RÖPORTAJ
Tremco CPG: Yapılarda Entegre Çözümlerle Temelden Çatıya Güven İnşa Ediyor
Yayınlandı
5 ay önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Tolga Aycı Tremco CPG Türkiye İş Geliştirme Müdürü
RPM International bünyesinde faaliyet gösteren Tremco CPG; sızdırmazlık, yalıtım, pasif yangın koruma ve zemin sistemleri gibi kritik yapı ihtiyaçlarını tek çatı altında sunan entegre çözüm modeliyle sektörde ayrışıyor. Yüksek performanslı ürün portföyü ve lider markalarıyla, yapıların güvenliğini, dayanıklılığını ve uzun ömürlü performansını odağına alıyor.
- Şirketinizin faaliyet gösterdiği ana iş kollarını ve marka yapılanmanızı, bugün geldiğiniz nokta itibarıyla nasıl tanımlarsınız? Bu yapı içinde sizi rakiplerinizden ayrıştıran temel unsurlar nelerdir?
Tremco CPG, New York Borsası’na kote, kimyasallar alanında global bir üretici holding olan RPM International’ın, yapı malzemeleri alanında uzmanlaşmış bir iş koludur.
Tremco CPG olarak, bir yapının temelden çatıya kadar ihtiyaç duyduğu sızdırmazlık, izolasyon ve yalıtım, yapıştırma, pasif yangın koruma, zemin kaplama, beton koruma ve onarım gibi uygulamalara yönelik yüksek performanslı yapı malzemeleri üretiyoruz. Bu alanlarda illbruck, Flowcrete, Nullifire, Vandex, Tremco, Dryvit ve Nudura gibi sektöründe lider markaları bünyemizde barındırıyoruz.
Bizi rakiplerimizden ayıran iki temel unsur; sektörde az görülen şekilde, bir yapının temelden çatıya kadar tüm ihtiyaçlarını kapsayan entegre çözümleri tek bir tedarikçi olarak sunabilme kapasitemiz ve Tremco CPG dünyasına satın alma yoluyla dahil edilen yeni marka ve ürünlerle “entegre çözüm sunan tek tedarikçi” konumumuzu sürekli olarak güçlendirmemizdir.
- 2025 yılını hem sektörünüz hem de şirketiniz özelinde nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu dönemde karşılaştığınız başlıca fırsatlar ve zorluklar neler oldu?
2025 yılı, hem sektörümüz hem de şirketimiz açısından zorlu koşulların hâkim olduğu bir yıl olsa da, büyüme hedeflerimizi tutturduğumuz ve iş birliklerimizi güçlendirdiğimiz bir dönem oldu. Maliyet baskıları ve pazardaki temkinli duruş önemli zorluklar yaratırken; entegre çözümlere olan talebin artması, sürdürülebilirlik odaklı projeler ve tek tedarikçiyle çalışma eğilimi önemli fırsatlar sundu. Doğru segmentlere odaklanarak ve güçlü ürün portföyümüzle, zorlu şartlara rağmen büyümenin hâlâ mümkün olduğunu gördük.
Türkiye’de inşaat kalitesinin yükselmesine yönelik toplumsal talep ve enerji, deprem, yangın gibi kritik yapı yönetmeliklerinin global standartlarla uyumlu hale getirilmesiyle birlikte, inşaat malzemelerine yaklaşım da köklü şekilde değişti. Bugün yapı malzemeleri yalnızca bir maliyet kalemi olarak değil; yapının performansını, dayanıklılığını, güvenliğini ve kullanım ömrünü doğrudan etkileyen stratejik bir yatırım unsuru olarak değerlendiriliyor. Özellikle yangın güvenliği, su ve ısı yalıtımı, uzun ömür ve mevzuata uyum gibi başlıklar, proje kararlarında belirleyici kriterler haline geldi. belirleyici hale geldi. Bu dönüşüm, yüksek performanslı ve sistem bazlı çözümler sunan firmalar için önemli bir büyüme alanı yaratıyor. Tremc CPG, bu dönüşümün en etkili taraflarından biridir.
- Sektörde yaşanan güncel dönüşümler ışığında, 2026 yılına dair öngörülerinizi paylaşır mısınız?
2026 yılına baktığımızda, sektördeki dönüşümlerin daha net hale geleceğini öngörüyoruz. Türkiye’de ve global pazarlarda yükselen inşaat kalitesi beklentisi; sürdürülebilirlik ve dayanıklılık kriterleriyle birleşerek, performans ve sistem bazlı çözümler sunabilen, global ölçekte kalite standardı konumlandırılan tedarikçilere olan yönelimi artıracak. Enerji verimliliği, yangın güvenliği, su ve ısı yalıtımı gibi kritik alanlarda standartlar daha da sıkılaşacak ve bu alanlara yatırım yapan firmalar için önemli fırsatlar yaratacak.
- Belirlediğiniz stratejik hedefler doğrultusunda hangi alanlarda daha yoğun çalışmalar yürütmeyi planlıyorsunuz?
Belirlediğimiz stratejik hedefler doğrultusunda, önümüzdeki dönemde özellikle yapı kabuğu, yalıtım, su ve ısı izolasyonu, pasif yangın güvenliği ve zemin çözümleri alanlarında yoğun çalışmalar yürütmeyi planlıyoruz. Bu alanlarda sunduğumuz yüksek performanslı ve sistem bazlı çözümlerle, hem mevcut müşterilerimizin ihtiyaçlarını daha iyi karşılamayı hem de yeni projelerde fark yaratmayı hedefliyoruz.
- 2026 yılı için ihracat tarafında odaklandığınız yeni coğrafyalar ve pazarlar hangileri olacak?
Türkiye organizasyonumuz, bölge coğrafyasının merkezi konumundadır. Balkanlar, Stan ülkeleri, Azerbaycan ve İsrail pazarları Türkiye organizasyonu tarafından başarıyla yönetilmektedir. 2026 yılı için ihracat tarafında bu bölgelerde varlığımızı derinleştirmeyi ve yeni fırsatları değerlendirmeyi planlıyoruz.
- Sürdürülebilirlik ve çevre politikaları şirketinizin uzun vadeli vizyonunda nasıl bir yere sahip?
Bu alanda öne çıkan firmalardan biri olan Tremco CPG Europe, sürdürülebilirlik performansını bağımsız ve küresel ölçekte kabul görmüş EcoVadis değerlendirme sistemiyle düzenli olarak ölçümlüyor. Şirketimiz,2025 yılında Ecovadis Gümüş Madalya almaya hak kazandı. Bu başarı, kimyasal ürün üreticileri arasında Tremco CPG’nin ilk %15’lik dilime girdiğini gösteriyor. 2026 yılında ise,şahsi olarak, Tremco CPG’nin, belirlenen yeni sürdürülebilirlik hedeflerine yaklaşarak bu kategorinin üstüne çıkacağını düşünüyorum.
Bunları da Beğenebilirsin
RÖPORTAJ
Enerji Verimliliğinden Yaşayan Ekosistemlere: Katma Değerli Teknolojiler ve İnsan Sağlığı
Yayınlandı
4 hafta önce-
Haziran 22, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Selçuk Akmaz Türkiye Sağlık Vakfı Genel Sekreteri
Saygıdeğer Yapı Malzeme Dergisi okurları ve İnşaat Zirvesi Türkiye 2026’nın kıymetli katılımcıları,
Türkiye Sağlık Vakfı olarak, insan sağlığının yalnızca hastane koridorlarında korunan bir olgu olmadığına; aksine ömrümüzün büyük bir kısmını geçirdiğimiz yaşam alanlarında, evlerimizde ve ofislerimizde şekillendiğine inanıyoruz. Sektörün en değerli buluşma noktalarından biri olan Construction Summit Türkiye (CST) vesilesiyle sizlere seslenirken, “koruyucu hekimlik” anlayışının binalarımızın temelinden, duvarlarındaki yalıtıma ve kullanılan enerji modeline kadar uzanan bütüncül bir vizyon gerektirdiğini vurgulamak isterim.
Bugün dünya, sadece binaları inşa etmeyi değil, onları “nasıl daha verimli ve sağlıklı yaşatabileceğimizi” tartışıyor. Bu yılın özel dosya konusu olan “Enerji Verimliliği Kapsamında Yeni Nesil Ürünler ve Yenilikçi Teknolojiler”, tam da bu noktada insan sağlığı ile çevre ekosistemini birbirine bağlayan köprü niteliğindedir. Gerçek katma değerli çözümler, sadece faturayı düşüren değil; içinde yaşayan insanın biyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarına proaktif olarak yanıt veren çözümlerdir.
Sürdürülebilirlik ve Enerji Verimliliği: Sağlığın Yeni Temeli
Yapı sektörümüzün, ekolojik ayak izini küçültmek adına döngüsel ekonomi prensiplerini benimsemesi ve geri dönüşümlü malzemelere yönelmesi harika bir başlangıçtır. Ancak “katma değerli çözüm” vizyonu, bunun bir adım ötesine geçmeyi zorunlu kılıyor.
Yeni nesil projelerde enerji verimliliği; karbon emisyonunu azaltırken, iç mekân hava kalitesini ve yaşam konforunu maksimize eden bir optimizasyon süreci olarak ele alınmalıdır. Enerjiyi verimli kullanırken insanı hapseden değil, nefes alan ve tazeleyen yapılar inşa etmek, geleceğin müteahhitlik vizyonunun en temel sorumluluğudur.
Duvarların Ötesi: Enerji Tasarruflu Sensör Ağları ve Yaşayan Evler
Geleceğin akıllı yeşil binalarında verimlilik ve sağlık, gelişen nanoteknoloji ve sensör ağları sayesinde tek bir potada eriyor. Artık akıllı sistemleri kaba elektronik kutular olarak görmüyoruz.
- Boya Seviyesinde Akıllı Sensörler: Duvar yüzeylerine mikron düzeyinde uygulanan yeni nesil nano-sensörler; ısı, nem, ışık ve havadaki zararlı gaz seviyelerini anlık olarak ölçebiliyor.
- Akıllı Havalandırma ve Enerji Optimizasyonu: Bu sensör ağı, evdeki iklimlendirme sistemleriyle entegre çalışarak sadece ihtiyaç anında devreye giriyor. Örneğin, odadaki karbondioksit veya nem oranı (küf riski) yükseldiğinde havalandırmayı lokal olarak çalıştırıyor; ideal seviyeye ulaşıldığında ise sistemi durdurarak devasa bir enerji tasarrufu sağlıyor.
- Koruyucu Sağlık Etkisi: Bu otonom yönetim, astım, alerji ve solunum yolu hastalıklarını tetikleyen unsurları daha oluşmadan engellerken, gereksiz enerji tüketiminin de önüne geçiyor.
Sektörün Ufkunu Genişletecek “Sağlık ve Verimlilik” Odaklı Malzemeler
İnşaat sektörünün radarında hızla yükselen, hem enerji verimliliğine doğrudan hizmet eden hem de insan sağlığını maksimum seviyede koruyan yenilikçi teknolojilere dikkatinizi çekmek isterim:
- Faz Değiştiren Malzemeler (PCM): Geleneksel yalıtımın ötesine geçen bu malzemeler, ortam sıcaklığı arttığında ısıyı emerek erir, düştüğünde ise ısıyı yayarak katılaşır. Bu pasif iklimlendirme özelliği, klima ve kalorifer kullanımını minimuma indirerek ciddi bir enerji verimliliği sağlarken, ani ısı değişimlerinin bağışıklık sistemi üzerindeki negatif etkilerini ortadan kaldırır.
- Fotokatalitik Yüzeyler ve Boyalar: İç mekân veya güneş ışığıyla reaksiyona girerek havadaki bakteri, virüs ve uçucu organik bileşikleri (VOC) parçalayan bu materyaller, binaları adeta kendi kendini temizleyen birer hava filtresine dönüştürür.
- Biyolojik Kendi Kendini Onaran Beton: İçindeki özel bakteriler sayesinde mikro çatlakları suyla temas anında kalsiyum karbonat üreterek kapatan bu teknoloji, binanın yapısal ömrünü uzatır. En büyük sağlık faydası ise; sızıntıları önleyerek, “Hasta Bina Sendromu”nun (Sick Building Syndrome) en büyük tetikleyicisi olan gizli küf ve mantar oluşumunu kökten engellemesidir.
- Misel (Mantar) Bazlı Organik Biyomalzemeler: Kusursuz bir ısı ve ses yalıtımı sunan bu tamamen organik materyaller, geleneksel sentetik köpüklerin yaydığı mikroplastik ve kimyasal gaz salınımını sıfıra indirir.
Geleceği Birlikte İnşa Edelim
Saygıdeğer sektör profesyonelleri ve değerli müteahhitlerimiz; inşa ettiğiniz her yapı, tasarladığınız her yalıtım sistemi ve tercih ettiğiniz her yeni nesil teknoloji aslında toplum sağlığına yazılmış birer reçetedir.
Türkiye Müteahhitler Birliği ana partnerliğinde gerçekleşen bu değerli zirvede de görüyoruz ki; teknoloji ve vizyon birleştiğinde hem doğayı korumak hem de insanı iyileştiren alanlar yaratmak mümkündür. Türkiye Sağlık Vakfı olarak, enerji verimliliğini ve insan sağlığını odağına alan bu akıllı dönüşüm yolculuğunda sizlerle iş birliği yapmaktan ve “katma değerli, önce sağlık” diyen her yenilikçi projeyi desteklemekten büyük memnuniyet duyacağız.
Sağlıkla, verimlilikle ve güvenle inşa edilen yarınlara…
Selçuk Akmaz
Türkiye Sağlık Vakfı Genel Sekreteri
RÖPORTAJ
Form Endüstri Tesisleri Enerji Verimliliğinde Sistem Bütünlüğüne Dikkat Çekiyor
Yayınlandı
4 hafta önce-
Haziran 22, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Form Endüstri Ürünleri Genel Müdürü Toni Timirci
İklimlendirme sektöründe enerji verimliliği artık yalnızca cihaz verimiyle değil, sistem bütünlüğü, akıllı kontrol teknolojileri ve ısı geri kazanımıyla birlikte değerlendiriliyor. Uzmanlara göre düşük karbonlu bina hedeflerinde ısı pompası çözümleri ve yenilenebilir enerji entegrasyonu belirleyici rol oynuyor.
- Türkiye’de yeni yapı projelerinde iklimlendirme sistemlerinin enerji verimliliği kriterleri belirlenirken hangi ulusal ve uluslararası standartlar öncelikli olarak dikkate alınıyor? Mevcut yönetmeliklerin uygulamadaki etkinliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’de yeni yapı projelerinde iklimlendirme sistemlerinin enerji verimliliği kriterleri belirlenirken hem ulusal mevzuat hem de uluslararası standartlar birlikte değerlendiriliyor. Özellikle son yıllarda Avrupa Birliği’nin “Yeşil Mutabakat” hedefleri ve karbon azaltım politikaları, Türkiye’deki düzenlemeleri de doğrudan etkiliyor. Öncelikli ulusal düzenlemelerin başında Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği geliyor. Bu yönetmelik; bina kabuğu, HVAC sistemleri, otomasyon, yenilenebilir enerji entegrasyonu ve enerji kimlik belgesi süreçlerini tanımlayan temel çerçeve niteliğinde. Ruhsat aşamasında kullanılan BEP-TR hesaplama sistemi de bu yönetmeliğe dayanıyor.
Bunun yanında özellikle şu standartlar sektör açısından belirleyici durumda:
TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları: Türkiye’de enerji verimliliğinin temelini oluşturan standartlardan biri. Isı kayıp-kazanç hesapları, iklim bölgeleri ve bina kabuğu performansı açısından kritik rol oynuyor.
ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi: Özellikle büyük ticari yapılar, oteller, hastaneler ve endüstriyel tesislerde enerji yönetimi yaklaşımını sistematik hale getiriyor. Türkiye’de de giderek daha fazla referans alınmaya başlandı.
ASHRAE Standards: Özellikle uluslararası yatırımcıların bulunduğu projelerde ASHRAE 90.1 (enerji verimliliği), ASHRAE 62.1 (iç hava kalitesi ve havalandırma) ve ASHRAE 55 (termal konfor) çok yaygın kullanılıyor.
EN 378 Refrigerating Systems and Heat Pumps: Isı pompaları ve soğutucu akışkan güvenliği açısından Avrupa normlarında önemli bir referans.
Eurovent Certification Programmes: Özellikle cihaz performans doğrulaması ve gerçek kapasite/verim güvenilirliği açısından yatırımcıların önem verdiği bir sistem haline geldi.
LEED Green Building Rating System ve BREEAM: Her ne kadar doğrudan mevzuat olmasa da premium ofis, otel ve karma kullanım projelerinde HVAC enerji performansı kriterlerini ciddi şekilde yönlendiren sertifikasyon sistemleri olarak öne çıkıyor.
Uygulamadaki etkinlik açısından bakıldığında ise Türkiye’nin mevzuat altyapısının aslında oldukça gelişmiş olduğu söylenebilir.
- Ürün portföyünüzde öne çıkan enerji verimli çözümler nelerdir? Isı pompaları, akıllı kontrol sistemleri, yenilenebilir enerji entegrasyonları ve hibrit çözümler açısından hangi ürünleriniz farklılaşıyor?
Bugün iklimlendirme sektöründe enerji verimliliği artık yalnızca cihaz verimiyle değil; sistem bütünlüğü, akıllı kontrol, karbon azaltımı ve sürdürülebilir işletme yaklaşımıyla değerlendiriliyor. Bu doğrultuda ürün portföyümüzde özellikle yüksek sezonsal verimlilik sağlayan, düşük karbonlu ve akıllı bina altyapılarına entegre olabilen çözümler öne çıkıyor. Ürün gamımızda olan soğutma grupları, ısı pompaları, klima santralleri (AHU), fancoil üniteleri, ısı geri kazanım cihazları, paket klima sistemleri ve soğutma kulelerinin tamamını yüksek verimlilik odağıyla çalışıyoruz.
Özellikle ısı pompası teknolojileri tarafında Form, Türkiye’de sektörün öncü firmalarından biri olarak uzun yıllardır önemli projelere imza atıyor. Hava kaynaklı, su kaynaklı ve toprak kaynaklı ısı pompası çözümlerinde sahip olduğumuz mühendislik altyapısı, uygulama deneyimi ve geniş referans portföyü sayesinde; otellerden hastanelere, ticari binalardan endüstriyel tesislere kadar birçok farklı yapıda yüksek verimli sistemler hayata geçiriyoruz. Özellikle su kaynaklı ve toprak kaynaklı ısı pompası uygulamalarında Türkiye’de gerçekleştirilen ilk öncü projeler arasında yer alan çok sayıda referansımız bulunuyor. Bu projeler, hem enerji verimliliği hem de sürdürülebilir bina yaklaşımı açısından sektörde önemli örnekler oluşturdu. Deniz suyu, yeraltı suyu ve toprak kaynaklarının kullanıldığı sistemlerle fosil yakıt tüketiminin azaltılması, düşük karbonlu bina hedeflerinin desteklenmesi ve işletme maliyetlerinin minimize edilmesi sağlandı. Bunun yanında 4 borulu ve ısı geri kazanımlı ısı pompası çözümleri, enerji verimliliği açısından öne çıkan teknolojiler arasında yer alıyor. Oteller, karma kullanım projeleri, AVM’ler, hastaneler, ofisler ve endüstriyel tesisler gibi yapılarda aynı anda bağımsız ısıtma ve soğutma ihtiyacının oluştuğu senaryolarda bu sistemler önemli avantaj sağlıyor. 4 borulu ve ısı geri kazanımlı sistemler sayesinde eş zamanlı ısıtma ve soğutma istenen mahal gruplarında %100’e yakın ısı geri kazanımı mümkün hale gelirken toplam enerji tüketimi ve işletme maliyetleri önemli ölçüde düşürülebiliyor. Özellikle otel projelerinde kullanım sıcak suyu üretimi ile oda soğutmasının aynı anda yapılabilmesi, ticari binalarda farklı cephelerin bağımsız yük ihtiyaçlarının karşılanabilmesi ve endüstriyel tesislerde proses kaynaklı atık enerjinin yeniden kullanılabilmesi bu sistemlerin en önemli avantajları arasında bulunuyor. Yüksek sezonsal verimlilik değerleri, inverter kontrollü çalışma yapısı, gelişmiş otomasyon altyapısı ve yenilenebilir enerji entegrasyonuna uygun yapısıyla ısı geri kazanımlı ısı pompası sistemleri bugün düşük karbonlu ve sürdürülebilir bina tasarımlarının en önemli bileşenlerinden biri haline geliyor.
- Türkiye’de mevcut yapı stokunun iklimlendirme altyapısını enerji performansı açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Kentsel dönüşüm, renovasyon ve ticari bina modernizasyon süreçlerinde enerji verimli iklimlendirme sistemleri ve ısı pompaları ne ölçüde öncelik kazanıyor?
Türkiye’de mevcut yapı stokuna baktığımızda iklimlendirme altyapısının önemli bir bölümünün enerji verimliliği açısından güncel standartların gerisinde kaldığını görüyoruz. Özellikle eski binalarda sabit hızlı, düşük verimli sistemler ve fosil yakıt temelli çözümler yaygın olduğu için enerji tüketimi yüksek seviyelerde kalıyor. Bu da hem işletme maliyetlerini artırıyor hem de karbon emisyonlarını yükseltiyor. Kentsel dönüşüm ve renovasyon süreçleri bu açıdan önemli bir fırsat alanı yaratıyor. Yeni yapılan projelerde enerji performansı artık daha fazla dikkate alınıyor ve yüksek verimli iklimlendirme sistemleri daha erken aşamada tasarıma dahil ediliyor. Ancak mevcut yapıların dönüşümünde en kritik konu, yatırım maliyeti ile işletme tasarrufu arasındaki denge oluyor. Bu noktada ısı pompaları ve enerji verimli iklimlendirme çözümleri giderek daha fazla öncelik kazanıyor. Özellikle doğal gaz ve geleneksel kazan sistemlerinin yerine geçen ısı pompaları hem ısıtma hem soğutma ihtiyacını tek sistemle karşılayarak önemli bir avantaj sağlıyor. Enerji fiyatlarının artması ve sürdürülebilirlik hedeflerinin daha görünür hale gelmesi de bu dönüşümü hızlandırıyor.
Ticari bina modernizasyonlarında ise bina otomasyon sistemleriyle entegre çalışan akıllı iklimlendirme çözümleri öne çıkıyor. Bu sistemler, mevcut altyapıya entegre edilerek enerji tüketimini optimize ediyor ve kısa-orta vadede geri dönüş sağlayan yatırımlar haline geliyor. Genel olarak bakıldığında, enerji verimli iklimlendirme sistemleri artık bir tercih olmaktan çıkıp dönüşüm projelerinde giderek daha fazla zorunluluk haline geliyor. Özellikle pandemi sonrası dönemde enerji verimliliği ile iç hava kalitesinin birlikte değerlendirilmesi, yüksek verimli havalandırma sistemlerine olan ilgiyi daha da artırdı. Bununla birlikte Türkiye’de hala dönüşüm hızının olması gereken seviyenin altında olduğunu söylemek mümkün. Finansman modelleri, enerji performans teşvikleri, karbon regülasyonları ve teknik bilinç düzeyi arttıkça renovasyon projelerinde yüksek verimli HVAC sistemlerinin ve ısı pompalarının çok daha hızlı yaygınlaşacağını düşünüyoruz. Önümüzdeki dönemde özellikle düşük karbonlu bina yaklaşımı, elektrifikasyon, yenilenebilir enerji entegrasyonu ve net sıfır bina hedefleri doğrultusunda mevcut yapı stokunun dönüşümünde enerji verimli iklimlendirme sistemleri çok daha stratejik bir rol üstlenecek.
- Şirketinizin iklimlendirme sektöründeki konumunu ve rekabet avantajlarını nasıl tanımlarsınız? Son bir yıl içerisinde hangi stratejik yatırımlar, teknolojik dönüşümler veya yeni ürün gruplarıyla büyüme sağladınız?
Bu soruya kurumsal bir bakışla yanıt verdiğimizde, iklimlendirme sektöründeki konumumuzu “sistem çözüm sağlayıcısı ve mühendislik odaklı teknoloji firması” olarak tanımlamak daha doğru olur. Yalnızca ürün tedarik eden bir yapıdan ziyade; proje tasarımı, doğru ürün seçimi, sistem optimizasyonu, devreye alma, üretim ve işletme verimliliği dahil olmak üzere uçtan uca çözüm sunan entegre bir yapıdan bahsediyoruz. Bu noktada en önemli rekabet avantajlarımızdan biri, üretim kabiliyetimizin şirket bünyesinde yer almasıdır. İzmir’de bulunan üretim tesisimiz sayesinde birçok ürün grubunu yerli imkanlarla tasarlayıp üretebiliyor, Ar-ge departmanımızla özel çözümler geliştiriyor ve kalite kontrol süreçlerini doğrudan yönetebiliyoruz. Bu yerli üretim yapısı hem tedarik sürekliliği hem de esneklik açısından önemli bir avantaj sağlarken, aynı zamanda maliyet ve lojistik yönetiminde de güçlü bir kontrol imkanı sunuyor. Rekabet avantajımızın temelinde üç ana unsur bulunuyor: uzmanlık, geniş ürün portföyü ve üretim gücü ile desteklenen güçlü referans ağı.
- Yurt içi ve yurt dışı pazarlarda büyüme stratejiniz nasıl şekilleniyor? Özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı, karbon nötr hedefler ve enerji dönüşümü süreçleri ihracat stratejinizi nasıl etkiliyor?
Form Endüstri Ürünleri olarak büyüme stratejimizi hem yurt içinde hem de yurt dışında yüksek verimli ve entegre iklimlendirme çözümleri sunma yaklaşımı üzerine kuruyoruz. Bugün Form Grup olarak 40’tan fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Eurovent sertifikalı Form AHU ve Form Fancoil cihazlarımızın yanı sıra, yüksek verimli WSHP- Su Kaynaklı Isı Pompaları ve Form FHR serisi ısı geri kazanım cihazlarımızla farklı pazarlarda aktif olarak yer alıyoruz. Ayrıca hijyen standartlarının kritik önem taşıdığı projeler için geliştirdiğimiz, TÜV sertifikalı Form Hijyenik klima santrallerimizle de sağlık ve temiz oda uygulamalarına yönelik çözümler sunuyoruz. Bununla birlikte, Eurovent ve CTI sertifikasyon süreçlerini tamamladığımız Form Freva marka; TAY Serisi Açık Tip ve TY-SON Serisi Kapalı Tip Soğutma Kulelerimiz ile Ecodesign kriterlerine uyumlu, Eurovent sertifikalı ve Lennox lisansıyla İzmir fabrikamızda Form güvencesiyle üretilen Rooftop, paket klima çözümlerimizle oldukça geniş bir ürün gamına sahibiz. Tüm bu ürün ve çözümlerimizle farklı coğrafyalarda iş ortaklarımıza yalnızca ürün değil, aynı zamanda uzun vadeli çözüm ortaklığı sunuyoruz. Öncelikli ihracat pazarlarımız arasında Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ile CIS ve Türki Cumhuriyetler yer alıyor. Özellikle Avrupa pazarı; yüksek enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve sertifikasyon gereklilikleri nedeniyle ürün geliştirme ve yatırım stratejilerimizi doğrudan şekillendiriyor. Bu doğrultuda Eurovent, CTI ve TÜV SÜD gibi uluslararası sertifikasyon süreçlerine sürekli yatırım yapıyor, ürünlerimizi global standartlara tam uyumlu hale getiriyoruz.
Avrupa Yeşil Mutabakatı ve karbon nötr hedefler ise ihracat stratejimizin merkezinde konumlanıyor. Günümüzde yalnızca ürün performansı değil; enerji verimliliği, karbon ayak izi ve ürünlerin yaşam döngüsü boyunca çevresel etkileri de karar süreçlerinde belirleyici hale geliyor. Bu nedenle düşük GWP’li çözümler, ısı pompaları, ısı geri kazanım sistemleri ve yüksek verimli HVAC ürünlerini portföyümüzde daha güçlü şekilde konumlandırıyoruz. Bu yaklaşım doğrultusunda Form Endüstri Ürünleri olarak, Türkiye’nin iklimlendirme alanındaki küresel rekabet gücünü daha ileri taşımayı ve stratejik olarak belirlediğimiz pazarlarda sürdürülebilir ihracat büyümesini sağlamayı hedefliyoruz. 2030 karbon nötr hedefimiz kapsamında ise üretim süreçlerimizin yenilenebilir enerji ile desteklenmesi, enerji verimliliğinin artırılması ve çevre dostu ürün portföyümüzün daha da genişletilmesi yönünde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
- Türkiye’de iklimlendirme sektörünün geleceğinde hangi teknolojilerin öne çıkacağını düşünüyorsunuz? Isı pompaları, hidrojen destekli sistemler, enerji depolama entegrasyonları veya farklı alternatifler konusunda öngörüleriniz nelerdir?
Türkiye’de iklimlendirme sektörünün geleceğinde en güçlü eğilimin enerji verimliliği, sistem entegrasyonu ve elektrifikasyon ekseninde şekillendiğini görüyoruz. Bu çerçevede ısı pompaları en kritik teknolojilerden biri olarak öne çıkıyor. Hem ısıtma hem soğutma ihtiyacını tek sistem üzerinden karşılayabilmeleri, yenilenebilir enerjiyle uyumlu yapıları ve düşük karbon salımıyla birlikte sektörün dönüşümünde merkezi bir rol üstleniyorlar.
Buna paralel olarak bina otomasyon sistemleri ve yapay zeka destekli kontrol altyapıları daha da önem kazanıyor. Sistemlerin gerçek zamanlı veriye göre yönetilmesi, enerji tüketimini optimize ederken işletme maliyetlerini düşürüyor ve konfor seviyesini artırıyor. Özellikle büyük ölçekli ticari yapılarda bu dijital kontrol katmanı artık standart hale gelmeye başlıyor. Enerji depolama entegrasyonları da giderek daha fazla gündeme geliyor. Güneş ve diğer yenilenebilir kaynaklarla birlikte çalışan HVAC sistemlerinde depolama çözümleri, enerji sürekliliğini ve verimliliği destekleyen önemli bir tamamlayıcı haline geliyor. Bu yaklaşım, özellikle değişken enerji üretiminin olduğu yapılarda sistem stabilitesi açısından kritik rol oynuyor. Hidrojen destekli sistemler ise daha çok uzun vadeli bir teknoloji olarak değerlendirilebilir. Altyapı, maliyet ve yaygın kullanım açısından gelişim sürecine ihtiyaç duysa da enerji dönüşümünün bir parçası olarak gelecekte daha fazla gündeme gelmesi bekleniyor.
- Son olarak, sektöre, yatırımcılara ve okuyucularımıza enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve yeni nesil iklimlendirme çözümleri konusunda vermek istediğiniz mesaj nedir?
Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik artık çevresel bir tercihin ötesinde, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluk haline geldi. İklimlendirme sektörü de bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Bugün alınan her karar hem işletme maliyetlerini hem de karbon ayak izini doğrudan etkiliyor. Bu noktada ısı pompası teknolojileri, yüksek verimli sistemler ve akıllı kontrol çözümleri sektörün geleceğini belirliyor. Enerjiyi daha verimli kullanan, yenilenebilir kaynaklarla entegre çalışabilen ve dijital olarak optimize edilen sistemler hem yatırım geri dönüşünü hızlandırıyor hem de uzun vadeli sürdürülebilirlik sağlıyor. Sektöre ve yatırımcılara en önemli mesajımız şu olur: artık “en düşük ilk yatırım maliyeti” yaklaşımı yerine “toplam sahip olma maliyeti ve enerji performansı” odağıyla hareket etmek gerekiyor. Doğru tasarlanmış ve doğru seçilmiş sistemler, uzun vadede çok daha yüksek ekonomik ve çevresel fayda sağlıyor. Son kullanıcılar açısından enerji verimliliği yüksek sistemlere yönelmek, bireysel tasarruf sağlamanın yanı sıra daha sürdürülebilir bir gelecek için doğrudan katkı anlamına geliyor. İklimlendirme sektörünün geleceği, daha az enerji tüketen, daha akıllı ve daha çevreci çözümlerle şekilleniyor.
RÖPORTAJ
Baymak’tan Enerji Dönüşümüne Güçlü Katkı: “Geleceğin İklimlendirme Çözümlerini Geliştiriyoruz”
Yayınlandı
4 hafta önce-
Haziran 22, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Ülkü Özcan Baymak Genel Müdürü
Sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve dijitalleşmeyi büyüme stratejisinin merkezine alan Baymak, ısı pompası teknolojileri başta olmak üzere çevreci ürün yatırımlarını hızlandırıyor.
- Sektördeki konumunuzu ve rekabet avantajlarınızı nasıl tanımlarsınız? Markanızın son bir yıl içerisindeki stratejik gelişim alanları neler oldu? Yurt içi ve yurt dışı pazarlarda büyüme stratejiniz nasıl şekilleniyor? Önümüzdeki döneme ilişkin öncelikli hedefleriniz nelerdir?
Baymak olarak iklimlendirme sektöründe köklü geçmişimiz, güçlü mühendislik altyapımız ve müşteri odaklı yaklaşımımızla Türkiye’nin lider markaları arasında yer alıyoruz. Sektördeki rekabet avantajımızı; enerji verimliliği yüksek ürün portföyümüz, sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımımız, yaygın satış ve servis ağımız ile uluslararası tecrübemiz oluşturuyor. Özellikle değişen tüketici beklentilerine hızlı adapte olabilen yapımız ve yenilikçi teknolojilere yaptığımız yatırımlar, bizi farklılaştıran temel unsurlar arasında bulunuyor.
Son bir yıl içerisinde stratejik olarak özellikle sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve dijitalleşme alanlarına odaklandık. Isı pompası teknolojileri başta olmak üzere çevre dostu ürün gruplarımızı güçlendirirken, operasyonel süreçlerimizde dijital dönüşüm projelerine hız verdik. Müşteri deneyimini geliştirmeye yönelik yatırımlarımızı artırırken, ürün ve hizmet kalitemizi sürekli ileri taşımaya devam ettik.
Yurt içi pazarda büyüme stratejimizi; yüksek verimli ve çevreci ürünlere yönelik artan talebi karşılamak, bayi ve servis ağımızı daha da güçlendirmek ve tüketicilerimize yenilikçi çözümler sunmak üzerine şekillendiriyoruz. Yurt dışında ise BDR Thermea Group’un global gücünden aldığımız sinerjiyle mevcut pazarlardaki konumumuzu güçlendirirken, yeni pazarlarda büyüme fırsatlarını değerlendiriyoruz. Özellikle enerji dönüşümünün hız kazandığı bölgelerde sürdürülebilir iklimlendirme çözümlerimizle daha güçlü bir varlık göstermeyi hedefliyoruz.
Önümüzdeki dönemde önceliğimiz, sürdürülebilir büyümeyi destekleyen yenilikçi ürün ve teknolojilere yatırım yapmaya devam etmek olacak. Karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlayan çözümler geliştirmek, enerji verimliliği yüksek ürünlerimizi daha geniş kitlelerle buluşturmak ve müşteri memnuniyetini en üst seviyede tutmak temel hedeflerimiz arasında yer alıyor. Baymak olarak; hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda değer yaratan, sektöre, enerji dönüşümüne yön veren ve geleceğin iklimlendirme çözümlerini geliştiren bir marka olma vizyonumuz doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
- Ürün portföyünüzde öne çıkan enerji verimli çözümler hangileri? Yapılarda doğru ürün ve sistem seçimi yapılırken hangi teknik ve ekonomik kriterler göz önünde bulundurulmalı? Projelerde tercih edilen ürünlerinizin, kullanıcıya sağladığı uzun vadeli avantajlar nelerdir? Satış sonrası hizmetlerinizin müşteri memnuniyetine etkisini nasıl ölçümlüyorsunuz?
Enerji verimliliğini ve sürdürülebilirliği ürün geliştirme stratejimizin merkezine konumlandırıyoruz. Bu kapsamda özellikle ısı pompası sistemlerimiz, yoğuşmalı kombilerimiz, yüksek verimli kazan çözümlerimiz ve yenilenebilir enerji sistemleriyle entegre çalışabilen ürün gruplarımız öne çıkıyor. Düşük enerji tüketimiyle yüksek performans sağlayan bu çözümler hem bireysel kullanıcıların hem de ticari yapıların enerji maliyetlerini azaltmalarına katkı sağlıyor.
Yapılarda doğru ürün ve sistem seçimi yapılırken öncelikle binanın kullanım amacı, iklim koşulları, enerji ihtiyacı, yalıtım seviyesi ve yaşam döngüsü maliyetleri gibi teknik kriterlerin detaylı şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. Bunun yanında ilk yatırım maliyetinin yanı sıra işletme giderleri, bakım ihtiyacı, enerji tasarruf potansiyeli ve sistemin uzun vadeli verimliliği de göz önünde bulundurulmalı. Günümüzde yalnızca satın alma maliyetine odaklanan yaklaşımlar yerine toplam sahip olma maliyetini esas alan çözümler daha fazla önem kazanıyor.
Projelerde tercih edilen ürünlerimiz kullanıcılarımıza uzun vadede birçok avantaj sunuyor. Yüksek enerji verimliliği sayesinde işletme maliyetlerinin düşürülmesi, çevresel etkilerin azaltılması, uzun ömürlü kullanım, güvenilir performans ve yüksek konfor seviyesi bunların başında geliyor. Ayrıca gelişmiş kontrol sistemleri ve akıllı teknolojiler sayesinde kullanıcılar enerji tüketimlerini daha etkin şekilde yönetebiliyor ve sistem performansını optimize edebiliyor.
Satış sonrası hizmetler ise müşteri deneyiminin en kritik unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor. Baymak olarak yaygın yetkili servis ağımız ve müşteri odaklı hizmet anlayışımızla kullanıcılarımızın ihtiyaçlarına hızlı ve etkin çözümler sunuyoruz. Müşteri memnuniyetini düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz geri bildirim çalışmaları, hizmet kalite değerlendirmeleri, çağrı merkezi performans analizleri ve müşteri memnuniyeti skorları üzerinden ölçümlüyoruz. Elde ettiğimiz verileri sürekli iyileştirme süreçlerimize dahil ederek hizmet kalitemizi ve müşteri deneyimini daha da ileri taşımayı hedefliyoruz.
- Sürdürülebilirlik stratejinizin temel yapı taşları nelerdir? 2025 ve sonrası için sürdürülebilirlik vizyonunuz nasıl şekilleniyor? Karbon ayak izi azaltımı ve döngüsel ekonomi konularında ne tür çalışmalar yürütüyorsunuz? Bugüne kadar hayata geçirdiğiniz çevresel ve sosyal sorumluluk projelerinden öne çıkanlar hangileri? Bu kapsamda başarı hikâyelerinizden birini bizimle paylaşır mısınız?
Sürdürülebilirliği çevresel bir sorumluluğun ötesinde iş yapış biçimimizin odağı olarak görüyoruz. Sürdürülebilirlik stratejimiz; enerji verimliliği yüksek ürünler geliştirmek, karbon emisyonlarını azaltmak, kaynakların verimli kullanımını teşvik etmek ve toplumsal fayda yaratmak olmak üzere dört temel yapı taşı üzerine kurulu. İklimlendirme sektörünün enerji dönüşümündeki kritik rolünün bilinciyle hem kendi operasyonlarımızda hem de müşterilerimize sunduğumuz çözümlerde sürdürülebilirlik odağını güçlendiriyoruz.
2025 ve sonrasında sürdürülebilirlik vizyonumuz, düşük karbonlu ekonomiye geçişi destekleyen teknolojilere yatırım yapmak ve enerji dönüşümüne katkı sağlayan ürünlerimizin yaygınlaşmasını hızlandırmak üzerine şekilleniyor. Özellikle fosil yakıtlara bağımlılığı azaltan ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla uyumlu çalışan ısı pompası teknolojilerinin yaygınlaştırılmasını stratejik önceliklerimiz arasında görüyoruz. Bununla birlikte operasyonel süreçlerimizde enerji verimliliğini artırmaya, dijitalleşme uygulamalarını yaygınlaştırmaya ve çevresel etkilerimizi daha etkin şekilde yönetmeye devam ediyoruz.
Karbon ayak izinin azaltılması konusunda üretim ve operasyon süreçlerimizde enerji verimliliği odaklı uygulamaları hayata geçirirken, ürün portföyümüzde de daha düşük emisyon değerlerine sahip teknolojilere ağırlık veriyoruz. Döngüsel ekonomi yaklaşımı kapsamında ise kaynak kullanımını optimize etmeye, atık oluşumunu azaltmaya ve geri dönüşüm süreçlerini destekleyen uygulamaları yaygınlaştırmaya yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Ürünlerin yaşam döngüsü boyunca çevresel etkilerini azaltacak tasarım ve geliştirme süreçlerine yatırım yapmayı sürdürüyoruz.
Sosyal sorumluluk alanında ise eğitim, bilinçlendirme ve toplumsal gelişimi destekleyen projeleri önceliklendiriyoruz. Sektörün geleceğine katkı sunacak teknik eğitim çalışmaları, mesleki gelişim programları ve enerji verimliliği farkındalığını artırmaya yönelik projeler bu kapsamda öne çıkıyor. Aynı zamanda çalışanlarımızın gönüllülük faaliyetlerine katılımını teşvik ederek sürdürülebilirlik kültürünün kurum içinde ve dışında yaygınlaşmasına katkı sağlıyoruz.
Bu alandaki önemli başarı hikayelerimizden biri, enerji verimliliği ve düşük karbonlu dönüşümü destekleyen ısı pompası çözümlerimizin yaygınlaşması oldu. Son yıllarda bu alana yaptığımız yatırımlar sayesinde hem bireysel kullanıcıların hem de ticari işletmelerin daha düşük enerji tüketimiyle daha yüksek verim elde etmelerine katkı sağladık. Böylece kullanıcılarımızın enerji maliyetlerini azaltırken, karbon emisyonlarının düşürülmesine de somut katkı sunduk. Baymak olarak sürdürülebilir büyüme yaklaşımımız doğrultusunda çevresel ve toplumsal değer yaratmaya devam edeceğiz.
Son Yazılar
- Bosch Condens 1200W Ailesi Genişliyor: Küçük Ölçülerde Yüksek Kapasite ve Tasarruf Bir Arada Temmuz 17, 2026
- E.C.A. EMAR A.Ş.’DEN GENÇ İKLİMLENDİRMECİLERE KARİYER REHBERLİĞİ Temmuz 17, 2026
- Ravago Bina Çözümleri, Bitümex Samba ile su yalıtımında yeni bir standart oluşturuyor Temmuz 17, 2026
- Akçansa Yeni Yönetimi, Gelecek Dönem Stratejisini Yatırımcılarla Paylaştı Temmuz 17, 2026
- Yaz aylarında artan gürültü, yaşam alanlarında akustik konfor ihtiyacını öne çıkarıyor Temmuz 16, 2026
- Hisense Türkiye’nin Büyüme Yolculuğuna Güçlü Atama: Ticari Direktörlük Görevine Ekin Doğan Çomak Getirildi Temmuz 16, 2026
- Geleceğin şehirlerini görünmeyen altyapılar şekillendirecek Temmuz 16, 2026
- Türk Ytong’un 5 fabrikası enerjisini güneşten alacak Temmuz 16, 2026
- Dünyanın En Büyük Panel Radyatör Tesisinden 50’den Fazla Ülkeye İhracat Temmuz 16, 2026
- Türkiye’nin ilk Yap-İşlet-Devret enerji depolama projesi için imzalar atıldı Temmuz 16, 2026
- Üçay Mühendislik, Toplam Bedeli 1,34 Milyar TL’yi Aşan İki Sözleşmeye İmza Attı Temmuz 16, 2026
- Türkiye’deki üretim gücünü artıran Çimsa, CAC kapasitesini son 2 yılda 3 katına çıkardı Temmuz 16, 2026
- Geleceğin Liderlerine Alarko İmzası: Alarko MBA ve Yenibirlider Programları Yeni Mezunlarını Verdi Temmuz 14, 2026
- Mental Design Works, World Architecture Festival (WAF) 2026’da Üç Kategoride Finalist Oldu! Temmuz 14, 2026
- Ağ Altyapılarında Verimlilik, Legrand LCS3 Bakır Kablolar ile Yükseliyor Temmuz 14, 2026
Trendler
GENEL2 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL2 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak









