ÇELİK VE YEŞİL DÖNÜŞÜM EKOSİSTEMİ YEŞİL ÇELİK ZİRVESİ’NDE BULUŞTU  - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

ÇELİK VE YEŞİL DÖNÜŞÜM EKOSİSTEMİ YEŞİL ÇELİK ZİRVESİ’NDE BULUŞTU 

Yayınlandı

-

Çelik sanayi ile teknoloji, enerji, tüketici sektörleri, girdi tedarikçileri, sürdürülebilirlik şirketleri ve kamu temsilcilerini aynı platformda buluşturan 3. Yeşil Çelik Zirvesi, SteelData organizasyonu ve Tosyalı Holding ana sponsorluğunda, 7 Mayıs 2026’da İstanbul’da gerçekleştirildi. Zirve, çelik ve yeşil dönüşüm ekosisteminden yaklaşık 250 üst düzey yönetici ve uzmanı bir araya getirdi.

Çelik sektörünün düşük karbonlu üretime geçiş sürecini çok boyutlu bir perspektifle ele alan “Yeşil Çelik Zirvesi – Green Steel Summit 2026” 7 Mayıs’ta İstanbul’da gerçekleştirildi.

SteelData organizasyonu ve Tosyalı Holding ana sponsorluğunda düzenlenen zirve, küresel rekabet, regülasyonlar ve teknolojik dönüşüm ekseninde çelik endüstrisinin geleceğine odaklandı. Enerji, teknoloji, finans ve kamu başta olmak üzere farklı disiplinlerden üst düzey temsilcilerin katıldığı etkinlikte; karbonsuzlaşma stratejileri, emisyon yönetimi, döngüsel ekonomi uygulamaları ve sınırda karbon düzenlemeleri kapsamlı şekilde ele alındı.

Zirve, SteelData Yöneticisi Şahap Ataman’ın açılış konuşmasıyla başlarken, Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson küresel çelik sektöründe yeşil dönüşümün dinamiklerine ilişkin bir keynote sunum gerçekleştirdi.

Günün ilk oturumlarından ‘Yeşil Çelik Endüstrisine Adım Atmak ve Gelecek Beklentileri’ başlıklı CEO paneli, Escarus CEO’su Dr. Kubilay Kavak moderatörlüğünde; Hasçelik CEO ve Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Naci Faydasıçok, Metsims Sustainability CEO’su Dr. Hüdai Kara ve ClimeCo Türkiye CEO’su Volkan Ural’ın katılımıyla gerçekleştirildi.

‘CBAM ve ETS’nin Gerçekleri, Ticaret Yönetimi, Maliyetler ve Tedarik Zinciri’ başlıklı panel ise Tatmetal Satış ve Pazarlama Direktörü Gülçin Şimşek moderatörlüğünde; ATP GreenX Birim Başkanı Tuğba Sarı, Çağ Çelik İcra Kurulu Üyesi Ercüment Ünal, Metalurjist Muammer Bilgiç ve Çolakoğlu Metalurji Sürdürülebilirlik Müdürü Can Ediboğlu’nun katılımıyla düzenlendi.

Öğleden sonraki ‘Sıfır Net Emisyon Hedefine Geçiş ve Yeni Dönemde Küresel Çelik Sanayi ve Ticaretinin Dinamikleri’ oturumunda; Dünya Çelik Birliği Endüstri Analizi Direktörü Dr. Barış Çiftçi, C&D Turkey Kıdemli Ticaret Müdürü Tuğçe Ebru Paget, GMK Center CEO’su Stanislav Zinchenko ve SteelWatch Çelik Analisti Constantin Johnson değerlendirmelerde bulundu.

Zirvenin son oturumunda ise MY Advisor CEO’su Murat Yapıcı, çelik ticaretinde değişen kurallar ve uluslararası ticaretin dinamiklerine, AKÇT Anlaşması, Serbest Ticaret Anlaşmaları ve AB ile ticari ilişkilere ilişkin görüşlerini paylaştı.

Etkinliğin organizasyonunu üstlenen SteelData Yöneticisi Şahap Ataman, çelik sanayi ile yeşil dönüşüm ekosistemini bu yıl üçüncü kez bir araya getirmekten memnuniyet duyduklarını belirterek, “Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, zorunluluk. Çelik sektörü ise bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor. Bu zirve, yalnızca bugünü anlamak için değil, yarını birlikte inşa etmek için de önemli bir fırsat sunuyor. Tüm paydaşları aynı zeminde buluşturarak sektörün dönüşüm yolculuğunda güçlü bir sinerji ve iş birliği ortamı oluşturan bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi.

TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı: “Çelik sektöründe rekabetin kuralları yeniden yazılıyor”

Zirve kapsamında çelik sektörüne yönelik değerlendirmelerini paylaşan TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, sektörün küresel ölçekte yapısal bir dönüşümden geçtiğine dikkat çekerek, “Son yıllarda çelik sektöründe arz-talep dengesi kalıcı biçimde bozulurken, yüz milyonlarca tonluk âtıl kapasiteye rağmen piyasa dengelenemiyor. Bu tablo bize açık bir gerçekliği gösteriyor. Artık sadece üretmek ve büyümek yeterli değil. Rekabetin doğası köklü biçimde değişiyor. Maliyet avantajı tek başına belirleyici olmaktan çıkarken ticaret politikaları, anti-damping önlemleri ve karbon regülasyonları oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Bugün çeliğin maliyetini demir cevherinden çok karbon emisyonu belirliyor. Bu nedenle çelik sektörü, tüm dünyada stratejik bir alan olarak yeniden konumlanıyor; Avrupa Birliği ve ABD başta olmak üzere birçok ekonomi sektörü korumaya yönelik adımlar atıyor. Bizim de ülke olarak çelik sektörünü stratejik olarak yeniden konumlandırmamız gerekiyor. Bu yeni dönemde rekabet kadar iş birliği ve uyum politikaları da kritik bir belirleyici haline gelecek” dedi.

TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı: “Yeşil çelikte Türkiye önemli bir avantaja sahip”

Türkiye’nin yeşil çelik dönüşümünde güçlü bir konumda bulunduğunu vurgulayan Fuat Tosyalı, “Türkiye, Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamındaki en kritik tedarikçilerinden biri. AB’ye ton bazında en çok ihracat gerçekleştiren 4. ülkeyiz. SKDM kapsamındaki ithalatta ise, toplam ihracat bedeli üzerinden Ukrayna’nın ardından 2. sırada yer alıyoruz. Demir-çelik sektöründe gerçek veri kullanım oranımız %82 seviyesinde; 1000 ton üzerindeki ihracatlarda ise bu oran %90’ın üzerine çıkıyor. Hurdaya dayalı üretim yapımız ve düşük emisyonlu teknolojilere yaptığımız yatırımlar, bizi yeşil çelik üretiminde güçlü bir konuma taşıyor. Yeter ki bu tabloyu doğru anlatalım. Avrupa ile dengeli ticaret yapımızı, lojistik avantajımızı ve stratejik rolümüzü net bir şekilde ortaya koyabilelim. Bunu başardığımızda Türkiye, yalnızca uyum sağlayan değil, Avrupa’nın yeşil çelik üretiminde kritik bir çözüm ortağı haline gelir. Bu dönüşümü de hep birlikte önemli bir fırsata çevirebiliriz” dedi.

Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson: “Karbonsuzlaşma, çelik sektöründe rekabetçiliğin temel belirleyicisi haline geldi”

Küresel çelik sektöründe yeşil dönüşümün dinamiklerine ilişkin konuşmasında çok kritik konulara değinen Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson, “Çelik sektörü bugün iklim değişikliği, teknolojik dönüşüm, sosyoekonomik değişimler ve jeopolitik kırılmalar gibi dört büyük küresel trendin kesişim noktasında bulunuyor. Bu dönüşüm yalnızca üretim süreçlerini değil; tedarik zincirlerini, enerji sistemlerini, ticaret akışlarını ve şehirlerin geleceğini de yeniden şekillendiriyor. Buna rağmen sektör olarak geleceğe iyimser bakıyoruz. Bugün dünyada yaklaşık 2 milyar ton seviyesinde olan çelik kullanımının önümüzdeki 25 yılda 2,2 ila 2,4 milyar tona ulaşmasını bekliyoruz. Talep artık gelişmiş ekonomilerden gelişmekte olan ülkelere doğru kayıyor; başka bir ifadeyle çelik tüketiminde batıdan doğuya, kuzeyden güneye doğru önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Türkiye ise stratejik konumu, sanayi altyapısı ve üretim gücüyle bu dönüşümün önemli merkezlerinden biri olma potansiyeline sahip” dedi.

Karbon azaltımı artık çelik sektörü için yalnızca çevresel bir hedef değil, aynı zamanda rekabetçiliğin ve gelecekteki büyümenin temel belirleyicilerinden biri haline geldi diyerek sözlerine devam eden Basson, “Sektör genelinde elektrifikasyon, hurda kullanımının artırılması, hidrojen bazlı üretim teknolojileri ve karbon yakalama çözümleri gibi çok sayıda yatırım hayata geçiriliyor. 2040 yılına kadar çelik sektörünün CO2 emisyonlarında yaklaşık %30 oranında düşüş sağlayabileceğimize inanıyoruz. 2050’de tam anlamıyla net sıfır bir noktaya ulaşmak kolay olmayabilir ancak bugüne kıyasla çok daha düşük karbonlu bir üretim yapısına yaklaşacağımız konusunda güçlü bir inanca sahibiz. Çelik sektörü ekonomik büyümeyi desteklemeye, istihdam yaratmaya ve sürdürülebilir şehirlerin dönüşümüne katkı sunmaya devam edecek.”

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Kastamonu Entegre Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın Üçüncü Durağı İzmir Oldu

Yayınlandı

-

 

Kastamonu Entegre’nin iş ortakları ve sektör paydaşlarıyla bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncü durağı İzmir oldu. Ankara ve Kayseri’nin ardından İzmir’de sektör profesyonelleriyle bir araya gelen Kastamonu Entegre bölgenin ihtiyaçlarını ve sektöre yön veren yeni yaklaşımları birlikte değerlendirdi.

Ahşap bazlı panel sektöründe Türkiye’nin lideri, Avrupa’nın üçüncü, dünyanın dördüncü büyük üreticisi Kastamonu Entegre, sektörle daha güçlü bir iletişim kurmak ve iş ortaklarıyla bilgi paylaşımını artırmak amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncüsünü 6 Ekim’de İzmir’de gerçekleştirdi. Ankara ve Kayseri’nin ardından düzenlenen buluşmada şirket, Ege Bölgesi’ndeki iş ortakları ve sektör profesyonelleriyle bir araya geldi.

Üretim, tasarım ve uygulama süreçlerinde rol alan iş ortaklarını bir araya getiren Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları, sektörün ihtiyaçlarını farklı uzmanlıkların bakış açısıyla ele alma fırsatı sunuyor. İzmir buluşmasında bayiler, mimarlar, iç mimarlar, uygulamacılar ve üreticiler; değişen müşteri beklentilerini, bölgedeki pazar dinamiklerini ve bunların ürün seçimi ile uygulama süreçlerine yansımalarını birlikte değerlendirdi.

Ege Bölgesi’nin üretim, ticaret ve tasarım ekosisteminin önemli merkezlerinden İzmir’de gerçekleştirilen etkinlikte, Kastamonu Entegre’nin dekoratif panelden zemin çözümlerine uzanan geniş ürün portföyü sektör profesyonelleriyle buluştu. Etkinlik kapsamında oluşturulan showroom alanında ürünlerin farklı kullanım alanları, tasarım yaklaşımları ve kullanıcıya sunduğu avantajlar aktarılırken katılımcılar, Kastamonu Entegre’nin yenilikçi çözümlerini yakından inceleme fırsatı buldu.

Kastamonu Entegre Global Ürün Yönetimi Grup Müdürü Hande Okul Yılmaz, İzmir buluşmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Ankara ve Kayseri’nin ardından Bölgesel İş Ortakları Buluşmalarımızın üçüncü durağı olan İzmir’de, Ege Bölgesi’ndeki iş ortaklarımızla bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyduk. İzmir buluşmamızda da diğer buluşmalarımızda olduğu gibi ürünlerimizi yakından inceleyebilecekleri, renk, doku ve yüzey seçeneklerini bir arada görebilecekleri bir deneyim alanı oluşturduk. Eylül ayında gerçekleşen INTERMOB’da sergilediğimiz yenilikleri de bu alana taşıyarak iş ortaklarımıza yeni ürünlerimizi ve sundukları tasarım olanaklarını kendi bölgelerinde yakından tanıma fırsatı sunduk. Ürünlerimizin farklı tasarım ve uygulama ihtiyaçlarına nasıl karşılık verdiğini birlikte değerlendirmek ve iş ortaklarımızın görüşlerini doğrudan dinlemek, ürün yönetimi çalışmalarımız açısından da değerli. Bu buluşmalarla, ürünlerimiz etrafında kurduğumuz iletişimi güçlendirmeyi ve bölgesel ihtiyaçları daha yakından anlamayı hedefliyoruz.”

Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları İstanbul’da Devam Edecek

Kastamonu Entegre, Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları ile bilgi birikimini, sektör vizyonunu ve iş ortaklarıyla kurduğu uzun soluklu iş birliklerini Türkiye’nin farklı bölgelerine taşımayı sürdürüyor. Ankara, Kayseri ve İzmir’de gerçekleştirilen buluşmalarla yerel dinamikleri yakından takip eden şirket, sektör paydaşlarıyla ortak gelişim alanları oluşturmayı ve sektörün geleceğine birlikte yön vermeyi amaçlıyor. Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın bir sonraki durağı İstanbul olacak.

Okumaya Devam Et

GENEL

Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimi Türk İş Dünyasıyla Küresel Arenaya Taşınacak

Yayınlandı

-

Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) arasında imzalanan iş birliği protokolüyle, Türk özel sektöründe sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılması, sürdürülebilirlik alanındaki uygulamaların güçlendirilmesi ve Türkiye’nin bu alandaki deneyiminin uluslararası iş dünyasına taşınması hedefleniyor.

Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin vizyonuyla Türkiye’den dünyaya yayılan Sıfır Atık yaklaşımı, iş dünyasında da yeni iş birlikleriyle güçleniyor.

Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik ve sıfır atık alanındaki dönüşümünü hızlandırmak amacıyla iş birliğine gitti. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş ile DEİK Başkanı Nail Olpak tarafından imzalanan protokolle, DEİK üyesi kuruluşlar ve İş Konseyleri nezdinde sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılmasına yönelik ortak çalışmalar yürütülmesinin önü açıldı.

Samed Ağırbaş: “Önemli Bir İş Birliğini Hayata Geçiriyoruz”

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik dönüşümü açısından önemli bir iş birliğini hayata geçirmenin memnuniyetini yaşadıklarını belirterek, “Sıfır Atık Hareketi’nin küresel bir vizyona dönüşmesine öncülük eden, ‘Dünya Ortak Evimiz’ anlayışını Türkiye’den dünyaya taşıyan Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyonu özellikle ifade etmek isterim. 2017 yılında başlayan Sıfır Atık Hareketi bugün; atığın yönetilmesinin ötesinde, kaynakların korunmasını, verimliliği, döngüsel ekonomiyi ve sürdürülebilir kalkınmayı birlikte ele alan kapsamlı bir dönüşüm modeline ulaşmıştır. Bu vizyonun ülkemizin çevre ve iklim politikalarına güçlü biçimde yansımasında, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çevre ve iklim alanındaki iradesi ile Sayın Murat Kurum’un kararlı uygulama yaklaşımı önemli bir yere sahiptir” dedi.

“DEİK’in Güçlü Uluslararası İş Ağı Büyük Bir Fırsat Sunuyor”

Sıfır atığın yalnızca bir çevre politikası değil; üretim, yatırım, rekabetçilik ve ekonomik kalkınma meselesi olduğunu belirten Ağırbaş, “DEİK’in İş Konseyleri ve üye kuruluşları aracılığıyla sahip olduğu güçlü uluslararası iş ağı, Türkiye’nin sıfır atık ve döngüsel ekonomi deneyimini küresel iş dünyasına taşımamız açısından büyük bir fırsat sunuyor. Bu vizyonun uluslararası ölçekteki karşılığını, Haziran ayında ikincisini gerçekleştirdiğimiz Sıfır Atık Forumu’nda da gördük. 183 ülkeden katılımın sağlandığı Forum, sıfır atığın artık sadece çevre politikalarının değil; iklim eyleminin, ekonomik dönüşümün ve uluslararası iş birliğinin de önemli bir unsuru olduğunu ortaya koydu” ifadelerini kullandı.

“Hedefimiz Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimini Dünyaya Uygulama ve İş Birliği Modeli Olarak Sunan Bir Ülke Olması”

İş birliği için DEİK Başkanı Nail Olpak’a ve DEİK’in yönetimine teşekkür eden Ağırbaş, “Hedefimiz Türkiye’nin sıfır atık deneyimini dünyaya uygulama ve iş birliği modeli ile sunan bir ülke olmasıdır. COP31 sürecinde de bu yaklaşımı güçlendireceğiz. İklim gündemini yalnızca taahhütler üzerinden değil; yatırımlar, teknolojiler, finansman ve sahadaki somut uygulamalar üzerinden ele alacağız” dedi.

Nail Olpak: “DEİK Olarak, Ticari Diplomasi Faaliyetlerimize İklim Diplomasisi Kavramını da Dahil Edeceğiz”

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, “Ülkemizin ev sahipliğinde düzenlenecek olan COP31’e çok az bir süre kaldı ve DEİK olarak biz de bu süreçte iş dünyası olarak verebileceğimiz katma değeri ortaya koyabilmeye çalışıyoruz. COP toplantıları ilk ortaya çıktığı zaman, sadece hükümetler arası iklim müzakerelerinin görüşüldüğü bir platformdu. Ancak günümüzde, iklim konuları aynı zamanda ekonomi ve iş dünyasının da ana gündem maddelerinden birisi oldu. Yeşil ekonomiye geçiş, döngüsel ekonomi, yeşil finansman gibi birçok alt başlıkta ve yeniden düzenlenen küresel ticarette iş dünyasının da kaçınılmaz ve önemli bir rolü bulunuyor. Bu çerçevede biz de DEİK olarak iklim diplomasisini ticari diplomasi faaliyetlerimizin ana unsuru olarak görüyor ve COP31 öncesi ve sonrası da dahil olmak üzere atılacak adımlarda iş dünyamızla birlikte hareket etmeye devam ediyoruz. İş dünyası olarak en önemli önceliğimiz öngörülebilirlik. Bugün hayatımıza çok daha önemli yeni bir rekabet alanı eklendi: güven rekabeti. Güven hem iş dünyasının hem de devletlerin en fazla önem verdiği başlık haline geldi ve böyle olmaya da devam edecek” dedi.

“Sıfır Atık Vakfı ile Yakın İş Birliği İçindeyiz”

“COP31 gibi çok taraflı ve katmanlı bir sürece girerken, iş dünyası örgütleri ve sivil toplum kurumları da kendilerine güvenli ortak arayışı içerisinde” diyen Olpak, şöyle devam etti:

“DEİK olarak, bu süreçte uzun zamandır Sıfır Atık Vakfı ile yakın bir iş birliği içerisindeyiz. Uluslararası Sıfır Atık Zirvesi kapsamında, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Liderler Toplantısı’nı bizim düzenlememizi arzu ettiler. DEİK de yürüttüğü ticari diplomasi faaliyetlerine iklim diplomasisi kavramını da dahil ederek, her zaman olduğu gibi iş dünyası ile kamu arasında bir arayüz vazifesi görüyor. DEİK ailemiz ile Sıfır Atık Vakfı arasında bugün imzaladığımız iş birliği protokolüyle, mevcut iş birliğimizi daha üst seviyeye çıkararak, başta döngüsel ekonomi ve sıfır atık yaklaşımı olmak üzere, sürdürülebilirlik alanında daha etkin bir koordinasyon merkezi kuracağız.”

İmza töreninin ardından, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı, iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilerek sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomi alanlarında özel sektörün rolü ve küresel sürdürülebilirlik gündemine katkı sağlayacak iş birliği alanları ele alındı.

Sıfır Atık Yaklaşımı İş Dünyasının Uluslararası Faaliyetlerine Taşınacak

İş birliğiyle, sürdürülebilirlik ilkelerinin dış ticaret ve uluslararası iş birliği faaliyetlerinde daha güçlü şekilde ele alınması ve Türk özel sektörünün uluslararası arenada sıfır atık ve sürdürülebilirlik alanında öncü konuma taşınmasına katkı sağlanması amaçlanıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Hisense, Türkiye Pazarına Özel bir Lansman ile Giriş Yaptı

Yayınlandı

-

 

Dünya genelinde tüketici elektroniği ve ev teknolojilerinin lider markalarından Hisense, Türkiye pazarına özel bir lansmanla adım attı. “İçindeki Işığı Hisset” temasıyla gerçekleştirilen lansmanda katılımcılar, yüksek teknoloji ürünü Hisense ürünlerini deneyimleme fırsatı buldu.
 
Küresel tüketici elektroniği ve ev teknolojilerinin liderler  markalarından Hisense, Türkiye operasyonlarını özel bir lansmanla başlattı. “İçindeki Işığı Hisset” temasıyla düzenlenen ve Hisense’in yüksek teknolojili ürünlerinin deneyimlendiği lansman; iş ortakları, sektör temsilcileri ve teknoloji sektörünün yoğun katılımıyla gerçekleşti.

 

Kullanıcı odaklı inovasyon anlayışı ve küresel mühendislik birikimini paylaşma hedefiyle sektöre adım atan Hisense, ilk aşamada yaşam alanlarına sinematik konfor sunan yüksek teknoloji ürünü televizyonları ve üstün iklimlendirme performansı sağlayan akıllı klima modelleriyle Türkiye’deki tüketicilerle buluştu.

Hisense Teknoloji Ekosistemi İlk Kez Bir Arada Deneyimlendi
Lansmanın öne çıkan ürünlerinden biri, Hisense’in RGB MiniLED teknolojisini 116 inç dev ekranla buluşturan 116UXQ modeli oldu. Davetliler, RGB MiniLED ailesinin UR8 ve UR9 modellerinin yanı sıra Türkiye’de satışta bulunan ULED MiniLED ve Hi-QLED serilerini de yakından inceleme fırsatı buldu. 65 inçten 116 inçe uzanan farklı ekran boyutlarındaki Hisense televizyonlar; görüntü kalitesi, renk performansı, ekran büyüklüğü ve akıcı görüntü deneyimiyle etkinlik boyunca ziyaretçilerin deneyimine sunuldu.

 

Televizyonların yanı sıra Hisense’in Türkiye’deki Hi-Smart, Max Comfort ve Energy Pro X klima serileri ile Air Master modeli de lansmanda sergilendi. Marka, mevcut ürün gamının ötesindeki global ürün ekosistemini ise “Hisense ile Geleceğin Evi” konseptiyle ziyaretçilere tanıttı. Henüz Türkiye’de satışa sunulmayan beyaz eşya ve küçük ev aletlerinin de yer aldığı deneyim alanı, Hisense’in akıllı yaşam vizyonunu ve gelecekte Türkiye’ye taşımayı planladığı daha geniş ürün dünyasını bir arada görme imkanı sundu.

 

“Türkiye’ye Uzun Vadeli Bir Vizyonla Geldik”

 

Lansmanda Türkiye pazarının stratejik önemine vurgu yapan  Hisense Europe CEO’su Hanson Han şu değerlendirmelerde bulundu: ” Hisense olarak yarım asrı aşan teknoloji ve inovasyon deneyimimizin merkezinde çok temel bir vizyon  var: Biz teknolojinin insanlara hizmet etmesi ve günlük hayatı daha iyi hale getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu anlayış global yolculuğumuza yön verdiği gibi, Türkiye’de kuracağımız geleceğe de pusula görevi görüyor.. Türkiye pazarının  yüksek potansiyeline inanıyoruz. Bu nedenle bu pazara  uzun vadeli bir vizyonla giriş yaptık. Türkiye’deki hikayemiz daha yeni başlıyor ve önümüzdeki yıllarda birlikte inşa edeceğimiz yolculuk için büyük bir heyecan duyuyoruz.”

 

“Spor, Teknoloji ve Tüketici Deneyimini Bir Araya Getiriyoruz”
Lansmanda spor sponsorlukları üzerine bir sunum gerçekleştiren Hisense Avrupa Pazarlama Direktörü ve Hisense Avrupa Yönetim Komitesi Üyesi Alenka Potočnik Anžič ise şunları kaydetti: “Hisense’in global büyümesinde yalnızca teknolojiye değil, insanlarla güçlü ve uzun vadeli bağlar kurmaya da yatırım yapıyoruz. Spor da bu yaklaşımın en önemli platformlarından biri. 2016’dan bu yana sürdürdüğümüz FIFA ve UEFA iş birlikleriyle marka görünürlüğünün ötesine geçerek teknolojiyi, futbolu ve taraftar deneyimini bir araya getiriyoruz. Bu uzun vadeli yaklaşım, Hisense’in global bilinirliğini ve tüketici güvenini güçlendirirken perakende iş ortaklarımız için de yeni fırsatlar yaratıyor. Türkiye’de de global marka gücümüzü yerel tüketici deneyimleriyle buluşturarak Hisense’i insanların hayatının doğal bir parçası haline getirmeyi hedefliyoruz.”

 

“Hisense’in Işığını Türkiye’de İş Ortaklarımızla Birlikte Yayacağız”

Hisense Doğu Avrupa Satış Direktörü ve Türkiye Genel Müdürü Boštjan Vodeb, “Türkiye, Hisense için uzun vadeli potansiyeline inandığımız önemli bir pazar. Bu nedenle önceliğimiz yalnızca ürünlerimizi satışa sunmak değil, yerel ekibimiz, güçlü satış ve dağıtım iş ortaklarımız ve güvenilir satış sonrası hizmet ağımızla doğru temelleri oluşturmak oldu. TV ve klima ile başlayan yolculuğumuzu 2027’den itibaren yeni ürün kategorileriyle kademeli olarak büyütmeyi planlıyoruz. Bu yolculuğun merkezinde ‘Ulaşılabilir Lüks’ yaklaşımımız var. İleri teknolojinin, güçlü tasarımın ve üstün deneyimin yalnızca belirli bir kesime değil, çok daha fazla insana ulaşması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye’deki hikayemizi de tek başımıza değil, iş ortaklarımız ve tüketicilerimizle birlikte yazmak istiyoruz. Global hikayemiz 1969’da başladı, bugün ise Türkiye’de yeni bir bölüm açıyoruz. Gelin, Hisense’in ışığını Türkiye’de birlikte yayalım.” dedi.

“Teknolojiyi Hayatın Önünde Değil, Hayatın İçinde Konumlandırıyoruz”

Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü Ekin Doğan Çomak ise  “Hisense olarak inovasyonu yalnızca daha yeni, daha hızlı veya daha gelişmiş teknoloji üretmek olarak görmüyoruz. Asıl değer, teknolojinin insanların hayatına dokunduğunda neyi değiştirdiği, neyi kolaylaştırdığı ve insana ne hissettirdiğiyle ortaya çıkıyor. Biz teknolojiyi hayatın önünde değil, hayatın içinde konumlandırıyoruz. İleri teknolojiyi, kaliteli tasarımı ve premium deneyimi daha fazla insan için erişilebilir kılarken Türkiye’de uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Tüketicinin Hisense ile ilk karşılaşmasından ürün deneyimine ve satış sonrası hizmetlere kadar her noktada aynı kaliteyi ve güveni sunmak istiyoruz.” diye konuştu.
Hisense,  ilk aşamada satışa sunduğu 55, 65 ve 75 inç boyutlarında  Hi-QLED ve ULED MiniLED TV serisinin yanı sıra küresel pazar liderliğini elinde bulundurduğu 100 inç ve üzeri TV serilerini 2027 itibariyle Türkiye’ye taşıyacak. Ayrıca giriş segmentinden premium segmente uzanan geniş bir yelpazede Hi Smart, Max Comfort, Energy Pro X klima serileriyle farklı ihtiyaç ve beklentilere yanıt veriyor.
 
Futbol Heyecanı Hisense Ekranlarına Taşındı
Lansman, basın toplantısının ardından, teknoloji ve futbolu bir araya getiren özel bir deneyimle devam etti. Eski milli futbolcular Volkan Demirel ve Caner Erkin, Hisense RGB MiniLED ekranlarında konsol üzerinden karşı karşıya geldi. Keyifli rekabete sahne olan aktivite, davetlilere Hisense televizyonların geniş ekran deneyimini, görüntü kalitesini ve hareketli sahnelerdeki akıcılığını doğrudan deneyimleme fırsatı sundu.
“İçindeki Işığı Hisset” teması etrafında teknoloji, spor ve eğlenceyi bir araya getiren gece, ürün deneyimlerinin ardından Ezgi Alaş’ın sahne performansıyla devam etti. Davetlilerin Hisense’in farklı teknoloji ve yaşam kategorilerini yakından keşfettiği lansman, müzik performansıyla sona erdi.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye