Kalebodur, 3mm Kalesinterflex ile Sektördeki Liderliğini Sürdürüyor - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

Kalebodur, 3mm Kalesinterflex ile Sektördeki Liderliğini Sürdürüyor

Yayınlandı

-

Türkiye’ye bugüne kadar sayısız inovatif ürün kazandıran Kalebodur, Kalesinterflex yatırımlarıyla yalnızca Türkiye’de değil, dünya çapında da seramik sektörüne öncülük etmeye devam ediyor. Dünyanın ilk 3 mm kalınlığındaki porselen plakasını üreten Kalebodur, bugün bu teknolojiyi hayata geçirebilen dünyadaki sayılı üreticilerden biri olarak teknik özellikleriyle fark yaratıyor.

3 mm’lik eşsiz inceliği ve 100×300 cm ile 120×360 cm ebatlarındaki Kalesinterflex porselen plakalarıyla seramik sektöründe sınırları tanımlayan Kalebodur, yıllık üretim kapasitesini 1.6 milyon m²’ye çıkararak global pazardaki liderliğini daha da güçlendirdi.

Kaleseramik, 2005 yılında Kalebodur markası altında pazara sunduğu Kalesinterflex ile seramik sektöründe devrim niteliğinde bir yeniliğe imza attı. Dünyanın ilk 3 mm kalınlığındaki porselen plakasını üreterek sektörde bir ilki gerçekleştiren Kalebodur, bugün de bu üstün teknolojiyi başarıyla uygulayan az sayıdaki üreticiden biri olarak sektöre liderlik etmeye devam ediyor.

Sektörün İlk 3mm Porselen Plakası

Kalesinterflex’in 3mm kalınlığındaki plakaları, yalnızca Türkiye’de değil, dünya genelinde bu alanda bir ilk olma özelliğine sahip. 100×300 cm ve 120×360 cm boyut seçenekleriyle sunulan bu plakalar, yapısal hafifliği ve üstün dayanıklılığıyla öne çıkarak hem teknik hem de estetik açıdan sektörde devrim niteliğinde yenilikler sunuyor.

Doğal taşın estetik zarafetini porselenin üstün dayanıklılığıyla buluşturan plakalar, dış cephe kaplamalarından iç mekan uygulamalarına kadar geniş bir yelpazede yenilikçi çözümler sağlıyor. Özellikle dış cephe uygulamalarında sunduğu dayanıklılık ve estetikle fark yaratıyor. Dona, UV ışınlarına, termal şoklara ve hava koşullarına karşı üstün dayanıklılık gösteren bu plakalar, bina yükünü hafifleterek, uzun ömürlü bir performans sunuyor.

Kalesinterflex, yalnızca hafiflik ve dayanıklılık sunmakla kalmıyor, aynı zamanda mimar ve tasarımcılara sınırsız yaratıcılık özgürlüğü tanıyor.

“Yatırımlarımızla küresel pazarda güçleniyoruz”

Kaleseramik Genel Müdürü Timur Karaoğlu, “Türkiye’nin lider, Avrupa’nın 4., dünyanın 21. en büyük seramik kaplama malzemesi üreticisi olarak, global marka yolculuğumuza katkı sağlayacak yeni yatırımlar ve ürün geliştirmelere odaklanıyoruz. Şu anda 85’ten fazla ülkede ürünlerimizi tüketicilerle buluşturan bir marka olarak, küresel pazarlardaki gücümüzü artırmayı ve sektöre öncülük etmeyi hedefliyoruz. Büyük ebatlı porselen plaka üretimini seramiğin geleceği olarak görüyoruz. 20 yıldır sürekli geliştirdiğimiz Kalesinterflex ile sektördeki standartları yeniden tanımlıyoruz. 3mm kalınlığındaki Kalesinterflex plakalarımız, estetik ve dayanıklılık konusundaki öncülüğümüzün en yeni göstergesidir. İnovasyon ve mükemmeliyet anlayışımızla sektörün kurallarını yeniden yazıyoruz. Bu ürünle birlikte mimar ve tasarımcılara hayal edemedikleri bir özgürlük sunuyoruz.

Stratejik yatırımlarımız, sadece üretim kapasitemizi artırmakla kalmayacak, aynı zamanda markamızın yenilikçi yaklaşımını ve global pazarlardaki gücünü pekiştirecektir. 67. yılımızda attığımız bu adımlar, Kaleseramik’i geleceğe taşıyacak ve Türk seramik sektörünün dünya çapında daha güçlü bir temsilcisi haline getirecektir” diye belirtti.

“Kalesinterflex’in ilham veren hikayesi 1999 Marmara Depremi’ne dayanıyor”

Kalesinterflex’in hikayesi, 1999 Marmara Depremi’ne dayanıyor. Kaleseramik Genel Müdürü Timur Karaoğlu, ürünün gelişim sürecini şu sözlerle özetliyor:

“Bugün çevre dostu ve ileri teknoloji üretimi ile dünya seramik sektöründe hi-tech ürün olarak kabul gören Kalesinterflex’in hikayesi, 1999’da yaşadığımız Marmara Depremi’ne dayanıyor. Kalesinterflex – büyük ebatlı seramik plaka üretimimizin fikir babası ise, sanayi dünyamızın duayen ismi ve grubumuzun kurucusu rahmetli İbrahim Bodur’dur.

Marmara Depremi sonrasında, ‘Binaların yükünü nasıl hafifletebiliriz? Binaların bizi ilgilendiren bölümlerini hafifletmenin bir yolunu bulmalıyız’ diyerek bu alandaki Ar-Ge çalışmalarının fitilini ateşledi. O dönemde iş dünyasında böyle yenilikçi bir ürüne yatırım yapmak sıra dışı bir girişim olarak değerlendirilse de kendisi hiç yılmadı. Bu alanda dünyanın önde gelen İtalyan teknolojisinden de yararlandık ve Kalesinterflex’e uygun, özgün bir üretim teknolojisi yarattık. 2005 yılında Çan’daki tesisimizde dünyanın ilk 3 mm porselen üreten fabrikasını kurduk.”

“Kalesinterflex ile yapıların yükü hafifledi, gelecek şekillendi”

“Dünyanın en büyük, en ince ve esneyebilen seramiği olan Kalesinterflex, 2000’li yılların başında seramikte ağırlığı önemli ölçüde azaltarak bina yükünü hafifletme hedefini başarıyla hayata geçirdi. Bu yenilik, İbrahim Bodur’un daha hafif ve dayanıklı yapılar oluşturma vizyonunun o dönemdeki en çarpıcı örneklerinden biri oldu.

Kalesinterflex, seramiğin geleneksel kullanım alanlarının ötesine geçerek mimari tasarımlara ve inşaat teknolojilerine yeni bir bakış açısı kazandırdı. Büyük ebat seramik plakaların üretilmesiyle, yalnızca yer-duvar-cephe kaplamalarında değil; mutfak tezgahları, mobilyalar, beyaz eşyalar, televizyon üniteleri ve dekoratif duvar panoları gibi alanlarda da tercih edilmeye başlandı.

Bugüne kadar Barcelona Metrosu, Bratislava Havalimanı, Bakü Olimpiyat Stadı, Leeds Stadyumu ve Sochi Olimpiyat Köyü gibi dünyanın dört bir yanındaki prestijli projelerde kullanılan Kalesinterflex, alışveriş merkezlerinden restoranlara, ofislerden konutlara kadar pek çok yaşam alanında fark yaratmaya devam ediyor.”

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Filli Boya “Colour Pin” ile Kişiselleştirilmiş Yeni Bir Renk Deneyimi Daha Başlattı!

Yayınlandı

-

Filli Boya, renk ölçüm cihazı Colour Pin ile satış noktalarında renk hizmetlerini tüm kullanıcılar için daha hassas, daha güvenilir ve daha kişiselleştirilmiş bir deneyim seviyesine taşıyor. Türkiye genelindeki 440 Filli Boya plus ve corner mağazasında sunulan bu yeni hizmet, tüketicilerin yaşam alanları için doğru rengi belirleme sürecini kolaylaştırıyor ve kendi stillerini yansıtan rengi birebir yakalayabilmelerini sağlayarak, kişiye özel renk deneyimini bir adım ileriye taşıyor.

Filli Boya, tüketici deneyimini güçlendiren yenilikçi yaklaşımını bir adım ileri taşımak amacıyla profesyonel renk ölçüm cihazı “Colour Pin”i plus ve corner satış noktalarına dahil etti. İlham aldıkları renkleri yaşam alanlarında birebir görmek isteyen kullanıcılar, kumaş, metal gibi bir yüzeyi mağazaya getirdiklerinde, uzman ekipler rengin en doğru dijital karşılığını anında ölçerek profesyonel bir renk danışmanlığı sunuyor. Cihazın sunduğu hassas ölçüm sayesinde ister bir kumaş parçası ister bir aksesuar ya da ilham veren herhangi bir yüzey olsun, hayalinizdeki renk en yakın seçenekle değil, tamamen kişiye özel olarak en doğru tonda sunuluyor.

Küçük, hassas ve kablosuz bir renk okuyucu olan Colour Pin’in üzerinde yer alan Filli Boya’ya özel QR kodu, kullanıcıları doğrudan Filli Boya uygulamasına yönlendiriyor. Böylece ölçülen renkler Filli Boya ekosistemi içinde kaydedilebiliyor, karşılaştırılabiliyor, kişisel bir renk kütüphanesi oluşturulabiliyor ve uzmanlar tarafından değerlendirilebiliyor. Ölçümlerde dokunun yüzey etkisini gösterme özelliği ise renk doğruluğunu bir üst seviyeye taşıyarak cihazın her kullanımda güvenilir sonuçlar vermesini mümkün kılıyor. Bu sayede kişiye özel hazırlanan renklerin, uygulandığında beklentiyle birebir örtüşmesi sağlanıyor.

Renk danışmanlığında yeni bir standart

Boya ve dekorasyon süreçlerinde en doğru tonu belirlemenin kritik olduğu tüm durumlarda güçlü bir yardımcı olarak öne çıkan cihaz, Filli Boya’nın deneyim odaklı mağaza anlayışıyla birleşerek renk danışmanlığında yeni bir standart oluşturuyor. Kullanıcıların kendi tarzlarını yansıtan tonlara kolayca ulaşabilmesi renk deneyimini tamamen yeni bir seviyeye taşıyor. Colour Pin ile renkleri ölçmek, ilhamı yakalamak ve yaratıcılığı özgür bırakmak artık çok daha kolay ve erişilebilir!

Okumaya Devam Et

GENEL

Sungrow, Sürdürülebilir Büyümede Küresel Liderler Arasında

Yayınlandı

-

Temiz enerji teknolojilerinde dünyanın önde gelen markalarından Sungrow, TIME Dergisi ve küresel veri analizi platformu Statista tarafından hazırlanan “Sürdürülebilir Büyüme Alanında Dünyanın En İyi Şirketleri” araştırmasında, dünyanın en iyi 14’üncü şirketi olarak gösterildi.

TIME ve Statista iş birliğiyle hazırlanan araştırma; şirketlerin finansal büyüme performansını, çevresel etki, kaynak verimliliği ve sürdürülebilirlik uygulamalarıyla birlikte ele alarak uzun vadeli değer yaratma kapasitelerini değerlendiriyor. Sungrow, bu kapsamlı analizde 14’üncü sırada yer alarak, temiz enerji teknolojileri alanındaki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu.

Düşük karbon ayak izi, düşük su tüketimi ve atık üretim oranları ile yüksek yenilenebilir enerji kullanımı gibi çevresel göstergelerin; finansal istikrar ve uzun vadeli büyüme performansıyla birlikte değerlendirildiği sıralamada Sungrow, temiz enerji teknolojileri alanında faaliyet gösteren global üreticiler arasında kendi kategorisinde ilk sırada yer aldı.

Herkes İçin Temiz Enerji Vizyonuyla Sürdürülebilir Büyüme

Sungrow’un bu başarısı; şirketin “Herkes için temiz enerji” vizyonu doğrultusunda şekillenen uzun vadeli sürdürülebilirlik stratejisinin somut bir yansıması niteliği taşıyor. Yüksek verimlilik sunan güneş enerjisi güç dönüştürücüleri (PV invertörler) ve enerji depolama sistemleri (ESS) ile Sungrow, üretimden ürün yaşam döngüsüne kadar uzanan sorumlu bir iş yaklaşımı benimsiyor. Şirket, temiz enerjiyi daha erişilebilir, ölçeklenebilir ve güvenilir hâle getirmeyi hedefleyen bu vizyon doğrultusunda sürdürülebilirlik dönüşümünü net hedefler ve ölçülebilir adımlarla sürdürüyor.

Bu kapsamda Sungrow; 2028 yılı itibarıyla operasyonel seviyede karbon nötrlüğe ulaşmayı, 2038’de tedarik zinciri genelinde karbon nötrlüğü sağlamayı ve 2048’de tüm değer zincirinde net sıfır emisyona ulaşmayı hedefleyen uzun vadeli bir yol haritası izliyor. Şirketin sürdürülebilirlik yaklaşımı; MSCI ESG AAA derecelendirmesi, EcoVadis Altın Madalya, RE100 ve EP100 taahhütleri ile Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UN Global Compact) üyeliği gibi uluslararası platformlar tarafından da teyit ediliyor.

Bugüne kadar küresel ölçekte 870 GW’ı aşan kurulu güce sahip güneş enerjisi güç dönüştürücüleri ile enerji dönüşümüne katkı sağlayan Sungrow, müşterileriyle birlikte yıllık yüz milyonlarca ton karbon emisyonunun önlenmesine destek oluyor. Yüksek verimlilik sunan PV invertör ve enerji depolama çözümleriyle Sungrow, sürdürülebilir büyümeyi küresel enerji dönüşümünün ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırmayı sürdürüyor.

Net Sıfır Hedefine Doğru Somut Adımlar

Sungrow, net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda operasyonlarını kararlılıkla dönüştürmeye devam ediyor. Şirket genelinde kullanılan elektriğin %70’i yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanırken, üretim süreçlerinde çevresel etkiyi azaltmaya yönelik sistematik bir yaklaşım uygulanıyor.

Sungrow’un tüm üretim tesisleri, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi sertifikalarına sahip bulunuyor. Ayrıca, Çevresel Ürün Beyanı (Environmental Product Declaration – EPD) ve ürün karbon ayak izi sertifikaları ile belgelenmiş inverter ve enerji çözümleriyle çevresel performansını ürün seviyesinde de ortaya koyuyor. Şirket, üretim süreçlerinde oluşan tehlikesiz atıkların %90’ını geri dönüştürerek döngüsel ekonomi yaklaşımını operasyonel düzeyde hayata geçiriyor.

Sungrow, 2024 yılında hayata geçirdiği Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG) Gelişim Merkezi ile; Strateji ve Sürdürülebilirlik Komitesi ile Sürdürülebilirlik Yönetim Ofisi’nin rehberliğinde politika geliştirme, hedef belirleme ve uygulama süreçlerini tek bir yapı altında topladı. ESG Gelişim Merkezi; Üstün Yönetişim, Net Sıfıra Doğru, Çevre Dostu Gelişim, Karşılıklı Fayda Sağlayan İş Birlikleri ile Çeşitlilik ve Kapsayıcılık olmak üzere beş temel stratejik önceliği Sungrow’un tüm operasyonlarına entegre ederek sürdürülebilir büyümenin kurumsal altyapısını güçlendiriyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, Sanayide Enerji ve Isıtma Sistemlerini Mercek Altına Aldı

Yayınlandı

-

Avrupa Birliği’nin 1 Ocak itibarıyla yürürlüğe giren Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), 6 farkı sektörde faaliyet gösteren ve AB’ye ihracat yapan sanayi tesislerinde, karbon emisyonlarının ürün bazında hesaplanmasını ve raporlanmasını zorunlu hale getirdi. 

Üretim süreçlerinin yanı sıra tesis genelinde kullanılan enerji altyapılarının da denetim kapsamına alınmasıyla birlikte, dolaylı emisyonların önemli bir bölümünü oluşturan ısıtma sistemleri, sanayideki dönüşüm sürecinin merkezine yerleşti.

Sanayi tesisleri, ek mali yükümlülüklerle karşı karşıya

Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’ (SKDM), 1 Ocak itibarıyla tam olarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme ile birlikte demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik üretimi gibi alanlarda faaliyet gösteren ve AB’ye ihracat yapan sanayi tesisleri, karbon bazlı ürünlerin üretiminde ortaya çıkan karbon emisyonları için ek mali yükümlülüklerle karşı karşıya kaldı. 

Sanayinin Avrupa pazarındaki rekabet gücünü zayıflatıyor

SKDM’ye uyum sağlayamayan sanayi tesislerinde karbon maliyetleri, ürün fiyatlarına yansıyor. Bu durum, Avrupa pazarında rekabet gücünü zayıflatırken alıcıların daha düşük karbon ayak izine sahip alternatiflere yönelmesine neden oluyor. Bu tablo, sanayi tesisleri için doğrudan sipariş kaybı anlamına geliyor.

Yatırım ve modernizasyon baskısı oluşturuyor

Öte yandan SKDM, sanayi kuruluşları üzerinde ciddi bir yatırım ve modernizasyon baskısıda oluşturuyor. Firmalar enerji tüketimini azaltmaya, verimsiz sistemleri yenilemeye ve düşük emisyonlu teknolojilere geçmeye zorlanıyor. Bu süreçte yalnızca üretim hatları değil; ısıtma sistemleri, elektrik altyapısı ve üretim prosesleri de denetim kapsamına giriyor. Türkiye’de sanayide tüketilen enerjinin yaklaşık yüzde 50’sinin verimsiz ısıtma ve soğutma sistemlerinde harcandığı düşünüldüğünde, enerji verimliliği yüksek çözümler artık kaçınılmaz hale geliyor.

Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman ÜnlüSınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın sanayi tesisleri için kapsamlı bir dönüşüm sürecini beraberinde getirdiğine dikkat çekerek şunları söyledi:

Doğrudan emisyonlar ve dolaylı emisyonlar ayrı ayrı hesaplanıyor

“SKDM kapsamında denetimler, klasik tesis kontrollerinden ziyade veriye dayalı raporlama ve doğrulama sistemi üzerinden yürütülüyor. Avrupa Birliği, AB’ye ihracat yapan firmalardan ürünlerin üretimi sırasında oluşan karbon emisyonlarını ürün bazında hesaplamalarını ve bu verileri düzenli olarak bildirmelerini talep ediyor. Bu kapsamda firmalar, her bir ürünün üretimi sırasında ortaya çıkan doğrudan emisyonları (yakıt kullanımı ve proses kaynaklı emisyonlar) ile dolaylı emisyonları (elektrik ve ısı tüketiminden kaynaklanan emisyonlar) ayrı ayrı hesaplıyor. Hesaplamalarda üretim hattı, kullanılan enerji miktarı ve üretim süresi temel kriterler olarak esas alınıyor.

Sanayide GES yatırımları da hızla artıyor

Ayrıca üretimde ve tesis genelinde kullanılan enerjinin kaynağı, miktarı ve hangi proseslerde kullanıldığına ilişkin detaylı raporlama isteniyor. Bu nedenle sanayi tesislerinde güneş enerjisi (GES) yatırımları da hızla artıyor.

Elektrikli ısıtıcı pazarında ciddi bir talep artışı yaşanıyor

Sanayide GES yatırımlarındaki hızlı büyüme, elektrifikasyon eğilimini güçlendirirken elektrikli ısıtıcı pazarında da ciddi bir talep artışını beraberinde getiriyor. Yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin ısıtma sistemlerinde daha etkin kullanılabilmesi, hem emisyon azaltımı hem de karbon maliyetlerinin kontrol altına alınması açısından kritik önem taşıyor.

Yüzde 40 daha yüksek verim sağlıyor

Çukurova Isı olarak, bu dönüşüm sürecine Goldsun Vega elektrikli ısıtıcı ürünümüz ile katkı sağlıyoruz. Goldsun Vega, özel reflektör teknolojisi sayesinde ampulden çıkan ışınların tamamını cisimlere yönlendirerek ısıtma verimini yüzde 28 oranında artırıyor. Yüksek yoğunluklu halojen ampul teknolojisi ise standart rezistanslı ısıtıcılara kıyasla yüzde 40 daha yüksek verim sağlıyor. Bu donanımsal özellikler sayesinde Goldsun Vega, endüstriyel tesislerde enerji tüketimini optimize ederken karbon emisyonlarını ve buna bağlı karbon maliyetlerini de önemli ölçüde azaltıyor” dedi.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler