GENEL
PERI, Dijital Teknolojilerle Şantiyelerde Verimlilik ve Güvenliği Yeniden Tanımlıyor
Yayınlandı
2 ay önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Ayhan Akpınar (PERI Türkiye Genel Müdürü)
55 yılı aşkın mühendislik deneyimiyle kalıp ve iskele sektöründe faaliyet gösteren PERI, dijital planlama araçları, BIM uyumlu çözümler, gerçek zamanlı beton sensörleri ve sanal gerçeklik uygulamalarıyla şantiye süreçlerini daha güvenli, verimli ve sürdürülebilir hale getirmeyi hedefliyor.
– Öncelikle, firmanızı ve faaliyet alanlarınızı kısaca tanıtabilir misiniz? 2026 yılının ilk yarısı özelinde sektörün mevcut görünümünü ve sektördeki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?
PERI olarak kalıp ve iskele sektöründe global ölçekte inovasyon, sürdürülebilirlik ve dijitalleşme odaklı bir ürün stratejisi izlemekteyiz. Dünyanın dört bir yanındaki projelerde inşaat süreçlerine 55 yılı aşkın mühendislik tecrübesiyle değer katan şirketimiz; modüler sistemler, entegre güvenlik çözümleri ve dijital planlama araçlarıyla sektörde fark yaratmaktadır.
2026 yılı, sektörün karar mekanizmalarının yeniden yapılandığı bir sene olarak öne çıkıyor. Pandemi sonrası dönemin yüksek hız refleksi yerini daha hesaplı, daha veri odaklı kararlara bırakıyor. Bu, sektör için olumlu bir dönüşümdür çünkü uzun vadede tedarikçi seçiminde fiyat değil, güvenilirlik ve mühendislik gücü belirleyici olmaya başlıyor.
Orta Doğu’daki gerilim lojistik dengeleri etkilemekle birlikte, Türkiye’nin coğrafi konumu ve inşaat sektörünün operasyonel kapasitesi ülkemizi bölgesel bir çözüm merkezi olarak tutmaya devam ediyor. Yurt içinde kentsel dönüşüm, deprem güvenliği odaklı konut yapılaşmaları, altyapı yatırımları ve sanayi projeleri sektörün hareketini sürdüren ana eksenler. Finansmana erişim, maliyet yönetimi ve nitelikli iş gücü ise sektörün önümüzdeki dönemde de yapısal gündemi olmaya devam edecek.
PERI Türkiye olarak biz bu döngüyü güçlü lojistik altyapımız, geniş kiralama parkımız ve mühendislik odaklı çalışma kültürümüz sayesinde dengeli yönetebildiğimizi söyleyebilirim. Önümüzdeki dönemde dijital saha çözümlerinin, modüler sistemlerin ve entegre iş güvenliği yaklaşımının sektörün rekabet çıtasını belirleyeceğine inanıyorum.
– BIM, dijital ikiz, artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) veya nesnelerin interneti (IoT) gibi teknolojiler ürün geliştirme ya da proje süreçlerinizde nasıl yer buluyor? Yapay zekâ destekli sistemlerin önümüzdeki yıllarda yapı malzemeleri ve inşaat sektöründe hangi alanlarda yaygınlaşacağını öngörüyorsunuz?
İnovasyonu artık yeni bir ürün geliştirmekle eş tutmuyoruz. Bizim için inovasyon, şantiyedeki süreci daha güvenli, daha hızlı ve veriye dayalı hale getirmek demek. Özellikle BIM (Yapı Bilgi Modellemesi) süreçlerine uyumlu mühendislik çözümlerimiz ve dijital planlama araçlarımızla, projeleri henüz fiziksel olarak başlamadan optimize ederek şantiyedeki hata payını ve malzeme israfını en aza indiriyoruz.
Yapı Fuarı 2026’da Türkiye’de ilk kez tanıttığımız Vemaventuri Beton Sensör Teknolojisi, beton üretimi ve yerleştirme süreçlerini sahadan dijital olarak izleyen bulut tabanlı bir çözüm. LTE bağlantısı üzerinden anlık veri akışı sağlayan sistem; betonun sıcaklık gelişimini, kalıp içi basıncı, dolum seviyesini, sıkıştırma kalitesini ve su/çimento oranını gerçek zamanlı izliyor. Önceden tanımlanan limitlerin aşılması durumunda otomatik uyarılar üreterek saha ekiplerine erken müdahale imkânı veriyor. Fuarda gördüğümüz yoğun ilgi sektörün bu dönüşüme hazır olduğunu gösteriyor.
Bu teknolojinin altını çizmek istediğim bir başka boyutu daha var: sürdürülebilirlik. Yapı malzemesi sektöründe üretim süreçlerinin su ayak izini azaltacak şekilde geliştirilmesi, bugün artık tüm sektör kuruluşlarımızın gündeminde olan bir öncelik. Beton sensör teknolojisi sahada doğrudan görünmeyen ama bu öncelikle birebir örtüşen önemli bir katkı sağlıyor. Geleneksel uygulamada, betonun istenen dayanıma tam olarak ne zaman ulaştığı sahada net olarak bilinemediği için kürleme süreci ihtiyatlı senaryoya göre kurgulanır; gereğinden uzun süre, gereğinden fazla kürleme suyu ve gereğinden fazla iş gücü harcanır. Sensör verisi ise betonun dayanım gelişimini ve sıcaklığını gerçek zamanlı ölçtüğü için kürleme süresi ve kullanılan su miktarı gerçek ihtiyaca göre optimize ediliyor. Bunun karşılığı yalnızca verimlilik değil; aynı zamanda Türkiye gibi su stresi altındaki bir coğrafyada giderek daha kritik hale gelen bir kaynak yönetimi katkısıdır.
Fuardaki standımızda yer verdiğimiz VR (Sanal Gerçeklik) deneyim alanı da büyük ilgi gördü. Başta PERI UP olmak üzere öne çıkan iskele ve kalıp sistemlerini sanal ortamda inceleme ve kurulum sürecini birinci elden deneyimleme imkânı buldu. Bu uygulama, geleneksel ürün kataloğu sunumunun ötesine geçerek mühendis ve şantiye ekiplerinin ürün seçim sürecinde karar destek aracı olarak kullanılabilecek bir yaklaşımı tanıttı. Sensörün sahadan veriyi getirmesi ve VR’ın sahayı dijital ortama taşıması, PERI’nin dijital saha vizyonunun iki yönlü işleyişini ortaya koydu.
– Dijital gelişiminiz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ürünleriniz ve hizmetleriniz ilgili bilgi alabilir miyiz? Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün çeşitliliğine sahipsiniz? Ürünlerinizin çalışma prensipleri ile müşterilerinize sunduğunuz avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir?
Türk inşaat sektörüne ilk kez 48’inci Yapı Fuarı’nda tanıtılan Vemaventuri Beton Sensör Teknolojisi bu konudaki en somut örnektir. Sistem; betonun sıcaklık gelişimini, kalıp içi basıncı, dolum seviyesini ve dayanım sürecini gerçek zamanlı izleyerek saha ekiplerine bulut tabanlı bir karar mekanizması sunuyor. Böylece kararlar artık yalnızca saha deneyimine değil, ölçülebilir verilere dayanıyor. Bir kalıp ve iskele şirketi olarak PERI’nin Vemaventuri’yi Türkiye pazarına sunması, sensör teknolojisinin yalnızca bir beton kalite aracı değil, aynı zamanda kalıp tasarım sınırları ile saha gerçekliğini birleştiren bir mühendislik enstrümanı olarak konumlandırıldığını gösteriyor.
Konut projelerinde HANDSET Alpha ve DUO gibi az parçalı, kolay kurulan sistemlerimiz özellikle dar şantiyelerde tercih ediliyor. Bu sistemler işçilik ihtiyacını azaltırken uygulama standardizasyonunu artırdığı için kalite kontrolü kolaylaşıyor. ALPHADECK ise erken söküm avantajıyla kat döngüsünü hızlandırıyor. İskele tarafında PERI UP, güvenlik entegrasyonu ve farklı proje tipolojilerine uyarlanabilir modüler yapısıyla tercih ediliyor. Yüksek yapılarda kullandığımız RCS tırmanır sistemler ve entegre güvenlik çözümlerimiz ise büyük şehirlerdeki dönüşüm projelerinde belirgin bir verim farkı yaratıyor. Su yalıtımı alanında ise RiveStop Ankraj Deliği Sızdırmazlık Teknolojisi, sektörde özgün bir çözüm olarak konumlanıyor ve önümüzdeki dönemde özellikle altyapı ve mühendislik yapılarında karşılığını bulacağına inanıyoruz.
Bugün yatırımcı için maliyet tek başına yeterli bir karar parametresi değil. İş güvenliği, uygulama hızı ve sürdürülebilirlik aynı ölçüde belirleyici hale geldi. PERI Türkiye olarak bu üç eksende mühendislik odaklı çözümler sunabilmek bizim asıl farklılaşma alanımızdır.
– Sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşmada dijital teknolojiler nasıl bir katkı sağlıyor? Dijitalleşme, karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda; kaynak yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?
Çevresel sorumluluk bilinciyle şekillenen kurumsal vizyonumuzun önemli bir parçası olan sürdürülebilirlik, operasyonlarımızın merkezine yerleşmiş durumda. PERI Türkiye olarak, güneş enerjisi yatırımımız ile karbon ayak izimizi azaltıyor, çevresel etkimizi minimize ediyor ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak adına üzerimize düşeni yapıyoruz. Gelecek dönemde de PERI Global’in sürdürülebilirlik standartları çizgisinde ilerleyerek, iklim dostu uygulamaları yaygınlaştırmayı ve enerji tüketimimizdeki yenilenebilir enerji payını daha da artırmayı hedefliyoruz.
Sürdürülebilirlik yaklaşımımız doğrultusunda; uzun ömürlü, geri dönüştürülebilir malzemelerden üretilen, kaynak verimliliğini artıran ve montaj-demontaj süreçlerinde enerji tasarrufu sağlayan sistemler geliştirmeye odaklanıyoruz. Bu yaklaşım sayesinde, ürünlerimizin tüm yaşam döngüsü boyunca çevresel etkisini azaltmayı ve projelerde kaynak israfını önlemeyi hedefliyoruz.
Sektörümüzde yeşil dönüşüm henüz yaygınlaşmamış olsa da hem üretim süreçlerimizle hem de sunduğumuz ürün ve hizmetlerle PERI’nin öncü rolünü ortaya koyuyoruz.
– Son olarak, önümüzdeki 5 yıllık perspektifte dijital dönüşüm yatırımlarınızın odağında hangi teknolojiler yer alacak? Sektörün geleceğine ilişkin beklentilerinizi paylaşır mısınız?
Bizim işimiz; müşterinin gerçek ihtiyacını doğru tespit ederek işin sahada daha güvenli, daha hızlı, daha ekonomik ve daha kaliteli yapılmasını sağlayacak çözümleri üretmektir. Bu sektörde inovasyonun tanımı da burada saklı: gerçek bir saha ihtiyacına gerçek bir mühendislik cevabı vermek. Bu kapsamda son dönemde özellikle dijital saha teknolojileri tarafında belirleyici çözümler sunuyoruz. Kalıp içi basıncı gerçek zamanlı ölçen bir sensörü Türkiye’ye getirmemiz tesadüf değil; bu, müşteri ihtiyacından doğan kalıp ve iskele mühendisliğinin doğal bir uzantısı. Yapı Fuarı’ndaki en somut çıkarımımız, dijital saha çözümlerinin Türkiye’de artık ‘iyi olur’ kategorisinden ‘olmazsa olmaz’ kategorisine geçtiğini görmek oldu. Beton sensörü ve VR’ın stantta en çok teknik soru alan iki çözüm konumunda olması, sektörün hem veriyle yönetilen bir saha modeline hem de dijital deneyim araçlarına hazır olduğunu gösteriyor.
Önümüzdeki dönemde sektörün üç ana eksende dönüşeceğini düşünüyorum: sensör teknolojileriyle veriye dayalı şantiye yönetiminin standart hale gelmesi, dijital planlama araçlarının teklif aşamasından teslim aşamasına kadar bütünleşik kullanılması ve iş güvenliği–sürdürülebilirlik dengesinin yatırım kararlarının merkezine yerleşmesi. Bu üç eksenin hepsinde PERI Türkiye, uluslararası mühendislik birikimi ile yerel saha tecrübesini bir arada sunabilen sayılı oyunculardan biri olarak konumlanıyor.
Bizim yaklaşımımız ürün satmak değil; projeye ortak olmaktır. Önümüzdeki dönemde de Türk inşaat sektörünün dönüşümünü şekillendiren projelerde mühendislik gücümüzle yer almaya devam edeceğiz.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
Kastamonu Entegre Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın Üçüncü Durağı İzmir Oldu
Yayınlandı
6 saat önce-
Ekim 9, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Kastamonu Entegre’nin iş ortakları ve sektör paydaşlarıyla bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncü durağı İzmir oldu. Ankara ve Kayseri’nin ardından İzmir’de sektör profesyonelleriyle bir araya gelen Kastamonu Entegre bölgenin ihtiyaçlarını ve sektöre yön veren yeni yaklaşımları birlikte değerlendirdi.
Ahşap bazlı panel sektöründe Türkiye’nin lideri, Avrupa’nın üçüncü, dünyanın dördüncü büyük üreticisi Kastamonu Entegre, sektörle daha güçlü bir iletişim kurmak ve iş ortaklarıyla bilgi paylaşımını artırmak amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncüsünü 6 Ekim’de İzmir’de gerçekleştirdi. Ankara ve Kayseri’nin ardından düzenlenen buluşmada şirket, Ege Bölgesi’ndeki iş ortakları ve sektör profesyonelleriyle bir araya geldi.
Üretim, tasarım ve uygulama süreçlerinde rol alan iş ortaklarını bir araya getiren Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları, sektörün ihtiyaçlarını farklı uzmanlıkların bakış açısıyla ele alma fırsatı sunuyor. İzmir buluşmasında bayiler, mimarlar, iç mimarlar, uygulamacılar ve üreticiler; değişen müşteri beklentilerini, bölgedeki pazar dinamiklerini ve bunların ürün seçimi ile uygulama süreçlerine yansımalarını birlikte değerlendirdi.
Ege Bölgesi’nin üretim, ticaret ve tasarım ekosisteminin önemli merkezlerinden İzmir’de gerçekleştirilen etkinlikte, Kastamonu Entegre’nin dekoratif panelden zemin çözümlerine uzanan geniş ürün portföyü sektör profesyonelleriyle buluştu. Etkinlik kapsamında oluşturulan showroom alanında ürünlerin farklı kullanım alanları, tasarım yaklaşımları ve kullanıcıya sunduğu avantajlar aktarılırken katılımcılar, Kastamonu Entegre’nin yenilikçi çözümlerini yakından inceleme fırsatı buldu.
Kastamonu Entegre Global Ürün Yönetimi Grup Müdürü Hande Okul Yılmaz, İzmir buluşmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Ankara ve Kayseri’nin ardından Bölgesel İş Ortakları Buluşmalarımızın üçüncü durağı olan İzmir’de, Ege Bölgesi’ndeki iş ortaklarımızla bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyduk. İzmir buluşmamızda da diğer buluşmalarımızda olduğu gibi ürünlerimizi yakından inceleyebilecekleri, renk, doku ve yüzey seçeneklerini bir arada görebilecekleri bir deneyim alanı oluşturduk. Eylül ayında gerçekleşen INTERMOB’da sergilediğimiz yenilikleri de bu alana taşıyarak iş ortaklarımıza yeni ürünlerimizi ve sundukları tasarım olanaklarını kendi bölgelerinde yakından tanıma fırsatı sunduk. Ürünlerimizin farklı tasarım ve uygulama ihtiyaçlarına nasıl karşılık verdiğini birlikte değerlendirmek ve iş ortaklarımızın görüşlerini doğrudan dinlemek, ürün yönetimi çalışmalarımız açısından da değerli. Bu buluşmalarla, ürünlerimiz etrafında kurduğumuz iletişimi güçlendirmeyi ve bölgesel ihtiyaçları daha yakından anlamayı hedefliyoruz.”
Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları İstanbul’da Devam Edecek
Kastamonu Entegre, Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları ile bilgi birikimini, sektör vizyonunu ve iş ortaklarıyla kurduğu uzun soluklu iş birliklerini Türkiye’nin farklı bölgelerine taşımayı sürdürüyor. Ankara, Kayseri ve İzmir’de gerçekleştirilen buluşmalarla yerel dinamikleri yakından takip eden şirket, sektör paydaşlarıyla ortak gelişim alanları oluşturmayı ve sektörün geleceğine birlikte yön vermeyi amaçlıyor. Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın bir sonraki durağı İstanbul olacak.
GENEL
Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimi Türk İş Dünyasıyla Küresel Arenaya Taşınacak
Yayınlandı
7 saat önce-
Ekim 9, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) arasında imzalanan iş birliği protokolüyle, Türk özel sektöründe sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılması, sürdürülebilirlik alanındaki uygulamaların güçlendirilmesi ve Türkiye’nin bu alandaki deneyiminin uluslararası iş dünyasına taşınması hedefleniyor.
Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin vizyonuyla Türkiye’den dünyaya yayılan Sıfır Atık yaklaşımı, iş dünyasında da yeni iş birlikleriyle güçleniyor.
Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik ve sıfır atık alanındaki dönüşümünü hızlandırmak amacıyla iş birliğine gitti. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş ile DEİK Başkanı Nail Olpak tarafından imzalanan protokolle, DEİK üyesi kuruluşlar ve İş Konseyleri nezdinde sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılmasına yönelik ortak çalışmalar yürütülmesinin önü açıldı.
Samed Ağırbaş: “Önemli Bir İş Birliğini Hayata Geçiriyoruz”
Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik dönüşümü açısından önemli bir iş birliğini hayata geçirmenin memnuniyetini yaşadıklarını belirterek, “Sıfır Atık Hareketi’nin küresel bir vizyona dönüşmesine öncülük eden, ‘Dünya Ortak Evimiz’ anlayışını Türkiye’den dünyaya taşıyan Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyonu özellikle ifade etmek isterim. 2017 yılında başlayan Sıfır Atık Hareketi bugün; atığın yönetilmesinin ötesinde, kaynakların korunmasını, verimliliği, döngüsel ekonomiyi ve sürdürülebilir kalkınmayı birlikte ele alan kapsamlı bir dönüşüm modeline ulaşmıştır. Bu vizyonun ülkemizin çevre ve iklim politikalarına güçlü biçimde yansımasında, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çevre ve iklim alanındaki iradesi ile Sayın Murat Kurum’un kararlı uygulama yaklaşımı önemli bir yere sahiptir” dedi.
“DEİK’in Güçlü Uluslararası İş Ağı Büyük Bir Fırsat Sunuyor”
Sıfır atığın yalnızca bir çevre politikası değil; üretim, yatırım, rekabetçilik ve ekonomik kalkınma meselesi olduğunu belirten Ağırbaş, “DEİK’in İş Konseyleri ve üye kuruluşları aracılığıyla sahip olduğu güçlü uluslararası iş ağı, Türkiye’nin sıfır atık ve döngüsel ekonomi deneyimini küresel iş dünyasına taşımamız açısından büyük bir fırsat sunuyor. Bu vizyonun uluslararası ölçekteki karşılığını, Haziran ayında ikincisini gerçekleştirdiğimiz Sıfır Atık Forumu’nda da gördük. 183 ülkeden katılımın sağlandığı Forum, sıfır atığın artık sadece çevre politikalarının değil; iklim eyleminin, ekonomik dönüşümün ve uluslararası iş birliğinin de önemli bir unsuru olduğunu ortaya koydu” ifadelerini kullandı.
“Hedefimiz Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimini Dünyaya Uygulama ve İş Birliği Modeli Olarak Sunan Bir Ülke Olması”
İş birliği için DEİK Başkanı Nail Olpak’a ve DEİK’in yönetimine teşekkür eden Ağırbaş, “Hedefimiz Türkiye’nin sıfır atık deneyimini dünyaya uygulama ve iş birliği modeli ile sunan bir ülke olmasıdır. COP31 sürecinde de bu yaklaşımı güçlendireceğiz. İklim gündemini yalnızca taahhütler üzerinden değil; yatırımlar, teknolojiler, finansman ve sahadaki somut uygulamalar üzerinden ele alacağız” dedi.
Nail Olpak: “DEİK Olarak, Ticari Diplomasi Faaliyetlerimize İklim Diplomasisi Kavramını da Dahil Edeceğiz”
DEİK Başkanı Nail Olpak ise, “Ülkemizin ev sahipliğinde düzenlenecek olan COP31’e çok az bir süre kaldı ve DEİK olarak biz de bu süreçte iş dünyası olarak verebileceğimiz katma değeri ortaya koyabilmeye çalışıyoruz. COP toplantıları ilk ortaya çıktığı zaman, sadece hükümetler arası iklim müzakerelerinin görüşüldüğü bir platformdu. Ancak günümüzde, iklim konuları aynı zamanda ekonomi ve iş dünyasının da ana gündem maddelerinden birisi oldu. Yeşil ekonomiye geçiş, döngüsel ekonomi, yeşil finansman gibi birçok alt başlıkta ve yeniden düzenlenen küresel ticarette iş dünyasının da kaçınılmaz ve önemli bir rolü bulunuyor. Bu çerçevede biz de DEİK olarak iklim diplomasisini ticari diplomasi faaliyetlerimizin ana unsuru olarak görüyor ve COP31 öncesi ve sonrası da dahil olmak üzere atılacak adımlarda iş dünyamızla birlikte hareket etmeye devam ediyoruz. İş dünyası olarak en önemli önceliğimiz öngörülebilirlik. Bugün hayatımıza çok daha önemli yeni bir rekabet alanı eklendi: güven rekabeti. Güven hem iş dünyasının hem de devletlerin en fazla önem verdiği başlık haline geldi ve böyle olmaya da devam edecek” dedi.
“Sıfır Atık Vakfı ile Yakın İş Birliği İçindeyiz”
“COP31 gibi çok taraflı ve katmanlı bir sürece girerken, iş dünyası örgütleri ve sivil toplum kurumları da kendilerine güvenli ortak arayışı içerisinde” diyen Olpak, şöyle devam etti:
“DEİK olarak, bu süreçte uzun zamandır Sıfır Atık Vakfı ile yakın bir iş birliği içerisindeyiz. Uluslararası Sıfır Atık Zirvesi kapsamında, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Liderler Toplantısı’nı bizim düzenlememizi arzu ettiler. DEİK de yürüttüğü ticari diplomasi faaliyetlerine iklim diplomasisi kavramını da dahil ederek, her zaman olduğu gibi iş dünyası ile kamu arasında bir arayüz vazifesi görüyor. DEİK ailemiz ile Sıfır Atık Vakfı arasında bugün imzaladığımız iş birliği protokolüyle, mevcut iş birliğimizi daha üst seviyeye çıkararak, başta döngüsel ekonomi ve sıfır atık yaklaşımı olmak üzere, sürdürülebilirlik alanında daha etkin bir koordinasyon merkezi kuracağız.”
İmza töreninin ardından, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı, iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilerek sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomi alanlarında özel sektörün rolü ve küresel sürdürülebilirlik gündemine katkı sağlayacak iş birliği alanları ele alındı.
Sıfır Atık Yaklaşımı İş Dünyasının Uluslararası Faaliyetlerine Taşınacak
İş birliğiyle, sürdürülebilirlik ilkelerinin dış ticaret ve uluslararası iş birliği faaliyetlerinde daha güçlü şekilde ele alınması ve Türk özel sektörünün uluslararası arenada sıfır atık ve sürdürülebilirlik alanında öncü konuma taşınmasına katkı sağlanması amaçlanıyor.
GENEL
Hisense, Türkiye Pazarına Özel bir Lansman ile Giriş Yaptı
Yayınlandı
7 saat önce-
Ekim 9, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Hisense Doğu Avrupa Satış Direktörü ve Türkiye Genel Müdürü Boštjan Vodeb, “Türkiye, Hisense için uzun vadeli potansiyeline inandığımız önemli bir pazar. Bu nedenle önceliğimiz yalnızca ürünlerimizi satışa sunmak değil, yerel ekibimiz, güçlü satış ve dağıtım iş ortaklarımız ve güvenilir satış sonrası hizmet ağımızla doğru temelleri oluşturmak oldu. TV ve klima ile başlayan yolculuğumuzu 2027’den itibaren yeni ürün kategorileriyle kademeli olarak büyütmeyi planlıyoruz. Bu yolculuğun merkezinde ‘Ulaşılabilir Lüks’ yaklaşımımız var. İleri teknolojinin, güçlü tasarımın ve üstün deneyimin yalnızca belirli bir kesime değil, çok daha fazla insana ulaşması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye’deki hikayemizi de tek başımıza değil, iş ortaklarımız ve tüketicilerimizle birlikte yazmak istiyoruz. Global hikayemiz 1969’da başladı, bugün ise Türkiye’de yeni bir bölüm açıyoruz. Gelin, Hisense’in ışığını Türkiye’de birlikte yayalım.” dedi.
“Teknolojiyi Hayatın Önünde Değil, Hayatın İçinde Konumlandırıyoruz”
Son Yazılar
- Kastamonu Entegre Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın Üçüncü Durağı İzmir Oldu Ekim 9, 2026
- Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimi Türk İş Dünyasıyla Küresel Arenaya Taşınacak Ekim 9, 2026
- Hisense, Türkiye Pazarına Özel bir Lansman ile Giriş Yaptı Ekim 9, 2026
- Eminevim’den 600 bininci teslimatla tarihi rekor Ekim 9, 2026
- Vaillant Türkiye, 2026’nın 2. İletişim Kurulu Toplantısı’nda İş Ortaklarıyla Bir Araya Geldi Ekim 9, 2026
- GÖKYÜZÜNDE BİR SIĞINAK: LONDRA’NIN İKONİK SOUTH BANK BÖLGESİNDE PENTHOUSE YAŞAMINA YENİ BİR YORUM Ekim 9, 2026
- Form MHI Klima Sistemleri Interclima 2026’da Uluslararası Temaslarını Güçlendirdi Ekim 9, 2026
- Filli Boya’nın da çatısı altında yer aldığı Nippon Paint Group, AkzoNobel’in Güneydoğu Asya Operasyonlarını Satın Almak Üzere Anlaşma İmzaladı Ekim 9, 2026
- Boreas Teknoloji, Veri Merkezlerinde Akıllı Yönetim Dönemini 6. OSB Teknoloji Zirvesi’ne Taşıdı Ekim 9, 2026
- Creavit Gen-Z Serisi ile Banyoda Kişisel İfade Ekim 9, 2026
- ASAŞSANAT’tan Alüminyumun Sanatla Buluştuğu Sergi: “13. Element” Ekim 8, 2026
- Mobilya Tasarımında Porselen Dönemi: Kalebodur, Furnishings & Design Istanbul’a Damgasını Vurdu Ekim 8, 2026
- Baumit Türkiye, kış gelmeden nitelikli ısı yalıtımı yapmanın 5 kritik başlığına dikkat çekiyor Ekim 8, 2026
- Yaşam alanına dönüşen banyolar için zamansız bir tasarım: Thetis Ekim 8, 2026
- Baymak Hizmet Kalitesini Eğitimle Güçlendiriyor Ekim 8, 2026
Trendler
GENEL2 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL2 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak
GENEL2 yıl önceİzocam’dan evinizin ısısını yaz-kış dengede tutan yalıtım çözümleri!


















