PERI, Dijital Teknolojilerle Şantiyelerde Verimlilik ve Güvenliği Yeniden Tanımlıyor  - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

PERI, Dijital Teknolojilerle Şantiyelerde Verimlilik ve Güvenliği Yeniden Tanımlıyor 

Yayınlandı

-

Ayhan Akpınar (PERI Türkiye Genel Müdürü)

55 yılı aşkın mühendislik deneyimiyle kalıp ve iskele sektöründe faaliyet gösteren PERI, dijital planlama araçları, BIM uyumlu çözümler, gerçek zamanlı beton sensörleri ve sanal gerçeklik uygulamalarıyla şantiye süreçlerini daha güvenli, verimli ve sürdürülebilir hale getirmeyi hedefliyor. 

– Öncelikle, firmanızı ve faaliyet alanlarınızı kısaca tanıtabilir misiniz? 2026 yılının ilk yarısı özelinde sektörün mevcut görünümünü ve sektördeki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?

PERI olarak kalıp ve iskele sektöründe global ölçekte inovasyon, sürdürülebilirlik ve dijitalleşme odaklı bir ürün stratejisi izlemekteyiz. Dünyanın dört bir yanındaki projelerde inşaat süreçlerine 55 yılı aşkın mühendislik tecrübesiyle değer katan şirketimiz; modüler sistemler, entegre güvenlik çözümleri ve dijital planlama araçlarıyla sektörde fark yaratmaktadır.

2026 yılı, sektörün karar mekanizmalarının yeniden yapılandığı bir sene olarak öne çıkıyor. Pandemi sonrası dönemin yüksek hız refleksi yerini daha hesaplı, daha veri odaklı kararlara bırakıyor. Bu, sektör için olumlu bir dönüşümdür çünkü uzun vadede tedarikçi seçiminde fiyat değil, güvenilirlik ve mühendislik gücü belirleyici olmaya başlıyor.

Orta Doğu’daki gerilim lojistik dengeleri etkilemekle birlikte, Türkiye’nin coğrafi konumu ve inşaat sektörünün operasyonel kapasitesi ülkemizi bölgesel bir çözüm merkezi olarak tutmaya devam ediyor. Yurt içinde kentsel dönüşüm, deprem güvenliği odaklı konut yapılaşmaları, altyapı yatırımları ve sanayi projeleri sektörün hareketini sürdüren ana eksenler. Finansmana erişim, maliyet yönetimi ve nitelikli iş gücü ise sektörün önümüzdeki dönemde de yapısal gündemi olmaya devam edecek.

PERI Türkiye olarak biz bu döngüyü güçlü lojistik altyapımız, geniş kiralama parkımız ve mühendislik odaklı çalışma kültürümüz sayesinde dengeli yönetebildiğimizi söyleyebilirim. Önümüzdeki dönemde dijital saha çözümlerinin, modüler sistemlerin ve entegre iş güvenliği yaklaşımının sektörün rekabet çıtasını belirleyeceğine inanıyorum.

– BIM, dijital ikiz, artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) veya nesnelerin interneti (IoT) gibi teknolojiler ürün geliştirme ya da proje süreçlerinizde nasıl yer buluyor? Yapay zekâ destekli sistemlerin önümüzdeki yıllarda yapı malzemeleri ve inşaat sektöründe hangi alanlarda yaygınlaşacağını öngörüyorsunuz?

İnovasyonu artık yeni bir ürün geliştirmekle eş tutmuyoruz. Bizim için inovasyon, şantiyedeki süreci daha güvenli, daha hızlı ve veriye dayalı hale getirmek demek. Özellikle BIM (Yapı Bilgi Modellemesi) süreçlerine uyumlu mühendislik çözümlerimiz ve dijital planlama araçlarımızla, projeleri henüz fiziksel olarak başlamadan optimize ederek şantiyedeki hata payını ve malzeme israfını en aza indiriyoruz.

Yapı Fuarı 2026’da Türkiye’de ilk kez tanıttığımız Vemaventuri Beton Sensör Teknolojisi, beton üretimi ve yerleştirme süreçlerini sahadan dijital olarak izleyen bulut tabanlı bir çözüm. LTE bağlantısı üzerinden anlık veri akışı sağlayan sistem; betonun sıcaklık gelişimini, kalıp içi basıncı, dolum seviyesini, sıkıştırma kalitesini ve su/çimento oranını gerçek zamanlı izliyor. Önceden tanımlanan limitlerin aşılması durumunda otomatik uyarılar üreterek saha ekiplerine erken müdahale imkânı veriyor. Fuarda gördüğümüz yoğun ilgi sektörün bu dönüşüme hazır olduğunu gösteriyor.

Bu teknolojinin altını çizmek istediğim bir başka boyutu daha var: sürdürülebilirlik. Yapı malzemesi sektöründe üretim süreçlerinin su ayak izini azaltacak şekilde geliştirilmesi, bugün artık tüm sektör kuruluşlarımızın gündeminde olan bir öncelik. Beton sensör teknolojisi sahada doğrudan görünmeyen ama bu öncelikle birebir örtüşen önemli bir katkı sağlıyor. Geleneksel uygulamada, betonun istenen dayanıma tam olarak ne zaman ulaştığı sahada net olarak bilinemediği için kürleme süreci ihtiyatlı senaryoya göre kurgulanır; gereğinden uzun süre, gereğinden fazla kürleme suyu ve gereğinden fazla iş gücü harcanır. Sensör verisi ise betonun dayanım gelişimini ve sıcaklığını gerçek zamanlı ölçtüğü için kürleme süresi ve kullanılan su miktarı gerçek ihtiyaca göre optimize ediliyor. Bunun karşılığı yalnızca verimlilik değil; aynı zamanda Türkiye gibi su stresi altındaki bir coğrafyada giderek daha kritik hale gelen bir kaynak yönetimi katkısıdır.

Fuardaki standımızda yer verdiğimiz VR (Sanal Gerçeklik) deneyim alanı da büyük ilgi gördü. Başta PERI UP olmak üzere öne çıkan iskele ve kalıp sistemlerini sanal ortamda inceleme ve kurulum sürecini birinci elden deneyimleme imkânı buldu. Bu uygulama, geleneksel ürün kataloğu sunumunun ötesine geçerek mühendis ve şantiye ekiplerinin ürün seçim sürecinde karar destek aracı olarak kullanılabilecek bir yaklaşımı tanıttı. Sensörün sahadan veriyi getirmesi ve VR’ın sahayı dijital ortama taşıması, PERI’nin dijital saha vizyonunun iki yönlü işleyişini ortaya koydu.

– Dijital gelişiminiz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ürünleriniz ve hizmetleriniz ilgili bilgi alabilir miyiz? Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün çeşitliliğine sahipsiniz? Ürünlerinizin çalışma prensipleri ile müşterilerinize sunduğunuz avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir?

Türk inşaat sektörüne ilk kez 48’inci Yapı Fuarı’nda tanıtılan Vemaventuri Beton Sensör Teknolojisi bu konudaki en somut örnektir. Sistem; betonun sıcaklık gelişimini, kalıp içi basıncı, dolum seviyesini ve dayanım sürecini gerçek zamanlı izleyerek saha ekiplerine bulut tabanlı bir karar mekanizması sunuyor. Böylece kararlar artık yalnızca saha deneyimine değil, ölçülebilir verilere dayanıyor. Bir kalıp ve iskele şirketi olarak PERI’nin Vemaventuri’yi Türkiye pazarına sunması, sensör teknolojisinin yalnızca bir beton kalite aracı değil, aynı zamanda kalıp tasarım sınırları ile saha gerçekliğini birleştiren bir mühendislik enstrümanı olarak konumlandırıldığını gösteriyor.

Konut projelerinde HANDSET Alpha ve DUO gibi az parçalı, kolay kurulan sistemlerimiz özellikle dar şantiyelerde tercih ediliyor. Bu sistemler işçilik ihtiyacını azaltırken uygulama standardizasyonunu artırdığı için kalite kontrolü kolaylaşıyor. ALPHADECK ise erken söküm avantajıyla kat döngüsünü hızlandırıyor. İskele tarafında PERI UP, güvenlik entegrasyonu ve farklı proje tipolojilerine uyarlanabilir modüler yapısıyla tercih ediliyor. Yüksek yapılarda kullandığımız RCS tırmanır sistemler ve entegre güvenlik çözümlerimiz ise büyük şehirlerdeki dönüşüm projelerinde belirgin bir verim farkı yaratıyor. Su yalıtımı alanında ise RiveStop Ankraj Deliği Sızdırmazlık Teknolojisi, sektörde özgün bir çözüm olarak konumlanıyor ve önümüzdeki dönemde özellikle altyapı ve mühendislik yapılarında karşılığını bulacağına inanıyoruz.

Bugün yatırımcı için maliyet tek başına yeterli bir karar parametresi değil. İş güvenliği, uygulama hızı ve sürdürülebilirlik aynı ölçüde belirleyici hale geldi. PERI Türkiye olarak bu üç eksende mühendislik odaklı çözümler sunabilmek bizim asıl farklılaşma alanımızdır.

– Sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşmada dijital teknolojiler nasıl bir katkı sağlıyor? Dijitalleşme, karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda; kaynak yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?

Çevresel sorumluluk bilinciyle şekillenen kurumsal vizyonumuzun önemli bir parçası olan sürdürülebilirlik, operasyonlarımızın merkezine yerleşmiş durumda. PERI Türkiye olarak, güneş enerjisi yatırımımız ile karbon ayak izimizi azaltıyor, çevresel etkimizi minimize ediyor ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak adına üzerimize düşeni yapıyoruz. Gelecek dönemde de PERI Global’in sürdürülebilirlik standartları çizgisinde ilerleyerek, iklim dostu uygulamaları yaygınlaştırmayı ve enerji tüketimimizdeki yenilenebilir enerji payını daha da artırmayı hedefliyoruz.

Sürdürülebilirlik yaklaşımımız doğrultusunda; uzun ömürlü, geri dönüştürülebilir malzemelerden üretilen, kaynak verimliliğini artıran ve montaj-demontaj süreçlerinde enerji tasarrufu sağlayan sistemler geliştirmeye odaklanıyoruz. Bu yaklaşım sayesinde, ürünlerimizin tüm yaşam döngüsü boyunca çevresel etkisini azaltmayı ve projelerde kaynak israfını önlemeyi hedefliyoruz.

Sektörümüzde yeşil dönüşüm henüz yaygınlaşmamış olsa da hem üretim süreçlerimizle hem de sunduğumuz ürün ve hizmetlerle PERI’nin öncü rolünü ortaya koyuyoruz.

– Son olarak, önümüzdeki 5 yıllık perspektifte dijital dönüşüm yatırımlarınızın odağında hangi teknolojiler yer alacak? Sektörün geleceğine ilişkin beklentilerinizi paylaşır mısınız?

Bizim işimiz; müşterinin gerçek ihtiyacını doğru tespit ederek işin sahada daha güvenli, daha hızlı, daha ekonomik ve daha kaliteli yapılmasını sağlayacak çözümleri üretmektir. Bu sektörde inovasyonun tanımı da burada saklı: gerçek bir saha ihtiyacına gerçek bir mühendislik cevabı vermek. Bu kapsamda son dönemde özellikle dijital saha teknolojileri tarafında belirleyici çözümler sunuyoruz. Kalıp içi basıncı gerçek zamanlı ölçen bir sensörü Türkiye’ye getirmemiz tesadüf değil; bu, müşteri ihtiyacından doğan kalıp ve iskele mühendisliğinin doğal bir uzantısı. Yapı Fuarı’ndaki en somut çıkarımımız, dijital saha çözümlerinin Türkiye’de artık ‘iyi olur’ kategorisinden ‘olmazsa olmaz’ kategorisine geçtiğini görmek oldu. Beton sensörü ve VR’ın stantta en çok teknik soru alan iki çözüm konumunda olması, sektörün hem veriyle yönetilen bir saha modeline hem de dijital deneyim araçlarına hazır olduğunu gösteriyor.

Önümüzdeki dönemde sektörün üç ana eksende dönüşeceğini düşünüyorum: sensör teknolojileriyle veriye dayalı şantiye yönetiminin standart hale gelmesi, dijital planlama araçlarının teklif aşamasından teslim aşamasına kadar bütünleşik kullanılması ve iş güvenliği–sürdürülebilirlik dengesinin yatırım kararlarının merkezine yerleşmesi. Bu üç eksenin hepsinde PERI Türkiye, uluslararası mühendislik birikimi ile yerel saha tecrübesini bir arada sunabilen sayılı oyunculardan biri olarak konumlanıyor.

Bizim yaklaşımımız ürün satmak değil; projeye ortak olmaktır. Önümüzdeki dönemde de Türk inşaat sektörünün dönüşümünü şekillendiren projelerde mühendislik gücümüzle yer almaya devam edeceğiz.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

CUBOARTE PETRA ile Duvarlarda Yeni Bir Yüzey Deneyimi

Yayınlandı

-

Işıkla değişen yansımalar, sedef efekti ve kum tanecikli dokunun uyumu… CUBO’nun yeni dekoratif efekt kaplaması CUBOARTE PETRA, her uygulamada kendine özgü desenler oluşturarak yaşam alanlarına karakter kazandıran estetik yüzeyler sunuyor.

İç mekân tasarımında doğal dokular, ışık oyunları ve yüzeye karakter kazandıran dekoratif çözümler giderek daha fazla öne çıkıyor. Mimar ve iç mimarların yalnızca renge değil, mekânın atmosferini zenginleştiren özgün yüzey etkilerine yöneldiği bu anlayıştan hareketle CUBO, Efekt Boya ve Kaplamalar ailesine yeni ürünü CUBOARTE PETRA’yı ekledi.

Sedef efekti ile kum tanecikli dokuyu bir araya getiren CUBOARTE PETRA, gün ışığı ve farklı aydınlatma koşullarına göre değişen yansımalar oluşturarak duvarlara derinlik ve hareket kazandırıyor.

Her Uygulamada Kendine Özgü Bir Doku

Saf akrilik bağlayıcı esaslı, su bazlı ve çevre dostu yapısıyla geliştirilen CUBOARTE PETRA, özel fırça uygulaması sayesinde yüzeyde farklı desenlerin oluşturulmasına olanak tanıyor. Sedef efektinin yumuşak ışıltısı ile kum tanecikli dokunun birleşimi, her uygulamaya özgün bir karakter kazandırırken; yüksek buhar geçirgenliği ve kullanıma hazır yapısı uygulama kolaylığı sağlıyor.

Eski boyalı yüzeylerin yanı sıra beton, alçı, kara sıva, betopan ve ahşap yüzeylerde uygulanabilen CUBOARTE PETRA; konutlardan otel ve restoranlara, mağazalardan ofislere ve prestijli mimari projelere kadar geniş bir kullanım alanı sunuyor.

CUBO, CuboArte Efekt Boya ve Kaplamalar ürün grubuyla estetik beklentileri fonksiyonel özelliklerle buluşturan dekoratif yüzey çözümleri geliştirmeyi sürdürürken; CUBOARTE PETRA, sedef efekti, kum tanecikli dokusu ve her uygulamada ortaya çıkan özgün desenleriyle iç mekânlara güçlü bir tasarım dokunuşu katıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Limak Çimento İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Terminali ile dünya pazarlarına erişimini güçlendiriyor

Yayınlandı

-

 

Limak Çimento’dan İhracat Altyapısına Dev Yatırım:

Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali Faaliyete Geçti

Limak Çimento, sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali (Low Carbon Cement (LCC) Mediterranean Terminal) ile uluslararası sevkiyat ağını daha da güçlendirdi. Çevreci altyapısı ve yüksek otomasyon teknolojisiyle dikkat çeken tesis, şirketin düşük karbonlu ve yüksek performanslı ürünlerini küresel pazarlara çok daha hızlı, kolay ve çevreci bir şekilde ulaştırmasını sağlayacak.

Türkiye çimento sektörünün lider şirketi Limak Çimento’nun İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali (Low Carbon Cement (LCC) Mediterranean Terminal faaliyete başladı. Şirketin sürdürülebilirlik ve yüksek kalite vizyonu doğrultusunda attığı güçlü bir adım niteliğindeki yeni terminal, Limak Çimento’nun ürettiği yüksek performanslı ürünlerin uluslararası pazarlara sevkiyatına güç katacak. Çevreci ve yüksek teknolojili altyapıya sahip olan terminal, 19 Temmuz 2026 tarihinde İtalya’ya gerçekleştirilen düşük karbonlu dökme çimento sevkiyatı ile faaliyete başladı.

Limak Çimento, üretimden lojistiğe doğa dostu ve yüksek performanslı çözümlerle sektörüne öncülük ediyor

İnşaat endüstrisinde hem çevre dostu hem de yüksek performanslı ürünlere olan talebin tüm dünyada hızla arttığına dikkat çeken Limak Çimento Grup Dış Ticaret ve İş Geliştirme Müdürü S. Mete Turan şunları söyledi:

“Üretimden sevkiyata her aşamada karbon ayak izimizi en aza indirme stratejimizle hareket ediyor, Limak Cement LCC Mediterranean Terminal ile sektörümüzdeki çevresel standartları en üst seviyeye taşıyoruz. Şirketimizin düşük karbonlu üretim ve ihracat pazarlarındaki varlığını güçlendirme hedefiyle inşasını tamamladığı yeni terminalimiz, dayanıklılığı, yüksek kalitesi ve çevreci özellikleri ile yüksek performanslı ürünlerimizi dünya pazarlarına ulaştıracak.”

Küresel pazarlara rekabetçi ve sürdürülebilir sevkiyat avantajı

Limak Çimento, yeni terminal yatırımını Avrupa pazarı başta olmak üzere Akdeniz Havzası ülkelerine yönelik geniş dış pazar stratejisi doğrultusunda hayata geçirdi. Küresel ölçekte büyüyen sürdürülebilir yapı malzemesi talebini yakından takip eden şirket, Limak Cement LCC Mediterranean Terminal ile ihracat lojistik operasyonlarında verimliliği artırırken, operasyonel maliyetleri de optimize edecek.

Yıllık yaklaşık 500 bin ton kapasiteyle çalışacak şekilde tasarlanan tesiste, öncelikli olarak Limak Çimento Kilis Fabrikası’nda üretilen düşük karbonlu ve yüksek performanslı dökme çimento ürünlerinin depolanması ve ihracatı gerçekleştirilecek. Şirketin ilerleyen dönemlerdeki operasyonel ihtiyaçları ve planlamaları doğrultusunda Şanlıurfa Fabrikası’nın ihracat faaliyetleri de bu terminal üzerinden desteklenecek. Halihazırda bünyesinde üç adet silo barındıran ve 7.500 ton depolama kapasitesiyle faaliyete geçen Limak Cement LCC Mediterranean Terminal, projenin tüm aşamaları tamamlandığında sekiz siloya ve toplam 20.000 ton depolama hacmine ulaşacak.

Limak Cement LCC Mediterranean Terminal’in ileri otomasyon sistemi, çevresel etkileri en aza indirirken sevkiyat süreçlerini dijital, kayıpsız ve anlık olarak izlenebilir hale getiriyor. Terminalde çimento transfer süreçleri, pnömatik dolum hatlarından havalı bant ve helezonlara kadar tamamen sızdırmaz gövdeler içinde, ürün dış ortamla hiçbir şekilde temas etmeden gerçekleştiriliyor. Silo dolumlarında ortaya çıkan basınçlı hava, yüksek verimli Jet-Pulse filtrelerden geçirilerek atmosfere yalnızca temiz hava olarak salınıyor. Yükleme aşamasında kullanılan teleskopik çift cidarlı dolum körükleri ve eşzamanlı toz emiş sistemleri sayesinde yer değiştiren tozlu hava vakumlanarak dışarı sızması önleniyor. Körük uçlarındaki seviye sensörleri akışı otomatik olarak keserek muhtemel taşma ve tozlanma risklerini sıfıra indiriyor. Bu sistem, çalışanlar için tozsuz ve güvenli bir ortam sunarken ürün kalitesine ve tam sürdürülebilirlik hedeflerine doğrudan katkı sağlıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Bticino Light Now, Estetik Tasarımı Yeni Nesil Akıllı Teknolojilerle Buluşturuyor

Yayınlandı

-

 
 
Legrand Türkiye Grubu markalarından Bticino, elektrik ve dijital bina altyapısı konusundaki deneyimini Light Now adını verdiği serisiyle yeniden yorumluyor. Evlerde yönetim ve kullanım deneyimini daha akıllı ve sezgisel bir yapıya taşıyan seri, tasarım alanının en saygın ödüllerinden iF Design Award 2024 ile de uluslararası ölçekte tescillendi. Minimalist çizgileri güncel teknolojiyle bir araya getiren Light Now, hem klasik elektrik tesisatlarıyla hem de akıllı ev sistemleriyle uyum sağlayarak yaşam alanlarına hem şıklık hem de erişilebilir bir konfor sunuyor.
 
Legrand Türkiye Grubu bünyesinde yer alan Bticino, Light Now serisinde sürdürülebilirliği önceliklendirerek üretim süreçlerinde çevre dostu yaklaşımı merkeze alıyor. Yeşil ve geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımına ağırlık veren marka, ambalajlarında “sıfır plastik” ilkesini benimseyerek karbon ayak izini azaltmayı hedefliyor. Böylece daha sürdürülebilir bir gelecek için sorumluluk odaklı bir üretim anlayışı sunuyor. Teknolojiyi estetik tasarımla birleştiren Bticino, Light Now ile yaşam alanlarının farklı ihtiyaçlarına bütüncül bir çözüm yaklaşımı getiriyor. Seride yer alan yüzey koleksiyonlarından Döngüsel koleksiyonu, geri dönüştürülmüş ABS ve viskoz elyafların yenilikçi birleşimiyle çevresel duyarlılığı tasarımla buluşturuyor. Taş koleksiyonu, biyokütle bazlı içerikler ve geri dönüştürülmüş materyallerle geliştirilerek hem sürdürülebilirliği hem de dokunsal bir zenginliği öne çıkarıyor. Patina koleksiyonu ise doğal yüzey dokularıyla daha sofistike bir görünüm sunuyor. Hafif kavisli formlar ve merkezi LED aydınlatma detayıyla seri, modern mimariye uyum sağlayarak mekânlara hem görsel hem de hissel bir derinlik kazandırıyor.
Tasarımda Esneklik ve Mimari Uyum
 
Farklı iç mekan ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde tasarlanan Light Now, yalın ve zamansız estetik yaklaşımıyla öne çıkıyor. Mat yüzeylerden dokulu alternatiflere kadar uzanan yüzey seçenekleri ve beyaz, siyah ile taş tonlarındaki mekanizmalarla uyumlu 9 farklı çerçeve alternatifi, seriye geniş bir tasarım özgürlüğü kazandırıyor.

 

Ürünün arka kısmında yer alan esnek “Yüzer Çerçeve” sistemi, duvar yüzeyi ideal olmasa bile ürünün dengeli ve doğru biçimde konumlanmasını mümkün kılıyor. Geliştirilmiş kilitleme mekanizmasına sahip kaide yapısı ise duvara sağlam oturma sağlayarak hizalama hassasiyetini artırıyor. İnce form dili, dengeli oranlar ve yumuşak hatlar bir araya gelerek hem görsel hem de dokunsal açıdan rafine bir bütünlük oluşturuyor.

 

Serinin modüler yapısı, farklı projelere hızlı adaptasyon imkanı sunarken yatay ve dikey montaj seçenekleri ile kurulum süreçlerini daha pratik hale getiriyor. Alet gerektirmeyen montaj yapısı ve geniş ürün gamı uygulama kolaylığı sağlarken, merkezi LED detayı ve karakteristik tasarım dili kullanıcı deneyimine hem işlevsel hem de estetik bir değer katıyor.
 
Akıllı Sistemlerle Entegre Konfor Deneyimi
 
Light Now, estetik bir tasarım serisinin ötesine geçerek modern yaşamı kolaylaştıran bütüncül bir akıllı kontrol altyapısı sunuyor. Klasik kablolu çözümlerden gelişmiş akıllı ev teknolojilerine kadar uzanan geniş ürün yelpazesiyle farklı ihtiyaçlara uyum sağlayan esnek bir yapı oluşturuyor. Apple Siri, Google Assistant ve Amazon Alexa gibi sesli asistanlarla uyumlu çalışarak kullanıcıların evlerini zahmetsizce yönetmesine olanak tanıyor.

 

Home+Control uygulaması üzerinden enerji tüketimi izleme, sıcaklık yönetimi ve kişiselleştirilmiş senaryo oluşturma gibi işlevleri tek bir platformda bir araya getiriyor. Böylece hem konforu hem de enerji verimliliğini aynı anda destekleyen bir kontrol deneyimi sunuyor. BTicino MyHome ve KNX sistemleriyle uyumlu altyapısı sayesinde Light Now, hem konut projelerinde hem de profesyonel bina otomasyonlarında entegre ve ölçeklenebilir çözümler sağlıyor.

Okumaya Devam Et

Trendler