ODE Yalıtım, Dijital Dönüşümle Üretimde Verimliliği ve Rekabet Gücünü Artırıyor  - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

ODE Yalıtım, Dijital Dönüşümle Üretimde Verimliliği ve Rekabet Gücünü Artırıyor 

Yayınlandı

-

Ozan Turan ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

 

40 yılı aşkın deneyimi, sekiz modern üretim tesisi ve 4 binden fazla ürün çeşidiyle yalıtım sektöründe faaliyet gösteren ODE Yalıtım, dijitalleşmeyi stratejik bir dönüşüm aracı olarak konumlandırıyor. 

 

Öncelikle, firmanızı ve faaliyet alanlarınızı kısaca tanıtabilir misiniz? 2026 yılının ilk yarısı özelinde sektörün mevcut görünümünü ve sektördeki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?

1985 yılında kurulan ve 1988 yılında yalıtım sektörüne odaklanma kararı alan ODE Yalıtım olarak, 1990 yılında ithalatçı, 1996 yılında ise üretici kimliği kazandık. 40 yılı aşkın süredir yalıtım sektöründe fark yaratmak, enerji verimliliği sağlayarak daha konforlu, güvenli ve sürdürülebilir yaşam alanları inşa etmek hedefiyle çalışıyoruz.  Yapı yalıtımı ve teknik yalıtım olmak üzere iki ana kategoride üretim yapıyoruz. Eskişehir ve Çorlu’da sekiz modern üretim tesisimiz bulunuyor; 4 binden fazla ürün çeşidimiz mevcut. Yapı yalıtımı alanında geliştirdiğimiz ürünlerle bir binanın temelinden çatısına kadar farklı detaylarda ısı, su, ses ve yangın yalıtımı çözümleri üretiyoruz. Binaların tesisat yalıtımı, sanayi ve endüstriyel tesislerin yalıtımını kapsayan teknik yalıtımda ise kauçuk köpüğü, cam yünü ve taş yünü olmak üzere üç ürün grubunu da üreten ilk firmayız. Eskişehir’de kurduğumuz ileri teknolojiye sahip elastomerik kauçuk köpüğü üretim tesisimizle, Çin ve Almanya arasındaki coğrafyada teknik yalıtımda en büyük üretici konumuna geldik.  Bugün Türkiye’nin yüzde 100 yerli sermayeli en büyük yalıtım şirketi olarak, ürünlerimizi altı kıtada 80’in üzerinde ülkeye ulaştırıyor, dünya çapında enerji tasarrufuna katkı sağlıyoruz. 

Dijitalleşme rekabet koşullarınızı nasıl değiştirdi? Veri yönetimi ve gerçek zamanlı analiz, karar alma süreçlerinizde nasıl bir rol oynuyor? Son dönemde üretim tesislerinizde hayata geçirdiğiniz otomasyon, akıllı üretim veya Endüstri 4.0 uygulamalarından öne çıkan örnekleri paylaşabilir misiniz?

Dijitalleşmeyi ODE Yalıtım’da yalnızca teknolojik bir yatırım değil, rekabet gücümüzü artıran stratejik bir dönüşüm aracı olarak görüyoruz. Günümüzde hızlı karar alabilmek, veriye dayalı yönetim anlayışını benimsemekten geçiyor. Bu doğrultuda üretim tesislerimizde MES, SCADA ve ERP sistemlerini entegre ederek sahadan merkeze gerçek zamanlı veri akışı sağlıyor, operasyonlarımızı anlık olarak izleyip daha hızlı ve doğru kararlar alabiliyoruz. RPA, Bayi Portalı, CRM, ODE IQ ve Power BI gibi dijital uygulamalarla da süreçlerimizi daha verimli ve çevik hale getiriyoruz. Ayrıca veri yönetimi altyapımızı da önemli ölçüde güçlendirdik. ERP, üretim, kalite, satış ve finans sistemlerinden gelen verileri ortak bir analitik platformda bir araya getirerek karar alma süreçlerini hızlandırıyoruz. 

Geliştirdiğimiz yeni nesil raporlama altyapısı sayesinde yöneticiler gerçek zamanlı KPI’lara erişebiliyor, operasyonel kararlar veri odaklı şekilde alınabiliyor. Önümüzdeki dönemde bu altyapıyı yapay zekâ destekli analitik uygulamalarla daha ileri seviyeye taşımayı hedefliyoruz.

Son dönemde hayata geçirdiğimiz en önemli yatırımlardan biri, 2025–2026 dönemini kapsayan 25 milyon dolarlık yatırım planımız kapsamında Çorlu’daki cam yünü tesisimizde gerçekleştirdiğimiz kapsamlı modernizasyon oldu. Fırın sistemini tamamen yenilerken üretim altyapısını ve otomasyon sistemlerini uçtan uca güncelledik. Bu yatırımla üretim kapasitesi ve verimliliğimizi artırırken, enerji tüketimini azaltan ve fire oranlarını düşüren önemli iyileştirmeler sağladık. Ayrıca laboratuvarımızı modern bir altyapıya kavuşturarak Ar-Ge ve kalite süreçlerimizi ölçülebilir ve izlenebilir hale getirdik. Dijitalleşme, otomasyon ve Ar-Ge yatırımlarını birlikte ele alan bu yaklaşım sayesinde hem iç pazarda hem de ihracatta daha yüksek verimlilik ve sürdürülebilir büyüme sağlıyoruz.

BIM, dijital ikiz, artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) veya nesnelerin interneti (IoT) gibi teknolojiler ürün geliştirme ya da proje süreçlerinizde nasıl yer buluyor? Yapay zekâ destekli sistemlerin önümüzdeki yıllarda yapı malzemeleri ve inşaat sektöründe hangi alanlarda yaygınlaşacağını öngörüyorsunuz?

Bugün BIM, IoT ve benzeri dijital teknolojiler proje yönetimi ve üretim süreçlerinde giderek daha fazla yer bulurken, önümüzdeki dönemde bu ekosistemin yapay zekâ ile daha güçlü hale geleceğini düşünüyoruz. ODE Yalıtım olarak bu dönüşümü yakından takip ediyor, ürünlerimizin dijital yapı ekosistemine entegre olmasını stratejik bir öncelik olarak görüyoruz.

Özellikle BIM tabanlı projelerde, yalıtım ürünlerine ait BIM modellerinin hazır ve erişilebilir olması; doğru ürün seçimi, disiplinler arası koordinasyon ve proje süreçlerinin daha verimli yönetilmesi açısından büyük önem taşıyor. Ürünlerin teknik performans, çevresel verileri ve sertifikasyonlarının BIM objeleri üzerinden proje paydaşlarına sunulması, tasarım süreçlerini hızlandırırken uygulama hatalarının da azaltılmasına katkı sağlıyor. Bu doğrultuda ODE Yalıtım olarak bugün 100’ün üzerinde akıllı BIM ürün objesi ile tasarımcıların ve proje ekiplerinin dijital süreçlerini destekliyoruz. Önümüzdeki dönemde ise BIM kütüphanemizi hem ürün çeşitliliği hem de modelleme detay seviyesi açısından daha da geliştirerek, dijital proje ekosistemine daha fazla değer katmayı hedefliyoruz.

Yapay zekânın önümüzdeki yıllarda yapı malzemeleri ve inşaat sektöründe en çok tasarım, üretim, kalite kontrol ve sürdürülebilirlik alanlarında yaygınlaşacağını düşünüyorum. 

Özellikle bina verilerini analiz ederek projeye en uygun yalıtım çözümlerini belirlemesi, üretim süreçlerinde kaliteyi artırırken enerji tüketimini ve fire oranlarını azaltması sektör için önemli kazanımlar sağlayacak. Bunun yanı sıra karbon ayak izi hesaplamaları ve çevresel regülasyonlara uyum süreçlerinde de yapay zekâ, daha hızlı ve veriye dayalı karar alınmasını mümkün kılacak. Bu nedenle yapay zekâyı yalnızca operasyonel verimlilik sağlayan bir teknoloji değil, sektörün dönüşümünü destekleyen stratejik bir araç olarak görüyoruz. Ayrıca üretim, kalite, bakım ve satış süreçlerinde yapay zekâ destekli dijital asistanlar ve otonom karar destek sistemlerinin yaygınlaşacağını öngörüyoruz. Büyük dil modelleri (LLM), üretim verileriyle birlikte çalışarak yalnızca rapor sunan değil, öneriler geliştiren ve aksiyon alınmasını kolaylaştıran sistemlerin temelini oluşturacak.

Dijital gelişiminiz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ürünleriniz ve hizmetleriniz ilgili bilgi alabilir miyiz? Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün çeşitliliğine sahipsiniz? Ürünlerinizin çalışma prensipleri ile müşterilerinize sunduğunuz avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir?

Dijitalleşmeyi yalnızca üretim süreçlerimizde değil, müşterilerimize sunduğumuz çözümlerde de önceliklendiriyoruz. ODE Select dijital ürün seçim platformumuz sayesinde tasarımcılar ve uygulayıcılar, projelerine en uygun yalıtım çözümünü hızlı ve doğru şekilde belirleyebiliyor. Epiclub uygulayıcı ağımız ve bayi portalımız da teknik bilgiye erişimi kolaylaştırarak uygulama süreçlerinin daha verimli ilerlemesini destekliyor. Bunun yanında dijital bayi portalımızı sürekli geliştirerek sipariş, ödeme, kampanya ve satış süreçlerini tek platform üzerinden yönetilebilir hale getiriyoruz. Böylece hem yurt içi hem de uluslararası iş ortaklarımız için daha hızlı, şeffaf ve izlenebilir bir müşteri deneyimi sunuyoruz. Ürün portföyümüzde konut, ticari ve endüstriyel yapılara yönelik cam yünü, elastomerik kauçuk köpüğü, bitümlü membran ve XPS yalıtım çözümleri yer alıyor. Ar-Ge çalışmalarımızı Greentech Ar-Ge merkezimizde, faaliyet gösterdiğimiz pazarların ihtiyaçlarına göre şekillendiriyor; ciromuzun yüzde 3’ünü Ar-Ge ve dijitalleşmeye ayırıyoruz. Enerji verimliliğini artıran, uygulama kolaylığı sağlayan ve çevresel etkisi düşük ürünler geliştirmeye odaklanıyoruz.

 

Dijitalleşme vizyonumuzun önemli adımlarından biri de Çevresel Ürün Beyanlarımızı (EPD) tamamen dijital formata taşımamız oldu. Ürün gruplarımıza ait EPD’lerimizi dijital formatta yayımlayarak, çevresel performans verilerine hızlı, güvenilir ve kolay erişim sağlıyoruz. QR kod üzerinden erişilebilen bu yapı sayesinde mimarlar, mühendisler ve proje ekipleri ihtiyaç duydukları çevresel verilere tek bir platform üzerinden ulaşabiliyor. 

Bu dönüşüm, yalnızca bilgiye erişimi kolaylaştırmakla kalmıyor; aynı zamanda Avrupa Birliği’nin Dijital Ürün Pasaportu (DPP) yaklaşımına uyum sürecimizi destekleyerek ürün verilerimizin dijital yapı ekosistemine entegrasyonunu güçlendiriyor. Sürdürülebilirlik ve dijitalleşmenin giderek iç içe geçtiği yeni dönemde, bu altyapının BIM tabanlı projeler ve yapay zekâ destekli analizler için de önemli bir veri kaynağı oluşturacağına inanıyoruz.

Sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşmada dijital teknolojiler nasıl bir katkı sağlıyor? Dijitalleşme, karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda; kaynak yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptığınızı öğrenebilir miyiz?

Dijital teknolojiler, sürdürülebilirlik hedeflerimize ulaşmada en önemli araçlardan biri. Üretim tesislerimizde kullandığımız MES, SCADA ve ERP entegrasyonları sayesinde üretim süreçlerini gerçek zamanlı takip ediyor, enerji tüketimini, kaynak kullanımını ve verimliliği anlık olarak izleyebiliyoruz. Bu sayede hem enerji tüketimini optimize ediyor hem de fire oranlarını azaltarak kaynak kullanımını daha verimli hale getiriyoruz.

Yenilenebilir enerji yatırımlarımız da bu yaklaşımın önemli bir parçası. Çorlu ve Eskişehir tesislerimizde devreye aldığımız güneş enerji sistemleriyle elektrik tüketimimizin yaklaşık yüzde 50’sini yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı hedefliyoruz. 2050 karbon nötr hedefimiz doğrultusunda dijitalleşme ve sürdürülebilirlik yatırımlarını birlikte ele alıyor, çevresel etkimizi ölçülebilir performans göstergeleriyle yönetiyoruz.

Son olarak, önümüzdeki 5 yıllık perspektifte dijital dönüşüm yatırımlarınızın odağında hangi teknolojiler yer alacak? Sektörün geleceğine ilişkin beklentilerinizi paylaşır mısınız?

Önümüzdeki dönemde dijital dönüşüm yatırımlarımızın odağında Endüstri 4.0 uygulamaları, otomasyon sistemleri, veri analitiği ve yapay zekâ destekli çözümler yer alacak. ODE 5.1 vizyonumuz doğrultusunda üretim, Ar-Ge ve iş süreçlerimizi daha entegre ve veri odaklı bir yapıya taşımayı hedefliyoruz. 

 

Teknoloji yatırımlarımızı, çalışanlarımızın dijital yetkinliklerini geliştirecek uygulamalarla birlikte ele alarak dönüşümü bütüncül bir yaklaşımla sürdüreceğiz. Bunun yanında Ar-Ge yatırımlarımızı ve üretim altyapımızı dijital teknolojilerle destekleyerek hem operasyonel mükemmeliyetimizi hem de uluslararası rekabet gücümüzü artırmayı hedefliyoruz.

Sektörün geleceğinde dijitalleşme, enerji verimliliği ve sürdürülebilirliğin birbirinden ayrılmaz başlıklar olacağını düşünüyoruz. Veriye dayalı üretim, düşük karbonlu üretim süreçleri ve akıllı yalıtım çözümleri, önümüzdeki yıllarda sektörün rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar arasında yer alacak. Bulut tabanlı veri platformları, dijital ikiz uygulamaları, yapay zekâ ajanları (AI Agents), kestirimci analitik ve otonom karar destek sistemleri önümüzdeki dönemin temel yatırım alanları olacak. Amacımız yalnızca süreçleri dijitalleştirmek değil; üretimden satışa kadar tüm değer zincirinde veriyi stratejik bir varlık olarak kullanarak daha çevik, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir işletme modeli oluşturmak.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Mitsubishi Heavy Diamond Serisi ZSX, Mevsim  Geçişlerinde Çalışma Kapasitesini  İhtiyaca Göre Ayarlıyor

Yayınlandı

-

 
Gün İçinde Değişen Isıtma Soğutma İhtiyacına Mitsubishi Heavy, Diamond Serisi 
ZSX ile Yanıt Veriyor
Sonbahar mevsimiyle birlikte gün içinde yaşanan sıcaklık değişimleri, ev ve ofislerde kısa süreli ve farklı seviyelerde ısıtma ihtiyacı oluşturuyor. Mitsubishi Heavy Industries Diamond Serisi ZSX, çalışma kapasitesini anlık ihtiyaca göre ayarlayan inverter teknolojisiyle enerji tüketiminin yönetilmesine ve ortam sıcaklığının dengelenmesine katkı sağlıyor.
 
Sonbaharda dış sıcaklığın gün boyunca farklı seyretmesi, ev ve ofislerdeki ısıtma ihtiyacını saatlere göre değiştiriyor. Isı pompası prensibiyle çalışan Diamond Serisi ZSX, dış ortamdan aldığı ısıyı iç mekana taşıyarak özellikle sabah ve akşam saatlerinde ortaya çıkan kısa süreli ihtiyaca yanıt verirken yalnızca kullanılan alanların ihtiyaç duyulan süre boyunca ısıtılmasına imkan tanıyor. Doğru kapasite seçiminin konfor ve tüketim dengesini doğrudan etkilediği bu kullanımda seri, 9.000, 12.000 ve 18.000 BTU/h seçenekleriyle farklı büyüklükteki ev ve ofislere uygun model seçimini mümkün kılıyor.

 

Inverter Teknolojisi Çalışma Kapasitesini Sıcaklığa Göre Ayarlıyor
 
Gün boyunca değişen sıcaklıklar, klimanın sürekli aynı kapasitede çalışmasını gerektirmiyor. Diamond Serisi ZSX’te yer alan inverter teknolojisi, kompresör devrini ortamın anlık ihtiyacına göre ayarlayarak cihazın gerekli kapasitede çalışmasını sağlıyor. Hedef sıcaklığa ulaşıldığında düşük devirde çalışmasını sürdüren sistem, sık açılıp kapanmanın önüne geçerek enerji tüketiminin dengelenmesine ve oda sıcaklığındaki dalgalanmaların azaltılmasına katkı sağlıyor. Gece saatlerinde dış üniteden kaynaklanan çalışma sesi konforu etkileyebildiği için sessiz çalışma modu, dış ünitenin ses seviyesini azaltmaya yardımcı oluyor. Seride kullanılan R32 soğutucu akışkan ise R410A’ya kıyasla daha düşük küresel ısınma potansiyeline sahip.

 

Düzenli Havalandırma ve Filtre Bakımı Önem Kazanıyor

 

Diamond Serisi ZSX’te fan, antimikrobiyal işlemden geçirilirken kullanılan kaplama sistemi cihaz kapalıyken oluşabilecek kötü kokuların azaltılmasına yardımcı oluyor. Filtre yapısı da düzenli bakımla birlikte iç ortam havasının korunmasına katkı sağlıyor. Mevsim geçişlerinde pencerelerin daha az açıldığı dönemlerde bu özellikler kullanım konforunu destekliyor. Mitsubishi Heavy Industries, Türkiye genelindeki yaygın bayi ve servis ağıyla satış sonrası bakım ve teknik destek hizmetlerini sürdürüyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Siemens Türkiye, COP31 İklim Değişikliği Zirvesi’nin ‘İklim Destekçisi’ oldu

Yayınlandı

-

 

170 yıldır Türkiye’nin teknolojik dönüşümüne katkı sunan Siemens Türkiye, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda düzenlenecek COP31 2026 Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi kapsamında Yeşil Bölge’de İklim Destekçisi olarak Teknoloji, İnovasyon ve Bilgi Hub’ında yer alacak. Şirket, enerji dönüşümü, sanayinin karbonsuzlaşması, enerji ve kaynak verimliliği ve iklime dayanıklı altyapı dijital dönüşüm alanlarındaki teknoloji ve uygulamalarını ziyaretçilerle buluşturacak.

Siemens Türkiye, sürdürülebilir bir gelecek için teknolojinin sunduğu olanakları somut sonuçlarla ortaya koyduğu çalışmalarını COP31 kapsamında paylaşacak. Yeşil Bölge’de gerçekleştirilecek etkinliklerde şirketin kendi operasyonlarındaki karbonsuzlaşma ve kaynak verimliliği uygulamalarının yanı sıra müşterileriyle gerçekleştirdiği enerji verimliliği, dijitalleşme ve sürdürülebilir altyapı projelerinden örnekler aktarılacak. 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31’de elektrifikasyon, temiz enerji dönüşümü, yeşil sanayileşme, iklime dayanıklı şehirler ve döngüsellik gibi başlıklar öne çıkarken, Siemens Türkiye de bu alanlardaki teknoloji ve çözüm portföyünü paylaşacak.

Siemens Türkiye, operasyonlarında emisyonlarını yüzde 70 azalttı

Siemens Türkiye, 2025 yılında operasyonlarından kaynaklanan karbon ayak izini 2019 yılına kıyasla yüzde 70 azaltarak 4.500 ton CO₂ eşdeğeri seviyesine indirdi. Şirket, 2030 Net Sıfır emisyon hedefi doğrultusunda tüm lokasyonlarında yüzde 100 yeşil elektrik kullanırken, 2022-2025 döneminde enerji tüketimini yüzde 13 azalttı. Gebze fabrikasındaki güneş enerjisi sistemi de tesisin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 10’unu karşılıyor.

Operasyonlardan müşterilere uzanan ölçülebilir etki

Siemens Türkiye, enerji verimliliği çözümleriyle dört ülkede 22 müşteriye hizmet verirken, 448 enerji tasarrufu önleminin uygulanmasına destek oldu. Bu çalışmalar kapsamında müşteriler için 21,72 milyon avro tasarruf potansiyeli oluşturulurken, projelerin toplamında yaklaşık 148 bin ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına katkı sağlandı.

Siemens Türkiye, COP31 kapsamında farklı sektörlerden müşterileriyle hayata geçirdiği sürdürülebilirlik projelerinden örnekleri de ziyaretçilerle buluşturacak. Enerji verimliliği, dijitalleşme, sürdürülebilir üretim ve altyapı alanlarındaki projeler aracılığıyla teknolojinin kaynakların daha verimli kullanılması, enerji tüketiminin azaltılması ve emisyonların düşürülmesine sağladığı katkı somut örneklerle paylaşılacak.

Gebze fabrikasında düşük karbonlu üretim dönüşümü

Siemens Türkiye’nin Gebze Üretim Tesisi’nde yürüttüğü BOLD (Building Our Low-carbon Destination) programı, düşük karbonlu üretime geçiş yaklaşımının somut örneklerinden birini oluşturuyor.

2021-2024 dönemindeki BOLD Faz 1 kapsamında güneş enerjisi, yüksek verimli LED aydınlatma, LEED Gold sertifikalı sürdürülebilir bina yaklaşımı ve yeşil enerji kullanımı hayata geçirildi. Tesisin enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 8-10’u sahadaki güneş enerjisi sistemlerinden karşılanırken, yıllık yaklaşık 1,3 GWh yenilenebilir enerji üretildi.

LEED Gold tasarımı sayesinde enerji ve su tüketiminde sırasıyla yüzde 30 ve yüzde 50 tasarruf sağlanırken, inşaat atıklarının yüzde 75’i geri kazanıldı. Tesisin elektrik tüketimi ise yüzde 100 yeşil enerji kaynaklarından karşılanıyor.

2026-2027 dönemini kapsayan BOLD Faz 2 kapsamında yeni nesil ısı pompası sistemleri, ısıtma ve soğutma altyapısının yenilenmesi, otomatik havalandırma yönetimi, kompresörlerden atık ısı geri kazanımı ve yapay zekâ destekli bina otomasyon sistemleri gibi uygulamaların hayata geçirilmesi planlanıyor. Bu çalışmalarla 2027 yılında karbon emisyonlarında yaklaşık yüzde 93, enerji, doğal gaz ve su kullanımında ise yaklaşık yüzde 54 azalma hedefleniyor.

Kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi

Siemens Türkiye’nin sürdürülebilirlik çalışmalarında kaynakların verimli kullanılması ve döngüsel ekonomi uygulamaları da önemli bir yer tutuyor. Gebze tesisinde tek kullanımlık plastik kullanımını yüzde 70 azaltan şirket, 2020’den bu yana 29,4 ton plastiğin kullanımını ortadan kaldırdı. Tesis, “Zero Waste to Landfill” başarısına ulaşırken atık geri kazanım oranı yüzde 99,6 seviyesine yükseldi.

Su güvenliğine dayanıklı altyapı desteği

Siemens’in katkı sunduğu diğer örnek bir proje ise Fırat-Gaziantep OSB Su İletim Hattı Projesi. Günlük 80 bin ila 120 bin metreküp su taşıma kapasitesiyle bölgenin su ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlıyor. Fırat Nehri’nden sağlanan suyun sanayi kullanımına yönlendirilmesi yeraltı su kaynaklarının korunmasına destek olurken Siemens’in enerji otomasyonu ve şebeke yönetimi teknolojileri projenin altyapısını destekliyor. Projede kullanılan gaz yalıtımlı enerji dağıtım sistemleriyle işletme ve bakım maliyetlerinde yaklaşık 500 bin avro tasarruf sağlanması hedefleniyor.

Siemens AG’den önümüzdeki üç yıl içinde  yapay zekâ alanına global ölçekte 1 milyar avroluk yatırım

Siemens, büyümenin bir sonraki aşamasını desteklemek amacıyla dünya çapında ONE Tech Company programını hayata geçirdi. Programla operasyonları daha yalın ve verimli hale getirirken müşteri etkileşimini güçlendirmeyi, veri, teknoloji ve satış altyapısını daha entegre bir yapıda sunmayı hedefliyor.

ONE Tech Company programı, inovasyonu hızlandırmayı ve kârlı büyümeyi desteklemeyi hedefliyor. Bu doğrultuda Siemens, 2030 yılına kadar dijital iş gelirlerini iki katına çıkarmayı ve önümüzdeki üç yıl içinde yapay zekâ alanına 1 milyar avro yatırım yapmayı hedefliyor.

COP31’de gençlere yönelik sosyal sorumluluk projesi

Siemens Türkiye, COP31 odağında gençleri de bu dönüşümün odağına alan bir sosyal sorumluluk projesi hayata geçirecek. Young Guru Academy (YGA) iş birliğiyle projeye katılan gençler, yapay zekâ alanında eğitimlerle desteklenecek ve iklimle alakalı çözümler üretecek. Katılımcılar geliştirdikleri projeleri COP31’de paylaşma fırsatı da bulacak.

Hüseyin Gelis: “Sürdürülebilirliği uzun vadeli değer yaratma yaklaşımımızın ayrılmaz parçası olarak görüyoruz”

Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Gelis, Siemens’in sürdürülebilirlik yaklaşımına ve COP31’e ilişkin şunları söyledi: “Siemens Türkiye olarak, sürdürülebilirliği iş yapış biçimimizin ve uzun vadeli değer yaratma yaklaşımımızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Dekarbonizasyon, enerji ve kaynak verimliliği, dijitalleşme ve sorumlu iş anlayışını faaliyetlerimize entegre ediyoruz. Operasyonlarımızda hayata geçirdiğimiz dönüşüm çalışmalarının yanı sıra, müşterilerimizle gerçekleştirdiğimiz projeler de teknolojinin enerji verimliliği, kaynakların etkin kullanımı ve emisyonların azaltılmasına sağladığı katkıyı ortaya koyuyor. COP31 kapsamında teknoloji, inovasyon ve bilgi paylaşımı aracılığıyla sürdürülebilir dönüşüm alanındaki deneyimlerimizi ve farklı sektörlerden müşterilerimizle hayata geçirdiğimiz projeleri paylaşmayı önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde de teknolojinin sunduğu olanaklardan yararlanarak sürdürülebilir dönüşümü hızlandırmaya, Siemens’in gelecek vizyonu doğrultusunda uzun vadeli değer yaratmaya odaklanacağız.”

Thomas Kolbinger: “Sürdürülebilirlik uzun vadeli değer yaratma yaklaşımımızın bir parçası”

Siemens Türkiye Finans Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Thomas Kolbingerise COP31 kapsamında gerçekleştirilecek çalışmalarla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Dünyada ve Türkiye’de enerji sistemlerinden üretim süreçlerine, şehir altyapılarından kaynak yönetimine kadar birçok alanda önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Siemens Türkiye olarak teknolojinin bu dönüşümün hızlanmasındaki rolüne inanıyor ve geliştirdiğimiz çözümleri somut sonuçlarla ortaya koyuyoruz. Kendi operasyonlarımızda 2019 yılına kıyasla karbon emisyonlarımızı yüzde 70 azaltırken, müşterilerimize sunduğumuz enerji verimliliği çözümleriyle yaklaşık 148 bin ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına katkı sağladık. COP31 kapsamında Yeşil Bölge’de İklim Destekçisi olarak yer alarak enerji dönüşümü, sanayinin karbonsuzlaşması, kaynak verimliliği ve dayanıklı altyapılar alanındaki çalışmalarımızı paylaşmaktan memnuniyet duyuyoruz. Bunun yanı sıra gençleri dönüşümün odağına alan Young Guru Academy (YGA) iş birliğimizle yapay zekâ ve iklim çözümlerini bir araya getirmeyi önemsiyoruz.”

Okumaya Devam Et

GENEL

Alarko 2025 GRI Raporunu Sürdürülebilirlik Sözlüğü Formatında Yayımladı

Yayınlandı

-

 

Alarko Holding, çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY) performansını paylaştığı 2025 yılı GRI Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Geleceğe sorumlu bir iz bırakma yaklaşımıyla hazırlanan rapor; güçlendirilen veri altyapısı, etki odaklı bakış açısı ve düşük karbonlu tasarımıyla dikkat çekiyor. Hem rapor hem sözlük temasıyla hazırlanan çalışmada, Alarko’nun sürdürülebilirlik performansına temel kavramların tanımları eşlik ediyor. Ek bölümünde ise kapsamlı bir sürdürülebilirlik sözlüğü içeren rapor, bu alanda giderek genişleyen terminolojiyi daha erişilebilir hale getirerek ortak etki dilinin gelişimine katkı sunuyor.

Alarko Holding, farklı sektörlerde yarattığı ekonomik, çevresel ve toplumsal performansı şeffaf bir biçimde ortaya koyduğu 2025 yılı GRI Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Ağustos ayında yayımlanan TSRS uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nda olduğu gibi sorumlu tasarım anlayışıyla en az çevresel ayak izi bırakacak şekilde hazırlanan rapor, Alarko Şirketler Topluluğu’nun sürdürülebilirlik performansını bütüncül bir zeminde ele alıyor.

Alarko’nun sürdürülebilirlik vizyonunu grup şirketleri genelinde ortak hedefler ve ortak sorumluluk anlayışıyla hayata geçiren Ortak Etki yaklaşımını yansıtan metrikler raporda kapsamlı şekilde ele alındı. İyi uygulama örnekleri ise bu bütünsel yaklaşımı yansıtacak şekilde zenginleştirildi.

TSRS kapsamında güvence alınan verilerin GRI raporundaki karşılıkları ise geçen yıl olduğu gibi güvence beyanıyla desteklenerek, raporlamanın güvenilirliğini ve şeffaflığını güçlendiren unsurlardan biri oldu.

Bu Yılın Yenilikleri: Çifte Önemlilik ve Sürdürülebilirlik Sözlüğü

Alarko Holding, 2025 raporlama döneminde sürdürülebilirlik önceliklerini belirleme yaklaşımını Avrupa Birliği Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi (CSRD) ile uyumlu hale getirerek ilk kez Çifte Önemlilik Analizi (Double Materiality Assessment – DMA) gerçekleştirdi. Çalışmada sürdürülebilirlik konuları; Alarko’nun çevre ve toplum üzerindeki etkileri ile bu konuların şirketin finansal performansına ve uzun vadeli değer yaratma kapasitesine olası yansımaları birlikte değerlendirildi.

Çok şirketli bir yapı olan Alarko Holding, sürdürülebilirlik hedeflerinin, dönüşüm alanlarının ve performans göstergelerinin doğru anlaşılması için ortak bir kavramsal zemin oluşturmak amacıyla 2025 GRI uyumlu raporunu sözlük formatında hazırladı.  Rapor boyunca Alarko’nun sürdürülebilirlik çalışmalarıyla ilgili terimler tanımlarıyla birlikte sunulurken, raporun sonunda güncel terminolojiye dair kapsamlı bir sözlük bölümüne yer verildi.

Sorumlu Tasarımla Düşük Karbonlu Raporlama

Alarko’nun geçtiğimiz yıl hayata geçirdiği ve prestijli platformlarda tasarım ödüllerine layık görülen düşük karbonlu raporlama yaklaşımına, bu yıl da devam edildi. Türkiye’de sorumlu iletişim politikasını yayımlayan ilk holding olan Alarko, raporun çevresel ayak izini azaltmak amacıyla tasarımı da kaynak kullanımı perspektifiyle ele aldı.

Dijital ortamda yer alan her görselin, her rengin, her grafik öğesinin ve her verinin görünmeyen bir kaynak tüketimi yarattığı gerçeğinden yola çıkılarak tasarımda fotoğraf kullanımından vazgeçildi. Grafik öğeleri optimize edildi, metinler kısaltıldı ve sayfa yapıları sadeleştirildi. Sınırlı bir renk paleti, tek bir ikon dili ve yalın bir tipografik düzen tercih edilerek dosya boyutunun ve okunma süresinin azaltılması hedeflendi.

Okumaya Devam Et

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye