İZODER’DEN DEPREM HAFTASINDA UYARI - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

İZODER’DEN DEPREM HAFTASINDA UYARI

Yayınlandı

-

Su yalıtımı olmayan binalar 24 yılda çürüyor

Türkiye’nin yüzde 90’dan fazla bir bölümü deprem kuşağında yer alıyor ve yine nüfusumuzun yüzde 90’ınından fazlası deprem tehlikesi altında yaşıyor. Pek çok büyük depremde çok sayıda kayıp yaşamış ülkemizde maalesef hala çok sayıda riskli bina bulunuyor. İZODER Başkanı Emrullah Eruslu, 1-7 Mart Deprem Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada ülkemizde güvenli bina sorununun gündemden hiç düşmemesi gerektiğini dile getirdi. Deprem gibi güçlü doğa olaylarının bilim ışığında zarar görmeden atlatılabileceğini söyleyen Emrullah Eruslu, “Binalarımızı doğru malzemeler ve doğru işçilikle, kurallara uygun ve uzun yıllar güvenle ayakta kalacak şekilde inşa etmemiz gerekiyor.  Bir ev alırken ya da kiralarken estetik kaygıların yapı güvenliğinin önüne geçtiğini görüyoruz. Oysa kullanılan malzeme, doğru su ve ısı yalıtımına sahip olup olmadığı gibi özellikleri sorgulamak çoğu kez akıllara gelmiyor. Denetimlerin artırılması ve tüketicilerin artan bilinci, ülkemizde güvenli yapılaşma sorununun çözümünde etkin rol oynayacaktır” dedi.

Depremin yıkıcı sonuçlarını yaşatmayacak ve uzun yıllar boyunca güvenli barınma sağlayacak binalar için zemin etüdünün doğru yapılması, yapının tekniğine uygun olarak tasarlanması, iç ve dış etkenlerden yalıtım ile korunması ve bütün süreçlerin yine tekniğine uygun şekilde denetlenmesi gerekiyor. Bir yapı inşa edilirken binaların en büyük düşmanı olan korozyona karşı kalkan görevi gören su yalıtımının, binaların sağlam şekilde ayakta kalması noktasında hayati öneme sahip olduğunu unutmamak gerekiyor. 

Güvenli binalar için bilimi temel alan bir yaklaşım gerekiyor

Deprem Haftası nedeniyle bir açıklama yapan İZODER Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Eruslu, şunları söyledi: “Güvenli bir bina inşa etmenin temelinde de bilim yatar. Güvenli binalar için doğru bir matematiğe, iyi uygulanmış fizik kurallarına, kimyanın anlattıklarına kulak vermek gerekir. Tüm binaların uzman mimar, mühendis ve müteahhitlerce tasarlanması, kamu yetkililerince denetlenmesi ve işinin ehli ustalarca inşa edilmesi gerekiyor. Türkiye genelinde mevcut bina stokumuzun uzmanlarca incelenip güvenli olup olmadığının tespit edilmesi ilk adım olarak büyük önem taşıyor. Sonrasında güçlendirilerek güvenli hale getirilebilecek binalar ve yıkılıp yeniden yapılması gereken binalar için bir planlama yapılmalı. Yeni inşa edilecek binalarda zeminden malzemeye her detayın mevzuatlara uygun olması ve bu binaların su ve ısı yalıtımıyla korozyona karşı korunması büyük önem taşıyor.”

Suya maruz kalan bir bina donatısı 24 yılda taşıma kapasitesini kaybediyor

Betonarme yapıların sağlıklı bir şekilde, tasarım ömürleri süresince işlevlerini sürdürebilmesi için yapının tamamının standartlara uygun şekilde ısı ve su yalıtımı ile korozyondan korunması gerektiğine dikkat çeken İZODER Başkanı Emrullah Eruslu, “Bilim bize depremde yıkılan binalarda korozyona işaret ediyor. Suyun kolonlar, duvarlar gibi taşıyıcı yapı elemanlarına nüfuz etmesi, betonun içindeki demirin paslanmasına yani korozyona neden oluyor. Korozyon ise yapının yük taşıma kapasitesini azaltıyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şakir Erdoğdu’nun araştırmasına göre; suya maruz kalan bir donatı, 5 yılın sonunda taşıma kapasitesinin yüzde 50’sini, 15 yılın sonunda yüzde 90’ını, 24 yılın sonunda ise tamamını kaybediyor. Yani herhangi bir deprem ya da dış etken olmadan bile sadece donatı korozyonu ile bir yapının çökmesi söz konusu. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hasar Tespit Komisyonu tarafından yapılan incelemeler sonucunda, yüzde 79’u hasarlı bulunan 55 bin 651 konut ve işyerinin yüzde 64’ünde korozyon tespit edilmişti. Tüm bu veriler gösteriyor ki biz fark etmeden korozyon binaları içten içe hızla çürütüyor” dedi.

Kentsel Dönüşüm güvenli yapılaşmada çok önemli 

Türkiye’deki mevcut yapı stokunun ortalama ömrünün sadece 30 yıl olduğunu belirten Emrullah Eruslu, şunları söyledi: “Standartlara uygun yapılmış bir binanın ömrü 80 ila 100 yıl olmalıdır. Ülkemizde binaların kısa ömürlü olmasının en önemli sebeplerinden biri de yalıtımsızlık nedeniyle yaşanan korozyon ve onun olumsuz etkileri diyebiliriz. Türkiye’de 10 milyonun üzerinde bina, 30 milyonu aşan hane var. Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği’nin yürürlüğe girdiği 1 Haziran 2018’den itibaren inşa edilen ve zorunlu olarak su yalıtımı yapılan bina sayısı toplam yapı stokunun sadece yüzde 5-5,5’ini oluşturuyor. Ülke genelinde hız kazanan kentsel dönüşüm hareketi kapsamında, Türkiye yapı stoğunda önemli bir yenilenme ön görülüyor. Türkiye genelinde mevcut bina stokunun incelenmesi, güvenli hale getirilebilecek binaların ve güvenli olmayan binaların tespit edilmesi gerekiyor. Yeterli dayanıma sahip olan güvenli binaların güçlendirilmesi, güvenli olmayan binaların ise kentsel dönüşüme tabi tutulması ve yeniden inşa edilmesi önem taşıyor. Kentsel dönüşümün bir yandan güvenli kentler sağlarken diğer yandan çevreye duyarlı, enerji verimli, konforlu yapılaşma için de büyük bir fırsat barındırdığını unutmamak gerekiyor.” 

Kiralayacağınız ya da satın alacağınız evlerde mutlaka su ve ısı yalıtımı olmalı

Eruslu, yeni bir ev kiralayacak veya satın alacaklara da uyarılarda bulunarak sözlerini şöyle tamamladı: “İlk aşamada binanızın ruhsat durumunu ve tarihini sorgulayın. Ülkemizde yapı ruhsatı alabilmek için 14 Haziran 2000 tarihinden itibaren ısı yalıtımı yapılmasının, 01 Haziran 2018’den itibaren ise su yalıtımı yapılmasının zorunlu olduğunu bilerek binanın yalıtım durumunu sorgulayabilirsiniz. Sadece oturacağınız daireyi kontrol etmeniz yeterli değil. Yapısal çatlakların olup olmadığını ve demirlerin açığa çıkıp çıkmadığını mutlaka takip edin. Kolon, kiriş gibi taşıyıcı elemanlara zarar verilmediğinden emin olun. Yapıya gelecek suyu uzaklaştıracak olan bir drenaj sistemi olup olmadığını, yapının temelinde su yalıtımı yapılıp yapılmadığını sorgulayın. Binanın bodrumunda perde duvar, kiriş ya da kolonlarda su izleri, çatlaklar, su ve nemden kaynaklanan siyah lekeler ya da pamukçuklar yapının temelinde su yalıtım problemi olduğunu gösterir. Sonradan binanın çatısına, tuvalet, banyo gibi suyun kullanıldığı ıslak hacimlerine su yalıtımı, dış cephelerine ise dıştan ısı yalıtımı yapılması mümkündür. Ancak binanın temeline sonradan su yalıtımı yapılarak binanın suyun zararlı etkilerinden korunmasının mümkün olmadığını unutmamak gerekir. Öte yandan binanın ara katlardaki dış duvarlarda su izleri, sıva kabarıklıkları, mantar ve küf oluşumları yapıda ısı yalıtımı eksikliğini gösterir. Kiralayacağınız veya satın alacağınız konutun içini gezerken başta kuzey cepheleri olmak üzere tüm duvarlarını kontrol edin. Eğer çatı katında oturacaksanız tavanları ve tavan ile dış duvar birleşimlerindeki köşelerinde aynı şekilde su izleri, sıva kabarıklıkları ve yapısal çatlak olup olmadığına bakın. Bu problemler ile karşılaşılması yapıda ısı yalıtımı ve/veya su yalıtımı eksikliğine işaret eder.”

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Sinpaş YTS’ten 8 Mart’ta anlamlı adım: “Zirve Yolculuğu”nda kadın imzası 

Yayınlandı

-

Sinpaş Yapı Tasarruf Sandığı (Sinpaş YTS), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel düzenlediği buluşmada, finans sektöründe kadın temsilini güçlendirecek stratejik adımlarını paylaştı. Sektördeki yüzde 56’lık kadın çalışan oranıyla dikkat çeken Sinpaş YTS, fırsat eşitliği ve yetkinlik gelişimini kurumsal kültürünün ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırıyor. 

Faizsiz finansman modeliyle Türkiye’nin dört bir yanında her gelir grubuna hitap eden Sinpaş Yapı Tasarruf Sandığı (Sinpaş YTS), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel düzenlenen “Zirve Yolculuğu” buluşmasında kadın liderliğini güçlendirecek stratejik vizyonunu paylaştı. Sektördeki yüzde 56’lık kadın çalışan oranıyla dikkat çeken Sinpaş YTS, 2025 yılında yakaladığı yüzde 306’lık büyüme başarısını, kadınların karar alma mekanizmalarındaki güçlü rolüyle pekiştiriyor.

Kariyer yolculuğunda liderlik gelişimi odak noktası

Buluşmada, kadın çalışanların kariyer yolculuklarını destekleme ve liderlik yetkinliklerini artırma hedefi, şirketin stratejik öncelikleri arasında ele alındı. Finans sektörünün geleneksel yapısında kadınların daha güçlü temsil edilmesi gerektiğine inanan Sinpaş YTS, kadın çalışanlarına yalnızca istihdam alanı açmakla kalmıyor; gelişim süreçlerini sistematik olarak yapılandırarak liderlik yolculuklarını destekliyor. Stratejik yönetim ve uzmanlık alanlarında kadınların daha görünür ve etkili roller üstlenmesini teşvik eden şirket, fırsat eşitliğini sürdürülebilir büyümenin temel unsurlarından biri olarak konumlandırıyor. 

“Kadın liderliği bizim için stratejik bir tercih”

Tasarruf finansmanı sektöründe büyüme ivmesinin hız kazandığı bir dönemde, sergilediği performansla sektör ortalamasının üzerine çıkan Sinpaş YTS, sürdürülebilir büyüme modelini insan odaklı yönetim anlayışıyla destekliyor. Bu anlayışla, kadın çalışanların kariyer süreçlerinin sistematik olarak desteklenmesinin önemine değinen Sinpaş YTS Genel Müdürü Merve Onarlı, konuyla ilgili şu ifadelere yer verdi: “Sinpaş YTS olarak Türkiye’de faizsiz finansman çözümleri sunarak bireylerin ev ve araba sahibi olma planlarını gerçeğe dönüştürmeye devam ediyoruz. Bu başarı yolculuğumuzun temelinde kadınların emeği, vizyonu ve liderliği yer alıyor. Bugün yüzde 56’ya ulaşan kadın çalışan oranımız, kurum kültürümüzün ve insan odaklı yaklaşımımızın somut bir göstergesi. Kadın çalışanlarımızın potansiyellerini ortaya koyabilecekleri bir çalışma ortamı yaratmayı ve kariyer yolculuklarında yanlarında olmayı temel sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Bu vizyon doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz çalıştay ve buluşmamız, aslında yıl boyu sürecek kapsamlı bir gelişim yolculuğunun ilk adımı. Geleceğin Bölge Müdürü adayları olacak kadın çalışma arkadaşlarımızın yetkinliklerini geliştirmek amacıyla başlattığımız mentorluk ve eğitim süreçlerimiz yıl boyu kesintisiz devam edecek. Hedefimiz, kadınların karar alma mekanizmalarında daha etkin rol aldığı, kapsayıcı ve güçlü bir kurumsal geleceği hep birlikte inşa etmek.”

Okumaya Devam Et

GENEL

Sektörün buluşma noktası Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul 48. yılına hazırlanıyor

Yayınlandı

-

Türkiye’de yapı ve inşaat sektörüne özel olarak gerçekleştirilen ilk ihtisas fuarı olma niteliğini taşıyan Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul, 27–30 Nisan 2026’da 48’inci kez kapılarını açacak. Fuar bu yıl, Hırdavat Sanayici ve İş İnsanları Derneği (HISİAD) ile yaptığı iş birliği kapsamında Hardware Eurasia – Hırdavat Özel Bölümü’nü, İskele Kalıp Sanayicileri Derneği (İKSD) ile gerçekleştirilen iş birliği kapsamında ise İskele – Kalıp Özel Bölümü’nü sektör profesyonelleriyle aynı çatı altında buluşturacak. Son edisyonunda 19 ülkeden 437 katılımcıyı ağırlayan fuar, toplam 456 milyon Euro iş hacmi yaratırken 4 bin 700’ü aşkın anlaşmaya ev sahipliği yaptı. 

Uluslararası firmaları, bölgenin üst düzey temsilcilerini ve ekonominin tüm alanlarını kapsayan 50’den fazla fuar ve konferansa imza atan ICA Events, yapı ve inşaat sektörü için “ihracat kapısı” niteliğindeki 48. Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul’u 27–30 Nisan 2026 tarihleri arasında düzenleyecek. TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan ve T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından bu yıl ilk kez hayata geçirilen “Yurt İçi Prestijli Fuarlar” listesine dahil edilen fuar, ürün grubu çeşitliliği sayesinde sektör için bir buluşma noktası olacak. Fuar, sektöre yön veren stratejik iş birliklerini bu yıl Hırdavat Sanayici ve İş İnsanları Derneği (HISİAD) ile yaptığı Hardware Eurasia – Hırdavat Özel Bölümü, İskele Kalıp Sanayicileri Derneği (İKSD) ile gerçekleştirdiği İskele – Kalıp Özel Bölümü sayesinde güçlendirecek.

Yapı ve inşaat sektörü için küresel ticaretin merkezi bu yıl da Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul olacak

Fuarın köklü geçmişi sayesinde yapı ve inşaat sektörü açısından en kapsamlı buluşma noktası olduğunu ifade eden Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul Direktörü Banu Keskin, “1978 yılında düzenlendiği ilk günden bu yana sektörün kurumsallaşması, üretim çeşitliliğinin artması ve uluslararası ticari iş birliklerinin gelişmesinde öncü bir rol üstlenen fuarımız, bu tarihsel konumu sayesinde kendi sektöründe referans noktası konumunda yer alıyor. Türkiye’de ve yurt dışında bilinirliğe ulaşan birçok yapı firması, markalaşma, yeni ürün tanıtımlarında ve ihracat ağına erişim süreçlerinde fuarımızın sağladığı buluşma ortamından yararlanıyor. Bu açıdan fuar, yalnızca tanıtım alanı değil; Türkiye’nin yapı-inşaat malzemeleri ve teknolojileri sektöründe üretim ve tasarım gücünün dünya pazarlarına açıldığı sürekli bir ticaret kapısı niteliğine sahip. Türkiye’nin en köklü ve bölgenin en büyük yapı fuarı olması sebebiyle de sektör için bir ‘ihracat kapısı’ oluyor.” dedi.

2026’da yapı ve inşaat sektörü için yarattığı iş hacmi 456 milyon Euro’yu buldu

Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul’un sektör için küresel ticaretin merkezi olarak konumlandığını belirten Banu Keskin, sözlerine şöyle devam etti: “Geçtiğimiz yıl fuarda katılımcıların yüzde 86’sı, fuar sırasında gerçekleştirdikleri görüşmeleri sipariş ve ön anlaşma ile sonuçlandırdı. Fuara ilk defa katılan katılımcıların yüzde 92’si ise fuar sırasında sipariş aldı veya ön anlaşma sağladı. Ayrıca 2025 yılı katılımcılarının yüzde 93’ü, bu yıl da fuara katılacaklarını belirtti. Bunun yanında katılımcı başına 1 milyon Euro’dan fazla olmak üzere toplamda 456 milyon Euro’luk iş hacmi yaratan fuarımız, sektör profesyonelleri tarafından ilgiyle takip edildi. Fuar kapsamında sipariş ve ön anlaşmaların sayısı 4 bin 700’ü aşarken katılımcı başına ortalama 11 iş anlaşmasına imza atıldı. Bu veriler, fuarın sektördeki güçlü konumu ve yarattığı ekonomik değeri kanıtlıyor.”

Doğru bağlantı için fuardan iki bölüm: Hardware Eurasia – Hırdavat Özel Bölümü ve İskele & Kalıp Özel Bölümü 

Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul’un bu yılki edisyonunda sektör ekosistemini büyüten ve geliştiren iş birlikleri de gerçekleştireceğine dikkat çeken Keskin: “Bu yıl Hırdavat Sanayici ve İş İnsanları Derneği (HISİAD) ile yaptığımız iş birliği kapsamında Hardware Eurasia – Hırdavat Özel Bölümü’nü kurguladık ve bu sayede sektörün tüm alt kategorilerini tek çatı altında buluşturacağız. Bu bölümde; firmalar; ürünlerini ulusal ve uluslararası alıcılara sunma ve dünya pazarlarından gelen profesyonellerle doğrudan bir araya getirme fırsatı bulacak. Bunun yanında diğer iş birliğimizi de İskele Kalıp Sanayicileri Derneği (İKSD) ile gerçekleştirdik ve bu kapsamda İskele – Kalıp Özel Bölümü için bir salon oluşturacağız. Burada da sektörde faaliyet gösteren firmaların ürünlerini tek bir çatı altında sergilemesine imkan tanırken, yeniliklerini tanıtma, profesyonel ziyaretçilerle doğrudan iletişim kurma, ulusal ve uluslararası alıcılarla bağlantı geliştirme gibi birçok fırsatı sunacağız. Bu iş birlikleri ile amacımız, yapı ve inşaat sektörünün tamamlayıcı ürün gruplarını doğru alıcılarla stratejik bir şekilde buluşturmak.” ifadelerini kullandı.

Fuarın bu yılki konferans programı dopdolu

Yapı Fuarı kapsamında düzenlenen dört günlük konferans programının katılımcı ve ziyaretçilere zengin bir içerik sunacağını söyleyen Keskin, şu bilgileri paylaştı: “Bu yıl konferanslar, sektörün dönüşümünü farklı perspektiflerden ele alan tematik kurgusuyla dikkat çekiyor. ‘Büyümenin Kodları’, ‘Bağlantıların Mimarisi’, ‘Dönüşümün Mimarisi’ ve ‘Şehirlerin Sessiz Mimarı: Yapay Zeka’ başlıkları altında şekillenen oturumlar; mimarlık, tasarım, malzeme, teknoloji ve kent ölçeğinde güncel tartışmaları sektör profesyonelleriyle buluşturacak. Start-up ekosisteminden küresel tedarik zincirlerine, döngüsel malzeme ekonomisinden yapay zekâ destekli tasarıma uzanan geniş içerik yelpazesine sahip program ile yapı dünyasının geleceğini şekillendiren fikirleri ve iş birliklerini aynı platformda bir araya getirmeyi hedefliyoruz.”

Okumaya Devam Et

GENEL

Baymak Yeni Boyler Üretim Hattını Devreye Aldı

Yayınlandı

-

İklimlendirme sektöründe yenilikçi ürün teknolojileriyle öne çıkan Baymak, üretim altyapısını güçlendiren yeni boyler üretim hattını devreye aldı. Türkiye operasyonunu BDR Thermea grubu için stratejik bir üretim merkezi haline getirmeyi hedefleyen yatırım kapsamında, hem emayesiz hem de emayeli tankların üretiminde kapasite ve teknoloji önemli ölçüde artırıldı.

Yarım asrı aşan üretim deneyimini güçlü Ar-Ge ve Ür-Ge yatırımlarıyla pekiştiren Baymak, sürdürülebilirlik odaklı üretim yaklaşımı doğrultusunda, özellikle ısı pompası sistemleriyle uyumlu boylerlerin üretileceği yeni üretim hattını devreye aldı. Yüksek verimlilik ve enerji tasarrufu sağlayacak şekilde tasarlanan bu yeni üretim altyapısı, şirketin karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik net sıfır hedefleriyle de uyumlu bir yapıda kurgulandı. Tesisin açılışı 4 Mart 2026 tarihinde; Türkiye operasyonlarını yerinde incelemek üzere ziyarette bulunan ve Baymak’ın grup içindeki stratejik rolünü destekleyen BDR Thermea Group yöneticilerinin ve Baymak üst yönetim ekibinin katılımıyla gerçekleşti.

Türkiye, Boyler Üretiminde Stratejik Merkez Olacak

Yeni üretim hattı; yüksek otomasyon seviyesi, dijital izlenebilirlik ve veri temelli kalite kontrol altyapısıyla dikkat çekiyor. Üretimin her aşaması anlık olarak takip edilebiliyor; süreçler daha kontrollü, daha verimli ve daha sürdürülebilir bir yapıda yönetiliyor. Bu sayede hem üretim kapasitesi artırılıyor hem de operasyonel verimlilik üst seviyeye taşınıyor. Baymak bu yatırımla yalnızca fiziksel kapasitesini büyütmekle kalmıyor, aynı zamanda teknolojik dönüşümünü de ileri bir aşamaya taşıyor. Yeni hat ile hem TB – emayesiz tanklar hem de T – emayeli tankların üretiminde daha yüksek kapasite ve verimlilik hedefleniyor. Yatırım, Baymak’ın yenilenebilir enerji çözümlerine yönelik ürün portföyünü güçlendirirken Türkiye’nin BDR Thermea Group içindeki üretim rolünü de stratejik olarak pekiştiriyor.

Global Güç, Yerel Üretim

Baymak Genel Müdürü Ülkü Özcan ise bu yatırımla ilgili olarak yatırımın yalnızca bir üretim hattı olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: BDR Thermea Group’un üç kıtada konumlanan Ar-Ge merkezlerinin sağladığı küresel bilgi birikimini, üretim gücümüzle birleştirerek, enerji dönüşümüne katkı sağlayan teknolojilere yatırım yapıyoruz. 2030 orta vadeli stratejimiz doğrultusunda dönüşüm, verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı bu yatırımlar devam edecek. Bu kapsamda devreye aldığımız yeni boyler üretim hattı, üretim kapasitemizi ve teknolojik altyapımızı güçlendirirken boyler üretiminde daha güçlü bir konuma ulaşmamıza da katkı sağlayacak.

Okumaya Devam Et

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye