Avrupa Birliğinden Binalar için Yeni ve Zorlu Hedefler - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Avrupa Birliğinden Binalar için Yeni ve Zorlu Hedefler

Yayınlandı

-

Avrupa Parlamentosu binalardan kaynaklanan enerji tüketimini ve sera gazı emisyonlarını kademeli olarak azaltma hedefleri kapsamında yeni bir adım atarak daha önce sunulan Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’nde  değişiklikler yapılması tasarısını Mart 2024’de onayladı. 

Avrupa Komisyonuna göre 2021 yılında Avrupa Birliğindeki ülkelerde enerjinin yüzde 42’si binalar tarafından tüketilirken, bu tüketimin yüzde 80’i ısıtma ve soğutma için kullanılmıştı. İnşaat malzemelerinden kaynaklanan emisyonlar da dahil olmak üzere binaların Avrupa’daki emisyonların yüzde 36’sından sorumlu olduğu ve mevcut binalardaki konut sakinlerinin yaklaşık yüzde 10’unun 2022 yılında evlerini yeterince ısıtamadığı belirlenmiştir. 

Bina enerji performansının iyileştirilmesindeki önemi açıkça vurgulayan bu veriler sonrasında ’’Binaların Enerji Performansı Direktifi’’ndeki revizyonlar kapsamında önerilen ve AB üyesi tüm devletlerden talep edilecek bazı önemli ve güncel hedefler şöyle sıralanabilir:

  • 2030 yılına kadar tüm yeni binaların sıfır emisyonlu olması hedeflenirken, kamu binaları için bu tarih 2028 olarak belirlendi.
  • Minimum Enerji Performans Standartları (MEPS) belirlenerek, 2030 yılına kadar konut binalarının en kötü performans gösteren yüzde 16’sında, 2033 yılına kadar ise ticari binaların yüzde 26’sında enerji performansının iyileştirilmesi hedefleniyor.
  • 2030 yılına kadar kamu, ticari ve yeni inşa edilecek tüm konut binalarında güneş enerjisi sistemlerinin kademeli olarak devreye alınması talep ediliyor. Bina ısıtma ve soğutma sistemlerinde ise fosil yakıt kullanımına 2040 yılında son verilmesi için planlama yapılıyor.
  • 2030 yılından itibaren tüm yeni binalar için yaşam döngüsü karbon (Whole Life Carbon – WLC) raporlaması zorunlu hale gelecek. Burada uyulması beklenen limit değerlerin 2027 yılından itibaren yayınlanmaya başlayacak yol haritalarıyla belirlenmesi öngörülüyor.

Türkiye özelinde ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yayınladığı güncellemelerle Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği 2022 yılında değişti. Bu güncellemelerle beraber, bir parseldeki toplam yapı inşaat alanı 2025’e kadar 5000 m2, sonrasında ise 2000 m2’den büyük olan binaların ‘’Neredeyse Sıfır Enerjili Bina (NSEB) ‘’ yüksek enerji verimliliği kurallarına uygun olarak inşa edilmesi ve enerji ihtiyaçlarının 2025’e kadar en az yüzde 5’ini sonrasında ise yüzde 10’unu yenilenebilir enerji sistemleriyle karşılama şartı getirildi.

Bu binaların enerji performans sınıfı en az ‘B’ olacak şekilde tasarlanıp, inşa edilmesi zorunlu hale gelirken mevcut durumda bu şartlara uymayan binalara yapı ruhsatı verilmediği de unutulmamalı. 

EMBER tarafından Aralık 2023’te yayınlanan önemli bir araştırma raporuna göre Türkiye’nin çatılarındaki güneş enerjisinin teknik potansiyeli 120 GW olarak belirlenmiş. Bu da Türkiye’de çatıların toplam elektrik tüketimini karşılama potansiyelinin yaklaşık yüzde 45 olduğunu gösteriyor. Yaklaşık olarak hesaplandığında 3.6 Milyar USD’Lik bir tasarruftan söz etmek mümkün ki bu oldukça önemli bir rakam.

Ülkemizin önemli bir eksiğinin AB direktifinde belirtilen gömülü karbon emisyonlarına yönelik hedefleri olduğunu söyleyebiliriz.

Binalarda yaşam boyu karbon analizi konusu bizlerin çabalarına ragmen henüz sektörde karşılığı olmayan, uluslararası yeşil bina sertifikasyon sistemleri haricinde yerel mevzuatta talep edilmeyen bir konu olarak karşımıza çıkıyor.

Diğer yandan operasyonel karbon emisyonlarının önümüzdeki dönemde yenilenebilir enerji ve diğer iyileştirmelerle belli bir ölçekte azaltılabilmesi mümkün. Dünya Yeşil Binalar Konseyi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, 2050 yılında binaların toplam karbon emisyonlarının yüzde 50’sinin gömülü karbon olarak malzeme ve sistemlerin üretim ve tedarik zinciri esnasındaki karbon emisyonlarından kaynaklı olacağı öngörülüyor.

Uzun yıllardır yeşil bina çalışmalarımız kapsamında ‘Bina Yaşam Döngüsü Analizi’ yapıyor olsak da hem konunun aciliyeti açısından yerel mevzuatlara girmesi hem de tüm binaların ruhsat aşamasında Bina Yaşam Döngüsü Karbon Analizi yapması gerektiğini düşünüyoruz. 

Özellikle yılda yaklaşık 150 binanın yeni bina ruhsatı aldığı, 500 bin civarında kentsel dönüşüm projesinin devam ettiği, binaların ve dolaylı sektörlerin toplam sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 40’ından sorumlu olduğu ülkemizde, enerji verimliliği ve karbonsuzlaştırılmaya yönelik atılacak her adım oldukça kıymetli. Bu noktada ülke olarak bizim de AB’ye parallel olarak hedeflerimizi ivedilikle güncellememiz gerektiğini belirtmeliyim. 

Saygılarımla,

Dr. Emre Ilıcalı

Altensis Yönetici Ortağı

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Günsan’dan yüksek gerilim risklerine karşı güvenilir çözüm:  Parafudr

Yayınlandı

-

 

Elektrik sistemlerinde meydana gelen ani gerilim yükselmeleri, elektronik cihazlardan endüstriyel ekipmanlara kadar pek çok sistem için ciddi risk oluşturuyor. Günsan Elektrik’in sayaç sonrası panolarda kullanılmak üzere geliştirdiği Parafudr çözümü, aşırı gerilim darbelerine karşı etkili koruma sağlayarak tesisat güvenliğini artırıyor.

Elektrik altyapılarında güvenlik, günümüzde yalnızca enerji sürekliliği açısından değil, cihazların korunması ve operasyonel verimlilik açısından da büyük önem taşıyor. Özellikle yıldırım kaynaklı gerilim darbeleri ve şebeke dalgalanmaları, elektrik tesisatlarında ciddi hasarlara yol açabiliyor. Bu risklere karşı geliştirilen koruma sistemleri ise hem konutlarda hem de ticari yapılarda kritik rol oynuyor. Günsan Elektrik’in geliştirdiği Parafudr çözümü de bu ihtiyaçtan hareketle, tesisatlarda güvenli ve sürdürülebilir koruma sağlamayı amaçlıyor.

Elektrik tesisatlarında kritik koruma noktası

Sayaç sonrası panolarda kullanılmak üzere tasarlanan Günsan Parafudr, elektrik enerjisinin iç tesisata dağıtıldığı noktada devreye giriyor. Şebekeden gelen veya dış kaynaklı oluşan yüksek voltajı algılayan sistem, bu enerjiyi hızlı şekilde topraklama hattına yönlendiriyor. Böylece tesisata bağlı elektronik cihazlar, makineler ve hassas ekipmanlar zarar görmeden korunabiliyor.

Konutlardan sanayi tesislerine geniş kullanım alanı

Parafudr sistemleri; konut projeleri, ticari yapılar, sanayi tesisleri ve enerji altyapılarında güvenliğin önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. Açık arazilerde yer alan yapılar, yüksek katlı binalar ve enerji üretim alanları ise yıldırım kaynaklı risklere karşı daha fazla koruma ihtiyacı duyuyor. Günsan’ın geliştirdiği çözüm, farklı kullanım alanlarına uygun yapısıyla geniş ölçekli projelerde de güvenilir performans sunuyor.

DIN rayına uyumlu modüler tasarımı sayesinde kolay montaj avantajı sağlayan ürün, pano içerisinde minimum alan kaplayarak uygulama kolaylığı da sunuyor. Dayanıklı bileşen yapısıyla uzun süreli kullanım hedefleyen Günsan Parafudr, elektrik sistemlerinde güvenliği destekleyen kompakt ve etkili bir çözüm olarak dikkat çekiyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Saint-Gobain Yapı Kimyasalları’ndan Adana’da stratejik adım: Chryso Adana’daki operasyonunu yeni tesise taşıyor!

Yayınlandı

-

 

Saint-Gobain Yapı Kimyasalları, Adana’daki Chryso operasyonunu yeni ve daha güçlü bir üretim altyapısına taşıyacak tesisin temel atma törenini gerçekleştirdi. Yaklaşık 10.000 m² alan üzerinde faaliyet gösterecek yeni tesis, beton ve çimento katkıları ürün gruplarının üretimine odaklanarak şirketin bölgede büyüyen müşteri ihtiyaçlarına daha hızlı ve etkin yanıt vermesini sağlayacak.

Saint-Gobain Yapı Kimyasalları, Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’ndeki (AOSB) Weber kampüsü içinde konumlandırılan yeni Chryso tesisinin temelini attı. Yeni tesisle birlikte Chryso ve Weber markaları Türkiye’de aynı kampüs altında buluşarak entegre bir yapı kimyasalları kampüsü oluşturacak. Chryso’nun üretim, operasyon ve hizmet kabiliyetlerini daha ileriye taşımayı hedefleyen bu yapı, operasyonel sinerji yaratırken daha verimli üretim süreçleri ile müşterilerine daha iyi hizmet sunulmasına da katkı sağlayacak.

Saint-Gobain Yapı Kimyasalları Türkiye ve Orta Asya Başkan Yardımcısı Osman İlgen, yatırımın şirketin Türkiye operasyonları açısından stratejik önemine dikkat çekerek şunları söyledi:

“Adana’daki yeni Chryso tesisimiz, sadece bugünün ihtiyaçlarına değil, önümüzdeki dönemde devreye alacağımız yeni adımlarla birlikte ihracatı da destekleyen güçlü bir üretim üssü olma hedefimize hizmet ediyor. Dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odağıyla kurguladığımız bu tesisle, geleceğin üretim anlayışını bugünden hayata geçiriyoruz”.

Tamamlandığında Saint-Gobain Yapı Kimyasalları’nın Türkiye’deki operasyonel verimliliğini önemli ölçüde artırması beklenen tesisinyıl sonu itibarıyla devreye alınması planlanıyor. Şirketin mevcut Adana Chryso operasyonunda görev yapan ekip yeni tesiste çalışmalarını sürdürecek.

Saint-Gobain Yapı Kimyasalları, bu yatırımla hem bölge ekonomisine uzun vadeli katkı sunmayı hem de yapı kimyasalları alanında Türkiye’deki konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

E.C.A. Yeni Klima Serileriyle Yaz Konforuna Yeni Bir Soluk Getiriyor

Yayınlandı

-

Türkiye’nin köklü markalarından E.C.A., iklimlendirme ürün gamını yeni nesil teknolojilerle genişletmeye devam ediyor. E.C.A., kullanıcı konforunu enerji verimliliği ve estetik tasarımla bir araya getiren yeni duvar tipi klima modelleri Spylos Plus ve Niobe Black serisini tüketicilerle buluşturdu.

Yeni nesil inverter teknolojisiyle geliştirilen her iki seri de yüksek performans, düşük enerji tüketimi ve akıllı kullanım özellikleriyle dikkat çekiyor. A++ enerji verimliliği sınıfında yer alan modeller; 12.000, 18.000 ve 24.000 BTU/h kapasite seçenekleriyle farklı yaşam alanlarına uyum sağlıyor. 

Konfor ve Teknoloji Bir Arada

Yeni Spylos Plus serisi, güçlü hava akışı ve sessiz çalışma performansıyla dört mevsim konfor sunarken; Coanda hava akışı, I-Feel fonksiyonu, nem dengeleme modu ve kendi kendini temizleyebilen evaporatör sistemiyle kullanıcı deneyimini üst seviyeye taşıyor. Ayrıca uzun mesafeli hava üfleme özelliği sayesinde yaşam alanlarında homojen iklimlendirme sağlıyor. 

Modern yaşamın ihtiyaçlarına yanıt veren Niobe Black serisi ise mat siyah tasarımıyla dekoratif bir görünüm sunarken, entegre Wi-Fi kontrol özelliği sayesinde kullanıcıların klimayı uzaktan yönetebilmesine imkân tanıyor. Akıllı kanat yönlendirmesi, sessiz mod, hızlı soğutma ve rahat uyku modu gibi fonksiyonlar, konforu teknolojiyle buluşturuyor. 

Enerji Tasarrufu ve Çevre Dostu Yaklaşım

Her iki seride de kullanılan R32 çevre dostu soğutucu gaz ve Full Inverter kompresör teknolojisi, daha düşük enerji tüketimiyle yüksek performans sunuyor. Özellikle inverter sistemlerin enerji tasarrufu ve uzun ömürlü kullanım açısından kullanıcılar tarafından öncelikli tercih edildiği belirtiliyor. 

Estetik ve Fonksiyonelliği Birleştiren Yeni Seri

E.C.A.’nın yeni klima serileri yalnızca teknik performanslarıyla değil, yaşam alanlarına uyum sağlayan tasarım detaylarıyla da öne çıkıyor. Spylos Plus sade ve modern çizgileriyle dikkat çekerken, Niobe Black serisi koyu renkli premium görünümüyle özellikle modern iç mekân dekorasyonuna hitap ediyor.

Yüksek hava debisi, 24 saat zamanlayıcı, sessiz çalışma modu ve akıllı kullanım senaryoları sayesinde E.C.A.’nın yeni klima serileri; evler, ofisler ve yaşam alanları için güçlü bir iklimlendirme alternatifi sunuyor. 

 

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye