ODE Yalıtım, Dijital Dönüşümle Üretimde Verimliliği ve Rekabet Gücünü Artırıyor  - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

ODE Yalıtım, Dijital Dönüşümle Üretimde Verimliliği ve Rekabet Gücünü Artırıyor 

Yayınlandı

-

Ozan Turan ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

 

40 yılı aşkın deneyimi, sekiz modern üretim tesisi ve 4 binden fazla ürün çeşidiyle yalıtım sektöründe faaliyet gösteren ODE Yalıtım, dijitalleşmeyi stratejik bir dönüşüm aracı olarak konumlandırıyor. 

 

Öncelikle, firmanızı ve faaliyet alanlarınızı kısaca tanıtabilir misiniz? 2026 yılının ilk yarısı özelinde sektörün mevcut görünümünü ve sektördeki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?

1985 yılında kurulan ve 1988 yılında yalıtım sektörüne odaklanma kararı alan ODE Yalıtım olarak, 1990 yılında ithalatçı, 1996 yılında ise üretici kimliği kazandık. 40 yılı aşkın süredir yalıtım sektöründe fark yaratmak, enerji verimliliği sağlayarak daha konforlu, güvenli ve sürdürülebilir yaşam alanları inşa etmek hedefiyle çalışıyoruz.  Yapı yalıtımı ve teknik yalıtım olmak üzere iki ana kategoride üretim yapıyoruz. Eskişehir ve Çorlu’da sekiz modern üretim tesisimiz bulunuyor; 4 binden fazla ürün çeşidimiz mevcut. Yapı yalıtımı alanında geliştirdiğimiz ürünlerle bir binanın temelinden çatısına kadar farklı detaylarda ısı, su, ses ve yangın yalıtımı çözümleri üretiyoruz. Binaların tesisat yalıtımı, sanayi ve endüstriyel tesislerin yalıtımını kapsayan teknik yalıtımda ise kauçuk köpüğü, cam yünü ve taş yünü olmak üzere üç ürün grubunu da üreten ilk firmayız. Eskişehir’de kurduğumuz ileri teknolojiye sahip elastomerik kauçuk köpüğü üretim tesisimizle, Çin ve Almanya arasındaki coğrafyada teknik yalıtımda en büyük üretici konumuna geldik.  Bugün Türkiye’nin yüzde 100 yerli sermayeli en büyük yalıtım şirketi olarak, ürünlerimizi altı kıtada 80’in üzerinde ülkeye ulaştırıyor, dünya çapında enerji tasarrufuna katkı sağlıyoruz. 

Dijitalleşme rekabet koşullarınızı nasıl değiştirdi? Veri yönetimi ve gerçek zamanlı analiz, karar alma süreçlerinizde nasıl bir rol oynuyor? Son dönemde üretim tesislerinizde hayata geçirdiğiniz otomasyon, akıllı üretim veya Endüstri 4.0 uygulamalarından öne çıkan örnekleri paylaşabilir misiniz?

Dijitalleşmeyi ODE Yalıtım’da yalnızca teknolojik bir yatırım değil, rekabet gücümüzü artıran stratejik bir dönüşüm aracı olarak görüyoruz. Günümüzde hızlı karar alabilmek, veriye dayalı yönetim anlayışını benimsemekten geçiyor. Bu doğrultuda üretim tesislerimizde MES, SCADA ve ERP sistemlerini entegre ederek sahadan merkeze gerçek zamanlı veri akışı sağlıyor, operasyonlarımızı anlık olarak izleyip daha hızlı ve doğru kararlar alabiliyoruz. RPA, Bayi Portalı, CRM, ODE IQ ve Power BI gibi dijital uygulamalarla da süreçlerimizi daha verimli ve çevik hale getiriyoruz. Ayrıca veri yönetimi altyapımızı da önemli ölçüde güçlendirdik. ERP, üretim, kalite, satış ve finans sistemlerinden gelen verileri ortak bir analitik platformda bir araya getirerek karar alma süreçlerini hızlandırıyoruz. 

Geliştirdiğimiz yeni nesil raporlama altyapısı sayesinde yöneticiler gerçek zamanlı KPI’lara erişebiliyor, operasyonel kararlar veri odaklı şekilde alınabiliyor. Önümüzdeki dönemde bu altyapıyı yapay zekâ destekli analitik uygulamalarla daha ileri seviyeye taşımayı hedefliyoruz.

Son dönemde hayata geçirdiğimiz en önemli yatırımlardan biri, 2025–2026 dönemini kapsayan 25 milyon dolarlık yatırım planımız kapsamında Çorlu’daki cam yünü tesisimizde gerçekleştirdiğimiz kapsamlı modernizasyon oldu. Fırın sistemini tamamen yenilerken üretim altyapısını ve otomasyon sistemlerini uçtan uca güncelledik. Bu yatırımla üretim kapasitesi ve verimliliğimizi artırırken, enerji tüketimini azaltan ve fire oranlarını düşüren önemli iyileştirmeler sağladık. Ayrıca laboratuvarımızı modern bir altyapıya kavuşturarak Ar-Ge ve kalite süreçlerimizi ölçülebilir ve izlenebilir hale getirdik. Dijitalleşme, otomasyon ve Ar-Ge yatırımlarını birlikte ele alan bu yaklaşım sayesinde hem iç pazarda hem de ihracatta daha yüksek verimlilik ve sürdürülebilir büyüme sağlıyoruz.

BIM, dijital ikiz, artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) veya nesnelerin interneti (IoT) gibi teknolojiler ürün geliştirme ya da proje süreçlerinizde nasıl yer buluyor? Yapay zekâ destekli sistemlerin önümüzdeki yıllarda yapı malzemeleri ve inşaat sektöründe hangi alanlarda yaygınlaşacağını öngörüyorsunuz?

Bugün BIM, IoT ve benzeri dijital teknolojiler proje yönetimi ve üretim süreçlerinde giderek daha fazla yer bulurken, önümüzdeki dönemde bu ekosistemin yapay zekâ ile daha güçlü hale geleceğini düşünüyoruz. ODE Yalıtım olarak bu dönüşümü yakından takip ediyor, ürünlerimizin dijital yapı ekosistemine entegre olmasını stratejik bir öncelik olarak görüyoruz.

Özellikle BIM tabanlı projelerde, yalıtım ürünlerine ait BIM modellerinin hazır ve erişilebilir olması; doğru ürün seçimi, disiplinler arası koordinasyon ve proje süreçlerinin daha verimli yönetilmesi açısından büyük önem taşıyor. Ürünlerin teknik performans, çevresel verileri ve sertifikasyonlarının BIM objeleri üzerinden proje paydaşlarına sunulması, tasarım süreçlerini hızlandırırken uygulama hatalarının da azaltılmasına katkı sağlıyor. Bu doğrultuda ODE Yalıtım olarak bugün 100’ün üzerinde akıllı BIM ürün objesi ile tasarımcıların ve proje ekiplerinin dijital süreçlerini destekliyoruz. Önümüzdeki dönemde ise BIM kütüphanemizi hem ürün çeşitliliği hem de modelleme detay seviyesi açısından daha da geliştirerek, dijital proje ekosistemine daha fazla değer katmayı hedefliyoruz.

Yapay zekânın önümüzdeki yıllarda yapı malzemeleri ve inşaat sektöründe en çok tasarım, üretim, kalite kontrol ve sürdürülebilirlik alanlarında yaygınlaşacağını düşünüyorum. 

Özellikle bina verilerini analiz ederek projeye en uygun yalıtım çözümlerini belirlemesi, üretim süreçlerinde kaliteyi artırırken enerji tüketimini ve fire oranlarını azaltması sektör için önemli kazanımlar sağlayacak. Bunun yanı sıra karbon ayak izi hesaplamaları ve çevresel regülasyonlara uyum süreçlerinde de yapay zekâ, daha hızlı ve veriye dayalı karar alınmasını mümkün kılacak. Bu nedenle yapay zekâyı yalnızca operasyonel verimlilik sağlayan bir teknoloji değil, sektörün dönüşümünü destekleyen stratejik bir araç olarak görüyoruz. Ayrıca üretim, kalite, bakım ve satış süreçlerinde yapay zekâ destekli dijital asistanlar ve otonom karar destek sistemlerinin yaygınlaşacağını öngörüyoruz. Büyük dil modelleri (LLM), üretim verileriyle birlikte çalışarak yalnızca rapor sunan değil, öneriler geliştiren ve aksiyon alınmasını kolaylaştıran sistemlerin temelini oluşturacak.

Dijital gelişiminiz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ürünleriniz ve hizmetleriniz ilgili bilgi alabilir miyiz? Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün çeşitliliğine sahipsiniz? Ürünlerinizin çalışma prensipleri ile müşterilerinize sunduğunuz avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir?

Dijitalleşmeyi yalnızca üretim süreçlerimizde değil, müşterilerimize sunduğumuz çözümlerde de önceliklendiriyoruz. ODE Select dijital ürün seçim platformumuz sayesinde tasarımcılar ve uygulayıcılar, projelerine en uygun yalıtım çözümünü hızlı ve doğru şekilde belirleyebiliyor. Epiclub uygulayıcı ağımız ve bayi portalımız da teknik bilgiye erişimi kolaylaştırarak uygulama süreçlerinin daha verimli ilerlemesini destekliyor. Bunun yanında dijital bayi portalımızı sürekli geliştirerek sipariş, ödeme, kampanya ve satış süreçlerini tek platform üzerinden yönetilebilir hale getiriyoruz. Böylece hem yurt içi hem de uluslararası iş ortaklarımız için daha hızlı, şeffaf ve izlenebilir bir müşteri deneyimi sunuyoruz. Ürün portföyümüzde konut, ticari ve endüstriyel yapılara yönelik cam yünü, elastomerik kauçuk köpüğü, bitümlü membran ve XPS yalıtım çözümleri yer alıyor. Ar-Ge çalışmalarımızı Greentech Ar-Ge merkezimizde, faaliyet gösterdiğimiz pazarların ihtiyaçlarına göre şekillendiriyor; ciromuzun yüzde 3’ünü Ar-Ge ve dijitalleşmeye ayırıyoruz. Enerji verimliliğini artıran, uygulama kolaylığı sağlayan ve çevresel etkisi düşük ürünler geliştirmeye odaklanıyoruz.

 

Dijitalleşme vizyonumuzun önemli adımlarından biri de Çevresel Ürün Beyanlarımızı (EPD) tamamen dijital formata taşımamız oldu. Ürün gruplarımıza ait EPD’lerimizi dijital formatta yayımlayarak, çevresel performans verilerine hızlı, güvenilir ve kolay erişim sağlıyoruz. QR kod üzerinden erişilebilen bu yapı sayesinde mimarlar, mühendisler ve proje ekipleri ihtiyaç duydukları çevresel verilere tek bir platform üzerinden ulaşabiliyor. 

Bu dönüşüm, yalnızca bilgiye erişimi kolaylaştırmakla kalmıyor; aynı zamanda Avrupa Birliği’nin Dijital Ürün Pasaportu (DPP) yaklaşımına uyum sürecimizi destekleyerek ürün verilerimizin dijital yapı ekosistemine entegrasyonunu güçlendiriyor. Sürdürülebilirlik ve dijitalleşmenin giderek iç içe geçtiği yeni dönemde, bu altyapının BIM tabanlı projeler ve yapay zekâ destekli analizler için de önemli bir veri kaynağı oluşturacağına inanıyoruz.

Sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşmada dijital teknolojiler nasıl bir katkı sağlıyor? Dijitalleşme, karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda; kaynak yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptığınızı öğrenebilir miyiz?

Dijital teknolojiler, sürdürülebilirlik hedeflerimize ulaşmada en önemli araçlardan biri. Üretim tesislerimizde kullandığımız MES, SCADA ve ERP entegrasyonları sayesinde üretim süreçlerini gerçek zamanlı takip ediyor, enerji tüketimini, kaynak kullanımını ve verimliliği anlık olarak izleyebiliyoruz. Bu sayede hem enerji tüketimini optimize ediyor hem de fire oranlarını azaltarak kaynak kullanımını daha verimli hale getiriyoruz.

Yenilenebilir enerji yatırımlarımız da bu yaklaşımın önemli bir parçası. Çorlu ve Eskişehir tesislerimizde devreye aldığımız güneş enerji sistemleriyle elektrik tüketimimizin yaklaşık yüzde 50’sini yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı hedefliyoruz. 2050 karbon nötr hedefimiz doğrultusunda dijitalleşme ve sürdürülebilirlik yatırımlarını birlikte ele alıyor, çevresel etkimizi ölçülebilir performans göstergeleriyle yönetiyoruz.

Son olarak, önümüzdeki 5 yıllık perspektifte dijital dönüşüm yatırımlarınızın odağında hangi teknolojiler yer alacak? Sektörün geleceğine ilişkin beklentilerinizi paylaşır mısınız?

Önümüzdeki dönemde dijital dönüşüm yatırımlarımızın odağında Endüstri 4.0 uygulamaları, otomasyon sistemleri, veri analitiği ve yapay zekâ destekli çözümler yer alacak. ODE 5.1 vizyonumuz doğrultusunda üretim, Ar-Ge ve iş süreçlerimizi daha entegre ve veri odaklı bir yapıya taşımayı hedefliyoruz. 

 

Teknoloji yatırımlarımızı, çalışanlarımızın dijital yetkinliklerini geliştirecek uygulamalarla birlikte ele alarak dönüşümü bütüncül bir yaklaşımla sürdüreceğiz. Bunun yanında Ar-Ge yatırımlarımızı ve üretim altyapımızı dijital teknolojilerle destekleyerek hem operasyonel mükemmeliyetimizi hem de uluslararası rekabet gücümüzü artırmayı hedefliyoruz.

Sektörün geleceğinde dijitalleşme, enerji verimliliği ve sürdürülebilirliğin birbirinden ayrılmaz başlıklar olacağını düşünüyoruz. Veriye dayalı üretim, düşük karbonlu üretim süreçleri ve akıllı yalıtım çözümleri, önümüzdeki yıllarda sektörün rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar arasında yer alacak. Bulut tabanlı veri platformları, dijital ikiz uygulamaları, yapay zekâ ajanları (AI Agents), kestirimci analitik ve otonom karar destek sistemleri önümüzdeki dönemin temel yatırım alanları olacak. Amacımız yalnızca süreçleri dijitalleştirmek değil; üretimden satışa kadar tüm değer zincirinde veriyi stratejik bir varlık olarak kullanarak daha çevik, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir işletme modeli oluşturmak.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Kastamonu Entegre Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın Üçüncü Durağı İzmir Oldu

Yayınlandı

-

 

Kastamonu Entegre’nin iş ortakları ve sektör paydaşlarıyla bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncü durağı İzmir oldu. Ankara ve Kayseri’nin ardından İzmir’de sektör profesyonelleriyle bir araya gelen Kastamonu Entegre bölgenin ihtiyaçlarını ve sektöre yön veren yeni yaklaşımları birlikte değerlendirdi.

Ahşap bazlı panel sektöründe Türkiye’nin lideri, Avrupa’nın üçüncü, dünyanın dördüncü büyük üreticisi Kastamonu Entegre, sektörle daha güçlü bir iletişim kurmak ve iş ortaklarıyla bilgi paylaşımını artırmak amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncüsünü 6 Ekim’de İzmir’de gerçekleştirdi. Ankara ve Kayseri’nin ardından düzenlenen buluşmada şirket, Ege Bölgesi’ndeki iş ortakları ve sektör profesyonelleriyle bir araya geldi.

Üretim, tasarım ve uygulama süreçlerinde rol alan iş ortaklarını bir araya getiren Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları, sektörün ihtiyaçlarını farklı uzmanlıkların bakış açısıyla ele alma fırsatı sunuyor. İzmir buluşmasında bayiler, mimarlar, iç mimarlar, uygulamacılar ve üreticiler; değişen müşteri beklentilerini, bölgedeki pazar dinamiklerini ve bunların ürün seçimi ile uygulama süreçlerine yansımalarını birlikte değerlendirdi.

Ege Bölgesi’nin üretim, ticaret ve tasarım ekosisteminin önemli merkezlerinden İzmir’de gerçekleştirilen etkinlikte, Kastamonu Entegre’nin dekoratif panelden zemin çözümlerine uzanan geniş ürün portföyü sektör profesyonelleriyle buluştu. Etkinlik kapsamında oluşturulan showroom alanında ürünlerin farklı kullanım alanları, tasarım yaklaşımları ve kullanıcıya sunduğu avantajlar aktarılırken katılımcılar, Kastamonu Entegre’nin yenilikçi çözümlerini yakından inceleme fırsatı buldu.

Kastamonu Entegre Global Ürün Yönetimi Grup Müdürü Hande Okul Yılmaz, İzmir buluşmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Ankara ve Kayseri’nin ardından Bölgesel İş Ortakları Buluşmalarımızın üçüncü durağı olan İzmir’de, Ege Bölgesi’ndeki iş ortaklarımızla bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyduk. İzmir buluşmamızda da diğer buluşmalarımızda olduğu gibi ürünlerimizi yakından inceleyebilecekleri, renk, doku ve yüzey seçeneklerini bir arada görebilecekleri bir deneyim alanı oluşturduk. Eylül ayında gerçekleşen INTERMOB’da sergilediğimiz yenilikleri de bu alana taşıyarak iş ortaklarımıza yeni ürünlerimizi ve sundukları tasarım olanaklarını kendi bölgelerinde yakından tanıma fırsatı sunduk. Ürünlerimizin farklı tasarım ve uygulama ihtiyaçlarına nasıl karşılık verdiğini birlikte değerlendirmek ve iş ortaklarımızın görüşlerini doğrudan dinlemek, ürün yönetimi çalışmalarımız açısından da değerli. Bu buluşmalarla, ürünlerimiz etrafında kurduğumuz iletişimi güçlendirmeyi ve bölgesel ihtiyaçları daha yakından anlamayı hedefliyoruz.”

Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları İstanbul’da Devam Edecek

Kastamonu Entegre, Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları ile bilgi birikimini, sektör vizyonunu ve iş ortaklarıyla kurduğu uzun soluklu iş birliklerini Türkiye’nin farklı bölgelerine taşımayı sürdürüyor. Ankara, Kayseri ve İzmir’de gerçekleştirilen buluşmalarla yerel dinamikleri yakından takip eden şirket, sektör paydaşlarıyla ortak gelişim alanları oluşturmayı ve sektörün geleceğine birlikte yön vermeyi amaçlıyor. Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın bir sonraki durağı İstanbul olacak.

Okumaya Devam Et

GENEL

Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimi Türk İş Dünyasıyla Küresel Arenaya Taşınacak

Yayınlandı

-

Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) arasında imzalanan iş birliği protokolüyle, Türk özel sektöründe sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılması, sürdürülebilirlik alanındaki uygulamaların güçlendirilmesi ve Türkiye’nin bu alandaki deneyiminin uluslararası iş dünyasına taşınması hedefleniyor.

Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin vizyonuyla Türkiye’den dünyaya yayılan Sıfır Atık yaklaşımı, iş dünyasında da yeni iş birlikleriyle güçleniyor.

Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik ve sıfır atık alanındaki dönüşümünü hızlandırmak amacıyla iş birliğine gitti. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş ile DEİK Başkanı Nail Olpak tarafından imzalanan protokolle, DEİK üyesi kuruluşlar ve İş Konseyleri nezdinde sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılmasına yönelik ortak çalışmalar yürütülmesinin önü açıldı.

Samed Ağırbaş: “Önemli Bir İş Birliğini Hayata Geçiriyoruz”

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik dönüşümü açısından önemli bir iş birliğini hayata geçirmenin memnuniyetini yaşadıklarını belirterek, “Sıfır Atık Hareketi’nin küresel bir vizyona dönüşmesine öncülük eden, ‘Dünya Ortak Evimiz’ anlayışını Türkiye’den dünyaya taşıyan Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyonu özellikle ifade etmek isterim. 2017 yılında başlayan Sıfır Atık Hareketi bugün; atığın yönetilmesinin ötesinde, kaynakların korunmasını, verimliliği, döngüsel ekonomiyi ve sürdürülebilir kalkınmayı birlikte ele alan kapsamlı bir dönüşüm modeline ulaşmıştır. Bu vizyonun ülkemizin çevre ve iklim politikalarına güçlü biçimde yansımasında, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çevre ve iklim alanındaki iradesi ile Sayın Murat Kurum’un kararlı uygulama yaklaşımı önemli bir yere sahiptir” dedi.

“DEİK’in Güçlü Uluslararası İş Ağı Büyük Bir Fırsat Sunuyor”

Sıfır atığın yalnızca bir çevre politikası değil; üretim, yatırım, rekabetçilik ve ekonomik kalkınma meselesi olduğunu belirten Ağırbaş, “DEİK’in İş Konseyleri ve üye kuruluşları aracılığıyla sahip olduğu güçlü uluslararası iş ağı, Türkiye’nin sıfır atık ve döngüsel ekonomi deneyimini küresel iş dünyasına taşımamız açısından büyük bir fırsat sunuyor. Bu vizyonun uluslararası ölçekteki karşılığını, Haziran ayında ikincisini gerçekleştirdiğimiz Sıfır Atık Forumu’nda da gördük. 183 ülkeden katılımın sağlandığı Forum, sıfır atığın artık sadece çevre politikalarının değil; iklim eyleminin, ekonomik dönüşümün ve uluslararası iş birliğinin de önemli bir unsuru olduğunu ortaya koydu” ifadelerini kullandı.

“Hedefimiz Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimini Dünyaya Uygulama ve İş Birliği Modeli Olarak Sunan Bir Ülke Olması”

İş birliği için DEİK Başkanı Nail Olpak’a ve DEİK’in yönetimine teşekkür eden Ağırbaş, “Hedefimiz Türkiye’nin sıfır atık deneyimini dünyaya uygulama ve iş birliği modeli ile sunan bir ülke olmasıdır. COP31 sürecinde de bu yaklaşımı güçlendireceğiz. İklim gündemini yalnızca taahhütler üzerinden değil; yatırımlar, teknolojiler, finansman ve sahadaki somut uygulamalar üzerinden ele alacağız” dedi.

Nail Olpak: “DEİK Olarak, Ticari Diplomasi Faaliyetlerimize İklim Diplomasisi Kavramını da Dahil Edeceğiz”

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, “Ülkemizin ev sahipliğinde düzenlenecek olan COP31’e çok az bir süre kaldı ve DEİK olarak biz de bu süreçte iş dünyası olarak verebileceğimiz katma değeri ortaya koyabilmeye çalışıyoruz. COP toplantıları ilk ortaya çıktığı zaman, sadece hükümetler arası iklim müzakerelerinin görüşüldüğü bir platformdu. Ancak günümüzde, iklim konuları aynı zamanda ekonomi ve iş dünyasının da ana gündem maddelerinden birisi oldu. Yeşil ekonomiye geçiş, döngüsel ekonomi, yeşil finansman gibi birçok alt başlıkta ve yeniden düzenlenen küresel ticarette iş dünyasının da kaçınılmaz ve önemli bir rolü bulunuyor. Bu çerçevede biz de DEİK olarak iklim diplomasisini ticari diplomasi faaliyetlerimizin ana unsuru olarak görüyor ve COP31 öncesi ve sonrası da dahil olmak üzere atılacak adımlarda iş dünyamızla birlikte hareket etmeye devam ediyoruz. İş dünyası olarak en önemli önceliğimiz öngörülebilirlik. Bugün hayatımıza çok daha önemli yeni bir rekabet alanı eklendi: güven rekabeti. Güven hem iş dünyasının hem de devletlerin en fazla önem verdiği başlık haline geldi ve böyle olmaya da devam edecek” dedi.

“Sıfır Atık Vakfı ile Yakın İş Birliği İçindeyiz”

“COP31 gibi çok taraflı ve katmanlı bir sürece girerken, iş dünyası örgütleri ve sivil toplum kurumları da kendilerine güvenli ortak arayışı içerisinde” diyen Olpak, şöyle devam etti:

“DEİK olarak, bu süreçte uzun zamandır Sıfır Atık Vakfı ile yakın bir iş birliği içerisindeyiz. Uluslararası Sıfır Atık Zirvesi kapsamında, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Liderler Toplantısı’nı bizim düzenlememizi arzu ettiler. DEİK de yürüttüğü ticari diplomasi faaliyetlerine iklim diplomasisi kavramını da dahil ederek, her zaman olduğu gibi iş dünyası ile kamu arasında bir arayüz vazifesi görüyor. DEİK ailemiz ile Sıfır Atık Vakfı arasında bugün imzaladığımız iş birliği protokolüyle, mevcut iş birliğimizi daha üst seviyeye çıkararak, başta döngüsel ekonomi ve sıfır atık yaklaşımı olmak üzere, sürdürülebilirlik alanında daha etkin bir koordinasyon merkezi kuracağız.”

İmza töreninin ardından, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı, iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilerek sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomi alanlarında özel sektörün rolü ve küresel sürdürülebilirlik gündemine katkı sağlayacak iş birliği alanları ele alındı.

Sıfır Atık Yaklaşımı İş Dünyasının Uluslararası Faaliyetlerine Taşınacak

İş birliğiyle, sürdürülebilirlik ilkelerinin dış ticaret ve uluslararası iş birliği faaliyetlerinde daha güçlü şekilde ele alınması ve Türk özel sektörünün uluslararası arenada sıfır atık ve sürdürülebilirlik alanında öncü konuma taşınmasına katkı sağlanması amaçlanıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Hisense, Türkiye Pazarına Özel bir Lansman ile Giriş Yaptı

Yayınlandı

-

 

Dünya genelinde tüketici elektroniği ve ev teknolojilerinin lider markalarından Hisense, Türkiye pazarına özel bir lansmanla adım attı. “İçindeki Işığı Hisset” temasıyla gerçekleştirilen lansmanda katılımcılar, yüksek teknoloji ürünü Hisense ürünlerini deneyimleme fırsatı buldu.
 
Küresel tüketici elektroniği ve ev teknolojilerinin liderler  markalarından Hisense, Türkiye operasyonlarını özel bir lansmanla başlattı. “İçindeki Işığı Hisset” temasıyla düzenlenen ve Hisense’in yüksek teknolojili ürünlerinin deneyimlendiği lansman; iş ortakları, sektör temsilcileri ve teknoloji sektörünün yoğun katılımıyla gerçekleşti.

 

Kullanıcı odaklı inovasyon anlayışı ve küresel mühendislik birikimini paylaşma hedefiyle sektöre adım atan Hisense, ilk aşamada yaşam alanlarına sinematik konfor sunan yüksek teknoloji ürünü televizyonları ve üstün iklimlendirme performansı sağlayan akıllı klima modelleriyle Türkiye’deki tüketicilerle buluştu.
Hisense Teknoloji Ekosistemi İlk Kez Bir Arada Deneyimlendi
Lansmanın öne çıkan ürünlerinden biri, Hisense’in RGB MiniLED teknolojisini 116 inç dev ekranla buluşturan 116UXQ modeli oldu. Davetliler, RGB MiniLED ailesinin UR8 ve UR9 modellerinin yanı sıra Türkiye’de satışta bulunan ULED MiniLED ve Hi-QLED serilerini de yakından inceleme fırsatı buldu. 65 inçten 116 inçe uzanan farklı ekran boyutlarındaki Hisense televizyonlar; görüntü kalitesi, renk performansı, ekran büyüklüğü ve akıcı görüntü deneyimiyle etkinlik boyunca ziyaretçilerin deneyimine sunuldu.

 

Televizyonların yanı sıra Hisense’in Türkiye’deki Hi-Smart, Max Comfort ve Energy Pro X klima serileri ile Air Master modeli de lansmanda sergilendi. Marka, mevcut ürün gamının ötesindeki global ürün ekosistemini ise “Hisense ile Geleceğin Evi” konseptiyle ziyaretçilere tanıttı. Henüz Türkiye’de satışa sunulmayan beyaz eşya ve küçük ev aletlerinin de yer aldığı deneyim alanı, Hisense’in akıllı yaşam vizyonunu ve gelecekte Türkiye’ye taşımayı planladığı daha geniş ürün dünyasını bir arada görme imkanı sundu.

 

“Türkiye’ye Uzun Vadeli Bir Vizyonla Geldik”

 

Lansmanda Türkiye pazarının stratejik önemine vurgu yapan  Hisense Europe CEO’su Hanson Han şu değerlendirmelerde bulundu: ” Hisense olarak yarım asrı aşan teknoloji ve inovasyon deneyimimizin merkezinde çok temel bir vizyon  var: Biz teknolojinin insanlara hizmet etmesi ve günlük hayatı daha iyi hale getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu anlayış global yolculuğumuza yön verdiği gibi, Türkiye’de kuracağımız geleceğe de pusula görevi görüyor.. Türkiye pazarının  yüksek potansiyeline inanıyoruz. Bu nedenle bu pazara  uzun vadeli bir vizyonla giriş yaptık. Türkiye’deki hikayemiz daha yeni başlıyor ve önümüzdeki yıllarda birlikte inşa edeceğimiz yolculuk için büyük bir heyecan duyuyoruz.”

 

“Spor, Teknoloji ve Tüketici Deneyimini Bir Araya Getiriyoruz”
Lansmanda spor sponsorlukları üzerine bir sunum gerçekleştiren Hisense Avrupa Pazarlama Direktörü ve Hisense Avrupa Yönetim Komitesi Üyesi Alenka Potočnik Anžič ise şunları kaydetti: “Hisense’in global büyümesinde yalnızca teknolojiye değil, insanlarla güçlü ve uzun vadeli bağlar kurmaya da yatırım yapıyoruz. Spor da bu yaklaşımın en önemli platformlarından biri. 2016’dan bu yana sürdürdüğümüz FIFA ve UEFA iş birlikleriyle marka görünürlüğünün ötesine geçerek teknolojiyi, futbolu ve taraftar deneyimini bir araya getiriyoruz. Bu uzun vadeli yaklaşım, Hisense’in global bilinirliğini ve tüketici güvenini güçlendirirken perakende iş ortaklarımız için de yeni fırsatlar yaratıyor. Türkiye’de de global marka gücümüzü yerel tüketici deneyimleriyle buluşturarak Hisense’i insanların hayatının doğal bir parçası haline getirmeyi hedefliyoruz.”

 

“Hisense’in Işığını Türkiye’de İş Ortaklarımızla Birlikte Yayacağız”

Hisense Doğu Avrupa Satış Direktörü ve Türkiye Genel Müdürü Boštjan Vodeb, “Türkiye, Hisense için uzun vadeli potansiyeline inandığımız önemli bir pazar. Bu nedenle önceliğimiz yalnızca ürünlerimizi satışa sunmak değil, yerel ekibimiz, güçlü satış ve dağıtım iş ortaklarımız ve güvenilir satış sonrası hizmet ağımızla doğru temelleri oluşturmak oldu. TV ve klima ile başlayan yolculuğumuzu 2027’den itibaren yeni ürün kategorileriyle kademeli olarak büyütmeyi planlıyoruz. Bu yolculuğun merkezinde ‘Ulaşılabilir Lüks’ yaklaşımımız var. İleri teknolojinin, güçlü tasarımın ve üstün deneyimin yalnızca belirli bir kesime değil, çok daha fazla insana ulaşması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye’deki hikayemizi de tek başımıza değil, iş ortaklarımız ve tüketicilerimizle birlikte yazmak istiyoruz. Global hikayemiz 1969’da başladı, bugün ise Türkiye’de yeni bir bölüm açıyoruz. Gelin, Hisense’in ışığını Türkiye’de birlikte yayalım.” dedi.

“Teknolojiyi Hayatın Önünde Değil, Hayatın İçinde Konumlandırıyoruz”

Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü Ekin Doğan Çomak ise  “Hisense olarak inovasyonu yalnızca daha yeni, daha hızlı veya daha gelişmiş teknoloji üretmek olarak görmüyoruz. Asıl değer, teknolojinin insanların hayatına dokunduğunda neyi değiştirdiği, neyi kolaylaştırdığı ve insana ne hissettirdiğiyle ortaya çıkıyor. Biz teknolojiyi hayatın önünde değil, hayatın içinde konumlandırıyoruz. İleri teknolojiyi, kaliteli tasarımı ve premium deneyimi daha fazla insan için erişilebilir kılarken Türkiye’de uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Tüketicinin Hisense ile ilk karşılaşmasından ürün deneyimine ve satış sonrası hizmetlere kadar her noktada aynı kaliteyi ve güveni sunmak istiyoruz.” diye konuştu.
Hisense,  ilk aşamada satışa sunduğu 55, 65 ve 75 inç boyutlarında  Hi-QLED ve ULED MiniLED TV serisinin yanı sıra küresel pazar liderliğini elinde bulundurduğu 100 inç ve üzeri TV serilerini 2027 itibariyle Türkiye’ye taşıyacak. Ayrıca giriş segmentinden premium segmente uzanan geniş bir yelpazede Hi Smart, Max Comfort, Energy Pro X klima serileriyle farklı ihtiyaç ve beklentilere yanıt veriyor.
 
Futbol Heyecanı Hisense Ekranlarına Taşındı
Lansman, basın toplantısının ardından, teknoloji ve futbolu bir araya getiren özel bir deneyimle devam etti. Eski milli futbolcular Volkan Demirel ve Caner Erkin, Hisense RGB MiniLED ekranlarında konsol üzerinden karşı karşıya geldi. Keyifli rekabete sahne olan aktivite, davetlilere Hisense televizyonların geniş ekran deneyimini, görüntü kalitesini ve hareketli sahnelerdeki akıcılığını doğrudan deneyimleme fırsatı sundu.
“İçindeki Işığı Hisset” teması etrafında teknoloji, spor ve eğlenceyi bir araya getiren gece, ürün deneyimlerinin ardından Ezgi Alaş’ın sahne performansıyla devam etti. Davetlilerin Hisense’in farklı teknoloji ve yaşam kategorilerini yakından keşfettiği lansman, müzik performansıyla sona erdi.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye