Legrand Türkiye’den Endüstri 4.0 ve Yapay Zekâ Destekli Dijital Dönüşüm Hamlesi - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Legrand Türkiye’den Endüstri 4.0 ve Yapay Zekâ Destekli Dijital Dönüşüm Hamlesi

Yayınlandı

-

Legrand Türkiye Grubu CMO’su Gül Sevinç Selçuk


Legrand Türkiye, üretimden satışa tüm süreçlerde dijitalleşmeyi merkeze alarak, yapay zekâ ve otomasyon teknolojileriyle verimliliği ve sürdürülebilirliği aynı anda büyütüyor.

1. Öncelikle; firmanızı kısaca tanıyarak, Dijital Dönüşüm Yolculuğunuz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Fransa merkezli Legrand Grup’un Türkiye ayağı olarak, 180’i aşkın ülkede faaliyet gösteren, 40 binden fazla çalışanı ve yaklaşık 300 bin farklı ürün referansıyla global çapta güçlü bir yapının parçasıyız. Türkiye’de ise 1000’in üzerinde çalışanımız, Gebze’de yer alan 2 üretim tesisimiz, Ümraniye’deki Genel Müdürlük kampüsümüz ve bölge müdürlüklerimiz ile faaliyet gösteriyoruz. Konutlardan ticari ve endüstriyel yapılara kadar birçok farklı alanda; trafo, şalt ürünleri, dağıtım panoları, UPS, kablo taşıma sistemleri, anahtar-priz, ev otomasyonu, yapısal kablolama ve aydınlatma kontrol sistemleri gibi uçtan uca elektriksel ve dijital altyapı çözümleri sunuyoruz.

Dijital dönüşüm yolculuğumuz, Legrand Grup’un Endüstri 4.0 vizyonu doğrultusunda şekilleniyor. Özellikle Nesnelerin İnterneti (IoT) ile haberleşen bağlı fabrikalar kurma hedefimiz çerçevesinde; toplam ekipman etkinliği (OEE) optimizasyonu, iş birliğine dayalı robot teknolojileri (COBOT), otomatik güdümlü araçlar (AGV) ve anlık veri aktarabilen otomatik kontrol hatları gibi pek çok uygulamayı devreye alıyoruz. Üretim süreçlerimizi uçtan uca dijitalleştirerek yalnızca operasyonel verimliliğimizi artırmakla kalmıyor, aynı zamanda büyük veri analizi ile önleyici bakım ve sürekli iyileştirme süreçlerimizi de daha etkin yönetiyoruz.

Dijital dönüşümümüz sadece üretim sahalarında değil, ürün portföyümüzde de kendini gösteriyor. Akıllı bina teknolojileri ve IoT çözümleri konusunda sektör liderleriyle iş birlikleri gerçekleştiriyor, binaların IT altyapısını temel alan ortak platformlar üzerinde farklı hizmetleri buluşturuyoruz. Ethernet Üzerinden Güç (PoE) gibi standartların gelişimi sayesinde, binalarda kullanılan düşük voltajlı kablo altyapılarına daha fazla cihazın entegre edilmesini sağlıyoruz.

Son kullanıcılar için geliştirdiğimiz Living Now with Netatmo, Classia with Netatmo gibi akıllı kontrol çözümleri; aydınlatma, perde ve prizlerin uzaktan yönetimini mümkün kılıyor. Ayrıca, Netatmo markamız altında konumlanan akıllı güvenlik sistemleri, hava kalitesi ve ısıtma çözümleri gibi ürün gruplarımız sayesinde kullanıcılar, evlerini ya da iş yerlerini mobil cihazları üzerinden her an, her yerden yönetebiliyor.

Tüm bu çalışmalarımızın temelinde, teknolojinin hızla geliştiği günümüzde değişen ihtiyaçlara esnek, yenilikçi ve sürdürülebilir çözümlerle yanıt verme yaklaşımımız yer alıyor.

2. Son zamanlarda, tedarikten üretime ve üretimden satışa ilgili tüm operasyonel süreçlerinizdeki Teknolojik Değişimlerinizi öğrenebilir miyiz?

Operasyonel süreçlerimizdeki teknolojik dönüşüm; tedarikten üretime, üretimden satışa kadar tüm aşamalarda sürdürülebilirlik, verimlilik ve dijitalleşme odaklı yatırımlarımızla şekilleniyor. Bu kapsamda, ilk olarak 2019 yılında 6 milyon euro yatırımla Endüstri 4.0 prensiplerine uygun olarak devreye aldığımız yeni İnform-Estap fabrikamızla önemli bir adım attık.

2023 yılında başlattığımız 2024 yılında Gebze tesisimizde tamamladığımız toplam 13 milyon euro değerindeki yeni yatırımımızla altyapısı tamamen otomatik üretim hatlarını devreye aldık. Bu yatırım, çevre dostu yeni nesil modüler koruma ürünleri, devre kesiciler ve kaçak akım anahtarları üretimini kapsıyor. Özellikle 10kA otomatik sigorta üretimini Türkiye’de ilk kez tam otomasyonla gerçekleştirmeye başladık.

Ayrıca Gebze fabrikamızın çatısına kurduğumuz güneş panelleriyle yenilenebilir enerji kaynaklarını üretim süreçlerimize entegre ediyoruz. Makina parkurumuza eklediğimiz elektrikli enjeksiyon presleri sayesinde ise enerji tüketimini azaltmayı ve daha sürdürülebilir üretim süreçleri oluşturmayı hedefliyoruz. Tüm bu adımlarla yalnızca üretim kapasitemizi ve ürün gamımızı büyütmekle kalmıyor, aynı zamanda operasyonel süreçlerimizin her aşamasında dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odaklı gelişimi sürdürüyoruz.

Üretim hatlarımızda endüstri 4.0 uygulamaları, otomasyon sistemleri ve kalite kontrol için dijital izleme teknolojileri kullanıyoruz. Tedarik zincirimiz ile satış ve satış sonrası hizmetlerimizi de yine güncel teknolojilerle güçlendirerek şeffaf, izlenebilir ve müşteri odaklı bir deneyim sunuyoruz.

3. Dijital dönüşüm yolculuğunuzda Yapay Zeka’yı (YZ) kullanıyor musunuz?

Yapay zeka, Legrand Grup’un global vizyonunda dijitalleşme ve veriye dayalı karar alma süreçlerinin önemli bir parçası olarak konumlanıyor. Bugün global ölçekte; veri analitiği, iş süreçlerinin optimizasyonu, müşteri deneyimi ve iletişim kanallarının daha etkin yönetimi gibi alanlarda yapay zekâ tabanlı uygulamalar ve projeler hayata geçiriliyor. Türkiye’de ise bu global vizyonun bir parçası olarak, grup genelinde geliştirilen yapay zekâ uygulamalarını yakından takip ediyoruz. Özellikle veri odaklı süreçlerde ve üretim teknolojilerinde bu tür yeniliklere açık bir yaklaşımımız var.

4. Tüm operasyonel süreçleriniz kapsamında Yapay Zeka’nın sağladığı avantajlar ya da karşılaştığınız zorluklar hakkında neler söylemek istersiniz?

Yapay zekanın sunduğu en büyük avantajlardan biri, veri odaklı süreçlerde karar alma hızını ve doğruluğunu artırması. Globalde Legrand, üretim süreçlerinin optimizasyonu, tahmine dayalı bakım, enerji verimliliği takibi ve müşteri ihtiyaçlarının daha iyi analiz edilmesi gibi birçok alanda yapay zeka destekli çözümlerle operasyonel verimliliğini artırıyor. Elbette bu teknolojilerin hayata geçirilmesinde altyapı hazırlığı, doğru veri yönetimi ve yetkin insan kaynağı gibi konular dikkat edilmesi gereken başlıca noktalar arasında yer alıyor. Yani yalnızca teknolojiyi uygulamak değil, organizasyonu bu dönüşüme hazır hale getirmek de önemli bir süreç. 

5. Yapay Zeka’nın Yapı Bilgi Modellemesi (BIM) entegrasyonu ile ilgili operasyonel süreçlerin verimliliğinde nasıl sonuçlar elde edildiğini öğrenebilir miyiz?

Yapı Bilgi Modellemesi (BIM), Legrand Grup’un globalde dijitalleşme stratejisinin önemli ayaklarından biri. BIM ile birlikte bina projelerinin tasarım aşamasından uygulama ve yönetim süreçlerine kadar daha entegre, daha hızlı ve hatasız ilerlemesi hedefleniyor. Yapay Zeka destekli analizler ise bu süreçlerde veri doğruluğunu artırma, potansiyel riskleri öngörme ve süreçleri optimize etme noktasında önemli avantajlar sağlıyor. Globalde ürünlerin BIM platformlarına entegrasyonu, tasarım aşamasındaki paydaşların daha verimli çalışmasını sağlarken, Yapay Zeka destekli veri analizleri sayesinde de süreçteki olası uyumsuzluklar daha erken aşamada tespit edilebiliyor.

6. AR-GE süreçlerinizde Yapay Zeka destekli veri analizi ve tahminleme teknolojileri ürün geliştirmeye nasıl katkı sağlamaktadır? Ürün inovasyon süreçlerinizde bu teknolojilerin yeri nedir?

Legrand Grup, Ar-Ge süreçlerinde veri odaklı yaklaşımı temel alıyor ve global çapta yürütülen projelerde yapay zeka destekli veri analizi ve tahminleme teknolojilerinden yararlanıyor. Özellikle ürün tasarımı, performans optimizasyonu ve kullanıcı ihtiyaçlarının öngörülmesi gibi alanlarda bu teknolojiler önemli avantajlar sağlıyor. Grup, önümüzdeki 5 yıl içinde Ar-Ge’ye 3 milyar euro yatırım yapmayı hedefliyor. Bu yatırımın önemli bir bölümü, dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve yapay zeka gibi alanlarda inovatif çözümler geliştirilmesine odaklanıyor. Böylece ürün geliştirme döngülerinin daha verimli hale gelmesi ve müşterilere daha akıllı çözümler sunulması amaçlanıyor. Özellikle üretim, ürün geliştirme ve müşteri ihtiyaçlarına yanıt verme süreçlerimizin daha verimli ve çevik hale gelmesi adına global Ar-Ge yatırımlarının Türkiye operasyonlarımıza da olumlu katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde, globalde geliştirilen inovatif çözümleri Türkiye’deki ürün portföyümüze, üretim altyapımıza ve müşteri deneyimi süreçlerimize adapte ederek Ar-Ge kasımızı daha da güçlendirmeyi planlıyoruz.

7. Müşteri Destek Hizmetlerinizde Yapay Zeka’dan faydalanıyor musunuz? Akıllı arıza tespit sistemleri ya da uzaktan izleme çözümleri gibi uygulamalarınız var mıdır? Bu doğrultuda müşterilerinizden aldığınız geri bildirimler için neler söylemek istersiniz?

Legrand Grup’un global vizyonunda müşteri destek süreçlerinin dijitalleşmesi ve daha proaktif hale gelmesi önemli bir yer tutuyor. Bu kapsamda globalde; akıllı arıza tespiti, uzaktan izleme ve önleyici bakım gibi alanlarda dijital çözümler ve yapay zeka destekli uygulamalar geliştiriliyor. Özellikle ürünlerin uzaktan takibi ve potansiyel arızaların önceden tespit edilmesine yönelik çözümler, müşterilerimizin iş sürekliliğini artırma açısından önemli avantajlar sağlıyor. Müşterilerimizden aldığımız geri bildirimlere baktığımızda, hızlı ve çözüm odaklı destek süreçlerinin memnuniyet açısından kritik olduğunu görüyoruz. Bu nedenle müşteri deneyimini sürekli geliştirmek ve globaldeki teknolojik yenilikleri Türkiye’deki hizmet süreçlerimize entegre etmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

8. Dijital dönüşümünüz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ve enerji verimliliği ile öne çıkan ürünlerinizle ilgili bilgi alabilir miyiz?

Dijital dönüşüm vizyonumuz doğrultusunda pazara sunduğumuz yüksek teknolojiye sahip ürün ve çözümlerimiz, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik alanında önemli katkılar sağlıyor. Legrand Grup olarak konut, ticari bina ve endüstriyel yapılara yönelik enerji kalitesi ve verimliliğini artıran geniş bir ürün portföyüne sahibiz.

Konutlarda; ev otomasyon sistemleri, zaman saatleri, aydınlatma yönetimi ve sensör çözümlerimiz enerji tasarrufuna destek oluyor. Ticari ve endüstriyel yapılarda ise aydınlatma yönetimi sistemleri, düşük kayıplı yeşil transformatörler, sensörler elektrikli araç şarj istasyonları ve enerji analizörleri gibi çözümlerle enerjinin daha verimli ve kaliteli kullanılmasını sağlıyoruz.

Enerji yönetimi odağında Türkiye’de mühendislerimiz tarafından tasarlanan ve üretilen Estia Hybrid UPS ürünümüz, güneş enerjisinden faydalanarak enerji verimliliğini artıran yenilikçi bir çözüm sunuyor. On-grid, off-grid ve hybrid çalışma modlarına sahip olan bu ürün, enerji talebine göre solar panellerden elde edilen enerjiyi hem yükleri beslemek hem de şebekeye aktarmak için kullanabiliyor. 

Bticino markamız altındaki Living Now with Netatmo akıllı anahtar-priz serisi ise ev kullanıcılarına aydınlatma ve elektrik tüketimini uzaktan kontrol etme imkanı sunuyor. Hangi cihazın ne kadar enerji tükettiğini gösteren bu sistem, kullanıcıların daha bilinçli tüketim alışkanlıkları geliştirmesine yardımcı oluyor.

Tüm bu çözümlerle, müşterilerimizin karbon ayak izini azaltmalarına, enerji maliyetlerini düşürmelerine ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına katkı sağlıyoruz.

9. Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün segmentasyonu sahipsiniz?

Ürün ve çözüm portföyümüzü konut, ticari ve endüstriyel yapılar için farklı segmentasyonlarda sunuyoruz. Her segmentin ihtiyaçlarına uygun olarak geliştirdiğimiz ürün grupları, kullanım amacına, uygulama alanına ve ölçeğe göre farklılaşıyor.

Konut segmentinde, kullanıcıların yaşam konforunu artıran, enerji yönetimini kolaylaştıran ve güvenliği sağlayan çözümler sunuyoruz. Anahtar-priz serilerimiz (Living Now with Netatmo, Classia with Netatmo gibi), ev otomasyon sistemleri, akıllı aydınlatma kontrol çözümleri, akıllı güvenlik sistemleri, sensörler ve zaman saatleri gibi ürünler, enerji verimliliğini artırırken konfor ve estetik beklentilerine de yanıt veriyor.

Ticari binalarda, daha kapsamlı enerji yönetimi ve bina otomasyonu çözümleri öne çıkıyor. Aydınlatma kontrol sistemleri, KNX tabanlı bina yönetimi sistemleri, acil aydınlatma çözümleri, yapı kablolama sistemleri, enerji analizörleri, sensörler, UPS sistemleri ve düşük kayıplı transformatörler gibi ürünler; binaların enerji verimliliğini artırmak, operasyonel sürekliliğini sağlamak ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sunmak için kullanılıyor.

Endüstriyel segmentte ise daha yüksek kapasiteli ve dayanıklı çözümler sunuyoruz. Şalt ürünleri, dağıtım panoları, endüstriyel tip UPS çözümleri, kablo taşıma sistemleri, enerji analizörleri, yeşil transformatörler, otomasyon sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları ve gelişmiş enerji izleme çözümleri ile endüstriyel tesislerin kesintisiz ve güvenli çalışmasını sağlıyoruz.

Her üç segmentte de sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve enerji verimliliği temel önceliklerimiz arasında yer alıyor. Böylece farklı ölçek ve ihtiyaçlara göre özelleştirilmiş uçtan uca çözümler sunabiliyoruz.

10. Ürünlerinizle ilgili biraz da teknik bilgi alabilir miyiz? Bu sistemlerin çalışma prensipleri, kullanıcıya sunduğu avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir?

Sunduğumuz ürünler; elektriksel güvenlik, enerji yönetimi, otomasyon ve dijitalleşme alanlarında yüksek teknolojiye sahip çözümlerden oluşuyor. Ürünlerimizin temel çalışma prensibi, enerji kullanımını daha verimli, güvenli ve sürdürülebilir hale getirmek üzerine kurulu.

Örneğin; akıllı anahtar-priz sistemleri (Living Now with Netatmo, Classia with Netatmo gibi) Wi-Fi veya Zigbee protokolüyle ev ağına bağlanıyor ve kullanıcıların aydınlatma, perde ya da prizlerini mobil cihazları üzerinden uzaktan kontrol etmesine olanak tanıyor. Ayrıca, hangi cihazların ne kadar elektrik tükettiğini göstererek enerji tasarrufu bilincini artırıyor. Enerji analizörleri ve aydınlatma kontrol sistemleri, ticari ve endüstriyel yapılarda enerji tüketim verilerini gerçek zamanlı olarak ölçerek hem enerji kayıplarının önlenmesini hem de sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşılmasını sağlıyor.

Estia Hybrid UPS gibi yenilikçi çözümler ise, yalnızca şebekeden değil aynı zamanda güneş enerjisinden de beslenerek kesintisiz güç sağlıyor. On-grid, off-grid ve hybrid modlarda çalışabilen bu sistemler, enerjiyi daha verimli kullanırken, ihtiyaç fazlası enerjiyi şebekeye geri verebilme özelliğiyle enerji yönetimini optimize ediyor. Düşük kayıplı yeşil transformatörler, elektriksel kayıpları minimize ederek daha verimli enerji iletimine katkı sağlıyor. Bu sistemler, enerji verimliliğini artırmanın yanı sıra karbon ayak izinin azaltılmasına da katkı sağlıyor. Kullanıcı tarafında ise hem enerji maliyetlerinin düşürülmesi hem de daha sürdürülebilir ve konforlu bir yaşam/çalışma alanı sunuluyor.

11. Sürdürülebilirlik odağında en çok karşılaştığınız zorluklar nelerdir?

Sürdürülebilirlik, Legrand Grup’un global vizyonunun ve Legrand Türkiye Grubu olarak bizim de öncelikli çalışma alanlarımızın başında geliyor. Ancak bu alanda ilerlerken zaman zaman çeşitli zorluklarla karşılaşabiliyoruz. Bunların başında sürdürülebilirlik uygulamalarının yalnızca şirket içi süreçlerle sınırlı olmaması, tedarik zincirinden müşteri kullanımına kadar geniş bir ekosistemi kapsaması geliyor. Yani yalnızca kendi üretim süreçlerimizi optimize etmek yetmiyor. Kullandığımız hammaddelerin sürdürülebilirliği, tedarikçilerimizin çevre dostu üretimi benimsemesi ve nihai kullanıcıların da sürdürülebilir ürün kullanımına yönelmesi gibi birçok farklı paydaşı kapsayan bir dönüşüm gerekiyor. Bu da tüm ekosistemde farkındalık yaratmayı ve sürdürülebilirlik kültürünü yaygınlaştırmayı gerektiriyor.

Bir diğer zorluk ise sürdürülebilir ürün ve çözümler geliştirirken maliyet dengesini korumak. Çevre dostu ürünlerin geliştirilmesi ve üretilmesine yönelik yatırımlar uzun vadede çevresel ve ekonomik faydalar sağlasa da ülkemizde sürdürülebilirlik ve yeşil binalar gibi alanlarda yeterli desteklerin bulunmaması nedeniyle kısa vadede maliyetleri artırabiliyor. Ancak, tabii ki adımlarımızı toplumsal sorumluluğumuzu da göz önüne alarak her zaman geleceği düşünerek atıyoruz. 

12. Küresel enerji krizleri ve karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda, üretim hatlarınızda gerçekleştirdiğiniz enerji verimliliği uygulamalarınız nelerdir?

Dünya, çevresel ve toplumsal anlamda önemli zorluklarla karşı karşıya iken, Legrand Türkiye Grubu olarak üretimden tedarik zincirine, ürün geliştirmeden enerji yönetimine kadar tüm alanlarda sürdürülebilirliği önceliklendiriyoruz. Birleşmiş Milletler Kalkınma Amaçları ile uyumlu oluşturduğumuz kurumsal sosyal sorumluluk yol haritası kapsamında sera gazı emisyonlarımızı 2024 yılına kıyasla %10 oranında azaltmayı, satın aldığımız ürünlerin emisyonlarının %70’ini temsil eden tedarikçilerimizin faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını ise ortalama %30 oranında düşürmeyi amaçlıyoruz.

Bunun yanı sıra, ürün portföyümüzün yarısının Legrand’ın eko-tasarım endeksi kriterlerine uygun olması ve ürettiğimiz ürünlerde %37 oranında sürdürülebilir malzeme kullanımı, çevresel performansımızı yükselten diğer önemli adımlar arasında yer alıyor. Ayrıca, ürün ambalajlarımızda ağırlık bazında %80 oranında birincil plastik kullanımını ortadan kaldırarak atık yönetimine de katkı sağlıyoruz.

13. Bu kapsamda geri dönüşüm, atık yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?

Sürdürülebilirlik vizyonumuz doğrultusunda, geri dönüşüm, atık yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında hem globalde hem de Türkiye’de somut adımlar atıyoruz. Ürünlerimizin çevresel etkisini azaltmak için üretim süreçlerimizde geri dönüştürülmüş malzeme kullanımına önem veriyoruz. Üretim tesislerimizde atık yönetimi süreçlerini sürekli olarak geliştiriyor, geri dönüştürülebilir atıkların ayrıştırılması ve yeniden kullanılması konusunda sistemli uygulamalar hayata geçiriyoruz. Atıkların düzenli ve kontrollü şekilde bertaraf edilmesi için çevre mevzuatına tam uyumla hareket ediyoruz. Yenilenebilir enerji kullanımı konusunda ise Gebze tesisimizde önemli yatırımlar gerçekleştirdik. Fabrika çatımıza kurduğumuz güneş panelleriyle yenilenebilir enerji kullanımına geçtik ve karbon salımımızı azaltmaya başladık. Global ölçekte ise üretim tesislerimizdeki enerji verimliliği iyileştirmeleri ve yenilenebilir enerji dağıtımı sayesinde doğrudan karbon emisyonlarını yıllık %10 oranında azaltmayı hedefliyoruz.

14. Son olarak, geleceğe dair öngörülerinizi ve röportajımızın sonuna eklemek istediklerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği odağında dünya genelinde hızla dönüşen bir sektörün içindeyiz. Legrand Grup olarak, önümüzdeki dönemde de bu dönüşümün öncüsü olmaya devam edeceğiz. Türkiye operasyonlarımızda da globalden aldığımız güçle dijital teknolojileri, sürdürülebilir üretim modellerini ve müşteri odaklı çözümleri daha fazla yaygınlaştırmak öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor.

Sektörümüzdeki teknolojik gelişmeler, müşteri ihtiyaçları ve çevresel sorumluluklarımız doğrultusunda sürekli olarak kendimizi yenilemeye devam ediyoruz. Son olarak işimizin merkezinde olan enerji yönetimi ve dijitalleşmenin yalnızca teknolojik değil aynı zamanda çevresel ve sosyal bir sorumluluk olduğuna inanıyoruz. Tüm paydaşlarımızla birlikte gelecekte de daha akıllı ve daha sürdürülebilir ürün ve çözümlerle hem sektörümüze hem de toplumumuza değer yaratmaya devam edeceğiz.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Rönesans Enerji, Rönesans Gayrimenkul’ün öz tüketimi için 51 MW’lık yeşil enerji yatırımı yapacak

Yayınlandı

-

Türkiye’nin ilk 20 yıl vadeli Yenilenebilir Enerji Yatırım ve Tedarik Anlaşması hayata geçiyor.

Türkiye’nin en büyük üç yeşil enerji şirketinden biri olma hedefi doğrultusunda yatırımlarını hız kesmeden sürdüren Rönesans Enerji, grup şirketlerinden Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın öz tüketim ihtiyacını karşılamak üzere iki yeni projeyi hayata geçiriyor. Bu kapsamda, İzmir’de 35 MWm kurulu gücünde bir rüzgâr enerjisi santrali (RES) ve Kırşehir’de 16 MWp kurulu gücünde bir güneş enerjisi santrali (GES) olmak üzere toplam 51 MW kapasiteye sahip projelerin yatırımı gerçekleştirilecek. İş birliğiyle birlikte, Rönesans Gayrimenkul portföyünde yer alan varlıkların toplam elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 70’i karşılanacak.

Rönesans Enerji ile Rönesans Gayrimenkul Yatırım arasında imzalanan anlaşma kapsamında, Türkiye’nin ilk 20 yıl vadeli Yenilenebilir Enerji Yatırım ve Tedarik Anlaşması (YEYTA) modeli hayata geçirildi. Yatırım ve işletme süreçlerinin enerji üretim şirketi tarafından üstlenildiği bu model çerçevesinde Rönesans Enerji, Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın ihtiyaç duyduğu enerji tesislerini kuracak ve işletmesini sağlayacak. Bu kapsamda; İzmir’de 35 MWm kurulu gücünde bir rüzgâr enerjisi santrali (RES) ve Kırşehir’de 16 MWp kurulu gücünde bir güneş enerjisi santrali (GES) olmak üzere toplam 51 MW kapasiteye sahip tesisler kurulacak. Bu kurulu güç kapasitesi ile yıllık 142 milyon kWh’lık üretim bekleniyor. İş birliğiyle birlikte, Rönesans Gayrimenkul portföyünde yer alan varlıkların toplam elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 70’i karşılanacak.

Rönesans Holding Enerji Grup Başkanı Emre Hatem, grup şirketleri Rönesans Gayrimenkul Yatırım ile imzaladıkları YEYTA modeli ile Türkiye’de bir ilki daha gerçekleştirdiklerini belirterek şöyle konuştu: “Bir örneğini gayrimenkul grup şirketimizle imzaladığımız YEYTA modelinde yatırım maliyetinin tamamı Rönesans Enerji tarafından karşılanıyor. Proje geliştirme, inşaat, tedarik, finansman, devreye alma ve işletme gibi tüm süreçler Rönesans Enerji tarafından yürütülürken, tüketici herhangi bir yatırım yükü üstlenmeden kendi ihtiyaçlarına yönelik yeşil elektrik tedarik edebiliyor. Bu sayede hem sera gazı emisyonlarının hem de elektrik maliyetlerinin düşürülmesi amaçlanıyor. Ayrıca tüketiciler, yatırım ve işletme risklerini üstlenmeden, tüketim kapasiteleri kapsamında lisanssız üretim haklarını 20 yıl vadeli bir sözleşme ile güvence altına alabiliyor.

Bu model ile indirimli yeşil elektrik tedarik edilebildiğine dikkat çeken Emre Hatem, “Tüketicinin elektrik üretimi için herhangi bir sermaye ayırmasını gerektirmeyen bu yapı sayesinde, lisanssız üretim projeleri de lisanslı projelerde olduğu gibi enerji üretim şirketlerinin uzmanlığıyla hayata geçiriliyor. Böylece tüketici kendi faaliyet alanlarına odaklanmaya ve sermayelerini esas iş kolları için kullanmaya devam edebiliyor. Bu yaklaşım hem sektörel düzeyde hem de makro ölçekte toplam verimliliğin artmasına katkı sağlıyor” dedi.

RÖNESANS GAYRİMENKUL YATIRIM PORTFÖYÜNDEKİ TÜM VARLIKLARIN ELEKTRİK İHTİYACI KARŞILANACAK

Rönesans Gayrimenkul Yatırım Genel Müdürü Yağmur Yaşar, 2017 yılından bu yana uygulanan enerji yönetimi ve tasarruf önlemleri sayesinde, varlıkların merkezi otomasyon ve enerji izleme sistemleri ile proaktif şekilde yönetildiğini, bu sürecin LED dönüşüm projeleriyle de desteklendiğini belirtti. Bu çalışmaların somut sonuçlar verdiğini vurgulayan Yaşar, alışveriş merkezlerinde 2025 yılı sonu itibarıyla, 2017 yılına kıyasla birim inşaat alanı başına ortak alan elektrik tüketiminin yüzde 60,4 oranında azaltıldığını ifade etti.

Yeşil enerjiye geçiş kapsamında yürütülen projelere de değinen Yaşar, 2028 yılı itibarıyla tüm projelerin enerji ihtiyacının yüzde 100’ünün yenilenebilir kaynaklardan karşılanmasının hedeflendiğini açıkladı. Bu doğrultuda Rönesans Enerji ile YEYTA imzalandığını belirten Yaşar, Rönesans Gayrimenkul Yatırım portföyündeki gayrimenkullerin elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 70’inin yeşil enerji kaynaklarından sağlanacağını kaydetti. Söz konusu anlaşmanın, şirketin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasında önemli bir kilometre taşı olduğunun altını çizdi.

Rönesans Enerji ise geliştirdiği yenilikçi ve güvenilir yeşil enerji çözümleriyle iş ortaklarının sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlarken, Türkiye’nin enerji dönüşümüne ivme kazandırmaya devam ediyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Schmid Pekintaş, SolarEX 2026’ya P-Tech lansmanıyla damga vurdu

Yayınlandı

-

Avrupa’nın en büyük güneş paneli üretim kapasitesine sahip Schmid Pekintaş, bu yıl 8-10 Nisan tarihleri arasında 18’incisi düzenlenen SolarEX 2026’ya damgasını vurdu. Kurulduğu günden bu yana fuarın daimi katılımcısı olan şirket, bu yıl stratejik yatırımı P-Tech’in lansmanını gerçekleştirerek yüksek verimlilikli yerli panel çözümleriyle teknoloji odağını ve üretim gücünü bir kez daha ortaya koydu.

Schmid Pekintaş, bu yıl 18’incisi düzenlenen SolarEX – Uluslararası Güneş Enerjisi Teknolojileri ve Depolama Fuarı’nda, kurulduğu günden bu yana fuara katılımını sürdürerek sektördeki güçlü konumunu pekiştirdi. Fuarın öne çıkan başlıklarından biri, Schmid Pekintaş’ın güneş hücresi teknolojisindeki atılımını temsil eden P-Tech markasının tanıtımı oldu. 5 Nisan itibarıyla fabrikada tam kapasite üretime başlayan P-Tech, TOPCon G12R Plus hücre teknolojisi ile Türkiye’nin enerji dönüşümüne yerli mühendislik gücü katıyor.

Yüksek verimli panel çözümleri sergilendi

Fuar kapsamında sergilenen yerli üretilen SPE 620 Watt G12R TOPCon Plus Glass-Glass Bifacial güneş panelleri, yüksek güç çıkışı ve gelişmiş hücre teknolojisiyle öne çıkarken; yüksek verimlilik ve uzun ömürlü performans avantajlarıyla dikkat çekti.

“P-Tech ile dikey entegrasyonumuzu güçlendirdik”

Lansman kapsamında açıklamalarda bulunan Schmid Pekintaş Enerji Satış ve Pazarlama Müdürü Kamil Şahinşah, P-Tech yatırımını şu sözlerle değerlendirdi: 

“Enerjide dönüşüm artık yalnızca bir hedef değil, bugünün en kritik sorumluluğudur. 5 Nisan’da üretim meşalesini yaktığımız P-Tech tesisimizle, yüksek verimli hücre üretimini kendi bünyemize taşıyarak dikey entegrasyonumuzu güçlendirdik. SolarEX’te gördüğümüz yoğun ilgi, Türkiye’den dünyaya uzanan bu teknoloji gücünün global pazardaki rekabetçi konumunu şimdiden kanıtlıyor.”

Yeni iş birliklerinin temeli atıldı

Pekintaş için 2026 yılının ilk çeyreği, hem P-Tech yatırımı hem de genişleyen iş hacmiyle verimli geçti. Fuar süresince başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere farklı ülkelerden gelen heyetlerle önemli görüşmeler gerçekleştirildi. Mevcut iş ortaklıklarının pekiştirildiği fuarda, yeni müşteri bağlantılarıyla stratejik iş birliklerinin temelleri atıldı. Güneş enerjisi sektörünün en prestijli buluşma noktalarından biri olan SolarEX’te Schmid Pekintaş, 2. Hol girişindeki standında ziyaretçilerini ağırlayarak fuardan güçlü kazanımlarla ayrıldı. Şirket, 2026’nın geri kalanında P-Tech’in yerli üretim gücüyle küresel pazardaki payını artırmayı hedefliyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Daimler Truck AG’nin Avrupa’daki İlk Konteyner Veri Merkezi Aksaray Kamyon  Fabrikası’nda Devreye Alındı

Yayınlandı

-

Mercedes-Benz Türk, küresel IT organizasyonundaki stratejik sorumluluklarını genişleten yatırımlarına devam ediyor. Daimler Truck AG’nin Avrupa lokasyonları içerisinde ilk kez hayata geçirilen Konteyner Veri Merkezi Aksaray Kamyon Fabrikası’nda devreye alındı. Bu yatırım, şirketin iş sürekliliği ve operasyonel dayanıklılığını üst seviyeye çıkarırken, ileri teknoloji altyapısı ve dijital yetkinliğiyle Türkiye’nin Daimler Truck küresel IT yapılanmasındaki konumunu ve hizmet ihracatındaki etkisini daha da pekiştiriyor.

Mercedes-Benz Türk, sürdürülebilir, dayanıklı ve geleceğe hazır bir veri merkezi mimarisine geçiş hedefi doğrultusunda hayata geçirdiği Container Data Center projesiyle IT altyapısında yeni bir dönemi başlatıyor. Daimler Truck AG’nin Avrupa lokasyonları içerisindeki ilk Konteyner Veri Merkezi olma özelliği taşıyan yatırım, Türkiye’nin Daimler Truck küresel IT yapılanması içindeki stratejik konumunu somut bir şekilde ortaya koyuyor.

Dayanıklı, Modüler ve Geleceğe Yön Veren IT Altyapısı

Yaklaşık 200 kişilik IT ekibiyle dünya genelindeki operasyonlara teknolojik çözümleri sunmayı sürdüren Mercedes-Benz Türk, bu yeni altyapı yatırımıyla bilgi teknolojileri alanındaki yetkinliğini daha da ileri taşıyor. Aynı zamanda Türkiye’den gerçekleştirilen IT hizmet ihracatını güçlendirerek küresel ölçekte katma değer üretmeye devam ediyor. 

Deprem ve diğer fiziksel risklerden bağımsız, modüler ve yüksek enerji verimliliğine sahip olarak tasarlanan veri merkezi, İstanbul ve Aksaray arasında yaklaşık 700 kilometrelik coğrafi yedeklilik sağlayarak kritik iş uygulamalarının kesintisiz, güvenli ve sürdürülebilir şekilde çalışmasını güvence altına alıyor. 

Modüler ve ölçeklenebilir mimarisi sayesinde hızlı devreye alınabilir bir yapı sunan merkez, şirketin dijital dönüşüm yolculuğunda daha sade, daha dayanıklı ve daha esnek bir IT altyapısına geçişini destekliyor. Bu yatırım, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin büyüme ve teknoloji gereksinimlerine de cevap verecek şekilde konumlandırıldı.

Açılış törenine Daimler Truck Bilgi Teknolojileri Altyapı Direktörü Kilian Köhnlein, Mercedes-Benz Türk Bilgi Teknolojileri Direktörü Gökçe Bezmez ve Aksaray Kamyon Fabrikası Direktörü Pedro Afonso katıldı.

“Her Sürecin Merkezinde IT var, Türkiye de Daimler Truck Küresel IT Yapılanmasında Stratejik Önemde”

Yeni yatırımın şirket için stratejik önemine dikkat çeken Mercedes-Benz Türk Bilgi Teknolojileri Direktörü Gökçe Bezmez şunları söyledi: “Bilgi teknolojileri, Mercedes-Benz Türk’te üretimden tedarik zincirine, satıştan satış sonrası hizmetlere kadar tüm süreçlerin temelini oluşturuyor. Şirketimizdeki hemen her operasyon, güçlü ve entegre bir IT altyapısı üzerine inşa edilmiş durumda. Aksaray Kamyon Fabrikamızda devreye aldığımız Container Data Center yatırımı, yalnızca teknik bir altyapı hamlesi değil; iş sürekliliğimizi, veri güvenliğimizi ve operasyonel dayanıklılığımızı uzun vadeli bir perspektifle güçlendiren stratejik bir adım.

Daimler Truck AG’nin Avrupa lokasyonları içerisinde hayata geçirilen ilk örnek olması, Türkiye’deki IT organizasyonumuzun küresel ölçekte üstlendiği rolün açık bir göstergesi.

IT Yetkinlik Merkezimiz, İstanbul ve Aksaray’da görev yapan yaklaşık 200 kişilik uzman kadrosuyla Daimler Truck ve Buses’ın dünya genelindeki operasyonlarına hizmet sunmaya ve Türkiye’den değer üretmeye devam ediyor.

Önümüzdeki dönemde mobilite, veri analitiği ve akıllı üretim teknolojileri odağında yatırımlarımızı sürdürerek Daimler Truck’ın küresel IT ağındaki stratejik rolümüzü daha da büyütmeyi hedefliyoruz.”

Okumaya Devam Et

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye