GENEL
Tekfen’de OYAK Dönemiyle Güçlü Bir Başlangıç
Yayınlandı
4 gün önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Çoğunluk payının OYAK hâkim ortaklığındaki ON Investment B.V.’ye devrinin ardından hisseleri Borsa İstanbul’da yaklaşık %40 değer kazanan Tekfen Holding’de yeni dönem çok hızlı bir şekilde başladı.
Grup Şirketler Başkanlığı (CEO) görevine Levent Kafkaslı getirilirken, Tekfen İnşaat’ın Fernas İnşaat ortaklığıyla Pursaklar-Esenboğa Raylı Sistem Hattı ihalesi 54,4 milyar TL bedelle kazanıldı.
Tekfen Holding, çoğunluk hisselerinin OYAK hâkim ortaklığındaki ON Investment B.V.’ye devrinin ardından belirlediği uzun vadeli büyüme, dönüşüm ve değer yaratma hedefleri doğrultusunda ilk adımını atarak üst yönetimde önemli bir görev değişimine gitti.
Geçen hafta gerçekleştirilen Yönetim Kurulu toplantısında alınan karara istinaden, Ekim 2025 tarihinden bu yana CEO olarak görev yapan Namık Ülke’nin yerine, grubun yakından tanıdığı tecrübeli bir isim olan Levent Kafkaslı görevlendirildi.
Tekfen, aynı zamanda yeni dönemin ilk büyük operasyonel başarısına da imza attı. Tekfen İnşaat’ın Fernas İnşaat iş ortaklığıyla katıldığı Pursaklar-Esenboğa Raylı Sistem Hattı İnşaat ve Elektromekanik Sistemler Temin, Montaj ve İşletmeye Alma İşi ihalesini 54,4 milyar TL (KDV hariç) teklifle kazandı.
70 Yıllık Birikimi Geleceğe Taşıyacak Güçlü Liderlik

OYAK Genel Müdürü ve Tekfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, Tekfen’in 70 yıllık tecrübesiyle OYAK’ın değer yaratma vizyonunun birleşmesinden doğan gücü ve yeni dönem hedeflerini açıkladı.
Yeni dönemde insan kaynağına, kurum kültürüne ve operasyonel disipline odaklanacaklarını belirten Yalçıntaş şunları söyledi:
“Tekfen Holding; uluslararası mühendislik tecrübesi, tarımsal sanayideki liderliği ve farklı alanlardaki faaliyetleriyle ülkemizin en değerli kurumlarındandır. En büyük gücümüz ise nitelikli çalışanlarımız, köklü sanayi tecrübemiz ve güvene dayalı kurum kültürümüzdür.
Bu vizyonla ve kurumumuzun yapısını çok iyi bilen bir isimle yola devam ediyoruz. Kariyerine 1990’da Tekfen İnşaat’ta başlayan, bugüne kadar birçok ülkede dev projeleri yöneten ve üst düzey görevlerde bulunan Sayın Levent Kafkaslı’yı Grup Şirketler Başkanı olarak atadık. Sayın Kafkaslı liderliğindeki yeni dönemde yönetim anlayışımız; tüm ortaklarımızın ve paydaşlarımızın haklarını gözeten, şeffaf, hesap verebilir ve Tekfen’in uzun vadeli çıkarlarını merkeze alan bir yapıda olacaktır.
Tekfen Tarımsal Sanayi Grubu’nun üretim, lojistik ve serbest bölge imkanlarının; OYAK’ın tarım, lojistik ve enerji alanlarındaki gücüyle birleşerek çok verimli iş birlikleri yaratacağına inanıyoruz. Sahadaki tesislerimizden projelerimize kadar tüm çalışma arkadaşlarımızla doğrudan iletişim kuracağız. Şirketimizin mevcut gücünü daha da büyüterek çok daha hızlı, bütüncül ve sonuç odaklı bir Tekfen inşa edeceğiz.”
54,4 Milyar TL’lik Dev Proje ile Güçlü Başlangıç
Yeni dönemin ilk büyük başarısını Pursaklar-Esenboğa Raylı Sistem Hattı ihalesini kazanarak elde ettiklerini vurgulayan Yalçıntaş sözlerine şöyle devam etti:
“Tekfen İnşaat ve Fernas İnşaat ortaklığının kazandığı bu önemli ihale, yurt dışındaki proje başarılarımızı yurt içine taşıma hedefimiz için büyük bir dönüm noktasıdır. 54,4 milyar TL’lik bu dev proje, güçlü ortaklık yapımızın ve stratejik vizyonumuzun ne kadar somut sonuçlar verebildiğinin ilk önemli kanıtıdır.”
Ortak Değer Yaratmaya Odaklı Stratejik Birliktelik
Tekfen Holding ve OYAK ortaklığının yaratacağı güçlü sinerjiye de değinen Yalçıntaş, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Devir sürecinin tamamlanmasıyla hisselerimizde görülen yaklaşık %40’lık artış, yatırımcılarımızın başlattığımız bu stratejik dönüşüme duyduğu güveni gösteriyor. Operasyonel disiplini artırarak, kaynaklarımızı doğru kullanarak ve elimizdeki varlıkları en verimli şekilde değerlendirerek Tekfen Holding’i hedeflediğimiz kârlılık seviyelerine ulaştıracağız.
Bu ortaklık, sadece bir hisse devri değil; tarım, sanayi, mühendislik, enerji ve lojistik alanlarındaki gücümüzü tamamlayan, 2030 Vizyonumuza uygun uzun vadeli stratejik bir birlikteliktir. OYAK’ın güçlü finansal yapısı ve sermaye disiplini ile Tekfen Holding’in varlık kalitesi ve uluslararası proje deneyimi bir araya gelerek, her iki kurum için de eşsiz bir potansiyel yaratıyor. Birbirini tamamlayan bu iki köklü yapının birleşmesiyle; sürdürülebilir büyümeyi yakalamayı, küresel rekabet gücümüzü artırmayı ve yatırımcılarımız dahil tüm paydaşlarımız için en yüksek değeri üretmeyi hedefliyoruz.”
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
Wilo, EcoVadis’te Rekor Skora Ulaştı
Yayınlandı
2 gün önce-
Ağustos 14, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Modern su teknolojilerinin öncü markası Wilo Group, EcoVadis sürdürülebilirlik değerlendirmesinde 100 üzerinden 91 puan alarak şirket tarihindeki en yüksek skora ulaştı. Üst üste beşinci kez Platin Madalya ile ödüllendirilen Wilo Group, üçüncü kez de “üstün” (Outstanding) derecesine layık görüldü.
Sürdürülebilirliği kurumsal stratejisinin temel unsurlarından biri olarak konumlandıran Wilo Group, EcoVadis değerlendirmesinde geçtiğimiz yıla kıyasla puanını üç puan artırarak 91’e yükseltti. Şirketin bugüne kadar elde ettiği en yüksek EcoVadis sonucu olan bu skorda; sürdürülebilirlik yönetimi, şeffaf raporlama, etik iş uygulamaları ve tedarik zincirinde risk yönetimi alanlarında yürütülen çalışmalar etkili oldu. Wilo Group böylece derecelendirme kuruluşunun verdiği en yüksek seviye olan Platin derecesine üst üste beşinci kez ulaşırken, “Outstanding” değerlendirmesini de üst üste üçüncü kez elde etti.
Sürdürülebilirlikte Yeni Rekora İmza Attık
Ödüle ilişkin açıklamalarda bulunan Wilo Group Başkanı ve CEO’su Oliver Hermes: “Platin ödülünü üst üste beşinci kez almanın yanı sıra 91 puanla şirket tarihimizdeki en yüksek skora ulaşmış olmaktan büyük gurur duyuyoruz. Bu başarı, sürdürülebilirlik konusundaki kararlılığımızın ve bu alanda ortaya koyduğumuz sürekli gelişimin güçlü bir göstergesidir. Wilo için sürdürülebilirlik, ayrı bir faaliyet alanı değil; yapay zeka gibi grup stratejimizin temel unsurlarından biri ve tüm iş faaliyetlerimizin merkezinde yer alıyor. Halihazırda güçlü olan performansımızı daha da ileri taşımamız, standartlarımızı sürekli yükselttiğimizi ve gelişim odağımızı koruduğumuzu ortaya koyuyor” dedi.
Sürekli Bir Gelişim İçerisindeyiz
Wilo Group CTO’su Georg Weber ise yaptığı değerlendirmede: “91 puan, sürdürülebilirlik yönetimimizi istikrarlı biçimde geliştirme yaklaşımımızın bir sonucudur. Raporlamamızın bağımsız doğrulanmasından PACI kapsamındaki çalışmalarımıza ve tedarik zinciri risk yönetimimize kadar birçok alanda performansımızı daha ileri taşımak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sürdürülebilirlik, tamamlanıp geride bırakılabilecek bir süreç değil; sürekli gelişimi ve dönüşümü gerektiren uzun vadeli bir yolculuktur” şeklinde konuştu.
EcoVadis, dünya genelinde en saygın sürdürülebilirlik derecelendirme kuruluşlarından biri olarak öne çıkıyor. Platin madalya, değerlendirilen şirketler arasında en üst yüzde 1’lik dilimde yer alan kuruluşlara verilen ve EcoVadis’in sunduğu en yüksek başarı seviyesini temsil ediyor.
GENEL
Depreme dayanıklı yapıların gücü su yalıtımından geçiyor
Yayınlandı
2 gün önce-
Ağustos 14, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
ODE Yalıtım, 17 Ağustos’un yıl dönümünde binaların taşıyıcı sistemlerini koruyan su yalıtımının hayati rolüne dikkati çekiyor.
17 Ağustos Depremi’nin yıl dönümünde yapı güvenliği Türkiye’nin ana gündem maddesi olmaya devam ederken, binaların depreme karşı direncini belirleyen en kritik unsurlardan biri olan su yalıtımı göz ardı ediliyor. Bir yapının deprem performansı yalnızca kullanılan beton ve donatının kalitesiyle belirlenmiyor. Yapı ömrü boyunca taşıyıcı sistemin su, nem ve diğer dış etkenlere karşı korunması da deprem güvenliğinin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor.
Su yalıtımı bulunmayan ya da standartlara uygun uygulanmayan yapılarda, zaman içinde yapı elemanlarına ulaşan su, donatı çeliğinde korozyona neden oluyor. Bu süreç, betonarme elemanların dayanımını azaltarak yapı güvenliğini olumsuz etkileyebiliyor. Araştırmalar, su yalıtımı bulunmayan yapılarda taşıyıcı sistemin 10 yıl içinde yüzde 66’ya varan oranda dayanım kaybına uğrayabileceğini ortaya koyuyor.
Araştırma sonuçları önemli bir farkındalık açığına işaret ediyor
ODE Yalıtım’ın 2023 yılında gerçekleştirdiği Su Yalıtımı ve Binaların Deprem Güvenliği Algı Araştırması’na göre, toplumda su yalıtımı ile deprem güvenliği arasındaki ilişkinin yeterince bilinmediğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre katılımcıların yalnızca yüzde 2,2’si binanın depreme karşı dayanıklılığında su yalıtımının önemini bildiğini ifade ederken, her 100 kişiden 45’i oturduğu binada su yalıtımı bulunup bulunmadığını bilmiyor. Katılımcıların yüzde 34,2’si binasında su yalıtımı olmadığını belirtirken, su yalıtımı bulunduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 20,4’te kalıyor.
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ozan Turan şunları söyledi: “Depreme dayanıklı yapıların bu özelliklerini uzun yıllar koruyabilmesi için su yalıtımının yapım aşamasından itibaren doğru projelendirilmesi ve standartlara uygun şekilde uygulanması gerekiyor. Su yalıtımı, nem ve su sızıntısına karşı koruma sağlamanın yanı sıra taşıyıcı sistemi koruyor ve yapının tasarım ömrünü destekliyor. Araştırmalarımız, toplumda su yalıtımının maliyetine ve yapı güvenliğindeki rolüne ilişkin önemli bilgi eksiklikleri bulunduğunu gösteriyor.
Oysa su yalıtımının toplam bina maliyeti içindeki payı yaklaşık yüzde 1 seviyesinde. Bu nedenle ODE Yalıtım olarak yeni teknolojiler geliştirmenin yanında doğru teknik bilginin yaygınlaşmasına da katkı sunmayı sorumluluğumuzun bir parçası olarak görüyoruz. Bu kapsamda hazırladığımız Binalarda Su Yalıtımı kitabıyla mimarlar, mühendisler, uygulamacılar ve sektör profesyonellerini güncel standartlar, doğru uygulama detayları ve teknik bilgilerle buluşturuyoruz. Su yalıtımı konusunda farkındalığın artmasına ve doğru uygulamaların yaygınlaşmasına katkı sağlamayı sürdüreceğiz” dedi.
GENEL
İZODER’DEN 17 AĞUSTOS MARMARA DEPREMİNİN 27. YILINDA AÇIKLAMA
Yayınlandı
2 gün önce-
Ağustos 14, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
İZODER Başkanı Atalay Özdayı “Yapılarımızın güvenliği için temelden çatıya su yalıtımı uygulamalarını yaygınlaştırmalıyız”
Yalıtım sektörünün çatı örgütü İZODER, ’17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27. yıl dönümü nedeniyle bir açıklama yaparak binaların depreme karşı güçlendirilmesi noktasında temelden çatıya su yalıtımının hayati önemine dikkat çekti.
İZODER (Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Atalay Özdayı, “17 Ağustos’ta her yıl depremin yarattığı büyük yıkımı hatırlıyor, önlemler konusuna dikkat çekmeye çalışıyoruz. Depremin yol açtığı yıkımların en önemli nedenlerinden birinin yapının taşıma gücünü etkileyen korozyon olduğu bir gerçek. Bir yapının ana unsurları olan demir ve betonu, suyun olumsuz etkilerinden yalıtımla koruyarak binalarımızı depremin etkilerine karşı güçlü hale getirmeliyiz. Mevcut binalarımızın depreme dayanıklılığı konusunda endişe duyuyor, güvenli ve sağlıklı binalara sahip olmak için kentsel dönüşümü fırsat olarak görüyoruz.” dedi.
Depremin yol açtığı yıkımların en önemli nedenlerinden biri korozyon
Depremde yaşanan ağır hasarların başlıca nedenlerinden birinin, yapıların taşıma kapasitesini azaltan korozyon olduğuna dikkat çeken Özdayı, şunları söyledi: “Betonarme yapı sistemlerinin en zayıf noktalardan biri suya karşı olan hassasiyetleridir. Yağmur, kar, yeraltı suları, zeminde yer alan nem, mutfak, banyo, tuvalet gibi ıslak hacimlerdeki su kaçakları, binanın inşa edildiği zeminde bulunan basınçlı veya basınçsız yeraltı suları nedeniyle binalar sürekli olarak suya maruz kalabiliyor. Suyun taşıyıcı yapı elemanlarına nüfuz etmesi durumda özellikle betonun içindeki demirin paslanmasıyla başlayan ‘korozyon’ yapının yük taşıma kapasitesini azaltıyor. Betonarme yapıların sağlıklı bir şekilde tasarım ömürleri süresince işlevlerini sürdürebilmesi için yapının tamamının standartlara uygun şekilde ısı ve su yalıtımı ile korozyondan korunması gerekiyor.”
Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şakir Erdoğdu’nun donatı ve korozyon ilişkisini ortaya koyan araştırmasını hatırlatan Özdayı, sözlerine şöyle devam etti: “Bu araştırma binalarımızı bekleyen tehlikeyi gözler önüne seriyor. Suya maruz kalan bir donatı, taşıma kapasitesinin 5 yılın sonunda yüzde 50’sini, 15 yılın sonunda yüzde 90’ını, 24 yılın sonunda ise tamamını kaybettiğini ortaya koyuyor. Donatı korozyonu, deprem veya herhangi bir dış etki olmaksızın belirli süre sonra yapıların çökmesine yol açabiliyor. Bu durum da maalesef ülkemizin yabancı olmadığı bir gerçeklik. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hasar Tespit Komisyonu tarafından yapılan incelemeler sonucunda, yüzde 79’u hasarlı bulunan 55 bin 651 konut ve işyerinin yüzde 64’ünde korozyon tespit edilmişti.”

Kentsel dönüşüm güvenli yapılaşma için kritik önem taşıyor
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı tarafından hazırlanan “İstanbul İli Olası Deprem Kayıp Tahminlerinin Güncellenmesi Projesi” raporunda yer alan sonuçları paylaşan Özdayı, “İstanbul’da 7,5 büyüklüğündeki bir deprem senaryosunda binaların ortalama yüzde 17’sinin (yaklaşık 194 bin bina) orta ve üst seviyede hasar göreceği tahmin ediliyor. 7,5 büyüklüğündeki senaryo depreminde İstanbul’daki binaların ortalama yüzde 26’sının hafif, yüzde 13’ünün orta, yüzde 3’ünün ağır ve yüzde 1’inin çok ağır hasar görmesi bekleniyor. Senaryo depreminde ağır ve çok ağır hasarlı binaların aldıkları deprem hasarının onarılamayacak boyutta olacağı ve bu hasar seviyelerindeki binaların yıkılıp tekrar yapılması gerektiği ortaya çıkıyor. Öte yandan orta hasarlı binaların da onarım yerine yıkılıp yeniden inşasının çoğunlukla daha uygun olduğu belirtiliyor. Böyle bir depremden etkilenecek diğer iller de hesaba katıldığında tablo daha da karamsar bir hal alıyor” dedi.
Ülke genelinde hız kazanan kentsel dönüşüm sürecinin, Türkiye’nin yapı stokunda kapsamlı bir yenilenme için kritik bir fırsat sunduğunu vurgulayan Özdayı, “Türkiye genelinde mevcut bina stokunun detaylı şekilde analiz edilmesi, güvenli hale getirilebilecek yapılar ile riskli binaların net biçimde ayrıştırılması gerekiyor. Yeterli dayanıma sahip olan yapıların güçlendirilmesi; güvenli olmayan binaların ise kentsel dönüşüm kapsamında yeniden inşa edilmesi büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu.
Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği’nin 1 Haziran 2018 tarihinde yürürlüğe girdiğini hatırlatan Özdayı, bu tarihten sonra inşa edilen ve zorunlu olarak su yalıtımı yapılan binaların, toplam yapı stokunun yalnızca yüzde 5-5,5’ini oluşturduğunu belirterek şunları söyledi: “10 milyonun üzerinde bina, 30 milyonu aşan hanenin bulunduğu ülkemizde bu düşük oranlardaki su yalıtımı uygulaması maalesef güvenli bina noktasında zayıf bir yerde durduğumuzu gösteriyor. Bundan sonra su yalıtımı ile güçlendirilmiş, güvenli, sağlıklı ve konforlu yapılar inşa etmemiz gerekiyor. Kentsel dönüşümün bir yandan güvenli kentler sağlarken diğer yandan çevreye duyarlı, enerji verimli, konforlu yapılaşma için de büyük bir fırsat barındırdığını unutmamak gerekiyor. Su yalıtımı, güvenli yapılaşmanın ayrılmaz bir parçası. Bir binanın temeli çürüyorsa, biz bu binayı güvenli sayamayız. Özellikle deprem riski yüksek bölgelerde yaşayanların, binalarındaki su yalıtımı durumunu sorgulamaları ve uzman kontrolü yaptırmaları çok önemli” dedi.
Son Yazılar
- Wilo, EcoVadis’te Rekor Skora Ulaştı Ağustos 14, 2026
- Depreme dayanıklı yapıların gücü su yalıtımından geçiyor Ağustos 14, 2026
- İZODER’DEN 17 AĞUSTOS MARMARA DEPREMİNİN 27. YILINDA AÇIKLAMA Ağustos 14, 2026
- Panasonic’in Türkiye’deki ilk showroom’u Antalya’da açıldı Ağustos 14, 2026
- Mitsubishi Electric, M70 ve M700 NC Üniteleri İçin Türkiye’de Yenileme Hizmeti Sunmaya Başladı Ağustos 14, 2026
- Herpa Maden, 2 Adet Komatsu PC700 ile Filosunu Gençleştirdi Ağustos 14, 2026
- Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın net operasyonel geliri yüzde 25 artarak 116 milyon Euro’ya ulaştı Ağustos 14, 2026
- Büyüme odağını stratejik alanlara çeviren Sabancı’dan ilk yarıda güçlü performans Ağustos 14, 2026
- Kimpur, Avrupa Yapı Sektöründeki Konumunu Güçlendiriyor Ağustos 14, 2026
- Yapılarda Yangın Güvenliği İçin Güvenilir Su Kaynağı Şart Ağustos 13, 2026
- Geberit boru sistemleri, endüstriyel tesislerde kritik hatlar için güvenilir ve uzun ömürlü altyapı sağlıyor Ağustos 13, 2026
- Systemair Türkiye, küresel üretim ve inovasyon üssü rolüyle uzmanlığını geliştiriyor Ağustos 13, 2026
- Masdaf, Akıllı Pompa Sistemleriyle Verimlilik ve Dijital Dönüşüme Odaklanıyor Ağustos 13, 2026
- İstanbul Teknik, Üretim Gücünü Ar-Ge ve İzlenebilirlik Çözümleriyle Pekiştiriyor Ağustos 13, 2026
- HEKİM HOLDİNG’DE KURULUŞ YILDÖNÜMÜ COŞKUSU: BİRLİKTEN DOĞAN GÜÇLE GELECEĞE HAZIRIZ… Ağustos 13, 2026
Trendler
GENEL2 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL2 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak









