GENEL
Şam Havalimanı’nda 4 milyar dolarlık yatırım başlıyor
Yayınlandı
11 ay önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Uluslararası dev projeye Kalyon İnşaat ve Cengiz İnşaat imzası
Suriye Sivil Havacılık Otoritesi ve Suriye Finans Bakanlığı ile gerçekleştirilen imza töreniyle, Şam Uluslararası Havalimanı’nın 4 milyar dolarlık rehabilitasyon ve kapasite artırımı projesi resmen başlatıldı.
Kalyon İnşaat ve Cengiz İnşaat’ın içinde bulunduğu konsorsiyum tarafından hayata geçirilecek projede uygulama aşamasına geçildi.
Suriye Sivil Havacılık Otoritesi ve Suriye Finans Bakanlığı ile Türkiye’den Kalyon İnşaat ve Cengiz İnşaat, Katar’dan UCC ve ABD’den Assets Investments şirketlerinden oluşan konsorsiyum arasında gerçekleştirilen imza töreniyle, yatırım sözleşmesi ve havalimanı imtiyaz sözleşmesi de onaylanarak projede fiili uygulama aşamasına geçildi.
Hedef: Yıllık 31 Milyon yolcu kapasitesi
Şam Uluslararası Havalimanı’nın geliştirilmesi, genişletilmesi ve işletilmesini içeren proje kapsamında mevcut havalimanı tesisleri rehabilite edilecek; yeni terminal, apron ve destek yapıları inşa edilerek havalimanının işletme kalitesi ve kapasitesi kademeli olarak artırılacak. Dört fazdan oluşan modernizasyon programının tamamlanmasıyla Şam Uluslararası Havalimanı’nın yıllık yolcu kapasitesinin 10 yıl içinde 31 milyona ulaşması öngörülüyor. Projenin toplam yatırım tutarı yaklaşık 4 milyar dolar olacak.
Suriye’nin yeniden inşasında Türk müteahhitlerden önemli adım
Enerji, altyapı ve ulaşım gibi stratejik sektörlerde Türkiye’de ve yurt dışında büyük ölçekli projeleri başarıyla hayata geçiren Kalyon İnşaat ve Cengiz İnşaat, Suriye’nin uzun vadeli kalkınma sürecine katkılarını bu yatırımla bir adım daha ileri taşıyor. İstanbul Havalimanı başta olmak üzere küresel ölçekte referans niteliği taşıyan projelerde edindikleri mühendislik tecrübesi, teknik kapasite ve yönetim yetkinliği, bölgenin yeniden yapılanmasında önemli bir değer yaratıyor.
Suriye ekonomisine ve bölgesel kalkınmaya destek
Şam Uluslararası Havalimanı projesi, Suriye havacılık sektörünün yeniden ayağa kaldırılmasını hedefleyen kapsamlı bir modernizasyon programını içeriyor. Havalimanının kapasitesinin, 1. ve 2. terminallerdeki geliştirilmelerin tamamlanmasıyla 2026 yılı sonunda 6 milyon yolcuya ulaşması hedefleniyor. 3. terminalin devreye alınmasıyla kapasitenin 16 milyona çıkması; ikinci ve üçüncü fazlarda eklenecek iki yeni birimin her birinin 7,5 milyon yolcu kapasitesiyle hizmet vermesi planlanıyor.
Tüm fazların tamamlanmasıyla havalimanının yıllık toplam kapasitesi 10 yıl içinde 31 milyona yükselmiş olacak. Uygulama süreci boyunca 90 binden fazla doğrudan ve dolaylı istihdam yaratılması, bölgenin ticaret, turizm ve lojistik kapasitesinin güçlenmesi öngörülüyor. Anlaşma ayrıca, havacılık filosunun yenilenmesi ve uluslararası hatlarda operasyonel kapasitenin artırılması amacıyla 250 milyon dolarlık uçak finansmanını da kapsıyor.
“Suriye ekonomisine, bölgesel kalkınmaya ve istikrara destek olacağız.”
Anlaşmaların imzalanmasının ardından değerlendirmede bulunan Kalyon İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Murathan Kalyoncu; “Yerli ve milli bir şirket olarak bugüne kadar ülkemizi küresel ölçekte ‘ilk’ ve ‘en’lerle buluşturma hedefiyle; insana, topluma, çevreye ve ekonomiye değer katan projeler gerçekleştirdik, ülke sınırlarını aşan yatırımlara imza attık. Şimdi ise Suriye ekonomisine, bölgesel kalkınmaya ve istikrara önemli katkılar sunacak bu projenin uygulama aşamasına geçmiş bulunuyoruz. Böylesine kapsamlı bir yatırımı değerli iş ortaklarımızla birlikte hayata geçirmekten büyük mutluluk duyuyoruz.
Tüm dünyanın takdirini alan İstanbul Havalimanı gibi küresel ölçekte ses getiren bir projeyi rekor sürede hayata geçirmiş bir şirket olarak; sahip olduğumuz deneyim ve uzmanlığı bu kez Suriye’nin hizmetine sunacağız. Bu yatırım yalnızca Şam Uluslararası Havalimanı’nın modernizasyonu ve genişletilmesini içermekle kalmayacak; aynı zamanda ülkede hizmet sektörünün gelişimine, ulaşım imkânlarının çeşitlenmesine, istihdamın artmasına, turizmin canlanmasına, Suriye iş dünyasının dışı açılmasına, ülkede üretilen malların dış pazarlara daha hızlı sevkiyatına da katkı sağlayacak. Böylece Suriye’de sürdürülebilir büyümenin ve kalkınmanın önemli bir itici gücü haline gelecek” dedi.
“Sosyal hayatın sürdürülebilirliği ve ekonomik kalkınma için itici güç olacağız”
Uluslararası arenada uzun yıllardır kazanmış oldukları deneyim ile Suriye’de savaşın izlerini silmeye devam ettiklerini anlatan Cengiz İnşaat Yönetim Kurulu Başkan Vekili Asım Cengiz “Şam Uluslararası Havalimanı’nda üstlendiğimiz bu proje, Suriye’nin havacılık altyapısının uluslararası standartlarla yeniden buluşturulması açısından kritik bir aşama niteliği taşıyor. Mühendislik birikimimiz ve küresel ölçekte edindiğimiz tecrübeyle, güvenli, modern ve yüksek kapasiteli bir havalimanını aşamalı olarak hayata geçireceğiz. Bu yatırım, bölgenin ticaret ve ulaşım ağının yeniden canlanmasına katkı sunarken; Suriye’de yaşamın normalleşmesine ve uzun vadeli kalkınma hedeflerine destek verme irademizin de doğal bir yansıması olacak.
Altyapı ve üstyapı projelerinde yıllara dayanan mühendislik tecrübemizle, bu modernizasyon sürecini en yüksek kalite, güvenlik ve verimlilik standartlarına bağlı kalarak yürüteceğiz. Uluslararası ölçekte uyguladığımız proje yönetimi disiplinlerini, teknik kapasitemizi ve yenilikçi yaklaşımımızı bu projeye de yansıtacağız. Amacımız, Suriye’nin gelecekteki ihtiyaçlarına cevap verebilecek, dayanıklı, modern ve sürdürülebilir bir havacılık altyapısını hayata geçirmek ve ülkenin kalkınma hamlesine uzun vadeli bir mühendislik değeri kazandırmaktır” dedi.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
SAINT-GOBAIN TÜRKİYE CEO’SU SAVCI: GÜVENLİ YAPI TERCİH DEĞİL, ERTELENEMEZ BİR ZORUNLULUK
Yayınlandı
31 dakika önce-
Ekim 13, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Saint-Gobain’in küresel sürdürülebilir inşaat buluşma platformu Sustainable Construction Talks, ilk kez Türkiye’de düzenlendi. İstanbul’da gerçekleştirilen buluşmada sektörün önde gelen isimleri, Türkiye’nin deprem riskine karşı daha güvenli ve dirençli yapılar oluşturma sorumluluğunu, iklim kriziyle mücadele ve düşük karbonlu yapılaşma hedefleriyle birlikte ele aldı. Saint-Gobain Türkiye CEO’su ve Türkiye İMSAD Başkanı Murat Savcı deprem ve iklim değişikliğinin ele alındığı programdaki konuşmasında Türkiye gibi bir deprem ülkesinde güvenli yapıların bir tercih değil, ertelenemez bir zorunluluk olduğunu söyledi
Yapı sektörünün sürdürülebilir dönüşümü, yalnızca çevresel etkilerin azaltılmasıyla sınırlı kalmıyor; güvenli, dayanıklı, enerji verimli ve insan yaşamını merkeze alan kentlerin oluşturulmasını da kapsıyor. Türkiye’de deprem riski ve iklim krizinin yarattığı ihtiyaçlar, yapı sektörünün dönüşümünü daha da kritik hale getiriyor.

Saint-Gobain Sürdürülebilir İnşaat Gözlemevi sürdürülebilir inşaata geçişi hızlandırmayı amaçlayarak uluslararası bir buluşma platformu Saint-Gobain Construction Talks’u hayata geçirdi. İlki 2023’te Paris’te düzenlenen seri; mimarlardan mühendislere, akademisyenlerden politika yapıcılara, finans dünyasından sivil toplum temsilcilerine kadar inşaat değer zincirinin tüm paydaşlarını aynı platformda buluşturuyor. Her buluşmada, ülkelerin kendi öncelikleri ve zorunlulukları masaya yatırılıyor. Bu yıl ise söz konusu küresel platform, Türkiye’de sektörün önde gelen paydaşlarını bir araya getirdi.
Saint-Gobain Türkiye CEO’su ve Türkiye İMSAD Başkanı Murat Savcı, Construction Talks açılış konuşmasında sürdürülebilir dönüşümün sektörün ortak sorumluluğu olduğuna dikkat çekti. “Yapı sektörü olarak iki büyük sınavla karşı karşıyayız: Deprem ve iklim krizi. Türkiye’nin deprem gerçeği, güvenli ve dayanıklı yapılar üretmenin bir tercih değil, ertelenemez bir zorunluluk olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Diğer yandan, küresel karbon emisyonlarının yaklaşık yüzde 40’ının binalar ve inşaat faaliyetleriyle ilişkili olması, sektörümüzün iklim kriziyle mücadeledeki kritik rolünü gösteriyor. Bu iki konuyu birbirinden bağımsız ele alamayız. Bugün inşa ettiğimiz ve dönüştürdüğümüz her yapının hem gelecek nesiller için güvenli ve dirençli olması hem de çevresel etkilerinin ve karbon ayak izinin azaltılması gerekiyor. Saint-Gobain olarak bu dönüşümün öncüsü olmayı ve sürdürülebilir inşaatta dünya lideri olma hedefimiz doğrultusunda ilerlemeyi misyon ediniyoruz. Ancak sürdürülebilir bir yapı sektörüne geçişin hiçbir şirketin tek başına gerçekleştirebileceği bir dönüşüm olmadığının bilincindeyiz. Mimarlar, mühendisler, müteahhitler, malzeme üreticileri, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları olarak değer zincirinin tüm paydaşlarının ortak bir hedef doğrultusunda hareket etmesi gerekiyor. Sustainable Construction Talks platformunu Türkiye’ye taşıyarak, Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde sektörümüzün önceliklerini ve çözüm önerilerini birlikte değerlendirmeyi amaçlıyoruz. Daha güvenli, daha dirençli, daha az kaynak tüketen ve düşük karbonlu yapılar için bugün doğru kararları birlikte almak zorundayız.”
Türkiye’nin deprem sınavı: Güvenli ve dirençli yapılar için bütüncül dönüşüm
Etkinlikte, Mimar Sedat Bayrak’ın “Sürdürülebilir İnşaatta Türkiye Nerede?” başlıklı değerlendirmesiyle Türkiye’nin mevcut konumu gündeme taşındı. Bayrak tarafından Saint-Gobain Sürdürülebilir İnşaat Gözlemevi’nin her yıl 30 ülkede 4.800 sektör paydaşı ve 30.000 kişinin katılımıyla yürütülen Barometre araştırmasının sonuçları paylaşarak yorumladı. Bayrak, Türkiye’de sürdürülebilir inşaat konusunda farkındalığın mevcut olduğunu ancak eyleme geçme konusunda yetersiz kalındığını aktardı. Ardından Ilgaz Gürsoy’un moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Türkiye’nin Deprem Sınavı” ve “Türkiye’nin İklim Sınavı” panellerinde, güvenli ve dirençli yapıların oluşturulması ile düşük karbonlu bir yapılı çevreye geçişin gereklilikleri farklı uzmanlık alanlarının bakış açılarıyla değerlendirildi.
Etkinliğin ilk paneli, “Türkiye’nin Deprem Sınavı” başlığı altında gerçekleştirildi. Panele, Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Güvenli Yapılar Kentsel Dönüşüm Komitesi Başkanı Muhammed Maraşlı, İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Türkiye Deprem Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Alper İlki ile mimar ve NSMH Kurucusu Nevzat Sayın katıldı.
Muhammed Maraşlı’nın sektör ve kentsel dönüşüm perspektifiyle katkı sunduğu oturumda, güvenli yapılaşmanın yaygınlaştırılması ve kentsel dönüşümün etkin yürütülmesi ele alındı. Maraşlı, güvenli yapılaşmanın yalnızca yeni teknolojilerle değil, doğru uygulama ve nitelikli insan kaynağıyla mümkün olduğunu vurgulayarak Türkiye’nin geleceğinin güvenli ve sürdürülebilir yapılar üretmekten geçtiğini belirtti.
Prof. Dr. Alper İlki, deprem güvenliği ve yapı performansına ilişkin değerlendirmelerinde, 6 Şubat depremlerinin mevcut yapı stokundaki riskleri bir kez daha ortaya koyduğuna dikkat çekti. İstanbul’daki 2000 yılı öncesi binaların önemli bölümünün depreme dayanıklı olmadığını belirten İlki, mevcut yapı stokunun mevcut mevzuat doğrultusunda incelenmesinin onlarca yıl sürebileceğini ifade ederek riskli binaların hızlı ve etkin yöntemlerle tespit edilmesi gerektiğini söyledi.
Nevzat Sayın ise güvenli kentlerin oluşturulmasında mimarlık ve tasarım kararlarının önemine değindi. 1950’lerden itibaren hızlanan kentleşme sürecinde denetimsiz ve niteliksiz yapılaşmanın yaygınlaştığını belirten Sayın, bugünkü sorunların temelinde geçmişteki tercihler ve denetim eksikliklerinin bulunduğunu dile getirdi.
Panelde, Türkiye’nin deprem riskine karşı daha dirençli bir yapılı çevre oluşturabilmesi için yeni yapıların güvenliğinin yanı sıra mevcut yapıların durumunun da bütüncül biçimde ele alınması gerektiğine dikkat çekildi. Kentsel dönüşümün yalnızca yapıların yenilenmesi olarak görülmemesi; kentlerin fiziksel, sosyal ve çevresel ihtiyaçlarını birlikte değerlendiren uzun vadeli bir dönüşüm yaklaşımıyla yürütülmesi gerekliliği ön plana çıktı.
Türkiye’nin iklim sınavı: Düşük karbonlu ve sürdürülebilir yapılaşmaya geçiş
Etkinliğin ikinci paneli, “Türkiye’nin İklim Sınavı” başlığıyla gerçekleştirildi. İklim kriziyle mücadelede yapı sektörünün üstlendiği sorumluluğun değerlendirildiği oturumda, enerji verimliliği, düşük karbonlu yapı malzemeleri, sürdürülebilir tasarım, kaynakların verimli kullanımı ve döngüsel ekonomi yaklaşımı ele alındı. Yapıların tasarımından malzeme seçimine, inşasından kullanım sürecine kadar tüm aşamalarda çevresel etkilerin gözetilmesinin önemi vurgulandı.
Panele, Yeditepe Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı ve Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ece Ceylan Baba, Altensis Kurucu Ortağı ve ÇEDBİK Başkanı Dr. Emre Ilıcalı ile ESCON Enerji CEO’su Onur Ünlü katıldı. Farklı uzmanlık alanlarından gelen konuşmacılar, sürdürülebilir yapılaşmanın mimari tasarım, çevresel performans ve enerji yönetimi boyutlarını değerlendirdi.
Prof. Dr. Ece Ceylan Baba mevcut yapıların yalnızca fiziksel varlıkları değil, aynı zamanda toplumsal belleği ve kültürel değerleri de taşıdığı vurgularken, bir binanın yıkılması, sadece beton ve demirin kaybı değil; aynı zamanda o yapının temsil ettiği dönem, harcanan emek, mimari karakter ve toplumdaki hatıraların da yok olması anlamına geldiğini vurguladı. Baba “ Bu nedenle “ileri dönüşüm” yaklaşımı öne çıkarılıyor: mevcut yapılar yeni işlevlere adapte edilerek hem gömülü karbon korunuyor hem de kentlerin kültürel hafızası sürdürülebilir hale getiriliyor. Böylece iklim dostu kentler yalnızca yeni binalar üretmekle değil, geçmişin değerlerini yaşatarak geleceğe uyum sağlamakla da mümkün hale geliyor” dedi.
ESCON Enerji CEO’su Onur Ünlü, yeşil dönüşümün finansmanına ilişkin değerlendirmesinde sürdürülebilirlik yatırımlarının sanayiciler için önemli fırsatlar sunduğunu vurguladı. Emisyonların ve su tüketiminin azaltılmasına yönelik projeler için yeşil finansman kaynaklarının kullanılabileceğini belirtti. Bu kaynakların daha uygun faiz ve daha uzun vadeli kredi imkânları sağladığını ifade etti. Yeşil dönüşümün yalnızca bir maliyet kalemi olarak görülmemesi gerektiğini, aynı zamanda finansal planlamanın da parçası olduğunu söyledi. Yeşil dönüşümün maliyet ve uygulama boyutlarının yanında Türkiye’nin ihracat rekabetçiliği açısından da kritik olduğunu vurguladı. Başarı için öngörülebilir düzenlemeler ve uygulanabilir yol haritalarının şart olduğunu dile getirdi.
ÇEDBİK Başkanı, Altensis Kurucusu Dr. Emre Ilıcalı, inşaat ve gayrimenkul sektöründe karbonun artık yalnızca çevresel bir konu değil, doğrudan finansal bir gösterge ve rekabetçilik unsuru haline geldiğini vurguladı. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması düzenlemesiyle birlikte çimento, demir-çelik ve alüminyum gibi sektörlerde dönüşümün kaçınılmaz olduğunu belirtti. Karbon emisyonlarının, iş dünyasında maliyet, kalite ve zamanın yanına eklenen yeni bir kriter haline geldiğine dikkat çeken Ilıcalı, bu dönüşümün rekabetçi kalabilmek için kritik önem taşıdığını ifade etti. Türkiye’nin gerekli düzenlemeleri zamanında hayata geçirmesinin, karbon kaynaklı maliyetlerin ülke içinde yönetilmesine ve ihracatta rekabet gücünün korunmasına katkı sağlayacağını söyledi. Ilıcalı, iklim kriziyle mücadelenin ertelenemeyecek uzun vadeli bir sorumluluk olduğunun altını çizdi.
Panelde, düşük karbonlu yapılaşmaya geçişin yalnızca yeni teknolojilerin ve malzemelerin kullanımından ibaret olmadığı; tasarım, enerji performansı, kaynak yönetimi ve uygulama süreçlerinin birlikte değerlendirilmesini gerektirdiği ortaya kondu. Enerji verimli binaların yaygınlaştırılması, çevresel etkilerin azaltılması ve kaynakların daha verimli kullanılması, sektörün iklim değişikliğiyle mücadeledeki temel çalışma alanları arasında öne çıktı.
Saint-Gobain’in küresel sürdürülebilir inşaat yaklaşımı doğrultusunda düzenlenen buluşma, Türkiye’nin deprem güvenliği ve iklim krizi karşısındaki önceliklerini ortak bir dönüşüm gündeminde bir araya getirdi. Etkinlik, daha güvenli, dirençli, enerji verimli ve düşük karbonlu bir yapılı çevre oluşturulmasında sektör paydaşları arasındaki bilgi paylaşımının ve iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koydu.
GENEL
E.C.A. SEREL, HVAC Sektörünün Geleceğine Yön Veren MechTalks 2026 Buluşmasında Yer Aldı
Yayınlandı
1 saat önce-
Ekim 13, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Mekanik Tesisat Müteahhitleri Derneği (MTMD) tarafından 1 Ekim 2026 tarihinde Makina Hangar ’da düzenlenen MechTalks 2026, “Yapay Zekâ Çağında HVAC Dönüşümü ve Veri Merkezlerinin Geleceği” temasıyla sektör profesyonellerini bir araya getirdi. Etkinliğin gümüş sponsorları arasında E.C.A. SEREL de yer aldı.
E.C.A. SEREL’in sponsor olarak destek verdiği etkinliğe, satış sonrası hizmet faaliyetlerini sağlayan Emar Satış Sonrası Müşteri Hizmetleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. ekibi tarafından katılım sağlandı. Etkinlikte HVAC sektörünün dönüşümüne yön veren güncel gelişmeler kapsamında yapay zekâ teknolojilerindeki gelişmeler, veri merkezlerinde enerji verimliliği ve yeni nesil soğutma teknolojileri üzerinde konuşuldu.

Sektör profesyonellerini ve uzman konuşmacıları bir araya getiren MechTalks 2026 kapsamında gerçekleştirilen teknik oturumlarda, yapay zekâ ve veri merkezlerindeki gelişmelerin HVAC sektörüne etkileri değerlendirilirken enerji verimliliği, teknolojik dönüşüm ve yeni nesil çözümler farklı perspektiflerden ele alındı.
E.C.A. SEREL, sektörün gelişimine katkı sağlayan organizasyonlarda yer alarak teknolojik gelişmelerin, sektörel bilgi paylaşımının ve iş birliğinin desteklenmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor.
GENEL
Yaşam alanlarında konforu yeniden düşünme zamanı
Yayınlandı
2 saat önce-
Ekim 13, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Sonbaharın gelişiyle birlikte şehir yaşamının hareketliliği yeniden başlarken, evlerde geçirilen zamanın miktarı ve kalitesi de önem kazanıyor. Yaşam alanlarında yenilik arayanlar, evin en kişisel alanı olan banyoları Geberit’in yüksek mühendislikle ve tasarım gücü ile geliştirilen çözümleri ile dönüştürüyor.
Tatil sezonunun yerini şehre dönüşe bırakmasıyla birlikte, evler de daha çok vakit geçirilen ve günün stresinin atıldığı alanların başında geliyor. Modern ve fonksiyonel tasarım trendleriyle yeniden şekillenerek yaşam alanları için daha önemli hale gelen banyolar da zihni ve bedeni dinlendirerek yorgunluktan uzaklaşılan bir çekim merkezi oluyor. Uzun yıllara dayanan deneyimle modern banyo çözümleri geliştiren Geberit, şehre dönüş döneminde evlerini yenilemek ve kendi tarzını yansıtmak isteyenler için zamansız tasarımlar sunuyor. Markanın yeni banyo serisi Aniara, güçlü yıkama performansına sahip TurboFlush teknolojisine sahip klozetleri ve AquaClean akıllı klozet çeşitleri, banyolara yeni bir yorum getirerek her ihtiyaca uygun çözüm sunuyor.
Banyolarda zamansız tasarım ve kişiselleştirmenin yeni versiyonu: Geberit Aniara
Banyolar, günümüzde yalnızca işlevsel alanlar olmaktan çıkarak kişisel tarzın ve yaşam biçiminin yansıtıldığı yaşam alanlarına dönüşüyor. Geberit’in yeni banyo serisi Aniara, bu anlayıştan yola çıkarak tasarımı, fonksiyonelliği ve kişiselleştirmeyi bir arada sunuyor. Zamansız tasarım anlayışını farklı ölçü, form ve renk seçenekleriyle buluşturan Aniara, Mix & Match yaklaşımı sayesinde de farklı lavabo ve mobilya seçenekleri bir araya getirerek kişisel zevklere ve yaşam alanlarına uyum sağlayan banyolar tasarlamaya yardımcı oluyor. Sade ve zamansız tasarım diliyle farklı banyo stillerine uyum sağlayan Aniara; lavabo, banyo mobilyaları ve tamamlayıcı depolama çözümleri ile bütünsel bir banyo tasarımı oluşturulmasına olanak tanıyor.
Mix & Match ile kişisel banyo tasarımı
Aniara’nın öne çıkan özelliklerinden biri, Mix & Match yaklaşımıyla farklı lavabo ve mobilya seçeneklerinin bir arada kullanılabilmesi. Farklı ölçü ve formlardaki ürünler, serinin renk seçenekleriyle kombinlenerek banyolara kişisel bir karakter kazandırıyor. Bu esnek yaklaşım sayesinde kullanıcılar, hazır bir kombinasyonla sınırlı kalmadan kendi ihtiyaçlarına ve estetik tercihlerine uygun bir banyo tasarımı oluşturabiliyor. Aniara’nın farklı ölçülerdeki lavabo ve mobilya seçenekleri, serinin farklı büyüklükteki banyolara uyarlanabilmesini sağlıyor. Kompakt çözümler, küçük banyolarda ve misafir banyolarında alanın verimli kullanılmasına yardımcı olurken; farklı mobilya alternatifleri depolama ihtiyacına da cevap veriyor. Lavabo ve mobilyaların birbiriyle uyumlu tasarımı, banyoda estetik bütünlüğü korurken fonksiyonelliği de ön planda tutuyor.
Üç farklı renk seçeneğiyle banyolara karakter
Aniara’nın farklı renk seçenekleri, serinin zamansız tasarım dilini farklı atmosferlerle buluşturuyor. Mat Antrasit, Meşe ve Aniara Kırmızısı renk seçenekleri, farklı lavabo ve mobilya kombinasyonlarıyla banyolara farklı karakterler kazandırıyor. Mat Antrasit, modern ve sofistike bir görünüm sunarken; meşe, doğal ve sıcak bir atmosfer oluşturuyor. Serinin kendine özgü Aniara Kırmızısı seçeneği ise banyolara daha cesur ve karakteristik bir dokunuş katıyor. Üç farklı renk seçeneği sayesinde Aniara, sade ve minimal tasarımlardan daha iddialı ve karakterli banyolara kadar farklı dekorasyon anlayışlarına uyum sağlıyor.
Geberit TurboFlush ile değişime güçlü performans ve zamansız tasarım ekleniyor
Geberit’in Smyle Square ve iCon serileri, modern ve zamansız tasarım anlayışını TurboFlush teknolojisinin güçlü ve etkili yıkama performansıyla buluşturarak değişim ihtiyacına yön veriyor. Banyo tasarımında estetik ve tasarım özgürlüğünün bir arada sunulması, kullanıcı deneyimini iyileştiriyor. Geberit’in Smyle Square ve iCon serileri, farklı tasarım anlayışlarına hitap eden formlarını, gelişmiş TurboFlush teknolojisiyle bir araya getirerek banyolarda hem estetik hem de işlevsel bir deneyim sunuyor. Her iki serinin de öne çıkan özelliklerinden biri olan TurboFlush teknolojisi, klozetin spiral iç geometrisiyle birlikte çalışarak suyun kontrollü ve optimize edilmiş şekilde yönlendirilmesini sağlıyor. Klozetin yenilenmiş iç tasarımı sayesinde güçlü ve etkili bir yıkama performansı elde edilirken, suyun klozet yüzeyine daha geniş ve kontrollü şekilde ulaşması sağlanıyor. Bu teknoloji, günlük kullanımda etkili temizlik ve kullanım konforunu bir arada sunuyor. TurboFlush’ın optimize edilmiş su akışı, klozetin iç yüzeyinin daha etkili temizlenmesine yardımcı olurken, temizlik sürecini de kolaylaştırıyor. Böylece teknoloji, yalnızca performans değil, günlük kullanımda hijyen ve bakım kolaylığı açısından da avantaj sağlıyor.
Geberit Sigma40 ile projelere özel renk uyumu
Geberit, Sigma40 kumanda kapaklarında sunduğu özel renk seçenekleriyle banyo tasarımlarında bütünlüğü ve kişiselleştirmeyi bir adım ileri taşıyor. Dünyanın önde gelen batarya üreticilerinin renklerine uygun özel kaplama seçenekleri, özellikle proje ve tasarım odaklı uygulamalarda önemli bir esneklik sunuyor. Sigma40’ın özel renk seçenekleri, tasarımcıların standart ürün renkleriyle sınırlı kalmadan projeye özgü çözümler oluşturmasına olanak tanıyor. Sigma40 böylelikle yalnızca bir kumanda kapağı değil, projenin tasarım dilini tamamlayan bir detay olarak öne çıkıyor.
Geberit AquaClean ile akıllı klozet deneyiminde her ihtiyaca uygun çözüm
Geberit AquaClean, Mera, Sela, Alba ve Tuma modellerinden oluşan ürün ailesiyle farklı ihtiyaçlara, beklentilere ve bütçelere hitap eden akıllı klozet çözümleri sunuyor. Üstün konfor özelliklerinden kompakt çözümlere ve giriş seviyesine kadar uzanan ürün gamı, akıllı klozet deneyimini farklı yaşam alanlarına taşıyor. Banyoların giderek daha fazla teknoloji ve konforla buluşması, akıllı klozetleri modern yaşamın dikkat çeken çözümlerinden biri haline getiriyor. AquaClean ürün ailesi; kullanım konforunu ve modern tasarımı bir araya getiriyor. AquaClean ürün ailesi, tek bir kullanıcı profiline hitap etmek yerine farklı ihtiyaçları kapsayan bir ürün gamı sunuyor. Mera üst düzey konforu, Sela tasarım ve teknolojiyi, Tuma esnek ve çok yönlü kullanımı, Alba ise erişilebilir akıllı klozet deneyimini temsil ediyor. Böylece AquaClean, farklı bütçe ve beklentilere sahip kullanıcıların akıllı klozet teknolojisine kendi ihtiyaçlarına uygun şekilde ulaşabilmesine olanak tanıyor.
Son Yazılar
- SAINT-GOBAIN TÜRKİYE CEO’SU SAVCI: GÜVENLİ YAPI TERCİH DEĞİL, ERTELENEMEZ BİR ZORUNLULUK Ekim 13, 2026
- E.C.A. SEREL, HVAC Sektörünün Geleceğine Yön Veren MechTalks 2026 Buluşmasında Yer Aldı Ekim 13, 2026
- Yaşam alanlarında konforu yeniden düşünme zamanı Ekim 13, 2026
- OYAK Çimento’ya “Döngüsel Ekonomi Dönüşümü” Ödülü Ekim 13, 2026
- Ayaz Yapı, Termo Teknik’in Üretim Gücünü Yerinde İnceledi Ekim 12, 2026
- Açık Holding, Veri Merkezi Ekosisteminin Geleceğini Data Center Eurasia’da Değerlendirdi Ekim 12, 2026
- Karadeniz Holding ve Siemens Türkiye Akıllı Altyapılar Elektrifikasyon ve Otomasyonda Stratejik İş Birliği İçin İlk İmzayı Attı Ekim 12, 2026
- Şişecam COP31’de İklim Dirençli Şehirlerin Geleceğini Gündeme Taşıyacak Ekim 12, 2026
- Yönetmelik, Sanayide Verimli Isıtma Sistemlerinin Önemine İşaret Ediyor Ekim 12, 2026
- Kale, Noviso Ürünüyle Red Dot Design Award 2026’nın Sahibi Oldu Ekim 12, 2026
- Ravago Bina Çözümleri, yüksek performans gerektiren projelerde teknik XPS çözümleriyle öne çıkıyor Ekim 12, 2026
- Kastamonu Entegre Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın Üçüncü Durağı İzmir Oldu Ekim 9, 2026
- Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimi Türk İş Dünyasıyla Küresel Arenaya Taşınacak Ekim 9, 2026
- Hisense, Türkiye Pazarına Özel bir Lansman ile Giriş Yaptı Ekim 9, 2026
- Eminevim’den 600 bininci teslimatla tarihi rekor Ekim 9, 2026
Trendler
GENEL2 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL2 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak
GENEL2 yıl önceİzocam’dan evinizin ısısını yaz-kış dengede tutan yalıtım çözümleri!










