Ytong’un sarı çizgisi liderlik    - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Ytong’un sarı çizgisi liderlik   

Yayınlandı

-

Türk Ytong 54’üncü Yetkili Satıcılar Toplantısı “Liderlik Sarı Çizgimiz” temasıyla 17-19 Ocak 2025 tarihlerinde Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti’nde Elexus Otel’de düzenlendi. Etkinlik kapsamında geride bırakılan yılın değerlendirmesi yapılırken 2025 yılı için belirlenen kurumsal hedefler paylaşıldı. Toplantıda ekonomist ve akademisyen Prof. Dr. Hakan Karayazar ve eğitmen Ahmet Şerif İzgören konuk konuşmacılar olarak yer aldılar. Kıdem ve başarı ödülü alan yetkili satıcılara ödülleri verildi.

Yapı malzemesi sektörünün lider kuruluşu Türk YtongTürkiye genelinde hizmet sunan yetkili satıcıları ile 54’üncü kez bir araya geldi. Geride kalan 2024 yılının değerlendirmesi yapılırken, 2025 yılı için belirlenen hedefler ve piyasa öngörüleri paylaşıldı. Ayrıca 2025 yılında ülke ekonomisi başta olmak üzere Ytong ve sektöre ilişkin beklenti rakamları üzerinde duruldu. 

Türk Ytong Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Hinginar etkinlik kapsamında yaptığı konuşmada şunları söyledi: “100 yılı aşkın bir süreden beri gazbetona adına veren Ytong’un dünyadaki en başarılı üreticilerinden biri olarak bizler büyük bir aileyiz.  60. yılımızda başlattığımız “Sarının İzi” yürüyüşümüzü giderek güçlendirdik ve 62. yılımızda da “Liderlik Sarı Çizgimiz” diyoruz.  Hinginar sözlerine şöyle devam etti:

2025 yılında belirlediğimiz hedeflere ulaşmak için çok çalışacağız

“2024 yılında alınan ekonomik tedbirlerin etkisinin bu yıl da devam edeceğini öngörüyoruz. Bu gerçeği göz önünde bulundurarak çalışmalarımızı yoğunlaştıracağız. Yönetim ekibimizde, işinin başında olan her bir çalışma arkadaşımız engin deneyimi ile sektörün nabzını tutan isimlerden oluşuyor. Sektörü ve gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Büyüme alanlarını, fırsatları ve riskleri görüyor, ona göre stratejilerimizi oluşturuyoruz.  Müşterilerimiz, sektörümüzün paydaşları Ytong markasına ve bize güveniyor. Bu bizim en büyük gücümüzü ve sorumluluğumuzu oluşturuyor. Değişen ortaklık yapımız sonrasında Nakkaş Holding’e bağlı bir şirket olarak ve yenilenen lisans sözleşmemizle Türkiye’deki faaliyetimizi daha güçlü bir şekilde yürüteceğiz. Nasıl 2024 yılında uyguladığımız tedbirler, belirlediğimiz stratejiler, aldığımız doğru kararlar ile 2024 yılını hedeflerimizin ötesinde tamamladıysak, 2025 yılında da aynı başarıyı göstereceğimize eminim.”

Üretmekten hiç vazgeçmedik

Türk Ytong Genel Müdürü Fazıl Emre Akıncı ise konuşmasında her zaman en iyisini yapmak için çok çalıştıklarını vurgulayarak şunları söyledi: Her dönem büyüyerek, gelişerek, yeniliklerin peşinden koşarak sektörümüzün öncüsü, alanımızın lider markası olduk. Nakkaş Holding birlikteliği ile daha da güçlenerek başarılarımızı pekiştireceğimiz bir yıla başladık. Geçmişten bugüne, başarılarımızın altındaki önemli etkenlerden biri de her zaman pazarın ihtiyaçlarını anlamak, en iyi hizmeti ve ürünü sunmak oldu. 2025 yılında da işlerimize daha çok odaklanacağız. Güçlü kadromuza, deneyimli çalışma arkadaşlarıma, yenilikçi ve dinamik ekibimize güveniyorum. Fabrikalarımızdan, yönetim birimlerimizden, sizlerle oluşturduğumuz sinerjiden aldığımız gücümüzü, pazardaki her bir satış noktasına yansıtıp hedeflerimize ulaşacağız. Durmadan, yılmadan, hep birlikte daha iyisi için çalışacağız ve başarılarımızı da birlikte kutlayacağız. 

Birlikte başardık, yine tüm hedeflerimize birlikte ulaşacağız

Türk Ytong Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Barış Saban, sunumunda inşaat sektörüne dair önemli göstergeleri ve 2024 yılı faaliyetlerini değerlendirerek şirketin 2025 yılı hedeflerini aktardı. Sektör lideri olmanın sorumluluğunun bilinciyle çalışmaya ara vermeden devam ettiklerini vurgulayan Saban, “61 yıl boyunca nasıl birlikte çalışarak başardıysak yine bir bütün olarak çalışıp başarılı olacağız. Türk Ytong olarak tüm iç ve dış paydaşlarımızla birlikte büyük bir sinerji oluşturduk. Her zaman yaptığımız işin en iyisini yapmak için çaba gösteriyoruz ve bunun da sonuçlarını alıyoruz. 2024 yılını hedeflediğimiz bütçenin üzerinde kapattık ve 2025 yılında da tüm belirlediğimiz hedeflere ulaşacağımıza eminim” dedi. 

2025 yılı ekonomik göstergeler

Akademisyen ve ekonomist Prof. Dr. Hakan Kara ‘Dünya ve Türkiye Ekonomisinde 2025 Yılının Görünümü’ başlıklı bir sunum yaptı. Türkiye ve dünya ekonomisinde yaşanması beklenen gelişmelerin değerlendirildiği sunum büyük ilgi görürken yazar ve eğitmen Ahmet Şerif İzgören’in liderlik üzerine yaptığı motivasyon sunumu dikkatle takip edildi. 

Kıdem ve başarı ödülleri verildi

Toplantının ardından 5 ila 35 yıl arasında değişen sürelerde Ytong yetkili satıcısı olarak faaliyet gösteren şirketlere Yetkili Satıcılar Kıdem Ödülleri verildi. 2024 yılında yüksek satış başarısına imza atan yetkili satıcılara ise “Başarı Ödülleri” takdim edildi.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Güvenlik ve Tasarruf İçin Düzenli Kombi Bakımı Şart 

Yayınlandı

-

Kombilerin verimli ve güvenli çalışması için düzenli bakım büyük önem taşıyor. Doğru ayarlar ve zamanında yapılan kontroller hem enerji tasarrufu sağlıyor hem de olası risklerin önüne geçiyor. İklimlendirme sektörünün güçlü markalarından Baymak, kombi bakımında da kullanıcılara güvenli, konforlu ve verimli bir deneyim sunuyor.  Baymak, alanında uzman yetkili servisleriyle profesyonel standartlardaki bakım hizmeti sağlayarak cihazların güvenli, verimli ve uzun ömürlü şekilde çalışmasını destekliyor.

Evlerde kombi kullanımı artarken, enerji tüketimi ve güvenlik konuları da her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Doğru koşullarda kombi kullanımı, hem konforlu ve güvenli bir ısınma sağlıyor hem de doğalgaz faturalarında önemli ölçüde tasarruf imkanı sunuyor. İklimlendirme sektöründe yarım asrı aşan uzmanlığıyla Baymak, tüketicileri bilinçli kombi kullanımı konusunda bilgilendirerek, güvenli ve verimli ısınmayı destekliyor. 

Baymak uzmanları kombi kullanımına yönelik şu konulara dikkat çekiyor: İlk olarak uzmanlar kış aylarında ideal oda sıcaklığının 20–22°C olması gerektiğinin altını çiziyor. Kombinin daha yüksek sıcaklıklarda çalıştırılması enerji tüketimini artırıyor ve gereksiz maliyetlere yol açıyor. Petek sıcaklığının 55 – 65°C arasında ayarlanması ise hem konforlu bir ısınma sağlıyor hem de verimli bir enerji kullanımı sunuyor.  Kullanıcıların yaşam alanlarına ve ihtiyaçlarına uygun ayarları belirlemeleri gerekiyor.

Kombilerin verimli ve güvenli çalışabilmesi için düzenli bakım büyük önem taşıyor. Yılda en az bir kez, tercihen de kış başlamadan önce yapılan kombi bakımı; cihaz performansını artırıyor, arıza risklerini azaltıyor ve yakıt tasarrufu sağlıyor. Düzenli bakım uygulamaları, olası gaz kaçakları ve karbon monoksit risklerinin önüne geçilmesine katkı sunuyor. 

Periyodik Bakımı İhmal Etmeyin

Enerji tasarrufu sağlamak için kullanıcı alışkanlıkları da belirleyici rol oynuyor. Peteklerin önünün kapatılmaması, odaların uzun süre havalandırılmaması ve gece saatlerinde ya da evde olunmayan zamanlarda kombinin daha düşük sıcaklıkta çalıştırılması enerji verimliliğini artırıyor. Termostatik vana ve oda termostatı kullanımı ise gereksiz enerji tüketiminin önüne geçiyor ve doğalgaz faturalarını düşürüyor. 

Kombi kullanımında güvenlik konusu da en az tasarruf kadar önem taşıyor. Bacalı cihazların baca kontrollerinin düzenli olarak yapılması, kombi bulunan alanların yeterince havalandırılması ve cihazlara yetkisiz kişilerin müdahale etmemesi hayati önem taşıyor. Olası risklerin önüne geçilmesi için kombi arızalarında mutlaka yetkili servislere başvurulması gerekiyor.

Bu çerçevede; Türkiye genelindeki yaygın yetkili servis ağı ve “Tek Seferde Tam ve Mutlak Çözüm” anlayışıyla Baymak, kullanıcılarının deneyim standardını yükseltiyor. 

Okumaya Devam Et

GENEL

Kimpur, Gebze ve Düzce Tesisleri için ISCC PLUS Sertifikası Aldı

Yayınlandı

-

Poliüretan sistemleri alanında global ölçekte faaliyet gösteren Kimpur, sürdürülebilir üretim yaklaşımı doğrultusunda önemli bir adım daha atarak Gebze ve Düzce üretim tesisleri için ISCC PLUS sertifikası aldı. Bu sertifika ile Kimpur, müşterilerinden gelen talepler doğrultusunda biyo-döngüsel ve geri dönüştürülmüş hammaddeler kullanarak ISCC PLUS sertifikalı poliüretan sistemler ve polyester polioller sunabilecek.

ISCC PLUS (International Sustainability and Carbon Certification), sürdürülebilir hammaddelerin tedarikinden nihai ürüne kadar tüm değer zinciri boyunca izlenebilirliğini sağlayan, uluslararası geçerliliğe sahip bir sertifikasyon sistemidir. Biyo-döngüsel ve döngüsel hammaddelerin doğrulanabilir şekilde kullanımını garanti altına alan bu sistem, aynı zamanda şeffaf ve güvenilir bir sürdürülebilirlik yönetimi yaklaşımı sunmaktadır. Kimpur, bu kapsamda ISCC tarafından tanınan bağımsız bir kuruluş tarafından gerçekleştirilen kapsamlı denetim sürecini başarıyla tamamladı.

Değer Zinciri Boyunca Sürdürülebilirlik Entegrasyonu

Sertifika kapsamında Kimpur, biyo-döngüsel kaynaklardan veya tüketim sonrası ve endüstriyel atıklardan elde edilen hammaddeleri “mass balance” yaklaşımı ile üretim süreçlerine entegre edecektir. Bu sayede sürdürülebilir hammaddeler, mevcut üretim süreçleri korunarak ve performanstan ödün verilmeden ürünlere dahil edilebilecektir. Kimpur, ISCC PLUS sertifikalı hammaddeleri tedarik zincirine dahil ederek ve bu hammaddeleri mass balance yaklaşımı ile tahsis ederek, başta polyester polioller olmak üzere rijit köpük, esnek köpük, CASE (coating, adhesive, sealant, elastomer) ve ayakkabı uygulamaları gibi farklı poliüretan alanlarında müşterilerine ISCC PLUS sertifikalı ürünler sunabilecektir.

Kimpur, halihazırda geri dönüştürülmüş içerikli ürün geliştirme çalışmaları kapsamında, tüketim sonrası plastik atıklardan elde edilen PET bazlı polyester polioller üretmektedir. Bu kapsamda tüketim sonrası PET atıkları işlenerek ara ürünlere dönüştürülmekte ve polyester poliol üretiminde kullanılmaktadır. ISCC PLUS sertifikası ile birlikte bu ürünler de sertifikasyon kapsamına dahil edilerek, Kimpur’un döngüsel ekonomiye katkı sağlayan mevcut çözümleri uluslararası standartlarla uyumlu ve doğrulanabilir hale gelmektedir.

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Kimpur Satış, Pazarlama ve Sürdürülebilirlik Genel Müdür Yardımcısı Tuncay Halat, şunları söyledi:

“ISCC PLUS sertifikasını Gebze ve Düzce tesislerimiz için almaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu sertifika ile birlikte, mevcut uygulamalarımızı uluslararası geçerliliğe sahip bir sistemle belgelendirerek müşterilerimize sunduğumuz çözümleri daha şeffaf ve doğrulanabilir hale getirdik. Mass balance yaklaşımı sayesinde mevcut üretim altyapımızı koruyarak daha sürdürülebilir ürünler geliştirmeyi sürdüreceğiz. Bu gelişme, Kimpur’un sürdürülebilir üretim yaklaşımıyla yüksek performanstan ödün vermeyen poliüretan sistemler ve polyester polioller geliştirme taahhüdünü daha da güçlendirmektedir.”

Bu sertifikasyon ile birlikte Kimpur, sürdürülebilir ürün portföyünü genişletmeyi, iş ortaklarıyla daha güçlü bir iş birliği zemini oluşturmayı ve karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlayarak müşterilerinin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarını desteklemeyi hedeflemektedir.

Okumaya Devam Et

GENEL

TMB, 2026 YILININ İLK ÇEYREĞİNE AİT İNŞAAT SEKTÖRÜ ANALİZİ RAPORU’NU YAYIMLADI 

Yayınlandı

-

Jeopolitik gerilimlerin etkisi artarken inşaat sektörünün sürdürülebilir büyüme sınavı

Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), 2026 yılının ilk çeyreğine ait İnşaat Sektörü Analizi Raporu’nu yayımladı. Raporda, inşaat sektöründe büyüme eğilimi devam ederken, bu büyümenin sürdürülebilirliğinin konuta erişim koşulları ve talep yapısındaki dengelenmeye bağlı olduğu belirtildi. Raporda, 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin göstergelerin, üretim kabiliyetinin korunduğuna ancak ilerleyen süreçte sektörün dayanıklılık testiyle karşı karşıya olduğuna vurgu yapıldı. Sektörel büyümenin sürdürülebilirliğinin; konuta erişilebilirliğin artırılmasına, yeşil dönüşüm standartlarına uyum sağlanmasına ve kentsel dönüşümün özel sektör yatırımlarıyla dengelenmesine bağlı olduğunun altı çizildi.

Ekonominin genelinde 200’ün üzerinde alt sektöre yarattığı talep ve istihdam gücüyle lokomotif rolü üstlenen inşaat sektörünün önde gelen kuruluşlarını temsil eden Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), ekonomi çevreleri ve sektör tarafından ilgiyle takip edilen İnşaat Sektörü Analizi Raporu’nun Nisan 2026 sayısını yayımladı. “Küresel Ekonomi Savaşın Darboğazında” başlıklı analizde, küresel ve ulusal ekonomi ile inşaat sektörüne ilişkin verilerin değerlendirildiği kaydedildi.

Raporda, inşaat sektörünün 2025 yılının son çeyreğinde kaydettiği %8,6’lık büyüme ile 2022 yılının ikinci yarısından itibaren yakaladığı ivmeyi 13. çeyreğe taşıdığı ve kesintisiz büyümesini sürdürdüğü vurgulandı. Bununla birlikte, söz konusu büyümenin büyük ölçüde deprem sonrası yeniden imar faaliyetleri ve büyük ölçekli kamu yatırımlarıyla şekillendiği ifade edilen raporda, sektörün, yüksek finansman maliyetlerinin yatırım kararlarını belirlediği ve bu durumun özellikle konuta erişim ve yeni üretim dengesi üzerinde etkili olduğu temkinli bir “eşik dönemi”ne girdiği değerlendirildi.

Maliyet baskısı ve finansman koşulları konuta erişimi sınırlıyor

Raporda inşaat maliyet endeksindeki yüksek seyir, enerji ve işçilik giderlerindeki artışla birleşerek firmaların kârlılıklarını baskılamaya devam ettiği kaydedildi. TÜİK verilerine göre Şubat ayında inşaat maliyet endeksi aylık bazda %1,51, yıllık bazda ise %25,72 artış göstermiştir. Aynı dönemde malzeme endeksi yıllık %23,73, işçilik endeksi ise %29,12 oranında yükselmiştir. Ciro endeksinde yıllık bazda artış gözlendiği raporda, “2026 yılı Şubat ayında inşaat ciro endeksinin %20,2 artmasına karşın aylık bazda %3,0 gerilemesi sektör faaliyetlerinde dalgalı bir görünüme işaret etmektedir” ifadesine yer verildi. Öte yandan, İnşaat Güven Endeksi’nin 2026 yılının ilk çeyreğinde eşik değer olan 100’ün altında kalması finansman koşullarının yatırım iştahı ve dolayısıyla erişilebilir konut üretimi üzerindeki baskısının sürdüğü kaydedildi.

Konut piyasasında erişilebilirlik sorunu belirleyici oluyor

Raporda, 2025 yılı sonunda 1,76 milyon adede ulaşan konut satış hacmine rağmen, talep tarafında dengelenmenin sağlanamadığına dikkat çekilirken, 2026 yılı Mart ayında ilk el konut satışlarının yıllık bazda %1,3 artarak 35 bin 725 olduğu, ikinci el satışların ise %3,6 azalarak 77 bin 642 seviyesine gerilediğine işaret edildi. Toplam satışlar içinde ikinci elin %68,5 pay aldığına değinilen raporda, yeni konut üretimi ile erişilebilir talep arasındaki dengenin kurulamadığı vurgulandı. Ayrıca raporda, ipotekli satışların %35,9 artmasına rağmen toplam içindeki payının %22,9 seviyesinde kalması, finansman koşullarının konuta erişim üzerindeki sınırlayıcı etkisini sürdürdüğüne işaret edildi.

Sürdürülebilir büyümenin üç ana belirleyicisi

Raporda, inşaat sektörünün üretim kabiliyetini koruduğuna değinilen raporda, “Sektörün istihdamdaki ağırlığı ekonomik stabiliteyi desteklese de büyümenin sürdürülebilirliğinin; konuta erişilebilirliğin artırılmasına, yeşil dönüşüm standartlarına uyma ve kentsel dönüşümün özel sektör yatırımlarıyla dengelenmesine bağlı olduğu anlaşılmıştır. Önümüzdeki dönemde başarı ölçütünün artık sadece üretim hacmiyle değil; kârlılık yönetimi, dijital dönüşüm hızı ve kamunun sürüklediği ivmeyi özel sektör yatırımlarıyla destekleme kapasitesiyle ölçüleceğini göstermiştir” ifadelerine yer verildi.

Türkiye Müteahhitler Birliği’nce 2026 yılının ilk çeyreğinin değerlendirildiği raporda, inşaat sektörüne ilişkin özetle şu tespitlere yer verildi:

İNŞAAT ÜRETİMİNDE BÜYÜME SÜRÜYOR: 2025 yılında %10,8 büyüyen inşaat sektörü, genel ekonomik büyümenin üzerinde performans göstermiştir. 2026 yılı Şubat ayı itibarıyla inşaat üretimi yıllık %5,9 artarken, sektör 13 çeyrektir devam eden kesintisiz büyüme eğilimini korumuştur. Ancak büyümenin büyük ölçüde kamu yatırımları ve deprem sonrası yeniden imar faaliyetlerine dayanması, sürdürülebilirlik açısından soru işaretleri yaratmıştır.

FİNANSMAN KOŞULLARI VE GÜVEN ENDEKSİ TEMKİNLİ GÖRÜNÜME İŞARET EDİYOR: 2026 yılının ilk çeyreğinde İnşaat Güven Endeksi eşik değer olan 100’ün altında kalmaya devam etmiş; Ocak ayında 85,7, Şubat ayında 83,9 ve Mart ayında 80,6 seviyesinde gerçekleşmiştir. Yüksek finansman maliyetleri yatırım kararlarını sınırlarken, sektör genelinde temkinli bir görünüm hâkim olmuştur.

KONUT PİYASASINDA TALEP DENGESİ KURULAMADI: Mart ayında ilk el konut satışları %1,3 artarken, ikinci el satışlar %3,6 azalmıştır. Toplam satışların %68,5’inin ikinci elden gerçekleşmesi, yeni konut üretimi ile talep arasındaki dengenin sağlanamadığını göstermiştir. İpotekli satışlarda artış gözlense de toplam içindeki payın sınırlı kalması, finansman koşullarının talep üzerindeki baskısını sürdürdüğüne işaret etmiştir.

TİCARİ GAYRİMENKULDE YATIRIM İŞTAHI SINIRLI: İş yeri satışlarında hem ilk el hem ikinci el segmentinde daralma yaşanmıştır. Mart ayında ilk el satışlar %5,4, ikinci el satışlar ise %12,3 oranında azalmıştır. Bu durum, ticari gayrimenkul tarafında yatırım kararlarının temkinli seyrettiğini göstermiştir.

CİRO ENDEKSİNDE ARTIŞA RAĞMEN DALGALI SEYİR: 2026 yılı Şubat ayında inşaat ciro endeksi yıllık %20,2 artış gösterirken, aylık bazda %3,0 gerilemiştir. Bu görünüm, sektörde faaliyetlerin dalgalı bir seyir izlediğine işaret etmiştir.

YURT DIŞI MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİ ZAYIF BAŞLADI: 2026 yılının ilk çeyreğinde yurt dışında üstlenilen proje tutarı 780,3 milyon ABD Doları seviyesinde kalmış ve toplam 9 proje gerçekleştirilmiştir. Küresel jeopolitik gerilimler ve finansman koşullarındaki sıkılık, sektörün yurt dışı performansını sınırlamıştır. ABD-İsrail-İran geriliminin Türk yurt dışı müteahhitlik hizmetlerine etkisi değerlendirildiğinde, Türk müteahhitlik firmalarının İran’da bugüne kadar toplam 4,6 milyar ABD Doları tutarında proje üstlenmiş olduğu, ancak son üç yılda yeni proje üstlenilmemiş olması nedeniyle mevcut durumda İran’da devam eden iş stoku bulunmadığı görülmüştür. Bu çerçevede, söz konusu savaşın sektöre doğrudan sözleşme kaybı etkisinin sınırlı olduğu değerlendirilmektedir. Buna karşılık, aynı dönemde Körfez ülkelerinde yaklaşık 19 milyar ABD Doları tutarında 93 proje üstlenilmiş olması; özellikle Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt’in öne çıkması, risklerin Körfez pazarlarına yönelik olduğuna işaret etmektedir. Bunun yanı sıra, sürmekte jeopolitik gerginliğin Körfez ülkelerindeki kamu yatırım programları ve makroekonomik dengeler üzerinde etkilerinin olabileceği değerlendirilmektedir. Kısa vadede enerji fiyatlarındaki artışın bazı Körfez ekonomilerinin gelirlerini destekleyebileceği, ancak çatışmanın uzaması halinde güvenlik harcamalarında artış, yatırım önceliklerinde değişim ve proje karar süreçlerinde yavaşlama yaşanabileceği öngörülmektedir. Özellikle son dönemde yoğun iş üstlenilen Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt pazarlarında; yeni ihale kararlarında temkinli yaklaşım, finansman süreçlerinde gecikmeler ve işveren tarafında riskten kaçınma eğiliminin artabileceği değerlendirilmektedir.

JEOPOLİTİK RİSKLER VE LOJİSTİK MALİYETLER ÖNE ÇIKIYOR: Körfez bölgesinde yoğunlaşan projeler çerçevesinde jeopolitik gelişmeler; tedarik zincirlerinde aksama, sigorta ve taşımacılık maliyetlerinde artış ve proje takvimlerinde gecikme risklerini beraberinde getirmiştir. Bu durumun, sektörün operasyonel süreçleri üzerinde baskı oluşturabileceği değerlendirilmektedir.

BÜYÜMENİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ ÖZEL SEKTÖR YATIRIMLARINA BAĞLI: Mevcut büyümenin kamu yatırımları ağırlıklı yapısı, bütçe disiplini kapsamında kamu harcamalarının sınırlandırılması durumunda sektörün daralma riskiyle karşı karşıya kalabileceğine işaret etmektedir. Sürdürülebilir büyümenin sağlanması, özel sektör yatırımlarının yeniden devreye girmesine bağlı görünmektedir.

Okumaya Devam Et

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye