Vaillant’tan Geleceğe Yatırım: Yapay Zeka ile Akıllı ve Sürdürülebilir İklimlendirme Çözümleri - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Vaillant’tan Geleceğe Yatırım: Yapay Zeka ile Akıllı ve Sürdürülebilir İklimlendirme Çözümleri

Yayınlandı

-

Vaillant Group Türkiye Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ufuk Atan

Şofben ve kombinin mucidi Vaillant, 150 yıllık deneyimiyle iklimlendirme sektörüne yön vermeye devam ediyor. Dijitalleşmeyi sadece teknolojik bir geçiş değil, sürdürülebilirlik ve müşteri memnuniyeti odaklı stratejik bir dönüşüm olarak gören marka; yapay zekâ destekli veri analizleri, otomasyon çözümleri ve inovatif Ar-Ge yatırımlarıyla operasyonel süreçlerini yeniden tanımlıyor.

  • Öncelikle; firmanızı kısaca tanıtarak, Dijital Dönüşüm Yolculuğunuz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Son zamanlarda, tedarikten üretime ve üretimden satışa ilgili tüm operasyonel süreçlerinizdeki Teknolojik Değişimlerinizi öğrenebilir miyiz?

Şofben ve kombinin mucidi Vaillant olarak 150 yıldır sadece iklimlendirme sektörüne odaklanıyor ve bu alana yatırım yapıyoruz. İlklerin markası olarak öncü kimliğimizle sektörde kombi başta olmak üzere; ısı pompaları, kaskad kazan sistemleri, klima, şofben, panel radyatör, VRF sistemleri, oda termostatı gibi çok geniş bir ürün yelpazesiyle hizmet veriyoruz.

Yenilikçi ürünlerimiz, müşteri memnuniyeti ve çevre odaklı iş stratejilerimizle, iklimlendirme sektörüne yön veriyor, yeni nesil teknolojilere yatırım yapıyor ve hem sektörümüzün hem de dünyamızın geleceğini gözeterek sürdürülebilir çalışmalara imza atıyoruz.  Sürekli gelişen Ar-Ge merkezimiz ile tasarruf, uzun ömür, ısıtma -sıcak su konforu ve uzaktan erişim gibi faydalar sağlayan ürünlerimizi müşterilerimizin hizmetine sunuyoruz. 

Operasyonel süreçlerimizin tamamında dijitalleşme ve otomasyon odaklı projeler yürütüyoruz. Tedarikten üretime, üretimden satış ve satış sonrası hizmetlere kadar tüm süreçlerde verimliliği artıran teknolojik çözümler geliştiriyoruz. Enerji tüketimini azaltmakla kalmayıp, tüketilen enerjiyi yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı hedefliyoruz. Ayrıca, su tüketimini düşürmek, üretimde yenilenebilir enerji kullanımını artırmak ve çevre dostu araç filoları oluşturmak gibi sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda kararlılıkla ilerliyoruz.

  • Dijital dönüşüm yolculuğunuzda Yapay Zeka’yı (YZ) kullanıyor musunuz?
  • Tüm operasyonel süreçleriniz kapsamında Yapay Zeka’nın sağladığı avantajlar ya da karşılaştığınız zorluklar hakkında neler söylemek istersiniz?

Çağrı merkezi görüşmelerinden elde ettiğimiz müşteri geri bildirimlerini analiz ederek ürün ve hizmetlerimizi sürekli iyileştiriyoruz.

Elbette bu dönüşüm sürecinde bazı zorluklarla da karşılaşıyoruz. En büyük zorluklardan biri, yapay zekâ çözümlerinin mevcut sistemlerle entegrasyonu ve bu teknolojilerin organizasyon genelinde benimsenmesi. Ayrıca, veri güvenliği ve etik kullanım konuları da dikkatle ele aldığımız alanlar arasında yer alıyor.

Ancak tüm bu zorluklara rağmen, yapay zekânın sunduğu potansiyelin farkındayız ve bu alandaki yatırımlarımızı artırarak dijital dönüşüm yolculuğumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz.

  • Yapay Zeka’nın Yapı Bilgi Modellemesi (BIM) entegrasyonu ile ilgili operasyonel süreçlerin verimliliğinde nasıl sonuçlar elde edildiğini öğrenebilir miyiz?
  • AR-GE süreçlerinizde Yapay Zeka destekli veri analizi ve tahminleme teknolojileri ürün geliştirmeye nasıl katkı sağlamaktadır? Ürün inovasyon süreçlerinizde bu teknolojilerin yeri nedir?



Yapay zekâ destekli veri analizi ve tahminleme teknolojileri, Ar-Ge süreçlerimizin geleceğinde önemli bir rol oynayacağına inandığımız ve yatırım yapmayı planladığımız stratejik bir alan. Bu teknolojilerin, ürün geliştirme ve inovasyon süreçlerimize ciddi katkılar sağlayacağının farkındayız.

Özellikle müşteri ihtiyaçlarının daha doğru analiz edilmesi, pazar eğilimlerinin öngörülmesi ve ürün performansının erken aşamalarda simüle edilmesi gibi konularda yapay zekânın sunduğu olanaklar, inovasyon kabiliyetimizi ileriye taşıyacak potansiyele sahip. Bu sayede, daha verimli, sürdürülebilir ve kullanıcı dostu ürünler geliştirme hedefimize daha hızlı ulaşabileceğimize inanıyoruz.

Ayrıca, tahminleme algoritmaları ile ürün yaşam döngüsünü daha iyi yönetmek, bakım ihtiyaçlarını önceden belirlemek ve enerji verimliliğini artırmak gibi alanlarda da yapay zekâ teknolojilerinin büyük katkılar sağlayacağını öngörüyoruz.

Bu doğrultuda, Ar-Ge altyapımızı güçlendirmek ve yapay zekâ tabanlı çözümleri süreçlerimize entegre etmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu teknolojilerin, gelecekteki ürün inovasyonlarımızın temel yapı taşlarından biri olacağına inanıyoruz.

  • Müşteri Destek Hizmetlerinizde Yapay Zeka’dan faydalanıyor musunuz? Akıllı arıza tespit sistemleri ya da uzaktan izleme çözümleri gibi uygulamalarınız var mıdır? Bu doğrultuda müşterilerinizden aldığınız geri bildirimler için neler söylemek istersiniz?

Vaillant olarak dijital dönüşümümüzde birçok araç ve teknolojinin yanı sıra giderek artan oranda yapay zekadan da yararlanıyoruz. Özellikle Çağrı Merkezi hizmetlerimizde etkileşimli sesli yanıt sistemleri ve yapay zeka projeleriyle fark yaratmaya devam ediyoruz. Müşterilerimizin işlemlerini tuşlama yapmadan, otomatik olarak doğru hizmet kanalına yönlendirebilen çağrı merkezimiz, 7/24 hizmette etkili çözümler üretiyor. Teknolojiye yaptığımız yatırımlarla müşterilerimize kesintisiz bir hizmet sunan Vaillant çağrı merkezindeki yenilikçi uygulamalarımız, 7/24 hizmet anlayışımız ve müşteri odaklı yaklaşımımızla sektörümüzde öne çıkıyoruz. Vaillant Çağrı Merkezi bünyesinde yer alan bulut tabanlı platformlar, etkileşimli sesli yanıt (IVR) sistemleri ve yapay zeka destekli chatbot uygulamaları, müşteri taleplerinin karşılanmasında hız ve verimlilik kazandırırken, müşteri memnuniyetini de artırıyor.

  • Dijital dönüşümünüz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ve enerji verimliliği ile öne çıkan ürünlerinizle ilgili bilgi alabilir miyiz?
  • Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün segmentasyonu sahipsiniz?
  • Ürünlerinizle ilgili biraz da teknik bilgi alabilir miyiz? Bu sistemlerin çalışma prensipleri, kullanıcıya sunduğu avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir?

İklimlendirme sektöründe ilkleri gerçekleştiren ve öncü marka kimliğini koruyan Vaillant olarak, “Yarın için bugünden Vaillant” söylemi ile yarının teknolojisine bugünden yatırım yapıyoruz. Hayata geçirdiğimiz tüm çalışmalarda ortak amacımızı; tüketicilerimizin, yaşanabilir bir geleceğe yatırım yapmak adına daha fazla sürdürülebilir ürün ve hizmet talep etmesini sağlamak olarak belirledik. Ürün teknolojileri, hammadde, üretim, tedarik zinciri, satış ve dağıtım kanallarında yani değer zincirinin tüm halkalarında sürdürülebilir stratejiler geliştirmeye devam ediyoruz. Sektörümüzün gelişimi ve pazarın büyümesinde çevre dostu yenilikçi ürünlerdeki artış önemli unsurlardan biri olacak. Bu noktada enerji tasarrufu ve çevre etkileriyle şekillenen müşteri beklentilerine cevap verebilmek için inovasyon ve Ar-Ge çalışmalarına büyük önem veriyoruz.

Bu çerçevede sektörümüzün gündeminin en önemli ürünü ısı pompaları çevreci ve tasarruflu bir ürün olarak dikkat çekiyor. Yüksek verimlilik ve tasarruf sunan ısı pompaları hem ısıtma hem de soğutma amaçlı kullanılabilmeleri ve ihtiyaç duydukları enerjinin önemli bir kısmını doğrudan doğadan alabilmeleriyle ön plana çıkıyor. Enerji açısından geleceğin teknolojisi olarak gösterilen ısı pompası, Avrupa pazarında son 5 yılda 4 kat büyüme kaydederek toplamda 1,5 milyon adete ulaştı. Özellikle Almanya, Fransa, İtalya gibi Avrupa ülkelerinde ısı pompalarına geçişe yönelik ciddi bir hareketlilik söz konusu. Türkiye pazarında ise şu anda yıllık 25 bin adedin üzerinde olduğu tahmin ediliyor.

Vaillant olarak son yıllarda bu alanda yaptığımız yatırımların sonucunda geliştirdiğimiz aroTHERM plus A+++ ısı pompaları, çevresel sürdürülebilirlik ve yüksek verimlilik anlamında öncü bir ürünümüz. Ürünümüzde kullandığımız R290 soğutucu akışkan teknolojisi, çevresel etkiler açısından son derece avantajlı bir kullanım sunuyor. Propan bazlı soğutucu akışkan olan R290, geleneksel soğutuculara göre yaklaşık 700 kat daha çevreci. Bu sayede karbon salımının azaltılmasına katkı sağlıyor. aroTHERM plus’ın bir diğer avantajı ise 75C’ye varan sıcak su üretebilme kabiliyeti ile evlerde var olan radyatör vb. sistemlerin yenilenmesine gerek kalmadan cihaz kurulumunun yapılabilmesi.

Bildiğiniz gibi, Avrupa Birliği regülasyonları ve Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi kapsamında geliştirilen çevre politikalarında, enerji verimliliği ve çeşitliliği büyük önem kazandı. Binaların toplam karbon salımı içerisindeki payı yüksek olduğundan, ısıtma sistemlerinin dönüştürülmesi, net sıfır emisyon hedeflerine ulaşmada öncelikli adımlardan biri haline geldi. Isı pompaları bu noktada giderek öne çıkıyor ve kullanımı yaygınlaşıyor. 

Tahminlere göre, 2030 yılına kadar ısı pompaları küresel CO2 emisyonlarını en az 500 milyon ton azaltabilir. Bu miktar, günümüzde Avrupa’daki tüm arabaların yıllık CO2 emisyonlarına eşdeğer durumda. Bu verilere baktığımız zaman ısı pompalarının evleri ısıtmada en düşük karbon emisyonlu yöntemlerinden biri olarak öne çıkmaya devam edeceğini ve gelecekte sektör standardı haline geleceğini düşünüyorum. Türkiye’de de son yıllarda ısı pompalarının yaygınlaşması için önemli adımlar atılıyor. Enerji Bakanlığı’nın stratejik planlarında ve 12. Kalkınma Planı’nda ısı pompalarının desteklenmesi hedefleniyor. Ayrıca önümüzdeki dönemde hem konutlarda hem de tarım sektöründe ısı pompası kullanımını artırmak için teşvikler ve düzenlemeler planlanıyor. Vaillant olarak biz bu değişimin öncüsü olmaya ve ısı pompalarının Türkiye’deki ve dünyadaki sürdürülebilir dönüşümde oynayacağı kilit rolü desteklemeye devam edeceğiz.

  • Sürdürülebilirlik odağında en çok karşılaştığınız zorluklar nelerdir?
  • Bu kapsamda geri dönüşüm, atık yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?

Günümüzde enerji verimliliğini sağlamak ve enerji çeşitliliği yaratmak birincil önceliğe sahip bir konu olarak karşımıza çıkıyor. Artan enerji ihtiyacı paralelinde tek tip bir kaynağa bağımlı kalmak çok mümkün görünmüyor. Bu açıdan baktığımızda enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik konusu, markamız için öncelikli gündemler arasında ilk sırada yer alıyor. Enerjinin güvenliği, çeşitliliği ve verimliliğine yönelik hedeflere ulaşma yolunda hibrit sistemler büyük avantajlar sağlıyor. Gaz ile çalışan kombi ya da kazan ürünlerinin, elektrikle çalışan ısı pompası veya bunların güneş enerjisiyle de takviyeli olarak çalışan diğer versiyonları ile birlikte kullanılması şeklinde tanımlanan hibrit enerji çözümleri çevre için büyük bir potansiyel taşıyor. 

Kullanıcılara sunacağınız ürünleri ve enerji kaynaklarını çeşitlendirmek yani hibrit sistemleri iklimlendirme sektörüne dahil etmek enerji verimliliğinin sağlanması ve regülasyonların zorunlu kıldığı hedeflerin ulaşılmasında önemli rol oynuyor. 

Vaillant olarak bu konuda mucit kimliğimizden aldığımız güçle yeni nesil teknolojilere yatırım yapıyor ve hem sektörün hem de dünyanın geleceğini gözeterek sürdürülebilir çalışmalara imza atıyoruz. Sürdürülebilirlik alanında anlaşmalarca belirlenen hedeflerin ulaşılmasında en büyük katkıyı sağlayacak ürünlerin geliştirilmesinde öncü rol oynuyor, geniş bir yelpazede yer alan ürünlerimizle enerji çeşitliliğini sağlamanın yanında bu enerjilerin tüketicilerin kullanımına sunulması için önderlik ediyoruz.

Bu yaklaşımımız doğrultusunda, ürünlerimizi her adımda daha çevre dostu ve tasarruflu hale getirmek için uğraşırken aynı zamanda kullanıcıların ısıtma-soğutma ve sıcak su ihtiyaçlarını daha etkili bir şekilde karşılayacakları yeni teknolojileri hayata geçiriyoruz.  2011 yılında başlattığımız SEEDS Projesi ile 2050 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşmaya katkı sağlamayı hedefliyoruz. Vaillant’ın tüm süreçlerini kapsayan SEEDS Projesi, enerji tüketimini azaltmanın yanı sıra tüketilen enerjinin tümünü yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamak ve su tüketimini azaltmak gibi hedefler içeriyor.

  • Son olarak, geleceğe dair öngörülerinizi ve röportajımızın sonuna eklemek istediklerinizi bizimle paylaşır mısınız?

İklimlendirme sektörü bugün büyük bir dönüşüm içerisinde. İklim değişikliğinin etkilerini giderek daha fazla hissediyor olduğumuz gerçeği, artan enerji ihtiyacı, Yeşil Mutabakat, ERP, NSEB (Neredeyse Sıfır Enerjili Binalar) gibi yönetmelikler, daha verimli ve çevreci çözümleri zorunlu kılıyor. Kullanıcılara sunacağınız ürünleri ve enerji kaynaklarını çeşitlendirmek yani hibrit sistemleri iklimlendirme sektörüne dahil etmek enerji verimliliğinin sağlanması ve regülasyonların zorunlu kıldığı hedeflerin ulaşılmasında önemli rol oynuyor. 

Vaillant olarak biz de bu dönüşümde öncü rolü üstleniyor; ısı pompası teknolojilerinde kullanıcı farkındalığını artırmak ve pazarı dönüştürmek üzere çalışmalar yürütüyoruz. İklimlendirme sektöründe yalnızca bugünü değil, geleceği de şekillendirme vizyonuyla çalışmalarımıza devam edeceğiz. Yüksek teknolojiye sahip ürün portföyümüz, çevreci üretim süreçlerimiz, güçlü Ar-Ge altyapımız ve müşteri odaklı hizmet yaklaşımımız ile sürdürülebilir bir dünyaya katkı sunmaya devam edeceğiz.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Wilo Türkiye, Gençleri Suyun Geleceğini Tasarlamaya Davet Ediyor

Yayınlandı

-

 

 

Su teknolojileri alanındaki uzmanlığını yapay zeka ve genç yeteneklerin yenilikçi bakış açısıyla buluşturan Wilo Türkiye’nin, “Water AI Hackathon 2026,” projesi için başvurular başladı. Üniversite öğrencilerini akıllı şehirler ve akıllı binalar için geleceğin su yönetimi çözümlerini geliştirmeye davet eden programın finali, 5 Aralık’ta İstanbul’da gerçekleştirilecek.

 

Su teknolojileri alanında uzmanlığıyla çalışmalarına devam eden Wilo Türkiye, sosyal inovasyon platformu imece iş birliğiyle geleceğin akıllı su sistemlerine yön verecek genç fikirleri desteklemek amacıyla  Water AI Hackathon 2026’yı hayata geçiriyor. “Suyun Geleceğini Sen Tasarla” mottosuyla düzenlenecek program; su, enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve dijital dönüşüm alanlarında yapay zeka destekli inovatif çözümlerin geliştirilmesine zemin hazırlayacak.

Geleceğin Su Sistemleri Gençlerin Fikirleriyle Şekillenecek

Wilo Water AI Hackathon 2026; makine, bilgisayar, endüstri, elektrik-elektronik ve çevre mühendisliği bölümlerinin yanı sıra yapay zeka, veri bilimi, yönetim bilişim sistemleri ve işletme alanlarında öğrenim gören üniversite öğrencilerin başvurularına açık olacak. Farklı disiplinlerden gençleri ortak bir amaç etrafında buluşturacak program, katılımcılara gerçek altyapı ihtiyaçlarına sürdürülebilir ve uygulanabilir çözümler geliştirme fırsatı sunacak. Başvuruların ardından gerçekleştirilecek değerlendirme sonucunda seçilecek ekipler, bootcamplere dahil olacak ve Wilo yöneticileri, teknoloji, mühendislik, sürdürülebilirlik ve iş geliştirme alanlarında uzman mentorlarla çalışma imkanı bulacak.

Suyun Geleceğine Yön Veren Projelere Ödül

Program kapsamında finalist ekiplerden, belirlenen problemler üzerinde çalışarak insanı ve yaşam kalitesini odağına alan; şehirlerde suyun akışını ve altyapıdaki su yönetimini iyileştirmeye yönelik uygulanabilir, yenilikçi ve değer yaratan çözümler geliştirmesi istenecek. Finalist ekipler, 5 Aralık’ta İstanbul’da gerçekleştirilecek bir günlük inovasyon maratonunda fikirlerini mentorların desteğiyle geliştirecek ve jüri karşısında sunacak. Projeler; yenilikçilik, uygulanabilirlik, sürdürülebilirlik etkisi, yapay zeka entegrasyonunun niteliği, iş potansiyeli ve sunum kalitesi kriterlerine göre değerlendirilecek.

Water AI Hackathon 2026’nın kazananları için 1. takımın tüm üyelerini Wilopark Almanya seyahati, 2. takımı kişi başı 30.000 TL hediye çeki, 3. takımı ise 15.000 TL hediye çeki bekliyor. Aynı zamanda finale seçilen tüm katılımcılar mentorluk, kariyer bağlantıları ve Wilo uzmanlarıyla bir araya gelme fırsatı yakalayacak.

Başvurular 30 Ekim 2026 Tarihine Kadar Devam Edecek

Water AI Hackathon 2026’ya katılmak isteyen öğrenciler başvuruları yalnızca 3-4 kişilik takımlar halinde yapabilir. Takımlar, proje fikirleriyle birlikte wilo.com.tr bağlantısı üzerinden 30 Ekim son başvuru tarihine kadar başvuruda bulunabilir. Değerlendirme sürecinin ardından finale kalan ekipler 12 Kasım 2026’da Wilo Türkiye’nin web sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden paylaşılacak. Programın finali ve ödül töreni ise 05 Aralık 2026 tarihinde fiziksel olarak gerçekleştirilecek.

Sosyal ve çevresel fayda odaklı dönüşüm alanında farklı paydaşları bir araya getiren imece; Wilo’nun hackathon sürecindeki çözüm ortağı olarak sürecin kurgulanması, katılımcıların desteklenmesi ve çözüm fikirlerinin geliştirilmesine katkı sağlayacak.

Okumaya Devam Et

GENEL

Duotec ve Lunatec Ürün Ailesi  Yenilikçi Teknolojileriyle Yaşam Alanlarında Konforu Artırıyor

Yayınlandı

-

 

Kış mevsimi yaklaşırken kombi seçiminde enerji verimliliği,sessiz çalışma ve kullanım konforu ön plana çıkıyor. Baymak’ın Cold Burner teknolojisine sahip Duotec serisi ile yüzde 20’ye kadar hidrojen karışımıyla çalışmaya uyumlu Lunatec modeli; kompakt tasarımları ve gelişmiş özellikleriyle farklı yaşam alanlarının ısıtma ihtiyaçlarına çözüm sunuyor. A sınıfı enerji verimliliğine sahip Duotec ve Lunatec serileri, modele göre yüzde 94’e varan mevsimsel ısıtma verimliliğiyle enerji kullanımının verimli şekilde yönetilmesine katkı sağlıyor.

Akıllı ev sistemlerinden enerji verimliliğini destekleyen cihazlara, güvenlik çözümlerinden konforu artıran teknolojilere kadar birçok yenilik, ev yaşamını daha pratik hale getiriyor. Günlük ihtiyaçlara uyum sağlayan bu çözümler, yaşam alanlarındaki konfor deneyimini artırıyor. Özellikle mevsim geçişlerinde iç ortam sıcaklığının istenen seviyede tutulmasına yardımcı olan ısıtma sistemleri, ev teknolojileri arasında önemli bir yer tutuyor. Kış mevsiminin yaklaşmasıyla kombiler de yeniden günlük yaşamın merkezine yerleşiyor. Havaların serinlemesiyle artan ısınma ihtiyacı; enerji verimliliği, sessiz çalışma ve kullanım kolaylığı beklentilerini beraberinde getiriyor. Bu noktada doğru kombi seçimi, yalnızca ısınma ihtiyacının karşılanmasında değil, evdeki konforun ve enerji kullanımının yönetilmesinde de önem taşıyor. Yeni nesil kombi teknolojileri, yüksek verim değerlerinin yanı sıra farklı kullanım ihtiyaçlarına uyum sağlayan özellikleriyle öne çıkıyor. Baymak, iklimlendirme alanındaki deneyimiyle farklı yaşam alanlarının ihtiyaçlarına yönelik kombi çözümleri sunuyor. Baymak Kombi ailesinde yer alan Duotec ve Lunatec serileri de teknolojik özellikleriyle kış hazırlıklarında öne çıkıyor.

Enerji Verimliliğini ve Sessiz Çalışmayı Destekleyen Teknoloji 

Baymak kombi ailesinin üyelerinden biri olan Duotec Tam Yoğuşmalı Kombi’nin premix tam yoğuşma teknolojisi ve modülasyonlu sirkülasyon pompası, enerjinin verimli kullanılmasını destekliyor. A sınıfı enerji verimliliğine sahip Duotec, enerji kullanımının yönetilmesine katkı sağlıyor. Kombi, yalnızca evi ısıtan bir cihaz değil, aynı zamanda yaşam alanının bir parçası. Bu nedenle çalışma performansının yanı sıra ses seviyesi de günlük konfor açısından önem taşıyor. Duotec ailesinde yer alan Cold Burner teknolojisi, yalıtımlı kapak sistemiyle birlikte cihazın daha sessiz çalışmasını destekliyor. Modülasyonlu sirkülasyon pompası, ısı ihtiyacına göre çalışma devrini otomatik olarak ayarlayarak enerji verimliliğine ve sessiz çalışmaya katkı sağlıyor. 45 kW’a kadar ısıtma kapasitesi seçeneği sunan Duotec, küçük yaşam alanlarından geniş metrekareli yapılara kadar farklı ihtiyaçlara yönelik çözümler sunuyor. Ayrıca ısıtma ve kullanım suyu devrelerindeki donma koruması özelliğiyle dikkat çekiyor. Serideki Duotec Compact modeli ise kompakt tasarımı sayesinde yaşam alanında daha az yer kaplıyor.

Kullanıcı Dostu ve Kompakt Tasarım

Lunatec Kombi serisi de tam yoğuşma teknolojisi ve A sınıfı enerji verimliliğiyle öne çıkıyor. Yüzde 94’e varan mevsimsel ısıtma verimliliğine sahip seri, enerji kullanımının verimli şekilde yönetilmesini destekliyor.

Yüzde 20’ye kadar hidrojen karışımıyla çalışmaya uyumlu olan Lunatec, farklı enerji seçeneklerine uyum sağlayacak şekilde geliştirildi. Özel tasarımlı susturucusu ve izolasyonu, cihazın daha düşük ses seviyesinde çalışmasını destekliyor. Su ön ısıtma özelliği, musluk açıldığında sıcak suya daha kısa sürede ulaşılmasına yardımcı oluyor. Paslanmaz silindirik çelik brülörü sayesinde doğal gaz, propan ve LPG ile kullanıma uyum sağlıyor. Kompakt boyutlarıyla yaşam alanında daha az yer kaplayan ürün, montaj ve bakım işlemlerini kolaylaştıracak şekilde tasarlandı. Modern tasarımı ve kullanıcı dostu kontrol paneli, günlük kullanımı pratikleştiriyor. BDR Platformu için geliştirilen bileşenlerin kullanıldığı Lunatec kombilerde tesisat su basıncı, dijital ekran üzerinden takip edilebiliyor. Lunatec 24, Lunatec 30 ve Lunatec 35 kW model seçenekleriyle farklı ısıtma ve sıcak su ihtiyaçlarına yönelik çözümler sunan seri, modele göre, XL ve XXL sıcak su yük profilleriyle sıcak su konforunu destekliyor. 

Okumaya Devam Et

GENEL

Döveç’ten İskele’nin Geleceğine Değer Katan Yatırımlar

Yayınlandı

-

Akdeniz’in kendine özgü doğası, uzun sahil şeridi ve sakin yaşam ritmiyle öne çıkan İskele, son yıllarda konut yatırımlarının yanı sıra gelişen sosyal yaşamı ve turizm potansiyeliyle de dikkat çekiyor. Döveç Grup ise uzun yıllara dayanan bölge yatırımlarıyla, İskele’nin doğal karakteriyle uyumlu yaşam alanları geliştirerek bölgeye değer katıyor.

Kuzey Kıbrıs’ın doğu kıyısında yer alan İskele; denizle kurduğu güçlü bağ, Long Beach’in geniş kumsalları ve adanın kendine özgü sakin yaşam kültürüyle Kıbrıs’ın karakterini en doğal haliyle hissettiren bölgeler arasında yer alıyor. Uzun sahil şeridi, açık hava aktivitelerine olanak sağlayan alanları ve Akdeniz iklimi, bölgeyi hem yaşam hem de tatil açısından öne çıkarıyor.

İskele’nin sahip olduğu doğal güzellikler, gelişen sosyal olanaklar ve turizm potansiyeli, bölgeyi farklı yaşam beklentilerine hitap eden bir merkez haline getirirken, Döveç Grup da gerçekleştirdiği yatırımlarla bu yaşamın bir parçası oluyor. Grup, bölgenin kendine özgü yapısını gözeterek geliştirdiği projelerle konut, sosyal yaşam ve tatil deneyimini bir araya getiriyor.

İskele’de Döveç Yatırımlarıyla Yeni Yaşam Deneyimleri

Döveç Grup, İskele’de gerçekleştirdiği yatırımlarla bölgenin sunduğu yaşam potansiyelini modern mimari, sosyal olanaklar ve hizmet anlayışıyla buluşturuyor. Courtyard Platinum, Querencia, Four Seasons Life III ve D-Point gibi devam eden projelerin yanı sıra Courtyard Long Beach, La Isla Villas, Four Seasons Life ve Panorama gibi tamamlanan projeleriyle grup, bölgede uzun soluklu bir yatırım geçmişine sahip.

Döveç’in İskele’deki projelerinde konutun yanı sıra sosyal yaşamı destekleyen alanlar ve farklı kullanım olanakları öne çıkıyor. Denize yakın konumlar, geniş peyzaj ve sosyal alanlar, yüzme havuzları, restoran ve kafeler, spor ve wellness olanakları Akdeniz’in doğal yaşam ritmini modern ve konforlu bir yaşam anlayışıyla bir araya getiriyor. Sosyal sorumluluk bilincini ve yerel kalkınma prensiplerini tüm süreçlerine entegre eden Döveç Grup, çevreye duyarlı, enerjiyi verimli kullanan ve geleceğin ihtiyaçlarına yanıt veren vizyonuyla İskele’nin bölgesel potansiyeline katkı sunuyor.

Döveç’in İskele’deki yatırımları, bölgenin doğal ve turistik potansiyelini gözeten bir anlayışla farklı yaşam ve konaklama alternatifleri sunuyor. Böylece grubun 35 yılı aşkın deneyimi, Kıbrıs’ın Akdeniz’le iç içe yaşam kültürü ve İskele’nin kendine özgü atmosferiyle buluşuyor.

“İskele’ye Yaptığımız Her Yatırımda Uzun Vadeli Değer Yaratmayı Önemsiyoruz”

Döveç Grup Yönetim Kurulu Üyesi Burçin Döveç, İskele’deki yatırımlarına ilişkin değerlendirmesinde, Bizim için İskele, yalnızca projeler geliştirdiğimiz bir bölge değil; 35 yılı aşkın süredir Kuzey Kıbrıs’a duyduğumuz sorumluluğun önemli bir parçası. Bölgenin kendine özgü doğasını, yaşam kültürünü ve sahip olduğu potansiyeli gözeterek gerçekleştirdiğimiz her yatırımda uzun vadeli değer yaratmayı önceliklendiriyoruz. İskele’ye kazandırdığımız projelerle yalnızca nitelikli yaşam alanları sunmayı değil, sosyal yaşamı destekleyen, çevresel hassasiyetleri gözeten ve geleceğin ihtiyaçlarına cevap veren bir anlayışı da ortaya koymayı amaçlıyoruz. Yaptığımız her yatırımın hem bölgede yaşayanlara hem de İskele’nin sunduğu yaşam deneyimini tercih edenlere kalıcı bir değer sağlamasına önem veriyor, Kuzey Kıbrıs’ın potansiyeline duyduğumuz inançla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. dedi.

Döveç Grup’un İskele’deki yatırımları, grubun Kuzey Kıbrıs genelindeki 35 yılı aşkın deneyiminin önemli bir parçasını oluşturuyor. Gayrimenkul ve inşaatın yanı sıra turizm, eğitim, enerji, yazılım ve otomotiv olmak üzere 7 farklı sektörde faaliyet gösteren grup; Akdeniz’in doğal dokusuyla uyumlu mimari yaklaşımı, sosyal yaşam alanları ve farklı ihtiyaçlara cevap veren proje anlayışıyla öne çıkıyor. Bölgenin doğal ve turistik potansiyelini gözeten yatırımlarıyla İskele’de farklı yaşam ve konaklama alternatiflerinin oluşmasına katkı sağlayan Döveç Grup, bölgeye yönelik uzun vadeli yatırım yaklaşımını sürdürüyor.

Kuzey Kıbrıs’ta farklı yaşam beklentilerine yönelik projeler geliştirmeye devam eden Döveç Grup’un güncel yatırımları, projeleri ve yaşam alanlarına ilişkin detaylara resmi web sitesi üzerinden ulaşılabiliyor. Döveç’in projelerini ve Kuzey Kıbrıs’taki yatırım yolculuğunu daha yakından keşfetmek için resmi web sitesi dovecgroup.com’u ziyaret edebilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye