GENEL
İstanbul Teknik: Yenilikçi Çözümler ve Global Hedefler
Yayınlandı
1 yıl önce-
Yazar:
yapiinsaatdergisi
1998 yılında Macit Tanyol’un liderliğinde kurulan İstanbul Teknik, geosentetik ürün ve çözümler alanında başladığı yolculuğunu bugün Türkiye’nin ve dünyanın saygın bir markası olarak sürdürüyor. Başlangıçta geotekstil, geomembran ve bitümlü membran ürünlerinin satış ve uygulamasına odaklanan şirket, üretim hattını genişleterek Çorlu’da geogrid üretimine, Bolu’da ise 30.000 metrekarelik fabrikasında kapsamlı bir üretime başladı.
- Öncelikle, markanızın/firmanızın genel yapılanması hakkında bilgi verir misiniz? Hem global ölçekte hem de bölgesel olarak markanızın/firmanızın genel değerlendirmenizi alabilir miyiz? Markanızın sektörünüzdeki konumu hakkında neler söylemek istersiniz?
İstanbul Teknik, Genel Müdürümüz Macit Tanyol’un geosentetik ürün ve çözümler alanındaki birikimiyle, 1998 yılında kuruldu. Başlangıçta geotekstil, geomembran ve bitümlü membran ürünlerinin satış ve uygulama planıyla yola çıkıldı; sonrasında Çorlu’da kurduğumuz üretim tesisiyle geogrid üretimine başladık. Yoğun çalışma ve emek sonucunda bugün, Bolu’da 30.000 metrekare alan üzerine kurulu fabrikamızda üretimini gerçekleştirdiğimiz geniş ürün yelpazemizle birçok alanda çözüm geliştiren bir yapıya ulaştık.
Sektörümüze özgün, katma değeri yüksek, ülke sınırlarını aşan yeni ürün gruplarını kazandırmak ve ülkenin dışa bağımlılığını azaltmak misyonumuzla kurduğumuz Ar-Ge merkezi ise faaliyet gösterdiğimiz geosentetik, yalıtım ve asfalt alanlarında T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından onaylanan, Türkiye’nin ilk Ar-Ge Merkezi olmayı başardı.
Ülkemizde sektörün öncü firmalarından biri olarak geosentetik, yalıtım ürünleri ve asfalt katkıları alanlarındaki liderliğimizle yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler sunuyoruz. Türkiye ile birlikte Azerbaycan, Bosna Hersek ve Romanya’da açtığımız şirketlerle küresel şirket olma hedefimize emin adımlarla yürüyoruz. İstanbul Teknik olarak seksenden fazla ülkede ürünlerimiz güvenle kullanılıyor. Dünya çapında altyapı, üstyapı ve çevre projelerinde güvenilir bir tedarikçi ve çözüm ortağı olarak tanınmaktayız.
2. Sürdürülebilir bir geleceğin sağlanmasında, üretim süreçlerinin ve ilgili hammadde/tedarik zinciri operasyonlarının tüm dünya ile koordineli bir şekilde yönetilmesi günümüzde çok daha önem arz eden bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla, Sürdürülebilirlik konusunda firmanızın Evrensel Yaklaşımını ve Kurumsal Stratejilerini bizimle paylaşabilir misiniz? Sürdürülebilir Dünya kapsamında özellikle odaklandığınız/hayata geçirdiğiniz Sosyal Sorumluluk Projeniz var mıdır, detaylarını öğrenebilir miyiz?
Açıkca söylemek gerekirse bu konuda iddialı cümleler kurmak istemiyorum. Sürdürülebilirlik konusu popülerleştikçe, bazen içinin de biraz boşaltıldığını görüyorum. Sürdürülebilirlik her zaman önemliydi ama biz önemini yeni yeni fark ediyoruz. Tabii ki ilginin artması değerli, ancak altını da doldurmamız lazım. Bu konuda ülke olarak, toplum olarak ve pek tabii şirket olarak almamız gereken çok mesafe var. Ama başarılı olmak istiyorsak, farkındalık oluşturmak ve topyekûn gayret göstermemiz gerekli. Bu manada geçen hafta COP29 toplantısında sunulan ülkemizin Uzun Vadeli İklim Strateji Belgesi ve yol haritasının sektörümüz için getireceklerini önemsiyoruz.
Kurumsal sürdürülebilirlik stratejimizin odağında inşaat sektöründe çevre dostu malzemelerin kullanımını artırmayı ve doğru ürünün doğru projede kullanılmasını sağlamak yer alıyor. Aslında biz ürettiğimiz malzemeler itibariyle kendimizi şanslı kabul ediyoruz. Her ne kadar ürünlerimizin plastik ve kimyasal hammaddelerden mamül olması sebebiyle dışarıdan bakınca çevreye zararlı ön yargısı oluşsa da; aksine kullanıldıkları projelerde alternatif çözümlere göre çok daha çevreci ürünlerdir. Bir projenin yapılıp yapılmama gerekliliği ayrı bir değerlendirme konusu. Bir projenin yapılması gerçekten gerekli ise o noktada ürünlerimiz, projelerin imalat aşamasında veya yaşam döngüsünde karbon ayak izini alternatif çözümlere göre düşüren ürünlerdir. Örneğin geosentetik ürünlerimiz çevre hassasiyetleri arttıkça dünyada kullanımı günden güne artan ürünlerdir. Geosentetikler, altyapıların hizmet ömrünü uzatmakta, projelerde taş ocaklarından çıkarılan aggrega ihtiyacını azaltmakta, erozyon kontrolünde, su kaynaklarını korumada ve benzeri birçok kullanım alanıyla alternatiflerine göre daha çevreci çözümler sunuyor. Bu çözümler doğaya daha saygılı bir inşaat sektörüne olan inancımızı pekiştiriyor.
Bizim şirket sloganımız olan doğru ürün, doğru çözüm de aslında önemli bir sürdürülebilirlik hedefidir. Ben buna bir de uygulamayı ekliyorum, doğru ürün, doğru çözüm ve doğru uygulama inşaat sektörü için çok önemli. Bir ürün tekil olarak çevreci olabilir, ancak doğru ürün, doğru çözüm, doğru uygulama olmazsa orada ya verim alınamaz ya tamir gerekir, bakım maliyetleri olması gerekenden yüksek olur, ya da daha kötüsü yıkılıp baştan yapılması gerekir. Bir ürün yapının hizmet ömrü süresince fonksiyonlarını yerine getirmelidir. Yapılan işin tekrar tekrar yapılması, tasarım ömrü dolmadan değiştirilen bir ürünün veya yeniden yapılan bir yapının çevreye ve ekonomiye olumsuz etkisi hepimizce malum ama bu konudaki çabamızı sektördeki bütün paydaşlar olarak arttırmamız gerektiğini düşünüyorum.
3. Üretimde Sürdürülebilir Stratejiye sahip bir firma olarak, markanıza sağladığı katma değerler neler oldu? Sürdürülebilir marka olarak ürünleriniz müşteri tercihlerinde farkındalık oluşturdu mu? Müşteri tercihlerindeki değişimleri bizlerle paylaşır mısınız?
Özellikle üretim ile ilişkili bölümlerde çalışanlarımızın çevre duyarlılığını artırmak için çeşitli eğitimler ve farkındalık çalışmaları yaparak, ekibimizin her bir üyesinin sürdürülebilirlik konusuna katkı sunmasını arzu ediyoruz. Sürdürülebilir üretim stratejilerimiz, tedarik zincirindeki verimlilik hedeflerimiz ile ürünlerimizin karbon ayak izlerini azaltmayı amaçlıyoruz.
Benzer işlevselliği alternatif veya rakip ürünlere göre karbon ayak izi daha düşük olan ürünler ile sağlayabilmek markamıza değer katarken, müşteri tercihlerini de olumlu yönde etkiliyor. Özellikle Avrupa pazarında hem ürünlerin karbon ayak izleri, hem de toplam proje yatırım maliyeti ile birlikte projelerin toplam karbon ayak izi önem kazanıyor. Projelerde tasarım hesaplarında alternatif projelerin maliyetleri hesaplanır gibi, alternatif projelerin toplam karbon ayak izi karşılaştırmaları yapılıyor. Daha düşük karbon ayak izi olan alternatif projeler yeri geliyor maliyeti yüksek olmasına rağmen tercih ediliyor. Bu da müşteri tercihlerinin sürdürülebilir ürünlere kaymasını sağladı.
Sürdürülebilirlik hedeflerinin birçok ülke için sadece çevre politikasının bir parçası değil, aynı zamanda ekonomik büyüme modellerini dönüştürmeyi amaçlayan ve biraz da gelişmiş ülkelerin pazarlarını korumayı amaçladıkları bir stratejinin parçası olduğunu düşünüyorum.
4. Sektörünüzün gelişimi için büyük bütçeler ayırdığınızı takip ediyoruz. Emek yoğun AR-GE çalışmalarınızda sürdürebilirlik odaklı neler yaptığınız hakkında bilgi alabilir miyiz? Bu doğrultuda, yeni yatırımlarınız ve sürdürülebilir yeni ürünleriniz/yeni markalarınız olacak mıdır?
İnşaat sektöründe Ar-Ge çalışmaları, yazılım, bilişim-iletişim, ilaç sektörü, biyoteknoloji sektörleri kadar ne yazık ki ön planda değil. Ancak özellikle devletlerin ve kurumların sürdürülebilirlik hedeflerinin artması, inşaat malzemeleri sektöründe de yenilikçi ürünleri ve inovasyonu desteklemeye başladı. Çevreci malzemeler üzerine çalışmalar ve yatırımlar artıyor.
Biz de yenilikçi çözümler sunarak kaynak tüketimini azaltan, döngüsel ekonomiyi destekleyebilecek, karbon ayak izini düşürebilecek ve enerji verimliliğini artıran çevre dostu malzemelerin geliştirilmesine odaklanıyoruz. Ar-Ge çalışmalarımızın hepsini sayamam tabii ki ancak birkaç örnek vermem gerekirse binalarda enerji verimliliğini arttırmayı amaçlayan faz değiştiren malzemeler, geri dönüşüm hammaddelerin mühendislik özelliklerinin iyileştirilmesi, kullanım alanı sınırlı olan atık malzemelerden yapı sektöründe kullanılabilecek ürünler, ömrünü tamamlamış asfaltın yeniden kullanılması gibi farklı konular üzerine çalışıyoruz.
Sonuç olarak dünyamızın ve ülkemizin kaynakları sınırlı. İnovatif ürünler daha az kaynakla ve çevresel etki ile ihtiyacımız olan projelerin yapılmasına olanak sağlayacaktır. Sürdürülebilir ürün yelpazemizi genişletmek için Ar-Ge çalışmalarımız ve yatırımlarımız sürekli devam ediyor.
5. Sürdürülebilir Çevre Politikaları ve Yaşanabilir Çevre Stratejileri adına uygulanan Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ve Avrupa Birliği İklim Hedefleri bir takım değişiklikleri de beraberinde getirmiştir. Bu kapsamda, 2030 yılına kadar Sera Gazı Emisyon Oranlarının çok ciddi oranda azaltılması ve 2050 yılında da net sıfırlanması hedeflemektedir. Geliştirdiğiniz ürünlerinizin üretim ve dağıtım süreçleri doğrultusunda çevresel etkileri de düşünüldüğünde, “Kurumsal Karbon Ayak İzi” konularında neler söylemek istersiniz?
Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı aslında bizim için büyük bir fırsat. Ürünlerimizin büyük bir bölümü döngüsel ekonomiye katkı sunan, geri dönüşüm malzeme kullanımına destek olan, yapıların yaşam döngü süresini uzatan, yapıların yaşam döngü süresi boyunca çevresel etkilerini azaltan ürünler. Türkiye gibi AB ile ticaretin çok önemli olduğu bir ülkede bu düzenleme, karbon emisyonlarını azaltmak ve sürdürülebilir üretim süreçlerine geçiş yapmak adına sektörümüz açısından da büyük bir fırsat.
Bu sene fabrikamızın güncel ve 2021 yılına kadar giden geçmiş faaliyetlerinden kaynaklı karbon ayak izini belirleme çalışmalarını tamamladık. ISO 14064-1 standardına uygun olarak 2023 takvim yılı kurumsal karbon ayak izi doğrulamamızı TUV – Avusturya’nın denetiminde yaptık. Çevresel performansımızı arttırmak için nerelere odaklanmamız, neleri iyi yaptığımızı, neleri geliştirmemiz gerektiğini daha iyi anladık, stratejilerimizi güncelledik. Bu kapsamda, yenilenebilir enerji kaynakları kullanımı ve enerji verimliliği artırıcı uygulamalara geçiş yapıyoruz.
6. Sürdürülebilir Gelecek odaklı bir firma olarak geleceğe yönelik sürdürülebilirlik hedefleriniz, hedefleriniz doğrultusunda oluşturduğunuz yol haritanız hakkında da bilgi alabilir miyiz?
Gelecek için öncelikli hedeflerimiz arasında döngüsel ekonomi prensiplerini şirket genelinde uygulayarak hem kurum karbon ayak izimizi hem de ürünlerimizin ürün karbon ayak izlerini azaltmak yer alıyor.
Üretim süreçlerimizde verimliliği arttırmayı, atıklarımızı azaltmayı, sürdürülebilir tedarik zinciri uygulamalarını ve karbon ayak izimizi azaltma hedeflerimizi destekleyen tedarikçi iş birliklerini önemsiyoruz. Özellikle fabrika yakınımızda iş birliği yaptığımız geri dönüşüm plastik hammadde tedarikçileri ile hem bölgemizde döngüsel ekonomiyi desteklemeyi hem de ihtiyacımız olan hammaddeleri daha yakın bölgelerden tedarik edebilmeyi amaçlıyoruz. Bu gibi ortaklıklar, karbon ayak izimizi azaltma hedeflerimize daha hızlı ulaşmamıza olanak tanıyor.
Enerji kaynaklı karbon ayak izimizi azaltmaya yönelik olarak şu anda güneş enerjisi santrali yatırımımıza başladık. İlk aşamada 2025 yılı ikinci yarı yılı itibari ile elektrik ihtiyacımızın yaklaşık yüzde otuzunu güneş enerjisi ile sağlayacağız. 2027 yılına kadar elektrik ihtiyacımızın tamamını yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamayı hedefliyoruz. Ayrıca enerji verimliliğini arttırıcı projeler geliştiriyoruz.
Kurumsal sürdürülebilirlik hedeflerimizi kurum içi ve dışı olarak da ayırıyoruz. Kurumsal sürdürülebilirlik stratejimiz kapsamında çevre dostu malzemelerin kullanımını artırmayı da hedefliyoruz. Ürünlerimizim sunduğu çevresel faydaları daha iyi ve kapsamlı anlatarak çevresel farkındalığı arttırmamızın da ürün tedarik ettiğimiz veya edemediğimiz projelerin karbon ayak izleri açısından önem arz ettiğinizi düşünüyoruz. Ülkemizin ve sektörümüzün uzun vadeli iklim stratejisine elimizden geldiğince katkı sunmak ve destek olmak istiyoruz.
7. Röportajımızın sonuna eklemek istediğiniz mesajlar ve duyurular var mıdır?
Sürdürülebilir bir geleceğe katkı sağlama yolunda hepimizin birey, aile, şirket olarak sorumluluğu var. Sektörümüzde sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşabilmek için inşaat sektörünün tüm paydaşlarıyla el birliğiyle hareket etmek bizim için büyük bir öneme sahip. Çevreye, topluma ve geleceğe değer katan her adımımızdan mutluluk ve gurur duyuyoruz.
Bunları da Beğenebilirsin
GENEL
fischer, Kimyasal Dübel FIS RC II ile Filiz Ekimi Uygulamalarında Uzun Ömürlü Güvenlik Sunuyor
Yayınlandı
8 dakika önce-
Nisan 16, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
fischer FIS RC II, yeni bina ve güçlendirme projelerinde filiz ekimi uygulamaları için yüksek güvenlik, kontrollü uygulama ve uzun hizmet ömrünü bir arada sunan bir kimyasal dübel çözümü olarak öne çıkıyor.
Yeni bina ve güçlendirme projelerinde filiz ekimi; taşıyıcı sistem sürekliliğinin sağlanması ve mevcut betonarme elemanlara yeni donatıların güvenle bağlanması açısından kritik bir uygulama olarak değerlendiriliyor. Bu bağlantının doğru tasarlanması ve sahada kontrollü şekilde uygulanması, yapının hem taşıma kapasitesi hem de uzun vadeli performansı üzerinde belirleyici rol üstleniyor.
FIS RC II: Filiz Ekimi İçin Geliştirilmiş Kimyasal Dübel Çözümü
Bu çerçevede fischer, filiz ekimi uygulamalarına yönelik geliştirdiği çözümlerle bağlantı detaylarının mühendislik hesaplarıyla uyumlu ve öngörülebilir şekilde tasarlanmasını destekliyor. Bu yaklaşımın sahadaki karşılığı ise fischer FIS RC II oluyor.
Filiz ekimi uygulamalarında güvenli, kontrollü ve uzun ömürlü performans sunmak üzere geliştirilen FIS RC II; çatlaklı ve çatlaksız betonda filiz ekimi uygulamaları için Avrupa Teknik Değerlendirmesi (ETA) kapsamında tanımlı bir sistemdir. Bu kapsam, ürünün farklı beton koşullarında kullanılmasına ilişkin performans sınırlarının teknik olarak belgelendiğini ortaya koyar.
Sistem, donatı ile beton arasında güvenli aderans sağlayarak yüklerin kontrollü şekilde aktarılmasına imkân tanır. Bu sayede, özellikle taşıyıcı sistem sürekliliğinin yeniden kurulduğu detaylarda bağlantı davranışının tasarım öngörüleriyle örtüşmesine katkı sağlar.
Sismik Onay, Geniş Donatı Aralığı ve Uzun Hizmet Ömrü
FIS RC II’nin sismik onaylı filiz ekimi performansı, özellikle deprem etkilerinin dikkate alındığı projelerde önemli bir güvenlik katmanı oluşturuyor. 8–40 mm arası donatı çaplarına uyumlu yapısı, farklı proje ölçeklerinde ve detay çözümlerinde esneklik sağlıyor. Tozsuz delme uygulamalarıyla uyumluluğu ise sahada hem iş güvenliğini hem de uygulama kalitesini destekliyor.
Hızlı kürlenme özelliği sayesinde bekleme sürelerini azaltan sistem, şantiye programlarının daha verimli yönetilmesine katkı sunuyor. 100 yıl hizmet ömrü hedefiyle geliştirilen FIS RC II, filiz ekimi uygulamalarında yalnızca kısa vadeli taşıma performansını değil; yapıların uzun yıllar boyunca güvenle kullanılmasını da odağına alıyor.
fischer Yenileme ve Güçlendirme Çözümleri
fischer, yenileme ve güçlendirme alanında mevcut yapı stokunun performansını artırmayı hedefleyen uygulamalara sabitleme çözümleri sunuyor. FIS RC II ile filiz ekimi uygulamalarında sağlanan hız ve güvenlik katkısı, yapıların güçlendirilerek depreme dayanıklı hale getirilmesine yönelik bu yaklaşımın önemli bir parçası olarak öne çıkıyor.

Deprem Sonrasında Asansörleri Bulut Tabanlı Teknolojiyle Uzaktan Analiz Ediyor
Asansör, yürüyen merdiven ve kentsel mobilite alanında dünyanın öncü şirketlerinden TK Elevator (TKE), asansörlerin depremdeki rolünü yeniden tanımlıyor. TKE’nin ileri teknoloji çözümleri, depremde asansörü güvenli bir tahliye aracına dönüştürüyor.
Türkiye nüfusunun %70’inin deprem riski taşıyan şehirlerde yaşaması, binalardaki güvenlik standartlarını temel bir öncelik haline getiriyor. 1-7 Mart Deprem Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan TK Elevator (TKE) Türkiye CEO’su Artuğ Özeren, TKE’nin deprem sonrasında binalardan insan tahliyesini kolaylaştıran akıllı teknolojilerini paylaştı.
Akıllı Bina Mobilite Çözümlerine Olan İhtiyaç Artıyor
Türkiye’nin depremselliğine değinen Artuğ Özeren şu değerlendirmede bulundu: “Topraklarımızın %92’si deprem kuşağında yer alırken, nüfusumuzun %70’i bu riskle her an karşı karşıya olan bölgelerde yaşıyor. Ülkemizde şehirleşme hızı çok yüksek. TÜİK verilerinin ortaya koyduğu üzere nüfusun %93’ü şehirlerde yaşıyor. Şehir merkezlerindeki alan kısıtı ve artan maliyetler, dikey yapılaşmayı hızlandırırken, akıllı bina mobilite çözümlerine olan ihtiyacı artırıyor. Asansör, yürüyen merdiven ve kentsel mobilite çözümleri alanında faaliyet gösteren bir teknoloji şirketi olarak, deprem riskinin ve şehirleşme hızının yüksek olduğu ülkemizde kentsel hareketliliği güçlendiren, insanların güvenli erişimini ve yaşam kalitesini artıran yenilikçi teknolojiler geliştiriyoruz.”
Depremde Saniyeler İçinde Tahliye
TKE’nin sismik sensör teknolojisi, depremin ilk dalgalarını algılayarak asansörü anında en güvenli kata yönlendiriyor. Sistem, yolcuların saniyeler içinde tahliyesini sağlarken, önleyici mekanik korumalar sayesinde asansörün yapısal bütünlüğünü muhafaza ediyor. Bu teknoloji, afet sonrası oluşabilecek yüksek maliyetli onarımların ve uzun süreli devre dışı kalma durumlarının önüne geçiyor.
Deprem Sonrası Dijital Check-Up
Deprem sonrası binaların hızla işlevsellik kazanması, özellikle hastaneler, oteller, iş merkezleri ve yüksek katlı konutlar için hayati önem taşıyor. TKE’nin bulut tabanlı Iot platformu MAX, sismik bir olay sonrası teknik bir ekibin binaya ulaşmasına gerek kalmaksızın asansörün durumunu uzaktan analiz edebiliyor. Yapay zeka destekli bu dijital denetim, sistemin güvenli olup olmadığını tespit ederek, kontrollü ve hızlı bir şekilde yeniden devreye alınmasına olanak sağlıyor.
EOX ile Akıllı Kentsel Dönüşüm
Kentsel dönüşümle yenilenen projelerde EOX platformu ile yapım hızı ve enerji verimliliğinin yanı sıra deprem güvenliğini de artırdıklarını belirten Özeren, sözlerini şöyle tamamladı:
“Deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülkede asansörler yapı güvenliğinin merkezinde yer alan kritik bir bileşendir. Özellikle kentsel dönüşüm süreçlerinde yapım hızını artıran ve ileri teknolojiyi enerji verimliliğiyle buluşturan EOX gibi çözümlerimizle, binaları afet anında hızlı tepki veren akıllı sistemlerle donatıyoruz. Temel hedefimiz, Türkiye’nin yenilenen ve modernizasyonla güçlendirilen yapılarında, sismik güvenliği dijitalleşme ile birleştirerek bir güvenlik standardı haline getirmek.”
GENEL
TERA PORTFÖY YÖNETİM A.Ş. BİRİNCİ PROJE GYF İLE GAYRİMENKUL PROJE GELİRİNE ORTAK OLMA İMKANI
Yayınlandı
1 saat önce-
Nisan 16, 2026Yazar:
yapiinsaatdergisi
Tera’dan 100 bin liraya konuta yatırım fırsatı
Türkiye’nin önde gelen portföy yönetim şirketi Tera Porföy, menkul kıymet fonlarındaki performansını ve tecrübesini gayrimenkul sektörüne taşıyor. Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu (TN1), nitelikli yatırımcılara minimum 100 bin liralık katılım payı ile gayrimenkul proje gelirine ortak olma fırsatı sunuyor.
Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen “Grubumuzun ilk proje gayrimenkul yatırım fonu TN1, yatırımcıların gayrimenkul sektöründeki yatırımlara erişimini kolaylaştıracak. TN1’in ilk projesi Sancak Dora olacak. Fon, bünyesinde yeni projeleri de hayata geçirerek sürekliliği olan bir fon olacak” dedi.
Türkiye’nin finans alanında yenilikçi ve öncü gruplarından Tera, gayrimenkul yatırımlarında erişimi kolaylaştıran yeni modeli hayata geçiriyor. Tera Grubu şirketlerinden Tera Portföy, ilk proje gayrimenkul yatırım fonu olan Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu’nu (TN1) minimum 100 bin lira katılım bedeliyle nitelikli yatırımcılara sundu. TN1, kurumsal ve bireysel tüm nitelikli yatırımcılara hitap ediyor. Diğer Proje GYF’lere göre katılım tutarının düşük tutulduğu fon, yeni bir bakış açısıyla alım tarafında daha esnek, daha fazla yatırımcıya hitap eden, tek bir projeye değil başka projelere de yatırım yapan bir yapıda olacak.
Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje GYF’nin ilk projesi, İstanbul’un yükselen değeri Sancaktepe’deki Sancak Dora Projesi olacak. Sancak Dora Projesi, Tera güvencesinde, yaklaşık 7 bin metrekare arsa üzerinde 218 bağımsız bölümden oluşan bir projedir.
Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, “Tera Grubu olarak yeni yatırım araçları geliştirerek bireysel yatırımcılara sunmayı hedefliyoruz. Bu hedefimiz doğrultusunda ilk proje GYF’mizi hayata geçiriyoruz. Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje GYF’nin diğer GYF’lerden birçok farkı olacak. Özellikle biz yeni projeleri TN1’e dahil ederek sürekliliği olan bir fon oluşturacağız” dedi.



TN1’İ ÖNE ÇIKARAN ÖZELLİKLERİ
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Temmuz 2024 tarihinde yayımladığı tebliğ ile proje gayrimenkul yatırım fonları kurulmasının önünü açarak, konut üretimini artıracak yeni stratejik hamle yaptı. Yeni düzenleme ile fonların doğrudan proje geliştirme faaliyetlerine yatırım yapılabilmesi sağlanırken, bugüne kadar 42 adet proje gayrimenkul yatırım fonu nitelikli yatırımcılara sunuldu.
Toplam 250 milyar TL’yi aşan portföy büyüklüğüyle mevduat banka grupları dışındaki portföy yönetim şirketleri içinde ilk sırada yer alıyoruz. Tera Porföy’ün ilk proje gayrimenkul yatırım fonunu kategorideki diğer fonlardan ayıran birçok özellik bulunuyor. Emre Tezmen, TN1 fonuyla ilgili şunları söyledi: “Diğer GYF’ler genelde belirli dönemlerde alım satıma açık. Bizim fon TN1, her gün alıma açık olacak. Diğer GYF’ler genelde yüksek katılım tutarı ve sınırlı yatırımcıya sahip. Biz katılım tutarını düşük tuttuk. 100 bin lirası olan nitelikli yatırımcı doğrudan fon alabilecek. Dolayısıyla yatırımcı sayısı fazla olacak.”
TÜM SÜRECE ORTAK OLUNUYOR
“Tera olarak, yatırım fonlarımızdaki performansımızı ve tecrübemizi gayrimenkul tarafına taşıyarak yatırımcılarımıza yeni bir yatırım alternatifi sunuyoruz” diyen Emre Tezmen süreci şöyle anlattı: “Tera olarak, süreci başından sonuna kadar profesyonel şekilde yönetiyoruz. Yani projenin sahibi fon. Yatırımcı operasyonel hiçbir yük almadan, bir gayrimenkul projesinin hem yatırımcısı hem ortağı oluyor. Yatırımcı arsa alımından projenin satışına kadar olan tüm sürecin kazancına ortak oluyor. Hem proje geliştirme kârı hem de konut satışı geliri elde ediyor.”
Sancak Dora projesinin toplam büyüklüğünün yaklaşık 3 milyar lira olacağını belirten Tezmen, gerekli resmi izinlerle birlikte inşaata başlamayı ve 18 ay gibi kısa sürede projeyi tamamlamayı hedeflediklerini söyledi. Tezmen “Bu fonumuza sürekli yeni projeleri ekleyeceğiz. Şu anda Türkiye genelinde görüştüğümüz şirketler ve arsa sahipleri var. Projelerini, arsalarını Tera ile geliştirmek istiyorlar” dedi.
ALIM-SATIM NASIL OLACAK?
Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu’nda minimum katılım tutarında alt limit düşük tutuldu. 100 bin TL’si olan nitelikli yatırımcılar alım talimatı verdiğinde işlem ertesi gün gerçekleşecek. Fon’dan 2 yıl öncesinde çıkan yatırımcılardan yasal düzenlemeler dahilinde yüzde 17,5 stopaj vergisi alınırken erken çıkış komisyonu da yüzde 20 olarak belirlendi. Fon 2 yıl elde tutulduğunda ise stopaj sıfırlanıyor.
FONA SÜREKLİ YATIRIMCI ALIMI YAPILACAK
Tera Portföy Yönetim A.Ş. Birinci Proje Gayrimenkul Yatırım Fonu’nun (TN1) değerleme süreciyle ilgili bilgi veren Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Ethem Umut Beytorun, fonda uzun süre kalanların avantajlı olacağını söyledi. Beytorun, şunları ekledi: “TN1, diğer fonlarda olduğu gibi satışa kapanmayacak, sürekli giriş imkânı olacak. Fonda katılım pay tutarı 100 bin lira olacak. Her ay proje ilerleme raporu hazırlanarak, fonun pay fiyatı güncellenecek. Üçüncü yıldan itibaren de katılımcılara ayrıca kar payı dağıtılacak. Mevzuat gereği fonda iki yıldan uzun süre kalanlar için stopaj sıfıra düşüyor. Erken çıkanlar için de komisyon söz konusu. Uzun vadeli düşünen yatırımcılar kazançlı çıkacak.”
‘KAZANAN YATIRIMCI OLACAK’
TN1’in yatırımcılarından FCR GYO’nun Yönetim Kurulu Başkanı Fecri Koça “Türkiye’de bugüne kadar gayrimenkul tarafında kazanan taraf genellikle arsa sahibi ve müteahhit oluyordu. Ancak Sayın Emre Tezmen’in fikri ile kurulan bu fon, bu anlayışa farklı bir bakış açısı getiriyor. Arsa sahibi ve müteahhidin kazandığı bu yapıya bir anlamda yeni bir çağrı yapılıyor ve bundan sonraki süreçte bu kazanç artık yatırımcıya da açılıyor” dedi.
Peker GYO Genel Müdürü Ramazan Işık da şunları söyledi: “Sancak Dora, Peker GYO olarak içinde yer aldığımız ve kesinlikle inandığımız bir proje. İstanbul’un hızla gelişen bölgelerinden olan Sancaktepe’deki bu lokasyonu çok öncesinden doğru değerlendirdik. Projenin potansiyelini gördük. Emre Bey’in ortaya koyduğu ve sektörde öncü olan fon modelini ise ayrıca değerli buluyorum. Biz bu modelin içinde hem proje ortağı hem de inanan taraf olarak yer alıyoruz. Gayrimenkul Türkiye’de her zaman kazandıran bir yatırım aracı oldu. Bu yapının onu çok daha geniş bir kitleye açacağına inanıyoruz.”
PROJE GYF’LER KONUT ARZINA KATKI SAĞLIYOR
Gayrimenkul yatırım fonları (GYF) yatırımcılar için düşük miktarlarla gayrimenkul yatırımı yapma imkânı sağlıyor. 2014’te SPK’nın özel tebliğiyle temeli atılan GYF’ler ile yatırımcılar, konut, otel, veya ticari mülkler gibi gayrimenkullere yatırım yapabiliyor. Bu fonlarla gayrimenkul yatırımı yapıldığında yatırımcının tapuyla, vergi dairesiyle veya sigorta işlemleriyle uğraşması gerekmiyor.
Geleneksel gayrimenkul yatırım fonlarının portföylerinde sadece bitmiş gayrimenkuller bulunurken, proje GYF’ler ise henüz geliştirilmemiş veya geliştirme aşamasındaki projelere yatırım yaparak ülkedeki konut açığının kapatılmasına katkı sağlıyor. SPK mevzuatı gereği fon, topladığı kaynağın yüzde 80’ini takvim yılı sonuna kadar gayrimenkule yatırmak zorunda. Mevcut mevzuat ve düzenleyici sistemler çerçevesinde Proje GYF’ler güvenli yatırım yapıları konumuna gelirken gayrimenkul projelerinin finansmanında etkin “can suyu” özelliği taşıyor.
Son Yazılar
- fischer, Kimyasal Dübel FIS RC II ile Filiz Ekimi Uygulamalarında Uzun Ömürlü Güvenlik Sunuyor Nisan 16, 2026
- TKE’den Akıllı Teknolojiler Nisan 16, 2026
- TERA PORTFÖY YÖNETİM A.Ş. BİRİNCİ PROJE GYF İLE GAYRİMENKUL PROJE GELİRİNE ORTAK OLMA İMKANI Nisan 16, 2026
- İHLAS GAYRİMENKUL’ÜN ISPARTAKULE’DEKİ YENİ PROJESİ BİZİM EVLER 12 SATIŞA ÇIKTI Nisan 16, 2026
- Deprem Güçlendirmede Hafif Ama Güçlü: Kompozit Teknolojiler Nisan 16, 2026
- Yalıtım, Depreme Karşı Sessiz Güç: İzocam’dan Hayati Uyarı Nisan 16, 2026
- Depreme Karşı Sadece Bina Değil, Zemin de Güçlenmeli Nisan 16, 2026
- Depreme Dayanıklı, Sürdürülebilir ve Yüksek Performanslı Yapılar İçin Baumit Çözümleri Nisan 16, 2026
- Depreme Karşı Akıllı Çözümler: Güvenli Yapılar İçin Entegre Cephe ve Yalıtım Sistemleri Nisan 15, 2026
- Depreme Dayanıklı ve Bütüncül Yalıtım Çözümleriyle Güvenli Yapılar Nisan 15, 2026
- Pimapen, Nirvana Serisi ile Ses ve Isı Yalıtımında Üstün Performans Sunuyor Nisan 15, 2026
- Koramic Yapı Kimyasalları, İzmir Torbalı Üretim Tesisiyle Gücüne Güç Katıyor Nisan 15, 2026
- Kentsel Dönüşümde Doğru Malzeme Seçimi Yaşamsal Önem Taşıyor Nisan 15, 2026
- Yangın Anında Hayat Kurtaran Teknoloji: Kablolarda Yeni Nesil Güvenlik Standartları Nisan 15, 2026
- Global Bilgi, Yerel Uzmanlık: Doka’nın Proje Yönetim Modeli Nisan 15, 2026
Trendler
GENEL1 yıl önceSektörel Liderlikte Bir Adım Daha: Hareket, Heavy Lift Awards’da İnovasyon Ödülü Aldı!
GENEL1 yıl önceİklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği, Venedik Sarayı’nda Heat Pump Technologies ve Mostra Convegno Expocomfort Fuarlarının Tanıtım Lansmanına Katıldı
RÖPORTAJ2 yıl önce“İklimlendirme Sektöründe Kullanıcıların Daha İyi Bir Yaşam Sürmelerine Yardımcı Olacak Yeniliklere Öncülük Etmeyi Sürdüreceğiz”
GENEL2 yıl önceAlarko Carrier, 11 Yıldır İhracatta Zirvenin Sahibi!
GENEL2 yıl önceSika Yapı Kimyasalları, Deprem ile İlgili Bilinçlendirme Projesine devam ediyor
GENEL2 yıl önceEnerji verimliliğinin yolu ısı yalıtımından geçiyor
GENEL2 yıl önceİsra Portföy’ün Birinci ve İkinci GSYF İhraç Belgelerine SPK’dan Onay Geldi
SEKTÖREL2 yıl önceDoka Türkiye, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında bu yılın merakla beklenen TurkeyBuild Fuarı’na katılım sağlayacak










