İnşaat Projelerinde Karbon Ayak İzini Azaltmanın Yolları - Yapı İnşaat Dergisi
Bizimle iletişime geçin

GENEL

İnşaat Projelerinde Karbon Ayak İzini Azaltmanın Yolları

Yayınlandı

-

İnşaat sektörü, dünya çapında karbon emisyonlarının yaklaşık %39’undan sorumludur. Bu oran, yapıların inşası, malzeme üretimi, enerji tüketimi ve atık yönetimi gibi süreçlerden kaynaklanmaktadır. Karbon ayak izinin azaltılması, hem çevresel sürdürülebilirlik hem de ekonomik faydalar açısından kritik bir öneme sahiptir. İşte inşaat projelerinde karbon ayak izini azaltmanın yolları ve sürdürülebilir uygulamalar.


1. Karbon Ayak İzi Nedir?

Karbon ayak izi, bir ürün, hizmet veya sürecin yol açtığı toplam sera gazı emisyonlarının ölçüsüdür. İnşaat sektöründeki karbon ayak izi, iki ana kaynaktan oluşur:

  • Yerleşik Karbon: Malzemelerin üretim, taşıma ve montaj süreçlerinden kaynaklanan emisyonlar.
  • Operasyonel Karbon: Yapıların enerji tüketiminden kaynaklanan emisyonlar.

Karbon ayak izinin azaltılması, her iki alanda da yenilikçi ve sürdürülebilir yaklaşımları gerektirir.


2. Malzeme Seçimi ve Üretim Süreçleri

Sürdürülebilir malzeme seçimi, karbon ayak izinin azaltılmasında önemli bir rol oynar.

  • Geri Dönüştürülmüş Malzemeler: Çelik, alüminyum ve beton gibi geri dönüştürülmüş malzemeler kullanılarak üretimden kaynaklanan karbon salınımı düşürülebilir.
  • Düşük Karbonlu Malzemeler: Ahşap, bambu ve kenevir beton gibi doğal ve düşük karbon salınımına sahip malzemeler tercih edilebilir.
  • Yerel Malzemeler: Nakliye sürecinde ortaya çıkan emisyonları azaltmak için yerel kaynaklardan elde edilen malzemeler kullanılmalıdır.

3. Enerji Verimliliği

Enerji tüketimini azaltarak operasyonel karbon salınımını minimuma indirmek mümkündür:

  • Yalıtım Sistemleri: İyi bir yalıtım, enerji tasarrufu sağlar ve ısıtma-soğutma maliyetlerini düşürür.
  • Yenilenebilir Enerji Sistemleri: Güneş panelleri, rüzgar türbinleri ve jeotermal sistemler, binaların enerji ihtiyacını sürdürülebilir kaynaklardan karşılar.
  • Akıllı Bina Teknolojileri: Sensörler ve otomasyon sistemleri, enerji kullanımını optimize eder.

4. İnşaat Sürecinde Karbon Azaltımı

İnşaat sürecinde uygulanan bazı yöntemler karbon salınımını önemli ölçüde azaltabilir:

  • Prefabrik ve Modüler Yapılar: Fabrikada üretilen yapı elemanları, sahada daha az enerji ve kaynak tüketimiyle montajlanır.
  • Dijital Teknolojiler: BIM (Yapı Bilgi Modellemesi) ve 3D yazıcılar, inşaat sürecinde israfı önler.
  • Elektrikli Araçlar: Şantiyelerde kullanılan elektrikli araçlar, dizel makinelerle karşılaştırıldığında çok daha az karbon emisyonu üretir.

5. Atık Yönetimi ve Geri Dönüşüm

İnşaat projelerinde çıkan atıkların doğru bir şekilde yönetilmesi, karbon ayak izini azaltmaya yardımcı olur:

  • Atık Azaltma Stratejileri: Şantiyelerdeki malzeme kullanımını optimize ederek atık miktarını azaltın.
  • Geri Dönüşüm: Beton, metal ve ahşap gibi atık malzemeler geri dönüştürülerek yeniden kullanılabilir.
  • Biyolojik Atık Yönetimi: Organik atıklar kompostlanarak çevreye zarar vermeden bertaraf edilebilir.

6. Yeşil Bina Sertifikaları

Yeşil bina sertifikaları, sürdürülebilir ve çevre dostu inşaat projelerini teşvik eder. Öne çıkan sertifikalar şunlardır:

  • LEED (Leadership in Energy and Environmental Design): Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik standartlarını belirler.
  • BREEAM (Building Research Establishment Environmental Assessment Method): Çevresel performansı değerlendirir.
  • EDGE (Excellence in Design for Greater Efficiencies): Kaynak verimliliği odaklıdır.

7. İyi Uygulama Örnekleri

Karbon ayak izini azaltmada başarılı olan projeler, diğer inşaat projelerine ilham kaynağı olabilir:

  • Bosco Verticale (Milano, İtalya): Yeşil cephelere sahip yüksek katlı bina, çevre dostu tasarımıyla dikkat çeker.
  • The Crystal (Londra, İngiltere): Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji sistemleriyle karbon salınımını minimuma indirmiştir.
  • Masdar City (Abu Dhabi, BAE): Karbonsuz bir şehir konsepti sunan inovatif bir projedir.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Rönesans Enerji, Rönesans Gayrimenkul’ün öz tüketimi için 51 MW’lık yeşil enerji yatırımı yapacak

Yayınlandı

-

Türkiye’nin ilk 20 yıl vadeli Yenilenebilir Enerji Yatırım ve Tedarik Anlaşması hayata geçiyor.

Türkiye’nin en büyük üç yeşil enerji şirketinden biri olma hedefi doğrultusunda yatırımlarını hız kesmeden sürdüren Rönesans Enerji, grup şirketlerinden Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın öz tüketim ihtiyacını karşılamak üzere iki yeni projeyi hayata geçiriyor. Bu kapsamda, İzmir’de 35 MWm kurulu gücünde bir rüzgâr enerjisi santrali (RES) ve Kırşehir’de 16 MWp kurulu gücünde bir güneş enerjisi santrali (GES) olmak üzere toplam 51 MW kapasiteye sahip projelerin yatırımı gerçekleştirilecek. İş birliğiyle birlikte, Rönesans Gayrimenkul portföyünde yer alan varlıkların toplam elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 70’i karşılanacak.

Rönesans Enerji ile Rönesans Gayrimenkul Yatırım arasında imzalanan anlaşma kapsamında, Türkiye’nin ilk 20 yıl vadeli Yenilenebilir Enerji Yatırım ve Tedarik Anlaşması (YEYTA) modeli hayata geçirildi. Yatırım ve işletme süreçlerinin enerji üretim şirketi tarafından üstlenildiği bu model çerçevesinde Rönesans Enerji, Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın ihtiyaç duyduğu enerji tesislerini kuracak ve işletmesini sağlayacak. Bu kapsamda; İzmir’de 35 MWm kurulu gücünde bir rüzgâr enerjisi santrali (RES) ve Kırşehir’de 16 MWp kurulu gücünde bir güneş enerjisi santrali (GES) olmak üzere toplam 51 MW kapasiteye sahip tesisler kurulacak. Bu kurulu güç kapasitesi ile yıllık 142 milyon kWh’lık üretim bekleniyor. İş birliğiyle birlikte, Rönesans Gayrimenkul portföyünde yer alan varlıkların toplam elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 70’i karşılanacak.

Rönesans Holding Enerji Grup Başkanı Emre Hatem, grup şirketleri Rönesans Gayrimenkul Yatırım ile imzaladıkları YEYTA modeli ile Türkiye’de bir ilki daha gerçekleştirdiklerini belirterek şöyle konuştu: “Bir örneğini gayrimenkul grup şirketimizle imzaladığımız YEYTA modelinde yatırım maliyetinin tamamı Rönesans Enerji tarafından karşılanıyor. Proje geliştirme, inşaat, tedarik, finansman, devreye alma ve işletme gibi tüm süreçler Rönesans Enerji tarafından yürütülürken, tüketici herhangi bir yatırım yükü üstlenmeden kendi ihtiyaçlarına yönelik yeşil elektrik tedarik edebiliyor. Bu sayede hem sera gazı emisyonlarının hem de elektrik maliyetlerinin düşürülmesi amaçlanıyor. Ayrıca tüketiciler, yatırım ve işletme risklerini üstlenmeden, tüketim kapasiteleri kapsamında lisanssız üretim haklarını 20 yıl vadeli bir sözleşme ile güvence altına alabiliyor.

Bu model ile indirimli yeşil elektrik tedarik edilebildiğine dikkat çeken Emre Hatem, “Tüketicinin elektrik üretimi için herhangi bir sermaye ayırmasını gerektirmeyen bu yapı sayesinde, lisanssız üretim projeleri de lisanslı projelerde olduğu gibi enerji üretim şirketlerinin uzmanlığıyla hayata geçiriliyor. Böylece tüketici kendi faaliyet alanlarına odaklanmaya ve sermayelerini esas iş kolları için kullanmaya devam edebiliyor. Bu yaklaşım hem sektörel düzeyde hem de makro ölçekte toplam verimliliğin artmasına katkı sağlıyor” dedi.

RÖNESANS GAYRİMENKUL YATIRIM PORTFÖYÜNDEKİ TÜM VARLIKLARIN ELEKTRİK İHTİYACI KARŞILANACAK

Rönesans Gayrimenkul Yatırım Genel Müdürü Yağmur Yaşar, 2017 yılından bu yana uygulanan enerji yönetimi ve tasarruf önlemleri sayesinde, varlıkların merkezi otomasyon ve enerji izleme sistemleri ile proaktif şekilde yönetildiğini, bu sürecin LED dönüşüm projeleriyle de desteklendiğini belirtti. Bu çalışmaların somut sonuçlar verdiğini vurgulayan Yaşar, alışveriş merkezlerinde 2025 yılı sonu itibarıyla, 2017 yılına kıyasla birim inşaat alanı başına ortak alan elektrik tüketiminin yüzde 60,4 oranında azaltıldığını ifade etti.

Yeşil enerjiye geçiş kapsamında yürütülen projelere de değinen Yaşar, 2028 yılı itibarıyla tüm projelerin enerji ihtiyacının yüzde 100’ünün yenilenebilir kaynaklardan karşılanmasının hedeflendiğini açıkladı. Bu doğrultuda Rönesans Enerji ile YEYTA imzalandığını belirten Yaşar, Rönesans Gayrimenkul Yatırım portföyündeki gayrimenkullerin elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 70’inin yeşil enerji kaynaklarından sağlanacağını kaydetti. Söz konusu anlaşmanın, şirketin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasında önemli bir kilometre taşı olduğunun altını çizdi.

Rönesans Enerji ise geliştirdiği yenilikçi ve güvenilir yeşil enerji çözümleriyle iş ortaklarının sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlarken, Türkiye’nin enerji dönüşümüne ivme kazandırmaya devam ediyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Schmid Pekintaş, SolarEX 2026’ya P-Tech lansmanıyla damga vurdu

Yayınlandı

-

Avrupa’nın en büyük güneş paneli üretim kapasitesine sahip Schmid Pekintaş, bu yıl 8-10 Nisan tarihleri arasında 18’incisi düzenlenen SolarEX 2026’ya damgasını vurdu. Kurulduğu günden bu yana fuarın daimi katılımcısı olan şirket, bu yıl stratejik yatırımı P-Tech’in lansmanını gerçekleştirerek yüksek verimlilikli yerli panel çözümleriyle teknoloji odağını ve üretim gücünü bir kez daha ortaya koydu.

Schmid Pekintaş, bu yıl 18’incisi düzenlenen SolarEX – Uluslararası Güneş Enerjisi Teknolojileri ve Depolama Fuarı’nda, kurulduğu günden bu yana fuara katılımını sürdürerek sektördeki güçlü konumunu pekiştirdi. Fuarın öne çıkan başlıklarından biri, Schmid Pekintaş’ın güneş hücresi teknolojisindeki atılımını temsil eden P-Tech markasının tanıtımı oldu. 5 Nisan itibarıyla fabrikada tam kapasite üretime başlayan P-Tech, TOPCon G12R Plus hücre teknolojisi ile Türkiye’nin enerji dönüşümüne yerli mühendislik gücü katıyor.

Yüksek verimli panel çözümleri sergilendi

Fuar kapsamında sergilenen yerli üretilen SPE 620 Watt G12R TOPCon Plus Glass-Glass Bifacial güneş panelleri, yüksek güç çıkışı ve gelişmiş hücre teknolojisiyle öne çıkarken; yüksek verimlilik ve uzun ömürlü performans avantajlarıyla dikkat çekti.

“P-Tech ile dikey entegrasyonumuzu güçlendirdik”

Lansman kapsamında açıklamalarda bulunan Schmid Pekintaş Enerji Satış ve Pazarlama Müdürü Kamil Şahinşah, P-Tech yatırımını şu sözlerle değerlendirdi: 

“Enerjide dönüşüm artık yalnızca bir hedef değil, bugünün en kritik sorumluluğudur. 5 Nisan’da üretim meşalesini yaktığımız P-Tech tesisimizle, yüksek verimli hücre üretimini kendi bünyemize taşıyarak dikey entegrasyonumuzu güçlendirdik. SolarEX’te gördüğümüz yoğun ilgi, Türkiye’den dünyaya uzanan bu teknoloji gücünün global pazardaki rekabetçi konumunu şimdiden kanıtlıyor.”

Yeni iş birliklerinin temeli atıldı

Pekintaş için 2026 yılının ilk çeyreği, hem P-Tech yatırımı hem de genişleyen iş hacmiyle verimli geçti. Fuar süresince başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere farklı ülkelerden gelen heyetlerle önemli görüşmeler gerçekleştirildi. Mevcut iş ortaklıklarının pekiştirildiği fuarda, yeni müşteri bağlantılarıyla stratejik iş birliklerinin temelleri atıldı. Güneş enerjisi sektörünün en prestijli buluşma noktalarından biri olan SolarEX’te Schmid Pekintaş, 2. Hol girişindeki standında ziyaretçilerini ağırlayarak fuardan güçlü kazanımlarla ayrıldı. Şirket, 2026’nın geri kalanında P-Tech’in yerli üretim gücüyle küresel pazardaki payını artırmayı hedefliyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Daimler Truck AG’nin Avrupa’daki İlk Konteyner Veri Merkezi Aksaray Kamyon  Fabrikası’nda Devreye Alındı

Yayınlandı

-

Mercedes-Benz Türk, küresel IT organizasyonundaki stratejik sorumluluklarını genişleten yatırımlarına devam ediyor. Daimler Truck AG’nin Avrupa lokasyonları içerisinde ilk kez hayata geçirilen Konteyner Veri Merkezi Aksaray Kamyon Fabrikası’nda devreye alındı. Bu yatırım, şirketin iş sürekliliği ve operasyonel dayanıklılığını üst seviyeye çıkarırken, ileri teknoloji altyapısı ve dijital yetkinliğiyle Türkiye’nin Daimler Truck küresel IT yapılanmasındaki konumunu ve hizmet ihracatındaki etkisini daha da pekiştiriyor.

Mercedes-Benz Türk, sürdürülebilir, dayanıklı ve geleceğe hazır bir veri merkezi mimarisine geçiş hedefi doğrultusunda hayata geçirdiği Container Data Center projesiyle IT altyapısında yeni bir dönemi başlatıyor. Daimler Truck AG’nin Avrupa lokasyonları içerisindeki ilk Konteyner Veri Merkezi olma özelliği taşıyan yatırım, Türkiye’nin Daimler Truck küresel IT yapılanması içindeki stratejik konumunu somut bir şekilde ortaya koyuyor.

Dayanıklı, Modüler ve Geleceğe Yön Veren IT Altyapısı

Yaklaşık 200 kişilik IT ekibiyle dünya genelindeki operasyonlara teknolojik çözümleri sunmayı sürdüren Mercedes-Benz Türk, bu yeni altyapı yatırımıyla bilgi teknolojileri alanındaki yetkinliğini daha da ileri taşıyor. Aynı zamanda Türkiye’den gerçekleştirilen IT hizmet ihracatını güçlendirerek küresel ölçekte katma değer üretmeye devam ediyor. 

Deprem ve diğer fiziksel risklerden bağımsız, modüler ve yüksek enerji verimliliğine sahip olarak tasarlanan veri merkezi, İstanbul ve Aksaray arasında yaklaşık 700 kilometrelik coğrafi yedeklilik sağlayarak kritik iş uygulamalarının kesintisiz, güvenli ve sürdürülebilir şekilde çalışmasını güvence altına alıyor. 

Modüler ve ölçeklenebilir mimarisi sayesinde hızlı devreye alınabilir bir yapı sunan merkez, şirketin dijital dönüşüm yolculuğunda daha sade, daha dayanıklı ve daha esnek bir IT altyapısına geçişini destekliyor. Bu yatırım, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin büyüme ve teknoloji gereksinimlerine de cevap verecek şekilde konumlandırıldı.

Açılış törenine Daimler Truck Bilgi Teknolojileri Altyapı Direktörü Kilian Köhnlein, Mercedes-Benz Türk Bilgi Teknolojileri Direktörü Gökçe Bezmez ve Aksaray Kamyon Fabrikası Direktörü Pedro Afonso katıldı.

“Her Sürecin Merkezinde IT var, Türkiye de Daimler Truck Küresel IT Yapılanmasında Stratejik Önemde”

Yeni yatırımın şirket için stratejik önemine dikkat çeken Mercedes-Benz Türk Bilgi Teknolojileri Direktörü Gökçe Bezmez şunları söyledi: “Bilgi teknolojileri, Mercedes-Benz Türk’te üretimden tedarik zincirine, satıştan satış sonrası hizmetlere kadar tüm süreçlerin temelini oluşturuyor. Şirketimizdeki hemen her operasyon, güçlü ve entegre bir IT altyapısı üzerine inşa edilmiş durumda. Aksaray Kamyon Fabrikamızda devreye aldığımız Container Data Center yatırımı, yalnızca teknik bir altyapı hamlesi değil; iş sürekliliğimizi, veri güvenliğimizi ve operasyonel dayanıklılığımızı uzun vadeli bir perspektifle güçlendiren stratejik bir adım.

Daimler Truck AG’nin Avrupa lokasyonları içerisinde hayata geçirilen ilk örnek olması, Türkiye’deki IT organizasyonumuzun küresel ölçekte üstlendiği rolün açık bir göstergesi.

IT Yetkinlik Merkezimiz, İstanbul ve Aksaray’da görev yapan yaklaşık 200 kişilik uzman kadrosuyla Daimler Truck ve Buses’ın dünya genelindeki operasyonlarına hizmet sunmaya ve Türkiye’den değer üretmeye devam ediyor.

Önümüzdeki dönemde mobilite, veri analitiği ve akıllı üretim teknolojileri odağında yatırımlarımızı sürdürerek Daimler Truck’ın küresel IT ağındaki stratejik rolümüzü daha da büyütmeyi hedefliyoruz.”

Okumaya Devam Et

Trendler

Egepen


Kapanma Süresi 20Saniye