RÖPORTAJ
Depreme Karşı Akıllı Çözümler: Güvenli Yapılar İçin Entegre Cephe ve Yalıtım Sistemleri
Yayınlandı
1 dakika önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
İzotim Kurucusu ve CEO’su Salim Ünal
Türkiye’nin deprem gerçeği doğrultusunda geliştirilen hızlı, ekonomik ve yüksek performanslı cephe çözümleri; yapı güvenliğini yalnızca taşıyıcı sistemlerle sınırlamıyor, bütüncül mühendislik yaklaşımıyla dayanıklılığı ve uzun ömrü garanti altına alıyor.
1- Türkiye’nin deprem gerçeği göz önüne alındığında; mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi için geliştirdiğiniz ekonomik ve hızlı uygulanabilir çözümler var mı? Depreme dayanıklı yapı üretiminde ürünlerinizin sağladığı teknik üstünlükler nelerdir?
Türkiye gibi aktif fay hatları üzerinde yer alan bir ülkede deprem riskini yalnızca bir afet olarak değil, yapı güvenliği ve şehirleşme politikalarının temel bir unsuru olarak değerlendirmek gerekiyor. Çünkü aslında deprem değil, doğru tasarlanmamış ve doğru uygulanmamış yapılar can kaybına yol açıyor. Bu nedenle hem yeni yapı üretiminde hem de mevcut yapı stokunun güçlendirilmesinde doğru mühendislik çözümleri büyük önem taşıyor.
İzotim olarak özellikle cephe sistemleri ve yalıtım çözümlerini yalnızca estetik bir uygulama olarak değil, yapının güvenliği ve uzun vadeli performansının bir parçası olarak ele alıyoruz. Deprem güvenliği yalnızca taşıyıcı sistemlerle sınırlı değildir; cephe sistemleri gibi yapısal olmayan elemanlar da yapıların bütünsel güvenliğinde kritik bir rol oynar.
Uyguladığımız yüksek performanslı cephe ve yalıtım sistemleri; su, ısı ve yangın yalıtımı gibi kritik başlıkları birlikte ele alarak yapıların dayanıklılığını ve kullanım ömrünü artıran çözümler sunuyor. Aynı zamanda hızlı uygulanabilir sistemler sayesinde özellikle kentsel dönüşüm ve renovasyon projelerinde hem zaman hem maliyet açısından önemli avantajlar sağlanabiliyor.
Üretim ve uygulama süreçlerimizde TS 825 başta olmak üzere yürürlükteki enerji performansı ve yapı güvenliği mevzuatlarına uygun sistemler kullanıyor, uluslararası standartlara sahip malzemelerle çalışıyoruz. İzotim’i farklı kılan ise farklı cephe sistemlerinde edindiğimiz saha deneyimi sayesinde projelere yalnızca uygulama değil, mühendislik ve sistem seçimi konusunda da entegre çözümler sunabilmemizdir.
2- Kentsel dönüşüm sürecinde zaman ve maliyet optimizasyonu büyük önem taşıyor. Bu projelerde sağladığınız teknik ve ekonomik avantajlar nelerdir?
Kentsel dönüşüm projelerinde en kritik konuların başında zaman, maliyet ve uzun vadeli performans geliyor. Bu nedenle kullanılan cephe ve yalıtım sistemlerinin hem hızlı uygulanabilir olması hem de yapıların enerji verimliliğini artırması büyük önem taşıyor.
İzotim olarak uyguladığımız cephe ve yalıtım çözümleri, yapıların enerji performansını yükseltirken aynı zamanda uzun vadeli bakım ve işletme maliyetlerini de düşüren sistemlerden oluşuyor. Doğru tasarlanmış bir dış cephe yalıtımı ile bir yapıda yüzde 40 ile 60 arasında enerji tasarrufu sağlanabiliyor. Bu da kentsel dönüşüm projelerinde hem kullanıcı konforunu artıran hem de sürdürülebilir yapılaşmaya katkı sağlayan önemli bir avantaj sunuyor.Bu projelerde her türlü cephe sistemi uygulamasını gerçekleştiriyoruz. Uyguladığımız bu sistemler hem estetik hem de teknik performans açısından uzun ömürlü çözümler sunuyor.
Renovasyon ve güçlendirme projelerinde ise özellikle dış cephe yenileme ve yüksek performanslı yalıtım sistemleri öne çıkıyor. Çünkü mevcut yapıların enerji performansını artırmak ve yapı kabuğunu daha dayanıklı hale getirmek dönüşüm projelerinin en önemli hedeflerinden biri.
İzotim olarak farklı cephe sistemlerini aynı projede entegre şekilde uygulayabilmemiz de önemli bir avantaj sağlıyor. Cephenin tek bir teknik sorumlusu olması, uygulama süresini kısaltırken proje koordinasyonunu kolaylaştırıyor ve uzun vadeli performansı güvence altına alıyor.
3- Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik kriterleri artık dönüşüm projelerinde zorunlu hale geliyor. Bu kapsamda çevreci ürünlerinizden bahsedebilir misiniz?
Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik artık yapı sektörünün en önemli gündemlerinden biri. Bugün binalar küresel enerji tüketiminin önemli bir bölümünü oluşturuyor ve bu nedenle yapı kabuğunun performansı her zamankinden daha kritik hale geliyor.
İzotim olarak cephe sistemlerini yalnızca mimari bir unsur değil, aynı zamanda yapının enerji tüketimini ve çevresel etkisini belirleyen bir mühendislik bileşeni olarak görüyoruz. Doğru tasarlanmış cephe ve yalıtım sistemleri, binaların ısıtma ve soğutma ihtiyacını azaltarak enerji tüketimini ve karbon salımını önemli ölçüde düşürebiliyor.
Bu yaklaşımın sahadaki örneklerini de görüyoruz. Örneğin Ayşe Sultan Evleri projesinde uygulanan enerji verimli cephe ve yalıtım çözümleri sayesinde yapıların enerji performansı önemli ölçüde iyileştirildi ve A sınıfı enerji kimlik belgesi aldı. Bu tür projeler kentsel dönüşümün yalnızca fiziksel yenilenme değil, aynı zamanda çevresel açıdan daha sürdürülebilir yaşam alanları oluşturma fırsatı sunduğunu gösteriyor.
Enerji verimliliği yüksek cephe sistemleri aynı zamanda yeşil bina sertifikasyon süreçlerine katkı sağlayabilecek teknik altyapıyı da destekliyor. Biz de İzotim olarak sürdürülebilirliği yapı tasarımından uygulama sürecine kadar bütüncül bir yaklaşım olarak ele alıyoruz.
4- 2030 ve sonrası için deprem güvenliği ve kentsel dönüşüm perspektifinde sektörün evrimini nasıl öngörüyorsunuz?
2030 ve sonrasına baktığımızda inşaat sektörünün üç temel eksen etrafında dönüşeceğini düşünüyorum: deprem güvenliği, enerji verimliliği ve sürdürülebilir şehirleşme.
Türkiye’de kentsel dönüşüm sürecinin önümüzdeki yıllarda daha da hızlanacağını ve yalnızca yeni bina üretimine değil, mevcut yapı stokunun güçlendirilmesine daha fazla odaklanacağını öngörüyorum. Bu süreçte yapıların yalnızca taşıyıcı sistemleri değil, cephe sistemleri ve diğer yapısal olmayan elemanlarının da bütüncül bir güvenlik anlayışıyla ele alınması gerekecek.
Diğer taraftan enerji verimliliği ve karbon azaltımı da sektörün dönüşümünü belirleyen önemli başlıklardan biri olacak. Cephe sistemleri artık yalnızca estetik bir unsur değil; enerji performansını artıran, iklim hedeflerine katkı sağlayan mühendislik çözümleri haline geliyor.
Gelecekte şehirlerin daha dayanıklı, enerji verimli ve sürdürülebilir yapı teknolojileriyle şekilleneceğini düşünüyorum. İzotim olarak biz de geliştirdiğimiz yüksek performanslı cephe ve yalıtım çözümleriyle daha güvenli ve sürdürülebilir şehirlerin oluşmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz.
5- Son olarak iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Türkiye’de güvenli ve sürdürülebilir yapı üretimi artık bir tercih değil zorunluluk. Deprem gerçeğini göz ardı etmeden, enerji verimliliğini merkeze alan ve uzun ömürlü yapı çözümleri geliştirmek sektörün ortak sorumluluğu.
İzotim olarak 25 yılı aşkın süredir cephe sistemleri ve yalıtım alanında edindiğimiz deneyimle, yalnızca uygulama yapan bir firma değil; projelere mühendislik bakış açısıyla değer katan bir çözüm ortağı olmayı hedefliyoruz. Amacımız, estetik, güvenlik ve sürdürülebilirliği bir araya getiren cephe çözümleriyle daha dayanıklı ve yaşanabilir şehirlerin oluşmasına katkı sağlamak.
Bunları da Beğenebilirsin
RÖPORTAJ
Depreme Dayanıklı ve Bütüncül Yalıtım Çözümleriyle Güvenli Yapılar
Yayınlandı
9 dakika önce-
Nisan 15, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Tolga Ceylan Satış ve Pazarlama Müdürü
Bonus Yalıtım, ısı, su, ses ve yangın yalıtımında geliştirdiği yüksek performanslı çözümlerle Türkiye’deki yapıların güvenliğini ve uzun ömürlülüğünü artırıyor. Kentsel dönüşüm ve güçlendirme projelerinde uygulama kolaylığı, maliyet optimizasyonu ve teknik üstünlük sağlayan sistemleriyle yapıları deprem ve çevresel etkilere karşı koruyor.
Türkiye’nin deprem gerçeği doğrultusunda yapı güçlendirme için ekonomik ve hızlı çözümleriniz nelerdir? Depreme dayanıklı yapılarda ürünlerinizin teknik avantajları, fark yaratan özellikleri ve sahip olduğunuz ulusal/uluslararası standartlar ile sertifikalar hakkında bilgi verebilir misiniz?
Türkiye’nin deprem gerçeği, yapı güvenliğinin yalnızca taşıyıcı sistem tasarımıyla ele alınamayacağını açıkça göstermektedir. Güvenli ve uzun ömürlü yapılar için, yapının tüm bileşenlerini kapsayan bütüncül bir performans yaklaşımı şarttır. Bu bütün içinde su yalıtımı, yapı güvenliği açısından ayrı ve kritik bir yerde durmaktadır. Su yalıtımı yalnızca konfor sağlayan bir uygulama değil; yapının dayanımını, hizmet ömrünü ve deprem karşısındaki performansını doğrudan etkileyen temel bir güvenlik unsurudur.
Yağmur, kar, yer altı suları, zemin rutubeti ve ıslak hacimlerden kaynaklanan sızıntılar, zamanla betonarme elemanlara ve donatıya ulaşarak korozyona yol açar. Bu süreç, taşıyıcı sistemin dayanımını zayıflatır; üstelik çoğu zaman hasar ilk aşamada fark edilmez. Sonuçları ortaya çıktığında ise yapısal risk çok daha ağır hale gelmiş olur. Çünkü bir kez başlayan korozyon süreci, çoğu durumda geri döndürülemez bir zayıflamaya dönüşmektedir. Oysa su yalıtımının toplam inşaat maliyetleri içindeki payı ortalama yalnızca %2-4 seviyesindedir. Buna karşın, su yalıtımının ihmal edilmesinin bedeli; deprem gibi afetler karşısında ortaya çıkabilecek maddi kayıpların çok ötesine geçerek, telafisi güç manevi sonuçlara da yol açabilmektedir.
2025 itibarıyla kentsel dönüşüm kapsamında dönüştürülen bağımsız bölüm sayısının yaklaşık 2,4 milyona ulaşması önemli bir eşiktir. Ancak toplam yapı stoku dikkate alındığında, hala çok sayıda yapının risk taşıdığı açıktır. Bu tablo, yalnızca yıkıp yeniden yapmanın yeterli olmadığını; mevcut yapıların da performans odaklı biçimde güçlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Bonus Yalıtım olarak “Dört Hayati Yalıtım” anlayışımızla; ısı, su, ses ve yangın yalıtımı alanlarında geliştirdiğimiz yenilikçi ürünlerle yapıların güvenliğine, dayanıklılığına ve hizmet ömrüne katkı sağlıyoruz. Membran ürünlerimizle yapıları suyun ve nemin yıpratıcı etkilerine karşı korurken, XPS ürünlerimizle yüksek ısı yalıtımı ve dayanım sağlayarak enerji verimliliğini destekliyor, taş yünü çözümlerimizle ise ses ve yangın güvenliği açısından yapılara çok yönlü koruma sunuyoruz. Böylece farklı ihtiyaçlara cevap veren ürün gruplarımızla projelere yüksek performanslı, bütüncül yalıtım çözümleri kazandırıyoruz.
Kentsel dönüşüm projelerinde zaman ve maliyet açısından sunduğunuz teknik ve ekonomik avantajlar nelerdir? Bu süreçte en çok tercih edilen ve özellikle renovasyon/güçlendirme projelerinde öne çıkan ürün gruplarınız hangileridir?
Belirtmiş olduğunuz gibi kentsel dönüşüm projelerinde en kritik başlıklardan biri, kuşkusuz zaman, maliyet ve performans dengesinin doğru kurulmasıdır. Biz Bonus Yalıtım olarak bu sürece yalnızca bir ürün tedariki perspektifiyle değil, uygulama verimliliği ve yapı güvenliği açısından da yaklaşıyoruz. Geliştirdiğimiz yüksek performanslı çözümlerle projelere hem teknik hem de ekonomik anlamda önemli avantajlar sağlıyoruz. Burada temel yaklaşımımız, uygulama süreçlerini mümkün olduğunca sadeleştiren, iş kalemlerini azaltan, sahada zaman kazandıran ve yapının uzun vadeli performansını güvence altına alan sistemler sunmak.
Konumuz kentsel dönüşüm olduğu için öncelikli olarak su yalıtımına değinmek istiyorum. Su yalıtımı tarafında geliştirdiğimiz Bonus Proof membran, kentsel dönüşüm projelerinde bu yaklaşımın en güçlü örneklerinden biri. Çünkü temel ve perde duvar su yalıtımında geleneksel uygulamalarda ihtiyaç duyulan birçok ek iş kalemini ortadan kaldırıyor. Klasik sistemlerde iki kat membran, astar, geotekstil keçe, koruma betonu, ekstra hafriyat ve dolgu gibi uygulamalar sürecin bir parçasıyken, Bonus Proof tek kat uygulama imkanıyla çok daha sade ve kontrollü bir çözüm sunuyor. Astar gerektirmemesi, geotekstil keçe ve koruma betonu ihtiyacını ortadan kaldırması, metrekare kaybını önlemesi ve hafriyat ihtiyacını azaltması; hem uygulama süresini kısaltıyor hem de toplam proje maliyetinde ciddi bir optimizasyon sağlıyor.
Teknik açıdan bakıldığında da Bonus Proof yalnızca bir su yalıtım ürünü değil, aynı zamanda uygulama güvenliğini artıran yeni nesil bir sistemdir. Polyester keçe taşıyıcılı yapısı, elastomerik SBS katkılı bitümlü formülasyonu, özel kumlu yüzeyi sayesinde betona tam yapışma sağlaması, düşük sıcaklıklarda esnekliğini koruması ve kendinden yapışkanlı ek yeri özelliğiyle sahada hem hız hem de dayanım avantajı sunuyor. Ayrıca olası bir hasar durumunda suyun membran altında ilerlemesini engelleyerek kaçak noktasının kolay tespit edilmesine ve noktasal müdahaleye imkan tanıması, özellikle teknik ekipler ve uygulamacılar açısından çok önemli bir avantaj oluşturuyor.
Ekonomik açıdan da benzer bir tablo var. Proof tipi membranlar ilk bakışta klasik ürünlere göre daha yüksek maliyetli gibi algılanabiliyor. Ancak yalnızca ürün birim fiyatına bakmak yanıltıcı olur. Uygulama süreci boyunca ortadan kaldırdığı ek malzemeler, azalttığı işçilik, kısalttığı şantiye süresi ve sağladığı uzun vadeli performans birlikte değerlendirildiğinde, proje genelinde çok daha avantajlı bir çözüm sunduğu net biçimde görülüyor. Kentsel dönüşüm projelerinde karar vericiler açısından önemli olan da tam olarak bu: İlk yatırım maliyetinden çok toplam proje maliyetini ve sürdürülebilir performansı doğru yönetebilmek.
Kentsel dönüşümde asıl mesele yalnızca binaları yenilemek değil, onları daha güvenli, daha verimli ve daha yaşanabilir hale getirmektir. Bu nedenle su yalıtımı kadar ısı, yangın ve ses yalıtımı da proje kalitesini doğrudan belirleyen temel unsurlar arasında yer alır. Gerçek anlamda güvenli ve nitelikli yapılar, ancak bu dört yalıtım alanının birlikte ele alınmasıyla mümkün olur.
Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik kriterleri artık dönüşüm projelerinde zorunlu hale geliyor. Bu kapsamda çevreci ve düşük karbon ayak izine sahip ürünlerinizden bahsedebilir misiniz?
Yeşil bina sertifikasyon süreçlerine (LEED, BREEAM vb.) katkı sağlayan ürünleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik, bugün kentsel dönüşüm projelerinde artık tamamlayıcı değil, doğrudan belirleyici kriterler haline geldi. Biz Bonus Yalıtım olarak bu sürece yalnızca bugünün ihtiyaçları açısından değil, yapının tüm yaşam döngüsü boyunca göstereceği performans açısından bakıyoruz. Bu nedenle ürün geliştirme yaklaşımımızda enerji verimliliği, dayanıklılık, uzun ömür, kaynakların verimli kullanımı ve uygulama verimliliğini birlikte ele alıyoruz.
Bonus markası altında XPS, membran ve taş yünü ürün gruplarında, farklı kullanım alanlarına ve performans beklentilerine cevap veren geniş bir çözüm yelpazesi sunuyoruz. Çünkü biz yapıyı temelden çatıya kadar bir bütün olarak değerlendiriyor; enerji verimliliği, yangın güvenliği, suya karşı dayanım ve kullanıcı konforunu aynı sistem yaklaşımı içinde ele alıyoruz. Enerji verimliliği tarafında özellikle XPS ürünlerimiz, düşük ısı iletkenlik katsayısı, düşük su emme oranı ve yüksek basma dayanımıyla temel, perde ve teras çatı uygulamalarında güçlü çözümler sunuyor. Taş yünü ürünlerimiz ise cephe ve çatı sistemlerinde ısı yalıtımının yanı sıra ses konforu ve yangın güvenliğini bir arada sağlayarak çok yönlü bir performans ortaya koyuyor. Membran ürünlerimizle de su ve nem kontrolünü doğru kurgulayarak yalıtım sisteminin uzun vadeli performansını koruyoruz. Bizim için önemli olan yalnızca tek tek ürünler değil; doğru detay, doğru ürün ve doğru uygulamayla yapının kabuğunu en verimli şekilde oluşturmaktır.
Bugün enerji verimliliği hedefleri, yalnızca piyasa beklentileriyle değil, mevzuat ve dönüşen yapı standartlarıyla da daha güçlü biçimde tanımlanıyor. TS 825 ile birlikte yapı kabuğunda daha yüksek ısı yalıtım performansı öne çıkarken, neredeyse sıfır enerjili bina yaklaşımı da binaların daha düşük enerji tüketimiyle tasarlanmasını zorunlu hale getiriyor. TS 825 ve nSEB yaklaşımı, LEED ve BREEAM gibi sistemlerin önem verdiği enerji performansı, yapı kabuğu verimliliği, dayanıklılık ve kullanıcı konforu kriterlerine güçlü bir zemin hazırlıyor. Biz de ürün ve sistem çözümlerimizi bu dönüşümün gerekliliklerine uyum sağlayacak şekilde geliştiriyoruz.
Sürdürülebilirlik tarafında konuyu yalnızca ürün performansı ile sınırlı görmüyor; üretim süreçlerinden yapının kullanım ömrü boyunca sağlanan katkıya kadar bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz. Uzun ömürlü ve performansını yıllar içinde koruyan ürünler geliştirirken, üretimde enerji verimliliği, atık yönetimi ve karbon ayak izini azaltmaya yönelik yatırımlara odaklanıyoruz. Tesislerimizde gerçekleştirilen temiz enerji yatırımları sayesinde karbon salınımının azaltılmasına katkı sağlarken, ürünlerimizin çevresel etkilerini şeffaf biçimde ortaya koyan EPD belgeleri ile uluslararası çevresel performans kriterlerine uyumumuzu destekliyoruz. Ayrıca taş yünü ürünlerimizin üretiminde kullanılan liflerin EUCEB sertifikasına sahip olması, insan sağlığı ve çevre açısından güvenli bir üretim yaklaşımı benimsediğimizi gösteriyor. Bizim için yeşil dönüşüm yalnızca çevreci bir söylem değil; ölçülen, yönetilen ve uzun vadede rekabet avantajı yaratan stratejik bir dönüşüm alanıdır.
2030 ve sonrası için deprem güvenliği ve kentsel dönüşüm perspektifinde sektörün evrimini nasıl öngörüyorsunuz?
2030 ve sonrasında deprem güvenliği ile kentsel dönüşümün, yalnızca eski yapıları yenilemeye odaklanan bir anlayıştan çıkıp; risk önceliklendirmesi, performans odaklı güçlendirme, enerji verimliliği ve yaşam döngüsü yaklaşımını birlikte içeren daha bütüncül bir modele evrileceğini öngörüyoruz. Türkiye’de deprem riskinin azaltılmasına yönelik resmi stratejiler de yapı güvenliğinin artırılması ve dönüşümün hızlandırılmasını temel öncelikler arasında tanımlıyor. Bunun yanında, TS 825’te yapılan güncellemeler ve neredeyse sıfır enerjili bina yaklaşımı, yeni dönemde enerji performansını da dönüşüm projelerinin ayrılmaz bir parçası haline getiriyor. Denetim mekanizmalarının etkin işletilmesi ve yönetmeliklerin doğru uygulanması halinde, bugün inşa edilen yapıların gerçek performansı önümüzdeki yıllarda çok daha net biçimde ortaya çıkacaktır. Bu nedenle gelecekte sektörün yönünü; daha dayanıklı, daha düşük enerji tüketen, daha uzun ömürlü ve toplam kullanım maliyeti daha iyi yönetilen yapılar belirleyecek. Biz Bonus Yalıtım olarak bu dönüşümde su, ısı, ses ve yangın yalıtımının birbirinden ayrı değil, yapının güvenliğini ve performansını birlikte şekillendiren temel unsurlar olduğuna inanıyoruz.
Son olarak, iletmek istediğiniz ve ya özellikle altını çizmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı?
Son olarak şunu özellikle vurgulamak isteriz ki, Bonus Yalıtım olarak yapı güvenliğini, enerji verimliliğini ve sürdürülebilirliği birbirinden bağımsız başlıklar olarak değil, aynı bütünün ayrılmaz parçaları olarak görüyoruz. Bugün güven, kalite ve sürdürülebilirlik odağımızla güçlü bir marka konumundayız; ancak mevcut seviyemizi yeterli görmek yerine, üretim gücümüzü, yetkinliğimizi, kabiliyetimizi ve altyapımızı her geçen gün daha ileri taşımaya odaklanıyoruz. Isı, su, ses ve yangın yalıtımı alanlarında geliştirdiğimiz çözümlerle yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap vermeyi değil, geleceğin daha güvenli, daha verimli ve daha dayanıklı yapılarını desteklemeyi hedefliyoruz. Temiz enerji kullanımı, verimlilik, kurumsallaşma ve insan odaklı yaklaşımımız da bu yolculuğun temel yapı taşlarını oluşturuyor. Bizim için asıl önemli olan, sadece büyümek değil; sektörde güven oluşturan, kalıcı değer üreten ve dönüşüme yön veren bir marka olarak ilerlemeyi sürdürmektir.
RÖPORTAJ
Koramic Yapı Kimyasalları, İzmir Torbalı Üretim Tesisiyle Gücüne Güç Katıyor
Yayınlandı
2 saat önce-
Nisan 15, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Zorlu küresel koşullara rağmen Türkiye’ye yatırım yapmaya devam eden Koramic, Nisan ayında faaliyete geçecek Torbalı tesisiyle üretim kapasitesini ve hizmet hızını artırıyor; Ege Bölgesi ve ihracat pazarlarında stratejik bir güç kazanıyor.
- Türkiye’nin deprem gerçeği göz önüne alındığında; mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi için geliştirdiğiniz ekonomik ve hızlı uygulanabilir çözümler var mı?
Ülkemizde depreme dayanıklı olmayan bina sayısının oldukça fazla olduğunu söyleyebiliriz. Depreme dayanıklı olmayan bu yapıları tümüyle yıkıp, yenisini yapmak ise ekonomik ve sosyal açıdan birçok zorluklar barındırıyor. Bu sebeple, başta Marmara’daki mevcut yapı stokumuzu “kesinlikle yenilenmesi” veya “güçlendirilmesi” gerekenler şeklinde sınıflandırarak, projelendirerek vakit kaybetmeden harekete geçmemiz gerekmektedir. Geleneksel betonarme güçlendirme yöntemleri genellikle uzun süren ve ek yük getiren uygulamalar gerektirirken, yapı güçlendirme sistemleri hızlı uygulanabilirliği, düşük maliyeti ve yüksek mukavemeti ile öne çıkmaktadır. Buradan hareketle, 2024 yılının son çeyreğinde, yapı güvenliğini artırmak ve depreme karşı direncini yükseltmek adına PETRIFIT markasıyla yeni nesil güçlendirme ürünlerini pazara sunduk. Özellikle deprem riski taşıyan bölgelerde yapı güvenliğinin her zamankinden daha önemli hale gelmesiyle birlikte, Karbon Fiber Takviyeli Polimer (CFRP) ve epoksi enjeksiyon reçine kullanan sistemlerimiz ile sektöre yenilikçi ve etkili çözümler sunmaktayız.
- Depreme dayanıklı yapı üretiminde ürünlerinizin sağladığı teknik üstünlükler nelerdir? Nasıl bir fark oluşturuyorsunuz?
Koramic Yapı Kimyasalları olarak, farkımızı nitelikli ürünler üretmenin yanında, bütüncül bakış açısıyla çözümler ortaya koymak ve böylelikle paydaşlarımıza değer yaratmak şeklinde özetleyebilirim.
PetriFit Karbon Fiber Takviyeli Polimer (CFRP) sistemleri, özellikle deprem riskine karşı yapıların güçlendirilmesinde son yıllarda inşaat mühendisliğinde sıkça tercih edilen bir çözüm haline gelmiştir. PetriFit ürün grubumuzla, yapı güçlendirme konusunda, doğru projelendirme, standartlara uygun ürün seçimi ve nitelikli uygulama gibi unsurların önemine dikkat çekerek, gelecekte daha güvenli ve depreme dayanıklı şehirlerimizin oluşturulmasına katkı sağlayacağımızı ümit ediyoruz.
Depremler, yapı ve zemin niteliklerine bağlı olarak zararlarını arttırırlar. Yapıyı oluşturan temel malzemeler ne olursa olsun, onların ömrünü ve davranışlarını iyileştirmek için dış etkilerden korumamız gerekmektedir. Bu etkilerin en başında gelen su, yapı malzemelerinin performansını dolayısıyla da ömrünü olumsuz etkiler. Özellikle temel, perde ve teras-çatılarda, suyun yapıya ve taşıyıcı sisteme girmesini ve olası etkilerini önlemek, betonun performansını korumak, içindeki donatının paslanması ve kesit kaybetmesini engellemek demektir. Bu etki ise, deprem anında oluşan gerilmelere karşı yapı elemanlarının dirençli olmalarını sağlayacaktır. Bunun için, proje detaylarına göre, ilgili standart ve yönetmeliklerde belirtilen performans değerlerine sahip, doğru su yalıtımı ürünün seçilmesi oldukça önemlidir.
Özetle, yeni yapılarda genel olarak 4 başlığa dikkat etmemiz gerekmektedir.
- Zemin etüdü ve projelendirme
- Her aşamada, özellikle de yalıtım proje detaylarında doğru ve kaliteli ürünlerin tercih edilmesi
- Nitelikli uygulama
- Etkin denetim ve kontrol mekanizması
- Ulusal ve uluslararası hangi standartlara uygun üretim yapıyorsunuz? Sahip olduğunuz sertifikalar hakkında da bilgi alabilir miyiz?
Üretim süreçlerimizi hem ulusal hem de uluslararası kalite standartlarına uygun şekilde yürütmeye büyük önem veriyoruz. Üretim faaliyetlerimizde kalite sürekliliğini sağlamak, çevreye duyarlı üretim yapmak ve müşteri memnuniyetini en üst seviyede tutmak temel önceliklerimiz arasında yer almaktadır.
Bu kapsamda üretim süreçlerimiz; ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi başta olmak üzere uluslararası yönetim sistemleri standartlarına uygun şekilde yürütülmektedir. Ayrıca çevre ve sürdürülebilirlik konularında da gerekli yasal mevzuatlara ve uluslararası normlara uyum sağlayarak üretim faaliyetlerimizi gerçekleştirmekteyiz.
Sahip olduğumuz ürün belgelerini ise TSE, CE ve ETA olarak özetleyebiliriz. Ürünlerimiz, yapı kimyasalları sektöründe geçerli olan başta TS ve EN standartlarına uygun olarak geliştirilmekte ve üretilmektedir. Bu sayede hem yurt içi, hem de uluslararası pazarlarda güvenle kullanılan yüksek kalite ve performans seviyesine ulaşılmaktadır.
Kalite yönetimi, çevre duyarlılığı ve iş sağlığı–güvenliği konularını bütüncül bir sistem içinde ele alıyor; üretimden Ar-Ge’ye kadar tüm süreçlerde sürekli iyileştirme yaklaşımıyla hareket ediyoruz. Bu yaklaşım sayesinde hem ürün kalitesini, hem de sürdürülebilir üretim anlayışını sürekli geliştirmeyi hedefliyoruz.
- Kentsel dönüşüm sürecinde zaman ve maliyet optimizasyonu büyük önem taşıyor. Kentsel dönüşüm projelerinde yüksek performanslı ürünlerinizle sağladığınız teknik ve ekonomik avantajlar nelerdir? Bu projelerde en çok tercih edilen ürün gruplarınız hangileridir? Özellikle renovasyon ve güçlendirme projelerinde öne çıkan ürünleriniz hangileridir?
Kentsel dönüşüm projelerinde en kritik konuların başında zaman yönetimi, maliyet optimizasyonu ve yüksek dayanım gelmektedir. Bu noktada geliştirdiğimiz nitelikli yapı kimyasalları; yüksek aderans ve mukavemet ile hızlı priz alma özellikleri sayesinde uygulama süreleri kısalmakta ve işçilik maliyetleri önemli ölçüde azaltılmaktadır. Aynı zamanda uzun ömürlü çözümler sağlayan sistemlerimiz, yapıların bakım maliyetlerini de düşürmektedir.
Kentsel dönüşüm projelerinde en çok tercih edilen ürün gruplarımız arasında; tamir ve güçlendirme harçları, su yalıtım ürünleri, yapıştırıcılar, derz dolgular yer almaktadır. Bu ürünler hem yeni yapı üretiminde hem de mevcut yapıların renovasyonunda etkin çözümler sunmaktadır.
Özellikle yapısal güçlendirme projelerinde öne çıkan çözümlerimiz arasında ise PETRIFIT karbon fiber güçlendirme sistemleri, yapısal tamir harçları ve ankraj ürünlerimiz bulunmaktadır.
- Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik kriterleri artık dönüşüm projelerinde zorunlu hale geliyor. Bu kapsamda çevreci ve düşük karbon ayak izine sahip ürünlerinizden bahsedebilir misiniz? Yeşil bina sertifikasyon süreçlerine (LEED, BREEAM vb.) katkı sağlayan ürünleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ve iklim hedefleri, yapı kimyasalları sektöründe yenilikçi çözümler geliştirmek için önemli fırsatlar sunmaktadır. Bu doğrultuda çevre dostu ürünlere ve sürdürülebilir üretim süreçlerine odaklanırken, lojistikte karbon salınımını azaltmak amacıyla optimizasyon projeleri planlıyoruz. 2030’a kadar karbon emisyon değerlerimizin önemli ölçüde düşürülmesi ve 2050’de net sıfır emisyona ulaşılması uzun vadeli çevresel planlarımız arasında. Bu çerçevede, ürünlere ait etiket ve sertifikasyonların yapılması, kullanılan ambalajların ve hammaddelerin belirlenen kriterlere göre seçilmesi gibi kritik konu başlıkları var. Özellikle ihracat pazarlarında rekabet avantajı yakalamak adına üretim, tedarik zinciri alanlarında yatırımlarımızı şimdiden planlıyoruz
Koramic olarak hedefimiz, çevreye duyarlı, yüksek performanslı ürünler sunarken, aynı zamanda sürdürülebilir çözümlerle nitelikli bir yapı stoku oluşturulmasına katkı sağlamaktır.
- 2030 ve sonrası için deprem güvenliği ve kentsel dönüşüm perspektifinde sektörün evrimini nasıl öngörüyorsunuz?
2030 ve sonrası için yapı sektörü, deprem güvenliği, sürdürülebilirlik, yeşil mutabakat ve dijitalleşme eksenlerinde önemli bir dönüşüm yaşayacaktır. Türkiye’de mevcut yapı stokunun büyük kısmının güçlendirilmesi ihtiyacı devam ederken, yeni yapılarda yüksek performanslı, dayanıklı ve çevreci malzemelerin kullanımının, zorunlu standart hâline gelmesini öngörüyoruz.
- Son olarak, iletmek istediğiniz ve ya özellikle altını çizmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı?
Genel olarak zorlu bir dönemden geçiyoruz. Tüm dünyada yaşanan bu zorlu koşullara rağmen Koramic Yapı Kimyasalları olarak, ülkemizin gücüne inanıyor, en yeni yatırımımız olan İzmir Torbalı’daki üretim tesisimizi Nisan ayında faaliyete geçiriyoruz. Bu yatırım, Koramic’in Türkiye’deki üretim altyapısını ve kabiliyetini güçlendiren önemli bir adım niteliği taşıyor. Torbalı yatırımımız, özellikle Ege Bölgesi’ndeki müşterilerimize daha hızlı ve etkin hizmet sunmak, ihracat pazarlarındaki gücümüzü artırmak adına stratejik bir adım olacaktır.
RÖPORTAJ
Yangın Anında Hayat Kurtaran Teknoloji: Kablolarda Yeni Nesil Güvenlik Standartları
Yayınlandı
3 saat önce-
Nisan 15, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Artan elektrik kullanımıyla birlikte büyüyen yangın riskine karşı, kablolar artık yalnızca enerji ileten değil, alev yayılımını sınırlayan ve tahliye için kritik zaman kazandıran hayati bir güvenlik unsuru haline geliyor. Nexans, ileri teknoloji ve yükseltilmiş standartlarla bu alanda yeni bir güvenlik eşiği tanımlıyor.
Günümüzde artan elektrik kullanımı ve karmaşıklaşan bina altyapıları düşünüldüğünde, yangın güvenliği açısından kablolar nasıl bir rol üstleniyor? Yangın anlarında kabloların performansı neden hayati önem taşıyor?
İstanbul İtfaiyesi verilerine göre, Türkiye’de her 7 dakikada bir elektrik tesisatı kaynaklı yangın meydana geliyor. Avrupa’da ise her 30 saniyede bir yangın yaşanırken, bu yangınların yüzde 21’i elektrik kaynaklı nedenlerden oluşuyor. Bu veriler, yangınların önemli bir bölümünün elektrik kontağı ve tesisat kaynaklı olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Daha da önemlisi, bu yangınlar her yıl can kayıplarına ve yaralanmaya yol açıyor.
Artan elektrik tüketimi ve karmaşıklaşan altyapılar, yangın riskini küresel ölçekte büyütüyor. Bu tablo, elektrik altyapısında kullanılan ürünlerin yangın güvenliği açısından ne kadar stratejik bir rol oynadığını açıkça ortaya koyuyor.
Yangın anlarında kablolar kritik bir rol oynar. Çünkü elektrik tesisatında kullanılan kablolar, alevin yayılma hızını, ortaya çıkan duman miktarını ve bu dumanın toksisite seviyesini belirleyen temel unsurlar arasında yer alır.
Standartlara uygun olmayan ya da düşük yangın performansına sahip kablolar, yangın sırasında alevi hızla iletebilir, yoğun ve zehirli duman oluşturarak tahliye süresini ciddi biçimde kısaltır. Bu durum hem can kaybı riskini hem de maddi hasarı artırır. Buna karşılık yüksek yangın performansına sahip kablolar, alevin yayılmasını geciktirir, duman yoğunluğunu ve toksik gaz salınımını sınırlar. Böylece insanların güvenli şekilde tahliye edilebilmesi için hayati önemde zaman kazandırır.
Bu nedenle kablolar yalnızca enerjiyi ileten ürünler değil, yangın güvenliğinin, can güvenliğinin ve yapı bütünlüğünün ayrılmaz bir parçasıdır. Özellikle hastaneler, okullar, alışveriş merkezleri, tüneller ve veri merkezleri gibi yüksek riskli alanlarda, yangına dayanıklı kablo kullanımı bir tercih değil, hayati bir zorunluluktur.
Yangın güvenliğinin bu denli kritik hale geldiği günümüzde , Nexans bu alana nasıl bir yaklaşım getiriyor? Ürün, teknoloji ve süreçler açısından ne tür çözümler sunuyorsunuz?
Nexans olarak yangın güvenliği kablolarını yalnızca bir ürün değil, uçtan uca yönetilmesi gereken kritik bir güvenlik unsuru olarak ele alıyoruz. Tasarımdan üretime, test süreçlerinden sertifikasyona kadar tüm aşamalarda sektörde öncü yaklaşımlar benimsiyor, yangın anında güvenilir performans sunan, ileri seviye yangın dayanımı sertifikalarına sahip kablolar geliştiriyoruz.
Türkiye’de yangın güvenliği alanında her iki fabrikamızda da ayrı ayrı konumlandırılmış Ar-Ge laboratuvarlarımız bulunuyor. Bu alanda Türkiye’de iki ayrı yangın güvenliği Ar-Ge laboratuvarına sahip tek üretici konumundayız. Bu laboratuvarlarda kablolarımızın alev yayılımı, duman yoğunluğu ve toksik gaz salınımı gibi kritik performans kriterlerini kendi bünyemizde test ediyoruz.
Ar-Ge’ye yaptığımız bu yatırımların arkasındaki temel misyonumuz, Türkiye’de ürettiğimiz ve dünyanın dört bir yanına ihraç ettiğimiz yangına dayanıklı kablolarda en yüksek uluslararası standartları yakalamak ve bu standartları sürekli olarak ileri taşımaktır. Böylece yalnızca bugünün değil, geleceğin yangın güvenliği ihtiyaçlarına da çözüm sunmayı hedefliyoruz.
Nexans olarak üretim standartlarınızı yukarı taşıyan önemli bir karar aldınız. Yapı Malzemeleri Yönetmeliği Eca sınıfından Cca sınıfına geçiş kararının arkasındaki gerekçeler nelerdir ve bu adım yangın güvenliği açısından ne ifade ediyor?
Biz Yapı Malzemeleri Yönetmeliği’ni bir mevzuat zorunluluğu olarak değil, yaşam güvenliğini merkeze alan stratejik bir çerçeve olarak ele almak gerektiğine inanıyoruz. Nexans Türkiye olarak, bu yaklaşımı hem müşterilerimiz hem de sektör paydaşlarımız için daha anlaşılır, uygulanabilir ve sürdürülebilir hale getirmek üzere uzun süredir çalışıyoruz. Çünkü biz bu dönüşümü, mevzuatın ötesinde, yapı güvenliğinin ve şehir yaşamının geleceğini ilgilendiren ortak bir sorumluluk olarak görüyoruz.
Günlük yaşamda her geçen gün daha fazla elektrikli sistem, daha karışık altyaplar ve dolayısıyla daha yoğun kablo ağları ile iç içe yaşıyoruz. Bu dönüşüm, yangın güvenliğini artık teknik bir detay olmaktan çıkarıp temel bir güvenlik ihtiyacı haline getiriyor.
Bu sorumluluk bilinciyle, 2026 yılı itibarıyla Eca sınıfında ürettiğimiz tüm kabloları, daha yüksek yangın performansı sunan Cca seviyesine yükseltme kararı aldık. Mevzuatın asgari gereklilikleriyle yetinmek yerine, yangın güvenliğinde çıtayı sektör genelinde yukarı taşımayı hedefledik.
Cca sınıfı kablolarımız yalnızca alevin yayılmasını geciktirmekle kalmıyor, duman yoğunluğunu ve asidik gaz salınımını da önemli ölçüde azaltıyor. Bu sayede yangın anında tahliye için kritik öneme sahip “altın dakikaların” kazanılmasına katkı sağlıyor.
Nexans yangın güvenliği ürünleri, duman salınımını ve asidik gaz emisyonlarını sınırlayarak, yangın kaynaklı ölümlerin yaklaşık yüzde 80’inin nedeni olan duman zehirlenmesi riskini de ciddi ölçüde azaltıyor.
Bu geçiş kararımızla, yalnızca kendi üretim standartlarımızı yükseltmekle kalmıyor, Türkiye’de yangına karşı daha güvenli elektrik altyapılarının oluşturulmasına da güçlü bir katkı sunmayı hedefliyoruz.
Yangına dayanıklı kabloların geliştirilmesinde Ar-Ge çalışmalarının rolü nedir? Nexans Türkiye’nin Tuzla ve Denizli’de konumlanan Ar-Ge altyapısı bu alanda nasıl bir fark yaratıyor?
Nexans Türkiye olarak, yangına dayanıklı kabloların üretimi ve Ar-Ge faaliyetlerinde Tuzla ve Denizli fabrikalarımızı küresel birer yetkinlik merkezi olarak konumlandırıyoruz. Bu tesislerde yürüttüğümüz çalışmalar, yalnızca Türkiye pazarı için değil, Nexans’ın dünya genelindeki üretim ve ürün geliştirme stratejileri için de referans niteliği taşıyor.
Tuzla’daki yangın test laboratuvarımız, Nexans Grubu içinde bir mükemmeliyet merkezi olarak kabul ediliyor ve küresel üretim ağımız için örnek teşkil ediyor. Burada kablolarımızın yangına dayanıklılık, alev yayılımı, duman yoğunluğu ve asidite gibi kritik performans kriterlerini ileri seviye test süreçlerinden geçiriyoruz.
Elbette tüm ürünlerimizi Yapı Malzemeleri Yönetmeliği (CPR) başta olmak üzere ilgili tüm mevzuatlara uygun şekilde üretiyoruz. Standartlara asgari uyum sağlamak bizim için yeterli değil, amacımız yangın güvenliği performansında global standartların üzerinde çözümler geliştirerek sektöre liderlik etmek.
Bu yaklaşımın somut bir göstergesi olarak, Tuzla fabrikamız 2024 yılında “En Dijital Fabrika” ödülüne layık görüldü. 2025 yılında ise Turkish Time verilerine göre, Nexans Türkiye Ar-Ge’ye en çok yatırım yapan ilk 10 şirket arasında yer aldı. Bu başarılar, Ar-Ge ve inovasyonu iş stratejimizin merkezine koyduğumuzun açık bir göstergesi.
Yüksek yangın performansına sahip Yapı Malzemeleri Yönetmeliği Cca sınıfı kablolar, standart kablolardan hangi temel özellikleriyle ayrışıyor? Bu teknik farklar, yangın anında can ve mal güvenliği açısından nasıl bir avantaj sağlıyor?
Yüksek yangın performansına sahip Cca sınıfı kablolarımız, yangın güvenliğinde beş temel başlık altında fark yaratıyor. Bu özellikler, yangının yayılımından tahliye sürecine kadar pek çok kritik noktada doğrudan etki sağlıyor.
1. Alev yayılımının sınırlandırılması: Cca sınıfı kablolar, yangın sırasında alevin kablo güzergahı boyunca hızla ilerlemesini engelleyecek şekilde tasarlanır. Elektrik tesisatlarının yangın davranışı üzerinde belirleyici rol oynadığı yapılarda, bu özellik yangının kontrol altına alınmasına ve yayılım hızının düşürülmesine önemli katkı sağlar.
2. Isı açığa çıkışının minimize edilmesi: Yangın anında çevredeki yapı malzemelerinin tutuşmasını hızlandıran ısı açığa çıkışı, Cca sınıfı kablolarda daha azdır. Bu sayede yangının ikincil tutuşmalarla büyümesi riski azaltılır.
3. Duman üretiminin azaltılması: Yangınlarda can kayıplarının büyük bir bölümü yoğun duman nedeniyle meydana gelir. Düşük duman yoğunluğuna sahip Cca sınıfı kablolar, kaçış koridorlarında görüş ve nefes alma koşullarının korunmasına yardımcı olarak güvenli tahliyeyi destekler.
4. Asidik ve zehirli gaz salınımının sınırlandırılması: Halojensiz yapıları sayesinde Cca sınıfı kablolar, yangın sırasında korozif ve toksik gaz salınımını minimize eder. Böylece dumandan etkilenmeden insanların güvenli tahliyesini kolaylaştırır hem de itfaiye ekiplerinin müdahalesini daha güvenli ve etkin hale getirir.
5. Yanan Damlacıkların (Droplets) Önlenmesi: Yangın esnasında kabloların eriyerek etrafa yanan parçalar saçması, yangının alt katlara veya diğer alanlara sıçramasına neden olan en büyük risklerden biridir. Cca sınıfı kablolarımız, yanan damlacık oluşumunu kısıtlayarak yangının bölgesel kalmasına yardımcı olur ve alevlerin yayılmasını fiziksel olarak engeller.
Küresel ölçekte elektrifikasyon, enerji dönüşümü ve yangın güvenliği gibi başlıkların hızla önem kazandığı bir dönemde, Nexans’ın 2026 yol haritasında hangi stratejik öncelikler öne çıkıyor? Türkiye operasyonlarının bu vizyondaki rolü nedir?
140 yılı aşkın köklü geçmişiyle Nexans, elektrifikasyonu merkezine alarak elektriğin üretiminden iletimine, şehirlerde dağıtımından kullanımına kadarki süreci ana faaliyet alanı olarak tanımlıyor. Derin sektör uzmanlığını ileri düzey inovasyonla birleştiren şirketimiz, enerji dönüşümünü hızlandırmayı ve müşterilerinin değişen ihtiyaçlarına daha etkin çözümler sunmayı hedefliyor. Çevre, Ekonomi ve Çalışan Bağlılığı odaklı E3 iş modelimiz, performansı amaçla uyumlu hale getirerek tüm stratejik kararlarımıza yön veriyor.
Bugün Nexans, 41 ülkede 28.500 çalışanıyla elektrifikasyon alanında küresel ölçekte hizmet sunuyor. 2025 yılında 7,8 milyar Euro satış geliri elde etti. İklim eyleminde liderliğiyle tanınan Nexans, Bilime Dayalı Hedefler girişimi (SBTi) ile uyumlu şekilde 2050 yılına kadar Net-Sıfır emisyon hedefine ulaşmayı taahhüt ederken, Fondation Nexans aracılığıyla enerjiye erişimin yaygınlaştırılması için de çalışmalarını sürdürüyor.
Bu küresel vizyonun önemli bir parçası olarak, yangına dayanıklı kablo üretimi ve Ar-Ge faaliyetlerinde Denizli ve Tuzla’daki fabrikalarımızı stratejik bir üs olarak konumlandırıyoruz.
Nexans Türkiye olarak, hastaneler, okullar, alışveriş merkezleri, oteller ve veri merkezleri gibi yüksek güvenlik gereksinimine sahip projelerde en ileri teknolojileri sunarken, Türkiye’de yangına karşı daha güvenli elektrik altyapılarının oluşturulmasına da güçlü bir katkı sunmayı amaçlıyoruz.
Son Yazılar
- Depreme Karşı Akıllı Çözümler: Güvenli Yapılar İçin Entegre Cephe ve Yalıtım Sistemleri Nisan 15, 2026
- Depreme Dayanıklı ve Bütüncül Yalıtım Çözümleriyle Güvenli Yapılar Nisan 15, 2026
- Pimapen, Nirvana Serisi ile Ses ve Isı Yalıtımında Üstün Performans Sunuyor Nisan 15, 2026
- Koramic Yapı Kimyasalları, İzmir Torbalı Üretim Tesisiyle Gücüne Güç Katıyor Nisan 15, 2026
- Kentsel Dönüşümde Doğru Malzeme Seçimi Yaşamsal Önem Taşıyor Nisan 15, 2026
- Yangın Anında Hayat Kurtaran Teknoloji: Kablolarda Yeni Nesil Güvenlik Standartları Nisan 15, 2026
- Global Bilgi, Yerel Uzmanlık: Doka’nın Proje Yönetim Modeli Nisan 15, 2026
- Warmhaus’tan 2026 Vizyonu: Sürdürülebilir Teknoloji ve Akıllı Isıtma Çözümleri Nisan 15, 2026
- Rönesans Enerji, Rönesans Gayrimenkul’ün öz tüketimi için 51 MW’lık yeşil enerji yatırımı yapacak Nisan 14, 2026
- Schmid Pekintaş, SolarEX 2026’ya P-Tech lansmanıyla damga vurdu Nisan 14, 2026
- Daimler Truck AG’nin Avrupa’daki İlk Konteyner Veri Merkezi Aksaray Kamyon Fabrikası’nda Devreye Alındı Nisan 14, 2026
- Tremco CPG Türkiye, ZAK World of Façades 2026’da Enerji Verimli ve Yangın Güvenli Cephe Çözümlerini Anlatacak Nisan 14, 2026
- Draft Panel Teknolojisi Klima Havasına Bağlı Rahatsızlık Hissini Azaltmaya Yardımcı Oluyor Nisan 14, 2026
- KOÇTAŞ GÜVENCESİYLE HIZLI HİZMET ARTIK USTABİLİR’DE Nisan 14, 2026
- Akçansa, 2025 Entegre Faaliyet Raporu’nu Yayınladı Nisan 13, 2026
Trendler
GENEL1 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL1 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak










