İzocam 60 Yıllık Deneyimiyle Geleceği İnşa Ediyor: Dijital Dönüşüm ve Yapay Zeka ile Yeni Nesil Yalıtım Çözümleri - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

İzocam 60 Yıllık Deneyimiyle Geleceği İnşa Ediyor: Dijital Dönüşüm ve Yapay Zeka ile Yeni Nesil Yalıtım Çözümleri

Yayınlandı

-

Murat Savcı (İzocam Genel Direktörü)

Türkiye’de yalıtım sektörünün kurucusu olan İzocam, 60. yılında “Biz Geleceğiz” vizyonuyla dijital dönüşümde güçlü adımlar atıyor. ERP’den CRM’e, RPA’dan yapay zeka destekli satış tahmin sistemlerine kadar birçok teknolojiyi iş süreçlerine entegre eden şirket, hem üretim verimliliğini artırıyor hem de çevre dostu, yüksek performanslı ürünleriyle sektöre öncülük ediyor.

  1. Öncelikle; firmanızı kısaca tanıyarak, Dijital Dönüşüm Yolculuğunuz hakkında bilgi alabilir miyiz? Son zamanlarda, tedarikten üretime ve üretimden satışa ilgili tüm operasyonel süreçlerinizdeki Teknolojik Değişimlerinizi öğrenebilir miyiz?

Türkiye’de yalıtım sektörünün öncüsü olan İzocam, 1965 yılında, sadece yalıtım ürünü üretmek amacıyla kurulmuş ilk firmadır. Ülkemizde yalıtım sektörü 60 yıl önce İzocam ile başlamıştır. Gebze’de ilk camyünü tesisimizle başlayan yolculuğumuz, bugün 5 farklı tesisimizle gerçekleştirdiğimiz üretimlerle devam etmektedir. Ürün portföyümüzde Camyünü, Taşyünü, Ekstrüde Polistiren (Foamboard), Ekspande Polistiren (İzopor Plus), Kauçuk Köpük (Optiflex), Polietilen Köpük, Mineral Yün, PU ve PIR yalıtımlı sandviç panel ile Trapez levha (İzocam Tekiz) yer almaktadır.

Kurulduğumuz günden bu yana ürün kalitemiz, çevreye saygılı üretimimiz, yalıtım bilincini geliştirmek için yaptığımız çalışmalar ve uzun yılların deneyim ve tecrübesi ile pek çok alanda elde ettiğimiz başarılarla birlikte ISO ilk 500 listesinde istikrarlı bir şekilde bulunmaktayız, ayrıca “Superbrands Türkiye” araştırmasına göre de “Türkiye’nin Süper Markaları” arasında yer almaktayız.

İzocam olarak, 60’ıncı kuruluş yıldönümümüzü kutladığımız 2025 yılı için belirlediğimiz “Biz Geleceğiz” mesajı ile liderlik, güvenilirlik, çevreye duyarlılık, yenilikçilik ve enerji verimliliğine odaklandığımız stratejik yaklaşımımızı geleceğe de taşımayı hedeflemekteyiz. Bu kapsamdaki teknoloji yatırımlarımız, iş süreçlerimizi hızlandırmak, verimliliği artırmak ve müşteri memnuniyetini en üst düzeye çıkarmak için stratejik bir öneme sahiptir. Dijital dönüşüm vizyonumuz doğrultusunda, ERP, CRM, BI, AI, Cloud ve RPA projelerine büyük önem vermekteyiz. Önceliğimiz, tüm iş süreçlerimizi dijitalleştirerek operasyonel mükemmeliyeti yakalamak ve yenilikçi teknolojilerle rekabet avantajımızı sürdürülebilir kılmaktır.

  1. Dijital dönüşüm yolculuğunuzda Yapay Zeka’yı (YZ) kullanıyor musunuz? Tüm operasyonel süreçleriniz kapsamında Yapay Zeka’nın sağladığı avantajlar ya da karşılaştığınız zorluklar hakkında neler söylemek istersiniz? Yapay Zeka’nın Yapı Bilgi Modellemesi (BIM) entegrasyonu ile ilgili operasyonel süreçlerin verimliliğinde nasıl sonuçlar elde edildiğini öğrenebilir miyiz? 

İzocam olarak, dijital dönüşüm yolculuğumuzda birçok önemli projeyi hayata geçirdik ve yeni projeler planlamaya devam etmekteyiz. 2020 yılında SAP S/4 HANA’ya geçiş yaparak tüm iş süreçlerimizi entegre bir platformda yönetmeye başladık. 2021 yılında Power BI platformunu devreye aldık ve iş zekası çözümleriyle veriye dayalı karar alma süreçlerini güçlendirdik. Aynı dönemde RPA (Robotic Process Automation) teknolojisini kullanarak birçok sürecimizi otomatize ettik ve operasyonel verimliliğimizi artırdık. 2022 yılında yapay zeka (AI) tabanlı satış tahmini, maliyet tahmini, fiyat önerisi yapan projemizi devreye aldık. 2023’te Salesforce CRM projemizi başarıyla tamamladık. 2024 yılında başlattığımız diğer bir proje ile üretim ve enerji verilerini anlık olarak takip ederek süreç optimizasyonunu sağlamayı hedeflemekteyiz. Gelecek dönemde üretim süreçlerinde dijitalleşme, yapay zeka entegrasyonu ve siber güvenlik alanlarına odaklanarak daha geniş çaplı projeler hayata geçirmeyi planlamaktayız.

BT odaklı yatırımlarımız, İzocam’ın operasyonel verimliliğini ve esnekliğini artırarak sektörde fark yaratmamızı sağlamıştır. Dijitalleşme projelerimiz, üretimden satışa, sevkiyattan finansal süreçlere kadar tüm iş birimlerimizde daha hızlı, hatasız ve veri odaklı karar alma yeteneğini güçlendirmiştir. Ayrıca, RPA projelerimiz sayesinde tekrarlayan manuel iş yüklerini azaltarak insan kaynağımızı daha stratejik işlere yönlendirdik.

  1. Dijital dönüşümünüz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ve enerji verimliliği ile öne çıkan ürünlerinizle ilgili bilgi alabilir miyiz? Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün segmentasyonu sahipsiniz? Ürünlerinizle ilgili biraz da teknik bilgi alabilir miyiz? Bu sistemlerin çalışma prensipleri, kullanıcıya sunduğu avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir?

İzocam olarak, ülkemizde yalıtım sektöründe 7 farklı ürünü aynı çatı altında üretebilen tek şirket konumunda yer almaktayız. Geniş ürün yelpazesine sahip ve her ihtiyaca uygun yalıtım çözümleri sunabilen öncü bir markayız. Zeminden, cephe ve çatıya, duvar ve döşemeden tesisata kadar her uygulama alanına uygun nitelikli yalıtım malzemeleri üretmekteyiz. Bunların yanı sıra; sanayi tesislerinden gemi sektörüne, termik santrallerden akustik panellere, vagonlardan evlerimizde kullanılan fırınlara, yangın kapılarından güneş kolektörlerine kadar geniş bir alanda ısı yalıtımı, ses yalıtımı ve yangın güvenliği sağlayan ürünlerimiz ile diğer üreticilere de malzeme temin etmekteyiz. Türkiye’yi 60 yıl önce çevre dostu ve sağlıklı yalıtımla tanıştıran lider marka olarak, çevresel açıdan “sürdürülebilir üretim süreçleri” ve “yüksek kaliteli ürün” stratejisiyle hareket etmekteyiz ve yapımında geri dönüşümlü malzemelerin de kullanıldığı, insan sağlığına zarar vermediği ve çevre dostu olduğu kanıtlanmış ürünler sunmaktayız. Üretimlerimizde geri dönüştürülmüş malzeme kullanarak döngüsel ekonomiye katkı sağlamaktayız. Çevre dostu malzemeler içeren İzocam ürünleri en az yüzde 30 oranında geri-dönüştürülmüş içeriğe sahip olup İzocam Camyünü üretiminde bu oran yüzde 80’e kadar çıkmaktadır. “Yedinci doğal kaynak” olarak adlandırılan geri dönüştürülmüş malzeme kullanarak atık yönetimini zirveye taşırken, ürünlerimizin içeriği ile sürdürülebilirliğe de hizmet etmekteyiz.

60 yıldır inovasyon ve Ar-Ge’ye verdiği değer sayesinde yalıtım sektörünün lideri konumunda yer almaktayız. Ar-Ge ile ilgili hedeflerimize ulaşırken sadece mevcut ürün gamımızı kullanarak değil, yeni teknolojilerden de faydalanarak katma değeri yüksek ürün ve çözümlerle yol kat etmekteyiz. Değişen piyasa koşullarında doğru ihtiyaca doğru çözüm geliştirme hedefi ile Ar-Ge çalışmalarımız sayesinde daha ekonomik ve yüksek ısıl konfor sunan ürünleri piyasaya sunmaya devam etmekteyiz. Yanmayan, yüksek ısı yalıtımına ek olarak ses ve titreşim yalıtımına da katkı sağlayan akustik konfor sunan yeni ürünleri sektöre kazandırmaktayız. Bu vizyonumuz doğrultusunda geçtiğimiz haftalarda, ses, ısı ve yangın güvenliğinde yenilikçi çözümler sunarak iç mekanlarda estetik ve konforu bir araya getiren yeni ürünümüz “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası”nı ve sanayi tesislerine özel olarak tasarladığımız yüksek sıcaklıklarda yalıtım performansını bir üst seviyeye taşıyan yeni ürünümüz “İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru”yu sektöre kazandırdık. 

Üstün teknik performansı şık tasarımla birleştiren özel bir ürün olan “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası”, modern mimarinin ihtiyaçlarına kusursuz bir çözüm getirirken yalıtımı da zirveye taşıyor. Yüksek performanslı mineral yün yapısı sayesinde A sınıfı yangın dayanımı sunarken, aynı zamanda ses ve ısı yalıtımında da üstün bir performans sergiliyor. Farklı en, boy ve kalınlık seçenekleri ile projelere esneklik kazandıran bu yenilikçi çözüm, üzerindeki dekoratif cam tülü kaplama sayesinde estetik beklentileri de karşılıyor. Ofislerden okullara, kamu binalarından alışveriş merkezlerine kadar birçok alanda kullanım için ideal olan ürün, mekanlara güvenli ve konforlu bir atmosfer kazandırıyor. Mineral yünün doğal ses yutma özelliği, “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası”nın en güçlü yönlerinden biri. Yansımaları engelleyerek ortamda oluşan gürültüyü önemli ölçüde azaltan daha huzurlu ve verimli yaşam alanları sunan “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası”, okul ve ofislerde hem öğrenciler hem de çalışanlar için dikkatlerini daha kolay toplayarak, performanslarını artırabilecekleri ortamların oluşmasına maksimum katkı sağlıyor.

Yüksek sıcaklıklarda yalıtım performansını bir üst seviyeye taşıyan yeni ürünümüz “İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru” ile de endüstriyel yalıtıma güçlü bir katkı daha sunmayı amaçladık. Performans, güvenlik ve konforu bir arada sunduğumuz bu ürünümüzü sanayi tesislerine özel olarak tasarladık. “HT Camyünü Prefabrik Boru”, yüksek performanslı ısı ve ses yalıtımı ile çalışan konforunu artırmanın yanı sıra sanayi boru hatlarında güvenliği ve verimliliği aynı anda sağlıyor. Yüksek birim ağırlığa sahip camyününden imal edilen ve dış yüzeyi alüminyum folyo ile kaplanan ürünümüz, 450°C’ye kadar sıcaklıklara dayanıklılığı ile öne çıkıyor. “İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru”; sanayi tesisleri, enerji santralleri, doğalgaz ve petrokimya hatları gibi yüksek sıcaklıkla çalışan sistemlerde ideal bir çözüm sunuyor. Yüksek performans ve kullanıcı konforunu önceliklendiren üretim anlayışının örneklerinden biri olan bu yeni ürünümüz, tesisatlarda ve boru hatlarında ısı yalıtımı, terleme ve donmaya karşı koruma gibi temel işlevlerinin yanı sıra; basınçlı su borularında titreşim ve ses yalıtımı amacıyla da kullanılıyor. A2 sınıfı yangın dayanımı ile öne çıkan “İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru”, yangın güvenliği açısından da önemli bir avantaj sunuyor. Yüksek sıcaklıklarda bile düşük ısı iletkenlik değerleriyle mükemmel bir enerji tasarrufu sağlayan ürün, çalışanlar için daha sessiz, güvenli ve konforlu bir ortam yaratılmasına katkıda bulunuyor. Modüler yapısı sayesinde kolay montaj imkânı sunan “İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru” ürünümüz, montaj sürecinde zaman ve iş gücünden de önemli ölçüde tasarruf edilmesini sağlıyor. Böylece büyük ölçekli endüstriyel projelerde hem ekonomik hem de verimli bir tercih olarak öne çıkıyor.

  1. Küresel enerji krizleri ve karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda, üretim hatlarınızda gerçekleştirdiğiniz enerji verimliliği uygulamalarınız nelerdir? Bu kapsamda geri dönüşüm, atık yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?

İzocam olarak, küresel enerji krizlerinin etkileri ve karbon emisyonlarını azaltma hedeflerimiz doğrultusunda üretim süreçlerimizi sürekli geliştirmekte; çevreye, insana ve ekonomiye değer katan enerji verimliliği uygulamalarını kararlılıkla hayata geçirmekteyiz. 2050 yılına kadar karbon nötr olma hedefimiz doğrultusunda, sürdürülebilirliği tüm iş yapış biçimimize entegre etmiş durumdayız. Üretim tesislerimizde çevresel etkileri en aza indiren bir anlayışla hareket ederken, tüm fabrikalarımızda Sıfır Atık Belgesi ile faaliyet göstermekteyiz. Geri dönüştürülemeyen atıkları azaltmak ve üretim sürecindeki kaynakları döngüsel ekonomiye kazandırmak amacıyla başlattığımız “Zero Waste to Landfill – Düzenli Depolamaya Sıfır Atık” projesiyle önemli bir dönüşüm başlattık. Bu kapsamda proses hurdalarını enerji üretiminde değerlendirmekle kalmıyor; plastik, kağıt ve metal gibi birçok malzemeyi de geri kazanmaktayız.

Üretim reçetelerinde yapılan iyileştirmeler, cam kırığı kullanımının artırılması ve üretim ekipmanlarında verimlilik odaklı değişikliklerle birlikte karbon ayak izimizi ciddi şekilde azaltırken, enerji tüketimimizi de optimize ettik. Ayrıca tesislerimizde yenilenebilir enerji sistemlerine geçişi hızlandırdık, solar aydınlatma uygulamalarıyla enerji tasarrufu sağladık. XPS üretiminde kullanılan hammaddelerde çevreye zararlı içerikleri elimine ederken, üretim hatlarımızda dijitalleşmeye yatırım yaparak hem kaynak kullanımını azaltmakta hem de süreç verimliliğini artırmaktayız. 2024 yılında Tarsus tesisimizde devreye aldığımız dijital izleme sistemi sayesinde, üretim adımlarını anlık olarak takip edip enerji yönetimini daha etkin biçimde gerçekleştirmeye başladık. Bu sistem önümüzdeki dönemlerde diğer tesislerimize de yaygınlaştırmayı hedeflemekteyiz.

Sürdürülebilir üretim yaklaşımımızı sadece teknik yatırımlarla değil, kültürel bir dönüşümle de desteklemekteyiz. Çalışanlarımızın farkındalığını artırmak amacıyla 2022’den bu yana her yıl düzenlediğimiz Sürdürülebilirlik Günü, bu vizyonun kurumsal hafızaya yerleşmesine katkı sağlamaktadır. 2024’te gerçekleştirdiğimiz “Climate Fresk” uygulamasıyla iklim değişikliği konusunda ekiplerimizde farkındalık oluşturduk; kıyı temizliklerinden fidan dikimlerine uzanan gönüllülük projeleriyle bu bilinci sahaya taşıdık.

Tüm bu uygulamalar, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel değil, sosyal ve yönetişimsel boyutlarıyla da ele aldığımız bütüncül bir yaklaşımın parçasıdır. İzocam olarak 60. yılımızda “Biz Geleceğiz” derken, yalnızca üretim değil, sürdürülebilirliği bir yaşam biçimi olarak benimsiyor; bu anlayışı da tüm paydaşlarımızla birlikte geleceğe taşımayı hedeflemekteyiz.

  1. Son olarak, geleceğe dair öngörülerinizi ve röportajımızın sonuna eklemek istediklerinizi bizimle paylaşır mısınız?

İzocam’ın hikayesinin başladığı 60 yıl önce varoluş amacımızı, doğal kaynaklara zarar vermeden, can ve mal güvenliğini dikkate alarak, enerji tasarrufu ve konfor sağlayan çevreci ve sürdürülebilir yalıtım çözümleri geliştirmek olarak tanımlamıştık. Çıktığımız bu yolda, kaynakların verimli kullanılması, iklim değişikliği, sürdürülebilir yapıların inşası, enerji tasarrufu, çevreyi koruma ve yaşam kalitesini iyileştirme motivasyonu ile çalışan bir şirket olma özelliğimizi halen korumakta ve geleceğe taşımaktayız. 

İzocam olarak, ülkemizin sanayide ve teknolojideki gücünü tüm dünyaya göstererek, gelecek nesillere aktarabilmek için var gücümüzle çalışmaktayız. “Biz Geleceğiz” mottomuzla, köklü geçmişimizden aldığımız güç ve sorumlulukla geleceğimize hazırlanırken; 60 yıldır olduğu gibi bundan sonra da ülkemize değer katmaya, toplumu bilinçlendirmeye ve sektörde liderliğimizi sürdürmeye kararlıyız. 

Dijitalleşme alanında 2025 ve orta vadeli hedeflerimiz arasında, fabrikalarımızda dijitalleşme projelerini artırmak, yapay zeka (AI) uygulamalarını tüm iş süreçlerine entegre etmek yer almaktadır. Aynı zamanda, siber güvenlik yatırımlarımızı da genişleterek, dijital altyapımızı en güvenli şekilde yönetmeye devam edeceğiz.

Gelecek dönemde de Ar-Ge ve inovasyon yatırımlarımızı da güçlendirerek Sürdürülebilir Sanayi ve Sürdürülebilir Yaşam Alanları konusunda öncü olmaya devam edeceğiz.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Bosch Home Comfort Grup, zorlu pazar ortamında konumunu korudu 

Yayınlandı

-

Satın almanın ardından küresel varlık güçlendi 

  • Bosch Home Comfort Grubu, zorlu pazar ortamında konumunu korudu: 2025 yılı için ön satışlar 4,4 milyar Euro’ya ulaştı, bu da bir önceki yıl seviyesinde (yeni satın alınan birimler hariç) istikrarlı bir seyir izlediğini gösteriyor.
  • Avrupa’daki alt segmentlerde büyüme: ısı pompaları ve iklimlendirme sistemlerinde önemli pazar payı kazanımları.
  • Satış ağı genişletildi: ABD’deki US Air Conditioning şirketinin satın alınması bölgesel satışları güçlendiriyor.

Almanya – Kuzey Amerika’da azalan talep ve Avrupa’da devam eden belirsizliğin hâkim olduğu zorlu pazar ortamında, Bosch Home Comfort Grubu 2025 yılında önemli stratejik ilerlemeler kaydetti. Şirket, küresel HVAC pazarındaki lider konumunu güçlendirirken, Avrupa’daki ısı pompası ve iklimlendirme segmentlerinde önemli pazar payı elde etti. Ön kapanış rakamlarına göre, Bosch Home Comfort Grubu, yaklaşık 4,4 milyar Euro satış rakamını (yeni satın alınan birimler hariç) korudu ve bununla Bosch Grubu’nun kârlılığına önemli bir katkı sağladı. Nominal olarak, satışlar bir önceki yıla göre %0,3 oranında artarken, kur etkisinden arındırılmış olarak ise yaklaşık %3 oranında artış gösterdi. Bosch Home Comfort Grubu CEO’su Jan Brockmann, “2025 yılı, küresel HVAC sektörü için zorlu bir yıldı. Zorlu bir pazarda ayakta kalmayı ve Avrupa’daki ısı pompası ve iklimlendirme segmentlerinde pazar payımızı artırmayı başardık.” dedi.

Johnson Controls ve Hitachi’den devralınan konut ve hafif ticari HVAC işlerinin entegrasyonu Ocak 2026’da planlandığı gibi tamamlandı ve ürün portföyü ile lojistik gibi alanlarda ilk sinerji etkilerini şimdiden gösteriyor. Brockmann, “Ocak 2026’daki sorunsuz entegrasyonun tamamlanmasıyla çok önemli bir adım attık ve küresel pazarda lider bir konuma geldik. Bunu özellikle çalışanlarımızın olağanüstü çalışmalarına borçluyuz.” dedi.

Bosch Home Comfort Grubu, gelecekteki büyümeyi desteklemek amacıyla 2025 yılında toplamda yaklaşık 200 milyon Euro yatırım yaptı. Bu yatırımın yaklaşık yarısı mevcut işlerine, diğer yarısı ise yeni satın alınan operasyonlara yönlendirildi. Yatırımlar tüm bölgelere yayıldı: Amerika kıtasında öncelikli olarak tedarik zinciri ve üretim kapasitesinin genişletilmesine odaklanıldı. Asya’da şirket ek test ve laboratuvar kapasitelerine yatırım yaparken, Avrupa’da ise Portekiz’in Aveiro ve Almanya’nın Eibelshausen şehirlerindeki tesislerinde elektrifikasyon projelerini hızlandırdı. Bosch Home Comfort Grubu 31 Aralık 2025 itibarıyla dünya genelinde yaklaşık 24.000 kişiyi istihdam etti.

Zorlu pazar ortamına rağmen ısı pompalarında büyüme

2025 yılında küresel HVAC pazarı yaklaşık yüzde bir büyüyerek karışık bir tablo çizdi: Asya-Pasifik bölgesi hafif bir pazar büyümesi kaydederken, EMEA bir önceki yıl seviyesinde seyretti ve Kuzey ve Latin Amerika pazarı 2024’e kıyasla gerileme gösterdi. Bu düşüş, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’ndeki gelişmelerden önemli ölçüde etkilendi; burada temkinli tüketici davranışları ve tarifelerin yürürlüğe girmesi gibi düzenleyici etkiler nedeniyle bireysel talep, özellikle iklimlendirme alt segmentinde azaldı. 2024’teki düşüş eğiliminin üzerine, Alman ısıtma pazarı tekrar geriledi ve bu durumdan özellikle kombiler etkilendi. Genel pazar, bir önceki yıla göre yüzde 14 küçülerek 2008 finansal krizinden bu yana en zayıf seviyesine ulaştı ve şu anda Avrupa’da kişi başına düşen ısıtma sistemi satışlarında en aşağıda yer alıyor. Buna karşılık, ısı pompalarına olan talep yüzde 47 oranında önemli ölçüde arttı ve 2024’teki düşüşten sonra toparlanma gösterdi. Bunun sonucunda, Alman pazarında ilk kez gazlı ısıtma sistemlerinden daha fazla ısı pompası satılmış oldu. Avrupa’da, yeni kurulan ısıtma ürünlerinin yaklaşık yüzde 20’sini ısı pompaları oluşturuyor; bu da bir önceki yıla göre üç puanlık bir artış anlamına geliyor. Brockmann, “Karşılaştığımız olumsuz koşullara rağmen, bina stokunun elektrifikasyonu yolunda kararlılıkla ilerlemeye devam ediyoruz. Tüketici belirsizliğini azaltmak ve uzun vadeli yatırım kararları için güven ile istikrarı yeniden tesis etmek adına artık düzenleyici netliğe ihtiyaç duyuyoruz.” diye açıklıyor.

2026’dan itibaren kademeli pazar toparlanması tahmini

Bosch Home Comfort Grubu, dış etkenlerin daha da artmaması koşuluyla, 2026 yılı için küresel HVAC pazarında kademeli bir toparlanma ve engellerin azalmasını bekliyor. Pazar momentumu daha sonra özellikle Kuzey Amerika’da 2027’den itibaren artabilir. Mevcut tahminler, özellikle yenileme ve modernizasyonların büyümeye katkıda bulunacağını öngörüyor. Brockmann bununla ilgili olarak şöyle dedi: “Elektrifikasyon eğilimi, yasal verimlilik gereklilikleri ve olumlu tüketici algısı, orta vadede küresel pazarda bir canlanma sağlayacak.” Brockmann ayrıca, “Yıllık olarak tek haneli üst yüzdelik dilimde, yani piyasadan daha hızlı büyüme hedefliyoruz.” diyerek şirketin iddialı büyüme hedefinin altını çizdi.

Yeni şirketlerin entegrasyonu başarıyla tamamlandı

Satın almanın tamamlanmasının ardından Bosch Home Comfort Grubu şimdi stratejik bir geliştirme aşamasında. Geliştirme ve üretim kapasitesinin büyük ölçüde genişlemesi – fabrika sayısının 17’den 33’e, geliştirme tesislerinin ise 14’ten 26’ya çıkması – ve uluslararası satış ağının genişlemesi, Bosch Home Comfort Grubu’nun küresel konumunu önemli ölçüde güçlendiriyor. Özellikle iklimlendirme çözümleri alanındaki yeni teknoloji platformları, hedeflenen küresel büyümeye güçlü destek sağlıyor. Sinerji etkileri, 2025 yılında kısa vadeli tasarruflar elde etmeyi şimdiden mümkün kıldı. Jan Brockmann, “Yeni konumlandırmamız bizi dünyanın tüm bölgelerindeki müşterilerimize teknolojik ve stratejik olarak daha da yaklaştırıyor. Bölgesel konumlandırmamızı, özel çözümler geliştirmek ve sunmak için kullanmak istiyoruz.” diyor.

Kuzey ve Latin Amerika Bölgesi: US Air Conditioning’in satın alınması

Ekim 2025’te Bosch Home Comfort Grubu, US Air Conditioning Distributors, LLC’nin devralmasıyla, Kuzey Amerika pazarında bir başka satın alma işlemini tamamladı. Kaliforniya, Arizona, Utah ve Idaho’da 52 lokasyona ve yaklaşık 500 çalışana sahip şirketin doğrudan fabrika satış modeli, Bosch Home Comfort Grubu’na doğrudan müşteri erişimi sağlıyor. YORK® ürünleri doğrudan genel yüklenicilere teslim ediliyor. Bu satın alma sayesinde Bosch Home Comfort Grubu, ek bir satış kanalı elde etti ve ABD’nin batı eyaletlerinde ısıtma ve iklimlendirme sistemleri için en büyük şirkete ait satış ağlarından birini kullanacak. Bosch Home Comfort Grubu, 2027 yılına kadar bölgedeki iklimlendirme çözümleri için yıllık %5’in üzerinde pazar büyümesi bekliyor. Bu potansiyeli değerlendirmek için markalar, gelecekte çapraz satış fırsatlarını daha aktif bir şekilde takip edecek. Örneğin, Bosch markası artık YORK®’dan çatı tipi üniteler (RTU’lar) de sunarak müşterilerine gelecekte daha geniş bir ürün portföyüne erişim sağlıyor. Bosch Home Comfort Grubu’nun Kuzey ve Latin Amerika bölgesinden sorumlu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı David Budzinski, “Bosch, Hitachi ve YORK® markalarıyla pazarda güçlü bir portföye sahibiz ve konut sektörü ile küçük ve orta ölçekli ticari müşterilere her uygulama için çözümler sunabiliyoruz.” diye açıkladı.

Tam hizmet sağlayıcısı olarak Bosch Home Comfort Grubu

Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinde, satın alma özellikle Bosch Home Comfort Grubu’nun iklimlendirme işini güçlendirdi. Avrupa’da Grup, özellikle Almanya’daki önemli pazar payı kazanımları sayesinde ısı pompası sektöründe lider konumda bulunuyor. Bu durum, Bosch Home Comfort Grubu’nu önemli büyüme beklentileriyle birlikte tam hizmet HVAC sağlayıcısı olarak daha da güçlü bir konuma getiriyor: EMEA bölgesi için Grup, önümüzdeki iki yıl içinde iklimlendirme çözümlerinde yıllık yaklaşık yüzde altı büyüme bekliyor. 

1 Ocak 2026’da Bosch Home Comfort Grubu İcra Kurulu’nda Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgesinin sorumluluğunu üstlenen Maria Zesch, “Genişletilmiş portföyümüz, ısıtma ve soğutmadan hibrit çözümlere kadar gerçek bir sistem yaklaşımı benimsememizi sağlıyor.” diye açıkladı. Bosch Home Comfort Grubu, Avrupa’ya yönelik olarak pazar penetrasyonunu önemli ölçüde artırmak amacıyla mevcut satış kanallarını ve çapraz satışı karşılıklı olarak kullanmayı planlıyor.

APAC Bölgesi: Geliştirme uzmanlığının genişletilmesi
 
Asya-Pasifik bölgesinde (APAC), Bosch Home Comfort Grubu, örneğin Hindistan, Çin, Japonya ve Güneydoğu Asya pazarlarına odaklanıyor. Özellikle konut ve küçük ticari binalar için kanalsız iklimlendirme çözümleri hem bölgenin kendisinde hem de çeşitli uluslararası pazarlarda önemli büyüme potansiyeli sunuyor. Bu nedenle, bu teknoloji için bölgesel geliştirme uzmanlığı bir araya getiriliyor ve Çin’in Wuxi kentindeki ve Hindistan’ın Kadi kentindeki geliştirme ve test kapasiteleri önemli ölçüde artırılıyor. Asya-Pasifik bölgesinden sorumlu olan Ulrich Lissmann, “Asya-Pasifik bölgesi, Bosch Home Comfort Grubu için bir inovasyon ve büyüme sağlayıcısı ve küresel işimiz için stratejik önemi sürekli artmaktadır.” diye açıkladı.

Okumaya Devam Et

GENEL

Sungrow Altıncı Kez Dünyanın En Güvenilir İnvertör Markası Seçildi

Yayınlandı

-

Sungrow, BloombergNEF (BNEF) tarafından yayımlanan 2025 İnvertör Finansal Güvenilirlik Araştırması’nda altıncı kez dünyanın finansal açıdan en güvenilir invertör markası seçildi. Sungrow, elde ettiği bu başarıyla küresel yenilenebilir enerji pazarındaki liderliğini ve ürünlerine duyulan güçlü güveni bir kez daha teyit etti.

Güneş enerjisi (PV) invertörleri ve enerji depolama sistemleri (ESS) alanında dünyanın lider teknoloji şirketlerinden Sungrow, enerji dönüşümü ve temiz enerji yatırımlarına yönelik analizleriyle finans ve yatırım dünyasında önemli bir referans kabul edilen küresel araştırma kuruluşu BloombergNEF’in İnvertör Finansal Güvenilirlik Araştırması’nda altıncı kez birinci sırada yer aldı.

İnvertör üreticilerinin finansal güvenilirliğini değerlendiren kritik bir gösterge niteliği taşıyan BNEF Finansal Güvenilirlik Araştırması; üretici garantisi, müşteri destek ve servis hizmetleri, teslim süreleri gibi birçok kriteri kapsıyor ve dünya genelindeki yatırımcıların geri bildirimleriyle hazırlanıyor.

Sungrow’un anket katılımcılarının yüzde 100’ü tarafından finansal açıdan güvenilir olarak tanımlanması, şirketin pazardaki güçlü konumunu ve yatırımcıların Sungrow teknolojilerine duyduğu sürekli güveni ortaya koyuyor. Sungrow invertörlerinin yenilenebilir enerji projelerinde tercih edilmesi, aynı zamanda projelerin bankalar ve finans kuruluşları nezdinde uzun vadeli finansman bulma olasılığını artırarak yatırımcılar için güçlü bir finansal güvence sunuyor.

Sungrow Şebeke Ölçekli PV İş Birimi Başkanı Lee Zhang, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“2025 itibarıyla güç elektroniği dönüştürücü kurulu kapasitemiz 1000 GW’ın üzerine ulaştı. Bugüne kadar dünya genelinde toplam 660 GW’ın üzerinde PV invertör kurulumu gerçekleştirdik. 7.600’ün üzerinde Ar-Ge personelimiz ve dünya çapında dört üretim tesisimizle, temiz enerji dönüşümünde güvenilir ve güçlü bir iş ortağı olarak rolümüzü her geçen gün daha da pekiştiriyoruz.”

Sungrow, önümüzdeki dönemde de küresel iş birliklerini güçlendirmeye ve teknolojik inovasyonu hızlandırmaya devam ederek dünyanın düşük karbonlu ve sürdürülebilir enerji geleceğine geçişini desteklemeyi sürdürecek.

Okumaya Devam Et

GENEL

Metal ve sandviç panel çatılar için yüksek performanslı renovasyon çözümü: Ravaproof Bondstoper Alüminyum

Yayınlandı

-

Endüstriyel Yapılarında Çatı Kaynaklı Riskleri Azaltan Akıllı Yalıtım Yaklaşımı

Endüstriyel tesislerde çatı performansı, artık su geçirmezliğin yanı sıra enerji verimliliği, işletme sürekliliği ve bakım maliyetleriyle birlikte değerlendiriliyor. Özellikle metal ve sandviç panel çatılarda zamanla oluşan vidalı birleşim noktaları, korozyon ve sızdırmazlık problemleri, yapılarda hem güvenlik hem de maliyet açısından önemli riskler doğuruyor. Ravago Bina Çözümleri tarafından geliştirilen Ravaproof Bondstoper Alüminyum, mevcut çatı sistemlerini sökmeden yenilemeye imkân tanıyan yapısıyla bu riskleri minimize eden bütüncül bir su yalıtım çözümü sunuyor.

Ravaproof Bondstoper Alüminyum, metal ve sandviç panel çatılarda karşılaşılan su sızıntısı, ısı kaybı ve korozyon problemlerine karşı geliştirilen yüksek aderanslı elastomerik bitüm esaslı bir membran olarak öne çıkıyor. Mevcut kaplamanın üzerine doğrudan uygulanabilmesi sayesinde renovasyon süreçlerini hızlandıran ürün, işletmeler için zaman kaybını ve ek işçilik ihtiyacını önemli ölçüde azaltıyor. Üretim faaliyetlerinin durdurulmasına gerek bırakmayan uygulama süreci, sanayi tesislerinde operasyonel verimliliğin korunmasına katkı sağlıyor. Vida başlarını ve birleşim noktalarını tamamen kaplayarak yüzey bütünlüğü oluşturan sistem, çatı kaynaklı yalıtım zafiyetlerini ortadan kaldırıyor.

Metal çatılarda uzun ömürlü koruma dönemi

Dış ortam koşullarına sürekli maruz kalan metal ve sandviç panel çatılar; UV ışınları, yağış, sıcaklık farkları ve nem etkisiyle zaman içinde performans kaybına uğrayabiliyor. Bu durum, su yalıtımında zayıflama, metal yüzeylerde oksitlenme ve artan bakım maliyetleri gibi sonuçlar doğuruyor. Bondstoper Alüminyum, güçlendirilmiş polimer yapısı sayesinde çatılara yüksek yapışma performansı kazandırarak tek kat uygulamada dahi etkin koruma sağlıyor. TPU (termoplastik poliüretan) ve SBS (stiren-butadien-stiren) katkılı elastomerik bitüm formülasyonu, ürüne hem esneklik hem de dayanım kazandırıyor. Böylece mevcut çatı sistemi sökülmeden yapılan uygulamalarla yapılar yeniden güvenli ve su geçirimsiz hale getirilebiliyor.

Projelere teknik avantaj ve enerji katkısı sunuyor

Ravago Bina Çözümleri’nin yalıtım alanındaki uzmanlığını yansıtan bu ürün, 1 metre genişliğinde ve 8 metre uzunluğundaki rulolar halinde sunuluyor. 4,4 milimetre ve 5 milimetre kalınlık alternatifleriyle farklı çatı detaylarına uyum sağlıyor. EN 13707 standardına uygun olarak üretilen Bondstoper Alüminyum, -20°C’ye kadar esnekliğini koruyabilen yapısıyla düşük sıcaklıklarda dahi güvenli uygulama imkânı tanıyor. Alüminyum kaplı üst yüzeyi sayesinde güneş ışınlarını yansıtarak çatı yüzeyindeki ısı yükünü azaltıyor ve binaların enerji performansına doğrudan katkı sağlayan reflektif bir katman oluşturuyor. Bu özellik, geniş açıklıklı sanayi yapılarında iç ortam konforunun desteklenmesine yardımcı oluyor.

Uygulama kolaylığı ve estetik bütünlük bir arada

Bondstoper Alüminyum, şaloma yardımıyla ısıtılarak yüzeye yapıştırılıyor ve gizli dere ile mahya arasında 10 santimetre boyuna, 15 santimetre enine bindirmelerle uygulanıyor. Söküm gerektirmeyen uygulama yöntemi sayesinde şantiye süresi kısalıyor, ek güvenlik önlemleri minimuma iniyor ve işletme faaliyetleri kesintiye uğramıyor. Bu durum, özellikle üretimin devam ettiği tesisler için önemli bir avantaj sunuyor. Teknik performansının yanı sıra görsel bütünlük de sağlayan ürün, metal çatılarda sıkça karşılaşılan vida detaylarını gizleyerek daha pürüzsüz, bütüncül ve modern bir çatı yüzeyi elde edilmesini sağlıyor.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye