GENEL
Form Freva’nın Uluslararası Sertifika Başarısı İhracat Vizyonunu Güçlendirdi
Yayınlandı
19 saat önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Form Freva’nın TAY Serisi Açık Tip ve TY-SON Serisi Kapalı Tip Soğutma Kuleleri, Eurovent ve CTI Sertifikalarını Aldı
Form Şirketler Grubu’nun 2024 yılında bünyesine kattığı Form Freva, TAY serisi açık tip ve TY-SON serisi kapalı tip soğutma kuleleri ile kısa süre içinde uluslararası arenada yüksek öneme sahip, sektörün en saygın sertifikasyon programları arasında yer alan Eurovent ve CTI sertifikalarını alarak başarısını taçlandırdı. Bu gelişme, şirketin global pazarlardaki büyüme vizyonunu ve ihracat odaklı stratejisini güçlü biçimde ortaya koyuyor.
Modern Ar-Ge altyapısı ve mühendislik kabiliyetiyle öne çıkan Form Freva, enerji verimliliği ve su tasarrufu açısından optimize edilmiş soğutma kuleleri tasarlıyor. Kapalı ve açık çevrim ürün gamında yer alan sistemlerin termal performans verilerinin Eurovent ve CTI sertifikalarıyla uluslararası düzeyde doğrulanması, şirketin özellikle ihracat projelerinde rekabet gücünü önemli ölçüde artırıyor. Bu sertifikasyon süreci aynı zamanda Form Freva’nın ürün geliştirme, test ve kalite güvence altyapısının global standartlarla tam uyum içinde ilerlediğini de ortaya koyuyor. Şirket, bu yetkinliği sayesinde farklı coğrafyalardaki proje gereksinimlerine güvenle yanıt verebilecek bir konumda bulunuyor. Eurovent sertifikası Avrupa pazarında kalite ve performansın en önemli referanslarından biri olarak kabul edilirken, CTI sertifikası ABD başta olmak üzere global projelerde kritik bir standart niteliği taşıyor. Bu iki prestijli sertifikasyon, Form Freva’nın uluslararası projelerde tercih edilirliğini pekiştiren stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor.
“İhracat Hedeflerimiz Açısından Son Derece Değerli Bir Gelişme”
Grubun global büyüme vizyonu açısından süreci yorumlayan Form Endüstri Ürünleri Genel Müdürü Toni Timirci, “Form Freva ürünlerinden belli grupların kısa sürede Eurovent ve CTI sertifikalarını alması, grubumuzun teknolojiye, mühendisliğe ve kaliteye verdiği önemin güçlü bir göstergesi. Form Endüstri Ürünleri olarak, üretici ve satıcı kimliğimizle modern üretim tesislerimizde geliştirdiğimiz yerli üretimlerimiz ve global markalarla sunduğumuz çözümlerle sektörde uzun yıllara dayanan bir deneyime sahibiz. Form Freva’nın elde ettiği bu uluslararası başarıyı da grubumuzun mühendislik yetkinliğinin ve üretim vizyonunun doğal bir sonucu olarak görüyoruz. Bu gelişmenin, özellikle ihracat hedeflerimiz ve global pazarlardaki büyüme stratejimiz açısından son derece değerli olduğuna inanıyoruz.” açıklamasında bulundu.
“İhracat Odaklı Büyüme Stratejimizi Destekleyen Önemli Bir Adım”
Sertifikaların sektördeki belirleyici rolüne dikkat çeken Form Freva Genel Müdürü Toros Arslanyan, “Soğutma kuleleri; endüstriyel tesislerden hastanelere, AVM’lerden rezidanslara kadar geniş bir kullanım alanına sahip ve sistem performansında kilit rol oynayan ekipmanlar arasında yer alıyor. Bu nedenle termal performans değerlerinin Eurovent ve CTI gibi uluslararası programlarla sertifikalandırılmış olması hem yatırımcılar hem de projeciler açısından önemli bir güven unsuru. Yüksek kapasiteli soğutma ihtiyacının bulunduğu projelerde performans verileri ve enerji verimliliği kritik öneme sahip. Form Freva’nın sertifikalandırılmış ürün gamı, özellikle uluslararası pazarlarda şirketin konumunu güçlendiren ve ihracat potansiyelini artıran önemli bir rekabet avantajı sunuyor, bu sayede uluslararası projelerde daha güçlü bir varlık hedefliyoruz.” dedi.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
Enerji Tasarrufundan İklim Etkisine: 2026’ya Güçlü Bir Zemin
Yayınlandı
19 saat önce-
Şubat 18, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
NIPPON PAINT-BETEK / İNŞAAT GRUBU MARKA DİREKTÖRÜ Çağdaş Korkmaz
Nippon Paint-Betek, Dalmaçyalı markasıyla son 23 yılda 290 milyon m²’yi aşan ısı yalıtım uygulamasıyla milyonlarca hanenin sürdürülebilir yaşamına katkı sağlarken, 147 milyar TL’lik enerji tasarrufu ve 33 milyon ton eşdeğer sera gazı azaltımıyla çevresel etkiyi somut faydaya dönüştürdü. 2026’da enerji verimliliğini teşvik edecek finansal desteklerin devreye girmesiyle, doğru ürün-doğru kalınlık yaklaşımı ve bilimsel çalışmalar eşliğinde yalıtım uygulamalarının hız kazanması; ülkemizin enerji tasarrufu hedeflerine ve dışa bağımlılığın azaltılmasına önemli katkı sunacak.
Yalıtım sektörü 2025 yılını oldukça önemli adımlar atarak geride bıraktı. Özellikle uzun yıllardır güncellenmesi gündemde olan TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları Standardının yenilenerek 2025 Nisan ayında yürürlüğe girmesi, yalnızca sektörün gelişimi açısından değil, ülkemizin yapılarda enerji verimliliği alanında attığı en önemli adımlardan biri olarak öne çıkmaktadır. Ülke olarak enerjimizin yaklaşık %33’ünü yapılarda tüketirken, bu tüketimin %80’i ısıtma ve soğutma amaçlı kullanılmaktadır. Bu açıdan, yenilenen TS 825 standardı ile hedeflenen “U” ısı geçirgenlik katsayıları ile hem daha doğru ısı yalıtımı uygulamalarının önü açılmış, hem de ısıtmaya göre daha fazla maliyetli olan soğutmaya yönelik ısı yalıtımının önemi vurgulanmıştır. Standardın getirdiği en büyük etki, iklim bölgeleri açısından daha net sınırların oluşturulması ve ülkemizdeki ortalama ısı yalıtım kalınlıklarının 2-3 cm artması ile Avrupa ülkeleri seviyesine yaklaşması olmuştur. Bu düzenleme, yeni yapılarda enerji verimliliği uygulamalarının artmasının yanı sıra mevcut yapılar için de önemli bir referans oluşturarak, enerji verimliliği düşük olan ve yaklaşık %70’lik kısmı oluşturan yapı stokunun dönüşümü açısından kritik önem taşımaktadır.
Nippon Paint-Betek olarak başta Dalmaçyalı markamız ile 2003 yılından bu yana ülkemizde ısı yalıtımı ve enerji verimliliğinin gelişimine katkı sağlamaktayız. Son 23 yılda, yaklaşık 290 milyon m² ısı yalıtım sisteminin yapılarda kullanımını sağlayarak, 3 milyonu aşkın konutta 12 milyonun üzerinde yaşayan hane halkının sürdürülebilir ve verimli bir yaşam sürmesine destek olduk. Bu sayede, bugünkü değeri ile 147 milyar TL’lik doğalgaz tasarrufu ile ülke ekonomisine katkı sağlarken, aynı zamanda 33 milyon ton eşdeğer sera gazı salımının önüne geçerek çevrenin korunmasına da destek olduk.
2025 yılındaki bu gelişmelerin, başta 2026 olmak üzere sonraki yıllarda da ülkemizdeki enerji verimliliği dönüşümüne katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bu dönüşümün en doğru ürünler şekilde gerçekleşebilmesi için sahip olduğumuz ısı yalıtım sistem üreticisi kimliği ve altyapısını da geliştirerek, standartların yön gösterdiği şekilde doğru yerde doğru ürünleri konumlandırmaya devam edeceğiz. Aynı zamanda ısı yalıtımı alanında yapmış olduğumuz bilimsel çalışmalara da önümüzdeki yıl devam ederek, ısı yalıtım sistemlerinin önemi ile doğru yalıtım kalınlıklarının enerji tasarrufuna etkilerine yönelik halkımızı bilinçlendirmeyi sürdüreceğiz.
Özellikle 2026 yılında enerji verimliliğini ve ısı yalıtım uygulamalarını teşvik edecek finansal desteklerin devreye girmesiyle, ülke olarak hedeflediğimiz tasarruf seviyelerine ulaşmamız ve enerjide dışa bağımlılığımızı azaltmamız çok daha kolaylaşacaktır.
GENEL
TK Elevator: Kentsel Mobilitede Dijital ve Sürdürülebilir Yaklaşım
Yayınlandı
2 gün önce-
Şubat 17, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
TKE Türkiye CEO ARTUĞ ÖZEREN
TK Elevator (TKE) olarak, yürüyen merdiven ve kentsel mobilite çözümleri alanında şehir yaşamının güvenli ve kesintisiz akışını destekleyen bütüncül sistemler sunan bir teknoloji şirketiyiz. 160 yılı aşkın Alman mühendisliği mirasını, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odağında geliştirdiğimiz çözümlerle ileri taşıyarak, bugünün modern şehirlerinin temel altyapı bileşenlerinden biri olarak konumlanıyoruz.
Türkiye’de 1999 yılından bu yana faaliyet gösteriyoruz. Ülke genelindeki bölgesel organizasyonumuz ve yaygın servis ağımızla, konut, havalimanı, AVM, otellerden büyük ölçekli altyapı ve raylı sistem projelerine kadar geniş bir yelpazede hizmet vermekteyiz. Yalnızca ürün sağlayan bir yapıdan öte, kurduğumuz sistemlerin tüm yaşam döngüsü boyunca güvenli ve verimli şekilde çalışmasını hedefleyen bir mobilite çözüm ortağı yaklaşımını benimsiyoruz.
Ürün ve Hizmet Yapısı
Portföyümüz, asansörler, yürüyen merdivenler, yürüyen bantlar, ev ve engelli çözümleri ile buna ek olarak havalimanı yolcu biniş sistemlerini kapsıyor. Bu ürünler, güçlü bir servis, bakım ve modernizasyon yaklaşımıyla destekleniyor. Dijital çözümler ve veri temelli bakım modellerimiz sayesinde sistemlerin performansı sürekli izleniyor, operasyonel süreçler daha öngörülebilir hale geliyor.
Kentsel Dönüşüm ve EOX Platformu
Düşük ve orta katlı binalar için geliştirilen yeni nesil asansör platformumuz EOX, konut yapıları için dijitalleşme ve sürdürülebilirliği temel alan bir çözüm sunuyor. Avrupa’dan tedarik edilen ve doğuştan dijital olarak tasarlanan EOX, hızlı üretim, Avrupa kaynaklı olması sebebiyle hızlı sevkiyat ve en önemlisi montaj ve devreye alma süreçlerinde sağladığı pratiklikle öne çıkıyor.
Türkiye’de kentsel dönüşüm projelerinin artan önemiyle birlikte, EOX platformumuzla özellikle konut segmentinde dijital altyapının daha erişilebilir hale gelmesini hedefliyoruz. Enerji verimliliği, uzaktan izleme ve proaktif bakım sistemimiz hem kullanıcı deneyimini hem de bina yönetim süreçlerini destekleyen unsurlar arasında yer alıyor.
Dijitalleşme ve Akıllı Sistemler
TK Elevator’ın dijitalleşme stratejisinin merkezinde, bulut tabanlı IoT platformu MAX bulunuyor. Bu platform sayesinde asansör ve yürüyen merdiven sistemlerimiz, performans verilerini sürekli izleyerek bakım süreçlerinin daha planlı ve öngörülebilir şekilde yürütülmesine olanak tanıyor.
Şirket yaklaşımımızda dijitalleşme, kullanıcıların doğrudan etkileşime girdiği bir teknoloji olmaktan ziyade, arka planda çalışan ve hayatı kolaylaştıran bir altyapı olarak konumlanıyor. Böylece hem operasyonel verimlilik hem de kullanıcı güvenliği destekleniyor.
Sürdürülebilirlik ve Uzun Vadeli Vizyon
Sürdürülebilirlik, uzun vadeli stratejimizin temel bileşenlerinden biri. Bu kapsamda enerji verimliliği yüksek sistemler, uzun ömürlü ürün tasarımları ve modernizasyon çözümlerimizle çevresel etkiyi azaltmaya yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Yukarıda bahsettiğimiz EOX ürünümüz tamamen çevresi kendi enerjisini kendi üreten fabrikalarda üretiliyor.
Sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir başlık olarak değil aynı zamanda ekonomik ve operasyonel değer yaratan bir yaklaşım olarak ele alıyoruz. Bu doğrultuda, kaynakların verimli kullanımını ve sistemlerin yaşam döngüsü boyunca optimize edilmesini önceliklendiriliyoruz.
İnsan Kaynağı ve Sektörel Katkı
TK Elevator’da teknolojik gelişmeler kadar nitelikli insan kaynağının da sektörün geleceği açısından belirleyici olduğuna inanıyoruz. Teknik ekiplerin eğitimi, saha süreçlerinin standardizasyonu ve dijital araçlarla desteklenmesi, montaj ve montaj sonrası servis kalitesini sürdürülebilir şekilde artırmayı hedefleyen başlıca çalışma alanlarımız arasında yer alıyor.
Önümüzdeki dönemde mesleki eğitim alanındaki gençlere yönelik projelerle sektörün uzun vadeli gelişimine katkı sağlamayı amaçlıyoruz.
GENEL
Mitsubishi Electric: Entegre Teknolojilerle Sanayinin ve Binaların Geleceğini Şekillendiriyor
Yayınlandı
2 gün önce-
Şubat 17, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Mitsubishi Electric Türkiye Başkan Yardımcısı Kerem Ongan
Mitsubishi Electric, uzaydan fabrikaya, enerjiden bina teknolojilerine uzanan geniş uzmanlık alanını Türkiye’de fabrika otomasyonu, iklimlendirme, bina sistemleri ve uzay teknolojileriyle konumlandırıyor. “One-stop solutions” yaklaşımı, güçlü mühendislik kabiliyeti ve Döngüsel Dijital Mühendislik vizyonu sayesinde projelerin tüm yaşam döngüsünü kapsayan, sürdürülebilir ve entegre çözümlerle rakiplerinden ayrışıyor.
- Şirketinizin faaliyet gösterdiği ana iş kollarını ve marka yapılanmanızı, bugün geldiğiniz nokta itibarıyla nasıl tanımlarsınız? Bu yapı içinde sizi rakiplerinizden ayrıştıran temel unsurlar nelerdir?
Mitsubishi Electric olarak, 120’den fazla ülkede faaliyetleri olan global bir şirketiz. 100 yılı aşkın deneyim birikimimiz ve dünya çapında 150 bine yakın çalışanımızla uzay sistemleri, ulaşım sistemleri, enerji sistemleri, yarı iletkenler ve cihazlar, fabrika otomasyon sistemleri ve klima sistemleri gibi birçok farklı alanda yaşama dokunan teknolojiler üretiyoruz.
Türkiye’de ise 2012 yılından bu yana fabrika otomasyon sistemleri, klima sistemleri, asansör ve yürüyen merdiven teknolojilerini içeren bina sistemleri ve uzay sistemleri alanlarında faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.
İş yapış anlayışımızın merkezinde; müşteri memnuniyeti ve iş ortaklarımızla kurduğumuz güvene dayalı, uzun soluklu iş birlikleri yer alıyor. İhtiyaçları doğru analiz eden, sahadan gelen geri bildirimleri ürün ve hizmet geliştirme süreçlerimize entegre eden ve kalıcı değer yaratmayı hedefleyen bir yaklaşım benimsiyoruz. Bu sayede, değişen beklentilere hızla uyum sağlayan, sürdürülebilir çözümler sunabiliyoruz.
Artan mühendislik kabiliyetimiz ve operasyonel kapasitemizle hem lokal hem de ihracat pazarlarındaki varlığımızı istikrarlı biçimde genişletiyoruz. Projelerin daha en başında sunduğumuz teknik danışmanlıkla başlayan; tasarım, sistem entegrasyonu, devreye alma, bakım ve operasyonel destek aşamalarına kadar uzanan “one-stop solutions” yaklaşımımızla, iklimlendirme, otomasyon, asansör ve yürüyen merdiven, enerji ve bina teknolojilerini entegre ederek projelerin tüm yaşam döngüsünü bütünsel bir bakış açısıyla yönetiyoruz.
Öte yandan, Türk sanayisinin dijital üretim çağındaki rekabet gücünü artırmayı stratejik bir sorumluluk olarak görüyoruz. “Döngüsel Dijital Mühendislik” yaklaşımımızla, üretim süreçlerini uçtan uca dijitalleştirmeyi, iç ve dış paydaşlarımız arasında sürekli bir iyileştirme döngüsü oluşturmayı, veriyi merkeze alarak çevresel etkileri azaltmayı ve sürdürülebilir büyümeyi desteklemeyi hedefliyoruz.
Bugün geldiğimiz noktada dijitalleşme, Türkiye’nin küresel rekabet gücü açısından bir tercih değil, zorunluluk. Biz Mitsubishi Electric Türkiye olarak, insan odağını, sürdürülebilirliği ve esnek üretim anlayışını merkeze alan bu dönüşüm sürecinde, sanayinin geleceğine yön veren çözümlerimizle uzun vadeli rekabetçiliği güçlendirmeyi amaçlıyoruz.
- 2025 yılını hem sektörünüz hem de şirketiniz özelinde nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu dönemde karşılaştığınız başlıca fırsatlar ve zorluklar neler oldu?
2025 yılını, stratejik önceliklerimiz doğrultusunda güçlü bir performansla geride bıraktığımızı söyleyebilirim. Müşterilerimizle kurduğumuz güvene dayalı ve sürdürülebilir ilişkiyi, her zaman olduğu gibi önümüzdeki dönemde de büyüme stratejilerimizin merkezine alacağız.
Küresel ölçekte yaşanan ekonomik dalgalanmaları, üretim ve tedarik zincirlerinde oluşabilecek riskleri sektörümüz açısından her zaman dikkatle yönetilmesi gereken başlıklar olarak görüyorum. Ancak doğru politikaların hayata geçirilmesi ve iş dünyasını destekleyen yapısal adımların atılması ile 2026 yılında Türkiye ekonomisinin daha dengeli ve güçlenen bir görünüme kavuşacağına inanıyorum.
- Sektörde yaşanan güncel dönüşümler ışığında, 2026 yılına dair öngörülerinizi paylaşır mısınız? Belirlediğiniz stratejik hedefler doğrultusunda hangi alanlarda daha yoğun çalışmalar yürütmeyi planlıyorsunuz?
Global ölçekte benimsediğimiz sürdürülebilir üretim, kalite ve hizmet anlayışımız pazardaki konumumuzu güçlendiriyor. Sektörde yaşanan dönüşümün ürün teknolojilerinin yanı sıra müşteri beklentilerinin değişimi, enerji verimliliği ihtiyacı ve uzun vadeli değer yaratma yaklaşımıyla birlikte ele alınması gerektiğine inanıyoruz. 2026 yılında kısa vadeli kazanımlar yerine kalıcı ve dengeli bir büyüme perspektifini merkeze alıyoruz.
Stratejik hedeflerimiz, sistematik şekilde pazar verilerini analiz eden, müşteri ihtiyaçlarını odağına alan ve fiyat-performans dengesini gözeterek uzun vadede sürdürülebilir kârlılık sağlayan bir yapı üzerine kurulu. Mitsubishi Electric Türkiye olarak, bu yaklaşımımızın müşterilerimiz ve iş ortaklarımız için uzun vadeli değer yaratacağına inanıyoruz.
Öte yandan Manisa’da faaliyet gösteren grup şirketimiz Mitsubishi Electric Turkey Klima Sistemleri Üretim A.Ş.’nin (MACT) ikinci fabrika kurulumu da tamamlandı ve faaliyetlerine başladı. Bu gelişme de genel merkezimizin Türkiye ekonomisine ve ülkemizin üretim gücüne duyduğu güvenin güçlü bir yansıması.
- 2026 yılı için ihracat tarafında odaklandığınız yeni coğrafyalar ve pazarlar hangileri olacak? Mevcut pazarlarda izlemeyi planladığınız yeni büyüme ve konumlanma stratejileriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu kapsamda, ihracata yönelik ürün geliştirme ve yatırım planlarınız bulunuyor mu?
AR-GE merkezlerimizin ürün geliştirme yaklaşımı, rekabette önemli avantajlarımızdan biri. Avrupa’daki AR-GE merkezlerimizle yakın iş birliği içinde çalışarak ürün portföyümüzü sürekli güncelliyor, yeni teknolojilerle donatılmış çözümlerimizi müşterilerimize ulaştırıyoruz. Farklı coğrafyaların teknik gerekliliklerine ve kullanım alışkanlıklarına uygun olarak, pazara özel, yüksek verimlilik sağlayan ve uzun vadeli değer yaratan lider markalardan biriyiz.
- Sürdürülebilirlik ve çevre politikaları şirketinizin uzun vadeli vizyonunda nasıl bir yere sahip? Bugüne kadar hayata geçirdiğiniz sosyal sorumluluk projeleriniz ile önümüzdeki dönemde planladığınız yeni çevresel ve sürdürülebilirlik odaklı projelerinizden bahsedebilir misiniz?
Doğa üzerindeki etkimizi ve biyolojik çeşitlilik stratejimizi bütüncül bir çerçevede ele alıyoruz. Çalışmalarımızı “Nature Positive (Doğa Pozitif)” yaklaşımı doğrultusunda şekillendiriyor; doğayı yalnızca korunması gereken bir alan olarak değil, teknolojik inovasyon ile sürdürülebilir büyümenin birlikte ilerleyebileceği stratejik bir odak noktası olarak konumlandırıyoruz. Bu bakış açımız uzun vadeli değer yaratma anlayışımızın temel yapı taşlarından biri.
2050 Çevresel Sürdürülebilirlik Vizyonumuz kapsamında, “net sıfır” hedefiyle faaliyetlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu doğrultuda 2031 yılına kadar fabrikalarımız ve ofislerimizde, 2051 yılına kadar ise tüm değer zincirimizde net sıfır sera gazı emisyonuna ulaşmayı hedefliyoruz. Çevre dostu ürünlerimiz ve ileri teknoloji çözümlerimizle faaliyet gösterdiğimiz tüm sektörlerde sürdürülebilir dönüşüme katkı sağlamayı önceliklendiriyoruz. Bu vizyonun somut örneklerinden biri, Mitsubishi Electric’in Japonya’daki Genel Merkezi bünyesinde yer alan ve 2020 yılında tamamlanan sıfır enerjili SUSTIE® binası. Net Zero Energy Building konseptiyle hayata geçirdiğimiz bu yapı, sürdürülebilirliğin teknolojiyle nasıl ölçülebilir bir değere dönüştürülebileceğini de ortaya koyuyor.
Sürdürülebilirliği yalnızca çevresel etkiyle sınırlı görmüyoruz. Topluma değer katmak ve geleceğe yatırım yapmak, kurumsal kültürümüzün ayrılmaz bir parçası. Türkiye’de 30’u aşkın devlet üniversitesine yönelik fabrika otomasyon sistemlerine yönelik ekipman ve klima bağışı destekleriyle eğitime katkı sağlıyor; gençlerin kariyer gelişimini desteklemek amacıyla mentorluk programları, staj ve işe alım süreçleriyle yeni yetenekleri şirketimize dahil ediyoruz.
Çalışan hakları, kapsayıcılık ve etik tedarik zinciri yönetimi de sürdürülebilirlik yaklaşımımızın temel unsurları arasında yer alıyor. Kadın çalışan ve yönetici oranlarını artırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Mitsubishi Electric Türkiye’de kadın çalışan oranı %32 seviyesine ulaşırken, bu oran son dört yılda yaklaşık %25 artış gösterdi. Finans, insan kaynakları ve ERP gibi kritik fonksiyonlarda kadın çalışan oranının %50 ve üzerine çıkması, bu alandaki kararlı duruşumuzun önemli bir göstergesi.
Sosyal sorumluluk alanında da sivil toplum kuruluşlarıyla anlamlı iş birlikleri geliştiriyoruz. KAÇUV (Kanserli Çocuklara Umut Vakfı) ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği kapsamında, çalışma arkadaşlarımızın gönüllü katkıları ve şirketimizin de desteğiyle çocukların hayatına dokunan bir çalışmaya imza attık. Ayrıca Koruncuk Vakfı iş birliğiyle, aramıza yeni katılan çalışma arkadaşlarımıza “hoş geldin” sertifikaları sunarak sosyal faydayı kurum kültürümüzün bir parçası haline getiriyoruz. Önümüzdeki dönemde de bu tür iş birliklerini güçlendirerek sürdürmeyi hedefliyoruz.
- Son olarak, iletmek istediğiniz veya özellikle altını çizmek istediğiniz bir mesajınız ya da yakın döneme ilişkin önemli bir duyurunuz var mı?
Mitsubishi Electric, sürdürülebilirliği yalnızca bir hedef değil; tüm iş yapış biçiminin ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyor. Global 2050 Çevresel Sürdürülebilirlik Vizyonumuz doğrultusunda, enerji tasarrufunu önceliklendiren uygulamalara yöneliyoruz. Sosyal ve çevresel unsurları stratejimize entegre ederek sürdürülebilir büyüme modeli izliyor, sorumlu adımlar atmak için çalışıyoruz.
Enerji verimliliği ve çevre mevzuatına tam uyum sağlamak amacıyla, bütüncül ve sistematik bir yaklaşımla çalışıyoruz. Paris İklim Anlaşması, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenlemesi gibi uluslararası çerçevelerle uyumlu çözümler geliştiriyor; Avrupa Birliği standartlarını yakından takip ediyoruz. Bu alandaki regülasyonları ve dönüşüm ihtiyaçlarını odağına alan, yalnızca bu konuya odaklanan özel bir ekibimiz bulunuyor. Ayrıca sürdürülebilirlik alanında şeffaflığı ve hesap verebilirliği temsil eden CDP (Carbon Disclosure Project) gibi uluslararası girişimleri de aktif olarak destekliyoruz.
Global ölçekte yürüttüğümüz üniversite iş birliklerine ek olarak, Mitsubishi Electric Açık İnovasyon Merkezi bünyesinde; sürdürülebilirlik başta olmak üzere dijital dönüşüm, tedarik zinciri ve altyapı alanlarında yenilikçi projeler geliştiriyoruz. Her yıl farklı üniversitelerden yeni mezun genç mühendisleri bünyemize katarak, bilgi birikimimizi geleceğe taşıyacak insan kaynağına yatırım yapıyoruz.
Bununla birlikte, çevresel sorumluluğu günlük iş pratiklerimizin bir parçası haline getirmeye de önem veriyoruz. Kurum içinde kullanılmayan kablolar, elektronik ekipmanlar ve atık mobil cihazların doğaya yeniden kazandırılması amacıyla başlattığımız geri dönüşüm çalışmaları kapsamında, bu malzemeleri toplayarak anlaşmalı geri dönüşüm firmalarına teslim ediyoruz.
Önümüzdeki dönemde de Mitsubishi Electric olarak, global bilgi birikimimizi yerel ihtiyaçlarla buluşturan; teknolojiyi, sürdürülebilirliği ve toplumsal faydayı ortak zeminde buluşturan çözümlerle geleceği bugünden inşa etme hedefiyle yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz.
Son Yazılar
- Koramic Yapı Kimyasalları: Yerli Üretim Gücüyle Bütüncül Yapı Çözümleri Şubat 18, 2026
- Sistem Alüminyum: Katma Değerli Üretimle Küresel Alüminyum Ekosisteminde Güçleniyor Şubat 18, 2026
- Tremco CPG: Yapılarda Entegre Çözümlerle Temelden Çatıya Güven İnşa Ediyor Şubat 18, 2026
- PERI ile Kalıp ve İskele Sektöründe Sürdürülebilir ve Dijital Dönüşüm Şubat 18, 2026
- Enerji Tasarrufundan İklim Etkisine: 2026’ya Güçlü Bir Zemin Şubat 18, 2026
- Form Freva’nın Uluslararası Sertifika Başarısı İhracat Vizyonunu Güçlendirdi Şubat 18, 2026
- TK Elevator: Kentsel Mobilitede Dijital ve Sürdürülebilir Yaklaşım Şubat 17, 2026
- Pimapen: 44 Yıldır Türkiye’de Pencerenin Standardını Belirleyen Marka Şubat 17, 2026
- Kayalar Kimya: Ar-Ge ile Güçlenen, Sürdürülebilirlikle Büyüyen 50 Yıl Şubat 17, 2026
- Mitsubishi Electric: Entegre Teknolojilerle Sanayinin ve Binaların Geleceğini Şekillendiriyor Şubat 17, 2026
- Borusan Cat: Çok Markalı, Uçtan Uca ve Sahaya Dokunan Bir Çözüm Ekosistemi Şubat 17, 2026
- 70 Yılı Aşkın Entegre Güç: Çuhadaroğlu’nun Alüminyumda Uçtan Uca Uzmanlığı Şubat 17, 2026
- Dijitalleşme, Verimlilik ve Maliyet Etkinlik Ekseninde Doka Türkiye’nin Yol Haritası Şubat 17, 2026
- Banyo ve Mutfakta Yeni Standart: Sürdürülebilir Konfor Şubat 17, 2026
- Legrand Türkiye Grubu, Enerji Verimliliği Odaklı Akıllı Çözümlerle Sürdürülebilir Geleceğe Değer Katıyor Şubat 16, 2026
Trendler
GENEL1 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL1 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak









