GENEL
Bosch, Johnson Controls ve Hitachi’den konut ve hafif ticari iklimlendirme işini satın alıyor
Yayınlandı
2 yıl önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Home Comfort işi yaklaşık ikiye katlanacak
- Bosch Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Stefan Hartung: “Bosch tarihindeki en büyük satın alma işlemi ve 2030 kurumsal stratejimize ulaşmak için önemli bir kilometre taşı”
- Bosch Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Christian Fischer: “Bu satın alma Home Comfort’u son derece cazip bir sektörde güçlendirecek ve Bosch’un ana işinin parçası haline gelecek.”
- ABD ve Asya’daki varlığımız genişliyor
- Alternatif enerjiye geçiş ve küresel ısınma ile mücadeleye destek için yenilikçi ve enerji verimli çözümler
- Bosch Home Comfort Group cirosu yaklaşık 5 Milyar Euro’dan 9 Milyar Euro’ya yükselecek
- Entegre edilen birimin 26.000’in üzerinde çalışanı ile ısıtma ve soğutma arasındaki arayüzde tamamlayıcı bir portföyü olacak
Stuttgart, Almanya – Teknoloji ve servis sağlayıcısı Bosch, büyümesini stratejik bir satın almayla sürdürüyor. Bosch Grubu, faaliyet gösterdiği Enerji ve Bina Teknolojileri sektöründe, küresel konut ve hafif ticari binalar için iklimlendirme çözümleri işini Johnson Controls’den satın almayı planlıyor. Bu işlemin bir parçası olarak Bosch, Johnson Controls-Hitachi Klima (JCH) ortak girişiminin- Hitachi’nin %40 hissesi dahil olmak üzere- %100’ünü satın almayı planlıyor. Bosch hissedarları ve Denetim Kurulu işlemi onayladı. Satın almalara yönelik bağlayıcı anlaşmalar bugün taraflar arasında imzalandı. İşlem, anti-tröst onaylarına tabidir. Satın alma fiyatı 8 Milyar Dolar. (7.4 Milyar Euro). Satın alma işleminin 12 ay içinde tamamlanması bekleniyor.
Bosch Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Stefan Hartung “Bu işlem, Bosch tarihindeki en büyük satın alma olması itibarıyla, 2030 stratejimizin uygulanmasında önemli bir kilometre taşını oluşturuyor. Bosch’un güçlü gelişimine dinamik olarak devam ediyoruz ve bu satın alma ile büyüyen iklimlendirme pazarında küresel lider konumuna yükseleceğiz. Bu adımı atarak ayrıca, ABD ve Asya’daki varlığımızı güçlendirecek ve sektörlerimiz arasında daha iyi bir denge sağlayacağız. Bu da stratejimizin bir parçası. Böylelikle, daha fazla büyüme fırsatı yaratacak ve şirketimizi bir bütün olarak daha sağlam bir temel üzerine oturtacağız.” dedi.
Bosch’un satın almayı hedeflediği işler, JCH ile birlikte, 2023 yılında yaklaşık 4 Milyar Euro ciro elde etti ve dünya genelinde 12.000 çalışana istihdam sağladı. Satın alma, 30’dan fazla ülkede 16 üretim tesisini ve 12 mühendislik merkezini kapsıyor. Ürün portföyü, konut ve hafif ticari binalar için tüm iklimlendirme çözümleri ile Bosch’un uzun süreli lisanslarına sahip olacağı ABD’de York ve Coleman, Asya’da ise Hitachi gibi çok iyi bilinen markaları da içeriyor.
Bosch Grubu’nun stratejik büyüme girişimlerinden ve planlanan bu satın almadan da sorumlu olan Bosch Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Christian Fischer ise şunları söyledi: “Bu satın alma ile, Bosch büyümesini hızlandıracak ve iklimlendirme pazarındaki cirosunu hemen hemen ikiye katlayarak yaklaşık olarak 9 Milyar Euro’ya ulaştıracak. Satın alma sonrası gelecekteki iş arkadaşlarımızla birlikte, pazarın sunduğu büyük fırsatları en iyi şekilde değerlendirerek yeni birimimizi daha da büyütmek istiyoruz.” Şirket, teknolojik ilerlemeler, iklim değişikliği ile mücadele ve yeni düzenlemelerin yön verdiği küresel iklimlendirme pazarının 2030 yılına kadar %40 büyümesini bekliyor. Fischer: “Satın alınan işler Bosch’un ana işinin bir parçası haline gelecek ve bu da müşterilere, kurulum ortaklarına ve çalışanlara fayda sağlayacak.” dedi ve ekledi: “Markaları başarılı bir şekilde işimize entegre ettiğimizi, yatırımlarla bu markaları daha da ileriye taşıdığımızı ve güçlendirdiğimizi geçmişte de birçok kez kanıtladık.”
Johnson Controls CEO’su George Oliver da: “Lider konut ve hafif ticari işimiz ve birinci sınıf ekibi Bosch portföyünü mükemmel şekilde tamamlıyor. Bosch’un liderliğinde, bu başarılarına ve müşterilerine yenilikçi ürün ve hizmetler sunmaya devam edeceğine inanıyoruz. Başarılarının devamını görmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.” dedi.
Hitachi Başkan Yardımcısı, İcra Başkanı Temsilcisi ve Bağlantılı Endüstriler Bölümü Genel Müdürü Jun Abe: “Küresel klima işini kurmak üzere Bosch ile gerçekleştirilen bu yeni ortaklık çok önemli bir adım. Klima pazarı, dinamik ve gelişen bir pazar. Avrupa’daki güçlü konumu ve ısıtma alanında uzun yıllara dayanan deneyimi ile Bosch gibi global bir tedarikçinin, köklü Hitachi markasının küresel klima işini daha da büyütmesi için en uygun ortak olduğundan son derece eminim.” dedi.
Küresel ısınma ile mücadele ve alternatif enerjiye geçişte yenilikçi ve enerji verimli çözümler
İklimlendirme çözümleri alanında teknolojilerdeki ve pazar koşullarındaki mevcut dönüşüm, küresel ısınma ile mücadele ve alternatif enerjiye geçişte yenilikçi ve enerji verimli çözümlerin arzı için çok büyük fırsatlar sunuyor. Isıtma teknolojisi petrol ve gaz gibi fosil yakıtlardan uzaklaşıp ısı pompaları ve hibrit ısı pompa çözümlerine yöneliyor. Aynı zamanda, klima teknolojisi hem Avrupa hem de dünya genelinde giderek daha fazla önem kazanıyor. Enerji ve Bina Teknolojileri sektörü, Bosch Home Comfort Grubu ve yeni birimin entegrasyonundan sorumlu Bosch Yönetim Kurulu Üyesi Frank Meyer: “Bosch’un amacı, büyüyen ve yenilikçi enerji ve bina teknolojileri pazarının şekillenmesinde aktif bir rol oynamak ve küresel olarak lider bir konuma sahip olmak. Bu satın alma ile, özellikle klima işinde pozisyonumuzu güçlendiriyoruz. Aynı zamanda, ısı pompası işimizi küresel çapta büyütebilecek ve daha fazla ölçek ekonomisi sağlayabileceğiz. Sahip olduğumuz teknoloji ve ürünlerimizle, küresel ısınmanın ışığında, enerji verimliliğine daha fazla katkı sağlamak ve çok sayıda kişi için daha fazla konfor ve daha iyi yaşam kalitesi sunabilmek için birlikte çalışabiliriz. Bu da tam anlamıyla ‘Yaşam İçin Teknoloji’” dedi.
Tamamlayıcı portföy, oturmuş markalar ve güçlü bir ekip
Bosch satın alınan işleri Home Comfort Grubu’na entegre etmeyi hedefliyor. Bosch Home Comfort Grubu’nun mevcut 14.600 çalışanı 2023 yılında yaklaşık 5 Milyar Euro ciro elde etti. Home Comfort; ısıtma, ısı pompaları ve ısı pompası ve azami yükte fosil yakıtla çalışan kazandan oluşan hibrit ısı pompası çözümleri pazarlarının ana faaliyet alanlarında güçlü şekilde konumlanıyor. Satın alma işleminin ardından, yeni iş biriminin 26.000’den fazla çalışanının yanı sıra ısıtma ve soğutma arayüzünde tamamlayıcı bir portföyü olacak ve ölçek ekonomisinden önemli ölçüde faydalanabilecek. Bosch Home Comfort Grubu Başkanı Jan Brockmann: “Avrupa’daki başarılı ısıtma teknolojimizle, halihazırda güçlü bir ekibimiz ve sağlam bir temelimiz var. Şimdi ise küresel konumumuz için cesur bir adım atmak için doğru zaman. Klima çözümlerindeki talep özellikle hızlı artıyor.” dedi. Bosch, 2030 itibarıyla örnek olarak ABD’de %50’den fazla, Avrupa’da ise yaklaşık %30’luk güçlü büyüme bekliyor. Brockman: “Birlikte, güçlü ve oturmuş markaların üzerine inşa etmeye devam edeceğiz. Gelecekteki çalışma arkadaşlarımız, onların fikirleri ve yenilikleri ile Bosch Home Comfort Grubu’nun geleceğini şekillendirmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.” diye ekledi.
Bosch’un Johnson Controls’den satın almayı planladığı iklimlendirme işi özellikle ABD ve Asya’da güçlü bir konuma sahip. ABD’daki portföy havanın merkezi bir noktadan kanallar aracılığıyla yönlendirilerek tüm odaların eş zamanlı olarak ısıtıldığı veya soğutulduğu kanallı çözümlere odaklanıyor.
Asya’da ise iç ünitelerin her odayı ayrı ayrı ısıtıp soğutabildiği esnek kanalsız çözümler ve değişken debili soğutucu akışkan (VRF) sistemlerine sahip modern klima sistemleri sunuyor. Bu teknoloji, perakende mağazaları gibi hafif ticari tesislerden otel ve hastane gibi büyük projelere kadar uzanan ticari uygulamalarda kullanılıyor. Bu bölgelerdeki portföy, Johnson Controls’ün Avrupa’da da sunduğu hava-su ısı pompaları ile de destekleniyor.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
Wilo, EcoVadis’te Rekor Skora Ulaştı
Yayınlandı
3 gün önce-
Ağustos 14, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Modern su teknolojilerinin öncü markası Wilo Group, EcoVadis sürdürülebilirlik değerlendirmesinde 100 üzerinden 91 puan alarak şirket tarihindeki en yüksek skora ulaştı. Üst üste beşinci kez Platin Madalya ile ödüllendirilen Wilo Group, üçüncü kez de “üstün” (Outstanding) derecesine layık görüldü.
Sürdürülebilirliği kurumsal stratejisinin temel unsurlarından biri olarak konumlandıran Wilo Group, EcoVadis değerlendirmesinde geçtiğimiz yıla kıyasla puanını üç puan artırarak 91’e yükseltti. Şirketin bugüne kadar elde ettiği en yüksek EcoVadis sonucu olan bu skorda; sürdürülebilirlik yönetimi, şeffaf raporlama, etik iş uygulamaları ve tedarik zincirinde risk yönetimi alanlarında yürütülen çalışmalar etkili oldu. Wilo Group böylece derecelendirme kuruluşunun verdiği en yüksek seviye olan Platin derecesine üst üste beşinci kez ulaşırken, “Outstanding” değerlendirmesini de üst üste üçüncü kez elde etti.
Sürdürülebilirlikte Yeni Rekora İmza Attık
Ödüle ilişkin açıklamalarda bulunan Wilo Group Başkanı ve CEO’su Oliver Hermes: “Platin ödülünü üst üste beşinci kez almanın yanı sıra 91 puanla şirket tarihimizdeki en yüksek skora ulaşmış olmaktan büyük gurur duyuyoruz. Bu başarı, sürdürülebilirlik konusundaki kararlılığımızın ve bu alanda ortaya koyduğumuz sürekli gelişimin güçlü bir göstergesidir. Wilo için sürdürülebilirlik, ayrı bir faaliyet alanı değil; yapay zeka gibi grup stratejimizin temel unsurlarından biri ve tüm iş faaliyetlerimizin merkezinde yer alıyor. Halihazırda güçlü olan performansımızı daha da ileri taşımamız, standartlarımızı sürekli yükselttiğimizi ve gelişim odağımızı koruduğumuzu ortaya koyuyor” dedi.
Sürekli Bir Gelişim İçerisindeyiz
Wilo Group CTO’su Georg Weber ise yaptığı değerlendirmede: “91 puan, sürdürülebilirlik yönetimimizi istikrarlı biçimde geliştirme yaklaşımımızın bir sonucudur. Raporlamamızın bağımsız doğrulanmasından PACI kapsamındaki çalışmalarımıza ve tedarik zinciri risk yönetimimize kadar birçok alanda performansımızı daha ileri taşımak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sürdürülebilirlik, tamamlanıp geride bırakılabilecek bir süreç değil; sürekli gelişimi ve dönüşümü gerektiren uzun vadeli bir yolculuktur” şeklinde konuştu.
EcoVadis, dünya genelinde en saygın sürdürülebilirlik derecelendirme kuruluşlarından biri olarak öne çıkıyor. Platin madalya, değerlendirilen şirketler arasında en üst yüzde 1’lik dilimde yer alan kuruluşlara verilen ve EcoVadis’in sunduğu en yüksek başarı seviyesini temsil ediyor.
GENEL
Depreme dayanıklı yapıların gücü su yalıtımından geçiyor
Yayınlandı
3 gün önce-
Ağustos 14, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
ODE Yalıtım, 17 Ağustos’un yıl dönümünde binaların taşıyıcı sistemlerini koruyan su yalıtımının hayati rolüne dikkati çekiyor.
17 Ağustos Depremi’nin yıl dönümünde yapı güvenliği Türkiye’nin ana gündem maddesi olmaya devam ederken, binaların depreme karşı direncini belirleyen en kritik unsurlardan biri olan su yalıtımı göz ardı ediliyor. Bir yapının deprem performansı yalnızca kullanılan beton ve donatının kalitesiyle belirlenmiyor. Yapı ömrü boyunca taşıyıcı sistemin su, nem ve diğer dış etkenlere karşı korunması da deprem güvenliğinin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor.
Su yalıtımı bulunmayan ya da standartlara uygun uygulanmayan yapılarda, zaman içinde yapı elemanlarına ulaşan su, donatı çeliğinde korozyona neden oluyor. Bu süreç, betonarme elemanların dayanımını azaltarak yapı güvenliğini olumsuz etkileyebiliyor. Araştırmalar, su yalıtımı bulunmayan yapılarda taşıyıcı sistemin 10 yıl içinde yüzde 66’ya varan oranda dayanım kaybına uğrayabileceğini ortaya koyuyor.
Araştırma sonuçları önemli bir farkındalık açığına işaret ediyor
ODE Yalıtım’ın 2023 yılında gerçekleştirdiği Su Yalıtımı ve Binaların Deprem Güvenliği Algı Araştırması’na göre, toplumda su yalıtımı ile deprem güvenliği arasındaki ilişkinin yeterince bilinmediğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre katılımcıların yalnızca yüzde 2,2’si binanın depreme karşı dayanıklılığında su yalıtımının önemini bildiğini ifade ederken, her 100 kişiden 45’i oturduğu binada su yalıtımı bulunup bulunmadığını bilmiyor. Katılımcıların yüzde 34,2’si binasında su yalıtımı olmadığını belirtirken, su yalıtımı bulunduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 20,4’te kalıyor.
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ozan Turan şunları söyledi: “Depreme dayanıklı yapıların bu özelliklerini uzun yıllar koruyabilmesi için su yalıtımının yapım aşamasından itibaren doğru projelendirilmesi ve standartlara uygun şekilde uygulanması gerekiyor. Su yalıtımı, nem ve su sızıntısına karşı koruma sağlamanın yanı sıra taşıyıcı sistemi koruyor ve yapının tasarım ömrünü destekliyor. Araştırmalarımız, toplumda su yalıtımının maliyetine ve yapı güvenliğindeki rolüne ilişkin önemli bilgi eksiklikleri bulunduğunu gösteriyor.
Oysa su yalıtımının toplam bina maliyeti içindeki payı yaklaşık yüzde 1 seviyesinde. Bu nedenle ODE Yalıtım olarak yeni teknolojiler geliştirmenin yanında doğru teknik bilginin yaygınlaşmasına da katkı sunmayı sorumluluğumuzun bir parçası olarak görüyoruz. Bu kapsamda hazırladığımız Binalarda Su Yalıtımı kitabıyla mimarlar, mühendisler, uygulamacılar ve sektör profesyonellerini güncel standartlar, doğru uygulama detayları ve teknik bilgilerle buluşturuyoruz. Su yalıtımı konusunda farkındalığın artmasına ve doğru uygulamaların yaygınlaşmasına katkı sağlamayı sürdüreceğiz” dedi.
GENEL
İZODER’DEN 17 AĞUSTOS MARMARA DEPREMİNİN 27. YILINDA AÇIKLAMA
Yayınlandı
3 gün önce-
Ağustos 14, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
İZODER Başkanı Atalay Özdayı “Yapılarımızın güvenliği için temelden çatıya su yalıtımı uygulamalarını yaygınlaştırmalıyız”
Yalıtım sektörünün çatı örgütü İZODER, ’17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27. yıl dönümü nedeniyle bir açıklama yaparak binaların depreme karşı güçlendirilmesi noktasında temelden çatıya su yalıtımının hayati önemine dikkat çekti.
İZODER (Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Atalay Özdayı, “17 Ağustos’ta her yıl depremin yarattığı büyük yıkımı hatırlıyor, önlemler konusuna dikkat çekmeye çalışıyoruz. Depremin yol açtığı yıkımların en önemli nedenlerinden birinin yapının taşıma gücünü etkileyen korozyon olduğu bir gerçek. Bir yapının ana unsurları olan demir ve betonu, suyun olumsuz etkilerinden yalıtımla koruyarak binalarımızı depremin etkilerine karşı güçlü hale getirmeliyiz. Mevcut binalarımızın depreme dayanıklılığı konusunda endişe duyuyor, güvenli ve sağlıklı binalara sahip olmak için kentsel dönüşümü fırsat olarak görüyoruz.” dedi.
Depremin yol açtığı yıkımların en önemli nedenlerinden biri korozyon
Depremde yaşanan ağır hasarların başlıca nedenlerinden birinin, yapıların taşıma kapasitesini azaltan korozyon olduğuna dikkat çeken Özdayı, şunları söyledi: “Betonarme yapı sistemlerinin en zayıf noktalardan biri suya karşı olan hassasiyetleridir. Yağmur, kar, yeraltı suları, zeminde yer alan nem, mutfak, banyo, tuvalet gibi ıslak hacimlerdeki su kaçakları, binanın inşa edildiği zeminde bulunan basınçlı veya basınçsız yeraltı suları nedeniyle binalar sürekli olarak suya maruz kalabiliyor. Suyun taşıyıcı yapı elemanlarına nüfuz etmesi durumda özellikle betonun içindeki demirin paslanmasıyla başlayan ‘korozyon’ yapının yük taşıma kapasitesini azaltıyor. Betonarme yapıların sağlıklı bir şekilde tasarım ömürleri süresince işlevlerini sürdürebilmesi için yapının tamamının standartlara uygun şekilde ısı ve su yalıtımı ile korozyondan korunması gerekiyor.”
Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şakir Erdoğdu’nun donatı ve korozyon ilişkisini ortaya koyan araştırmasını hatırlatan Özdayı, sözlerine şöyle devam etti: “Bu araştırma binalarımızı bekleyen tehlikeyi gözler önüne seriyor. Suya maruz kalan bir donatı, taşıma kapasitesinin 5 yılın sonunda yüzde 50’sini, 15 yılın sonunda yüzde 90’ını, 24 yılın sonunda ise tamamını kaybettiğini ortaya koyuyor. Donatı korozyonu, deprem veya herhangi bir dış etki olmaksızın belirli süre sonra yapıların çökmesine yol açabiliyor. Bu durum da maalesef ülkemizin yabancı olmadığı bir gerçeklik. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hasar Tespit Komisyonu tarafından yapılan incelemeler sonucunda, yüzde 79’u hasarlı bulunan 55 bin 651 konut ve işyerinin yüzde 64’ünde korozyon tespit edilmişti.”

Kentsel dönüşüm güvenli yapılaşma için kritik önem taşıyor
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı tarafından hazırlanan “İstanbul İli Olası Deprem Kayıp Tahminlerinin Güncellenmesi Projesi” raporunda yer alan sonuçları paylaşan Özdayı, “İstanbul’da 7,5 büyüklüğündeki bir deprem senaryosunda binaların ortalama yüzde 17’sinin (yaklaşık 194 bin bina) orta ve üst seviyede hasar göreceği tahmin ediliyor. 7,5 büyüklüğündeki senaryo depreminde İstanbul’daki binaların ortalama yüzde 26’sının hafif, yüzde 13’ünün orta, yüzde 3’ünün ağır ve yüzde 1’inin çok ağır hasar görmesi bekleniyor. Senaryo depreminde ağır ve çok ağır hasarlı binaların aldıkları deprem hasarının onarılamayacak boyutta olacağı ve bu hasar seviyelerindeki binaların yıkılıp tekrar yapılması gerektiği ortaya çıkıyor. Öte yandan orta hasarlı binaların da onarım yerine yıkılıp yeniden inşasının çoğunlukla daha uygun olduğu belirtiliyor. Böyle bir depremden etkilenecek diğer iller de hesaba katıldığında tablo daha da karamsar bir hal alıyor” dedi.
Ülke genelinde hız kazanan kentsel dönüşüm sürecinin, Türkiye’nin yapı stokunda kapsamlı bir yenilenme için kritik bir fırsat sunduğunu vurgulayan Özdayı, “Türkiye genelinde mevcut bina stokunun detaylı şekilde analiz edilmesi, güvenli hale getirilebilecek yapılar ile riskli binaların net biçimde ayrıştırılması gerekiyor. Yeterli dayanıma sahip olan yapıların güçlendirilmesi; güvenli olmayan binaların ise kentsel dönüşüm kapsamında yeniden inşa edilmesi büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu.
Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği’nin 1 Haziran 2018 tarihinde yürürlüğe girdiğini hatırlatan Özdayı, bu tarihten sonra inşa edilen ve zorunlu olarak su yalıtımı yapılan binaların, toplam yapı stokunun yalnızca yüzde 5-5,5’ini oluşturduğunu belirterek şunları söyledi: “10 milyonun üzerinde bina, 30 milyonu aşan hanenin bulunduğu ülkemizde bu düşük oranlardaki su yalıtımı uygulaması maalesef güvenli bina noktasında zayıf bir yerde durduğumuzu gösteriyor. Bundan sonra su yalıtımı ile güçlendirilmiş, güvenli, sağlıklı ve konforlu yapılar inşa etmemiz gerekiyor. Kentsel dönüşümün bir yandan güvenli kentler sağlarken diğer yandan çevreye duyarlı, enerji verimli, konforlu yapılaşma için de büyük bir fırsat barındırdığını unutmamak gerekiyor. Su yalıtımı, güvenli yapılaşmanın ayrılmaz bir parçası. Bir binanın temeli çürüyorsa, biz bu binayı güvenli sayamayız. Özellikle deprem riski yüksek bölgelerde yaşayanların, binalarındaki su yalıtımı durumunu sorgulamaları ve uzman kontrolü yaptırmaları çok önemli” dedi.
Son Yazılar
- Wilo, EcoVadis’te Rekor Skora Ulaştı Ağustos 14, 2026
- Depreme dayanıklı yapıların gücü su yalıtımından geçiyor Ağustos 14, 2026
- İZODER’DEN 17 AĞUSTOS MARMARA DEPREMİNİN 27. YILINDA AÇIKLAMA Ağustos 14, 2026
- Panasonic’in Türkiye’deki ilk showroom’u Antalya’da açıldı Ağustos 14, 2026
- Mitsubishi Electric, M70 ve M700 NC Üniteleri İçin Türkiye’de Yenileme Hizmeti Sunmaya Başladı Ağustos 14, 2026
- Herpa Maden, 2 Adet Komatsu PC700 ile Filosunu Gençleştirdi Ağustos 14, 2026
- Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın net operasyonel geliri yüzde 25 artarak 116 milyon Euro’ya ulaştı Ağustos 14, 2026
- Büyüme odağını stratejik alanlara çeviren Sabancı’dan ilk yarıda güçlü performans Ağustos 14, 2026
- Kimpur, Avrupa Yapı Sektöründeki Konumunu Güçlendiriyor Ağustos 14, 2026
- Yapılarda Yangın Güvenliği İçin Güvenilir Su Kaynağı Şart Ağustos 13, 2026
- Geberit boru sistemleri, endüstriyel tesislerde kritik hatlar için güvenilir ve uzun ömürlü altyapı sağlıyor Ağustos 13, 2026
- Systemair Türkiye, küresel üretim ve inovasyon üssü rolüyle uzmanlığını geliştiriyor Ağustos 13, 2026
- Masdaf, Akıllı Pompa Sistemleriyle Verimlilik ve Dijital Dönüşüme Odaklanıyor Ağustos 13, 2026
- İstanbul Teknik, Üretim Gücünü Ar-Ge ve İzlenebilirlik Çözümleriyle Pekiştiriyor Ağustos 13, 2026
- HEKİM HOLDİNG’DE KURULUŞ YILDÖNÜMÜ COŞKUSU: BİRLİKTEN DOĞAN GÜÇLE GELECEĞE HAZIRIZ… Ağustos 13, 2026
Trendler
GENEL2 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL2 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak









