası standartlara dayalı hesaplama yazılımı ile patlayıcı ortam risklerinin daha tasarım aşamasında analiz edilebilmesini ve karar süreçlerinin teknik verilerle desteklenmesini mümkün kılıyoruz. Bu doğrultuda, çimento tesislerinde risklerin daha doğru tanımlanmasını, tehlikeli bölgelerin bilimsel yöntemlerle belirlenmesini ve üretim süreçlerinde daha öngörülebilir bir yapı oluşturulmasını hedefliyoruz.”

İSG’de Veri Temelli Yaklaşım: CEISATEX Platformu

ÇEİS tarafından geliştirilen CEISATEX platformu, işletme sahalarında ortaya çıkabilecek patlayıcı ortam risklerinin hesaplanmasına ve analiz edilmesine imkân tanıyor. Geliştirilen yazılımda ilgili proses parametreleri üzerinden yapılan değerlendirmeler ile tehlikeli bölgeler belirlenebiliyor ve potansiyel risk senaryoları önceden analiz edilebiliyor.

Bu yapı, güvenliğin ölçülebilir hale gelmesini sağlarken, üretim süreçlerinde izlenebilirliğin ve standardizasyonun güçlendirilmesine katkı sunuyor. Aynı zamanda karar alma süreçlerinde mühendislik temelli değerlendirmelerin daha sistematik biçimde kullanılmasına imkân tanıyor.

Çimento ailesinin kullanımına özel hazırlanan platforma www.ceisatex.com adresi üzerinden erişilebiliyor.

Proses Güvenliği ile İSG’de Yeni Eşik

Proses güvenliğinin sektör genelinde yaygınlaşması, çalışan güvenliği ile birlikte operasyonel süreklilik açısından da belirleyici bir rol üstleniyor. Üretim süreçlerinde daha öngörülebilir ve kontrollü bir yapı oluşturulması, güvenlik performansının kalıcı şekilde iyileştirilmesini destekliyor.

ÇEİS, bu çerçevenin sektör genelinde benimsenmesiyle birlikte iş sağlığı ve güvenliği alanında daha sistematik, veri temelli ve sürdürülebilir bir yapının güçleneceğini öngörüyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Borusan Cat CEO’su Fuat Murat Basın Mensuplarıyla Buluştu

Yayınlandı

-

  • “Daha İyi Bir Dünya İçin Çözüm Üretiriz” şirket amacı ile Türkiye dışındaki operasyonları Kafkasya ve Orta Asya’da bulunan Türkiye merkezli Borusan Cat, 3.000’e yakın çalışma arkadaşıyla inşaat, madencilik, enerji ve ulaşım endüstrilerinde faaliyet gösteriyor.
  • Borusan Cat, Caterpillar ürünlerinin yanı sıra dünyanın önde gelen jeneratör markalarından FG Wilson’ın da distribütörlüğünü yürütüyor.
  • Sektörde büyük ölçüde “reaktif” yöntemle iş yapılırken; Borusan Cat bunu değiştirerek “Problemler yaşanmadan önüne nasıl geçebiliriz?” sorusuna yanıt olacak, dijitalin gücünden faydalandığı ve arızayı gerçekleşmeden önce tahmin ettiği “proaktif” iş yapış şekline geçti. 

Bununla birlikte Boom360 uygulamasıyla çözüm süreçlerine müşterilerini de kattığı “interaktif” bir çalışma yöntemi uyguluyor. 

  • Borusan Cat, faaliyet alanlarında kendini bir distribütörden öte, müşteriler için ulaşılabilir, güçlü ve güvenilir bir “çözüm ortağı” olma hedefiyle hareket ediyor. 
  • 2020 itibarıyla organizasyon yapısını endüstri bazlı bir modele dönüştürerek müşteriye daha yakın, daha çevik ve daha uzmanlaşmış bir işleyişe geçti.
  • Şirket, inşaat, güç & enerji ve madeni endüstrileri olmak üzere üç ana dikeyde yönetiliyor. Her dikey kendi kar-zararından sorumlu bir yapı içinde çalışıyor.
  • Borusan Cat’in faaliyet gösterdiği 5 ülkede konsolide satış hacmi 1,3 milyar dolar seviyesine ulaştı.

Sürdürülebilirlik alanındaki projeler

  • Borusan Cat, tüm sürdürülebilirlik çalışmalarını Borusan Holding’in iklim, insan, inovasyon başlıklarını kapsayan stratejisi dahilinde yürütüyor.
  • Adana bölge binasına kurduğu çatı üstü GES projesiyle lokasyonun tüm elektrik ihtiyacını yeşil enerjiyle sağlamasının yanı sıra enerji sistemi satış portföyünde çalışmalarını sürdürüyor. 
  • “Sıfır Atık” sertifikalı tesisleri ve Revizyon Merkezleri ile kullanım ömrünün sonuna gelmiş makine ve parçalarını onararak yeniden kullanılabilir hale getiriyor. Revizyon Merkezlerinde motor, güç aktarma, hidrolik gibi ana bileşenleri orijinal Cat parçalar kullanarak yenisi gibi yüksek kalitede üretiliyor ve bu parçalara yeniden hayat veriliyor. Böylece doğaya atık olacak ürünleri kullanılabilir hale getiriliyor; her yıl binlerce ton atık döngüsel ekonomiye kazandırılıyor. Bu yenilikçi ve vizyoner merkezler tüm Caterpillar dünyasındabenchmark” oldu
  • Şirketin döngüsel ekonomi yaklaşımı, yalnızca atık azaltımı değil; yurt dışından yeni komponent ithalatını azaltan, doğal kaynak kullanımını düşüren ve ekonomik değer yaratan bir model olarak kurgulanıyor.
  • Tüm çalışma arkadaşlarının yeni dünya düzeninde ihtiyaç duyabileceği yetkinleri geliştirmek için Global Öğrenim ve Gelişim Departmanı ile faaliyet gösterdiği tüm coğrafyalarda eğitimler ve yetkinlik kazandırma programları yürütüyor. 
  • Borusan Cat, toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirme ve sektörde kadın çalışan istihdamını artırma hedefi doğrultusunda, Türkiye ve Kazakistan’da bulunan farklı müşterilerinin sahalarında istihdam sağladığı, kadınları iş makinesi operatörü yetkinliklerine kavuşturan farklı eğitim programları yürütüyor.  
  • Çalışma arkadaşlarının iş ve özel hayat dengesini kurabilmesini amacıyla tekrar eden işler, operasyon süreçleri, multi-platforma ihtiyaç duyan raporlama gibi günlük rutin çalışmaları artık büyük ölçüde robotlarla yürütüyor.  300’e yakın yapay zeka robotu ve Robotik Süreç Otomasyonu adı verilen sistemle iş süreçleri kusursuzlaştırılıyor. 
  • Süreçlerini sadece müşteriye değil, sahadaki kullanıcıya da değer üreten bir yapıya dönüştürerek “tek seferde çözüm” ve uzaktan destek kültürünü yaygınlaştırıyor.
  • Boom360, müşterinin dijital ikizi gibi çalışarak makine, servis, parça, bakım, kampanya, teklif ve envanter yönetimini tek platformda birleştiren bir “süper uygulama” konumunda.
  • Şirketin Süper Uygulaması Boom360 ile tüm çözümlerini tek bir yerde topluyor. Böylece vakit ve mekan sınırı ortadan kalkıyor.  Boom360 ile kullanıcılar, Borusan Cat garantisiyle satışa sunulan tüm ürünlere ve bu ürünlerin teknik özelliklerine erişim sağlıyor, ihtiyaç duydukları ürünler için zaman ve mekandan bağımsız olarak teklif alma imkanı buluyor. Yedek parça ve yeni ekipmanların yanı sıra tüm kampanyaları uygulama üzerinden takip edebiliyor. Kendi envanterlerini uygulama üzerinden yönetebiliyor ve harita desteği ile ekipmanların konum bilgilerine ulaşabiliyor. Kullanıcılar envanter içerisinden ekipman seçip, servis randevularını kolayca oluşturabiliyor, bakım ve servis ihtiyaçları da uygulama üzerinden yönetebiliyor. Ayrıca Boom360, Borusan Cat’in sesle arızayı tespit eden yapay zeka uygulamasına erişerek olası bir arızayı 30 saniye gibi kısa bir sürede teşhis etmeye olanak tanıyor.
  • Müneccim adını verdikleri kestirimci bakım modellerinden bir tanesiyle, iş makinelerinin üzerinde bulunan sensörlerden aldığı bilgiyi işleyerek; potansiyel arıza zamanını ve nedenini tahminlenebiliyor. Şu anda yüzde 97’ye varan hassasiyetle arıza olasılığını ölçebilen Müneccim’in her bir vaka tespiti yapay zekayı besliyor ve böylece uygulamanın öğrenme kapasitesi de her geçen gün artıyor.
  • Borusan Cat tamamı Türk mühendislerden oluşan 60’dan fazla kişilik bir Ar&Ge merkezine sahip. Ar&Ge merkezinde yeni teknolojiler üretmenin yanında; veri madenciliği ve süreç madenciliği de yapılıyor. 
  • Müneccim, sensör verilerini kullanarak arızayı aylar öncesinden öngörebilen kestirimci bakım modeli olarak Borusan Cat’in proaktif servis yaklaşımının merkezinde yer alıyor.
  • BoomGuru ile generative AI tabanlı arıza açıklama ve çözüm önerisi sunan bir yapı sunuyor; sistem arızanın ne olduğunu, neden oluştuğunu ve nasıl çözüleceğini birkaç saniye içinde yanıtlayabiliyor.
  • BHChat adı altında geliştirilen kapalı devre yapay zeka sistemi; Borusan Cat’e dair bilgiye erişim, veri analizi, özetleme, tablo ve liste üretimi, satış ve raporlama desteği gibi fonksiyonlar sunuyor.
  • Sistem içinde yer alan ses çeviri modülü, Türkçe, İngilizce, Fransızca ve Rusça arasında anlık çeviri sağlayabiliyor; görsel teknisyen modülü ise fotoğraflardan arıza ve durum tespiti yapabiliyor.
  • Catia modülü ile metinden animasyon sunum videoları üretilebiliyor; görsel üretici modülü ise saniyeler içinde metinden görsel oluşturabiliyor.
  • Borusan Cat, veri ve süreç madenciliği yapan tamamı Türk mühendislerden oluşan 60’tan fazla kişilik bir Ar-Ge merkezine sahip.
  • DigiRent modeliyle kiralama pazarına yönelik öngörüler geliştiriliyor; müşteri beklenti anketleri ve sektör verileriyle yapılan tahminlerin sapma oranı %2-3 bandında tutulabiliyor.
  • Borusan Cat’in geliştirdiği pazar öngörü modeli, Koç Üniversitesi ile birlikte oluşturulan sektörel analiz altyapısı üzerine inşa ediliyor ve sektörün yönünü belirlemede kullanılıyor.


2025 Değerlendirmesi

  • Borusan Cat, 2025 yılını Borusan Holding’in 80. kuruluş yıl dönümü kutlamalarıyla paralel bir gelişimle, sürdürülebilirlik ve teknolojik liderlik odaklı tamamladı.
  • Borusan Cat, geçtiğimiz yıl konsolide bazda 1 milyar doların üzerinde satış hacmine ulaştı.
  • Borusan Cat, makine ve güç sistemleri alanında 2,3 milyar TL’lik stratejik yatırım planı devreye alındı.
  • ICCI 2025 fuarında enerji ve ulaşım endüstrisinde sürdürülebilirlik vizyonu paylaşılarak özellikle karbon emisyonunu azaltan mühendislik çözümleri tanıtıldı.
  • Borusan Cat, “Daha İyi Bir Dünya İçin Çözüm Üretiriz” amacı doğrultusunda operasyonlarında dijital dönüşümü önceliklendirdi.
  • Türkiye’de iş makinesi pazarı yaklaşık 15.000 adet seviyesinde dengelenmiş durumda; retail segmentte ise %20’ye yakın daralma öngörülüyor.
  • İkinci el pazarında önümüzdeki 3 yıl boyunca baskıların sürebileceği, deprem bölgesinden çıkan makinelerin de arzı artırdığı değerlendiriliyor.
  • Buna karşın, altyapı ve büyük ölçekli projeler ile pazarın 13-17 bin adet bandında kalabileceği öngörülüyor.
  • Data center yatırımları, demiryolu ve otoyol projeleri ile yap-işlet-devret modeli, önümüzdeki dönemin önemli büyüme alanları arasında görülüyor.
  • Borusan Cat, enerji sistemleri tarafında FG Wilson ve Caterpillar markalarıyla birlikte çalışarak portföyünü genişletmeye devam ediyor.
  • Şirketin 2025 performansında, inşaat endüstrisindeki müşteri destek faaliyetleri son 5 yılda çift haneli büyüme kaydetti.
  • Caterpillar Operasyonel Mükemmellik Ödülleri kapsamında değerlendirilen 5 kategorinin tamamında Türkiye ve Kazakistan’da üst üste 3 yıl “All Gold” seviyesine ulaşılması önemli bir başarı olarak öne çıktı.

Operasyonel Güvence 

  • Borusan Cat, 1.300 bakım anlaşmasında yalnızca iki kez taahhüt edilen hizmet seviyesini aşamayan bir performans sergileyerek “vakit nakittir” yaklaşımını operasyonel bir güvenceye dönüştürdü.
  • 1 Ocak 2026 sonrasında imzalanan veya yenilenen, en az 2.000 saatlik Bakım Destek Anlaşması (MDA) kapsamındaki inşaat makineleri için hız odaklı yedek parça süreci başlatıldı.  
  • Belirlenen listedeki yedek parçalar, müşteri onayını takiben bir iş günü içinde Borusan Cat depolarından sevk ediliyor ya da “gel al” yöntemiyle teslimata hazır hale getiriliyor.
  • Hem servis hem de yedek parça süreçlerinde taahhüt edilen sürenin aşılması halinde Borusan Cat, müşterilerine 40.000 TL tutarında yedek parça hediye çeki tanımlayarak operasyonel sorumluluğu üstleniyor.  
  • Tanımlanan hediye çekleri, Boom360 üzerinden iskonto sonrası yapılacak en az 100.000 TL’lik alışverişlerde bir yıl boyunca kullanılabiliyor.  
  • “Sözümüz Var!” yaklaşımı ile arıza anında hızlı aksiyon alınması, servis süreçlerinin önceden tanımlanmış taahhütlerle yönetilmesi ve operasyonel risklerin azaltılması hedefleniyor.  
  • Borusan Cat, bu yeni nesil iş modeliyle sadece arızaları gidermekle kalmıyor; müşterilerinin sahadaki iş sürekliliğini koruma altına alarak tüm operasyonel süreci daha öngörülebilir ve güvenli bir yapıya kavuşturuyor.

Borusan Cat GPT – BHChat

  • BHChat, Borusan Cat’in çalışmaları devam eden yeni yapay zeka uygulaması.
  • Kapalı devre bir sistem ile oluşturulan Borusan Cat GPT ile kullanıcılar Borusan Cat’e dair bilgilere ulaşılabilecek. Uygulama Borusan Cat’in çalışma arkadaşlarına ve müşterilerine çeşitli özellikler sunacak.
  • Uygulamanın geliştirmeleri tamamlanınca müşterilerce kullanılabilir özellikleri Boom360’a da entegre hale getirilecek.
  • Uygulamada, Chat GPT modellemesine benzeyen bir chat modülü bulunuyor. Bu modül ile “sohbet” yönetimiyle ihtiyaçlar ve talepler karşılanıyor.
  • Uygulamada, Borusan Cat’e dair tüm bilgileri analiz edebilen ve tablolara, listelere dönüştürebilen bir data analizi modülü bulunuyor. Bu modül ile oluşturulan veriler sunumlarda ve diğer dokümanlarda kullanılabiliyor.
  • Uygulamada, ses dataları için Türkçe, İngilizce, Fransızca ve Rusça dilleri arasında direkt çeviri sağlayabilen bir ses çeviri modülü bulunuyor. Uygulama üzerinden yapılan ses kayıtlarının diller arasındaki çevirisi saniyeler içinde gerçekleştirilebiliyor.
  • Borusan Cat ürünlerinin ve makinelerinin fotoğraflarından arıza ve durum tespiti yapabilen görsel teknisyen modülü bulunuyor.
  • Catia ismi verilen modüle girilen metinlerden saniyeler içinde Türkçe, İngilizce, Fransızca ve Rusça dillerinde animasyon bir modelin sunum yaptığı videolar üretilebiliyor.
  • Görsel üreticisi modülü ile saniyeler içerisinde girilen metinlerden görseller üretilebiliyor.
  • BHChat, çalışanlar ve müşteriler için bilgiye hızlı erişim, içerik üretimi, veri analizi, çok dilli iletişim ve görsel tanıma yeteneklerini tek çatı altında birleştiren kapalı devre bir asistan olarak konumlanıyor.

2025 Caterpillar

  • Caterpillar, geçtiğimiz yıl 100. yaşını kutlayarak küresel yolculuğunda önemli bir dönüm noktasına ulaştı.
  • Borusan Cat, geride bıraktığı 31 yıllık faaliyet geçmişi, sürekli gelişimi ve fark yaratan çözümleriyle Caterpillar’ın dünya genelindeki en başarılı distribütörleri arasında yer almaktadır.
  • Borusan Cat, kendi öz kaynaklarıyla geliştirdiği Boom360 gibi sektörde fark yaratan uygulamaları ve alanında ilkleri hayata geçiren Revizyon Merkezleriyle Caterpillar dünyasında da benchmark olarak kabul edilmektedir.
  • Caterpillar yönetiminin geçtiğimiz yıl Türkiye’ye gerçekleştirdiği iç etkinlik ziyaretinde, Borusan Cat’in faaliyetlerinden duyulan memnuniyet ifade edilmiş ve Caterpillar CEO’su Jim Umpleby de Borusan Cat’i “en iyi çözüm sağlayıcılarımızdan biri” sözleriyle takdir etmiştir.
  • Lokasyonlarımızın 12’sinin 10’unda I-REC sertifikalı enerji kullanarak sürdürülebilir enerji dönüşümüne katkı sağlıyoruz.
  • Adana lokasyonumuzda yağmur suyu hasadı uygulamasıyla doğal kaynakların verimli kullanımını destekliyoruz.
  • Sektörümüzde İşte Eşit Sertifikası alan ilk şirket olarak eşitlik ve kapsayıcılık alanında öncü bir konumda bulunuyoruz.
  • Caterpillar Operasyonel Mükemmellik Ödülleri kapsamında değerlendirilen 5 kategorinin tamamında, Türkiye ve Kazakistan’da üst üste 3 yıl boyunca “All Gold” seviyesine ulaşarak önemli bir başarı elde ettik.
  • İnşaat Endüstrisi’ndeki müşteri destek faaliyetlerimiz son 5 yılda çift haneli büyüme kaydetti.
  • PAUS distribütörlüğünü portföyümüze ekleyerek ürün ve hizmet gücümüzü daha da genişlettik.
  • Borusan Cat, 2025 yılında üçüncü kez Harvard Business School’da vaka olarak incelenmiştir.
  • Caterpillar ekosisteminde Borusan Cat, dijital ikiz, kestirimci bakım, görüntü tanıma ve generative AI uygulamalarında öncü distribütörlerden biri olarak konumlanıyor. 
  • Kazakistan madencilik operasyonlarında %90’a varan işte kalma oranı yakalanarak, Caterpillar dünyasında da dikkat çeken bir performans elde edildi.

Okumaya Devam Et

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye