İzocam 60 Yıllık Deneyimiyle Geleceği İnşa Ediyor: Dijital Dönüşüm ve Yapay Zeka ile Yeni Nesil Yalıtım Çözümleri - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

İzocam 60 Yıllık Deneyimiyle Geleceği İnşa Ediyor: Dijital Dönüşüm ve Yapay Zeka ile Yeni Nesil Yalıtım Çözümleri

Yayınlandı

-

Murat Savcı (İzocam Genel Direktörü)

Türkiye’de yalıtım sektörünün kurucusu olan İzocam, 60. yılında “Biz Geleceğiz” vizyonuyla dijital dönüşümde güçlü adımlar atıyor. ERP’den CRM’e, RPA’dan yapay zeka destekli satış tahmin sistemlerine kadar birçok teknolojiyi iş süreçlerine entegre eden şirket, hem üretim verimliliğini artırıyor hem de çevre dostu, yüksek performanslı ürünleriyle sektöre öncülük ediyor.

  1. Öncelikle; firmanızı kısaca tanıyarak, Dijital Dönüşüm Yolculuğunuz hakkında bilgi alabilir miyiz? Son zamanlarda, tedarikten üretime ve üretimden satışa ilgili tüm operasyonel süreçlerinizdeki Teknolojik Değişimlerinizi öğrenebilir miyiz?

Türkiye’de yalıtım sektörünün öncüsü olan İzocam, 1965 yılında, sadece yalıtım ürünü üretmek amacıyla kurulmuş ilk firmadır. Ülkemizde yalıtım sektörü 60 yıl önce İzocam ile başlamıştır. Gebze’de ilk camyünü tesisimizle başlayan yolculuğumuz, bugün 5 farklı tesisimizle gerçekleştirdiğimiz üretimlerle devam etmektedir. Ürün portföyümüzde Camyünü, Taşyünü, Ekstrüde Polistiren (Foamboard), Ekspande Polistiren (İzopor Plus), Kauçuk Köpük (Optiflex), Polietilen Köpük, Mineral Yün, PU ve PIR yalıtımlı sandviç panel ile Trapez levha (İzocam Tekiz) yer almaktadır.

Kurulduğumuz günden bu yana ürün kalitemiz, çevreye saygılı üretimimiz, yalıtım bilincini geliştirmek için yaptığımız çalışmalar ve uzun yılların deneyim ve tecrübesi ile pek çok alanda elde ettiğimiz başarılarla birlikte ISO ilk 500 listesinde istikrarlı bir şekilde bulunmaktayız, ayrıca “Superbrands Türkiye” araştırmasına göre de “Türkiye’nin Süper Markaları” arasında yer almaktayız.

İzocam olarak, 60’ıncı kuruluş yıldönümümüzü kutladığımız 2025 yılı için belirlediğimiz “Biz Geleceğiz” mesajı ile liderlik, güvenilirlik, çevreye duyarlılık, yenilikçilik ve enerji verimliliğine odaklandığımız stratejik yaklaşımımızı geleceğe de taşımayı hedeflemekteyiz. Bu kapsamdaki teknoloji yatırımlarımız, iş süreçlerimizi hızlandırmak, verimliliği artırmak ve müşteri memnuniyetini en üst düzeye çıkarmak için stratejik bir öneme sahiptir. Dijital dönüşüm vizyonumuz doğrultusunda, ERP, CRM, BI, AI, Cloud ve RPA projelerine büyük önem vermekteyiz. Önceliğimiz, tüm iş süreçlerimizi dijitalleştirerek operasyonel mükemmeliyeti yakalamak ve yenilikçi teknolojilerle rekabet avantajımızı sürdürülebilir kılmaktır.

  1. Dijital dönüşüm yolculuğunuzda Yapay Zeka’yı (YZ) kullanıyor musunuz? Tüm operasyonel süreçleriniz kapsamında Yapay Zeka’nın sağladığı avantajlar ya da karşılaştığınız zorluklar hakkında neler söylemek istersiniz? Yapay Zeka’nın Yapı Bilgi Modellemesi (BIM) entegrasyonu ile ilgili operasyonel süreçlerin verimliliğinde nasıl sonuçlar elde edildiğini öğrenebilir miyiz? 

İzocam olarak, dijital dönüşüm yolculuğumuzda birçok önemli projeyi hayata geçirdik ve yeni projeler planlamaya devam etmekteyiz. 2020 yılında SAP S/4 HANA’ya geçiş yaparak tüm iş süreçlerimizi entegre bir platformda yönetmeye başladık. 2021 yılında Power BI platformunu devreye aldık ve iş zekası çözümleriyle veriye dayalı karar alma süreçlerini güçlendirdik. Aynı dönemde RPA (Robotic Process Automation) teknolojisini kullanarak birçok sürecimizi otomatize ettik ve operasyonel verimliliğimizi artırdık. 2022 yılında yapay zeka (AI) tabanlı satış tahmini, maliyet tahmini, fiyat önerisi yapan projemizi devreye aldık. 2023’te Salesforce CRM projemizi başarıyla tamamladık. 2024 yılında başlattığımız diğer bir proje ile üretim ve enerji verilerini anlık olarak takip ederek süreç optimizasyonunu sağlamayı hedeflemekteyiz. Gelecek dönemde üretim süreçlerinde dijitalleşme, yapay zeka entegrasyonu ve siber güvenlik alanlarına odaklanarak daha geniş çaplı projeler hayata geçirmeyi planlamaktayız.

BT odaklı yatırımlarımız, İzocam’ın operasyonel verimliliğini ve esnekliğini artırarak sektörde fark yaratmamızı sağlamıştır. Dijitalleşme projelerimiz, üretimden satışa, sevkiyattan finansal süreçlere kadar tüm iş birimlerimizde daha hızlı, hatasız ve veri odaklı karar alma yeteneğini güçlendirmiştir. Ayrıca, RPA projelerimiz sayesinde tekrarlayan manuel iş yüklerini azaltarak insan kaynağımızı daha stratejik işlere yönlendirdik.

  1. Dijital dönüşümünüz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ve enerji verimliliği ile öne çıkan ürünlerinizle ilgili bilgi alabilir miyiz? Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün segmentasyonu sahipsiniz? Ürünlerinizle ilgili biraz da teknik bilgi alabilir miyiz? Bu sistemlerin çalışma prensipleri, kullanıcıya sunduğu avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir?

İzocam olarak, ülkemizde yalıtım sektöründe 7 farklı ürünü aynı çatı altında üretebilen tek şirket konumunda yer almaktayız. Geniş ürün yelpazesine sahip ve her ihtiyaca uygun yalıtım çözümleri sunabilen öncü bir markayız. Zeminden, cephe ve çatıya, duvar ve döşemeden tesisata kadar her uygulama alanına uygun nitelikli yalıtım malzemeleri üretmekteyiz. Bunların yanı sıra; sanayi tesislerinden gemi sektörüne, termik santrallerden akustik panellere, vagonlardan evlerimizde kullanılan fırınlara, yangın kapılarından güneş kolektörlerine kadar geniş bir alanda ısı yalıtımı, ses yalıtımı ve yangın güvenliği sağlayan ürünlerimiz ile diğer üreticilere de malzeme temin etmekteyiz. Türkiye’yi 60 yıl önce çevre dostu ve sağlıklı yalıtımla tanıştıran lider marka olarak, çevresel açıdan “sürdürülebilir üretim süreçleri” ve “yüksek kaliteli ürün” stratejisiyle hareket etmekteyiz ve yapımında geri dönüşümlü malzemelerin de kullanıldığı, insan sağlığına zarar vermediği ve çevre dostu olduğu kanıtlanmış ürünler sunmaktayız. Üretimlerimizde geri dönüştürülmüş malzeme kullanarak döngüsel ekonomiye katkı sağlamaktayız. Çevre dostu malzemeler içeren İzocam ürünleri en az yüzde 30 oranında geri-dönüştürülmüş içeriğe sahip olup İzocam Camyünü üretiminde bu oran yüzde 80’e kadar çıkmaktadır. “Yedinci doğal kaynak” olarak adlandırılan geri dönüştürülmüş malzeme kullanarak atık yönetimini zirveye taşırken, ürünlerimizin içeriği ile sürdürülebilirliğe de hizmet etmekteyiz.

60 yıldır inovasyon ve Ar-Ge’ye verdiği değer sayesinde yalıtım sektörünün lideri konumunda yer almaktayız. Ar-Ge ile ilgili hedeflerimize ulaşırken sadece mevcut ürün gamımızı kullanarak değil, yeni teknolojilerden de faydalanarak katma değeri yüksek ürün ve çözümlerle yol kat etmekteyiz. Değişen piyasa koşullarında doğru ihtiyaca doğru çözüm geliştirme hedefi ile Ar-Ge çalışmalarımız sayesinde daha ekonomik ve yüksek ısıl konfor sunan ürünleri piyasaya sunmaya devam etmekteyiz. Yanmayan, yüksek ısı yalıtımına ek olarak ses ve titreşim yalıtımına da katkı sağlayan akustik konfor sunan yeni ürünleri sektöre kazandırmaktayız. Bu vizyonumuz doğrultusunda geçtiğimiz haftalarda, ses, ısı ve yangın güvenliğinde yenilikçi çözümler sunarak iç mekanlarda estetik ve konforu bir araya getiren yeni ürünümüz “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası”nı ve sanayi tesislerine özel olarak tasarladığımız yüksek sıcaklıklarda yalıtım performansını bir üst seviyeye taşıyan yeni ürünümüz “İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru”yu sektöre kazandırdık. 

Üstün teknik performansı şık tasarımla birleştiren özel bir ürün olan “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası”, modern mimarinin ihtiyaçlarına kusursuz bir çözüm getirirken yalıtımı da zirveye taşıyor. Yüksek performanslı mineral yün yapısı sayesinde A sınıfı yangın dayanımı sunarken, aynı zamanda ses ve ısı yalıtımında da üstün bir performans sergiliyor. Farklı en, boy ve kalınlık seçenekleri ile projelere esneklik kazandıran bu yenilikçi çözüm, üzerindeki dekoratif cam tülü kaplama sayesinde estetik beklentileri de karşılıyor. Ofislerden okullara, kamu binalarından alışveriş merkezlerine kadar birçok alanda kullanım için ideal olan ürün, mekanlara güvenli ve konforlu bir atmosfer kazandırıyor. Mineral yünün doğal ses yutma özelliği, “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası”nın en güçlü yönlerinden biri. Yansımaları engelleyerek ortamda oluşan gürültüyü önemli ölçüde azaltan daha huzurlu ve verimli yaşam alanları sunan “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası”, okul ve ofislerde hem öğrenciler hem de çalışanlar için dikkatlerini daha kolay toplayarak, performanslarını artırabilecekleri ortamların oluşmasına maksimum katkı sağlıyor.

Yüksek sıcaklıklarda yalıtım performansını bir üst seviyeye taşıyan yeni ürünümüz “İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru” ile de endüstriyel yalıtıma güçlü bir katkı daha sunmayı amaçladık. Performans, güvenlik ve konforu bir arada sunduğumuz bu ürünümüzü sanayi tesislerine özel olarak tasarladık. “HT Camyünü Prefabrik Boru”, yüksek performanslı ısı ve ses yalıtımı ile çalışan konforunu artırmanın yanı sıra sanayi boru hatlarında güvenliği ve verimliliği aynı anda sağlıyor. Yüksek birim ağırlığa sahip camyününden imal edilen ve dış yüzeyi alüminyum folyo ile kaplanan ürünümüz, 450°C’ye kadar sıcaklıklara dayanıklılığı ile öne çıkıyor. “İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru”; sanayi tesisleri, enerji santralleri, doğalgaz ve petrokimya hatları gibi yüksek sıcaklıkla çalışan sistemlerde ideal bir çözüm sunuyor. Yüksek performans ve kullanıcı konforunu önceliklendiren üretim anlayışının örneklerinden biri olan bu yeni ürünümüz, tesisatlarda ve boru hatlarında ısı yalıtımı, terleme ve donmaya karşı koruma gibi temel işlevlerinin yanı sıra; basınçlı su borularında titreşim ve ses yalıtımı amacıyla da kullanılıyor. A2 sınıfı yangın dayanımı ile öne çıkan “İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru”, yangın güvenliği açısından da önemli bir avantaj sunuyor. Yüksek sıcaklıklarda bile düşük ısı iletkenlik değerleriyle mükemmel bir enerji tasarrufu sağlayan ürün, çalışanlar için daha sessiz, güvenli ve konforlu bir ortam yaratılmasına katkıda bulunuyor. Modüler yapısı sayesinde kolay montaj imkânı sunan “İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru” ürünümüz, montaj sürecinde zaman ve iş gücünden de önemli ölçüde tasarruf edilmesini sağlıyor. Böylece büyük ölçekli endüstriyel projelerde hem ekonomik hem de verimli bir tercih olarak öne çıkıyor.

  1. Küresel enerji krizleri ve karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda, üretim hatlarınızda gerçekleştirdiğiniz enerji verimliliği uygulamalarınız nelerdir? Bu kapsamda geri dönüşüm, atık yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?

İzocam olarak, küresel enerji krizlerinin etkileri ve karbon emisyonlarını azaltma hedeflerimiz doğrultusunda üretim süreçlerimizi sürekli geliştirmekte; çevreye, insana ve ekonomiye değer katan enerji verimliliği uygulamalarını kararlılıkla hayata geçirmekteyiz. 2050 yılına kadar karbon nötr olma hedefimiz doğrultusunda, sürdürülebilirliği tüm iş yapış biçimimize entegre etmiş durumdayız. Üretim tesislerimizde çevresel etkileri en aza indiren bir anlayışla hareket ederken, tüm fabrikalarımızda Sıfır Atık Belgesi ile faaliyet göstermekteyiz. Geri dönüştürülemeyen atıkları azaltmak ve üretim sürecindeki kaynakları döngüsel ekonomiye kazandırmak amacıyla başlattığımız “Zero Waste to Landfill – Düzenli Depolamaya Sıfır Atık” projesiyle önemli bir dönüşüm başlattık. Bu kapsamda proses hurdalarını enerji üretiminde değerlendirmekle kalmıyor; plastik, kağıt ve metal gibi birçok malzemeyi de geri kazanmaktayız.

Üretim reçetelerinde yapılan iyileştirmeler, cam kırığı kullanımının artırılması ve üretim ekipmanlarında verimlilik odaklı değişikliklerle birlikte karbon ayak izimizi ciddi şekilde azaltırken, enerji tüketimimizi de optimize ettik. Ayrıca tesislerimizde yenilenebilir enerji sistemlerine geçişi hızlandırdık, solar aydınlatma uygulamalarıyla enerji tasarrufu sağladık. XPS üretiminde kullanılan hammaddelerde çevreye zararlı içerikleri elimine ederken, üretim hatlarımızda dijitalleşmeye yatırım yaparak hem kaynak kullanımını azaltmakta hem de süreç verimliliğini artırmaktayız. 2024 yılında Tarsus tesisimizde devreye aldığımız dijital izleme sistemi sayesinde, üretim adımlarını anlık olarak takip edip enerji yönetimini daha etkin biçimde gerçekleştirmeye başladık. Bu sistem önümüzdeki dönemlerde diğer tesislerimize de yaygınlaştırmayı hedeflemekteyiz.

Sürdürülebilir üretim yaklaşımımızı sadece teknik yatırımlarla değil, kültürel bir dönüşümle de desteklemekteyiz. Çalışanlarımızın farkındalığını artırmak amacıyla 2022’den bu yana her yıl düzenlediğimiz Sürdürülebilirlik Günü, bu vizyonun kurumsal hafızaya yerleşmesine katkı sağlamaktadır. 2024’te gerçekleştirdiğimiz “Climate Fresk” uygulamasıyla iklim değişikliği konusunda ekiplerimizde farkındalık oluşturduk; kıyı temizliklerinden fidan dikimlerine uzanan gönüllülük projeleriyle bu bilinci sahaya taşıdık.

Tüm bu uygulamalar, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel değil, sosyal ve yönetişimsel boyutlarıyla da ele aldığımız bütüncül bir yaklaşımın parçasıdır. İzocam olarak 60. yılımızda “Biz Geleceğiz” derken, yalnızca üretim değil, sürdürülebilirliği bir yaşam biçimi olarak benimsiyor; bu anlayışı da tüm paydaşlarımızla birlikte geleceğe taşımayı hedeflemekteyiz.

  1. Son olarak, geleceğe dair öngörülerinizi ve röportajımızın sonuna eklemek istediklerinizi bizimle paylaşır mısınız?

İzocam’ın hikayesinin başladığı 60 yıl önce varoluş amacımızı, doğal kaynaklara zarar vermeden, can ve mal güvenliğini dikkate alarak, enerji tasarrufu ve konfor sağlayan çevreci ve sürdürülebilir yalıtım çözümleri geliştirmek olarak tanımlamıştık. Çıktığımız bu yolda, kaynakların verimli kullanılması, iklim değişikliği, sürdürülebilir yapıların inşası, enerji tasarrufu, çevreyi koruma ve yaşam kalitesini iyileştirme motivasyonu ile çalışan bir şirket olma özelliğimizi halen korumakta ve geleceğe taşımaktayız. 

İzocam olarak, ülkemizin sanayide ve teknolojideki gücünü tüm dünyaya göstererek, gelecek nesillere aktarabilmek için var gücümüzle çalışmaktayız. “Biz Geleceğiz” mottomuzla, köklü geçmişimizden aldığımız güç ve sorumlulukla geleceğimize hazırlanırken; 60 yıldır olduğu gibi bundan sonra da ülkemize değer katmaya, toplumu bilinçlendirmeye ve sektörde liderliğimizi sürdürmeye kararlıyız. 

Dijitalleşme alanında 2025 ve orta vadeli hedeflerimiz arasında, fabrikalarımızda dijitalleşme projelerini artırmak, yapay zeka (AI) uygulamalarını tüm iş süreçlerine entegre etmek yer almaktadır. Aynı zamanda, siber güvenlik yatırımlarımızı da genişleterek, dijital altyapımızı en güvenli şekilde yönetmeye devam edeceğiz.

Gelecek dönemde de Ar-Ge ve inovasyon yatırımlarımızı da güçlendirerek Sürdürülebilir Sanayi ve Sürdürülebilir Yaşam Alanları konusunda öncü olmaya devam edeceğiz.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Warmhaus’tan 2026 Vizyonu: Sürdürülebilir Teknoloji ve Akıllı Isıtma Çözümleri

Yayınlandı

-

WARMHAUS Genel Müdürü Şebnem Güner


Yeni genel müdürlük döneminde büyüme ve dönüşüm hedeflerini netleştiren Warmhaus, enerji verimli ürünler, H2 Ready teknolojisi ve dijital çözümleriyle iklimlendirme sektöründe güçlü bir gelecek inşa ediyor.

  1. Geçen yılın sonlarına doğru şirketinizde bir üst yönetim organizasyon değişikliği olarak genel müdür olarak atandınız. Öncelikle sizi yeni pozisyonunuzdan dolayı tebrik eder, başarılar dileriz. Warmhaus için 2026 yılında gerçekleştirmeyi planladığınız çalışmalar konusunda sizden bilgi alabilir miyiz?

Öncelikle güzel temennileriniz için teşekkür ederim. Warmhaus’ta uzun yıllar Finans ve Mali İşler alanlarında sürdürdüğüm görevlerimin ardından, Ekim 2025 itibarıyla Genel Müdürlük görevini devraldım. Warmhaus’un inovatif ve teknolojik çözümler yaratarak ürettiği faydayı maksimum değerlere taşımak ve sektörüne liderlik etme hedefi doğrultusunda oluşturduğu vizyonuna katkı sağlayacak projeler gündemimizde yer alıyor. Ekibimiz ile birlikte stratejilerimizi vizyonumuza katkı sağlayacak projeler üzerine oluşturuyoruz. Bu yılın yurtiçi pazarlarda yeni açıklanan konut projeleri ile birlikte hareketli bir yıl olacağını düşünüyoruz. Projelerde sunduğumuz çözüm odaklı yaklaşımız ve ürünlerimiz ile projelerin içinde aktif olarak yer almayı hedefliyoruz. Doğal gazın yeni ulaştığı yerleşimlerde, yetkili satıcı ve servis ağımızı güçlendirmek için çalışmalarımız sürüyor. Yurtdışı pazarlar için elektrikli kombi projemiz sürüyor. Ayrıca yılın son çeyreğinde ısı pompasını ürün gamımıza eklemeyi planlıyoruz.

2. Çevre dostu ve enerji verimli teknolojiler, iklimlendirme sektöründe artık temel bir gereklilik haline geldi. Ürünlerinizin çalışma prensipleri, enerji performansı ve sürdürülebilirlik yaklaşımı açısından hangi yenilikçi çözümleri sunduğunu anlatabilir misiniz?

Ürünlerimizin geliştirme ve çalışma prensiplerinin temelinde üç ana unsur yer alıyor: Çevreye duyarlılık, yüksek enerji verimliliği ve kullanıcıya sağlanan maksimum tasarruf. Tüm Ar-Ge ve üretim süreçlerimizi bu üç öncelik doğrultusunda şekillendiriyoruz.

Bu yaklaşımımızın somut çıktılarından biri olan Gaz Adaptif Sistemli kombilerimiz, yakıt tüketimini optimize ederek enerji kullanımını minimum seviyede tutuyor. Bununla birlikte, ürünlerimizde kullanılan gelişmiş izolasyon teknolojileri sayesinde ısı kaybı en aza indiriliyor; böylece hem gereksiz enerji tüketiminin hem de çevresel etkinin önüne geçiliyor.

Ayrıca kombilerimizin NOx Sınıf 6 seviyesinde olması, düşük emisyon değerleriyle çevre dostu bir performans sunmamıza olanak tanıyor. Ürünlerimizde tercih ettiğimiz yüksek kaliteli komponentler ise cihazların uzun ömürlü olmasını sağlayarak kaynak kullanımını azaltıyor ve dolaylı olarak karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sunuyor.

Bunların yanı sıra en son Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında önemli bir adım atarak H2 Ready Sertifikası aldık. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz kombilerimiz, doğal gazla birlikte yüzde 20 oranında hidrojen kullanımına uyumlu olacak şekilde tasarlandı. Bu da geleceğin enerji dönüşümüne bugünden hazır olduğumuzu gösteriyor.

Yakın zamanda üretimine başladığımız yeni nesil eşanjör tasarımımız da sürdürülebilirlik yaklaşımımızın önemli bir parçası. Bu yenilikçi tasarım ile enerji verimliliğini artırmayı, karbon salımını azaltmayı ve kullanıcılarımıza daha uzun ömürlü, yüksek performanslı çözümler sunmayı hedefliyoruz.

Ürünlerimizin en verimli şekilde kullanılmasını destekleyen dijital çözümler de geliştiriyoruz. Bu alandaki öne çıkan uygulamalarımızdan biri olan RecoWa, Wi-Fi Akıllı Oda Termostatı ile entegre çalışarak enerji tüketimini optimize ediyor. Mobil uygulama üzerinden kullanıcıların yaşam alışkanlıklarına göre ısıtma sistemlerini yönetebilmesine olanak tanıyan RecoWa, daha düşük enerji tüketimi ve daha az karbon salımı ile sürdürülebilir bir kullanım deneyimi sunuyor.

3. Projelerde tercih edilen ürün ve hizmetleriniz; yatırımcı, proje geliştirici ve son kullanıcı açısından ne gibi avantajlar sağlıyor?

Enerji tasarrufu, işletme maliyetleri, uzun ömürlülük ve konfor kriterleri açısından yarattığınız katma değeri nasıl tanımlarsınız?

Projelerde kendimizi sadece bir ürün tedarikçisi olarak değil bir çözüm ortağı olarak görüyoruz. Uzman kadromuz ile birlikte projeyi oluşturanlar ile tüm süreçte yer alarak söz konusu proje için en doğru ve en uygun maliyetli ürünü seçmek için çalışıyoruz. Konut projelerine, proje ve inşaat firmalarına çok hızlı ve efektif çözümler sunabiliyoruz. Ürünlerimiz özelinde değerlendirdiğim zaman; duvar tipi çelik eşanjörlü premix yoğuşmalı kazan serimiz kolay kurulumu, yüksek performansı, tasarruflu ve uzun ömürlü olması gibi öne çıkan özellikleri ile konut, üniversite, okul, lojman ve otel gibi büyük projeler tarafından tercih ediliyor. Hızlı ısı yayılımı sağlayan panel radyatörlerimiz yüksek korozyon direnci ve dayanıklı yapısı ile uzun ömürlü kullanım sağlıyor. Panel radyatördeki farklı çeşitlerimiz mekanlara aynı zaman estetik ve konfor da sunuyor. Doğru projelendirilmiş bir panel radyatör sistemi kombi ile birlikte maksimum verim sağlayabiliyor.  

Kombi ve duvar tipi yoğuşmalı kazan ürün gamımızda farklı kapasite seçenekleri var. Bunların hepsinin ortak noktası maksimum verim, düşük gaz tüketimi, kolay kurulum kompakt ve aynı zamanda şık tasarımlara sahip olması. Son kullanıcı açısından tüm bunlar tasarrufa ve konfora dönüşürken, projeciler tarafından da düşük merkezi sistem alt yapı maliyeti sağlıyor. 

4. Türkiye iklimlendirme pazarındaki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Pazar payı, segment odakları ve bölgesel yaygınlık açısından güçlü yönleriniz nelerdir?

Önümüzdeki döneme ilişkin büyüme ve yatırım hedeflerinizi de paylaşır mısınız?

Warmhaus iklimlendirme sektöründeki yolculuğuna 1996 yılında panel radyatör üretimi ile başladı. Şirketimiz 2016 yılının Eylül ayında kombi üretimine başladı. Cihaz tarafında nispeten genç bir marka olsak da ısıtma sektöründe 30 yıllık bir geçmişe sahibiz. Sektörümüzde hızla yaygınlaşan ve büyüyen bir marka olarak hedefimiz hiçbir zaman yalnızca üretmek olmadı. Her zaman odağımızda fark yaratan inovatif ürünler geliştirerek sektörümüze yön vermek yer aldı. Nitekim bu kapsamda da Gaz Adaptif Sistemli kombi, kendi kapasitesinde dünyanın en küçük kombisi gibi örneklerini verebileceğim pek çok ilki de sektörümüze kazandırdık.  Ürünlerimizin ülkemizdeki yaygınlığını ise en iyi şu cümle ile ifade edebilirim; Türkiye’de radyatör kullanılan her 5 evden birini Warmhaus fabrikasında ürettiğimiz ürünler ısıtıyor. Kombi üretiminde her zaman kalite odaklı çalıştık. Tüketicilerin ısınma ihtiyacını tasarruf ederek karşılamasını sağlamak için özellik ve kalitesi ile üst segment olan ürünlerimizi, orta segment fiyatına satıyoruz.

2023 yılının sonlarına doğru TEKNOSAB’daki yeni üretim tesisimize taşınmıştık. Üretim tesisi anlamında uzun vadede yeni bir yatırım planlamıyoruz. Kısa vadeli iş hedeflerimiz arasında soğutma kanalına girmek yer alıyor. Ayrıca üretim tesisimiz bünyesinde bir Ar-Ge Merkezi açmayı planlıyoruz. Yurtiçi pazarlarda, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde doğal gaz altyapısının yeni devreye alındığı yerleşimlerde büyüme potansiyelini yakından takip ediyoruz. Bu bölgelerde artan talebe hızlı ve etkin şekilde yanıt verebilmek adına yetkili satıcı ve servis ağımızı stratejik olarak genişletmeye ve güçlendirmeye yönelik yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.

Yurtdışında ise yeni pazarlara açılmak ve mevcut pazarlardaki konumumuzu daha da sağlamlaştırmak 2026 yılı öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Global ölçekte rekabet gücümüzü artıracak adımlar atarken, sürdürülebilir büyüme stratejimiz doğrultusunda ilerlemeye devam ediyoruz.

5. AR-GE yatırımlarınızın sektörel gelişime katkısı hakkında neler söylemek istersiniz? Özellikle dijitalleşme, akıllı sistem entegrasyonları ve yüksek verimlilik odağında yürüttüğünüz çalışmalar nelerdir?

Yakın vadede piyasaya sunmayı planladığınız yeni ürün veya hizmet modelleri hakkında ipuçları verebilir misiniz? 

Her yaşam alanı için kaliteli, güvenilir ve fark yaratan çözümler bulmak için çalışıyoruz. Pek çok farklı yaşam alanı var. Kullanıcıların yaşam tarzları ihtiyaçları da farklılık gösteriyor. İklimlendirme sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olarak bu değişimi yakalayabilmeniz, ihtiyaçlara çözüm üretebilmeniz için yenilikçi bir bakış açısına sahip olmanız, yeni yaşam standartlarına uygun teknolojik ve dijital çözümler sunmanız gerekiyor. Ayrıca 40’tan fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. Farklı coğrafyaların ihtiyaçlarına cevap verebilecek esneklikte olmaz iseniz rekabet edemezsiniz. Biz tüm bu bahsettiğim konularda avantajlı konumdayız. Çünkü çevik ve dinamik bir Ar-Ge ekibimiz var. Üretim altyapımız ve teknolojik gücümüz sayesinde ürünlerimizin donanım ve yazılımlarını ihtiyaçlara göre hızlı şekilde uyarlayabiliyoruz. Ar-Ge tarafında geliştirdiğimiz ürünlerde ve ürünlerimizde kullandığımız teknolojilerde enerji ve su gibi kaynakların verimli kullanımını sağlamak, kullanıcıya tasarruf sağlayabilmek ve tabi çevreye zarar vermeyecek ürünlerin geliştirilmesi öncelikli konularımız arasında olarak yer alıyor. Ürünlerimizin en verimli şekilde kullanılabilmesi için dijital trendler doğrultusunda çözümler sunuyoruz. Kullanıcıya kolaylık ve konfor sağlayacak mobil cihazlar için özel uygulamalar geliştiriyoruz. 

2026 yılında da yeni ürün ve hizmetler için Ar-Ge Bölümümüz ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bunlara birkaç örnek vermem gerekirse; Mart ayında hali hazırda yurtdışı pazarlar için ürettiğimiz yeni nesil pnömatik kombi Glowa’yı yurtiçi pazarlara da sunduk. Yeni endüstriyel yüz tasarımı, yüksek verim, akıllı modülasyon ve XL seviyesinde sıcak su performansı Glowa’nın öne çıkan özellikleri arasında yer alıyor. Glowa’nın geniş modülasyon özelliği ise kombinin kapasitesinin ihtiyaca göre ayarlanmasına ve bu sayede hem gaz hem de elektrik enerjisinden tasarruf edilmesine olanak veriyor. İlk etapta 24 kW ısıtma kapasitesi ile piyasaya sunduğumuz ürünümüzün ilerleyen dönemde  farklı kapasite seçeneklerini de satışa sunmayı planlıyoruz. Diğer bir projemiz ise yüksek kapasiteli şofben. Mevcut 12 litre kapasiteli modelimize ek olarak, 14 litre kapasiteli yeni bir şofben üzerinde çalışmalarımız devam ediyor.

Çok kısa bir süre önce, kombinin adeta kalbi olarak nitelendirilen eşanjörün üretimine başladık. Sektörümüzde büyük ölçüde ithal edilen bu kritik bileşeni kendi bünyemizde üretebilmek adına teknolojik altyapımıza önemli ve stratejik bir yatırım gerçekleştirdik.Bu seviyede kritik bir parçanın üretimi için Ar-Ge ekibimizle birlikte uzun, titiz ve çok aşamalı bir hazırlık süreci yürüttük. Tasarım, mühendislik analizleri, numune üretimleri ve kapsamlı test süreçlerinin başarıyla tamamlanmasının ardından seri üretime geçtik. Geliştirdiğimiz yeni nesil eşanjör tasarımı sayesinde cihazlarımızda yüzde 98’e varan verimlilik seviyesine ulaştık. Bu başarı, hem mühendislik yetkinliğimizin hem de üretim kabiliyetlerimizin geldiği noktayı açıkça ortaya koyuyor. Yüzde yüz yerli sermaye ile üretim yapan bir firma olarak, böylesine kritik bir bileşeni yerli imkanlarla üretmenin ülke ekonomisine sağladığı katkı ise bizim için ayrı bir gurur kaynağıdır.

6. İklimlendirme sistemlerinde satış sonrası hizmetlerin rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Servis ağı, teknik destek, bakım sözleşmeleri ve müşteri deneyimi süreçleri açısından sunduğunuz hizmetler markanızın güvenilirliğine nasıl katkı sağlıyor?

Panel radyatör, kombi ve kazan gibi ürünler uzun ömürlü yapıları gereği kullanıcı konforu ve enerji verimliliği üzerinde doğrudan belirleyici rol oynar. Bu nedenle müşteri deneyimi açısından satış sonrası hizmetlerin kalitesi, en az ürünün teknik performansı kadar kritik bir unsurdur. Warmhaus olarak en kaliteli malzemeler ile en güvenli, kullanıcının maksimum verimi alacağı ve uzun ömürlü ürünler üretmek için çalışıyoruz. Verimlilik anlayışımız sadece ürün ile kısıtlı değil.  Satış sonrası hizmetler, teknik servis gibi tüm süreçlerin verimliliği de bizim için çok önemli. Türkiye’de, 186 yetkili servis noktamız ile faaliyet gösteriyoruz. Yetkili servislerimiz düzenli olarak teorik ve sahada ihtiyaç duyacakları konularda eğitim veriyoruz. Bu eğitimlerle servislerin bilgi birikimlerini pekiştirmeyi ve satış sonrası hizmet süreçlerinde kaliteyi artırmayı hedefliyoruz. Hiç şüphesiz ki güçlü bir servis organizasyonu markaya olan güven ve sadakatin inşa edilmesinde en önemli unsurlardandır.  Bu bilinçle, satış sonrası hizmetlerimizi stratejik bir değer alanı olarak konumlandırmaya devam ediyoruz. 

7. Üretim süreçlerinizden ürünlerin kullanım ömrüne kadar uzanan çevresel etki perspektifinde sürdürülebilirlik yaklaşımınızı nasıl şekillendiriyorsunuz?

Yenilenebilir enerji kullanımı, karbon ayak izi azaltım hedefleri ve döngüsel ekonomi uygulamaları konusunda şirketinizin vizyonunu paylaşır mısınız?

Özellikle küresel iklim krizi, enerji kaynaklarının kullanımı ve enerji güvenliği gibi konular, daha verimli ve farklı enerji türleri ile çalışabilen yeni ürünlere ciddi bir talep oluşturdu. Gerçekleştirdiğimiz tüketici ve Pazar araştırmalarımızda da enerji ve su gibi önemli kaynakların sorumlu kullanımı konusunda farkındalığın arttığını gördük. İklimlendirme sektöründe faaliyet gösteren bir marka olarak, bu dönüşümün bir parçası olmanın ötesinde, yön verici aktörlerinden biri olmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda sürdürülebilirlik yaklaşımımızı; ürün geliştirmeden üretim süreçlerine, satış sonrası hizmetlerden dijital çözümlere kadar tüm değer zincirimizi kapsayacak şekilde bütüncül bir yapıda ele alıyoruz. Markamızın geliştirdiği ürünlerde ve kullandığı teknolojilerde kaynakların verimli kullanımı önemli özelliklerinin başında geliyor. Kaynakların en verimli şekilde kullanılmasını sağlayan çevreci ürünler geliştiriyoruz. Sadece ürün verimliliği değil aynı zamanda kullanıcılarımıza sunduğumuz satış sonrası hizmetler, dijital uygulamalar gibi tüm süreçleri verimli şekilde inşa etmeye çalışıyoruz.

Üretim süreçlerimizde de sürdürülebilir üretim bizim için çok önemli bir konu. Fabrikamızdaki hatlarımızdaki otomasyon kontrolü ile verimliliğimizi artırarak enerji kullanımını düşüyoruz. Tesis alt yapımızda aynı zamanda enerji verimliğini sağlayan yüksek enerji sınıfına sahip elektrik motorları ve modülasyonlu pompa sistemleri kullanıyoruz.  Ters ozmoz sistemimizde oluşan atık suyun geri kazanımına yönelik de iyileştirme çalışması yürütüyoruz. Bu uygulama ile proses suyu tekrar sisteme kazandırılarak bu sayede yıllık yaklaşık 2.250 m³ su tasarrufu sağlanarak doğal kaynak tüketimi azaltılacaktır.  Önümüzdeki dönemde de yenilenebilir enerji ile uyumlu ürün portföyümüzü genişleterek, karbon ayak izimizi azaltan ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen çözümler geliştirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.

Okumaya Devam Et

GENEL

Enerji ve Kaynak Teknolojilerinde Global Güç: Fronius’un Sürdürülebilir Gelecek Vizyonu

Yayınlandı

-

Nusret Bilen Fronius Türkiye Genel Müdürü


Kaynak teknolojilerinden güneş enerjisine uzanan geniş çözüm portföyüyle Fronius, enerji verimliliği, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımıyla hem sanayide hem de enerji sektöründe geleceğin dönüşümüne yön veriyor.

  1. Öncelikle Fronius’u daha yakından tanıyabilir miyiz? Şirketin global faaliyet alanları, temel teknoloji odakları ve Türkiye’deki yapılanması hakkında bilgi verebilir misiniz?

1945 yılında Avusturya’da kurulan Fronius, elektrik enerjisinin üretilmesi, dönüştürülmesi ve verimli şekilde kullanılması alanlarında dünya çapında faaliyet gösteren bir teknoloji şirketi. Kuruluşumuzdan bu yana inovasyon odaklı bir yaklaşım benimsiyor ve faaliyetlerimizi Fronius Welding ile Solar & Energy olmak üzere iki stratejik iş segmenti etrafında şekillendiriyoruz.

Fronius Welding iş segmenti kapsamında endüstriyel üretime yönelik yüksek hassasiyetli, verimli ve güvenilir kaynak teknolojileri geliştiriyoruz. Enerji verimliliği yüksek kaynak sistemlerimiz, proses optimizasyonu sayesinde hatalı üretim oranlarını düşürerek malzeme ve enerji israfını azaltıyor. Bu çözümler otomotivden ağır sanayiye kadar birçok sektörde üretim kalitesini ve verimliliği artırmaya katkı sağlıyor.

Solar & Energy tarafında ise inverter teknolojileri, enerji depolama sistemleri ve dijital enerji yönetim çözümleriyle bireysel, ticari ve endüstriyel kullanıcıların sürdürülebilir enerjiye geçişini destekliyoruz. Bugün yaklaşık 7 bin çalışanımız, dünya genelindeki 37 iştirakimiz ve 60’tan fazla ülkede yaygın servis ve partner ağımızla faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Türkiye’de ise güçlü bir organizasyon yapımız bulunuyor. Satış, servis, teknik destek ve eğitim ekiplerimizin yanı sıra geniş iş ortağı ve servis ağımız sayesinde hem sanayi hem de enerji sektöründe müşterilerimize hızlı ve güvenilir çözümler sunuyoruz. Türkiye pazarı Fronius için stratejik öneme sahip ve uzun yıllardır burada güçlü bir teknoloji partneri olarak konumlanıyoruz.

  1. Günümüzde sürdürülebilirlik, sanayi ve teknoloji şirketlerinin stratejik gündeminde önemli bir yer tutuyor. Fronius’un kurumsal sürdürülebilirlik yaklaşımını ve bu alandaki önceliklerini nasıl tanımlarsınız?

Sürdürülebilirlik bizim için uzun vadeli gelişim stratejisinin temel unsurlarından biri. Enerji verimliliği, kaynakların sorumlu kullanımı ve uzun ömürlü teknolojiler geliştirmek, tüm faaliyetlerimizin merkezinde yer alıyor. Bu yaklaşımı çevresel sorumluluk, ekonomik sürdürülebilirlik ve toplumsal katkı başlıkları altında ele alıyoruz. Solar & Energy iş segmentimizde geliştirdiğimiz inverter teknolojileri ve enerji yönetim çözümleri, yenilenebilir enerjinin daha verimli kullanılmasına katkı sağlıyor. Fronius Welding tarafında ise sürdürülebilirliği üretim süreçlerinin verimliliği üzerinden ele alıyoruz. Enerji tasarrufu sağlayan kaynak teknolojileri, sıfır hata ve minimum atık yaklaşımıyla üretim hatlarında hem enerji tüketimini hem de malzeme kaybını azaltıyor. Uzun ömürlü ve tamir edilebilir ürün yapımız da ekipmanların kullanım süresini uzatarak kaynak tüketiminin azaltılmasına katkı sağlıyor.

  1. Enerji dönüşümü küresel ölçekte hız kazanırken şirketlerin enerji yönetimi ve verimlilik konularındaki sorumlulukları da artıyor. Fronius bu dönüşüm sürecine hangi çözümleri ve teknolojileriyle katkı sunuyor?

Yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaşmasıyla birlikte enerji üretimi, tüketimi ve yönetimi konusunda daha bağlantılı ve veri odaklı sistemlere ihtiyaç duyuluyor. Fronius olarak bu dönüşüme özellikle Solar & Energy iş segmentimiz kapsamında geliştirdiğimiz teknolojilerle katkı sağlıyoruz. Geliştirdiğimiz inverter teknolojileri güneş enerjisinin verimli şekilde kullanılmasını mümkün kılarken Solar.web platformu sayesinde kullanıcılar enerji üretim ve tüketim verilerini gerçek zamanlı olarak izleyebiliyor. Bu sayede enerji yönetimi daha şeffaf ve daha verimli hale geliyor. Bu yaklaşımı “Güneşin gücüyle, 24 saat kesintisiz bağlantı” anlayışıyla ifade ediyoruz. Öte yandan Fronius Welding tarafında da üretim süreçlerinde enerji verimliliğini artıran teknolojiler geliştiriyoruz. Modern kaynak sistemlerimiz daha düşük enerji tüketimiyle yüksek performans sunarken proses stabilitesi sayesinde yeniden işleme ve hurda oranlarını azaltıyor. Bu da sanayide sürdürülebilir üretime doğrudan katkı sağlıyor.

  1. Solar & Energy alanındaki çözümleriniz enerji üretimi ve tüketimi konusundaki dönüşüm sürecinde nasıl bir rol üstleniyor?

Yenilenebilir enerji sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte enerji üretimi daha dağıtık ve daha esnek bir yapıya dönüşüyor. Bu yeni enerji ekosisteminde enerjinin doğru şekilde yönetilmesi ve tüketimle dengelenmesi büyük önem taşıyor. Solar & Energy çözümlerimiz bu dönüşümde önemli bir rol üstleniyor. Geliştirdiğimiz inverter teknolojileri sayesinde güneş enerjisinden maksimum verim elde edilmesini sağlıyoruz. Ayrıca Fronius teknolojilerinin önemli bir özelliği de Avrupa’da üretim anlayışına dayanmasıdır. “Powered by Europe” yaklaşımıyla geliştirilen sistemlerimiz Avusturya mühendislik standartlarını yansıtırken aynı zamanda krizlere dayanıklı ve güvenilir bir tedarik zinciri yapısına sahip. Bu sayede müşterilerimize uzun vadeli, güvenilir ve yüksek performanslı enerji sistemleri sunabiliyoruz.

  1. Sürdürülebilirlik günümüzde üretim süreçleri, ürün yaşam döngüsü ve kurumsal operasyonlar gibi birçok başlığı kapsıyor. Fronius bu alanlarda nasıl bir yaklaşım benimsiyor?

Sürdürülebilirlik yalnızca enerji üretimiyle sınırlı bir başlık değil; ürün tasarımından üretim süreçlerine kadar geniş bir perspektifi kapsıyor. Bu nedenle Fronius olarak ürünlerimizi mümkün olan en uzun ömürlü olacak şekilde tasarlamaya büyük önem veriyoruz. Ürünlerimizin tamir edilebilir yapıda olması bu yaklaşımın önemli bir parçası. Birçok sektörde ekipmanlar arıza durumunda tamamen değiştirilirken, Fronius teknolojilerinde parça bazlı tamir ve bakım mümkün. Bu sayede hem ürün ömrü uzuyor hem de kaynak tüketimi azalıyor.

Aynı zamanda Fronius Welding segmentinde geliştirdiğimiz yüksek verimli kaynak sistemleri, üretim hatlarında hata oranlarını düşürerek malzeme kaybını azaltıyor. Solar & Energy tarafında ise enerji verimliliği yüksek inverter teknolojileri ve dijital enerji yönetimi çözümleri sayesinde daha sürdürülebilir bir enerji kullanımına katkı sağlıyoruz.

  1. Fronius’un dijital çözümleri ve teknolojik altyapısı sürdürülebilir üretim hedeflerini nasıl destekliyor?

Dijitalleşme günümüzde üretim ve enerji yönetimi süreçlerinde önemli bir dönüşüm yaratıyor. Veri analitiği ve bağlantılı sistemler sayesinde performansın daha yakından izlenmesi ve optimize edilmesi mümkün hale geliyor. Solar & Energy tarafında Solar.web platformumuz kullanıcıların sistemlerini gerçek zamanlı olarak izlemesine olanak tanıyor. Enerji üretimi, tüketimi ve depolama verileri tek bir platform üzerinden analiz edilebiliyor. Bu yaklaşım enerji verimliliğini artırırken kullanıcıların daha bilinçli enerji yönetimi kararları almasına yardımcı oluyor. Fronius Welding tarafında ise dijital kaynak çözümleri üretim hatlarında süreç verilerini analiz ederek kaliteyi ve verimliliği artırıyor. Bu sayede hem enerji tüketimi hem de malzeme kaybı azalıyor.

  1. Önümüzdeki yıllarda enerji ve sanayi alanlarında sürdürülebilirlik açısından nasıl bir dönüşüm öngörüyorsunuz? Fronius’un bu dönüşümdeki rolü sizce nasıl şekillenecek?

Önümüzdeki yıllarda yenilenebilir enerji kaynaklarının payı artarken enerji depolama, dijital enerji yönetimi ve akıllı şebeke çözümleri bu dönüşümün önemli parçaları olacak. Fronius olarak bu dönüşümün aktif bir parçası olmayı hedefliyoruz. Solar & Energy tarafında güneş enerjisi sistemlerinin daha bağlantılı ve daha akıllı hale gelmesini sağlayan teknolojiler geliştirmeye devam edeceğiz. Solar.web gibi dijital platformlar sayesinde kullanıcıların enerji üretimlerini daha etkin şekilde yönetebildiği bir ekosistem oluşacağını öngörüyoruz. Sanayi tarafında ise Fronius Welding teknolojileri üretim süreçlerinde enerji verimliliğini artıran ve hatalı üretimi minimize eden çözümler sunmaya devam edecek. “Powered by Europe” yaklaşımıyla geliştirilen, uzun ömürlü ve tamir edilebilir ürünlerimiz sayesinde hem sürdürülebilir üretime hem de güvenilir teknoloji altyapısına katkı sağlamayı sürdüreceğiz.

Okumaya Devam Et

GENEL

Siemens, Hannover Messe 2026’da  Endüstriyel Yapay Zekayı Sahneye Taşıyor

Yayınlandı

-

  • Sanayi için artan dayanıklılık ve rekabet gücü
  • Kalite ve verimliliği artırmak için sektöre özel yapay zeka çözümleri
  • Veri merkezlerinin büyük ölçüde artan enerji gereksinimlerini karşılayacak çözümler

Bu yılki Hannover Messe’de, Siemens yeni dijital çözümlerin endüstriyi ve bir üretim üssü olarak Avrupa’yı geleceğe nasıl hazırladığını gözler önüne serecek. Özellikle beceri eksikliği, kıt kaynaklar, değişken piyasalar ve artan karmaşıklık ortamında, yapay zeka ve kapsamlı bir dijital ikiz gibi teknolojiler, inovasyonu hızlandırarak, üretkenliği artırarak ve şirketlerin kaynak verimliliğini geliştirerek belirleyici rekabet avantajları sağlayabilir.

Siemens AG Başkanı ve CEO’su Roland Busch konuyla ilgili şunları söyledi: “Endüstriyel yapay zeka gelecekte endüstride kimin liderlik edeceğini belirleyecek. Bu nedenle, tasarım ve mühendislikten üretim ve işletmeye kadar yapay zekayı gerçek dünyaya taşıyan endüstriyel bir yapay zeka işletim sistemi inşa ediyoruz. Bu da müşterilerimize net bir rekabet avantajı sağlayarak onları daha hızlı, daha verimli ve daha esnek hale getiriyor.”

Hannover Messe’de, Siemens özellikle robotik alanındaki yeni endüstriyel yapay zeka ürünlerini ve projelerini sergilerken, yeni teknolojilerin tedarik zincirlerini ve lojistik süreçlerini nasıl daha esnek hale getirebileceğini gösterecek.

Siemens standında, günümüz teknolojisinin halihazırda neler sunabildiği ve birkaç yıl içinde fabrikalarda günlük işleyişin nasıl şekillenebileceği de vurgulanacak.

Bu yılın odak noktalarından biri de tüketim ürünleri sektörü. Siemens, ABD’li gıda üreticileri Pringles ve PepsiCo’nun değer zincirlerini nasıl dijitalleştirdiğini Şirketlerin endüstriyel yapay zekadan yararlanarak verilerinden katma değer üretmesiyle ürünlerini pazara daha hızlı ve daha güvenilir bir şekilde sunabilmesi de bu kapsamda ele alınacak. Örneğin, ürün şartnameleri doğrudan tariflerle bağlantılı olacak, lojistik, depolama ve tedarik zincirleri birbirine bağlanacak ve böylece tamamen şeffaf ve izlenebilir olacak. Siemens standında ayrıca, doğrudan müşterinin bulunduğu yerde inşa edilebilen ve yerel pazar değişikliklerine çok hızlı yanıt vermek için simülasyon teknolojisi ve yapay zeka kullanan esnek, modüler bir mini fabrika olan pop-up fabrika da vurgulanacak.

Ziyaretçiler üretimin geleceği hakkında da fikir sahibi olacak. İnovasyon Merkezinde, ziyaretçiler endüstriyel yapay zekanın giderek daha otonom hale gelen bir endüstriyi nasıl şekillendirdiğini görecek. Katmanlı üretim kullanılarak ayakkabı tabanlarının esnek bir şekilde üretilmesi buna yönelik bir örnek olarak ön plana çıkıyor. Kullanıcılar bireysel özelleştirme taleplerini bir yapay zeka sohbet arayüzü aracılığıyla giriyor. Daha sonra, arka plandaki yapay zeka doğru tasarım araçlarını koordine ediyor. Üretim yapay zeka ajanları tarafından otonom olarak yönetiliyor, insansı robotlar ayakkabıları üretim süreci boyunca taşıyor ve yapay zeka kontrollü robotlar bitmiş ürünü paketliyor.

Veri merkezlerinin büyük ölçüde artan enerji gereksinimleri de Siemens standında odak noktası olacak. Günümüzde her 100 enerji santralinden biri yalnızca veri merkezlerini desteklemek için çalışıyor. 2030 yılına kadar bu sayı her 10 enerji santralinden birine yükselebilir. Bu merkezler, doğru akımla (DC) çalışan verimli, yüksek performanslı güç şebekelerine ihtiyaç duymaktadır. DC güç şebekeleri daha yüksek güç yoğunlukları sağlamakta ve yeni nesil veri merkezleri için temel oluşturmaktadır. Güneş enerjisi ve batarya depolama gibi yenilenebilir enerji kaynakları da bu şebekelere entegre edilebilir. Sonuç olarak, operatörler yalnızca daha fazla verimlilikten değil, aynı zamanda piyasadaki dalgalanmalardan bağımsız olarak daha sürdürülebilir ve istikrarlı bir enerji arzından da faydalanacak. Bu çerçevede Siemens, DC güç şebekelerinin gereksinimlerine göre uyarlanmış ilk yarı iletken tabanlı koruma ve anahtarlama sistemini sunacak. Bu teknoloji DC’yi olağanüstü hız ve hassasiyetle koruyup gerekli geçişi gerçekleştirmektedir.

Siemens, Hannover Messe’deki 20-24 Nisan 2026 tarihleri arasında 27. Salon’daki A48 numaralı stantta yer alacak. Şirket, 20 Nisan günü saat 17:45’te Siemens standında bir basın toplantısı düzenleyecek. Konferans çevrim içi olarak da canlı yayınlanacak. Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in 20 Nisan sabahı Siemens standını ziyaret etmesi bekleniyor.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye