GENEL
TS 825:2024 BİNALARDA ISI YALITIMI KURALLARI STANDARDI İLE İLGİLİ YENİLİKLER
Yayınlandı
11 ay önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Tarihçe
Cumhuriyetin kuruluş yıllarından 1960’lara kadar inşaat sektörü başta ulaşım ve altyapı alanlarında olmak üzere büyük bir atılım gerçekleştirmişti. İnşaat sektöründeki bu atılım cumhuriyetin 50. yılı kutlamaları kapsamında 30 Ekim 1973 yılında hizmete açılarak Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan Boğaz Köprüsünün inşa edilmesi ile taçlandırılmıştı. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de binalarda enerji verimliliği ile ilgili çalışmalar yaşanan petrol krizleri ile hız kazanmıştır. O tarihlerde 38 milyon nüfusu ile henüz 50 yaşında genç bir cumhuriyet olan Türkiye, sanayileşme yolunda adımlar atıyordu. Türkiye’nin sanayileşme atağında petrolün rolü oldukça önemliydi. Türkiye 1973 yılında 12,6 Milyon ton petrol tüketirken 3,7 Milyon ton petrol üretebiliyordu. Talebin %70,8’i yurtdışından sağlanıyordu. Kriz sonrası petrol fiyatlarının yükselmesi petrolü ithal eden ülkemizde sanayileşme sürecini ve günlük yaşamı sekteye uğratmıştı. Dünya ekonomisinde 1973-74’de yaşanan krizlerin sonucunda petrol fiyatlarının artması, petrol ithalatçısı Türkiye’yi olumsuz yönde etkilemiş, artan petrol fiyatları sonucu ödemeler dengesi açığının büyümesine neden olarak döviz rezervlerinin hızla erimesine yol açmıştır. Türkiye ekonomisi 1973’de 484 milyon dolar cari fazla ve 769 milyon dolar dış ticaret açığı gösterirken, 1974 yılında 718 milyon dolar cari açık, 2 milyar 245 milyon dolar da dış ticaret açığıyla karşılaşmıştı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı oluşan krizin etkilerinin hafifletilmesi amacıyla; 03 Kasım 1977 tarihinde “Isıtma ve Buhar Tesislerinin Yakıt Tüketiminde Ekonomi Sağlanması ve Hava Kirliliğinin Azaltılması Yönetmeliği”ni yayımladı. Bu yönetmeliğin amacı ülke ekonomisi üzerinde önemli etkiye sahip olan yakıt tüketiminde tasarruf edilmesi ve halkın sağlığını tehdit eden hava kirliliğini azaltılması olarak açıklanmaktaydı. Yönetmelik hem binalar hem de sanayi tesisleri için geçerliydi ve mevcut binalarında bu yönetmelik şartlarını sağlaması isteniyordu. Türkiye’nin 4 sıcaklık bölgesine bölündüğü bu mevzuatta, tasarımcıların yeni yapılacak binaları yönetmelikte tanımlanan 4 temel şarta uygun olarak projelendirmeleri isteniyordu.
- Birinci kriter olarak; yönetmelikte tanımlanan hesaplama metoduna uygun olarak tayin edilen bina zarfının ortalama ısı geçirgenlik katsayısının tüm iller için en düşük dış ortam sıcaklığına bağlı olarak verilen sınır değerlerden düşük olması isteniyordu.
- İkinci kriter ise dış cephenin ortalama ısı geçirgenlik katsayısı ile ilgiliydi. Dış cephenin ortalama ısı geçirgenlik katsayısının yönetmelikte verilen sınır değerlerin altında olması gerekiyordu.
- Üçüncü kriter; ölçülen en düşük sıcaklık ortalamasının -6°C’nin altında olduğu illerde çift pencere veya çift camlı pencere kullanılması zorunlu hale getirmekteydi.
- Dördüncü kriter ise pencerelerin sızdırmazlığının sağlanması için gerekli olan tedbirlerin alınması ile ilgiliydi.
Projelendirmede dikkat edilecek bu 4 kriterin dışında yönetmelik; ayrıca apartman giriş kapılarının çift veya otomatik kapanacak şekilde olmasını zorunlu kılıyordu. Sıcak iklim bölgelerinde bu şarta uyulması zorunlu değildi. O dönemlerde Türkiye’de sadece camyünü üretiliyordu. Bu sebeple; ısıtma tesisatındaki boruların yalıtılması ve radyatörlerin arkasına 3cm kalınlığında camyünü levha konulması yönetmelikle zorunlu hale gelmişti. Yönetmelik mevcut binaların ise; ölçülen en düşük sıcaklık ortalamasının -6°C’nin altında olduğu illerde çatıların 5cm cam yünü ile yalıtılmasını zorunlu kılmıştı. Ayrıca bu illerdeki binalardaki pencerelerin, çift pencere veya çift camlı pencere üniteleri ile değiştirilmesi isteniyordu. Sıvı yakıtlı kazanların kullanıldığı yapılarda kazan çıkış suyu sıcaklığını dış hava sıcaklığına göre ayarlayan otomatik kontrol sistemi ile donatılmaları yönetmelikçe zorunlu hale getirilen bir diğer husustu. İlave olarak ısıtma tesisatı borularının; boru çapına bağlı olarak yönetmelikte verilen kalınlıklarda camyünü ile yalıtılması zorunluydu. Yönetmelik ısıtma sistemini kullanan kişilerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca eğitilmiş olmasını ve 10 yıllık kazanların değiştirilmesini şart koşmaktaydı.
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı belediyelerin imar yönetmeliklerine ısı yalıtımı ile ilgili hususların eklenmesi ile ilgili 31 Ekim 1981 tarihinde bir yönetmelik yayımladı. 4 sıcaklık bölgesine göre yapı elemanlarının izin verilen en büyük ısıl geçirgenlik katsayılarının tanımlandığı bu yönetmelikte ayrıca pencere ve dış duvar ortalama ısıl geçirgenlik katsayılarına yönelik sınırlamalar bulunuyordu. Yönetmeliğe göre hesaplamalar TS 825 “Binalarda Isı Yalıtımı Kuralları” standardına göre yapılacak ve yönetmeliğin şartlarına uyulduğu ısı yalıtım projesi ile belgelendirilecekti. Yönetmelikte; toplam pencere alanlarının döşeme alanının %15’ini geçmemesi, 2. 3. ve 4. sıcaklık bölgelerindeki binalarda çift pencere veya çift camlı pencere kullanılması isteniyordu. Pencereler ile ilgili gerekliliklere uyulması ve Bakanlık tarafından yayımlanan uygulama detaylarının gerçekleştirilmesi durumunda ise şartlara uyulduğunu gösteren bir ısı yalıtım raporunun hazırlanması yeterli idi. Bu yönetmelik 1 Ocak 1982 tarihinden sonra yapılacak olan kamu binalarını ve 1 Ocak 1983 yılından sonra yapılacak diğer binaları kapsıyordu.
| İmar Yönetmeliği – 1981 | Duvar | Çatı | Döşeme |
| U Değerleri (W/m2K) – TS 825 | 1,05-2,5 | 0,4-1,0 | 0,65-1,8 |
Tablo 1. U değerleri tablosu – 1981
TS 825 “Binalarda Isı Yalıtımı Kuralları” Standardı: 1998 yılında Avrupa standartları esas alınarak revize edilmiştir. Bu standart 08 Ağustos 2000 tarihinde yayımlanan Binalarda Isı Yalıtım Yönetmeliği ile 14 Haziran 2000 tarihinden sonra yapılan binalar ve toplam oturma alanının %15’inden büyük esaslı tadilatları kapsayacak şekilde zorunlu kılınmıştır. Yapılan bu revizyonla 1981 yılında net ısıtma enerjisi ihtiyacına yönelik olarak tanımlanan enerji limitleri 150-310 kWh/m2/yıl değerlerinden 69-117 kWh/m2/yıl değerine çekilerek önemli bir adım atılmıştır.
Temel olarak TS 825 “Binalarda Isı Yalıtımı Kuralları” standardı;
- Ülkemizdeki enerji tüketiminde önemli bir paya sahip olan binaların ısıtılmasında kullanılan enerji miktarlarını sınırlayarak enerji tasarrufu sağlamayı,
- Enerji ihtiyacının hesaplanması sırasında kullanılacak standart hesap metodunu ve izin verilen limit enerji ihtiyacı değerlerini belirlemeyi,
- Enerji verimli konfor şartları yüksek binalar üretilmesini sağlamayı hedeflemektedir.
TS 825 standardı, binaları bir bütün olarak ele alarak net ısıtma enerjisi ihtiyaçlarının, bu standartta verilen sınır değerlerin altında kalmasını sağlayacak şekilde; çatı, duvar, döşeme ve pencere sistemlerine yönelik malzeme seçimi, eleman boyutlandırılması, yalıtım detaylarına ait çözümlerinin projelendirilmesi ve raporlanmasını sağlar. Ayrıca dış ortam ile temas halinde bulunan tüm yapı bileşenlerinde meydana gelen buhar difüzyonunun analiz edilmesi ve her bir yapı elemanının standartta verilen koşulları sağlayacak şekilde tasarlanması gerekir. TS 825’e göre yoğuşan suyun miktarı, yoğuşmanın meydana geldiği ara kesitteki malzemelere zarar vermeyeceği kabul edilen belirli bir limit değerini aşmamalı ve kuruma periyodunda tamamen buharlaşmalıdır. Enerji limitleri içerisinde kalacak şekilde tasarlanan bir binada bulunan tüm yapı bileşenleri yoğuşma kriterlerini de sağlıyorsa yapılan tasarımın uygun olduğu raporlanır. Yoğuşma veya enerji limitlerinden birini sağlayamayan tasarımlar standarda uygun olmayacağından, yapı ruhsatı alamamaktadır.
TS 825 standardı revize edilerek 22 Mayıs 2008 tarihinde tekrar yayımlanmıştır. Yapılan revizyon çalışmalarının ardından gerek ısıl konfor gerekse de iç yüzeyde küflenme oluşumunun önlenmesine yönelik olarak; dış ortam ile temas halinde olan tüm yapı elemanlarının iç yüzey sıcaklıklarının, iç ortam sıcaklığından en fazla 3°C düşük olacak şekilde tasarlanması zorunlu hale getirilmiştir. Giydirme cepheler gibi çok büyük oranda cam içeren yapılar için özel enerji sınırlamaları getirilmiştir. Diğer yapılarda ise kaplamalı çift cam kullanımı; tüm derece gün bölgelerinde zorunludur. Merkezi ısıtma sistemi bulunmayan ve kat kaloriferi veya kombi ile ısıtmanın yapıldığı binalarda ara kat döşemelerinin ve bitişik duvarların ısıl direnci 0,80 m2.K/W olacak şekilde tasarlanarak, yalıtılması şart koşulmuştur. TS 825:2008 standardı 01 Nisan 2025 tarihine kadar uyulması zorunlu standart olarak hizmet vermiştir.
TS 825:2008 Binalarda Isı Yalıtımı Kuralları standardında ülkemiz 4 mevsimi yaşayan bir coğrafyada olmasına rağmen sadece ısıtma için tüketilen net enerji miktarına yönelik sınırlamalar getirilmektedir. Örneğin Antalya’daki bir konut ısıtma ihtiyacı dikkate alınarak ısı yalıtım projesi hazırlanmaktadır. 2019 yılının sonlarında başlatılan revizyon çalışmalarında TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları Standardına soğutma ihtiyacının tayinine yönelik metodolojinin ilave edilmesi ve enerji limitlerinin iyileştirilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla TSE tarafından; T.C. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın başkanlığında Enerji Verimliliği ve Çevre Dairesi Başkanlığı (EVÇED), Makine Mühendisleri Odası ve İZODER’in de içerisinde yer aldığı STK’ların temsilcilerinden oluşan revizyon komitesi kurulmuştur. Revizyon komitesi tarafından yürütülen çalışmaların neticesinde standarda soğutma ihtiyacının hesaplanmasına yönelik ilaveler yapılmış, ülkemizin soğuk bölgelerimizde ısıtma ihtiyacına, sıcak bölgelerinde ise soğutma ihtiyacına göre tasarım yapılmasına imkân sağlanmıştır. Standartta yapılan değişikliklerin neticesinde hem ısıtma hem de soğutmayı ele alacak yeni metodolojiye göre yeni enerji limitleri Bakanlık tarafından yeniden tayin edilmiştir. Hazırlanan standart tasarısı, TSE’ye mütalaaya sunulmak üzere teslim edilmiş, mütalaa süreci 21 Mart 2024 tarihinde tamamlanarak 21 Ekim 2024 tarihinde gerçekleştirilen Teknik Kurulda onaylanarak yayımlanmıştır. TS 825:2024 standardında yapılan belli başlı değişiklikler aşağıda başlıklar halinde açıklanmıştır;
Kaynak Standart: TS 825:2008 standardında net ısıtma enerjisi ihtiyacı TS EN 832 standardında konutlar için tarif edilen metoda uygun olarak hesaplanıyordu. Zamanla sadece ısıtma ile ilgili net enerji ihtiyacını ortaya koyan EN 832 standardının yerini ısıtma ve soğutma amaçlı enerji ihtiyacının hesaplandığı TS EN ISO 13790 standardı almıştır. Daha sonra TS EN ISO 13790 standardı da iptal edilerek yerini TS EN ISO 52016-1 standardı almıştır. EN ISO 52016-1 standardında Binaların ısıtılması ve soğutulması için gerekli enerji ihtiyaçlarının hesaplanmasında kullanılan TS EN ISO 52016-1 standardında; basit (saatlik), aylık (mevsimsel) ve dinamik simülasyon olarak tanımlanan 3 alternatif hesaplama metodu yer almaktadır. TS 825:2024 standardı, TS EN ISO 52016-1 standardında tanımlanan aylık hesaplama metodu esas alınarak oluşturulmuş hesaplamalara TS EN ISO 52016-1 standardına göre net soğutma ihtiyacı hesabı ilave edilmiştir. TS 825:2024 standardına göre net enerji ihtiyacının tayinine dair hesaplamalar ısıtma ve soğutma için 2 kez tekrarlanmakta hesaplanan net enerji ihtiyaçları değerler toplanarak yıllık net ısıtma ve soğutma enerjisi ihtiyacı bulunmaktadır. Toplam net enerji ihtiyacı, kullanım alanına (şartlandırılan alan) bölünerek birim kullanım alanı başına yıllık net ısıtma ve soğutma enerjisi ihtiyacı hesaplanmaktadır. Birim kullanım alanı başına hesaplanan yıllık net ısıtma ve soğutma enerjisi ihtiyacı; TS 825:2024’de bina türlerine göre verilen sınır değerleri aşıp aşmadığı kontrol edilmektedir.
İç ortam sıcaklıkları: TS 825:2024 standardında net ısıtma ve soğutma enerjisi ihtiyacı hesapları için iç ortam sıcaklıkları; kış tasarım sıcaklıkları ve yaz tasarım sıcaklıkları dikkate alınarak güncellenmiştir. Örneğin sadece net ısıtma enerjisi ihtiyacına yönelik olan TS 825:2008 standardında Konutlar için iç ortam sıcaklığı 19°C alınırken, TS 825:2024 standardında iç ortam sıcaklığı; net ısıtma enerjisi ihtiyacı hesaplamaları için 20°C, net soğutma enerjisi ihtiyacı hesaplamalarında 26°C alınmaktadır.
Tablo 2. TS 825:2008 ve TS825:2024 Standartlarındaki iç ortam sıcaklıkları karşılaştırması tablosu.
İklim verileri: TS 825:2008’de dış ortam sıcaklıkları tüm yıl boyunca sadece net ısıtma enerjisi ihtiyacını hesaplamaya uygun meteoroloji verilerden oluşturulmuştu. Ayrıca güneş enerjisi kazançlarının hesaplanmasında kullanılan güneş ışınımı tablosu tüm Türkiye ortalaması esas alınarak sadece 4 ana yön için verilmişti. TS 825:2008’de Türkiye’nin tüm illerinde aylık güneş ışınımı şiddeti değerleri yönlere göre aynıydı. TS 825:2024’de net ısıtma enerjisi ihtiyacının yanı sıra net soğutma enerjisi ihtiyacı da hesaplandığından tüm meteorolojik veriler (sıcaklık ve güneş ışınımı şiddeti) güncellenmiştir. Aylık ortalama sıcaklıklar; tipik meteorolojik yıl (TMY) yöntemi ile belirlenmiş saatlik sıcaklık değerleri üzerinden yaz ayları için en yüksek %5’lik (k=%95) dilimine giren, kış ayları için ise en düşük %25’lik dilime giren sıcaklıkların ortalaması esas alınarak belirlenmiştir. Geçiş aylarında ise %50’lik dilime giren sıcaklıklar yani ortalama sıcaklıklar esas alınmıştır. Yönlere göre aylık güneş ışınımı şiddeti değerleri de iklim bölgelerine göre çeşitlendirilmiş ve tüm yönler için detaylandırılarak standardın yeni versiyonuna ilave edilmiştir. İklim bölgesi sayısı 4’ten 6’ya çıkarılmış, yapılan değişikliğe bağlı olarak İklim bölgelerine giren il ve ilçe listeleri ile iklim bölgelerini gösteren harita güncellenmiştir.
Dağıtma/düzeltme faktörü: TS 825:2008 standardında tüm yapı elemanları dış ortama temaslıymış gibi hesaplanıyor ve örneğin ısıtılmayan iç ortama temas eden yapı elemanlarındaki ısı kaybı dış ortama olan ısı kayıplarının %50’si kadar olduğu kabul ediliyordu. Dağıtma/düzeltme faktörü adlandırılan bu katsayılar TS 825:2008 standardında duruma göre 0,5 (toprak temaslı yapı elemanları, ısıtılmayan iç ortama bitişik yapı elemanları) veya 0,8 (çatı arası kullanılmayan çatılar) olarak alınıyordu. Toprak temaslı yapı elemanlarından olan ısı kayıpları hesaplanırken toprak sıcaklığı dış ortam sıcaklığı ile eşit alınır, bulunan ısı kaybının %50’si hesaplamalara dahil edilirdi. TS 825:2024 standardında ise dağıtma/düzeltme faktörleri için sabit değerler kullanılmayıp, TS EN ISO 13789 standardına göre hesaplanmaktadır. TS 825:2024’de toprak sıcaklığı aylık ortalama dış ortam sıcaklıklarının aritmetik ortalamasından hesaplandığından ısı kaybı hesabında herhangi bir düzeltme faktörü kullanılmamaktadır.
Havalandırma ile olan Isı Kayıpları: TS 825:2008 standardında havalandırmanın doğal veya mekanik olmasına bağlı olarak farklı hesaplama prosedürleri bulunmaktadır. Doğal havalandırmada “havalandırılan hacim” ve “hava değişim sayısı” (0,8h-1) kabulü üzerinden bir hesaplama yapılırken mekanik havalandırmada sisteme giriş yapan taze hava miktarı üzerinden ısı kaybı hesaplanıyordu. Buna karşılık TS 825:2024 standardında bina henüz tasarım aşamasında olduğundan ve havalandırma sistemleri henüz tasarlanmadığından sadece doğal havalandırma şartları esas alınarak hesaplama yapılmaktadır. Ayrıca “havalandırılan hacim” yerine “kullanılan alan” dikkate alınmaktadır. Yeni standartta hava değişim katsayısı TS 825:2008’deki gibi 0,8 olarak sabit bir değer kabul edilmemekte olup bina türlerine göre farklılık arz etmektedir.
Yoğuşma hesabı: TS 825 standardında su buharı difüzyonu ve yoğuşma tahkiki ile ilgili unsurlar TS EN ISO 13788 standardı esas alınarak Glasser metoduna göre hesaplanmaktadır. TS 825:2024’de de bu durum değişmemiş olup sadece yeni meteorolojik veriler dikkate alınarak yoğuşma kriterleri yeniden düzenlenmiştir. Ayrıca doğal havalandırma ile havalandırılan ofis binaları ve konutlar için iç ortamın bağıl neminin değişken olmasına olanak sağlayan bir seçenek ilave edilmiştir.
Malzeme Listesi (EK E): Malzemelerin termo-fiziksel özelliklerinin listelendiği Ek E’nin içeriği genel düzenlemelerin dışında değiştirilmemiş olup sadece mevcut listeye TS 825:2024 standardında net soğutma enerjisi ihtiyacı hesaplanırken gerekli olan malzemelerin özgül ısı kapasiteleri ilave edilmiştir.
Enerji Limitleri ve U değerleri: Gelişmiş ülkelerde binalarda enerji verimliliğine yönelik birçok adım atılarak enerji limitleri düşürülürken ve Türkiye olarak Paris Antlaşmasına taraf olmamız dolayısıyla taahhütlerimizin artmasına rağmen ülkemizde 2008 yılında tanımlanmış enerji limitleri kullanılmaktaydı. Birçok gelişmiş ülkede binalar ısıtma ve soğutmaya yönelik birim metrekaredeki yıllık enerji tüketimi 30-50 kW olacak şekilde yalıtımlı olarak tasarlanıyor ve inşa ediliyor. Türkiye’de ise birim metrekarede yıllık 120-150 kW seviyesinde binalar inşa edilmekte, soğuk bölgelerde bu değerler çok daha yükselebilmektedir. Dolayısıyla “ENERJİ VERİMLİLİĞİ STRATEJİ BELGESİ: 2012- 2023” kapsamında tanımladığı üzere TS 825 standardının revizyonu ile enerji verimliliği anlamında bir iyileştirmeye gidilmiştir. Ülkemizin enerjide dışa bağımlılığının azalmasına ve çevreye salınan sera gazlarının azalmasına katkısı olacak şekilde iyileştirilmiş U değerleri ve enerji limitleri ile yürürlüğe sokulmuştur.
TS 825:2024 standardında tavsiye edilen ısıl geçirgenlik katsayıları duvar ve döşemelerde kabaca %30-37,5, çatılarda %15-25 ve pencerelerde ise % 25 iyileştirmeye gidilmiştir.
| DG Bölgeleri | Duvar | Tavan/Çatı | Döşeme | Pencere | |||||||||||||||||||
| UD(W/m²K) | UT(W/m²K) | Ut(W/m²K) | UP*(W/m²K) | g(-) | |||||||||||||||||||
| TS 825: 2008 | TS 825: 2024 | TS 825: 2008 | TS 825: 2024 | TS 825: 2008 | TS 825: 2024 | TS 825: 2008 | TS 825: 2024 | TS 825: 2008 | TS 825: 2024 | ||||||||||||||
| 1. Bölge | 1. Bölge | 0,70 | 0,45 | 0,45 | 0,35 | 0,70 | 0,40 | 2,4 | 1,8 | ≤ 0,45 | |||||||||||||
| 2. Bölge | 2. Bölge | 0,60 | 0,4 | 0,40 | 0,3 | 0,60 | 0,35 | 2,4 | 1,8 | ≤ 0,45 | |||||||||||||
| 3. Bölge | 0,4 | 0,3 | 0,35 | 1,8 | ≤ 0,45 | ||||||||||||||||||
| 3. Bölge | 4. Bölge | 0,50 | 0,35 | 0,30 | 0,25 | 0,45 | 0,30 | 2,4 | 1,8 | ≥ 0,55 | |||||||||||||
| 4. Bölge | 5. Bölge | 0,40 | 0,25 | 0,25 | 0,2 | 0,40 | 0,25 | 2,4 | 1,8 | ≥ 0,55 | |||||||||||||
| 6. Bölge | 0,25 | 0,2 | 0,25 | 1,8 | ≥ 0,55 | ||||||||||||||||||
Tablo 3. Derece Gün bölgelerine göre TS 825:2024 ve TS825:2008 Standartlarındaki tavsiye edilen U değerlerinin karşılaştırması tablosu.
Tavsiye edilen U değerlerine karşılık gelen asgari ısı yalıtım kalınlıkları aşağıda tablo halinde verilmiştir. Asgari yalıtım kalınlıkları, piyasada farklı ısı yalıtım malzemelerinin bulunduğu gerçeğinden hareketle detaylarda yaygın olarak kullanılan birbirinin alternatifi olan ürünlerin ısıl iletkenlik değerleri dikkate alınarak genişletilmiştir. Aşağıdaki tabloda yer alan yalıtım kalınları hesaplamaları gerek tünel kalıp yapılaşmanın yaygınlaşması gerekse de yoğuşma ve enerji kaybı açısından en riskli durumu temsil etmesi göz önünde bulundurularak binanın taşıyıcı elemanları üzerinden yapılmıştır.
| Şehir | Derece Gün Bölgesi | Yapı Elemanı | Yalıtım Malzemesinin Isıl iletkenlik Değeri (W/m.K) | U değeri – W/m2K | Asgari Yalıtım Malzemesi Kalınlığı | ||||
| TS825: 2008 | TS825: 2024 | ||||||||
| TS 825:2008 | TS 825:2024 | TS 825:2008 | TS 825:2024 | ||||||
| Antalya | 1. Bölge | 1. Bölge | Dış Cephe | 0,035 | 0,70 | 0,45 | ≥ 4 cm | ≥ 7 cm | |
| Dış Cephe | 0,040 | 0,70 | 0,45 | ≥ 5 cm | ≥ 8 cm | ||||
| Teras Çatı | 0,035 | 0,45 | 0,35 | ≥ 7 cm | ≥ 9 cm | ||||
| Eğik Çatı | 0,040 | 0,45 | 0,35 | ≥ 8 cm | ≥10 cm | ||||
| Eğik Çatı | 0,045 | 0,45 | 0,35 | ≥ 9 cm | ≥12 cm | ||||
| Toprağa basan döşeme | 0,035 | 0,70 | 0,40 | ≥4 cm | ≥8 cm | ||||
| İstanbul | 2. Bölge | 3. Bölge | Dış Cephe | 0,035 | 0,45 | 0,40 | ≥ 5 cm | ≥ 8 cm | |
| Dış Cephe | 0,040 | 0,45 | 0,40 | ≥ 6 cm | ≥ 9 cm | ||||
| Teras Çatı | 0,035 | 0,40 | 0,30 | ≥ 8 cm | ≥ 11cm | ||||
| Eğik Çatı | 0,040 | 0,40 | 0,30 | ≥ 9 cm | ≥12 cm | ||||
| Eğik Çatı | 0,045 | 0,40 | 0,30 | ≥ 10 cm | ≥14 cm | ||||
| Toprağa basan döşeme | 0,035 | 0,60 | 0,30 | ≥5 cm | ≥9 cm | ||||
| Ankara | 3. Bölge | 4. Bölge | Dış Cephe | 0,035 | 0,50 | 0,35 | ≥ 6 cm | ≥ 9 cm | |
| Dış Cephe | 0,040 | 0,50 | 0,35 | ≥ 7 cm | ≥10 cm | ||||
| Teras Çatı | 0,035 | 0,30 | 0,25 | ≥ 11 cm | ≥13 cm | ||||
| Eğik Çatı | 0,040 | 0,30 | 0,25 | ≥ 12 cm | ≥15 cm | ||||
| Eğik Çatı | 0,045 | 0,30 | 0,25 | ≥ 14 cm | ≥17 cm | ||||
| Toprağa basan döşeme | 0,035 | 0,45 | 0,30 | ≥ 7 cm | ≥ 10 cm | ||||
| Erzurum | 4. Bölge | 6. Bölge | Dış Cephe | 0,035 | 0,40 | 0,25 | ≥ 8 cm | ≥13 cm | |
| Dış Cephe | 0,040 | 0,40 | 0,25 | ≥ 9 cm | ≥15 cm | ||||
| Teras Çatı | 0,035 | 0,25 | 0,20 | ≥ 13 cm | ≥17 cm | ||||
| Eğik Çatı | 0,040 | 0,25 | 0,20 | ≥ 15 cm | ≥19 cm | ||||
| Eğik Çatı | 0,045 | 0,25 | 0,20 | ≥ 17 cm | ≥21 cm | ||||
| Toprağa basan döşeme | 0,035 | 0,40 | 0,25 | ≥8 cm | ≥13 cm | ||||
Tablo 4. Tavsiye edilen U değerlerine karşılık gelen farklı yalıtım malzemeleri için asgari kalınlıkları – Betonarme elemanlar için.
TS 825:2008 standardında ısı kaybeden alanların toplamı ile brüt hacme oranıyla (A/V oranı) elde edilen bir geometrik faktör ve iklim bölgelerine bağlı olarak göre net ısıtma enerjisi ihtiyacına yönelik sınır değer tanımlanmıştır. TS 825:2024 standardında ise net ısıtma ve net soğutma enerjisi ihtiyacının toplamına yönelik iklim bölgesi ve bina türlerine göre değişebilen enerji limiti tanımlanmıştır. TS 825:2008 standardında tanımlanan enerji limitleri tüm bina türleri için aynı iken TS 825:2024 standardında ise A/V oranından bağımsız olarak bina türlerine göre farklılık arz eden enerji limitleri tanımlanmıştır.
Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’ne göre yeni binalara ruhsat alınabilmesi için mimari projenin TS 825 standardına uygunluğu yetkili bir makine mühendisi tarafından tahkik edilmeli ve standartta detayları verilen esaslara uygun bir ısı yalıtım projesi hazırlanarak yetkili idare sunulmalıdır. Projenin mevzuat şartlarına uygun olabilmesi için net enerji ihtiyacının standartta tanımlanan limit değerlerin altında olması gereklidir. Öte yandan bina kullanım izninin alınabilmesi için BEP-TR vasıtasıyla temin edilen enerji kimlik belgesinin en az C sınıfı şartları sağlaması gereklidir. BEP-TR’de; projenin mevzuatta tanımlanan asgari şartlara göre inşa edilmiş referans bina ile gerçek projenin enerji performansı karşılaştırılarak enerji performans sınıfı belirlenmektedir. Bir başka deyişle BEP-TR’de tanımlanan referans bina TS 825 standardında yer alan tavsiye edilen U değerlerine göre teşkil edilmiş yapı elemanlarından oluşmaktadır.
TS 825:2024 standardında geometrik faktörden arındırılmış enerji limitleri kullanıldığından TS 825’e uygun olan ancak tavsiye edilen U değerlerini sağlamayan projelerde ruhsat alınırken kullanım izin belgesinin alınamadığı çelişkili durumların oluşması riskini ortaya çıkarmaktadır. Bu durumdan kaçınmak için mutlaka yapı elemanlarının standartta tanımlanan tavsiye edilen U değerlerini sağlamasına dikkat edilmelidir. Bu amaçla yeni standartta, Geometrik faktörün etkilerini ortadan kaldırmak ve enerji kimlik belgesi ile ilgili BEP-TR ile çelişebilecek durumların önüne geçilmesi için enerji limitlerinin yanı sıra tavsiye edilen U değerlerine uyulması da zorunlu kılınmıştır.
YENİ STANDART ve YENİ BAKIŞ AÇILARI
Ülkemizde sadece ısıtma enerjisi ihtiyacını sınırlandıran TS 825 standardına net soğutma enerjisi ihtiyacının da ilave edilmesi enerji verimliliği açısından çok önemli bir adımdır. 20.02.2025 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğ ile TS 825 Binalarda Isı Yalıtımı Kuralları Standardı 01 Nisan 2025 tarihi itibarıyla zorunlu standart olarak yürürlüğe girecek. Eski standart, ülkemizde binaların sadece ısıtma amaçlı enerji tüketimlerine yönelik sınırlamalar getiriyordu. Bu durum dolayısıyla sıcak iklim bölgelerinde enerji verimliliği için esaslı bir iyileştirme talebi oluşmuyordu. Yeni standart ile binaların sadece ısıtma ihtiyacına göre tasarlanması dönemi sona eriyor. Artık binalar ısıtma ve soğutma ihtiyacına göre tasarlanacak. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre: Yeni standarda uygun inşa edilecek yapılar TS 825:2008’e göre %25 daha enerji verimli olacak. Böylece her yıl yeni inşa edilecek binalarda yıllık 2,5 TWh enerji ile Atatürk Barajı’nın 3 ayda ürettiği enerji kadar tasarruf sağlanmış olacak. Ayrıca bu binalar sayesinde doğaya yılda 600 milyon ton eşdeğerinde karbondioksit salınımının da önüne geçilecek.
Yeni standart 1 Nisan 2025’den sonra ruhsat alan binalar için geçerli olacağı için yeni TS 825 standardının enerji tüketimini azaltıcı etkisinin farkedilebilmesi için yeni standarda göre inşa edilmiş binaların ve yeni standarda göre tadil edilmiş binaların sayısının artması gereklidir. Uzun dönem ruhsat alma istatistikleri dikkate alındığında Türkiye’de ruhsat alan yeni binaların kabaca yılda 475 bin ton eşdeğeri petrol (TEP) ilave enerji talebi yarattığını ifade edebilir. Yeni TS 825 standardının yılda yaklaşık 120 bin TEP enerji tasarrufu ve ülke ekonomisine yılda yaklaşık 100 milyon dolarlık katkı sağlamasını bekliyoruz. Yapılaşmanın ortalama hızda sürmesi ve ülkemizde hiç yenileme yapılmaması durumunda bile sadece 5 yılda (2030 sonu) sağlanacak verimlilikle ülke ekonomisine yaklaşık 1,5 Milyar dolarlık mertebelerinde bir tasarruf sağlanacak.
TS 825:2024 standardı; ısıl direnci yüksek daha kalın ve daha nitelikli ısı yalıtım malzemeleri ile yalıtılmış ve en az bir yüzeyi kaplamalı çift camlı veya üçlü camlı yalıtım camı ünitelerinin kullanıldığı daha enerji verimli binaların tasarlanmasını ve uygulanmasını talep ediyor. Isı yalıtım malzemelerinin, enerji verimliliğine etkisi çok fazla olsa da ısıl direnci daha yüksek olan daha kalın ve/veya daha iyi ısıl iletkenlik değerine sahip ısı yalıtım malzemesinin tercih edilmesinin uygulama maliyetine olan etkisi oldukça azdır. Genel olarak uygulamalarda yalıtım malzemesinin maliyetinin dışında, yalıtım kalınlığından bağımsız olarak; iskele kurulumu, elektrik, su gibi alt yapı maliyetleri, yapıştırıcı, sıva, dübel, file, profil vb yardımcı malzeme maliyetleri, boya, dış cephe kaplaması, alçı levha gibi iç yüzey kaplamaları, şap gibi tamamlayıcı malzeme maliyetleri ve işçilik maliyetlerinden oluşur. Tüm bu maliyetlerin içerisinde yalıtım malzemesinin performansının iyileştirilmesinden oluşacak ilave maliyeti uygulamadan uygulamaya değişmekle birlikte oldukça düşüktür. Bu durum maliyet etkinlik veya yaşam döngüsü analizlerinde ısı yalıtımının öne çıkmasını sağlamaktadır.
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızca, 19 Şubat 2022 tarihinde Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle Neredeyse Sıfır Enerjili Bina (nSEB) kavramı hayatımıza girmiştir. Yönetmeliğe göre 01 Ocak 2025 tarihinden itibaren bir parseldeki toplam inşaat alanı 2000m2’den büyük olan tüm binaların enerji performans sınıfının en az ‘B’ olacak şekilde inşa edilmesi ve kullanılacak enerjinin en az yüzde 10’unun yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanması zorunludur.
Isıl direnci daha yüksek olan daha kalın ve/veya daha iyi ısıl iletkenlik değerine sahip ısı yalıtım malzemelerinin kullanımı ilk yatırım maliyetlerini belirli bir seviyede arttırırken, enerji ihtiyacının azalmasına bağlı daha düşük/küçük kapasiteli yenilenebilir enerji sistemlerinin, kazan, klima vb. ısıtma ve soğutma tertibatlarının ve bu sistemlerin işletilmesi için gerekli olan radyatör, sirkülasyon pompası, kapalı genleşme tankı, sirkülasyon pompası gibi tesisat elemanlarının yeterli olması mekanik tesisatın ilk yatırım maliyetlerinde tasarruf sağlamaktadır. İlk yatırım maliyetlerinden elde edilen tasarruf ile yalıtım malzemelerinden kaynaklanan ilave maliyet artışı büyük oranda veya tamamen karşılanmaktadır
Türkiye, geçtiğimiz yılın sonlarında gerçekleşen COP29 Zirvesi kapsamında 2053 net sıfır hedefine yönelik Uzun Vadeli İklim Stratejisi Belgesini açıkladı ve Birleşmiş Milletler’e iletti. Türkiye’nin 2053 yılında net sıfır hedefleri doğrultusunda açıklanan yol haritasında ‘Binalar’ önemli başlıklardan birini oluşturuyor. Ülkemizin 2053 net sıfır hedeflerine ulaşmasında yalıtım sektörü çok önemli bir rol üstlenecektir. Sektörümüz, dünya standartlarındaki üretim altyapısı ve yüksek kapasitesi, kalite standartları, dinamik girişimcileri ve yenilikçi ürünleri ile ülkemizi 2053 net sıfır hedeflerine ulaştırmak için hazır. Bu noktada TS 825 Binalarda Isı Yalıtımı Kuralları Standardının revizyonu da itici bir güçlerden birisi olacaktır.
Timur DİZ
İZODER Genel Sekreteri
Beyza Tanyol
İZODER Teknik İşler ve Eğitim Sorumlusu
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
İZODER’DEN 6 ŞUBAT’IN YIL DÖNÜMÜNDE ÖNEMLİ HATIRLATMA
Yayınlandı
4 gün önce-
Şubat 6, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Su yalıtımı binaların depreme karşı korunması için hayati öneme sahip
İZODER Başkanı Emrullah Eruslu, 6 Şubat 2023’te yaşanan deprem faciasının yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, başta deprem bölgesi olmak üzere ülke genelinde yeniden yapılaşmada “güvenli bina” kavramını benimsemek gerektiğinin altını çizdi. Eruslu, “6 Şubat’ta depremin değil yanlış yapılaşmanın ölümlere yol açtığını acı bir şekilde gördük. Başta deprem bölgesi olmak üzere ülkemizde yapılan her binada güvenli, sağlıklı ve konforlu bir yapılaşma anlayışına ihtiyacımız var. Depreme karşı dayanıklı ve uzun ömürlü binalar için temelden çatıya doğru yapılmış su yalıtımı uygulaması hayati önem taşıyor” dedi.
Ülke olarak yüreklerimizde derin izler bırakan 6 Şubat deprem felaketinden çıkarılması gereken en önemli dersin güvenli yapılaşma olduğunu belirten İZODER Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Eruslu, tüm yeni binaların ülkemizin deprem gerçeğini göz önünde bulundurarak zemine uygun, kaliteli malzemelerle ve mevzuatlar dahilinde projelendirilip inşa edilmesi, su yalıtımıyla korozyona karşı koruması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Binaların en büyük düşmanı olan korozyona karşı bir kalkan görevi gören su yalıtımının, binaların sağlam şekilde ayakta kalması noktasında hayati öneme sahip olduğunu unutmamalıyız. Türkiye’deki yapı stoku ağırlıklı olarak betonarme binalardan oluşuyor. Betonarme yapı sistemlerinin en zayıf noktalarından biri ise suya karşı olan hassasiyetleridir. Yağmur, kar, yeraltı suları, zeminde yer alan nem, mutfak, banyo, tuvalet gibi ıslak hacimlerdeki su kaçakları, binanın inşa edildiği zeminde bulunan basınçlı veya basınçsız yeraltı suları nedeniyle binalar sürekli olarak suya maruz kalabilir. Suyun taşıyıcı yapı elemanlarına nüfuz etmesi, betonun içindeki demirin paslanmasına yani korozyona neden olur. Korozyon ise yapının yük taşıma kapasitesini azaltır. Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şakir Erdoğdu’nun yaptığı araştırma; suya maruz kalan bir donatının 5 yılın sonunda taşıma kapasitesinin yüzde 50’sini, 15 yılın sonunda yüzde 90’ını, 24 yılın sonunda ise tamamını kaybettiğini ortaya koyuyor. Yani herhangi bir deprem ya da dış etken olmadan bile sadece donatı korozyonu ile bir yapının çökmesi söz konusu. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hasar Tespit Komisyonu tarafından yapılan incelemeler sonucunda, yüzde 79’u hasarlı bulunan 55 bin 651 konut ve iş yerinin yüzde 64’ünde korozyon tespit edilmişti. Su ve ısı yalıtımının binaların düşmanı olan korozyona karşı kalkan görevi görerek binaları koruduğunu unutmamalıyız. Ancak zemin şartlarına göre tekniğine uygun bir şekilde kaliteli malzemeler ile inşa edilmiş ve yalıtımla korozyona karşı korunmuş binalar sağlam bir şekilde ayakta kalabilir.”

İstanbul’da olası depremde 194 bin bina risk altında!
7,5 büyüklüğündeki senaryo depreminde İstanbul’daki binaların ortalama yüzde 17’sinin (yaklaşık 194 bin bina) orta ve üstü seviyede hasar göreceğinin tahmin edildiğini dile getiren Eruslu, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı tarafından hazırlanan ‘İstanbul İli Olası Deprem Kayıp Tahminlerinin Güncellenmesi Projesi’ raporunda yer alan sonuçlar, durumun ciddiyetini ortaya koyuyor: 7,5 büyüklüğündeki senaryo depreminde İstanbul’daki binaların ortalama yüzde 26’sının hafif, yüzde 13’ünün orta, yüzde 3’ünün ağır ve yüzde 1’inin çok ağır hasar görmesi bekleniyor. Buna göre ağır ve çok ağır hasarlı binaların yıkılıp tekrar yapılması gerektiği ortaya çıkıyor. Öte yandan orta hasarlı binaların da onarım yerine yıkılıp yeniden inşa edilmelerinin çoğunlukla daha uygun olduğuna işaret ediliyor. Durum böyleyken bir an önce Türkiye genelinde mevcut bina stokunun incelenmesi, güvenli hale getirilebilecek binaların ve güvenli olmayan binaların tespit edilmesine ihtiyaç var. Yeterli dayanıma sahip olan güvenli binaların güçlendirilmesi, güvenli olmayan binaların ise kentsel dönüşüme tabi tutulması ve yeniden inşa edilmesi hayati önem taşıyor” diye konuştu.
Su yalıtımı ile binaların ömrünü uzatmak mümkün
Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği’nin 2018 yılında yürürlüğe girmesi ile su yalıtımının zorunlu bir uygulamaya dönüştüğünü belirten Emrullah Eruslu, “Doğru yapılmış su yalıtımı ile suyun yapılara nüfuz ederek zarar vermesini önleyebiliriz. Binanın doğrudan suya maruz kalan çatı, temel, ıslak hacim gibi bölgelerinde uygulanacak su yalıtımı ve halk arasında terleme olarak bilinen yoğuşmayı önleyen ısı yalıtımı uygulamalarının doğru ve eksiksiz yapılması ile binalarımızı depreme karşı koruyabiliriz. Ülkemizde ortalama bina ömrünün 30 yıl olduğunu görüyoruz ancak bir binanın ömrü en az 80-100 yıl olmalı. Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği’nin yürürlüğe girdiği 1 Haziran 2018’den itibaren inşa edilen ve zorunlu olarak su yalıtımı yapılan bina sayısı toplam yapı stokunun sadece yüzde 5-5,5’ini oluşturuyor. 10 milyon’un üzerinde bina, 30 milyonu aşan hanenin bulunduğu ülkemizde bu düşük oranlardaki su yalıtımı uygulaması maalesef güvenli bina noktasında zayıf bir yerde durduğumuzu gösteriyor. Uzun yıllar boyunca güvenli barınma sağlayacak binalar için zemin etüdünün doğru yapılması, yapının tekniğine uygun olarak tasarlanması, iç ve dış etkenlerden yalıtım ile korunması ve bütün süreçlerin yine tekniğine uygun şekilde denetlenmesi gerektiğinin altını bir kez daha çizmek istiyoruz” diye konuştu.
GENEL
SUDER Başkanı Selahattin Özüpek: “Deprem Dirençli Yapılar İçin Su Yalıtımı Hayati Bir Zorunluluktur”
Yayınlandı
4 gün önce-
Şubat 6, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Selahattin ÖZÜPEK / SUDER Yönetim Kurulu Başkanı
6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depreminin yıldönümünde toplam 11 ilde etkisini gösteren büyük depremin yaralarını halen sarmaya çalışıyoruz. Kaybettiğimiz on binlerce vatandaşımız, telafisi mümkün olmayacak maddi-manevi kayıplarımız da yıkıcı depremin trajik boyutunu oluşturuyor.
6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremi resmi verilerine göre,
- 50.783 can kaybı
– 115.353 yaralı
- 37.984 yıkılan bina
- 1.895.348 binada hasar
- 303.455 acil yıkılacak bina
- 103,6 milyar dolar maddi zarar tespit edilmiştir. Ancak zaman geçtikçe tüm bilançonun öngörülemeyecek şekilde katlanarak arttığını da dikkate almak gerekir.
Türkiye yüzölçümünün % 96’sı, nüfusunun % 99’unun deprem riski altında olması, beşeri ve ekonomik faaliyetler açısından depremin önemini artırmaktadır. Bu açıdan kayıpsız olarak ya da minimum kayıplarla olası süreçleri yönetmemiz gerekiyor. Bu gerçeği en başta gelişmişliğin göstergesi olarak kabul etmemiz gerekiyor.
Metodolojisine uygun olarak ve temel mühendislik yaklaşımlarıyla imal edilmiş bir yapının ‘güvenli yapı – deprem dirençli yapı’ olarak nitelik kazanmasında su yalıtımı uygulamalarının önemini her firsatta dile getiriyoruz. Ülkemizde su yalıtımı – deprem güvenliği ilişkisi güncelliğini mutlaka korumalıdır. ‘Su Yalıtımı Yönetmeliği’ ile kapsam altına alınmış ve yasal bir zorunluluk olan su yalıtımı, yapıların ayrılmaz bir parçası ve tamamlayıcısıdır.
Doğru su yalıtımı için;
- Uygulama için doğru zaman
- Standartlara ve yönetmeliğe uygun ürün
- Ürünün uygun koşullarda şantiyede depolanması (hava, iklim ve çevresel koşullar)
- Detay çözümü
- Ürünün tekniğine uygun olarak uygulanması (kalifiye ve nitelikli işçilik)
- Yalıtım katmanının korunması ve sonraki katmanların oluşturulması
- Bekleme süresinin gözetilmesi ve test edilmesi
- İşin teslimi
- Garanti prosedürünün işletilmesi (yanlış algılara ve olmayacak beklentilere mahal vermeyecek garanti kapsamı, kanuni süreç ya da ilgili birim fiyatlara fark işletilerek garanti sürecinin reel olarak uzatılabilmesi) parametrelerini gözetmek gerekir. Geleneksel su yalıtımı anlayışından soyutlayarak yukarıda yer verdiğimiz temel parametreler, su yalıtımını tekniğine ve amacına uygun olarak yapabilme anlamı taşır.
Bu vesileyle, sektörümüz açısından depreme karşı verebileceğimiz mücadeleye ışık tutarken, benzer ve büyük acılara muhatap olmamayı arzu ediyoruz. Kaybettiğimiz vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
GENEL
RMA Holding, Yatırımları ile Türkiye’ye Değer Katmaya Devam Ediyor!
Yayınlandı
4 gün önce-
Şubat 5, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
RMA Holding yatırımıyla Bodrum’da hayata geçirilen, dünyaca ünlü İtalyan moda evi Missoni imzalı Montes by Missoni projesi vizyonu, yatırım değeri ve iş birliği modeli ile dünyada örnek bir proje olma yolunda ilerliyor.
Gayrimenkul geliştirme, turizm ve yeme-içme sektörlerinde Türkiye’nin öncü kuruluşlarından biri olarak, Avrupa’ya uzanan büyüme vizyonuyla dikkat çeken RMA Holding, grup şirketi RMA Development çatısı altında, uluslararası standartlara uygun, sürdürülebilir ve estetik açıdan özenle tasarlanmış projelere imza atmaya devam ediyor. Bodrum ve İstanbul gibi seçkin lokasyonlardaki prestijli yatırımlarıyla tanınan RMA Holding, yenilikçi yaklaşımı ve yüksek nitelikli iş birlikleriyle sektöre yeni bir bakış kazandırıyor. Bu birikim ve uzmanlık, Montes by Missoni projesine de ilham veriyor.
2009 yılında temelleri atılan RMA Holding’in gayrimenkul yatırımları ile başlayan gelişimini önce Yeme-İçme sektöründe global markaların Türkiye’ye kazandırılması ve bunlara ilişkin operasyonların genişletilmesi izledi. RMA Holding, Yeme-İçme ve Eğlence Sektörlerinde Cozy, Fauchon Paris, Club Alice, Mathilda’s, OPA Bodrum ve Sakhalin gibi yatırımlarıyla büyürken, gayrimenkul ve inşaat alanlarında da Beşiktaş, Kağıthane ve Kemerburgaz’da kentsel dönüşüm ve gayrimenkul geliştirme projelerinin yanı sıra İzmir Aliağa Radisson Otel ve Yalıkavak Marina’nın yapımında rol aldı. Holding, bu ivmenin en yeni üyesi olan Bodrum Yalıkavak’ta yer alan Montes by Missoni Projesi, Atina’da yapımına başladıkları otel projesi ve geliştirmesi devam eden 3 yeni projesi ile büyümesini sürdürüyor. Şirketler, 2020 yılından beri RMA Holding çatısı altında İnşaat&Gayrimenkul, Otelcilik ve Yeme-İçme&Eğlence alanlarında ülkemize değer yaratma hedefiyle faaliyetlerine devam ediyor.




RMA Holding adına RMA Development Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. Genel Müdürü Mehmet Ersül, RMA Holding’in faaliyet gösterdiği 3 ana sektör ve grubun yeni göz bebeği dünyaca ünlü İtalyan moda evi Missoni imzalı Montes by Missoni projesi hakında bilgi verdi. RMA Holding Yönetim Kurulunun belirlediği stratejiler doğrultusunda ve ilgili tepe ve birim yöneticilerinin idaresinde 500’ün üzerinde çalışanıyla operasyonlarını sürdürmekte olduklarını ileten Mehmet Ersül; “Özellikle pandemi sonrası sürekli artan yurtiçi ve yurtdışı yatırım hacmimiz ile toplam varlıklarımızda ve cirolarımızda %300’lük bir artış yakalamış bulunuyoruz. İnşaat&Gayrimenkul, Otelcilik ve Yeme-İçme&Eğlence alanlarında ülkemize sürdürülebilir bir katma değer sağlamak en büyük amacımız. En son hayata geçirdiğimiz başta Cozy olmak üzere Yeme-İçme sektöründeki yatırımlarımızın hem gördüğü ilgiden hem de Yeme-İçme sektörü ciro payımıza olan katkısından son derece memnunuz. Bu alandaki büyümemiz yeni global işbirliklerimiz ile devam edecek. Gayrimenkul geliştirme alanında da benzer bir etkiyi özellikle Montes by Missoni projemiz ile yakalamış olmanın heyecanı içindeyiz.” diye belirtti.
Faaliyet gösterdikleri tüm sektörlerde yurtiçinde ve yurtdışındaki fırsatları titizlikle analiz ederek müşterileri için kalıcı değer yaratmayı hedeflediklerini ileten Ersül; “Grup olarak önem verdiğimiz konulardan biri global marka işbirliklerimiz. Yaptığımız işlerde ana stratejimiz ekonomik altyapısı güçlü, sürdürülebilir, müşterilerine hem güven veren hem de değer katan işletmeler olarak ilerlemek. 2026 yılında başta gayrimenkul geliştirme ve yeme-içme olmak üzere önemli oranda ciro artışları yakalamamız mümkün görünüyor. Kısa-orta vadede yapmayı planladığımız başta İstanbul, İzmir ve Bodrum olmak üzere, Körfez Bölgesi, Avrupa ve Amerika yatırımları ile hedefimiz mevcut büyüklüğümüzü 4-5 kat arttırmak.” diye de ekledi.
RMA Holding güvencesiyle hayata geçirilen Montes by Missoni projesi…
Montes by Missoni Projesi, Missoni Markası’nın gayrimenkul geliştirme alanında global işbirlikleri ile hayata geçirdiği Dubai, Marbella ve Miami projelerini takiben Lizbon ve Toronto’daki yeni yatırımlarla birlikte şimdi ilk kez Türkiye’de, Bodrum, Yalıkavak’tamarkanın seçkin uluslararası destinasyonları arasına katılılıyor.Missoni’nin yaratıcı evreni, yalnızca moda dünyasında değil, yaşam alanlarında da benzersiz bir iz bırakıyor.
RMA Holding yatırımı ile Bodrum’un eşsiz doğasında dünyaca ünlü Missoni markasının özgün gustosu ve tasarım diliyle şekillenen proje, markanın kreatif direktörü Alberto Caliri’nin imzasını taşıyan özel tasarımlarla hayat buluyor. Proje, toplam 53 özel rezidanstan oluşurken; 3 ya da 4 yatak odalı villalar ile 1 ila 5 odalı ünite seçenekleri sunduğu farklı yaşam tarzlarına hitap eden prestijli bir konut deneyimi vadediyor. Dokunduğu her bireyi evinin konforunda özel hissettirmeyi ve onlara verdiği değeri her adımıyla gösterebilmeyi amaçlayan RMA Holding, Montes by Missoni projesiyle, dünya çapında en önemli lüks seyahat rotalarından Bodrum’da, RMA Holding ve Missoni vizyonlarının birleştiği bir yaşam merkezi ile değer katmayı hedefliyor. Lüks, rafine ve ayrıcalıklı bir yaşam tarzı sunma prensibiyle hayata geçirilen projede yaşam 2027 yazında başlayacak.
Global ölçekli, farklı coğrafyalarda yer alan projeler…
RMA Holding, ayrıca uzun süredir devam ettirdiği gayrimenkul geliştirme, inşaat ve otelcilik alanlarındaki operasyonlarını farklı coğrafyalara da taşımak ve büyümesini güçlendirmek için Birleşik Arap Emirlikleri’nde ve Avrupa genelinde yeni şirketlerinin de kuruluş işlemlerini devam ettiriyor. Bugün için yurtdışı faaliyetlerinin toplam ciro içindeki payı daha kısıtlı kalmakla birlikte, Yunanistan Atina’daki otel yatırımıyla başlamak üzere kısa sürede bu payı %50’ler seviyesine getirmeyi hedefliyor. Holding çevresel ve toplumsal etkileri gözetme hassasiyetiyle uzun vadeli stratejileri şekillendiriyor, değer yaratma vizyonlarının en önemli adımının geleceği korumak olduğuna inanıyor.
Son Yazılar
- İZODER’DEN 6 ŞUBAT’IN YIL DÖNÜMÜNDE ÖNEMLİ HATIRLATMA Şubat 6, 2026
- SUDER Başkanı Selahattin Özüpek: “Deprem Dirençli Yapılar İçin Su Yalıtımı Hayati Bir Zorunluluktur” Şubat 6, 2026
- RMA Holding, Yatırımları ile Türkiye’ye Değer Katmaya Devam Ediyor! Şubat 5, 2026
- Hasmer Konya Ağır Ticari Araç Müşterilerine Özel Tesisinde Hizmete Başladı Şubat 5, 2026
- DAIKIN TÜRKİYE, THE ONE AWARDS’TA BEŞİNCİ KEZ “YILIN İTİBARLISI” SEÇİLEREK BÜYÜK ÖDÜLÜ KAZANDI Şubat 5, 2026
- Wilo Next Generation Programı Yeni Nesil Liderlerini Mezun Etti Şubat 5, 2026
- SPOINT İnşaat 2026’da güçlü mühendislik ve hızlı mobilizasyon ile büyüme hedefliyor Şubat 4, 2026
- Form Şirketler Grubu’nun eğitime uzanan eli, TEGV Ateşböceği Öğrenim Birimi ile çok sayıda çocuğun hayatına dokundu Şubat 4, 2026
- İŞ DÜNYASININ PRESTİJLİ ADRESİ KRİSTAL KULE’DE TESLİMLER BAŞLADI Şubat 4, 2026
- Aluform Pekintaş ve Kimpur’dan sürdürülebilir bir gelecek için güçlü iş birliği Şubat 4, 2026
- IC İçtaş İnşaat, Suudi Arabistan’ın En Büyük Yatırımlarından Birini Tamamladı Şubat 4, 2026
- Nippon Paint-Betek, Dijital Dönüşüm Yolculuğuna SAP S/4HANA Private Cloud ile Hız Verdi Şubat 4, 2026
- Yalıtım, Avantajlı Konut Kredilerinin Anahtarı Oldu Şubat 4, 2026
- Başak Akkoyunlu Design’dan Çeşme’de Hacimsel Zenginliği ve Modern Estetiği ile Dikkat Çeken Villa Tasarımı: Casa Uva Şubat 3, 2026
- YATIRIMLAR ODAĞINDA RÜZGAR EKOSİSTEMİNDE AR-GE YAKLAŞIMI: SORUNLAR, ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ETKİNLİĞİ DÜZENLENDİ Şubat 3, 2026
Trendler
GENEL1 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL1 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak
GENEL1 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi









