GENEL
Vaillant’tan Geleceğe Yatırım: Yapay Zeka ile Akıllı ve Sürdürülebilir İklimlendirme Çözümleri
Yayınlandı
8 ay önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Vaillant Group Türkiye Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ufuk Atan
Şofben ve kombinin mucidi Vaillant, 150 yıllık deneyimiyle iklimlendirme sektörüne yön vermeye devam ediyor. Dijitalleşmeyi sadece teknolojik bir geçiş değil, sürdürülebilirlik ve müşteri memnuniyeti odaklı stratejik bir dönüşüm olarak gören marka; yapay zekâ destekli veri analizleri, otomasyon çözümleri ve inovatif Ar-Ge yatırımlarıyla operasyonel süreçlerini yeniden tanımlıyor.
- Öncelikle; firmanızı kısaca tanıtarak, Dijital Dönüşüm Yolculuğunuz hakkında bilgi alabilir miyiz?
Son zamanlarda, tedarikten üretime ve üretimden satışa ilgili tüm operasyonel süreçlerinizdeki Teknolojik Değişimlerinizi öğrenebilir miyiz?
Şofben ve kombinin mucidi Vaillant olarak 150 yıldır sadece iklimlendirme sektörüne odaklanıyor ve bu alana yatırım yapıyoruz. İlklerin markası olarak öncü kimliğimizle sektörde kombi başta olmak üzere; ısı pompaları, kaskad kazan sistemleri, klima, şofben, panel radyatör, VRF sistemleri, oda termostatı gibi çok geniş bir ürün yelpazesiyle hizmet veriyoruz.
Yenilikçi ürünlerimiz, müşteri memnuniyeti ve çevre odaklı iş stratejilerimizle, iklimlendirme sektörüne yön veriyor, yeni nesil teknolojilere yatırım yapıyor ve hem sektörümüzün hem de dünyamızın geleceğini gözeterek sürdürülebilir çalışmalara imza atıyoruz. Sürekli gelişen Ar-Ge merkezimiz ile tasarruf, uzun ömür, ısıtma -sıcak su konforu ve uzaktan erişim gibi faydalar sağlayan ürünlerimizi müşterilerimizin hizmetine sunuyoruz.
Operasyonel süreçlerimizin tamamında dijitalleşme ve otomasyon odaklı projeler yürütüyoruz. Tedarikten üretime, üretimden satış ve satış sonrası hizmetlere kadar tüm süreçlerde verimliliği artıran teknolojik çözümler geliştiriyoruz. Enerji tüketimini azaltmakla kalmayıp, tüketilen enerjiyi yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı hedefliyoruz. Ayrıca, su tüketimini düşürmek, üretimde yenilenebilir enerji kullanımını artırmak ve çevre dostu araç filoları oluşturmak gibi sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda kararlılıkla ilerliyoruz.
- Dijital dönüşüm yolculuğunuzda Yapay Zeka’yı (YZ) kullanıyor musunuz?
- Tüm operasyonel süreçleriniz kapsamında Yapay Zeka’nın sağladığı avantajlar ya da karşılaştığınız zorluklar hakkında neler söylemek istersiniz?
Çağrı merkezi görüşmelerinden elde ettiğimiz müşteri geri bildirimlerini analiz ederek ürün ve hizmetlerimizi sürekli iyileştiriyoruz.
Elbette bu dönüşüm sürecinde bazı zorluklarla da karşılaşıyoruz. En büyük zorluklardan biri, yapay zekâ çözümlerinin mevcut sistemlerle entegrasyonu ve bu teknolojilerin organizasyon genelinde benimsenmesi. Ayrıca, veri güvenliği ve etik kullanım konuları da dikkatle ele aldığımız alanlar arasında yer alıyor.
Ancak tüm bu zorluklara rağmen, yapay zekânın sunduğu potansiyelin farkındayız ve bu alandaki yatırımlarımızı artırarak dijital dönüşüm yolculuğumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz.
- Yapay Zeka’nın Yapı Bilgi Modellemesi (BIM) entegrasyonu ile ilgili operasyonel süreçlerin verimliliğinde nasıl sonuçlar elde edildiğini öğrenebilir miyiz?
- AR-GE süreçlerinizde Yapay Zeka destekli veri analizi ve tahminleme teknolojileri ürün geliştirmeye nasıl katkı sağlamaktadır? Ürün inovasyon süreçlerinizde bu teknolojilerin yeri nedir?
Yapay zekâ destekli veri analizi ve tahminleme teknolojileri, Ar-Ge süreçlerimizin geleceğinde önemli bir rol oynayacağına inandığımız ve yatırım yapmayı planladığımız stratejik bir alan. Bu teknolojilerin, ürün geliştirme ve inovasyon süreçlerimize ciddi katkılar sağlayacağının farkındayız.
Özellikle müşteri ihtiyaçlarının daha doğru analiz edilmesi, pazar eğilimlerinin öngörülmesi ve ürün performansının erken aşamalarda simüle edilmesi gibi konularda yapay zekânın sunduğu olanaklar, inovasyon kabiliyetimizi ileriye taşıyacak potansiyele sahip. Bu sayede, daha verimli, sürdürülebilir ve kullanıcı dostu ürünler geliştirme hedefimize daha hızlı ulaşabileceğimize inanıyoruz.
Ayrıca, tahminleme algoritmaları ile ürün yaşam döngüsünü daha iyi yönetmek, bakım ihtiyaçlarını önceden belirlemek ve enerji verimliliğini artırmak gibi alanlarda da yapay zekâ teknolojilerinin büyük katkılar sağlayacağını öngörüyoruz.
Bu doğrultuda, Ar-Ge altyapımızı güçlendirmek ve yapay zekâ tabanlı çözümleri süreçlerimize entegre etmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu teknolojilerin, gelecekteki ürün inovasyonlarımızın temel yapı taşlarından biri olacağına inanıyoruz.
- Müşteri Destek Hizmetlerinizde Yapay Zeka’dan faydalanıyor musunuz? Akıllı arıza tespit sistemleri ya da uzaktan izleme çözümleri gibi uygulamalarınız var mıdır? Bu doğrultuda müşterilerinizden aldığınız geri bildirimler için neler söylemek istersiniz?
Vaillant olarak dijital dönüşümümüzde birçok araç ve teknolojinin yanı sıra giderek artan oranda yapay zekadan da yararlanıyoruz. Özellikle Çağrı Merkezi hizmetlerimizde etkileşimli sesli yanıt sistemleri ve yapay zeka projeleriyle fark yaratmaya devam ediyoruz. Müşterilerimizin işlemlerini tuşlama yapmadan, otomatik olarak doğru hizmet kanalına yönlendirebilen çağrı merkezimiz, 7/24 hizmette etkili çözümler üretiyor. Teknolojiye yaptığımız yatırımlarla müşterilerimize kesintisiz bir hizmet sunan Vaillant çağrı merkezindeki yenilikçi uygulamalarımız, 7/24 hizmet anlayışımız ve müşteri odaklı yaklaşımımızla sektörümüzde öne çıkıyoruz. Vaillant Çağrı Merkezi bünyesinde yer alan bulut tabanlı platformlar, etkileşimli sesli yanıt (IVR) sistemleri ve yapay zeka destekli chatbot uygulamaları, müşteri taleplerinin karşılanmasında hız ve verimlilik kazandırırken, müşteri memnuniyetini de artırıyor.
- Dijital dönüşümünüz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ve enerji verimliliği ile öne çıkan ürünlerinizle ilgili bilgi alabilir miyiz?
- Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün segmentasyonu sahipsiniz?
- Ürünlerinizle ilgili biraz da teknik bilgi alabilir miyiz? Bu sistemlerin çalışma prensipleri, kullanıcıya sunduğu avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir?
İklimlendirme sektöründe ilkleri gerçekleştiren ve öncü marka kimliğini koruyan Vaillant olarak, “Yarın için bugünden Vaillant” söylemi ile yarının teknolojisine bugünden yatırım yapıyoruz. Hayata geçirdiğimiz tüm çalışmalarda ortak amacımızı; tüketicilerimizin, yaşanabilir bir geleceğe yatırım yapmak adına daha fazla sürdürülebilir ürün ve hizmet talep etmesini sağlamak olarak belirledik. Ürün teknolojileri, hammadde, üretim, tedarik zinciri, satış ve dağıtım kanallarında yani değer zincirinin tüm halkalarında sürdürülebilir stratejiler geliştirmeye devam ediyoruz. Sektörümüzün gelişimi ve pazarın büyümesinde çevre dostu yenilikçi ürünlerdeki artış önemli unsurlardan biri olacak. Bu noktada enerji tasarrufu ve çevre etkileriyle şekillenen müşteri beklentilerine cevap verebilmek için inovasyon ve Ar-Ge çalışmalarına büyük önem veriyoruz.
Bu çerçevede sektörümüzün gündeminin en önemli ürünü ısı pompaları çevreci ve tasarruflu bir ürün olarak dikkat çekiyor. Yüksek verimlilik ve tasarruf sunan ısı pompaları hem ısıtma hem de soğutma amaçlı kullanılabilmeleri ve ihtiyaç duydukları enerjinin önemli bir kısmını doğrudan doğadan alabilmeleriyle ön plana çıkıyor. Enerji açısından geleceğin teknolojisi olarak gösterilen ısı pompası, Avrupa pazarında son 5 yılda 4 kat büyüme kaydederek toplamda 1,5 milyon adete ulaştı. Özellikle Almanya, Fransa, İtalya gibi Avrupa ülkelerinde ısı pompalarına geçişe yönelik ciddi bir hareketlilik söz konusu. Türkiye pazarında ise şu anda yıllık 25 bin adedin üzerinde olduğu tahmin ediliyor.
Vaillant olarak son yıllarda bu alanda yaptığımız yatırımların sonucunda geliştirdiğimiz aroTHERM plus A+++ ısı pompaları, çevresel sürdürülebilirlik ve yüksek verimlilik anlamında öncü bir ürünümüz. Ürünümüzde kullandığımız R290 soğutucu akışkan teknolojisi, çevresel etkiler açısından son derece avantajlı bir kullanım sunuyor. Propan bazlı soğutucu akışkan olan R290, geleneksel soğutuculara göre yaklaşık 700 kat daha çevreci. Bu sayede karbon salımının azaltılmasına katkı sağlıyor. aroTHERM plus’ın bir diğer avantajı ise 75C’ye varan sıcak su üretebilme kabiliyeti ile evlerde var olan radyatör vb. sistemlerin yenilenmesine gerek kalmadan cihaz kurulumunun yapılabilmesi.
Bildiğiniz gibi, Avrupa Birliği regülasyonları ve Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi kapsamında geliştirilen çevre politikalarında, enerji verimliliği ve çeşitliliği büyük önem kazandı. Binaların toplam karbon salımı içerisindeki payı yüksek olduğundan, ısıtma sistemlerinin dönüştürülmesi, net sıfır emisyon hedeflerine ulaşmada öncelikli adımlardan biri haline geldi. Isı pompaları bu noktada giderek öne çıkıyor ve kullanımı yaygınlaşıyor.
Tahminlere göre, 2030 yılına kadar ısı pompaları küresel CO2 emisyonlarını en az 500 milyon ton azaltabilir. Bu miktar, günümüzde Avrupa’daki tüm arabaların yıllık CO2 emisyonlarına eşdeğer durumda. Bu verilere baktığımız zaman ısı pompalarının evleri ısıtmada en düşük karbon emisyonlu yöntemlerinden biri olarak öne çıkmaya devam edeceğini ve gelecekte sektör standardı haline geleceğini düşünüyorum. Türkiye’de de son yıllarda ısı pompalarının yaygınlaşması için önemli adımlar atılıyor. Enerji Bakanlığı’nın stratejik planlarında ve 12. Kalkınma Planı’nda ısı pompalarının desteklenmesi hedefleniyor. Ayrıca önümüzdeki dönemde hem konutlarda hem de tarım sektöründe ısı pompası kullanımını artırmak için teşvikler ve düzenlemeler planlanıyor. Vaillant olarak biz bu değişimin öncüsü olmaya ve ısı pompalarının Türkiye’deki ve dünyadaki sürdürülebilir dönüşümde oynayacağı kilit rolü desteklemeye devam edeceğiz.
- Sürdürülebilirlik odağında en çok karşılaştığınız zorluklar nelerdir?
- Bu kapsamda geri dönüşüm, atık yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?
Günümüzde enerji verimliliğini sağlamak ve enerji çeşitliliği yaratmak birincil önceliğe sahip bir konu olarak karşımıza çıkıyor. Artan enerji ihtiyacı paralelinde tek tip bir kaynağa bağımlı kalmak çok mümkün görünmüyor. Bu açıdan baktığımızda enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik konusu, markamız için öncelikli gündemler arasında ilk sırada yer alıyor. Enerjinin güvenliği, çeşitliliği ve verimliliğine yönelik hedeflere ulaşma yolunda hibrit sistemler büyük avantajlar sağlıyor. Gaz ile çalışan kombi ya da kazan ürünlerinin, elektrikle çalışan ısı pompası veya bunların güneş enerjisiyle de takviyeli olarak çalışan diğer versiyonları ile birlikte kullanılması şeklinde tanımlanan hibrit enerji çözümleri çevre için büyük bir potansiyel taşıyor.
Kullanıcılara sunacağınız ürünleri ve enerji kaynaklarını çeşitlendirmek yani hibrit sistemleri iklimlendirme sektörüne dahil etmek enerji verimliliğinin sağlanması ve regülasyonların zorunlu kıldığı hedeflerin ulaşılmasında önemli rol oynuyor.
Vaillant olarak bu konuda mucit kimliğimizden aldığımız güçle yeni nesil teknolojilere yatırım yapıyor ve hem sektörün hem de dünyanın geleceğini gözeterek sürdürülebilir çalışmalara imza atıyoruz. Sürdürülebilirlik alanında anlaşmalarca belirlenen hedeflerin ulaşılmasında en büyük katkıyı sağlayacak ürünlerin geliştirilmesinde öncü rol oynuyor, geniş bir yelpazede yer alan ürünlerimizle enerji çeşitliliğini sağlamanın yanında bu enerjilerin tüketicilerin kullanımına sunulması için önderlik ediyoruz.
Bu yaklaşımımız doğrultusunda, ürünlerimizi her adımda daha çevre dostu ve tasarruflu hale getirmek için uğraşırken aynı zamanda kullanıcıların ısıtma-soğutma ve sıcak su ihtiyaçlarını daha etkili bir şekilde karşılayacakları yeni teknolojileri hayata geçiriyoruz. 2011 yılında başlattığımız SEEDS Projesi ile 2050 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşmaya katkı sağlamayı hedefliyoruz. Vaillant’ın tüm süreçlerini kapsayan SEEDS Projesi, enerji tüketimini azaltmanın yanı sıra tüketilen enerjinin tümünü yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamak ve su tüketimini azaltmak gibi hedefler içeriyor.
- Son olarak, geleceğe dair öngörülerinizi ve röportajımızın sonuna eklemek istediklerinizi bizimle paylaşır mısınız?
İklimlendirme sektörü bugün büyük bir dönüşüm içerisinde. İklim değişikliğinin etkilerini giderek daha fazla hissediyor olduğumuz gerçeği, artan enerji ihtiyacı, Yeşil Mutabakat, ERP, NSEB (Neredeyse Sıfır Enerjili Binalar) gibi yönetmelikler, daha verimli ve çevreci çözümleri zorunlu kılıyor. Kullanıcılara sunacağınız ürünleri ve enerji kaynaklarını çeşitlendirmek yani hibrit sistemleri iklimlendirme sektörüne dahil etmek enerji verimliliğinin sağlanması ve regülasyonların zorunlu kıldığı hedeflerin ulaşılmasında önemli rol oynuyor.
Vaillant olarak biz de bu dönüşümde öncü rolü üstleniyor; ısı pompası teknolojilerinde kullanıcı farkındalığını artırmak ve pazarı dönüştürmek üzere çalışmalar yürütüyoruz. İklimlendirme sektöründe yalnızca bugünü değil, geleceği de şekillendirme vizyonuyla çalışmalarımıza devam edeceğiz. Yüksek teknolojiye sahip ürün portföyümüz, çevreci üretim süreçlerimiz, güçlü Ar-Ge altyapımız ve müşteri odaklı hizmet yaklaşımımız ile sürdürülebilir bir dünyaya katkı sunmaya devam edeceğiz.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
Rönesans Enerji, Rönesans Gayrimenkul’ün öz tüketimi için 51 MW’lık yeşil enerji yatırımı yapacak
Yayınlandı
17 saat önce-
Nisan 14, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Türkiye’nin ilk 20 yıl vadeli Yenilenebilir Enerji Yatırım ve Tedarik Anlaşması hayata geçiyor.
Türkiye’nin en büyük üç yeşil enerji şirketinden biri olma hedefi doğrultusunda yatırımlarını hız kesmeden sürdüren Rönesans Enerji, grup şirketlerinden Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın öz tüketim ihtiyacını karşılamak üzere iki yeni projeyi hayata geçiriyor. Bu kapsamda, İzmir’de 35 MWm kurulu gücünde bir rüzgâr enerjisi santrali (RES) ve Kırşehir’de 16 MWp kurulu gücünde bir güneş enerjisi santrali (GES) olmak üzere toplam 51 MW kapasiteye sahip projelerin yatırımı gerçekleştirilecek. İş birliğiyle birlikte, Rönesans Gayrimenkul portföyünde yer alan varlıkların toplam elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 70’i karşılanacak.
Rönesans Enerji ile Rönesans Gayrimenkul Yatırım arasında imzalanan anlaşma kapsamında, Türkiye’nin ilk 20 yıl vadeli Yenilenebilir Enerji Yatırım ve Tedarik Anlaşması (YEYTA) modeli hayata geçirildi. Yatırım ve işletme süreçlerinin enerji üretim şirketi tarafından üstlenildiği bu model çerçevesinde Rönesans Enerji, Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın ihtiyaç duyduğu enerji tesislerini kuracak ve işletmesini sağlayacak. Bu kapsamda; İzmir’de 35 MWm kurulu gücünde bir rüzgâr enerjisi santrali (RES) ve Kırşehir’de 16 MWp kurulu gücünde bir güneş enerjisi santrali (GES) olmak üzere toplam 51 MW kapasiteye sahip tesisler kurulacak. Bu kurulu güç kapasitesi ile yıllık 142 milyon kWh’lık üretim bekleniyor. İş birliğiyle birlikte, Rönesans Gayrimenkul portföyünde yer alan varlıkların toplam elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 70’i karşılanacak.

Rönesans Holding Enerji Grup Başkanı Emre Hatem, grup şirketleri Rönesans Gayrimenkul Yatırım ile imzaladıkları YEYTA modeli ile Türkiye’de bir ilki daha gerçekleştirdiklerini belirterek şöyle konuştu: “Bir örneğini gayrimenkul grup şirketimizle imzaladığımız YEYTA modelinde yatırım maliyetinin tamamı Rönesans Enerji tarafından karşılanıyor. Proje geliştirme, inşaat, tedarik, finansman, devreye alma ve işletme gibi tüm süreçler Rönesans Enerji tarafından yürütülürken, tüketici herhangi bir yatırım yükü üstlenmeden kendi ihtiyaçlarına yönelik yeşil elektrik tedarik edebiliyor. Bu sayede hem sera gazı emisyonlarının hem de elektrik maliyetlerinin düşürülmesi amaçlanıyor. Ayrıca tüketiciler, yatırım ve işletme risklerini üstlenmeden, tüketim kapasiteleri kapsamında lisanssız üretim haklarını 20 yıl vadeli bir sözleşme ile güvence altına alabiliyor.
Bu model ile indirimli yeşil elektrik tedarik edilebildiğine dikkat çeken Emre Hatem, “Tüketicinin elektrik üretimi için herhangi bir sermaye ayırmasını gerektirmeyen bu yapı sayesinde, lisanssız üretim projeleri de lisanslı projelerde olduğu gibi enerji üretim şirketlerinin uzmanlığıyla hayata geçiriliyor. Böylece tüketici kendi faaliyet alanlarına odaklanmaya ve sermayelerini esas iş kolları için kullanmaya devam edebiliyor. Bu yaklaşım hem sektörel düzeyde hem de makro ölçekte toplam verimliliğin artmasına katkı sağlıyor” dedi.
RÖNESANS GAYRİMENKUL YATIRIM PORTFÖYÜNDEKİ TÜM VARLIKLARIN ELEKTRİK İHTİYACI KARŞILANACAK

Rönesans Gayrimenkul Yatırım Genel Müdürü Yağmur Yaşar, 2017 yılından bu yana uygulanan enerji yönetimi ve tasarruf önlemleri sayesinde, varlıkların merkezi otomasyon ve enerji izleme sistemleri ile proaktif şekilde yönetildiğini, bu sürecin LED dönüşüm projeleriyle de desteklendiğini belirtti. Bu çalışmaların somut sonuçlar verdiğini vurgulayan Yaşar, alışveriş merkezlerinde 2025 yılı sonu itibarıyla, 2017 yılına kıyasla birim inşaat alanı başına ortak alan elektrik tüketiminin yüzde 60,4 oranında azaltıldığını ifade etti.
Yeşil enerjiye geçiş kapsamında yürütülen projelere de değinen Yaşar, 2028 yılı itibarıyla tüm projelerin enerji ihtiyacının yüzde 100’ünün yenilenebilir kaynaklardan karşılanmasının hedeflendiğini açıkladı. Bu doğrultuda Rönesans Enerji ile YEYTA imzalandığını belirten Yaşar, Rönesans Gayrimenkul Yatırım portföyündeki gayrimenkullerin elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 70’inin yeşil enerji kaynaklarından sağlanacağını kaydetti. Söz konusu anlaşmanın, şirketin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasında önemli bir kilometre taşı olduğunun altını çizdi.
Rönesans Enerji ise geliştirdiği yenilikçi ve güvenilir yeşil enerji çözümleriyle iş ortaklarının sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlarken, Türkiye’nin enerji dönüşümüne ivme kazandırmaya devam ediyor.
GENEL
Schmid Pekintaş, SolarEX 2026’ya P-Tech lansmanıyla damga vurdu
Yayınlandı
17 saat önce-
Nisan 14, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Avrupa’nın en büyük güneş paneli üretim kapasitesine sahip Schmid Pekintaş, bu yıl 8-10 Nisan tarihleri arasında 18’incisi düzenlenen SolarEX 2026’ya damgasını vurdu. Kurulduğu günden bu yana fuarın daimi katılımcısı olan şirket, bu yıl stratejik yatırımı P-Tech’in lansmanını gerçekleştirerek yüksek verimlilikli yerli panel çözümleriyle teknoloji odağını ve üretim gücünü bir kez daha ortaya koydu.
Schmid Pekintaş, bu yıl 18’incisi düzenlenen SolarEX – Uluslararası Güneş Enerjisi Teknolojileri ve Depolama Fuarı’nda, kurulduğu günden bu yana fuara katılımını sürdürerek sektördeki güçlü konumunu pekiştirdi. Fuarın öne çıkan başlıklarından biri, Schmid Pekintaş’ın güneş hücresi teknolojisindeki atılımını temsil eden P-Tech markasının tanıtımı oldu. 5 Nisan itibarıyla fabrikada tam kapasite üretime başlayan P-Tech, TOPCon G12R Plus hücre teknolojisi ile Türkiye’nin enerji dönüşümüne yerli mühendislik gücü katıyor.

Yüksek verimli panel çözümleri sergilendi
Fuar kapsamında sergilenen yerli üretilen SPE 620 Watt G12R TOPCon Plus Glass-Glass Bifacial güneş panelleri, yüksek güç çıkışı ve gelişmiş hücre teknolojisiyle öne çıkarken; yüksek verimlilik ve uzun ömürlü performans avantajlarıyla dikkat çekti.
“P-Tech ile dikey entegrasyonumuzu güçlendirdik”
Lansman kapsamında açıklamalarda bulunan Schmid Pekintaş Enerji Satış ve Pazarlama Müdürü Kamil Şahinşah, P-Tech yatırımını şu sözlerle değerlendirdi:
“Enerjide dönüşüm artık yalnızca bir hedef değil, bugünün en kritik sorumluluğudur. 5 Nisan’da üretim meşalesini yaktığımız P-Tech tesisimizle, yüksek verimli hücre üretimini kendi bünyemize taşıyarak dikey entegrasyonumuzu güçlendirdik. SolarEX’te gördüğümüz yoğun ilgi, Türkiye’den dünyaya uzanan bu teknoloji gücünün global pazardaki rekabetçi konumunu şimdiden kanıtlıyor.”
Yeni iş birliklerinin temeli atıldı
Pekintaş için 2026 yılının ilk çeyreği, hem P-Tech yatırımı hem de genişleyen iş hacmiyle verimli geçti. Fuar süresince başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere farklı ülkelerden gelen heyetlerle önemli görüşmeler gerçekleştirildi. Mevcut iş ortaklıklarının pekiştirildiği fuarda, yeni müşteri bağlantılarıyla stratejik iş birliklerinin temelleri atıldı. Güneş enerjisi sektörünün en prestijli buluşma noktalarından biri olan SolarEX’te Schmid Pekintaş, 2. Hol girişindeki standında ziyaretçilerini ağırlayarak fuardan güçlü kazanımlarla ayrıldı. Şirket, 2026’nın geri kalanında P-Tech’in yerli üretim gücüyle küresel pazardaki payını artırmayı hedefliyor.
GENEL
Daimler Truck AG’nin Avrupa’daki İlk Konteyner Veri Merkezi Aksaray Kamyon Fabrikası’nda Devreye Alındı
Yayınlandı
17 saat önce-
Nisan 14, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Mercedes-Benz Türk, küresel IT organizasyonundaki stratejik sorumluluklarını genişleten yatırımlarına devam ediyor. Daimler Truck AG’nin Avrupa lokasyonları içerisinde ilk kez hayata geçirilen Konteyner Veri Merkezi Aksaray Kamyon Fabrikası’nda devreye alındı. Bu yatırım, şirketin iş sürekliliği ve operasyonel dayanıklılığını üst seviyeye çıkarırken, ileri teknoloji altyapısı ve dijital yetkinliğiyle Türkiye’nin Daimler Truck küresel IT yapılanmasındaki konumunu ve hizmet ihracatındaki etkisini daha da pekiştiriyor.
Mercedes-Benz Türk, sürdürülebilir, dayanıklı ve geleceğe hazır bir veri merkezi mimarisine geçiş hedefi doğrultusunda hayata geçirdiği Container Data Center projesiyle IT altyapısında yeni bir dönemi başlatıyor. Daimler Truck AG’nin Avrupa lokasyonları içerisindeki ilk Konteyner Veri Merkezi olma özelliği taşıyan yatırım, Türkiye’nin Daimler Truck küresel IT yapılanması içindeki stratejik konumunu somut bir şekilde ortaya koyuyor.



Dayanıklı, Modüler ve Geleceğe Yön Veren IT Altyapısı
Yaklaşık 200 kişilik IT ekibiyle dünya genelindeki operasyonlara teknolojik çözümleri sunmayı sürdüren Mercedes-Benz Türk, bu yeni altyapı yatırımıyla bilgi teknolojileri alanındaki yetkinliğini daha da ileri taşıyor. Aynı zamanda Türkiye’den gerçekleştirilen IT hizmet ihracatını güçlendirerek küresel ölçekte katma değer üretmeye devam ediyor.
Deprem ve diğer fiziksel risklerden bağımsız, modüler ve yüksek enerji verimliliğine sahip olarak tasarlanan veri merkezi, İstanbul ve Aksaray arasında yaklaşık 700 kilometrelik coğrafi yedeklilik sağlayarak kritik iş uygulamalarının kesintisiz, güvenli ve sürdürülebilir şekilde çalışmasını güvence altına alıyor.
Modüler ve ölçeklenebilir mimarisi sayesinde hızlı devreye alınabilir bir yapı sunan merkez, şirketin dijital dönüşüm yolculuğunda daha sade, daha dayanıklı ve daha esnek bir IT altyapısına geçişini destekliyor. Bu yatırım, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin büyüme ve teknoloji gereksinimlerine de cevap verecek şekilde konumlandırıldı.
Açılış törenine Daimler Truck Bilgi Teknolojileri Altyapı Direktörü Kilian Köhnlein, Mercedes-Benz Türk Bilgi Teknolojileri Direktörü Gökçe Bezmez ve Aksaray Kamyon Fabrikası Direktörü Pedro Afonso katıldı.
“Her Sürecin Merkezinde IT var, Türkiye de Daimler Truck Küresel IT Yapılanmasında Stratejik Önemde”
Yeni yatırımın şirket için stratejik önemine dikkat çeken Mercedes-Benz Türk Bilgi Teknolojileri Direktörü Gökçe Bezmez şunları söyledi: “Bilgi teknolojileri, Mercedes-Benz Türk’te üretimden tedarik zincirine, satıştan satış sonrası hizmetlere kadar tüm süreçlerin temelini oluşturuyor. Şirketimizdeki hemen her operasyon, güçlü ve entegre bir IT altyapısı üzerine inşa edilmiş durumda. Aksaray Kamyon Fabrikamızda devreye aldığımız Container Data Center yatırımı, yalnızca teknik bir altyapı hamlesi değil; iş sürekliliğimizi, veri güvenliğimizi ve operasyonel dayanıklılığımızı uzun vadeli bir perspektifle güçlendiren stratejik bir adım.
Daimler Truck AG’nin Avrupa lokasyonları içerisinde hayata geçirilen ilk örnek olması, Türkiye’deki IT organizasyonumuzun küresel ölçekte üstlendiği rolün açık bir göstergesi.
IT Yetkinlik Merkezimiz, İstanbul ve Aksaray’da görev yapan yaklaşık 200 kişilik uzman kadrosuyla Daimler Truck ve Buses’ın dünya genelindeki operasyonlarına hizmet sunmaya ve Türkiye’den değer üretmeye devam ediyor.
Önümüzdeki dönemde mobilite, veri analitiği ve akıllı üretim teknolojileri odağında yatırımlarımızı sürdürerek Daimler Truck’ın küresel IT ağındaki stratejik rolümüzü daha da büyütmeyi hedefliyoruz.”
Son Yazılar
- Rönesans Enerji, Rönesans Gayrimenkul’ün öz tüketimi için 51 MW’lık yeşil enerji yatırımı yapacak Nisan 14, 2026
- Schmid Pekintaş, SolarEX 2026’ya P-Tech lansmanıyla damga vurdu Nisan 14, 2026
- Daimler Truck AG’nin Avrupa’daki İlk Konteyner Veri Merkezi Aksaray Kamyon Fabrikası’nda Devreye Alındı Nisan 14, 2026
- Tremco CPG Türkiye, ZAK World of Façades 2026’da Enerji Verimli ve Yangın Güvenli Cephe Çözümlerini Anlatacak Nisan 14, 2026
- Draft Panel Teknolojisi Klima Havasına Bağlı Rahatsızlık Hissini Azaltmaya Yardımcı Oluyor Nisan 14, 2026
- KOÇTAŞ GÜVENCESİYLE HIZLI HİZMET ARTIK USTABİLİR’DE Nisan 14, 2026
- Akçansa, 2025 Entegre Faaliyet Raporu’nu Yayınladı Nisan 13, 2026
- JENDER 2. Olağan Genel Kurulu’nda Burak BAŞEĞMEZLER Oy Birliğiyle Yeniden Başkan Seçildi Nisan 13, 2026
- Pekintaş Group ve ARRAY, Karaman GES için güçlerini birleştirdi Nisan 13, 2026
- Bosch Türkiye’de üst düzey atama Nisan 13, 2026
- Zorlu Enerji sürdürülebilirlikte liderliğe yükseldi Nisan 13, 2026
- İzocam’dan Yaşam Alanlarında “Bütünsel Yalıtım” Yaklaşımı Nisan 13, 2026
- Kale Grubu’nun Dünyasına İyi Bakanlar Akademisi Sosyal Girişimcilik Programı için başvurular başladı Nisan 13, 2026
- Baumit Türkiye’den iklim kriziyle mücadeleye çözüm çağrısı Nisan 13, 2026
- Akkim İhracat Performansını sürekli arttırıyor ! Nisan 10, 2026
Trendler
GENEL1 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL1 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak










