Legrand Türkiye’den Endüstri 4.0 ve Yapay Zekâ Destekli Dijital Dönüşüm Hamlesi - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Legrand Türkiye’den Endüstri 4.0 ve Yapay Zekâ Destekli Dijital Dönüşüm Hamlesi

Yayınlandı

-

Legrand Türkiye Grubu CMO’su Gül Sevinç Selçuk


Legrand Türkiye, üretimden satışa tüm süreçlerde dijitalleşmeyi merkeze alarak, yapay zekâ ve otomasyon teknolojileriyle verimliliği ve sürdürülebilirliği aynı anda büyütüyor.

1. Öncelikle; firmanızı kısaca tanıyarak, Dijital Dönüşüm Yolculuğunuz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Fransa merkezli Legrand Grup’un Türkiye ayağı olarak, 180’i aşkın ülkede faaliyet gösteren, 40 binden fazla çalışanı ve yaklaşık 300 bin farklı ürün referansıyla global çapta güçlü bir yapının parçasıyız. Türkiye’de ise 1000’in üzerinde çalışanımız, Gebze’de yer alan 2 üretim tesisimiz, Ümraniye’deki Genel Müdürlük kampüsümüz ve bölge müdürlüklerimiz ile faaliyet gösteriyoruz. Konutlardan ticari ve endüstriyel yapılara kadar birçok farklı alanda; trafo, şalt ürünleri, dağıtım panoları, UPS, kablo taşıma sistemleri, anahtar-priz, ev otomasyonu, yapısal kablolama ve aydınlatma kontrol sistemleri gibi uçtan uca elektriksel ve dijital altyapı çözümleri sunuyoruz.

Dijital dönüşüm yolculuğumuz, Legrand Grup’un Endüstri 4.0 vizyonu doğrultusunda şekilleniyor. Özellikle Nesnelerin İnterneti (IoT) ile haberleşen bağlı fabrikalar kurma hedefimiz çerçevesinde; toplam ekipman etkinliği (OEE) optimizasyonu, iş birliğine dayalı robot teknolojileri (COBOT), otomatik güdümlü araçlar (AGV) ve anlık veri aktarabilen otomatik kontrol hatları gibi pek çok uygulamayı devreye alıyoruz. Üretim süreçlerimizi uçtan uca dijitalleştirerek yalnızca operasyonel verimliliğimizi artırmakla kalmıyor, aynı zamanda büyük veri analizi ile önleyici bakım ve sürekli iyileştirme süreçlerimizi de daha etkin yönetiyoruz.

Dijital dönüşümümüz sadece üretim sahalarında değil, ürün portföyümüzde de kendini gösteriyor. Akıllı bina teknolojileri ve IoT çözümleri konusunda sektör liderleriyle iş birlikleri gerçekleştiriyor, binaların IT altyapısını temel alan ortak platformlar üzerinde farklı hizmetleri buluşturuyoruz. Ethernet Üzerinden Güç (PoE) gibi standartların gelişimi sayesinde, binalarda kullanılan düşük voltajlı kablo altyapılarına daha fazla cihazın entegre edilmesini sağlıyoruz.

Son kullanıcılar için geliştirdiğimiz Living Now with Netatmo, Classia with Netatmo gibi akıllı kontrol çözümleri; aydınlatma, perde ve prizlerin uzaktan yönetimini mümkün kılıyor. Ayrıca, Netatmo markamız altında konumlanan akıllı güvenlik sistemleri, hava kalitesi ve ısıtma çözümleri gibi ürün gruplarımız sayesinde kullanıcılar, evlerini ya da iş yerlerini mobil cihazları üzerinden her an, her yerden yönetebiliyor.

Tüm bu çalışmalarımızın temelinde, teknolojinin hızla geliştiği günümüzde değişen ihtiyaçlara esnek, yenilikçi ve sürdürülebilir çözümlerle yanıt verme yaklaşımımız yer alıyor.

2. Son zamanlarda, tedarikten üretime ve üretimden satışa ilgili tüm operasyonel süreçlerinizdeki Teknolojik Değişimlerinizi öğrenebilir miyiz?

Operasyonel süreçlerimizdeki teknolojik dönüşüm; tedarikten üretime, üretimden satışa kadar tüm aşamalarda sürdürülebilirlik, verimlilik ve dijitalleşme odaklı yatırımlarımızla şekilleniyor. Bu kapsamda, ilk olarak 2019 yılında 6 milyon euro yatırımla Endüstri 4.0 prensiplerine uygun olarak devreye aldığımız yeni İnform-Estap fabrikamızla önemli bir adım attık.

2023 yılında başlattığımız 2024 yılında Gebze tesisimizde tamamladığımız toplam 13 milyon euro değerindeki yeni yatırımımızla altyapısı tamamen otomatik üretim hatlarını devreye aldık. Bu yatırım, çevre dostu yeni nesil modüler koruma ürünleri, devre kesiciler ve kaçak akım anahtarları üretimini kapsıyor. Özellikle 10kA otomatik sigorta üretimini Türkiye’de ilk kez tam otomasyonla gerçekleştirmeye başladık.

Ayrıca Gebze fabrikamızın çatısına kurduğumuz güneş panelleriyle yenilenebilir enerji kaynaklarını üretim süreçlerimize entegre ediyoruz. Makina parkurumuza eklediğimiz elektrikli enjeksiyon presleri sayesinde ise enerji tüketimini azaltmayı ve daha sürdürülebilir üretim süreçleri oluşturmayı hedefliyoruz. Tüm bu adımlarla yalnızca üretim kapasitemizi ve ürün gamımızı büyütmekle kalmıyor, aynı zamanda operasyonel süreçlerimizin her aşamasında dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odaklı gelişimi sürdürüyoruz.

Üretim hatlarımızda endüstri 4.0 uygulamaları, otomasyon sistemleri ve kalite kontrol için dijital izleme teknolojileri kullanıyoruz. Tedarik zincirimiz ile satış ve satış sonrası hizmetlerimizi de yine güncel teknolojilerle güçlendirerek şeffaf, izlenebilir ve müşteri odaklı bir deneyim sunuyoruz.

3. Dijital dönüşüm yolculuğunuzda Yapay Zeka’yı (YZ) kullanıyor musunuz?

Yapay zeka, Legrand Grup’un global vizyonunda dijitalleşme ve veriye dayalı karar alma süreçlerinin önemli bir parçası olarak konumlanıyor. Bugün global ölçekte; veri analitiği, iş süreçlerinin optimizasyonu, müşteri deneyimi ve iletişim kanallarının daha etkin yönetimi gibi alanlarda yapay zekâ tabanlı uygulamalar ve projeler hayata geçiriliyor. Türkiye’de ise bu global vizyonun bir parçası olarak, grup genelinde geliştirilen yapay zekâ uygulamalarını yakından takip ediyoruz. Özellikle veri odaklı süreçlerde ve üretim teknolojilerinde bu tür yeniliklere açık bir yaklaşımımız var.

4. Tüm operasyonel süreçleriniz kapsamında Yapay Zeka’nın sağladığı avantajlar ya da karşılaştığınız zorluklar hakkında neler söylemek istersiniz?

Yapay zekanın sunduğu en büyük avantajlardan biri, veri odaklı süreçlerde karar alma hızını ve doğruluğunu artırması. Globalde Legrand, üretim süreçlerinin optimizasyonu, tahmine dayalı bakım, enerji verimliliği takibi ve müşteri ihtiyaçlarının daha iyi analiz edilmesi gibi birçok alanda yapay zeka destekli çözümlerle operasyonel verimliliğini artırıyor. Elbette bu teknolojilerin hayata geçirilmesinde altyapı hazırlığı, doğru veri yönetimi ve yetkin insan kaynağı gibi konular dikkat edilmesi gereken başlıca noktalar arasında yer alıyor. Yani yalnızca teknolojiyi uygulamak değil, organizasyonu bu dönüşüme hazır hale getirmek de önemli bir süreç. 

5. Yapay Zeka’nın Yapı Bilgi Modellemesi (BIM) entegrasyonu ile ilgili operasyonel süreçlerin verimliliğinde nasıl sonuçlar elde edildiğini öğrenebilir miyiz?

Yapı Bilgi Modellemesi (BIM), Legrand Grup’un globalde dijitalleşme stratejisinin önemli ayaklarından biri. BIM ile birlikte bina projelerinin tasarım aşamasından uygulama ve yönetim süreçlerine kadar daha entegre, daha hızlı ve hatasız ilerlemesi hedefleniyor. Yapay Zeka destekli analizler ise bu süreçlerde veri doğruluğunu artırma, potansiyel riskleri öngörme ve süreçleri optimize etme noktasında önemli avantajlar sağlıyor. Globalde ürünlerin BIM platformlarına entegrasyonu, tasarım aşamasındaki paydaşların daha verimli çalışmasını sağlarken, Yapay Zeka destekli veri analizleri sayesinde de süreçteki olası uyumsuzluklar daha erken aşamada tespit edilebiliyor.

6. AR-GE süreçlerinizde Yapay Zeka destekli veri analizi ve tahminleme teknolojileri ürün geliştirmeye nasıl katkı sağlamaktadır? Ürün inovasyon süreçlerinizde bu teknolojilerin yeri nedir?

Legrand Grup, Ar-Ge süreçlerinde veri odaklı yaklaşımı temel alıyor ve global çapta yürütülen projelerde yapay zeka destekli veri analizi ve tahminleme teknolojilerinden yararlanıyor. Özellikle ürün tasarımı, performans optimizasyonu ve kullanıcı ihtiyaçlarının öngörülmesi gibi alanlarda bu teknolojiler önemli avantajlar sağlıyor. Grup, önümüzdeki 5 yıl içinde Ar-Ge’ye 3 milyar euro yatırım yapmayı hedefliyor. Bu yatırımın önemli bir bölümü, dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve yapay zeka gibi alanlarda inovatif çözümler geliştirilmesine odaklanıyor. Böylece ürün geliştirme döngülerinin daha verimli hale gelmesi ve müşterilere daha akıllı çözümler sunulması amaçlanıyor. Özellikle üretim, ürün geliştirme ve müşteri ihtiyaçlarına yanıt verme süreçlerimizin daha verimli ve çevik hale gelmesi adına global Ar-Ge yatırımlarının Türkiye operasyonlarımıza da olumlu katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde, globalde geliştirilen inovatif çözümleri Türkiye’deki ürün portföyümüze, üretim altyapımıza ve müşteri deneyimi süreçlerimize adapte ederek Ar-Ge kasımızı daha da güçlendirmeyi planlıyoruz.

7. Müşteri Destek Hizmetlerinizde Yapay Zeka’dan faydalanıyor musunuz? Akıllı arıza tespit sistemleri ya da uzaktan izleme çözümleri gibi uygulamalarınız var mıdır? Bu doğrultuda müşterilerinizden aldığınız geri bildirimler için neler söylemek istersiniz?

Legrand Grup’un global vizyonunda müşteri destek süreçlerinin dijitalleşmesi ve daha proaktif hale gelmesi önemli bir yer tutuyor. Bu kapsamda globalde; akıllı arıza tespiti, uzaktan izleme ve önleyici bakım gibi alanlarda dijital çözümler ve yapay zeka destekli uygulamalar geliştiriliyor. Özellikle ürünlerin uzaktan takibi ve potansiyel arızaların önceden tespit edilmesine yönelik çözümler, müşterilerimizin iş sürekliliğini artırma açısından önemli avantajlar sağlıyor. Müşterilerimizden aldığımız geri bildirimlere baktığımızda, hızlı ve çözüm odaklı destek süreçlerinin memnuniyet açısından kritik olduğunu görüyoruz. Bu nedenle müşteri deneyimini sürekli geliştirmek ve globaldeki teknolojik yenilikleri Türkiye’deki hizmet süreçlerimize entegre etmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

8. Dijital dönüşümünüz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ve enerji verimliliği ile öne çıkan ürünlerinizle ilgili bilgi alabilir miyiz?

Dijital dönüşüm vizyonumuz doğrultusunda pazara sunduğumuz yüksek teknolojiye sahip ürün ve çözümlerimiz, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik alanında önemli katkılar sağlıyor. Legrand Grup olarak konut, ticari bina ve endüstriyel yapılara yönelik enerji kalitesi ve verimliliğini artıran geniş bir ürün portföyüne sahibiz.

Konutlarda; ev otomasyon sistemleri, zaman saatleri, aydınlatma yönetimi ve sensör çözümlerimiz enerji tasarrufuna destek oluyor. Ticari ve endüstriyel yapılarda ise aydınlatma yönetimi sistemleri, düşük kayıplı yeşil transformatörler, sensörler elektrikli araç şarj istasyonları ve enerji analizörleri gibi çözümlerle enerjinin daha verimli ve kaliteli kullanılmasını sağlıyoruz.

Enerji yönetimi odağında Türkiye’de mühendislerimiz tarafından tasarlanan ve üretilen Estia Hybrid UPS ürünümüz, güneş enerjisinden faydalanarak enerji verimliliğini artıran yenilikçi bir çözüm sunuyor. On-grid, off-grid ve hybrid çalışma modlarına sahip olan bu ürün, enerji talebine göre solar panellerden elde edilen enerjiyi hem yükleri beslemek hem de şebekeye aktarmak için kullanabiliyor. 

Bticino markamız altındaki Living Now with Netatmo akıllı anahtar-priz serisi ise ev kullanıcılarına aydınlatma ve elektrik tüketimini uzaktan kontrol etme imkanı sunuyor. Hangi cihazın ne kadar enerji tükettiğini gösteren bu sistem, kullanıcıların daha bilinçli tüketim alışkanlıkları geliştirmesine yardımcı oluyor.

Tüm bu çözümlerle, müşterilerimizin karbon ayak izini azaltmalarına, enerji maliyetlerini düşürmelerine ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına katkı sağlıyoruz.

9. Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün segmentasyonu sahipsiniz?

Ürün ve çözüm portföyümüzü konut, ticari ve endüstriyel yapılar için farklı segmentasyonlarda sunuyoruz. Her segmentin ihtiyaçlarına uygun olarak geliştirdiğimiz ürün grupları, kullanım amacına, uygulama alanına ve ölçeğe göre farklılaşıyor.

Konut segmentinde, kullanıcıların yaşam konforunu artıran, enerji yönetimini kolaylaştıran ve güvenliği sağlayan çözümler sunuyoruz. Anahtar-priz serilerimiz (Living Now with Netatmo, Classia with Netatmo gibi), ev otomasyon sistemleri, akıllı aydınlatma kontrol çözümleri, akıllı güvenlik sistemleri, sensörler ve zaman saatleri gibi ürünler, enerji verimliliğini artırırken konfor ve estetik beklentilerine de yanıt veriyor.

Ticari binalarda, daha kapsamlı enerji yönetimi ve bina otomasyonu çözümleri öne çıkıyor. Aydınlatma kontrol sistemleri, KNX tabanlı bina yönetimi sistemleri, acil aydınlatma çözümleri, yapı kablolama sistemleri, enerji analizörleri, sensörler, UPS sistemleri ve düşük kayıplı transformatörler gibi ürünler; binaların enerji verimliliğini artırmak, operasyonel sürekliliğini sağlamak ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sunmak için kullanılıyor.

Endüstriyel segmentte ise daha yüksek kapasiteli ve dayanıklı çözümler sunuyoruz. Şalt ürünleri, dağıtım panoları, endüstriyel tip UPS çözümleri, kablo taşıma sistemleri, enerji analizörleri, yeşil transformatörler, otomasyon sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları ve gelişmiş enerji izleme çözümleri ile endüstriyel tesislerin kesintisiz ve güvenli çalışmasını sağlıyoruz.

Her üç segmentte de sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve enerji verimliliği temel önceliklerimiz arasında yer alıyor. Böylece farklı ölçek ve ihtiyaçlara göre özelleştirilmiş uçtan uca çözümler sunabiliyoruz.

10. Ürünlerinizle ilgili biraz da teknik bilgi alabilir miyiz? Bu sistemlerin çalışma prensipleri, kullanıcıya sunduğu avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir?

Sunduğumuz ürünler; elektriksel güvenlik, enerji yönetimi, otomasyon ve dijitalleşme alanlarında yüksek teknolojiye sahip çözümlerden oluşuyor. Ürünlerimizin temel çalışma prensibi, enerji kullanımını daha verimli, güvenli ve sürdürülebilir hale getirmek üzerine kurulu.

Örneğin; akıllı anahtar-priz sistemleri (Living Now with Netatmo, Classia with Netatmo gibi) Wi-Fi veya Zigbee protokolüyle ev ağına bağlanıyor ve kullanıcıların aydınlatma, perde ya da prizlerini mobil cihazları üzerinden uzaktan kontrol etmesine olanak tanıyor. Ayrıca, hangi cihazların ne kadar elektrik tükettiğini göstererek enerji tasarrufu bilincini artırıyor. Enerji analizörleri ve aydınlatma kontrol sistemleri, ticari ve endüstriyel yapılarda enerji tüketim verilerini gerçek zamanlı olarak ölçerek hem enerji kayıplarının önlenmesini hem de sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşılmasını sağlıyor.

Estia Hybrid UPS gibi yenilikçi çözümler ise, yalnızca şebekeden değil aynı zamanda güneş enerjisinden de beslenerek kesintisiz güç sağlıyor. On-grid, off-grid ve hybrid modlarda çalışabilen bu sistemler, enerjiyi daha verimli kullanırken, ihtiyaç fazlası enerjiyi şebekeye geri verebilme özelliğiyle enerji yönetimini optimize ediyor. Düşük kayıplı yeşil transformatörler, elektriksel kayıpları minimize ederek daha verimli enerji iletimine katkı sağlıyor. Bu sistemler, enerji verimliliğini artırmanın yanı sıra karbon ayak izinin azaltılmasına da katkı sağlıyor. Kullanıcı tarafında ise hem enerji maliyetlerinin düşürülmesi hem de daha sürdürülebilir ve konforlu bir yaşam/çalışma alanı sunuluyor.

11. Sürdürülebilirlik odağında en çok karşılaştığınız zorluklar nelerdir?

Sürdürülebilirlik, Legrand Grup’un global vizyonunun ve Legrand Türkiye Grubu olarak bizim de öncelikli çalışma alanlarımızın başında geliyor. Ancak bu alanda ilerlerken zaman zaman çeşitli zorluklarla karşılaşabiliyoruz. Bunların başında sürdürülebilirlik uygulamalarının yalnızca şirket içi süreçlerle sınırlı olmaması, tedarik zincirinden müşteri kullanımına kadar geniş bir ekosistemi kapsaması geliyor. Yani yalnızca kendi üretim süreçlerimizi optimize etmek yetmiyor. Kullandığımız hammaddelerin sürdürülebilirliği, tedarikçilerimizin çevre dostu üretimi benimsemesi ve nihai kullanıcıların da sürdürülebilir ürün kullanımına yönelmesi gibi birçok farklı paydaşı kapsayan bir dönüşüm gerekiyor. Bu da tüm ekosistemde farkındalık yaratmayı ve sürdürülebilirlik kültürünü yaygınlaştırmayı gerektiriyor.

Bir diğer zorluk ise sürdürülebilir ürün ve çözümler geliştirirken maliyet dengesini korumak. Çevre dostu ürünlerin geliştirilmesi ve üretilmesine yönelik yatırımlar uzun vadede çevresel ve ekonomik faydalar sağlasa da ülkemizde sürdürülebilirlik ve yeşil binalar gibi alanlarda yeterli desteklerin bulunmaması nedeniyle kısa vadede maliyetleri artırabiliyor. Ancak, tabii ki adımlarımızı toplumsal sorumluluğumuzu da göz önüne alarak her zaman geleceği düşünerek atıyoruz. 

12. Küresel enerji krizleri ve karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda, üretim hatlarınızda gerçekleştirdiğiniz enerji verimliliği uygulamalarınız nelerdir?

Dünya, çevresel ve toplumsal anlamda önemli zorluklarla karşı karşıya iken, Legrand Türkiye Grubu olarak üretimden tedarik zincirine, ürün geliştirmeden enerji yönetimine kadar tüm alanlarda sürdürülebilirliği önceliklendiriyoruz. Birleşmiş Milletler Kalkınma Amaçları ile uyumlu oluşturduğumuz kurumsal sosyal sorumluluk yol haritası kapsamında sera gazı emisyonlarımızı 2024 yılına kıyasla %10 oranında azaltmayı, satın aldığımız ürünlerin emisyonlarının %70’ini temsil eden tedarikçilerimizin faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını ise ortalama %30 oranında düşürmeyi amaçlıyoruz.

Bunun yanı sıra, ürün portföyümüzün yarısının Legrand’ın eko-tasarım endeksi kriterlerine uygun olması ve ürettiğimiz ürünlerde %37 oranında sürdürülebilir malzeme kullanımı, çevresel performansımızı yükselten diğer önemli adımlar arasında yer alıyor. Ayrıca, ürün ambalajlarımızda ağırlık bazında %80 oranında birincil plastik kullanımını ortadan kaldırarak atık yönetimine de katkı sağlıyoruz.

13. Bu kapsamda geri dönüşüm, atık yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?

Sürdürülebilirlik vizyonumuz doğrultusunda, geri dönüşüm, atık yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında hem globalde hem de Türkiye’de somut adımlar atıyoruz. Ürünlerimizin çevresel etkisini azaltmak için üretim süreçlerimizde geri dönüştürülmüş malzeme kullanımına önem veriyoruz. Üretim tesislerimizde atık yönetimi süreçlerini sürekli olarak geliştiriyor, geri dönüştürülebilir atıkların ayrıştırılması ve yeniden kullanılması konusunda sistemli uygulamalar hayata geçiriyoruz. Atıkların düzenli ve kontrollü şekilde bertaraf edilmesi için çevre mevzuatına tam uyumla hareket ediyoruz. Yenilenebilir enerji kullanımı konusunda ise Gebze tesisimizde önemli yatırımlar gerçekleştirdik. Fabrika çatımıza kurduğumuz güneş panelleriyle yenilenebilir enerji kullanımına geçtik ve karbon salımımızı azaltmaya başladık. Global ölçekte ise üretim tesislerimizdeki enerji verimliliği iyileştirmeleri ve yenilenebilir enerji dağıtımı sayesinde doğrudan karbon emisyonlarını yıllık %10 oranında azaltmayı hedefliyoruz.

14. Son olarak, geleceğe dair öngörülerinizi ve röportajımızın sonuna eklemek istediklerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği odağında dünya genelinde hızla dönüşen bir sektörün içindeyiz. Legrand Grup olarak, önümüzdeki dönemde de bu dönüşümün öncüsü olmaya devam edeceğiz. Türkiye operasyonlarımızda da globalden aldığımız güçle dijital teknolojileri, sürdürülebilir üretim modellerini ve müşteri odaklı çözümleri daha fazla yaygınlaştırmak öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor.

Sektörümüzdeki teknolojik gelişmeler, müşteri ihtiyaçları ve çevresel sorumluluklarımız doğrultusunda sürekli olarak kendimizi yenilemeye devam ediyoruz. Son olarak işimizin merkezinde olan enerji yönetimi ve dijitalleşmenin yalnızca teknolojik değil aynı zamanda çevresel ve sosyal bir sorumluluk olduğuna inanıyoruz. Tüm paydaşlarımızla birlikte gelecekte de daha akıllı ve daha sürdürülebilir ürün ve çözümlerle hem sektörümüze hem de toplumumuza değer yaratmaya devam edeceğiz.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Kastamonu Entegre Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın Üçüncü Durağı İzmir Oldu

Yayınlandı

-

 

Kastamonu Entegre’nin iş ortakları ve sektör paydaşlarıyla bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncü durağı İzmir oldu. Ankara ve Kayseri’nin ardından İzmir’de sektör profesyonelleriyle bir araya gelen Kastamonu Entegre bölgenin ihtiyaçlarını ve sektöre yön veren yeni yaklaşımları birlikte değerlendirdi.

Ahşap bazlı panel sektöründe Türkiye’nin lideri, Avrupa’nın üçüncü, dünyanın dördüncü büyük üreticisi Kastamonu Entegre, sektörle daha güçlü bir iletişim kurmak ve iş ortaklarıyla bilgi paylaşımını artırmak amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncüsünü 6 Ekim’de İzmir’de gerçekleştirdi. Ankara ve Kayseri’nin ardından düzenlenen buluşmada şirket, Ege Bölgesi’ndeki iş ortakları ve sektör profesyonelleriyle bir araya geldi.

Üretim, tasarım ve uygulama süreçlerinde rol alan iş ortaklarını bir araya getiren Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları, sektörün ihtiyaçlarını farklı uzmanlıkların bakış açısıyla ele alma fırsatı sunuyor. İzmir buluşmasında bayiler, mimarlar, iç mimarlar, uygulamacılar ve üreticiler; değişen müşteri beklentilerini, bölgedeki pazar dinamiklerini ve bunların ürün seçimi ile uygulama süreçlerine yansımalarını birlikte değerlendirdi.

Ege Bölgesi’nin üretim, ticaret ve tasarım ekosisteminin önemli merkezlerinden İzmir’de gerçekleştirilen etkinlikte, Kastamonu Entegre’nin dekoratif panelden zemin çözümlerine uzanan geniş ürün portföyü sektör profesyonelleriyle buluştu. Etkinlik kapsamında oluşturulan showroom alanında ürünlerin farklı kullanım alanları, tasarım yaklaşımları ve kullanıcıya sunduğu avantajlar aktarılırken katılımcılar, Kastamonu Entegre’nin yenilikçi çözümlerini yakından inceleme fırsatı buldu.

Kastamonu Entegre Global Ürün Yönetimi Grup Müdürü Hande Okul Yılmaz, İzmir buluşmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Ankara ve Kayseri’nin ardından Bölgesel İş Ortakları Buluşmalarımızın üçüncü durağı olan İzmir’de, Ege Bölgesi’ndeki iş ortaklarımızla bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyduk. İzmir buluşmamızda da diğer buluşmalarımızda olduğu gibi ürünlerimizi yakından inceleyebilecekleri, renk, doku ve yüzey seçeneklerini bir arada görebilecekleri bir deneyim alanı oluşturduk. Eylül ayında gerçekleşen INTERMOB’da sergilediğimiz yenilikleri de bu alana taşıyarak iş ortaklarımıza yeni ürünlerimizi ve sundukları tasarım olanaklarını kendi bölgelerinde yakından tanıma fırsatı sunduk. Ürünlerimizin farklı tasarım ve uygulama ihtiyaçlarına nasıl karşılık verdiğini birlikte değerlendirmek ve iş ortaklarımızın görüşlerini doğrudan dinlemek, ürün yönetimi çalışmalarımız açısından da değerli. Bu buluşmalarla, ürünlerimiz etrafında kurduğumuz iletişimi güçlendirmeyi ve bölgesel ihtiyaçları daha yakından anlamayı hedefliyoruz.”

Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları İstanbul’da Devam Edecek

Kastamonu Entegre, Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları ile bilgi birikimini, sektör vizyonunu ve iş ortaklarıyla kurduğu uzun soluklu iş birliklerini Türkiye’nin farklı bölgelerine taşımayı sürdürüyor. Ankara, Kayseri ve İzmir’de gerçekleştirilen buluşmalarla yerel dinamikleri yakından takip eden şirket, sektör paydaşlarıyla ortak gelişim alanları oluşturmayı ve sektörün geleceğine birlikte yön vermeyi amaçlıyor. Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın bir sonraki durağı İstanbul olacak.

Okumaya Devam Et

GENEL

Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimi Türk İş Dünyasıyla Küresel Arenaya Taşınacak

Yayınlandı

-

Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) arasında imzalanan iş birliği protokolüyle, Türk özel sektöründe sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılması, sürdürülebilirlik alanındaki uygulamaların güçlendirilmesi ve Türkiye’nin bu alandaki deneyiminin uluslararası iş dünyasına taşınması hedefleniyor.

Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin vizyonuyla Türkiye’den dünyaya yayılan Sıfır Atık yaklaşımı, iş dünyasında da yeni iş birlikleriyle güçleniyor.

Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik ve sıfır atık alanındaki dönüşümünü hızlandırmak amacıyla iş birliğine gitti. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş ile DEİK Başkanı Nail Olpak tarafından imzalanan protokolle, DEİK üyesi kuruluşlar ve İş Konseyleri nezdinde sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılmasına yönelik ortak çalışmalar yürütülmesinin önü açıldı.

Samed Ağırbaş: “Önemli Bir İş Birliğini Hayata Geçiriyoruz”

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik dönüşümü açısından önemli bir iş birliğini hayata geçirmenin memnuniyetini yaşadıklarını belirterek, “Sıfır Atık Hareketi’nin küresel bir vizyona dönüşmesine öncülük eden, ‘Dünya Ortak Evimiz’ anlayışını Türkiye’den dünyaya taşıyan Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyonu özellikle ifade etmek isterim. 2017 yılında başlayan Sıfır Atık Hareketi bugün; atığın yönetilmesinin ötesinde, kaynakların korunmasını, verimliliği, döngüsel ekonomiyi ve sürdürülebilir kalkınmayı birlikte ele alan kapsamlı bir dönüşüm modeline ulaşmıştır. Bu vizyonun ülkemizin çevre ve iklim politikalarına güçlü biçimde yansımasında, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çevre ve iklim alanındaki iradesi ile Sayın Murat Kurum’un kararlı uygulama yaklaşımı önemli bir yere sahiptir” dedi.

“DEİK’in Güçlü Uluslararası İş Ağı Büyük Bir Fırsat Sunuyor”

Sıfır atığın yalnızca bir çevre politikası değil; üretim, yatırım, rekabetçilik ve ekonomik kalkınma meselesi olduğunu belirten Ağırbaş, “DEİK’in İş Konseyleri ve üye kuruluşları aracılığıyla sahip olduğu güçlü uluslararası iş ağı, Türkiye’nin sıfır atık ve döngüsel ekonomi deneyimini küresel iş dünyasına taşımamız açısından büyük bir fırsat sunuyor. Bu vizyonun uluslararası ölçekteki karşılığını, Haziran ayında ikincisini gerçekleştirdiğimiz Sıfır Atık Forumu’nda da gördük. 183 ülkeden katılımın sağlandığı Forum, sıfır atığın artık sadece çevre politikalarının değil; iklim eyleminin, ekonomik dönüşümün ve uluslararası iş birliğinin de önemli bir unsuru olduğunu ortaya koydu” ifadelerini kullandı.

“Hedefimiz Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimini Dünyaya Uygulama ve İş Birliği Modeli Olarak Sunan Bir Ülke Olması”

İş birliği için DEİK Başkanı Nail Olpak’a ve DEİK’in yönetimine teşekkür eden Ağırbaş, “Hedefimiz Türkiye’nin sıfır atık deneyimini dünyaya uygulama ve iş birliği modeli ile sunan bir ülke olmasıdır. COP31 sürecinde de bu yaklaşımı güçlendireceğiz. İklim gündemini yalnızca taahhütler üzerinden değil; yatırımlar, teknolojiler, finansman ve sahadaki somut uygulamalar üzerinden ele alacağız” dedi.

Nail Olpak: “DEİK Olarak, Ticari Diplomasi Faaliyetlerimize İklim Diplomasisi Kavramını da Dahil Edeceğiz”

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, “Ülkemizin ev sahipliğinde düzenlenecek olan COP31’e çok az bir süre kaldı ve DEİK olarak biz de bu süreçte iş dünyası olarak verebileceğimiz katma değeri ortaya koyabilmeye çalışıyoruz. COP toplantıları ilk ortaya çıktığı zaman, sadece hükümetler arası iklim müzakerelerinin görüşüldüğü bir platformdu. Ancak günümüzde, iklim konuları aynı zamanda ekonomi ve iş dünyasının da ana gündem maddelerinden birisi oldu. Yeşil ekonomiye geçiş, döngüsel ekonomi, yeşil finansman gibi birçok alt başlıkta ve yeniden düzenlenen küresel ticarette iş dünyasının da kaçınılmaz ve önemli bir rolü bulunuyor. Bu çerçevede biz de DEİK olarak iklim diplomasisini ticari diplomasi faaliyetlerimizin ana unsuru olarak görüyor ve COP31 öncesi ve sonrası da dahil olmak üzere atılacak adımlarda iş dünyamızla birlikte hareket etmeye devam ediyoruz. İş dünyası olarak en önemli önceliğimiz öngörülebilirlik. Bugün hayatımıza çok daha önemli yeni bir rekabet alanı eklendi: güven rekabeti. Güven hem iş dünyasının hem de devletlerin en fazla önem verdiği başlık haline geldi ve böyle olmaya da devam edecek” dedi.

“Sıfır Atık Vakfı ile Yakın İş Birliği İçindeyiz”

“COP31 gibi çok taraflı ve katmanlı bir sürece girerken, iş dünyası örgütleri ve sivil toplum kurumları da kendilerine güvenli ortak arayışı içerisinde” diyen Olpak, şöyle devam etti:

“DEİK olarak, bu süreçte uzun zamandır Sıfır Atık Vakfı ile yakın bir iş birliği içerisindeyiz. Uluslararası Sıfır Atık Zirvesi kapsamında, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Liderler Toplantısı’nı bizim düzenlememizi arzu ettiler. DEİK de yürüttüğü ticari diplomasi faaliyetlerine iklim diplomasisi kavramını da dahil ederek, her zaman olduğu gibi iş dünyası ile kamu arasında bir arayüz vazifesi görüyor. DEİK ailemiz ile Sıfır Atık Vakfı arasında bugün imzaladığımız iş birliği protokolüyle, mevcut iş birliğimizi daha üst seviyeye çıkararak, başta döngüsel ekonomi ve sıfır atık yaklaşımı olmak üzere, sürdürülebilirlik alanında daha etkin bir koordinasyon merkezi kuracağız.”

İmza töreninin ardından, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı, iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilerek sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomi alanlarında özel sektörün rolü ve küresel sürdürülebilirlik gündemine katkı sağlayacak iş birliği alanları ele alındı.

Sıfır Atık Yaklaşımı İş Dünyasının Uluslararası Faaliyetlerine Taşınacak

İş birliğiyle, sürdürülebilirlik ilkelerinin dış ticaret ve uluslararası iş birliği faaliyetlerinde daha güçlü şekilde ele alınması ve Türk özel sektörünün uluslararası arenada sıfır atık ve sürdürülebilirlik alanında öncü konuma taşınmasına katkı sağlanması amaçlanıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Hisense, Türkiye Pazarına Özel bir Lansman ile Giriş Yaptı

Yayınlandı

-

 

Dünya genelinde tüketici elektroniği ve ev teknolojilerinin lider markalarından Hisense, Türkiye pazarına özel bir lansmanla adım attı. “İçindeki Işığı Hisset” temasıyla gerçekleştirilen lansmanda katılımcılar, yüksek teknoloji ürünü Hisense ürünlerini deneyimleme fırsatı buldu.
 
Küresel tüketici elektroniği ve ev teknolojilerinin liderler  markalarından Hisense, Türkiye operasyonlarını özel bir lansmanla başlattı. “İçindeki Işığı Hisset” temasıyla düzenlenen ve Hisense’in yüksek teknolojili ürünlerinin deneyimlendiği lansman; iş ortakları, sektör temsilcileri ve teknoloji sektörünün yoğun katılımıyla gerçekleşti.

 

Kullanıcı odaklı inovasyon anlayışı ve küresel mühendislik birikimini paylaşma hedefiyle sektöre adım atan Hisense, ilk aşamada yaşam alanlarına sinematik konfor sunan yüksek teknoloji ürünü televizyonları ve üstün iklimlendirme performansı sağlayan akıllı klima modelleriyle Türkiye’deki tüketicilerle buluştu.

Hisense Teknoloji Ekosistemi İlk Kez Bir Arada Deneyimlendi
Lansmanın öne çıkan ürünlerinden biri, Hisense’in RGB MiniLED teknolojisini 116 inç dev ekranla buluşturan 116UXQ modeli oldu. Davetliler, RGB MiniLED ailesinin UR8 ve UR9 modellerinin yanı sıra Türkiye’de satışta bulunan ULED MiniLED ve Hi-QLED serilerini de yakından inceleme fırsatı buldu. 65 inçten 116 inçe uzanan farklı ekran boyutlarındaki Hisense televizyonlar; görüntü kalitesi, renk performansı, ekran büyüklüğü ve akıcı görüntü deneyimiyle etkinlik boyunca ziyaretçilerin deneyimine sunuldu.

 

Televizyonların yanı sıra Hisense’in Türkiye’deki Hi-Smart, Max Comfort ve Energy Pro X klima serileri ile Air Master modeli de lansmanda sergilendi. Marka, mevcut ürün gamının ötesindeki global ürün ekosistemini ise “Hisense ile Geleceğin Evi” konseptiyle ziyaretçilere tanıttı. Henüz Türkiye’de satışa sunulmayan beyaz eşya ve küçük ev aletlerinin de yer aldığı deneyim alanı, Hisense’in akıllı yaşam vizyonunu ve gelecekte Türkiye’ye taşımayı planladığı daha geniş ürün dünyasını bir arada görme imkanı sundu.

 

“Türkiye’ye Uzun Vadeli Bir Vizyonla Geldik”

 

Lansmanda Türkiye pazarının stratejik önemine vurgu yapan  Hisense Europe CEO’su Hanson Han şu değerlendirmelerde bulundu: ” Hisense olarak yarım asrı aşan teknoloji ve inovasyon deneyimimizin merkezinde çok temel bir vizyon  var: Biz teknolojinin insanlara hizmet etmesi ve günlük hayatı daha iyi hale getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu anlayış global yolculuğumuza yön verdiği gibi, Türkiye’de kuracağımız geleceğe de pusula görevi görüyor.. Türkiye pazarının  yüksek potansiyeline inanıyoruz. Bu nedenle bu pazara  uzun vadeli bir vizyonla giriş yaptık. Türkiye’deki hikayemiz daha yeni başlıyor ve önümüzdeki yıllarda birlikte inşa edeceğimiz yolculuk için büyük bir heyecan duyuyoruz.”

 

“Spor, Teknoloji ve Tüketici Deneyimini Bir Araya Getiriyoruz”
Lansmanda spor sponsorlukları üzerine bir sunum gerçekleştiren Hisense Avrupa Pazarlama Direktörü ve Hisense Avrupa Yönetim Komitesi Üyesi Alenka Potočnik Anžič ise şunları kaydetti: “Hisense’in global büyümesinde yalnızca teknolojiye değil, insanlarla güçlü ve uzun vadeli bağlar kurmaya da yatırım yapıyoruz. Spor da bu yaklaşımın en önemli platformlarından biri. 2016’dan bu yana sürdürdüğümüz FIFA ve UEFA iş birlikleriyle marka görünürlüğünün ötesine geçerek teknolojiyi, futbolu ve taraftar deneyimini bir araya getiriyoruz. Bu uzun vadeli yaklaşım, Hisense’in global bilinirliğini ve tüketici güvenini güçlendirirken perakende iş ortaklarımız için de yeni fırsatlar yaratıyor. Türkiye’de de global marka gücümüzü yerel tüketici deneyimleriyle buluşturarak Hisense’i insanların hayatının doğal bir parçası haline getirmeyi hedefliyoruz.”

 

“Hisense’in Işığını Türkiye’de İş Ortaklarımızla Birlikte Yayacağız”

Hisense Doğu Avrupa Satış Direktörü ve Türkiye Genel Müdürü Boštjan Vodeb, “Türkiye, Hisense için uzun vadeli potansiyeline inandığımız önemli bir pazar. Bu nedenle önceliğimiz yalnızca ürünlerimizi satışa sunmak değil, yerel ekibimiz, güçlü satış ve dağıtım iş ortaklarımız ve güvenilir satış sonrası hizmet ağımızla doğru temelleri oluşturmak oldu. TV ve klima ile başlayan yolculuğumuzu 2027’den itibaren yeni ürün kategorileriyle kademeli olarak büyütmeyi planlıyoruz. Bu yolculuğun merkezinde ‘Ulaşılabilir Lüks’ yaklaşımımız var. İleri teknolojinin, güçlü tasarımın ve üstün deneyimin yalnızca belirli bir kesime değil, çok daha fazla insana ulaşması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye’deki hikayemizi de tek başımıza değil, iş ortaklarımız ve tüketicilerimizle birlikte yazmak istiyoruz. Global hikayemiz 1969’da başladı, bugün ise Türkiye’de yeni bir bölüm açıyoruz. Gelin, Hisense’in ışığını Türkiye’de birlikte yayalım.” dedi.

“Teknolojiyi Hayatın Önünde Değil, Hayatın İçinde Konumlandırıyoruz”

Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü Ekin Doğan Çomak ise  “Hisense olarak inovasyonu yalnızca daha yeni, daha hızlı veya daha gelişmiş teknoloji üretmek olarak görmüyoruz. Asıl değer, teknolojinin insanların hayatına dokunduğunda neyi değiştirdiği, neyi kolaylaştırdığı ve insana ne hissettirdiğiyle ortaya çıkıyor. Biz teknolojiyi hayatın önünde değil, hayatın içinde konumlandırıyoruz. İleri teknolojiyi, kaliteli tasarımı ve premium deneyimi daha fazla insan için erişilebilir kılarken Türkiye’de uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Tüketicinin Hisense ile ilk karşılaşmasından ürün deneyimine ve satış sonrası hizmetlere kadar her noktada aynı kaliteyi ve güveni sunmak istiyoruz.” diye konuştu.
Hisense,  ilk aşamada satışa sunduğu 55, 65 ve 75 inç boyutlarında  Hi-QLED ve ULED MiniLED TV serisinin yanı sıra küresel pazar liderliğini elinde bulundurduğu 100 inç ve üzeri TV serilerini 2027 itibariyle Türkiye’ye taşıyacak. Ayrıca giriş segmentinden premium segmente uzanan geniş bir yelpazede Hi Smart, Max Comfort, Energy Pro X klima serileriyle farklı ihtiyaç ve beklentilere yanıt veriyor.
 
Futbol Heyecanı Hisense Ekranlarına Taşındı
Lansman, basın toplantısının ardından, teknoloji ve futbolu bir araya getiren özel bir deneyimle devam etti. Eski milli futbolcular Volkan Demirel ve Caner Erkin, Hisense RGB MiniLED ekranlarında konsol üzerinden karşı karşıya geldi. Keyifli rekabete sahne olan aktivite, davetlilere Hisense televizyonların geniş ekran deneyimini, görüntü kalitesini ve hareketli sahnelerdeki akıcılığını doğrudan deneyimleme fırsatı sundu.
“İçindeki Işığı Hisset” teması etrafında teknoloji, spor ve eğlenceyi bir araya getiren gece, ürün deneyimlerinin ardından Ezgi Alaş’ın sahne performansıyla devam etti. Davetlilerin Hisense’in farklı teknoloji ve yaşam kategorilerini yakından keşfettiği lansman, müzik performansıyla sona erdi.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye