DASK’tan İstanbul’da Farkındalık Çalışması - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

DASK’tan İstanbul’da Farkındalık Çalışması

Yayınlandı

-

Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK), 23 Nisan 2025’te İstanbul’da yaşanan depremin ardından deprem gerçeğini unutturmamak ve sigorta bilincini artırmak amacıyla Marmaray hatlarında geniş kapsamlı bir farkındalık kampanyası başlattı.

Günlük hayatın yoğun akışı içinde milyonlarca İstanbulluya ulaşan Marmaray istasyonlarında hayata geçirilen kampanya kapsamında, deprem sigortasının önemi çarpıcı mesajlarla vatandaşlara hatırlatılıyor. 23 Nisan’da yaşanan depremin etkilerine dikkat çeken görsellerle, deprem gerçeğinin gündemde tutulması ve bireylerin deprem ile ilgili olası risklere karşı hazırlıklı olmaları hedefleniyor.

 

“Deprem Sigortanızı Yaptırdınız mı?”

Kampanya kapsamında kullanılan mesajlarda vatandaşlara doğrudan bir soru yöneltiliyor: “Deprem sigortanızı yaptırdınız mı?” Bu güçlü ve sade çağrıyla, afet sonrasında finansal güvenceye sahip olmanın önemi vurgulanıyor.

23 Nisan 2025 tarihinde İstanbul’un Silivri ilçesi açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem, Marmara Bölgesi’nde 7 şehirde hissedilmişti. Depremin hemen ardından DASK’a 10 bin 747 adet hasar ihbarı ulaşırken, süreç hızlı ve etkin bir şekilde yönetildi. İhbarların ardından eksper görevlendirmeleri kısa sürede tamamlandı ve ilk tazminat ödemesi 24 saat içinde gerçekleştirildi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, poliçe kapsamına giren hasarlar için hak sahiplerine toplam 169 milyon TL tutarında tazminat ödemesi yapıldı.

 

Hazırlıklı Olmak Hayatı Değiştirir

Yaşanan bu deprem, Marmara Bölgesi’nde olası deprem riskini bir kez daha hatırlatırken, doğal afetlere karşı hazırlıklı olmanın önemini ortaya koydu. Deprem sigortası, yalnızca bir zorunluluk değil; afet sonrasında hayatın yeniden kurulabilmesi için kritik bir güvence niteliği taşıyor.

DASK, afet anlarında hızlı tazminat ödemeleriyle sigortalıların yanında yer alırken, yürüttüğü iletişim çalışmalarıyla deprem bilincini artırmayı ve sigortalılık oranını yükseltmeyi hedefliyor. İstanbul’da Marmaray hatlarında başlatılan bu kampanya ile, depremi unutturmamak ve vatandaşları olası bir Marmara depremine karşı hazırlıklı olmaya davet etmek amaçlanıyor.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Entegre Harç, Epoksi Zemin Çözümleriyle Ürün Gamını Genişletiyor

Yayınlandı

-

 

50 yıllık üretim deneyimine sahip Entegre Harç, yapı sektöründeki değişen ihtiyaçlara yönelik yatırımlarına epoksi zemin çözümlerini ekledi. Şirket, yeni üretim altyapısıyla endüstriyel tesislerden ticari yapılara kadar farklı alanlarda kullanılan epoksi zemin sistemlerine yönelik ürünlerin üretimine başladı.

Yapı sektöründe zeminlerin yalnızca estetik bir unsur olmaktan çıkıp dayanıklılık, hijyen, kolay bakım ve uzun süreli kullanım gibi kriterlerle değerlendirilmeye başlaması, zemin çözümlerine yönelik beklentileri de değiştiriyor. Bu dönüşümde öne çıkan çözümlerden biri olan epoksi zemin sistemleri; fabrikalar, depolar, otoparklar, hastaneler, laboratuvarlar, alışveriş merkezleri ve spor alanları gibi yoğun kullanıma sahip yapılarda tercih ediliyor.

Epoksi Zeminlere Yönelik İhtiyaç Artıyor

Epoksi; dayanıklı, kolay temizlenebilen ve farklı kullanım koşullarına uyarlanabilen yapısı sayesinde özellikle yoğun trafiğin ve mekanik yüklerin bulunduğu zeminlerde kullanılan kaplama çözümleri arasında yer alıyor. Endüstriyel yapılarda üretim süreçlerinin, ticari alanlarda ise kullanım yoğunluğunun artması, zeminlerin daha uzun ömürlü ve işlevsel olmasına yönelik ihtiyacı güçlendiriyor. Entegre Harç da bu değişen ihtiyaca yanıt vermek amacıyla epoksi ürünlerini üretim portföyüne dahil etti. Şirket, böylece mevcut zemin çözümlerinin yanı sıra farklı kullanım alanlarının gerektirdiği epoksi sistemleriyle ürün gamını genişletiyor. 

“Yapı Sektöründeki Dönüşümü Üretim Kabiliyetimize Yansıtıyoruz”

Entegre Harç İşletme ve Fabrikalar Genel Müdürü Seyfettin Baş epoksi ürün grubunun şirketin ürün geliştirme yaklaşımının bir parçası olduğunu belirterek, “Yapı sektörünün ihtiyaçları değiştikçe üreticilerin de bu değişime karşılık verecek çözümler geliştirmesi gerekiyor. Epoksi alanındaki üretimimiz, Entegre Harç’ın uzun yıllara dayanan üretim deneyimini yeni nesil zemin ihtiyaçlarıyla buluşturduğumuz adımlardan biri. Ürün gamımızı genişletirken, farklı yapıların kullanım koşullarına cevap verebilecek çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz” dedi.

“Zemin Çözümlerinde Ürün Çeşitliliği Önem Kazanıyor”

Entegre Harç Satış ve Pazarlama Genel Müdürü Erdal Bozok ise zemin çözümlerindeki dönüşüme dikkat çekerek, “Günümüzde zeminlerden beklenen performans, yapının kullanım amacıyla birlikte şekilleniyor. Sanayi tesisleri, ticari alanlar ve ortak kullanım alanlarında dayanıklılık ve kullanım kolaylığı giderek daha fazla önem taşıyor. Epoksi ürün grubumuzla bu çeşitlenen ihtiyaca yönelik çözüm kapasitemizi artırıyoruz. Amacımız, yapı sektörünün farklı uygulamalarında ihtiyaç duyulan ürün çeşitliliğini güçlendirmek” diye konuştu.

Okumaya Devam Et

GENEL

Vaillant, ısı pompalarının enerji güvenliğindeki  stratejik rolüne dikkat çekiyor

Yayınlandı

-

 

Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) yayımladığı Isı Pompası İzleme Raporu 2026, teknolojinin küresel enerji dengelerindeki kritik rolünü ortaya koyuyor. Vaillant da ısı pompası üretimiyle yenilikçi teknolojiler ve yüksek verimli çözümlere odaklanarak, IEA’nın ortaya koyduğu veriler kapsamında küresel enerji politikalarına katkı sunuyor.  

 

Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) yayımladığı Isı Pompası İzleme Raporu 2026, teknolojinin küresel enerji dengelerindeki kritik rolünü çarpıcı verilerle ortaya koyuyor. Rapora göre ısı pompaları, 2024 yılında dünya genelindeki toplam ısı ihtiyacının yaklaşık yüzde 5’ini, binalardaki alan ısıtma ihtiyacının ise yaklaşık yüzde 12’sini karşıladı. Avrupa, Çin ve Japonya’daki ısı pompası kullanımı sayesinde doğal gaz tüketim 2024 yılında 50 milyar metreküp, 2025 yılında ise 53 milyar metreküp azaldı.

Açıklanan ve planlanan politikaların kararlılıkla hayata geçirilmesi halinde küresel ısı pompası satışlarının 2035 yılında 2025 seviyesinin iki katından fazla bir büyüklüğe ulaşması ve ısı pompalarının küresel alan ısıtma ihtiyacının yaklaşık yüzde 20’sini karşılaması öngörülüyor. Sektördeki istihdamın 2015 yılından bu yana yüzde 50 arttığına dikkat çekilen raporda, eğitimli kurulum ve bakım teknisyeni ihtiyacının pazar hacminin sürdürülebilir gelişimi bakımından kritik bir unsur olduğu vurgulanıyor.

IEA’nın ısı pompasına yönelik verileri dikkate alındığında Vaillant’ın da bu alanda yaptığı yatırımları ve ortaya koyduğu yenilikçi ürünler, markanın küresel enerji dengelerine verdiği önemi ortaya koyuyor. Vaillant, dönüşümün sürdürülebilir bir şekilde ilerlemesi adına teknoloji üretmenin yanı sıra nitelikli teknik iş gücünün desteklenmesine ve tüketici farkındalığının artırılmasına da odaklanıyor. “Isı Pompası TV” içerik serisi ve Vaillant Akademi eğitimleriyle hem tüketicilere rehberlik ediyor hem de yetkili servis ağının teknik uzmanlığını güçlendiriyor.

 

Türkiye’nin enerji dönüşümünde stratejik çözüm

IEA raporunun ortaya koyduğu verileri ve Türkiye iklimlendirme pazarındaki gelişmeleri değerlendiren Vaillant Group Türkiye CEO’su Alper Avdel, ısı pompalarının stratejik önemine dikkat çekiyor: “IEA’nın son raporu, ısı pompalarının artık yalnızca düşük karbonlu bir ısıtma seçeneği olarak değil, ülkelerin enerji güvenliğini güçlendiren stratejik bir teknoloji olarak değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Türkiye gibi enerji ithalatı yüksek, buna karşılık yenilenebilir elektrik üretim potansiyeli güçlü ülkeler açısından bu dönüşüm ayrıca önem taşıyor. Isı pompası pazar hacminin sağlıklı büyümesi için teknoloji kadar doğru projelendirme, nitelikli kurulum, tüketici farkındalığı ve öngörülebilir politikalar da belirleyici olacak. Vaillant olarak ürünlerimiz, teknik uzmanlığımız ve satış sonrası hizmet altyapımızla bu dönüşümün güvenilir çözüm ortaklarından biri olmayı hedefliyoruz.”

 

Bütüncül yaklaşım ve toplam sahip olma maliyeti

Isıtma, soğutma ve sıcak su teminini tek bir sistemde bir araya getiren ısı pompaları, Türkiye’nin farklı iklim bölgelerinde önemli kullanım avantajı sağlıyor. Yeni binaların yanı sıra doğru keşif, hassas kapasite hesabı ve uygun sistem tasarımı yapılması halinde mevcut yapıların dönüşümünde de ısı pompalarından yüksek verim elde edilebiliyor. Teknolojinin yaygınlaşması sürecinde tüketicilerin yalnızca cihaz fiyatına değil; kurulum, kullanım, bakım ve sistem ömrünü kapsayan “toplam sahip olma maliyetine” odaklanması büyük önem taşıyor. Cihaz teşviklerinin yanında elektrik fiyatlandırması, bina enerji performansı standartları, uygun finansman olanakları ve nitelikli uygulamacı ekosisteminin bütüncül bir anlayışla değerlendirilmesi gerekiyor. Vaillant, iklim değişikliği ve artan enerji ihtiyacı karşısında ısı pompası teknolojilerinin binaların karbon salımını azaltmadaki kilit rolüne dikkat çekiyor. Sektörde 150 yılı aşkın köklü tecrübesiyle iklimlendirme dünyasına değer katan Vaillant, propan bazlı R290 soğutucu akışkan teknolojisine sahip aroTHERM plus ısı pompaları ile yüksek verimliliği çevresel sorumlulukla buluşturuyor.  

 

Isı Pompası İzleme Raporu 2026’da öne çıkan noktalar:

  • Isı pompaları 2024 yılında dünya genelindeki toplam ısı ihtiyacının yaklaşık yüzde 5’ini, binalardaki alan ısıtma ihtiyacının ise yaklaşık yüzde 12’sini karşıladı.
  • Avrupa, Çin ve Japonya’daki ısı pompası kullanımı sayesinde doğal gaz kullanımı 2024 yılında yaklaşık 50 milyar metreküp, 2025 yılında ise 53 milyar metreküp azaldı. 
  • Küresel ısı pompası satışlarında 2023 ve 2024 yıllarında görülen yavaşlamanın ardından pazar 2025 yılında istikrar kazandı. Bu eğilim 2026’nın ilk çeyreğinde de devam etti. Avrupa’da ise 2025 yılında çift haneli büyüme kaydedildi ve büyümenin 2026’nın ilk çeyreğinde de sürdüğü belirtildi.
  • Mevcut politikaların korunması halinde dahi küresel ısı pompası satışlarının 2035 yılında 2025 seviyesinin yaklaşık yüzde 80 üzerine çıkması bekleniyor. Açıklanan ve planlanan politikaların hayata geçirilmesi halinde ise satışların iki katın üzerine çıkacağı ve ısı pompalarının küresel alan ısıtma ihtiyacının yaklaşık yüzde 20’sini karşılayacağı öngörülüyor.
  • Isı pompası sektöründeki istihdam 2015 yılından bu yana yaklaşık yüzde 50 arttı. Buna karşılık eğitimli kurulum ve bakım teknisyeni eksikliği, pazarın büyümesinin önündeki temel darboğazlardan biri olmaya devam ediyor.
  • IEA, yüksek ilk yatırım maliyetini, elektrik ve doğal gaz fiyatları arasındaki dengesizliği, tüketici farkındalığının sınırlı olmasını ve sık değişen teşvik politikalarını yaygınlaşmanın önündeki başlıca engeller olarak sıralıyor.

 

Okumaya Devam Et

GENEL

JAPON DEPREM UZMANI YOSHINORI MORIWAKI GEBKİM’DE SANAYİCİLERLE BULUŞTU

Yayınlandı

-

 

 

Türkiye’nin ilk Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi GEBKİM OSB, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıl dönümünde sanayide afet bilincinin güçlendirilmesi amacıyla “Afetlere Karşı Hazırlık ve 17 Ağustos Marmara Depremi Anma Programı” düzenledi. Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki’nin konuşmacı olduğu programda Türkiye’nin deprem riski, Japonya ile Türkiye arasındaki farklılıklar ile deprem öncesinde, anında ve sonrasında alınması gereken önlemler ele alındı.

 

GEBKİM Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27’nci yılında sanayi kuruluşlarının afetlere hazırlık kapasitesini ve çalışanlarda deprem farkındalığını artırmaya yönelik önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı.

GEBKİM OSB Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa GEBKİM katılımcı firmalarının temsilcileri, çevre organize sanayi bölgelerinden katılımcılar ile Dilovası Belediyesi’nin ilgili birimlerinden temsilciler katıldı. Program, 17 Ağustos Marmara Depremi’nde hayatını kaybeden vatandaşlar için yapılan saygı duruşuyla başladı.

Moriwaki, Türkiye ve Japonya’nın Deprem Deneyimlerini Karşılaştırdı

Programın konuşmacısı Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki, Türkiye’nin deprem kuşağındaki konumunu ve deprem haritasını değerlendirerek geçmiş depremler üzerinden önemli bilgiler aktardı. Türkiye ile Japonya’nın afetlere yaklaşımını karşılaştıran Moriwaki; yapı güvenliği, hazırlık kültürü, eğitim ve bireysel farkındalığın önemine dikkat çekti.

Moriwaki, olası bir deprem öncesinde alınabilecek tedbirleri, deprem sırasında uygulanması gereken doğru davranış biçimlerini ve afet sonrasında izlenecek adımları örneklerle anlattı. Sanayi kuruluşlarında çalışanların kişisel hazırlığının yanı sıra kurumların acil durum planlarının, müdahale kapasitesinin ve düzenli tatbikatlarının afet yönetimindeki önemini vurguladı.

Aracı: “Sanayinin Dirençliliği, Ülkenin Toparlanma Gücünü Doğrudan Etkiliyor”

GEBKİM Kimya İhtisas OSB Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, Türkiye’nin geçmişte yaşadığı büyük depremlerin afetlere hazırlık konusunda önemli dersler ortaya koyduğunu belirterek, kentlerin ve sanayi bölgelerinin dirençliliğinin birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekti.

Aracı, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Geçmiş deprem deneyimlerimiz bize gösterdi ki afetlere hazırlık, hayatın ve üretimin bütününü kapsayan uzun soluklu bir sorumluluk. Yaşam alanlarımızı, kentlerimizi ve sanayi bölgelerimizi daha dirençli hale getirecek adımları bugünden atmak zorundayız. Organize Sanayi Bölgeleri, üretim ve istihdamın yanı sıra güçlü organizasyon yapılarıyla afet sonrasında da önemli görevler üstleniyor. Üretimin devamlılığı ve tedarik zincirlerinin korunması açısından iş sürekliliği planlarının hazır olması bu nedenle büyük önem taşıyor.”

“Her Fabrika Bir Kaledir” Anlayışıyla Hazırlık

GEBKİM’in afetlere hazırlık çalışmalarını Mustafa Kemal Atatürk’ün “Her fabrika bir kaledir” sözünün ortaya koyduğu anlayışla sürdürdüğünü belirten Aracı, şöyle devam etti:

“Biz bu sözü GEBKİM’de uzun süredir çalışmalarımıza yön veren bir anlayış olarak görüyoruz. Fabrikalarımızın, çalışanlarımızın ve üretim altyapımızın afetlere karşı hazırlıklı olması, ülkemizin ekonomik gücünün korunması açısından da önemli. GEBKİM olarak eğitimden tatbikata, arama-kurtarma kapasitesinden iş sürekliliğine uzanan çalışmalarımızı bu sorumlulukla sürdürüyoruz.”

GEBKİM OSB’den Afetlere Karşı Somut Hazırlık Adımları

GEBKİM OSB, afetlere hazırlık kapsamında 27 kişilik GEBKİM Arama ve Kurtarma Ekibi kurarken, GEBKİM İtfaiye personeliyle birlikte AFAD eğitimlerini tamamladı. Bölgede olası bir afette kullanılmak üzere arama-kurtarma ekipmanları, acil müdahale ve barınma çadırları ile Kimyasal Arınma Çadırı’nın da yer aldığı tam donanımlı deprem konteynerleri oluşturuldu. Düzenli deprem tatbikatlarıyla çalışanların müdahale kabiliyetinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar da sürdürülüyor.

Afet sonrası üretimin ve kritik faaliyetlerin sürdürülebilmesi için AFAD yürütücülüğünde başlatılan RESMAR Projesi kapsamında GEBKİM’in İş Sürekliliği Planı oluşturuldu. Marmara Bölgesi’ndeki OSB’lerin afetlere karşı kurumsal dayanıklılığını artırmayı hedefleyen proje, GEBKİM’in hazırlık çalışmalarının önemli bir ayağını oluşturuyor. Bunun yanında devreye alınan Acil Durum Müdahale Yazılımı kapsamında yaklaşık 2 bin kişiye eğitim verildi.

17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıl dönümünde gerçekleştirilen programla GEBKİM OSB, sanayide afetlere hazırlık ve iş sürekliliği konusunda sürdürdüğü çalışmaları sektör temsilcileriyle paylaşırken, deprem bilincinin canlı tutulmasına yönelik önemli bir buluşmayı daha gerçekleştirdi.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler