İzocam, Türkiye’nin Yalıtım Lideri Olarak Büyümesini Sürdürüyor - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

RÖPORTAJ

İzocam, Türkiye’nin Yalıtım Lideri Olarak Büyümesini Sürdürüyor

Yayınlandı

-

60. Yılında Türkiye yalıtım sektörünün öncüsü olan İzocam, 5 farklı tesiste geniş ürün yelpazesiyle üretime devam ediyor. ISO ilk 500’de yükselişini sürdüren marka, sürdürülebilirlik ve inovasyon odaklı projeleriyle sektörde fark yaratıyor.

  1. Global ölçekte ve bölgesel olarak markanızın/firmanızın genel değerlendirmenizi alabilir miyiz? Sektördeki konumunuz ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Türkiye yalıtım sektörünün öncüsü İzocam, 1965 yılında kurulmuştur. Ülkemizde yalıtım malzemelerinin üretimi İzocam’ın kuruluşu ile başlamıştır. Yaklaşık 60 sene önce Gebze’de ilk camyünü tesisimizle başlayan yolculuğumuz, bugün 5 farklı tesisimizle gerçekleştirdiğimiz üretimlerle devam etmektedir. 61 bin m²’lik alana sahip olan Dilovası tesisimizde Taşyünü, 86 bin m²’lik alanda bulunan GEBKİM tesisimizde ekstrüde polistiren (Foamboard), ekspande polistiren (İzopor) ve İzocam Tekiz markası altında yalıtımlı sandviç panel üretmekteyiz. Eskişehir tesisimizde ise, 20.000 m²’lik alanda yaptığımız üretimle elastomerik kauçuk (Optiflex ve İzocamflex) ve polietilen yalıtım ürünlerimizle ısı, ses yalıtımı ve yoğuşma kontrolü sağlamaktayız. 131 bin m²’lik alanda bulunan Tarsus tesisimizde yıllık 55 bin ton kapasite ile yüksek ısı ve ses yalıtımı ile yangın güvenliği sağlayan camyünü imal etmekteyiz. 220 bin m²’lik alanda bulunan Kayseri tesisimizde de taşyünü üretimi yapmaktayız.

Kurulduğumuz günden bu yana ürün kalitemiz, çevreye saygılı üretimimiz, yalıtım bilincini geliştirmek için yaptığımız çalışmalar ve uzun yılların deneyim ve tecrübesi ile pek çok alanda elde ettiğimiz başarılarla birlikte ISO ilk 500’de daima yerimizi almaktayız. Diğer taraftan insan odaklı çalışma anlayışını benimseyen bir markayız. Yaklaşık 800 kişi istihdam ediyoruz. 2018 yılından beri Top Employer (En İyi İşveren Markası) sertifikasına sahip olan bir firma olarak, çağın gerekliliklerine uygun ve yeni neslin ihtiyaçlarını karşılayan çözümler tasarlayıp geliştirmeye de devam etmekteyiz.

Günümüzde, ülkemizde yalıtım sektöründe 7 farklı ürünü aynı çatı altında üretebilen tek şirket konumunda yer almaktayız. Geniş ürün yelpazesine sahip ve her ihtiyaca uygun yalıtım çözümleri sunabilen öncü bir markayız. Zeminden, cephe ve çatıya, duvar ve döşemeden tesisata kadar her uygulama alanına uygun nitelikli yalıtım malzemeleri üretmekteyiz. Bunların yanı sıra; sanayi tesislerinden gemi sektörüne, termik santrallerden akustik panellere, vagonlardan evlerimizde kullanılan fırınlara, yangın kapılarından güneş kolektörlerine kadar geniş bir alanda ısı ve ses yalıtımını, yangın güvenliğini sağlayan ürünlerimiz ile diğer üreticilere de malzeme temin etmekteyiz.

  1. 2024 yılı için, sektörümüzdeki en belirgin trendler ve firmanız özelinde en belirgin değişimler neler oldu? 2024 yılı nasıl geçti, kısa bir bilgilendirme alabilir miyiz? 

Güvenli ve enerji verimli binaların inşasında önemli bir sorumluluk üstlendiğinin bilinciyle çalışmalarına yön veren Türkiye yalıtım sektörü, aynı zamanda ülkemizin ekonomisine ve istihdamına önemli katkılar sağlamaktadır. 

2024 yılına üretimden satışlarda 2 milyar dolara, toplam yalıtım sektörünün tüm hizmetleri dahil olmak üzere 7 milyar dolara yakın bir büyüklüğe ulaşarak adım atan sektörümüz, söz konusu büyüklüğümüzün yanı sıra direkt ve dolaylı olarak yaklaşık 150 bin kişilik bir istihdam oluşturarak ülkemizin kalkınmasında etkin rol almaktadır. 

Sektörümüzdeki eğilim ve trendleri incelediğimizde sürdürülebilirliğe katkı sağlayan, enerji kullanımını azaltan, yüksek ısıl konforun yanı sıra ses ve su yalıtımı da sağlayan, yenilenebilir enerji sistemleri ile uyumlu, yangın güvenliğini artıran ve aynı zamanda binaların depreme karşı mukavemetini koruyan son teknoloji yalıtım malzemelerine olan taleplerin gerek yurtiçinde gerekse dış pazarlarda arttığını görmekteyiz.   

Ülkemizde ve faaliyet göstermiş olduğu ihracat pazarlarında yalıtım sektörünün öncüsü olan İzocam olarak, 2024 yılı boyunca “Bugünlere Yalıtım, Yarınlara Yatırım” sloganıyla hareket ederek hedeflerimizi yakaladığımız bir yılı geride bıraktık. Uzun yılların deneyim ve tecrübesi ile elde ettiğimiz başarılar sayesinde 2024 yılında da bir önceki yıla oranla 37 basamak daha yükselerek ISO ilk 500’de yer almış durumdayız. Yıl boyunca sektördeki liderliğimizi güçlendirmek için farklı çalışmaları bir arada yürüttük. Hem yaptığımız yatırımlarla hem de sektörü yalıtım ve enerji tasarrufu konusunda bilinçlendirmeye devam ederek satış hacmimizi ve aynı zamanda karlılığımızı artırdık. Yıl boyunca Çevre İş Sağlığı ve Güvenliği ile sürdürülebilirliğe hizmet eden projelere, belgelendirme çalışmalarına ve operasyonel mükemmelliğe hizmet eden dijital yatırımlara odaklandık.

Türkiye’nin en büyük ve en köklü yalıtım üreticisi olarak, yaptığımız çalışmalarla iddialı projelerde çözüm ortağı olurken, her ihtiyaca uygun şekilde sunduğumuz ürünler ve çözümlerle, büyük projelerin yalıtım danışmanlığı rolünü üstlenmeyi sürdürdük. Bu kapsamda 6 Şubat Depremi sonrasında yapımına başlanan toplu konutlara yönelik üretim ve sevkiyat çalışmalarımızı daha da hızlandırdık. Uzman ekibimizle deprem bölgesinde saha taraması ve projelendirme çalışmaları gerçekleştiren firmamız, Hatay, Kahramanmaraş, Gaziantep, Adıyaman, Kilis ve Malatya’da yapımı devam eden toplu konut projelerinin çözüm ortağı olarak başarılı çalışmalara imza attı. Deprem sonrası inşaatına başlanan konutlarda temel, cephe, komşu duvarlar, çatı ve tesisat detaylarında kullanılan yalıtım ürünlerimizle, enerji tasarrufuyla birlikte konfor sağlarken bina sağlamlılığına da katkıda bulunduk.

  1. 2025 yılı sektörel ön görünüz doğrultusunda, başlıklarınız ve belirlediğiniz hedefleriniz neler olacaktır? 2025 yılında sektörümüzdeki gelişmeler ve markanızdaki/ürünlerinizdeki yenilikler neler olacak? Kısaca, 2025 nasıl geçecek, beklentinizi öğrenebilir miyiz? 

Geride bıraktığımız sene hacimsel büyümesini koruyan yalıtım sektörümüzün küresel bir üretim merkezi olma yolunda ilerlediğini büyük bir gururla görmekteyiz. Mevcut ülke koşullarını, komşu ülkelerdeki gelişmeleri ve ekonomik süreçleri dikkate aldığımızda yaklaşık 13 milyon m3 hacme sahip yalıtım pazarımızın 2025’te de büyüklüğünü koruyacağını düşünmekteyiz.

“Bugünlere Yalıtım, Yarınlara Yatırım” stratejisine faaliyetlerine devam eden İzocam olarak ise ilk kurulduğumuz günden bu yana olduğu gibi, 60’ıncı kuruluş yıldönümümüzü kutlayacağımız 2025 yılında da ülkemizin enerji verimliliği, sürdürülebilir üretim ve ekonomik kalkınma hedeflerine doğrudan katkı sağlayan çalışmalara öncülük etmeyi hedeflemekteyiz. 2025 yılı için belirlediğimiz “Biz Geleceğiz” mottomuzla İzocam’ın liderlik, güvenilirlik, çevre dostu, yenilikçi ve enerji verimliliğine odaklanan stratejik yaklaşımını geleceğe taşıyacağız.   

Türkiye’nin ilk yalıtım malzemeleri üreticisi İzocam olarak, geleceğe yönelik stratejilerimizle uyumlu olarak aldığımız karar neticesinde önemli projelere ve yatırımlara imza atmaktayız. Bu kapsamda 2024 Kasım ayında Kayseri’de faaliyet gösteren His Yalıtım’ı bünyemize katmış bulunmaktayız. Stratejik bir hamle ile gerçekleştirdiğimiz Kayseri Tesisi yatırımımız yalıtım sektöründe son yıllarda gerçekleştirilmiş en büyük satın alma olmuştur. Kayseri’de 220 bin m² alan üzerinde kurulu bulunan yeni tesisimiz, halihazırda yıllık 80 bin ton üretim kapasitesine sahiptir. Üretim kapasitemizi önemli ölçüde artıran bu yatırım hamlemiz, sektördeki öncü konumumuzu pekiştirmemize de destek olmuştur. Üretim kapasitemizi güçlendirerek, çevre dostu üretim süreçleriyle ülkemizin enerji tasarrufu hedeflerine daha fazla katkıda bulunmaktan mutluluk duymaktayız.

Attığımız bu adımlar, İzocam’ın istikrarlı yükselişine ivme katmakla kalmayıp, yalıtım sektörü ve Türkiye ekonomisi için de oldukça değerli bir katkı sunacaktır. Yeni üretim tesisimizle birlikte enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik alanlarında Türkiye’nin hedeflerine çok daha fazla destek olmayı amaçlamaktayız. Özellikle ülkemizin doğu, kuzey ve güneydoğusundaki komşu ülkelere ihracat potansiyelini artırarak Türkiye’ye rekabet avantajı sunmayı; aynı zamanda bölgesel kalkınmaya ve istihdama daha fazla katkıda bulunmayı hedeflemekteyiz. Bu yatırımımızın son kullanıcılara en önemli katkısı ise daha geniş bir kitlenin kaliteli ürün ve hizmet almasının yolunu açacak olmasıdır. 

Tüm bu katkıları sebebiyle İzocam’ın gelecek yıllardaki, orta ve uzun vadeli planlarının bir parçası olan Kayseri Tesisi yatırımımız, amaçlarımıza çok güzel bir şekilde hizmet etmektedir. Ancak elbette gelecek hedeflerimiz bu yatırımla sınırlı değildir. Gelecek yıllar için başka yatırım planlarımız da bulunmaktadır. Gerçekleştirdiğimiz bu yatırım adım adım planlarımızı uygulayacağımız anlamına gelmektedir. 

Kayseri tesisimize yönelik diğer yatırımları devreye almak önceliklerimiz arasında yer almaktadır. Kayseri Tesisi’mizdeki geçiş sürecinde ilk etapta Terrawool markasıyla üretime devam edeceğiz. CE belgesi ve EUCEB sertifikası başta olmak üzere gerekli akreditasyon ve belgelendirme prosedürlerinin tamamlanması ile İzocam markalı ürünlerimizi de burada üretmeye başlayacağız. Yeni tesisimizin SAP’ye entegre edilmesi amacıyla da tüm düzenleme aksiyonlarını belirleyerek, en kısa sürede bu kültürü oturtmak üzere altyapı çalışmalarını başlatmış bulunmaktayız. Aynı şekilde yıllardır tüm tesislerimizde kurumsal işleyişimizin ayrılmaz bir parçası haline gelen ve ‘Güvenlik Seninle Başlar!’ sloganıyla gerçekleştirdiğimiz Çevre, İş Sağlığı ve Güvenliği politikalarımızı bu tesisimizde de devreye alıyoruz. Önümüzdeki 3 yıl içinde yapacağımız ek yatırımlarla hem dijitalleşme, otomasyon, hem de makina ekipman modernizasyonu yaparak Türkiye’nin en modern tesislerinden biri haline getirmeyi planlamaktayız. Kısa ve orta vadede özellikle çevre, iş güvenliği, kalite ve verimlilik bakış açısı ile dünya çapında geniş benchmark proje deneyimimizi mevcut tesise uygulamak üzere hazırlıklarımız bulunmaktadır. Üretimde modernizasyon, otomasyonun artırılması ve kalitenin artırılması öncelikli yatırımlarımız arasında yer almaktadır. Mevcut üretim hatlarında verimlilik çalışmaları ile kaynak kullanımının optimize edilmesini de hedeflemekteyiz. Böylece İzocam’ın sürdürülebilirlik yaklaşımı çerçevesinde; çevreye, doğal kaynaklara ve ekonomiye dost üretim stratejimizi Kayseri Tesisimize de yansıtmış olacağız.

Bu yatırımımızla birlikte marka bilinirliğimizin ilk sırada olduğu Türkiye pazarında değişen üretim teknolojimiz ve iç pazarda tüm bölgelere stratejik yakınlıkta olmamız pazar payımızı büyük oranda arttıracaktır. İstanbul’da, Mersin’de ve Eskişehir’deki diğer üretim tesislerimizin de katkısıyla tüm iç pazarı kapsayan tedarik zincirimizi daha da güçlendirmeyi hedeflemekteyiz. Kayseri fabrikamız lokasyon olarak Türkiye’nin doğu bölgelerinde bulunan illerimize verdiğimiz hizmet kalitesini de üst seviyeye taşıyacaktır.

Özetleyecek olursam; Türkiye’nin en büyük yalıtım ürünleri üreticisi olarak, son yatırım hamlemizden de aldığımız ivme ile 2025 yılına üretim kapasitemizi güçlendirerek, ürün çeşitliliğimizi zenginleştirerek, tüm ürün gruplarında pazar payımızı artırma hedefiyle adım atmış bulunmaktayız. Sektöre kazandırdığımız kaliteli ve güvenli ürünlerin yanında, sahip olduğumuz uzmanlık ile bu yıl da alt yapı çalışmalarından havalimanlarına, enerji santrali projelerinden renovasyon projelerine, AVM’lerden fabrikalara, hastanelerden toplu konutlara kadar Türkiye’nin ve ihracat pazarlarımızın önde gelen projelerinde yer almak en temel hedeflerimiz arasında yer almaktadır.

  1. 2024 yılı ihracatınız hakkında bilgi alabilir miyiz? Belirlenmiş olan yeni bölgelerdeki ilgili pazarlarda gerçekleştirdiğiniz yıllık ihracatınız ile ilgili neler söylemek istersiniz? 

Sürdürülebilirliğe katkı sağlayan inovatif vizyonumuzun neticesi olan sağlıklı, güvenli ve tasarruflu yalıtım ürünlerimizle gerek ülkemizde gerekse yurtdışındaki büyük projelerde tercih edilen bir firmayız. Her ihtiyaca uygun şekilde sunduğumuz ürün ve çözümlerimiz ile iddialı projelerin çözüm ortağı olarak yer almaktayız. Son 15 yılda 15 milyon metreküpten fazla ihracat gerçekleştirdik. Ülke ekonomimize sağladığımız katkılarla birlikte çevre dostu ve sağlıklı yalıtım çözümlerimizle sürdürülebilirliği de desteklemekteyiz. İhracat satışlarımız tüm ciromuz içinde yaklaşık %20’lik bir paya sahiptir. Bu sene 59 ülkeye 70’in üzerinde bayi ve müşterimizle hizmet vermekteyiz. 

2024 yılını, ihracat faaliyetlerimiz açısından oldukça başarılı bir şekilde geride bıraktık. Özellikle ihracatımızın yoğunluk kazandığı çevre ülkelerdeki çeşitli olumsuzluklara rağmen, tonajlarımızı 2023 yılına kıyasla önemli ölçüde artırmayı başardık. Bu başarı, pazar koşullarındaki zorluklara rağmen güçlü stratejilerimiz ve esnek yaklaşımımız sayesinde elde edilmiştir. Özellikle Avrupa’daki mevcut ihracat pazarlarımızda sağladığımız performansla birlikte, yeni girdiğimiz pazarlarda da önemli bir ivme kazandık. Hem mevcut pazarlar hem de yeni fırsatlar, 2025 yılı için de umut verici bir gelişim göstermektedir.

  1. 2025 yılı için ihracat hedeflediğiniz yeni bölgelerdeki yeni ihracat stratejilerinizi öğrenebilir miyiz? Bu kapsamda ihracat odaklı yeni üretim / yeni ürün yatırımlarınız ile ilgili bilgi almak, kısaca 2025 yılı için ihracat beklentinizi de öğrenebilir miyiz? 

2025 yılı için ihracatın ciromuz içindeki oranını artırma hedefi ile yeni pazar arayışlarımız aralıksız devam etmektedir. Kayseri’deki yeni taşyünü tesisimizde gerçekleştireceğimiz üretim de ilerleyen süreçte iç pazarda olduğu kadar dış pazar faaliyetlerimize yönelik önemli katkılar sunacaktır. Kayseri Tesisimiz, ülkemizin doğu, kuzey ve güneydoğusuna açılan bir bölgede yer almaktadır. Mersin Limanı’na yaklaşık iki yüz seksen kilometre uzaklıkta yer alması sebebiyle oldukça iyi bir konuma sahip olan bu tesisimiz, komşu coğrafyalara nakliye maliyetlerini azaltacağından, İzocam olarak aktif olduğumuz bölgelerde bize rekabet avantajı sağlayacaktır. Bu yatırımımızın özellikle de Ortadoğu pazarı ve BDT ülkeleri başta olmak üzere, Irak gibi komşu ülkelere ve Kuzey Afrika ülkelerine yönelik ihracat hedeflerimizde çok faydalı olmasını beklemekteyiz. Dolayısıyla, 2025 yılı içerisinde bu bölgelerde hızlı bir şekilde büyümeyi hedeflemekteyiz. Diğer ürün gruplarımızda da daha önce fazla aktif olmadığımız Kuzey Afrika pazarında büyümek öncelikli hedeflerimiz arasında yer almaktadır.

Öte yandan ihracat pazarlarımızda yaşanan enerji maliyetlerindeki artış eğilimi, yalıtım malzemelerine olan talebin giderek arttığı bir dönemi de beraberinde getirmektedir. Bu gelişme, yalıtım malzemesi arzında bir devamlılık ve sürdürülebilirlik sağlama potansiyeli taşımaktadır. Artan talep ve bu talebe yönelik stratejik planlamalar, ihracatımızda uzun vadeli büyüme sağlayacak bir zeminin oluşmasına olanak tanımaktadır. Bu bağlamda, gelecekteki arz dengelerini göz önünde bulundurarak, ihracata yönelik hedeflerimizi ve projelerimizi güçlendirmeye devam etmekteyiz.

  1. Sürdürülebilir Çevre Politikaları ve Yaşanabilir Çevre Stratejileri doğrultusunda, 2024 yılında gerçekleştirdiğiniz çalışmalarınız ile Sosyal Sorumluluk Projeleriniz hakkında neler söylemek istersiniz?  2025 yılı Sürdürülebilirlik Vizyonunuz hakkında ve planladığınız Sosyal Sorumluluk Projeleriniz ile ilgili de bilgi almak isteriz. 

İzocam olarak sürdürülebilirlik politikamız çerçevesinde; çevre ve insan sağlığını gözeterek geliştirdiğimiz ürünlerin yanında, tesislerimizde enerji yönetim sistemlerini uygulayarak ve çevresel ürün beyanlarıyla tesislerimizin çevresel koşullar ile uyumlu olmasını önemsemekteyiz. Tesislerimizin minimum çevresel etki ile çalışmalarını sağlayacak şekilde yatırımlarımıza yön vererek hem topluma hem de sektörümüze karşı üzerimize düşen görevi yerine getirmekteyiz. 

Türkiye’nin ilk yalıtım üreticisi olarak, üretim süreçlerimizde sektörümüze örnek olan güncel projelerimizin başında 2022 yılından bu yana, tüm üretim süreçlerimizi dünya standartlarına taşımak amacıyla başlattığımız WCM (World Class Manufacturing – Dünya Sınıfında Üretim) vizyonumuz gelmektedir. İlk olarak 2023 yılının ilk yarısında XPS, EPS ve Sandviç Panel üretimi gerçekleştirdiğimiz Gebkim Tesisimizde, Kasım ayı itibariyle ise Tarsus Camyünü Tesisimiz ve Dilovası Taşyünü Tesisleri’mizde yapılan denetimleri başarıyla geçtik. Böylece üç tesisimiz de temel seviye rozeti almaya hak kazandı. 2024 yılı Haziran ayında ise Eskişehir Tesisimizde belgelendirme süreçlerini tamamlayarak tesislerimizi bu modele dahil etmeyi başardık. WCM metodolojisi ile yürüttüğümüz üretim sistemi projelendirmeleri süresince yalıtım sektörüne örnek olan pek çok önemli başarıya da imza attık. Bu kapsamda; iş ve çevre kazalarını sıfır noktasına getirdik, enerji tüketimini düşürdük, sürdürülebilirlik projeleri kapsamındaki CO2 salımı, su tüketimi ve atıkları azalttık. Bunlarla birlikte ürün kalitesi ve üretimde verimliliği artırırken, müşteri memnuniyetini yükselttik ve çalışan memnuniyetini ise düzenli olarak takip ederek, sürekli iyileşmesini sağladık. WCM modeli sayesinde, yüksek ve yoğun rekabet ortamının getirdiği maliyet baskısına rağmen, iş güvenliği, çevre güvenliği, yüksek ürün kalitesi, sürdürülebilirlik, yönetmelik ve standartlara tam uyumlu biçimde üretimler gerçekleştiren firmamız, yalıtım pazarındaki öncü pozisyonunu büyük bir kararlılıkla sürdürmeye devam etmektedir.

Ayrıca sürdürülebilirlik stratejilerimiz kapsamında tüm tesislerimiz “Sıfır Atık Belgesi” ile faaliyet göstermektedir. İlk olarak 2021’in Temmuz ayında İzocam Tarsus Tesisi’mizin aldığı bu belgeyi, 2022 yılı itibariyle tüm tesislerimiz almaya hak kazanmıştır. T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen bu belge; tesiste, israfın önlenmesini, kaynakların daha verimli kullanılmasını, atık oluşum sebeplerinin gözden geçirilerek atık oluşumunun engellenmesini veya asgariye indirilmesini, atığın oluşması durumunda ise kaynağında ayrı toplanmasını ve geri kazanımının sağlanmasını kapsayan bir dizi sürecin tamamlanmış olduğunu ifade etmektedir.

İzocam olarak, geçen yıl önemli bir sosyal sorumluluğu gerçekleştirmek amacıyla sosyal ve çevresel açıdan önemli bir hedef daha belirledik ve “Zero Waste to Landfill” (Düzenli Depolamaya Sıfır Atık) projesine imza attık. Sürdürülebilirlik çalışmalarımız kapsamında 2023 yılı sonu itibariyle gerçekleştirdiğimiz bu proje ile çevreye karşı olan duyarlılığımızı bir adım daha ileriye taşıdık. Böylece, yıllardır atık yönetimi uygulanan tesislerimizde, proses hurdalarının da enerji üretimi için kullanıma geçirilmesi hedeflerimize ulaştık. “Düzenli Depolamaya Sıfır Atık”; atık oluşumunun azaltılması, atıkların yeniden kullanılması ve geri dönüştürülmesi gibi sürdürülebilir uygulamalar yoluyla mümkün olduğunca fazla atığı atık depolama alanlarından uzaklaştırmayı ifade etmektedir. Bu proje ile proseslerimizden oluşan atıkları asgariye indirmekte,  tekrar kullanmakta, tekrar kullanamadığımız geri dönüştürülebilir atıklarımızın kaynağında ayrı toplayıp geri dönüştürülmesini desteklemekteyiz. Kullanılan ambalajlarda %70 oranında geri dönüştürülmüş malzemelerden üretilen ambalajlar tercih etmekteyiz. Geri dönüştürülemeyen atıklarımızın ise enerji kaynağı olarak farklı sektörlerde kullanılması yoluyla geri kazanılmasını sağlamaktayız. Böylece tüm atıklarımızı sürdürülebilir bir yaşam döngüsüne sokmaktayız. Tesislerimizde çıkan atık türleri ve “Düzenli Depolamaya Sıfır Atık” kapsamında değerlendirildiğimiz atıklar; plastik, kağıt, karton, tahta, metal, elektronik atık, varil, atık yağ, kimyasallar ile kontamine olmuş atıklar ve proses hurdalarıdır.   Tüm atıklar dokümante edilmiş atık yönetimi süreç ve prosedürlerini etkin bir şekilde yerine getirerek lisanslı firmalara gönderilmektedir. Bunlar arasında yer alan plastik, kağıt, karton, tahta, metal, elektronik atık, varil ve atık yağlar tekrar kullanım amacıyla geri dönüşüme gönderilirken, proses hurdaları, kimyasallar ile kontamine olmuş atıklar da enerji üretimi için kullanılmaktadır. İzocam olarak, Türkiye için yasal bir zorunluluk olmayan “Düzenli Depolamaya Sıfır Atık” projesi ile hedeflerimizden birini gerçekleştirmenin yanı sıra şirket olarak sahip olduğumuz yüksek çevre bilinci hedefimize ulaşmanın gururunu da yaşamaktayız.

Sürdürülebilirlik yaklaşımımız, tedarik zinciri operasyonlarımızda da etkili olmaktadır. İzocam olarak iç ve dış tedarikçiler ile çalışmaktayız. Tüm tedarikçilerimiz için rekabetçi maliyetler ve sürdürülebilir kalite kriterleri öncelikli tercih sebebi olmakla birlikte tedarikçilerimizin, çevre ve enerji başlıklarına bakışları da bizler için seçim kriterleridir. Kalitenin sürekliliği ve geliştirilmesi hususunda tedarikçilerimiz ile beraber çalışmalar yapılması ve karşılıklı tecrübelerden faydalanılması ticari ilişkimizin vazgeçilmez parçasıdır. 6 ayda bir yaptığımız tedarikçi değerlendirmelerimizde tedarikçilerimizden, kalite, çevre, iş sağlığı ve güvenliği, enerji verimliliği konularını içeren bir taahhütü imzalamalarını beklemekte, bu taahhüdü imzalayan firmalar ile öncelikli ve etkin olarak çalışmaktayız.

İzocam olarak kaynakların verimli kullanılması, iklim değişikliği ve sürdürülebilir yapıların inşası gibi, enerji tasarrufu, çevreyi koruma, yaşam kalitesini iyileştirme ve sosyal sorumluluk motivasyonu ile çalışmakta ve bunu kurum kültürümüzün merkezinde konumlandırmaktayız. Sürdürülebilirlik şirket içinde kapsamlı olarak ele alınmaktadır. 2030 hedeflerimize ulaşma yolunda yaptığımız çalışmaların 5 temel bacağı bulunmaktadır. Bunlardan ilki de kendi iç kültürümüzü sürdürülebilirliğe uyumlamak olarak belirlenmiştir. Bu nedenle 2021 yılında hazırladığımız yol haritamızda belirlediğimiz üzere 2022’den bu yana her sene grup şirketlerimizle birlikte “Sürdürülebilirlik Günü” düzenlemekteyiz. Bu günlerde çalışanlarımıza sürdürülebilirlik hakkında bilgilendirmeler yaparken, sürdürülebilirlik eylemleri ile ilgili yarışmalar organize etmekteyiz. Ayrıca iklim değişikliğinin etkilerini basit ama çarpıcı bir şekilde aktaran “İklim Bilmecesi” (Climate Fresk) adlı oyunu da iç eğitim kapsamında gerçekleştirmekteyiz. Şirket içinden belirlediğimiz 4 çalışanımız eğitimci statüsünde bu oyunu nasıl yürüteceklerini öğrendikten sonra, tüm çalışma arkadaşlarımızı bu öğretici aktiviteye dahil etti. İzocam olarak, iş yaptığımız paydaşlarımızla bir araya geldiğimiz platformlarda da sürdürülebilirlik konusunda bilgilendirme faaliyetlerine özen göstermekteyiz. Bu konuda dış eğitimler vermenin yanı sıra grup şirketlerimizle iş birliği içerisinde bilgilendirme broşürleri hazırlayarak kullanıma sunmaktayız.

Kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetlerimizle de tüm çalışma arkadaşlarımızın sürdürülebilirlik yaklaşımımıza üst düzeyde katkı sağlamasına olanak tanımaktayız. Son dönemlerde çalışma arkadaşlarımızla birlikte gerçekleştirdiğimiz sosyal sorumluluk projelerine birkaç örnek vermek isterim. Bunların başında, “Bugünlere Yalıtım, Sürdürülebilir Yarınlara Yatırım” mottosuyla kurduğumuz yelken takımı gelmektedir. Yelken takımımız, profesyonel yarışçıların yanında Sailmaster ekibinden temel yelken eğitimi almış çalışma arkadaşlarımızdan oluşmaktadır. 2024 yılında yarıştığı tüm trofelerde başarılı performans göstererek aldığı ödüllerle bizleri gururlandıran takımımız, sürdürülebilirliğe, küresel iklim değişikliği ile mücadeleye ve iyi yaşam hakkına dikkat çekmek amacıyla yelken açmayı sürdürmektedir. 

İzocam’ın hikayesinin başladığı yaklaşık 60 yıl önce varoluş amacımızı, doğal kaynaklara zarar vermeden, can ve mal güvenliğini dikkate alarak, enerji tasarrufu ve konfor sağlayan çevreci ve sürdürülebilir yalıtım çözümleri geliştirmek olarak tanımlamıştık. Çıktığımız bu yolda, kaynakların verimli kullanılması, iklim değişikliği, sürdürülebilir yapıların inşası, enerji tasarrufu, çevreyi koruma ve yaşam kalitesini iyileştirme motivasyonu ile çalışan bir şirket olma özelliğimizi halen korumakta ve geleceğe taşımaktayız. 

2050 yılına kadar karbon nötr olma hedefimiz doğrultusunda sürdürülebilirliğe katkı sağlayan uzun vadeli hedeflerimizi hayata geçirebilmek için aksiyonlarımız devam etmektedir. Seragazı emisyonlarımızın azaltılması, su tüketimlerinin ve atıksu oluşumlarının sınırlandırılması, alternatif hammadde kaynaklarının üretim süreçlerine adapte edilmesi ve döngüsel ekonomiye katkı sağlayacak birçok proje çalışması 2030 yılı ve 2050 yılı sürdürülebilirlik hedeflerimize uyum sağlamak için detaylı programlar halinde ele alınmaktadır.

  1. Röportajımızın sonuna eklemek istediğiniz mesajlar ve duyurular var mıdır? 

Teşekkür ederiz.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Kentsel Dönüşümde Yeni Nesil Yaklaşım: SEGA Yapı Sahada Güven İnşa Ediyor

Yayınlandı

-

Cevdet Tanrıkulu SEGA YAPI İcra Kurulu Başkanı

Küçükçekmece’de Yalı360 ile dikkat çeken SEGA Yapı, 1200 konutluk üretim hacmi

ve insan odaklı proje anlayışıyla kentsel dönüşüm süreçlerini güven, planlama ve

sürdürülebilirlik ekseninde yönetiyor.

SEGA Yapı’nın faaliyet alanı ve projeleri hakkında bilgi verebilir misiniz? 

SEGA Yapı kentsel dönüşümü en üst kalitede üreten bir firma anlayışıyla sektörde yer almıştır. Şu an İstanbul’da 5 şantiyeyle 1100 konutu ve yaşam alanlarını üretmek için çalışmaktayız. Projelerimizden Yalı 360’ı anlatayım: Küçükçekmece’nin göl kenarında, 180 derece açı ile göl, peyzaj ve şehir manzarasına sahip konutlar ürettik. Göl kıyısında konumlandırdığımız bu projeye Yalı 360 adını verdik.

Kentsel dönüşüm projelerinde süreç nasıl ilerliyor? 

Kat maliklerinin çoğunluğunun talebi ve resmi onayı doğrultusunda yetkili kurumlar tarafından risk raporu alınarak, riskli görüldüğü taktirde devlet kurumlarının onayıyla eski binalar yıkılır. Resmi kurumlar tarafından onaylanmış proje, inşaat yönetmeliğine göre üretilerek hak sahiplerine teslim edilir.

Devam eden projeleriniz ve üretim kapasiteniz hakkında bilgi verir misiniz? 

Şu an İstanbul Avrupa Yakasında 5 proje ve 1100 daire ile üretime devam etmekteyiz. 1+1’den 4+1’e kadar daire ve sınırlı sayıda şehir villaları üretmekteyiz. Metro Park’ta 297 konut 44 ticari alan, toplamda 341 bağımsız bölümden oluşmaktadır. Projemiz İstanbul E-5 Karayolu ve metrobüs istasyonuna 100 m yakınlıktadır.

Bölgenin geleceği ve lokasyon seçimi konusunda neler söylersiniz? 

Her bölgenin kendi dinamiği vardır. Küçükçekmece bölgesi ulaşım lokasyonu yönünden; çevre yolu, Metrobüs, Marmaray, Yüksek hızlı tren ve Kuzey Marmara Otoyoluna bağlantısıyla öne çıkmaktadır. Sınırları içindeki Küçükçekmece Gölü ve yapılması planlanan Kanal İstanbul hattıyla yatırımcılar tarafından da ilgi görmektedir.

Anladığımız kadarıyla sektöre güven veren bir marka olmak istiyorsunuz… 

Evet kesinlikle SEGA Yapı bölgesinde standartların üzerinde projeler üreterek adından sıkça söz ettirmeyi başarmış bir inşaat firmasıdır. Firmamız sadece bugün için değil geleceği de düşünerek projeler inşaa etmektedir.

Finansal yapı ve ekip organizasyonunuz hakkında bilgi verir misiniz? 

Şirketimiz, başlamayı planladığı projede inşaat ve teknik şartları alanında uzman kişilerle değerlendirip bütçe ve inşaat sürecini hesaplamaktadır. Şirketimizin alanında uzman Mühendis, Mimar ve teknik ekibimiz ile süreci yönetmekteyiz.

Projeler tamamlandıktan sonra müşterilerle ilişkiniz devam ediyor mu? 

Evet, kesinlikle devam ediyor. Kanuni zorunluluklarımızın süresine bakmaksızın maliklerimizle iletişimdeyiz.

SEGA Yapı’nın büyüme stratejisi nedir? 

SEGA Yapı sektörde yaptığı başarılı işlerle katma değerli projeleriyle sürdürülebilir yaşam alanları sunarak standartların üstünde kalite anlayışıyla büyüyerek bölgenin arz ve talep ihtiyacını en üst seviyede karşılamayı amaç edinmiş bir firmadır.

Yabancı yatırımcı ilgisi nasıl? 

Evet, yabancı yatırımcıların ilgisini çekmektedir. Projelerimizin bulunduğu lokasyon ve sunduğu yaşam standartları doğrultusunda bölgenin artan değer algısından dolayı talep görmektedir.

Önümüzdeki dönem için yeni projeleriniz var mı? 

Evet, sürekli gelişen ve doğru projeleri almayı hedefleyen bir firmayız. 2027 ve daha sonraki yıllarda yapacağımız projelerimiz için yeni malik adaylarımızla karşılıklı olarak imzalarımızı atmış bulunmaktayız.

Okumaya Devam Et

GENEL

Warmhaus’tan 2026 Vizyonu: Sürdürülebilir Teknoloji ve Akıllı Isıtma Çözümleri

Yayınlandı

-

WARMHAUS Genel Müdürü Şebnem Güner


Yeni genel müdürlük döneminde büyüme ve dönüşüm hedeflerini netleştiren Warmhaus, enerji verimli ürünler, H2 Ready teknolojisi ve dijital çözümleriyle iklimlendirme sektöründe güçlü bir gelecek inşa ediyor.

  1. Geçen yılın sonlarına doğru şirketinizde bir üst yönetim organizasyon değişikliği olarak genel müdür olarak atandınız. Öncelikle sizi yeni pozisyonunuzdan dolayı tebrik eder, başarılar dileriz. Warmhaus için 2026 yılında gerçekleştirmeyi planladığınız çalışmalar konusunda sizden bilgi alabilir miyiz?

Öncelikle güzel temennileriniz için teşekkür ederim. Warmhaus’ta uzun yıllar Finans ve Mali İşler alanlarında sürdürdüğüm görevlerimin ardından, Ekim 2025 itibarıyla Genel Müdürlük görevini devraldım. Warmhaus’un inovatif ve teknolojik çözümler yaratarak ürettiği faydayı maksimum değerlere taşımak ve sektörüne liderlik etme hedefi doğrultusunda oluşturduğu vizyonuna katkı sağlayacak projeler gündemimizde yer alıyor. Ekibimiz ile birlikte stratejilerimizi vizyonumuza katkı sağlayacak projeler üzerine oluşturuyoruz. Bu yılın yurtiçi pazarlarda yeni açıklanan konut projeleri ile birlikte hareketli bir yıl olacağını düşünüyoruz. Projelerde sunduğumuz çözüm odaklı yaklaşımız ve ürünlerimiz ile projelerin içinde aktif olarak yer almayı hedefliyoruz. Doğal gazın yeni ulaştığı yerleşimlerde, yetkili satıcı ve servis ağımızı güçlendirmek için çalışmalarımız sürüyor. Yurtdışı pazarlar için elektrikli kombi projemiz sürüyor. Ayrıca yılın son çeyreğinde ısı pompasını ürün gamımıza eklemeyi planlıyoruz.

2. Çevre dostu ve enerji verimli teknolojiler, iklimlendirme sektöründe artık temel bir gereklilik haline geldi. Ürünlerinizin çalışma prensipleri, enerji performansı ve sürdürülebilirlik yaklaşımı açısından hangi yenilikçi çözümleri sunduğunu anlatabilir misiniz?

Ürünlerimizin geliştirme ve çalışma prensiplerinin temelinde üç ana unsur yer alıyor: Çevreye duyarlılık, yüksek enerji verimliliği ve kullanıcıya sağlanan maksimum tasarruf. Tüm Ar-Ge ve üretim süreçlerimizi bu üç öncelik doğrultusunda şekillendiriyoruz.

Bu yaklaşımımızın somut çıktılarından biri olan Gaz Adaptif Sistemli kombilerimiz, yakıt tüketimini optimize ederek enerji kullanımını minimum seviyede tutuyor. Bununla birlikte, ürünlerimizde kullanılan gelişmiş izolasyon teknolojileri sayesinde ısı kaybı en aza indiriliyor; böylece hem gereksiz enerji tüketiminin hem de çevresel etkinin önüne geçiliyor.

Ayrıca kombilerimizin NOx Sınıf 6 seviyesinde olması, düşük emisyon değerleriyle çevre dostu bir performans sunmamıza olanak tanıyor. Ürünlerimizde tercih ettiğimiz yüksek kaliteli komponentler ise cihazların uzun ömürlü olmasını sağlayarak kaynak kullanımını azaltıyor ve dolaylı olarak karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sunuyor.

Bunların yanı sıra en son Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında önemli bir adım atarak H2 Ready Sertifikası aldık. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz kombilerimiz, doğal gazla birlikte yüzde 20 oranında hidrojen kullanımına uyumlu olacak şekilde tasarlandı. Bu da geleceğin enerji dönüşümüne bugünden hazır olduğumuzu gösteriyor.

Yakın zamanda üretimine başladığımız yeni nesil eşanjör tasarımımız da sürdürülebilirlik yaklaşımımızın önemli bir parçası. Bu yenilikçi tasarım ile enerji verimliliğini artırmayı, karbon salımını azaltmayı ve kullanıcılarımıza daha uzun ömürlü, yüksek performanslı çözümler sunmayı hedefliyoruz.

Ürünlerimizin en verimli şekilde kullanılmasını destekleyen dijital çözümler de geliştiriyoruz. Bu alandaki öne çıkan uygulamalarımızdan biri olan RecoWa, Wi-Fi Akıllı Oda Termostatı ile entegre çalışarak enerji tüketimini optimize ediyor. Mobil uygulama üzerinden kullanıcıların yaşam alışkanlıklarına göre ısıtma sistemlerini yönetebilmesine olanak tanıyan RecoWa, daha düşük enerji tüketimi ve daha az karbon salımı ile sürdürülebilir bir kullanım deneyimi sunuyor.

3. Projelerde tercih edilen ürün ve hizmetleriniz; yatırımcı, proje geliştirici ve son kullanıcı açısından ne gibi avantajlar sağlıyor?

Enerji tasarrufu, işletme maliyetleri, uzun ömürlülük ve konfor kriterleri açısından yarattığınız katma değeri nasıl tanımlarsınız?

Projelerde kendimizi sadece bir ürün tedarikçisi olarak değil bir çözüm ortağı olarak görüyoruz. Uzman kadromuz ile birlikte projeyi oluşturanlar ile tüm süreçte yer alarak söz konusu proje için en doğru ve en uygun maliyetli ürünü seçmek için çalışıyoruz. Konut projelerine, proje ve inşaat firmalarına çok hızlı ve efektif çözümler sunabiliyoruz. Ürünlerimiz özelinde değerlendirdiğim zaman; duvar tipi çelik eşanjörlü premix yoğuşmalı kazan serimiz kolay kurulumu, yüksek performansı, tasarruflu ve uzun ömürlü olması gibi öne çıkan özellikleri ile konut, üniversite, okul, lojman ve otel gibi büyük projeler tarafından tercih ediliyor. Hızlı ısı yayılımı sağlayan panel radyatörlerimiz yüksek korozyon direnci ve dayanıklı yapısı ile uzun ömürlü kullanım sağlıyor. Panel radyatördeki farklı çeşitlerimiz mekanlara aynı zaman estetik ve konfor da sunuyor. Doğru projelendirilmiş bir panel radyatör sistemi kombi ile birlikte maksimum verim sağlayabiliyor.  

Kombi ve duvar tipi yoğuşmalı kazan ürün gamımızda farklı kapasite seçenekleri var. Bunların hepsinin ortak noktası maksimum verim, düşük gaz tüketimi, kolay kurulum kompakt ve aynı zamanda şık tasarımlara sahip olması. Son kullanıcı açısından tüm bunlar tasarrufa ve konfora dönüşürken, projeciler tarafından da düşük merkezi sistem alt yapı maliyeti sağlıyor. 

4. Türkiye iklimlendirme pazarındaki konumunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Pazar payı, segment odakları ve bölgesel yaygınlık açısından güçlü yönleriniz nelerdir?

Önümüzdeki döneme ilişkin büyüme ve yatırım hedeflerinizi de paylaşır mısınız?

Warmhaus iklimlendirme sektöründeki yolculuğuna 1996 yılında panel radyatör üretimi ile başladı. Şirketimiz 2016 yılının Eylül ayında kombi üretimine başladı. Cihaz tarafında nispeten genç bir marka olsak da ısıtma sektöründe 30 yıllık bir geçmişe sahibiz. Sektörümüzde hızla yaygınlaşan ve büyüyen bir marka olarak hedefimiz hiçbir zaman yalnızca üretmek olmadı. Her zaman odağımızda fark yaratan inovatif ürünler geliştirerek sektörümüze yön vermek yer aldı. Nitekim bu kapsamda da Gaz Adaptif Sistemli kombi, kendi kapasitesinde dünyanın en küçük kombisi gibi örneklerini verebileceğim pek çok ilki de sektörümüze kazandırdık.  Ürünlerimizin ülkemizdeki yaygınlığını ise en iyi şu cümle ile ifade edebilirim; Türkiye’de radyatör kullanılan her 5 evden birini Warmhaus fabrikasında ürettiğimiz ürünler ısıtıyor. Kombi üretiminde her zaman kalite odaklı çalıştık. Tüketicilerin ısınma ihtiyacını tasarruf ederek karşılamasını sağlamak için özellik ve kalitesi ile üst segment olan ürünlerimizi, orta segment fiyatına satıyoruz.

2023 yılının sonlarına doğru TEKNOSAB’daki yeni üretim tesisimize taşınmıştık. Üretim tesisi anlamında uzun vadede yeni bir yatırım planlamıyoruz. Kısa vadeli iş hedeflerimiz arasında soğutma kanalına girmek yer alıyor. Ayrıca üretim tesisimiz bünyesinde bir Ar-Ge Merkezi açmayı planlıyoruz. Yurtiçi pazarlarda, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde doğal gaz altyapısının yeni devreye alındığı yerleşimlerde büyüme potansiyelini yakından takip ediyoruz. Bu bölgelerde artan talebe hızlı ve etkin şekilde yanıt verebilmek adına yetkili satıcı ve servis ağımızı stratejik olarak genişletmeye ve güçlendirmeye yönelik yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.

Yurtdışında ise yeni pazarlara açılmak ve mevcut pazarlardaki konumumuzu daha da sağlamlaştırmak 2026 yılı öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Global ölçekte rekabet gücümüzü artıracak adımlar atarken, sürdürülebilir büyüme stratejimiz doğrultusunda ilerlemeye devam ediyoruz.

5. AR-GE yatırımlarınızın sektörel gelişime katkısı hakkında neler söylemek istersiniz? Özellikle dijitalleşme, akıllı sistem entegrasyonları ve yüksek verimlilik odağında yürüttüğünüz çalışmalar nelerdir?

Yakın vadede piyasaya sunmayı planladığınız yeni ürün veya hizmet modelleri hakkında ipuçları verebilir misiniz? 

Her yaşam alanı için kaliteli, güvenilir ve fark yaratan çözümler bulmak için çalışıyoruz. Pek çok farklı yaşam alanı var. Kullanıcıların yaşam tarzları ihtiyaçları da farklılık gösteriyor. İklimlendirme sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olarak bu değişimi yakalayabilmeniz, ihtiyaçlara çözüm üretebilmeniz için yenilikçi bir bakış açısına sahip olmanız, yeni yaşam standartlarına uygun teknolojik ve dijital çözümler sunmanız gerekiyor. Ayrıca 40’tan fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. Farklı coğrafyaların ihtiyaçlarına cevap verebilecek esneklikte olmaz iseniz rekabet edemezsiniz. Biz tüm bu bahsettiğim konularda avantajlı konumdayız. Çünkü çevik ve dinamik bir Ar-Ge ekibimiz var. Üretim altyapımız ve teknolojik gücümüz sayesinde ürünlerimizin donanım ve yazılımlarını ihtiyaçlara göre hızlı şekilde uyarlayabiliyoruz. Ar-Ge tarafında geliştirdiğimiz ürünlerde ve ürünlerimizde kullandığımız teknolojilerde enerji ve su gibi kaynakların verimli kullanımını sağlamak, kullanıcıya tasarruf sağlayabilmek ve tabi çevreye zarar vermeyecek ürünlerin geliştirilmesi öncelikli konularımız arasında olarak yer alıyor. Ürünlerimizin en verimli şekilde kullanılabilmesi için dijital trendler doğrultusunda çözümler sunuyoruz. Kullanıcıya kolaylık ve konfor sağlayacak mobil cihazlar için özel uygulamalar geliştiriyoruz. 

2026 yılında da yeni ürün ve hizmetler için Ar-Ge Bölümümüz ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bunlara birkaç örnek vermem gerekirse; Mart ayında hali hazırda yurtdışı pazarlar için ürettiğimiz yeni nesil pnömatik kombi Glowa’yı yurtiçi pazarlara da sunduk. Yeni endüstriyel yüz tasarımı, yüksek verim, akıllı modülasyon ve XL seviyesinde sıcak su performansı Glowa’nın öne çıkan özellikleri arasında yer alıyor. Glowa’nın geniş modülasyon özelliği ise kombinin kapasitesinin ihtiyaca göre ayarlanmasına ve bu sayede hem gaz hem de elektrik enerjisinden tasarruf edilmesine olanak veriyor. İlk etapta 24 kW ısıtma kapasitesi ile piyasaya sunduğumuz ürünümüzün ilerleyen dönemde  farklı kapasite seçeneklerini de satışa sunmayı planlıyoruz. Diğer bir projemiz ise yüksek kapasiteli şofben. Mevcut 12 litre kapasiteli modelimize ek olarak, 14 litre kapasiteli yeni bir şofben üzerinde çalışmalarımız devam ediyor.

Çok kısa bir süre önce, kombinin adeta kalbi olarak nitelendirilen eşanjörün üretimine başladık. Sektörümüzde büyük ölçüde ithal edilen bu kritik bileşeni kendi bünyemizde üretebilmek adına teknolojik altyapımıza önemli ve stratejik bir yatırım gerçekleştirdik.Bu seviyede kritik bir parçanın üretimi için Ar-Ge ekibimizle birlikte uzun, titiz ve çok aşamalı bir hazırlık süreci yürüttük. Tasarım, mühendislik analizleri, numune üretimleri ve kapsamlı test süreçlerinin başarıyla tamamlanmasının ardından seri üretime geçtik. Geliştirdiğimiz yeni nesil eşanjör tasarımı sayesinde cihazlarımızda yüzde 98’e varan verimlilik seviyesine ulaştık. Bu başarı, hem mühendislik yetkinliğimizin hem de üretim kabiliyetlerimizin geldiği noktayı açıkça ortaya koyuyor. Yüzde yüz yerli sermaye ile üretim yapan bir firma olarak, böylesine kritik bir bileşeni yerli imkanlarla üretmenin ülke ekonomisine sağladığı katkı ise bizim için ayrı bir gurur kaynağıdır.

6. İklimlendirme sistemlerinde satış sonrası hizmetlerin rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Servis ağı, teknik destek, bakım sözleşmeleri ve müşteri deneyimi süreçleri açısından sunduğunuz hizmetler markanızın güvenilirliğine nasıl katkı sağlıyor?

Panel radyatör, kombi ve kazan gibi ürünler uzun ömürlü yapıları gereği kullanıcı konforu ve enerji verimliliği üzerinde doğrudan belirleyici rol oynar. Bu nedenle müşteri deneyimi açısından satış sonrası hizmetlerin kalitesi, en az ürünün teknik performansı kadar kritik bir unsurdur. Warmhaus olarak en kaliteli malzemeler ile en güvenli, kullanıcının maksimum verimi alacağı ve uzun ömürlü ürünler üretmek için çalışıyoruz. Verimlilik anlayışımız sadece ürün ile kısıtlı değil.  Satış sonrası hizmetler, teknik servis gibi tüm süreçlerin verimliliği de bizim için çok önemli. Türkiye’de, 186 yetkili servis noktamız ile faaliyet gösteriyoruz. Yetkili servislerimiz düzenli olarak teorik ve sahada ihtiyaç duyacakları konularda eğitim veriyoruz. Bu eğitimlerle servislerin bilgi birikimlerini pekiştirmeyi ve satış sonrası hizmet süreçlerinde kaliteyi artırmayı hedefliyoruz. Hiç şüphesiz ki güçlü bir servis organizasyonu markaya olan güven ve sadakatin inşa edilmesinde en önemli unsurlardandır.  Bu bilinçle, satış sonrası hizmetlerimizi stratejik bir değer alanı olarak konumlandırmaya devam ediyoruz. 

7. Üretim süreçlerinizden ürünlerin kullanım ömrüne kadar uzanan çevresel etki perspektifinde sürdürülebilirlik yaklaşımınızı nasıl şekillendiriyorsunuz?

Yenilenebilir enerji kullanımı, karbon ayak izi azaltım hedefleri ve döngüsel ekonomi uygulamaları konusunda şirketinizin vizyonunu paylaşır mısınız?

Özellikle küresel iklim krizi, enerji kaynaklarının kullanımı ve enerji güvenliği gibi konular, daha verimli ve farklı enerji türleri ile çalışabilen yeni ürünlere ciddi bir talep oluşturdu. Gerçekleştirdiğimiz tüketici ve Pazar araştırmalarımızda da enerji ve su gibi önemli kaynakların sorumlu kullanımı konusunda farkındalığın arttığını gördük. İklimlendirme sektöründe faaliyet gösteren bir marka olarak, bu dönüşümün bir parçası olmanın ötesinde, yön verici aktörlerinden biri olmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda sürdürülebilirlik yaklaşımımızı; ürün geliştirmeden üretim süreçlerine, satış sonrası hizmetlerden dijital çözümlere kadar tüm değer zincirimizi kapsayacak şekilde bütüncül bir yapıda ele alıyoruz. Markamızın geliştirdiği ürünlerde ve kullandığı teknolojilerde kaynakların verimli kullanımı önemli özelliklerinin başında geliyor. Kaynakların en verimli şekilde kullanılmasını sağlayan çevreci ürünler geliştiriyoruz. Sadece ürün verimliliği değil aynı zamanda kullanıcılarımıza sunduğumuz satış sonrası hizmetler, dijital uygulamalar gibi tüm süreçleri verimli şekilde inşa etmeye çalışıyoruz.

Üretim süreçlerimizde de sürdürülebilir üretim bizim için çok önemli bir konu. Fabrikamızdaki hatlarımızdaki otomasyon kontrolü ile verimliliğimizi artırarak enerji kullanımını düşüyoruz. Tesis alt yapımızda aynı zamanda enerji verimliğini sağlayan yüksek enerji sınıfına sahip elektrik motorları ve modülasyonlu pompa sistemleri kullanıyoruz.  Ters ozmoz sistemimizde oluşan atık suyun geri kazanımına yönelik de iyileştirme çalışması yürütüyoruz. Bu uygulama ile proses suyu tekrar sisteme kazandırılarak bu sayede yıllık yaklaşık 2.250 m³ su tasarrufu sağlanarak doğal kaynak tüketimi azaltılacaktır.  Önümüzdeki dönemde de yenilenebilir enerji ile uyumlu ürün portföyümüzü genişleterek, karbon ayak izimizi azaltan ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen çözümler geliştirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.

Okumaya Devam Et

RÖPORTAJ

Global Bilgi, Yerel Uzmanlık: Doka’nın Proje Yönetim Modeli

Yayınlandı

-

DOKA TÜRKİYE Genel Müdürü Can Ali GÜVEN


Onlarca yıllık global deneyimini Türkiye’nin saha gerçekliğiyle birleştiren Doka, mühendislik odaklı ekip yapısı ve esnek çözüm üretme kapasitesiyle altyapı ve üstyapı projelerinde fark yaratıyor.

  1. “Müşteriyi Tam Dikkatle Dinlemek” — Bu Yaklaşım Sahadaki Projelere Nasıl Yansıyor?

Projeler genellikle müşteriden gelen belirli bir çözüm talebiyle başlar. Önce dinleriz. Ancak talebi olduğu gibi kabul etmekle kalmayız; kendi tecrübemizi de ekleyerek, “Bu çözüm mümkün; ancak şu noktalarda şu alternatif daha verimli olabilir” şeklinde geri bildirimde bulunuruz. Çoğu durumda bu yaklaşım, müşterinin ilk talebinin evrilmesini sağlar.

Doka’nın onlarca yıllık deneyimi, her projeyle büyüyen ve sistematik olarak arşivlenen güçlü bir bilgi birikimine dayanır. Avusturya’daki uzmanlık merkezlerimizde; baraj, köprü, enerji, yüksek yapı, tünel ve ulaşım projeleri için ayrı uzman ekipler bulunmaktadır. Ülkelerde uygulanan tüm çözümler Doka’nın bilgi havuzuna aktarılır. Bu sayede herhangi bir Doka organizasyonuyla çalışmak, yalnızca o ülkenin değil, tüm global ağın uzmanlığından faydalanmak anlamına gelir.

  1. Türkiye’de Farklı Bir Yaklaşım: Yerel Dinamikleri Anlamak

Global projeler ile Türkiye’deki projeleri karşılaştırdığımızda, inşaat ve yapı kültürümüzden kaynaklı olarak kalıp-iskele çözümlerinde önemli farklılıklar görüyoruz. Bunu doğru yönetebilmek için satış, teknik ve saha ekiplerimizi tamamen inşaat mühendisliği altyapısına ve saha tecrübesine sahip profesyonellerden oluşturuyoruz. Böylece müşteri taleplerini kelime kelime değil, teknik bağlamıyla anlayabiliyoruz.

Alışkanlıklar ve yerel beklentiler belirleyicidir. Her bölgenin kendine özgü uygulama refleksleri vardır. Bizim avantajımız, global bilgiyi yerel uzmanlıkla birleştirebilmemizdir. Başarı, bu iki unsuru doğru entegre etmeye bağlıdır.

  1. 1868’den Bugüne: Bir Aile Şirketi Yönetim Felsefesi

Doka’nın kökeni, aile şirketi olarak marangozluğa dayanır. Şirketin temelleri bir marangoz atölyesinde atılmış, aile tarafından elde edilen gelir sürekli olarak işe yeniden yatırılmıştır. Kalıp üretimiyle başlayan süreç, bu alandaki uzmanlığı artıran yatırımlarla devam etmiş ve Doka zamanla global ölçekte büyümüştür.

Bu “işe gönülden sahip çıkma” kültürü, bilgi birikiminin korunması ve geliştirilmesiyle birleştiğinde güçlü bir yapı oluşturur. Elde edilen uzmanlık sistematik olarak korunur, sürekli geliştirilir ve gelecek nesillere aktarılır.

  1. “Dünyaya Müşterinin Gözünden Bakmak”: Altyapı Projelerinde Avantaj

İş yaklaşımımızdaki en kritik nokta, dünyaya müşterinin gözünden bakabilmektir. Bu da o sektörü gerçekten yaşamış insanlarla çalışmayı gerektirir. Satış ve teknik ofis ekiplerimizin tamamı inşaat mühendisliği altyapısına ve saha deneyimine sahip profesyonellerden oluşur.

İnşaat sektörünün kendine özgü hızlı bir temposu vardır. Şantiye programı katıdır ve kesintisiz ilerlemek zorundadır. Bu sistem içinde kendi dinamiklerimizi bozmadan çözüm üretebilmek şirketimizin temel hedeflerinden biridir.

Bu nedenle Doka’nın en güçlü olduğu alanlardan biri, bu tempoya ayak uydurmayı sağlayan hızlı ve yüksek hacimli mühendislik çözümü üretme kapasitesidir. Beklenmeyen revizyonlar olur ve kısa sürede yeni çözümler geliştirilmesi gerekir. Yerel ofisin kapasitesinin yetersiz kaldığı durumlarda global mühendislik ağımızı devreye alırız. Farklı ülkelerdeki teknik ofislerle iletişime geçerek geçici proje ekipleri oluştururuz. Mühendisler belirli sürelerle projeye destek verir; çoğu zaman fiziksel olarak sahada bulunmaları gerekmez, online araçlarla entegre olabilirler. Bu sayede beklenmeyen durumlarda şantiyenin kesintisiz devamı sağlanır.

  1. İdeal Çözüm Kriterleri: Zaman, Bütçe, Güvenli Uygulama

İdeal çözüm; zamanında, uygun bütçeyle ve güvenli şekilde uygulanabilen çözümdür. İlk bakışta yatırım maliyetimizin rakiplerimize göre daha yüksek olduğu düşünülebilir; ancak proje bütünsel olarak değerlendirildiğinde tablo değişir. Malzemelerin uzun ömürlü olması, kalıp yatırımının proje amortisman maliyetini düşürür.

Sahaya kalıp eğitmenleriyle destek verdiğimizde ve dijital planlamayı kalıp sistemleriyle entegre ettiğimizde projeyi daha erken tamamlamak mümkün olur. Projenin planlanandan erken bitirilmesinin ekonomik faydası, kalıp maliyetine kıyasla çok daha büyüktür: daha az işçi, daha düşük çalışma süresi maliyeti, daha az makine maliyeti, daha erken işletmeye alma ve daha düşük finansman maliyetleri.

  1. Pazar Dinamikleri: Maliyet Rekabeti ve Portföy Optimizasyonu

Bu pazarın temel başlığı maliyet etkinliğidir. Düşük kaliteli ürünlerin yoğun olduğu bir ortamda, sürekli kendimizi optimize ediyor ve ortalama piyasa fiyatlarından sapmamaya çalışıyoruz. Fiyat politikamız; hammadde ve üretim verimliliğini artırarak ürün kalitesini korurken, Türk müşterilerimize piyasa bütçesine uygun ürünler sunmaktır.

Bu nedenle şirketimizin her pazara ve farklı segmentlere uyarlanabilen geniş bir kataloğu bulunmaktadır. Bu portföyü bölgenin ihtiyaçlarına ve rekabet koşullarına göre uyarlamazsanız, o pazarda sürdürülebilir olmak zorlaşır. Bizim yaklaşımımız bu dengeyi doğru kurmaya dayanır.

  1. Büyük Projelerde Rekabet Avantajı: Tırmanır Kalıp Sistemleri

Yüksek yapı projelerinde en kritik çözüm tırmanır kalıp sistemleridir. Bu tür projelerde iş programı doğrudan kule tamamlanma süresiyle ilişkilidir. En kritik faktör, kat döngüsünün hızlı ve güvenli ilerlemesidir. Beton dökümü, dayanım kazanımı ve sistemin bir üst kata tırmanabilmesi, projenin genel hızını belirler.

Doka’nın bu alandaki portföyü geniş ve güçlüdür. Yüksek yapılarda bu tür çözümler için projeye özel çalışma gereklidir. Yapının duvar ölçüleri, çekirdek yapısı, rüzgâr yükleri ve inşaat metodolojisi birlikte değerlendirilerek doğru kalıp sistemi uygulanır.

Bu seviyede tırmanma sürecini hızlandırmak için kalıp sistemlerimize sensörler entegre ediyoruz. Bu sensörler beton yüzey sıcaklığını ölçer ve anlık dayanım hesapları yapar. Fark şu: ölçüm laboratuvar numunelerinde değil, sahada yapılır. Veriler gerçek uygulama koşullarında toplanır. Bu da daha hassas ve hızlı karar almayı sağlar.

Sensör ünitesindeki SIM kart, gerekli dayanım sağlandığında saha yöneticilerine otomatik SMS ve e-posta gönderir: “Gerekli dayanım sağlandı, kalıp alınabilir.” Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası projesi, bu uygulamanın kullanıldığı ve kalıp tırmanma sürelerinin ciddi şekilde optimize edildiği bir projedir.

Doka’nın bu projeye özel çözümlerde sunduğu hizmetlerin benzersiz olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Geniş ürün gamımız ve mühendislik tecrübemizle projeye en uygun çözümü oluşturma konusunda dünyadaki en etkili desteği sağlıyoruz. Bunun kanıtı, dünya genelinde birçok ikonik yüksek yapıda Doka imzasının bulunmasıdır. Türkiye’de ise 100’den fazla yüksek yapıya çözüm sunduk.

  1. En Çok Talep Gören Sistemler ve Dönemsel Değişimler

Sektör dönemsel olarak farklı alanlara yönelebilir. Yoğun altyapı projelerinin olduğu dönemlerde ağır yük iskele sistemlerinin, yüksek yapı projelerinin yoğun olduğu dönemlerde ise hidrolik tırmanır sistemlerin daha fazla kullanıldığını söyleyebilirim.

Son dönemde yüksek faiz ortamında büyük ölçekli özel yatırımlar azalmış, kamu yatırımları ise stratejik projelerle sınırlı kalmıştır. Bu dönemlerde konut projeleri öne çıkar. Dolayısıyla konut projelerine yönelik hafif sistemlerin ağırlığının arttığını söylemek yanlış olmaz.

Diğer yandan enerji sektöründe ciddi bir tasarım ve planlama süreci yürütülüyor; bu projeler sahaya indiğinde enerji yapıları için özel çözümler yeniden ön plana çıkacaktır.

Bizim avantajımız tek bir segmente bağlı olmamamızdır. Konut, yüksek yapı, altyapı, köprü, enerji, endüstriyel tesisler—her proje tipine çözüm üretebiliyoruz. Dönemin öne çıkardığı yatırım alanı, portföyümüzde doğal olarak daha görünür hale gelir. Belirli bir proje tipine bağımlı değiliz; piyasa yönüne göre esneyebilen bir yapıya sahibiz. Bu esneklik, geniş ürün portföyümüz ve çeşitli mühendislik altyapımızın sonucudur.

  1. Sürdürülebilirlik: Güncel Pazar Etkisi

Doka için Net Zero girişimimiz, işimizi geleceğe taşımayı hedefleyen stratejik bir çerçevedir. Pazarın nasıl değiştiğini açıkça görüyoruz. Büyük uluslararası inşaat firmaları kendi karbon azaltım hedeflerini belirlemiş durumda ve tedarikçilerden giderek daha fazla emisyon verisi ve somut azaltım planları talep ediyorlar. Bu durum, sektörümüzde bilinçli ve sürdürülebilir şekilde liderlik üstlenme kararlılığımızı güçlendiriyor.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye