Legrand Türkiye Grubu, Dijital ve Akıllı Altyapı Çözümleriyle Dönüşüme Yön Veriyor  - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Legrand Türkiye Grubu, Dijital ve Akıllı Altyapı Çözümleriyle Dönüşüme Yön Veriyor 

Yayınlandı

-

Legrand Türkiye Grubu CMO’su Gül Sevinç Selçuk

 

Elektriksel ve dijital altyapı çözümlerinde global bilgi birikimini yerel üretim gücüyle birleştiren Legrand Türkiye Grubu, dijitalleşmeyi üretimden tedarik zincirine, kalite yönetiminden müşteri deneyimine kadar tüm süreçlerinin merkezine alıyor. 

 

  1. Öncelikle, firmanızı ve faaliyet alanlarınızı kısaca tanıtabilir misiniz? 2026 yılının ilk yarısı özelinde sektörün mevcut görünümünü ve sektördeki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Fransa merkezli Legrand Grup’un Türkiye ayağı olarak, 170’i aşkın ülkede faaliyet gösteren, 38 binden fazla çalışanı ve yaklaşık 300 bin farklı ürün referansıyla global çapta güçlü bir yapının parçasıyız. Türkiye’de ise 1000’in üzerinde çalışanımız, Gebze’de yer alan 2 üretim tesisimiz, Ümraniye’deki Genel Müdürlük kampüsümüz ve bölge müdürlüklerimiz ile faaliyet gösteriyoruz. Konutlardan ticari ve endüstriyel yapılara kadar birçok farklı alanda; trafo, şalt ürünleri, dağıtım panoları, UPS, kablo taşıma sistemleri, anahtar-priz, ev otomasyonu, yapısal kablolama ve aydınlatma kontrol sistemleri gibi uçtan uca elektriksel ve dijital altyapı çözümleri sunuyoruz.

 

2026 yılının ilk yarısına baktığımızda, yapı ve elektrik altyapısı sektörünün enerji verimliliği, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ekseninde dönüşümünü sürdürdüğünü görüyoruz. Akıllı bina teknolojilerine yönelik talebin artması, enerji yönetimi çözümlerine yapılan yatırımlar ve güvenilir elektrik altyapısına duyulan ihtiyaç, sektörün gelişimini destekleyen başlıca dinamikler arasında yer alıyor. Legrand Türkiye Grubu olarak biz de güçlü üretim altyapımız, geniş ürün portföyümüz ve yenilikçi çözümlerimizle bu dönüşümün önemli oyuncularından biri olmayı sürdürüyoruz. Yerel üretim gücümüzü global bilgi birikimimizle birleştirerek hem iç pazarda hem de ihracatta büyümemizi sürdürürken, sektörün dönüşümüne yön veren çözümler geliştirmeye devam ediyoruz.

 

  1. Dijitalleşme rekabet koşullarınızı nasıl değiştirdi? Veri yönetimi ve gerçek zamanlı analiz, karar alma süreçlerinizde nasıl bir rol oynuyor? Son dönemde üretim tesislerinizde hayata geçirdiğiniz otomasyon, akıllı üretim veya Endüstri 4.0 uygulamalarından öne çıkan örnekleri paylaşabilir misiniz?

 

Dijitalleşme, günümüzde üretim süreçleriyle birlikte rekabetin dinamiklerini de yeniden şekillendiriyor. Legrand Türkiye Grubu olarak dijital teknolojileri üretimden tedarik zincirine, kalite yönetiminden müşteri deneyimine kadar tüm iş süreçlerimize entegre ederek daha çevik, verimli ve sürdürülebilir bir operasyon yapısı oluşturuyoruz. Bu yaklaşım, değişen müşteri beklentilerine daha hızlı yanıt vermemizi sağlarken, küresel ölçekte rekabet gücümüzü de artırıyor.

 

Veri yönetimi ve gerçek zamanlı analiz ise karar alma süreçlerimizin temelini oluşturuyor. Üretim performansını anlık olarak izleyebiliyor, olası aksaklıklara proaktif şekilde müdahale edebiliyor ve bakım planlamasından kapasite kullanımına kadar birçok operasyonel kararı veri odaklı olarak yönetebiliyoruz. Büyük veri analitiği sayesinde önleyici bakım uygulamalarımızı güçlendirirken, süreçlerimizi sürekli iyileştirme anlayışıyla geliştiriyoruz.

 

Dijital dönüşüm yolculuğumuz, Legrand Grup’un Endüstri 4.0 vizyonu doğrultusunda şekilleniyor. Özellikle Nesnelerin İnterneti (IoT) ile haberleşen bağlı fabrikalar kurma hedefimiz çerçevesinde; toplam ekipman etkinliği (OEE) optimizasyonu, iş birliğine dayalı robot teknolojileri (COBOT), otomatik güdümlü araçlar (AGV) ve anlık veri aktarabilen otomatik kontrol hatları gibi pek çok uygulamayı devreye alıyoruz. Üretim süreçlerimizi uçtan uca dijitalleştirerek yalnızca operasyonel verimliliğimizi artırmakla kalmıyor, aynı zamanda büyük veri analizi ile önleyici bakım ve sürekli iyileştirme süreçlerimizi de daha etkin yönetiyoruz.

 

Son kullanıcılar için geliştirdiğimiz Living Now with Netatmo ve Classia with Netatmo gibi akıllı kontrol çözümleriyle aydınlatma, perde ve prizlerin uzaktan yönetimini sağlarken; Netatmo markamız altında sunduğumuz akıllı güvenlik, hava kalitesi ve iklimlendirme çözümleriyle kullanıcıların yaşam alanlarını mobil cihazları üzerinden her an, her yerden yönetebilmelerine olanak tanıyoruz. Dijitalleşmeyi, hem operasyonlarımızı dönüştüren hem de müşterilerimize daha güvenli, daha verimli ve daha sürdürülebilir yaşam alanları sunmamızı sağlayan stratejik bir yaklaşım olarak değerlendiriyoruz.

 

  1. BIM, dijital ikiz, artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) veya nesnelerin interneti (IoT) gibi teknolojiler ürün geliştirme ya da proje süreçlerinizde nasıl yer buluyor? Yapay zekâ destekli sistemlerin önümüzdeki yıllarda yapı malzemeleri ve inşaat sektöründe hangi alanlarda yaygınlaşacağını öngörüyorsunuz?

 

Yapı Bilgi Modellemesi (BIM), Legrand Grup’un dijitalleşme stratejisinin temel yapı taşlarından biri olarak ürün geliştirme ve proje süreçlerimizde önemli bir rol oynuyor. Ürünlerimizin BIM platformlarına entegre edilmesi sayesinde, tasarım aşamasından uygulama ve işletme süreçlerine kadar tüm paydaşların aynı dijital model üzerinden çalışmasını destekliyor; projelerin daha hızlı, verimli ve koordineli ilerlemesine katkı sağlıyoruz.

 

Dijital dönüşümümüz, üretim süreçlerimizin yanı sıra ürün ve çözüm portföyümüze de güçlü şekilde yansıyor. Akıllı bina teknolojileri ve IoT çözümleri konusunda sektör liderleriyle iş birlikleri gerçekleştiriyor, binaların IT altyapısını temel alan ortak platformlar üzerinde farklı hizmetleri buluşturuyoruz. Ethernet Üzerinden Güç (PoE) gibi standartların gelişimi sayesinde, binalarda kullanılan düşük voltajlı kablo altyapılarına daha fazla cihazın entegre edilmesini sağlıyoruz.

 

Yapay zeka ise bu dijital dönüşümün en önemli itici güçlerinden biri olarak öne çıkıyor. Önümüzdeki dönemde yapay zekanın özellikle akıllı bina yönetimi, enerji verimliliği, kestirimci bakım, tasarım optimizasyonu ve proje planlama gibi alanlarda çok daha yaygın kullanılacağını öngörüyoruz. Dijital teknolojilerin daha fazla entegre olduğu bu yeni dönemde, veriye dayalı karar alma mekanizmaları güçlenirken, daha güvenli, daha verimli ve daha sürdürülebilir yapıların geliştirilmesi mümkün olacak. Legrand Türkiye Grubu olarak biz de global bilgi birikimimizi yerel uygulamalarla buluşturarak bu dönüşümün önemli paydaşlarından biri olmayı sürdüreceğiz.

 

  1. Dijital gelişiminiz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ürünleriniz ve hizmetleriniz ilgili bilgi alabilir miyiz? Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün çeşitliliğine sahipsiniz? Ürünlerinizin çalışma prensipleri ile müşterilerinize sunduğunuz avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir?

 

Son dönemde enerji verimliliğini, bağlantılı yaşamı ve akıllı bina teknolojilerini odağına alan ürün ve çözümlerimizi geliştirmeye devam ediyoruz. IoT tabanlı sistemlerimiz, akıllı bina otomasyonu çözümlerimiz ve gelişmiş enerji yönetimi teknolojiye sahip ürünlerimizle kullanıcıların değişen ihtiyaçlarına yanıt verirken, binaların daha güvenli, verimli ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesine katkı sağlıyoruz.

 

Ürün ve çözüm portföyümüzü konut, ticari ve endüstriyel yapılar için farklı segmentasyonlarda sunuyoruz. Her segmentin ihtiyaçlarına uygun olarak geliştirdiğimiz ürün grupları, kullanım amacına, uygulama alanına ve ölçeğe göre farklılaşıyor.

 

Konut segmentinde, kullanıcıların yaşam konforunu artıran, enerji yönetimini kolaylaştıran ve güvenliği sağlayan çözümler sunuyoruz. Akıllı anahtar-priz serilerimiz (Living Now with Netatmo, Classia with Netatmo gibi), ev otomasyon sistemleri, akıllı aydınlatma kontrol çözümleri, akıllı güvenlik sistemleri, sensörler ve zaman saatleri gibi ürünler, enerji verimliliğini artırırken konfor ve estetik beklentilerine de yanıt veriyor.

 

Ticari binalarda, daha kapsamlı enerji yönetimi ve bina otomasyonu çözümleri öne çıkıyor. Aydınlatma kontrol sistemleri, KNX tabanlı bina yönetimi sistemleri, acil aydınlatma çözümleri, yapı kablolama sistemleri, enerji analizörleri, sensörler, UPS sistemleri ve düşük kayıplı transformatörler gibi ürünler; binaların enerji verimliliğini artırmak, operasyonel sürekliliğini sağlamak ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sunmak için kullanılıyor.

 

Endüstriyel segmentte ise daha yüksek kapasiteli ve dayanıklı çözümler sunuyoruz. Şalt ürünleri, dağıtım panoları, endüstriyel tip UPS çözümleri, kablo taşıma sistemleri, enerji analizörleri, yeşil transformatörler, otomasyon sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları ve gelişmiş enerji izleme çözümleri ile endüstriyel tesislerin kesintisiz ve güvenli çalışmasını sağlıyoruz.

 

Her üç segmentte de sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve enerji verimliliği temel önceliklerimiz arasında yer alıyor. Böylece farklı ölçek ve ihtiyaçlara göre özelleştirilmiş uçtan uca çözümler sunabiliyoruz.

 

  1. Sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşmada dijital teknolojiler nasıl bir katkı sağlıyor? Dijitalleşme, karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda; kaynak yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?

 

Sürdürülebilirlik hedeflerimize ulaşmada dijital teknolojiler önemli bir rol oynuyor. Operasyonel süreçlerimizdeki teknolojik dönüşüm; tedarikten üretime, üretimden satışa kadar tüm aşamalarda sürdürülebilirlik, verimlilik ve dijitalleşme odaklı yatırımlarımızla şekilleniyor. Dijital izleme, otomasyon ve veri odaklı yönetim anlayışı sayesinde enerji tüketimini ve kaynak kullanımını daha etkin yönetirken, karbon emisyonlarımızı azaltmaya yönelik çalışmalarımızı da destekliyoruz. Legrand Global’in 2050 yılına kadar değer zinciri genelinde net sıfır karbon hedefi doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda, enerji verimliliğini artıran teknolojilere yatırım yapıyor, üretim süreçlerimizde yenilenebilir enerji kullanımını yaygınlaştırıyor ve kaynaklarımızı daha verimli kullanmaya odaklanıyoruz.

 

Ayrıca, Gebze fabrikamızın çatısına kurduğumuz güneş panelleriyle yenilenebilir enerji kaynaklarını üretim süreçlerimize entegre ediyoruz. Makina parkurumuza eklediğimiz elektrikli enjeksiyon presleri sayesinde enerji tüketimini azaltmayı ve daha sürdürülebilir üretim süreçleri oluşturmayı hedefliyoruz. Üretim hatlarımızda kullandığımız Endüstri 4.0 uygulamaları, otomasyon sistemleri ve dijital izleme teknolojileriyle süreçlerimizi anlık olarak takip ederken, tedarik zincirimiz ile satış ve satış sonrası hizmetlerimizi de güncel teknolojilerle destekleyerek daha şeffaf, izlenebilir ve verimli bir yapı oluşturuyoruz.

 

  1. Son olarak, önümüzdeki 5 yıllık perspektifte dijital dönüşüm yatırımlarınızın odağında hangi teknolojiler yer alacak? Sektörün geleceğine ilişkin beklentilerinizi paylaşır mısınız?

 

Dijital dönüşüm, önümüzdeki dönemde de Legrand Türkiye Grubu’nun büyüme stratejisinin temel öncelikleri arasında yer almaya devam edecek. Önümüzdeki beş yıllık perspektifte; Endüstri 4.0 uygulamaları, yapay zeka destekli sistemler, Nesnelerin İnterneti (IoT), akıllı bina teknolojileri ve veri analitiği odaklı yatırımlarımızı sürdürmeyi hedefliyoruz. Üretim süreçlerimizde otomasyon seviyesini artırırken, veriye dayalı karar alma mekanizmalarını daha da güçlendirmeyi ve müşterilerimize daha bağlantılı, daha verimli ve daha sürdürülebilir çözümler sunmayı amaçlıyoruz.

 

Sektörün geleceğinde ise enerji verimliliği, dijitalleşme ve sürdürülebilirliğin birbirinden ayrılmaz başlıklar haline geleceğini öngörüyoruz. Yapay zeka destekli bina yönetim sistemleri, enerji tüketiminin gerçek zamanlı izlenmesi, kestirimci bakım uygulamaları ve entegre akıllı bina çözümleri önümüzdeki dönemde çok daha yaygın kullanılacak. Dijital teknolojiler sayesinde binalar yalnızca enerji tüketen yapılar olmaktan çıkıp, kendi performansını analiz eden, kaynaklarını optimize eden ve kullanıcı ihtiyaçlarına anlık olarak uyum sağlayan akıllı yaşam alanlarına dönüşecek.

 

Legrand Türkiye Grubu olarak global bilgi birikimimizi yerel üretim gücümüzle birleştirerek bu dönüşüme öncülük etmeyi, müşterilerimizin değişen ihtiyaçlarına yenilikçi çözümler sunmayı ve sektörün sürdürülebilir dönüşümüne katkı sağlamayı sürdüreceğiz.

 

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Kastamonu Entegre Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın Üçüncü Durağı İzmir Oldu

Yayınlandı

-

 

Kastamonu Entegre’nin iş ortakları ve sektör paydaşlarıyla bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncü durağı İzmir oldu. Ankara ve Kayseri’nin ardından İzmir’de sektör profesyonelleriyle bir araya gelen Kastamonu Entegre bölgenin ihtiyaçlarını ve sektöre yön veren yeni yaklaşımları birlikte değerlendirdi.

Ahşap bazlı panel sektöründe Türkiye’nin lideri, Avrupa’nın üçüncü, dünyanın dördüncü büyük üreticisi Kastamonu Entegre, sektörle daha güçlü bir iletişim kurmak ve iş ortaklarıyla bilgi paylaşımını artırmak amacıyla hayata geçirdiği Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın üçüncüsünü 6 Ekim’de İzmir’de gerçekleştirdi. Ankara ve Kayseri’nin ardından düzenlenen buluşmada şirket, Ege Bölgesi’ndeki iş ortakları ve sektör profesyonelleriyle bir araya geldi.

Üretim, tasarım ve uygulama süreçlerinde rol alan iş ortaklarını bir araya getiren Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları, sektörün ihtiyaçlarını farklı uzmanlıkların bakış açısıyla ele alma fırsatı sunuyor. İzmir buluşmasında bayiler, mimarlar, iç mimarlar, uygulamacılar ve üreticiler; değişen müşteri beklentilerini, bölgedeki pazar dinamiklerini ve bunların ürün seçimi ile uygulama süreçlerine yansımalarını birlikte değerlendirdi.

Ege Bölgesi’nin üretim, ticaret ve tasarım ekosisteminin önemli merkezlerinden İzmir’de gerçekleştirilen etkinlikte, Kastamonu Entegre’nin dekoratif panelden zemin çözümlerine uzanan geniş ürün portföyü sektör profesyonelleriyle buluştu. Etkinlik kapsamında oluşturulan showroom alanında ürünlerin farklı kullanım alanları, tasarım yaklaşımları ve kullanıcıya sunduğu avantajlar aktarılırken katılımcılar, Kastamonu Entegre’nin yenilikçi çözümlerini yakından inceleme fırsatı buldu.

Kastamonu Entegre Global Ürün Yönetimi Grup Müdürü Hande Okul Yılmaz, İzmir buluşmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Ankara ve Kayseri’nin ardından Bölgesel İş Ortakları Buluşmalarımızın üçüncü durağı olan İzmir’de, Ege Bölgesi’ndeki iş ortaklarımızla bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyduk. İzmir buluşmamızda da diğer buluşmalarımızda olduğu gibi ürünlerimizi yakından inceleyebilecekleri, renk, doku ve yüzey seçeneklerini bir arada görebilecekleri bir deneyim alanı oluşturduk. Eylül ayında gerçekleşen INTERMOB’da sergilediğimiz yenilikleri de bu alana taşıyarak iş ortaklarımıza yeni ürünlerimizi ve sundukları tasarım olanaklarını kendi bölgelerinde yakından tanıma fırsatı sunduk. Ürünlerimizin farklı tasarım ve uygulama ihtiyaçlarına nasıl karşılık verdiğini birlikte değerlendirmek ve iş ortaklarımızın görüşlerini doğrudan dinlemek, ürün yönetimi çalışmalarımız açısından da değerli. Bu buluşmalarla, ürünlerimiz etrafında kurduğumuz iletişimi güçlendirmeyi ve bölgesel ihtiyaçları daha yakından anlamayı hedefliyoruz.”

Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları İstanbul’da Devam Edecek

Kastamonu Entegre, Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları ile bilgi birikimini, sektör vizyonunu ve iş ortaklarıyla kurduğu uzun soluklu iş birliklerini Türkiye’nin farklı bölgelerine taşımayı sürdürüyor. Ankara, Kayseri ve İzmir’de gerçekleştirilen buluşmalarla yerel dinamikleri yakından takip eden şirket, sektör paydaşlarıyla ortak gelişim alanları oluşturmayı ve sektörün geleceğine birlikte yön vermeyi amaçlıyor. Bölgesel İş Ortakları Buluşmaları’nın bir sonraki durağı İstanbul olacak.

Okumaya Devam Et

GENEL

Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimi Türk İş Dünyasıyla Küresel Arenaya Taşınacak

Yayınlandı

-

Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) arasında imzalanan iş birliği protokolüyle, Türk özel sektöründe sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılması, sürdürülebilirlik alanındaki uygulamaların güçlendirilmesi ve Türkiye’nin bu alandaki deneyiminin uluslararası iş dünyasına taşınması hedefleniyor.

Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin vizyonuyla Türkiye’den dünyaya yayılan Sıfır Atık yaklaşımı, iş dünyasında da yeni iş birlikleriyle güçleniyor.

Sıfır Atık Vakfı ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik ve sıfır atık alanındaki dönüşümünü hızlandırmak amacıyla iş birliğine gitti. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş ile DEİK Başkanı Nail Olpak tarafından imzalanan protokolle, DEİK üyesi kuruluşlar ve İş Konseyleri nezdinde sıfır atık ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılmasına yönelik ortak çalışmalar yürütülmesinin önü açıldı.

Samed Ağırbaş: “Önemli Bir İş Birliğini Hayata Geçiriyoruz”

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Türk özel sektörünün sürdürülebilirlik dönüşümü açısından önemli bir iş birliğini hayata geçirmenin memnuniyetini yaşadıklarını belirterek, “Sıfır Atık Hareketi’nin küresel bir vizyona dönüşmesine öncülük eden, ‘Dünya Ortak Evimiz’ anlayışını Türkiye’den dünyaya taşıyan Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyonu özellikle ifade etmek isterim. 2017 yılında başlayan Sıfır Atık Hareketi bugün; atığın yönetilmesinin ötesinde, kaynakların korunmasını, verimliliği, döngüsel ekonomiyi ve sürdürülebilir kalkınmayı birlikte ele alan kapsamlı bir dönüşüm modeline ulaşmıştır. Bu vizyonun ülkemizin çevre ve iklim politikalarına güçlü biçimde yansımasında, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çevre ve iklim alanındaki iradesi ile Sayın Murat Kurum’un kararlı uygulama yaklaşımı önemli bir yere sahiptir” dedi.

“DEİK’in Güçlü Uluslararası İş Ağı Büyük Bir Fırsat Sunuyor”

Sıfır atığın yalnızca bir çevre politikası değil; üretim, yatırım, rekabetçilik ve ekonomik kalkınma meselesi olduğunu belirten Ağırbaş, “DEİK’in İş Konseyleri ve üye kuruluşları aracılığıyla sahip olduğu güçlü uluslararası iş ağı, Türkiye’nin sıfır atık ve döngüsel ekonomi deneyimini küresel iş dünyasına taşımamız açısından büyük bir fırsat sunuyor. Bu vizyonun uluslararası ölçekteki karşılığını, Haziran ayında ikincisini gerçekleştirdiğimiz Sıfır Atık Forumu’nda da gördük. 183 ülkeden katılımın sağlandığı Forum, sıfır atığın artık sadece çevre politikalarının değil; iklim eyleminin, ekonomik dönüşümün ve uluslararası iş birliğinin de önemli bir unsuru olduğunu ortaya koydu” ifadelerini kullandı.

“Hedefimiz Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimini Dünyaya Uygulama ve İş Birliği Modeli Olarak Sunan Bir Ülke Olması”

İş birliği için DEİK Başkanı Nail Olpak’a ve DEİK’in yönetimine teşekkür eden Ağırbaş, “Hedefimiz Türkiye’nin sıfır atık deneyimini dünyaya uygulama ve iş birliği modeli ile sunan bir ülke olmasıdır. COP31 sürecinde de bu yaklaşımı güçlendireceğiz. İklim gündemini yalnızca taahhütler üzerinden değil; yatırımlar, teknolojiler, finansman ve sahadaki somut uygulamalar üzerinden ele alacağız” dedi.

Nail Olpak: “DEİK Olarak, Ticari Diplomasi Faaliyetlerimize İklim Diplomasisi Kavramını da Dahil Edeceğiz”

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, “Ülkemizin ev sahipliğinde düzenlenecek olan COP31’e çok az bir süre kaldı ve DEİK olarak biz de bu süreçte iş dünyası olarak verebileceğimiz katma değeri ortaya koyabilmeye çalışıyoruz. COP toplantıları ilk ortaya çıktığı zaman, sadece hükümetler arası iklim müzakerelerinin görüşüldüğü bir platformdu. Ancak günümüzde, iklim konuları aynı zamanda ekonomi ve iş dünyasının da ana gündem maddelerinden birisi oldu. Yeşil ekonomiye geçiş, döngüsel ekonomi, yeşil finansman gibi birçok alt başlıkta ve yeniden düzenlenen küresel ticarette iş dünyasının da kaçınılmaz ve önemli bir rolü bulunuyor. Bu çerçevede biz de DEİK olarak iklim diplomasisini ticari diplomasi faaliyetlerimizin ana unsuru olarak görüyor ve COP31 öncesi ve sonrası da dahil olmak üzere atılacak adımlarda iş dünyamızla birlikte hareket etmeye devam ediyoruz. İş dünyası olarak en önemli önceliğimiz öngörülebilirlik. Bugün hayatımıza çok daha önemli yeni bir rekabet alanı eklendi: güven rekabeti. Güven hem iş dünyasının hem de devletlerin en fazla önem verdiği başlık haline geldi ve böyle olmaya da devam edecek” dedi.

“Sıfır Atık Vakfı ile Yakın İş Birliği İçindeyiz”

“COP31 gibi çok taraflı ve katmanlı bir sürece girerken, iş dünyası örgütleri ve sivil toplum kurumları da kendilerine güvenli ortak arayışı içerisinde” diyen Olpak, şöyle devam etti:

“DEİK olarak, bu süreçte uzun zamandır Sıfır Atık Vakfı ile yakın bir iş birliği içerisindeyiz. Uluslararası Sıfır Atık Zirvesi kapsamında, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Liderler Toplantısı’nı bizim düzenlememizi arzu ettiler. DEİK de yürüttüğü ticari diplomasi faaliyetlerine iklim diplomasisi kavramını da dahil ederek, her zaman olduğu gibi iş dünyası ile kamu arasında bir arayüz vazifesi görüyor. DEİK ailemiz ile Sıfır Atık Vakfı arasında bugün imzaladığımız iş birliği protokolüyle, mevcut iş birliğimizi daha üst seviyeye çıkararak, başta döngüsel ekonomi ve sıfır atık yaklaşımı olmak üzere, sürdürülebilirlik alanında daha etkin bir koordinasyon merkezi kuracağız.”

İmza töreninin ardından, Sürdürülebilir Gelecek İçin İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı, iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilerek sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomi alanlarında özel sektörün rolü ve küresel sürdürülebilirlik gündemine katkı sağlayacak iş birliği alanları ele alındı.

Sıfır Atık Yaklaşımı İş Dünyasının Uluslararası Faaliyetlerine Taşınacak

İş birliğiyle, sürdürülebilirlik ilkelerinin dış ticaret ve uluslararası iş birliği faaliyetlerinde daha güçlü şekilde ele alınması ve Türk özel sektörünün uluslararası arenada sıfır atık ve sürdürülebilirlik alanında öncü konuma taşınmasına katkı sağlanması amaçlanıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Hisense, Türkiye Pazarına Özel bir Lansman ile Giriş Yaptı

Yayınlandı

-

 

Dünya genelinde tüketici elektroniği ve ev teknolojilerinin lider markalarından Hisense, Türkiye pazarına özel bir lansmanla adım attı. “İçindeki Işığı Hisset” temasıyla gerçekleştirilen lansmanda katılımcılar, yüksek teknoloji ürünü Hisense ürünlerini deneyimleme fırsatı buldu.
 
Küresel tüketici elektroniği ve ev teknolojilerinin liderler  markalarından Hisense, Türkiye operasyonlarını özel bir lansmanla başlattı. “İçindeki Işığı Hisset” temasıyla düzenlenen ve Hisense’in yüksek teknolojili ürünlerinin deneyimlendiği lansman; iş ortakları, sektör temsilcileri ve teknoloji sektörünün yoğun katılımıyla gerçekleşti.

 

Kullanıcı odaklı inovasyon anlayışı ve küresel mühendislik birikimini paylaşma hedefiyle sektöre adım atan Hisense, ilk aşamada yaşam alanlarına sinematik konfor sunan yüksek teknoloji ürünü televizyonları ve üstün iklimlendirme performansı sağlayan akıllı klima modelleriyle Türkiye’deki tüketicilerle buluştu.
Hisense Teknoloji Ekosistemi İlk Kez Bir Arada Deneyimlendi
Lansmanın öne çıkan ürünlerinden biri, Hisense’in RGB MiniLED teknolojisini 116 inç dev ekranla buluşturan 116UXQ modeli oldu. Davetliler, RGB MiniLED ailesinin UR8 ve UR9 modellerinin yanı sıra Türkiye’de satışta bulunan ULED MiniLED ve Hi-QLED serilerini de yakından inceleme fırsatı buldu. 65 inçten 116 inçe uzanan farklı ekran boyutlarındaki Hisense televizyonlar; görüntü kalitesi, renk performansı, ekran büyüklüğü ve akıcı görüntü deneyimiyle etkinlik boyunca ziyaretçilerin deneyimine sunuldu.

 

Televizyonların yanı sıra Hisense’in Türkiye’deki Hi-Smart, Max Comfort ve Energy Pro X klima serileri ile Air Master modeli de lansmanda sergilendi. Marka, mevcut ürün gamının ötesindeki global ürün ekosistemini ise “Hisense ile Geleceğin Evi” konseptiyle ziyaretçilere tanıttı. Henüz Türkiye’de satışa sunulmayan beyaz eşya ve küçük ev aletlerinin de yer aldığı deneyim alanı, Hisense’in akıllı yaşam vizyonunu ve gelecekte Türkiye’ye taşımayı planladığı daha geniş ürün dünyasını bir arada görme imkanı sundu.

 

“Türkiye’ye Uzun Vadeli Bir Vizyonla Geldik”

 

Lansmanda Türkiye pazarının stratejik önemine vurgu yapan  Hisense Europe CEO’su Hanson Han şu değerlendirmelerde bulundu: ” Hisense olarak yarım asrı aşan teknoloji ve inovasyon deneyimimizin merkezinde çok temel bir vizyon  var: Biz teknolojinin insanlara hizmet etmesi ve günlük hayatı daha iyi hale getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu anlayış global yolculuğumuza yön verdiği gibi, Türkiye’de kuracağımız geleceğe de pusula görevi görüyor.. Türkiye pazarının  yüksek potansiyeline inanıyoruz. Bu nedenle bu pazara  uzun vadeli bir vizyonla giriş yaptık. Türkiye’deki hikayemiz daha yeni başlıyor ve önümüzdeki yıllarda birlikte inşa edeceğimiz yolculuk için büyük bir heyecan duyuyoruz.”

 

“Spor, Teknoloji ve Tüketici Deneyimini Bir Araya Getiriyoruz”
Lansmanda spor sponsorlukları üzerine bir sunum gerçekleştiren Hisense Avrupa Pazarlama Direktörü ve Hisense Avrupa Yönetim Komitesi Üyesi Alenka Potočnik Anžič ise şunları kaydetti: “Hisense’in global büyümesinde yalnızca teknolojiye değil, insanlarla güçlü ve uzun vadeli bağlar kurmaya da yatırım yapıyoruz. Spor da bu yaklaşımın en önemli platformlarından biri. 2016’dan bu yana sürdürdüğümüz FIFA ve UEFA iş birlikleriyle marka görünürlüğünün ötesine geçerek teknolojiyi, futbolu ve taraftar deneyimini bir araya getiriyoruz. Bu uzun vadeli yaklaşım, Hisense’in global bilinirliğini ve tüketici güvenini güçlendirirken perakende iş ortaklarımız için de yeni fırsatlar yaratıyor. Türkiye’de de global marka gücümüzü yerel tüketici deneyimleriyle buluşturarak Hisense’i insanların hayatının doğal bir parçası haline getirmeyi hedefliyoruz.”

 

“Hisense’in Işığını Türkiye’de İş Ortaklarımızla Birlikte Yayacağız”

Hisense Doğu Avrupa Satış Direktörü ve Türkiye Genel Müdürü Boštjan Vodeb, “Türkiye, Hisense için uzun vadeli potansiyeline inandığımız önemli bir pazar. Bu nedenle önceliğimiz yalnızca ürünlerimizi satışa sunmak değil, yerel ekibimiz, güçlü satış ve dağıtım iş ortaklarımız ve güvenilir satış sonrası hizmet ağımızla doğru temelleri oluşturmak oldu. TV ve klima ile başlayan yolculuğumuzu 2027’den itibaren yeni ürün kategorileriyle kademeli olarak büyütmeyi planlıyoruz. Bu yolculuğun merkezinde ‘Ulaşılabilir Lüks’ yaklaşımımız var. İleri teknolojinin, güçlü tasarımın ve üstün deneyimin yalnızca belirli bir kesime değil, çok daha fazla insana ulaşması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye’deki hikayemizi de tek başımıza değil, iş ortaklarımız ve tüketicilerimizle birlikte yazmak istiyoruz. Global hikayemiz 1969’da başladı, bugün ise Türkiye’de yeni bir bölüm açıyoruz. Gelin, Hisense’in ışığını Türkiye’de birlikte yayalım.” dedi.

“Teknolojiyi Hayatın Önünde Değil, Hayatın İçinde Konumlandırıyoruz”

Hisense Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Ticari Direktörü Ekin Doğan Çomak ise  “Hisense olarak inovasyonu yalnızca daha yeni, daha hızlı veya daha gelişmiş teknoloji üretmek olarak görmüyoruz. Asıl değer, teknolojinin insanların hayatına dokunduğunda neyi değiştirdiği, neyi kolaylaştırdığı ve insana ne hissettirdiğiyle ortaya çıkıyor. Biz teknolojiyi hayatın önünde değil, hayatın içinde konumlandırıyoruz. İleri teknolojiyi, kaliteli tasarımı ve premium deneyimi daha fazla insan için erişilebilir kılarken Türkiye’de uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Tüketicinin Hisense ile ilk karşılaşmasından ürün deneyimine ve satış sonrası hizmetlere kadar her noktada aynı kaliteyi ve güveni sunmak istiyoruz.” diye konuştu.
Hisense,  ilk aşamada satışa sunduğu 55, 65 ve 75 inç boyutlarında  Hi-QLED ve ULED MiniLED TV serisinin yanı sıra küresel pazar liderliğini elinde bulundurduğu 100 inç ve üzeri TV serilerini 2027 itibariyle Türkiye’ye taşıyacak. Ayrıca giriş segmentinden premium segmente uzanan geniş bir yelpazede Hi Smart, Max Comfort, Energy Pro X klima serileriyle farklı ihtiyaç ve beklentilere yanıt veriyor.
 
Futbol Heyecanı Hisense Ekranlarına Taşındı
Lansman, basın toplantısının ardından, teknoloji ve futbolu bir araya getiren özel bir deneyimle devam etti. Eski milli futbolcular Volkan Demirel ve Caner Erkin, Hisense RGB MiniLED ekranlarında konsol üzerinden karşı karşıya geldi. Keyifli rekabete sahne olan aktivite, davetlilere Hisense televizyonların geniş ekran deneyimini, görüntü kalitesini ve hareketli sahnelerdeki akıcılığını doğrudan deneyimleme fırsatı sundu.
“İçindeki Işığı Hisset” teması etrafında teknoloji, spor ve eğlenceyi bir araya getiren gece, ürün deneyimlerinin ardından Ezgi Alaş’ın sahne performansıyla devam etti. Davetlilerin Hisense’in farklı teknoloji ve yaşam kategorilerini yakından keşfettiği lansman, müzik performansıyla sona erdi.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Winsa


Kapanma Süresi 20Saniye