RÖPORTAJ
İzocam, Türkiye’nin Yalıtım Lideri Olarak Büyümesini Sürdürüyor
Yayınlandı
2 yıl önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
60. Yılında Türkiye yalıtım sektörünün öncüsü olan İzocam, 5 farklı tesiste geniş ürün yelpazesiyle üretime devam ediyor. ISO ilk 500’de yükselişini sürdüren marka, sürdürülebilirlik ve inovasyon odaklı projeleriyle sektörde fark yaratıyor.
- Global ölçekte ve bölgesel olarak markanızın/firmanızın genel değerlendirmenizi alabilir miyiz? Sektördeki konumunuz ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Türkiye yalıtım sektörünün öncüsü İzocam, 1965 yılında kurulmuştur. Ülkemizde yalıtım malzemelerinin üretimi İzocam’ın kuruluşu ile başlamıştır. Yaklaşık 60 sene önce Gebze’de ilk camyünü tesisimizle başlayan yolculuğumuz, bugün 5 farklı tesisimizle gerçekleştirdiğimiz üretimlerle devam etmektedir. 61 bin m²’lik alana sahip olan Dilovası tesisimizde Taşyünü, 86 bin m²’lik alanda bulunan GEBKİM tesisimizde ekstrüde polistiren (Foamboard), ekspande polistiren (İzopor) ve İzocam Tekiz markası altında yalıtımlı sandviç panel üretmekteyiz. Eskişehir tesisimizde ise, 20.000 m²’lik alanda yaptığımız üretimle elastomerik kauçuk (Optiflex ve İzocamflex) ve polietilen yalıtım ürünlerimizle ısı, ses yalıtımı ve yoğuşma kontrolü sağlamaktayız. 131 bin m²’lik alanda bulunan Tarsus tesisimizde yıllık 55 bin ton kapasite ile yüksek ısı ve ses yalıtımı ile yangın güvenliği sağlayan camyünü imal etmekteyiz. 220 bin m²’lik alanda bulunan Kayseri tesisimizde de taşyünü üretimi yapmaktayız.
Kurulduğumuz günden bu yana ürün kalitemiz, çevreye saygılı üretimimiz, yalıtım bilincini geliştirmek için yaptığımız çalışmalar ve uzun yılların deneyim ve tecrübesi ile pek çok alanda elde ettiğimiz başarılarla birlikte ISO ilk 500’de daima yerimizi almaktayız. Diğer taraftan insan odaklı çalışma anlayışını benimseyen bir markayız. Yaklaşık 800 kişi istihdam ediyoruz. 2018 yılından beri Top Employer (En İyi İşveren Markası) sertifikasına sahip olan bir firma olarak, çağın gerekliliklerine uygun ve yeni neslin ihtiyaçlarını karşılayan çözümler tasarlayıp geliştirmeye de devam etmekteyiz.
Günümüzde, ülkemizde yalıtım sektöründe 7 farklı ürünü aynı çatı altında üretebilen tek şirket konumunda yer almaktayız. Geniş ürün yelpazesine sahip ve her ihtiyaca uygun yalıtım çözümleri sunabilen öncü bir markayız. Zeminden, cephe ve çatıya, duvar ve döşemeden tesisata kadar her uygulama alanına uygun nitelikli yalıtım malzemeleri üretmekteyiz. Bunların yanı sıra; sanayi tesislerinden gemi sektörüne, termik santrallerden akustik panellere, vagonlardan evlerimizde kullanılan fırınlara, yangın kapılarından güneş kolektörlerine kadar geniş bir alanda ısı ve ses yalıtımını, yangın güvenliğini sağlayan ürünlerimiz ile diğer üreticilere de malzeme temin etmekteyiz.
- 2024 yılı için, sektörümüzdeki en belirgin trendler ve firmanız özelinde en belirgin değişimler neler oldu? 2024 yılı nasıl geçti, kısa bir bilgilendirme alabilir miyiz?
Güvenli ve enerji verimli binaların inşasında önemli bir sorumluluk üstlendiğinin bilinciyle çalışmalarına yön veren Türkiye yalıtım sektörü, aynı zamanda ülkemizin ekonomisine ve istihdamına önemli katkılar sağlamaktadır.
2024 yılına üretimden satışlarda 2 milyar dolara, toplam yalıtım sektörünün tüm hizmetleri dahil olmak üzere 7 milyar dolara yakın bir büyüklüğe ulaşarak adım atan sektörümüz, söz konusu büyüklüğümüzün yanı sıra direkt ve dolaylı olarak yaklaşık 150 bin kişilik bir istihdam oluşturarak ülkemizin kalkınmasında etkin rol almaktadır.
Sektörümüzdeki eğilim ve trendleri incelediğimizde sürdürülebilirliğe katkı sağlayan, enerji kullanımını azaltan, yüksek ısıl konforun yanı sıra ses ve su yalıtımı da sağlayan, yenilenebilir enerji sistemleri ile uyumlu, yangın güvenliğini artıran ve aynı zamanda binaların depreme karşı mukavemetini koruyan son teknoloji yalıtım malzemelerine olan taleplerin gerek yurtiçinde gerekse dış pazarlarda arttığını görmekteyiz.
Ülkemizde ve faaliyet göstermiş olduğu ihracat pazarlarında yalıtım sektörünün öncüsü olan İzocam olarak, 2024 yılı boyunca “Bugünlere Yalıtım, Yarınlara Yatırım” sloganıyla hareket ederek hedeflerimizi yakaladığımız bir yılı geride bıraktık. Uzun yılların deneyim ve tecrübesi ile elde ettiğimiz başarılar sayesinde 2024 yılında da bir önceki yıla oranla 37 basamak daha yükselerek ISO ilk 500’de yer almış durumdayız. Yıl boyunca sektördeki liderliğimizi güçlendirmek için farklı çalışmaları bir arada yürüttük. Hem yaptığımız yatırımlarla hem de sektörü yalıtım ve enerji tasarrufu konusunda bilinçlendirmeye devam ederek satış hacmimizi ve aynı zamanda karlılığımızı artırdık. Yıl boyunca Çevre İş Sağlığı ve Güvenliği ile sürdürülebilirliğe hizmet eden projelere, belgelendirme çalışmalarına ve operasyonel mükemmelliğe hizmet eden dijital yatırımlara odaklandık.
Türkiye’nin en büyük ve en köklü yalıtım üreticisi olarak, yaptığımız çalışmalarla iddialı projelerde çözüm ortağı olurken, her ihtiyaca uygun şekilde sunduğumuz ürünler ve çözümlerle, büyük projelerin yalıtım danışmanlığı rolünü üstlenmeyi sürdürdük. Bu kapsamda 6 Şubat Depremi sonrasında yapımına başlanan toplu konutlara yönelik üretim ve sevkiyat çalışmalarımızı daha da hızlandırdık. Uzman ekibimizle deprem bölgesinde saha taraması ve projelendirme çalışmaları gerçekleştiren firmamız, Hatay, Kahramanmaraş, Gaziantep, Adıyaman, Kilis ve Malatya’da yapımı devam eden toplu konut projelerinin çözüm ortağı olarak başarılı çalışmalara imza attı. Deprem sonrası inşaatına başlanan konutlarda temel, cephe, komşu duvarlar, çatı ve tesisat detaylarında kullanılan yalıtım ürünlerimizle, enerji tasarrufuyla birlikte konfor sağlarken bina sağlamlılığına da katkıda bulunduk.
- 2025 yılı sektörel ön görünüz doğrultusunda, başlıklarınız ve belirlediğiniz hedefleriniz neler olacaktır? 2025 yılında sektörümüzdeki gelişmeler ve markanızdaki/ürünlerinizdeki yenilikler neler olacak? Kısaca, 2025 nasıl geçecek, beklentinizi öğrenebilir miyiz?
Geride bıraktığımız sene hacimsel büyümesini koruyan yalıtım sektörümüzün küresel bir üretim merkezi olma yolunda ilerlediğini büyük bir gururla görmekteyiz. Mevcut ülke koşullarını, komşu ülkelerdeki gelişmeleri ve ekonomik süreçleri dikkate aldığımızda yaklaşık 13 milyon m3 hacme sahip yalıtım pazarımızın 2025’te de büyüklüğünü koruyacağını düşünmekteyiz.
“Bugünlere Yalıtım, Yarınlara Yatırım” stratejisine faaliyetlerine devam eden İzocam olarak ise ilk kurulduğumuz günden bu yana olduğu gibi, 60’ıncı kuruluş yıldönümümüzü kutlayacağımız 2025 yılında da ülkemizin enerji verimliliği, sürdürülebilir üretim ve ekonomik kalkınma hedeflerine doğrudan katkı sağlayan çalışmalara öncülük etmeyi hedeflemekteyiz. 2025 yılı için belirlediğimiz “Biz Geleceğiz” mottomuzla İzocam’ın liderlik, güvenilirlik, çevre dostu, yenilikçi ve enerji verimliliğine odaklanan stratejik yaklaşımını geleceğe taşıyacağız.
Türkiye’nin ilk yalıtım malzemeleri üreticisi İzocam olarak, geleceğe yönelik stratejilerimizle uyumlu olarak aldığımız karar neticesinde önemli projelere ve yatırımlara imza atmaktayız. Bu kapsamda 2024 Kasım ayında Kayseri’de faaliyet gösteren His Yalıtım’ı bünyemize katmış bulunmaktayız. Stratejik bir hamle ile gerçekleştirdiğimiz Kayseri Tesisi yatırımımız yalıtım sektöründe son yıllarda gerçekleştirilmiş en büyük satın alma olmuştur. Kayseri’de 220 bin m² alan üzerinde kurulu bulunan yeni tesisimiz, halihazırda yıllık 80 bin ton üretim kapasitesine sahiptir. Üretim kapasitemizi önemli ölçüde artıran bu yatırım hamlemiz, sektördeki öncü konumumuzu pekiştirmemize de destek olmuştur. Üretim kapasitemizi güçlendirerek, çevre dostu üretim süreçleriyle ülkemizin enerji tasarrufu hedeflerine daha fazla katkıda bulunmaktan mutluluk duymaktayız.
Attığımız bu adımlar, İzocam’ın istikrarlı yükselişine ivme katmakla kalmayıp, yalıtım sektörü ve Türkiye ekonomisi için de oldukça değerli bir katkı sunacaktır. Yeni üretim tesisimizle birlikte enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik alanlarında Türkiye’nin hedeflerine çok daha fazla destek olmayı amaçlamaktayız. Özellikle ülkemizin doğu, kuzey ve güneydoğusundaki komşu ülkelere ihracat potansiyelini artırarak Türkiye’ye rekabet avantajı sunmayı; aynı zamanda bölgesel kalkınmaya ve istihdama daha fazla katkıda bulunmayı hedeflemekteyiz. Bu yatırımımızın son kullanıcılara en önemli katkısı ise daha geniş bir kitlenin kaliteli ürün ve hizmet almasının yolunu açacak olmasıdır.
Tüm bu katkıları sebebiyle İzocam’ın gelecek yıllardaki, orta ve uzun vadeli planlarının bir parçası olan Kayseri Tesisi yatırımımız, amaçlarımıza çok güzel bir şekilde hizmet etmektedir. Ancak elbette gelecek hedeflerimiz bu yatırımla sınırlı değildir. Gelecek yıllar için başka yatırım planlarımız da bulunmaktadır. Gerçekleştirdiğimiz bu yatırım adım adım planlarımızı uygulayacağımız anlamına gelmektedir.
Kayseri tesisimize yönelik diğer yatırımları devreye almak önceliklerimiz arasında yer almaktadır. Kayseri Tesisi’mizdeki geçiş sürecinde ilk etapta Terrawool markasıyla üretime devam edeceğiz. CE belgesi ve EUCEB sertifikası başta olmak üzere gerekli akreditasyon ve belgelendirme prosedürlerinin tamamlanması ile İzocam markalı ürünlerimizi de burada üretmeye başlayacağız. Yeni tesisimizin SAP’ye entegre edilmesi amacıyla da tüm düzenleme aksiyonlarını belirleyerek, en kısa sürede bu kültürü oturtmak üzere altyapı çalışmalarını başlatmış bulunmaktayız. Aynı şekilde yıllardır tüm tesislerimizde kurumsal işleyişimizin ayrılmaz bir parçası haline gelen ve ‘Güvenlik Seninle Başlar!’ sloganıyla gerçekleştirdiğimiz Çevre, İş Sağlığı ve Güvenliği politikalarımızı bu tesisimizde de devreye alıyoruz. Önümüzdeki 3 yıl içinde yapacağımız ek yatırımlarla hem dijitalleşme, otomasyon, hem de makina ekipman modernizasyonu yaparak Türkiye’nin en modern tesislerinden biri haline getirmeyi planlamaktayız. Kısa ve orta vadede özellikle çevre, iş güvenliği, kalite ve verimlilik bakış açısı ile dünya çapında geniş benchmark proje deneyimimizi mevcut tesise uygulamak üzere hazırlıklarımız bulunmaktadır. Üretimde modernizasyon, otomasyonun artırılması ve kalitenin artırılması öncelikli yatırımlarımız arasında yer almaktadır. Mevcut üretim hatlarında verimlilik çalışmaları ile kaynak kullanımının optimize edilmesini de hedeflemekteyiz. Böylece İzocam’ın sürdürülebilirlik yaklaşımı çerçevesinde; çevreye, doğal kaynaklara ve ekonomiye dost üretim stratejimizi Kayseri Tesisimize de yansıtmış olacağız.
Bu yatırımımızla birlikte marka bilinirliğimizin ilk sırada olduğu Türkiye pazarında değişen üretim teknolojimiz ve iç pazarda tüm bölgelere stratejik yakınlıkta olmamız pazar payımızı büyük oranda arttıracaktır. İstanbul’da, Mersin’de ve Eskişehir’deki diğer üretim tesislerimizin de katkısıyla tüm iç pazarı kapsayan tedarik zincirimizi daha da güçlendirmeyi hedeflemekteyiz. Kayseri fabrikamız lokasyon olarak Türkiye’nin doğu bölgelerinde bulunan illerimize verdiğimiz hizmet kalitesini de üst seviyeye taşıyacaktır.
Özetleyecek olursam; Türkiye’nin en büyük yalıtım ürünleri üreticisi olarak, son yatırım hamlemizden de aldığımız ivme ile 2025 yılına üretim kapasitemizi güçlendirerek, ürün çeşitliliğimizi zenginleştirerek, tüm ürün gruplarında pazar payımızı artırma hedefiyle adım atmış bulunmaktayız. Sektöre kazandırdığımız kaliteli ve güvenli ürünlerin yanında, sahip olduğumuz uzmanlık ile bu yıl da alt yapı çalışmalarından havalimanlarına, enerji santrali projelerinden renovasyon projelerine, AVM’lerden fabrikalara, hastanelerden toplu konutlara kadar Türkiye’nin ve ihracat pazarlarımızın önde gelen projelerinde yer almak en temel hedeflerimiz arasında yer almaktadır.
- 2024 yılı ihracatınız hakkında bilgi alabilir miyiz? Belirlenmiş olan yeni bölgelerdeki ilgili pazarlarda gerçekleştirdiğiniz yıllık ihracatınız ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Sürdürülebilirliğe katkı sağlayan inovatif vizyonumuzun neticesi olan sağlıklı, güvenli ve tasarruflu yalıtım ürünlerimizle gerek ülkemizde gerekse yurtdışındaki büyük projelerde tercih edilen bir firmayız. Her ihtiyaca uygun şekilde sunduğumuz ürün ve çözümlerimiz ile iddialı projelerin çözüm ortağı olarak yer almaktayız. Son 15 yılda 15 milyon metreküpten fazla ihracat gerçekleştirdik. Ülke ekonomimize sağladığımız katkılarla birlikte çevre dostu ve sağlıklı yalıtım çözümlerimizle sürdürülebilirliği de desteklemekteyiz. İhracat satışlarımız tüm ciromuz içinde yaklaşık %20’lik bir paya sahiptir. Bu sene 59 ülkeye 70’in üzerinde bayi ve müşterimizle hizmet vermekteyiz.
2024 yılını, ihracat faaliyetlerimiz açısından oldukça başarılı bir şekilde geride bıraktık. Özellikle ihracatımızın yoğunluk kazandığı çevre ülkelerdeki çeşitli olumsuzluklara rağmen, tonajlarımızı 2023 yılına kıyasla önemli ölçüde artırmayı başardık. Bu başarı, pazar koşullarındaki zorluklara rağmen güçlü stratejilerimiz ve esnek yaklaşımımız sayesinde elde edilmiştir. Özellikle Avrupa’daki mevcut ihracat pazarlarımızda sağladığımız performansla birlikte, yeni girdiğimiz pazarlarda da önemli bir ivme kazandık. Hem mevcut pazarlar hem de yeni fırsatlar, 2025 yılı için de umut verici bir gelişim göstermektedir.
- 2025 yılı için ihracat hedeflediğiniz yeni bölgelerdeki yeni ihracat stratejilerinizi öğrenebilir miyiz? Bu kapsamda ihracat odaklı yeni üretim / yeni ürün yatırımlarınız ile ilgili bilgi almak, kısaca 2025 yılı için ihracat beklentinizi de öğrenebilir miyiz?
2025 yılı için ihracatın ciromuz içindeki oranını artırma hedefi ile yeni pazar arayışlarımız aralıksız devam etmektedir. Kayseri’deki yeni taşyünü tesisimizde gerçekleştireceğimiz üretim de ilerleyen süreçte iç pazarda olduğu kadar dış pazar faaliyetlerimize yönelik önemli katkılar sunacaktır. Kayseri Tesisimiz, ülkemizin doğu, kuzey ve güneydoğusuna açılan bir bölgede yer almaktadır. Mersin Limanı’na yaklaşık iki yüz seksen kilometre uzaklıkta yer alması sebebiyle oldukça iyi bir konuma sahip olan bu tesisimiz, komşu coğrafyalara nakliye maliyetlerini azaltacağından, İzocam olarak aktif olduğumuz bölgelerde bize rekabet avantajı sağlayacaktır. Bu yatırımımızın özellikle de Ortadoğu pazarı ve BDT ülkeleri başta olmak üzere, Irak gibi komşu ülkelere ve Kuzey Afrika ülkelerine yönelik ihracat hedeflerimizde çok faydalı olmasını beklemekteyiz. Dolayısıyla, 2025 yılı içerisinde bu bölgelerde hızlı bir şekilde büyümeyi hedeflemekteyiz. Diğer ürün gruplarımızda da daha önce fazla aktif olmadığımız Kuzey Afrika pazarında büyümek öncelikli hedeflerimiz arasında yer almaktadır.
Öte yandan ihracat pazarlarımızda yaşanan enerji maliyetlerindeki artış eğilimi, yalıtım malzemelerine olan talebin giderek arttığı bir dönemi de beraberinde getirmektedir. Bu gelişme, yalıtım malzemesi arzında bir devamlılık ve sürdürülebilirlik sağlama potansiyeli taşımaktadır. Artan talep ve bu talebe yönelik stratejik planlamalar, ihracatımızda uzun vadeli büyüme sağlayacak bir zeminin oluşmasına olanak tanımaktadır. Bu bağlamda, gelecekteki arz dengelerini göz önünde bulundurarak, ihracata yönelik hedeflerimizi ve projelerimizi güçlendirmeye devam etmekteyiz.
- Sürdürülebilir Çevre Politikaları ve Yaşanabilir Çevre Stratejileri doğrultusunda, 2024 yılında gerçekleştirdiğiniz çalışmalarınız ile Sosyal Sorumluluk Projeleriniz hakkında neler söylemek istersiniz? 2025 yılı Sürdürülebilirlik Vizyonunuz hakkında ve planladığınız Sosyal Sorumluluk Projeleriniz ile ilgili de bilgi almak isteriz.
İzocam olarak sürdürülebilirlik politikamız çerçevesinde; çevre ve insan sağlığını gözeterek geliştirdiğimiz ürünlerin yanında, tesislerimizde enerji yönetim sistemlerini uygulayarak ve çevresel ürün beyanlarıyla tesislerimizin çevresel koşullar ile uyumlu olmasını önemsemekteyiz. Tesislerimizin minimum çevresel etki ile çalışmalarını sağlayacak şekilde yatırımlarımıza yön vererek hem topluma hem de sektörümüze karşı üzerimize düşen görevi yerine getirmekteyiz.
Türkiye’nin ilk yalıtım üreticisi olarak, üretim süreçlerimizde sektörümüze örnek olan güncel projelerimizin başında 2022 yılından bu yana, tüm üretim süreçlerimizi dünya standartlarına taşımak amacıyla başlattığımız WCM (World Class Manufacturing – Dünya Sınıfında Üretim) vizyonumuz gelmektedir. İlk olarak 2023 yılının ilk yarısında XPS, EPS ve Sandviç Panel üretimi gerçekleştirdiğimiz Gebkim Tesisimizde, Kasım ayı itibariyle ise Tarsus Camyünü Tesisimiz ve Dilovası Taşyünü Tesisleri’mizde yapılan denetimleri başarıyla geçtik. Böylece üç tesisimiz de temel seviye rozeti almaya hak kazandı. 2024 yılı Haziran ayında ise Eskişehir Tesisimizde belgelendirme süreçlerini tamamlayarak tesislerimizi bu modele dahil etmeyi başardık. WCM metodolojisi ile yürüttüğümüz üretim sistemi projelendirmeleri süresince yalıtım sektörüne örnek olan pek çok önemli başarıya da imza attık. Bu kapsamda; iş ve çevre kazalarını sıfır noktasına getirdik, enerji tüketimini düşürdük, sürdürülebilirlik projeleri kapsamındaki CO2 salımı, su tüketimi ve atıkları azalttık. Bunlarla birlikte ürün kalitesi ve üretimde verimliliği artırırken, müşteri memnuniyetini yükselttik ve çalışan memnuniyetini ise düzenli olarak takip ederek, sürekli iyileşmesini sağladık. WCM modeli sayesinde, yüksek ve yoğun rekabet ortamının getirdiği maliyet baskısına rağmen, iş güvenliği, çevre güvenliği, yüksek ürün kalitesi, sürdürülebilirlik, yönetmelik ve standartlara tam uyumlu biçimde üretimler gerçekleştiren firmamız, yalıtım pazarındaki öncü pozisyonunu büyük bir kararlılıkla sürdürmeye devam etmektedir.
Ayrıca sürdürülebilirlik stratejilerimiz kapsamında tüm tesislerimiz “Sıfır Atık Belgesi” ile faaliyet göstermektedir. İlk olarak 2021’in Temmuz ayında İzocam Tarsus Tesisi’mizin aldığı bu belgeyi, 2022 yılı itibariyle tüm tesislerimiz almaya hak kazanmıştır. T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen bu belge; tesiste, israfın önlenmesini, kaynakların daha verimli kullanılmasını, atık oluşum sebeplerinin gözden geçirilerek atık oluşumunun engellenmesini veya asgariye indirilmesini, atığın oluşması durumunda ise kaynağında ayrı toplanmasını ve geri kazanımının sağlanmasını kapsayan bir dizi sürecin tamamlanmış olduğunu ifade etmektedir.
İzocam olarak, geçen yıl önemli bir sosyal sorumluluğu gerçekleştirmek amacıyla sosyal ve çevresel açıdan önemli bir hedef daha belirledik ve “Zero Waste to Landfill” (Düzenli Depolamaya Sıfır Atık) projesine imza attık. Sürdürülebilirlik çalışmalarımız kapsamında 2023 yılı sonu itibariyle gerçekleştirdiğimiz bu proje ile çevreye karşı olan duyarlılığımızı bir adım daha ileriye taşıdık. Böylece, yıllardır atık yönetimi uygulanan tesislerimizde, proses hurdalarının da enerji üretimi için kullanıma geçirilmesi hedeflerimize ulaştık. “Düzenli Depolamaya Sıfır Atık”; atık oluşumunun azaltılması, atıkların yeniden kullanılması ve geri dönüştürülmesi gibi sürdürülebilir uygulamalar yoluyla mümkün olduğunca fazla atığı atık depolama alanlarından uzaklaştırmayı ifade etmektedir. Bu proje ile proseslerimizden oluşan atıkları asgariye indirmekte, tekrar kullanmakta, tekrar kullanamadığımız geri dönüştürülebilir atıklarımızın kaynağında ayrı toplayıp geri dönüştürülmesini desteklemekteyiz. Kullanılan ambalajlarda %70 oranında geri dönüştürülmüş malzemelerden üretilen ambalajlar tercih etmekteyiz. Geri dönüştürülemeyen atıklarımızın ise enerji kaynağı olarak farklı sektörlerde kullanılması yoluyla geri kazanılmasını sağlamaktayız. Böylece tüm atıklarımızı sürdürülebilir bir yaşam döngüsüne sokmaktayız. Tesislerimizde çıkan atık türleri ve “Düzenli Depolamaya Sıfır Atık” kapsamında değerlendirildiğimiz atıklar; plastik, kağıt, karton, tahta, metal, elektronik atık, varil, atık yağ, kimyasallar ile kontamine olmuş atıklar ve proses hurdalarıdır. Tüm atıklar dokümante edilmiş atık yönetimi süreç ve prosedürlerini etkin bir şekilde yerine getirerek lisanslı firmalara gönderilmektedir. Bunlar arasında yer alan plastik, kağıt, karton, tahta, metal, elektronik atık, varil ve atık yağlar tekrar kullanım amacıyla geri dönüşüme gönderilirken, proses hurdaları, kimyasallar ile kontamine olmuş atıklar da enerji üretimi için kullanılmaktadır. İzocam olarak, Türkiye için yasal bir zorunluluk olmayan “Düzenli Depolamaya Sıfır Atık” projesi ile hedeflerimizden birini gerçekleştirmenin yanı sıra şirket olarak sahip olduğumuz yüksek çevre bilinci hedefimize ulaşmanın gururunu da yaşamaktayız.
Sürdürülebilirlik yaklaşımımız, tedarik zinciri operasyonlarımızda da etkili olmaktadır. İzocam olarak iç ve dış tedarikçiler ile çalışmaktayız. Tüm tedarikçilerimiz için rekabetçi maliyetler ve sürdürülebilir kalite kriterleri öncelikli tercih sebebi olmakla birlikte tedarikçilerimizin, çevre ve enerji başlıklarına bakışları da bizler için seçim kriterleridir. Kalitenin sürekliliği ve geliştirilmesi hususunda tedarikçilerimiz ile beraber çalışmalar yapılması ve karşılıklı tecrübelerden faydalanılması ticari ilişkimizin vazgeçilmez parçasıdır. 6 ayda bir yaptığımız tedarikçi değerlendirmelerimizde tedarikçilerimizden, kalite, çevre, iş sağlığı ve güvenliği, enerji verimliliği konularını içeren bir taahhütü imzalamalarını beklemekte, bu taahhüdü imzalayan firmalar ile öncelikli ve etkin olarak çalışmaktayız.
İzocam olarak kaynakların verimli kullanılması, iklim değişikliği ve sürdürülebilir yapıların inşası gibi, enerji tasarrufu, çevreyi koruma, yaşam kalitesini iyileştirme ve sosyal sorumluluk motivasyonu ile çalışmakta ve bunu kurum kültürümüzün merkezinde konumlandırmaktayız. Sürdürülebilirlik şirket içinde kapsamlı olarak ele alınmaktadır. 2030 hedeflerimize ulaşma yolunda yaptığımız çalışmaların 5 temel bacağı bulunmaktadır. Bunlardan ilki de kendi iç kültürümüzü sürdürülebilirliğe uyumlamak olarak belirlenmiştir. Bu nedenle 2021 yılında hazırladığımız yol haritamızda belirlediğimiz üzere 2022’den bu yana her sene grup şirketlerimizle birlikte “Sürdürülebilirlik Günü” düzenlemekteyiz. Bu günlerde çalışanlarımıza sürdürülebilirlik hakkında bilgilendirmeler yaparken, sürdürülebilirlik eylemleri ile ilgili yarışmalar organize etmekteyiz. Ayrıca iklim değişikliğinin etkilerini basit ama çarpıcı bir şekilde aktaran “İklim Bilmecesi” (Climate Fresk) adlı oyunu da iç eğitim kapsamında gerçekleştirmekteyiz. Şirket içinden belirlediğimiz 4 çalışanımız eğitimci statüsünde bu oyunu nasıl yürüteceklerini öğrendikten sonra, tüm çalışma arkadaşlarımızı bu öğretici aktiviteye dahil etti. İzocam olarak, iş yaptığımız paydaşlarımızla bir araya geldiğimiz platformlarda da sürdürülebilirlik konusunda bilgilendirme faaliyetlerine özen göstermekteyiz. Bu konuda dış eğitimler vermenin yanı sıra grup şirketlerimizle iş birliği içerisinde bilgilendirme broşürleri hazırlayarak kullanıma sunmaktayız.
Kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetlerimizle de tüm çalışma arkadaşlarımızın sürdürülebilirlik yaklaşımımıza üst düzeyde katkı sağlamasına olanak tanımaktayız. Son dönemlerde çalışma arkadaşlarımızla birlikte gerçekleştirdiğimiz sosyal sorumluluk projelerine birkaç örnek vermek isterim. Bunların başında, “Bugünlere Yalıtım, Sürdürülebilir Yarınlara Yatırım” mottosuyla kurduğumuz yelken takımı gelmektedir. Yelken takımımız, profesyonel yarışçıların yanında Sailmaster ekibinden temel yelken eğitimi almış çalışma arkadaşlarımızdan oluşmaktadır. 2024 yılında yarıştığı tüm trofelerde başarılı performans göstererek aldığı ödüllerle bizleri gururlandıran takımımız, sürdürülebilirliğe, küresel iklim değişikliği ile mücadeleye ve iyi yaşam hakkına dikkat çekmek amacıyla yelken açmayı sürdürmektedir.
İzocam’ın hikayesinin başladığı yaklaşık 60 yıl önce varoluş amacımızı, doğal kaynaklara zarar vermeden, can ve mal güvenliğini dikkate alarak, enerji tasarrufu ve konfor sağlayan çevreci ve sürdürülebilir yalıtım çözümleri geliştirmek olarak tanımlamıştık. Çıktığımız bu yolda, kaynakların verimli kullanılması, iklim değişikliği, sürdürülebilir yapıların inşası, enerji tasarrufu, çevreyi koruma ve yaşam kalitesini iyileştirme motivasyonu ile çalışan bir şirket olma özelliğimizi halen korumakta ve geleceğe taşımaktayız.
2050 yılına kadar karbon nötr olma hedefimiz doğrultusunda sürdürülebilirliğe katkı sağlayan uzun vadeli hedeflerimizi hayata geçirebilmek için aksiyonlarımız devam etmektedir. Seragazı emisyonlarımızın azaltılması, su tüketimlerinin ve atıksu oluşumlarının sınırlandırılması, alternatif hammadde kaynaklarının üretim süreçlerine adapte edilmesi ve döngüsel ekonomiye katkı sağlayacak birçok proje çalışması 2030 yılı ve 2050 yılı sürdürülebilirlik hedeflerimize uyum sağlamak için detaylı programlar halinde ele alınmaktadır.
- Röportajımızın sonuna eklemek istediğiniz mesajlar ve duyurular var mıdır?
Teşekkür ederiz.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
Masdaf, Akıllı Pompa Sistemleriyle Verimlilik ve Dijital Dönüşüme Odaklanıyor
Yayınlandı
1 gün önce-
Ağustos 13, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Erhan Özdemir Masdaf CEO’su
1977’den bu yana yüzde 100 yerli sermaye ile akışkan teknolojileri alanında faaliyet gösteren Masdaf, yüksek verimli pompa sistemleri, veri odaklı üretim ve dijitalleşme yatırımlarıyla sektörün dönüşümüne katkı sunuyor.
Öncelikle, firmanızı ve faaliyet alanlarınızı kısaca tanıtabilir misiniz? 2026 yılının ilk yarısı özelinde sektörün mevcut görünümünü ve sektördeki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Masdaf olarak 1977 yılında, suyun ve enerjinin etkin kullanılması ve yaşam kaynaklarının korunması ilkesiyle, yüzde 100 yerli sermaye ile faaliyetlerimize başladık. Bugün 40 bin metrekare alan üzerine kurulu Düzce tesislerimizde; uçtan emişli, inline, axial ayrılabilir, yangın, kademeli, proses, dalgıç, kolonlu, kendinden emişli ve dişli pompaların yanı sıra hidrofor ve genleşme tankları da dahil olmak üzere geniş bir ürün yelpazesinde üretim gerçekleştiriyoruz. Akışkan teknolojileri alanındaki çözümlerimizi bina teknolojileri, endüstri, yangın güvenliği, tarım, altyapı ve enerji başta olmak üzere birçok sektöre sunuyor, ERP direktiflerine uygun olarak geliştirdiğimiz yüksek verimli pompa sistemlerini 100’den fazla ülkeye ihraç ediyoruz. 4 binin üzerinde farklı ürün üretiyor olmamız da farklı sektörlerin ve pazarların ihtiyaçlarına yönelik geniş bir çözüm kapasitesine sahip olduğumuzu gösteriyor.
Pompa sektöründe Türkiye, son yıllarda güçlü bir teknolojik dönüşüm sürecinden geçiyor. Artık yalnızca suyun taşınması değil, bunun minimum enerjiyle, maksimum verimlilikte ve sistem bütünlüğü içinde yapılması hedefleniyor. Bu yaklaşım, sektörü daha akıllı, entegre ve yüksek standartlı çözümlere yönlendiriyor. Yerli üreticiler, yüksek verimli pompa sistemleri, frekans kontrollü sürücüler (VFD), sistem optimizasyonu ve akıllı kontrol çözümleri gibi ileri teknolojileri kendi bünyelerinde geliştirebilir hale geldi. Bu da Türkiye’yi sadece ürün üretiminde değil, mühendislik ve teknoloji geliştirme alanında da rekabetçi bir konuma taşıyor.
Dijitalleşme rekabet koşullarınızı nasıl değiştirdi? Veri yönetimi ve gerçek zamanlı analiz, karar alma süreçlerinizde nasıl bir rol oynuyor?
Dijitalleşmeyi müşteri deneyimini geliştiren uzun vadeli bir dönüşüm alanı olarak ele alıyoruz. Bilgi Teknolojileri ve Dijitalleşme Departmanız ile tüm dijital dönüşüm çalışmalarımızı tek çatı altında topladık ve veri odaklı bir yapıya geçiş sürecini başlattık. Gelişmiş analitik uygulamaları ve yapay zekâ kullanımını süreçlerimize kademeli olarak entegre etmek üzere projeler geliştiriyoruz. Gerçek zamanlı veri ve sensör teknolojileri sayesinde sistem performansını daha yakından izlemeyi, müşteri ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt verebilmeyi ve kullanım süreçlerini daha öngörülebilir hale getirmeyi amaçlıyoruz. Bu doğrultuda hedefimiz yalnızca operasyonel verimlilik sağlamak değil, müşterilerimizin enerji tüketimini optimize eden, bakım süreçlerini kolaylaştıran ve karar alma süreçlerini güçlendiren akıllı sistemler geliştirmek.
Son dönemde üretim tesislerinizde hayata geçirdiğiniz otomasyon, akıllı üretim veya Endüstri 4.0 uygulamalarından öne çıkan örnekleri paylaşabilir misiniz?
Üretim tesislerimizde MES sistemimiz var. Üretimden gerçek zamanlı verileri alıp analiz ediyor, bunu da üretim süreçlerimizin iyileştirilmesi için kullanıyoruz. Önümüzdeki süreçte üretimimizin daha da dijital olması için çalışmalar yapıyoruz. Amacımız, kısa bir süre içinde tüm operasyonel süreçlerin dijitale taşındığı bir yapıya dönüşmek.
BIM, dijital ikiz, artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) veya nesnelerin interneti (IoT) gibi teknolojiler ürün geliştirme ya da proje süreçlerinizde nasıl yer buluyor? Yapay zekâ destekli sistemlerin önümüzdeki yıllarda yapı malzemeleri ve inşaat sektöründe hangi alanlarda yaygınlaşacağını öngörüyorsunuz?
Bu konular pompa sektörü için nispeten yeni konular. IoT, uzaktan izleme, dijital ikiz, dijital öğrenme gibi konularda ilgili departmanlarımızın çalışmaları devam ediyor. Önümüzdeki dönemde bu çalışmaların meyvelerini hep beraber görme şansına sahip olacağız.
Dijital gelişiminiz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ürünleriniz ve hizmetleriniz ilgili bilgi alabilir miyiz? Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün çeşitliliğine sahipsiniz? Ürünlerinizin çalışma prensipleri ile müşterilerinize sunduğunuz avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir?
Uzaktan izleme ve enerji optimizasyonu ile ilgili ülkemizin önemli bir kuruluşu ile ortak proje yürütüyoruz. Bu projenin hedeflerine ulaşması ile birlikte diğer müşterilerimize de tasarladığımız sistemleri sunma şansına sahip olacağız.
Haziran ayında yeni ıslak rotorlu sirkülasyon pompamız olan Omnia serisi pompalarımızın lansmanını yaptık. Bu pompalar, entegre frekans kontrol ünitesi ve özel yazılımı ile tüm tesisat uygulamalarının zorlu şartlarına tam uyum sağlıyor.
Ürün geliştirme vizyonumuzu enerji verimliliği, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillendiriyoruz. Pompa sistemlerinin dünya elektrik tüketimindeki önemli payı nedeniyle, geliştirdiğimiz her yeni üründe yüksek verimli motorlar, frekans kontrollü sürücüler ve akıllı kontrol teknolojilerine odaklanıyoruz.
Sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşmada dijital teknolojiler nasıl bir katkı sağlıyor? Dijitalleşme, karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda; kaynak yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?
Sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği, üretim anlayışımızın merkezinde yer alıyor. Ürünlerimizi geri dönüştürülebilir malzemelerle tasarlıyor, kullanım ömürlerini tamamladıklarında tekrar sisteme kazandırılabilir şekilde üretiyoruz. Pompalar, dünya genelindeki elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 22’sinin gerçekleşmesinde rol oynuyor. Bu nedenle yalnızca ürün bazında değil, sistem verimliliği üzerinden de enerji tüketimini azaltmaya odaklanıyoruz. Yeni ürünler geliştirirken mevcut ürün portföyümüzün enerji verimliliğini artırmak da önceliklerimiz arasında yer alıyor. Üretim süreçlerimizi de bu yaklaşımla şekillendiriyoruz. Düzce’deki üretim tesisimizde güneş enerjisi sistemine yatırım yaptık ve yıllık ortalamada tesisimizde tüketilen elektriğin yüzde 60’ını güneş enerjisinden sağlıyoruz. İlave GES kapasitesi ile ilgili de onay süreçlerini tamamladık. En kısa sürede bunu da hayata geçirip “elektrik pozitif” olmayı amaçlıyoruz.
Son olarak, önümüzdeki 5 yıllık perspektifte dijital dönüşüm yatırımlarınızın odağında hangi teknolojiler yer alacak? Sektörün geleceğine ilişkin beklentilerinizi paylaşır mısınız?
2030 hedeflerimiz doğrultusunda tüm ürün portföyümüzü akıllı sistemlerle entegre hale getirmeyi, uzaktan izlenebilir ve yönetilebilir pompa teknolojileri geliştirmeyi amaçlıyoruz. Bu doğrultuda dijital sensörler, gelişmiş analitik uygulamalar, yapay zekâ destekli sistemler ve uzaktan izleme teknolojileri dijital dönüşüm çalışmalarımızın odağında yer alıyor.
GENEL
İstanbul Teknik, Üretim Gücünü Ar-Ge ve İzlenebilirlik Çözümleriyle Pekiştiriyor
Yayınlandı
1 gün önce-
Ağustos 13, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Cemil Aytaç Fabrika Müdürü İstanbul Teknik İnşaat A.Ş.
Türkiye’nin ilk ve en büyük geogrid üreticisi İstanbul Teknik, geosentetiklerden yalıtım ve yeşil çatı sistemlerine uzanan geniş ürün yelpazesini mühendislik, Ar-Ge ve uygulama deneyimiyle destekliyor.
- Öncelikle, firmanızı ve faaliyet alanlarınızı kısaca tanıtabilir misiniz? 2026 yılının ilk yarısı özelinde sektörün mevcut görünümünü ve sektördeki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Öncelikle bu sayınızda görüşlerimize yer verdiğiniz için sizlere teşekkür ederim.
İstanbul Teknik’i, yapı malzemeleri alanındaki üretim gücünü mühendislik, Ar-Ge ve uygulama deneyimiyle bir araya getiren güçlü bir çözüm ortağı olarak tanımlayabilirim. Geosentetiklerden yalıtım ve yeşil çatı sistemlerine, asfalt katkılarından mermer güçlendirme çözümlerine uzanan geniş bir alanda faaliyet gösteriyoruz.
Türkiye’nin ilk ve en büyük geogrid üreticisi olarak yalnızca ürün sunmuyor; uzman kadromuzla projelerin ihtiyaçlarına özel çözümler de geliştiriyoruz. Ar-Ge Merkezimizde üniversiteler ve uluslararası araştırma kuruluşlarıyla yürüttüğümüz çalışmalar sayesinde ürünlerimizi ve üretim süreçlerimizi sürekli geliştirirken ülkemizin bu alanlardaki yurt dışı bağımlılığını azaltmaya yönelik çalışmalar da gerçekleştiriyoruz.
Bugün güçlü üretim altyapımız, geniş satış ağımız ve uluslararası pazarlardaki deneyimimizle Türkiye’de ve dünyanın farklı bölgelerindeki önemli projelerde yer alıyoruz. Bizi sektörde farklılaştıran temel yaklaşımın; üretim gücünü, bilimsel araştırmaları ve mühendislik deneyimini aynı yapı altında buluşturmamız olduğunu düşünüyorum.
- Dijitalleşme rekabet koşullarınızı nasıl değiştirdi? Veri yönetimi ve gerçek zamanlı analiz, karar alma süreçlerinizde nasıl bir rol oynuyor?
Dijitalleşme, rekabeti yalnızca hız ve verimlilik üzerinden değil; kalite, şeffaflık, izlenebilirlik ve değişen ihtiyaçlara hızlı yanıt verebilme kabiliyeti üzerinden de yeniden şekillendiriyor.
Fabrikamızda üretim, kalite kontrol, stok ve sevkiyat süreçlerinden elde ettiğimiz verileri dijital sistemler üzerinden takip ediyoruz. Bu sayede üretim süreçlerimizi daha doğru planlayabiliyor, olası aksaklıkları daha hızlı tespit edebiliyor ve kararlarımızı güncel verilere dayanarak alabiliyoruz. Kullandığımız sistemleri gelişen teknolojilere ve ihtiyaçlarımıza uygun şekilde sürekli güncelliyor ve geliştiriyoruz.
Dijitalleşmenin sağladığı veri bütünlüğü, departmanlar arasındaki bilgi akışını da güçlendiriyor. Böylece hem kaynaklarımızı daha verimli yönetiyor hem de kalite sürekliliğini ve üretimde izlenebilirliği destekliyoruz.
- Son dönemde üretim tesislerinizde hayata geçirdiğiniz otomasyon, akıllı üretim veya Endüstri 4.0 uygulamalarından öne çıkan örnekleri paylaşabilir misiniz?
Üretim ve dijitalleşme alanında yakın dönemde öne çıkan iki önemli gelişmemiz bulunuyor.
Bunlardan ilki, fabrikamızda kapsamlı bir yaklaşımla yürüttüğümüz dijital dönüşüm süreci. Bu süreçte çalışanlarımız dijital dönüşüm alanındaki eğitimlere katılarak süreçlerinin büyük bir kısmını dijitale taşıdı. Ardından işletmelerin dijitalleşme seviyesini ölçen ve gelecek çalışmalara yönelik bir yol haritası sunan Dijital Dönüşüm Değerlendirme Modeli (DDX) raporumuzu aldık. Böylece fabrikamızın dijital dönüşümdeki sonuçlarını değerlendirirken atacağımız yeni adımları da daha sistemli biçimde planlama imkânı elde ettik.
Hayata geçirdiğimiz uygulamalar sonucunda üretim verimliliğimizi yüzde 25 artırırken veri girişlerine ayrılan süreyi üçte bir oranında azalttık ve kurumsal hafızamızı güçlendirecek dijital arşivimizi oluşturmaya başladık. Bu çalışmalar iş kazalarının azalmasına da katkı sağladı. Bu çalışmalarımız, Bolu Ticaret ve Sanayi Odası tarafından “Dijital Dönüşüm Farkındalık Ödülü”ne layık görüldü. Bu ödül bizim için büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı olurken gelecekte atacağımız adımlar için de bize cesaret verdi ve motivasyonumuzu artırdı.
İkinci önemli gelişmemiz ise yakın dönemde hayata geçirdiğimiz “Kaliteme Güveniyorum” sistemi. Sektör liderliğimizin getirdiği sorumlulukla geliştirdiğimiz, ülkemizde ilk ve tek, dünyada ise benzerine rastlanmayan bu sistemle ürettiğimiz her bir ürünün hammaddeden başlayan üretim yolculuğuna ait verileri, üretim öncesinde ve sonrasında gerçekleştirilen testlerin sonuçlarını ve Ar-Ge Merkezi laboratuvarımızda hazırlanan analiz raporlarını, ürünlerimizin üzerine yerleştirdiğimiz QR kod aracılığıyla müşterilerimizle paylaşıyoruz.
Bu sistemle müşterilerimiz genel veya örnek bir teknik dokümana değil; doğrudan satın aldıkları ürüne ait hammadde analizlerine, üretim bilgilerine, kalite kontrol sonuçlarına ve teknik verilere ulaşabiliyor.
Elbette müşterimizin karşısında bir QR kod olarak görünen sistemin arkasında oldukça kapsamlı bir yazılım altyapısı ve birbiriyle bağlantılı dijital süreçler bulunuyor. Süreç, hammaddenin satın alınması ve kontrol edilmesiyle başlıyor; uygun bulunan hammaddenin üretime alınması, üretim, kalite kontrol ve sevkiyat aşamalarına kadar devam ediyor. Tüm bu adımların atlanmadan, gözden kaçırılmadan ve sürdürülebilir biçimde yürütülmesi yazılım tarafından kontrol ediliyor.
Bu sistemle kaliteyi yalnızca beyan etmiyor; üretimin her aşamasında denetliyor, kayıt altına alıyor ve müşterilerimizin kontrolüne sunuyoruz. Özellikle farklı zamanlarda ve partiler hâlinde teslimat yapılan büyük projelerde ürünlerin aynı kalite ve teknik özellikleri taşıdığının izlenebilmesini sağlıyoruz.
“Kaliteme Güveniyorum” sistemini yazılımı, üretim süreçlerini, laboratuvar çalışmalarını, sevkiyatı ve teknik desteği aynı yapı içinde buluşturan bütüncül bir dijital dönüşüm projesi olarak değerlendiriyoruz. Sistemin vaadini de oldukça açık ifade ediyoruz: “Kaliteme güveniyorum ve bunu kanıtlıyorum.”
- Dijital gelişiminiz kapsamında, son dönemde pazara sunduğunuz yüksek teknolojiye sahip ürünleriniz ve hizmetleriniz ilgili bilgi alabilir miyiz? Konut, Ticari ve Endüstriyel çözümler arasında nasıl bir ürün çeşitliliğine sahipsiniz? Ürünlerinizin çalışma prensipleri ile müşterilerinize sunduğunuz avantajlar ve çevre dostu yönleri nelerdir?
Geosentetik ürünlerimiz karayolları, demiryolları, havaalanları, maden sahaları, atık depolama tesisleri, barajlar ve istinat yapıları gibi büyük ölçekli altyapı projelerinde ve konut projelerinde kullanılıyor. Zemin güçlendirme, ayırma, filtrasyon, drenaj, erozyon kontrolü ve sızdırmazlık gibi farklı mühendislik işlevlerine yönelik çözümler geliştiriyoruz.
Konut ve ticari yapılarda ise su ve ısı yalıtımı, drenaj, yeşil çatı ve peyzaj sistemleri konusunda ürün ve çözüm sunuyoruz.
Ürünlerimizin kullanıldığı projelerin uzun ömürlü, sürdürülebilir ve güvenli biçimde hizmet verebilmesinde kalitenin belirleyici bir rol taşıdığını biliyoruz. Bu nedenle yüksek teknik performansı, kalite sürekliliğini ve projeye özel ihtiyaçları ürün geliştirme çalışmalarımızın merkezinde tutuyoruz. Ar-Ge gücümüzle geliştirdiğimiz çözümlerde dayanıklılığın yanı sıra kaynakların verimli kullanılması ve çevresel etkilerin azaltılmasını da önceliklendiriyoruz.
- Sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşmada dijital teknolojiler nasıl bir katkı sağlıyor? Dijitalleşme, karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda; kaynak yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?
Dijital teknolojiler, sürdürülebilirlik çalışmalarının ölçülebilir ve yönetilebilir hâle gelmesini sağlıyor. Üretim, kalite, stok ve sevkiyat verilerinin takip edilmesi; kaynak kullanımının daha doğru planlanmasına, gereksiz üretimin ve ürün kayıplarının azaltılmasına katkı sunuyor. Kalite sürekliliğinin izlenmesi de hatalı üretim ve tekrar iş yapma ihtimalini azaltarak kaynak verimliliğini destekliyor.
Dijital doküman kullanımıyla basılı materyal ihtiyacını azaltıyor; ürünlere ait teknik belgeleri, test sonuçlarını ve uygulama bilgilerini dijital kanallar üzerinden erişilebilir hâle getiriyoruz. “Kaliteme Güveniyorum” sistemi de bu yaklaşımın bir parçası. Ürüne ilişkin güncel bilgi ve belgelerin QR kod üzerinden paylaşılması hem bilgiye erişimi kolaylaştırıyor hem de dokümantasyon süreçlerini daha verimli hâle getiriyor.
Aynı zamanda geliştirdiğimiz çözümler; yapıların ve altyapıların kullanım ömrünü uzatmaya, bakım ve yenileme ihtiyacını azaltmaya ve doğal kaynakların daha verimli kullanılmasına katkı sağlıyor. Dijital veriler ise bu ürünlerin üretimden uygulamaya kadar daha doğru yönetilmesini destekliyor.
Sürdürülebilirlik yaklaşımımızın önemli bir boyutunu da yenilenebilir enerji kullanımı oluşturuyor. Bu doğrultuda fabrikamızda hayata geçirdiğimiz güneş enerjisi yatırımıyla elektrik ihtiyacımızın önemli bir bölümünü yenilenebilir kaynaklardan karşılamaya başladık. Dijital sistemler aracılığıyla enerji üretimimizi ve tüketimimizi takip ederek kaynaklarımızı daha verimli yönetiyor, sürdürülebilirlik çalışmalarımızı ölçülebilir verilerle destekliyoruz.
- Son olarak, önümüzdeki 5 yıllık perspektifte dijital dönüşüm yatırımlarınızın odağında hangi teknolojiler yer alacak? Sektörün geleceğine ilişkin beklentilerinizi paylaşır mısınız?
Teknoloji sürekli gelişirken iş yapış biçimleri ve müşteri beklentileri de değişiyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde de yeni teknolojileri yakından takip etmeye, ihtiyaçlarımıza uygun sistemleri mevcut süreçlerimize entegre etmeye ve dijital altyapımızı sürekli geliştirmeye devam edeceğiz.
Amacımız, yalnızca güncel teknolojilere uyum sağlamak değil; bu teknolojileri üretim kalitemizi, operasyonel verimliliğimizi ve müşterilerimize sunduğumuz hizmeti ileriye taşıyacak şekilde kullanmak. Fabrikamızdaki süreçleri gelişen teknolojilere uygun şekilde sürekli güncellemeye, çalışanlarımızın yetkinliklerini geliştirmeye ve üretimimizi daha verimli, güvenli ve izlenebilir hâle getirecek uygulamaları hayata geçirmeye devam edeceğiz.
GENEL
Form MHI Klima Sistemleri, Güçlü Bayi Ağı ve Yeni Nesil Çözümleriyle Büyümesini Sürdürüyor
Yayınlandı
2 gün önce-
Ağustos 13, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Form MHI Klima Sistemleri – VRF Sistemler Genel Müdür Yardımcısı Uğur Bayülgen
Mitsubishi Heavy Industries ile 2011 yılından bu yana sürdürdüğü iş birliğini 2019’da ortaklığa taşıyan Form MHI Klima Sistemleri; split, multi-split, VRF ve ısı pompası çözümleriyle iklimlendirme sektöründeki konumunu güçlendiriyor.
- Öncelikle, firmanızı ve iklimlendirme sektöründeki faaliyet alanlarınızı kısaca tanıtabilir misiniz? 2026 yılının ilk yarısı özelinde sektörün mevcut görünümünü ve sektördeki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Japon teknoloji devi Mitsubishi Heavy Industries ile 2011 yılından bu yana başarılı şekilde devam eden ve 2019 yılında ortaklığa dönüşen bir iş birliğimiz bulunuyor. Bu iş birliği kapsamında kurulan Form MHI Klima Sistemleri firmamız; split klimalar, multi-split klimalar, profesyonel klimalar, ısı pompaları ve VRF sistemlerin yer aldığı ürün gamını kullanıcılarla buluşturuyor.
Tecrübeli mühendis kadromuzla projelere ve dizayn ofislerine verdiğimiz mühendislik desteğinin yanı sıra, split, multi-split, profesyonel seri klimalar ve konut tipi ısı pompalarını Türkiye genelindeki 120 mağazamız aracılığıyla son tüketiciye ulaştırıyoruz. Hava kaynaklı konut tipi ısı pompaları konusunda hem Japon Mitsubishi Heavy hem de İtalyan Clivet markalarımızla müşterilerimize hizmet veriyoruz. Her iki ürün de Form MHI Klima bayilerinde kullanıcılarımızla buluşuyor. Halihazırda 120’yi aşan bayi sayımızı, 2026’da da yüzde 20 oranında artırmayı hedefliyoruz. VRF sistemleri konusunda ise uzun yıllardır Türkiye’nin en büyük 2 firmasından biri konumundayız.
İhracat tarafında ise MHI yapılanması kapsamında sorumluluğumuzda bulunan Türki Cumhuriyetler, Kıbrıs, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da büyümeye devam ediyoruz. Kısa vadede Tunus, Cezayir, Fas ve Güney Afrika pazarlarında da faaliyet göstermeyi hedefliyoruz.
- Dijitalleşme iklimlendirme sistemlerinde rekabet koşullarınızı nasıl değiştirdi? Veri yönetimi ve gerçek zamanlı analiz, karar alma süreçlerinizde nasıl bir rol oynuyor? Son dönemde üretim tesislerinizde hayata geçirdiğiniz otomasyon, akıllı üretim veya Endüstri 4.0 uygulamalarından öne çıkan örnekleri paylaşabilir misiniz?
Dijitalleşme, iklimlendirme sektöründe rekabetin odağını yalnızca ürün performansından, veri odaklı hizmet anlayışına taşıdı. Günümüzde müşteriler; enerji tüketimi takip edilebilen, uzaktan izlenebilen ve akıllı otomasyon sistemleriyle entegre çalışabilen çözümleri tercih ediyor. Bu nedenle veri yönetimi ve gerçek zamanlı analizler hem operasyonel verimlilik hem de müşteri memnuniyeti açısından büyük önem taşıyor.
Özellikle büyük ölçekli projelerde sistem performansının izlenmesi, enerji tüketiminin takip edilmesi ve bakım süreçlerinin daha planlı yürütülmesi müşteri memnuniyetini doğrudan etkiliyor.
Üretim tarafında ise otomasyon ve Endüstri 4.0 uygulamaları kaliteyi artırırken üretim süreçlerini daha verimli hale getiriyor. Sensör teknolojileri, robotik otomasyon ve dijital üretim takip sistemleri sayesinde hem kalite standartları yükseliyor hem de bakım süreçleri daha proaktif yönetilebiliyor.
- BIM, dijital ikiz, artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) veya nesnelerin interneti (IoT) gibi teknolojiler ürün geliştirme ya da proje süreçlerinizde nasıl yer buluyor? Yapay zekâ destekli sistemlerin önümüzdeki yıllarda iklimlendirme sektöründe hangi alanlarda yaygınlaşacağını öngörüyorsunuz?
BIM, dijital ikiz ve IoT teknolojileri özellikle büyük ölçekli projelerde tasarım, uygulama ve işletme süreçlerini önemli ölçüde iyileştiriyor. Bu teknolojiler sayesinde projeler daha doğru planlanıyor, enerji performansı izlenebiliyor ve bakım süreçleri daha verimli yönetiliyor. AR ve VR ise teknik eğitimlerde ve proje sunumlarında giderek daha fazla kullanılmaya başladı.
Önümüzdeki yıllarda yapay zekânın en büyük etkisini enerji optimizasyonu, öngörüsel bakım ve akıllı bina yönetim sistemlerinde göreceğimizi düşünüyorum. Yapay zekâ, sistemlerin kullanıcı alışkanlıklarını ve çevresel koşulları analiz ederek enerji tüketimini otomatik olarak optimize eden yaygın bir teknoloji haline gelecek.
- Isı pompaları daha yayın olarak konut projelerinde tercih ediliyor ve son yıllarda en çok konuşulan sistemler arasında yer alıyor. Isı Pompalarının son dönemdeki teknolojik gelişimi hakkında bilgi alabilir miyiz? Sizce bu sistemlerin kullanım alanları ve pazar potansiyeli önümüzdeki dönemde nasıl şekillenecek?
Isı pompaları, enerji verimliliği ve düşük karbon emisyonu hedefleri doğrultusunda son yılların en hızlı gelişen teknolojilerinden biri oldu. Daha yüksek verimlilik sağlayan inverter teknolojileri, düşük sıcaklıklarda çalışma kabiliyetinin artması ve çevre dostu yeni nesil soğutucu akışkanlar bu gelişimin temel unsurları arasında yer alıyor.
Önümüzdeki dönemde sadece konutlarda değil; oteller, ofisler, hastaneler ve ticari yapılarda da kullanımının hızla artacağını öngörüyoruz. Yenilenebilir enerji sistemleriyle birlikte çalışabilmesi de ısı pompalarını geleceğin en önemli iklimlendirme çözümlerinden biri haline getiriyor.
- VRF sistemler de özellikle büyük ölçekli projelerde tercih ediliyor. Bu sistemlerin enerji verimliliği, esnek kullanım ve işletme maliyetleri açısından öne çıkan avantajlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu kapsamda, ticari binalar ve alışveriş merkezleri ile endüstriyel tesisler ve kamu yapılarında iklimlendirme çözümleri tasarlanırken en çok hangi kriterler ön plana çıkıyor?
VRF sistemleri, yüksek enerji verimliliği, bağımsız zon kontrolü ve esnek tasarım imkânı sayesinde büyük ölçekli projelerde en çok tercih edilen çözümler arasında yer alıyor. Aynı anda farklı mahallerde farklı sıcaklık ihtiyaçlarını karşılayabilmesi hem kullanıcı konforunu hem de işletme verimliliğini artırıyor.
Ticari ve kamu projelerinde yatırım maliyeti kadar yaşam döngüsü maliyeti, enerji tüketimi, servis altyapısı, sistem güvenilirliği ve bina otomasyon sistemleriyle entegrasyon kabiliyeti de karar sürecinde belirleyici kriterler haline gelmiş durumda.
- İç hava kalitesi, hijyen ve kullanıcı konforu, özellikle son yıllarda daha fazla önem kazandı.
Bu alanda geliştirdiğiniz çözümlerden bahsedebilir misiniz?
Pandemi sonrası dönemde iç hava kalitesi kullanıcılar açısından çok daha önemli hale geldi. Artık yalnızca sıcaklık kontrolü değil; temiz hava, doğru nem seviyesi ve hijyenik ortam sağlanması da iklimlendirme sistemlerinden beklenen temel özellikler arasında yer alıyor.
Bu doğrultuda gelişmiş filtrasyon sistemleri, taze hava çözümleri, ısı geri kazanım sistemleri ve akıllı sensörlerle çalışan otomasyon teknolojileri sayesinde hem enerji verimliliği hem de sağlıklı yaşam alanları oluşturulmasına katkı sağlıyoruz.
- Sürdürülebilirlik hedeflerinize ulaşmada dijital teknolojiler nasıl bir katkı sağlıyor? Dijitalleşme, karbon emisyonu hedefleriniz doğrultusunda; kaynak yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı konularında neler yaptıklarınızı öğrenebilir miyiz?
Dijital teknolojiler sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada en önemli araçlardan biri haline geldi. Gerçek zamanlı enerji izleme sistemleri ve veri analitiği sayesinde enerji tüketimi sürekli takip edilerek gereksiz kaynak kullanımı azaltılabiliyor.
Bunun yanında üretim süreçlerinde otomasyon, kaynak verimliliğini artırırken atık miktarını da azaltıyor. Yenilenebilir enerjiyle uyumlu sistemlerin geliştirilmesi ve yüksek verimli ürünlerin yaygınlaştırılması da karbon emisyonlarının azaltılmasına önemli katkı sağlıyor.
Biz de yüksek verimli ürünlerin yaygınlaştırılması, ısı pompası gibi düşük karbonlu çözümlerin daha geniş kullanım alanı bulması ve dijital izleme teknolojilerinin projelere daha fazla entegre edilmesiyle karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sunmayı hedefliyoruz.
- Avrupa Birliği’nin çevre politikaları, F-Gaz düzenlemeleri ve yeni nesil soğutucu akışkanlara yönelik dönüşüm hakkında görüşleriniz nelerdir? Bu süreç firmanızın teknoloji yatırımlarını nasıl etkiliyor? Enerji verimliliği ve karbon emisyonlarının azaltılması hedefleri doğrultusunda iklimlendirme sektöründe nasıl bir dönüşüm yaşanıyor? Bu değişimin ürün geliştirme süreçlerinize etkileri nelerdir?
Avrupa Birliği’nin F-Gaz düzenlemeleri, sektörümüzün daha çevreci teknolojilere yönelmesini hızlandıran önemli bir dönüşüm süreci başlattı. Düşük GWP değerine sahip yeni nesil soğutucu akışkanlar artık ürün geliştirme süreçlerinin temel odak noktalarından biri haline geldi.
Bu dönüşüm yalnızca çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda enerji verimliliğini artıran önemli bir fırsat olarak görülmeli. Önümüzdeki yıllarda yüksek verimli ve çevre dostu sistemlerin sektör standardı haline geleceğini düşünüyoruz. Biz de bu dönüşümü, ürün gamımızı ve teknoloji yatırımlarımızı şekillendiren temel başlıklardan biri olarak görüyoruz.
- Son olarak, önümüzdeki 5 yıllık süreçte iklimlendirme sektörünü şekillendirecek en önemli teknolojik gelişmelerin neler olacağını düşünüyorsunuz? Firmanız bu geleceğe nasıl hazırlanıyor?
Önümüzdeki dönemde yapay zekâ, IoT, akıllı bina sistemleri, dijital ikiz uygulamaları ve düşük karbonlu iklimlendirme teknolojileri sektörün gelişimine yön verecek. Sistemler artık sadece çalışan cihazlar değil, kendi performansını analiz eden ve optimize edebilen akıllı platformlara dönüşecek.
Biz de bu dönüşüme; dijital altyapımızı güçlendirerek, enerji verimliliği yüksek ürünlere yatırım yaparak ve çalışanlarımızın teknik yetkinliklerini sürekli geliştirerek hazırlanıyoruz. Dijitalleşmenin gelecekte rekabet avantajı sağlayan en önemli unsurlardan biri olmaya devam edeceğine inanıyoruz.
Son Yazılar
- Wilo, EcoVadis’te Rekor Skora Ulaştı Ağustos 14, 2026
- Depreme dayanıklı yapıların gücü su yalıtımından geçiyor Ağustos 14, 2026
- İZODER’DEN 17 AĞUSTOS MARMARA DEPREMİNİN 27. YILINDA AÇIKLAMA Ağustos 14, 2026
- Panasonic’in Türkiye’deki ilk showroom’u Antalya’da açıldı Ağustos 14, 2026
- Mitsubishi Electric, M70 ve M700 NC Üniteleri İçin Türkiye’de Yenileme Hizmeti Sunmaya Başladı Ağustos 14, 2026
- Herpa Maden, 2 Adet Komatsu PC700 ile Filosunu Gençleştirdi Ağustos 14, 2026
- Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın net operasyonel geliri yüzde 25 artarak 116 milyon Euro’ya ulaştı Ağustos 14, 2026
- Büyüme odağını stratejik alanlara çeviren Sabancı’dan ilk yarıda güçlü performans Ağustos 14, 2026
- Kimpur, Avrupa Yapı Sektöründeki Konumunu Güçlendiriyor Ağustos 14, 2026
- Yapılarda Yangın Güvenliği İçin Güvenilir Su Kaynağı Şart Ağustos 13, 2026
- Geberit boru sistemleri, endüstriyel tesislerde kritik hatlar için güvenilir ve uzun ömürlü altyapı sağlıyor Ağustos 13, 2026
- Systemair Türkiye, küresel üretim ve inovasyon üssü rolüyle uzmanlığını geliştiriyor Ağustos 13, 2026
- Masdaf, Akıllı Pompa Sistemleriyle Verimlilik ve Dijital Dönüşüme Odaklanıyor Ağustos 13, 2026
- İstanbul Teknik, Üretim Gücünü Ar-Ge ve İzlenebilirlik Çözümleriyle Pekiştiriyor Ağustos 13, 2026
- HEKİM HOLDİNG’DE KURULUŞ YILDÖNÜMÜ COŞKUSU: BİRLİKTEN DOĞAN GÜÇLE GELECEĞE HAZIRIZ… Ağustos 13, 2026
Trendler
GENEL2 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL2 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak









