GENEL
İzocam Genel Direktörü Murat Savcı: “İzocam’da üretimin merkezinde insan ve doğa var!”
Yayınlandı
1 yıl önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Türkiye’yi 59 yıl önce çevre dostu ve sağlıklı yalıtımla tanıştıran öncü marka İzocam olarak, insan sağlığını ve doğayı merkeze alan ürünlerimizle ülkemizde ve yurt dışında iddialı projelerin çözüm ortağı olmayı sürdürmekteyiz. Yapımında geri dönüşümlü malzemelerin de kullanıldığı, insan sağlığına zarar vermediği ve çevre dostu olduğu kanıtlanmış ürünlerimizle sürdürülebilir geleceğe katkı sağlarken, attığımız her adımla karbon ayak izini azaltmakta kararlıyız!
İzocam olarak 2050 yılına kadar karbon nötr olma hedefimiz doğrultusunda sürdürülebilirliğe katkı sağlayan uzun vadeli hedeflerimizi hayata geçirebilmek için aksiyonlarımız devam etmektedir. Seragazı emisyonlarımızın azaltılması, su tüketimlerinin ve atıksu oluşumlarının sınırlandırılması, alternatif hammadde kaynaklarının üretim süreçlerine adapte edilmesi ve döngüsel ekonomiye katkı sağlayacak birçok proje çalışması 2030 yılı ve 2050 yılı sürdürülebilirlik hedeflerimize uyum sağlamak için detaylı programlar halinde ele alınmaktadır.
Bu yaklaşım bizim için elbetteki yeni değil… İzocam’ın hikayesinin başladığı 59 yıl önce varoluş amacımızı, doğal kaynaklara zarar vermeden, can ve mal güvenliğini dikkate alarak, enerji tasarrufu ve konfor sağlayan çevreci ve sürdürülebilir yalıtım çözümleri geliştirmek olarak tanımlamıştık. Çıktığımız bu yolda, kaynakların verimli kullanılması, iklim değişikliği, sürdürülebilir yapıların inşası, enerji tasarrufu, çevreyi koruma ve yaşam kalitesini iyileştirme motivasyonu ile çalışan bir şirket olma özelliğimizi halen korumaktayız. Bu konularda toplumumuzu bilinçlendirmek amacıyla çalışmalar yürütmekte ve çevre dostu ürünler geliştirerek, tesislerimizde enerji yönetim sistemlerini uygulayarak ve çevresel ürün beyanlarıyla hem topluma hem de sektörümüze karşı üzerimize düşen görevi yerine getirmekteyiz.
Üretimde, yüzde 80’e kadar geri dönüştürülmüş malzeme kullanılıyor
Doğadan ilham alarak doğal olanı destekleyen İzocam, ülkemizdeki yasaların zorunlu tutmamasına rağmen, yapımında geri dönüşümlü malzemeler kullanılan, insan sağlığına zarar vermediği ve doğa dostu olduğu kanıtlanmış ürünler sunmaktadır. Çevre dostu malzemeler içeren İzocam mineral yünler, dünyada en çok bilinen ve en güvenilir ürünler arasında yer almaktadır. Üretiminde yüzde 80’e kadar “yedinci doğal kaynak” olarak adlandırılan geri dönüştürülmüş malzeme kullanarak atık yönetimini zirveye taşıyan firmamız, yerel ve en az yüzde 30 oranında geri-dönüştürülmüş içeriğe sahip ürünleriyle sürdürülebilirliğe hizmet ederken, ürünlerinin içeriği ile de tüm canlılara ve doğaya sağlıklı bir yaşam imkanı sunmaktadır. İzocam Taşyünü ve Camyünü, üretiminde kullanılan geri dönüştürülmüş malzemeler sayesinde, binaların yeşil bina sertifikasyon değerlendirmelerinde, projelere ek puan kazandırmaktadır. İzocam Taşyünü ve Camyünü ürünler, üretimlerinde kullanılan geri dönüştürülmüş malzemeler sayesinde, kullanılan binaların LEED – BREAM ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca verilmeye başlanan Ulusal Yeşil Sertifika Sistemi “YeS-TR” gibi yeşil bina sertifikaları almalarına olanak sağlamaktadır.
Tüm tesislerimiz “Temel Seviye Sıfır Atık Belgesi”ne sahip
Atık yönetimindeki tutumumuzu tesislerimize de yansıtmaktayız. Tüm tesislerimiz “Temel Seviye Sıfır Atık Belgesi” ile faaliyet göstermektedir. İlk olarak 2021’in Temmuz ayında İzocam Tarsus Tesisi’mizin aldığı bu belgeyi, 2022 yılı itibariyle tüm tesislerimiz almaya hak kazanmıştır. T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen bu belge; tesiste, temel seviyede israfın önlenmesini, kaynakların daha verimli kullanılmasını, atık oluşum sebeplerinin gözden geçirilerek atık oluşumunun engellenmesini veya asgariye indirilmesini, atığın oluşması durumunda ise kaynağında ayrı toplanmasını ve geri kazanımının sağlanmasını kapsayan bir dizi sürecin tamamlanmış olduğunu ifade etmektedir.
“Ambalajlarımız en az yüzde 50 geri dönüştürülebilir malzeme içeriyor”
Sürdürülebilirliğe katkı sağlayan çevre dostu faaliyetlerimiz tesislerimize yaptığımız yatırımlarla sınırlı değil. “Bugünlere yalıtım, yarınlara yatırım” mottosu ile ürünlerimizin içeriğinden, ambalajına kadar her detayda sürdürülebilirlik katkısını ön planda tutan çalışmalar ve yatırımlar gerçekleştirmekteyiz. Özellikle mineral yün ürünlerimizin insan sağlığına zarar vermemesi, enerji tasarrufu sağlaması, sürdürülebilirliğe olan katkısı nedeniyle, İzocam Taşyünü ve İzocam Camyünü ambalajlarımızda Birleşmiş Milletlerin (BM) Sürdürülebilir Kalkınma amacı arasında yer alan ‘Sağlıklı Bireyler’, ‘Erişebilir ve Temiz Enerji’, ‘İnsana Yakışır İş ve Büyüme’, ‘Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı’, ‘Sürdürülebilir Şehir ve Yaşam Alanları’, ‘Sorumlu Tüketim ve Üretim’, ‘İklim Eylemi’ ve ‘Amaçlar için Ortaklıklar’ gibi 8 önemli amaca ulaşılmasında üzerimize düşeni yaptığımızı ifade eden görsel ve ikonlara yer vermekteyiz. Bu sayede gerek son kullanıcının gerekse sektör profesyonellerinin ürün seçimi yaparken insan sağlına zarar vermeyecek nitelikte, karbon salımının azaltımına katkı sağlayan doğa dostu ürün seçimi konusunda farkındalıklarını artırmayı hedeflemekteyiz.
Ürün ambalajlarımızın tasarımını Birleşmiş Milletlerin (BM) Sürdürülebilir Kalkınma için belirlediği küresel hedeflere olan katkısını vurgulayacak şekilde 2020 yılında yenilemiştik. Ayrıca daha az boya ve plastik kullanarak, ambalaj boyları ve kullanılan paketleme miktarlarını yeniden düzenleyerek çevre dostu bir ambalajlama elde etmiştik. Şimdi bunu bir adım daha öteye taşıdık ve içeriğinde en az %50 geri dönüştürülebilir malzeme içeren yeni ambalajlarımız ile ürünlerimizi sevk etmeye başladık. Gelecekte de gerek çevreci yatırımlarımız gerekse sürdürülebilir ve çevreci ürünlerimiz ile örnek ve öncü olmak hedefiyle çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
İZODER’DEN 6 ŞUBAT’IN YIL DÖNÜMÜNDE ÖNEMLİ HATIRLATMA
Yayınlandı
4 gün önce-
Şubat 6, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Su yalıtımı binaların depreme karşı korunması için hayati öneme sahip
İZODER Başkanı Emrullah Eruslu, 6 Şubat 2023’te yaşanan deprem faciasının yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, başta deprem bölgesi olmak üzere ülke genelinde yeniden yapılaşmada “güvenli bina” kavramını benimsemek gerektiğinin altını çizdi. Eruslu, “6 Şubat’ta depremin değil yanlış yapılaşmanın ölümlere yol açtığını acı bir şekilde gördük. Başta deprem bölgesi olmak üzere ülkemizde yapılan her binada güvenli, sağlıklı ve konforlu bir yapılaşma anlayışına ihtiyacımız var. Depreme karşı dayanıklı ve uzun ömürlü binalar için temelden çatıya doğru yapılmış su yalıtımı uygulaması hayati önem taşıyor” dedi.
Ülke olarak yüreklerimizde derin izler bırakan 6 Şubat deprem felaketinden çıkarılması gereken en önemli dersin güvenli yapılaşma olduğunu belirten İZODER Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Eruslu, tüm yeni binaların ülkemizin deprem gerçeğini göz önünde bulundurarak zemine uygun, kaliteli malzemelerle ve mevzuatlar dahilinde projelendirilip inşa edilmesi, su yalıtımıyla korozyona karşı koruması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Binaların en büyük düşmanı olan korozyona karşı bir kalkan görevi gören su yalıtımının, binaların sağlam şekilde ayakta kalması noktasında hayati öneme sahip olduğunu unutmamalıyız. Türkiye’deki yapı stoku ağırlıklı olarak betonarme binalardan oluşuyor. Betonarme yapı sistemlerinin en zayıf noktalarından biri ise suya karşı olan hassasiyetleridir. Yağmur, kar, yeraltı suları, zeminde yer alan nem, mutfak, banyo, tuvalet gibi ıslak hacimlerdeki su kaçakları, binanın inşa edildiği zeminde bulunan basınçlı veya basınçsız yeraltı suları nedeniyle binalar sürekli olarak suya maruz kalabilir. Suyun taşıyıcı yapı elemanlarına nüfuz etmesi, betonun içindeki demirin paslanmasına yani korozyona neden olur. Korozyon ise yapının yük taşıma kapasitesini azaltır. Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şakir Erdoğdu’nun yaptığı araştırma; suya maruz kalan bir donatının 5 yılın sonunda taşıma kapasitesinin yüzde 50’sini, 15 yılın sonunda yüzde 90’ını, 24 yılın sonunda ise tamamını kaybettiğini ortaya koyuyor. Yani herhangi bir deprem ya da dış etken olmadan bile sadece donatı korozyonu ile bir yapının çökmesi söz konusu. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hasar Tespit Komisyonu tarafından yapılan incelemeler sonucunda, yüzde 79’u hasarlı bulunan 55 bin 651 konut ve iş yerinin yüzde 64’ünde korozyon tespit edilmişti. Su ve ısı yalıtımının binaların düşmanı olan korozyona karşı kalkan görevi görerek binaları koruduğunu unutmamalıyız. Ancak zemin şartlarına göre tekniğine uygun bir şekilde kaliteli malzemeler ile inşa edilmiş ve yalıtımla korozyona karşı korunmuş binalar sağlam bir şekilde ayakta kalabilir.”

İstanbul’da olası depremde 194 bin bina risk altında!
7,5 büyüklüğündeki senaryo depreminde İstanbul’daki binaların ortalama yüzde 17’sinin (yaklaşık 194 bin bina) orta ve üstü seviyede hasar göreceğinin tahmin edildiğini dile getiren Eruslu, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı tarafından hazırlanan ‘İstanbul İli Olası Deprem Kayıp Tahminlerinin Güncellenmesi Projesi’ raporunda yer alan sonuçlar, durumun ciddiyetini ortaya koyuyor: 7,5 büyüklüğündeki senaryo depreminde İstanbul’daki binaların ortalama yüzde 26’sının hafif, yüzde 13’ünün orta, yüzde 3’ünün ağır ve yüzde 1’inin çok ağır hasar görmesi bekleniyor. Buna göre ağır ve çok ağır hasarlı binaların yıkılıp tekrar yapılması gerektiği ortaya çıkıyor. Öte yandan orta hasarlı binaların da onarım yerine yıkılıp yeniden inşa edilmelerinin çoğunlukla daha uygun olduğuna işaret ediliyor. Durum böyleyken bir an önce Türkiye genelinde mevcut bina stokunun incelenmesi, güvenli hale getirilebilecek binaların ve güvenli olmayan binaların tespit edilmesine ihtiyaç var. Yeterli dayanıma sahip olan güvenli binaların güçlendirilmesi, güvenli olmayan binaların ise kentsel dönüşüme tabi tutulması ve yeniden inşa edilmesi hayati önem taşıyor” diye konuştu.
Su yalıtımı ile binaların ömrünü uzatmak mümkün
Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği’nin 2018 yılında yürürlüğe girmesi ile su yalıtımının zorunlu bir uygulamaya dönüştüğünü belirten Emrullah Eruslu, “Doğru yapılmış su yalıtımı ile suyun yapılara nüfuz ederek zarar vermesini önleyebiliriz. Binanın doğrudan suya maruz kalan çatı, temel, ıslak hacim gibi bölgelerinde uygulanacak su yalıtımı ve halk arasında terleme olarak bilinen yoğuşmayı önleyen ısı yalıtımı uygulamalarının doğru ve eksiksiz yapılması ile binalarımızı depreme karşı koruyabiliriz. Ülkemizde ortalama bina ömrünün 30 yıl olduğunu görüyoruz ancak bir binanın ömrü en az 80-100 yıl olmalı. Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği’nin yürürlüğe girdiği 1 Haziran 2018’den itibaren inşa edilen ve zorunlu olarak su yalıtımı yapılan bina sayısı toplam yapı stokunun sadece yüzde 5-5,5’ini oluşturuyor. 10 milyon’un üzerinde bina, 30 milyonu aşan hanenin bulunduğu ülkemizde bu düşük oranlardaki su yalıtımı uygulaması maalesef güvenli bina noktasında zayıf bir yerde durduğumuzu gösteriyor. Uzun yıllar boyunca güvenli barınma sağlayacak binalar için zemin etüdünün doğru yapılması, yapının tekniğine uygun olarak tasarlanması, iç ve dış etkenlerden yalıtım ile korunması ve bütün süreçlerin yine tekniğine uygun şekilde denetlenmesi gerektiğinin altını bir kez daha çizmek istiyoruz” diye konuştu.
GENEL
SUDER Başkanı Selahattin Özüpek: “Deprem Dirençli Yapılar İçin Su Yalıtımı Hayati Bir Zorunluluktur”
Yayınlandı
4 gün önce-
Şubat 6, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Selahattin ÖZÜPEK / SUDER Yönetim Kurulu Başkanı
6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depreminin yıldönümünde toplam 11 ilde etkisini gösteren büyük depremin yaralarını halen sarmaya çalışıyoruz. Kaybettiğimiz on binlerce vatandaşımız, telafisi mümkün olmayacak maddi-manevi kayıplarımız da yıkıcı depremin trajik boyutunu oluşturuyor.
6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremi resmi verilerine göre,
- 50.783 can kaybı
– 115.353 yaralı
- 37.984 yıkılan bina
- 1.895.348 binada hasar
- 303.455 acil yıkılacak bina
- 103,6 milyar dolar maddi zarar tespit edilmiştir. Ancak zaman geçtikçe tüm bilançonun öngörülemeyecek şekilde katlanarak arttığını da dikkate almak gerekir.
Türkiye yüzölçümünün % 96’sı, nüfusunun % 99’unun deprem riski altında olması, beşeri ve ekonomik faaliyetler açısından depremin önemini artırmaktadır. Bu açıdan kayıpsız olarak ya da minimum kayıplarla olası süreçleri yönetmemiz gerekiyor. Bu gerçeği en başta gelişmişliğin göstergesi olarak kabul etmemiz gerekiyor.
Metodolojisine uygun olarak ve temel mühendislik yaklaşımlarıyla imal edilmiş bir yapının ‘güvenli yapı – deprem dirençli yapı’ olarak nitelik kazanmasında su yalıtımı uygulamalarının önemini her firsatta dile getiriyoruz. Ülkemizde su yalıtımı – deprem güvenliği ilişkisi güncelliğini mutlaka korumalıdır. ‘Su Yalıtımı Yönetmeliği’ ile kapsam altına alınmış ve yasal bir zorunluluk olan su yalıtımı, yapıların ayrılmaz bir parçası ve tamamlayıcısıdır.
Doğru su yalıtımı için;
- Uygulama için doğru zaman
- Standartlara ve yönetmeliğe uygun ürün
- Ürünün uygun koşullarda şantiyede depolanması (hava, iklim ve çevresel koşullar)
- Detay çözümü
- Ürünün tekniğine uygun olarak uygulanması (kalifiye ve nitelikli işçilik)
- Yalıtım katmanının korunması ve sonraki katmanların oluşturulması
- Bekleme süresinin gözetilmesi ve test edilmesi
- İşin teslimi
- Garanti prosedürünün işletilmesi (yanlış algılara ve olmayacak beklentilere mahal vermeyecek garanti kapsamı, kanuni süreç ya da ilgili birim fiyatlara fark işletilerek garanti sürecinin reel olarak uzatılabilmesi) parametrelerini gözetmek gerekir. Geleneksel su yalıtımı anlayışından soyutlayarak yukarıda yer verdiğimiz temel parametreler, su yalıtımını tekniğine ve amacına uygun olarak yapabilme anlamı taşır.
Bu vesileyle, sektörümüz açısından depreme karşı verebileceğimiz mücadeleye ışık tutarken, benzer ve büyük acılara muhatap olmamayı arzu ediyoruz. Kaybettiğimiz vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
GENEL
RMA Holding, Yatırımları ile Türkiye’ye Değer Katmaya Devam Ediyor!
Yayınlandı
5 gün önce-
Şubat 5, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
RMA Holding yatırımıyla Bodrum’da hayata geçirilen, dünyaca ünlü İtalyan moda evi Missoni imzalı Montes by Missoni projesi vizyonu, yatırım değeri ve iş birliği modeli ile dünyada örnek bir proje olma yolunda ilerliyor.
Gayrimenkul geliştirme, turizm ve yeme-içme sektörlerinde Türkiye’nin öncü kuruluşlarından biri olarak, Avrupa’ya uzanan büyüme vizyonuyla dikkat çeken RMA Holding, grup şirketi RMA Development çatısı altında, uluslararası standartlara uygun, sürdürülebilir ve estetik açıdan özenle tasarlanmış projelere imza atmaya devam ediyor. Bodrum ve İstanbul gibi seçkin lokasyonlardaki prestijli yatırımlarıyla tanınan RMA Holding, yenilikçi yaklaşımı ve yüksek nitelikli iş birlikleriyle sektöre yeni bir bakış kazandırıyor. Bu birikim ve uzmanlık, Montes by Missoni projesine de ilham veriyor.
2009 yılında temelleri atılan RMA Holding’in gayrimenkul yatırımları ile başlayan gelişimini önce Yeme-İçme sektöründe global markaların Türkiye’ye kazandırılması ve bunlara ilişkin operasyonların genişletilmesi izledi. RMA Holding, Yeme-İçme ve Eğlence Sektörlerinde Cozy, Fauchon Paris, Club Alice, Mathilda’s, OPA Bodrum ve Sakhalin gibi yatırımlarıyla büyürken, gayrimenkul ve inşaat alanlarında da Beşiktaş, Kağıthane ve Kemerburgaz’da kentsel dönüşüm ve gayrimenkul geliştirme projelerinin yanı sıra İzmir Aliağa Radisson Otel ve Yalıkavak Marina’nın yapımında rol aldı. Holding, bu ivmenin en yeni üyesi olan Bodrum Yalıkavak’ta yer alan Montes by Missoni Projesi, Atina’da yapımına başladıkları otel projesi ve geliştirmesi devam eden 3 yeni projesi ile büyümesini sürdürüyor. Şirketler, 2020 yılından beri RMA Holding çatısı altında İnşaat&Gayrimenkul, Otelcilik ve Yeme-İçme&Eğlence alanlarında ülkemize değer yaratma hedefiyle faaliyetlerine devam ediyor.




RMA Holding adına RMA Development Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. Genel Müdürü Mehmet Ersül, RMA Holding’in faaliyet gösterdiği 3 ana sektör ve grubun yeni göz bebeği dünyaca ünlü İtalyan moda evi Missoni imzalı Montes by Missoni projesi hakında bilgi verdi. RMA Holding Yönetim Kurulunun belirlediği stratejiler doğrultusunda ve ilgili tepe ve birim yöneticilerinin idaresinde 500’ün üzerinde çalışanıyla operasyonlarını sürdürmekte olduklarını ileten Mehmet Ersül; “Özellikle pandemi sonrası sürekli artan yurtiçi ve yurtdışı yatırım hacmimiz ile toplam varlıklarımızda ve cirolarımızda %300’lük bir artış yakalamış bulunuyoruz. İnşaat&Gayrimenkul, Otelcilik ve Yeme-İçme&Eğlence alanlarında ülkemize sürdürülebilir bir katma değer sağlamak en büyük amacımız. En son hayata geçirdiğimiz başta Cozy olmak üzere Yeme-İçme sektöründeki yatırımlarımızın hem gördüğü ilgiden hem de Yeme-İçme sektörü ciro payımıza olan katkısından son derece memnunuz. Bu alandaki büyümemiz yeni global işbirliklerimiz ile devam edecek. Gayrimenkul geliştirme alanında da benzer bir etkiyi özellikle Montes by Missoni projemiz ile yakalamış olmanın heyecanı içindeyiz.” diye belirtti.
Faaliyet gösterdikleri tüm sektörlerde yurtiçinde ve yurtdışındaki fırsatları titizlikle analiz ederek müşterileri için kalıcı değer yaratmayı hedeflediklerini ileten Ersül; “Grup olarak önem verdiğimiz konulardan biri global marka işbirliklerimiz. Yaptığımız işlerde ana stratejimiz ekonomik altyapısı güçlü, sürdürülebilir, müşterilerine hem güven veren hem de değer katan işletmeler olarak ilerlemek. 2026 yılında başta gayrimenkul geliştirme ve yeme-içme olmak üzere önemli oranda ciro artışları yakalamamız mümkün görünüyor. Kısa-orta vadede yapmayı planladığımız başta İstanbul, İzmir ve Bodrum olmak üzere, Körfez Bölgesi, Avrupa ve Amerika yatırımları ile hedefimiz mevcut büyüklüğümüzü 4-5 kat arttırmak.” diye de ekledi.
RMA Holding güvencesiyle hayata geçirilen Montes by Missoni projesi…
Montes by Missoni Projesi, Missoni Markası’nın gayrimenkul geliştirme alanında global işbirlikleri ile hayata geçirdiği Dubai, Marbella ve Miami projelerini takiben Lizbon ve Toronto’daki yeni yatırımlarla birlikte şimdi ilk kez Türkiye’de, Bodrum, Yalıkavak’tamarkanın seçkin uluslararası destinasyonları arasına katılılıyor.Missoni’nin yaratıcı evreni, yalnızca moda dünyasında değil, yaşam alanlarında da benzersiz bir iz bırakıyor.
RMA Holding yatırımı ile Bodrum’un eşsiz doğasında dünyaca ünlü Missoni markasının özgün gustosu ve tasarım diliyle şekillenen proje, markanın kreatif direktörü Alberto Caliri’nin imzasını taşıyan özel tasarımlarla hayat buluyor. Proje, toplam 53 özel rezidanstan oluşurken; 3 ya da 4 yatak odalı villalar ile 1 ila 5 odalı ünite seçenekleri sunduğu farklı yaşam tarzlarına hitap eden prestijli bir konut deneyimi vadediyor. Dokunduğu her bireyi evinin konforunda özel hissettirmeyi ve onlara verdiği değeri her adımıyla gösterebilmeyi amaçlayan RMA Holding, Montes by Missoni projesiyle, dünya çapında en önemli lüks seyahat rotalarından Bodrum’da, RMA Holding ve Missoni vizyonlarının birleştiği bir yaşam merkezi ile değer katmayı hedefliyor. Lüks, rafine ve ayrıcalıklı bir yaşam tarzı sunma prensibiyle hayata geçirilen projede yaşam 2027 yazında başlayacak.
Global ölçekli, farklı coğrafyalarda yer alan projeler…
RMA Holding, ayrıca uzun süredir devam ettirdiği gayrimenkul geliştirme, inşaat ve otelcilik alanlarındaki operasyonlarını farklı coğrafyalara da taşımak ve büyümesini güçlendirmek için Birleşik Arap Emirlikleri’nde ve Avrupa genelinde yeni şirketlerinin de kuruluş işlemlerini devam ettiriyor. Bugün için yurtdışı faaliyetlerinin toplam ciro içindeki payı daha kısıtlı kalmakla birlikte, Yunanistan Atina’daki otel yatırımıyla başlamak üzere kısa sürede bu payı %50’ler seviyesine getirmeyi hedefliyor. Holding çevresel ve toplumsal etkileri gözetme hassasiyetiyle uzun vadeli stratejileri şekillendiriyor, değer yaratma vizyonlarının en önemli adımının geleceği korumak olduğuna inanıyor.
Son Yazılar
- İZODER’DEN 6 ŞUBAT’IN YIL DÖNÜMÜNDE ÖNEMLİ HATIRLATMA Şubat 6, 2026
- SUDER Başkanı Selahattin Özüpek: “Deprem Dirençli Yapılar İçin Su Yalıtımı Hayati Bir Zorunluluktur” Şubat 6, 2026
- RMA Holding, Yatırımları ile Türkiye’ye Değer Katmaya Devam Ediyor! Şubat 5, 2026
- Hasmer Konya Ağır Ticari Araç Müşterilerine Özel Tesisinde Hizmete Başladı Şubat 5, 2026
- DAIKIN TÜRKİYE, THE ONE AWARDS’TA BEŞİNCİ KEZ “YILIN İTİBARLISI” SEÇİLEREK BÜYÜK ÖDÜLÜ KAZANDI Şubat 5, 2026
- Wilo Next Generation Programı Yeni Nesil Liderlerini Mezun Etti Şubat 5, 2026
- SPOINT İnşaat 2026’da güçlü mühendislik ve hızlı mobilizasyon ile büyüme hedefliyor Şubat 4, 2026
- Form Şirketler Grubu’nun eğitime uzanan eli, TEGV Ateşböceği Öğrenim Birimi ile çok sayıda çocuğun hayatına dokundu Şubat 4, 2026
- İŞ DÜNYASININ PRESTİJLİ ADRESİ KRİSTAL KULE’DE TESLİMLER BAŞLADI Şubat 4, 2026
- Aluform Pekintaş ve Kimpur’dan sürdürülebilir bir gelecek için güçlü iş birliği Şubat 4, 2026
- IC İçtaş İnşaat, Suudi Arabistan’ın En Büyük Yatırımlarından Birini Tamamladı Şubat 4, 2026
- Nippon Paint-Betek, Dijital Dönüşüm Yolculuğuna SAP S/4HANA Private Cloud ile Hız Verdi Şubat 4, 2026
- Yalıtım, Avantajlı Konut Kredilerinin Anahtarı Oldu Şubat 4, 2026
- Başak Akkoyunlu Design’dan Çeşme’de Hacimsel Zenginliği ve Modern Estetiği ile Dikkat Çeken Villa Tasarımı: Casa Uva Şubat 3, 2026
- YATIRIMLAR ODAĞINDA RÜZGAR EKOSİSTEMİNDE AR-GE YAKLAŞIMI: SORUNLAR, ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ETKİNLİĞİ DÜZENLENDİ Şubat 3, 2026
Trendler
GENEL1 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL1 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak
GENEL1 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi









