GENEL
Sungrow, Yeni Enerji Depolama Sistemi PowerKeeper’ı Tanıttı
Yayınlandı
11 ay önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Ticari ve endüstriyel alana yönelik geliştirilen yeni enerji depolama sistemi PowerKeeper, modüler yapısı ve tek noktadan DC bağlantılı tasarımıyla öne çıkıyor. İşletmelere sıfır kayıp, kesintisiz çalışma ve sorunsuz bir kullanım deneyimi sunmak amacıyla geliştirilen PowerKeeper Serisi; sadelik, güvenlik ve kârlılığı merkeze alarak işletmeler için enerji depolamayı yeniden tanımlıyor.
Dünyanın öncü temiz enerji çözümleri markası Sungrow, İtalya’da düzenlenen Sungrow Avrupa C&I ESS Zirvesi’nde ticari ve endüstriyel alan için geliştirdiği yeni enerji depolama sistemi (ESS) PowerKeeper’ı tanıttı. Markanın sıfır kayıp ve sıfır kesinti prensibini temel alan; yüksek performans, kesintisiz çalışma ve maksimum verimlilik özelliklerini bir araya getiren “ACE 007” ve “ACE Profit” vizyonu doğrultusunda geliştirilen PowerKeeper Serisi, Sungrow’un işletmelerin ihtiyaçlarına en uygun çözümleri sunma yaklaşımının en yeni temsilcisi olarak öne çıkıyor.


Enerji dönüşümü alanında dünyanın önde gelen veri ve analiz kuruluşu Wood Mackenzie’ye göre Avrupa’nın ticari ve endüstriyel (C&I) enerji depolama kapasitesi 2034 yılına kadar 13 kat artarak 33 GW / 77 GWh seviyesine ulaşacak. Elektrik fiyatlarının yükselmesi ve kesintilere karşı güçlü bir enerji sistemine duyulan ihtiyaç, işletmeler için öncelikli hale geliyor. Bu nedenle çözümlerin tasarımdan kuruluma, işletmeden bakıma kadar tüm yaşam döngüsü boyunca sorunsuz bir deneyim sunması ve işletme sürekliliği için güç kararlılığını güvence altına alması kritik önem taşıyor. Buna ek olarak ticari ve endüstriyel kullanıcılar; tüketim profilleri ve finansal öncelikleri birbirinden farklı birçok sektörü kapsıyor. Bu da daha modüler yapıları zorunlu kılıyor.
İşletmeler İçin Enerji Depolamada Yeni Nesil Çözüm: PowerKeeper Serisi
Farklı yapı ve ölçekteki işletmelerin çeşitli ihtiyaç ve beklentilerine yanıt vermek üzere geliştirilen PowerKeeper Serisi, 12,5 kWh modüler tasarımlı esnek bir enerji depolama çözümü sunuyor. Sistem tek bir hibrit inverter ile 50–1000 kWh kapasiteyi 2–8 saat aralığında destekleyebilirken, birden fazla inverter bağlantısıyla kapasite sınırsız şekilde genişletilebiliyor.
PowerKeeper’ın ölçeklenebilir yapısı küçük mağazalardan büyük fabrikalara kadar her tür işletmeye uyum sağlayarak ihtiyaca göre kapasite kurulmasını sağlıyor; gereğinden fazla yatırım yapmayı engelliyor ve bu yolla ilk yatırım maliyetlerini azaltıyor.
10 milisaniyede şebekeden bağımsız moda geçebilen PowerKeeper, kesintisiz enerji sağlıyor ve dahili ATS, 250 kW yüke kadar destek sunuyor. Bu da 2.500 m²’lik bir süpermarket için yeterli güç anlamına geliyor ve ek kabin gerektirmeyerek alan ve maliyet tasarrufu sağlıyor.
Kompakt Yapı ve Hızlı Kurulum
Kolay ve hızlı kurulum imkânı sunan PowerKeeper, 12,5 kWh tek modül veya 50 kWh ön montajlı stack seçenekleri ile geliyor. IP66 sertifikasına sahip ESS çözümü, –20°C ile 50°C çalışma aralığı ve Tip I + II yıldırım direnci ile uzun vadeli güvenilirlik sunuyor. 50 santimetreye kadar su baskınlarına dayanıklı olan PowerKeeper, Kuzey Avrupa’nın soğuk kışında, Güney Avrupa’nın sıcak yazlarında veya Akdeniz kıyılarının tuzlu/korozyonlu ikliminde kararlı bir performans sergiliyor.
Akım, voltaj, hücre sıcaklığı, NTC yüksek sıcaklık algılama ve güvenlik sensörünü içeren 5D uyarı sistemini kullanan PowerKeeper; hücre, paket ve istasyon seviyelerinde üçlü koruma sunuyor. Bu yapı, her bir cihazın kendi içinde koruma sağlayarak günlük kullanım sırasında olası riskleri erken tespit eder ve kullanıcıya daha güvenli, sorunsuz bir operasyon sağlar.
Yapay Zekâ Destekli Akıllı Enerji Yönetimi
PowerKeeper; güneş enerjisi sistemleriyle birlikte kullanım, enerji depolama ve elektrikli araç şarjı, küçük ölçekli yerel şebekeler ve yedek güç çözümleri ile bağımsız ticari ve endüstriyel enerji depolama sistemleri dahil pek çok senaryoya kolayca uyum sağlıyor.
Öz tüketim, arbitraj, FFR ve talep kontrolü dahil birçok gelir akışını destekleyen sistem, gerçek zamanlı elektrik fiyatları, üretim tahminleri ve yük tahminlerine göre kârlılık stratejilerini otomatik optimize eden yapay zekâ tabanlı modlarla geliyor. Bu da kullanıcıların kârlılığı kolayca artırmasına olanak tanıyor.
Bu yaklaşım, sistemin tüm yaşam döngüsünde karşılaşılan ihtiyaçlara çözüm sunarak Sungrow’un ticari ve endüstriyel alandaki portföyünü güçlendiriyor ve şirketin karbon nötr bir geleceğe yönelik kararlılığını pekiştiriyor.
Sungrow Avrupa C&I ESS Zirvesi’nde Pazarın Geleceği Masaya Yatırıldı
İtalya’nın Como kentinde düzenlenen Sungrow Avrupa C&I ESS Zirvesi, 200’ün üzerinde şirket yöneticisi, sektör temsilcisi, iş ortağı ve medya mensubunu bir araya getirdi. Etkinlikte Avrupa’da esnek, maliyet etkin ve düşük karbonlu enerji çözümlerine yönelik artan talep ele alındı. Panel oturumlarında, farklı Avrupa ülkelerindeki gelişmeler, ihtiyaçlar ve düzenleyici çerçeveler değerlendirildi; katılımcılarla bölgenin öne çıkan büyüme fırsatları ve stratejik yaklaşımlar paylaşıldı.
Zirveden elde edilen uzman görüşleri ve müşteri içgörüleri, Sungrow’un Avrupa’nın ticari ve endüstriyel enerji altyapısının modernleşmesi ve karbon azaltımı hedeflerini destekleme konusundaki kararlılığını bir kez daha ortaya koydu.
Sungrow bugün dünya genelinde 1000’den fazla, Avrupa’da ise 200’den fazla ticari ve endüstriyel enerji depolama projesini hayata geçirmiş durumda. Bağımsız ESS, PV+ESS ve PV+ESS+EV şarj çözümlerini kapsayan bu geniş proje portföyü, şirketin hızla gelişen pazarda iş ortaklarını destekleme konusundaki güçlü konumunu pekiştiriyor.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
SAINT-GOBAIN TÜRKİYE CEO’SU SAVCI: GÜVENLİ YAPI TERCİH DEĞİL, ERTELENEMEZ BİR ZORUNLULUK
Yayınlandı
29 dakika önce-
Ekim 13, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Saint-Gobain’in küresel sürdürülebilir inşaat buluşma platformu Sustainable Construction Talks, ilk kez Türkiye’de düzenlendi. İstanbul’da gerçekleştirilen buluşmada sektörün önde gelen isimleri, Türkiye’nin deprem riskine karşı daha güvenli ve dirençli yapılar oluşturma sorumluluğunu, iklim kriziyle mücadele ve düşük karbonlu yapılaşma hedefleriyle birlikte ele aldı. Saint-Gobain Türkiye CEO’su ve Türkiye İMSAD Başkanı Murat Savcı deprem ve iklim değişikliğinin ele alındığı programdaki konuşmasında Türkiye gibi bir deprem ülkesinde güvenli yapıların bir tercih değil, ertelenemez bir zorunluluk olduğunu söyledi
Yapı sektörünün sürdürülebilir dönüşümü, yalnızca çevresel etkilerin azaltılmasıyla sınırlı kalmıyor; güvenli, dayanıklı, enerji verimli ve insan yaşamını merkeze alan kentlerin oluşturulmasını da kapsıyor. Türkiye’de deprem riski ve iklim krizinin yarattığı ihtiyaçlar, yapı sektörünün dönüşümünü daha da kritik hale getiriyor.

Saint-Gobain Sürdürülebilir İnşaat Gözlemevi sürdürülebilir inşaata geçişi hızlandırmayı amaçlayarak uluslararası bir buluşma platformu Saint-Gobain Construction Talks’u hayata geçirdi. İlki 2023’te Paris’te düzenlenen seri; mimarlardan mühendislere, akademisyenlerden politika yapıcılara, finans dünyasından sivil toplum temsilcilerine kadar inşaat değer zincirinin tüm paydaşlarını aynı platformda buluşturuyor. Her buluşmada, ülkelerin kendi öncelikleri ve zorunlulukları masaya yatırılıyor. Bu yıl ise söz konusu küresel platform, Türkiye’de sektörün önde gelen paydaşlarını bir araya getirdi.
Saint-Gobain Türkiye CEO’su ve Türkiye İMSAD Başkanı Murat Savcı, Construction Talks açılış konuşmasında sürdürülebilir dönüşümün sektörün ortak sorumluluğu olduğuna dikkat çekti. “Yapı sektörü olarak iki büyük sınavla karşı karşıyayız: Deprem ve iklim krizi. Türkiye’nin deprem gerçeği, güvenli ve dayanıklı yapılar üretmenin bir tercih değil, ertelenemez bir zorunluluk olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Diğer yandan, küresel karbon emisyonlarının yaklaşık yüzde 40’ının binalar ve inşaat faaliyetleriyle ilişkili olması, sektörümüzün iklim kriziyle mücadeledeki kritik rolünü gösteriyor. Bu iki konuyu birbirinden bağımsız ele alamayız. Bugün inşa ettiğimiz ve dönüştürdüğümüz her yapının hem gelecek nesiller için güvenli ve dirençli olması hem de çevresel etkilerinin ve karbon ayak izinin azaltılması gerekiyor. Saint-Gobain olarak bu dönüşümün öncüsü olmayı ve sürdürülebilir inşaatta dünya lideri olma hedefimiz doğrultusunda ilerlemeyi misyon ediniyoruz. Ancak sürdürülebilir bir yapı sektörüne geçişin hiçbir şirketin tek başına gerçekleştirebileceği bir dönüşüm olmadığının bilincindeyiz. Mimarlar, mühendisler, müteahhitler, malzeme üreticileri, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları olarak değer zincirinin tüm paydaşlarının ortak bir hedef doğrultusunda hareket etmesi gerekiyor. Sustainable Construction Talks platformunu Türkiye’ye taşıyarak, Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde sektörümüzün önceliklerini ve çözüm önerilerini birlikte değerlendirmeyi amaçlıyoruz. Daha güvenli, daha dirençli, daha az kaynak tüketen ve düşük karbonlu yapılar için bugün doğru kararları birlikte almak zorundayız.”
Türkiye’nin deprem sınavı: Güvenli ve dirençli yapılar için bütüncül dönüşüm
Etkinlikte, Mimar Sedat Bayrak’ın “Sürdürülebilir İnşaatta Türkiye Nerede?” başlıklı değerlendirmesiyle Türkiye’nin mevcut konumu gündeme taşındı. Bayrak tarafından Saint-Gobain Sürdürülebilir İnşaat Gözlemevi’nin her yıl 30 ülkede 4.800 sektör paydaşı ve 30.000 kişinin katılımıyla yürütülen Barometre araştırmasının sonuçları paylaşarak yorumladı. Bayrak, Türkiye’de sürdürülebilir inşaat konusunda farkındalığın mevcut olduğunu ancak eyleme geçme konusunda yetersiz kalındığını aktardı. Ardından Ilgaz Gürsoy’un moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Türkiye’nin Deprem Sınavı” ve “Türkiye’nin İklim Sınavı” panellerinde, güvenli ve dirençli yapıların oluşturulması ile düşük karbonlu bir yapılı çevreye geçişin gereklilikleri farklı uzmanlık alanlarının bakış açılarıyla değerlendirildi.
Etkinliğin ilk paneli, “Türkiye’nin Deprem Sınavı” başlığı altında gerçekleştirildi. Panele, Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Güvenli Yapılar Kentsel Dönüşüm Komitesi Başkanı Muhammed Maraşlı, İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Türkiye Deprem Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Alper İlki ile mimar ve NSMH Kurucusu Nevzat Sayın katıldı.
Muhammed Maraşlı’nın sektör ve kentsel dönüşüm perspektifiyle katkı sunduğu oturumda, güvenli yapılaşmanın yaygınlaştırılması ve kentsel dönüşümün etkin yürütülmesi ele alındı. Maraşlı, güvenli yapılaşmanın yalnızca yeni teknolojilerle değil, doğru uygulama ve nitelikli insan kaynağıyla mümkün olduğunu vurgulayarak Türkiye’nin geleceğinin güvenli ve sürdürülebilir yapılar üretmekten geçtiğini belirtti.
Prof. Dr. Alper İlki, deprem güvenliği ve yapı performansına ilişkin değerlendirmelerinde, 6 Şubat depremlerinin mevcut yapı stokundaki riskleri bir kez daha ortaya koyduğuna dikkat çekti. İstanbul’daki 2000 yılı öncesi binaların önemli bölümünün depreme dayanıklı olmadığını belirten İlki, mevcut yapı stokunun mevcut mevzuat doğrultusunda incelenmesinin onlarca yıl sürebileceğini ifade ederek riskli binaların hızlı ve etkin yöntemlerle tespit edilmesi gerektiğini söyledi.
Nevzat Sayın ise güvenli kentlerin oluşturulmasında mimarlık ve tasarım kararlarının önemine değindi. 1950’lerden itibaren hızlanan kentleşme sürecinde denetimsiz ve niteliksiz yapılaşmanın yaygınlaştığını belirten Sayın, bugünkü sorunların temelinde geçmişteki tercihler ve denetim eksikliklerinin bulunduğunu dile getirdi.
Panelde, Türkiye’nin deprem riskine karşı daha dirençli bir yapılı çevre oluşturabilmesi için yeni yapıların güvenliğinin yanı sıra mevcut yapıların durumunun da bütüncül biçimde ele alınması gerektiğine dikkat çekildi. Kentsel dönüşümün yalnızca yapıların yenilenmesi olarak görülmemesi; kentlerin fiziksel, sosyal ve çevresel ihtiyaçlarını birlikte değerlendiren uzun vadeli bir dönüşüm yaklaşımıyla yürütülmesi gerekliliği ön plana çıktı.
Türkiye’nin iklim sınavı: Düşük karbonlu ve sürdürülebilir yapılaşmaya geçiş
Etkinliğin ikinci paneli, “Türkiye’nin İklim Sınavı” başlığıyla gerçekleştirildi. İklim kriziyle mücadelede yapı sektörünün üstlendiği sorumluluğun değerlendirildiği oturumda, enerji verimliliği, düşük karbonlu yapı malzemeleri, sürdürülebilir tasarım, kaynakların verimli kullanımı ve döngüsel ekonomi yaklaşımı ele alındı. Yapıların tasarımından malzeme seçimine, inşasından kullanım sürecine kadar tüm aşamalarda çevresel etkilerin gözetilmesinin önemi vurgulandı.
Panele, Yeditepe Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı ve Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ece Ceylan Baba, Altensis Kurucu Ortağı ve ÇEDBİK Başkanı Dr. Emre Ilıcalı ile ESCON Enerji CEO’su Onur Ünlü katıldı. Farklı uzmanlık alanlarından gelen konuşmacılar, sürdürülebilir yapılaşmanın mimari tasarım, çevresel performans ve enerji yönetimi boyutlarını değerlendirdi.
Prof. Dr. Ece Ceylan Baba mevcut yapıların yalnızca fiziksel varlıkları değil, aynı zamanda toplumsal belleği ve kültürel değerleri de taşıdığı vurgularken, bir binanın yıkılması, sadece beton ve demirin kaybı değil; aynı zamanda o yapının temsil ettiği dönem, harcanan emek, mimari karakter ve toplumdaki hatıraların da yok olması anlamına geldiğini vurguladı. Baba “ Bu nedenle “ileri dönüşüm” yaklaşımı öne çıkarılıyor: mevcut yapılar yeni işlevlere adapte edilerek hem gömülü karbon korunuyor hem de kentlerin kültürel hafızası sürdürülebilir hale getiriliyor. Böylece iklim dostu kentler yalnızca yeni binalar üretmekle değil, geçmişin değerlerini yaşatarak geleceğe uyum sağlamakla da mümkün hale geliyor” dedi.
ESCON Enerji CEO’su Onur Ünlü, yeşil dönüşümün finansmanına ilişkin değerlendirmesinde sürdürülebilirlik yatırımlarının sanayiciler için önemli fırsatlar sunduğunu vurguladı. Emisyonların ve su tüketiminin azaltılmasına yönelik projeler için yeşil finansman kaynaklarının kullanılabileceğini belirtti. Bu kaynakların daha uygun faiz ve daha uzun vadeli kredi imkânları sağladığını ifade etti. Yeşil dönüşümün yalnızca bir maliyet kalemi olarak görülmemesi gerektiğini, aynı zamanda finansal planlamanın da parçası olduğunu söyledi. Yeşil dönüşümün maliyet ve uygulama boyutlarının yanında Türkiye’nin ihracat rekabetçiliği açısından da kritik olduğunu vurguladı. Başarı için öngörülebilir düzenlemeler ve uygulanabilir yol haritalarının şart olduğunu dile getirdi.
ÇEDBİK Başkanı, Altensis Kurucusu Dr. Emre Ilıcalı, inşaat ve gayrimenkul sektöründe karbonun artık yalnızca çevresel bir konu değil, doğrudan finansal bir gösterge ve rekabetçilik unsuru haline geldiğini vurguladı. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması düzenlemesiyle birlikte çimento, demir-çelik ve alüminyum gibi sektörlerde dönüşümün kaçınılmaz olduğunu belirtti. Karbon emisyonlarının, iş dünyasında maliyet, kalite ve zamanın yanına eklenen yeni bir kriter haline geldiğine dikkat çeken Ilıcalı, bu dönüşümün rekabetçi kalabilmek için kritik önem taşıdığını ifade etti. Türkiye’nin gerekli düzenlemeleri zamanında hayata geçirmesinin, karbon kaynaklı maliyetlerin ülke içinde yönetilmesine ve ihracatta rekabet gücünün korunmasına katkı sağlayacağını söyledi. Ilıcalı, iklim kriziyle mücadelenin ertelenemeyecek uzun vadeli bir sorumluluk olduğunun altını çizdi.
Panelde, düşük karbonlu yapılaşmaya geçişin yalnızca yeni teknolojilerin ve malzemelerin kullanımından ibaret olmadığı; tasarım, enerji performansı, kaynak yönetimi ve uygulama süreçlerinin birlikte değerlendirilmesini gerektirdiği ortaya kondu. Enerji verimli binaların yaygınlaştırılması, çevresel etkilerin azaltılması ve kaynakların daha verimli kullanılması, sektörün iklim değişikliğiyle mücadeledeki temel çalışma alanları arasında öne çıktı.
Saint-Gobain’in küresel sürdürülebilir inşaat yaklaşımı doğrultusunda düzenlenen buluşma, Türkiye’nin deprem güvenliği ve iklim krizi karşısındaki önceliklerini ortak bir dönüşüm gündeminde bir araya getirdi. Etkinlik, daha güvenli, dirençli, enerji verimli ve düşük karbonlu bir yapılı çevre oluşturulmasında sektör paydaşları arasındaki bilgi paylaşımının ve iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koydu.
GENEL
E.C.A. SEREL, HVAC Sektörünün Geleceğine Yön Veren MechTalks 2026 Buluşmasında Yer Aldı
Yayınlandı
59 dakika önce-
Ekim 13, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Mekanik Tesisat Müteahhitleri Derneği (MTMD) tarafından 1 Ekim 2026 tarihinde Makina Hangar ’da düzenlenen MechTalks 2026, “Yapay Zekâ Çağında HVAC Dönüşümü ve Veri Merkezlerinin Geleceği” temasıyla sektör profesyonellerini bir araya getirdi. Etkinliğin gümüş sponsorları arasında E.C.A. SEREL de yer aldı.
E.C.A. SEREL’in sponsor olarak destek verdiği etkinliğe, satış sonrası hizmet faaliyetlerini sağlayan Emar Satış Sonrası Müşteri Hizmetleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. ekibi tarafından katılım sağlandı. Etkinlikte HVAC sektörünün dönüşümüne yön veren güncel gelişmeler kapsamında yapay zekâ teknolojilerindeki gelişmeler, veri merkezlerinde enerji verimliliği ve yeni nesil soğutma teknolojileri üzerinde konuşuldu.

Sektör profesyonellerini ve uzman konuşmacıları bir araya getiren MechTalks 2026 kapsamında gerçekleştirilen teknik oturumlarda, yapay zekâ ve veri merkezlerindeki gelişmelerin HVAC sektörüne etkileri değerlendirilirken enerji verimliliği, teknolojik dönüşüm ve yeni nesil çözümler farklı perspektiflerden ele alındı.
E.C.A. SEREL, sektörün gelişimine katkı sağlayan organizasyonlarda yer alarak teknolojik gelişmelerin, sektörel bilgi paylaşımının ve iş birliğinin desteklenmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor.
GENEL
Yaşam alanlarında konforu yeniden düşünme zamanı
Yayınlandı
2 saat önce-
Ekim 13, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Sonbaharın gelişiyle birlikte şehir yaşamının hareketliliği yeniden başlarken, evlerde geçirilen zamanın miktarı ve kalitesi de önem kazanıyor. Yaşam alanlarında yenilik arayanlar, evin en kişisel alanı olan banyoları Geberit’in yüksek mühendislikle ve tasarım gücü ile geliştirilen çözümleri ile dönüştürüyor.
Tatil sezonunun yerini şehre dönüşe bırakmasıyla birlikte, evler de daha çok vakit geçirilen ve günün stresinin atıldığı alanların başında geliyor. Modern ve fonksiyonel tasarım trendleriyle yeniden şekillenerek yaşam alanları için daha önemli hale gelen banyolar da zihni ve bedeni dinlendirerek yorgunluktan uzaklaşılan bir çekim merkezi oluyor. Uzun yıllara dayanan deneyimle modern banyo çözümleri geliştiren Geberit, şehre dönüş döneminde evlerini yenilemek ve kendi tarzını yansıtmak isteyenler için zamansız tasarımlar sunuyor. Markanın yeni banyo serisi Aniara, güçlü yıkama performansına sahip TurboFlush teknolojisine sahip klozetleri ve AquaClean akıllı klozet çeşitleri, banyolara yeni bir yorum getirerek her ihtiyaca uygun çözüm sunuyor.
Banyolarda zamansız tasarım ve kişiselleştirmenin yeni versiyonu: Geberit Aniara
Banyolar, günümüzde yalnızca işlevsel alanlar olmaktan çıkarak kişisel tarzın ve yaşam biçiminin yansıtıldığı yaşam alanlarına dönüşüyor. Geberit’in yeni banyo serisi Aniara, bu anlayıştan yola çıkarak tasarımı, fonksiyonelliği ve kişiselleştirmeyi bir arada sunuyor. Zamansız tasarım anlayışını farklı ölçü, form ve renk seçenekleriyle buluşturan Aniara, Mix & Match yaklaşımı sayesinde de farklı lavabo ve mobilya seçenekleri bir araya getirerek kişisel zevklere ve yaşam alanlarına uyum sağlayan banyolar tasarlamaya yardımcı oluyor. Sade ve zamansız tasarım diliyle farklı banyo stillerine uyum sağlayan Aniara; lavabo, banyo mobilyaları ve tamamlayıcı depolama çözümleri ile bütünsel bir banyo tasarımı oluşturulmasına olanak tanıyor.
Mix & Match ile kişisel banyo tasarımı
Aniara’nın öne çıkan özelliklerinden biri, Mix & Match yaklaşımıyla farklı lavabo ve mobilya seçeneklerinin bir arada kullanılabilmesi. Farklı ölçü ve formlardaki ürünler, serinin renk seçenekleriyle kombinlenerek banyolara kişisel bir karakter kazandırıyor. Bu esnek yaklaşım sayesinde kullanıcılar, hazır bir kombinasyonla sınırlı kalmadan kendi ihtiyaçlarına ve estetik tercihlerine uygun bir banyo tasarımı oluşturabiliyor. Aniara’nın farklı ölçülerdeki lavabo ve mobilya seçenekleri, serinin farklı büyüklükteki banyolara uyarlanabilmesini sağlıyor. Kompakt çözümler, küçük banyolarda ve misafir banyolarında alanın verimli kullanılmasına yardımcı olurken; farklı mobilya alternatifleri depolama ihtiyacına da cevap veriyor. Lavabo ve mobilyaların birbiriyle uyumlu tasarımı, banyoda estetik bütünlüğü korurken fonksiyonelliği de ön planda tutuyor.
Üç farklı renk seçeneğiyle banyolara karakter
Aniara’nın farklı renk seçenekleri, serinin zamansız tasarım dilini farklı atmosferlerle buluşturuyor. Mat Antrasit, Meşe ve Aniara Kırmızısı renk seçenekleri, farklı lavabo ve mobilya kombinasyonlarıyla banyolara farklı karakterler kazandırıyor. Mat Antrasit, modern ve sofistike bir görünüm sunarken; meşe, doğal ve sıcak bir atmosfer oluşturuyor. Serinin kendine özgü Aniara Kırmızısı seçeneği ise banyolara daha cesur ve karakteristik bir dokunuş katıyor. Üç farklı renk seçeneği sayesinde Aniara, sade ve minimal tasarımlardan daha iddialı ve karakterli banyolara kadar farklı dekorasyon anlayışlarına uyum sağlıyor.
Geberit TurboFlush ile değişime güçlü performans ve zamansız tasarım ekleniyor
Geberit’in Smyle Square ve iCon serileri, modern ve zamansız tasarım anlayışını TurboFlush teknolojisinin güçlü ve etkili yıkama performansıyla buluşturarak değişim ihtiyacına yön veriyor. Banyo tasarımında estetik ve tasarım özgürlüğünün bir arada sunulması, kullanıcı deneyimini iyileştiriyor. Geberit’in Smyle Square ve iCon serileri, farklı tasarım anlayışlarına hitap eden formlarını, gelişmiş TurboFlush teknolojisiyle bir araya getirerek banyolarda hem estetik hem de işlevsel bir deneyim sunuyor. Her iki serinin de öne çıkan özelliklerinden biri olan TurboFlush teknolojisi, klozetin spiral iç geometrisiyle birlikte çalışarak suyun kontrollü ve optimize edilmiş şekilde yönlendirilmesini sağlıyor. Klozetin yenilenmiş iç tasarımı sayesinde güçlü ve etkili bir yıkama performansı elde edilirken, suyun klozet yüzeyine daha geniş ve kontrollü şekilde ulaşması sağlanıyor. Bu teknoloji, günlük kullanımda etkili temizlik ve kullanım konforunu bir arada sunuyor. TurboFlush’ın optimize edilmiş su akışı, klozetin iç yüzeyinin daha etkili temizlenmesine yardımcı olurken, temizlik sürecini de kolaylaştırıyor. Böylece teknoloji, yalnızca performans değil, günlük kullanımda hijyen ve bakım kolaylığı açısından da avantaj sağlıyor.
Geberit Sigma40 ile projelere özel renk uyumu
Geberit, Sigma40 kumanda kapaklarında sunduğu özel renk seçenekleriyle banyo tasarımlarında bütünlüğü ve kişiselleştirmeyi bir adım ileri taşıyor. Dünyanın önde gelen batarya üreticilerinin renklerine uygun özel kaplama seçenekleri, özellikle proje ve tasarım odaklı uygulamalarda önemli bir esneklik sunuyor. Sigma40’ın özel renk seçenekleri, tasarımcıların standart ürün renkleriyle sınırlı kalmadan projeye özgü çözümler oluşturmasına olanak tanıyor. Sigma40 böylelikle yalnızca bir kumanda kapağı değil, projenin tasarım dilini tamamlayan bir detay olarak öne çıkıyor.
Geberit AquaClean ile akıllı klozet deneyiminde her ihtiyaca uygun çözüm
Geberit AquaClean, Mera, Sela, Alba ve Tuma modellerinden oluşan ürün ailesiyle farklı ihtiyaçlara, beklentilere ve bütçelere hitap eden akıllı klozet çözümleri sunuyor. Üstün konfor özelliklerinden kompakt çözümlere ve giriş seviyesine kadar uzanan ürün gamı, akıllı klozet deneyimini farklı yaşam alanlarına taşıyor. Banyoların giderek daha fazla teknoloji ve konforla buluşması, akıllı klozetleri modern yaşamın dikkat çeken çözümlerinden biri haline getiriyor. AquaClean ürün ailesi; kullanım konforunu ve modern tasarımı bir araya getiriyor. AquaClean ürün ailesi, tek bir kullanıcı profiline hitap etmek yerine farklı ihtiyaçları kapsayan bir ürün gamı sunuyor. Mera üst düzey konforu, Sela tasarım ve teknolojiyi, Tuma esnek ve çok yönlü kullanımı, Alba ise erişilebilir akıllı klozet deneyimini temsil ediyor. Böylece AquaClean, farklı bütçe ve beklentilere sahip kullanıcıların akıllı klozet teknolojisine kendi ihtiyaçlarına uygun şekilde ulaşabilmesine olanak tanıyor.
Son Yazılar
- SAINT-GOBAIN TÜRKİYE CEO’SU SAVCI: GÜVENLİ YAPI TERCİH DEĞİL, ERTELENEMEZ BİR ZORUNLULUK Ekim 13, 2026
- E.C.A. SEREL, HVAC Sektörünün Geleceğine Yön Veren MechTalks 2026 Buluşmasında Yer Aldı Ekim 13, 2026
- Yaşam alanlarında konforu yeniden düşünme zamanı Ekim 13, 2026
- OYAK Çimento’ya “Döngüsel Ekonomi Dönüşümü” Ödülü Ekim 13, 2026
- Ayaz Yapı, Termo Teknik’in Üretim Gücünü Yerinde İnceledi Ekim 12, 2026
- Açık Holding, Veri Merkezi Ekosisteminin Geleceğini Data Center Eurasia’da Değerlendirdi Ekim 12, 2026
- Karadeniz Holding ve Siemens Türkiye Akıllı Altyapılar Elektrifikasyon ve Otomasyonda Stratejik İş Birliği İçin İlk İmzayı Attı Ekim 12, 2026
- Şişecam COP31’de İklim Dirençli Şehirlerin Geleceğini Gündeme Taşıyacak Ekim 12, 2026
- Yönetmelik, Sanayide Verimli Isıtma Sistemlerinin Önemine İşaret Ediyor Ekim 12, 2026
- Kale, Noviso Ürünüyle Red Dot Design Award 2026’nın Sahibi Oldu Ekim 12, 2026
- Ravago Bina Çözümleri, yüksek performans gerektiren projelerde teknik XPS çözümleriyle öne çıkıyor Ekim 12, 2026
- Kastamonu Entegre Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın Üçüncü Durağı İzmir Oldu Ekim 9, 2026
- Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimi Türk İş Dünyasıyla Küresel Arenaya Taşınacak Ekim 9, 2026
- Hisense, Türkiye Pazarına Özel bir Lansman ile Giriş Yaptı Ekim 9, 2026
- Eminevim’den 600 bininci teslimatla tarihi rekor Ekim 9, 2026
Trendler
GENEL2 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL2 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak
GENEL2 yıl önceİzocam’dan evinizin ısısını yaz-kış dengede tutan yalıtım çözümleri!










