ÇCSİB Başkan Yardımcısı Akçay: “Kur seviyesi doğru belirlenirse tedarik fırsatlarını avantaja çevirebiliriz” - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

ÇCSİB Başkan Yardımcısı Akçay: “Kur seviyesi doğru belirlenirse tedarik fırsatlarını avantaja çevirebiliriz”

Yayınlandı

-

Uluslararası çimento endüstrisinin buluşma noktası olan INTERCEM’in İstanbul’da düzenlenen konferansının açılışını gerçekleştiren Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği (ÇCSİB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Abdulhamit Akçay, “Kızıldeniz’deki gemi geçişlerinin savaş nedeniyle Ümit Burnu’na kayması, süre ve maliyeti artırdı. Türkiye bu noktada güvenli ve öngörülebilir bir tedarikçi olarak küresel çimento sektörü için büyük bir avantaj sağlıyor. Ancak kur seviyesinin doğru belirlenememesi nedeniyle rekabet ettiğimiz ülkelerin agresif fiyat politikaları karşısında zorluk yaşıyoruz” dedi.

Dünyanın en büyük çimento endüstrisi konferanslarından biri olan INTERCEM, dokuzuncu kez İstanbul’da düzenleniyor. Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği’nin (ÇCSİB) iş birliğiyle 11-12 Eylül tarihlerinde yapılan etkinliğin açılışını gerçekleştiren ÇCSİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Abdulhamit Akçay, dünyadaki jeopolitik ve ekonomik gelişmelerin sektöre etkisi ile Türkiye’nin küresel çimento sektöründeki stratejik rolüne dikkat çekti.

“Güvenlik sorunları geçiş sürelerini ve maliyetleri artırıyor”
Avrupa’da ve Orta Doğu’da devam eden savaşın dünya ticaretine etkilerine değinen Akçay, “Avrupa’da yeniden artan gerilim, enerji piyasalarında ve lojistikte bir süredir görülen rahatlamanın pek de sürdürülebilir olmadığını gösteriyor. Orta Doğu’da yaşanan savaş ise küresel ticaretin can damarlarını tehdit etmeye devam ediyor. Özellikle küresel deniz ticaretinin yüzde 15’inin gerçekleştiği Süveyş Kanalı gibi son derece kritik olan bir su yolunda oluşan güvenlik sorunları, uluslararası ticaretin akışını ciddi anlamda sekteye uğrattı. Öyle ki geçtiğimiz yıl Aralık ayı itibarıyla artan saldırılar neticesinde Süveyş Kanalı’ndaki gemi trafiği yüzde 50 azaldı. Aynı dönemde seyahat sürelerinin 10 ila 15 gün daha uzun, maliyetlerin yaklaşık 1 milyon dolar daha fazla olduğu Ümit Burnu’ndaki ticari gemi geçişlerinde ise yüzde 125 artış yaşandı” dedi.

“Türkiye lojistik kabiliyeti ve kapasitesiyle öne çıkıyor”
Lojistikte yaşanan sorunların güvenli ve öngörülebilir bir tedarikçi olan Türkiye için avantaj sağladığına dikkat çeken Akçay şöyle devam etti; “Süveyş Kanalı’nın savaş, Panama Kanalı’nın ise iklim değişikliğinden olumsuz etkilendiği bu dönemde, yakından ve güvenli tedarik sağlayabilen Türkiye’nin stratejik önemi daha iyi anlaşıldı. Çünkü Türkiye’den ABD’nin doğu yakasına yapılan taşımacılık 17 ila 22 gün arasında değişirken Uzak Doğu’dan yapılan taşımacılıkta bu süre 45 güne kadar çıkabiliyor. Aslında Akdeniz havzasında Türkiye ile benzer özelliklere sahip başka ülkeler de var ama gerek kapasite gerekse lojistik kabiliyet açısından ülkemiz öne çıkıyor. Transit sürelerimizin Kızıldeniz’deki gibi riskli, Ümit Burnu’ndaki gibi uzun olmaması, lojistik altyapımızın güçlü ve esnek yapısı, müşterilerimizin planlamalarını daha sağlıklı yapmalarına ve tedarik zincirlerinin kesintisiz işlemesine olanak tanıyor.”

“Rahatlama 2026’yı bulacak”
Global ekonomik gelişmelere de değinen Akçay, “Çin ekonomisinde devam eden yavaşlama ve bu ülkenin ekonomisindeki ana dinamiklerden biri olan gayrimenkul sektöründeki kriz, küresel talep dinamiklerini olumsuz yönde etkiliyor. Önemli bir ithalatçı olan Çin’in büyüme beklentilerinin sürekli olarak düşmesi, sadece bulunduğu bölgeye değil, küresel ekonomiye de etki ediyor. Diğer taraftan ABD’de FED’in faiz politikalarına dair belirsizlikler ve yaklaşan seçimlerin yarattığı siyasi atmosfer, ekonomik öngörüleri zorlaştırıyor. Avrupa’da ise faiz indirimine gidilmesi ekonomik aktivitenin canlanması adına olumlu bir adım olsa da küresel ölçekteki belirsizlikler nedeniyle etkileri ilk etapta sınırlı kalabilir. Piyasalarda yaşanan karamsarlığın 2025 itibarıyla yavaş yavaş sona ereceğini, 2026 itibarıyla ise rahatlamaya evrileceğini öngörüyorum. Tabii bu tablo, jeopolitik sorunların daha da derinleşmemesi kaydıyla oluşacaktır” diye konuştu.

“En büyük sorunumuz kur seviyesinin doğru belirlenememesi”
Akçay, Akdeniz bölgesinden yapılan çimento ihracatının yarısından fazlasını, dünya genelindeki çimento ihracatının ise yüzde 13’ünü tek başına gerçekleştiren Türk çimento sektörünün küresel ekonomik gelişmelerden nasıl etkilendiğini ise şu sözlerle anlattı; “Çin’deki yavaşlamadan dolayı o bölgedeki tedarikçilerin hedef pazarlarımıza kaymaya başlaması, savaş veya politik gerilimlerden dolayı bazı pazarlarımıza yönelik ihracatın tamamen durması veya azalması performansımızı olumsuz etkiledi. Her ne kadar geçtiğimiz yıllara göre enerji fiyatları daha makul seviyelere gelmiş olsa da enerjideki dışa bağımlılığımız nedeniyle de birtakım zorluklar yaşamaktayız. En büyük sorunumuz ise Türk lirasının çok güçlü olması yani kur seviyesinin doğru belirlenememesi. Rekabet ettiğimiz ülkelerin agresif fiyat politikaları karşısında zorluk yaşıyoruz. Küresel gelişmelerden kaynaklı olarak ihracatta yaşanan durgunluğun etkisini ve üretim fazlasını da göz önünde bulundurduğumuzda bu yılı yaklaşık 1,2 milyar dolarlık ihracatla kapatacağımızı öngörüyoruz. Gerekli düzenlemeler yapılmadığı takdirde önümüzdeki yıl için de ancak benzer bir rakama ulaşabiliriz. Miktar bazında ise önümüzdeki yıl yüzde 10’luk bir artış yaşanabilir.”

İç piyasa hakkında da bilgi veren Akçay, özellikle deprem bölgesindeki yeniden yapılanma ve riskli bölgelerdeki kentsel dönüşüm süreci dolayısıyla güçlü bir talep olduğunu ancak artan faizler ve sıkı para politikası nedeniyle imalatta düşüş, talepte ise bir miktar soğuma beklediklerini ifade etti.

Sektörün gündemindeki tüm konular ele alınacak
Akçay, açılış konuşmasının ardından ‘Türk Çimento Sektörüne Genel Bakış’ başlıklı bir sunum da yaptı. ÇCSİB’in yurt içi ve yurt dışı faaliyetlerini sürdürdüğü Turkish Cement markasıyla yer aldığı etkinlikte bu yıl, ‘deniz taşımacılığı’, ‘ithalat ve ihracat pazarları’, ‘alternatif yakıtlar ve çevre dostu uygulamalar’, ‘dijital dönüşüm’, ‘sürdürülebilir çimento üretimi’, ‘enerji verimliliği ve karbon ayak izini azaltma’ ile ‘iklim değişikliğiyle mücadelede çimento endüstrisinin rolü’ konuları ele alınıyor.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Bosch Home Comfort Grup, zorlu pazar ortamında konumunu korudu 

Yayınlandı

-

Satın almanın ardından küresel varlık güçlendi 

  • Bosch Home Comfort Grubu, zorlu pazar ortamında konumunu korudu: 2025 yılı için ön satışlar 4,4 milyar Euro’ya ulaştı, bu da bir önceki yıl seviyesinde (yeni satın alınan birimler hariç) istikrarlı bir seyir izlediğini gösteriyor.
  • Avrupa’daki alt segmentlerde büyüme: ısı pompaları ve iklimlendirme sistemlerinde önemli pazar payı kazanımları.
  • Satış ağı genişletildi: ABD’deki US Air Conditioning şirketinin satın alınması bölgesel satışları güçlendiriyor.

Almanya – Kuzey Amerika’da azalan talep ve Avrupa’da devam eden belirsizliğin hâkim olduğu zorlu pazar ortamında, Bosch Home Comfort Grubu 2025 yılında önemli stratejik ilerlemeler kaydetti. Şirket, küresel HVAC pazarındaki lider konumunu güçlendirirken, Avrupa’daki ısı pompası ve iklimlendirme segmentlerinde önemli pazar payı elde etti. Ön kapanış rakamlarına göre, Bosch Home Comfort Grubu, yaklaşık 4,4 milyar Euro satış rakamını (yeni satın alınan birimler hariç) korudu ve bununla Bosch Grubu’nun kârlılığına önemli bir katkı sağladı. Nominal olarak, satışlar bir önceki yıla göre %0,3 oranında artarken, kur etkisinden arındırılmış olarak ise yaklaşık %3 oranında artış gösterdi. Bosch Home Comfort Grubu CEO’su Jan Brockmann, “2025 yılı, küresel HVAC sektörü için zorlu bir yıldı. Zorlu bir pazarda ayakta kalmayı ve Avrupa’daki ısı pompası ve iklimlendirme segmentlerinde pazar payımızı artırmayı başardık.” dedi.

Johnson Controls ve Hitachi’den devralınan konut ve hafif ticari HVAC işlerinin entegrasyonu Ocak 2026’da planlandığı gibi tamamlandı ve ürün portföyü ile lojistik gibi alanlarda ilk sinerji etkilerini şimdiden gösteriyor. Brockmann, “Ocak 2026’daki sorunsuz entegrasyonun tamamlanmasıyla çok önemli bir adım attık ve küresel pazarda lider bir konuma geldik. Bunu özellikle çalışanlarımızın olağanüstü çalışmalarına borçluyuz.” dedi.

Bosch Home Comfort Grubu, gelecekteki büyümeyi desteklemek amacıyla 2025 yılında toplamda yaklaşık 200 milyon Euro yatırım yaptı. Bu yatırımın yaklaşık yarısı mevcut işlerine, diğer yarısı ise yeni satın alınan operasyonlara yönlendirildi. Yatırımlar tüm bölgelere yayıldı: Amerika kıtasında öncelikli olarak tedarik zinciri ve üretim kapasitesinin genişletilmesine odaklanıldı. Asya’da şirket ek test ve laboratuvar kapasitelerine yatırım yaparken, Avrupa’da ise Portekiz’in Aveiro ve Almanya’nın Eibelshausen şehirlerindeki tesislerinde elektrifikasyon projelerini hızlandırdı. Bosch Home Comfort Grubu 31 Aralık 2025 itibarıyla dünya genelinde yaklaşık 24.000 kişiyi istihdam etti.

Zorlu pazar ortamına rağmen ısı pompalarında büyüme

2025 yılında küresel HVAC pazarı yaklaşık yüzde bir büyüyerek karışık bir tablo çizdi: Asya-Pasifik bölgesi hafif bir pazar büyümesi kaydederken, EMEA bir önceki yıl seviyesinde seyretti ve Kuzey ve Latin Amerika pazarı 2024’e kıyasla gerileme gösterdi. Bu düşüş, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’ndeki gelişmelerden önemli ölçüde etkilendi; burada temkinli tüketici davranışları ve tarifelerin yürürlüğe girmesi gibi düzenleyici etkiler nedeniyle bireysel talep, özellikle iklimlendirme alt segmentinde azaldı. 2024’teki düşüş eğiliminin üzerine, Alman ısıtma pazarı tekrar geriledi ve bu durumdan özellikle kombiler etkilendi. Genel pazar, bir önceki yıla göre yüzde 14 küçülerek 2008 finansal krizinden bu yana en zayıf seviyesine ulaştı ve şu anda Avrupa’da kişi başına düşen ısıtma sistemi satışlarında en aşağıda yer alıyor. Buna karşılık, ısı pompalarına olan talep yüzde 47 oranında önemli ölçüde arttı ve 2024’teki düşüşten sonra toparlanma gösterdi. Bunun sonucunda, Alman pazarında ilk kez gazlı ısıtma sistemlerinden daha fazla ısı pompası satılmış oldu. Avrupa’da, yeni kurulan ısıtma ürünlerinin yaklaşık yüzde 20’sini ısı pompaları oluşturuyor; bu da bir önceki yıla göre üç puanlık bir artış anlamına geliyor. Brockmann, “Karşılaştığımız olumsuz koşullara rağmen, bina stokunun elektrifikasyonu yolunda kararlılıkla ilerlemeye devam ediyoruz. Tüketici belirsizliğini azaltmak ve uzun vadeli yatırım kararları için güven ile istikrarı yeniden tesis etmek adına artık düzenleyici netliğe ihtiyaç duyuyoruz.” diye açıklıyor.

2026’dan itibaren kademeli pazar toparlanması tahmini

Bosch Home Comfort Grubu, dış etkenlerin daha da artmaması koşuluyla, 2026 yılı için küresel HVAC pazarında kademeli bir toparlanma ve engellerin azalmasını bekliyor. Pazar momentumu daha sonra özellikle Kuzey Amerika’da 2027’den itibaren artabilir. Mevcut tahminler, özellikle yenileme ve modernizasyonların büyümeye katkıda bulunacağını öngörüyor. Brockmann bununla ilgili olarak şöyle dedi: “Elektrifikasyon eğilimi, yasal verimlilik gereklilikleri ve olumlu tüketici algısı, orta vadede küresel pazarda bir canlanma sağlayacak.” Brockmann ayrıca, “Yıllık olarak tek haneli üst yüzdelik dilimde, yani piyasadan daha hızlı büyüme hedefliyoruz.” diyerek şirketin iddialı büyüme hedefinin altını çizdi.

Yeni şirketlerin entegrasyonu başarıyla tamamlandı

Satın almanın tamamlanmasının ardından Bosch Home Comfort Grubu şimdi stratejik bir geliştirme aşamasında. Geliştirme ve üretim kapasitesinin büyük ölçüde genişlemesi – fabrika sayısının 17’den 33’e, geliştirme tesislerinin ise 14’ten 26’ya çıkması – ve uluslararası satış ağının genişlemesi, Bosch Home Comfort Grubu’nun küresel konumunu önemli ölçüde güçlendiriyor. Özellikle iklimlendirme çözümleri alanındaki yeni teknoloji platformları, hedeflenen küresel büyümeye güçlü destek sağlıyor. Sinerji etkileri, 2025 yılında kısa vadeli tasarruflar elde etmeyi şimdiden mümkün kıldı. Jan Brockmann, “Yeni konumlandırmamız bizi dünyanın tüm bölgelerindeki müşterilerimize teknolojik ve stratejik olarak daha da yaklaştırıyor. Bölgesel konumlandırmamızı, özel çözümler geliştirmek ve sunmak için kullanmak istiyoruz.” diyor.

Kuzey ve Latin Amerika Bölgesi: US Air Conditioning’in satın alınması

Ekim 2025’te Bosch Home Comfort Grubu, US Air Conditioning Distributors, LLC’nin devralmasıyla, Kuzey Amerika pazarında bir başka satın alma işlemini tamamladı. Kaliforniya, Arizona, Utah ve Idaho’da 52 lokasyona ve yaklaşık 500 çalışana sahip şirketin doğrudan fabrika satış modeli, Bosch Home Comfort Grubu’na doğrudan müşteri erişimi sağlıyor. YORK® ürünleri doğrudan genel yüklenicilere teslim ediliyor. Bu satın alma sayesinde Bosch Home Comfort Grubu, ek bir satış kanalı elde etti ve ABD’nin batı eyaletlerinde ısıtma ve iklimlendirme sistemleri için en büyük şirkete ait satış ağlarından birini kullanacak. Bosch Home Comfort Grubu, 2027 yılına kadar bölgedeki iklimlendirme çözümleri için yıllık %5’in üzerinde pazar büyümesi bekliyor. Bu potansiyeli değerlendirmek için markalar, gelecekte çapraz satış fırsatlarını daha aktif bir şekilde takip edecek. Örneğin, Bosch markası artık YORK®’dan çatı tipi üniteler (RTU’lar) de sunarak müşterilerine gelecekte daha geniş bir ürün portföyüne erişim sağlıyor. Bosch Home Comfort Grubu’nun Kuzey ve Latin Amerika bölgesinden sorumlu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı David Budzinski, “Bosch, Hitachi ve YORK® markalarıyla pazarda güçlü bir portföye sahibiz ve konut sektörü ile küçük ve orta ölçekli ticari müşterilere her uygulama için çözümler sunabiliyoruz.” diye açıkladı.

Tam hizmet sağlayıcısı olarak Bosch Home Comfort Grubu

Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinde, satın alma özellikle Bosch Home Comfort Grubu’nun iklimlendirme işini güçlendirdi. Avrupa’da Grup, özellikle Almanya’daki önemli pazar payı kazanımları sayesinde ısı pompası sektöründe lider konumda bulunuyor. Bu durum, Bosch Home Comfort Grubu’nu önemli büyüme beklentileriyle birlikte tam hizmet HVAC sağlayıcısı olarak daha da güçlü bir konuma getiriyor: EMEA bölgesi için Grup, önümüzdeki iki yıl içinde iklimlendirme çözümlerinde yıllık yaklaşık yüzde altı büyüme bekliyor. 

1 Ocak 2026’da Bosch Home Comfort Grubu İcra Kurulu’nda Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgesinin sorumluluğunu üstlenen Maria Zesch, “Genişletilmiş portföyümüz, ısıtma ve soğutmadan hibrit çözümlere kadar gerçek bir sistem yaklaşımı benimsememizi sağlıyor.” diye açıkladı. Bosch Home Comfort Grubu, Avrupa’ya yönelik olarak pazar penetrasyonunu önemli ölçüde artırmak amacıyla mevcut satış kanallarını ve çapraz satışı karşılıklı olarak kullanmayı planlıyor.

APAC Bölgesi: Geliştirme uzmanlığının genişletilmesi
 
Asya-Pasifik bölgesinde (APAC), Bosch Home Comfort Grubu, örneğin Hindistan, Çin, Japonya ve Güneydoğu Asya pazarlarına odaklanıyor. Özellikle konut ve küçük ticari binalar için kanalsız iklimlendirme çözümleri hem bölgenin kendisinde hem de çeşitli uluslararası pazarlarda önemli büyüme potansiyeli sunuyor. Bu nedenle, bu teknoloji için bölgesel geliştirme uzmanlığı bir araya getiriliyor ve Çin’in Wuxi kentindeki ve Hindistan’ın Kadi kentindeki geliştirme ve test kapasiteleri önemli ölçüde artırılıyor. Asya-Pasifik bölgesinden sorumlu olan Ulrich Lissmann, “Asya-Pasifik bölgesi, Bosch Home Comfort Grubu için bir inovasyon ve büyüme sağlayıcısı ve küresel işimiz için stratejik önemi sürekli artmaktadır.” diye açıkladı.

Okumaya Devam Et

GENEL

Sungrow Altıncı Kez Dünyanın En Güvenilir İnvertör Markası Seçildi

Yayınlandı

-

Sungrow, BloombergNEF (BNEF) tarafından yayımlanan 2025 İnvertör Finansal Güvenilirlik Araştırması’nda altıncı kez dünyanın finansal açıdan en güvenilir invertör markası seçildi. Sungrow, elde ettiği bu başarıyla küresel yenilenebilir enerji pazarındaki liderliğini ve ürünlerine duyulan güçlü güveni bir kez daha teyit etti.

Güneş enerjisi (PV) invertörleri ve enerji depolama sistemleri (ESS) alanında dünyanın lider teknoloji şirketlerinden Sungrow, enerji dönüşümü ve temiz enerji yatırımlarına yönelik analizleriyle finans ve yatırım dünyasında önemli bir referans kabul edilen küresel araştırma kuruluşu BloombergNEF’in İnvertör Finansal Güvenilirlik Araştırması’nda altıncı kez birinci sırada yer aldı.

İnvertör üreticilerinin finansal güvenilirliğini değerlendiren kritik bir gösterge niteliği taşıyan BNEF Finansal Güvenilirlik Araştırması; üretici garantisi, müşteri destek ve servis hizmetleri, teslim süreleri gibi birçok kriteri kapsıyor ve dünya genelindeki yatırımcıların geri bildirimleriyle hazırlanıyor.

Sungrow’un anket katılımcılarının yüzde 100’ü tarafından finansal açıdan güvenilir olarak tanımlanması, şirketin pazardaki güçlü konumunu ve yatırımcıların Sungrow teknolojilerine duyduğu sürekli güveni ortaya koyuyor. Sungrow invertörlerinin yenilenebilir enerji projelerinde tercih edilmesi, aynı zamanda projelerin bankalar ve finans kuruluşları nezdinde uzun vadeli finansman bulma olasılığını artırarak yatırımcılar için güçlü bir finansal güvence sunuyor.

Sungrow Şebeke Ölçekli PV İş Birimi Başkanı Lee Zhang, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“2025 itibarıyla güç elektroniği dönüştürücü kurulu kapasitemiz 1000 GW’ın üzerine ulaştı. Bugüne kadar dünya genelinde toplam 660 GW’ın üzerinde PV invertör kurulumu gerçekleştirdik. 7.600’ün üzerinde Ar-Ge personelimiz ve dünya çapında dört üretim tesisimizle, temiz enerji dönüşümünde güvenilir ve güçlü bir iş ortağı olarak rolümüzü her geçen gün daha da pekiştiriyoruz.”

Sungrow, önümüzdeki dönemde de küresel iş birliklerini güçlendirmeye ve teknolojik inovasyonu hızlandırmaya devam ederek dünyanın düşük karbonlu ve sürdürülebilir enerji geleceğine geçişini desteklemeyi sürdürecek.

Okumaya Devam Et

GENEL

Metal ve sandviç panel çatılar için yüksek performanslı renovasyon çözümü: Ravaproof Bondstoper Alüminyum

Yayınlandı

-

Endüstriyel Yapılarında Çatı Kaynaklı Riskleri Azaltan Akıllı Yalıtım Yaklaşımı

Endüstriyel tesislerde çatı performansı, artık su geçirmezliğin yanı sıra enerji verimliliği, işletme sürekliliği ve bakım maliyetleriyle birlikte değerlendiriliyor. Özellikle metal ve sandviç panel çatılarda zamanla oluşan vidalı birleşim noktaları, korozyon ve sızdırmazlık problemleri, yapılarda hem güvenlik hem de maliyet açısından önemli riskler doğuruyor. Ravago Bina Çözümleri tarafından geliştirilen Ravaproof Bondstoper Alüminyum, mevcut çatı sistemlerini sökmeden yenilemeye imkân tanıyan yapısıyla bu riskleri minimize eden bütüncül bir su yalıtım çözümü sunuyor.

Ravaproof Bondstoper Alüminyum, metal ve sandviç panel çatılarda karşılaşılan su sızıntısı, ısı kaybı ve korozyon problemlerine karşı geliştirilen yüksek aderanslı elastomerik bitüm esaslı bir membran olarak öne çıkıyor. Mevcut kaplamanın üzerine doğrudan uygulanabilmesi sayesinde renovasyon süreçlerini hızlandıran ürün, işletmeler için zaman kaybını ve ek işçilik ihtiyacını önemli ölçüde azaltıyor. Üretim faaliyetlerinin durdurulmasına gerek bırakmayan uygulama süreci, sanayi tesislerinde operasyonel verimliliğin korunmasına katkı sağlıyor. Vida başlarını ve birleşim noktalarını tamamen kaplayarak yüzey bütünlüğü oluşturan sistem, çatı kaynaklı yalıtım zafiyetlerini ortadan kaldırıyor.

Metal çatılarda uzun ömürlü koruma dönemi

Dış ortam koşullarına sürekli maruz kalan metal ve sandviç panel çatılar; UV ışınları, yağış, sıcaklık farkları ve nem etkisiyle zaman içinde performans kaybına uğrayabiliyor. Bu durum, su yalıtımında zayıflama, metal yüzeylerde oksitlenme ve artan bakım maliyetleri gibi sonuçlar doğuruyor. Bondstoper Alüminyum, güçlendirilmiş polimer yapısı sayesinde çatılara yüksek yapışma performansı kazandırarak tek kat uygulamada dahi etkin koruma sağlıyor. TPU (termoplastik poliüretan) ve SBS (stiren-butadien-stiren) katkılı elastomerik bitüm formülasyonu, ürüne hem esneklik hem de dayanım kazandırıyor. Böylece mevcut çatı sistemi sökülmeden yapılan uygulamalarla yapılar yeniden güvenli ve su geçirimsiz hale getirilebiliyor.

Projelere teknik avantaj ve enerji katkısı sunuyor

Ravago Bina Çözümleri’nin yalıtım alanındaki uzmanlığını yansıtan bu ürün, 1 metre genişliğinde ve 8 metre uzunluğundaki rulolar halinde sunuluyor. 4,4 milimetre ve 5 milimetre kalınlık alternatifleriyle farklı çatı detaylarına uyum sağlıyor. EN 13707 standardına uygun olarak üretilen Bondstoper Alüminyum, -20°C’ye kadar esnekliğini koruyabilen yapısıyla düşük sıcaklıklarda dahi güvenli uygulama imkânı tanıyor. Alüminyum kaplı üst yüzeyi sayesinde güneş ışınlarını yansıtarak çatı yüzeyindeki ısı yükünü azaltıyor ve binaların enerji performansına doğrudan katkı sağlayan reflektif bir katman oluşturuyor. Bu özellik, geniş açıklıklı sanayi yapılarında iç ortam konforunun desteklenmesine yardımcı oluyor.

Uygulama kolaylığı ve estetik bütünlük bir arada

Bondstoper Alüminyum, şaloma yardımıyla ısıtılarak yüzeye yapıştırılıyor ve gizli dere ile mahya arasında 10 santimetre boyuna, 15 santimetre enine bindirmelerle uygulanıyor. Söküm gerektirmeyen uygulama yöntemi sayesinde şantiye süresi kısalıyor, ek güvenlik önlemleri minimuma iniyor ve işletme faaliyetleri kesintiye uğramıyor. Bu durum, özellikle üretimin devam ettiği tesisler için önemli bir avantaj sunuyor. Teknik performansının yanı sıra görsel bütünlük de sağlayan ürün, metal çatılarda sıkça karşılaşılan vida detaylarını gizleyerek daha pürüzsüz, bütüncül ve modern bir çatı yüzeyi elde edilmesini sağlıyor.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye