STILL ARSER, İş Süreçlerini ve Çalışan Gelişimini “Push it forward” Yaklaşımıyla Şekillendiriyor - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

STILL ARSER, İş Süreçlerini ve Çalışan Gelişimini “Push it forward” Yaklaşımıyla Şekillendiriyor

Yayınlandı

-

STILL ARSER, “Push it forward” yaklaşımıyla çözüm ortağı olarak hizmet sunduğu tüm ağda ve kurum içinde ilerlemeyi esas alan bir çalışma biçimiyle faaliyet gösteriyor; her çalışanın kendi rolüyle daha büyük bir akışa katkı sağlayarak işi ileriye taşıdığı bir yapı ile ilerliyor.

İntralojistik sektöründe faaliyet gösteren STILL ARSER, KION Group’un global yaklaşımında “bir slogandan öte” olarak tanımlanan “Push it forward” anlayışıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu yaklaşım hareketin devam etmesini ve her adımın bir sonraki adımı mümkün kılmasını ifade ederken her çalışanın kendi rolüyle daha büyük bir akışa katkı sağlayarak işi bir adım ileri taşımasını esas alıyor.

Operasyonel Sürekliliği ve Verimliliği Artıran, Her Rolün İş Akışını İleriye Taşıdığı Bir Yapı 

“Push it forward”, STILL ARSER’de çözüm ortağı olarak hizmet sunduğu tüm ağ ile kurduğu iş ilişkilerinde somut bir karşılık buluyor. Sağlanan ekipmanlar, servis ve bakım hizmetleri ile kiralama ve ikinci el çözümler; işin sahada kesintisiz ilerlemesini destekleyecek şekilde ele alınıyor.

Bu yaklaşım yalnızca bir ihtiyaca yanıt vermekle sınırlı kalmıyor, işin nasıl sürdürüldüğüne odaklanıyor. STILL ARSER’de süreç, doğru ekipmanın belirlenmesiyle başlıyor, kullanım koşullarına uygun devreye alma ile devam ediyor ve sahadaki performansı koruyacak bakım ve servis süreçleriyle bütünleşiyor. Gerektiğinde alternatif çözümler devreye alınıyor ve ekipmanın kullanım ömrü boyunca süreklilik esas alınıyor.

Bu yapı sayesinde ekipman, tek başına bir ürün olarak değil, bir iş akışının parçası olarak ele alınıyor. Yapılan her müdahale, yalnızca mevcut durumu düzeltmek için değil, sürecin devamını güvence altına almak için gerçekleştiriliyor. Bu da çözüm ortağı olunan işletmelerin operasyonlarında kesintisiz akışı destekleyen ve bir sonraki adımı mümkün kılan bir ilerleme yaratıyor.

Gelişim, Her Bireysel Katkının Bütünü İleriye Taşıdığı Bir Sürecin Parçası 

“Push it forward” yaklaşımı, kurum içinde çalışan gelişimi üzerinden şekilleniyor. STILL ARSER’de gelişim, işin ayrı bir parçası olarak değil, günlük iş akışının doğal bir uzantısı olarak ele alınıyor. Bu anlayış, her çalışanın kendi rolüyle ortaya koyduğu katkının, yalnızca bireysel bir gelişimle sınırlı kalmadığını; profesyonel olarak organizasyonun tamamını ileriye taşıyan bir etki yarattığını kabul ediyor.

STILL ARSER İnsan Kaynakları Direktörü Gamze Sarı, bu yaklaşımı şu sözlerle ifade ediyor: “Push it forward yaklaşımı bizim için bir söylem değil, iş yapış biçimimizin doğal bir parçası. Çalışanlarımızın gelişimini ayrı bir süreç olarak değil, yaptıkları işin içinde ilerleyen bir yolculuk olarak ele alıyoruz. Her bireysel katkının, daha büyük bir yapının ilerlemesine karşılık geldiğini biliyoruz. Teknik yetkinliklerden liderlik becerilerine kadar uzanan bu gelişim, sadece bireysel ilerlemeyi değil, ekipler arası iş birliğini de güçlendiriyor.”

Bu doğrultuda son bir yıl içinde yürütülen eğitim ve gelişim çalışmaları, bu anlayışın kurum içindeki karşılığını oluşturuyor. 2025 yılı eğitim planı kapsamında sınıf içi ve online olmak üzere toplam 5958 saat eğitim gerçekleştirilirken, farklı ekipler için özel olarak kurgulanan gelişim programları hayata geçiriliyor.

Teknisyen Gelişim Programı ile teknik yetkinlikler sistematik olarak ilerletilirken, bayi satış ekiplerine yönelik programlarla ortak bir yaklaşım geliştiriliyor. Liderlik Pusulası Gelişim Programı ile yöneticilerin stratejik düşünme ve liderlik becerileri destekleniyor.

Eğitim içerikleri, teknik bilgi ve yetkinliklerin yanı sıra merak duygusu, özgüven, yeni yaklaşımları deneme cesareti, iş birliği ve stratejik bakış açısı gibi alanları kapsayarak çalışanların çok yönlü gelişimini destekliyor.

Kurum içinde hayata geçirilen TeamTalks oturumları ile departmanlar arası bilgi paylaşımı artarken, organizasyon genelinde daha bütünleşik bir çalışma yapısı oluşuyor.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Tabanlıoğlu Mimarlık ve Erişilebilir Her Şey’den  “Herkes İçin Tasarım” Adımı

Yayınlandı

-

Türkiye’deki binaların %66,9’unun erişilebilir olmadığı günümüzde, Tabanlıoğlu Mimarlık kendi tasarım süreçlerindeki kapsayıcılığı artırmak ve ekiplerinin farkındalığını tazelemek amacıyla, Dünya Engelliler Haftası öncesinde “Erişilebilir Her Şey” ile özel bir eğitim programı düzenledi.

Tabanlıoğlu Mimarlık, yapısal çevrenin herkes için eşit kullanılabilir olması yönündeki hassasiyetini kurum içi bir eğitimle pekiştirdi. Farklı engel grupları için hizmetleri ve mekânları daha erişilebilir hale getirmeyi hedefleyen sosyal girişim Erişilebilir Her Şey (EHŞ) ile bir araya gelen mimarlık ofisi, 7 Mayıs tarihinde tasarım ekiplerinin katılımıyla “Evrensel Tasarım ve Fiziksel Erişilebilirlik Eğitimi” gerçekleştirdi.

Mimari Tasarımda Uzmanlığa Verilen Değer

TÜİK verilerine göre Türkiye’deki binaların %66,9’u erişilebilir standartları karşılamıyor. Dünya nüfusunun %15’ini engellenen bireylerin oluşturduğu gerçeği göz önüne alındığında, mekânsal erişilebilirlik giderek daha önemli bir ihtiyaç haline geliyor.

Mimari tasarım süreçlerinde akustik, trafik, yangın ve cephe gibi alanlarda uzman danışmanlarla her zaman yoğun bir iletişim içinde olan Tabanlıoğlu Mimarlık; erişilebilirlik standartları konusunda da aynı profesyonel yaklaşımı benimsiyor. Her projede erişilebilirlik uzmanlarıyla çalışma fırsatı olmamasından yola çıkan ofis, bu iş birliği sayesinde kendi mimari tasarım ekiplerinin evrensel tasarım konusundaki bilgilerini güncellemeyi ve genişletmeyi hedefliyor.

Tasarımda Eşitlikçi ve Yenilikçi Bir Bakış Açısı

7 Mayıs’ta gerçekleşen eğitim programında; evrensel tasarım kuralları, fiziksel erişilebilirlik standartları, iç ve dış mekânda yatay/dikey dolaşım ilkeleri ele alındı. Görme, işitme, bilişsel ve fiziksel farklılıkları olan bireylerin ihtiyaçları doğrultusunda, herkesin kullanımını eşit hale getiren tasarım anlayışı masaya yatırıldı.

Okumaya Devam Et

GENEL

Ege Yapı GYO’dan İlk Çeyrekte Güçlü Performans

Yayınlandı

-

Yeni yatırımlara hazırlanan Ege Yapı GYO, ilk çeyreği güçlü finansal sonuçlarla kapattı. Şirket üç ayda 520 milyon lira kar açıkladı.

Ege Yapı GYO, 2026 yılının ilk çeyreğinde güçlü finansal sonuçlara imza attı. Şirket, yılın ilk üç ayında 520,7 milyon TL net kâr elde ederken, satış gelirlerini 2,17 milyar TL seviyesine taşıdı. Geçen yılın aynı dönemine göre kaydedilen güçlü artış, şirketin operasyonel verimliliğini ve sürdürülebilir büyüme performansını ortaya koydu.

2026’nın ilk çeyreğinde şirketin brüt kârı 697,3 milyon TL, esas faaliyet kârı ise 603,6 milyon TL olarak gerçekleşti. Pay başına kazanç 2,60 TL seviyesine ulaşırken, finansal sonuçlar etkin maliyet yönetimi ve güçlü satış performansının yansıması olarak öne çıktı.

Özkaynak Yapısı Güçlenmeye Devam Ediyor

31 Mart 2026 itibarıyla Ege Yapı GYO’ nun toplam varlıkları 7,5 milyar TL seviyesine ulaşırken, özkaynak büyüklüğü 2,4 milyar TL’ye yükseldi. Yıl sonuna göre kaydedilen artış, şirketin güçlü bilanço yapısını destekleyen önemli göstergeler arasında yer aldı. 

Şirketin stok büyüklüğü ise 4,8 milyar TL seviyesine ulaşarak devam eden ve planlanan projelerle birlikte proje geliştirme kapasitesindeki büyümeyi ortaya koydu. Bu gelişme, önümüzdeki dönem gelir potansiyeline ilişkin olumlu görünümü destekledi. 

‘İlk çeyrek sonuçları, disiplinli yönetim anlayışımızın göstergesi’

EgeYapı GYO Mali İşler Direktörü Halil Görkem Sokullu, 2026 yılının ilk çeyreğinde elde edilen sonuçların, operasyonel güç ve disiplinli finansal yönetim anlayışının bir göstergesi olduğunu kaydederek, “Satış gelirlerimizde ve kârlılığımızda yakaladığımız büyümeyi sürdürürken, özkaynak yapımızı da güçlendirmeye devam ediyoruz. Özellikle stok tarafındaki büyüme, proje geliştirme kapasitemizin ve önümüzdeki dönem gelir potansiyelimizin güçlü olduğuna işaret ediyor. 2026 yılı boyunca da sürdürülebilir büyüme, verimlilik ve yatırımcılarımıza uzun vadeli değer yaratma odağımızı korumayı sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı. 

Okumaya Devam Et

GENEL

ÇELİK VE YEŞİL DÖNÜŞÜM EKOSİSTEMİ YEŞİL ÇELİK ZİRVESİ’NDE BULUŞTU 

Yayınlandı

-

Çelik sanayi ile teknoloji, enerji, tüketici sektörleri, girdi tedarikçileri, sürdürülebilirlik şirketleri ve kamu temsilcilerini aynı platformda buluşturan 3. Yeşil Çelik Zirvesi, SteelData organizasyonu ve Tosyalı Holding ana sponsorluğunda, 7 Mayıs 2026’da İstanbul’da gerçekleştirildi. Zirve, çelik ve yeşil dönüşüm ekosisteminden yaklaşık 250 üst düzey yönetici ve uzmanı bir araya getirdi.

Çelik sektörünün düşük karbonlu üretime geçiş sürecini çok boyutlu bir perspektifle ele alan “Yeşil Çelik Zirvesi – Green Steel Summit 2026” 7 Mayıs’ta İstanbul’da gerçekleştirildi.

SteelData organizasyonu ve Tosyalı Holding ana sponsorluğunda düzenlenen zirve, küresel rekabet, regülasyonlar ve teknolojik dönüşüm ekseninde çelik endüstrisinin geleceğine odaklandı. Enerji, teknoloji, finans ve kamu başta olmak üzere farklı disiplinlerden üst düzey temsilcilerin katıldığı etkinlikte; karbonsuzlaşma stratejileri, emisyon yönetimi, döngüsel ekonomi uygulamaları ve sınırda karbon düzenlemeleri kapsamlı şekilde ele alındı.

Zirve, SteelData Yöneticisi Şahap Ataman’ın açılış konuşmasıyla başlarken, Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson küresel çelik sektöründe yeşil dönüşümün dinamiklerine ilişkin bir keynote sunum gerçekleştirdi.

Günün ilk oturumlarından ‘Yeşil Çelik Endüstrisine Adım Atmak ve Gelecek Beklentileri’ başlıklı CEO paneli, Escarus CEO’su Dr. Kubilay Kavak moderatörlüğünde; Hasçelik CEO ve Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Naci Faydasıçok, Metsims Sustainability CEO’su Dr. Hüdai Kara ve ClimeCo Türkiye CEO’su Volkan Ural’ın katılımıyla gerçekleştirildi.

‘CBAM ve ETS’nin Gerçekleri, Ticaret Yönetimi, Maliyetler ve Tedarik Zinciri’ başlıklı panel ise Tatmetal Satış ve Pazarlama Direktörü Gülçin Şimşek moderatörlüğünde; ATP GreenX Birim Başkanı Tuğba Sarı, Çağ Çelik İcra Kurulu Üyesi Ercüment Ünal, Metalurjist Muammer Bilgiç ve Çolakoğlu Metalurji Sürdürülebilirlik Müdürü Can Ediboğlu’nun katılımıyla düzenlendi.

Öğleden sonraki ‘Sıfır Net Emisyon Hedefine Geçiş ve Yeni Dönemde Küresel Çelik Sanayi ve Ticaretinin Dinamikleri’ oturumunda; Dünya Çelik Birliği Endüstri Analizi Direktörü Dr. Barış Çiftçi, C&D Turkey Kıdemli Ticaret Müdürü Tuğçe Ebru Paget, GMK Center CEO’su Stanislav Zinchenko ve SteelWatch Çelik Analisti Constantin Johnson değerlendirmelerde bulundu.

Zirvenin son oturumunda ise MY Advisor CEO’su Murat Yapıcı, çelik ticaretinde değişen kurallar ve uluslararası ticaretin dinamiklerine, AKÇT Anlaşması, Serbest Ticaret Anlaşmaları ve AB ile ticari ilişkilere ilişkin görüşlerini paylaştı.

Etkinliğin organizasyonunu üstlenen SteelData Yöneticisi Şahap Ataman, çelik sanayi ile yeşil dönüşüm ekosistemini bu yıl üçüncü kez bir araya getirmekten memnuniyet duyduklarını belirterek, “Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, zorunluluk. Çelik sektörü ise bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor. Bu zirve, yalnızca bugünü anlamak için değil, yarını birlikte inşa etmek için de önemli bir fırsat sunuyor. Tüm paydaşları aynı zeminde buluşturarak sektörün dönüşüm yolculuğunda güçlü bir sinerji ve iş birliği ortamı oluşturan bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi.

TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı: “Çelik sektöründe rekabetin kuralları yeniden yazılıyor”

Zirve kapsamında çelik sektörüne yönelik değerlendirmelerini paylaşan TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, sektörün küresel ölçekte yapısal bir dönüşümden geçtiğine dikkat çekerek, “Son yıllarda çelik sektöründe arz-talep dengesi kalıcı biçimde bozulurken, yüz milyonlarca tonluk âtıl kapasiteye rağmen piyasa dengelenemiyor. Bu tablo bize açık bir gerçekliği gösteriyor. Artık sadece üretmek ve büyümek yeterli değil. Rekabetin doğası köklü biçimde değişiyor. Maliyet avantajı tek başına belirleyici olmaktan çıkarken ticaret politikaları, anti-damping önlemleri ve karbon regülasyonları oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Bugün çeliğin maliyetini demir cevherinden çok karbon emisyonu belirliyor. Bu nedenle çelik sektörü, tüm dünyada stratejik bir alan olarak yeniden konumlanıyor; Avrupa Birliği ve ABD başta olmak üzere birçok ekonomi sektörü korumaya yönelik adımlar atıyor. Bizim de ülke olarak çelik sektörünü stratejik olarak yeniden konumlandırmamız gerekiyor. Bu yeni dönemde rekabet kadar iş birliği ve uyum politikaları da kritik bir belirleyici haline gelecek” dedi.

TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı: “Yeşil çelikte Türkiye önemli bir avantaja sahip”

Türkiye’nin yeşil çelik dönüşümünde güçlü bir konumda bulunduğunu vurgulayan Fuat Tosyalı, “Türkiye, Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamındaki en kritik tedarikçilerinden biri. AB’ye ton bazında en çok ihracat gerçekleştiren 4. ülkeyiz. SKDM kapsamındaki ithalatta ise, toplam ihracat bedeli üzerinden Ukrayna’nın ardından 2. sırada yer alıyoruz. Demir-çelik sektöründe gerçek veri kullanım oranımız %82 seviyesinde; 1000 ton üzerindeki ihracatlarda ise bu oran %90’ın üzerine çıkıyor. Hurdaya dayalı üretim yapımız ve düşük emisyonlu teknolojilere yaptığımız yatırımlar, bizi yeşil çelik üretiminde güçlü bir konuma taşıyor. Yeter ki bu tabloyu doğru anlatalım. Avrupa ile dengeli ticaret yapımızı, lojistik avantajımızı ve stratejik rolümüzü net bir şekilde ortaya koyabilelim. Bunu başardığımızda Türkiye, yalnızca uyum sağlayan değil, Avrupa’nın yeşil çelik üretiminde kritik bir çözüm ortağı haline gelir. Bu dönüşümü de hep birlikte önemli bir fırsata çevirebiliriz” dedi.

Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson: “Karbonsuzlaşma, çelik sektöründe rekabetçiliğin temel belirleyicisi haline geldi”

Küresel çelik sektöründe yeşil dönüşümün dinamiklerine ilişkin konuşmasında çok kritik konulara değinen Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson, “Çelik sektörü bugün iklim değişikliği, teknolojik dönüşüm, sosyoekonomik değişimler ve jeopolitik kırılmalar gibi dört büyük küresel trendin kesişim noktasında bulunuyor. Bu dönüşüm yalnızca üretim süreçlerini değil; tedarik zincirlerini, enerji sistemlerini, ticaret akışlarını ve şehirlerin geleceğini de yeniden şekillendiriyor. Buna rağmen sektör olarak geleceğe iyimser bakıyoruz. Bugün dünyada yaklaşık 2 milyar ton seviyesinde olan çelik kullanımının önümüzdeki 25 yılda 2,2 ila 2,4 milyar tona ulaşmasını bekliyoruz. Talep artık gelişmiş ekonomilerden gelişmekte olan ülkelere doğru kayıyor; başka bir ifadeyle çelik tüketiminde batıdan doğuya, kuzeyden güneye doğru önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Türkiye ise stratejik konumu, sanayi altyapısı ve üretim gücüyle bu dönüşümün önemli merkezlerinden biri olma potansiyeline sahip” dedi.

Karbon azaltımı artık çelik sektörü için yalnızca çevresel bir hedef değil, aynı zamanda rekabetçiliğin ve gelecekteki büyümenin temel belirleyicilerinden biri haline geldi diyerek sözlerine devam eden Basson, “Sektör genelinde elektrifikasyon, hurda kullanımının artırılması, hidrojen bazlı üretim teknolojileri ve karbon yakalama çözümleri gibi çok sayıda yatırım hayata geçiriliyor. 2040 yılına kadar çelik sektörünün CO2 emisyonlarında yaklaşık %30 oranında düşüş sağlayabileceğimize inanıyoruz. 2050’de tam anlamıyla net sıfır bir noktaya ulaşmak kolay olmayabilir ancak bugüne kıyasla çok daha düşük karbonlu bir üretim yapısına yaklaşacağımız konusunda güçlü bir inanca sahibiz. Çelik sektörü ekonomik büyümeyi desteklemeye, istihdam yaratmaya ve sürdürülebilir şehirlerin dönüşümüne katkı sunmaya devam edecek.”

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye