Daikin Türkiye: İklimlendirme Sektöründe Sürdürülebilirlikte Yeni Bir Dönem - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Daikin Türkiye: İklimlendirme Sektöründe Sürdürülebilirlikte Yeni Bir Dönem

Yayınlandı

-


100 yıllık deneyimiyle Daikin, Sakarya’daki üretim üssünden dünyaya enerji verimli çözümler sunuyor. FUSION 25 stratejisiyle 2050’de sıfır karbon hedefleyen marka, ‘Temiz Hava Elçileri’ ve ‘Sakura Kadın Girişimci’ projeleriyle çevreye ve topluma değer katmaya devam ediyor.

  • Öncelikle, markanızın/firmanızın genel yapılanması hakkında bilgi verir misiniz? Hem global ölçekte hem de bölgesel olarak markanızın/firmanızın genel değerlendirmenizi alabilir miyiz? Markanızın sektörünüzdeki konumu hakkında neler söylemek istersiniz?

Daikin olarak 100 yıllık geçmişimizle iklimlendirme sektörünün öncü markası olarak çalışmalarımıza devam ediyoruz. 1924 yılında Japonya’da kurulan Daikin, 2011 yılında Airfel markasını satın alarak Daikin Türkiye’yi kurdu.  Günümüzde ulaştığımız nokta da  bugün ısıtma, soğutma ve havalandırma alanında Türkiye’nin en geniş ürün gamına sahip şirketiyiz. 4 bölge müdürlüğümüz, yaklaşık 2000 çalışanımız, 500 bayimiz, 500 satış noktamız ve 500’ün üzerindeki yetkili servisimizle Türkiye’nin geniş bir coğrafyasına hizmet veriyoruz. Türkiye’nin yanı sıra Avrupa, Orta doğu, Kuzey Afrika ve CIS ülkelerinde AR-GE, üretim ve lojistik üssü olarak konumlanıyor, ihracat gerçekleştiriyoruz. 

Ürünlerimizi bireysel ve endüstriyel sistemler olarak iki kategoriye ayırıyoruz. Bireysel sistemler ürün gamımızda kombiler, klimalar, multi split klimalar, ısı pompaları, kazanlar ve hava temizleme cihazları yer almakta. Endüstriyel sistemler yani mühendislik sistemleri ürün gamımızda ise merkezi sistemler, fancoil, klima santralleri, endüstriyel soğutma ve VRV çözümlerimiz yer almaktadır. Bunların yanı sıra Enerji Verimliliği Danışmanlık (EVD) hizmetlerimizle iklimlendirme sistemlerinin sürdürülebilir işlevselliğini ve verimliliğini artırma konusunda destek sağlayarak, iklimlendirme sektöründeki enerji dönüşümüne katkıda bulunmaktayız.

Sakarya-Hendek’te bulunan üretim tesisimiz, bölgesel bir üretim ve ihracat üssü olarak faaliyet göstermekte. Tesisimizde kombi, klima, kazan, klima santrali, fancoil ve VRV sistemleri gibi geniş bir ürün yelpazesi üretiyor ve ihraç ediyoruz. Gelecek yıllarda da iklimlendirme sektörüne olan katkılarımızı artırarak, hem Türkiye’de hem de globalde sektördeki rolümüzü güçlendirmeye devam edeceğiz.

  • Sürdürülebilir bir geleceğin sağlanmasında, üretim süreçlerinin ve ilgili hammadde/tedarik zinciri operasyonlarının tüm dünya ile koordineli bir şekilde yönetilmesi günümüzde çok daha önem arz eden bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla, Sürdürülebilirlik konusunda firmanızın Evrensel Yaklaşımını ve Kurumsal Stratejilerini bizimle paylaşabilir misiniz? Sürdürülebilir Dünya kapsamında özellikle odaklandığınız/hayata geçirdiğiniz Sosyal Sorumluluk Projeniz var mıdır, detaylarını öğrenebilir miyiz?

Daikin olarak doğal kaynakları etkin şekilde kullanmak ve ürünlerimizin çevresel etkisini azaltmak konusunda büyük bir sorumluluk hissediyoruz. Hayata geçirdiğimiz her ürünün çevresel etkilerini düşünüyoruz. Ürün ve hizmetlerimizi de geliştirirken, süreci yönetirken “Daikin Çevre Vizyonumuz” çerçevesinde ilerliyoruz. İşimizin her adımında sürdürülebilirliği merkeze alarak ilerliyoruz ve ürünlerimizi özenle geliştirirken, dünyayı korumak için de çalışıyoruz. 

FUSION 25 (F25) stratejimiz doğrultusunda, 2050 yılına kadar iklim değişikliğini tetikleyen en önemli etken olan sera gazı emisyonlarını net sıfıra indirmek ana hedefimiz. 2019 temel yıl olmak üzere, net sera gazı emisyonlarının önlem alınmayan emisyonlara kıyasla 2025 yılında %30 veya daha fazla, 2030 yılında ise %50 veya daha fazla azaltılmasını hedefliyoruz.

Sosyal sorumluluk projelerimizi de bu misyona uygun olarak oluşturuyoruz. 2017 yılında başladığımız “Temiz Hava Elçileri” projemizle 5 ila 12 yaş aralığındaki ilköğretim öğrencilerini temiz hava, kapalı mekanlardaki (evlerimizin, okullarımızın) hava kalitesi ve iklim değişikliği konularında bilinçlendirmeyi amaçlıyoruz. Proje kapsamında bugüne kadar 21 köy okulunda temiz hava sınıfı açtık, 1840 öğrenciye ulaştık. 2025 yılına kadar 3 bin çocuğa ulaşmayı hedefliyoruz.  Projemizi Kasım ayında yayına aldığımız “Temiz Hava Elçileri Websitesi” ile destekliyoruz. Çocukların temiz hava ve çevre bilinci kazanmasını sağlayan websitemizle Temiz Hava Elçileri yetişiyoruz.

Bir diğer sosyal sorumluluk projemiz ise “maratHOME”. İstanbul Bilgi Üniversitesi Travma ve Afet Çalışmaları Uygulamalı Ruh Sağlığı Yüksek Lisans Programı Koordinatörü Prof. Dr. Tamer Aker’in iklim krizinin olumsuz etkilerine dikkat çekmek amacıyla hayata geçirdiği MaratHOME projesinin sponsorluğunu üstlendik. Daikin Türkiye olarak bu proje sayesinde, iklim ve çevre konusundaki farkındalığın artmasına katkıda bulunmayı hedefliyoruz. MaratHOME projemiz, dünyanın farklı coğrafyalarında maraton mesafesinde bir dizi koşuyu ve bunun sonucunda elde edilen deneyimlerin bir kitaba dönüştürülmesini kapsıyor. “Sürdürülebilirlik” ifadesinin yalnızca çevre ile değil, toplumsal gelişimle de bağlantılı olduğunu vurgulamak isteriz. Bu doğrultuda, kadınları iş hayatında destekleyen Sakura Kadın Girişimci ve Sakura Kadın Teknisyen sosyal sorumluluk projelerimizle sürdürülebilirlik hedeflerimizi genişletiyoruz.

  • Üretimde Sürdürülebilir Stratejiye sahip bir firma olarak, markanıza sağladığı katma değerler neler oldu? Sürdürülebilir marka olarak ürünleriniz müşteri tercihlerinde farkındalık oluşturdu mu? Müşteri tercihlerindeki değişimleri bizlerle paylaşır mısınız?

İklimlendirme sektörünün öncü markalarından biri olarak, sürdürülebilir üretim stratejilerimiz, müşteri güveni, marka itibarı ve sadakati gibi önemli katma değerler sağladı. Doğal kaynakların verimli kullanımı ve çevresel etkimizi azaltmaya yönelik çalışmalarımız, hem tüketiciler hem de sektör genelinde büyük farkındalık yaratmış durumda.

Günümüzde iklim değişikliğinin hayatımızdaki etkilerinin artmasıyla birlikte tüketicilerin sürdürülebilirlik ilkelerine ve sürdürülebilir markalara ilgisinin giderek arttığını gözlemliyoruz. Bu ilgi de markamıza olan talebin düzenli artmasına katkıda bulunuyor. Biz de “Daikin Çevre Vizyonumuz” ve müşterilerimizin talepleri doğrultusunda sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Müşteri odaklı yaklaşımımızın bir yansıması olarak, müşteri deneyimini en iyi yaşatan markaların ödüllendirildiği “Şikayetvar A.C.E. Awards”ta kombi kategorisinde birinci olarak Diamond ödülünü kazandık. The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri’nde yılın itibarlısı olarak soğutma kategorisinde birinci seçilirken, ALFA Awards’ta ise üst üste dördüncü kez soğutma kategorisinde müşterilerine en iyi deneyimi sunan marka olarak birincilik ödülüne layık görüldük. Daikin olarak bu ödüllerle, iklimlendirme sektöründeki müşteri bağlılığını ve gücünü sürdürülebilir şekilde koruduğumuzu göstermiş olduk.

  • Sektörünüzün gelişimi için büyük bütçeler ayırdığınızı takip ediyoruz. Emek yoğun AR-GE çalışmalarınızda sürdürebilirlik odaklı neler yaptığınız hakkında bilgi alabilir miyiz? Bu doğrultuda, yeni yatırımlarınız ve sürdürülebilir yeni ürünleriniz/yeni markalarınız olacak mıdır?

Ar-Ge çalışmalarımızın arkasında Daikin’in karbon nötr hedefine ulaşması, müşteri odaklı çözümlerle işini genişletmesi ve en önemlisi de havayla değer yaratmayı amaçlaması yatıyor.  Düşük küresel ısınma potansiyeline sahip çevre dostu R-32 soğutucu akışkanının klima sistemlerinde kullanılabilirliği, Daikin Ar-Ge’sinin katkılarıyla tüm dünyada mümkün hale geldi.Çevre dostu bu soğutucu akışkanın yaygınlaştırılması için de R-32 soğutucu akışkan kullanımı ile ilgili 93 adet patenti de sektörle ücretsiz bir şeklde paylaştık.. 

Kurulduğu günden bu yana çalışan sayısını 3,5 kat, bütçesini ise 5 kat artıran Ar-Ge Merkezimiz, Daikin Avrupa’nın en hızlı büyüyen bağlı Ar-Ge merkezi konumunda bulunuyor. Sakarya-Hendek’te yer alan üretim tesisimizde AR-Ge ekibimiz Sakarya Üniversitesi ile birlikte “Yüzde 100 Hidrojen Yakıtlı Kombi Tasarımı ve Prototip İmalatı” projesine imza attı. Bu proje kapsamında Sakarya Üniversitesi ile birlikte hidrojenli yanma süreçlerinde gerekli güvenlik şartlarını sağlayan ve mevcut kombi sistemlerinde en az ekipman değişimi ile doğalgazdan yüzde yüz hidrojene geçişi sağlayacak sistem geliştirmeyi hedefliyoruz. Projemiz şimdiden TÜBİTAK tarafından desteklenmeye hak kazanarak büyük bir başarı elde etti.  

Daikin’in Fusion 25 planının bir parçası olarak küresel ölçekte AR-GE’mizi daha da güçlendirmek için yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. 

  • Sürdürülebilir Çevre Politikaları ve Yaşanabilir Çevre Stratejileri adına uygulanan Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ve Avrupa Birliği İklim Hedefleri birtakım değişiklikleri de beraberinde getirmiştir. Bu kapsamda, 2030 yılına kadar Sera Gazı Emisyon Oranlarının çok ciddi oranda azaltılması ve 2050 yılında da net sıfırlanması hedeflemektedir. Geliştirdiğiniz ürünlerinizin üretim ve dağıtım süreçleri doğrultusunda çevresel etkileri de düşünüldüğünde, “Kurumsal Karbon Ayak İzi” konularında neler söylemek istersiniz?

Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ve iklim hedeflerinin getirdiği değişiklikler doğrultusunda, 2050 yılına kadar net sıfır karbon emisyonu hedefi doğrultusunda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Sera gazı emisyonlarını azaltmak ve çevresel etkilerimizi minimize etmek için, ürünlerimizin üretim ve dağıtım süreçlerinde her aşamada sürdürülebilirlik ilkesini benimsemekteyiz. Üretim aşamasında kullanılan doğal kaynakları etkin bir şekilde yönetmek, enerji verimliliğini artırmak ve atık yönetimini optimize etmek, bu hedeflere ulaşmamızda önemli adımlardır.

Kurumsal karbon ayak izimizi yönetirken, tüm iş süreçlerimizi kapsayan bir yaklaşım benimsiyoruz. Tedarik zincirinden lojistiğe, Ar-Ge süreçlerimizden enerji yönetimine kadar her aşamayı değerlendirerek karbon emisyonlarımızı azaltmaya yönelik stratejiler uyguluyoruz. Daikin olarak, Sakarya Hendek’teki üretim tesisimizde 2020 yılında ilk fazı, 2023 yılında ise ikinci fazı hayata geçirerek başlattığımız Güneş Enerjisi Santrali (GES)projemizle, tesisimizin tüm enerji ihtiyacını yenilenebilir kaynaklardan karşılayarak, karbon nötr olma doğrultusunda ilerliyoruz.  Bu kapsamda aldığımız Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası, (I-REC) Hendek Üretim Tesisimizde kullanılan elektriğin tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edildiğini ve sıfır emisyon hedefinin başarıyla sağlandığını belgelendiriyor. 

Sonuç olarak, 2050 yılına kadar net sıfır karbon hedefimize ulaşmak için iş süreçlerimizi sürekli olarak optimize ediyor ve çevresel etkilerimizi azaltmak adına yenilikçi teknolojilere yatırım yapmaya devam ediyoruz. I-REC gibi uluslararası belgelendirme sistemleri ise bu yolculuğumuzda güvenilirliğimizi ve kararlılığımızı güçlendiriyor.

  • Sürdürülebilir Gelecek odaklı bir firma olarak geleceğe yönelik sürdürülebilirlik hedefleriniz, hedefleriniz doğrultusunda oluşturduğunuz yol haritanız hakkında da bilgi alabilir miyiz?

Güzel bir gelecek için çevresel etkilerimizi azaltma ve doğal kaynakları etkin kullanma konusunda büyük bir sorumluluğumuz olduğunu biliyoruz. Bu doğrultuda, 2050 yılına kadar sera gazı emisyonlarını net sıfıra indirmeyi hedefleyen bir çevre vizyonuna sahibiz. Hedeflerimiz doğrultusunda 2050 yılına kadar sera gazı emisyonlarını net sıfıra indirmek. 2019 yılı temel alındığında, 2025’te net sera gazı emisyonlarını %30 veya daha fazla, 2030 yılında ise %50 veya daha fazla azaltmayı hedefliyoruz.

Sürdürülebilirlik çalışmalarımızın temelinde yenilikçi çözümler üretmek ve sektörde öncü adımlar atmak yatıyor. R-32 soğutucu akışkanı kullanımını geliştirerek sektöre kazandıran bir marka olarak, sadece ürünlerimizde değil, tüm operasyonlarımızda karbon nötr bir yaklaşımı benimsemek, yol haritamızın temel taşlarından biri. Bu kapsamda yenilikçi teknolojiler ve süreçlerle sürdürülebilirlik hedeflerimize ulaşmak için çalışmaya devam ediyoruz. Her adımda, çevresel etkilerimizi en aza indirerek daha iyi bir gelecek inşa etmeyi amaçlıyoruz.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

OYAK Çimento Mardin Fabrikası’ndan İSG’de Gurur Tablosu: Kayıp Zamanlı Kazasız 1000 Gün

Yayınlandı

-

OYAK Çimento Mardin Fabrikası, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) standartlarında büyük bir başarıya imza atarak “Kayıp Zamanlı Kazasız 1000 Gün” sınırını geride bıraktı.

Türkiye çimento sektörünün lideri OYAK Çimento, Mardin Fabrikası’nda iş sağlığı ve güvenliği (İSG) standartlarında büyük bir başarıya imza atarak “Kayıp Zamanlı Kazasız 1000 Gün” eşiğini geride bıraktı. Tüm faaliyetlerinde “önce insan” anlayışıyla hareket eden şirket, güçlü İSG kültürünün ve ortak sorumluluk bilincinin sonucu olan bu anlamlı kilometre taşını tüm çalışanları ve tedarikçileri ile birlikte kutladı.

“Sürdürülebilir başarının temelinde çalışanlarımızın sağlığı ve güvenliği var”

Mardin Fabrikası’nda elde edilen bu önemli başarıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan OYAK Çimento Ülke CEO’su Murat Sela, şunları dile getirdi: “Mardin fabrikamızda ulaşılan 1000 günlük kayıp zamanlı kazasız çalışma, hepimizin ortak emeğinin ve kararlı yaklaşımının bir sonucu. Bu başarı; iş güvenliğine bağlılığımızın, disiplinli çalışma anlayışımızın ve operasyonel mükemmellik hedefimizin güçlü bir göstergesi. Sürdürülebilir başarı ve verimli operasyonların temelinde çalışma arkadaşlarımızın sağlığı ve güvenliği bulunuyor. Tüm çalışma arkadaşlarımızı gönülden kutluyor, bu gurur tablosundaki katkıları için her birine teşekkür ediyorum.”

İSG bir zorunluluk değil, yaşam biçimi

İş sağlığı ve güvenliğini tüm operasyonlarında “vazgeçilmez öncelik” olarak kabul eden ve çalışmalarını “sıfır kaza” hedefi doğrultusunda OYAK Çimento, İSG standartlarını sadece yasal bir kural olarak değil kurumsal kültürün ve günlük çalışma süreçlerinin ayrılmaz bir yaşam biçimi olarak benimsiyor. Mardin Fabrikası’nda ulaşılan 1000 kazasız gün başarısı; disiplinli çalışma anlayışı, önleyici yaklaşım ve tüm çalışanların katılımıyla oluşturulan güçlü güvenlik kültürünün somut bir yansıması olarak öne çıkıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

JENDER, Türk Jeneratör Sanayisini ABD’de Temsil Etti

Yayınlandı

-

 

EGSA Yönetim Kurulu’na üç ayrı sunum gerçekleştiren JENDER; EGSA, EUROPGEN ve AMPS ile uluslararası iş birliği anlaşmasına vardı. EGSA’nın 60 yıllık teknik birikimi “Jeneratörün El Kitabı” ile Türkçeye kazandırılıyor.

Jeneratör Sanayicileri ve Güç Sistemleri Derneği (JENDER), 12–16 Eylül 2026 tarihlerinde ABD’nin başkenti Washington D.C. bölgesinde, Virginia eyaletindeki Crystal City’de düzenlenen EGSA Fall Conference 2026 programına davetli olarak katıldı. JENDER Yönetim Kurulu Başkanı Burak Başeğmezler ve Genel Sekreter Faruk Aksoy’un temsil ettiği dernek, Türk jeneratör ve güç sistemleri sanayisinin üretim, ihracat ve mühendislik gücünü uluslararası sektör temsilcileriyle paylaşırken; ABD, Avrupa ve Birleşik Krallık’taki kardeş sektör kuruluşlarıyla iş birliğini yeni bir aşamaya taşıdı.

475

sektör profesyoneliyle

rekor katılım

24

konuşmacı ve uzman

3

EGSA Yönetim Kurulu’na

JENDER sunumu

4

kardeş kuruluş arasında

iş birliği anlaşması

Veri merkezleri ve yapay zekâ, kritik gücün gündeminde

Electrical Generating Systems Association (EGSA) tarafından düzenlenen konferans, 475 sektör profesyoneliyle rekor katılıma ulaştı. Sabah 07.00’den akşam 22.00’ye kadar süren yoğun dört günlük program, enerji üretimi ve kritik güç sektörlerinin önde gelen uzmanlarını ve şirketlerini bir araya getirdi. Programın merkezinde, yapay zekâ yatırımlarıyla hızla büyüyen veri merkezi altyapısı ve bu altyapının kesintisiz güç ihtiyacı yer aldı.

Veri merkezleri, yapay zekâ ve dijital altyapı; Uptime Institute ve modüler veri merkezleri; enerji, güç sistemleri, kritik güç ve enerji üretimi; eğitim ve nitelikli iş gücü ile UL 2200 başta olmak üzere sektör standartları konferansın öne çıkan başlıkları oldu. 24 sektör konuşmacısı ve uzmanın yer aldığı konferansın onur konuğu ve ana konuşmacısı ise Amerika Birleşik Devletleri’nin 43. Başkanı George W. Bush oldu.

EGSA Yönetim Kurulu’na üç ayrı sunum

Konferans kapsamında EGSA Yönetim Kurulu toplantısına katılan JENDER Yönetim Kurulu Başkanı Burak Başeğmezler ve Genel Sekreter Faruk Aksoy, üç ayrı sunum gerçekleştirdi. Sunumlarda şu başlıklar ele alındı:

  • JENDER üyeleri, üretim kabiliyetleri ve uluslararası faaliyetleri
  • Türk jeneratör ve güç sistemleri sanayisinin üretim, ihracat ve mühendislik gücü
  • EGSA ve JENDER üyeleri arasında geliştirilebilecek ticaret, yatırım, tedarik zinciri ve ortak proje fırsatları

JENDER, bu buluşmayla EGSA ile kurduğu güçlü kurumsal ilişkiyi üyeleri için somut iş birliklerine ve ticari fırsatlara dönüştürmeyi hedefliyor. JENDER üyelerinin ABD pazarındaki varlığının ve iş ağlarının güçlendirilmesi ile EGSA üyeleriyle yeni ticari iş birlikleri, yatırım, üretim, tedarik zinciri ve ortak proje fırsatlarının geliştirilmesi, derneğin öncelikli çalışma alanları arasında yer alıyor.

“Global olmak yalnızca ihracat yapmak değil; dünyanın stratejik pazarlarında güçlü ortaklıklar kurmak, yatırım fırsatları geliştirmek ve kalıcı bir varlık oluşturmaktır. EGSA ile kurduğumuz güçlü ilişkiyi üyelerimiz için somut iş birliklerine ve ticari fırsatlara dönüştürmeye, Türk jeneratör ve güç sistemleri sanayisinin gücünü dünyaya taşımaya devam edeceğiz.”

Burak Başeğmezler  |  JENDER Yönetim Kurulu Başkanı

Türk üreticilerinden ABD’de güçlü temsil

JENDER üyeleri de konferansta Türk jeneratör ve güç sistemleri sanayisini güçlü biçimde temsil etti. Aksa Power Generation ve Teksan fuar alanında katılımcı firma olarak yer alırken, HOBIEX Otomotiv konferansı ziyaretçi olarak takip etti. Türk firmalarının etkinlikteki görünürlüğü, sektörün ABD pazarındaki büyüme hedeflerini ve küresel iş birliği kapasitesini ortaya koydu.

60 yıllık bilgi birikimi “Jeneratörün El Kitabı” ile Türkçede

JENDER ile EGSA arasında varılan anlaşma kapsamında, EGSA’nın yaklaşık 60 yıllık sektörel tecrübe ve teknik bilgi birikimiyle hazırladığı “On-Site Power Generation – A Comprehensive Guide to On-Site Power” adlı eser Türkçeye kazandırılıyor. Jeneratör ve güç sistemleri sektörünün temel teknik başvuru kaynaklarından biri olan eser, “Jeneratörün El Kitabı” adıyla yayımlanacak. Çeviri ve hazırlık çalışmalarının tamamlanmasının ardından kitabın 2027 yılının başında sektörün hizmetine sunulması hedefleniyor.

“‘Jeneratörün El Kitabı’; üreticilerimizden mühendislerimize, teknik ekiplerden servis profesyonellerine, akademisyenlerden genç mühendislerimize kadar sektörümüzün geniş bir kesimi için önemli bir teknik referans ve eğitim kaynağı olacak. Uluslararası iş birliklerimizi, sektörümüze somut ve kalıcı değer üreten projelere dönüştürmeye devam ediyoruz.”

Faruk Aksoy  |  JENDER Genel Sekreteri

Dört kardeş sektör kuruluşundan uluslararası iş birliği

Washington D.C. ve Virginia’da gerçekleştirilen görüşmeler kapsamında EGSA (ABD), EUROPGEN (Avrupa), AMPS (Birleşik Krallık) ve JENDER (Türkiye) arasında uluslararası iş birliği anlaşmasına varıldı.

EGSA

ABD

Electrical Generating Systems Association

EUROPGEN

AVRUPA

European Generating Set Association

AMPS

BİRLEŞİK KRALLIK

Association of Manufacturers and suppliers of Power generating Systems

JENDER

TÜRKİYE

Jeneratör Sanayicileri ve Güç Sistemleri Derneği

ONE SECTOR  •  ONE VISION  •  GLOBAL COOPERATION

Dört kardeş kuruluş; teknik eğitim, standartlar ve regülasyonlar, teknik bilgi ve tecrübe paylaşımı, kritik güç sistemleri, uluslararası sektör iş birlikleri ve ortak projeler başta olmak üzere birçok alanda daha yakın çalışacak. İş birliğiyle ülkeler ve bölgeler arasındaki sektörel bağların güçlendirilmesi, ortak eğitim ve teknik çalışma programlarının geliştirilmesi ve üye firmalara karşılıklı fayda sağlayacak yeni imkânların oluşturulması amaçlanıyor.

JENDER; sıcak misafirperverlikleri, konferansın başarılı organizasyonu ve JENDER ile sürdürdükleri dostluk ve iş birliği için EGSA Yönetim Kurulu Başkanı Lee Newton’a, EGSA CEO’su Mir Mustafa’ya, EGSA Yönetim Kurulu üyelerine ve tüm EGSA ekibine teşekkür etti. Taraflar, sektörün ortak geleceğine yönelik iş birliğini derinleştirme kararlılığını vurguladı.

 

JENDER hakkında

2024 yılında kurulan JENDER – Jeneratör Sanayicileri ve Güç Sistemleri Derneği, Türkiye’nin önde gelen jeneratör ve güç sistemleri üreticileri ile komponent ve tedarikçi firmalarını bir araya getiren sektörel bir sivil toplum kuruluşudur. Sektörün yaklaşık yüzde 85’ini temsil eden üyeleri; 1 kVA’dan 5.000 kVA’ya uzanan ürün gamları ve 180 ülkeye ulaşan ihracat ağlarıyla Türkiye’nin küresel rekabet gücüne katkı sağlar. JENDER; teknik mevzuat ve standartlar, ürün güvenliği, eğitim, yeşil dönüşüm, ihracat, kritik güç sistemleri ve veri merkezi altyapıları alanlarında çalışmalar yürütür; kamu kurumları, üniversiteler ve uluslararası kardeş derneklerle iş birliği geliştirir. JENDER, EUROPGEN Yönetim Kurulu üyesidir.

JENERATÖR VE GÜÇ SİSTEMLERİ ÜRETİCİLERİKOMPONENT VE TEDARİK ÜRETİCİLERİSILVER SPONSORLAR
  • Aksa Power Generation
  • Alimar Generator
  • Aytemiz-Makelsan UPS
  • EMSA Generator
  • Full Jeneratör
  • Güçbir Jeneratör
  • Idea Jeneratör
  • İşbir Elektrik Sanayi A.Ş.
  • KJ Power Jeneratör
  • Teksan
  • Aslantaş Group
  • Datakom Electronics Engineering A.Ş.
  • Emotek Elektroteknik ve Enerji Sistemleri
  • Ford Otosan
  • HOBIEX Otomotiv A.Ş.
  • Özer Mekatronik Müh. A.Ş.
  • DEIF
  • Lubex
  • FPT Distributor Anadolu

 

Okumaya Devam Et

GENEL

Wilo Türkiye, Gençleri Suyun Geleceğini Tasarlamaya Davet Ediyor

Yayınlandı

-

 

 

Su teknolojileri alanındaki uzmanlığını yapay zeka ve genç yeteneklerin yenilikçi bakış açısıyla buluşturan Wilo Türkiye’nin, “Water AI Hackathon 2026,” projesi için başvurular başladı. Üniversite öğrencilerini akıllı şehirler ve akıllı binalar için geleceğin su yönetimi çözümlerini geliştirmeye davet eden programın finali, 5 Aralık’ta İstanbul’da gerçekleştirilecek.

 

Su teknolojileri alanında uzmanlığıyla çalışmalarına devam eden Wilo Türkiye, sosyal inovasyon platformu imece iş birliğiyle geleceğin akıllı su sistemlerine yön verecek genç fikirleri desteklemek amacıyla  Water AI Hackathon 2026’yı hayata geçiriyor. “Suyun Geleceğini Sen Tasarla” mottosuyla düzenlenecek program; su, enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve dijital dönüşüm alanlarında yapay zeka destekli inovatif çözümlerin geliştirilmesine zemin hazırlayacak.

Geleceğin Su Sistemleri Gençlerin Fikirleriyle Şekillenecek

Wilo Water AI Hackathon 2026; makine, bilgisayar, endüstri, elektrik-elektronik ve çevre mühendisliği bölümlerinin yanı sıra yapay zeka, veri bilimi, yönetim bilişim sistemleri ve işletme alanlarında öğrenim gören üniversite öğrencilerin başvurularına açık olacak. Farklı disiplinlerden gençleri ortak bir amaç etrafında buluşturacak program, katılımcılara gerçek altyapı ihtiyaçlarına sürdürülebilir ve uygulanabilir çözümler geliştirme fırsatı sunacak. Başvuruların ardından gerçekleştirilecek değerlendirme sonucunda seçilecek ekipler, bootcamplere dahil olacak ve Wilo yöneticileri, teknoloji, mühendislik, sürdürülebilirlik ve iş geliştirme alanlarında uzman mentorlarla çalışma imkanı bulacak.

Suyun Geleceğine Yön Veren Projelere Ödül

Program kapsamında finalist ekiplerden, belirlenen problemler üzerinde çalışarak insanı ve yaşam kalitesini odağına alan; şehirlerde suyun akışını ve altyapıdaki su yönetimini iyileştirmeye yönelik uygulanabilir, yenilikçi ve değer yaratan çözümler geliştirmesi istenecek. Finalist ekipler, 5 Aralık’ta İstanbul’da gerçekleştirilecek bir günlük inovasyon maratonunda fikirlerini mentorların desteğiyle geliştirecek ve jüri karşısında sunacak. Projeler; yenilikçilik, uygulanabilirlik, sürdürülebilirlik etkisi, yapay zeka entegrasyonunun niteliği, iş potansiyeli ve sunum kalitesi kriterlerine göre değerlendirilecek.

Water AI Hackathon 2026’nın kazananları için 1. takımın tüm üyelerini Wilopark Almanya seyahati, 2. takımı kişi başı 30.000 TL hediye çeki, 3. takımı ise 15.000 TL hediye çeki bekliyor. Aynı zamanda finale seçilen tüm katılımcılar mentorluk, kariyer bağlantıları ve Wilo uzmanlarıyla bir araya gelme fırsatı yakalayacak.

Başvurular 30 Ekim 2026 Tarihine Kadar Devam Edecek

Water AI Hackathon 2026’ya katılmak isteyen öğrenciler başvuruları yalnızca 3-4 kişilik takımlar halinde yapabilir. Takımlar, proje fikirleriyle birlikte wilo.com.tr bağlantısı üzerinden 30 Ekim son başvuru tarihine kadar başvuruda bulunabilir. Değerlendirme sürecinin ardından finale kalan ekipler 12 Kasım 2026’da Wilo Türkiye’nin web sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden paylaşılacak. Programın finali ve ödül töreni ise 05 Aralık 2026 tarihinde fiziksel olarak gerçekleştirilecek.

Sosyal ve çevresel fayda odaklı dönüşüm alanında farklı paydaşları bir araya getiren imece; Wilo’nun hackathon sürecindeki çözüm ortağı olarak sürecin kurgulanması, katılımcıların desteklenmesi ve çözüm fikirlerinin geliştirilmesine katkı sağlayacak.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye