GENEL
“Cam Gibi Gelecek: Sektör Liderinden Sürdürülebilirlik ve Eşitlik Odaklı Çığır Açan Projeler”
Yayınlandı
1 yıl önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
50 yıllık deneyimiyle sektöründe öncü olan Yorglass, çevreyi koruma vizyonuyla gerçekleştirdiği “Cam Gibi Denizler” projesi ve “50 Yıl, 50 Kadın” mentorluk programıyla dikkat çekiyor. Cinsiyet eşitliği, inovasyon ve sürdürülebilirlik konularında fark yaratarak sadece sektörde değil, toplumsal değerlerde de liderlik ediyor.
1.Öncelikle, markanızın/firmanızın genel yapılanması hakkında bilgi verir misiniz? Hem global ölçekte hem de bölgesel olarak markanızın/firmanızın genel değerlendirmenizi alabilir miyiz? Markanızın sektörünüzdeki konumu hakkında neler söylemek istersiniz?
Endüstriyel cam işleme ve düz cam ticareti alanlarındaki 50 yıllık köklü birikimimiz, uzmanlığımız, farklı iş kollarındaki tecrübemiz, nitelikli iş gücümüz, teknolojik alt yapımız ve yaptığımız büyük yatırımlarla sektörümüzün öncüsü konumundayız. Cam dünyasının güvenilir ve global tedarikçisi olarak ürünlerimizi; Yorglass Ticaret, Yorglass Satina, Yorglass Ticari Soğutucu ve Yorglass Beyaz Eşya iş üniteleri altında Türkiye’nin beş farklı şehrinde yer alan yedi fabrikamızda üretiyor, geniş ürün yelpazemizle ulusal ve uluslararası müşterilerimize ulaşıyoruz.
Özellikle son 10 yıldaki hızlı ilerlememizle İSO ikinci 500 listesinde 405 basamak yükselerek İSO ilk 500’e 364. sırada yer aldık. Türkiye’nin en büyüklerinin yer aldığı Fortune 500 listesinde de yüzde yüz yerli bir şirket olarak 396. sırada yer aldık. Dünyaya karşı yüksek sorumluluk vizyonumuz ışığında yaptığımız çalışmalar sonucu global ölçekli değerlendirmelerde aldığımız skorlarla öne çıkıyor, insanı ve doğayı odağımıza alan yaklaşımımızla dikkat çekiyoruz.
2.Sürdürülebilir bir geleceğin sağlanmasında, üretim süreçlerinin ve ilgili hammadde/tedarik zinciri operasyonlarının tüm dünya ile koordineli bir şekilde yönetilmesi günümüzde çok daha önem arz eden bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla, Sürdürülebilirlik konusunda firmanızın Evrensel Yaklaşımını ve Kurumsal Stratejilerini bizimle paylaşabilir misiniz? Sürdürülebilir Dünya kapsamında özellikle odaklandığınız/hayata geçirdiğiniz Sosyal Sorumluluk Projeniz var mıdır, detaylarını öğrenebilir miyiz?
UN Global Compact’ın sektördeki ilk imzacısı olarak sürdürülebilirliği nihai bir amaçtan çok, şirket kültürümüzü domine eden temel güç olarak görüyoruz. Bu çerçevede geçtiğimiz yıl UN Global Compact Leaders Summit’e katıldık. Toplantı çıktılarını kendimize yol haritası edinip; cinsiyet eşitliği, iklim eylemi, geçim ücreti, su direnci, finans ve yatırım konularında var olan çalışmalarımızı daha da genişletmeyi hedefliyoruz.
Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri çerçevesinde 2022 yılında TURMEPA ile ‘Cam gibi Denizler’ projesine imza attık. Projemizin ilk yılında Marmaris’te 334 tekneden 112 bin litreden fazla, 2023 yılında ise Göcek’te bin 300 tekneden 500 bin litre atık toplanmasına destek olduk. 2022 yaz sezonunda topladığımız atık su, 2 bin 600 kişinin günlük ürettiği atık suya eşdeğer ve bu sayede 4 milyon litre deniz suyunun temiz kalmasını sağlamış olduk. Aynı şekilde 2023 yılında topladığımız atık su ise 595 kişinin günlük ürettiği atık suya eşdeğer ve böylelikle 901 bin litre deniz suyunun temiz kalmasına katkı sunduk. Bu yıl ise Selimiye’nin cennet koylarına DenizTemiz 4 teknesi ile inerek sezon başından 1 Ağustos’a kadar 74 bin litre atık toplayarak 600 bin litre deniz suyunun temiz kalmasını sağladık.
2024 yılını işte eşit yılı olarak ele aldık ve bu çerçevede birçok projeyi hayata geçirdik. “50 Yıl, 50 Kadın” mottosuyla başlattığımız kadın mentorluk programımız bu projelerimiz arasında önemli bir yere sahip. Cinsiyet eşitliği kapsamında 50 yıllık deneyimimizle yükseldiğimiz her basamakta değerlerimizin ışığını genç nesillere aktarmak ve cinsiyet eşitliğine dikkat çekmek amacıyla başlattığımız projemiz kapsamında; Yıldız Teknik Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Celal Bayar Üniversitesi, Abant İzzet Baysal Üniversitesi ve Trakya Üniversitesi ile iş birlikleri yapıyoruz. Sektöre ilgisi ve yeteneği olan arkadaşlarımıza Yorfuture kapsamında kariyer fırsatları da sunacağız. Eşitlik yılı çerçevesinde hayata geçirdiğimiz bir diğer projemi ise hamile çalışanlarımıza yönelik. Hamile çalışanlarımız için özel ara öğün desteğinin yanı sıra doktor sağlık eğitimleri ve SEÇ kapsamında farkındalık eğitimleri düzenledik. Babalık izni, süt izni gibi özel izin sürelerini uzatmamız da diğer önemli projelerimiz arasında yer alıyor. Ayrıca okulun ilk günü ve karne günü ebeveynlerin çocuklarının yanında olması için çalışanlarımızı izinli sayıyoruz. Eğitim içeriklerimizde çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık konularını önceliklendirerek tüm kademelerde cinsiyet eşitliğine vurgu yapıyoruz.
3.Üretimde Sürdürülebilir Stratejiye sahip bir firma olarak, markanıza sağladığı katma değerler neler oldu? Sürdürülebilir marka olarak ürünleriniz müşteri tercihlerinde farkındalık oluşturdu mu? Müşteri tercihlerindeki değişimleri bizlerle paylaşır mısınız?
Yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, çevre dostu malzemeler ve yeşil üretim gün geçtikçe her şirketin önemli gündem maddeleri arasında yerini alıyor. Bu sevindirici gelişme ışığında cam dünyasının global ve güvenilir tedarikçisi olarak müşteri beklentilerini analiz ederek sektörün ihtiyaçlarına çözüm olacak ürünler geliştiriyoruz. Örneğin, farklı dolaplara uygulanabilen enerji tasarruflu low-e camlarımız ile yatay dondurucu dolaplarda hacme ve kullanım şartlarına göre yüzde 20 enerji tasarrufu sağlıyoruz. Bu camlar sayesinde standart bir yatay dondurma dolabından yıllık 33 Euro enerji tasarrufu elde ediliyor, bu da 150 bin dolapta yaklaşık 5 milyon Euro tasarruf anlamına geliyor. Sürdürülebilirlik esasına dayanan ve pek çok farklı kullanım alanı bulunan yazılabilir ve silinebilir akıllı panomuz Yorboard ise çizilmeye karşı dayanıklılığı, yansıtma yapmaması, manyetik olması nedeniyle kullanım kolaylığı sunuyor. Bunlara ek olarak ekolojik dengeyi koruyan Safesky kuş dostu camlarımız da üzerindeki özel desenler sayesinde binalar arasında uçan kuşlar tarafından fark ediliyor. Bu durum ise yaşanabilecek kazaları en az yüzde 50 oranında azaltmaya yardımcı oluyor. Camın ileri dönüşümünden yola çıkarak hayata geçirdiğimiz ödüllü YUDA Cam Kaykay ise endüstriyel üretimde fire olan malzemenin değerli ürünler için nasıl ham madde olabileceğini gösteriyor. Tüm bu uygulamalarımıza ek olarak tedarikçilerimizi geliştirmek üzere kapsamlı çalışmayalar yaparak süreçlerimizi düzenledik. Hazırladığımız planlarımız üzerinden ilk uygulamalarımızı bu yıl başlattık. Planlarımızın üzerine koyarak bu konuda tedarikçilerimize destek olmaya önümüzdeki yıllarda da devam edeceğiz.
4.Sektörünüzün gelişimi için büyük bütçeler ayırdığınızı takip ediyoruz. Emek yoğun AR-GE çalışmalarınızda sürdürebilirlik odaklı neler yaptığınız hakkında bilgi alabilir miyiz? Bu doğrultuda, yeni yatırımlarınız ve sürdürülebilir yeni ürünleriniz/yeni markalarınız olacak mıdır?
Teknoloji ile sürdürülebilirliğin geleceği şekillendirmede önemli bir rol oynadığına her zaman inandık ve Ar-Ge’yi çalışmalarımızın merkezine aldık. Bu noktada 5 patent tescili ve 35 marka tescilimizin bulunduğunu belirtmek isterim. Ar-Ge merkezimiz sayesinde sadece üretmekle kalmıyor, aynı zamanda ekolojik, enerji verimli ve katma değeri yüksek sürdürülebilir çözümler geliştirmek için çalışıyoruz. Ar-Ge merkezimiz ile sektöre lider ürünler sunmayı, küresel rekabette yenilikçi adımlar atarak ihracat ve verimliliğimizi artırmayı amaçlıyoruz.
5.Sürdürülebilir Çevre Politikaları ve Yaşanabilir Çevre Stratejileri adına uygulanan Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ve Avrupa Birliği İklim Hedefleri birtakım değişiklikleri de beraberinde getirmiştir. Bu kapsamda, 2030 yılına kadar Sera Gazı Emisyon Oranlarının çok ciddi oranda azaltılması ve 2050 yılında da net sıfırlanması hedeflemektedir. Geliştirdiğiniz ürünlerinizin üretim ve dağıtım süreçleri doğrultusunda çevresel etkileri de düşünüldüğünde, “Kurumsal Karbon Ayak İzi” konularında neler söylemek istersiniz?
Birleşmiş Milletler Bilim Temelli Hedefler çerçevesinde 2032 yılında karbon emisyonunu yüzde 50 azaltmayı, 2050 yılında ise net sıfır hedefine ulaşmayı amaçlıyoruz. Bunun içinse hem üretim tesislerimizi hem ürünlerimizi hem de lojistik süreçlerimizi ayrı ayrı değerlendiriyoruz. Fabrikalarımızın çatılarına toplamda 28 bin 885 adet güneş paneli monte ederek yılda 17,1 milyon kWh elektrik üreteceğiz. Üreteceğimiz enerjinin büyüklüğü 3 bin 425 hanenin yıllık elektrik ihtiyacını karşılamaya denk geliyor. Projenin tamamlanmasıyla birlikte fabrikalarımızın elektrik ihtiyacının yüzde 30’unu güneş enerjisinden karşılayacak ve yıllık bazda 7 bin 507 ton karbondioksit salımının önüne geçeceğiz.
Öte yandan kullandığımız yazılımlar, üretim süreçlerinin istediğimiz standartlarda sürdürülmesi için kritik bir rol oynuyor. Raf ve yönetim sistemlerimiz sayesinde eksiksiz, tam zamanında yapılan sevkiyatlar ve anlık stok doğruluğu öncelikle müşteri memnuniyeti sağlarken, üretimin gereksiz miktarlarda yapılmasının önüne geçiyor. Böylece atıl stok yönetimini daha kolay yönetebiliyoruz.
6.Sürdürülebilir Gelecek odaklı bir firma olarak geleceğe yönelik sürdürülebilirlik hedefleriniz, hedefleriniz doğrultusunda oluşturduğunuz yol haritanız hakkında da bilgi alabilir miyiz?
2024 yılında çevresel, sosyal ve yönetişim faktörlerini değerlendirerek şirketlerin sürdürülebilirlik performansını analiz eden CRIF ESG değerlendirmesinde ‘A’ mükemmel düzeyde sürdürülebilirlik skorunun sahibi olduk. Türkiye Kalite Derneği’nin (KalDer), Türkiye Sürdürülebilir Gelecek Ödülleri kapsamında Yönetişim Alanında İyi Uygulama Ödülü’nü kazandık. Dünyada en çok geçerliliği olan Ecovadis Sürdürülebilirlik Endeksi’nde Bronz kategoriye yükseldik. Aynı zamanda küresel ve yerel düzeyde sürdürülebilirlik konularında üstün performans sergileyen şirketlerin belirlendiği ‘Fortune Türkiye ve CRIF Türkiye Sürdürülebilirlik Araştırması’ listesinde de yer aldık. Ödüllerimizin yanı sıra CDP’de raporlama yapan ve tüm işletmeleri Sıfır Atık Belgesi alan bir şirket olarak, müşterilerimizin enerji tüketimlerini ürün kodu bazında raporluyor, onları daha yüksek enerji tasarrufu hedeflerine yönlendiriyoruz.
Hayata geçirdiğimiz projeler ve elde ettiğimiz bu özel dereceler ışığında her daim kendi başarılarımızla yarışarak gelecek nesillere daha yaşanılası bir dünya bırakmayı amaçlıyoruz
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
Legrand Türkiye Grubu, Enerji Verimliliği Odaklı Akıllı Çözümlerle Sürdürülebilir Geleceğe Değer Katıyor
Yayınlandı
3 saat önce-
Şubat 16, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik, çevresel sorumluluk anlayışını güvenli, dayanıklı ve ekonomik yaşam alanlarıyla bir araya getiriyor. Legrand Türkiye Grubu, sürdürülebilirlik yaklaşımını destekleyen akıllı bina sistemleri ve enerji verimliliği çözümleriyle, yapıların ve şehirlerin geleceğine değer katmaya devam ediyor.
Artan enerji maliyetleri, karbon salınımını azaltma hedefleri ve sürdürülebilirlik bilincinin yükselmesi hem bireysel kullanıcıları hem de kurumları enerji tasarrufu sağlayan akıllı sistemlere yönlendiriyor. Türkiye’de enerji verimliliği, akıllı binalar ve sürdürülebilir enerji çözümleri her geçen gün daha fazla önem kazanırken enerji verimliliğine yönelik teşvikler, sanayi sektöründe dijitalleşmenin hızlanması ve yenilenebilir enerji yatırımları bu dönüşümü destekliyor. Akıllı bina otomasyonları, enerji izleme ve yönetim sistemleri ile elektrikli araç şarj istasyonları gibi teknolojiler giderek daha yaygın hale geliyor. Bu dönüşümün aktif bir parçası olan Legrand Türkiye Grubu, güvenli, dayanıklı, sürdürülebilir ve enerji verimliliği sağlayan sistemlerin artık tartışılmaz bir zorunluluk olduğu bilinciyle elektriksel altyapı, akıllı bina ve güvenlik çözümleri geliştiriyor. Yüksek kaliteli ve dayanıklı modüler koruma ürünleri, yapıların güvenliğini artıran kritik bileşenler arasında yer alıyor. Bu yaklaşım, Legrand Türkiye Grubu’nun 2025–2027 Kurumsal Sosyal Sorumluluk yol haritası kapsamında belirlediği somut ve ölçülebilir sürdürülebilirlik taahhütleriyle destekleniyor.
Akıllı Sistemlerle Enerji Kullanımında Kontrol ve Tasarruf
Enerji kalitesi ve enerji verimliliğini artıran çözümler konutlardan ticari yapılara, endüstriden veri merkezlerine kadar geniş bir kullanım alanına sahip. Konutlarda zaman saatleri, ev otomasyon sistemleri, aydınlatma yönetimi ve sensörler, ticari binalar ve endüstride ise aydınlatma yönetimi sistemleri, düşük kayıplı yeşil transformatörler, enerji analizörleri ve elektrikli araç şarj istasyonları enerji kullanımının daha verimli ve kaliteli hale gelmesine katkı sağlıyor. Bticino markası altında sunulan Living Now with Netatmo akıllı anahtar-priz serisi sayesinde kullanıcılar evlerindeki elektrik tüketimini uzaktan izleyip kontrol edebiliyor. Cihazların ne kadar enerji tükettiğini görebilerek daha bilinçli tüketim alışkanlıkları geliştirebiliyor.
Geleceğin Yaşam Alanları İçin Sürdürülebilir Teknoloji
Enerji verimliliği ve karbon ayak izinin azaltılması, günümüzde yalnızca çevre politikalarının değil, aynı zamanda ticari başarının da ayrılmaz bir parçası olarak öne çıkıyor. Bu doğrultuda Legrand Türkiye Grubu, tasarım ve üretim süreçlerinde sürdürülebilirliği önceliklendiriyor. Ürün geliştirme süreçlerinde eko-tasarım ilkelerini benimseyen Legrand Türkiye Grubu, yeniden tasarlanan ve yeni geliştirilen ürün ailelerinin %50’sinin Legrand eko-tasarım endeksi kriterlerine uygun hale getirilmesini hedefliyor. Bu yaklaşımın somut örneklerinden biri Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı Türkiye Ar-Ge Merkezi tarafından tasarlanan ve Pelitli fabrikasında üretilen, güneş enerjisiyle şarj olabilen Estia Hybrid UPS çözümü olarak öne çıkıyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanan bu ürün, sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda atılan önemli adımlardan biri olarak dikkat çekiyor. Aynı zamanda 2027 yılına kadar grup genelinde üretilen ürünlerin %37’sinde sürdürülebilir malzeme kullanımına ulaşılması hedeflenirken, ambalaj alanında yürütülen dönüşümle ürünlerde kullanılan birincil plastik ambalajların %80’inin ortadan kaldırılması amaçlanıyor.
Önümüzdeki dönemde Legrand Türkiye Grubu, bina otomasyonu, akıllı enerji yönetimi sistemleri ve yenilenebilir enerji çözümlerine odaklanmayı sürdürüyor. Yapay zekâ ve IoT destekli akıllı sistemlerle geliştirilen çözümler, bireysel kullanıcıların ve işletmelerin enerji tüketimlerini daha verimli yönetmelerine katkı sağlıyor. Legrand Türkiye Grubu, yenilikçi yaklaşımıyla Türkiye’nin sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemeye devam ediyor.
Komple çözüm sunma felsefesi ile Legrand’ın ürünleri hakkında ayrıntılı bilgi için www.legrand.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.
GENEL
6 Şubat Depremleri: Yıkımın Nedenleri ve Güçlendirme Gerçeği
Yayınlandı
5 saat önce-
Şubat 16, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Etriye Stüdyo’nun 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin 3. yılına özel bölümünde, yapı stokunun gerçek risk haritası ve güçlendirme süreçlerindeki tıkanmalar; Oya Eşenli Gazioğlu moderatörlüğünde, Pak Danışmanlık Kurucusu İnş. Yük. Müh. Bayram Aygün (DEGÜDER YK Üyesi) ile Seismodynamics Kurucusu İnş. Müh. ve Deprem Yük. Müh. Mustafa Görkem Yıldız (DEGÜDER YK Başkanı) tarafından mühendislik perspektifiyle ele alındı.

Yıkımın Ortak Profili: 2000 Öncesi Yapılar
6 Şubat depremleri sonrasında yapılan saha incelemeleri ve açıklanan veriler, ağır hasar ve yıkımın büyük ölçüde 2000 yılı öncesinde inşa edilmiş yapılarda yoğunlaştığını ortaya koydu. Bu yapılarda yapı denetimi bulunmaması, beton kalitesinin belirsizliği ve taşıyıcı sistem detaylarının standartlara uygun uygulanmaması, deprem performansını doğrudan etkileyen temel unsurlar arasında yer aldı.
Bu noktada Mustafa Görkem Yıldız, 2000 yılının bir milat olarak kabul edilmesinin nedenini yapı denetim sisteminin bu tarihten sonra devreye girmesi ve hazır beton kullanımının yaygınlaşmasıyla açıkladı.
Sorun Yönetmelikte Değil, Uygulamada
Söyleşide yeni yapılarda yaşanan yıkımlar ele alındığında, sorunun yürürlükteki deprem yönetmeliklerinden kaynaklanmadığı ortak bir değerlendirme olarak öne çıktı. Taşıyıcı sistem kurgusu, perde oranları, proje–uygulama uyumu ve denetim süreçleri, yapı performansını belirleyen başlıca unsurlar arasında yer aldı.
Bu çerçevede Mustafa Görkem Yıldız, özellikle paket yazılımlar üzerinden hızlı biçimde üretilen projelere dikkat çekti. Yıldız, yazılımın sunduğu çıktının mühendislik bilgisiyle sorgulanmadan uygulanmasının ciddi riskler doğurabildiğini; yazılımın bir araç olduğu, kararın ise mühendislik sorumluluğu taşıdığını vurguladı. Yönetmeliklerin teknik olarak yeterli olduğunu, asıl sorunun sahadaki uygulama kalitesi ve denetim mekanizmalarında yoğunlaştığını ifade etti.
Asıl Öncelik: 2000 Yılından Önce İnşa Edilmiş Yapılar
Deprem sonrası yapılan değerlendirmeler, can kayıplarını azaltmak açısından önceliğin 2000 yılından önce inşa edilmiş yapılar olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Bu yapılar düşük yanal rijitlik, yetersiz perde kullanımı ve düzensiz taşıyıcı sistem kurgusuna ilave olarak düşük malzeme kalitesi ve uygunsuz donatı detayları nedeniyle yüksek risk grubunda yer alıyor. Bu noktada Mustafa Görkem Yıldız, yeni yapıların güvenliği kadar mevcut yapıların performansının da sistemli biçimde güçlendirme odağında ele alınması gerektiğini vurguladı.
Deprem Riski Teknikten Önce Bir “Erişim” Meselesi: Güçlendirme Neden Hâlâ Tıkanıyor?
Güçlendirme, teknik olarak doğruluğu kanıtlanmış ve kamu yapılarında uzun süredir kullanılan bir yöntem olmasına rağmen, konut ölçeğinde yeterince yaygınlaşmış durumda değil. Söyleşide bu durumun temel nedenleri finansman eksikliği, teşvik mekanizmalarının sınırlı olması ve bürokratik süreçlerin karmaşıklığı başlıkları altında ele alındı.
Bu çerçevede Bayram Aygün, güçlendirmenin mevcut kentsel dönüşüm anlayışı içinde geri planda kaldığını belirterek, “Güçlendirme bugün kentsel dönüşümün üvey evladı gibi ele alınıyor,” değerlendirmesinde bulundu. Aygün, kamu binalarında uygulanan güçlendirme politikalarının, benzer bir yaklaşımla konutlara da yayılması gerektiğini ifade etti.
İdari ve Hukuki Engeller Süreci Kilitliyor
Akışta öne çıkan bir diğer başlık ise güçlendirme sürecindeki idari sorunlar oldu. İskânsız yapıların güçlendirme ruhsatı alamaması gibi uygulamaların, en riskli yapıların sistem dışında kalmasına yol açtığı aktarıldı.
Bu konuda Mustafa Görkem Yıldız, idari süreçlerin sadeleştirilmemesinin, güçlendirme yapmak isteyen yapı sahipleri için süreci fiilen tıkadığını belirtti. Teknik çözümlerin sahada karşılık bulabilmesi için, bu çözümleri mümkün kılacak idari düzenlemelere ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Yeni Güçlendirme Yönetmeliği Neleri Değiştirecek?
Yakın dönemde yürürlüğe girmesi beklenen Türkiye Bina Güçlendirme Yönetmeliği, mevcut yapılar için daha gerçekçi performans hedefleri tanımlaması açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Yönetmeliğin teknik çerçeveyi netleştirmesinin, güçlendirme uygulamalarında maliyetleri daha öngörülebilir hale getirmesi bekleniyor.
Bu noktada Mustafa Görkem Yıldız, teknik düzenlemelerin ancak finansal ve idari destek mekanizmalarıyla birlikte ele alındığında sahada etkili olabileceğine dikkat çekti.
Sonuç: Güçlendirme Şefkatle Ele Alınmalı
Söyleşinin sonunda, Etriye Stüdyo moderatörü Oya Eşenli Gazioğlu, yapılan değerlendirmeleri şu çerçevede özetledi: 6 Şubat depremleri, Türkiye’de yapı güvenliği konusundaki asıl meselenin teknik bilgi eksikliğinden ziyade uygulama, erişilebilirlik ve politika tercihlerinde yoğunlaştığını gösteriyor. Güçlendirme, bilimsel olarak geçerliliği kanıtlanmış ve kamu yapılarında başarısı görülmüş bir yöntem olarak önemli bir çözüm sunuyor. Ancak bu çözümün yaygınlaşabilmesi için, teknik doğrular kadar finansal desteklerin, idari kolaylıkların ve toplumsal farkındalığın birlikte ele alınması gerekiyor.
GENEL
Avrupa Yakası’nda ‘şehirden kopmadan nefes almak isteyenler’ için yeni bir yaşam standardı sunuluyor!
Yayınlandı
3 gün önce-
Şubat 13, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
YALI KEYFİNİ KÜÇÜKÇEKMECE’DE YAŞATACAK, İSTANBUL’A NEFES ALDIRACAK!
DENİZ VE GÖL MANZARALI YALI360, ŞEHİRDEN KOPMADAN FERAH BİR YAŞAMIN KAPILARINI AÇACAK!
Sega Yapı ve Mutlu İnşaat’ın ortak vizyonuyla Küçükçekmece Gölü kıyısında başlatılan 472 konutluk Yalı360 projesi, göl ve deniz manzarasını aynı anda sunan panoramik cepheleri, yeşil avluları, gün ışığını maksimum düzeyde alan ferah daireleri ve geniş balkonları ile bölgede fark yaratıyor. Modern mimariyi doğanın huzuru ile birleştirerek İstanbul’a yeni bir yaşam standardı getiren proje; Marmaray, metrobüs, E-5’e ve TEM’e yakınlığı ile ‘şehirden kopmadan nefes almak’ isteyenlerin tercihi oldu
Konut sektöründe sanayi ve ekonomisiyle hızla gelişen ve yatırım değeri her geçen gün artan ilçelerden Küçükçekmece’de başlatılan Yalı360 projesi, İstanbul’da yaşam kalitesini en üst seviyeye çıkaran özellikleriyle yıldızı parlayan projelerden biri oldu.
Sega Yapı ve Mutlu İnşaat’ın ortak vizyonuyla Küçükçekmece Gölü kıyısında temelleri atılan Yalı360; göl ve deniz manzarasını aynı anda sunan panoramik cepheleri, yeşil avluları, gün ışığını maksimum düzeyde alan ferah daire planları ve geniş balkonları ile bölgeye ‘nefes aldırarak’ fark yarattı.




İstanbul’da nadir yaşanabilecek yaşam standardı Küçükçekmece’de!
Toplam 53 bin metrekare inşaat alanı üzerinde 5 bloktan oluşan Yalı360 projesinde 1+1, 2+1, 3+1 gibi farklı daire tiplerinden oluşan 472 konut yer alıyor. Kapalı ve açık otopark imkânı, çocuk oyun alanları, 7/24 kesintisiz güvenlik hizmeti, yürüyüş alanları, donanımlı spor salonu ve saunanın yanı sıra, geniş bir peyzaj düzenlemesi sunan proje; göl ve deniz manzarasıyla buluşan ferah ve konforlu daireleriyle İstanbul’da nadir deneyimlenebilecek yüksek bir yaşam standardı getirdi. Modern mimariyi doğanın huzuru ile birleştiren Yalı360’da malzeme seçiminden renk paletine, peyzaj düzenlemelerinden ortak alanlara kadar her detay; dinginlik, zarafet ve kalite anlayışıyla tasarlandı.
Marmaray, metrobüs ve çevre yollarına yakınlığı ile şehre bağlanma kolaylığı
Merkezi konumu, yeşil alanlarla çevrili yapısı ve göl manzarasıyla şehir hayatının yoğun temposundan uzak, dengeli ve prestijli bir yaşam sunan Yalı360, ulaşım ağlarının merkezinde yer alan konumuyla, konforlu bir yaşama şehirden kopmadan kavuşma ayrıcalığını sağlıyor. Marmaray ve metrobüs ve E-5 bağlantılarına yürüme mesafesinde olan proje, metroya 1,8 km, Florya Sahil ve Aqua Florya AVM’ye ise 4 km mesafesiyle İstanbul’un her noktasına hızlı ve kolay ulaşım imkânı veriyor. Okullar, hastaneler, alışveriş merkezleri ve sosyal yaşam alanlarına olan yakınlığı ise projeyi hem yaşam hem de yatırım değeri açısından güçlü bir noktaya taşıyor.
Turan: “Projemiz,insanı merkeze alan, dengeli bir yaşam ve yatırım fırsatı”
İnşaatına 2025 yılında başladıkları projeyi 2028 yılında teslim etmeyi planladıklarını kaydeden Sega Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Sezgin Turan, “Çağdaş mimari detayları, ferah yaşam alanları ve yeşil alanlarla bütünleşen yapısıyla Yalı360 projemizi, şehirden kopmadan dengeli bir yaşam arayanlarve sadece yaşamak için değil, nefes almak, dinginliği hissetmek ve şehrin karmaşasından uzaklaşmak isteyenler için tasarladık. Bu özel proje ile İstanbul’da ve Küçükçekmece bölgesinde nadir bulunan bir yaşam deneyimi vadediyoruz. Şehir hayatının dinamizmi ile doğayla iç içe bir yaşamı, yeşil ile maviyi buluşturduğumuz proje, hem ayrıcalıklı bir yaşam hem de güçlü bir yatırım değeri sunuyor” değerlendirmesini yaptı. Sega Yapı olarak müşteri memnuniyetini merkeze alan, insan odaklı ihtiyaçlara özel çözümler sunan bir vizyonla çalıştıklarını kaydeden Turan, “Geleceğin yaşam alanlarını şekillendirirken sağlıklı, sürdürülebilir ve estetik yaşam alanları üreterek sektörde yön belirleyen bir marka olma vizyonuyla hareket ediyoruz. Bulunduğumuz bölgelerde yaşam kalitesini yükseltmek ve insanlara değer üreten yapılar sunmak, en önemli önceliğimiz” dedi.
Son Yazılar
- Legrand Türkiye Grubu, Enerji Verimliliği Odaklı Akıllı Çözümlerle Sürdürülebilir Geleceğe Değer Katıyor Şubat 16, 2026
- 6 Şubat Depremleri: Yıkımın Nedenleri ve Güçlendirme Gerçeği Şubat 16, 2026
- Avrupa Yakası’nda ‘şehirden kopmadan nefes almak isteyenler’ için yeni bir yaşam standardı sunuluyor! Şubat 13, 2026
- Mars Logistics, Filosunu 150 Adet Mercedes-Benz Actros L ProCab ile Genişletti Şubat 12, 2026
- Çuhadaroğlu, intersecure Yangına Dayanıklı Yapı Sistemleriyle Turizm Sektöründe Güvenlik Standartlarını Güçlendiriyor Şubat 12, 2026
- TR Invest Sun City’nin 2. Projesinde de Mitsubishi Heavy Industries Klimalar Tercih Edildi Şubat 11, 2026
- Gree Airy Klima ile Dört Mevsim Konfor Şubat 11, 2026
- Otis “Little Engineers” programını tüm dünyaya taşıyor Şubat 11, 2026
- ASAŞ’ta Yenilikçi Fikirler Ödüllendirildi: “ASAŞ’ın AS’ları Proje Yarışması” Sonuçlandı Şubat 11, 2026
- ORKA Banyo ve Karabük Üniversitesi, Geleceğin Banyo Deneyimlerini Yapay Zekayla Tasarlıyor Şubat 11, 2026
- Mercedes-Benz Türk, İlk Mercedes-Benz eActros 600 Teslimatını Medcem Çimento’ya Gerçekleştirdi Şubat 10, 2026
- Mardin Şehir Hastanesi Yüksek Verimli İklimlendirme Altyapısı İçin Form Endüstri Ürünleri’ni Seçti Şubat 10, 2026
- DAIKIN TEMİZ HAVA BİLİNCİNİ YAYMAYA DEVAM EDİYOR! 5 YENİ OKULDA DAHA TEMİZ HAVA SINIFI Şubat 10, 2026
- İzocam’da Üst Düzey Görev Değişimi: Kerem Kürklü, Genel Direktörlüğe Atandı Şubat 10, 2026
- Şişecam’ın Pazarlama Genel Müdür Yardımcılığı Görevine Yılmaz Erceyes Atandı Şubat 10, 2026
Trendler
GENEL1 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL1 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak









