Koramic Yapı Kimyasalları, İzmir Torbalı Üretim Tesisiyle Gücüne Güç Katıyor - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

RÖPORTAJ

Koramic Yapı Kimyasalları, İzmir Torbalı Üretim Tesisiyle Gücüne Güç Katıyor

Yayınlandı

-


Zorlu küresel koşullara rağmen Türkiye’ye yatırım yapmaya devam eden Koramic, Nisan ayında faaliyete geçecek Torbalı tesisiyle üretim kapasitesini ve hizmet hızını artırıyor; Ege Bölgesi ve ihracat pazarlarında stratejik bir güç kazanıyor.

  1. Türkiye’nin deprem gerçeği göz önüne alındığında; mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi için geliştirdiğiniz ekonomik ve hızlı uygulanabilir çözümler var mı?

Ülkemizde depreme dayanıklı olmayan bina sayısının oldukça fazla olduğunu söyleyebiliriz. Depreme dayanıklı olmayan bu yapıları tümüyle yıkıp, yenisini yapmak ise ekonomik ve sosyal açıdan birçok zorluklar barındırıyor. Bu sebeple, başta Marmara’daki mevcut yapı stokumuzu “kesinlikle yenilenmesi” veya “güçlendirilmesi” gerekenler şeklinde sınıflandırarak, projelendirerek vakit kaybetmeden harekete geçmemiz gerekmektedir. Geleneksel betonarme güçlendirme yöntemleri genellikle uzun süren ve ek yük getiren uygulamalar gerektirirken, yapı güçlendirme sistemleri hızlı uygulanabilirliği, düşük maliyeti ve yüksek mukavemeti ile öne çıkmaktadır. Buradan hareketle, 2024 yılının son çeyreğinde, yapı güvenliğini artırmak ve depreme karşı direncini yükseltmek adına PETRIFIT markasıyla yeni nesil güçlendirme ürünlerini pazara sunduk. Özellikle deprem riski taşıyan bölgelerde yapı güvenliğinin her zamankinden daha önemli hale gelmesiyle birlikte, Karbon Fiber Takviyeli Polimer (CFRP) ve epoksi enjeksiyon reçine kullanan sistemlerimiz ile sektöre yenilikçi ve etkili çözümler sunmaktayız.

  1. Depreme dayanıklı yapı üretiminde ürünlerinizin sağladığı teknik üstünlükler nelerdir? Nasıl bir fark oluşturuyorsunuz?

Koramic Yapı Kimyasalları olarak, farkımızı nitelikli ürünler üretmenin yanında, bütüncül bakış açısıyla çözümler ortaya koymak ve böylelikle paydaşlarımıza değer yaratmak şeklinde özetleyebilirim. 

PetriFit Karbon Fiber Takviyeli Polimer (CFRP) sistemleri, özellikle deprem riskine karşı yapıların güçlendirilmesinde son yıllarda inşaat mühendisliğinde sıkça tercih edilen bir çözüm haline gelmiştir. PetriFit ürün grubumuzla, yapı güçlendirme konusunda, doğru projelendirme, standartlara uygun ürün seçimi ve nitelikli uygulama gibi unsurların önemine dikkat çekerek, gelecekte daha güvenli ve depreme dayanıklı şehirlerimizin oluşturulmasına katkı sağlayacağımızı ümit ediyoruz. 

Depremler, yapı ve zemin niteliklerine bağlı olarak zararlarını arttırırlar. Yapıyı oluşturan temel malzemeler ne olursa olsun, onların ömrünü ve davranışlarını iyileştirmek için dış etkilerden korumamız gerekmektedir. Bu etkilerin en başında gelen su, yapı malzemelerinin performansını dolayısıyla da ömrünü olumsuz etkiler. Özellikle temel, perde ve teras-çatılarda, suyun yapıya ve taşıyıcı sisteme girmesini ve olası etkilerini önlemek, betonun performansını korumak, içindeki donatının paslanması ve kesit kaybetmesini engellemek demektir. Bu etki ise, deprem anında oluşan gerilmelere karşı yapı elemanlarının dirençli olmalarını sağlayacaktır. Bunun için, proje detaylarına göre, ilgili standart ve yönetmeliklerde belirtilen performans değerlerine sahip, doğru su yalıtımı ürünün seçilmesi oldukça önemlidir. 

Özetle, yeni yapılarda genel olarak 4 başlığa dikkat etmemiz gerekmektedir. 

  • Zemin etüdü ve projelendirme
  • Her aşamada, özellikle de yalıtım proje detaylarında doğru ve kaliteli ürünlerin tercih edilmesi
  • Nitelikli uygulama
  • Etkin denetim ve kontrol mekanizması
  1. Ulusal ve uluslararası hangi standartlara uygun üretim yapıyorsunuz? Sahip olduğunuz sertifikalar hakkında da bilgi alabilir miyiz?

Üretim süreçlerimizi hem ulusal hem de uluslararası kalite standartlarına uygun şekilde yürütmeye büyük önem veriyoruz. Üretim faaliyetlerimizde kalite sürekliliğini sağlamak, çevreye duyarlı üretim yapmak ve müşteri memnuniyetini en üst seviyede tutmak temel önceliklerimiz arasında yer almaktadır.

Bu kapsamda üretim süreçlerimiz; ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi başta olmak üzere uluslararası yönetim sistemleri standartlarına uygun şekilde yürütülmektedir. Ayrıca çevre ve sürdürülebilirlik konularında da gerekli yasal mevzuatlara ve uluslararası normlara uyum sağlayarak üretim faaliyetlerimizi gerçekleştirmekteyiz. 

Sahip olduğumuz ürün belgelerini ise TSE, CE ve ETA olarak özetleyebiliriz. Ürünlerimiz, yapı kimyasalları sektöründe geçerli olan başta TS ve EN standartlarına uygun olarak geliştirilmekte ve üretilmektedir. Bu sayede hem yurt içi, hem de uluslararası pazarlarda güvenle kullanılan yüksek kalite ve performans seviyesine ulaşılmaktadır. 

Kalite yönetimi, çevre duyarlılığı ve iş sağlığı–güvenliği konularını bütüncül bir sistem içinde ele alıyor; üretimden Ar-Ge’ye kadar tüm süreçlerde sürekli iyileştirme yaklaşımıyla hareket ediyoruz. Bu yaklaşım sayesinde hem ürün kalitesini, hem de sürdürülebilir üretim anlayışını sürekli geliştirmeyi hedefliyoruz.

  1. Kentsel dönüşüm sürecinde zaman ve maliyet optimizasyonu büyük önem taşıyor. Kentsel dönüşüm projelerinde yüksek performanslı ürünlerinizle sağladığınız teknik ve ekonomik avantajlar nelerdir? Bu projelerde en çok tercih edilen ürün gruplarınız hangileridir? Özellikle renovasyon ve güçlendirme projelerinde öne çıkan ürünleriniz hangileridir?

Kentsel dönüşüm projelerinde en kritik konuların başında zaman yönetimi, maliyet optimizasyonu ve yüksek dayanım gelmektedir. Bu noktada geliştirdiğimiz nitelikli yapı kimyasalları; yüksek aderans ve mukavemet ile hızlı priz alma özellikleri sayesinde uygulama süreleri kısalmakta ve işçilik maliyetleri önemli ölçüde azaltılmaktadır. Aynı zamanda uzun ömürlü çözümler sağlayan sistemlerimiz, yapıların bakım maliyetlerini de düşürmektedir. 

Kentsel dönüşüm projelerinde en çok tercih edilen ürün gruplarımız arasında; tamir ve güçlendirme harçları, su yalıtım ürünleri, yapıştırıcılar, derz dolgular yer almaktadır. Bu ürünler hem yeni yapı üretiminde hem de mevcut yapıların renovasyonunda etkin çözümler sunmaktadır.

Özellikle yapısal güçlendirme projelerinde öne çıkan çözümlerimiz arasında ise PETRIFIT karbon fiber güçlendirme sistemleri, yapısal tamir harçları ve ankraj ürünlerimiz bulunmaktadır. 

  1. Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik kriterleri artık dönüşüm projelerinde zorunlu hale geliyor. Bu kapsamda çevreci ve düşük karbon ayak izine sahip ürünlerinizden bahsedebilir misiniz? Yeşil bina sertifikasyon süreçlerine (LEED, BREEAM vb.) katkı sağlayan ürünleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ve iklim hedefleri, yapı kimyasalları sektöründe yenilikçi çözümler geliştirmek için önemli fırsatlar sunmaktadır. Bu doğrultuda çevre dostu ürünlere ve sürdürülebilir üretim süreçlerine odaklanırken, lojistikte karbon salınımını azaltmak amacıyla optimizasyon projeleri planlıyoruz. 2030’a kadar karbon emisyon değerlerimizin önemli ölçüde düşürülmesi ve 2050’de net sıfır emisyona ulaşılması uzun vadeli çevresel planlarımız arasında. Bu çerçevede, ürünlere ait etiket ve sertifikasyonların yapılması, kullanılan ambalajların ve hammaddelerin belirlenen kriterlere göre seçilmesi gibi kritik konu başlıkları var. Özellikle ihracat pazarlarında rekabet avantajı yakalamak adına üretim, tedarik zinciri alanlarında yatırımlarımızı şimdiden planlıyoruz

Koramic olarak hedefimiz, çevreye duyarlı, yüksek performanslı ürünler sunarken, aynı zamanda sürdürülebilir çözümlerle nitelikli bir yapı stoku oluşturulmasına katkı sağlamaktır.

  1. 2030 ve sonrası için deprem güvenliği ve kentsel dönüşüm perspektifinde sektörün evrimini nasıl öngörüyorsunuz?

2030 ve sonrası için yapı sektörü, deprem güvenliği, sürdürülebilirlik, yeşil mutabakat ve dijitalleşme eksenlerinde önemli bir dönüşüm yaşayacaktır. Türkiye’de mevcut yapı stokunun büyük kısmının güçlendirilmesi ihtiyacı devam ederken, yeni yapılarda yüksek performanslı, dayanıklı ve çevreci malzemelerin kullanımının, zorunlu standart hâline gelmesini öngörüyoruz. 

  1. Son olarak, iletmek istediğiniz ve ya özellikle altını çizmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı?

Genel olarak zorlu bir dönemden geçiyoruz. Tüm dünyada yaşanan bu zorlu koşullara rağmen Koramic Yapı Kimyasalları olarak, ülkemizin gücüne inanıyor, en yeni yatırımımız olan İzmir Torbalı’daki üretim tesisimizi Nisan ayında faaliyete geçiriyoruz. Bu yatırım, Koramic’in Türkiye’deki üretim altyapısını ve kabiliyetini güçlendiren önemli bir adım niteliği taşıyor. Torbalı yatırımımız, özellikle Ege Bölgesi’ndeki müşterilerimize daha hızlı ve etkin hizmet sunmak, ihracat pazarlarındaki gücümüzü artırmak adına stratejik bir adım olacaktır. 

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RÖPORTAJ

Enerji Dönüşümünde Güçlü Adım: Baymak’tan Sürdürülebilir Büyüme Hamlesi

Yayınlandı

-

BAYMAK / BDR Thermea Group Genel Müdürü Ülkü ÖZCAN


2025 yılında yüzde 25’in üzerinde büyüme yakalayan Baymak, üretim yatırımları, ısı pompası atılımları ve global entegrasyon stratejisiyle Türkiye’yi enerji dönüşümünün merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefliyor.

  1. Son bir yıl içerisinde markanız/şirketiniz bünyesinde öne çıkan yatırımlar, organizasyonel dönüşümler, yeni iş birlikleri veya ürün lansmanları neler oldu? Bunun şirketinizin stratejik yol haritasına nasıl katkı sağladığını paylaşır mısınız?

Baymak olarak, 2025 yılında sürdürülebilir büyüme stratejisi doğrultusunda güçlü bir finansal performans sergileyerek tamamladık. Bir önceki yıla göre %25,2 oranında büyüme kaydederek istikrarlı yükselişini sürdürdük. Yıl boyunca ana faaliyet alanlarında elde edilen başarılı sonuçlar, şirketimizin hem iç pazardaki etkin konumunu güçlendirdi hem de küresel ölçekte rekabet gücünü artırdı. Operasyonel verimlilik, ürün gamındaki stratejik konumlanma ve yaygın satış ağı sayesinde tüm kategorilerde dengeli ve sağlıklı bir büyüme performansı ortaya koyduk. İhracat tarafında da istikrarlı bir ivme yakaladık. Son bir yılda finansal olarak büyümenin yanı sıra aynı zamanda stratejik olarak konumumuzu güçlendirdiğimiz bir dönem oldu. Bünyesinde yer aldığımız BDR Thermea Group’un global enerji dönüşümü vizyonunu, Türkiye’deki güçlü üretim altyapımızla birleştirdik. Özellikle yeni devreye aldığımız boyler üretim hattımıza yaptığımız yatırım, bizi grup içinde “Mükemmellik Merkezi” konumuna taşıdı. Tuzla’daki 60 bin metrekarelik fabrikamız artık yalnızca iç pazara değil, Avrupa pazarlarına da hizmet veren stratejik bir üretim üssü niteliğinde. Bununla birlikte ısı pompası segmentinde gerçekleştirdiğimiz ürün lansmanları ve kapasite artışları sayesinde bu kategoride yüzde 90’ın üzerinde gelir artışı yakaladık. Organizasyonel olarak da 2030 orta vadeli stratejimizi tüm departmanlara entegre ederek dönüşüm sürecimizi kurumsal bir çerçeveye oturttuk.

  1. Çevre dostu ve enerji verimli teknolojiler, iklimlendirme sektöründe artık temel bir gereklilik haline geldi. Ürünlerinizin çalışma prensipleri, enerji performansı ve sürdürülebilirlik yaklaşımı açısından hangi yenilikçi çözümleri sunduğunu anlatabilir misiniz? 

İklimlendirme sektöründe çevre dostu ve enerji verimli teknolojiler artık bir farklılaşma unsuru değil, temel gereklilik. Bu bilinçle geliştirdiğimiz ısı pompası sistemleri, yenilenebilir enerji entegrasyonuna uygun yapıları, yüksek verimlilik katsayıları ve düşük karbon salımıyla öne çıkıyor. Inverter tabanlı akıllı kontrol altyapıları sayesinde enerji tüketimini optimize ederken, farklı iklim bölgelerine uyum sağlayan mühendislik çözümlerimizle geniş bir kullanıcı kitlesine hitap ediyoruz. Ürünlerimizi Avrupa standartlarına ve Yeşil Mutabakat kriterlerine uyumlu biçimde tasarlıyor; üretim tarafında ise geri dönüştürülmüş hammadde kullanımını artırarak karbon ayak izimizi azaltıyoruz. Üretim tarafında ise yenilenebilir enerji kullanılan yeni boyler hattımız, geri dönüştürülmüş hammadde uygulamalarımız ve karbon emisyonunu azaltmaya yönelik yatırımlarımız sürdürülebilirliği sadece ürün olarak görmediğimizin, bütünsel bir yaklaşımla ele aldığımızın göstergesi.

  1. Projelerde tercih edilen ürün ve hizmetleriniz; yatırımcı, proje geliştirici ve son kullanıcı açısından ne gibi avantajlar sağlıyor? Enerji tasarrufu, işletme maliyetleri, uzun ömürlülük ve konfor kriterleri açısından yarattığınız katma değeri nasıl tanımlarsınız?

Projelerde tercih edilmemizin temel nedeni, ürünün yanında bütüncül çözüm sunmamızdan kaynaklanıyor. Yüksek enerji verimliliğine sahip sistemlerimiz yatırımcılara düşük işletme maliyeti ve hızlı geri dönüş imkânı sağlıyor. Uzun ömürlü ve Avrupa standartlarında üretilen ekipmanlarımız, proje geliştiriciler için güvenilirlik ve kalite avantajı yaratıyor. Son kullanıcı açısından bakıldığında ise düşük enerji faturası, sessiz çalışma, yüksek konfor ve güçlü servis ağı önemli bir fark oluşturuyor. Biz konforu sadece sıcaklık kontrolü olarak görmüyoruz. Ekonomik, çevresel ve teknik sürdürülebilirliğin birleşimi olarak tanımlıyoruz.

  1. Türkiye iklimlendirme pazarındaki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz? Pazar payı, segment odakları ve bölgesel yaygınlık açısından güçlü yönleriniz nelerdir? Önümüzdeki döneme ilişkin büyüme ve yatırım hedeflerinizi de paylaşır mısınız?

Türkiye iklimlendirme pazarında güçlü bir bayi ve servis yapılanmasına sahibiz. 500’ün üzerinde bayi, 2100’den fazla satış noktası ve 300’ün üzerinde yetkili servis ağımızla geniş bir erişim gücüne sahibiz. 550 çalışanımızla 2025 yılını 200 milyon Euro’nun üzerinde ciroyla ve yüzde 25,2 büyüme oranıyla tamamladık. İhracat tarafında da istikrarlı bir ivme yakalayan, export satışlarının toplam satışlar içindeki payını %5,8 seviyesine taşıdık. Küresel pazarlardaki dalgalanmalara rağmen elde ettiğimiz bu sonuçlar, şirketimizin uluslararası pazarlardaki varlığını güçlendirme hedefiyle uyumlu bir tablo ortaya koydu.  Isı pompası kategorisinde liderliğimizi güçlendirirken, klima ve yoğuşmalı kazan segmentlerinde de dengeli bir büyüme performansı sergiledik. İhracat tarafında Avrupa başta olmak üzere mevcut pazarlardaki derinliğimizi artırmayı ve Türkiye’yi grubumuzun enerji dönüşüm üssü konumuna taşımayı hedefliyoruz.

  1. AR-GE yatırımlarınızın sektörel gelişime katkısı hakkında neler söylemek istersiniz? Özellikle dijitalleşme, akıllı sistem entegrasyonları ve yüksek verimlilik odağında yürüttüğünüz çalışmalar nelerdir? Yakın vadede piyasaya sunmayı planladığınız yeni ürün veya hizmet modelleri hakkında ipuçları verebilir misiniz?

AR-GE yatırımlarımızda yüksek verimlilik, dijitalleşme ve alternatif enerji çözümleri temel önceliklerimiz arasında yer alıyor. Akıllı kontrol sistemleri, uzaktan izleme ve sistem optimizasyonuna yönelik dijital altyapılar üzerinde çalışıyoruz. Elektrifikasyon odağında yeni nesil ısı pompaları geliştirirken, hibrit ve hidrojen uyumlu sistemler konusunda da grubumuzla birlikte çalışmalar yürütüyoruz. Amacımız, bugünün ve geleceğin enerji ihtiyaçlarına da yanıt verebilen çözümler üretmek.

  1. İklimlendirme sistemlerinde satış sonrası hizmetlerin rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Servis ağı, teknik destek, bakım sözleşmeleri ve müşteri deneyimi süreçleri açısından sunduğunuz hizmetler markanızın güvenilirliğine nasıl katkı sağlıyor?

Satış sonrası hizmetler bizim için markanın en kritik temas noktasıdır. Ürün kalitesi, doğru servis deneyimiyle tamamlanmadığı sürece gerçek değer yaratmaz. Bu nedenle servis yapılanmamızı “best in class” seviyesine taşımayı hedefliyoruz. 7/24 erişilebilirlik, tek seferde tam ve mutlak çözüm anlayışı, dijital destekli proaktif servis modeli ve yetkin teknik ekiplerimizle müşteri memnuniyetini sürdürülebilir bir güven unsuruna dönüştürüyoruz. 7/24 erişilebilirlik, hızlı ve doğru çözüm, tek seferde tam müdahale ve dijital destekli proaktif hizmet modeli 2026 ajandamızın merkezinde yer alıyor. Güçlü servis altyapımız, müşteri bağlılığını ve marka güvenini doğrudan pekiştiriyor.

  1. Üretim süreçlerinizden ürünlerin kullanım ömrüne kadar uzanan çevresel etki perspektifinde sürdürülebilirlik yaklaşımınızı nasıl şekillendiriyorsunuz? Yenilenebilir enerji kullanımı, karbon ayak izi azaltım hedefleri ve döngüsel ekonomi uygulamaları konusunda şirketinizin vizyonunu paylaşır mısınız?

Sürdürülebilirlik yaklaşımımız üretimden ürünün kullanım ömrüne kadar uzanan bütünsel bir perspektife dayanıyor. Yeni boyler hattımızda yüzde 100 yenilenebilir elektrik kullanıyoruz, doğalgaz tüketimimizi azaltarak CO₂ emisyonumuzu düşürüyoruz ve geri dönüştürülmüş hammadde kullanımını artırıyoruz. Üretim süreçlerimizde geri dönüştürülmüş hammaddelerin payını artırıyor, düşük karbonlu üretim altyapısını yaygınlaştırıyoruz. 2026 yılında DIN SPEC 91436 standardına göre “Sıfır Atık Belgesi” almayı hedefliyoruz. Türkiye’de üretilen, Avrupa standartlarında düşük karbonlu ürünlerle hem ülke ekonomisine hem de çevresel dönüşüme katkı sağlamayı amaçlıyoruz.

  1. Şirketinizin ilk kadın genel müdürü olarak göreve başlamış bulunuyorsunuz. Bu deneyim, liderlik yaklaşımınızı ve şirket stratejilerini şekillendirme biçiminizi nasıl etkiliyor? Ayrıca, iklimlendirme sektöründe kadın liderliğinin artması konusunda gözlemleriniz ve teşvik ettiğiniz inisiyatifler nelerdir?

Şirketimizin ilk kadın genel müdürü olarak bu görevi üstlenmek benim için önemli bir sorumluluk. Liderlik anlayışım kapsayıcılık, ekip ruhu ve şeffaf iletişim üzerine kurulu. İklimlendirme sektörü geleneksel olarak erkek ağırlıklı bir alan olsa da kadın mühendislerin ve yöneticilerin sektörde giderek daha fazla yer aldığını görmek sevindirici. Baymak’ta çeşitliliği ve fırsat eşitliğini destekleyen bir kurum kültürü oluşturmayı önemsiyoruz. Çünkü farklı bakış açıları inovasyonu güçlendirir. İklimlendirme sektöründe kadın liderliğinin ve teknik alanlarda kadın istihdamının artmasını son derece değerli buluyorum. Genç kadın mühendislerin ve profesyonellerin sektöre katılımını destekleyen bir kurum kültürü oluşturmayı önemsiyoruz.

  1. Son olarak, iletmek istediğiniz veya özellikle altını çizmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı?

Son olarak şunu vurgulamak isterim ki enerji dönüşümü artık bugünün gerçeği. Baymak olarak hedefimiz; yerli üretim gücümüzü küresel rekabetçilikle birleştirerek yüksek verimli, sürdürülebilir ve güvenilir çözümler sunmaya devam etmek. 2026’yı kalıcı dönüşümün temellerini daha da sağlamlaştırdığımız ve müşteri deneyiminde fark yarattığımız bir yıl olarak görüyoruz.

Okumaya Devam Et

RÖPORTAJ

Kentsel Dönüşümde Hız ve Performans: Aynı Anda Mümkün

Yayınlandı

-

Bostik Türkiye Teknik Müdürü Ece HAN


Zamanla yarışılan dönüşüm projelerinde hata payına yer yok. Bostik’in hızlı kürlenen, yüksek yapışma gücüne sahip ürünleri; uygulama süresini kısaltırken maliyetleri düşürüyor, projelere hem hız hem güven katıyor.

1-Türkiye’nin deprem gerçeği göz önüne alındığında; mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi için geliştirdiğiniz ekonomik ve hızlı uygulanabilir çözümler var mı? Depreme dayanıklı yapı üretiminde ürünlerinizin sağladığı teknik üstünlükler nelerdir? Nasıl bir fark oluşturuyorsunuz? Ulusal ve uluslararası hangi standartlara uygun üretim yapıyorsunuz? Sahip olduğunuz sertifikalar hakkında da bilgi alabilir miyiz? 

Uzun ömürlü ve güvenli yapıların en önemli adımlarından biri su yalıtımıdır. Deprem dayanımı çoğu zaman yalnızca taşıyıcı sistem üzerinden değerlendirilse de yapının zaman içerisindeki performansını belirleyen en kritik unsurlardan biri sudur. Suya maruz kalan yapılarda donatı korozyonu başlar, betonun iç yapısı zayıflar ve bu durum doğrudan taşıyıcı sistemin dayanımını düşürür. Bu nedenle temel altı su yalıtımı, perde duvarlar, çatı ve ıslak hacim uygulamaları; yalnızca konfor değil, doğrudan yapı güvenliği ile ilişkilidir. Yapıyı sudan korumak, deprem performansını korumaktır.

Bostik olarak biz su yalıtımı ve sızdırmazlık çözümlerimizi bu bakış açısıyla geliştiriyoruz. Çatlak köprüleme kabiliyeti yüksek, elastik ve zorlu saha koşullarına uyum sağlayabilen ürünlerimiz; hem yeni yapılarda hem de renovasyon ve güçlendirme projelerinde güvenilir çözümler sunar. Uygulama kolaylığı ve hızlı kürlenme avantajı sayesinde ise projelerde zaman ve maliyet optimizasyonu sağlar.

Sızdırmazlık ve yapıştırıcı grubundaki hibrit ve silikon teknolojilerimiz de yapı elemanları arasındaki birleşim noktalarında kalıcı performans sunarak sistem bütünlüğünü destekler.

Ürünlerimiz ilgili EN normları ve CE işaretlemesi kapsamında geliştirilmekte olup; EPD (Environmental Product Declaration), EMICODE gibi düşük emisyon sertifikaları ve ISEGA gibi uluslararası uygunluk belgeleri ile de çevresel ve sağlık kriterleri açısından desteklenmektedir. Bu sayede hem teknik performansı yüksek hem de sürdürülebilir çözümler sunuyoruz.

2-Kentsel dönüşüm sürecinde zaman ve maliyet optimizasyonu büyük önem taşıyor. Kentsel dönüşüm projelerinde yüksek performanslı ürünlerinizle sağladığınız teknik ve ekonomik avantajlar nelerdir? Bu projelerde en çok tercih edilen ürün gruplarınız hangileridir? Özellikle renovasyon ve güçlendirme projelerinde öne çıkan ürünleriniz hangileridir? 

Kentsel dönüşüm projelerinde en kritik denge; hızlı uygulama ile uzun vadeli performansı birlikte sağlayabilmektir.

Bostik olarak hızlı kürlenen, kolay uygulanan ve farklı yüzeylere yüksek yapışma sağlayan ürünlerimizle uygulama süresini kısaltırken işçilik hatası riskini de azaltıyoruz. Bu da projelerde hem zaman hem maliyet avantajı yaratıyor. Bu süreçte en çok tercih edilen ürün gruplarımız; su yalıtım sistemleri, zemin çözümleri, yapıştırıcılar ve sızdırmazlık ürünleridir. Özellikle renovasyon projelerinde hızlı tamir harçları ve nemli yüzeylerde dahi güçlü yapışma sunan hibrit teknolojimiz sayesinde, zaman kaybetmeden güvenli uygulama ve etkin yalıtım imkânı sağlanır.

 3-Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik kriterleri artık dönüşüm projelerinde zorunlu hale geliyor. Bu kapsamda çevreci ve düşük karbon ayak izine sahip ürünlerinizden bahsedebilir misiniz? Yeşil bina sertifikasyon süreçlerine (LEED, BREEAM vb.) katkı sağlayan ürünleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? 

Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, yapı sektörünün temel gerekliliklerinden biri haline geldi. Bostik’in Avrupa menşeili bir marka olması, bu konuda yüksek standartlarla hareket etmemizi ve ürün geliştirme süreçlerinde çevresel etkileri önceliklendirmemizi sağlıyor.

Düşük VOC emisyonuna sahip, solvent ve zararlı bileşen içermeyen “yeşil” ürünlerimiz; iç mekân hava kalitesine katkı sağlarken daha sağlıklı yaşam alanları oluşturulmasına destek verir. Aynı zamanda uzun ömürlü ve dayanıklı çözümlerimiz, yapıların bakım ihtiyacını azaltarak karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sağlar.

EPD, EMICODE ve ISEGA gibi uluslararası sertifikalarla desteklenen ürünlerimiz, LEED ve BREEAM gibi yeşil bina sertifikasyon süreçlerine katkı sağlayacak şekilde konumlandırılmıştır.

 4-2030 ve sonrası için deprem güvenliği ve kentsel dönüşüm perspektifinde sektörün evrimini nasıl öngörüyorsunuz? 

Türkiye’de mevcut yapı stokunun önemli bir kısmının güçlendirme ihtiyacı taşıdığı bilinen bir gerçek. Bu durum, kentsel dönüşüm sürecinin uzun soluklu ve çok boyutlu bir şekilde ele alınmasını zorunlu kılıyor. Dolayısıyla bu dönüşümün kısa vadede tamamlanabilecek bir süreçten ziyade, planlı ve sürdürülebilir bir yaklaşımla ilerlemesi gerektiğini düşünüyoruz.

2030 ve sonrasında yapı sektörünün odağında; dayanıklılık, sürdürülebilirlik ve hız üçlüsünün daha da ön plana çıkacağını öngörüyoruz.

Deprem gerçeğiyle birlikte yalnızca yeni yapı üretimi değil, mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi ve uzun ömürlü hale getirilmesi öncelik olmaya devam edecek. Bu süreçte malzeme teknolojilerinin daha yüksek performans, daha hızlı uygulama ve daha düşük çevresel etki sağlayacak şekilde gelişeceğini düşünüyoruz.

Aynı zamanda sistem çözümlerinin ve entegre yaklaşımların daha fazla önem kazanacağı bir döneme giriyoruz. Tekil ürünlerden ziyade, yapının tümünü kapsayan, uyumlu ve güvenilir sistemler tercih edilecek.

 5-Son olarak, iletmek istediğiniz veya özellikle altını çizmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı?

Son olarak tekrar vurgulamak isterim ki, yapı güvenliği söz konusu olduğunda gündemin yalnızca taşıyıcı sistemlerle sınırlı kalmaması gerekiyor. Bu sistemleri uzun ömürlü hale getirecek koruma çözümleri, özellikle su yalıtımı, yapı güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmalıdır.

Su yalıtımının doğru tasarlanmadığı ve uygulanmadığı yapılarda zamanla oluşan hasarlar, doğrudan taşıyıcı sistem performansını etkileyebilmektedir. Bu nedenle su yalıtım sistemlerinin hem proje aşamasında hem de uygulama süreçlerinde daha fazla önceliklendirilmesi ve standart bir gereklilik olarak ele alınması gerektiğine inanıyoruz.

Önümüzdeki dönemde bu alanda farkındalığın artmasının yanı sıra, su yalıtımı uygulamalarının daha etkin şekilde denetlenmesi ve belirli standartlar çerçevesinde zorunlu hale getirilmesi, yapı kalitesini ve güvenliğini doğrudan etkileyen kritik bir adım olacaktır.

Bostik olarak, su yalıtımı ve sızdırmazlık çözümlerimiz ile yapıların yalnızca bugününü değil, uzun yıllar boyunca dayanıklılığını koruyarak güvenle ayakta kalmasını desteklemeyi hedefliyoruz.

Okumaya Devam Et

RÖPORTAJ

Enerji Verimliliğiyle Geleceğin Yapılarını İnşa Ediyor

Yayınlandı

-


Gelişmiş inverter teknolojisi ve akıllı otomasyon sistemleri sayesinde enerji tüketimini minimuma indiren Mitsubishi Electric, LEED ve BREEAM gibi yeşil bina sertifikasyon süreçlerine katkı sağlayan sürdürülebilir çözümler sunuyor.

  1. Türkiye’nin deprem gerçeği göz önüne alındığında; mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi için geliştirdiğiniz ekonomik ve hızlı uygulanabilir çözümler var mı? Depreme dayanıklı yapı üretiminde ürünlerinizin sağladığı teknik üstünlükler nelerdir? Nasıl bir fark oluşturuyorsunuz? Ulusal ve uluslararası hangi standartlara uygun üretim yapıyorsunuz? Sahip olduğunuz sertifikalar hakkında da bilgi alabilir miyiz?

Japonya merkezli bir şirket olarak deprem gerçeği bizim kurumsal refleksimizin önemli bir parçasını oluşturuyor. Dünyanın en aktif deprem kuşaklarından birinde faaliyet gösteren bir ülkenin mühendislik birikimiyle hareket ediyoruz. Türkiye’de yürüttüğümüz faaliyetlerde de deprem güvenliği konusunu titizlikle ele alıyoruz.

Mitsubishi Electric Klima Sistemleri olarak sürdürülebilir şehirler ve güvenli yapılar için inovatif teknolojiler geliştirmeye ve sektöre değer katmaya odaklanıyoruz. Türkiye’nin deprem gerçeği göz önüne alındığında yapıların taşıyıcı sistemlerinin, mekanik ve iklimlendirme altyapılarının deprem güvenliği açısından doğru şekilde tasarlanması gerektiğine inanıyoruz. Özellikle büyük ölçekli yapılarda kullanılan iklimlendirme sistemlerinin deprem koşullarına uygun mühendislik çözümleriyle tasarlanması kritik önem taşıyor. Bu noktada geliştirdiğimiz sistemler; hafif ve modüler yapıları, kolay montaj ve hızlı devreye alma avantajları sayesinde hem yeni projelerde hem de mevcut yapıların güçlendirme çalışmalarında hızlı ve ekonomik çözümler sunabiliyor. Merkezi sistemlere alternatif olarak kullanılan VRF klima sistemleri, hava kanalı yerine soğutucu akışkan boruları kullandığı için daha az mekanik yük oluşturmaları ve esnek borulama altyapıları sayesinde deprem riskinin fazla olduğu bölgelerde daha fazla tercih edilebiliyor.

Depreme dayanıklı yapılarda kullanılan mekanik sistemlerin dayanıklı, esnek ve uzun ömürlü olması önem taşıyor. Enerji verimliliği sağlayan inverter teknolojimiz, modüler VRF sistem mimarimiz, gelişmiş titreşim kontrolü, düşük gürültü seviyesi ve dayanıklı komponent tasarımlarımız sayesinde sistem performansı açısından sürdürülebilir çözümler sunabiliyoruz. Ayrıca akıllı bina otomasyon sistemleriyle entegrasyon imkânı da sistemlerimizin önemli avantajları arasında.

Ürünlerimiz uluslararası kalite ve güvenlik standartlarına uygun şekilde üretiliyor. ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi, ISO 27001 Veri Güvenliği Sertifikasyonu, CE ve Eurovent sertifikaları başlıca sahip olduğumuz sertifikasyonlar arasında bulunuyor. Öte yandan ürünlerimiz Avrupa Birliği’nin enerji verimliliği yönetmelikleri ve çevre standartlarıyla da tam uyumludur.

  1. Kentsel dönüşüm sürecinde zaman ve maliyet optimizasyonu büyük önem taşıyor. Kentsel dönüşüm projelerinde yüksek performanslı ürünlerinizle sağladığınız teknik ve ekonomik avantajlar nelerdir? Bu projelerde en çok tercih edilen ürün gruplarınız hangileridir? Özellikle renovasyon ve güçlendirme projelerinde öne çıkan ürünleriniz hangileridir?

Kentsel dönüşüm projelerinde zaman, maliyet ve enerji verimliliği en kritik başlıklar arasında yer alıyor. Mitsubishi Electric Klima Sistemleri olarak bu projelerde yatırımcıların ve kullanıcıların ihtiyaçlarına yanıt veren esnek ve verimli çözümler sunmaya odaklanıyoruz. Sunduğumuz sistemler daha kısa kurulum süreleri, düşük işletme maliyetleri, esnek sistem tasarımı ve alan tasarrufu gibi faydalar sağlıyor. Böylece kentsel dönüşüm projelerinde sürdürülebilir ve ekonomik bir yapı ekosisteminin oluşmasına destek oluyoruz.

Projelerde en çok tercih edilen ürün gruplarımız arasında VRF klima sistemleri, ısı pompası çözümleri, split klima sistemleri ve merkezi klima otomasyon çözümleri yer alıyor. Özellikle renovasyon ve güçlendirme projelerinde kompakt VRF dış üniteleri, düşük montaj alanı gerektiren split sistemler ve enerji verimli ısı pompası çözümlerimiz öne çıkıyor. 

  1. Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik kriterleri artık dönüşüm projelerinde zorunlu hale geliyor. Bu kapsamda çevreci ve düşük karbon ayak izine sahip ürünlerinizden bahsedebilir misiniz? Yeşil bina sertifikasyon süreçlerine (LEED, BREEAM vb.) katkı sağlayan ürünleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik artık yapı sektörünün temel öncelikleri arasında. Mitsubishi Electric, yalnızca üretim süreçlerinden kaynaklanan emisyonları azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda ürünlerinin kullanım ömrü boyunca ortaya çıkan karbon emisyonlarını azaltmaya odaklanıyor. Türkiye’de enerji tüketiminin önemli bir kısmı binalarda, özellikle de ısıtma ve soğutma süreçlerinde gerçekleştiği için, sektör olarak daha az enerjiyle daha yüksek konfor sunan çözümler geliştirmek zorundayız. 

Mitsubishi Electric Klima Sistemleri olarak geliştirdiğimiz gelişmiş inverter teknolojimiz ve ısı pompası çözümlerimiz sayesinde sistemler yalnızca ihtiyaç duyulan kadar enerji tüketiyor. Akıllı kontrol ve bina otomasyon sistemleriyle uyumlu çalışabilen ürünlerimiz, yapıların enerji performansının daha verimli şekilde yönetilmesine destek oluyor. Bu özellikler sayesinde çözümlerimiz projelerin sürdürülebilirlik hedeflerini destekleyerek, LEED (Leadership in Energy and Environmental Design) ve BREEAM (Building Research Establishment Environmental Assessment Method) gibi yeşil bina sertifikasyon süreçlerine katkı sağlayabilecek nitelikte çözümler sunuyor.

  1. 2030 ve sonrası için deprem güvenliği ve kentsel dönüşüm perspektifinde sektörün evrimini nasıl öngörüyorsunuz?

2030 ve sonrasında yapı sektöründe üç temel dönüşümün öne çıkmasını bekliyoruz. Deprem güvenliğine odaklanan mühendislik çözümleri, karbon nötr binalar ve akıllı bina teknolojileri bu dönüşümün öne çıkan unsurları olacak. Öte yandan enerji verimli, dijital olarak yönetilebilen ve çevre dostu sistemlerin sektörün yeni standardı haline geleceğini düşünüyoruz.

Okumaya Devam Et

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye