Flokser Kimya ile Depreme Dayanıklı ve Yaşanabilir Kentler: Yenilikçi Çözümlerle Güvenli Yapılar - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Flokser Kimya ile Depreme Dayanıklı ve Yaşanabilir Kentler: Yenilikçi Çözümlerle Güvenli Yapılar

Yayınlandı

-


Flokser Kimya, depreme dayanıklı yapıların inşasında sunduğu yenilikçi poliüretan ve yalıtım teknolojileriyle yapıların güvenliğini ve ömrünü artırıyor. Kentsel dönüşüm projelerinde yüksek performanslı çözümleriyle enerji tasarrufu ve su yalıtımı sağlayarak müşteri memnuniyetini en üst düzeye çıkarıyor.

  1. Depreme Dayanıklı Yapıların inşası kapsamında “Güvenilir ve Sağlam Yapılarla Yaşanabilir Kentlere” ulaşılabilmesi hedefiyle, son dönemde geliştirmiş olduğunuz yenilikçi teknolojileriniz ile Deprem Güvenliği konusunda nasıl bir fark oluşturmaktasınız? 

Flokser Kimya olarak depreme dayanıklı yapıların inşasında “Güvenilir ve Sağlam Yapılarla Yaşanabilir Kentler” hedefine ulaşmak için geliştirdiğimiz yenilikçi ürün ve teknolojilerle deprem güvenliği konusunda önemli katkılar sağlıyoruz. Yapıların dayanıklılığını artırmak ve enerji verimliliğini sağlamak amacıyla poliüretan yapı ve izolasyon ürünleri ile çözümler sunuyoruz. Çatı, cephe, soğuk oda panellerin, sprey poliüretan köpüklerin yüksek ısı yalıtım özellikleri sayesinde yapılarda enerji verimliliği sağlarken; aynı zamanda poliüretan likit membranlar ve poliürea sprey kaplamalar, su yalıtımı sağlayarak yapıların ömrünü uzatıyor. Ayrıca, zemin enjeksiyon ürün çeşitliliğimiz sayesinde bina, metro ve tünel gibi yapılarda su sızıntılarını önleyerek, çatlakları doldurarak güçlendirme ve su yalıtımı çözümleri sunuyoruz. 

  1. Kentsel Dönüşüm için yüksek performanslı ürünlerinizle projelere sağladığınız katma değerler kapsamında ve müşteri memnuniyeti odağında en çok rağbet görenler / en çok tercih edilen ürünleriniz ve hizmetleriniz hangileridir? 

Flokser Kimya olarak kentsel dönüşüm projelerinde yüksek performanslı ürünlerimizle hem yapıların dayanıklılığını artırıyor hem de müşteri memnuniyeti odaklı çözümler sunuyoruz. Bu kapsamda projelere yüksek katma değer sağlayan pek çok ürünümüz bulunuyor. 

Poliüretan Isı ve Su Yalıtım Ürünleri

Sprey Poliüretan Köpükler: Yüksek ısı yalıtım performansı ile enerji tasarrufu sağlayarak yapıların sürdürülebilirliğini artırıyor.

Poliüretan Likit Membranlar: Çatılarda ve temellerde su geçirmezlik sağlayarak yapı ömrünü uzatıyor.

Poliürea Sprey Kaplamalar: Yüksek elastikiyet ve kimyasal dayanım sunarak binaların su ve darbe direncini artırıyor.

Zemin Güçlendirme ve Enjeksiyon Sistemleri

Tünel, metro ve bina temellerinde zemin stabilizasyonu ve su yalıtımı sağlayan, su sızıntılarını hızla durduran ve çatlakları doldurarak yapı güvenliğini artıran bu ürünler, kentsel dönüşüm projelerinde binaların enerji verimliliğini artırarak, uzun ömürlü ve sürdürülebilir yapılar oluşturulmasına katkı sağlıyor. 

  1. Sektörümüzün gelişimi için büyük bütçeler ayırdığınızı takip ediyoruz. Yeni yatırım planlarınız ile emek yoğun AR-GE çalışmalarınız ile ilgili neler söylemek istersiniz? Önümüzdeki dönemde özellikle konuşacağımız yeni ürünlerinizle ya da yeni hizmet modellerinizle ilgili de kısaca bilgi alabilir miyiz? 

Flokser Kimya olarak sektörde yenilikçi çözümler sunma vizyonumuz doğrultusunda, büyük bütçeler ayırarak Ar-Ge ve yatırım faaliyetlerimizi sürekli geliştiriyoruz. Yüksek performanslı, çevre dostu ve sürdürülebilir ürünler geliştirmek amacıyla ileri malzeme teknolojileri ve inovatif üretim teknikleri üzerine yoğunlaşıyoruz. 

Yeşil binalara yönelik düşük karbon ayak izine sahip poliüretan sistemler, geri dönüştürülebilir izolasyon çözümleri ve VOC (uçucu organik bileşen) emisyonu düşük sürdürülebilir ve çevre dostu ürünler geliştiriyoruz. Önümüzdeki dönemde, yangına dayanıklı poliüretan sistemler ve uzun ömürlü su izolasyon malzemeleri ile yapı güvenliğini ve dayanıklılığını artıran yenilikçi çözümler sunacağız.

Gelecekte daha sürdürülebilir, daha dayanıklı ve daha akıllı yapılar için geliştirdiğimiz ürünlerimizle sektörde fark yaratmaya devam edeceğiz.

  1. Ürettiğiniz ürünlerinizin lojistik operasyonlarından başlayarak üretim ve depolama süreçleri de düşünüldüğünde, çevresel etkileri minimize etmek dolayısıyla sürdürülebilirliği sağlamak için neler yaptığınızı öğrenebilir miyiz? 

Flokser Kimya olarak lojistikten üretime ve depolamaya kadar tüm süreçlerimizde çevresel etkileri en aza indirerek sürdürülebilirliği sağlamaya yönelik kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz. 

Yeşil Lojistik Uygulamalarımız: Karbon ayak izini azaltmak için optimum rota planlaması, düşük emisyonlu taşıma araçları ve geri dönüştürülebilir ambalajlar kullanıyoruz.

Çevre Dostu Üretim Teknolojilerimiz: Düşük VOC (uçucu organik bileşen) emisyonuna sahip üretim süreçleri, enerji verimli makineler ve su tüketimini minimize eden sistemler ile çevre dostu üretimi destekliyoruz.

Sürdürülebilir Hammaddelerimiz: Biyo-bazlı ve geri dönüştürülebilir hammaddeler ile doğaya duyarlı ürünler geliştiriyoruz.

Tüm bu çalışmalarımızla hem çevre dostu üretimi teşvik ediyor hem de sürdürülebilir bir gelecek için sorumluluk bilinciyle hareket ediyoruz.

  1. Eklemek istedikleriniz…

Flokser Kimya olarak, sürdürülebilir ve yenilikçi çözümlerimizle yapı sektörüne değer katmaya devam ediyoruz. Deprem güvenliği, enerji verimliliği ve çevre dostu üretim konularında geliştirdiğimiz yüksek performanslı ürünlerimizle daha güvenli, dayanıklı ve yaşanabilir kentler oluşturmayı hedefliyoruz.

Önümüzdeki dönemde yeni nesil izolasyon, zemin güçlendirme ve yangın dayanımlı kaplama çözümlerimizle sektöre katkı sağlamaya devam edeceğiz.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Pimapen, Nirvana Serisi ile Ses ve Isı Yalıtımında Üstün Performans Sunuyor

Yayınlandı

-

Pimapen, Nirvana serisiyle yüksek ısı ve ses yalıtımını bir arada sunarak şehir yaşamında konfor standartlarını yukarı taşıyor. 

Modern şehir yaşamında gürültü kirliliği, konforu doğrudan etkileyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Pimapen Nirvana serisi, uygun cam kombinasyonlarıyla dış ortam sesini 41 dB’e kadar azaltarak özellikle ses kirliliğinin yoğun olduğu kent merkezlerinde daha dengeli ve sakin iç mekânlar oluşturulmasına katkı sağlıyor.

Türkiye’de konutlarda yaşanan ısı kayıplarının önemli bir bölümünün pencerelerden kaynaklandığı biliniyor. Serinin 6 odacıklı yapısı ve üçlü conta sistemi sayesinde yalnızca ses değil; ısı yalıtımı ve hava sızdırmazlık performansı da üst seviyede destekleniyor. 

“Binalarda Isı Yalıtım Kuralları” standardına göre pencerelerde ısı iletim değerinin (Uw) en fazla 1,80 W/m²K olması gerekirken, Pimapen Nirvana serisi uygun cam kombinasyonlarıyla bu değeri 0,78 W/m²K seviyesine kadar düşürerek yüksek enerji performansı sunuyor. Ayrıca cephe orta kayıt profili sayesinde yüksek katlı yapılarda rüzgâr yüküne karşı mukavemet sağlarken, geniş kanat ölçüsü maksimum görüş alanı sunuyor.

Tüm bu özelliklerinin yanı sıra Passive House Institute’in düşük enerji maliyetleri ve dört mevsim yaşam konforu konsepti ile geleceğin yapı tipi olarak tanımladığı “Pasif Ev” sertifikasına sahip olan Nirvana serisi, özel tasarımı ve teknik alt yapısıyla pencereye adını veren marka olmayı sürdürüyor.  

Estetik ve Teknik Uyum Bir Arada

Kendinden pervazlı kasa profili, duvar birleşim noktalarında görsel bütünlük sağlarken; farklı renk seçenekleri ve laminasyon alternatifleri sayesinde mimari projelere uyum sağlıyor. 

Şehir yaşamında artan konfor beklentisine dikkat çeken Pimapen Genel Müdür Yardımcısı Seyfettin Aslan: “Yaşam alanlarında konfor artık yalnızca ısı yalıtımıyla değil, akustik performansıyla birlikte değerlendiriliyor. Konut projelerinden kentsel dönüşüm uygulamalarına kadar geniş kullanım alanına sahip Nirvana serisi, performans ve estetiği birlikte sunuyor. Nirvana serimizle hem yüksek yalıtım performansı hem de şehir gürültüsünü azaltmaya yardımcı çözümler sunuyoruz. Hedefimiz, kullanıcıların dört mevsim daha konforlu yaşam alanlarına ulaşmasına katkı sağlamak” dedi.

Okumaya Devam Et

GENEL

Kentsel Dönüşümde Doğru Malzeme Seçimi Yaşamsal Önem Taşıyor

Yayınlandı

-

Doğru malzeme, güvenli yapı, dayanıklı şehir

Türkiye, aktif fay hatları üzerinde yer alan bir deprem ülkesi. Yaşanan acı tecrübeler, güvenli yapılaşmanın ve depreme dayanıklı kentlerin önemini ortaya koyuyor. Yıllar içerisinde artan nüfus, hızlı ve plansız yapılaşma sonucu oluşan çarpık kentleşme, şehirlerimizin önemli sorunlarından biri haline geldi. Kentsel dönüşüm, bu sorunların çözümünde hem güvenli hem de sürdürülebilir şehirlerin inşası için büyük bir fırsat sunuyor.

Kentsel dönüşüm projelerinde yalnızca binaların yenilenmesine odaklanmamalıyız; doğru malzeme seçimi de yaşamsal bir öneme sahip. Türk Ytong Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Barış Saban, doğru malzeme seçiminin güvenli, dayanıklı ve enerji verimli yapılar oluşturmanın temel şartı olduğunu vurgulayarak, “Ytong ürünleri tüm temel kriterleri karşılıyor ve bu özellikleri sayesinde sadece Türkiye’de değil  dünyada da tercih ediliyor” dedi.

Barış Saban, depreme dayanıklı, enerji verimli ve yangına karşı güvenli binalar inşa edilmesinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Deprem ve yangına dayanıklı, güvenli, enerji verimliliği yüksek binalar inşa etmeliyiz. Bunun için sağlam, hafif ve ısı yalıtım performansı yüksek, uzun ömürlü yapı malzemelerini tercih etmeliyiz. Türk Ytong olarak piyasaya sunduğumuz ürünlerle yapılara  hafiflik sağlıyoruz; ısı yalıtımı ve yangın dayanımı kazandırıyoruz. AR-GE’ye sürekli yatırım yapıyor, dünyanın güvenle kullandığı, kaliteli ve çevre dostu ürünler üretiyoruz.”

Deprem ülkesi olduğumuzu unutmadan yapılaşmamız gerekiyor

Barış Saban, binaların depremlerden olumsuz etkilenme ve zarar görme olasılığının bina ağırlıklarıyla doğru orantılı olduğunu hatırlatarak, Ytong Blok’un en önemli özelliklerinden birinin  hafifliği olduğunu belirtti: “Daha hafif binalar inşa edildiğinde binaya etkiyen deprem yükleri ve bunun sonucunda oluşacak riskler azalır. Hem yeni yapılarda hem de güçlendirme çalışmalarında yapıyı gereksiz yüklerden kurtaran, deprem emniyetini artıran, enerji verimliliği sağlayan, yanmaz bir duvar malzemesi sunuyoruz. Ayrıca kendimizi daima daha iyisini yapmaya zorluyoruz.  Halihazırda hafifliği ile öne çıkan bloklarımızı dayanıklılıkları aynı kalacak şekilde daha hafif hale getiriyoruz. Önce Ytong 0,09 daha sonra Ytong 0,08 blokları ürettik. Ürünlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz. “ 

Çevre dostu şehirlerin inşasına katkı sağlıyoruz

Barış Saban, Türk Ytong’un çevreye duyarlı üretim anlayışına da değinerek şunları söyledi: 

“Şehirlerimizi güvenli ve çevreye duyarlı biçimde inşa etmek zorundayız. Çevre dostu şehirler; enerji tasarrufu sağlayan, kaynakları verimli kullanan, karbon salınımını azaltan yapılarla mümkün olur. Türk Ytong olarak üretimden kullanıma kadar her aşamada çevreye duyarlı bir yaklaşım benimsiyoruz. Doğal hammaddelerle ürettiğimiz, geri dönüştürülebilir ve uzun ömürlü ürünlerimizle çevre dostu şehirlerin inşasına katkı sağlıyoruz.”

Okumaya Devam Et

GENEL

Rönesans Enerji, Rönesans Gayrimenkul’ün öz tüketimi için 51 MW’lık yeşil enerji yatırımı yapacak

Yayınlandı

-

Türkiye’nin ilk 20 yıl vadeli Yenilenebilir Enerji Yatırım ve Tedarik Anlaşması hayata geçiyor.

Türkiye’nin en büyük üç yeşil enerji şirketinden biri olma hedefi doğrultusunda yatırımlarını hız kesmeden sürdüren Rönesans Enerji, grup şirketlerinden Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın öz tüketim ihtiyacını karşılamak üzere iki yeni projeyi hayata geçiriyor. Bu kapsamda, İzmir’de 35 MWm kurulu gücünde bir rüzgâr enerjisi santrali (RES) ve Kırşehir’de 16 MWp kurulu gücünde bir güneş enerjisi santrali (GES) olmak üzere toplam 51 MW kapasiteye sahip projelerin yatırımı gerçekleştirilecek. İş birliğiyle birlikte, Rönesans Gayrimenkul portföyünde yer alan varlıkların toplam elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 70’i karşılanacak.

Rönesans Enerji ile Rönesans Gayrimenkul Yatırım arasında imzalanan anlaşma kapsamında, Türkiye’nin ilk 20 yıl vadeli Yenilenebilir Enerji Yatırım ve Tedarik Anlaşması (YEYTA) modeli hayata geçirildi. Yatırım ve işletme süreçlerinin enerji üretim şirketi tarafından üstlenildiği bu model çerçevesinde Rönesans Enerji, Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın ihtiyaç duyduğu enerji tesislerini kuracak ve işletmesini sağlayacak. Bu kapsamda; İzmir’de 35 MWm kurulu gücünde bir rüzgâr enerjisi santrali (RES) ve Kırşehir’de 16 MWp kurulu gücünde bir güneş enerjisi santrali (GES) olmak üzere toplam 51 MW kapasiteye sahip tesisler kurulacak. Bu kurulu güç kapasitesi ile yıllık 142 milyon kWh’lık üretim bekleniyor. İş birliğiyle birlikte, Rönesans Gayrimenkul portföyünde yer alan varlıkların toplam elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 70’i karşılanacak.

Rönesans Holding Enerji Grup Başkanı Emre Hatem, grup şirketleri Rönesans Gayrimenkul Yatırım ile imzaladıkları YEYTA modeli ile Türkiye’de bir ilki daha gerçekleştirdiklerini belirterek şöyle konuştu: “Bir örneğini gayrimenkul grup şirketimizle imzaladığımız YEYTA modelinde yatırım maliyetinin tamamı Rönesans Enerji tarafından karşılanıyor. Proje geliştirme, inşaat, tedarik, finansman, devreye alma ve işletme gibi tüm süreçler Rönesans Enerji tarafından yürütülürken, tüketici herhangi bir yatırım yükü üstlenmeden kendi ihtiyaçlarına yönelik yeşil elektrik tedarik edebiliyor. Bu sayede hem sera gazı emisyonlarının hem de elektrik maliyetlerinin düşürülmesi amaçlanıyor. Ayrıca tüketiciler, yatırım ve işletme risklerini üstlenmeden, tüketim kapasiteleri kapsamında lisanssız üretim haklarını 20 yıl vadeli bir sözleşme ile güvence altına alabiliyor.

Bu model ile indirimli yeşil elektrik tedarik edilebildiğine dikkat çeken Emre Hatem, “Tüketicinin elektrik üretimi için herhangi bir sermaye ayırmasını gerektirmeyen bu yapı sayesinde, lisanssız üretim projeleri de lisanslı projelerde olduğu gibi enerji üretim şirketlerinin uzmanlığıyla hayata geçiriliyor. Böylece tüketici kendi faaliyet alanlarına odaklanmaya ve sermayelerini esas iş kolları için kullanmaya devam edebiliyor. Bu yaklaşım hem sektörel düzeyde hem de makro ölçekte toplam verimliliğin artmasına katkı sağlıyor” dedi.

RÖNESANS GAYRİMENKUL YATIRIM PORTFÖYÜNDEKİ TÜM VARLIKLARIN ELEKTRİK İHTİYACI KARŞILANACAK

Rönesans Gayrimenkul Yatırım Genel Müdürü Yağmur Yaşar, 2017 yılından bu yana uygulanan enerji yönetimi ve tasarruf önlemleri sayesinde, varlıkların merkezi otomasyon ve enerji izleme sistemleri ile proaktif şekilde yönetildiğini, bu sürecin LED dönüşüm projeleriyle de desteklendiğini belirtti. Bu çalışmaların somut sonuçlar verdiğini vurgulayan Yaşar, alışveriş merkezlerinde 2025 yılı sonu itibarıyla, 2017 yılına kıyasla birim inşaat alanı başına ortak alan elektrik tüketiminin yüzde 60,4 oranında azaltıldığını ifade etti.

Yeşil enerjiye geçiş kapsamında yürütülen projelere de değinen Yaşar, 2028 yılı itibarıyla tüm projelerin enerji ihtiyacının yüzde 100’ünün yenilenebilir kaynaklardan karşılanmasının hedeflendiğini açıkladı. Bu doğrultuda Rönesans Enerji ile YEYTA imzalandığını belirten Yaşar, Rönesans Gayrimenkul Yatırım portföyündeki gayrimenkullerin elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 70’inin yeşil enerji kaynaklarından sağlanacağını kaydetti. Söz konusu anlaşmanın, şirketin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasında önemli bir kilometre taşı olduğunun altını çizdi.

Rönesans Enerji ise geliştirdiği yenilikçi ve güvenilir yeşil enerji çözümleriyle iş ortaklarının sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlarken, Türkiye’nin enerji dönüşümüne ivme kazandırmaya devam ediyor.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye