Yeşil Holding’den inşaatta ezber bozan teknoloji RENCO Kompozit Yapı Sistemi - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Yeşil Holding’den inşaatta ezber bozan teknoloji RENCO Kompozit Yapı Sistemi

Yayınlandı

-

Yeşil Holding tarafından 2007 yılında büyük bir Ar-Ge yatırımıyla kurulan RENCO’nun geliştirdiği RENCO Kompozit Yapı Sistemi, inşat sektöründe yepyeni bir dönem başlattı. Bugüne kadar yurtiçinde ve başta ABD olmak üzere yurtdışında pek çok projeye imza atan RENCO, Türkiyede adını TOKİ işbirliğiyle Nurdağı’nda gerçekleştirdiği deprem konutları projesiyle duyurdu. İkinci üretim tesisini ABD’de faaliyete geçirmeye hazırlanan RENCO’nun İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdürü Ali Yeşil, sistemin diğer inşaat tekniklerine göre, yüzde 10 ile yüzde 30 arasında daha az maliyet ve 3 kat daha hızlı yapım süresi avantajı sağladığına dikkat çekti. Yeşil “RENCO ile inşa edilen binaların en önemli özelliği depreme dayanıklı olması” dedi.

RENCO’nun Türkiye’deki tesisinin Genel Müdürü Cihangir Cebeci ise önümüzdeki dönemde Türkiye’de kentsel dönüşüm projelerine odaklanmayı planladıklarını söyledi. Manisa’daki üretim tesisinde yıllık 5 bin konut kapasitesiyle üretim yapabildiklerini belirten Cebeci, gerektiğinde kapasitenin hızlı bir şekilde arttırılabileceğini vurguladı.

Yeşil Holding bünyesinde faaliyet gösteren RENCO, geliştirdiği RENCO Kompozit Yapı Sistemi ile inşaat sektörüne yepyeni bir yön veriyor. Depreme dayanaklılık, sağlamlık, uzun ömür, düşük maliyet gibi avantajlarıyla öne çıkan RENCO Kompozit Yapı Sistemi’nin en dikkat çekici özelliklerinden biri de diğer inşaat teknikleriyle aylara yayılan inşaat süresini haftalara hatta günlere indirmesi.

Konuttan hangara kadar

RENCO Kompozit Yapı Sistemi’yle binalar cam elyafı, pet reçine ve mineral tozu gibi geri dönüşümlü ve doğal malzemelerden üretilen fiber kompozit tuğla ve farklı kompozit yapı elemanları, iç içe geçen, Lego oyuncaklarını hatırlatan bir montaj sistemiyle bir araya getirilmesiyle inşa ediliyor. Bu sistemle villadan apartmana, otelden fabrikaya, depodan hangara, kurşun geçirmez güvenlik yapılarından eğitim ve sağlık binalarına kadar pek çok farklı ihtiyaca yönelik bina yapılabiliyor.

Yurtiçinde ve ABD başta olmak üzere yurtdışında pek çok ülkede onlarca projede kullanılan RENCO Kompozit Yapı Sistemi, Türkiye’de adını Toplu Konut İdaresi (TOKİ) işbirliğiyle Gaziantep Nurdağı’nda gerçekleştirdiği deprem konutları projesiyle duyurdu. Anaokulu, Köy evi ve Apartman projeleri, Yeşil Yatırım Holding’in iştiraki olan Yeşil Dönüşüm İnşaat A.Ş. tarafından RENCO Kompozit Yapı Sistemi ile 10-12 hafta gibi rekor sürelerde tamamlandı.

Patenti tüm dünyada alındı

RENCO’nun İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdürü Ali Yeşil, Yeşil Holding tarafından 2007 yılında büyük bir Ar-Ge yatırımıyla kurulan RENCO’nun bugün benzersiz bir yapı sisteminin patentini tüm dünyada almış bir teknoloji şirketi olarak yoluna devam ettiğini söyledi. RENCO Kompozit Yapı Sistemi’nin 8 yıl içinde 440 farklı ANSI standardında test ve izin süreçlerinden geçerek 2019 yılında ABD’de 4’üncü yapı sistemi olarak onay aldığını kaydeden Yeşil, “2023 yılı itibariyle ABD’de 10’uncu patentimizi almaya hak kazandık. Bugüne kadar yurtiçinde ve ABD, Rusya ile Orta Doğu, Afrika, Asya ülkelerinde kamu ve özel sektör kuruluşları için müstakil ve sosyal konut projeleri ile ticaret, eğitim, sağlık projeleri hayata geçirdik” dedi.

3 kat hızlı yapım süresi

RENCO Kompozit Yapı Sistemi’nin, yaygın olarak kullanılan yapı sistemlerine göre, pek çok avantaj sunduğuna dikkat çeken Ali Yeşil “Bunların en önemlileri deprem ve kasırga gibi afetlere dayanıklı, sağlam, uzun ömürlü, ekolojik olması ve sunduğu zaman, maliyet tasarrufu” dedi. Sistemi oluşturan ürünlerin doğal ve geri dönüştürülmüş malzemelerle üretildiğini vurgulayan Yeşil şunları söyledi:

Daha az insan ve makine gücü

“Bu yönüyle çevreci bir sistem olan RENCO, diğer yapım tekniklerine göre, binaların 3 kat daha hızlı teslim edilmesine ve daha çabuk kullanılmaya başlanmasına olanak sağlıyor. Ayrıca benzersiz montaj tekniği sayesinde daha az insan ve makine gücü gerektiriyor. Bu da yüzde 10 ile 30 arazında bir oranda daha az maliyet anlamına geliyor. Depreme dayanıklı ve sağlam olmasının sebebi ise malzemenin özelliği ve montaj tekniğinden kaynaklanıyor. Bu sistemde tüm bileşenler yapıda taşıyıcı olarak aynı performans özelliğini gösteriyor ve böylece sarsıntının etkisinin eşit olarak zemine dağılmasını sağlıyor. Betonarme binalara göre 6 kat daha hafif. Sadece inşaat sürecinde değil, 100 yıldan fazla kullanım ömrü süresinde de pek çok avantaj sunan RENCO Kompozit Yapı Sistemi ile yapılan binalar bakım gerektirmiyor. Doğal su bariyerlerine sahip olan bu ürün, küflenme ve paslanmaya karşı son derece dayanıklı olduğu gibi haşereler için besin kaynağı oluşturacak selüloz gibi maddeler içermiyor. Sistem ayrıca 1 ve 2 saatlik yüklü yangına dayanıklılık testlerinden başarıyla geçiyor.”

Başarısını ödüllerle kanıtladı

Yeşil Holding için stratejik öneme sahip bir ürün olan RENCO Kompozit Yapı Sistemi’nin global inşaat standartlarını yükseltmeyi hedeflediğini ve Yeşil Holding’in sürdürülebilir, yenilikçi yapı çözümleriyle dünya genelinde tanınmasını sağladığını anlatan Yeşil, “Sistem aldığı uluslararası ödüllerle de yenilikçilik alanındaki lider konumumuzu pekiştiriyor. RENCO’nun 2024 JEC İnovasyon Ödülleri’nde kazandığı ‘Yılın En İyi Kompozit Tasarımı Ödülü’ ekibimizin yaratıcılığını, adanmışlığını ve mükemmelliği arayışını bir kez daha vurguladı. Ayrıca, RENCO MCFR projesi İsviçre’deki BLT Built Design Awards ödül programında ‘Yılın İnşaat Ürünü Tasarımı’ ödülüne layık görüldü. Uluslararası Bina Kodu altında IAPMO-UES tarafından üstün niteliklerini, malzeme kalitesini, yapısal bütünlüğünü, yangına ve çevresel koşullara dayanıklılığını kanıtladı” şeklinde konuştu.

ABD’de fabrika açmaya hazırlanıyor

RENCO Kompozit Yapı Sistemi ürünlerinin RENCO‘nun Manisa’daki tesislerinde üretildiğini belirten Ali Yeşil, markanın ikinci tesis yatırımını ise ABD’de yaptığını açıkladı. Yeni tesisin yıllık 10 bin konut kapasitesine sahip olacağını anlatan Ali Yeşil şöyle devam etti:

“ABD’de hayata geçirdiğimiz projelerde üretim ve nakliye maliyetimizi düşürmek için Palm Beach’de, Florida eyaletinde bir fabrika kuruyoruz. Son teknoloji ve tamamen robotik prosese sahip olacak şekilde planladığımız yeni tesisimizi temmuz ayında faaliyete geçirmeyi planlıyoruz. Manisa’daki fabrikamızdan daha fazla kapasiteye sahip olacak bu tesisimizin de devreye girmesiyle sistemin ABD’deki kullanımının artmasını bekliyoruz. Bugüne kadar aldığımız geri bildirimlere göre tahminimiz, 10 yıl içinde ABD konut inşaatı pazarında yüzde 8’lik bir pazar payına sahip olacağımız yönünde.”

Kentsel dönüşüm projelerine odaklanacak

RENCO’nun Türkiye’deki tesisinin Genel Müdürü Cihangir Cebeci iseRENCO’nun Türkiye’de yıllık 5 bin konut için yeterli üretim kapasitesine sahip olduğunu kaydetti. RENCO Kompozit Yapı Sistemi ile Türkiye’de özellikle deprem riski bulunan illerde yaşayanlar için güvenli yaşam alanları sunmayı hedeflediklerini ifade eden Cebeci “Ayrıca ülke olarak artık hızlandırmak zorunda olduğumuz kentsel dönüşüm ve rezerv konut projeleri için çok uygun bir yapı sisteminden bahsediyoruz. Bu yüzden kentsel dönüşüm projeleri öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Ayrıca eğitim yapıları ve ticari yapı projeleri gerçekleştirmek istiyoruz” diye konuştu. Sistemin Türkiye’de henüz çok fazla tanınmadığını dile getiren Cebeci, “Bu yüzden şimdilik düşük olan mevcut kullanım oranını artırmak için örnek yapı projeleri uygulayarak vatandaşlarımızın sistemi birebir deneyimlemelerini sağlıyoruz. TOKİ ile birlikte başlattığımız ortak projeler sayesinde sistemin çok hızlı bir şekilde benimseneceğini düşünüyoruz. Keza Nurdağı’nda TOKİ ile gerçekleştirdiğimiz proje yetkililer tarafından çok beğenildi, medyada da büyük ilgi gördü. Bu işbirliğimizin devamı için T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile birlikte çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

fischer, Kimyasal Dübel FIS RC II ile Filiz Ekimi Uygulamalarında Uzun Ömürlü Güvenlik Sunuyor

Yayınlandı

-

fischer FIS RC II, yeni bina ve güçlendirme projelerinde filiz ekimi uygulamaları için yüksek güvenlik, kontrollü uygulama ve uzun hizmet ömrünü bir arada sunan bir kimyasal dübel çözümü olarak öne çıkıyor.

Yeni bina ve güçlendirme projelerinde filiz ekimi; taşıyıcı sistem sürekliliğinin sağlanması ve mevcut betonarme elemanlara yeni donatıların güvenle bağlanması açısından kritik bir uygulama olarak değerlendiriliyor. Bu bağlantının doğru tasarlanması ve sahada kontrollü şekilde uygulanması, yapının hem taşıma kapasitesi hem de uzun vadeli performansı üzerinde belirleyici rol üstleniyor.

FIS RC II: Filiz Ekimi İçin Geliştirilmiş Kimyasal Dübel Çözümü

Bu çerçevede fischer, filiz ekimi uygulamalarına yönelik geliştirdiği çözümlerle bağlantı detaylarının mühendislik hesaplarıyla uyumlu ve öngörülebilir şekilde tasarlanmasını destekliyor. Bu yaklaşımın sahadaki karşılığı ise fischer FIS RC II oluyor.

Filiz ekimi uygulamalarında güvenli, kontrollü ve uzun ömürlü performans sunmak üzere geliştirilen FIS RC II; çatlaklı ve çatlaksız betonda filiz ekimi uygulamaları için Avrupa Teknik Değerlendirmesi (ETA) kapsamında tanımlı bir sistemdir. Bu kapsam, ürünün farklı beton koşullarında kullanılmasına ilişkin performans sınırlarının teknik olarak belgelendiğini ortaya koyar.

Sistem, donatı ile beton arasında güvenli aderans sağlayarak yüklerin kontrollü şekilde aktarılmasına imkân tanır. Bu sayede, özellikle taşıyıcı sistem sürekliliğinin yeniden kurulduğu detaylarda bağlantı davranışının tasarım öngörüleriyle örtüşmesine katkı sağlar.

Sismik Onay, Geniş Donatı Aralığı ve Uzun Hizmet Ömrü

FIS RC II’nin sismik onaylı filiz ekimi performansı, özellikle deprem etkilerinin dikkate alındığı projelerde önemli bir güvenlik katmanı oluşturuyor. 8–40 mm arası donatı çaplarına uyumlu yapısı, farklı proje ölçeklerinde ve detay çözümlerinde esneklik sağlıyor. Tozsuz delme uygulamalarıyla uyumluluğu ise sahada hem iş güvenliğini hem de uygulama kalitesini destekliyor.

Hızlı kürlenme özelliği sayesinde bekleme sürelerini azaltan sistem, şantiye programlarının daha verimli yönetilmesine katkı sunuyor. 100 yıl hizmet ömrü hedefiyle geliştirilen FIS RC II, filiz ekimi uygulamalarında yalnızca kısa vadeli taşıma performansını değil; yapıların uzun yıllar boyunca güvenle kullanılmasını da odağına alıyor.

fischer Yenileme ve Güçlendirme Çözümleri

fischer, yenileme ve güçlendirme alanında mevcut yapı stokunun performansını artırmayı hedefleyen uygulamalara sabitleme çözümleri sunuyor. FIS RC II ile filiz ekimi uygulamalarında sağlanan hız ve güvenlik katkısı, yapıların güçlendirilerek depreme dayanıklı hale getirilmesine yönelik bu yaklaşımın önemli bir parçası olarak öne çıkıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

TKE’den Akıllı Teknolojiler

Yayınlandı

-

Deprem Sonrasında Asansörleri Bulut Tabanlı Teknolojiyle Uzaktan Analiz Ediyor

Asansör, yürüyen merdiven ve kentsel mobilite alanında dünyanın öncü şirketlerinden TK Elevator (TKE), asansörlerin depremdeki rolünü yeniden tanımlıyor. TKE’nin ileri teknoloji çözümleri, depremde asansörü güvenli bir tahliye aracına dönüştürüyor.

Türkiye nüfusunun %70’inin deprem riski taşıyan şehirlerde yaşaması, binalardaki güvenlik standartlarını temel bir öncelik haline getiriyor. 1-7 Mart Deprem Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan TK Elevator (TKE) Türkiye CEO’su Artuğ Özeren, TKE’nin deprem sonrasında binalardan insan tahliyesini kolaylaştıran akıllı teknolojilerini paylaştı.

Akıllı Bina Mobilite Çözümlerine Olan İhtiyaç Artıyor 

Türkiye’nin depremselliğine değinen Artuğ Özeren şu değerlendirmede bulundu: “Topraklarımızın %92’si deprem kuşağında yer alırken, nüfusumuzun %70’i bu riskle her an karşı karşıya olan bölgelerde yaşıyor. Ülkemizde şehirleşme hızı çok yüksek. TÜİK verilerinin ortaya koyduğu üzere nüfusun %93’ü şehirlerde yaşıyor. Şehir merkezlerindeki alan kısıtı ve artan maliyetler, dikey yapılaşmayı hızlandırırken, akıllı bina mobilite çözümlerine olan ihtiyacı artırıyor. Asansör, yürüyen merdiven ve kentsel mobilite çözümleri alanında faaliyet gösteren bir teknoloji şirketi olarak, deprem riskinin ve şehirleşme hızının yüksek olduğu ülkemizde kentsel hareketliliği güçlendiren, insanların güvenli erişimini ve yaşam kalitesini artıran yenilikçi teknolojiler geliştiriyoruz.”

Depremde Saniyeler İçinde Tahliye

TKE’nin sismik sensör teknolojisi, depremin ilk dalgalarını algılayarak asansörü anında en güvenli kata yönlendiriyor. Sistem, yolcuların saniyeler içinde tahliyesini sağlarken, önleyici mekanik korumalar sayesinde asansörün yapısal bütünlüğünü muhafaza ediyor. Bu teknoloji, afet sonrası oluşabilecek yüksek maliyetli onarımların ve uzun süreli devre dışı kalma durumlarının önüne geçiyor.

Deprem Sonrası Dijital Check-Up

Deprem sonrası binaların hızla işlevsellik kazanması, özellikle hastaneler, oteller, iş merkezleri ve yüksek katlı konutlar için hayati önem taşıyor. TKE’nin bulut tabanlı Iot platformu MAX, sismik bir olay sonrası teknik bir ekibin binaya ulaşmasına gerek kalmaksızın asansörün durumunu uzaktan analiz edebiliyor. Yapay zeka destekli bu dijital denetim, sistemin güvenli olup olmadığını tespit ederek, kontrollü ve hızlı bir şekilde yeniden devreye alınmasına olanak sağlıyor.

EOX ile Akıllı Kentsel Dönüşüm

Kentsel dönüşümle yenilenen projelerde EOX platformu ile yapım hızı ve enerji verimliliğinin yanı sıra deprem güvenliğini de artırdıklarını belirten Özeren, sözlerini şöyle tamamladı:

“Deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülkede asansörler yapı güvenliğinin merkezinde yer alan kritik bir bileşendir. Özellikle kentsel dönüşüm süreçlerinde yapım hızını artıran ve ileri teknolojiyi enerji verimliliğiyle buluşturan EOX gibi çözümlerimizle, binaları afet anında hızlı tepki veren akıllı sistemlerle donatıyoruz. Temel hedefimiz, Türkiye’nin yenilenen ve modernizasyonla güçlendirilen yapılarında, sismik güvenliği dijitalleşme ile birleştirerek bir güvenlik standardı haline getirmek.”

Okumaya Devam Et

GENEL

TERA PORTFÖY YÖNETİM A.Ş. BİRİNCİ PROJE GYF İLE GAYRİMENKUL PROJE GELİRİNE ORTAK OLMA İMKANI

Yayınlandı

-

Tera’dan 100 bin liraya konuta yatırım fırsatı

Türkiye’nin önde gelen portföy yönetim şirketi Tera Porföy, menkul kıymet fonlarındaki performansını ve tecrübesini gayrimenkul sektörüne taşıyor. Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu (TN1), nitelikli yatırımcılara minimum 100 bin liralık katılım payı ile gayrimenkul proje gelirine ortak olma fırsatı sunuyor.

Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen “Grubumuzun ilk proje gayrimenkul yatırım fonu TN1, yatırımcıların gayrimenkul sektöründeki yatırımlara erişimini kolaylaştıracak. TN1’in ilk projesi Sancak Dora olacak. Fon, bünyesinde yeni projeleri de hayata geçirerek sürekliliği olan bir fon olacak” dedi.

Türkiye’nin finans alanında yenilikçi ve öncü gruplarından Tera, gayrimenkul yatırımlarında erişimi kolaylaştıran yeni modeli hayata geçiriyor. Tera Grubu şirketlerinden Tera Portföy, ilk proje gayrimenkul yatırım fonu olan Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu’nu (TN1) minimum 100 bin lira katılım bedeliyle nitelikli yatırımcılara sundu. TN1, kurumsal ve bireysel tüm nitelikli yatırımcılara hitap ediyor. Diğer Proje GYF’lere göre katılım tutarının düşük tutulduğu fon, yeni bir bakış açısıyla alım tarafında daha esnek, daha fazla yatırımcıya hitap eden, tek bir projeye değil başka projelere de yatırım yapan bir yapıda olacak.

Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje GYF’nin ilk projesi, İstanbul’un yükselen değeri Sancaktepe’deki Sancak Dora Projesi olacak. Sancak Dora Projesi, Tera güvencesinde, yaklaşık 7 bin metrekare arsa üzerinde 218 bağımsız bölümden oluşan bir projedir. 

Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, “Tera Grubu olarak yeni yatırım araçları geliştirerek bireysel yatırımcılara sunmayı hedefliyoruz. Bu hedefimiz doğrultusunda ilk proje GYF’mizi hayata geçiriyoruz. Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje GYF’nin diğer GYF’lerden birçok farkı olacak. Özellikle biz yeni projeleri TN1’e dahil ederek sürekliliği olan bir fon oluşturacağız” dedi.

TN1’İ ÖNE ÇIKARAN ÖZELLİKLERİ 

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Temmuz 2024 tarihinde yayımladığı tebliğ ile proje gayrimenkul yatırım fonları kurulmasının önünü açarak, konut üretimini artıracak yeni stratejik hamle yaptı. Yeni düzenleme ile fonların doğrudan proje geliştirme faaliyetlerine yatırım yapılabilmesi sağlanırken, bugüne kadar 42 adet proje gayrimenkul yatırım fonu nitelikli yatırımcılara sunuldu.

Toplam 250 milyar TL’yi aşan portföy büyüklüğüyle mevduat banka grupları dışındaki portföy yönetim şirketleri içinde ilk sırada yer alıyoruz. Tera Porföy’ün ilk proje gayrimenkul yatırım fonunu kategorideki diğer fonlardan ayıran birçok özellik bulunuyor. Emre Tezmen, TN1 fonuyla ilgili şunları söyledi: “Diğer GYF’ler genelde belirli dönemlerde alım satıma açık. Bizim fon TN1, her gün alıma açık olacak. Diğer GYF’ler genelde yüksek katılım tutarı ve sınırlı yatırımcıya sahip. Biz katılım tutarını düşük tuttuk. 100 bin lirası olan nitelikli yatırımcı doğrudan fon alabilecek. Dolayısıyla yatırımcı sayısı fazla olacak.” 

TÜM SÜRECE ORTAK OLUNUYOR

“Tera olarak, yatırım fonlarımızdaki performansımızı ve tecrübemizi gayrimenkul tarafına taşıyarak yatırımcılarımıza yeni bir yatırım alternatifi sunuyoruz” diyen Emre Tezmen süreci şöyle anlattı: “Tera olarak, süreci başından sonuna kadar profesyonel şekilde yönetiyoruz. Yani projenin sahibi fon. Yatırımcı operasyonel hiçbir yük almadan, bir gayrimenkul projesinin hem yatırımcısı hem ortağı oluyor. Yatırımcı arsa alımından projenin satışına kadar olan tüm sürecin kazancına ortak oluyor. Hem proje geliştirme kârı hem de konut satışı geliri elde ediyor.”

Sancak Dora projesinin toplam büyüklüğünün yaklaşık 3 milyar lira olacağını belirten Tezmen, gerekli resmi izinlerle birlikte inşaata başlamayı ve 18 ay gibi kısa sürede projeyi tamamlamayı hedeflediklerini söyledi. Tezmen “Bu fonumuza sürekli yeni projeleri ekleyeceğiz. Şu anda Türkiye genelinde görüştüğümüz şirketler ve arsa sahipleri var. Projelerini, arsalarını Tera ile geliştirmek istiyorlar” dedi. 

ALIM-SATIM NASIL OLACAK?

Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu’nda minimum katılım tutarında alt limit düşük tutuldu. 100 bin TL’si olan nitelikli yatırımcılar alım talimatı verdiğinde işlem ertesi gün gerçekleşecek. Fon’dan 2 yıl öncesinde çıkan yatırımcılardan yasal düzenlemeler dahilinde yüzde 17,5 stopaj vergisi alınırken erken çıkış komisyonu da yüzde 20 olarak belirlendi. Fon 2 yıl elde tutulduğunda ise stopaj sıfırlanıyor.

FONA SÜREKLİ YATIRIMCI ALIMI YAPILACAK

Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu’nun (TN1) değerleme süreciyle ilgili bilgi veren Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Ethem Umut Beytorun, fonda uzun süre kalanların avantajlı olacağını söyledi. Beytorun, şunları ekledi: “TN1, diğer fonlarda olduğu gibi satışa kapanmayacak, sürekli giriş imkânı olacak. Fonda katılım pay tutarı 100 bin lira olacak. Her ay proje ilerleme raporu hazırlanarak, fonun pay fiyatı güncellenecek. Üçüncü yıldan itibaren de katılımcılara ayrıca kar payı dağıtılacak. Mevzuat gereği fonda iki yıldan uzun süre kalanlar için stopaj sıfıra düşüyor. Erken çıkanlar için de komisyon söz konusu. Uzun vadeli düşünen yatırımcılar kazançlı çıkacak.”

‘KAZANAN YATIRIMCI OLACAK’

TN1’in yatırımcılarından FCR GYO’nun Yönetim Kurulu Başkanı Fecri Koça “Türkiye’de bugüne kadar gayrimenkul tarafında kazanan taraf genellikle arsa sahibi ve müteahhit oluyordu. Ancak Sayın Emre Tezmen’in fikri ile kurulan bu fon, bu anlayışa farklı bir bakış açısı getiriyor. Arsa sahibi ve müteahhidin kazandığı bu yapıya bir anlamda yeni bir çağrı yapılıyor ve bundan sonraki süreçte bu kazanç artık yatırımcıya da açılıyor” dedi.

Peker GYO Genel Müdürü Ramazan Işık da şunları söyledi: “Sancak Dora, Peker GYO olarak içinde yer aldığımız ve kesinlikle inandığımız bir proje. İstanbul’un hızla gelişen bölgelerinden olan Sancaktepe’deki bu lokasyonu çok öncesinden doğru değerlendirdik. Projenin potansiyelini gördük. Emre Bey’in ortaya koyduğu ve sektörde öncü olan fon modelini ise ayrıca değerli buluyorum. Biz bu modelin içinde hem proje ortağı hem de inanan taraf olarak yer alıyoruz. Gayrimenkul Türkiye’de her zaman kazandıran bir yatırım aracı oldu. Bu yapının onu çok daha geniş bir kitleye açacağına inanıyoruz.”

PROJE GYF’LER KONUT ARZINA KATKI SAĞLIYOR

Gayrimenkul yatırım fonları (GYF) yatırımcılar için düşük miktarlarla gayrimenkul yatırımı yapma imkânı sağlıyor. 2014’te SPK’nın özel tebliğiyle temeli atılan GYF’ler ile yatırımcılar, konut, otel, veya ticari mülkler gibi gayrimenkullere yatırım yapabiliyor. Bu fonlarla gayrimenkul yatırımı yapıldığında yatırımcının tapuyla, vergi dairesiyle veya sigorta işlemleriyle uğraşması gerekmiyor.

Geleneksel gayrimenkul yatırım fonlarının portföylerinde sadece bitmiş gayrimenkuller bulunurken, proje GYF’ler ise henüz geliştirilmemiş veya geliştirme aşamasındaki projelere yatırım yaparak ülkedeki konut açığının kapatılmasına katkı sağlıyor. SPK mevzuatı gereği fon, topladığı kaynağın yüzde 80’ini takvim yılı sonuna kadar gayrimenkule yatırmak zorunda. Mevcut mevzuat ve düzenleyici sistemler çerçevesinde Proje GYF’ler güvenli yatırım yapıları konumuna gelirken gayrimenkul projelerinin finansmanında etkin “can suyu” özelliği taşıyor.

Okumaya Devam Et

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye