GENEL
PERI, Dijital Teknolojilerle Şantiyelerde Verimlilik ve Güvenliği Yeniden Tanımlıyor
Yayınlandı
1 ay önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
Ayhan Akpınar (PERI Türkiye Genel Müdürü)
55 yılı aşkın mühendislik deneyimiyle kalıp ve iskele sektöründe faaliyet gösteren PERI, dijital planlama araçları, BIM uyumlu çözümler, gerçek zamanlı beton sensörleri ve sanal gerçeklik uygulamalarıyla şantiye süreçlerini daha güvenli, verimli ve sürdürülebilir hale getirmeyi hedefliyor.
– Öncelikle, firmanızı ve faaliyet alanlarınızı kısaca tanıtabilir misiniz? 2026 yılının ilk yarısı özelinde sektörün mevcut görünümünü ve sektördeki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?
PERI olarak kalıp ve iskele sektöründe global ölçekte inovasyon, sürdürülebilirlik ve dijitalleşme odaklı bir ürün stratejisi izlemekteyiz. Dünyanın dört bir yanındaki projelerde inşaat süreçlerine 55 yılı aşkın mühendislik tecrübesiyle değer katan şirketimiz; modüler sistemler, entegre güvenlik çözümleri ve dijital planlama araçlarıyla sektörde fark yaratmaktadır.
2026 yılı, sektörün karar mekanizmalarının yeniden yapılandığı bir sene olarak öne çıkıyor. Pandemi sonrası dönemin yüksek hız refleksi yerini daha hesaplı, daha veri odaklı kararlara bırakıyor. Bu, sektör için olumlu bir dönüşümdür çünkü uzun vadede tedarikçi seçiminde fiyat değil, güvenilirlik ve mühendislik gücü belirleyici olmaya başlıyor.
Orta Doğu’daki gerilim lojistik dengeleri etkilemekle birlikte, Türkiye’nin coğrafi konumu ve inşaat sektörünün operasyonel kapasitesi ülkemizi bölgesel bir çözüm merkezi olarak tutmaya devam ediyor. Yurt içinde kentsel dönüşüm, deprem güvenliği odaklı konut yapılaşmaları, altyapı yatırımları ve sanayi projeleri sektörün hareketini sürdüren ana eksenler. Finansmana erişim, maliyet yönetimi ve nitelikli iş gücü ise sektörün önümüzdeki dönemde de yapısal gündemi olmaya devam edecek.
PERI Türkiye olarak biz bu döngüyü güçlü lojistik altyapımız, geniş kiralama parkımız ve mühendislik odaklı çalışma kültürümüz sayesinde dengeli yönetebildiğimizi söyleyebilirim. Önümüzdeki dönemde dijital saha çözümlerinin, modüler sistemlerin ve entegre iş güvenliği yaklaşımının sektörün rekabet çıtasını belirleyeceğine inanıyorum.
– BIM, dijital ikiz, artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) veya nesnelerin interneti (IoT) gibi teknolojiler ürün geliştirme ya da proje süreçlerinizde nasıl yer buluyor? Yapay zekâ destekli sistemlerin önümüzdeki yıllarda yapı malzemeleri ve inşaat sektöründe hangi alanlarda yaygınlaşacağını öngörüyorsunuz?
İnovasyonu artık yeni bir ürün geliştirmekle eş tutmuyoruz. Bizim için inovasyon, şantiyedeki süreci daha güvenli, daha hızlı ve veriye dayalı hale getirmek demek. Özellikle BIM (Yapı Bilgi Modellemesi) süreçlerine uyumlu mühendislik çözümlerimiz ve dijital planlama araçlarımızla, projeleri henüz fiziksel olarak başlamadan optimize ederek şantiyedeki hata payını ve malzeme israfını en aza indiriyoruz.
Yapı Fuarı 2026’da Türkiye’de ilk kez tanıttığımız Vemaventuri Beton Sensör Teknolojisi, beton üretimi ve yerleştirme süreçlerini sahadan dijital olarak izleyen bulut tabanlı bir çözüm. LTE bağlantısı üzerinden anlık veri akışı sağlayan sistem; betonun sıcaklık gelişimini, kalıp içi basıncı, dolum seviyesini, sıkıştırma kalitesini ve su/çimento oranını gerçek zamanlı izliyor. Önceden tanımlanan limitlerin aşılması durumunda otomatik uyarılar üreterek saha ekiplerine erken müdahale imkânı veriyor. Fuarda gördüğümüz yoğun ilgi sektörün bu dönüşüme hazır olduğunu gösteriyor.
Bu teknolojinin altını çizmek istediğim bir başka boyutu daha var: sürdürülebilirlik. Yapı malzemesi sektöründe üretim süreçlerinin su ayak izini azaltacak şekilde geliştirilmesi, bugün artık tüm sektör kuruluşlarımızın gündeminde olan bir öncelik. Beton sensör teknolojisi sahada doğrudan görünmeyen ama bu öncelikle birebir örtüşen önemli bir katkı sağlıyor. Geleneksel uygulamada, betonun istenen dayanıma tam olarak ne zaman ulaştığı sahada net olarak bilinemediği için kürleme süreci ihtiyatlı senaryoya göre kurgulanır; gereğinden uzun süre, gereğinden fazla kürleme suyu ve gereğinden fazla iş gücü harcanır. Sensör verisi ise betonun dayanım gelişimini ve sıcaklığını gerçek zamanlı ölçtüğü için kürleme süresi ve kullanılan su miktarı gerçek ihtiyaca göre optimize ediliyor. Bunun karşılığı yalnızca verimlilik değil; aynı zamanda Türkiye gibi su stresi altındaki bir coğrafyada giderek daha kritik hale gelen bir kaynak yönetimi katkısıdır.
Fuardaki standımızda yer verdiğimiz VR (Sanal Gerçeklik) deneyim alanı da büyük ilgi gördü. Başta PERI UP olmak üzere öne çıkan iskele ve kalıp sistemlerini sanal ortamda inceleme ve kurulum sürecini birinci elden deneyimleme imkânı buldu. Bu uygulama, geleneksel ürün kataloğu sunumunun ötesine geçerek mühendis ve şantiye ekiplerinin ürün seçim sürecinde karar destek aracı olarak kullanılabilecek bir yaklaşımı tanıttı. Sensörün sahadan veriyi getirmesi ve VR’ın sahayı dijital ortama taşıması, PERI’nin dijital saha vizyonunun iki yönlü işleyişini ortaya koydu.
– Dijital gelişiminiz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ürünleriniz ve hizmetleriniz ilgili bilgi alabilir miyiz? Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün çeşitliliğine sahipsiniz? Ürünlerinizin çalışma prensipleri ile müşterilerinize sunduğunuz avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir?
Türk inşaat sektörüne ilk kez 48’inci Yapı Fuarı’nda tanıtılan Vemaventuri Beton Sensör Teknolojisi bu konudaki en somut örnektir. Sistem; betonun sıcaklık gelişimini, kalıp içi basıncı, dolum seviyesini ve dayanım sürecini gerçek zamanlı izleyerek saha ekiplerine bulut tabanlı bir karar mekanizması sunuyor. Böylece kararlar artık yalnızca saha deneyimine değil, ölçülebilir verilere dayanıyor. Bir kalıp ve iskele şirketi olarak PERI’nin Vemaventuri’yi Türkiye pazarına sunması, sensör teknolojisinin yalnızca bir beton kalite aracı değil, aynı zamanda kalıp tasarım sınırları ile saha gerçekliğini birleştiren bir mühendislik enstrümanı olarak konumlandırıldığını gösteriyor.
Konut projelerinde HANDSET Alpha ve DUO gibi az parçalı, kolay kurulan sistemlerimiz özellikle dar şantiyelerde tercih ediliyor. Bu sistemler işçilik ihtiyacını azaltırken uygulama standardizasyonunu artırdığı için kalite kontrolü kolaylaşıyor. ALPHADECK ise erken söküm avantajıyla kat döngüsünü hızlandırıyor. İskele tarafında PERI UP, güvenlik entegrasyonu ve farklı proje tipolojilerine uyarlanabilir modüler yapısıyla tercih ediliyor. Yüksek yapılarda kullandığımız RCS tırmanır sistemler ve entegre güvenlik çözümlerimiz ise büyük şehirlerdeki dönüşüm projelerinde belirgin bir verim farkı yaratıyor. Su yalıtımı alanında ise RiveStop Ankraj Deliği Sızdırmazlık Teknolojisi, sektörde özgün bir çözüm olarak konumlanıyor ve önümüzdeki dönemde özellikle altyapı ve mühendislik yapılarında karşılığını bulacağına inanıyoruz.
Bugün yatırımcı için maliyet tek başına yeterli bir karar parametresi değil. İş güvenliği, uygulama hızı ve sürdürülebilirlik aynı ölçüde belirleyici hale geldi. PERI Türkiye olarak bu üç eksende mühendislik odaklı çözümler sunabilmek bizim asıl farklılaşma alanımızdır.
– Sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşmada dijital teknolojiler nasıl bir katkı sağlıyor? Dijitalleşme, karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda; kaynak yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?
Çevresel sorumluluk bilinciyle şekillenen kurumsal vizyonumuzun önemli bir parçası olan sürdürülebilirlik, operasyonlarımızın merkezine yerleşmiş durumda. PERI Türkiye olarak, güneş enerjisi yatırımımız ile karbon ayak izimizi azaltıyor, çevresel etkimizi minimize ediyor ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak adına üzerimize düşeni yapıyoruz. Gelecek dönemde de PERI Global’in sürdürülebilirlik standartları çizgisinde ilerleyerek, iklim dostu uygulamaları yaygınlaştırmayı ve enerji tüketimimizdeki yenilenebilir enerji payını daha da artırmayı hedefliyoruz.
Sürdürülebilirlik yaklaşımımız doğrultusunda; uzun ömürlü, geri dönüştürülebilir malzemelerden üretilen, kaynak verimliliğini artıran ve montaj-demontaj süreçlerinde enerji tasarrufu sağlayan sistemler geliştirmeye odaklanıyoruz. Bu yaklaşım sayesinde, ürünlerimizin tüm yaşam döngüsü boyunca çevresel etkisini azaltmayı ve projelerde kaynak israfını önlemeyi hedefliyoruz.
Sektörümüzde yeşil dönüşüm henüz yaygınlaşmamış olsa da hem üretim süreçlerimizle hem de sunduğumuz ürün ve hizmetlerle PERI’nin öncü rolünü ortaya koyuyoruz.
– Son olarak, önümüzdeki 5 yıllık perspektifte dijital dönüşüm yatırımlarınızın odağında hangi teknolojiler yer alacak? Sektörün geleceğine ilişkin beklentilerinizi paylaşır mısınız?
Bizim işimiz; müşterinin gerçek ihtiyacını doğru tespit ederek işin sahada daha güvenli, daha hızlı, daha ekonomik ve daha kaliteli yapılmasını sağlayacak çözümleri üretmektir. Bu sektörde inovasyonun tanımı da burada saklı: gerçek bir saha ihtiyacına gerçek bir mühendislik cevabı vermek. Bu kapsamda son dönemde özellikle dijital saha teknolojileri tarafında belirleyici çözümler sunuyoruz. Kalıp içi basıncı gerçek zamanlı ölçen bir sensörü Türkiye’ye getirmemiz tesadüf değil; bu, müşteri ihtiyacından doğan kalıp ve iskele mühendisliğinin doğal bir uzantısı. Yapı Fuarı’ndaki en somut çıkarımımız, dijital saha çözümlerinin Türkiye’de artık ‘iyi olur’ kategorisinden ‘olmazsa olmaz’ kategorisine geçtiğini görmek oldu. Beton sensörü ve VR’ın stantta en çok teknik soru alan iki çözüm konumunda olması, sektörün hem veriyle yönetilen bir saha modeline hem de dijital deneyim araçlarına hazır olduğunu gösteriyor.
Önümüzdeki dönemde sektörün üç ana eksende dönüşeceğini düşünüyorum: sensör teknolojileriyle veriye dayalı şantiye yönetiminin standart hale gelmesi, dijital planlama araçlarının teklif aşamasından teslim aşamasına kadar bütünleşik kullanılması ve iş güvenliği–sürdürülebilirlik dengesinin yatırım kararlarının merkezine yerleşmesi. Bu üç eksenin hepsinde PERI Türkiye, uluslararası mühendislik birikimi ile yerel saha tecrübesini bir arada sunabilen sayılı oyunculardan biri olarak konumlanıyor.
Bizim yaklaşımımız ürün satmak değil; projeye ortak olmaktır. Önümüzdeki dönemde de Türk inşaat sektörünün dönüşümünü şekillendiren projelerde mühendislik gücümüzle yer almaya devam edeceğiz.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
Mitsubishi Heavy Diamond Serisi ZSX, Mevsim Geçişlerinde Çalışma Kapasitesini İhtiyaca Göre Ayarlıyor
Yayınlandı
2 saat önce-
Eylül 14, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
GENEL
Siemens Türkiye, COP31 İklim Değişikliği Zirvesi’nin ‘İklim Destekçisi’ oldu
Yayınlandı
2 saat önce-
Eylül 14, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
170 yıldır Türkiye’nin teknolojik dönüşümüne katkı sunan Siemens Türkiye, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda düzenlenecek COP31 2026 Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi kapsamında Yeşil Bölge’de İklim Destekçisi olarak Teknoloji, İnovasyon ve Bilgi Hub’ında yer alacak. Şirket, enerji dönüşümü, sanayinin karbonsuzlaşması, enerji ve kaynak verimliliği ve iklime dayanıklı altyapı dijital dönüşüm alanlarındaki teknoloji ve uygulamalarını ziyaretçilerle buluşturacak.
Siemens Türkiye, sürdürülebilir bir gelecek için teknolojinin sunduğu olanakları somut sonuçlarla ortaya koyduğu çalışmalarını COP31 kapsamında paylaşacak. Yeşil Bölge’de gerçekleştirilecek etkinliklerde şirketin kendi operasyonlarındaki karbonsuzlaşma ve kaynak verimliliği uygulamalarının yanı sıra müşterileriyle gerçekleştirdiği enerji verimliliği, dijitalleşme ve sürdürülebilir altyapı projelerinden örnekler aktarılacak. 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31’de elektrifikasyon, temiz enerji dönüşümü, yeşil sanayileşme, iklime dayanıklı şehirler ve döngüsellik gibi başlıklar öne çıkarken, Siemens Türkiye de bu alanlardaki teknoloji ve çözüm portföyünü paylaşacak.
Siemens Türkiye, operasyonlarında emisyonlarını yüzde 70 azalttı
Siemens Türkiye, 2025 yılında operasyonlarından kaynaklanan karbon ayak izini 2019 yılına kıyasla yüzde 70 azaltarak 4.500 ton CO₂ eşdeğeri seviyesine indirdi. Şirket, 2030 Net Sıfır emisyon hedefi doğrultusunda tüm lokasyonlarında yüzde 100 yeşil elektrik kullanırken, 2022-2025 döneminde enerji tüketimini yüzde 13 azalttı. Gebze fabrikasındaki güneş enerjisi sistemi de tesisin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 10’unu karşılıyor.
Operasyonlardan müşterilere uzanan ölçülebilir etki
Siemens Türkiye, enerji verimliliği çözümleriyle dört ülkede 22 müşteriye hizmet verirken, 448 enerji tasarrufu önleminin uygulanmasına destek oldu. Bu çalışmalar kapsamında müşteriler için 21,72 milyon avro tasarruf potansiyeli oluşturulurken, projelerin toplamında yaklaşık 148 bin ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına katkı sağlandı.
Siemens Türkiye, COP31 kapsamında farklı sektörlerden müşterileriyle hayata geçirdiği sürdürülebilirlik projelerinden örnekleri de ziyaretçilerle buluşturacak. Enerji verimliliği, dijitalleşme, sürdürülebilir üretim ve altyapı alanlarındaki projeler aracılığıyla teknolojinin kaynakların daha verimli kullanılması, enerji tüketiminin azaltılması ve emisyonların düşürülmesine sağladığı katkı somut örneklerle paylaşılacak.
Gebze fabrikasında düşük karbonlu üretim dönüşümü
Siemens Türkiye’nin Gebze Üretim Tesisi’nde yürüttüğü BOLD (Building Our Low-carbon Destination) programı, düşük karbonlu üretime geçiş yaklaşımının somut örneklerinden birini oluşturuyor.
2021-2024 dönemindeki BOLD Faz 1 kapsamında güneş enerjisi, yüksek verimli LED aydınlatma, LEED Gold sertifikalı sürdürülebilir bina yaklaşımı ve yeşil enerji kullanımı hayata geçirildi. Tesisin enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 8-10’u sahadaki güneş enerjisi sistemlerinden karşılanırken, yıllık yaklaşık 1,3 GWh yenilenebilir enerji üretildi.
LEED Gold tasarımı sayesinde enerji ve su tüketiminde sırasıyla yüzde 30 ve yüzde 50 tasarruf sağlanırken, inşaat atıklarının yüzde 75’i geri kazanıldı. Tesisin elektrik tüketimi ise yüzde 100 yeşil enerji kaynaklarından karşılanıyor.
2026-2027 dönemini kapsayan BOLD Faz 2 kapsamında yeni nesil ısı pompası sistemleri, ısıtma ve soğutma altyapısının yenilenmesi, otomatik havalandırma yönetimi, kompresörlerden atık ısı geri kazanımı ve yapay zekâ destekli bina otomasyon sistemleri gibi uygulamaların hayata geçirilmesi planlanıyor. Bu çalışmalarla 2027 yılında karbon emisyonlarında yaklaşık yüzde 93, enerji, doğal gaz ve su kullanımında ise yaklaşık yüzde 54 azalma hedefleniyor.
Kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi
Siemens Türkiye’nin sürdürülebilirlik çalışmalarında kaynakların verimli kullanılması ve döngüsel ekonomi uygulamaları da önemli bir yer tutuyor. Gebze tesisinde tek kullanımlık plastik kullanımını yüzde 70 azaltan şirket, 2020’den bu yana 29,4 ton plastiğin kullanımını ortadan kaldırdı. Tesis, “Zero Waste to Landfill” başarısına ulaşırken atık geri kazanım oranı yüzde 99,6 seviyesine yükseldi.
Su güvenliğine dayanıklı altyapı desteği
Siemens’in katkı sunduğu diğer örnek bir proje ise Fırat-Gaziantep OSB Su İletim Hattı Projesi. Günlük 80 bin ila 120 bin metreküp su taşıma kapasitesiyle bölgenin su ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlıyor. Fırat Nehri’nden sağlanan suyun sanayi kullanımına yönlendirilmesi yeraltı su kaynaklarının korunmasına destek olurken Siemens’in enerji otomasyonu ve şebeke yönetimi teknolojileri projenin altyapısını destekliyor. Projede kullanılan gaz yalıtımlı enerji dağıtım sistemleriyle işletme ve bakım maliyetlerinde yaklaşık 500 bin avro tasarruf sağlanması hedefleniyor.
Siemens AG’den önümüzdeki üç yıl içinde yapay zekâ alanına global ölçekte 1 milyar avroluk yatırım
Siemens, büyümenin bir sonraki aşamasını desteklemek amacıyla dünya çapında ONE Tech Company programını hayata geçirdi. Programla operasyonları daha yalın ve verimli hale getirirken müşteri etkileşimini güçlendirmeyi, veri, teknoloji ve satış altyapısını daha entegre bir yapıda sunmayı hedefliyor.
ONE Tech Company programı, inovasyonu hızlandırmayı ve kârlı büyümeyi desteklemeyi hedefliyor. Bu doğrultuda Siemens, 2030 yılına kadar dijital iş gelirlerini iki katına çıkarmayı ve önümüzdeki üç yıl içinde yapay zekâ alanına 1 milyar avro yatırım yapmayı hedefliyor.
COP31’de gençlere yönelik sosyal sorumluluk projesi
Siemens Türkiye, COP31 odağında gençleri de bu dönüşümün odağına alan bir sosyal sorumluluk projesi hayata geçirecek. Young Guru Academy (YGA) iş birliğiyle projeye katılan gençler, yapay zekâ alanında eğitimlerle desteklenecek ve iklimle alakalı çözümler üretecek. Katılımcılar geliştirdikleri projeleri COP31’de paylaşma fırsatı da bulacak.
Hüseyin Gelis: “Sürdürülebilirliği uzun vadeli değer yaratma yaklaşımımızın ayrılmaz parçası olarak görüyoruz”
Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Gelis, Siemens’in sürdürülebilirlik yaklaşımına ve COP31’e ilişkin şunları söyledi: “Siemens Türkiye olarak, sürdürülebilirliği iş yapış biçimimizin ve uzun vadeli değer yaratma yaklaşımımızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Dekarbonizasyon, enerji ve kaynak verimliliği, dijitalleşme ve sorumlu iş anlayışını faaliyetlerimize entegre ediyoruz. Operasyonlarımızda hayata geçirdiğimiz dönüşüm çalışmalarının yanı sıra, müşterilerimizle gerçekleştirdiğimiz projeler de teknolojinin enerji verimliliği, kaynakların etkin kullanımı ve emisyonların azaltılmasına sağladığı katkıyı ortaya koyuyor. COP31 kapsamında teknoloji, inovasyon ve bilgi paylaşımı aracılığıyla sürdürülebilir dönüşüm alanındaki deneyimlerimizi ve farklı sektörlerden müşterilerimizle hayata geçirdiğimiz projeleri paylaşmayı önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde de teknolojinin sunduğu olanaklardan yararlanarak sürdürülebilir dönüşümü hızlandırmaya, Siemens’in gelecek vizyonu doğrultusunda uzun vadeli değer yaratmaya odaklanacağız.”
Thomas Kolbinger: “Sürdürülebilirlik uzun vadeli değer yaratma yaklaşımımızın bir parçası”

Siemens Türkiye Finans Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Thomas Kolbingerise COP31 kapsamında gerçekleştirilecek çalışmalarla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Dünyada ve Türkiye’de enerji sistemlerinden üretim süreçlerine, şehir altyapılarından kaynak yönetimine kadar birçok alanda önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Siemens Türkiye olarak teknolojinin bu dönüşümün hızlanmasındaki rolüne inanıyor ve geliştirdiğimiz çözümleri somut sonuçlarla ortaya koyuyoruz. Kendi operasyonlarımızda 2019 yılına kıyasla karbon emisyonlarımızı yüzde 70 azaltırken, müşterilerimize sunduğumuz enerji verimliliği çözümleriyle yaklaşık 148 bin ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına katkı sağladık. COP31 kapsamında Yeşil Bölge’de İklim Destekçisi olarak yer alarak enerji dönüşümü, sanayinin karbonsuzlaşması, kaynak verimliliği ve dayanıklı altyapılar alanındaki çalışmalarımızı paylaşmaktan memnuniyet duyuyoruz. Bunun yanı sıra gençleri dönüşümün odağına alan Young Guru Academy (YGA) iş birliğimizle yapay zekâ ve iklim çözümlerini bir araya getirmeyi önemsiyoruz.”
GENEL
Alarko 2025 GRI Raporunu Sürdürülebilirlik Sözlüğü Formatında Yayımladı
Yayınlandı
3 saat önce-
Eylül 14, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Alarko Holding, çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY) performansını paylaştığı 2025 yılı GRI Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Geleceğe sorumlu bir iz bırakma yaklaşımıyla hazırlanan rapor; güçlendirilen veri altyapısı, etki odaklı bakış açısı ve düşük karbonlu tasarımıyla dikkat çekiyor. Hem rapor hem sözlük temasıyla hazırlanan çalışmada, Alarko’nun sürdürülebilirlik performansına temel kavramların tanımları eşlik ediyor. Ek bölümünde ise kapsamlı bir sürdürülebilirlik sözlüğü içeren rapor, bu alanda giderek genişleyen terminolojiyi daha erişilebilir hale getirerek ortak etki dilinin gelişimine katkı sunuyor.
Alarko Holding, farklı sektörlerde yarattığı ekonomik, çevresel ve toplumsal performansı şeffaf bir biçimde ortaya koyduğu 2025 yılı GRI Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Ağustos ayında yayımlanan TSRS uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nda olduğu gibi sorumlu tasarım anlayışıyla en az çevresel ayak izi bırakacak şekilde hazırlanan rapor, Alarko Şirketler Topluluğu’nun sürdürülebilirlik performansını bütüncül bir zeminde ele alıyor.
Alarko’nun sürdürülebilirlik vizyonunu grup şirketleri genelinde ortak hedefler ve ortak sorumluluk anlayışıyla hayata geçiren Ortak Etki yaklaşımını yansıtan metrikler raporda kapsamlı şekilde ele alındı. İyi uygulama örnekleri ise bu bütünsel yaklaşımı yansıtacak şekilde zenginleştirildi.
TSRS kapsamında güvence alınan verilerin GRI raporundaki karşılıkları ise geçen yıl olduğu gibi güvence beyanıyla desteklenerek, raporlamanın güvenilirliğini ve şeffaflığını güçlendiren unsurlardan biri oldu.
Bu Yılın Yenilikleri: Çifte Önemlilik ve Sürdürülebilirlik Sözlüğü
Alarko Holding, 2025 raporlama döneminde sürdürülebilirlik önceliklerini belirleme yaklaşımını Avrupa Birliği Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi (CSRD) ile uyumlu hale getirerek ilk kez Çifte Önemlilik Analizi (Double Materiality Assessment – DMA) gerçekleştirdi. Çalışmada sürdürülebilirlik konuları; Alarko’nun çevre ve toplum üzerindeki etkileri ile bu konuların şirketin finansal performansına ve uzun vadeli değer yaratma kapasitesine olası yansımaları birlikte değerlendirildi.
Çok şirketli bir yapı olan Alarko Holding, sürdürülebilirlik hedeflerinin, dönüşüm alanlarının ve performans göstergelerinin doğru anlaşılması için ortak bir kavramsal zemin oluşturmak amacıyla 2025 GRI uyumlu raporunu sözlük formatında hazırladı. Rapor boyunca Alarko’nun sürdürülebilirlik çalışmalarıyla ilgili terimler tanımlarıyla birlikte sunulurken, raporun sonunda güncel terminolojiye dair kapsamlı bir sözlük bölümüne yer verildi.
Sorumlu Tasarımla Düşük Karbonlu Raporlama
Alarko’nun geçtiğimiz yıl hayata geçirdiği ve prestijli platformlarda tasarım ödüllerine layık görülen düşük karbonlu raporlama yaklaşımına, bu yıl da devam edildi. Türkiye’de sorumlu iletişim politikasını yayımlayan ilk holding olan Alarko, raporun çevresel ayak izini azaltmak amacıyla tasarımı da kaynak kullanımı perspektifiyle ele aldı.
Dijital ortamda yer alan her görselin, her rengin, her grafik öğesinin ve her verinin görünmeyen bir kaynak tüketimi yarattığı gerçeğinden yola çıkılarak tasarımda fotoğraf kullanımından vazgeçildi. Grafik öğeleri optimize edildi, metinler kısaltıldı ve sayfa yapıları sadeleştirildi. Sınırlı bir renk paleti, tek bir ikon dili ve yalın bir tipografik düzen tercih edilerek dosya boyutunun ve okunma süresinin azaltılması hedeflendi.
Son Yazılar
- Mitsubishi Heavy Diamond Serisi ZSX, Mevsim Geçişlerinde Çalışma Kapasitesini İhtiyaca Göre Ayarlıyor Eylül 14, 2026
- Siemens Türkiye, COP31 İklim Değişikliği Zirvesi’nin ‘İklim Destekçisi’ oldu Eylül 14, 2026
- Alarko 2025 GRI Raporunu Sürdürülebilirlik Sözlüğü Formatında Yayımladı Eylül 14, 2026
- Hibrit İklimlendirme Çözümü: Aden-2 Ballıkpınarı Villaları Projesi Eylül 11, 2026
- Creavit’ten Banyolara Estetik Ve Teknoloji Katan Gömme Rezervuar Çözümleri Eylül 11, 2026
- Yunanistan’ın En Yüksek Binasının Su Depolama Sistemlerindeki Tercihi Ekomaxi Oldu Eylül 11, 2026
- ALIK KONUT ARZI, KİRA PİYASASININ DENGELENMESİ AÇISINDAN BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR Eylül 10, 2026
- Güçlü Yapıların Temelinde Saint-Gobain Yapı Kimyasalları Güvencesi: PREPRUFE Eylül 10, 2026
- “INTERCEM 2026” İSTANBUL’DA BAŞLADI Eylül 9, 2026
- Bosch Home Comfort’tan Multi Split Sistemlere Yeni İç Ünite: Bosch Climate 5000iM 1W Eylül 9, 2026
- SERAMİK ONARIM HAREKETİ: KENT PİKSEL, SOKAKTA BAŞLAYAN DÖNÜŞÜMÜ FULYA’DA BULUŞTURDU Eylül 9, 2026
- Legrand Plexo, Dış Mekanlarda Güvenli ve Dayanıklı Elektrik Altyapısı Sunuyor Eylül 9, 2026
- Volvo Trucks, ADES Uluslararası Nakliyat’a 30 adet Volvo FH 500 Teslim Etti! Eylül 9, 2026
- Gözde Grubu’ndan 10 yılda 10 Bin Konutluk Yatırım Hamlesi Eylül 9, 2026
- Chryso Türkiye Uzmanlığıyla Sıcak Havada Beton Dökümü: Riskler Ve Önlemler Eylül 9, 2026
Trendler
GENEL2 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL2 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak










