TÜRKİYE’DE YAPILARIN YÜZDE 75’İNDE ISI YALITIMI YOK! - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

TÜRKİYE’DE YAPILARIN YÜZDE 75’İNDE ISI YALITIMI YOK!

Yayınlandı

-

Her yıl 12-15 milyar doları boşa yakıyoruz

Küresel enerjide önemli bir değişim sürecinden geçilirken enerji verimliliği bu süreçte üzerinde en çok konuşulan başlıklar arasında yer alıyor. Enerjide yüksek oranda dışa bağımlı bir görünüme sahip olan ülkemizde, enerjinin yüzde 32,7’si binalarda tüketilirken bunun da yüzde 80’inini kışın ısınma, yazın ise soğutma için kullanıyoruz. Oysa tüm binalara ısı yalıtımı yaparak ısınma ve soğutma amaçlı enerji tüketimini yarı yarıya azaltmak mümkün. İZODER Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Eruslu, Enerji Verimliliği Haftası dolayısıyla yayınladığı mesajda, “Ülke genelini kapsayacak bilim temelli kentsel dönüşüm seferberliği ile yüzde 75’i yalıtımsız olan bina stokumuzu yalıtımlı binalara dönüştürerek her yıl yaklaşık 12-15 milyar dolar tasarruf edebiliriz” dedi.

Dünya standartlarındaki üretim altyapısı ve yüksek kapasitesi, kalite standartları, dinamik girişimcileri ve yenilikçi ürünleri ile yalıtım sektörünün 2053 net sıfır hedeflerine ülkemizi ulaştırmak için hazır olduğunu belirten İZODER Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Eruslu,şunları söyledi; “Türkiye, geçtiğimiz aylarda Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de gerçekleşen COP29 Zirvesi kapsamında 2053 net sıfır hedefine yönelik Uzun Vadeli İklim Stratejisi Belgesini açıkladı ve Birleşmiş Milletler’e iletti. Türkiye’nin 2053 yılında net sıfır hedefleri doğrultusunda açıklanan yol haritasında ‘Binalar’ önemli başlıklardan birini oluşturuyor. Ülkemizin 2053 net sıfır hedeflerine ulaşmasında yalıtım sektörü çok önemli bir rol üstlenecektir. Enerjide yüksek oranda ithalata bağımlı olan Türkiye’nin enerji maliyeti yüksek binalardan uzaklaşarak enerjiyi en verimli şekilde kullanan binalara geçişi zaman kaybetmeden başarması gerekiyor. Ülkemizde kullanılan toplam enerjinin yüzde 32,7’si binalarda tüketilirken bunun da yüzde 80’inini kışın ısınma, yazın ise soğutma için kullanıyoruz. 2024 yılı enerji ithalatı faturamızın yaklaşık 70 milyar dolar olarak açıklanacağını tahmin ediyoruz. Oysa tüm binalarımız yalıtımlı olsaydı enerji faturalarımız yarı yarıya düşerdi.”

Mevcut bina stoku ivedilikle yalıtımla iyileştirilmeli

Türkiye’de enerji verimliliği ile ilgili olarak mevcut bina stokunun iyileştirilmesinin kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan İZODER Başkanı Emrullah Eruslu, “Kentsel dönüşüm bu noktada bir fırsat olarak önümüzde duruyor. Unutmamak gerekir ki; tüm binaların çatı, duvar, döşemelerinde yapılacak ısı yalıtımı ve pencerelerde kaplamalı yalıtım camı üniteleri kullanarak ülkemizin toplam enerji faturası yaklaşık yüzde 15 azaltılabilir. Türkiye’de tüm binaların enerji verimli hale getirilmesiyle (En az C sınıfı binalar) enerji fiyatlarına bağlı olarak her yıl 12-15 milyar dolar tasarruf elde edilebilir. Enerji verimliliği ve yalıtımlı bina sayısının artması noktasında kamunun öncü rol oynaması büyük önem taşıyor. 2023 yılının sonlarında Cumhurbaşkanlığı kararıyla bazı kamu binaları için belirlenen enerji tasarruf hedefinin 2030 yılına kadar yüzde 15’ten yüzde 30’a çıkarılması buna iyi bir örnek. Kamunun öncü rolünü üstlendiği bu tarz uygulamaların yaygınlaşması, yalıtımlı bina sayısının artmasına da ön ayak olacaktır” dedi.

Enerji karnemizin iyileşmesi için enerji limitlerimizin düşürülmesi şart!

Yalıtımsızlık nedeniyle binalarda ısıtma ve soğutma için gereğinden fazla enerji harcanmasının büyük bir israfa sebep olduğuna dikkat çeken Emrullah Eruslu, açıklamalarını şu sözlerle sürdürdü:“Gelişmiş ülkelerde binalarda enerji verimliliğine yönelik birçok adım atılarak enerji limitleri düşürülürken, ülkemizde halen 2008 yılında tanımlanmış enerji limitleri kullanılıyor. AB’de 2019 yılından bu yana yeni kamu binalarının tümü neredeyse sıfır enerjili olarak üretiliyor. 2020 yılının başından itibaren ise tüm yeni binalar neredeyse sıfır enerjili olarak yapılıyor. Birçok gelişmiş ülkede binalar ısıtma ve soğutmaya yönelik birim metrekaredeki yıllık enerji tüketimi 30-50 kW olacak şekilde yalıtımlı olarak tasarlanıyor ve inşa ediliyor. Ülkemizde ise halen bina enerji tüketimi 120-150 kW (birim metrekare/yıl) seviyesinde. Enerji israfımız halen gelişmiş ülkeler ile mukayese edildiğinde 3 ila 5 kat daha fazla. Yakında yürürlüğe girmesini beklediğimiz Binalarda Isı Yalıtımı Kuralları Standardı TS 825 revizyonu 2025 yılında ülkemiz için en önemli gelişmelerden biri olacak. . TS 825 standardının revizyonu ile binalarda enerji tüketiminin 70-90 kW (birim metrekare/yıl) seviyesine inmesini umuyoruz.  Binalarda enerji verimliliği sağlanmasına yönelik gerekli adımların atılmasını sağlayan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile  Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığına teşekkür ediyoruz.”

Neredeyse Sıfır Enerji Binalara geçiş enerji tasarrufunda önemli rol oynayacak

İZODER’in hayata geçirdiği, ısı yalıtımının enerji verimliliği ve çevrenin korunmasındaki rolüne dikkat çeken “Tek Yol U Dönüşü” Kampanyasının ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 19 Şubat 2022 tarihinde Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle Neredeyse Sıfır Enerji Bina (nSEB) konsepti ile ilgili tanımlamaların mevzuatlara eklendiğini belirten İZODER Başkanı Emrullah Eruslu,“Ülkemizde 1 Ocak 2023 tarihinden itibaren nSEB binalara geçiş başladı. Asgari enerji performansı ‘B’ olan nSEB binalar, diğer binalara göre cephelerde en az 1-2 cm daha kalın yalıtıma ve en az bir yüzeyinde kaplamalı çift cam veya üçlü yalıtım camı üniteleri ile ısı yalıtım değerleri iyileştirilmiş pencerelere sahip olduklarından yakıt faturalarında kullanıcılarına yüksek oranda tasarruf sağlıyor. Sürdürülebilir ve güvenli yapılaşmada nSEB binalar kilit bir rol üstleniyor. 1 Ocak 2025 itibariyle 2 bin metrekareden büyük binalar için zorunlu olsa da biz Türkiye’nin “2053 net sıfır emisyon” hedefi doğrultusunda tüm yeni yapılan binaların nSEB konseptinde yapılmasını tavsiye ediyoruz” şeklinde konuştu.

Yalıtım, çevre dostu binalar için de gerekli…

Yapılan her ısı yalıtımı ile enerji tüketimini azaltmanın çevreye de büyük katkıları olacağını söyleyen Emrullah Eruslu, “Yapılacak 5 yıllık bir planla yılda 300 bin hanenin yalıtımlı hale getirilmesi durumunda; sera gazı azaltımı 13,5 milyon ton karbondioksit (CO2) civarlarında hesaplanıyor. Bu tasarruf; 124 bin adet ağaçtan oluşan 50 bin dönüm orman alanının 5 yıl boyunca yuttuğu CO2 miktarına eş değer. Türkiye genelinde başlayacak bir ısı yalıtımı hareketinin bir diğer faydası da yerli sanayiye katacağı hareketlilik olacak. Zira bu işlemler için kullanılacak tüm yalıtım malzemeleri, yalıtım camı üniteleri, yapıştırıcı, sıva, alçı levha gibi yardımcı malzemelerin tamamı Türkiye’de üretiliyor. Enerji Verimliği Haftası dolayısıyla ömürlük bir yatırım olan ısı yalıtımının öneminin altını bir kez daha çizmek gerekiyor. Aile bütçesi, ülke ekonomisi, çevrenin korunması ve dünyamızın geleceği adına yapılacak en güzel yatırım yalıtımdır” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

TERA PORTFÖY YÖNETİM A.Ş. BİRİNCİ PROJE GYF İLE GAYRİMENKUL PROJE GELİRİNE ORTAK OLMA İMKANI

Yayınlandı

-

Tera’dan 100 bin liraya konuta yatırım fırsatı

Türkiye’nin önde gelen portföy yönetim şirketi Tera Porföy, menkul kıymet fonlarındaki performansını ve tecrübesini gayrimenkul sektörüne taşıyor. Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu (TN1), nitelikli yatırımcılara minimum 100 bin liralık katılım payı ile gayrimenkul proje gelirine ortak olma fırsatı sunuyor.

Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen “Grubumuzun ilk proje gayrimenkul yatırım fonu TN1, yatırımcıların gayrimenkul sektöründeki yatırımlara erişimini kolaylaştıracak. TN1’in ilk projesi Sancak Dora olacak. Fon, bünyesinde yeni projeleri de hayata geçirerek sürekliliği olan bir fon olacak” dedi.

Türkiye’nin finans alanında yenilikçi ve öncü gruplarından Tera, gayrimenkul yatırımlarında erişimi kolaylaştıran yeni modeli hayata geçiriyor. Tera Grubu şirketlerinden Tera Portföy, ilk proje gayrimenkul yatırım fonu olan Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu’nu (TN1) minimum 100 bin lira katılım bedeliyle nitelikli yatırımcılara sundu. TN1, kurumsal ve bireysel tüm nitelikli yatırımcılara hitap ediyor. Diğer Proje GYF’lere göre katılım tutarının düşük tutulduğu fon, yeni bir bakış açısıyla alım tarafında daha esnek, daha fazla yatırımcıya hitap eden, tek bir projeye değil başka projelere de yatırım yapan bir yapıda olacak.

Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje GYF’nin ilk projesi, İstanbul’un yükselen değeri Sancaktepe’deki Sancak Dora Projesi olacak. Sancak Dora Projesi, Tera güvencesinde, yaklaşık 7 bin metrekare arsa üzerinde 218 bağımsız bölümden oluşan bir projedir. 

Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, “Tera Grubu olarak yeni yatırım araçları geliştirerek bireysel yatırımcılara sunmayı hedefliyoruz. Bu hedefimiz doğrultusunda ilk proje GYF’mizi hayata geçiriyoruz. Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje GYF’nin diğer GYF’lerden birçok farkı olacak. Özellikle biz yeni projeleri TN1’e dahil ederek sürekliliği olan bir fon oluşturacağız” dedi.

TN1’İ ÖNE ÇIKARAN ÖZELLİKLERİ 

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Temmuz 2024 tarihinde yayımladığı tebliğ ile proje gayrimenkul yatırım fonları kurulmasının önünü açarak, konut üretimini artıracak yeni stratejik hamle yaptı. Yeni düzenleme ile fonların doğrudan proje geliştirme faaliyetlerine yatırım yapılabilmesi sağlanırken, bugüne kadar 42 adet proje gayrimenkul yatırım fonu nitelikli yatırımcılara sunuldu.

Toplam 250 milyar TL’yi aşan portföy büyüklüğüyle mevduat banka grupları dışındaki portföy yönetim şirketleri içinde ilk sırada yer alıyoruz. Tera Porföy’ün ilk proje gayrimenkul yatırım fonunu kategorideki diğer fonlardan ayıran birçok özellik bulunuyor. Emre Tezmen, TN1 fonuyla ilgili şunları söyledi: “Diğer GYF’ler genelde belirli dönemlerde alım satıma açık. Bizim fon TN1, her gün alıma açık olacak. Diğer GYF’ler genelde yüksek katılım tutarı ve sınırlı yatırımcıya sahip. Biz katılım tutarını düşük tuttuk. 100 bin lirası olan nitelikli yatırımcı doğrudan fon alabilecek. Dolayısıyla yatırımcı sayısı fazla olacak.” 

TÜM SÜRECE ORTAK OLUNUYOR

“Tera olarak, yatırım fonlarımızdaki performansımızı ve tecrübemizi gayrimenkul tarafına taşıyarak yatırımcılarımıza yeni bir yatırım alternatifi sunuyoruz” diyen Emre Tezmen süreci şöyle anlattı: “Tera olarak, süreci başından sonuna kadar profesyonel şekilde yönetiyoruz. Yani projenin sahibi fon. Yatırımcı operasyonel hiçbir yük almadan, bir gayrimenkul projesinin hem yatırımcısı hem ortağı oluyor. Yatırımcı arsa alımından projenin satışına kadar olan tüm sürecin kazancına ortak oluyor. Hem proje geliştirme kârı hem de konut satışı geliri elde ediyor.”

Sancak Dora projesinin toplam büyüklüğünün yaklaşık 3 milyar lira olacağını belirten Tezmen, gerekli resmi izinlerle birlikte inşaata başlamayı ve 18 ay gibi kısa sürede projeyi tamamlamayı hedeflediklerini söyledi. Tezmen “Bu fonumuza sürekli yeni projeleri ekleyeceğiz. Şu anda Türkiye genelinde görüştüğümüz şirketler ve arsa sahipleri var. Projelerini, arsalarını Tera ile geliştirmek istiyorlar” dedi. 

ALIM-SATIM NASIL OLACAK?

Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu’nda minimum katılım tutarında alt limit düşük tutuldu. 100 bin TL’si olan nitelikli yatırımcılar alım talimatı verdiğinde işlem ertesi gün gerçekleşecek. Fon’dan 2 yıl öncesinde çıkan yatırımcılardan yasal düzenlemeler dahilinde yüzde 17,5 stopaj vergisi alınırken erken çıkış komisyonu da yüzde 20 olarak belirlendi. Fon 2 yıl elde tutulduğunda ise stopaj sıfırlanıyor.

FONA SÜREKLİ YATIRIMCI ALIMI YAPILACAK

Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu’nun (TN1) değerleme süreciyle ilgili bilgi veren Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Ethem Umut Beytorun, fonda uzun süre kalanların avantajlı olacağını söyledi. Beytorun, şunları ekledi: “TN1, diğer fonlarda olduğu gibi satışa kapanmayacak, sürekli giriş imkânı olacak. Fonda katılım pay tutarı 100 bin lira olacak. Her ay proje ilerleme raporu hazırlanarak, fonun pay fiyatı güncellenecek. Üçüncü yıldan itibaren de katılımcılara ayrıca kar payı dağıtılacak. Mevzuat gereği fonda iki yıldan uzun süre kalanlar için stopaj sıfıra düşüyor. Erken çıkanlar için de komisyon söz konusu. Uzun vadeli düşünen yatırımcılar kazançlı çıkacak.”

‘KAZANAN YATIRIMCI OLACAK’

TN1’in yatırımcılarından FCR GYO’nun Yönetim Kurulu Başkanı Fecri Koça “Türkiye’de bugüne kadar gayrimenkul tarafında kazanan taraf genellikle arsa sahibi ve müteahhit oluyordu. Ancak Sayın Emre Tezmen’in fikri ile kurulan bu fon, bu anlayışa farklı bir bakış açısı getiriyor. Arsa sahibi ve müteahhidin kazandığı bu yapıya bir anlamda yeni bir çağrı yapılıyor ve bundan sonraki süreçte bu kazanç artık yatırımcıya da açılıyor” dedi.

Peker GYO Genel Müdürü Ramazan Işık da şunları söyledi: “Sancak Dora, Peker GYO olarak içinde yer aldığımız ve kesinlikle inandığımız bir proje. İstanbul’un hızla gelişen bölgelerinden olan Sancaktepe’deki bu lokasyonu çok öncesinden doğru değerlendirdik. Projenin potansiyelini gördük. Emre Bey’in ortaya koyduğu ve sektörde öncü olan fon modelini ise ayrıca değerli buluyorum. Biz bu modelin içinde hem proje ortağı hem de inanan taraf olarak yer alıyoruz. Gayrimenkul Türkiye’de her zaman kazandıran bir yatırım aracı oldu. Bu yapının onu çok daha geniş bir kitleye açacağına inanıyoruz.”

PROJE GYF’LER KONUT ARZINA KATKI SAĞLIYOR

Gayrimenkul yatırım fonları (GYF) yatırımcılar için düşük miktarlarla gayrimenkul yatırımı yapma imkânı sağlıyor. 2014’te SPK’nın özel tebliğiyle temeli atılan GYF’ler ile yatırımcılar, konut, otel, veya ticari mülkler gibi gayrimenkullere yatırım yapabiliyor. Bu fonlarla gayrimenkul yatırımı yapıldığında yatırımcının tapuyla, vergi dairesiyle veya sigorta işlemleriyle uğraşması gerekmiyor.

Geleneksel gayrimenkul yatırım fonlarının portföylerinde sadece bitmiş gayrimenkuller bulunurken, proje GYF’ler ise henüz geliştirilmemiş veya geliştirme aşamasındaki projelere yatırım yaparak ülkedeki konut açığının kapatılmasına katkı sağlıyor. SPK mevzuatı gereği fon, topladığı kaynağın yüzde 80’ini takvim yılı sonuna kadar gayrimenkule yatırmak zorunda. Mevcut mevzuat ve düzenleyici sistemler çerçevesinde Proje GYF’ler güvenli yatırım yapıları konumuna gelirken gayrimenkul projelerinin finansmanında etkin “can suyu” özelliği taşıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

İHLAS GAYRİMENKUL’ÜN ISPARTAKULE’DEKİ YENİ PROJESİ BİZİM EVLER 12 SATIŞA ÇIKTI

Yayınlandı

-

Geniş tasarımlı konutlar, eşsiz lokasyon avantajı ve yaşama değer katan detaylar Bizim Evler 12’de

Türkiye’de gayrimenkul sektörünün lokomotif kurumları arasında yer alan ve bugüne kadar 25.000’in üzerinde konutu başarıyla tamamlayıp sahiplerine teslim eden İhlas Gayrimenkul, İstanbul’un yükselen değeri Ispartakule’de konumlandırdığı Bizim Evler 12 projesini satışa sundu. Geniş kullanım alanına sahip 2+1, 3+1 ve 4+1 konut seçeneklerinin yer aldığı proje; sunduğu imkanlar, ulaşım akslarının merkezindeki konumu ve eşsiz Küçükçekmece Gölü manzarasıyla benzersiz bir yaşamın kapılarını aralıyor. 

İstanbul’un modern şehircilik anlayışıyla gelişen bölgesi Ispartakule’nin en büyük yatırımcısı İhlas Gayrimenkul, aynı lokasyondaki yeni projesi Bizim Evler 12’yi satışa sundu. Sektördeki üst düzey tecrübesiyle bugüne kadar 25.000’in üzerinde daireyi tamamlayıp sahiplerine teslim eden şirket; 473 konut ve 25 ticari birimden oluşan Bizim Evler 12 ile Ispartakule’nin modern çehresine yeni bir imza atıyor.

Yüksek yatırım potansiyeli ve aile yaşamına uygun yapısıyla öne çıkan Ispartakule’de konumlanan Bizim Evler 12; geniş peyzaj alanları, ferah konut seçenekleri, tüm ihtiyaçlara yanıt verecek ticari üniteleri, ulaşım avantajları ve eşsiz manzarasıyla dikkat çekiyor. Proje, yapımı hızla devam eden Hasdal  – Nakkaş Otoyolu ve TEM Otoyolu Ispartakule gişelerine yalnızca 3 dakika mesafede yer alırken, panoramik Küçükçekmece Gölü manzarasıyla öne çıkıyor. İstanbul Havalimanı ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne hızlı ulaşım sağlayan bağlantı yollarının hemen yanı başında bulunan Bizim Evler 12, hem yatırım hem de lokasyon avantajı açısından cazip fırsatlar sunuyor. Türkiye’nin en büyük şehir hastanesi “Çam Sakura” başta olmak üzere Eğitim ve sağlık kurumlarına yakın mesafede konumlanan proje, tüm ihtiyaçlara yanıt verecek ticari üniteleriyle bütüncül bir yaşam alanı sunuyor. 

İstanbul’un zemin yapısı en sağlam bölgelerinden Ispartakule’de yükselen Bizim Evler 12, yapı güvenliğini en üst seviyeye taşıyor. Radye temel ve tünel kalıp sistemiyle inşa edilen proje; dayanıklı ve uzun ömürlü yapısıyla güvenli bir yaşamın kapılarını aralıyor.

KENTİN DİNAMİKLERİNE UYGUN MİMARİ

Toplam 43 bin metrekarelik arsa üzerinde geliştirilen Bizim Evler 12 projesi, kentin dinamikleriyle uyumlu olarak 12 ve 13 kat şeklinde tasarlanmış 7 konut bloğundan meydana geliyor. Projede 2+1, 3+1 ve 4+1 tiplerinde toplam 473 konut bulunuyor. Geniş yaşam alanlarıyla dikkat çeken projede 32 bin 500 metrekarelik peyzaj alanı bulunuyor. Bizim Evler 12’de her daire için otopark alanı sunulurken, ticari alanlar için de 77 araç kapasiteli ek otopark imkânı sağlanıyor.

YAŞAMA DEĞER KATAN AYRINTILAR BİZİM EVLER 12’DE

Bizim Evler 12, geniş yeşil alanları ve zengin sosyal donatılarıyla sakinlerine doğayla iç içe bir yaşam sunuyor. Projede süs havuzları, kamelyalar, gezi ve yürüyüş yolları ile bisiklet parkurları yer alırken; çocuk oyun ve park alanları da aileler için güvenli ve keyifli bir ortam oluşturuyor. Bunlara ek olarak proje bünyesinde tenis kortu, voleybol, futbol ve basketbol sahaları da yer alıyor. Ayrıca projede kapalı yüzme havuzu, sauna ve fitness salonu bulunuyor. Projede bay ve bayan mescidle birlikte mevlid, taziye ve cemiyet organizasyonlarına ev sahipliği yapabilecek çok amaçlı salon da site sakinlerinin kullanımına sunuluyor.

YENİLİKÇİ ÇÖZÜMLERLE MAKSİMUM TASARRUF

Projede sürdürülebilirlik ve yaşam konforunu artıran modern altyapı çözümleri öne çıkıyor. Bizim Evler 12’de su depoları ve jeneratör altyapısıyla kesintisiz bir yaşam imkanı sunuluyor. Üstelik her dairede bulunan su arıtma sistemi, sağlıklı ve temiz suya doğrudan erişim imkânı sunarak yaşam kalitesini artırıyor.

ÜST DÜZEY DOKUNUŞLAR, MODERN DETAYLAR

İhlas Gayrimenkul’ün köklü deneyimiyle hayata geçirdiği Bizim Evler 12, Ispartakule’nin gelişen yapısı içerisinde modern yaşamın tüm ihtiyaçlarına yanıt veren yeni bir referans proje olarak öne çıkıyor. Her detayın titizlikle planlandığı Bizim Evler 12; kullanışlı iç mimarisi, A kalite yapı malzemeleri, lüks mutfakları ve şık banyo tasarımlarıyla konforu yeniden tanımlıyor. Üst segment donatılara sahip olan proje, sakinlerine yüksek standartlarda bir yaşam deneyimi vadediyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Yalıtım, Depreme Karşı Sessiz Güç: İzocam’dan Hayati Uyarı

Yayınlandı

-


İzocam, Deprem Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, yalıtımın yalnızca enerji tasarrufu değil, yapı güvenliği ve deprem dayanıklılığı açısından da kritik bir rol oynadığını vurguladı; ertelenmeyen yalıtım yatırımlarının can güvenliğinin temel unsuru olduğuna dikkat çekti.

Türkiye’nin lider yalıtım markası İzocam, ülkemizde her yıl 1–7 Mart tarihleri arasında düzenlenen Deprem Haftası’nda, “Bugünlere Yalıtım, Yarınlara Yatırım” mesajıyla yapı güvenliğinin artırılmasında yalıtımın önemine dikkat çekti. 

Depreme hazırlığın ertelenebilecek bir maliyet değil, doğrudan can güvenliğiyle ilgili temel bir öncelik olduğunu vurgulayan İzocam Satış ve Pazarlama Direktörü Erdal Bozok, “Türkiye’deki mevcut yapı stokunun deprem gerçeği ışığında, kapsamlı ve entegre bir bakış açısıyla ele alınması büyük önem taşımaktadır. Deprem riskine karşı gerçek ve kalıcı bir risk azaltımı ancak önleyici ve bütüncül bir yaklaşımla mümkündür. Yapı güvenliği; malzeme kalitesi, doğru uygulama ve yapı fiziği performansının birlikte ele alınmasını zorunlu kılar. Temelden çatıya kadar doğru yalıtım çözümleriyle desteklenmeyen bir yapının, bütüncül anlamda güvenli kabul edilmesi mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

Yalıtım uygulamalarının, çoğu zaman enerji tasarrufu ve konfor başlığı altında ele alınmasına karşın yapı dayanıklılığı açısından da kritik bir rol üstlendiğini vurgulayan Erdal Bozok, “Standartlara uygun şekilde tasarlanmış ve doğru uygulanmış bir yalıtım sistemi, yapı elemanlarını dış etkilere karşı koruyarak binaların uzun vadeli performansını güvence altına alır. Özellikle yapı elemanlarında oluşan yoğuşma, zaman içinde bina güvenliğini doğrudan etkileyen kritik bir risk unsurudur. Ara kesitlerde yoğuşan su; taşıyıcı sistemlerdeki donatıların korozyona uğramasına, kesitlerinin azalmasına ve buna bağlı olarak yük taşıma kapasitesinin ciddi ölçüde düşmesine neden olabilmektedir. Ayrıca yapı bileşenleri içerisinde biriken su, soğuk mevsimlerde donarak, sıcak mevsimlerde ise buharlaşarak beton bütünlüğünün bozulmasına ve çatlakların oluşmasına yol açmaktadır.

Bu nedenle doğru tasarlanmış bir yalıtım sisteminde, yoğuşan suyun aynı yıl içinde güvenli şekilde buharlaşması büyük önem taşımaktadır ve standartta yapılan hesaplamalar ile yoğuşacak suyun kütlesi sınırlandırılarak yapılar güvence altına alınmaktadır. Duvarlarda ve döşemelerde oluşabilecek yoğuşma ve rutubet gibi olumsuz etkilerin önlenmesi, korozyon, donma–çözülme gibi yapısal zayıflamaların önüne geçer ve taşıyıcı sistemin uzun yıllar performansını korumasını sağlar. Dolayısıyla yalıtım yalnızca enerji faturalarını düşüren bir uygulama değildir; yapının sağlığını koruyan ve deprem anındaki performansını destekleyen tamamlayıcı bir unsurdur. Depreme dayanıklı bir gelecek için sessiz ama stratejik bir güvenlik katmanıdır. Bu nedenle yalıtımın hem yeni inşa edilen hem de mevcut binalarda yapı güvenliği için ertelenmemesi gereken bir yatırım olduğu unutulmamalıdır” diye konuştu.

Riskli Yapı Stoğuna Sahip Bölgelerde Dönüşüm Hız Kazanmalı

Aktif fay hatları üzerinde yer alan ülkemizde, özellikle 2000 yılı öncesinde inşa edilen yapıların önemli bir bölümünün hem deprem güvenliği hem de enerji performansı açısından güncel mevzuat ve standartların gerisinde kaldığını belirten İzocam Satış ve Pazarlama Direktörü Erdal Bozok, bu tablo karşısında riskli yapı stokuna sahip bölgelerde dönüşüm sürecinin hızlandırılmasının kaçınılmaz olduğuna dikkat çekti. Kentsel dönüşümün ise yalnızca yapıların yenilenmesi olarak ele alınmaması gerektiğini vurgulayan Bozok, “Gerçek anlamda bir kentsel dönüşüm; enerji verimli, sürdürülebilir, dayanıklı ve uzun ömürlü yapılar inşa etmeyi kapsamalıdır. Deprem güvenliği ile enerji performansı birbirinden bağımsız düşünülemez. Toprak altı uygulamalarda kullanılan yüksek basma mukavemetine sahip ekstrüde polistiren (XPS) yalıtım levhaları, yapıyı su ve mekanik yüklere karşı koruyarak taşıyıcı sistemin performansını destekler. Cephe sistemlerinde tercih edilen nitelikli ve standartlara uygun camyünü ve taşyünü ürünler hem enerji verimliliğini artırmakta hem de yangın güvenliği açısından önemli katkılar sağlamaktadır. Bu nedenle, bilimsel verilerle desteklenen doğru malzeme seçimi ve doğru uygulama pratiklerinin yaygınlaştırılması büyük önem taşımaktadır. Nitelikli yalıtım çözümlerinin dönüşüm projelerinde standart bir uygulama haline gelmesi güvenli ve sürdürülebilir bir yapı stoğu oluşturmanın temel şartıdır” dedi.

Yeni Standartlar, Uzun Vadeli Yapı Performansını Destekliyor

2025 yılı itibarıyla yürürlüğe giren TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları Standardı ile enerji performansına ilişkin yeni düzenlemelerin sektörde kapsamlı bir dönüşüm sürecini başlattığını belirten İzocam Satış ve Pazarlama Direktörü Erdal Bozok, bu değişimin yalnızca enerji tasarrufunu artırmakla sınırlı kalmadığını; aynı zamanda yapıların uzun vadeli dayanıklılığına ve performansına da önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Türkiye’de toplam enerji tüketiminin yaklaşık üçte birinin binalarda gerçekleştiğini, bu tüketimin büyük bölümünün ise ısıtma ve soğutma kaynaklı olduğunu hatırlatan Bozok, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Enerji verimliliği yüksek ve doğru yalıtılmış binalar; ekonomik, çevresel ve yapısal açıdan çok daha güçlü bir performans sergiler. Daha az enerji tüketen, karbon salımı düşük ve dayanıklılığı yüksek bir yapı stoku oluşturmak, deprem gerçeğiyle yaşayan ülkemiz için yalnızca bir tercih değil, stratejik bir zorunluluktur.

Tüm bu nedenlerle, deprem riskini konuşmakla yetinmemeli, riskleri azaltacak somut adımları hayata geçirmeliyiz. Depreme hazırlık ertelenebilecek bir maliyet kalemi değil; can güvenliğini önceleyen, uzun vadeli bir yatırımdır. Doğru malzeme seçimi, standartlara uygun uygulama ve güncel mevzuata tam uyumla güçlendirilmiş yapılar, yalnızca bugünün değil, yarının da güvencesini oluşturur.”

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye