RÖPORTAJ
Yangın Anında Hayat Kurtaran Teknoloji: Kablolarda Yeni Nesil Güvenlik Standartları
Yayınlandı
3 gün önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Artan elektrik kullanımıyla birlikte büyüyen yangın riskine karşı, kablolar artık yalnızca enerji ileten değil, alev yayılımını sınırlayan ve tahliye için kritik zaman kazandıran hayati bir güvenlik unsuru haline geliyor. Nexans, ileri teknoloji ve yükseltilmiş standartlarla bu alanda yeni bir güvenlik eşiği tanımlıyor.
Günümüzde artan elektrik kullanımı ve karmaşıklaşan bina altyapıları düşünüldüğünde, yangın güvenliği açısından kablolar nasıl bir rol üstleniyor? Yangın anlarında kabloların performansı neden hayati önem taşıyor?
İstanbul İtfaiyesi verilerine göre, Türkiye’de her 7 dakikada bir elektrik tesisatı kaynaklı yangın meydana geliyor. Avrupa’da ise her 30 saniyede bir yangın yaşanırken, bu yangınların yüzde 21’i elektrik kaynaklı nedenlerden oluşuyor. Bu veriler, yangınların önemli bir bölümünün elektrik kontağı ve tesisat kaynaklı olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Daha da önemlisi, bu yangınlar her yıl can kayıplarına ve yaralanmaya yol açıyor.
Artan elektrik tüketimi ve karmaşıklaşan altyapılar, yangın riskini küresel ölçekte büyütüyor. Bu tablo, elektrik altyapısında kullanılan ürünlerin yangın güvenliği açısından ne kadar stratejik bir rol oynadığını açıkça ortaya koyuyor.
Yangın anlarında kablolar kritik bir rol oynar. Çünkü elektrik tesisatında kullanılan kablolar, alevin yayılma hızını, ortaya çıkan duman miktarını ve bu dumanın toksisite seviyesini belirleyen temel unsurlar arasında yer alır.
Standartlara uygun olmayan ya da düşük yangın performansına sahip kablolar, yangın sırasında alevi hızla iletebilir, yoğun ve zehirli duman oluşturarak tahliye süresini ciddi biçimde kısaltır. Bu durum hem can kaybı riskini hem de maddi hasarı artırır. Buna karşılık yüksek yangın performansına sahip kablolar, alevin yayılmasını geciktirir, duman yoğunluğunu ve toksik gaz salınımını sınırlar. Böylece insanların güvenli şekilde tahliye edilebilmesi için hayati önemde zaman kazandırır.
Bu nedenle kablolar yalnızca enerjiyi ileten ürünler değil, yangın güvenliğinin, can güvenliğinin ve yapı bütünlüğünün ayrılmaz bir parçasıdır. Özellikle hastaneler, okullar, alışveriş merkezleri, tüneller ve veri merkezleri gibi yüksek riskli alanlarda, yangına dayanıklı kablo kullanımı bir tercih değil, hayati bir zorunluluktur.
Yangın güvenliğinin bu denli kritik hale geldiği günümüzde , Nexans bu alana nasıl bir yaklaşım getiriyor? Ürün, teknoloji ve süreçler açısından ne tür çözümler sunuyorsunuz?
Nexans olarak yangın güvenliği kablolarını yalnızca bir ürün değil, uçtan uca yönetilmesi gereken kritik bir güvenlik unsuru olarak ele alıyoruz. Tasarımdan üretime, test süreçlerinden sertifikasyona kadar tüm aşamalarda sektörde öncü yaklaşımlar benimsiyor, yangın anında güvenilir performans sunan, ileri seviye yangın dayanımı sertifikalarına sahip kablolar geliştiriyoruz.
Türkiye’de yangın güvenliği alanında her iki fabrikamızda da ayrı ayrı konumlandırılmış Ar-Ge laboratuvarlarımız bulunuyor. Bu alanda Türkiye’de iki ayrı yangın güvenliği Ar-Ge laboratuvarına sahip tek üretici konumundayız. Bu laboratuvarlarda kablolarımızın alev yayılımı, duman yoğunluğu ve toksik gaz salınımı gibi kritik performans kriterlerini kendi bünyemizde test ediyoruz.
Ar-Ge’ye yaptığımız bu yatırımların arkasındaki temel misyonumuz, Türkiye’de ürettiğimiz ve dünyanın dört bir yanına ihraç ettiğimiz yangına dayanıklı kablolarda en yüksek uluslararası standartları yakalamak ve bu standartları sürekli olarak ileri taşımaktır. Böylece yalnızca bugünün değil, geleceğin yangın güvenliği ihtiyaçlarına da çözüm sunmayı hedefliyoruz.
Nexans olarak üretim standartlarınızı yukarı taşıyan önemli bir karar aldınız. Yapı Malzemeleri Yönetmeliği Eca sınıfından Cca sınıfına geçiş kararının arkasındaki gerekçeler nelerdir ve bu adım yangın güvenliği açısından ne ifade ediyor?
Biz Yapı Malzemeleri Yönetmeliği’ni bir mevzuat zorunluluğu olarak değil, yaşam güvenliğini merkeze alan stratejik bir çerçeve olarak ele almak gerektiğine inanıyoruz. Nexans Türkiye olarak, bu yaklaşımı hem müşterilerimiz hem de sektör paydaşlarımız için daha anlaşılır, uygulanabilir ve sürdürülebilir hale getirmek üzere uzun süredir çalışıyoruz. Çünkü biz bu dönüşümü, mevzuatın ötesinde, yapı güvenliğinin ve şehir yaşamının geleceğini ilgilendiren ortak bir sorumluluk olarak görüyoruz.
Günlük yaşamda her geçen gün daha fazla elektrikli sistem, daha karışık altyaplar ve dolayısıyla daha yoğun kablo ağları ile iç içe yaşıyoruz. Bu dönüşüm, yangın güvenliğini artık teknik bir detay olmaktan çıkarıp temel bir güvenlik ihtiyacı haline getiriyor.
Bu sorumluluk bilinciyle, 2026 yılı itibarıyla Eca sınıfında ürettiğimiz tüm kabloları, daha yüksek yangın performansı sunan Cca seviyesine yükseltme kararı aldık. Mevzuatın asgari gereklilikleriyle yetinmek yerine, yangın güvenliğinde çıtayı sektör genelinde yukarı taşımayı hedefledik.
Cca sınıfı kablolarımız yalnızca alevin yayılmasını geciktirmekle kalmıyor, duman yoğunluğunu ve asidik gaz salınımını da önemli ölçüde azaltıyor. Bu sayede yangın anında tahliye için kritik öneme sahip “altın dakikaların” kazanılmasına katkı sağlıyor.
Nexans yangın güvenliği ürünleri, duman salınımını ve asidik gaz emisyonlarını sınırlayarak, yangın kaynaklı ölümlerin yaklaşık yüzde 80’inin nedeni olan duman zehirlenmesi riskini de ciddi ölçüde azaltıyor.
Bu geçiş kararımızla, yalnızca kendi üretim standartlarımızı yükseltmekle kalmıyor, Türkiye’de yangına karşı daha güvenli elektrik altyapılarının oluşturulmasına da güçlü bir katkı sunmayı hedefliyoruz.
Yangına dayanıklı kabloların geliştirilmesinde Ar-Ge çalışmalarının rolü nedir? Nexans Türkiye’nin Tuzla ve Denizli’de konumlanan Ar-Ge altyapısı bu alanda nasıl bir fark yaratıyor?
Nexans Türkiye olarak, yangına dayanıklı kabloların üretimi ve Ar-Ge faaliyetlerinde Tuzla ve Denizli fabrikalarımızı küresel birer yetkinlik merkezi olarak konumlandırıyoruz. Bu tesislerde yürüttüğümüz çalışmalar, yalnızca Türkiye pazarı için değil, Nexans’ın dünya genelindeki üretim ve ürün geliştirme stratejileri için de referans niteliği taşıyor.
Tuzla’daki yangın test laboratuvarımız, Nexans Grubu içinde bir mükemmeliyet merkezi olarak kabul ediliyor ve küresel üretim ağımız için örnek teşkil ediyor. Burada kablolarımızın yangına dayanıklılık, alev yayılımı, duman yoğunluğu ve asidite gibi kritik performans kriterlerini ileri seviye test süreçlerinden geçiriyoruz.
Elbette tüm ürünlerimizi Yapı Malzemeleri Yönetmeliği (CPR) başta olmak üzere ilgili tüm mevzuatlara uygun şekilde üretiyoruz. Standartlara asgari uyum sağlamak bizim için yeterli değil, amacımız yangın güvenliği performansında global standartların üzerinde çözümler geliştirerek sektöre liderlik etmek.
Bu yaklaşımın somut bir göstergesi olarak, Tuzla fabrikamız 2024 yılında “En Dijital Fabrika” ödülüne layık görüldü. 2025 yılında ise Turkish Time verilerine göre, Nexans Türkiye Ar-Ge’ye en çok yatırım yapan ilk 10 şirket arasında yer aldı. Bu başarılar, Ar-Ge ve inovasyonu iş stratejimizin merkezine koyduğumuzun açık bir göstergesi.
Yüksek yangın performansına sahip Yapı Malzemeleri Yönetmeliği Cca sınıfı kablolar, standart kablolardan hangi temel özellikleriyle ayrışıyor? Bu teknik farklar, yangın anında can ve mal güvenliği açısından nasıl bir avantaj sağlıyor?
Yüksek yangın performansına sahip Cca sınıfı kablolarımız, yangın güvenliğinde beş temel başlık altında fark yaratıyor. Bu özellikler, yangının yayılımından tahliye sürecine kadar pek çok kritik noktada doğrudan etki sağlıyor.
1. Alev yayılımının sınırlandırılması: Cca sınıfı kablolar, yangın sırasında alevin kablo güzergahı boyunca hızla ilerlemesini engelleyecek şekilde tasarlanır. Elektrik tesisatlarının yangın davranışı üzerinde belirleyici rol oynadığı yapılarda, bu özellik yangının kontrol altına alınmasına ve yayılım hızının düşürülmesine önemli katkı sağlar.
2. Isı açığa çıkışının minimize edilmesi: Yangın anında çevredeki yapı malzemelerinin tutuşmasını hızlandıran ısı açığa çıkışı, Cca sınıfı kablolarda daha azdır. Bu sayede yangının ikincil tutuşmalarla büyümesi riski azaltılır.
3. Duman üretiminin azaltılması: Yangınlarda can kayıplarının büyük bir bölümü yoğun duman nedeniyle meydana gelir. Düşük duman yoğunluğuna sahip Cca sınıfı kablolar, kaçış koridorlarında görüş ve nefes alma koşullarının korunmasına yardımcı olarak güvenli tahliyeyi destekler.
4. Asidik ve zehirli gaz salınımının sınırlandırılması: Halojensiz yapıları sayesinde Cca sınıfı kablolar, yangın sırasında korozif ve toksik gaz salınımını minimize eder. Böylece dumandan etkilenmeden insanların güvenli tahliyesini kolaylaştırır hem de itfaiye ekiplerinin müdahalesini daha güvenli ve etkin hale getirir.
5. Yanan Damlacıkların (Droplets) Önlenmesi: Yangın esnasında kabloların eriyerek etrafa yanan parçalar saçması, yangının alt katlara veya diğer alanlara sıçramasına neden olan en büyük risklerden biridir. Cca sınıfı kablolarımız, yanan damlacık oluşumunu kısıtlayarak yangının bölgesel kalmasına yardımcı olur ve alevlerin yayılmasını fiziksel olarak engeller.
Küresel ölçekte elektrifikasyon, enerji dönüşümü ve yangın güvenliği gibi başlıkların hızla önem kazandığı bir dönemde, Nexans’ın 2026 yol haritasında hangi stratejik öncelikler öne çıkıyor? Türkiye operasyonlarının bu vizyondaki rolü nedir?
140 yılı aşkın köklü geçmişiyle Nexans, elektrifikasyonu merkezine alarak elektriğin üretiminden iletimine, şehirlerde dağıtımından kullanımına kadarki süreci ana faaliyet alanı olarak tanımlıyor. Derin sektör uzmanlığını ileri düzey inovasyonla birleştiren şirketimiz, enerji dönüşümünü hızlandırmayı ve müşterilerinin değişen ihtiyaçlarına daha etkin çözümler sunmayı hedefliyor. Çevre, Ekonomi ve Çalışan Bağlılığı odaklı E3 iş modelimiz, performansı amaçla uyumlu hale getirerek tüm stratejik kararlarımıza yön veriyor.
Bugün Nexans, 41 ülkede 28.500 çalışanıyla elektrifikasyon alanında küresel ölçekte hizmet sunuyor. 2025 yılında 7,8 milyar Euro satış geliri elde etti. İklim eyleminde liderliğiyle tanınan Nexans, Bilime Dayalı Hedefler girişimi (SBTi) ile uyumlu şekilde 2050 yılına kadar Net-Sıfır emisyon hedefine ulaşmayı taahhüt ederken, Fondation Nexans aracılığıyla enerjiye erişimin yaygınlaştırılması için de çalışmalarını sürdürüyor.
Bu küresel vizyonun önemli bir parçası olarak, yangına dayanıklı kablo üretimi ve Ar-Ge faaliyetlerinde Denizli ve Tuzla’daki fabrikalarımızı stratejik bir üs olarak konumlandırıyoruz.
Nexans Türkiye olarak, hastaneler, okullar, alışveriş merkezleri, oteller ve veri merkezleri gibi yüksek güvenlik gereksinimine sahip projelerde en ileri teknolojileri sunarken, Türkiye’de yangına karşı daha güvenli elektrik altyapılarının oluşturulmasına da güçlü bir katkı sunmayı amaçlıyoruz.
Bunları da Beğenebilirsin
RÖPORTAJ
Enerji Dönüşümünde Güçlü Adım: Baymak’tan Sürdürülebilir Büyüme Hamlesi
Yayınlandı
1 gün önce-
Nisan 17, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
BAYMAK / BDR Thermea Group Genel Müdürü Ülkü ÖZCAN
2025 yılında yüzde 25’in üzerinde büyüme yakalayan Baymak, üretim yatırımları, ısı pompası atılımları ve global entegrasyon stratejisiyle Türkiye’yi enerji dönüşümünün merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefliyor.
- Son bir yıl içerisinde markanız/şirketiniz bünyesinde öne çıkan yatırımlar, organizasyonel dönüşümler, yeni iş birlikleri veya ürün lansmanları neler oldu? Bunun şirketinizin stratejik yol haritasına nasıl katkı sağladığını paylaşır mısınız?
Baymak olarak, 2025 yılında sürdürülebilir büyüme stratejisi doğrultusunda güçlü bir finansal performans sergileyerek tamamladık. Bir önceki yıla göre %25,2 oranında büyüme kaydederek istikrarlı yükselişini sürdürdük. Yıl boyunca ana faaliyet alanlarında elde edilen başarılı sonuçlar, şirketimizin hem iç pazardaki etkin konumunu güçlendirdi hem de küresel ölçekte rekabet gücünü artırdı. Operasyonel verimlilik, ürün gamındaki stratejik konumlanma ve yaygın satış ağı sayesinde tüm kategorilerde dengeli ve sağlıklı bir büyüme performansı ortaya koyduk. İhracat tarafında da istikrarlı bir ivme yakaladık. Son bir yılda finansal olarak büyümenin yanı sıra aynı zamanda stratejik olarak konumumuzu güçlendirdiğimiz bir dönem oldu. Bünyesinde yer aldığımız BDR Thermea Group’un global enerji dönüşümü vizyonunu, Türkiye’deki güçlü üretim altyapımızla birleştirdik. Özellikle yeni devreye aldığımız boyler üretim hattımıza yaptığımız yatırım, bizi grup içinde “Mükemmellik Merkezi” konumuna taşıdı. Tuzla’daki 60 bin metrekarelik fabrikamız artık yalnızca iç pazara değil, Avrupa pazarlarına da hizmet veren stratejik bir üretim üssü niteliğinde. Bununla birlikte ısı pompası segmentinde gerçekleştirdiğimiz ürün lansmanları ve kapasite artışları sayesinde bu kategoride yüzde 90’ın üzerinde gelir artışı yakaladık. Organizasyonel olarak da 2030 orta vadeli stratejimizi tüm departmanlara entegre ederek dönüşüm sürecimizi kurumsal bir çerçeveye oturttuk.
- Çevre dostu ve enerji verimli teknolojiler, iklimlendirme sektöründe artık temel bir gereklilik haline geldi. Ürünlerinizin çalışma prensipleri, enerji performansı ve sürdürülebilirlik yaklaşımı açısından hangi yenilikçi çözümleri sunduğunu anlatabilir misiniz?
İklimlendirme sektöründe çevre dostu ve enerji verimli teknolojiler artık bir farklılaşma unsuru değil, temel gereklilik. Bu bilinçle geliştirdiğimiz ısı pompası sistemleri, yenilenebilir enerji entegrasyonuna uygun yapıları, yüksek verimlilik katsayıları ve düşük karbon salımıyla öne çıkıyor. Inverter tabanlı akıllı kontrol altyapıları sayesinde enerji tüketimini optimize ederken, farklı iklim bölgelerine uyum sağlayan mühendislik çözümlerimizle geniş bir kullanıcı kitlesine hitap ediyoruz. Ürünlerimizi Avrupa standartlarına ve Yeşil Mutabakat kriterlerine uyumlu biçimde tasarlıyor; üretim tarafında ise geri dönüştürülmüş hammadde kullanımını artırarak karbon ayak izimizi azaltıyoruz. Üretim tarafında ise yenilenebilir enerji kullanılan yeni boyler hattımız, geri dönüştürülmüş hammadde uygulamalarımız ve karbon emisyonunu azaltmaya yönelik yatırımlarımız sürdürülebilirliği sadece ürün olarak görmediğimizin, bütünsel bir yaklaşımla ele aldığımızın göstergesi.
- Projelerde tercih edilen ürün ve hizmetleriniz; yatırımcı, proje geliştirici ve son kullanıcı açısından ne gibi avantajlar sağlıyor? Enerji tasarrufu, işletme maliyetleri, uzun ömürlülük ve konfor kriterleri açısından yarattığınız katma değeri nasıl tanımlarsınız?
Projelerde tercih edilmemizin temel nedeni, ürünün yanında bütüncül çözüm sunmamızdan kaynaklanıyor. Yüksek enerji verimliliğine sahip sistemlerimiz yatırımcılara düşük işletme maliyeti ve hızlı geri dönüş imkânı sağlıyor. Uzun ömürlü ve Avrupa standartlarında üretilen ekipmanlarımız, proje geliştiriciler için güvenilirlik ve kalite avantajı yaratıyor. Son kullanıcı açısından bakıldığında ise düşük enerji faturası, sessiz çalışma, yüksek konfor ve güçlü servis ağı önemli bir fark oluşturuyor. Biz konforu sadece sıcaklık kontrolü olarak görmüyoruz. Ekonomik, çevresel ve teknik sürdürülebilirliğin birleşimi olarak tanımlıyoruz.
- Türkiye iklimlendirme pazarındaki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz? Pazar payı, segment odakları ve bölgesel yaygınlık açısından güçlü yönleriniz nelerdir? Önümüzdeki döneme ilişkin büyüme ve yatırım hedeflerinizi de paylaşır mısınız?
Türkiye iklimlendirme pazarında güçlü bir bayi ve servis yapılanmasına sahibiz. 500’ün üzerinde bayi, 2100’den fazla satış noktası ve 300’ün üzerinde yetkili servis ağımızla geniş bir erişim gücüne sahibiz. 550 çalışanımızla 2025 yılını 200 milyon Euro’nun üzerinde ciroyla ve yüzde 25,2 büyüme oranıyla tamamladık. İhracat tarafında da istikrarlı bir ivme yakalayan, export satışlarının toplam satışlar içindeki payını %5,8 seviyesine taşıdık. Küresel pazarlardaki dalgalanmalara rağmen elde ettiğimiz bu sonuçlar, şirketimizin uluslararası pazarlardaki varlığını güçlendirme hedefiyle uyumlu bir tablo ortaya koydu. Isı pompası kategorisinde liderliğimizi güçlendirirken, klima ve yoğuşmalı kazan segmentlerinde de dengeli bir büyüme performansı sergiledik. İhracat tarafında Avrupa başta olmak üzere mevcut pazarlardaki derinliğimizi artırmayı ve Türkiye’yi grubumuzun enerji dönüşüm üssü konumuna taşımayı hedefliyoruz.
- AR-GE yatırımlarınızın sektörel gelişime katkısı hakkında neler söylemek istersiniz? Özellikle dijitalleşme, akıllı sistem entegrasyonları ve yüksek verimlilik odağında yürüttüğünüz çalışmalar nelerdir? Yakın vadede piyasaya sunmayı planladığınız yeni ürün veya hizmet modelleri hakkında ipuçları verebilir misiniz?
AR-GE yatırımlarımızda yüksek verimlilik, dijitalleşme ve alternatif enerji çözümleri temel önceliklerimiz arasında yer alıyor. Akıllı kontrol sistemleri, uzaktan izleme ve sistem optimizasyonuna yönelik dijital altyapılar üzerinde çalışıyoruz. Elektrifikasyon odağında yeni nesil ısı pompaları geliştirirken, hibrit ve hidrojen uyumlu sistemler konusunda da grubumuzla birlikte çalışmalar yürütüyoruz. Amacımız, bugünün ve geleceğin enerji ihtiyaçlarına da yanıt verebilen çözümler üretmek.
- İklimlendirme sistemlerinde satış sonrası hizmetlerin rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Servis ağı, teknik destek, bakım sözleşmeleri ve müşteri deneyimi süreçleri açısından sunduğunuz hizmetler markanızın güvenilirliğine nasıl katkı sağlıyor?
Satış sonrası hizmetler bizim için markanın en kritik temas noktasıdır. Ürün kalitesi, doğru servis deneyimiyle tamamlanmadığı sürece gerçek değer yaratmaz. Bu nedenle servis yapılanmamızı “best in class” seviyesine taşımayı hedefliyoruz. 7/24 erişilebilirlik, tek seferde tam ve mutlak çözüm anlayışı, dijital destekli proaktif servis modeli ve yetkin teknik ekiplerimizle müşteri memnuniyetini sürdürülebilir bir güven unsuruna dönüştürüyoruz. 7/24 erişilebilirlik, hızlı ve doğru çözüm, tek seferde tam müdahale ve dijital destekli proaktif hizmet modeli 2026 ajandamızın merkezinde yer alıyor. Güçlü servis altyapımız, müşteri bağlılığını ve marka güvenini doğrudan pekiştiriyor.
- Üretim süreçlerinizden ürünlerin kullanım ömrüne kadar uzanan çevresel etki perspektifinde sürdürülebilirlik yaklaşımınızı nasıl şekillendiriyorsunuz? Yenilenebilir enerji kullanımı, karbon ayak izi azaltım hedefleri ve döngüsel ekonomi uygulamaları konusunda şirketinizin vizyonunu paylaşır mısınız?
Sürdürülebilirlik yaklaşımımız üretimden ürünün kullanım ömrüne kadar uzanan bütünsel bir perspektife dayanıyor. Yeni boyler hattımızda yüzde 100 yenilenebilir elektrik kullanıyoruz, doğalgaz tüketimimizi azaltarak CO₂ emisyonumuzu düşürüyoruz ve geri dönüştürülmüş hammadde kullanımını artırıyoruz. Üretim süreçlerimizde geri dönüştürülmüş hammaddelerin payını artırıyor, düşük karbonlu üretim altyapısını yaygınlaştırıyoruz. 2026 yılında DIN SPEC 91436 standardına göre “Sıfır Atık Belgesi” almayı hedefliyoruz. Türkiye’de üretilen, Avrupa standartlarında düşük karbonlu ürünlerle hem ülke ekonomisine hem de çevresel dönüşüme katkı sağlamayı amaçlıyoruz.
- Şirketinizin ilk kadın genel müdürü olarak göreve başlamış bulunuyorsunuz. Bu deneyim, liderlik yaklaşımınızı ve şirket stratejilerini şekillendirme biçiminizi nasıl etkiliyor? Ayrıca, iklimlendirme sektöründe kadın liderliğinin artması konusunda gözlemleriniz ve teşvik ettiğiniz inisiyatifler nelerdir?
Şirketimizin ilk kadın genel müdürü olarak bu görevi üstlenmek benim için önemli bir sorumluluk. Liderlik anlayışım kapsayıcılık, ekip ruhu ve şeffaf iletişim üzerine kurulu. İklimlendirme sektörü geleneksel olarak erkek ağırlıklı bir alan olsa da kadın mühendislerin ve yöneticilerin sektörde giderek daha fazla yer aldığını görmek sevindirici. Baymak’ta çeşitliliği ve fırsat eşitliğini destekleyen bir kurum kültürü oluşturmayı önemsiyoruz. Çünkü farklı bakış açıları inovasyonu güçlendirir. İklimlendirme sektöründe kadın liderliğinin ve teknik alanlarda kadın istihdamının artmasını son derece değerli buluyorum. Genç kadın mühendislerin ve profesyonellerin sektöre katılımını destekleyen bir kurum kültürü oluşturmayı önemsiyoruz.
- Son olarak, iletmek istediğiniz veya özellikle altını çizmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı?
Son olarak şunu vurgulamak isterim ki enerji dönüşümü artık bugünün gerçeği. Baymak olarak hedefimiz; yerli üretim gücümüzü küresel rekabetçilikle birleştirerek yüksek verimli, sürdürülebilir ve güvenilir çözümler sunmaya devam etmek. 2026’yı kalıcı dönüşümün temellerini daha da sağlamlaştırdığımız ve müşteri deneyiminde fark yarattığımız bir yıl olarak görüyoruz.
RÖPORTAJ
Kentsel Dönüşümde Hız ve Performans: Aynı Anda Mümkün
Yayınlandı
1 gün önce-
Nisan 17, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Bostik Türkiye Teknik Müdürü Ece HAN
Zamanla yarışılan dönüşüm projelerinde hata payına yer yok. Bostik’in hızlı kürlenen, yüksek yapışma gücüne sahip ürünleri; uygulama süresini kısaltırken maliyetleri düşürüyor, projelere hem hız hem güven katıyor.
1-Türkiye’nin deprem gerçeği göz önüne alındığında; mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi için geliştirdiğiniz ekonomik ve hızlı uygulanabilir çözümler var mı? Depreme dayanıklı yapı üretiminde ürünlerinizin sağladığı teknik üstünlükler nelerdir? Nasıl bir fark oluşturuyorsunuz? Ulusal ve uluslararası hangi standartlara uygun üretim yapıyorsunuz? Sahip olduğunuz sertifikalar hakkında da bilgi alabilir miyiz?
Uzun ömürlü ve güvenli yapıların en önemli adımlarından biri su yalıtımıdır. Deprem dayanımı çoğu zaman yalnızca taşıyıcı sistem üzerinden değerlendirilse de yapının zaman içerisindeki performansını belirleyen en kritik unsurlardan biri sudur. Suya maruz kalan yapılarda donatı korozyonu başlar, betonun iç yapısı zayıflar ve bu durum doğrudan taşıyıcı sistemin dayanımını düşürür. Bu nedenle temel altı su yalıtımı, perde duvarlar, çatı ve ıslak hacim uygulamaları; yalnızca konfor değil, doğrudan yapı güvenliği ile ilişkilidir. Yapıyı sudan korumak, deprem performansını korumaktır.
Bostik olarak biz su yalıtımı ve sızdırmazlık çözümlerimizi bu bakış açısıyla geliştiriyoruz. Çatlak köprüleme kabiliyeti yüksek, elastik ve zorlu saha koşullarına uyum sağlayabilen ürünlerimiz; hem yeni yapılarda hem de renovasyon ve güçlendirme projelerinde güvenilir çözümler sunar. Uygulama kolaylığı ve hızlı kürlenme avantajı sayesinde ise projelerde zaman ve maliyet optimizasyonu sağlar.
Sızdırmazlık ve yapıştırıcı grubundaki hibrit ve silikon teknolojilerimiz de yapı elemanları arasındaki birleşim noktalarında kalıcı performans sunarak sistem bütünlüğünü destekler.
Ürünlerimiz ilgili EN normları ve CE işaretlemesi kapsamında geliştirilmekte olup; EPD (Environmental Product Declaration), EMICODE gibi düşük emisyon sertifikaları ve ISEGA gibi uluslararası uygunluk belgeleri ile de çevresel ve sağlık kriterleri açısından desteklenmektedir. Bu sayede hem teknik performansı yüksek hem de sürdürülebilir çözümler sunuyoruz.
2-Kentsel dönüşüm sürecinde zaman ve maliyet optimizasyonu büyük önem taşıyor. Kentsel dönüşüm projelerinde yüksek performanslı ürünlerinizle sağladığınız teknik ve ekonomik avantajlar nelerdir? Bu projelerde en çok tercih edilen ürün gruplarınız hangileridir? Özellikle renovasyon ve güçlendirme projelerinde öne çıkan ürünleriniz hangileridir?
Kentsel dönüşüm projelerinde en kritik denge; hızlı uygulama ile uzun vadeli performansı birlikte sağlayabilmektir.
Bostik olarak hızlı kürlenen, kolay uygulanan ve farklı yüzeylere yüksek yapışma sağlayan ürünlerimizle uygulama süresini kısaltırken işçilik hatası riskini de azaltıyoruz. Bu da projelerde hem zaman hem maliyet avantajı yaratıyor. Bu süreçte en çok tercih edilen ürün gruplarımız; su yalıtım sistemleri, zemin çözümleri, yapıştırıcılar ve sızdırmazlık ürünleridir. Özellikle renovasyon projelerinde hızlı tamir harçları ve nemli yüzeylerde dahi güçlü yapışma sunan hibrit teknolojimiz sayesinde, zaman kaybetmeden güvenli uygulama ve etkin yalıtım imkânı sağlanır.
3-Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik kriterleri artık dönüşüm projelerinde zorunlu hale geliyor. Bu kapsamda çevreci ve düşük karbon ayak izine sahip ürünlerinizden bahsedebilir misiniz? Yeşil bina sertifikasyon süreçlerine (LEED, BREEAM vb.) katkı sağlayan ürünleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, yapı sektörünün temel gerekliliklerinden biri haline geldi. Bostik’in Avrupa menşeili bir marka olması, bu konuda yüksek standartlarla hareket etmemizi ve ürün geliştirme süreçlerinde çevresel etkileri önceliklendirmemizi sağlıyor.
Düşük VOC emisyonuna sahip, solvent ve zararlı bileşen içermeyen “yeşil” ürünlerimiz; iç mekân hava kalitesine katkı sağlarken daha sağlıklı yaşam alanları oluşturulmasına destek verir. Aynı zamanda uzun ömürlü ve dayanıklı çözümlerimiz, yapıların bakım ihtiyacını azaltarak karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sağlar.
EPD, EMICODE ve ISEGA gibi uluslararası sertifikalarla desteklenen ürünlerimiz, LEED ve BREEAM gibi yeşil bina sertifikasyon süreçlerine katkı sağlayacak şekilde konumlandırılmıştır.
4-2030 ve sonrası için deprem güvenliği ve kentsel dönüşüm perspektifinde sektörün evrimini nasıl öngörüyorsunuz?
Türkiye’de mevcut yapı stokunun önemli bir kısmının güçlendirme ihtiyacı taşıdığı bilinen bir gerçek. Bu durum, kentsel dönüşüm sürecinin uzun soluklu ve çok boyutlu bir şekilde ele alınmasını zorunlu kılıyor. Dolayısıyla bu dönüşümün kısa vadede tamamlanabilecek bir süreçten ziyade, planlı ve sürdürülebilir bir yaklaşımla ilerlemesi gerektiğini düşünüyoruz.
2030 ve sonrasında yapı sektörünün odağında; dayanıklılık, sürdürülebilirlik ve hız üçlüsünün daha da ön plana çıkacağını öngörüyoruz.
Deprem gerçeğiyle birlikte yalnızca yeni yapı üretimi değil, mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi ve uzun ömürlü hale getirilmesi öncelik olmaya devam edecek. Bu süreçte malzeme teknolojilerinin daha yüksek performans, daha hızlı uygulama ve daha düşük çevresel etki sağlayacak şekilde gelişeceğini düşünüyoruz.
Aynı zamanda sistem çözümlerinin ve entegre yaklaşımların daha fazla önem kazanacağı bir döneme giriyoruz. Tekil ürünlerden ziyade, yapının tümünü kapsayan, uyumlu ve güvenilir sistemler tercih edilecek.
5-Son olarak, iletmek istediğiniz veya özellikle altını çizmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı?
Son olarak tekrar vurgulamak isterim ki, yapı güvenliği söz konusu olduğunda gündemin yalnızca taşıyıcı sistemlerle sınırlı kalmaması gerekiyor. Bu sistemleri uzun ömürlü hale getirecek koruma çözümleri, özellikle su yalıtımı, yapı güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmalıdır.
Su yalıtımının doğru tasarlanmadığı ve uygulanmadığı yapılarda zamanla oluşan hasarlar, doğrudan taşıyıcı sistem performansını etkileyebilmektedir. Bu nedenle su yalıtım sistemlerinin hem proje aşamasında hem de uygulama süreçlerinde daha fazla önceliklendirilmesi ve standart bir gereklilik olarak ele alınması gerektiğine inanıyoruz.
Önümüzdeki dönemde bu alanda farkındalığın artmasının yanı sıra, su yalıtımı uygulamalarının daha etkin şekilde denetlenmesi ve belirli standartlar çerçevesinde zorunlu hale getirilmesi, yapı kalitesini ve güvenliğini doğrudan etkileyen kritik bir adım olacaktır.
Bostik olarak, su yalıtımı ve sızdırmazlık çözümlerimiz ile yapıların yalnızca bugününü değil, uzun yıllar boyunca dayanıklılığını koruyarak güvenle ayakta kalmasını desteklemeyi hedefliyoruz.
RÖPORTAJ
Enerji Verimliliğiyle Geleceğin Yapılarını İnşa Ediyor
Yayınlandı
1 gün önce-
Nisan 17, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Gelişmiş inverter teknolojisi ve akıllı otomasyon sistemleri sayesinde enerji tüketimini minimuma indiren Mitsubishi Electric, LEED ve BREEAM gibi yeşil bina sertifikasyon süreçlerine katkı sağlayan sürdürülebilir çözümler sunuyor.
- Türkiye’nin deprem gerçeği göz önüne alındığında; mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi için geliştirdiğiniz ekonomik ve hızlı uygulanabilir çözümler var mı? Depreme dayanıklı yapı üretiminde ürünlerinizin sağladığı teknik üstünlükler nelerdir? Nasıl bir fark oluşturuyorsunuz? Ulusal ve uluslararası hangi standartlara uygun üretim yapıyorsunuz? Sahip olduğunuz sertifikalar hakkında da bilgi alabilir miyiz?
Japonya merkezli bir şirket olarak deprem gerçeği bizim kurumsal refleksimizin önemli bir parçasını oluşturuyor. Dünyanın en aktif deprem kuşaklarından birinde faaliyet gösteren bir ülkenin mühendislik birikimiyle hareket ediyoruz. Türkiye’de yürüttüğümüz faaliyetlerde de deprem güvenliği konusunu titizlikle ele alıyoruz.
Mitsubishi Electric Klima Sistemleri olarak sürdürülebilir şehirler ve güvenli yapılar için inovatif teknolojiler geliştirmeye ve sektöre değer katmaya odaklanıyoruz. Türkiye’nin deprem gerçeği göz önüne alındığında yapıların taşıyıcı sistemlerinin, mekanik ve iklimlendirme altyapılarının deprem güvenliği açısından doğru şekilde tasarlanması gerektiğine inanıyoruz. Özellikle büyük ölçekli yapılarda kullanılan iklimlendirme sistemlerinin deprem koşullarına uygun mühendislik çözümleriyle tasarlanması kritik önem taşıyor. Bu noktada geliştirdiğimiz sistemler; hafif ve modüler yapıları, kolay montaj ve hızlı devreye alma avantajları sayesinde hem yeni projelerde hem de mevcut yapıların güçlendirme çalışmalarında hızlı ve ekonomik çözümler sunabiliyor. Merkezi sistemlere alternatif olarak kullanılan VRF klima sistemleri, hava kanalı yerine soğutucu akışkan boruları kullandığı için daha az mekanik yük oluşturmaları ve esnek borulama altyapıları sayesinde deprem riskinin fazla olduğu bölgelerde daha fazla tercih edilebiliyor.
Depreme dayanıklı yapılarda kullanılan mekanik sistemlerin dayanıklı, esnek ve uzun ömürlü olması önem taşıyor. Enerji verimliliği sağlayan inverter teknolojimiz, modüler VRF sistem mimarimiz, gelişmiş titreşim kontrolü, düşük gürültü seviyesi ve dayanıklı komponent tasarımlarımız sayesinde sistem performansı açısından sürdürülebilir çözümler sunabiliyoruz. Ayrıca akıllı bina otomasyon sistemleriyle entegrasyon imkânı da sistemlerimizin önemli avantajları arasında.
Ürünlerimiz uluslararası kalite ve güvenlik standartlarına uygun şekilde üretiliyor. ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi, ISO 27001 Veri Güvenliği Sertifikasyonu, CE ve Eurovent sertifikaları başlıca sahip olduğumuz sertifikasyonlar arasında bulunuyor. Öte yandan ürünlerimiz Avrupa Birliği’nin enerji verimliliği yönetmelikleri ve çevre standartlarıyla da tam uyumludur.
- Kentsel dönüşüm sürecinde zaman ve maliyet optimizasyonu büyük önem taşıyor. Kentsel dönüşüm projelerinde yüksek performanslı ürünlerinizle sağladığınız teknik ve ekonomik avantajlar nelerdir? Bu projelerde en çok tercih edilen ürün gruplarınız hangileridir? Özellikle renovasyon ve güçlendirme projelerinde öne çıkan ürünleriniz hangileridir?
Kentsel dönüşüm projelerinde zaman, maliyet ve enerji verimliliği en kritik başlıklar arasında yer alıyor. Mitsubishi Electric Klima Sistemleri olarak bu projelerde yatırımcıların ve kullanıcıların ihtiyaçlarına yanıt veren esnek ve verimli çözümler sunmaya odaklanıyoruz. Sunduğumuz sistemler daha kısa kurulum süreleri, düşük işletme maliyetleri, esnek sistem tasarımı ve alan tasarrufu gibi faydalar sağlıyor. Böylece kentsel dönüşüm projelerinde sürdürülebilir ve ekonomik bir yapı ekosisteminin oluşmasına destek oluyoruz.
Projelerde en çok tercih edilen ürün gruplarımız arasında VRF klima sistemleri, ısı pompası çözümleri, split klima sistemleri ve merkezi klima otomasyon çözümleri yer alıyor. Özellikle renovasyon ve güçlendirme projelerinde kompakt VRF dış üniteleri, düşük montaj alanı gerektiren split sistemler ve enerji verimli ısı pompası çözümlerimiz öne çıkıyor.
- Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik kriterleri artık dönüşüm projelerinde zorunlu hale geliyor. Bu kapsamda çevreci ve düşük karbon ayak izine sahip ürünlerinizden bahsedebilir misiniz? Yeşil bina sertifikasyon süreçlerine (LEED, BREEAM vb.) katkı sağlayan ürünleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik artık yapı sektörünün temel öncelikleri arasında. Mitsubishi Electric, yalnızca üretim süreçlerinden kaynaklanan emisyonları azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda ürünlerinin kullanım ömrü boyunca ortaya çıkan karbon emisyonlarını azaltmaya odaklanıyor. Türkiye’de enerji tüketiminin önemli bir kısmı binalarda, özellikle de ısıtma ve soğutma süreçlerinde gerçekleştiği için, sektör olarak daha az enerjiyle daha yüksek konfor sunan çözümler geliştirmek zorundayız.
Mitsubishi Electric Klima Sistemleri olarak geliştirdiğimiz gelişmiş inverter teknolojimiz ve ısı pompası çözümlerimiz sayesinde sistemler yalnızca ihtiyaç duyulan kadar enerji tüketiyor. Akıllı kontrol ve bina otomasyon sistemleriyle uyumlu çalışabilen ürünlerimiz, yapıların enerji performansının daha verimli şekilde yönetilmesine destek oluyor. Bu özellikler sayesinde çözümlerimiz projelerin sürdürülebilirlik hedeflerini destekleyerek, LEED (Leadership in Energy and Environmental Design) ve BREEAM (Building Research Establishment Environmental Assessment Method) gibi yeşil bina sertifikasyon süreçlerine katkı sağlayabilecek nitelikte çözümler sunuyor.
- 2030 ve sonrası için deprem güvenliği ve kentsel dönüşüm perspektifinde sektörün evrimini nasıl öngörüyorsunuz?
2030 ve sonrasında yapı sektöründe üç temel dönüşümün öne çıkmasını bekliyoruz. Deprem güvenliğine odaklanan mühendislik çözümleri, karbon nötr binalar ve akıllı bina teknolojileri bu dönüşümün öne çıkan unsurları olacak. Öte yandan enerji verimli, dijital olarak yönetilebilen ve çevre dostu sistemlerin sektörün yeni standardı haline geleceğini düşünüyoruz.
Son Yazılar
- Enerji Dönüşümünde Güçlü Adım: Baymak’tan Sürdürülebilir Büyüme Hamlesi Nisan 17, 2026
- Kentsel Dönüşümde Hız ve Performans: Aynı Anda Mümkün Nisan 17, 2026
- Enerji Verimliliğiyle Geleceğin Yapılarını İnşa Ediyor Nisan 17, 2026
- Kentsel Dönüşümde Güvenli ve Sürdürülebilir Yapılar: Su, Isı ve Yangın Yalıtımında Yeni Standartlar Nisan 17, 2026
- Çatı ve Cephe Sistemlerinde Yeni Dönem: Güvenlik, Performans ve Sürdürülebilirlik Nisan 17, 2026
- Dış Cephede Bahar Mesaisi Başladı: Binanızı Nucleus ile Geleceğin İklimine Hazırlayın! Nisan 17, 2026
- fischer, Kimyasal Dübel FIS RC II ile Filiz Ekimi Uygulamalarında Uzun Ömürlü Güvenlik Sunuyor Nisan 16, 2026
- TKE’den Akıllı Teknolojiler Nisan 16, 2026
- TERA PORTFÖY YÖNETİM A.Ş. BİRİNCİ PROJE GYF İLE GAYRİMENKUL PROJE GELİRİNE ORTAK OLMA İMKANI Nisan 16, 2026
- İHLAS GAYRİMENKUL’ÜN ISPARTAKULE’DEKİ YENİ PROJESİ BİZİM EVLER 12 SATIŞA ÇIKTI Nisan 16, 2026
- Deprem Güçlendirmede Hafif Ama Güçlü: Kompozit Teknolojiler Nisan 16, 2026
- Yalıtım, Depreme Karşı Sessiz Güç: İzocam’dan Hayati Uyarı Nisan 16, 2026
- Depreme Karşı Sadece Bina Değil, Zemin de Güçlenmeli Nisan 16, 2026
- Depreme Dayanıklı, Sürdürülebilir ve Yüksek Performanslı Yapılar İçin Baumit Çözümleri Nisan 16, 2026
- Depreme Karşı Akıllı Çözümler: Güvenli Yapılar İçin Entegre Cephe ve Yalıtım Sistemleri Nisan 15, 2026
Trendler
GENEL1 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL1 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak










