Irak Kalkınma Yolu ile yıllık 5 milyar dolarlık potansiyel - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Irak Kalkınma Yolu ile yıllık 5 milyar dolarlık potansiyel

Yayınlandı

-

Türkiye Müteahhitler Birliği’nin (TMB) 2024 yılının ilk yarısına ilişkin İnşaat Sektörü Analizi Raporu’nu yayınladı. Irak’ı güneyden kuzeye geçecek 1200 kilometrelik demiryolu ile ona paralel otoyolunu içeren Kalkınma Yolu Projesi’nin en az 15 milyar ABD Doları tutarında olacağı tahmininin yer aldığı raporda, “Irak, yılda en az 5 milyar ABD Doları tutarında proje üstlenilebilecek bir pazar olarak öne çıkmaktadır.” denildi.

Öte yandan raporda, yılın ilk yarısında depremin de etkisiyle inşaat sektöründe yaşanan büyümenin yılın geri kalanında, özellikle Mayıs ayında açıklanan Kamuda Tasarruf ve Tedbir Paketi kapsamında kamu yatırımlarının durdurulmasıyla birlikte yavaşlayacağı tahmini de yer alırken, kamu projelerinde şartsız tasfiye hakkı getirilmesinin kamuya iş yapan müteahhitler için hayati önem taşıdığı vurgulandı.

Ekonominin genelinde 200’ün üzerinde alt sektöre yarattığı talep ve istihdam gücüyle lokomotif rolü üstlenen inşaat sektörünün önde gelen kuruluşlarını temsil eden Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), ekonomi çevreleri ve sektör tarafından ilgiyle takip edilen İnşaat Sektörü Analizi Raporu’nun Temmuz 2024 sayısını yayımladı. “İyileşmeye Giden Engebeli Yol” başlıklı analizde, küresel ve ulusal ekonomi ile inşaat sektörüne ilişkin veriler değerlendirildi.

İnşaat sektörünün, deprem bölgesi dışındaki kamu yatırımlarının yavaşlayacağı sinyallerini 2023 yılı sonunda aldığına dikkat çekilen İnşaat Sektörü Analizi Raporu’nda, sektörün yeni yıla da rotasını yurt dışına çevirerek başladığı hatırlatıldı. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 22 Nisan 2024 tarihinde Irak’a gerçekleştirmiş olduğu resmi ziyaret vesilesiyle Bağdat’ta Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Irak Ticaret Bakanı Atheer Daoud Al-Ghurairi’nin eş başkanlıklarında düzenlenen “Irak-Türkiye Yuvarlak Masa Toplantısı”nda iki ülke arasında Kalkınma Yolu Hakkında Mutabakat Zaptı imzalandığının ifade edildiği raporda, Irak’a müteahhitlik heyeti ziyareti düzenlenmesinin planlandığına yer verildi.

Proje 3-4 yıl içinde tamamlanabilir

Türk firmalar tarafından yakından takip edilen, Basra’daki Faw Limanı’ndan Türkiye sınırında yeni açılacak Ovaköy Sınır Kapısı’na kadar uzanacak 1200 kilometrelik demiryolu ile ona paralel otoyolunu içeren Kalkınma Yolu Projesi’nin en az 15 milyar ABD Doları tutarında olacağı tahmininin yer aldığı raporda, “Projenin Türk müteahhitlik firmalarının oluşturacağı konsorsiyumlar tarafından 3-4 yıl içerisinde tamamlanabileceği belirtilerek, fizibilite çalışmalarının Karayolları Genel Müdürlüğü ve Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü danışmanlığında Türk teknik müşavirlik firmaları tarafından yapılması önerilmiş, bilahare Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın Irak’ı ziyaretleri sonucunda proje için Karayolları Genel Müdürlüğü ve Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda çalışmaya başlandığı belirtilmiştir. Kalkınma Yolu Projesi’ne ek olarak ülkede gerçekleştirilmesi planlanan 100’e yakın hastane, 3 binin üstünde okul ve yaklaşık 4 milyona yakın yeni konut projesi bulunduğu öğrenilmiştir. Irak, yılda en az 5 milyar ABD Doları tutarında proje üstlenilebilecek bir pazar olarak öne çıkmaktadır.” denildi.

Suudi Arabistan ile ilişkiler yoğunlaşıyor

İnşaat sektörü için öne çıkan pazar olan Suudi Arabistan ile yoğunlaşan ilişkilerin vurgulandığı raporda; ”3 Temmuz 2024 tarihinde İstanbul’da Türkiye Müteahhitler Birliği organizasyonunda Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, Suudi Arabistan Belediye, Kırsal İşler ve Konut (MOMRAH) Bakanı Majed bin Abdullah Al-Hogail ve Suudi Müteahhitler İdaresi (SCA) Başkanı Zakariya Al-Abdulqader’in katılımlarıyla “Türkiye-Suudi Arabistan İnşaat Forumu” gerçekleştirilmiştir. Suudi Arabistan’da “Vizyon 2030” programı kapsamında 1,2 trilyon ABD Doları tutarında alt ve üstyapı projesinin hayata geçirilmesinin hedeflendiği, NEOM projesi için 500 milyar ABD Doları, “Kral Salman Enerji Parkı” için 500 milyar ABD Doları, Expo için 8 milyar ABD Doları bütçe ayırıldığı ve ülkenin farklı şehirlerinde 20 havalimanı inşa edilmesinin planlandığı açıklanmıştır. Suudi Arabistan Belediye, Kırsal İşler ve Konut Bakanlığı’nın yürüteceği yol, atık yönetimi ve geri dönüşüm projelerine de gelecek 5 yılda 60,5 milyar ABD Doları tutarında bütçe ayırılmasının öngörüldüğü belirtilmektedir.” ifadelerine yer verilmiştir. Ayrıca Türk müteahhitlik firmaları ile Suudi kamu idareleri ve müteahhitlik firmalarını bir araya getirecek etkinliklere yıl içinde devam edilmesinin planlandığı da belirtilmiştir.

Özbekistan’a ziyaret gerçekleştirilecek

Özbekistan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu Sekretaryası Başkanı İzzat Tangriev başkanlığındaki Özbek heyetinin 23 Mayıs 2024 tarihinde TMB’yi ziyaretine değinilen raporda, TMB üyesi firma temsilcileri ile bir araya gelen Özbek heyeti üyeleri tarafından ülkede Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) modeli ile hayata geçirilecek eğitim, sağlık, ulaştırma ve kentsel altyapı projeleri ile ülkedeki iş ortamı hakkında bilgi verildiği ifade edilmiştir. Ayrıca, 2024 yılının ikinci yarısı içerisinde TMB organizasyonunda Özbekistan’a bir müteahhitlik heyeti ziyareti gerçekleştirilmesi planlandığı belirtilmiştir.

Şartsız tasfiye hakkı hayati önemde

Raporda, yılın ilk yarısında depremin de etkisiyle inşaat sektöründe yaşanan büyümenin yılın geri kalanında, özellikle Mayıs ayında açıklanan Kamuda Tasarruf ve Tedbir Paketi kapsamında kamu yatırımlarının durdurulmasıyla birlikte yavaşlayacağı tahmini de yer aldı. Kamuda Tasarruf ve Tedbir Paketi kapsamında ihalesi yapılmış veya yeni başlanmış projelerin ilerlemesinin çok yavaş olacağı vurgulanırken, şu ifadelere yer verildi: “Pakette ayrıca hakediş ödemeleri konusunda da bütçeden herhangi bir aktarım olmayacağının belirtilmesi, ilerleme oranı %75’in altında olan projelerin sürdürülmesini önemli ölçüde kısıtlayacağı ve bu projeleri devam ettirmek zorunda olan müteahhitlerin şantiyeleri açık tutmak için gerekli giderlerin yarattığı ağır yükün altında ezileceği endişesini doğurmuştur. Bu nedenle, Türkiye Müteahhitler Birliği öncülüğünde sektör temsilcileri tarafından kamu projelerinde şartsız tasfiye hakkı getirilmesinin kamuya iş yapan müteahhitler için taşıdığı hayati önem tekrar dile getirilmiştir.”

Türkiye Müteahhitler Birliği’nin 2024 yılının ilk yarısının değerlendirildiği raporda, inşaat sektörüne ilişkin özetle şu tespitlere de yer verildi:

İNŞAAT SEKTÖRÜ İLK ÇEYREKTE BÜYÜMEYE DEVAM ETTİ: İnşaat sektörü, deprem bölgesinin yeniden inşası, yerel seçimler öncesi artan faaliyetler ve kentsel dönüşümün etkisi ile birlikte 2024 yılının ilk çeyreğini %11,1’lik genel ekonominin de üzerinde bir büyüme rakamı ile tamamlamıştır. Böylelikle sektör, üst üste 6 çeyrektir yakaladığı ivmeyi artırarak 2017 yılı üçüncü çeyrekten sonraki en hızlı çeyrek dönemlik büyümesini gerçekleştirmiştir. Öte yandan gayrimenkul sektöründe büyüme %2,5 ile yavaş gerçekleşmiştir. 2024 yılı birinci çeyrek döneminde zincirlenmiş hacim endeksine göre gayrisafi sabit sermaye oluşumu içerisinde sektörel yatırımların payı %9,6’ya yükselmiştir. İnşaat sektörünün istihdamdaki payı ise %6,6 olarak gerçekleşmiştir.

İŞÇİLİK MALİYETİ VE KALİFİYE ELEMAN SORUNU: Sektörün yılın ilk yarısında karşılaştığı en önemli zorluklardan biri, yükselen inşaat maliyetleri içinde en hızlı artışın yaşandığı işçilik maliyetleri ve buna paralel yaşanan kalifiye eleman sıkıntısı olmuştur. İç piyasadaki mavi yaka eleman sorununu yurt dışından eleman getirerek çözmeye çalışan sektör, özellikle deprem bölgesinde olağanüstü artış yaşayan işçilik ücretleri ile başa çıkmaya çalışmaktadır.

SIKI PARA POLİTİKASI NEDENİYLE KONUT SATIŞI DURAĞAN KALACAK: İlk el konut satış sayısı Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %1,8 azalarak 25 bin 425 olurken, toplam konut satışları içinde ilk el konut satışının payı %32,1 olarak gerçekleşmiştir. İlk el konut satışları Ocak-Haziran döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %1,3 artışla 173 bin 324 olmuştur. İkinci el konut satışları Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %6,7 azalarak 53 bin 888 olurken, toplam konut satışları içinde ikinci el konut satışının payı %67,9 olarak gerçekleşmiştir. İkinci el konut satışları Ocak-Haziran döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %5,8 azalarak 317 bin 750 olmuştur. Sıkı para politikaları nedeniyle yılın üçüncü çeyreğinde yeni konut satışlarının durağan kalacağı öngörülmektedir.

YABANCILARA KONUT SATIŞI DÜŞÜŞE DEVAM ETTİ: Yabancılara yapılan konut satışlarındaki düşüş devam etmiş, Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %45,1 azalarak bin 440 olmuştur. Haziran ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı %1,8 olurken, Ocak-Haziran döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre %45,7 azalarak 10 bin 461 olarak gerçekleşmiştir. Yabancılara en fazla konut satışı yapılan iller sırasıyla 593 ile Antalya, 478 ile İstanbul ve 116 ile Mersin olurken, ülke uyruklarına göre en fazla konut satışı sırasıyla 332 ile Rusya Federasyonu, 156 ile İran ve 102 ile Ukrayna vatandaşlarına yapılmıştır.

PROJE BEDELİNDE GABON LİDER: Ocak-Haziran 2024 dönemi itibarıyla Türk inşaat sektörü tarafından yurt dışında 7,6 milyar ABD Doları tutarında 82 proje üstlenilmiştir. Böylece sektörün 1972 yılında Libya ile yurt dışı pazara açılmasından bu yana ulaştığı uluslararası proje portföyü büyüklüğü, 137 ülkede üstlenilen 12.207 projeyle toplam 511 milyar ABD Doları olmuştur. 2024 yılının ilk yarısında yurt dışında en çok iş üstlenilmiş ülke 1,2 milyar ABD Doları ile Gabon olurken, 1 milyar ABD Doları ile Polonya ikinci, 975 milyon ABD Doları ile de Kazakistan üçüncü sırada yer almıştır.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Wilo, EcoVadis’te Rekor Skora Ulaştı

Yayınlandı

-

 

Modern su teknolojilerinin öncü markası Wilo Group, EcoVadis sürdürülebilirlik değerlendirmesinde 100 üzerinden 91 puan alarak şirket tarihindeki en yüksek skora ulaştı. Üst üste beşinci kez Platin Madalya ile ödüllendirilen Wilo Group, üçüncü kez de “üstün” (Outstanding) derecesine layık görüldü. 

Sürdürülebilirliği kurumsal stratejisinin temel unsurlarından biri olarak konumlandıran Wilo Group, EcoVadis değerlendirmesinde geçtiğimiz yıla kıyasla puanını üç puan artırarak 91’e yükseltti. Şirketin bugüne kadar elde ettiği en yüksek EcoVadis sonucu olan bu skorda; sürdürülebilirlik yönetimi, şeffaf raporlama, etik iş uygulamaları ve tedarik zincirinde risk yönetimi alanlarında yürütülen çalışmalar etkili oldu. Wilo Group böylece derecelendirme kuruluşunun verdiği en yüksek seviye olan Platin derecesine üst üste beşinci kez ulaşırken, “Outstanding” değerlendirmesini de üst üste üçüncü kez elde etti. 

Sürdürülebilirlikte Yeni Rekora İmza Attık

Ödüle ilişkin açıklamalarda bulunan Wilo Group Başkanı ve CEO’su Oliver Hermes: “Platin ödülünü üst üste beşinci kez almanın yanı sıra 91 puanla şirket tarihimizdeki en yüksek skora ulaşmış olmaktan büyük gurur duyuyoruz. Bu başarı, sürdürülebilirlik konusundaki kararlılığımızın ve bu alanda ortaya koyduğumuz sürekli gelişimin güçlü bir göstergesidir. Wilo için sürdürülebilirlik, ayrı bir faaliyet alanı değil; yapay zeka gibi grup stratejimizin temel unsurlarından biri ve tüm iş faaliyetlerimizin merkezinde yer alıyor. Halihazırda güçlü olan performansımızı daha da ileri taşımamız, standartlarımızı sürekli yükselttiğimizi ve gelişim odağımızı koruduğumuzu ortaya koyuyor” dedi.

Sürekli Bir Gelişim İçerisindeyiz 

Wilo Group CTO’su Georg Weber ise yaptığı değerlendirmede: “91 puan, sürdürülebilirlik yönetimimizi istikrarlı biçimde geliştirme yaklaşımımızın bir sonucudur. Raporlamamızın bağımsız doğrulanmasından PACI kapsamındaki çalışmalarımıza ve tedarik zinciri risk yönetimimize kadar birçok alanda performansımızı daha ileri taşımak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sürdürülebilirlik, tamamlanıp geride bırakılabilecek bir süreç değil; sürekli gelişimi ve dönüşümü gerektiren uzun vadeli bir yolculuktur” şeklinde konuştu.

EcoVadis, dünya genelinde en saygın sürdürülebilirlik derecelendirme kuruluşlarından biri olarak öne çıkıyor. Platin madalya, değerlendirilen şirketler arasında en üst yüzde 1’lik dilimde yer alan kuruluşlara verilen ve EcoVadis’in sunduğu en yüksek başarı seviyesini temsil ediyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Depreme dayanıklı yapıların gücü su yalıtımından geçiyor

Yayınlandı

-

ODE Yalıtım, 17 Ağustos’un yıl dönümünde binaların taşıyıcı sistemlerini koruyan su yalıtımının hayati rolüne dikkati çekiyor.

17 Ağustos Depremi’nin yıl dönümünde yapı güvenliği Türkiye’nin ana gündem maddesi olmaya devam ederken, binaların depreme karşı direncini belirleyen en kritik unsurlardan biri olan su yalıtımı göz ardı ediliyor.  Bir yapının deprem performansı yalnızca kullanılan beton ve donatının kalitesiyle belirlenmiyor. Yapı ömrü boyunca taşıyıcı sistemin su, nem ve diğer dış etkenlere karşı korunması da deprem güvenliğinin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor.

Su yalıtımı bulunmayan ya da standartlara uygun uygulanmayan yapılarda, zaman içinde yapı elemanlarına ulaşan su, donatı çeliğinde korozyona neden oluyor. Bu süreç, betonarme elemanların dayanımını azaltarak yapı güvenliğini olumsuz etkileyebiliyor. Araştırmalar, su yalıtımı bulunmayan yapılarda taşıyıcı sistemin 10 yıl içinde yüzde 66’ya varan oranda dayanım kaybına uğrayabileceğini ortaya koyuyor.

Araştırma sonuçları önemli bir farkındalık açığına işaret ediyor
ODE Yalıtım’ın 2023 yılında gerçekleştirdiği Su Yalıtımı ve Binaların Deprem Güvenliği Algı Araştırması’na göre, toplumda su yalıtımı ile deprem güvenliği arasındaki ilişkinin yeterince bilinmediğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre katılımcıların yalnızca yüzde 2,2’si binanın depreme karşı dayanıklılığında su yalıtımının önemini bildiğini ifade ederken, her 100 kişiden 45’i oturduğu binada su yalıtımı bulunup bulunmadığını bilmiyor. Katılımcıların yüzde 34,2’si binasında su yalıtımı olmadığını belirtirken, su yalıtımı bulunduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 20,4’te kalıyor.

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ozan Turan şunları söyledi: “Depreme dayanıklı yapıların bu özelliklerini uzun yıllar koruyabilmesi için su yalıtımının yapım aşamasından itibaren doğru projelendirilmesi ve standartlara uygun şekilde uygulanması gerekiyor. Su yalıtımı, nem ve su sızıntısına karşı koruma sağlamanın yanı sıra taşıyıcı sistemi koruyor ve yapının tasarım ömrünü destekliyor. Araştırmalarımız, toplumda su yalıtımının maliyetine ve yapı güvenliğindeki rolüne ilişkin önemli bilgi eksiklikleri bulunduğunu gösteriyor.

Oysa su yalıtımının toplam bina maliyeti içindeki payı yaklaşık yüzde 1 seviyesinde. Bu nedenle ODE Yalıtım olarak yeni teknolojiler geliştirmenin yanında doğru teknik bilginin yaygınlaşmasına da katkı sunmayı sorumluluğumuzun bir parçası olarak görüyoruz. Bu kapsamda hazırladığımız Binalarda Su Yalıtımı kitabıyla mimarlar, mühendisler, uygulamacılar ve sektör profesyonellerini güncel standartlar, doğru uygulama detayları ve teknik bilgilerle buluşturuyoruz. Su yalıtımı konusunda farkındalığın artmasına ve doğru uygulamaların yaygınlaşmasına katkı sağlamayı sürdüreceğiz” dedi.

Okumaya Devam Et

GENEL

İZODER’DEN 17 AĞUSTOS MARMARA DEPREMİNİN 27. YILINDA AÇIKLAMA

Yayınlandı

-

 

İZODER Başkanı Atalay Özdayı “Yapılarımızın güvenliği için temelden çatıya su yalıtımı uygulamalarını yaygınlaştırmalıyız”

 

Yalıtım sektörünün çatı örgütü İZODER, ’17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27. yıl dönümü nedeniyle bir açıklama yaparak binaların depreme karşı güçlendirilmesi noktasında temelden çatıya su yalıtımının hayati önemine dikkat çekti.

 

İZODER (Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Atalay Özdayı, “17 Ağustos’ta her yıl depremin yarattığı büyük yıkımı hatırlıyor, önlemler konusuna dikkat çekmeye çalışıyoruz. Depremin yol açtığı yıkımların en önemli nedenlerinden birinin yapının taşıma gücünü etkileyen korozyon olduğu bir gerçek. Bir yapının ana unsurları olan demir ve betonu, suyun olumsuz etkilerinden yalıtımla koruyarak binalarımızı depremin etkilerine karşı güçlü hale getirmeliyiz. Mevcut binalarımızın depreme dayanıklılığı konusunda endişe duyuyor, güvenli ve sağlıklı binalara sahip olmak için kentsel dönüşümü fırsat olarak görüyoruz.” dedi.

Depremin yol açtığı yıkımların en önemli nedenlerinden biri korozyon 

Depremde yaşanan ağır hasarların başlıca nedenlerinden birinin, yapıların taşıma kapasitesini azaltan korozyon olduğuna dikkat çeken Özdayı, şunları söyledi: “Betonarme yapı sistemlerinin en zayıf noktalardan biri suya karşı olan hassasiyetleridir. Yağmur, kar, yeraltı suları, zeminde yer alan nem, mutfak, banyo, tuvalet gibi ıslak hacimlerdeki su kaçakları, binanın inşa edildiği zeminde bulunan basınçlı veya basınçsız yeraltı suları nedeniyle binalar sürekli olarak suya maruz kalabiliyor. Suyun taşıyıcı yapı elemanlarına nüfuz etmesi durumda özellikle betonun içindeki demirin paslanmasıyla başlayan ‘korozyon’ yapının yük taşıma kapasitesini azaltıyor. Betonarme yapıların sağlıklı bir şekilde tasarım ömürleri süresince işlevlerini sürdürebilmesi için yapının tamamının standartlara uygun şekilde ısı ve su yalıtımı ile korozyondan korunması gerekiyor.” 

Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şakir Erdoğdu’nun donatı ve korozyon ilişkisini ortaya koyan araştırmasını hatırlatan Özdayı, sözlerine şöyle devam etti: “Bu araştırma binalarımızı bekleyen tehlikeyi gözler önüne seriyor. Suya maruz kalan bir donatı, taşıma kapasitesinin 5 yılın sonunda yüzde 50’sini, 15 yılın sonunda yüzde 90’ını, 24 yılın sonunda ise tamamını kaybettiğini ortaya koyuyor.  Donatı korozyonu, deprem veya herhangi bir dış etki olmaksızın belirli süre sonra yapıların çökmesine yol açabiliyor. Bu durum da maalesef ülkemizin yabancı olmadığı bir gerçeklik. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hasar Tespit Komisyonu tarafından yapılan incelemeler sonucunda, yüzde 79’u hasarlı bulunan 55 bin 651 konut ve işyerinin yüzde 64’ünde korozyon tespit edilmişti.” 

Kentsel dönüşüm güvenli yapılaşma için kritik önem taşıyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı tarafından hazırlanan “İstanbul İli Olası Deprem Kayıp Tahminlerinin Güncellenmesi Projesi” raporunda yer alan sonuçları paylaşan Özdayı, “İstanbul’da 7,5 büyüklüğündeki bir deprem senaryosunda binaların ortalama yüzde 17’sinin (yaklaşık 194 bin bina) orta ve üst seviyede hasar göreceği tahmin ediliyor. 7,5 büyüklüğündeki senaryo depreminde İstanbul’daki binaların ortalama yüzde 26’sının hafif, yüzde 13’ünün orta, yüzde 3’ünün ağır ve yüzde 1’inin çok ağır hasar görmesi bekleniyor. Senaryo depreminde ağır ve çok ağır hasarlı binaların aldıkları deprem hasarının onarılamayacak boyutta olacağı ve bu hasar seviyelerindeki binaların yıkılıp tekrar yapılması gerektiği ortaya çıkıyor. Öte yandan orta hasarlı binaların da onarım yerine yıkılıp yeniden inşasının çoğunlukla daha uygun olduğu belirtiliyor. Böyle bir depremden etkilenecek diğer iller de hesaba katıldığında tablo daha da karamsar bir hal alıyor” dedi. 

 

Ülke genelinde hız kazanan kentsel dönüşüm sürecinin, Türkiye’nin yapı stokunda kapsamlı bir yenilenme için kritik bir fırsat sunduğunu vurgulayan Özdayı,  “Türkiye genelinde mevcut bina stokunun detaylı şekilde analiz edilmesi, güvenli hale getirilebilecek yapılar ile riskli binaların net biçimde ayrıştırılması gerekiyor. Yeterli dayanıma sahip olan yapıların güçlendirilmesi; güvenli olmayan binaların ise kentsel dönüşüm kapsamında yeniden inşa edilmesi büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu. 

 

Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği’nin 1 Haziran 2018 tarihinde yürürlüğe girdiğini hatırlatan Özdayı, bu tarihten sonra inşa edilen ve zorunlu olarak su yalıtımı yapılan binaların, toplam yapı stokunun yalnızca yüzde 5-5,5’ini oluşturduğunu belirterek şunları söyledi: “10 milyonun üzerinde bina, 30 milyonu aşan hanenin bulunduğu ülkemizde bu düşük oranlardaki su yalıtımı uygulaması maalesef güvenli bina noktasında zayıf bir yerde durduğumuzu gösteriyor. Bundan sonra su yalıtımı ile güçlendirilmiş, güvenli, sağlıklı ve konforlu yapılar inşa etmemiz gerekiyor.  Kentsel dönüşümün bir yandan güvenli kentler sağlarken diğer yandan çevreye duyarlı, enerji verimli, konforlu yapılaşma için de büyük bir fırsat barındırdığını unutmamak gerekiyor. Su yalıtımı, güvenli yapılaşmanın ayrılmaz bir parçası. Bir binanın temeli çürüyorsa, biz bu binayı güvenli sayamayız. Özellikle deprem riski yüksek bölgelerde yaşayanların, binalarındaki su yalıtımı durumunu sorgulamaları ve uzman kontrolü yaptırmaları çok önemli” dedi.  

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler