Vaillant, Akıllı ve Düşük Karbonlu İklimlendirme Çözümleriyle Dönüşüme Yön Veriyor  - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Vaillant, Akıllı ve Düşük Karbonlu İklimlendirme Çözümleriyle Dönüşüme Yön Veriyor 

Yayınlandı

-

Ufuk Atan / Vaillant Group Türkiye Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı

 

Şofben ve kombinin mucidi olarak 150 yılı aşkın geçmişe sahip Vaillant, iklimlendirme sektöründeki dönüşümü dijitalleşme, veri analitiği, yapay zekâ ve yüksek verimli teknolojilerle destekliyor. 

 

Öncelikle, firmanızı ve iklimlendirme sektöründeki faaliyet alanlarınızı kısaca tanıtabilir misiniz? 2026 yılının ilk yarısı özelinde sektörün mevcut görünümünü ve sektördeki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Şofben ve kombinin mucidi unvanıyla 150 yılı aşkın köklü bir geçmişe sahip olan Vaillant, sadece iklimlendirme sektörüne odaklanan ve bu alandaki uzmanlığını sürekli geliştiren bir markadır. Sektörde kombi başta olmak üzere; ısı pompaları, kaskad kazan sistemleri, klima, şofben, panel radyatör, VRF sistemleri ve oda termostatları gibi oldukça geniş bir ürün yelpazesiyle hizmet sunuyoruz.

2026 yılının ilk yarısı itibarıyla iklimlendirme sektörü, küresel iklim değişikliğinin etkileri, artan enerji maliyetleri ve yürürlüğe giren yeni çevre yönetmelikleri doğrultusunda hızlı bir yeşil dönüşüm sürecinden geçmektedir. Bu dönemde geleneksel fosil yakıtlı sistemlerden, yüksek verimli ve yenilenebilir enerji kaynaklı çözümlere doğru kayda değer bir talep artışı gözlemliyoruz.  Vaillant olarak bu dinamik dönemi yakından analiz ederek pazarın ihtiyaçlarına en doğru ve verimli çözümlerle yanıt veriyoruz. Geliştirdiğimiz çevre dostu teknolojiler ve sunduğumuz proaktif hizmet yapısıyla pazar hacmimizi korumaya ve sektörün bu dönüşüm sürecinde önemli bir rol üstlenmeye devam ediyoruz.

 

Dijitalleşme iklimlendirme sistemlerinde rekabet koşullarınızı nasıl değiştirdi? Veri yönetimi ve gerçek zamanlı analiz, karar alma süreçlerinizde nasıl bir rol oynuyor? Son dönemde üretim tesislerinizde hayata geçirdiğiniz otomasyon, akıllı üretim veya Endüstri 4.0 uygulamalarından öne çıkan örnekleri paylaşabilir misiniz?

Dijitalleşme, iklimlendirme sektöründe rekabet koşullarını fiziksel cihaz üretiminin ötesine taşıyarak uzaktan kontrol edilebilen, enerji tüketimini anlık takip eden ve ev otomasyonuna entegre olan akıllı ekosistemler geliştirmeyi zorunlu kıldı. 

Vaillant olarak veri yönetimini ve gerçek zamanlı analizleri karar alma süreçlerimizin merkezine koyuyoruz. Örneğin, çağrı merkezimizden ve saha operasyonlarımızdan gelen geri bildirimleri gelişmiş veri analiz araçlarıyla inceleyerek ürün ve hizmetlerimizi sürekli optimize ediyoruz. Müşterilerimize sunduğumuz myVaillant Smart akıllı kontrol sistemimiz, cihazların performans verilerini gerçek zamanlı takip etmemizi ve olası bir aksaklığı kullanıcı fark etmeden uzaktan tespit ederek proaktif hizmet sunmamızı sağlıyor. Tedarik zincirinden üretime, satıştan satış sonrası hizmetlere kadar tüm operasyonel adımlarımızda dijitalleşme ve otomasyon odaklı projeler yürüterek hata oranlarını en aza indiriyor, kaynaklarımızı daha verimli kullanarak akıllı üretim süreçlerimizi her geçen gün güçlendiriyoruz.

BIM, dijital ikiz, artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) veya nesnelerin interneti (IoT) gibi teknolojiler ürün geliştirme ya da proje süreçlerinizde nasıl yer buluyor? Yapay zekâ destekli sistemlerin önümüzdeki yıllarda iklimlendirme sektöründe hangi alanlarda yaygınlaşacağını öngörüyorsunuz?

Ürün geliştirme ve proje planlama süreçlerimizde yeni nesil teknolojileri etkin bir şekilde kullanıyoruz. Özellikle Yapı Bilgi Modellemesi (BIM) entegrasyonu, büyük ölçekli mühendislik ve inşaat projelerindeki operasyonel süreçlerimizin planlama ve tasarım aşamasında verimliliği ciddi oranda artırıyor.

Nesnelerin İnterneti (IoT) ise uzaktan erişim imkanı sunan ve anlık ısı ihtiyacına göre modülasyon yapabilen akıllı kombi ve kontrol ünitelerimizin temelini oluşturuyor. Yapay zekâ destekli veri analizi ve tahminleme teknolojilerini ise Ar-Ge süreçlerimizin geleceğinde stratejik bir yatırım alanı olarak konumlandırıyoruz. Önümüzdeki yıllarda yapay zekânın iklimlendirme sektöründe müşteri ihtiyaçlarının derinlemesine analiz edilmesi, pazar eğilimlerinin öngörülmesi ve ürün performanslarının henüz Ar-Ge aşamasındayken simüle edilmesi gibi alanlarda standart haline geleceğine inanıyoruz. 

Ayrıca tahminleme algoritmaları sayesinde ürün yaşam döngülerinin daha etkin yönetilmesi, bakım ihtiyaçlarının önceden belirlenmesi ve çağrı merkezlerindeki sesli yanıt sistemleri ile akıllı chatbot’lar aracılığıyla müşteri memnuniyetinin en üst düzeye çıkarılması, yapay zekanın sektörü dönüştüreceği en önemli alanlar arasında yer alıyor.

 

Isı pompaları daha yayın olarak konut projelerinde tercih ediliyor ve son yıllarda en çok konuşulan sistemler arasında yer alıyor. Isı Pompalarının son dönemdeki teknolojik gelişimi hakkında bilgi alabilir miyiz? Sizce bu sistemlerin kullanım alanları ve pazar potansiyeli önümüzdeki dönemde nasıl şekillenecek?

Isı pompaları, çalışma prensipleri gereği ihtiyaç duydukları enerjinin önemli bir kısmını doğrudan havadan, sudan veya topraktan alarak kurgulanan son derece çevreci ve yüksek verimli sistemler. Vaillant olarak son dönemde bu alandaki yatırımlarımızın en somut meyvelerinden biri olan aroTHERM plus A+++ ısı pompasını pazara sunduk. Bu ürünümüzde kullandığımız propan bazlı R290 soğutucu akışkan teknolojisi, geleneksel akışkanlara kıyasla yaklaşık 700 kat daha çevreci yapısıyla karbon salımını azaltmada fark yaratıyor. Cihazın sunduğu bir diğer önemli teknolojik üstünlük ise 75°C’ye varan sıcak su üretebilme kabiliyeti sayesinde evlerde mevcut olan radyatör sistemlerini değiştirmeye gerek kalmadan kolayca kurulabilmesi.

Bu sistemlerin pazar potansiyeline baktığımızda, Avrupa genelinde son beş yılda dört kat büyüyerek yıllık 1,5 milyon adetlik hacme ulaştığını görüyoruz. Türkiye’de de 2053 net sıfır emisyon hedefleri, Enerji Bakanlığı’nın stratejik planları ve 12. Kalkınma Planı doğrultusunda ısı pompalarının desteklenmesi hedefleniyor. 2030 yılına kadar küresel karbon emisyonlarını 500 milyon ton azaltacağı öngörülen bu teknolojinin kullanım alanları, konutların ötesine geçerek tarım ve hafif ticari sektörleri de kapsayacak şekilde genişleyecektir. Biz de “Isı Pompası TV” gibi dijital projelerimizle kullanıcı farkındalığını artırarak bu dönüşüme katkı sağlamaya devam ediyoruz.

 

VRF sistemler de özellikle büyük ölçekli projelerde tercih ediliyor. Bu sistemlerin enerji verimliliği, esnek kullanım ve işletme maliyetleri açısından öne çıkan avantajlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu kapsamda, ticari binalar ve alışveriş merkezleri ile endüstriyel tesisler ve kamu yapılarında iklimlendirme çözümleri tasarlanırken en çok hangi kriterler ön plana çıkıyor?

Büyük ölçekli projelerin iklimlendirme ihtiyaçlarını çözen VRF sistemleri, değişken debili soğutucu akışkan teknolojisi sayesinde yüksek enerji verimliliği, esnek kontrol imkanları ve düşük işletme maliyetlerini bir arada sunuyor. Farklı bağımsız bölümlerin ihtiyaca göre aynı anda farklı sıcaklıklarda ısıtılıp soğutulabilmesini sağlayan esnek yapısı, gereksiz enerji sarfiyatını engelliyor.

Ticari binalar, alışveriş merkezleri, kamu binaları ve endüstriyel tesisler için iklimlendirme tasarımı yapılırken günümüzde en çok enerji verimliliği, toplam işletme maliyeti, sistemin uzun ömürlülüğü ve Yeşil Mutabakat ile Neredeyse Sıfır Enerjili Binalar (NSEB) gibi yasal regülasyonlara uyumluluk kriterleri ön plana çıkıyor. Ayrıca bu yapıların otomasyon sistemlerine tam entegre olabilen akıllı kontrol mekanizmaları, kaynakların en doğru şekilde yönetilmesini sağlayarak işletme süreçlerine büyük bir değer katıyor. Vaillant olarak geliştirdiğimiz geniş ürün yelpazesindeki VRF çözümlerimizle, projelerin bu yüksek verimlilik ve sürdürülebilirlik kriterlerini eksiksiz karşılamasına katkı sağlıyoruz.

 

İç hava kalitesi, hijyen ve kullanıcı konforu, özellikle son yıllarda daha fazla önem kazandı. Bu alanda geliştirdiğiniz çözümlerden bahsedebilir misiniz?

İç mekân konforunu ve hava kalitesini en üst seviyeye taşımak “evimizde ve çevremizde daha iyi bir iklim oluşturmak” vizyonumuzun en temel parçası. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz akıllı kontrol sistemleri ve oda termostatları, iç mekân sıcaklığını dış hava koşullarını sürekli analiz ederek otomatik olarak ayarlayabiliyor. Cihazlarımızın hassas modülasyon yetenekleri sayesinde yaşam alanlarındaki sıcaklık dalgalanmalarını sıfıra indirerek kesintisiz ve homojen bir konfor sunuyoruz.

Isıtma, soğutma ve sıcak su çözümlerimizi entegre bir şekilde sunarken, akıllı eko-sistemlerimizin sağladığı uzaktan kontrol kolaylığı ile kullanıcıların her an istedikleri sağlıklı ve ideal iklim ortamını yönetebilmelerine imkan tanıyoruz. Böylece yaşam alanlarında sadece sıcaklığı ayarlamakla kalmıyor, enerjiyi en tasarruflu ve verimli şekilde kullanarak konfor standartlarını artırıyoruz.

 

Sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşmada dijital teknolojiler nasıl bir katkı sağlıyor? Dijitalleşme, karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda; kaynak yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?

Sürdürülebilirlik bizim için kurumsal bir vizyonun ötesinde, her operasyonumuzun kalbinde yer alan köklü bir sorumluluk. 2011 yılında başlattığımız ve 2050 yılına kadar tüm süreçlerimizde net sıfır emisyon seviyesine ulaşmayı hedefleyen küresel SEEDS projemiz, Bu alandaki en önemli kılavuzumuz konumunda.

SEEDS kapsamında üretimde su tüketimini azaltmak, harcanan enerjinin tamamını yenilenebilir kaynaklardan karşılamak ve filolarımızı çevre dostu araçlardan oluşturmak için çalışıyoruz. Dijital teknolojiler ise bu dönüşüm yolculuğumuzda en büyük kolaylaştırıcılardan biri olarak öne çıkıyor. Fabrikalarımızda dijital izleme ve otomasyon araçlarını kullanarak kaynak yönetimini mükemmelleştiriyor ve üretimdeki atık oranımızı minimize ediyoruz. Diğer yandan tüketicilerimize sunduğumuz dijital kontrol üniteleriyle yönetilen hibrit enerji çözümlerimiz (elektrikli ısı pompalarının, gazla çalışan yoğuşmalı cihazlar ve güneş enerjisiyle entegre kullanılması) sayesinde kaynak çeşitliliği yaratıyor, karbon emisyonlarını azaltmada büyük bir potansiyel açığa çıkarıyoruz

 

Avrupa Birliği’nin çevre politikaları, F-Gaz düzenlemeleri ve yeni nesil soğutucu akışkanlara yönelik dönüşüm hakkında görüşleriniz nelerdir? Bu süreç firmanızın teknoloji yatırımlarını nasıl etkiliyor? Enerji verimliliği ve karbon emisyonlarının azaltılması hedefleri doğrultusunda iklimlendirme sektöründe nasıl bir dönüşüm yaşanıyor? Bu değişimin ürün geliştirme süreçlerinize etkileri nelerdir?

Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat ve F-Gaz düzenlemeleri ile Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefleri, iklimlendirme pazarının dinamiklerini kökten değiştiriyor. Binaların küresel karbon emisyonları içindeki payının yüksek olması, ısıtma ve soğutma teknolojilerinin dönüşümünü öncelikli bir zorunluluk haline getiriyor. Bu küresel çevre politikaları, Ar-Ge ve ürün geliştirme stratejilerimizin en önemli belirleyicisi.

Vaillant olarak bu değişime çok daha önceden hazır olmak için çalışmaya başlayarak teknoloji yatırımlarımızı yeni nesil çevreci akışkanlara yönlendirdik. Örneğin, yukarıda da söz ettiğimiz aroTHERM plus ısı pompalarımızda geleneksel florlu gazlar yerine propan bazlı, doğada çözünebilen ve geleneksel soğutucu akışkanlara kıyasla yaklaşık 700 kat daha çevre dostu olan R290 doğal soğutucu akışkan teknolojisini kullanıyoruz. Ar-Ge süreçlerimizde geliştirdiğimiz bu tür çevreci inovasyonlarla hem karbon ayak izimizi düşürüyor hem de regülasyonların zorunlu kıldığı yüksek enerji verimliliği ve emisyon hedeflerine şimdiden tam uyum sağlıyoruz.  

 

Son olarak, önümüzdeki 5 yıllık süreçte iklimlendirme sektörünü şekillendirecek en önemli teknolojik gelişmelerin neler olacağını düşünüyorsunuz? Firmanız bu geleceğe nasıl hazırlanıyor?

Önümüzdeki beş yıllık süreçte iklimlendirme sektörünü şekillendirecek en kritik alanların; fosil yakıt bağımlılığını azaltan ısı pompası teknolojilerinin yaygınlaşması, gaz ve elektriği verimli şekilde birleştiren akıllı hibrit çözümler ile yapay zekâ ve nesnelerin interneti (IoT) destekli proaktif dijital servisler olacağını öngörüyoruz. Vaillant olarak dünya genelindeki 8 Ar-Ge merkezimizde her yıl geliştirdiğimiz yaklaşık 50 yeni patent ile bu geleceğe şimdiden büyük bir değer katıyoruz.

Geleneksel kombi ürün gruplarımızdaki güçlü ivmemizi sürdürürken, ısı pompaları ve akıllı kontrol ekosistemlerimize yaptığımız yatırımlarla pazarın yeşil dönüşümünde önemli bir rol üstleniyoruz. Gelişmiş dijital altyapımız, myVaillant Smart entegrasyonu ve Akıllı Servis Sözleşmesi gibi proaktif hizmet modellerimizle müşterilerimize sadece üstün cihazlar değil, yaşam boyu kesintisiz bir konfor deneyimi sunuyoruz.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

CUBOARTE PETRA ile Duvarlarda Yeni Bir Yüzey Deneyimi

Yayınlandı

-

Işıkla değişen yansımalar, sedef efekti ve kum tanecikli dokunun uyumu… CUBO’nun yeni dekoratif efekt kaplaması CUBOARTE PETRA, her uygulamada kendine özgü desenler oluşturarak yaşam alanlarına karakter kazandıran estetik yüzeyler sunuyor.

İç mekân tasarımında doğal dokular, ışık oyunları ve yüzeye karakter kazandıran dekoratif çözümler giderek daha fazla öne çıkıyor. Mimar ve iç mimarların yalnızca renge değil, mekânın atmosferini zenginleştiren özgün yüzey etkilerine yöneldiği bu anlayıştan hareketle CUBO, Efekt Boya ve Kaplamalar ailesine yeni ürünü CUBOARTE PETRA’yı ekledi.

Sedef efekti ile kum tanecikli dokuyu bir araya getiren CUBOARTE PETRA, gün ışığı ve farklı aydınlatma koşullarına göre değişen yansımalar oluşturarak duvarlara derinlik ve hareket kazandırıyor.

Her Uygulamada Kendine Özgü Bir Doku

Saf akrilik bağlayıcı esaslı, su bazlı ve çevre dostu yapısıyla geliştirilen CUBOARTE PETRA, özel fırça uygulaması sayesinde yüzeyde farklı desenlerin oluşturulmasına olanak tanıyor. Sedef efektinin yumuşak ışıltısı ile kum tanecikli dokunun birleşimi, her uygulamaya özgün bir karakter kazandırırken; yüksek buhar geçirgenliği ve kullanıma hazır yapısı uygulama kolaylığı sağlıyor.

Eski boyalı yüzeylerin yanı sıra beton, alçı, kara sıva, betopan ve ahşap yüzeylerde uygulanabilen CUBOARTE PETRA; konutlardan otel ve restoranlara, mağazalardan ofislere ve prestijli mimari projelere kadar geniş bir kullanım alanı sunuyor.

CUBO, CuboArte Efekt Boya ve Kaplamalar ürün grubuyla estetik beklentileri fonksiyonel özelliklerle buluşturan dekoratif yüzey çözümleri geliştirmeyi sürdürürken; CUBOARTE PETRA, sedef efekti, kum tanecikli dokusu ve her uygulamada ortaya çıkan özgün desenleriyle iç mekânlara güçlü bir tasarım dokunuşu katıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Limak Çimento İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Terminali ile dünya pazarlarına erişimini güçlendiriyor

Yayınlandı

-

 

Limak Çimento’dan İhracat Altyapısına Dev Yatırım:

Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali Faaliyete Geçti

Limak Çimento, sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali (Low Carbon Cement (LCC) Mediterranean Terminal) ile uluslararası sevkiyat ağını daha da güçlendirdi. Çevreci altyapısı ve yüksek otomasyon teknolojisiyle dikkat çeken tesis, şirketin düşük karbonlu ve yüksek performanslı ürünlerini küresel pazarlara çok daha hızlı, kolay ve çevreci bir şekilde ulaştırmasını sağlayacak.

Türkiye çimento sektörünün lider şirketi Limak Çimento’nun İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali (Low Carbon Cement (LCC) Mediterranean Terminal faaliyete başladı. Şirketin sürdürülebilirlik ve yüksek kalite vizyonu doğrultusunda attığı güçlü bir adım niteliğindeki yeni terminal, Limak Çimento’nun ürettiği yüksek performanslı ürünlerin uluslararası pazarlara sevkiyatına güç katacak. Çevreci ve yüksek teknolojili altyapıya sahip olan terminal, 19 Temmuz 2026 tarihinde İtalya’ya gerçekleştirilen düşük karbonlu dökme çimento sevkiyatı ile faaliyete başladı.

Limak Çimento, üretimden lojistiğe doğa dostu ve yüksek performanslı çözümlerle sektörüne öncülük ediyor

İnşaat endüstrisinde hem çevre dostu hem de yüksek performanslı ürünlere olan talebin tüm dünyada hızla arttığına dikkat çeken Limak Çimento Grup Dış Ticaret ve İş Geliştirme Müdürü S. Mete Turan şunları söyledi:

“Üretimden sevkiyata her aşamada karbon ayak izimizi en aza indirme stratejimizle hareket ediyor, Limak Cement LCC Mediterranean Terminal ile sektörümüzdeki çevresel standartları en üst seviyeye taşıyoruz. Şirketimizin düşük karbonlu üretim ve ihracat pazarlarındaki varlığını güçlendirme hedefiyle inşasını tamamladığı yeni terminalimiz, dayanıklılığı, yüksek kalitesi ve çevreci özellikleri ile yüksek performanslı ürünlerimizi dünya pazarlarına ulaştıracak.”

Küresel pazarlara rekabetçi ve sürdürülebilir sevkiyat avantajı

Limak Çimento, yeni terminal yatırımını Avrupa pazarı başta olmak üzere Akdeniz Havzası ülkelerine yönelik geniş dış pazar stratejisi doğrultusunda hayata geçirdi. Küresel ölçekte büyüyen sürdürülebilir yapı malzemesi talebini yakından takip eden şirket, Limak Cement LCC Mediterranean Terminal ile ihracat lojistik operasyonlarında verimliliği artırırken, operasyonel maliyetleri de optimize edecek.

Yıllık yaklaşık 500 bin ton kapasiteyle çalışacak şekilde tasarlanan tesiste, öncelikli olarak Limak Çimento Kilis Fabrikası’nda üretilen düşük karbonlu ve yüksek performanslı dökme çimento ürünlerinin depolanması ve ihracatı gerçekleştirilecek. Şirketin ilerleyen dönemlerdeki operasyonel ihtiyaçları ve planlamaları doğrultusunda Şanlıurfa Fabrikası’nın ihracat faaliyetleri de bu terminal üzerinden desteklenecek. Halihazırda bünyesinde üç adet silo barındıran ve 7.500 ton depolama kapasitesiyle faaliyete geçen Limak Cement LCC Mediterranean Terminal, projenin tüm aşamaları tamamlandığında sekiz siloya ve toplam 20.000 ton depolama hacmine ulaşacak.

Limak Cement LCC Mediterranean Terminal’in ileri otomasyon sistemi, çevresel etkileri en aza indirirken sevkiyat süreçlerini dijital, kayıpsız ve anlık olarak izlenebilir hale getiriyor. Terminalde çimento transfer süreçleri, pnömatik dolum hatlarından havalı bant ve helezonlara kadar tamamen sızdırmaz gövdeler içinde, ürün dış ortamla hiçbir şekilde temas etmeden gerçekleştiriliyor. Silo dolumlarında ortaya çıkan basınçlı hava, yüksek verimli Jet-Pulse filtrelerden geçirilerek atmosfere yalnızca temiz hava olarak salınıyor. Yükleme aşamasında kullanılan teleskopik çift cidarlı dolum körükleri ve eşzamanlı toz emiş sistemleri sayesinde yer değiştiren tozlu hava vakumlanarak dışarı sızması önleniyor. Körük uçlarındaki seviye sensörleri akışı otomatik olarak keserek muhtemel taşma ve tozlanma risklerini sıfıra indiriyor. Bu sistem, çalışanlar için tozsuz ve güvenli bir ortam sunarken ürün kalitesine ve tam sürdürülebilirlik hedeflerine doğrudan katkı sağlıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Bticino Light Now, Estetik Tasarımı Yeni Nesil Akıllı Teknolojilerle Buluşturuyor

Yayınlandı

-

 
 
Legrand Türkiye Grubu markalarından Bticino, elektrik ve dijital bina altyapısı konusundaki deneyimini Light Now adını verdiği serisiyle yeniden yorumluyor. Evlerde yönetim ve kullanım deneyimini daha akıllı ve sezgisel bir yapıya taşıyan seri, tasarım alanının en saygın ödüllerinden iF Design Award 2024 ile de uluslararası ölçekte tescillendi. Minimalist çizgileri güncel teknolojiyle bir araya getiren Light Now, hem klasik elektrik tesisatlarıyla hem de akıllı ev sistemleriyle uyum sağlayarak yaşam alanlarına hem şıklık hem de erişilebilir bir konfor sunuyor.
 
Legrand Türkiye Grubu bünyesinde yer alan Bticino, Light Now serisinde sürdürülebilirliği önceliklendirerek üretim süreçlerinde çevre dostu yaklaşımı merkeze alıyor. Yeşil ve geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımına ağırlık veren marka, ambalajlarında “sıfır plastik” ilkesini benimseyerek karbon ayak izini azaltmayı hedefliyor. Böylece daha sürdürülebilir bir gelecek için sorumluluk odaklı bir üretim anlayışı sunuyor. Teknolojiyi estetik tasarımla birleştiren Bticino, Light Now ile yaşam alanlarının farklı ihtiyaçlarına bütüncül bir çözüm yaklaşımı getiriyor. Seride yer alan yüzey koleksiyonlarından Döngüsel koleksiyonu, geri dönüştürülmüş ABS ve viskoz elyafların yenilikçi birleşimiyle çevresel duyarlılığı tasarımla buluşturuyor. Taş koleksiyonu, biyokütle bazlı içerikler ve geri dönüştürülmüş materyallerle geliştirilerek hem sürdürülebilirliği hem de dokunsal bir zenginliği öne çıkarıyor. Patina koleksiyonu ise doğal yüzey dokularıyla daha sofistike bir görünüm sunuyor. Hafif kavisli formlar ve merkezi LED aydınlatma detayıyla seri, modern mimariye uyum sağlayarak mekânlara hem görsel hem de hissel bir derinlik kazandırıyor.
Tasarımda Esneklik ve Mimari Uyum
 
Farklı iç mekan ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde tasarlanan Light Now, yalın ve zamansız estetik yaklaşımıyla öne çıkıyor. Mat yüzeylerden dokulu alternatiflere kadar uzanan yüzey seçenekleri ve beyaz, siyah ile taş tonlarındaki mekanizmalarla uyumlu 9 farklı çerçeve alternatifi, seriye geniş bir tasarım özgürlüğü kazandırıyor.

 

Ürünün arka kısmında yer alan esnek “Yüzer Çerçeve” sistemi, duvar yüzeyi ideal olmasa bile ürünün dengeli ve doğru biçimde konumlanmasını mümkün kılıyor. Geliştirilmiş kilitleme mekanizmasına sahip kaide yapısı ise duvara sağlam oturma sağlayarak hizalama hassasiyetini artırıyor. İnce form dili, dengeli oranlar ve yumuşak hatlar bir araya gelerek hem görsel hem de dokunsal açıdan rafine bir bütünlük oluşturuyor.

 

Serinin modüler yapısı, farklı projelere hızlı adaptasyon imkanı sunarken yatay ve dikey montaj seçenekleri ile kurulum süreçlerini daha pratik hale getiriyor. Alet gerektirmeyen montaj yapısı ve geniş ürün gamı uygulama kolaylığı sağlarken, merkezi LED detayı ve karakteristik tasarım dili kullanıcı deneyimine hem işlevsel hem de estetik bir değer katıyor.
 
Akıllı Sistemlerle Entegre Konfor Deneyimi
 
Light Now, estetik bir tasarım serisinin ötesine geçerek modern yaşamı kolaylaştıran bütüncül bir akıllı kontrol altyapısı sunuyor. Klasik kablolu çözümlerden gelişmiş akıllı ev teknolojilerine kadar uzanan geniş ürün yelpazesiyle farklı ihtiyaçlara uyum sağlayan esnek bir yapı oluşturuyor. Apple Siri, Google Assistant ve Amazon Alexa gibi sesli asistanlarla uyumlu çalışarak kullanıcıların evlerini zahmetsizce yönetmesine olanak tanıyor.

 

Home+Control uygulaması üzerinden enerji tüketimi izleme, sıcaklık yönetimi ve kişiselleştirilmiş senaryo oluşturma gibi işlevleri tek bir platformda bir araya getiriyor. Böylece hem konforu hem de enerji verimliliğini aynı anda destekleyen bir kontrol deneyimi sunuyor. BTicino MyHome ve KNX sistemleriyle uyumlu altyapısı sayesinde Light Now, hem konut projelerinde hem de profesyonel bina otomasyonlarında entegre ve ölçeklenebilir çözümler sağlıyor.

Okumaya Devam Et

Trendler