Legrand Türkiye’den Endüstri 4.0 ve Yapay Zekâ Destekli Dijital Dönüşüm Hamlesi - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Legrand Türkiye’den Endüstri 4.0 ve Yapay Zekâ Destekli Dijital Dönüşüm Hamlesi

Yayınlandı

-

Legrand Türkiye Grubu CMO’su Gül Sevinç Selçuk


Legrand Türkiye, üretimden satışa tüm süreçlerde dijitalleşmeyi merkeze alarak, yapay zekâ ve otomasyon teknolojileriyle verimliliği ve sürdürülebilirliği aynı anda büyütüyor.

1. Öncelikle; firmanızı kısaca tanıyarak, Dijital Dönüşüm Yolculuğunuz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Fransa merkezli Legrand Grup’un Türkiye ayağı olarak, 180’i aşkın ülkede faaliyet gösteren, 40 binden fazla çalışanı ve yaklaşık 300 bin farklı ürün referansıyla global çapta güçlü bir yapının parçasıyız. Türkiye’de ise 1000’in üzerinde çalışanımız, Gebze’de yer alan 2 üretim tesisimiz, Ümraniye’deki Genel Müdürlük kampüsümüz ve bölge müdürlüklerimiz ile faaliyet gösteriyoruz. Konutlardan ticari ve endüstriyel yapılara kadar birçok farklı alanda; trafo, şalt ürünleri, dağıtım panoları, UPS, kablo taşıma sistemleri, anahtar-priz, ev otomasyonu, yapısal kablolama ve aydınlatma kontrol sistemleri gibi uçtan uca elektriksel ve dijital altyapı çözümleri sunuyoruz.

Dijital dönüşüm yolculuğumuz, Legrand Grup’un Endüstri 4.0 vizyonu doğrultusunda şekilleniyor. Özellikle Nesnelerin İnterneti (IoT) ile haberleşen bağlı fabrikalar kurma hedefimiz çerçevesinde; toplam ekipman etkinliği (OEE) optimizasyonu, iş birliğine dayalı robot teknolojileri (COBOT), otomatik güdümlü araçlar (AGV) ve anlık veri aktarabilen otomatik kontrol hatları gibi pek çok uygulamayı devreye alıyoruz. Üretim süreçlerimizi uçtan uca dijitalleştirerek yalnızca operasyonel verimliliğimizi artırmakla kalmıyor, aynı zamanda büyük veri analizi ile önleyici bakım ve sürekli iyileştirme süreçlerimizi de daha etkin yönetiyoruz.

Dijital dönüşümümüz sadece üretim sahalarında değil, ürün portföyümüzde de kendini gösteriyor. Akıllı bina teknolojileri ve IoT çözümleri konusunda sektör liderleriyle iş birlikleri gerçekleştiriyor, binaların IT altyapısını temel alan ortak platformlar üzerinde farklı hizmetleri buluşturuyoruz. Ethernet Üzerinden Güç (PoE) gibi standartların gelişimi sayesinde, binalarda kullanılan düşük voltajlı kablo altyapılarına daha fazla cihazın entegre edilmesini sağlıyoruz.

Son kullanıcılar için geliştirdiğimiz Living Now with Netatmo, Classia with Netatmo gibi akıllı kontrol çözümleri; aydınlatma, perde ve prizlerin uzaktan yönetimini mümkün kılıyor. Ayrıca, Netatmo markamız altında konumlanan akıllı güvenlik sistemleri, hava kalitesi ve ısıtma çözümleri gibi ürün gruplarımız sayesinde kullanıcılar, evlerini ya da iş yerlerini mobil cihazları üzerinden her an, her yerden yönetebiliyor.

Tüm bu çalışmalarımızın temelinde, teknolojinin hızla geliştiği günümüzde değişen ihtiyaçlara esnek, yenilikçi ve sürdürülebilir çözümlerle yanıt verme yaklaşımımız yer alıyor.

2. Son zamanlarda, tedarikten üretime ve üretimden satışa ilgili tüm operasyonel süreçlerinizdeki Teknolojik Değişimlerinizi öğrenebilir miyiz?

Operasyonel süreçlerimizdeki teknolojik dönüşüm; tedarikten üretime, üretimden satışa kadar tüm aşamalarda sürdürülebilirlik, verimlilik ve dijitalleşme odaklı yatırımlarımızla şekilleniyor. Bu kapsamda, ilk olarak 2019 yılında 6 milyon euro yatırımla Endüstri 4.0 prensiplerine uygun olarak devreye aldığımız yeni İnform-Estap fabrikamızla önemli bir adım attık.

2023 yılında başlattığımız 2024 yılında Gebze tesisimizde tamamladığımız toplam 13 milyon euro değerindeki yeni yatırımımızla altyapısı tamamen otomatik üretim hatlarını devreye aldık. Bu yatırım, çevre dostu yeni nesil modüler koruma ürünleri, devre kesiciler ve kaçak akım anahtarları üretimini kapsıyor. Özellikle 10kA otomatik sigorta üretimini Türkiye’de ilk kez tam otomasyonla gerçekleştirmeye başladık.

Ayrıca Gebze fabrikamızın çatısına kurduğumuz güneş panelleriyle yenilenebilir enerji kaynaklarını üretim süreçlerimize entegre ediyoruz. Makina parkurumuza eklediğimiz elektrikli enjeksiyon presleri sayesinde ise enerji tüketimini azaltmayı ve daha sürdürülebilir üretim süreçleri oluşturmayı hedefliyoruz. Tüm bu adımlarla yalnızca üretim kapasitemizi ve ürün gamımızı büyütmekle kalmıyor, aynı zamanda operasyonel süreçlerimizin her aşamasında dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odaklı gelişimi sürdürüyoruz.

Üretim hatlarımızda endüstri 4.0 uygulamaları, otomasyon sistemleri ve kalite kontrol için dijital izleme teknolojileri kullanıyoruz. Tedarik zincirimiz ile satış ve satış sonrası hizmetlerimizi de yine güncel teknolojilerle güçlendirerek şeffaf, izlenebilir ve müşteri odaklı bir deneyim sunuyoruz.

3. Dijital dönüşüm yolculuğunuzda Yapay Zeka’yı (YZ) kullanıyor musunuz?

Yapay zeka, Legrand Grup’un global vizyonunda dijitalleşme ve veriye dayalı karar alma süreçlerinin önemli bir parçası olarak konumlanıyor. Bugün global ölçekte; veri analitiği, iş süreçlerinin optimizasyonu, müşteri deneyimi ve iletişim kanallarının daha etkin yönetimi gibi alanlarda yapay zekâ tabanlı uygulamalar ve projeler hayata geçiriliyor. Türkiye’de ise bu global vizyonun bir parçası olarak, grup genelinde geliştirilen yapay zekâ uygulamalarını yakından takip ediyoruz. Özellikle veri odaklı süreçlerde ve üretim teknolojilerinde bu tür yeniliklere açık bir yaklaşımımız var.

4. Tüm operasyonel süreçleriniz kapsamında Yapay Zeka’nın sağladığı avantajlar ya da karşılaştığınız zorluklar hakkında neler söylemek istersiniz?

Yapay zekanın sunduğu en büyük avantajlardan biri, veri odaklı süreçlerde karar alma hızını ve doğruluğunu artırması. Globalde Legrand, üretim süreçlerinin optimizasyonu, tahmine dayalı bakım, enerji verimliliği takibi ve müşteri ihtiyaçlarının daha iyi analiz edilmesi gibi birçok alanda yapay zeka destekli çözümlerle operasyonel verimliliğini artırıyor. Elbette bu teknolojilerin hayata geçirilmesinde altyapı hazırlığı, doğru veri yönetimi ve yetkin insan kaynağı gibi konular dikkat edilmesi gereken başlıca noktalar arasında yer alıyor. Yani yalnızca teknolojiyi uygulamak değil, organizasyonu bu dönüşüme hazır hale getirmek de önemli bir süreç. 

5. Yapay Zeka’nın Yapı Bilgi Modellemesi (BIM) entegrasyonu ile ilgili operasyonel süreçlerin verimliliğinde nasıl sonuçlar elde edildiğini öğrenebilir miyiz?

Yapı Bilgi Modellemesi (BIM), Legrand Grup’un globalde dijitalleşme stratejisinin önemli ayaklarından biri. BIM ile birlikte bina projelerinin tasarım aşamasından uygulama ve yönetim süreçlerine kadar daha entegre, daha hızlı ve hatasız ilerlemesi hedefleniyor. Yapay Zeka destekli analizler ise bu süreçlerde veri doğruluğunu artırma, potansiyel riskleri öngörme ve süreçleri optimize etme noktasında önemli avantajlar sağlıyor. Globalde ürünlerin BIM platformlarına entegrasyonu, tasarım aşamasındaki paydaşların daha verimli çalışmasını sağlarken, Yapay Zeka destekli veri analizleri sayesinde de süreçteki olası uyumsuzluklar daha erken aşamada tespit edilebiliyor.

6. AR-GE süreçlerinizde Yapay Zeka destekli veri analizi ve tahminleme teknolojileri ürün geliştirmeye nasıl katkı sağlamaktadır? Ürün inovasyon süreçlerinizde bu teknolojilerin yeri nedir?

Legrand Grup, Ar-Ge süreçlerinde veri odaklı yaklaşımı temel alıyor ve global çapta yürütülen projelerde yapay zeka destekli veri analizi ve tahminleme teknolojilerinden yararlanıyor. Özellikle ürün tasarımı, performans optimizasyonu ve kullanıcı ihtiyaçlarının öngörülmesi gibi alanlarda bu teknolojiler önemli avantajlar sağlıyor. Grup, önümüzdeki 5 yıl içinde Ar-Ge’ye 3 milyar euro yatırım yapmayı hedefliyor. Bu yatırımın önemli bir bölümü, dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve yapay zeka gibi alanlarda inovatif çözümler geliştirilmesine odaklanıyor. Böylece ürün geliştirme döngülerinin daha verimli hale gelmesi ve müşterilere daha akıllı çözümler sunulması amaçlanıyor. Özellikle üretim, ürün geliştirme ve müşteri ihtiyaçlarına yanıt verme süreçlerimizin daha verimli ve çevik hale gelmesi adına global Ar-Ge yatırımlarının Türkiye operasyonlarımıza da olumlu katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde, globalde geliştirilen inovatif çözümleri Türkiye’deki ürün portföyümüze, üretim altyapımıza ve müşteri deneyimi süreçlerimize adapte ederek Ar-Ge kasımızı daha da güçlendirmeyi planlıyoruz.

7. Müşteri Destek Hizmetlerinizde Yapay Zeka’dan faydalanıyor musunuz? Akıllı arıza tespit sistemleri ya da uzaktan izleme çözümleri gibi uygulamalarınız var mıdır? Bu doğrultuda müşterilerinizden aldığınız geri bildirimler için neler söylemek istersiniz?

Legrand Grup’un global vizyonunda müşteri destek süreçlerinin dijitalleşmesi ve daha proaktif hale gelmesi önemli bir yer tutuyor. Bu kapsamda globalde; akıllı arıza tespiti, uzaktan izleme ve önleyici bakım gibi alanlarda dijital çözümler ve yapay zeka destekli uygulamalar geliştiriliyor. Özellikle ürünlerin uzaktan takibi ve potansiyel arızaların önceden tespit edilmesine yönelik çözümler, müşterilerimizin iş sürekliliğini artırma açısından önemli avantajlar sağlıyor. Müşterilerimizden aldığımız geri bildirimlere baktığımızda, hızlı ve çözüm odaklı destek süreçlerinin memnuniyet açısından kritik olduğunu görüyoruz. Bu nedenle müşteri deneyimini sürekli geliştirmek ve globaldeki teknolojik yenilikleri Türkiye’deki hizmet süreçlerimize entegre etmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

8. Dijital dönüşümünüz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ve enerji verimliliği ile öne çıkan ürünlerinizle ilgili bilgi alabilir miyiz?

Dijital dönüşüm vizyonumuz doğrultusunda pazara sunduğumuz yüksek teknolojiye sahip ürün ve çözümlerimiz, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik alanında önemli katkılar sağlıyor. Legrand Grup olarak konut, ticari bina ve endüstriyel yapılara yönelik enerji kalitesi ve verimliliğini artıran geniş bir ürün portföyüne sahibiz.

Konutlarda; ev otomasyon sistemleri, zaman saatleri, aydınlatma yönetimi ve sensör çözümlerimiz enerji tasarrufuna destek oluyor. Ticari ve endüstriyel yapılarda ise aydınlatma yönetimi sistemleri, düşük kayıplı yeşil transformatörler, sensörler elektrikli araç şarj istasyonları ve enerji analizörleri gibi çözümlerle enerjinin daha verimli ve kaliteli kullanılmasını sağlıyoruz.

Enerji yönetimi odağında Türkiye’de mühendislerimiz tarafından tasarlanan ve üretilen Estia Hybrid UPS ürünümüz, güneş enerjisinden faydalanarak enerji verimliliğini artıran yenilikçi bir çözüm sunuyor. On-grid, off-grid ve hybrid çalışma modlarına sahip olan bu ürün, enerji talebine göre solar panellerden elde edilen enerjiyi hem yükleri beslemek hem de şebekeye aktarmak için kullanabiliyor. 

Bticino markamız altındaki Living Now with Netatmo akıllı anahtar-priz serisi ise ev kullanıcılarına aydınlatma ve elektrik tüketimini uzaktan kontrol etme imkanı sunuyor. Hangi cihazın ne kadar enerji tükettiğini gösteren bu sistem, kullanıcıların daha bilinçli tüketim alışkanlıkları geliştirmesine yardımcı oluyor.

Tüm bu çözümlerle, müşterilerimizin karbon ayak izini azaltmalarına, enerji maliyetlerini düşürmelerine ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına katkı sağlıyoruz.

9. Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün segmentasyonu sahipsiniz?

Ürün ve çözüm portföyümüzü konut, ticari ve endüstriyel yapılar için farklı segmentasyonlarda sunuyoruz. Her segmentin ihtiyaçlarına uygun olarak geliştirdiğimiz ürün grupları, kullanım amacına, uygulama alanına ve ölçeğe göre farklılaşıyor.

Konut segmentinde, kullanıcıların yaşam konforunu artıran, enerji yönetimini kolaylaştıran ve güvenliği sağlayan çözümler sunuyoruz. Anahtar-priz serilerimiz (Living Now with Netatmo, Classia with Netatmo gibi), ev otomasyon sistemleri, akıllı aydınlatma kontrol çözümleri, akıllı güvenlik sistemleri, sensörler ve zaman saatleri gibi ürünler, enerji verimliliğini artırırken konfor ve estetik beklentilerine de yanıt veriyor.

Ticari binalarda, daha kapsamlı enerji yönetimi ve bina otomasyonu çözümleri öne çıkıyor. Aydınlatma kontrol sistemleri, KNX tabanlı bina yönetimi sistemleri, acil aydınlatma çözümleri, yapı kablolama sistemleri, enerji analizörleri, sensörler, UPS sistemleri ve düşük kayıplı transformatörler gibi ürünler; binaların enerji verimliliğini artırmak, operasyonel sürekliliğini sağlamak ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sunmak için kullanılıyor.

Endüstriyel segmentte ise daha yüksek kapasiteli ve dayanıklı çözümler sunuyoruz. Şalt ürünleri, dağıtım panoları, endüstriyel tip UPS çözümleri, kablo taşıma sistemleri, enerji analizörleri, yeşil transformatörler, otomasyon sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları ve gelişmiş enerji izleme çözümleri ile endüstriyel tesislerin kesintisiz ve güvenli çalışmasını sağlıyoruz.

Her üç segmentte de sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve enerji verimliliği temel önceliklerimiz arasında yer alıyor. Böylece farklı ölçek ve ihtiyaçlara göre özelleştirilmiş uçtan uca çözümler sunabiliyoruz.

10. Ürünlerinizle ilgili biraz da teknik bilgi alabilir miyiz? Bu sistemlerin çalışma prensipleri, kullanıcıya sunduğu avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir?

Sunduğumuz ürünler; elektriksel güvenlik, enerji yönetimi, otomasyon ve dijitalleşme alanlarında yüksek teknolojiye sahip çözümlerden oluşuyor. Ürünlerimizin temel çalışma prensibi, enerji kullanımını daha verimli, güvenli ve sürdürülebilir hale getirmek üzerine kurulu.

Örneğin; akıllı anahtar-priz sistemleri (Living Now with Netatmo, Classia with Netatmo gibi) Wi-Fi veya Zigbee protokolüyle ev ağına bağlanıyor ve kullanıcıların aydınlatma, perde ya da prizlerini mobil cihazları üzerinden uzaktan kontrol etmesine olanak tanıyor. Ayrıca, hangi cihazların ne kadar elektrik tükettiğini göstererek enerji tasarrufu bilincini artırıyor. Enerji analizörleri ve aydınlatma kontrol sistemleri, ticari ve endüstriyel yapılarda enerji tüketim verilerini gerçek zamanlı olarak ölçerek hem enerji kayıplarının önlenmesini hem de sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşılmasını sağlıyor.

Estia Hybrid UPS gibi yenilikçi çözümler ise, yalnızca şebekeden değil aynı zamanda güneş enerjisinden de beslenerek kesintisiz güç sağlıyor. On-grid, off-grid ve hybrid modlarda çalışabilen bu sistemler, enerjiyi daha verimli kullanırken, ihtiyaç fazlası enerjiyi şebekeye geri verebilme özelliğiyle enerji yönetimini optimize ediyor. Düşük kayıplı yeşil transformatörler, elektriksel kayıpları minimize ederek daha verimli enerji iletimine katkı sağlıyor. Bu sistemler, enerji verimliliğini artırmanın yanı sıra karbon ayak izinin azaltılmasına da katkı sağlıyor. Kullanıcı tarafında ise hem enerji maliyetlerinin düşürülmesi hem de daha sürdürülebilir ve konforlu bir yaşam/çalışma alanı sunuluyor.

11. Sürdürülebilirlik odağında en çok karşılaştığınız zorluklar nelerdir?

Sürdürülebilirlik, Legrand Grup’un global vizyonunun ve Legrand Türkiye Grubu olarak bizim de öncelikli çalışma alanlarımızın başında geliyor. Ancak bu alanda ilerlerken zaman zaman çeşitli zorluklarla karşılaşabiliyoruz. Bunların başında sürdürülebilirlik uygulamalarının yalnızca şirket içi süreçlerle sınırlı olmaması, tedarik zincirinden müşteri kullanımına kadar geniş bir ekosistemi kapsaması geliyor. Yani yalnızca kendi üretim süreçlerimizi optimize etmek yetmiyor. Kullandığımız hammaddelerin sürdürülebilirliği, tedarikçilerimizin çevre dostu üretimi benimsemesi ve nihai kullanıcıların da sürdürülebilir ürün kullanımına yönelmesi gibi birçok farklı paydaşı kapsayan bir dönüşüm gerekiyor. Bu da tüm ekosistemde farkındalık yaratmayı ve sürdürülebilirlik kültürünü yaygınlaştırmayı gerektiriyor.

Bir diğer zorluk ise sürdürülebilir ürün ve çözümler geliştirirken maliyet dengesini korumak. Çevre dostu ürünlerin geliştirilmesi ve üretilmesine yönelik yatırımlar uzun vadede çevresel ve ekonomik faydalar sağlasa da ülkemizde sürdürülebilirlik ve yeşil binalar gibi alanlarda yeterli desteklerin bulunmaması nedeniyle kısa vadede maliyetleri artırabiliyor. Ancak, tabii ki adımlarımızı toplumsal sorumluluğumuzu da göz önüne alarak her zaman geleceği düşünerek atıyoruz. 

12. Küresel enerji krizleri ve karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda, üretim hatlarınızda gerçekleştirdiğiniz enerji verimliliği uygulamalarınız nelerdir?

Dünya, çevresel ve toplumsal anlamda önemli zorluklarla karşı karşıya iken, Legrand Türkiye Grubu olarak üretimden tedarik zincirine, ürün geliştirmeden enerji yönetimine kadar tüm alanlarda sürdürülebilirliği önceliklendiriyoruz. Birleşmiş Milletler Kalkınma Amaçları ile uyumlu oluşturduğumuz kurumsal sosyal sorumluluk yol haritası kapsamında sera gazı emisyonlarımızı 2024 yılına kıyasla %10 oranında azaltmayı, satın aldığımız ürünlerin emisyonlarının %70’ini temsil eden tedarikçilerimizin faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını ise ortalama %30 oranında düşürmeyi amaçlıyoruz.

Bunun yanı sıra, ürün portföyümüzün yarısının Legrand’ın eko-tasarım endeksi kriterlerine uygun olması ve ürettiğimiz ürünlerde %37 oranında sürdürülebilir malzeme kullanımı, çevresel performansımızı yükselten diğer önemli adımlar arasında yer alıyor. Ayrıca, ürün ambalajlarımızda ağırlık bazında %80 oranında birincil plastik kullanımını ortadan kaldırarak atık yönetimine de katkı sağlıyoruz.

13. Bu kapsamda geri dönüşüm, atık yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?

Sürdürülebilirlik vizyonumuz doğrultusunda, geri dönüşüm, atık yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında hem globalde hem de Türkiye’de somut adımlar atıyoruz. Ürünlerimizin çevresel etkisini azaltmak için üretim süreçlerimizde geri dönüştürülmüş malzeme kullanımına önem veriyoruz. Üretim tesislerimizde atık yönetimi süreçlerini sürekli olarak geliştiriyor, geri dönüştürülebilir atıkların ayrıştırılması ve yeniden kullanılması konusunda sistemli uygulamalar hayata geçiriyoruz. Atıkların düzenli ve kontrollü şekilde bertaraf edilmesi için çevre mevzuatına tam uyumla hareket ediyoruz. Yenilenebilir enerji kullanımı konusunda ise Gebze tesisimizde önemli yatırımlar gerçekleştirdik. Fabrika çatımıza kurduğumuz güneş panelleriyle yenilenebilir enerji kullanımına geçtik ve karbon salımımızı azaltmaya başladık. Global ölçekte ise üretim tesislerimizdeki enerji verimliliği iyileştirmeleri ve yenilenebilir enerji dağıtımı sayesinde doğrudan karbon emisyonlarını yıllık %10 oranında azaltmayı hedefliyoruz.

14. Son olarak, geleceğe dair öngörülerinizi ve röportajımızın sonuna eklemek istediklerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği odağında dünya genelinde hızla dönüşen bir sektörün içindeyiz. Legrand Grup olarak, önümüzdeki dönemde de bu dönüşümün öncüsü olmaya devam edeceğiz. Türkiye operasyonlarımızda da globalden aldığımız güçle dijital teknolojileri, sürdürülebilir üretim modellerini ve müşteri odaklı çözümleri daha fazla yaygınlaştırmak öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor.

Sektörümüzdeki teknolojik gelişmeler, müşteri ihtiyaçları ve çevresel sorumluluklarımız doğrultusunda sürekli olarak kendimizi yenilemeye devam ediyoruz. Son olarak işimizin merkezinde olan enerji yönetimi ve dijitalleşmenin yalnızca teknolojik değil aynı zamanda çevresel ve sosyal bir sorumluluk olduğuna inanıyoruz. Tüm paydaşlarımızla birlikte gelecekte de daha akıllı ve daha sürdürülebilir ürün ve çözümlerle hem sektörümüze hem de toplumumuza değer yaratmaya devam edeceğiz.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

CUBOARTE PETRA ile Duvarlarda Yeni Bir Yüzey Deneyimi

Yayınlandı

-

Işıkla değişen yansımalar, sedef efekti ve kum tanecikli dokunun uyumu… CUBO’nun yeni dekoratif efekt kaplaması CUBOARTE PETRA, her uygulamada kendine özgü desenler oluşturarak yaşam alanlarına karakter kazandıran estetik yüzeyler sunuyor.

İç mekân tasarımında doğal dokular, ışık oyunları ve yüzeye karakter kazandıran dekoratif çözümler giderek daha fazla öne çıkıyor. Mimar ve iç mimarların yalnızca renge değil, mekânın atmosferini zenginleştiren özgün yüzey etkilerine yöneldiği bu anlayıştan hareketle CUBO, Efekt Boya ve Kaplamalar ailesine yeni ürünü CUBOARTE PETRA’yı ekledi.

Sedef efekti ile kum tanecikli dokuyu bir araya getiren CUBOARTE PETRA, gün ışığı ve farklı aydınlatma koşullarına göre değişen yansımalar oluşturarak duvarlara derinlik ve hareket kazandırıyor.

Her Uygulamada Kendine Özgü Bir Doku

Saf akrilik bağlayıcı esaslı, su bazlı ve çevre dostu yapısıyla geliştirilen CUBOARTE PETRA, özel fırça uygulaması sayesinde yüzeyde farklı desenlerin oluşturulmasına olanak tanıyor. Sedef efektinin yumuşak ışıltısı ile kum tanecikli dokunun birleşimi, her uygulamaya özgün bir karakter kazandırırken; yüksek buhar geçirgenliği ve kullanıma hazır yapısı uygulama kolaylığı sağlıyor.

Eski boyalı yüzeylerin yanı sıra beton, alçı, kara sıva, betopan ve ahşap yüzeylerde uygulanabilen CUBOARTE PETRA; konutlardan otel ve restoranlara, mağazalardan ofislere ve prestijli mimari projelere kadar geniş bir kullanım alanı sunuyor.

CUBO, CuboArte Efekt Boya ve Kaplamalar ürün grubuyla estetik beklentileri fonksiyonel özelliklerle buluşturan dekoratif yüzey çözümleri geliştirmeyi sürdürürken; CUBOARTE PETRA, sedef efekti, kum tanecikli dokusu ve her uygulamada ortaya çıkan özgün desenleriyle iç mekânlara güçlü bir tasarım dokunuşu katıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Limak Çimento İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Terminali ile dünya pazarlarına erişimini güçlendiriyor

Yayınlandı

-

 

Limak Çimento’dan İhracat Altyapısına Dev Yatırım:

Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali Faaliyete Geçti

Limak Çimento, sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali (Low Carbon Cement (LCC) Mediterranean Terminal) ile uluslararası sevkiyat ağını daha da güçlendirdi. Çevreci altyapısı ve yüksek otomasyon teknolojisiyle dikkat çeken tesis, şirketin düşük karbonlu ve yüksek performanslı ürünlerini küresel pazarlara çok daha hızlı, kolay ve çevreci bir şekilde ulaştırmasını sağlayacak.

Türkiye çimento sektörünün lider şirketi Limak Çimento’nun İskenderun’da inşa ettiği Düşük Karbonlu Çimento Akdeniz Terminali (Low Carbon Cement (LCC) Mediterranean Terminal faaliyete başladı. Şirketin sürdürülebilirlik ve yüksek kalite vizyonu doğrultusunda attığı güçlü bir adım niteliğindeki yeni terminal, Limak Çimento’nun ürettiği yüksek performanslı ürünlerin uluslararası pazarlara sevkiyatına güç katacak. Çevreci ve yüksek teknolojili altyapıya sahip olan terminal, 19 Temmuz 2026 tarihinde İtalya’ya gerçekleştirilen düşük karbonlu dökme çimento sevkiyatı ile faaliyete başladı.

Limak Çimento, üretimden lojistiğe doğa dostu ve yüksek performanslı çözümlerle sektörüne öncülük ediyor

İnşaat endüstrisinde hem çevre dostu hem de yüksek performanslı ürünlere olan talebin tüm dünyada hızla arttığına dikkat çeken Limak Çimento Grup Dış Ticaret ve İş Geliştirme Müdürü S. Mete Turan şunları söyledi:

“Üretimden sevkiyata her aşamada karbon ayak izimizi en aza indirme stratejimizle hareket ediyor, Limak Cement LCC Mediterranean Terminal ile sektörümüzdeki çevresel standartları en üst seviyeye taşıyoruz. Şirketimizin düşük karbonlu üretim ve ihracat pazarlarındaki varlığını güçlendirme hedefiyle inşasını tamamladığı yeni terminalimiz, dayanıklılığı, yüksek kalitesi ve çevreci özellikleri ile yüksek performanslı ürünlerimizi dünya pazarlarına ulaştıracak.”

Küresel pazarlara rekabetçi ve sürdürülebilir sevkiyat avantajı

Limak Çimento, yeni terminal yatırımını Avrupa pazarı başta olmak üzere Akdeniz Havzası ülkelerine yönelik geniş dış pazar stratejisi doğrultusunda hayata geçirdi. Küresel ölçekte büyüyen sürdürülebilir yapı malzemesi talebini yakından takip eden şirket, Limak Cement LCC Mediterranean Terminal ile ihracat lojistik operasyonlarında verimliliği artırırken, operasyonel maliyetleri de optimize edecek.

Yıllık yaklaşık 500 bin ton kapasiteyle çalışacak şekilde tasarlanan tesiste, öncelikli olarak Limak Çimento Kilis Fabrikası’nda üretilen düşük karbonlu ve yüksek performanslı dökme çimento ürünlerinin depolanması ve ihracatı gerçekleştirilecek. Şirketin ilerleyen dönemlerdeki operasyonel ihtiyaçları ve planlamaları doğrultusunda Şanlıurfa Fabrikası’nın ihracat faaliyetleri de bu terminal üzerinden desteklenecek. Halihazırda bünyesinde üç adet silo barındıran ve 7.500 ton depolama kapasitesiyle faaliyete geçen Limak Cement LCC Mediterranean Terminal, projenin tüm aşamaları tamamlandığında sekiz siloya ve toplam 20.000 ton depolama hacmine ulaşacak.

Limak Cement LCC Mediterranean Terminal’in ileri otomasyon sistemi, çevresel etkileri en aza indirirken sevkiyat süreçlerini dijital, kayıpsız ve anlık olarak izlenebilir hale getiriyor. Terminalde çimento transfer süreçleri, pnömatik dolum hatlarından havalı bant ve helezonlara kadar tamamen sızdırmaz gövdeler içinde, ürün dış ortamla hiçbir şekilde temas etmeden gerçekleştiriliyor. Silo dolumlarında ortaya çıkan basınçlı hava, yüksek verimli Jet-Pulse filtrelerden geçirilerek atmosfere yalnızca temiz hava olarak salınıyor. Yükleme aşamasında kullanılan teleskopik çift cidarlı dolum körükleri ve eşzamanlı toz emiş sistemleri sayesinde yer değiştiren tozlu hava vakumlanarak dışarı sızması önleniyor. Körük uçlarındaki seviye sensörleri akışı otomatik olarak keserek muhtemel taşma ve tozlanma risklerini sıfıra indiriyor. Bu sistem, çalışanlar için tozsuz ve güvenli bir ortam sunarken ürün kalitesine ve tam sürdürülebilirlik hedeflerine doğrudan katkı sağlıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Bticino Light Now, Estetik Tasarımı Yeni Nesil Akıllı Teknolojilerle Buluşturuyor

Yayınlandı

-

 
 
Legrand Türkiye Grubu markalarından Bticino, elektrik ve dijital bina altyapısı konusundaki deneyimini Light Now adını verdiği serisiyle yeniden yorumluyor. Evlerde yönetim ve kullanım deneyimini daha akıllı ve sezgisel bir yapıya taşıyan seri, tasarım alanının en saygın ödüllerinden iF Design Award 2024 ile de uluslararası ölçekte tescillendi. Minimalist çizgileri güncel teknolojiyle bir araya getiren Light Now, hem klasik elektrik tesisatlarıyla hem de akıllı ev sistemleriyle uyum sağlayarak yaşam alanlarına hem şıklık hem de erişilebilir bir konfor sunuyor.
 
Legrand Türkiye Grubu bünyesinde yer alan Bticino, Light Now serisinde sürdürülebilirliği önceliklendirerek üretim süreçlerinde çevre dostu yaklaşımı merkeze alıyor. Yeşil ve geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımına ağırlık veren marka, ambalajlarında “sıfır plastik” ilkesini benimseyerek karbon ayak izini azaltmayı hedefliyor. Böylece daha sürdürülebilir bir gelecek için sorumluluk odaklı bir üretim anlayışı sunuyor. Teknolojiyi estetik tasarımla birleştiren Bticino, Light Now ile yaşam alanlarının farklı ihtiyaçlarına bütüncül bir çözüm yaklaşımı getiriyor. Seride yer alan yüzey koleksiyonlarından Döngüsel koleksiyonu, geri dönüştürülmüş ABS ve viskoz elyafların yenilikçi birleşimiyle çevresel duyarlılığı tasarımla buluşturuyor. Taş koleksiyonu, biyokütle bazlı içerikler ve geri dönüştürülmüş materyallerle geliştirilerek hem sürdürülebilirliği hem de dokunsal bir zenginliği öne çıkarıyor. Patina koleksiyonu ise doğal yüzey dokularıyla daha sofistike bir görünüm sunuyor. Hafif kavisli formlar ve merkezi LED aydınlatma detayıyla seri, modern mimariye uyum sağlayarak mekânlara hem görsel hem de hissel bir derinlik kazandırıyor.

Tasarımda Esneklik ve Mimari Uyum
 
Farklı iç mekan ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde tasarlanan Light Now, yalın ve zamansız estetik yaklaşımıyla öne çıkıyor. Mat yüzeylerden dokulu alternatiflere kadar uzanan yüzey seçenekleri ve beyaz, siyah ile taş tonlarındaki mekanizmalarla uyumlu 9 farklı çerçeve alternatifi, seriye geniş bir tasarım özgürlüğü kazandırıyor.

 

Ürünün arka kısmında yer alan esnek “Yüzer Çerçeve” sistemi, duvar yüzeyi ideal olmasa bile ürünün dengeli ve doğru biçimde konumlanmasını mümkün kılıyor. Geliştirilmiş kilitleme mekanizmasına sahip kaide yapısı ise duvara sağlam oturma sağlayarak hizalama hassasiyetini artırıyor. İnce form dili, dengeli oranlar ve yumuşak hatlar bir araya gelerek hem görsel hem de dokunsal açıdan rafine bir bütünlük oluşturuyor.

 

Serinin modüler yapısı, farklı projelere hızlı adaptasyon imkanı sunarken yatay ve dikey montaj seçenekleri ile kurulum süreçlerini daha pratik hale getiriyor. Alet gerektirmeyen montaj yapısı ve geniş ürün gamı uygulama kolaylığı sağlarken, merkezi LED detayı ve karakteristik tasarım dili kullanıcı deneyimine hem işlevsel hem de estetik bir değer katıyor.
 
Akıllı Sistemlerle Entegre Konfor Deneyimi
 
Light Now, estetik bir tasarım serisinin ötesine geçerek modern yaşamı kolaylaştıran bütüncül bir akıllı kontrol altyapısı sunuyor. Klasik kablolu çözümlerden gelişmiş akıllı ev teknolojilerine kadar uzanan geniş ürün yelpazesiyle farklı ihtiyaçlara uyum sağlayan esnek bir yapı oluşturuyor. Apple Siri, Google Assistant ve Amazon Alexa gibi sesli asistanlarla uyumlu çalışarak kullanıcıların evlerini zahmetsizce yönetmesine olanak tanıyor.

 

Home+Control uygulaması üzerinden enerji tüketimi izleme, sıcaklık yönetimi ve kişiselleştirilmiş senaryo oluşturma gibi işlevleri tek bir platformda bir araya getiriyor. Böylece hem konforu hem de enerji verimliliğini aynı anda destekleyen bir kontrol deneyimi sunuyor. BTicino MyHome ve KNX sistemleriyle uyumlu altyapısı sayesinde Light Now, hem konut projelerinde hem de profesyonel bina otomasyonlarında entegre ve ölçeklenebilir çözümler sağlıyor.

Okumaya Devam Et

Trendler