Çimento Sektöründe Güvenli Üretim Anahtarı: Proses Güvenliği - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Çimento Sektöründe Güvenli Üretim Anahtarı: Proses Güvenliği

Yayınlandı

-

Çimento Sektöründe Proses Güvenliği ile İSG’de Yeni Eşik

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından belirlenen “Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü” kapsamında ÇEİS, 2026 yılı temasını “proses güvenliği” olarak ele alıyor. Bu kapsamda üretim süreçlerini bütüncül bir sistem çerçevesinde değerlendiren çalışmalar yürütülürken, geliştirilen hesaplama yazılımı ile patlayıcı ortam risklerinin analiz edilmesine yönelik teknik ve dijital bir altyapı da sektörün kullanımına sunuluyor.

Çimento Endüstrisi İşverenleri Sendikası (ÇEİS), 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü kapsamında yürüttüğü çalışmaların odağına bu yıl proses güvenliğini alıyor. ÇEİS, bu kapsamda üretim süreçlerinde ortaya çıkabilecek riskleri oluşmadan önce tanımlamayı ve yönetmeyi esas alan bir yaklaşımı merkeze alıyor. 

ÇEİS Perspektifiyle Proses Güvenliği ve İSG

Çimento sektöründe uzun yıllardır yürütülen iş sağlığı ve güvenliği çalışmaları, gerçekleştirilen projeler, saha uygulamaları ve eğitimlerle oluşan önemli bir birikime dayanıyor. Bu birikim, bugün daha sistematik bir yapı içinde ele alınarak üretim süreçlerinin tamamına yayılan bir çerçeveye dönüşüyor.

Uluslararası literatürde proses güvenliği; düşük sıklıkla gerçekleşen ancak yüksek etkiler yaratan endüstriyel kazaların önlenmesine odaklanan bir disiplin olarak tanımlanıyor. Büyük ölçekli yangın, patlama ve tehlikeli madde salınımı gibi olayların önemli bir bölümü, süreçlerdeki sistemsel zafiyetlerle ilişkilendiriliyor. Bu nedenle güncel güvenlik anlayışı, gerçekleşen kazaların takibinden çok, potansiyel risklerin önceden tespit edilmesine ve veri ile yönetilmesine dayanıyor.

Çimento sektöründe uzun süredir uygulanan risk yönetimi ve süreç odaklı çalışmalar, bu çerçeve altında daha bütüncül bir yapı içinde ele alınıyor. ÇEİS tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında edinilen saha deneyimi, geliştirilen teknik kılavuzlar ve eğitim içerikleri bu dönüşüm için güçlü bir altyapı oluşturuyor. Üretim süreçlerinin analiz edilmesi, potansiyel risklerin erken aşamada belirlenmesi ve bu risklere karşı önlemlerin sistematik biçimde geliştirilmesi, güvenlik performansının sürdürülebilir şekilde yönetilmesini mümkün kılıyor. 

“Güvenlik, Tasarım Aşamasında Başlayan Bir Süreçtir”

ÇEİS Genel Sekreteri Dr. H. Serdar Şardan, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “İş sağlığı ve güvenliği, üretim süreçlerinde alınan kararlarla doğrudan şekilleniyor. Süreç tasarımında yapılan tercihlerin, sahadaki riskleri nasıl etkilediğini çok net görüyoruz. Bu yıl proses güvenliğini tema olarak ele alırken, konuyu eğitimler, teknik kılavuzlar, saha deneyimleri ve yürüttüğümüz projeler üzerinden bütünlüklü bir şekilde değerlendirdik. Bu yaklaşımı somut bir katkıya dönüştürmek amacıyla da sektöre doğrudan kullanılabilir bir araç sunuyoruz. ÇEİS olarak TMS Danışmanlık ile birlikte yürüttüğümüz Proses Güvenliği Geliştirme Projesi kapsamında geliştirdiğimiz, uluslararası standartlara dayalı hesaplama yazılımı ile patlayıcı ortam risklerinin daha tasarım aşamasında analiz edilebilmesini ve karar süreçlerinin teknik verilerle desteklenmesini mümkün kılıyoruz. Bu doğrultuda, çimento tesislerinde risklerin daha doğru tanımlanmasını, tehlikeli bölgelerin bilimsel yöntemlerle belirlenmesini ve üretim süreçlerinde daha öngörülebilir bir yapı oluşturulmasını hedefliyoruz.”

İSG’de Veri Temelli Yaklaşım: CEISATEX Platformu

ÇEİS tarafından geliştirilen CEISATEX platformu, işletme sahalarında ortaya çıkabilecek patlayıcı ortam risklerinin hesaplanmasına ve analiz edilmesine imkân tanıyor. Geliştirilen yazılımda ilgili proses parametreleri üzerinden yapılan değerlendirmeler ile tehlikeli bölgeler belirlenebiliyor ve potansiyel risk senaryoları önceden analiz edilebiliyor.

Bu yapı, güvenliğin ölçülebilir hale gelmesini sağlarken, üretim süreçlerinde izlenebilirliğin ve standardizasyonun güçlendirilmesine katkı sunuyor. Aynı zamanda karar alma süreçlerinde mühendislik temelli değerlendirmelerin daha sistematik biçimde kullanılmasına imkân tanıyor.

Çimento ailesinin kullanımına özel hazırlanan platforma www.ceisatex.com adresi üzerinden erişilebiliyor.

Proses Güvenliği ile İSG’de Yeni Eşik

Proses güvenliğinin sektör genelinde yaygınlaşması, çalışan güvenliği ile birlikte operasyonel süreklilik açısından da belirleyici bir rol üstleniyor. Üretim süreçlerinde daha öngörülebilir ve kontrollü bir yapı oluşturulması, güvenlik performansının kalıcı şekilde iyileştirilmesini destekliyor.

ÇEİS, bu çerçevenin sektör genelinde benimsenmesiyle birlikte iş sağlığı ve güvenliği alanında daha sistematik, veri temelli ve sürdürülebilir bir yapının güçleneceğini öngörüyor.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Karadeniz Holding ve Siemens Türkiye Akıllı Altyapılar Elektrifikasyon ve Otomasyonda Stratejik İş Birliği İçin İlk İmzayı Attı

Yayınlandı

-

 

Karadeniz Holding ve Siemens Türkiye, akıllı altyapılar, elektrifikasyon ve otomasyon alanlarında gelecekteki stratejik iş birliği fırsatlarını değerlendirmek üzere bir iyi niyet anlaşması (MoU) imzaladı. İmza törenine, Siemens AG Akıllı Altyapılar Elektrifikasyon ve Otomasyon Başkanı Stephan May, Karadeniz Holding Yönetim Kurulu Başkanı Osman Karadeniz ve Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Gelis katıldı. İki şirket, enerji üretim altyapısına yönelik orta gerilim dağıtım ve generatör kesici çözümlerini kapsayan bir iş birliğine de imza attı.

İmzalanan iyi niyet anlaşması; SCADA sistemleri, dijitalizasyon, Nesnelerin İnterneti (IoT), otomasyon çözümleri, orta ve alçak gerilim dağıtım sistemleri ve enerji depolama alanlarında bilgi paylaşımını ve olası projelerde birlikte çalışma imkanlarının değerlendirilmesini kapsıyor. Anlaşmayla, Karadeniz Holding’in küresel enerji operasyonları ile Siemens Türkiye’nin mühendislik ve teknoloji yetkinliklerini buluşturacak yeni iş birliği fırsatları için bir çerçeve oluşturuluyor.

Karadeniz Holding, küresel enerji talebindeki artış doğrultusunda enerji üretim yatırımlarını sürdürüyor. İki şirket arasındaki iş birliği, farklı coğrafyalardaki enerji üretim faaliyetlerinde güvenilirliği ve operasyonel sürekliliği desteklemenin yanı sıra, gelecekteki enerji projelerine de uyarlanabilecek standartlaştırılmış ve ölçeklenebilir bir teknoloji altyapısının oluşturulmasını hedefliyor.

Enerji üretim altyapısına yönelik iş birliği kapsamında Siemens Türkiye tarafından 48 adet HB3 Generator Kesici (GCB) panosu ve 795 adet NXAIR50 orta gerilim panosu sağlanacak. Bu çözümlerle yüksek kısa devre seviyelerinin güvenli şekilde yönetilmesi ve enerji üretim altyapısının güvenilir şekilde işletilmesi desteklenecek.

Yüksek kısa devre seviyelerine karşı güvenilir altyapı

Proje kapsamında Siemens Türkiye tarafından sunulan HB3 Generator Kesici panoları, generatör çıkışlarının güvenli şekilde anahtarlanması ve generatör uygulamalarının gerektirdiği yüksek DC bileşeni kesme ihtiyacının karşılanması amacıyla kullanılacak. NXAIR50 orta gerilim panoları ise 4000 A ve 50 kA kısa devre dayanımı seviyesindeki yüksek kısa devre koşullarında güvenli ve güvenilir bir orta gerilim dağıtım altyapısı oluşturacak.

Her iki çözümde kullanılan vakum kesici teknolojisi, yüksek kesme kapasitesi ve bakım gerektirmeyen yapısıyla işletme ve bakım maliyetlerine katkı sağlayacak. HB3 ve NXAIR50 ürünlerinin hem 50 Hz hem de 60 Hz’de çalışabilmesi, farklı şebeke koşullarına uyum sağlamalarını mümkün kılacak.

Gelecekteki enerji projelerine de uygulanabilecek çözüm

Proje, Karadeniz Holding’in mevcut yatırım ihtiyaçlarının karşılanmasının yanı sıra gelecekteki enerji projelerinde de kullanılabilecek standart, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir çözüm altyapısının oluşturulmasını amaçlıyor. Siemens Türkiye’nin mühendislik yetkinliği ve uzun vadeli servis yaklaşımı, çözümün farklı coğrafyalardaki projelere uyarlanmasını destekleyecek.

Ayrıca, geleneksel şebeke çözümlerine kıyasla daha uygun bir ilk yatırım maliyetiyle dünya standartlarında ve güncel teknolojiye sahip bir şebeke altyapısının tesis edilmesi hedefleniyor.

Proje kapsamında NXAIR50 orta gerilim panolarının ve generatör kesicili panoların teslimatlarına 2027 yılı başında başlanması, sürecin 2029 yılı sonuna kadar devam etmesi planlanıyor.

Enerji altyapısında uzun vadeli iş birliği

Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Gelis iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Karadeniz Holding ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliğiyle, farklı coğrafyalardaki enerji yatırımlarını destekleyecek güvenilir bir teknoloji altyapısının oluşturulmasına katkı sağlıyoruz. İmzaladığımız iyi niyet anlaşması, akıllı altyapılar, elektrifikasyon ve otomasyon başta olmak üzere dijitalizasyon, SCADA, IoT ve enerji depolama alanlarında gelecekteki iş birliği fırsatlarını değerlendirmemiz için bir çerçeve sunuyor. Siemens olarak mühendislik yetkinliğimizi, ürün teknolojimizi ve uzun vadeli servis yaklaşımımızı Karadeniz Holding’in küresel enerji deneyimiyle buluşturmaktan memnuniyet duyuyoruz. Bu adımın, mevcut ihtiyaçların karşılanmasının yanı sıra gelecekteki projelere de uyarlanabilecek standart ve ölçeklenebilir çözümlerin geliştirilmesini destekleyeceğine inanıyoruz.”

Karadeniz Holding Yönetim Kurulu Başkanı Osman Murat Karadeniz ise iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde görüşlerini şu sözlerle aktardı: “Enerji sektöründeki teknolojik dönüşüm, faaliyet gösterdiğimiz farklı coğrafyalarda değişen ihtiyaçlara uyum sağlayabilen çözümleri daha da önemli hale getiriyor. Siemens Türkiye ile attığımız bu adımı, küresel enerji operasyonlarımızı destekleyecek ve gelecekteki yatırımlarımıza da katkı sağlayacak uzun vadeli bir iş birliğinin zemini olarak görüyoruz. İyi niyet anlaşmamızla akıllı altyapılar, elektrifikasyon ve otomasyon başta olmak üzere farklı teknik alanlarda bilgi paylaşımını ve yeni proje fırsatlarını birlikte değerlendirmeyi amaçlıyoruz. Karadeniz Holding’in küresel enerji deneyimini Siemens’in mühendislik ve teknoloji yetkinlikleriyle bir araya getirmenin, güvenilirlik ve operasyonel süreklilik hedeflerimizi destekleyeceğine inanıyoruz.”

Okumaya Devam Et

GENEL

Şişecam COP31’de İklim Dirençli Şehirlerin Geleceğini Gündeme Taşıyacak

Yayınlandı

-

 

Küresel bir cam üreticisi olarak ülkemizi gururla temsil eden Şişecam, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı’nın (COP31) İklim Destekçisi oldu. Şişecam, COP31’de şehirlerin iklim değişikliğine uyumu ve sürdürülebilir yaşamın geleceğine ilişkin yaklaşımını küresel paydaşlarla ele alırken, şehirlerde enerji verimliliği, karbonsuzlaşma ve iklim değişikliğine adaptasyonda cam teknolojilerinin kritik rolüne dikkat çekecek.

12.10.2026 – Şişecam, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) İklim Destekçisi olarak katılarak sürdürülebilir ve iklim dirençli şehirlerin geleceğine ilişkin çözüm ve perspektiflerini küresel paydaşlarla paylaşacak.

COP31 kapsamında enerji verimliliği, karbonsuzlaşma ve iklim değişikliğine uyum alanlarında camın dönüştürücü rolüne dikkat çekecek olan Şişecam, bina performansını artıran ve şehirlerin net sıfır yolculuğunu destekleyen yenilikçi teknolojilerini gündeme taşıyacak.

Şirket ayrıca düzenleyeceği özel panelde, şehirlerin iklim hedeflerine ulaşmasında enerji verimli binaların ve ileri malzeme teknolojilerinin önemini farklı bakış açılarıyla ele alacak. Şişecam, malzeme bilimi, teknoloji ve sürdürülebilirliği bir araya getiren yaklaşımıyla iklim eylemine katkı sunmayı ve şehirlerin dönüşümüne yönelik çözüm geliştirme süreçlerinde paydaşlar arasında diyaloğu güçlendirmeyi hedefliyor.

COP31 boyunca İklim Dirençli Şehirler Alanı’nda yer alacak Şişecam, yüksek performanslı kaplamalı cam çözümleri başta olmak üzere sürdürülebilir kentleşmeyi destekleyen uygulamalarını da katılımcılarla buluşturacak.

Şehirlerin Geleceği İçin Dönüştürücü Çözümler

Küresel enerji tüketiminin ve sera gazı emisyonlarının önemli bir bölümünden sorumlu olan şehirler, aynı zamanda aşırı sıcaklıklar, kuraklık, sel ve diğer iklim kaynaklı afetlerden en fazla etkilenen yaşam alanları arasında yer alıyor. Bu nedenle enerji verimliliğini artıran, kaynak kullanımını optimize eden ve iklim değişikliğine uyumu destekleyen çözümler, sürdürülebilir şehirlerin geleceğinde kritik önem taşıyor.

Net sıfır hedeflerine ulaşmanın yalnızca temiz enerji üretimiyle değil, enerji tüketiminin gerçekleştiği binaların ve kentsel altyapının dönüşümüyle mümkün olduğuna inanan Şişecam, COP31 kapsamında enerji verimliliği ve iklim uyumuna yönelik çözümlerin sürdürülebilir şehirlerin geleceğindeki rolünü farklı boyutlarıyla ele alacak.

Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Şişecam, malzemeleri insanların yaşam kalitesine, çevresel faydaya ve toplumsal gelişime katkı sağlayan çözümlere dönüştürme anlayışıyla hareket ediyor. COP31 katılımıyla da iklim değişikliğiyle mücadelede bilim, teknoloji ve iş birliklerinin dönüştürücü gücüne dikkat çekmeyi hedefliyor.

Cam, Şehirlerin Karbonsuzlaşma Yolculuğunda Stratejik Bir Güç

Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, zirveye ilişkin değerlendirmesinde şunları ifade etti:

“İklim değişikliğiyle mücadele, ertelenemeyecek ortak bir sorumluluk. Gelecek kuşaklara çok daha yaşanabilir bir dünya bırakmak, Net Sıfır hedeflerine ulaşmak ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek için iş dünyasının, kamu kurumlarının, akademinin ve finans dünyasının kolektif bir çözümün parçası olması gerekiyor. Bu dönüşüm yalnızca enerjiyi nasıl ürettiğimizle değil, nasıl tükettiğimizle ve nasıl muhafaza ettiğimizle de ilgili. Şehirlerimizi ve binalarımızı daha verimli, daha dayanıklı ve sürdürülebilir yaşamı daha da destekler hale getirmek bu nedenle kritik önem taşıyor. 

İnsanlığın en temel ihtiyaçlarından olan barınmanın vazgeçilmez unsurucam, bugün yaşam kalitesinin ötesinde enerji verimliliği yüksek ve iklim değişikliğine karşı daha dirençli şehirlerin inşasında önemli bir rol üstleniyor. Camı salt bir yapı malzemesi olarak değil, şehirlerin karbonsuzlaşma ve iklim değişikliğine karşı dayanıklılık süreçlerini destekleyen stratejik bir çözüm unsuru olarak görüyoruz; malzemelerin sahip olduğu potansiyeli yaşam için değere dönüştürmeye odaklanıyoruz. Geliştirdiğimiz teknolojilerle sadece daha yüksek performanslı ürünler sunmakla yetinmiyor, aynı zamanda insanların yaşadığı ve çalıştığı alanların daha aydınlık ve iyi bir geleceğe katkı sunmasına gayret ediyoruz.

İleri malzeme teknolojilerinin sürdürülebilir bir yaşamın vazgeçilmez unsurlarından biri olduğu şüphesiz. Yüksek performanslı cam teknolojilerimiz camı   katma değerli bir emtiaya dönüştüren yatırımlarımız ve yarım asırlık Ar-Ge birikimimizle şehirlerin enerji verimliliği ve iklim değişikliğine uyum ihtiyaçlarına yönelik çözümler üretiyoruz. Odağımızı Türkiye sınırları dışına da taşıyarak bu dönüşümün küresel ölçekte bir parçası olmaya ve daha yaşanabilir bir dünya için katkı sunmaya durmaksızın devam edeceğiz.”

Şişecam, COP31 kapsamında sürdürülebilir ve iklim dirençli şehirlerin geleceğine ilişkin diyaloğa katkı sunmak amacıyla farklı paydaşları bir araya getiren etkinlikler de gerçekleştirecek.

Bu kapsamda 10 Kasım’da Şişecam’ın ev sahipliğinde düzenlenecek panel; akademi, uluslararası sivil toplum kuruluşları ve iş dünyası temsilcilerini buluşturarak şehirlerin iklim değişikliğine karşı daha dirençli hale gelmesinde bina performansının, enerji verimliliğinin ve yenilikçi malzemelerin rolünü farklı boyutlarıyla ele alacak.

Panelde ayrıca Şişecam’ın ODTÜ-GÜNAM iş birliğiyle yürüttüğü ve yüksek performanslı kaplamalı cam çözümlerinin farklı iklim, bina ve enerji dönüşüm senaryolarındaki etkilerini inceleyen kapsamlı araştırmasının ilk bulguları da kamuoyuyla paylaşılacak. Araştırma, enerji verimliliği, karbon emisyonlarının azaltılması ve ekonomik etkiler açısından ileri cam teknolojilerinin sunduğu potansiyeli ortaya koyarken, sürdürülebilir kalkınma ve yaşam kalitesine katkılarına ilişkin önemli içgörüler sunacak.

Böylece Şişecam, COP31 platformunda yalnızca çözüm ve teknoloji perspektiflerini değil, bilimsel araştırmalarla desteklenen bilgi ve deneyimini de küresel paydaşlarla paylaşarak iklim eylemine yönelik ortak çözüm arayışlarına katkı sağlamayı hedefliyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Yönetmelik, Sanayide Verimli Isıtma Sistemlerinin Önemine İşaret Ediyor

Yayınlandı

-

 

Sanayi tesislerinde yüksek tavan, geniş hacim ve sık açılan kapılar ısıtma kaynaklı enerji tüketimini artırabiliyor. Enerjinin verimli kullanılması, ısıtma sistemlerinin seçiminden uygulama şekline kadar pek çok unsuru önemli hale getiriyor. 

Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman Ünlü, Enerji Kaynaklarının ve Enerjinin Kullanımında Verimliliğin Artırılmasına Dair Yönetmelik’in 10’uncu maddesinde de ısıtma sistemlerinde yüksek verimin elde edilmesine yönelik düzenlemeler bulunduğunu belirterek, radyant ısıtma sistemlerinin sanayi tesislerinin enerji verimliliğine katkısını değerlendirdi.

 

Enerji maliyetlerinin önemli bir gider kalemi olduğu sanayi tesislerinde, ısıtma sistemlerinin verimli çalışması işletmelerin enerji tüketiminin kontrol altında tutulmasında önemli rol oynuyor. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi uygulamalar da sanayide enerji ve kaynak verimliliğinin önemini artırırken işletmeleri, enerji tüketimlerini azaltmaya yönelik çözüm arayışlarına yönlendiriyor. Bu noktada tesisin fiziksel koşullarına ve kullanım özelliklerine uygun ısıtma sistemleri öne çıkıyor.

Sanayi tesislerinde yüksek tavan, geniş kullanım alanları ve sürekli açık tutulan sevkiyat kapılarının ısıtma sistemlerinin çalışma performansını ve enerji tüketimini doğrudan etkilediğini belirten Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman Ünlü, enerji verimliliğine ilişkin yönetmeliğin de ısıtma sistemlerinde yüksek verim elde edilmesine yönelik düzenlemeler içerdiğine dikkat çekti.

Isıtma sisteminin seçiminde tesisin fiziki koşullarına dikkat!

“Sanayi tesislerinde enerji verimliliğinin sağlanması için ısıtma sistemlerinin doğru seçilmesi büyük önem taşıyor. Enerji Kaynaklarının ve Enerjinin Kullanımında Verimliliğin Artırılmasına Dair Yönetmelik’in 10’uncu maddesinde de ‘ısıtma, soğutma, iklimlendirme ve ısı transferinde yüksek verimin elde edilmesi’ öncelikli önlemler arasında yer alıyor.

Isıtma sistemlerinde yüksek verim elde etmek için ürün seçiminde binanın fiziki şartlarının ve kullanım özelliklerinin yanı sıra sistemin donanımsal özelliklerine de dikkat etmek gerekiyor. Özellikle yüksek tavanlı ve geniş hacimli sanayi tesislerinde kullanılan sistemin çalışma prensibi, enerji tüketimi ve ısı dağılımı üzerinde belirleyici oluyor.

Geleneksel ısıtma sistemlerinde öncelikle ortam havası ısıtılıyor. Isınan hava doğal olarak yükseldiği için özellikle izolasyonu yetersiz olan, kapıların sık açıldığı veya hava değişiminin yoğun olduğu büyük hacimli yapılarda homojen ve verimli bir ısıtma sağlamak zorlaşabiliyor. Tavan ve zemin arasındaki sıcaklık farkı 12°C ila 20°C’ye kadar çıkabiliyor. Bu durum hem ortam koşullarını olumsuz etkileyebiliyor hem de enerji tüketiminin artmasına neden olabiliyor.

%50’ye varan enerji tasarrufu

Bu noktada radyant ısıtma sistemleri, çalışma prensibi sayesinde merkezi sıcak hava üflemeli sistemlere kıyasla %50’ye varan enerji tasarrufu sağlayabiliyor. Radyant sistemlerde ısı kaynağından yayılan kızılötesi ışınlar sayesinde insanlar, yüzeyler ve nesneler doğrudan ısıtılıyor. Sistemde sıcak hava, buhar veya sıcak su taşınmadığı için transfer kayıpları minimum seviyede tutuluyor. Isı, zeminden başlayarak kısa sürede hissedilirken tavan ile taban arasındaki sıcaklık farkı 4°C-8°C seviyelerinde kalabiliyor. Böylece hem daha homojen hem de daha verimli ısıtma sağlanıyor.

Radyant sistemlerin lokal ve spot ısıtma özelliği de yalnızca ihtiyaç duyulan alanların ısıtılmasına olanak tanıyor. Böylece tesisin tamamının aynı anda ısıtılması yerine, çalışma yapılan bölümlere odaklanılarak gereksiz enerji tüketiminin önüne geçiliyor. 

Sanayi tesislerine özel keşif ve projelendirme

Çukurova Isı olarak, Avrupa Komisyonu’nun Ecodesign Direktifi’ne (ErP) uygun olarak geliştirdiğimiz Goldsun CPH seramik plakalı radyant ısıtıcı ve Silversun borulu radyant ısıtıcı ürünlerimizle sanayi tesislerinin ısıtma ihtiyaçlarına yönelik çözümler sunuyoruz. Özellikle renovasyon projelerine keşif ve projelendirme hizmeti de veriyoruz. Böylece mevcut sistemleri iyileştirerek sanayi tesislerinde enerji verimliliğinin artırılmasına yönelik çalışmalara destek oluyoruz.”

 

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye