İstanbul Teknik: Yenilikçi Çözümler ve Global Hedefler - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

İstanbul Teknik: Yenilikçi Çözümler ve Global Hedefler

Yayınlandı

-

1998 yılında Macit Tanyol’un liderliğinde kurulan İstanbul Teknik, geosentetik ürün ve çözümler alanında başladığı yolculuğunu bugün Türkiye’nin ve dünyanın saygın bir markası olarak sürdürüyor. Başlangıçta geotekstil, geomembran ve bitümlü membran ürünlerinin satış ve uygulamasına odaklanan şirket, üretim hattını genişleterek Çorlu’da geogrid üretimine, Bolu’da ise 30.000 metrekarelik fabrikasında kapsamlı bir üretime başladı.

  1. Öncelikle, markanızın/firmanızın genel yapılanması hakkında bilgi verir misiniz? Hem global ölçekte hem de bölgesel olarak markanızın/firmanızın genel değerlendirmenizi alabilir miyiz? Markanızın sektörünüzdeki konumu hakkında neler söylemek istersiniz?

İstanbul Teknik, Genel Müdürümüz Macit Tanyol’un geosentetik ürün ve çözümler alanındaki birikimiyle, 1998 yılında kuruldu. Başlangıçta geotekstil, geomembran ve bitümlü membran ürünlerinin satış ve uygulama planıyla yola çıkıldı; sonrasında Çorlu’da kurduğumuz üretim tesisiyle geogrid üretimine başladık. Yoğun çalışma ve emek sonucunda bugün, Bolu’da 30.000 metrekare alan üzerine kurulu fabrikamızda üretimini gerçekleştirdiğimiz geniş ürün yelpazemizle birçok alanda çözüm geliştiren bir yapıya ulaştık. 

Sektörümüze özgün, katma değeri yüksek, ülke sınırlarını aşan yeni ürün gruplarını kazandırmak ve ülkenin dışa bağımlılığını azaltmak misyonumuzla kurduğumuz Ar-Ge merkezi ise faaliyet gösterdiğimiz geosentetik, yalıtım ve asfalt alanlarında T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından onaylanan, Türkiye’nin ilk Ar-Ge Merkezi olmayı başardı. 

Ülkemizde sektörün öncü firmalarından biri olarak geosentetik, yalıtım ürünleri ve asfalt katkıları alanlarındaki liderliğimizle yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler sunuyoruz. Türkiye ile birlikte Azerbaycan, Bosna Hersek ve Romanya’da açtığımız şirketlerle küresel şirket olma hedefimize emin adımlarla yürüyoruz. İstanbul Teknik olarak seksenden fazla ülkede ürünlerimiz güvenle kullanılıyor. Dünya çapında altyapı, üstyapı ve çevre projelerinde güvenilir bir tedarikçi ve çözüm ortağı olarak tanınmaktayız.

2. Sürdürülebilir bir geleceğin sağlanmasında, üretim süreçlerinin ve ilgili hammadde/tedarik zinciri operasyonlarının tüm dünya ile koordineli bir şekilde yönetilmesi günümüzde çok daha önem arz eden bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla, Sürdürülebilirlik konusunda firmanızın Evrensel Yaklaşımını ve Kurumsal Stratejilerini bizimle paylaşabilir misiniz? Sürdürülebilir Dünya kapsamında özellikle odaklandığınız/hayata geçirdiğiniz Sosyal Sorumluluk Projeniz var mıdır, detaylarını öğrenebilir miyiz?

Açıkca söylemek gerekirse bu konuda iddialı cümleler kurmak istemiyorum. Sürdürülebilirlik konusu popülerleştikçe, bazen içinin de biraz boşaltıldığını görüyorum. Sürdürülebilirlik her zaman önemliydi ama biz önemini yeni yeni fark ediyoruz. Tabii ki ilginin artması değerli, ancak altını da doldurmamız lazım.  Bu konuda ülke olarak, toplum olarak ve pek tabii şirket olarak almamız gereken çok mesafe var. Ama başarılı olmak istiyorsak, farkındalık oluşturmak ve topyekûn gayret göstermemiz gerekli. Bu manada geçen hafta COP29 toplantısında sunulan ülkemizin Uzun Vadeli İklim Strateji Belgesi ve yol haritasının sektörümüz için getireceklerini önemsiyoruz. 

Kurumsal sürdürülebilirlik stratejimizin odağında inşaat sektöründe çevre dostu malzemelerin kullanımını artırmayı ve doğru ürünün doğru projede kullanılmasını sağlamak yer alıyor. Aslında biz ürettiğimiz malzemeler itibariyle kendimizi şanslı kabul ediyoruz. Her ne kadar ürünlerimizin plastik ve kimyasal hammaddelerden mamül olması sebebiyle dışarıdan bakınca çevreye zararlı ön yargısı oluşsa da; aksine kullanıldıkları projelerde alternatif çözümlere göre çok daha çevreci ürünlerdir. Bir projenin yapılıp yapılmama gerekliliği ayrı bir değerlendirme konusu. Bir projenin yapılması gerçekten gerekli ise o noktada ürünlerimiz, projelerin imalat aşamasında veya yaşam döngüsünde karbon ayak izini alternatif çözümlere göre düşüren ürünlerdir. Örneğin geosentetik ürünlerimiz çevre hassasiyetleri arttıkça dünyada kullanımı günden güne artan ürünlerdir. Geosentetikler, altyapıların hizmet ömrünü uzatmakta, projelerde taş ocaklarından çıkarılan aggrega ihtiyacını azaltmakta, erozyon kontrolünde, su kaynaklarını korumada ve benzeri birçok kullanım alanıyla alternatiflerine göre daha çevreci çözümler sunuyor. Bu çözümler doğaya daha saygılı bir inşaat sektörüne olan inancımızı pekiştiriyor.

Bizim şirket sloganımız olan doğru ürün, doğru çözüm de aslında önemli bir sürdürülebilirlik hedefidir. Ben buna bir de uygulamayı ekliyorum, doğru ürün, doğru çözüm ve doğru uygulama inşaat sektörü için çok önemli. Bir ürün tekil olarak çevreci olabilir, ancak doğru ürün, doğru çözüm, doğru uygulama olmazsa orada ya verim alınamaz ya tamir gerekir, bakım maliyetleri olması gerekenden yüksek olur, ya da daha kötüsü yıkılıp baştan yapılması gerekir. Bir ürün yapının hizmet ömrü süresince fonksiyonlarını yerine getirmelidir. Yapılan işin tekrar tekrar yapılması, tasarım ömrü dolmadan değiştirilen bir ürünün veya yeniden yapılan bir yapının çevreye ve ekonomiye olumsuz etkisi hepimizce malum ama bu konudaki çabamızı sektördeki bütün paydaşlar olarak arttırmamız gerektiğini düşünüyorum. 

3. Üretimde Sürdürülebilir Stratejiye sahip bir firma olarak, markanıza sağladığı katma değerler neler oldu? Sürdürülebilir marka olarak ürünleriniz müşteri tercihlerinde farkındalık oluşturdu mu? Müşteri tercihlerindeki değişimleri bizlerle paylaşır mısınız?

Özellikle üretim ile ilişkili bölümlerde çalışanlarımızın çevre duyarlılığını artırmak için çeşitli eğitimler ve farkındalık çalışmaları yaparak, ekibimizin her bir üyesinin sürdürülebilirlik konusuna katkı sunmasını arzu ediyoruz. Sürdürülebilir üretim stratejilerimiz, tedarik zincirindeki verimlilik hedeflerimiz ile ürünlerimizin karbon ayak izlerini azaltmayı amaçlıyoruz. 

Benzer işlevselliği alternatif veya rakip ürünlere göre karbon ayak izi daha düşük olan ürünler ile sağlayabilmek markamıza değer katarken, müşteri tercihlerini de olumlu yönde etkiliyor.  Özellikle Avrupa pazarında hem ürünlerin karbon ayak izleri, hem de toplam proje yatırım maliyeti ile birlikte projelerin toplam karbon ayak izi önem kazanıyor. Projelerde tasarım hesaplarında alternatif projelerin maliyetleri hesaplanır gibi, alternatif projelerin toplam karbon ayak izi karşılaştırmaları yapılıyor.  Daha düşük karbon ayak izi olan alternatif projeler yeri geliyor maliyeti yüksek olmasına rağmen tercih ediliyor. Bu da müşteri tercihlerinin sürdürülebilir ürünlere kaymasını sağladı. 

Sürdürülebilirlik hedeflerinin birçok ülke için sadece çevre politikasının bir parçası değil, aynı zamanda ekonomik büyüme modellerini dönüştürmeyi amaçlayan ve biraz da gelişmiş ülkelerin pazarlarını korumayı amaçladıkları bir stratejinin parçası olduğunu düşünüyorum.  

4. Sektörünüzün gelişimi için büyük bütçeler ayırdığınızı takip ediyoruz. Emek yoğun AR-GE çalışmalarınızda sürdürebilirlik odaklı neler yaptığınız hakkında bilgi alabilir miyiz? Bu doğrultuda, yeni yatırımlarınız ve sürdürülebilir yeni ürünleriniz/yeni markalarınız olacak mıdır?

İnşaat sektöründe Ar-Ge çalışmaları, yazılım, bilişim-iletişim, ilaç sektörü, biyoteknoloji sektörleri kadar ne yazık ki ön planda değil. Ancak özellikle devletlerin ve kurumların sürdürülebilirlik hedeflerinin artması, inşaat malzemeleri sektöründe de yenilikçi ürünleri ve inovasyonu desteklemeye başladı. Çevreci malzemeler üzerine çalışmalar ve yatırımlar artıyor. 

Biz de yenilikçi çözümler sunarak kaynak tüketimini azaltan, döngüsel ekonomiyi destekleyebilecek, karbon ayak izini düşürebilecek ve enerji verimliliğini artıran çevre dostu malzemelerin geliştirilmesine odaklanıyoruz. Ar-Ge çalışmalarımızın hepsini sayamam tabii ki ancak birkaç örnek vermem gerekirse binalarda enerji verimliliğini arttırmayı amaçlayan faz değiştiren malzemeler, geri dönüşüm hammaddelerin mühendislik özelliklerinin iyileştirilmesi, kullanım alanı sınırlı olan atık malzemelerden yapı sektöründe kullanılabilecek ürünler, ömrünü tamamlamış asfaltın yeniden kullanılması gibi farklı konular üzerine çalışıyoruz. 

Sonuç olarak dünyamızın ve ülkemizin kaynakları sınırlı. İnovatif ürünler daha az kaynakla ve çevresel etki ile ihtiyacımız olan projelerin yapılmasına olanak sağlayacaktır. Sürdürülebilir ürün yelpazemizi genişletmek için Ar-Ge çalışmalarımız ve yatırımlarımız sürekli devam ediyor.

5. Sürdürülebilir Çevre Politikaları ve Yaşanabilir Çevre Stratejileri adına uygulanan Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ve Avrupa Birliği İklim Hedefleri bir takım değişiklikleri de beraberinde getirmiştir. Bu kapsamda, 2030 yılına kadar Sera Gazı Emisyon Oranlarının çok ciddi oranda azaltılması ve 2050 yılında da net sıfırlanması hedeflemektedir. Geliştirdiğiniz ürünlerinizin üretim ve dağıtım süreçleri doğrultusunda çevresel etkileri de düşünüldüğünde, “Kurumsal Karbon Ayak İzi” konularında neler söylemek istersiniz?

Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı aslında bizim için büyük bir fırsat.  Ürünlerimizin büyük bir bölümü döngüsel ekonomiye katkı sunan, geri dönüşüm malzeme kullanımına destek olan, yapıların yaşam döngü süresini uzatan, yapıların yaşam döngü süresi boyunca çevresel etkilerini azaltan ürünler. Türkiye gibi AB ile ticaretin çok önemli olduğu bir ülkede bu düzenleme, karbon emisyonlarını azaltmak ve sürdürülebilir üretim süreçlerine geçiş yapmak adına sektörümüz açısından da büyük bir fırsat. 

Bu sene fabrikamızın güncel ve 2021 yılına kadar giden geçmiş faaliyetlerinden kaynaklı karbon ayak izini belirleme çalışmalarını tamamladık. ISO 14064-1 standardına uygun olarak 2023 takvim yılı kurumsal karbon ayak izi doğrulamamızı TUV – Avusturya’nın denetiminde yaptık. Çevresel performansımızı arttırmak için nerelere odaklanmamız, neleri iyi yaptığımızı, neleri geliştirmemiz gerektiğini daha iyi anladık, stratejilerimizi güncelledik. Bu kapsamda, yenilenebilir enerji kaynakları kullanımı ve enerji verimliliği artırıcı uygulamalara geçiş yapıyoruz.

6. Sürdürülebilir Gelecek odaklı bir firma olarak geleceğe yönelik sürdürülebilirlik hedefleriniz, hedefleriniz doğrultusunda oluşturduğunuz yol haritanız hakkında da bilgi alabilir miyiz?

Gelecek için öncelikli hedeflerimiz arasında döngüsel ekonomi prensiplerini şirket genelinde uygulayarak hem kurum karbon ayak izimizi hem de ürünlerimizin ürün karbon ayak izlerini azaltmak yer alıyor. 

Üretim süreçlerimizde verimliliği arttırmayı, atıklarımızı azaltmayı, sürdürülebilir tedarik zinciri uygulamalarını ve karbon ayak izimizi azaltma hedeflerimizi destekleyen tedarikçi iş birliklerini önemsiyoruz. Özellikle fabrika yakınımızda iş birliği yaptığımız geri dönüşüm plastik hammadde tedarikçileri ile hem bölgemizde döngüsel ekonomiyi desteklemeyi hem de ihtiyacımız olan hammaddeleri daha yakın bölgelerden tedarik edebilmeyi amaçlıyoruz. Bu gibi ortaklıklar, karbon ayak izimizi azaltma hedeflerimize daha hızlı ulaşmamıza olanak tanıyor.

Enerji kaynaklı karbon ayak izimizi azaltmaya yönelik olarak şu anda güneş enerjisi santrali yatırımımıza başladık. İlk aşamada 2025 yılı ikinci yarı yılı itibari ile elektrik ihtiyacımızın yaklaşık yüzde otuzunu güneş enerjisi ile sağlayacağız. 2027 yılına kadar elektrik ihtiyacımızın tamamını yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamayı hedefliyoruz. Ayrıca enerji verimliliğini arttırıcı projeler geliştiriyoruz.

Kurumsal sürdürülebilirlik hedeflerimizi kurum içi ve dışı olarak da ayırıyoruz.  Kurumsal sürdürülebilirlik stratejimiz kapsamında çevre dostu malzemelerin kullanımını artırmayı da hedefliyoruz. Ürünlerimizim sunduğu çevresel faydaları daha iyi ve kapsamlı anlatarak çevresel farkındalığı arttırmamızın da ürün tedarik ettiğimiz veya edemediğimiz projelerin karbon ayak izleri açısından önem arz ettiğinizi düşünüyoruz. Ülkemizin ve sektörümüzün uzun vadeli iklim stratejisine elimizden geldiğince katkı sunmak ve destek olmak istiyoruz.

7. Röportajımızın sonuna eklemek istediğiniz mesajlar ve duyurular var mıdır?

Sürdürülebilir bir geleceğe katkı sağlama yolunda hepimizin birey, aile, şirket olarak sorumluluğu var. Sektörümüzde sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşabilmek için inşaat sektörünün tüm paydaşlarıyla el birliğiyle hareket etmek bizim için büyük bir öneme sahip. Çevreye, topluma ve geleceğe değer katan her adımımızdan mutluluk ve gurur duyuyoruz.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

İzocam’a İki Prestijli Ödül Birden!

Yayınlandı

-

Türkiye’nin en büyük yalıtım üreticisi İzocam, Ar-Ge ve inovasyon alanındaki başarılarını iki ayrı prestijli ödülle taçlandırdı.

İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru, Yılın Yeşil Yapı Malzemesi & Teknolojisi 2025 ödülleri kapsamında “Yılın Yeşil Yapı Malzemesi” seçilirken; İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası, Şantiye’nin Yıldızı 2025 ödüllerinde “Şantiye® Özel Ödülü”ne layık görüldü.

Türkiye’nin en büyük yalıtım üreticisi İzocam, Ar-Ge ve inovasyon alanındaki başarılarını iki ayrı prestijli ödülle taçlandırdı. Firmanın, yalıtım sektöründe fark yaratan ürünleri arasında yer alan İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru, Yılın Yeşil Yapı Malzemesi & Teknolojisi 2025 ödülleri kapsamında “Yılın Yeşil Yapı Malzemesi” ödülüne layık görülürken; İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası ise Şantiye’nin Yıldızı 2025 ödüllerinde “Şantiye® Özel Ödülü”ne layık görüldü. Şantiye® Dergisi ve Dijital Platformları tarafından bu yıl 6’ncısı düzenlenen “Yılın Yeşil Yapı Malzemesi & Teknolojisi” ve “Şantiye’nin Yıldızı” ödülleri, yeni-inovatif-sürdürülebilir çözümlerin inşaat sektörüne daha yakından tanıtılması amacıyla gerçekleştiriliyor.

İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru, Sanayi Tesislerine Özel Olarak Geliştirildi

Sektörde 60 yılı aşkın deneyimiyle sürdürülebilir, güvenli ve yüksek kaliteli yalıtım çözümleri sunan İzocam, geçen sene piyasaya kazandırdığı yeni ürünü “HT Camyünü Prefabrik Boru” ile yüksek sıcaklıklarda yalıtım performansını bir üst seviyeye taşıdı. Performans, güvenlik ve konforu bir arada sunduğu bu ürününü sanayi tesislerine özel olarak tasarlayan lider firma, endüstriyel yalıtıma güçlü bir katkı daha sunmuş oldu.

Yüzde 80’e kadar geri dönüştürülmüş içeriğe sahip camyününden imal edilen ve dış yüzeyi alüminyum folyo ile kaplanan bu inovatif ürün, 450°C’ye kadar sıcaklıklara dayanıklılığı ile öne çıkıyor. Sanayi tesisleri, enerji santralleri, doğalgaz ve petrokimya hatları gibi yüksek sıcaklıkla çalışan sistemlerde ideal bir çözüm sunan bu benzersiz ürün, tesisatlarda ve boru hatlarında ısı yalıtımı, terleme ve donmaya karşı koruma gibi temel işlevlerinin yanı sıra; basınçlı su borularında titreşim ve ses yalıtımı amacıyla da kullanılıyor.

A sınıfı yangın dayanımı ile öne çıkan “İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru”, yangın güvenliği açısından da önemli bir avantaj sunuyor. Yüksek sıcaklıklarda bile düşük ısı iletkenlik değerleriyle mükemmel bir enerji tasarrufu sağlayan ürün, çalışanlar için daha sessiz, güvenli ve konforlu bir ortam yaratılmasına katkıda bulunuyor. Modüler yapısı sayesinde kolay montaj imkânı sunan “İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru”, montaj sürecinde zaman ve iş gücünden de önemli ölçüde tasarruf edilmesini sağlıyor. Böylece büyük ölçekli endüstriyel projelerde hem ekonomik hem de verimli bir tercih olarak öne çıkıyor.

İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası ile Yalıtımı Zirveye Taşıdı

İzocam, geçen yıl sektöre kazandırdığı diğer ürünü “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası” ile de iç mekan tasarımında estetik ve işlevi bir arada sunuyor. Üstün teknik performansı şık tasarımla birleştiren bu özel ürün, modern mimarinin ihtiyaçlarına kusursuz bir çözüm getirirken yalıtımı da zirveye taşıyor.

“İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası”, yüksek performanslı mineral yün yapısı sayesinde A sınıfı yangın dayanımı sunarken, aynı zamanda ses ve ısı yalıtımında da üstün bir performans sergiliyor. Farklı en, boy ve kalınlık seçenekleri ile projelere esneklik kazandıran bu yenilikçi çözüm, üzerindeki dekoratif cam tülü kaplama sayesinde estetik beklentileri de karşılıyor. Ofislerden okullara, kamu binalarından alışveriş merkezlerine kadar birçok alanda kullanım için ideal olan ürün, mekanlara güvenli ve konforlu bir atmosfer kazandırıyor.

Mineral yünün doğal ses yutma özelliği, “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası”nın en güçlü yönlerinden biri. Ortamda oluşan gürültüyü önemli ölçüde azaltarak daha huzurlu ve verimli yaşam alanları sunan “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası”, okul ve ofislerde hem öğrenciler hem de çalışanlar için dikkatlerini daha kolay toplayarak, performanslarını artırabilecekleri ortamların oluşmasına maksimum katkı sağlıyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Şişecam’ın 2026 İlk Çeyrek Net Satışları 57,5 Milyar TL Oldu

Yayınlandı

-

Cam ve kimyasallar sektörlerinin küresel oyuncusu Şişecam, 2026 yılı birinci çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. Şirket, yılın ilk üç ayında 57,5 milyar TL net satış elde etti. Bu dönemde Şişecam’ın toplam satışları içinde uluslararası satışlarının payı yüzde 61 seviyesinde gerçekleşirken; toplam yatırımları 5,7 milyar TL, ihracatı ise 228 milyon dolar oldu. Şişecam’ın aynı dönemdeki üretim performansı da güçlü seyrini sürdürdü. Şirket, ilk çeyrekte 1,3 milyon ton cam, 1,1 milyon ton soda külü ve 0,9 milyon ton endüstriyel hammadde üretimi gerçekleştirdi.

“2026, dayanıklılığın test edildiği bir yıl”

Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, ilk çeyrek sonuçlarını değerlendirirken küresel ekonomik görünüme dikkat çekti: “2026 yılı, jeopolitik gelişmelerin, enerji arzına ilişkin endişelerin ve süregelen enflasyon baskılarının etkisiyle başladı. Özellikle Orta Doğu’da artan gerilim, küresel ölçekte yeni bir maliyet baskısı ve enflasyon dalgası beklentisini güçlendirdi. Bu tablo, sıkı para politikalarının devamını desteklerken, şirketler açısından daha dayanıklı ve esnek yapılar kurma ihtiyacını da ön plana çıkardı.

Bu ortamda Şişecam, küresel konumlanmasının avantajlarını kullanarak ve katma değerli ürün portföyünü geliştirerek risk odaklı yaklaşımı sürdürdü. 2025 boyunca uyguladığımız dengeli ve disiplinli yönetim anlayışını 2026 yılına da kesintisiz şekilde taşıyoruz. Teknoloji odaklı dönüşümümüze devam ederken, enerji verimliliği ve maliyet optimizasyonu programlarımızı hızlandırıyor; aynı zamanda tedarik zincirimizi daha da güçlendiriyoruz.”

Yatırımlar büyümeyi destekliyor

Yücel, Şişecam’ın 2026 yılına güçlü bir yatırım performansıyla başladığını vurgulayarak şunları söyledi: “Yıla, orta ve uzun vadede gelirlerimizi destekleyecek yatırımlarımızı devreye alarak başladık. Avrupa’daki ilk cam ambalaj yatırımımız olan Macaristan Kaposvár tesisimizde ilk fırınımızı test üretimi için devreye aldık. Bulgaristan ve İtalya’daki düz cam tesislerimizde devreye aldığımız iki yeni kaplamalı cam hattı ile Avrupa’daki kaplama kapasitemizi yaklaşık iki katına çıkararak katma değerli ürün portföyümüzü genişlettik.

Tarsus’ta hayata geçirdiğimiz yeni yeşil saha düz cam yatırımımızda TR9 hattını devreye alarak yıllık 432 bin ton brüt üretim kapasitesi oluşturduk ve dünyanın en büyük düz cam üretim komplekslerinden birine ulaştık.

Ayrıca Kuzey İtalya düz cam fabrikamızda planlı bakım ve soğuk tamir çalışmalarını tamamlayarak üretimi yeniden başlattık. Planlı duruş yönetimi sayesinde Avrupa’daki diğer tesislerimizin kapasite kullanım oranlarını dengeli şekilde optimize ederken, bu adım ile FVÖK seviyesindeki kârlılığımıza 25 milyon Euro olumlu katkı sağladık.”

Finansman ve nakit yönetiminde güçlü adımlar

Yücel, finansman tarafındaki gelişmelere de dikkat çekti: “2026 yılının başında İngiltere’deki bağlı ortaklığımız üzerinden 500 milyon ABD doları tutarında Eurobond ihracı gerçekleştirdik. 1,7 milyar ABD doları talep gören bu işlem, uluslararası yatırımcıların Şişecam’a duyduğu güveni bir kez daha teyit etti.

Son bir yıl içinde sağladığımız uzun vadeli kaynaklarla birlikte bu işlem, küresel belirsizlikler karşısında likidite yönetimimizi güçlendirmemize önemli katkı sağladı.”

Yılın geri kalanında odak: verimlilik ve değer yaratma

2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin değerlendirmelerin ardından Yücel, yılın geri kalanıyla ilgili beklentilerini şöyle paylaştı: “İlk çeyrekte elde ettiğimiz performans güçlü bir zeminde ilerlediğimizi gösteriyor. Yılın geri kalanında da dengeli ve disiplinli yönetim anlayışımızı sürdürmeye; devreye giren yeni yatırımlarımızdan azami verim sağlamaya, şirket değerimizi artırmaya ve kârlılığı önceliklendirmeye devam edeceğiz.

Bu doğrultuda portföyümüzü daha rasyonel ve katma değerli bir yapıya dönüştürürken, müşteri odaklı yaklaşımımızı daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Güçlü finansal disiplinimiz, genişleyen katma değerli ürün portföyümüz, nitelikli müşteri yapımız ve Şişecam’ın 90 yıllık tecrübesi ile küresel rekabette fark yaratmaya devam edeceğiz.”

Okumaya Devam Et

GENEL

Tabanlıoğlu Mimarlık ve Erişilebilir Her Şey’den  “Herkes İçin Tasarım” Adımı

Yayınlandı

-

Türkiye’deki binaların %66,9’unun erişilebilir olmadığı günümüzde, Tabanlıoğlu Mimarlık kendi tasarım süreçlerindeki kapsayıcılığı artırmak ve ekiplerinin farkındalığını tazelemek amacıyla, Dünya Engelliler Haftası öncesinde “Erişilebilir Her Şey” ile özel bir eğitim programı düzenledi.

Tabanlıoğlu Mimarlık, yapısal çevrenin herkes için eşit kullanılabilir olması yönündeki hassasiyetini kurum içi bir eğitimle pekiştirdi. Farklı engel grupları için hizmetleri ve mekânları daha erişilebilir hale getirmeyi hedefleyen sosyal girişim Erişilebilir Her Şey (EHŞ) ile bir araya gelen mimarlık ofisi, 7 Mayıs tarihinde tasarım ekiplerinin katılımıyla “Evrensel Tasarım ve Fiziksel Erişilebilirlik Eğitimi” gerçekleştirdi.

Mimari Tasarımda Uzmanlığa Verilen Değer

TÜİK verilerine göre Türkiye’deki binaların %66,9’u erişilebilir standartları karşılamıyor. Dünya nüfusunun %15’ini engellenen bireylerin oluşturduğu gerçeği göz önüne alındığında, mekânsal erişilebilirlik giderek daha önemli bir ihtiyaç haline geliyor.

Mimari tasarım süreçlerinde akustik, trafik, yangın ve cephe gibi alanlarda uzman danışmanlarla her zaman yoğun bir iletişim içinde olan Tabanlıoğlu Mimarlık; erişilebilirlik standartları konusunda da aynı profesyonel yaklaşımı benimsiyor. Her projede erişilebilirlik uzmanlarıyla çalışma fırsatı olmamasından yola çıkan ofis, bu iş birliği sayesinde kendi mimari tasarım ekiplerinin evrensel tasarım konusundaki bilgilerini güncellemeyi ve genişletmeyi hedefliyor.

Tasarımda Eşitlikçi ve Yenilikçi Bir Bakış Açısı

7 Mayıs’ta gerçekleşen eğitim programında; evrensel tasarım kuralları, fiziksel erişilebilirlik standartları, iç ve dış mekânda yatay/dikey dolaşım ilkeleri ele alındı. Görme, işitme, bilişsel ve fiziksel farklılıkları olan bireylerin ihtiyaçları doğrultusunda, herkesin kullanımını eşit hale getiren tasarım anlayışı masaya yatırıldı.

Okumaya Devam Et

Son Yazılar

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye